Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site

Sorular: Zikir — Sayfa 12

Sohbetlerden Derlenen Sorular

Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv

35.367Soru-Cevap
2.760.705Kelime
51Kategori
378Sayfa

Table of Contents

Zikir(896) — Sayfa 12/13

Cehrî zikir yapmanın müstehap olduguna delil olan hadisleri nedir?

2- Bezzâr ’ın naklettiği hadisi, Hâkim de «el-Müstedrek» te Câbir ’den sahih olarak nakletmiş, ve Câbir ’in şöyle dediğini rivâyet etmiştir:.

خَرَجَ عَلَيْنَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: يَا أَيُّهَا النَّاسُ ، إِنَّ لِلّهِ سَرَايَا مِنَ الْمَلَائِكَةِ تَحُلُّ وَتَقِفُ عَلَى مَجَالِسِ الذِّكْرِ فِي الْأَرْضِ ، فَارْتَعُوا فِي رِيَاضِ الْجَنَّةِ ، قَالُوا: وَأَيْنَ رِيَاضُ الْجَنَّةِ ؟ قَالَ: مَجَالِسُ الذِّكْرِ ، فَاغْدُوَا وَرُوحُوا فِي ذِكْرِ اللَّهِ Câbir (r.a.) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) yanımıza çıkıp geldi, ve şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Şüphesiz yüce Allah’ın yeryüzünde dolaşan gezgin melekleri vardır. Bunlar zikir meclislerinin bulunduğu yerde durup konaklarlar. O halde sizler de cennet bahçelerine giriniz.” Ashâp, “Cennet bahçeleri nerededir?” diye sordu. Allah Rasûlü şöyle buyurdu: “Zikir meclisleridir. Sabah-akşam zikredin…” (Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek, 1/493).

3- Müslim ve Hâkim , Ebû Hüreyre ’den rivâyet etmişlerdir.

إِنَّ لِلّهِ مَلَائِكَةً سَيَّارَةً وَفُضَلَاءَ ، يَلْتَمِسُونَ مَجَالِسَ الذِّكْرِ فِي الْأَرْضِ ، فَإِذَا أَتَوْا عَلَى مَجْلِسِ ذِكْرٍ حَفَّ بَعْضُهُمْ بَعْضًا بِأَجْنِحَتِهِمْ إِلَى السَّمَاءِ ، فَيَقُولُ اللَّهُ: مِنْ أَيْنَ جِئْتُمْ ؟ فَيَقُولُونَ: جِئْنَا مِنْ عِنْدِ عِبَادِكَ يُسَبِّحُونَكَ وَيُكَبِّرُونَكَ وَيَحْمَدُونَكَ وَيُهَلِّلُونَكَ وَيَسْأَلُونَكَ وَيَسْتَجِيرُونَكَ ، فَيَقُولُ: مَا يَسْأَلُونَ ؟ وَهُوَ أَعْلَمُ ، فَيَقُولُونَ: يَسْأَلُونَكَ الْجَنَّةَ ، فَيَقُولُ: وَهَلْ رَأَوْهَا ؟ فَيَقُولُونَ: لَا يَا رَبِّ ، فَيَقُولُ: فَكَيْفَ لَوْ رَأَوْهَا ، ثُمَّ يَقُولُ: وَمِمَّ يَسْتَجِيرُونِي ؟ وَهُوَ أَعْلَمُ بِهِمْ ، فَيَقُولُونَ: مِنَ النَّارِ ، فَيَقُولُ: وَهَلْ رَأَوْهَا ؟ فَيَقُولُونَ: لَا ، فَيَقُولُ: فَكَيْفَ لَوْ رَأَوْهَا ؟ ثُمَّ يَقُولُ: اشْهَدُوا أَنِّي قَدْ غَفَرْتُ لَهُمْ وَأَعْطَيْتُهُمْ مَا سَأَلُونِي وَأَجَرْتُهُمْ مِمَّا اسْتَجَارُونِي ، فَيَقُولُونَ: رَبَّنَا ، إِنَّ فِيهِمْ عَبْدًا خَطَّاءً جَلَسَ إِلَيْهِمْ وَلَيْسَ مِنْهُمْ ، فَيَقُولُ: وَهُوَ أَيْضًا قَدْ غَفَرْتُ لَهُ ، هُمُ الْقَوْمُ لَا يَشْقَى بِهِمْ جَلِيسُهُمْ "Yüce Allah ’ın yeryüzünde dolaşan pek faziletli melekleri vardır. Bunlar yeryüzünde zikir meclislerini araştırır. Bir zik, meclisine uğradıklarında kanatlarıyla birbirlerini örter, ve nihayet kendileri ile dünya seması arasındaki mesafeyi doldururlar. Allah-ü Teâlâ onlara, ‘Nereden geliyorsunuz?’ diye sorar. Onlar, ‘Bizler yeryüzünde seni tesbih eden, tekbir eden, sana hamdeden, tehlil getiren, ve senden himaye isteyen kullarının yanından geliyoruz’ der. Hak Teâlâ onlardan daha iyi bildiği halde: ‘Benden ne istiyorlar?’ diye sorar. Melekler, ‘Cenneti istiyorlar’ der. Yüce Allah , ‘Cenneti gördüler mi?’ diye sorar. Melekler, ‘Hayır Rabbimiz’ diye cevap verir. Allah-ü Teâlâ , ‘Ya cenneti görmüş olsalardı nasıl yaparlardı?’ diye buyurur. Hak Teâlâ onlardan daha iyi bildiği halde, ‘Neye karşı benim himayemi istiyorlar?’ diye sorar. Melekler, ‘Rabbimiz, cehennemin ateşinden’ derler. Yüce Allah , ‘Peki onlar ateşi gördüler mi?’ diye sorar. Melekler, ‘Hayır’ der. Allah-ü Teâlâ , ‘Peki ya ateşi görmüş olsalardı nasıl yaparlardı?’ diye buyurur.

Sonra yüce Allah , ‘Şahit olun ki ben onlara mağfiret ettim, benden istediklerini onlara verdim, himaye etmemi istedikleri şeye karşı onları himayeme aldım’ buyurdu. ( Ebû Hüreyre devamla) dedi ki:

Yine melekler, ‘ Rabbimiz, aralarında falan (adam) vardır. O onlardan olmadığı halde onlarla birlikte oturuverdi’ derler. Yüce Allah : ‘Ona da mağfiret ettim. Bunlar kendileri ile birlikte oturup kalkanın bedbaht olmayacağı bir topluluktur’ buyurdu.” (Hâkim en-Nîsâbûrî, el-Müstedrek, 1/494)

4- Müslim ve Tirmizî bu hadisi Ebû Hüreyre ve Ebû Said el-Hudrî ’den (r.a.) rivâyet etmişlerdir.

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا مِنْ قَوْمٍ يَذْكُرُونَ اللَّهَ إِلَّا حَفَّتْهُمُ الْمَلَائِكَةُ وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ وَنَزَلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ وَذَكَرَهُمُ اللَّهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ Rasûlullah (s.a.v.) şöyle dedi: “Allah’ı zikreden bir topluluğu (mutlaka) melekler kuşatır, (Allah’ın) rahmeti onları kaplar, üzerlerine sekîne iner, ve Allah onları yanındakilere zikreder (anlatır).” (Tirmizî, Daavât, 7).

5- Müslim ve Tirmizî bu hadisi Muâviye ’den nakletmişlerdir.

أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَرَجَ عَلَى حَلْقَةٍ مِنْ أَصْحَابِهِ فَقَالَ: مَا يُجْلِسُكُمْ ؟ قَالُوا: جَلَسْنَا نَذْكُرُ اللَّهَ وَنَحْمَدُهُ ، فَقَالَ: إِنَّهُ أَتَانِي جِبْرِيلُ فَأَخْبَرَنِي أَنَّ اللّهَ يُبَاهِي بِكُمُ الْمَلَائِكَةَ Hz. Peygamber (s.a.v.) , ashâbından bir halkanın (grubun) yanına çıkageldi, ve onlara, “Sizi burada oturtan şey nedir?” diye sordu. Onlar, “Oturmuş Allah’ı zikrediyor, ve ona hamdediyoruz” dediler. Rasûlullah (s.a.v.) , “Bana Cebrâîl geldi, ve Allah’ın sizinle meleklere iftihar ettiğini haber verdi” dedi.” (Tirmizî, Daavât, 7).

6- Hâkim sahih olarak, Beyhakî de «Şuâbü’l-Îmân» da Said el-Hudrî ’den (r.a.) Rasûlullah ’ın (s.a.v.) şöyle dediğini nakletmiştir:

أَكْثِرُوا ذِكْرَ اللَّهِ حَتَّى يَقُولُوا: مَجْنُونٌ "(Münâfıklar) size mecnun diyene kadar, Allah’ı çok zikredin!” (Beyhakî, Şuâbü’l-Îmân, 2/64).

7- Beyhak, «Şuâbü’l-Îmân» da Ebû Cevzâ ’dan Rasûlullah ’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

أَكْثِرُوا ذِكْرَ اللَّهِ حَتَّى يَقُولَ الْمُنَافِقُونَ: إِنَّكُمْ مُرَاءُونَ "Münâfıklar sizlere riyakâr diyene kadar Allah’ı çokça zikredin.” (Beyhakî, Şuâbü’l-Îmân, 2/64).

Bu hadisi zikrettikten sonra Süyûtî (rh.a.) diyor ki:

مُرْسَلٌ ، وَوَجْهُ الدَّلَالَةِ مِنْ هَذَا وَالَّذِي قَبْلَهُ أَنَّ ذَلِكَ إِنّمَا يُقَالُ عِنْدَ الْجَهْرِ دُونَ الْإِسْرَارِ "Bu mürsel bir hadistir. Bunun, ve daha önce geçen hadisin konuya delâleti şudur: Bu (hadiste geçen ifade) sesli okuyuş için söylenir, gizli okuma için değil.".

Kaynak: Netîcetü’l-Fikr fi’l-Cehri bi’z-Zikr | İmâm Süyûtî

Zikrin en hayırlı olanı hafî (gizli) olanıdır hadisiyle çatışan durum nedir?

Bu durum, Kur’ân’ı sesli okuyanın sadakayı açıktan veren gibi olduğu hadisi ile Kur’ân’ı gizli okuyanın sadakayı gizli veren gibi olduğunu belirten hadisler arasındaki karşılaştırmadan kaynaklanmaktadır. Bu hadisler arasında İmâm Nevevî (rh.a.) tarafından şöyle cemetmiştir: "(Buna göre) riyaya düşme, namaz kılan veya uyuyanı rahatsız etme korkusu olduğu zaman, hafî zikir daha faziletlidir. Bunun dışındaki yerlerde ise cehrî zikir faziletlidir. Zira cehr, zikirde daha fazla amel vardır. İşitenlere çok fayda sağlar. Zira cehrî zikir, okuyanın kalbini uyandırır, dikkatini (zikirdeki) fikir üzerine toplar, zikre kulak vermesini sağlar, uykuyu defeder, canlılığı artırır."

Kaynak: Netîcetü’l-Fikr fi’l-Cehri bi’z-Zikr | İmâm Süyûtî

Zikirin gizli (hafî) ve açık (cehrî) formu arasındaki fark nedir?

Zikirin gizli (hafî) formu, riyaya düşme, namaz kılan veya uyuyanı rahatsız etme korkusu olduğu zaman daha faziletlidir. Çünkü bu durumda zikir, işitenlere fayda sağlar, kalbini uyandırır, dikkatini fikir üzerine toplar, uykuyu defeder ve canlılığı artırır. Ancak, bu korku olmayan yerlerde ise cehrî zikir faziletlidir. Zira cehrî zikirde daha fazla amel vardır.

Kaynak: Netîcetü’l-Fikr fi’l-Cehri bi’z-Zikr | İmâm Süyûtî

Sûfîlerin dediği gibi, âyetteki emir tam kâmil şekliyle kimin hastır?

Sûfîlerin dediği gibi, âyetteki emir tam kâmil şekliyle Hz. Peygamber’e (s.a.v.) hastır. Vesveseler, ve reddedilmiş hatıralar sahibi olan kimselere gelince, cehrî (sesli) okumakla emrolunmuşlardır. Zira cehrî okumak, yasaklanmış hatıra, ve vesveseleri defetmekte daha tesirlidir.

Kaynak: Netîcetü’l-Fikr fi’l-Cehri bi’z-Zikr | İmâm Süyûtî

İbn Mes’ûd, zikir yapan bir kavim görmüş ve onları mesciden çıkarmış mı?

İbn Mes’ûd, zikir yapan bir kavim görmüş ve onları mesciden çıkarmıştır. Ancak, bu rivâyetlerin sabit olması durumunda daha önce geçen, ve sabit olan birçok hadisle çelişmiş olur. Kaldı ki ben İbn Mes’ûd’dan, böyle bir şeyin vuku bulmasını imkânsız kılacak şu rivâyeti gördüm: Ahmed b. Hanbel, «Kitâbü’z-Zühd» de Hüseyin b. Muhammed’den, o da Mesudî’den, o da Âmir b. Şakîk’ten Ebû Vâil’in şöyle dediğini nakletmiştir: "Şunlar, Abdullah zikir yapılmasını menederdi, derler. Oysa ben Abdullah’la hiçbir mecliste bulunmadım ki orada Allah zikrediliyor olmasın."

Kaynak: Netîcetü’l-Fikr fi’l-Cehri bi’z-Zikr | İmâm Süyûtî

Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) nedir?

Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akşemseddîn başlıklı metin, zikirin tanımını, tarihsel uygulamalarını, cehrî (sesli) zikrin caiz olduğuna dair âyetler, hadisler ve âlimlerin görüşlerini ele alarak zikirin önemini ve uygulamalarını tartışıyor.

Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş

Cehrî zikir nedir?

Çünkü cehrî zikrin faydası daha çoktur, ve cehrî zikir başkalarına da sirayet eder. Cehrî zikir, zikreden kimsenin kalbini uyandırıp onun bütün dikkatini zikrettiğini tefekkür etmeye yöneltir, ve bu sayede zikreden kişi başkalarını dinlemeyi bırakır. Cehrî zikir, zikredenin dinçliğini artırır, ve düşmanlarını uzaklaştırırken başkalarını da gafletten uyandırır. Amel arttıkça faydası artar, ve sevabı da katlanır.

Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş

Cehrî zikir yapmanın haram olması neden reddedilir?

Cehrî zikir yaparken riyâdan korkan kimse için hafî zikrin tavsiye edildiğine ihtilaf yoktur. Bununla birlikte cehrî zikrin haram olduğuna dair kat’î bir delil de kesinlikle yoktur. 3- Cehrî zikri reddedenlerin delillerinden bir diğeri ise Hz. Peygamber (s.a.v.) ’in yüksek sesle tekbir, ve tehlil getiren bir topluluğu şöyle menetmesidir: "Sizler sağır veya kayıp birisine dua etmiyorsunuz. İşiten, ve nerede olursanız olun sizinle beraber olan Allah’a dua ediyorsunuz." (Müslim, el-Câmiu’s-Sahîh , 17/25.). Bu delile de şu şekilde cevap verilmiştir: Bu hadis bir savaş esnâsında meydana gelmiştir. Bu sözün söylenme sebebi ise düşmanın İslâm ordusunun geldiğini anlamasını engellemektir. Aynı sebeple Hz. Peygamber (s.a.v.) savaş esnâsında deve çanı kullanmayı da yasaklamıştır. 4- Abdullah b. Mes’ûd (r.a.) ’ın mescitte tehlil, ve salavât getiren insanları "Ben sizi bidatçiler olarak görüyorum" diyerek mescitten çıkarması da cehrî zikri reddedenlerin bir diğer delilidir. Bu sözün Abdullah b. Mes’ûd ’a ait olup olmadığının tespiti yapıldıktan sonra –eğer bu söz gerçekten ona aitse- şu söylenebilir: Yapılması caiz olan bir fiil bazen belirli bir sebeple caiz olmayabilir, aksi de böyledir. Bir işin bidat olduğunu insanlara göstermek amacıyla o işi yapmanın caiz oluşu buna örnektir. Mushafların noktalama işaretlerini değiştirmek böyledir. Fetvâlarda cehrî zikir, mescitte bile olsa, "Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden, ve onların yıkılması için çalışandan daha zâlim kim vardır" (Bakara, 2/114) âyetindeki tehditten kaçınmak için menedilmemiştir. Bezzâzî ’nin «Fetâvâ» adlı kitabında da bu şekildedir.

Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş

Cehrî zikir yapmanın faydası var mı?

Cehrî zikrin bunlardan başka pek çok faydası vardır. Hz. Peygamber (s.a.v.) ’in "Zikirlerin en hayırlısı hafî olanı; rızkın hayırlısı da kâfi olanıdır" (Hanbel, Müsned , 1/172) hadis-i şerifi de cehrî zikrin yasaklandığı anlamına gelmez. Oysa cehrî zikri inkâr eden kişi bu hadisle cehrî zikrin haram olduğunu ispat etmeyi amaçlamaktadır. Cehrî zikri inkâr edenin, tehlil yaparken sesi yükseltmenin mekruh, ve haram olduğuna ilişkin furû’ ve usûl kitaplarından, ve şeriattan yaptığı nakillerin hükmü ise –bu rivâyetlerin doğruluğu tespit edildikten sonra- ancak haram bi’l-gayri, ve mekruh bi’l-gayridir. (Yani bu hükümler, cehrî zikrin bizzat kendisi haram veya mekruh sayan hükümler değildir, haram veya mekruh olan başka bir sebepten dolayı cehrî zikrin haram veya mekruh oluşunu açıklayan hükümlerdir) Örneğin cehrî zikir yaparken ihlâsını kaybederek riyâya düşme ihtimalinden dolayıdır, böyle bir durum, yoksa cehrî zikir mekruh veya haram olmaz. "Cehrî zikir riyâdan tamamen uzak olamaz" diyenlerin iddiası ise bütün müminler hakkında kendi nefsine kıyas yapmak suretiyle ulaşılan bir su-i zan niteliğindedir. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar helâk oldu! Diyen kimse helâk olmuştur." (Müslim, Birr , 139, Ebû Dâvûd, Edeb , 85).

Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş

Zikir ve semâ ile ilgili bir itiraz nasıl cevaplanır?

Buna şöyle itiraz edilebilir: “Bizim zamanımızdaki insanların aksine ashâb-ı kirâm yaptıkları şeylerde ehil kimselerdi.” Bu söze şöyle cevap verilir: Hüküm herkesi kapsar. Ehliyetin olmaması gibi bir itiraz yanlıştır. -Müminlerden bir kısmı bunu yapmaya ehil ise- böyle söylemek Hz. Muhammed (s.a.v.) ümmetine sû-i zan olur. Ehil olan müminlerin diğerlerinin harama düşmelerini engellemeleri umulur. Çünkü zikir yapan kimseler öyle insanlardır ki onlarla beraber olan kimseler günahkâr değildirler.

Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş

Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akşemseddîn nedir?

Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akşemseddîn, zikir ve semâ ile ilgili konuları ele alır. Metinde semâ, vecd, zikir, ve tasavvufî uygulamalar hakkında bilgiler verilir. Semâ, kalbî hareketlere neden olur, vecd hâli semâ’nın meyvesidir, ve bu uygulamaların tehlikeleri de ele alınır.

Kaynak: Risâle fî’z-Zikrullâh ve Âdâbihâ ve Efdâlihâ (Zikir ve Semâ Hakkında) | Şeyh Akş

Cemaat zikri ve birlik nedir?

Cemaat halinde yapılan zikir, müminler arasında muhabbeti, ve birliği tesis eder. Hepsi bir rabbi tapmak, bir mürşide tâbi olmak, aynı zikri yürekten yapmak; bu, tarîkat-ı Mübarekiyye’nin temel esasıdır.

Kaynak: DAILY WIRD (English)

Normalde is namaz kılarak yap, ister oruç tutarak yap, ister cihat ederek yap, ister hacca giderek yap, ister ömreye yaparaktan yap, hepsi de bunların mıdır?

Zikir ister lisan ile yap, ister kalp ile yap, ister akıl ile yap. Hani tefekkür etmekle alakalı. Normalde is namaz kılarak yap, ister oruç tutarak yap, ister cihat ederek yap, ister hacca giderek yap, ister ömreye yaparaktan yap, hepsi de bunların zikir şemsiyesinin altındadır. Zikrullah bu yapılan ibadetlerin herhangi birisinin altında değildir.

Peygamberler genel olarak hepsi de Allah’ı zikriyle memur olmuşlar ve Allah’ı zikretmeyi de insanlara öğretmişler?

Dünün ve bugünün müşrik kafalı, peygamber ve zikir düşmanlarının Hakkında Ama ayet-i kerime bu noktada direkt sen yine de zikret. Allah’ı zikret. Çünkü sen ne kahinsin ne de mecnunsun. Ayet-i kerime bu. Bu da Cenab-ı Hakk’ın sana nimetidir diyor. O yüzden peygamberler genel olarak hepsi de Allah’ı zikriyle memur olmuşlar ve Allah’ı zikretmeyi de insanlara öğretmişler. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri için de sen Allah’ı zikret. Sen kahin de değilsin. Sen normalde eee mecnun da değilsin noktasında Cenab-ı Hak ona böyle söylüyor. Ve peygamberlerin hepsinin de bütün fiil ve hareketleri, bütün davranışları, bütün düşünceleri dahi birer zikirdir. Cenabı Hakk’ın lütfudur, ikramıdır. Allah’ı zikredenler de bu noktada Allah’ın lütu, ikramıyla, ihsanıyla zikrederler. Ve zikredenler de kahin değildir. Mecnun değildir. Yani deli değildir. Normalde çünkü hani dünkü müşrikler de, bugünkü müşrikler de dünün müşrikleriyle bugünün müşriklerinin arasında bir fark yok. Müşrik müşriktir. Çünkü Adem’den itibaren müşriklerin hemen hemen genel yapıları, münafıkların genel yapıları, kafirlerin genel yapıları, fiiliyatları, düşünceleri birbirlerine benzerler. Müminlerin de benzer. Çünkü Adem’den itibaren bütün dinler İslam’dır. Onun karşısında olanların da hepsi de kafirdir, münafıktır, mürtettir. Adını ne derseniz deyin. O yüzden nasıl dünün müşrikleri o kör akıllarıyla ve kafirleri o normalde nasıl kör akıllarıyla zikrin derinliğini hissedemedilerse, zikrin derinliğini anlamadılarsa anlamadılar. Çünkü zikrin kıymetini de anlamadılar. Öyle olunca hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde mecnun hani deli hükmünü koydular. E şimdi de Allah’ı zikredenlerin üzerinde müşriklerin, kafirlerin, münafıkların, mürtetlerin, Allah düşmanlarının zikredenlerinin üzerinde de eee koydukları hüküm bu. Yani siz delisiniz. Hatta eee ne derler? Bir gün delireceksiniz. 38 yıldan beri benim delirmemi bekleyenler var. Ben hani dervişlikle tanışınca hani bir gün delireceksin sen bir gün kafa gidecek senin deyip de 38 yıldır beklediler. Çünkü normalde o zikrin kıymetini bilmediklerinden, derinini ölçemediklerinden dolayı normalde hem peygamberlerin üzerinde hem de Allah’ı zikredenlerin üzerinde eee konuşulan şeylerin hepsi de birbirine yakındır. İşte bu bir kahin, işte bu bir deli, bu bir büyücü, bu bir sihirci, bu bir şarlatan, bu münafık. Allah’ı zikredenler için dinde bunun yeri yok. Siz kafirsiniz. Hazreti Peygamber böyle bir şey yapmadı. Sanki peygamber zikretmemiş hiç. onca zikir ayetleri, onca zikir hadisleri sanki yokmuş gibi. O yüzden kendilerince bugünün de dünün de müşrik kafalıları, dünün de bugün de zikir düşmanları, dünün de bugün de peygamber düşmanlarının söylediği sözler eee davranış biçimleri üç aşağı 5 yukarı hepsi de aynı.

Bu direkt Cenabı Hakk’ın dilemesi midir?

Allah bir kimsenin zikrullahını dilemiyorsa, o Allah’ı zikredemez. Bu direkt Cenabı Hakk’ın dilemesidir. Sen gider anlatırsın, söylersin, tebliğ edersin. Seninle alay etti veyahut da sana burun kıvırdı. Kalbi mühürlendi onun. Çünkü Allah’ın zikrini tebliğ ediyorsun ona. Allah’ı zikre davet ediyorsun. Eğer o zikri küçük görürse, zikredeni küçük görürse, zikirle ve zikredenlerle alay ederse onun kalbi mühürlenir. O ebediyen zikrullah’a karşı soğuk, zikrullah’a karşı defanslı olur ve öylece kafir olarak ölür. Çünkü kim zikrullah’a düşman oldu, kim zik, zikrullah’a sırtını döndüyse, Allah da ona sırtını döner. Siz çokça namaz kılan görürsünüz. Zikrullah’a düşman ise kafir olarak göçer gider bu dünyadan. Çokça oruç tutanı görürsünüz. Allah’ın zikrine düşman ise, Allah’ın zikrine sırtını döndüyse, zikirle ve zikredenlerle alay ediyorsa o kimse bu dünyadan kafir olarak göçer gider. Hani böyle bakara makara takara tukara diyorsa o kimse kafir olarak göçer gider bu dünyadan. Cenab-ı Hakk’ın bir herhangi bir ayet-i kerimesini eksik noksan gören, eksik noksan gören kafir olarak göçer gider. Bu dünyadan Allah’ın bir kısım ayetlerini ortadan kaldırmayı düşünen Müslüman tipindeki kafirlerin, kafirlerin tövbeleri bile zor kabul olur. Çünkü direkt onlar Kitabullah’a saldırıyorlar. Direkt Kitabullah’a saldırıyorlar. Allah’ın dinini değiştirmeye çalışan, Allah’ın ayetlerini değiştiren, bunlar direkt Kitabullah’a saldırdıklarından dolayı bunlar kafir olarak göçerler, giderler. Tövbe ederse Cenabı Hakla kendi arasındadır. Beni ilgilendirmez. Ama bu halle göçer giderlerse kafir olarak göçerler giderler. Rabbim cümle ümmeti Muhammed’i bu halden korusun. O yüzden özgürdür herkes. Dileyen Allah’ı zikreder. Dileyen Kur’an-ı Kerim’e tabi olur. Dileyen Kur’an ve sünnete tabi olur. Dileyen İslam’a tabi olur. Dilemeyen bu konuda eee zorlama yoktur. Yapmak istemeyen kimse de yapmaz. Zorla olacak bir şey değildir bu. Bir kimseyi siz zorla Kur’an’a tabi tutamazsınız. Bir kimseyi siz zorla zikrullah halakasına oturtamazsınız. Bir kimseyi zorla tevhit çektiremezsiniz. Cenabı Hak 1ci ayette dileyen onu hani Allah’ı zikreder diyor. İkinci ayeti kerimede diyor ki ancak Allah dilerse zikreder. Bu ne demek biliyor musun? Bu senin zikrini Cenabı Hak kendi üzerine aldı. Ey sufi kardeş, sen kendi kendine ben Allah’ı zikrediyorum diye böbürlenme. Sen kendi kendini tepelerde, yükseklerde dolaşma. Sen kibir deryasına kendini atma. Allah dilerse sen zikredersin. Hani başka bir ayet-i kerimede Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz der. O zaman Allah dilemiş sen zikrediyorsun. Bunun normalde şükrünü, bunun hamdini eda etmenin yolunu ara. Eğer zikrullah halakasına oturduysan dünya değil, dünyanın ve ahiretin en önemli ibadetini yapıyorsun. Dünya ve ahiret zenginliğinin zirvesindesin. Allah’ın zikrine oturan bir kimse dünya ve ahiret zenginliğinin hazinesinin ortasına oturmuştur. Hani mescitte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zikrederken üç kişi girdi. Birisi halakanın içine oturdu. Birisi halakanın dışına oturdu. Birisi de döndü gitti. Allah Resulü Zikrullah’tan kesilince dedi ki, "Ey ashabım, bu üç kişiden size haber vereyim mi? Ver ya Resulallah." Halakanın ortasına oturanı Allah zatında barındırdı. Edep edip de dışarıda oturana Allah mağfiret etti, rahmet etti, bereketlendirdi, affetti. Dönüp gidene de dedi Allah ve melekler lanet etti. Zikrullah’tan dönme. Ne olursan ol, hangi tarikata gidersen git, hangi şeyhe intisap edersen et. başına ne geldiyse geldi, ne gelmediyse gelmedi. Zikrullah halakasına devam et. Allah’ı zikretmeye devam et. Ve asla ve asla o zikrullah kapısını terk etme. Allah’a vefasızlık etme. Ve sen eğer zikrullah’a ve zikir edenlere karşı küstahlık beslersen bil ki zikrullah halakasından ve zikrullah etmekten manevi olarak rızkın kesilir. Unutmayın kalpler Rahman’ın iki parmağının arasındadır. onları dilediği yöne çevirir.

Ankabit ayet 45’te de Allah’ı zikir en büyük iştir diyor mu?

İbadetlerin özü, ibadetlerin zirvesi, ibadet lerin bu noktada en yükseği Allah’ı zikretmek. Çünkü Ankabit ayet 45’te de Allah’ı zikir en büyük iştir diyor.

Allah’ı zikredenler ile zikretmeyenlerin arasında büyük bir fark var mıdır?

Allah’ı zikredenler ile zikretmeyenlerin arasında büyük bir fark vardır. Allah’ı zikredenler diri, Allah’ı zikretmeyenler ise ölü gibidir. Allah’ı zikredenlerin diri olması sadece dünya hayatında değildir; Allah’ı zikretlerken ölseler bile mezarlarında, kabirlerinde diridir.

Zikrullah’ı unutanlar ne diyor ayet kerimede?

Allah’ı, zikrullah’ı unutanlar onlar için ne diyor ayeti kerimede? Onlar şeytanın taraftarlarıdırlar. O kimse zikrullah’ı unuttu. Bakın zikrullah’a karşı, zikrullah’a düşman. Zikrullah’ı unuttu, Allah’ı unuttu. Onlar şeytanın taraftarıdır. Ayet-i kerime çok keskin. Bir kimse zikrullah’ı unuttu. Zikrullah’ı da yapmıyor. O kimse şeytanın taraftarı.

Kalbinde zikrullah yoksa ne olur?

Şeytan oraya oturur ve bütün vücudu ihata eder; gözün, elin, ayağın günaha gider.

Zikrullah ile kalp temizlenirse ne olur?

Şeytan kalbinden kovulur; haya sahibi olunur. Kalbi temiz olmayan kimse sabır ehli de olamaz.

Ruhun makamlarında ilerleme sürecinde ne gibi değişiklikler yaşanır?

Kalbimizde iki tane ses vardır. Birisi vicdanımız denilen meleğin sesi, diğeri ise nefsimizin şeytandan aldığı talimattır. Bu iki ses sürekli çalışır. Ancak ruhi gelişim yolculuğunda ilerledikçe, nefsin makamlarını aştıkça durum değişir.

Dünya ve içindekiler ne durumdadır?

Dünya ve içindekiler melundur. İçindekiler de melund, ancak zikrullah ve zikrullah’a yardımcı olanlarla alim veya müteallim hariç.

Sen elini, yüzünü, kolunu, ayaklarını yıka, başını mest midir?

Allah Resulü der ki, "Hadesi-i şerifte, git." Hani malum o şeyden sola necaset bulaştıysa onları yıka. Abdest alır gibi yap. Abdest alır gibi yap. Yani sen elini, yüzünü, kolunu, ayaklarını yıka, başını mest.

Insanların zor nadir zorunluluğu yok mudur?

Abdestin bütün hallerini yap. Öylesi yat yatacaksan yine bu zorunluluk da. Ama şimdi insanların zor nadir zorunluluğu yok.

Her ibadetin bir nuru var mıdır?

Her şeyin bir nuru vardır. Her ibadetin bir nuru vardır. Kur’an okumanın nuru vardır. Birisine bir iyilik yaparsınız. Bir yetimin başını okşarsınız. Birine dua edersiniz. Bakın bu Cenab-ı Hak bunların hepsinden özel bir nur oluşturur.

Zikrullah’ın nuru bütün nurların fev na mıdır?

Zikrullah’ın nuru bütün nurların fev nadir. Bütün nurların, bütün ibadet nurlarının üstünde bir nur olur. Ve cemaatle yapılan zikrullah’ın hepsinden de üstündür.

Allah’ın vermiş olduğu nimet bir tek kıyafet mi sende?

Sende Allah’ın vermiş olduğu hidayet nimeti var. Sende Allah’ın vermiş olduğu sufilik nimeti var. Dervişlik nimeti var. Zikrullah nimeti var. Allah’ın senin üzerine verdiği rızık nimeti var. Sana vermiş olduğu rızıklardan paylaş.

Bütün kainatın zikir senfonisi var mı?

Ama çarşıda dolaşırken, ama yolda yürürken, ama yolculuk yaparken Allah’ı zikret ve o kainatın zikir senfonisine bilinçli olarak sen de katıl. Bütün kainatta bir zikir senfonisi var. Ama senin nefis meratibin olarak bir esma var ise o esma üzerinden yürü. Şeyhin sana dediyse tevhide devam et.

Bütün kainatın tevhit senfonisi var mı?

Tevhit esmasıyla devam et. Bütün kainatın tevhit çektiğini duy. Tevhit çektiğini gör. Bütün zerrelerin, bütün hayvanların, bütün varlıkların tevhit deryasında, tevhit senfonisinde olduğunu gör. O senfoniye sen de katıl. O zikrullah’a sen de katıl. Sonra kendinden geçmişin. Bir kendine geldiğinde hay esmasını söylüyorsun.

Zikrullah noktasında devamlı ayet-i kerimelerde hep teşvik var mıdır?

Zikrullah noktasında devamlı ayet-i kerimelerde hep teşvik vardır. Hep Cenab-ı Hak birçok ayet-i kerimede zikirden bahseder. Zikir dairesi diyorum ya geniştir. Orucu da namazı da abdesti de hayır işlemeyi, hakkı tebliğ etmeyi, sabretmeyi bütün ibadetlerin hepsini de içine alır zeker.

O kimse eğer normalde böyle Allah’ı zikretmezse o zaman o kimsenin üzerinde bir noksanlık, bir hata, onun üzerinde bir yanlışlık olmuş oluyor mu?

En faziletli olan, en büyük olan oturup da bir kimsenin işte la ilahe illallah demesi, Allah demesi, Allah’ın 99 isimlerinden herhangi bir ismiyle Allah’ı çokça zikretmesi. Bunun en faziletli noktası bu. O yüzden o kimse eğer normalde böyle Allah’ı zikretmezse o zaman o kimsenin üzerinde bir noksanlık, bir hata, onun üzerinde bir yanlışlık olmuş oluyor.

Hevesine uyunca onda hatalar zincirlemesi midir?

Bir kimse tırnak içerisinde Allah’ı zikretmezse o heva ve hevesine uyuyor. ve hevesine uyunca onda hatalar zincirlemesi, yanlışlıklar zincirlemesi, Allah’ı zikretmezse günahlar zincirlemesi, Allah’ı zikretmezse yavaş yavaş yavaş Kur’an ve sünnetten uzaklaşması söz konusu oluyor.

O kimse mesela olduğundan genç görünür, olduğundan yakışıklı görünür, olduğundan güzel görünür mü?

Allah’ı zikretmenin insan üzerindeki tecelliyatı vardır. O kimse mesela olduğundan genç görünür, olduğundan yakışıklı görünür, olduğundan güzel görünür. Olduğundan iyi görünür. Cenab-ı Hak ona öyle bir manevi elbise giydirir. O manevi elbiseyle o çok farklı bir noktada durur. Olduğundan fazla görünür.

Orada cemaatin içerisinde Allah için durursa hiçbir menfaat gözetmeksizin midir?

Sırf Allah’ı Allah olduğu için zikrederse, sırf zikrullah cemaatına Allah rızası için gelir. Orada cemaatin içerisinde Allah için durursa hiçbir menfaat gözetmeksizin, hiçbir art düşüncesi olmaksızın, hiçbir hesabı kitabı olmaksızın o kimse Allah’ı zikrederse, o kimse o zikrullah cemaatında durursa ve o kimse bir mürşid-i kamile intisaplı ise o kimsenin çizgisi düzelir ve o çizgide yürür.

Bu manevi bir elbise midir?

Maddi manevi Cenabı Hak onun üzerinde bir nur, maddi manevi onun üzerine bir elbise giydirir. O çünkü normalde öyle bir hale gelir ki her mümin onu sever. O da müminleri sever. Onun üzerine Cenab-ı Hak öyle bir elbise giydirir. Bu manevi bir elbisedir. Bu üzerine manevi bir normalde tecelliyattır.

Allah kulunu sevince Cebrail’i nida eder mi?

Kul Allah’ı sever, Allah da kulunu sever. Allah kulunu sevince Cebrail’i nida eder. Ey Cebrail nida et gökna. Ben filancayı sevdim. Cebrail Aleyhisselam gök halkına nida eder. Allah filancayı sevdi. Melekler burada gök halkından meleklere geçti. Çünkü gök halkı deyince içinde cinni taifesi var.

← Sorular – Sohbetlerde Sorulan Sorular ve Cevapları