Sohbetlerden Derlenen Sorular
Kategorilere göre düzenlenmiş tam arşiv
Mürşid-i Kâmil(306) — Sayfa 4/4
Gerçek bir mürşid-i kamil bulunamazsa dervişin ne olması gerekir?
Gerçek bir mürşid-i kamil bulunamasa bile, derviş çalışmaya devam ederse Allah ona doğru bir yolun kapısını açar.
Ben o da hani dervişte gelir onu söyler mi?
Normalde onun şart düşse ne olacak düşme senin olacak bir kendileri zarar eder, çünkü milli, ve örnekli yorum. Efendim, bakardı böyle hemen işte adam şart düşün kendi kafasından yapıyor. Ben o da hani dervişte gelir onu söyler. Bir de. Şeyh. Efendi’ye işte şöyle yapıyoruz yavrum evladım. Kim dedi. Bunu size de işte benim. Zakir imizde de kafasını sen vardı şeyh efendi zakire bir demiyor hani böyle. Gördün mü. Mustafa. Ne oğlum şeylik yapıyor zaten bu. Hem bu sıkıntılı bir durum. Çünkü bu. Zakiroğlu anlamadı zanneder, ve attı. Derviş onu anlamadım. Zanneder, ve attı o bir de ya. Kim. Derya. O bir de o şeye çok yakında benim. Her zaman söylediğim. Lafçı vardır. Hey yakın olan harfiyen uyuyacak o. Çünkü o yakınsın uyumadın. Şeyh anında tespit eder. Ben ona at dediğinde atacak o bak at dediğinde atacak tut dediğinde tutacak o ya ben o yüzden bu birinci bir şehrin etrafında bir hala. Kadınlarla erkekler önündeyiz. Akiller. Zakir olmayabilir de kim olursa olsun hiç. Onlar böyle şarkıyla düşmeyecek la like at demiş. At var, ve hatta varsa bir. Bu konuda bir bildiğin bunu böyle yapsak olur mu der çok tatlı bir şekilde bir türlü şart düşme sıkıntılı bir durum Allah muhafaza eylesin.
Düşmeden kemale ermez insanın zorlukları sırasında mürşidin rolü nedir?
Bu yol aptallığı kaldırmaz. İnsanlık aptallığı kaldırmaz. Sen onu yazmasını bileceksin. Çünkü mümin odur ki aynı delikten bir daha ısırılmaz. Sen onu tanıcaksın, bileceksin. Ona ona göre muamelede bulunacaksın. Onu atmayacaksın, itmeyeceksin. Ama diyeceksin ki bu bir düdükte beni bırakır gider. Bunu biliyorum diyeceksin. Bu diyeceksin bir sıkıntıda bu terk eder gider. Bunu biliyorum diyeceksin. Bu benim eşim. Bir sıkıntıda bana bunu söyler mi? Söyler diyeceksin. Bunu tespit edeceksin. Hayat dersidir bunlar. Hayat dersi. O yüzden Hazreti Pir diyor ki, “Soğuk da gelse sana, sıcak da gelse, ve bütün kainat senin mürşidindir. Yaşadığın olaylar senin mürşidindir. Yaşadığın hadiseler senin mürşidindir. Yağ yağmur senin mürşidindir. Esen rüzgar senin mürşidindir. Denizin kenarında vuran dalga şak şak senin mürşidindir. Düşen yaprak senin mürşidindir. Her şey senin mürşidindir. Çünkü her şey sana bir şey öğretmek için tecelli eder.”
Mürşid-i kâmile intisap etmemiş kimse ne demektir?
Bir mürşid-i kâmile intisap etmemiş kimse, heva ve hevesine uymuş bir insandır. Çünkü nefsin dizginlenmesi ancak gerçek bir reh, Bu rehber olmadan yürünen yol çoğunlukla nefsin isteklerine boyun eğmekle sonuçlanır.
Mürşid-i kâmile intisap etmemiş kimse neden heva hevesine uymuş insandır?
Bir mürşid-i kâmile intisap etmemiş kimse, heva ve hevesine uymuş bir insandır. Çünkü nefsin dizginlenmesi ancak gerçek bir rehberle mümkündür. Bu rehber olmadan yürünen yol çoğunlukla nefsin isteklerine boyun eğmekle sonuçlanır.
Üstat vefat etti, artık mürşid gelmez diyenler neden yanlışlamaktadır?
Üstat vefat etti, artık mürşid gelmez diyenler Kütüb-ü Sitte’deki ebdal hadislerini görmezden gelmektedirler.
Mürşid-i kâmilin hükmü hatalı olabilir mi?
Olabilir. Mürşid-i kâmiller de insandır; bir hükümde, bir içtihâdda hatâ yapabilirler. Hakkında hatalı bir hüküm verildiğini düşünen kimse gider üstâdıyla görüşür ve konuyu ona aydınlatır — ve hüküm değişir. Nitekim Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem dahi «Ben de bir beşerim… sizin söylediklerinize göre hükmederim» buyurmuştur. O hâlde bir mürşid-i kâmili peygamberden üstün tutup «hiç hatâ yapmaz» demek doğru değildir. Hadîs-i şerîfte içtihâdda isâbet edene kat kat, hatâ edene ise bir ecir verildiği bildirilmiştir.
Kaynak: 718. Dergah Sohbeti | Mürşid de Hata Yapar: İtâatin Sınırı ve Hiyerarşi
Mürşide itâatin sınırı nedir?
Bizdeki itâat Kur’ân ve sünnet dâiresindedir. «Üstâdımızın ağzından ne çıktıysa, Kur’ân ve sünnetin dışında da ona uyarız» anlayışı doğru değildir. Sevgimiz de bağlılığımız da Kur’ân-sünnet dâiresindedir. Bir mürşid dervişten Kur’ân ve sünnetin dışında bir şey istemez; isterse de ona tâbi olunmaz. Sevginin tecellîsi sözle değil tâbi olmakla olur: Allâh’ı seven zikreder, Peygamber’i seven sünnete tâbi olur, üstâdını seven onun Kur’ân-sünnet dâiresindeki sözüne tâbi olur. Nitekim «şeyh ‘uçaktan atla’ dese atlarım» gibi büyük sözler yola zarar getiren uçuk muhabbetlerdir.
Kaynak: 718. Dergah Sohbeti | Mürşid de Hata Yapar: İtâatin Sınırı ve Hiyerarşi
Üstâd bir şey söylerken savunmaya geçmeli miyiz?
Hayır. Bir üstâd, bir mürşid bir şey söylüyorsa o esnâda savunmaya geçme — bekle. Bu, üstâdın etrafındaki hâllerden çıkarılmış bir ölçüdür. Nitekim bir hâdisede savunmaya geçildikçe hâl ağırlaşmış ve o kimse odadan çıkarken kapıyı bulamayacak duruma gelmiştir. Ayrıca bir hükmü hatalı buluyorsan doğrudan üstâdınla konuşacaksın; arkadan dolanarak, başkaları üzerinden yürüterek değil. «Şeyhimi doldurmuşlar» demek de yanlıştır — çünkü bu, şeyhi dolduruşa gelen biri saymaktır.
Kaynak: 718. Dergah Sohbeti | Mürşid de Hata Yapar: İtâatin Sınırı ve Hiyerarşi
«Ben hatâ yapsam beni rüyâmda uyarırlar» demek doğru mudur?
Bu çok abartılı, şatahatvârî bir sözdür; kim söylüyorsa tövbe etsin. Dervişlerin arasında dolaşan bir lâftır. «Ben hatâ yapsam beni uyarırlar» demek, kişinin kendini mürşid-i kâmil, hattâ pîr seviyesinde görmesi ma’nâsına gelir. Bu tür sözler insanın kendi hâlini olduğundan yukarıda görmesinden doğar ve sülûkun en tehlikeli yerlerinden biridir. Yavuz Sultan Selim’in dediği gibi: «Tâc imiş, taht imiş, hepsi bir kuru kavga imiş; asıl mesele bir mürşidin gönlüne girmekmiş.»
Kaynak: 718. Dergah Sohbeti | Mürşid de Hata Yapar: İtâatin Sınırı ve Hiyerarşi
Her mürşid-i kâmil âşık mıdır; her âşık mürşid-i kâmil midir?
Her mürşid-i kâmil âşıktır — evet. Ama her âşık mürşid-i kâmil noktasında değildir. Çünkü mürşid-i kâmillerin âşıklığı normal âşıklık gibi değildir; onların âşıklığı kalbî akılla alâkalıdır. Kalbî akılla yürüdükleri ve ilhâma mazhar oldukları için nerede, ne şekilde, nasıl yapılması gerektiğini bilirler. Normal bir âşıkta kalbî akıl kemâle ermemişse hatâları ve yanlışları olur. O yüzden her «âşıkım» diyenin âşıklığına da inanılmaz.
Kaynak: 720. Dergah Sohbeti | Dervişlik Âdâbı: Ziyaret, Makam ve Cömertlik
Manadan haberi olmayan kimse şeyhlik yapabilir mi?
Bir kardeşimiz «filanca bana şeyhlik vermek istiyor» demişti. Cevâbım şu olmuştu: «Sen zikrullâh halakasında bir hâl görmüyorsun; hâlin yok. Rüyâ tevîlin yok. Sen nasıl şeyhlik yapacaksın? Kaldı ki sana şeyhlik verecek olan dahi şeyh değil.» Gazâlî’nin filozoflara söylediği de budur: «Sen görmüyorsun — göreni nasıl idâre edeceksin?» Nitekim «şeyhim» diyen icâzetli şeyhlerin büyük çoğunluğunun bu hâllerden haberi yoktur.
Kaynak: Aklın Sınırı ve Vahyin Otoritesi | Gazâlî’den Sorular 9
Rüyâ tevîli için yapay zekâya başvurulabilir mi?
Bâzı kardeşler rüyâlarını yapay zekâya yazıp oradan cevap alıyor. Birisi «yapay zekâdan bir çıt yukarıdasınız» dedi; cevâbım şu oldu: «Senin şeyhin yapay zekâ mı?» Yarın öbür gün «şeyhe ihtiyaç yok, rüyâmı yazıyorum tevîlini alıyorum» denecek. Peki zikrullâh halakasında gördüğünü nasıl yapay zekâdan alacaksın? Yapay zekâ seni tanımıyor ki. Tevîl, kişiyi tanımadan olmaz: Etki altında mı gördün, bir şeyi çok istediğin için mi gördün, problemin ne — bunlar bilinmeden tevîl olmaz.
Kaynak: Aklın Sınırı ve Vahyin Otoritesi | Gazâlî’den Sorular 9
Kime tâbi olmalı; ölçü nedir?
Otorite vahiydir. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem buyurur: «Size iki şey bırakıyorum; bunlara sarılan sapıtmaz: Allâh’ın kitâbı ve sünnetim» — bir başka rivâyette «Allâh’ın kitâbı ve ehl-i beytim.» Buradan çıkan ölçü şudur: Git, kendine ehl-i beytten bir üstâd, bir mürşid-i kâmil bul ve dizinin dibine otur. Çünkü silsilesi ehl-i beyte ulaşan mürşid-i kâmillerin hâl perdeleri, rüyâ perdeleri ve kalp perdeleri açıktır.
Kaynak: Aklın Sınırı ve Vahyin Otoritesi | Gazâlî’den Sorular 9
Her mürşid-i kâmil bir Hızır makāmından geçer mi?
Bu yolda seyr u sülûkun bir merhalesi vardır ki orada kişiye bildirilenle amel etme edebi öğretilir. Mürşid-i kâmilin talebesine yaptığı bâzı işler de dışarıdan bakıldığında anlaşılmaz görünür; hikmeti sonradan açılır. Ölçü ise değişmez: Yapılan iş şerîata aykırı olamaz. Hızır aleyhisselâm’ın hâli bir istisnâdır ve kimseye şerîatin dışına çıkma ruhsatı vermez.
Kaynak: Bilginin Kaynağı ve İlm-i Ledün | Gazâlî’den Sorular 10
Bir mürşide bağlanmak neden gerekir?
Çünkü kalbî arınma tek başına, kendi kendine yürütülebilecek bir iş değildir. Mûsâ aleyhisselâm bir peygamber olduğu hâlde öğrenmek için yola çıkmış, «sana tâbi olayım mı?» demiştir. İnsan kendi nefsinin hâkimi ve hakemi olamaz; hastalığını kendisi teşhis edemez. Yolun usûlü budur: makām kendi kendine atlanmaz, hâl kendi kendine edinilmez.
Kaynak: Bilginin Kaynağı ve İlm-i Ledün | Gazâlî’den Sorular 10
Hızır aleyhisselâm ile görüşme hangi makāmda olur?
Bu beşinci makāmdır. Beşinci makāmda Hızır aleyhisselâm ile görüşülür — Ulu Cami’de. Ulu Cami beşinci makāmdır. Her mürşid-i kâmil bir Hızır makāmından geçer ve o Hızır ile tanışır; o tanışma olmadan bir kimse kendisini mürşid-i kâmil saymasın. Bunun açıkça söylenmesinin sebebi şudur: Bu yolun kendi içinde bir haritası, mertebeleri ve alâmetleri vardır; kitaptan okunarak yâhut tarîf edilerek öğrenilmez, yaşanarak geçilir.
Kaynak: Bilginin Kaynağı ve İlm-i Ledün | Gazâlî’den Sorular 10
Bir şeyhin icâzeti nasıl olmalıdır?
İki şart vardır. Birincisi ilân: Üstâd, o kimsenin üstâdlığını topluluğun önünde, dervişâna açıkça söyleyecektir — «Bu sizin halîfenizdir», «bu sizin şeyhinizdir» diyecektir. Yazılı olmayabilir; kelâm olarak ilân etmesi yeterlidir, ama mutlakā ilân edilmelidir. İkincisi icâzet: Muhakkak bir icâzet olması ve o icâzetin silsilesinin Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e dayanması lâzımdır. En sağlam nokta, üstâdın bunu kendi sağlığında açıklamasıdır; vasiyetle bırakmayı dahi çok uygun görmüyoruz.
Kaynak: 723. Dergah Sohbeti | İcâzet, İntisâb ve Zikrin Îmândaki Yeri
İstişâreyle şeyh seçilebilir mi?
Seçilemez. İstişâreyle devlet başkanı seçilir; şeyhlik istişâre işi değildir. Bir kimse olgunlaşmadıysa, kemâle ermediyse siz istişâre edip «bu bizim şeyhimiz olsun» diyemezsiniz — bu, tasavvufun ve sûfîliğin genel kāidelerine aykırıdır; sonradan olma bid’at yollardan birisidir. Şeyh ilân etmeden vefât ettiyse yolu şudur: Arkasındaki dervişler istihâre yapacak, itikâfa girecek, kendilerine şeyh arayacak ve gidip bir yere intisâb edeceklerdir. «Biz on kişi toplandık, filancayı şeyh ilân ettik» — böyle bir şey yoktur.
Kaynak: 723. Dergah Sohbeti | İcâzet, İntisâb ve Zikrin Îmândaki Yeri
İcâzet satın alınabilir mi, bugün böyle bir şey var mı?
Ne yazık ki vardır. Kâzım Efendi’nin nakli: Bosna’da Gazi Hüsrev Bey Câmii’nin önünde beş bin dolara icâzet yazanlar var; Irak’a, Sûriye’ye gidince beş bin dolara ehl-i beyt icâzeti de yazıyorlar. Bir de şu ihtimâl var: Kendini şeyh ilân ettirecek kimse herhangi bir merkezden destekli olabilir — Mossad, CIA, KGB yâhut içeriden bir grubun elemanı. Yâhut seçecek olanlara adam başına yüz bin, iki yüz bin, birer milyon dolar verip kendini şeyh ilân ettirmiştir. Böyle bir şeyhlik literatürde yoktur, sûfî dünyâda yoktur — gelenek dışıdır.
Kaynak: 723. Dergah Sohbeti | İcâzet, İntisâb ve Zikrin Îmândaki Yeri
Şeyh, birinin «mürşid-i kâmil» olduğunu ilân eder mi?
Etmez. «Üstâd olmuştur», «şeyh olmuştur» der — biter. Yâhut «merâtibi tamamlamıştır» der. Merâtibi tamamladığı zaman o kimse aynı zamanda bir kuruldan icâzete alınmıştır; çünkü ortada bir kurul vardır ve icâzeti o kuruldan çıkmıştır. Bâzısı çok enderdir — önceden seçilmiştir; önceden seçildiyse zâhirî çilesi de tamamlanır, ama yine zâhiren bir yol yürütürler ona. Bedâvadan bir şey olmaz.
Kaynak: 723. Dergah Sohbeti | İcâzet, İntisâb ve Zikrin Îmândaki Yeri
