Karabaş-i Velî Tekkesi 2018

37. Karabaş-ı Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Salavat Hikmeti, Sahte Şeyhler, Bid’at, Hac’da Remel, Zekât ve Núru Muhammed’in Tahkîki

Mustafa Özbağ Efendi hazretleri, Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde icra buyurulan bu 37. sohbet-i şerîfinde Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine salavat getirmenin hikmetini ve Ahzâb Süresi 56. âyetinin derinliğini açıklamış; ardından günümüzde karşılaşılan sahte şeyhlerlin alâmeti farikasını Prince Charles meselesi üzerinden somutlaştırarak dinî otoritenin kritik önemi üzerinde durmuş; sünnetten sapmanın ve bid’at çıkarmanın mahşerde havuzdan uzaklaştırılma tehlikesine yol açtığını hadîs-i şerîflerle beyan etmiş; Hac’da remel ve sa’y ibadetlerinin Hacer annemizden gelen sünnetin yaşatılması olduğunu anlatımış; yatırım amaçlı gayrimenkulun, ticaret metaının ve bebek altınının zekât hesabını açıklamış; “lev lake” hadîs-i kutsî’sinin ve Nuru Muhammed meselesinin temel kaynaklarını ve Süleyman Çelebi’nin Mevlid-i şerîfini bu çerçevede değerlendirmiş; tâbiîn döneminde İsrailiyat rivayetlerinin Kur’ân tefsirine nasıl sıztığını İbn Abbas’ın tek ciltlik tefsirinden hareketle izah etmiş; son olarak tüm peygamberlerin peygamberlerimiz olduğunu, Hz. Peygamber’e secde etmek isteyenleri Efendimiz’in bizzat men ettiğini ve insanın insana secdesinin haram kılındığını beyan buyurmuşlardır.



Açılış: Hz. Peygamber’e Salavat Getirmenin Hikmeti ve Makamı

Selamun aleyküm. Allah gecenize eylesin inşaAllah. Cenab-ı Hak gününüzünüze hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşaAllah. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine neden salavat getiriyoruz? Bizim ona salavat getirmemiz onun makamını daha da mı yükseltecek? O Allah’ın en sevgili, en yakın kulu değil mi? Biz salavat getirirsek Allah’a da mı yaklaşacak? Cenab-ı Hakk’a bayağı değindiydik bu meseleye. Biz Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine salat ve selam getiririz. Farzdır. Cenab-ı Hakk’a ayet-i kerimede Allah ve melekleri Habibine salat ve selam getiriyor. Siz de salat ve selam getirin diye emir sigasıyla söyler bunu. Emir sigasıyla söylenince bir şey farz olur. Emir sigası var çünkü. Allah bunu sever, siz de sevin. Farz olur sevmek. Ve hatta Cenab-ı Hak bu noktada emir sigasıyla söylediği her ne var ise hepsi de Müslümanlar için farz olmuş olur.

Bizim salat ve selam getirmemiz, ben dini meselelere bakarken bundan şu çıkarıp bundan bu çıkarmak, bundan bu çıkarmak, bundan oradan çarpmak, bundan oradan bölmek uzun bir mesele. Din iman edip amel etmektir. Bir kimse iman eder, iman ettiği dinin hükümleriyle amel eder. Onun üzerinde bunu neden yapıyoruz, bu neden söylendi? Yani Cenab-ı Hak Yahudilere dedi ki, Cumartesi gün balık avlamayın. Kur’ân’da geçiyor. Bunun mantıksal bir bakış açısı var mı? Bizi bu sonradan bize bunu böyle sokuşturmaya çalışıyorlar, sıkıştırmaya çalışıyorlar, bir tarafımıza katmaya çalışıyorlar. Dinde mantık aramak. Dinde kendilerince kimin mantığını arayacağız? Benim mantığımı mı, onun mantığımı mı, bir diğerinin mantığını, kimin mantığını arayacağız dinin bir meselede? bir başkasının mantığını arayıncaya kadar Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin mantığını ararım. Din ona indirildi birinci derecede. Yani neden başkasının mantığını arayayım?

Kur’ân’da geçiyor, mantık mı arayacağız? İbrahim’e ateşi yakma dedik, serin selamet ol dedik. Hadi mantık ara. Bu mümkün değil. Bunu aklını ilahlaştıranlar, kendi mantelitesini ilahlaştıranlar kendi akıl ve mantıklarını, kendi akıl ve mantıklarını ya Allah’ın yerine koyuyorlar ya Peygamber’in yerine koyuyorlar. Allah’ın mantıkı çünkü yürütecek. Mantık yürütmek felsefenin işidir. Din iman etmek ve amel etmektir. Cenab-ı Hak demiş ki Allah ve melekleri Habibine salatü selam getiriyor. Sizler de salatü selam getirin. Bitti. Biz salatü selam getiririz. Düz mantıkla. Namaz kılın. Namazı kim tarif etmiş? Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri tarif etmiş. Yeni şimdi böyle ağzımı bozmak istemiyorum. Zırta bozlar çıktı ya yeni namaz tarifleri var. Bunlar gizli gizli küçük küçük tarih boyunca hep olmuş. Bunları tartışmışlar. Bunu yeni bir böyle namaz şekli, yeni bir namaz türü üretmeye çalışıyorlar.

İşte ne yapacaklar? Sıralara oturacaklar. Bu Türkiye’de de tartışmış. Tartışılmış bu. Mecliste tartışmışlar Cumhuriyet’in ilk yıllarında. Ya neden geri kaldık? Dinden geri kaldık. Dini geri kalma bir unsuru olarak gördü ya Cumhuriyet uzun bir müddet. Osmanlı’dan itibaren süre gelen bir şey var. Ta Sarı Selim’den itibaren süre gelen Osmanlı’dan itibaren süre gelen bir akım var. Bu akım ne? Avrupalılaşma akımı. Biz Avrupa’nın karşısında geri kaldık. Geri kaldı mı sebebini kendi içimizde tartışıp sebeplerini ortaya koyacağımıza? Biz dedik ki Avrupalılar gibi olmadığımızdan dolayı dinde geri kaldık. Haydi ne yapalım? Kıyafetimizi değiştirelim. Haydi ne yapalım? İbadetimizi değiştirelim. biz kıyafeti değiştirince Avrupalı olacağımızı düşündük. Kıyafetimizi değiştirdik. 250 yıl oldu Avrupalı olamadık hala da. Oysa neleri değiştirmedik? Kıyafetleri değiştirdik, musikimizi değiştirdik, kültürümüzü değiştirdik. Eğitimimizi değiştirdik. Cumhuriyetle beraber yasalarımızı değiştirdik. Kanunlarımızı da değiştirdik. Değiştirdik. Medeni kanunu değiştirdik, ceza kanunu değiştirdik.

Bütün hepsini değiştirdik. Hepsini hazır paket aldık Avrupa’dan. Kültürümüzü de değiştirdik. Şimdi Avrupa’da olmayan barlarımız var. Avrupa’da olmayan diskolarımız var. Avrupa’da olmayan tatil kamplarımız var. Avrupa’da olmayan çıplaklık kamplarımız var. Avrupa’da olmayan 5 yıldızlı, 5 boyunuzlu, 7 yıldızlı, 7 boyunuzlu otellerimiz var. Otellerde binlerce kadın hizmet ediyor. Avrupa’da yok bunlar. Bizde var. Gene olamadık. Adamlar bağırıyorlar siz Avrupalı olamazsınız. 250 yıllık bir süreç var. Gene olamadık. Bakın yine olamadık. Bu bir süreç. Bunu dinin üzerinde de tartıştılar. Mesela ne yaptı? En son Fransa. Ya senin derdine mi değil mi? Birisi kalkıp da bir komisyon toplayıp, İncil’i değiştireceğiz diye biliyor musun? Dünya üzerinde. Ama adam bir konsey topluyor diyor ki, Kur’ân’ın üzerinde çalışma yapıyoruz. Eee? Kur’ân’ın üzerinden cihatla alakalı, hukukla alakalı ayetleri kaldıracağız. Fransa neden yapmaya ihtiyacı duyuyor bunu? Çünkü Müslüman sömürgeleri var.

E bu Müslüman sömürgeler sömürgeliğe devam etmesi lazım. Orada âyet-i kerîme de var. Siz gavurlarla mücadele edin, cihat edin. E Müslüman sömürgeler o âyet-i kerîme okuduğu müddetçe ilk cihat edecek kimse kim? Fransızlar. Ülkeni Fransa’nın işgalinden kurtar. Ülkeni Fransa’nın bu noktada sömürgecilinden kurtar. Allah’ın emri. Hiç kimse seni sömürmesin. E İngilizler var. İngilizlerin bir sürü sömürgesi var. E İngilizler de Müslüman sömürgeleri durdurmak için ne yapıyorlar? Birisi oradan bir işaret fişeği patlatıyor. Prince Charles Müslümandır diyor. Birisi bir işaret fişeği daha patlatıyor. Diyor ki Buckingham Sarayı Kraliçe Hz. Peygamber soyundandır diyor. E bunu bir de tahtikliğe fesli tarihcimiz var. O da ne diyor? Çünkü kızının şeyhi Kıbrıs’ı. O da bunu tahtikliyor. Diyor ki ben diyor, şey efe

Sahte Şeyhler ve Büyük Yalanlar: Prince Charles Meselesi

ndinin yalancısıyım. Şey efendi bana dedi ki diyor, Prince Charles geceleri gelir, benimle sohbet eder dedi diyor. Yani Prince Charles’ı düşünün, Londra’da tek başına Kıbrıs’ın evine gidip onunla sohbet edecek. Bunu neden söylemeye ihtiyacı duyuyorlar? Bunu ilk defa nerede açıkladı? Amerika’da açıkladı. İsmi söylemezdim önceden ben ya, şimdi isim zikrediyorum artık. Kıbrıs’ı bunu nerede açıkladı? Amerika’da açıkladı. Amerika’da konferansta açıkladı. Amerikalılar açıkladı. Ondan sonra Londra’da da açıklamalarına devam etti. Neden bunu söylemeye ihtiyacı duyuyorlar? Çünkü İngiltere’nin Müslüman sömürgeleri şöyle düşünecekler. Aa Prince Charles Müslümanmış. Bunlar da bak peygamber evladındanmış soyundanmış. Eee ya tamam ya. Bizi yöneten kim? Kraliçe. E ne? Peygamber soyundan. Ama Hristiyan. Ya olsun ya bu kadar ayrıştırma sen de. Bu Hristiyan’da, bu Müslüman’da, bu Yahudi’de. Ya hoca sen ne kötü adamsın ya Mustafa Özbahar. Neden? Ayrıştırdın mı bak Hristiyan Müslüman diye.

Ya ben ayrıştırmadım Allah ayrıştırdı. Oradan da Edip Yüksel bağırıyor zaten. Bu Allah diyor ayrıştırıcı be Allah diyor. Bu İslam dini diyor ayrıştırıcı bir din zaten diyor. Aa biz Edip Yüksel’i Müslüman biliyorsun halbuki değil mi? Ama diyor ki bu Allah ayrıştırıcı bir Allah diyor. İslam dini diyor ayrıştırıcı bir dindir diyor. E başkaları da çıkıyor. Diyor ki din ayrıştırıcı, kafir mümin minafık ayırıyor diyor. Aa ayırmayacak. E o zaman Prince Charles’a karşı sempatik bakıyoruz. Ne kadar güzel. E cihat edeceksin kime cihat edeceksin? E muhterem Şeyh Efendi Hazretleri Prince Charles için Müslüman demiş. Yine o aynı muhterem Şeyh Efendi Hazretleri Buckingham Sarayı için peygamber soyundan demiş. Kime sen şimdi başkaldıracaksın? Kiminle mücadele edeceksin? O zaman Normandy Complee İngiliz Sarayı’nın yönettiği sömürgelerin hiçbirisinde Müslümanlar gavurlarla cihat etmeyecek. E bunun içinde ama Müslümanların şu elindeki Kur’ân’ından cihat emirlerini kaldırmamız lazım.

Ne yapacak? Fransa’da bunu ne yapıyor? Önderliğini yapıyor çünkü en fazla Müslüman sömürgesi olanlarının başında İngiltere, ardından Fransa, sonra İtalya gelir, sonra Portekiz gelir. Bunların Normandy Afrika’da sömürgeleri vardır. Asya’da Osmanlı’dan kalan sömürgeleri vardır. Her devletin paylaşmışlardır. Sömürgelerini daha rahat sömürebilmeleri için bunlar lazım. Şimdi mesela dini mantık yürütmeden iman edip yaşama dedik ya, o yüzden de bize salatü selam getir demiş Cenab-ı Hak biz de getiriyoruz. En iyi ibadet Allah’ı tanımak ve ona tevazu etmektir. Cafer-i Sadık soru Allah’a tevazu etmek nasıl olur? Allah’ın emirlerini yerine getirmektir. Allah’ın yap dediğini yapıp yapma dediğini yapmamaktır. Allah’a tevazu odur. Arkadaşlar, kardeşler, bir kimse haram işler. Haram işleme kapısı herkes açıktır. Hiç kimse yoktur ki haram işleme kapısı kapanmış olsun. Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hariç. Herkesin haram işleme kapısı kapanmış olsun.

Hiç kimse yoktur ki haram işleme kapısı kapanmış olsun. Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hariç. Diğer peygamberlerde küçük hatalar vardır. Büyük haramlar yoktur. Hiçbir kimse yoktur ki haram kapısı kapalı olsun. hadîs-i şerîf. Hiçbir insan yoktur ki bir günah-i kebair onu pençesinin altına almamış olsun. hadîs-i şerîf devam ediyor. Günah işleyenlerin en hayırlısı tövbe edenlerdir. hadîs-i şerîf devam ediyor. Tövbe edenler hiç günah işlememiş gibidir. Tövbe edenler hiç günah işlememiş gibidir. Şimdi Allah’a tevazu insanın elinden geldiğince haramlardan uzak durmasıdır. Namaz kılmamak da haramdır. Oruç tutmamak da haramdır. Haram sadece içki içmek, kumar oynamak, şeytanın oyununa düşüp faloklarına bakmak. haram sadece şirke düşmek, anne babaya ağız olmak, haksız yar adam öldürmek, gıybet etmek, dedikod etmek, iftira etmek değildir. En büyük günah-i kebaliler normalde yedi olarak sıralanmış ya hadis-i şeriflerde.

Bazı yerlerde farklı günahlar söylenmiş. Mekki bunları 23’e 24’e toplamış eserinde geçer. Ama hadis-i şerifte en büyük günah-i kebali birincisi Allah’a şirk koşmaktır. İkincisi anne babaya asi olmaktır. hadîs-i şerîf öyle devam eder. E şimdi Allah’a şirk koşmak. Allah’a şirk koşmak nedir? Kur’ân’dan herhangi bir şeyi reddetmek. Küfür, şirk. Bir yasağı yasak görmemek. Bir helalı helal görmemek. Allah’a tevazu denilince ne olacak o zaman? Bir kimsenin Kur’ân ve Sünnet’e sık sık yapışmasıdır. Allah’a tevazu. Allah’ın yasaklarına uymaktır. Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki Ümmetimin sonunda sizin ve babalarınızın duymadığı şeyler söyleyenler olacak. Onlardan sakının, sakının. Bu hadisi anlayamadık. Ne gibi sözlerden bahsediliyor? Bu tabii bu sözler nelerdir? Zaman içerisinde sözler farklılaşır. Babalarınızın duymadığı ne demek? Yani dinde olmayan bir şeyi söyleyecekler size. Bunu babalarınız duymamıştır. Normalde bu söyleniyor mu şimdi?

Söyleniyor. Dinde olmayan bir şeyi dindenmiş gibi görmek. Dinde var olan bir şeyi reddetmek. Veya var olan bir şeyi tebdil etmek, değiştirmek. Hani uzun bir hadis ya bu harminin bavul fiteninin başında geçer. Uzun bir hadis. Ümmetimden bir kısmı kıyamet günü, mahşer günü havuzumun başına getirilir. Bir adım kalır diyor. Onlar da benim mesalümde. Ben onları tanırım. Onlar benden hızla uzaklaştırılır. Derim ki bunlar benim ümmetimdendi. Bir münaadi melek, bir cevap verici der ki Ey Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem Bunlar senden sonra dinden geri döndüler. Bu Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri vefat ettikten sonra bazı kavimler irtidat ettiler. Geri döndüler. Yine hadîs-i şerîf devam ediyor. Bir kısmı yine getirilir, ben onları tanırım. Yine hızla uzaklaştırılır. Derim ki bunlar benden de ben bunları tanıdım. Derler ki diyorum o cevap veren. Bunlar senden s

Sünnetten Sapma, Bid’at ve Mahşerde Havuzdan Uzaklaştırılacaklar

onra dinde var olan bir şeyi yok kabul ettiler. Reddettiler. Ya bu haram, ya bu haram değil. Ya bu farz, bu farz değil. Var olan bir şeyi reddettiler. Üçüncü grup insan. Yine onlar getirilir. Bunlar yok olan bir şeyi varmış gibi kabul ettiler. Dinde olmayan bir şeyi dindenmiş gibi kabul ettiler. Üniversite sınavına giriş namazı. Yok böyle bir namaz. Bakın böyle bir namaz yok. Ama ne? İcat etmişler. Ne? Bir de kul hakkından kurtulma namazı. Geçenlerde nereden? Bir yerden gönderdiler bana. Neye gönderdiler bana? Kul hakkından kurtulma namazı. Bilmem ne zaman, bilmem hangi gün, bilmem ne kadar namaz kılarsan kul hakkından kurtulacaksın. Ulan adam bütün yıl o zaman, bütün ömrünce herkesi yalasın, yutsun, yesin, içsin bütün hakkı, hukuku tanımasın. Senenin bir günü o gün namazı kılsın kul hakkından kurtuldu. Ya böyle bir din var mı?

Olmayan bir şey varmış gibi kabul etmek. Dinden değil hakkında ayet yok, hadis yok, dinde yok. Hakkında ayet, hadis olmayan bir namaz üretmek. Hakkında ayet, hadis olmayan oruç üretmek. Oruç üretmiş. Evrenes oğlunun bir talebesi. Tabiri caizse deri kemik kalmış. Öğretmen psikolojisini bozmuş. Görüştüm kendisiyle, dedim ne oruç tutuyoruz, nasıl bir oruç? Nasıl bir oruç? Görüştüm kendisiyle, dedim ne oruç tutuyoruz, nasıl bir oruç? Nasıl bir oruç? Bütün gününü oruçlu geçiriyor. İftar etmek yok, berili şeyler yiyorlarmış, berili şeyler kadar. onlar Budistler çakra açacak ya, o arkadaşlarla böyle değişik. Dedim ya psikolojisini bozmuşsun, din bu değil. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, ben iftar ederim, yerim. Cima ederim diyor, bakın nikahlanırım demiyor, cima ederim. Sadece nikahlanmak yeterli değil. Senin nikahlı bir eşin olabilir, dokunmazsın ona, değil. Dokunacaksın, cima edeceksin.

Yok cima ederim, uyuyorum da, uyuyorum da. Size ne oluyor ki? Asaba söylüyor bunu, size ne oluyor ki? Allah’tan en fazla korkanınız benim. Yerim, iftar ederim, cima ederim, uyuyorum. Size ne oluyor ki diyor? Cima ederim, uyuyorum. Size ne oluyor ki diyor? Bu hadisi söyledim bayana. Dedim ya, bu din değil, bu tasavvuf değil, bu yol değil. Olmayan bir oruç. En sıkı oruç, davut orucu dedi oruç. Onun da sahabeden birisine söylüyor, umuma söylemiyor. Umuma söylenen oruç, 30 ramazan orucudur. Umuma söylenen oruçtur bu. Umuma din olarak tebliğ edilen oruç, 30 ramazan oruçtur. Başında, ortasında, sonunda umuma söylenir bu. Kim ayın başında bir gün, ortasında bir gün, sonunda bir gün tutarsa bütün ay oruçlu geçirmiş gibi olur. Bunlar umuma söylenmiş olan oruçlar. Kim pazartesi, perşembe oruç tutarsa işte bütün haftaya oruçlu geçirmiş gibi olur.

Bunlar umuma söylenmiş olan oruçlar. Umuma söylenen 3 tane oruç var. Umuma söylenen 3 tane oruç var. Pazartesi, perşembe, ayın başı, ortası veya 14-15-16’sı bir de ramazan orucu. Bunlar umuma söylenmiş olan oruçlardır. Siz din olarak insanlara oruç tebliğ edecekseniz, bu 3 orucu söylersiniz. Dersiniz ki kardeş, ramazan orucu farz, oruçların en makbulu, en değerlisi. Ramazan ayı geldiğinde 30 gün oruç tutacaksın veya 29 gün. 31 gün olmaz. Bakın 31 günde olmaz. 30 gün. Yok Mekke’dekiler iftar ediyor mu biz de burada iftar edeceğiz. Otur otur dünyaya. Cahil adam. Namazı Mekke’nin vaktine göre mi kılıyorsun? Otur. Seni vahabi kafalı seni. Milletin kafasını karıştırma. Ya orada iftar ediyorlarmış, yok orada sahur ediyorlarmış, yok orada bayram ediyorlarmış. Otur kardeşim ya. Muaviye kafalılığı yapma. Neden muaviye kafalılığı dedim? Muaviye Şam’dan geldi. O bayram yapmak istedi.

Hz. Ömer Efendimiz durdurdu onu. Dedi ki bulunduğun yere tabi olacaksın. Nereye gittin sen? İstanbul’a. İstanbul’a tabi olacaksın. Nereye gittin? Ankara’ya. Sen Ankara’ya tabi olacaksın. Ankara’da Bursa’nın vakitlerine göre namaz kılmayacaksın. Böyle bir mantık yok. Böyle bir dini kural yok. Sen Erzurum’a gittin de Bursa’ya göre mi namaz kılıyorsun? Erzurum’a gittin de sen Mekke’nin saatine göre mi kılıyorsun? Veya da Selani’ye gittin Mekke’nin saatine göre mi namaz kılacaksın? Değil. Eee? Orucu neden oraya göre tutuyorsun? Oruç belli. Bakın tavsiye edilen oruç bu. Ama sahabeden bir kimse daha fazlasına gücü meter Ya Resulallah. Ona diyor davut orucudur. Bundan da fazlası yoktur. Bir gün boş bir gün dolu. En fazla oruç bu. Onu da o sahabeye söylüyor. Sonra sahabe ne diyor? Vallahi yaşlılığımda bu oruç bana ağır gelmeye başladı. Keşke bu kadar ısrarcı olmasaydım.

Bakın keşke bu kadar ısrarcı olmasaydım. İnsanlara sünnette olmayan, Kur’ân’da olmayan dini bir şey teblih etmek. Olmayan bir şeyi var göstermek. Bu da ne oldu? Bu da uzaklaştırıldı. Bir grup, dördüncü grup insan onlar da yaklaştırıldılar. Hızla benden uzaklaştırdılar. Sordum neden uzaklaştırdınız? Dedi ki bunlar senden sonra. Dinde var olan bir şeyi tebdil ettiler, değiştirdiler. Namazı değiştirmek istemeleri gibi, namazın kılını şeklini değiştirmek istemeleri gibi, Ramazan ayının günlerini değiştirmek istemeleri gibi, Haç ayının gününü değiştirmek istemeleri gibi, İbadetin şeklini değiştirmeyi istemeleri gibi, ibadetin şekli var. Şeytana taş atıyorsun, şeytana taş atarken böyle taş atmıyorsun. Onun şekli var. Şeytana taş atmak ne? Alıyorsun nohut büyüklüğünün taşı, Bismillahü, Allahu ekber atıyorsun. Böyle atıyorsun. Böyle fırlatmıyorsun. Yok. Şeytana taş atarken dahi düzenin sistemin var. Öyle şeytana terlik atmak yok. Hacı çıkarıyor, anasını avradını.

Dedim hacı dur. Şeytan yine galip geldi dedim. Daha sen taş atmadan seni perişan etti. Hacı ana avrat düz kaynak yapacak şeytana. Dedim dur sakin ol. Hiç unutmuyorum alt kattan taşlıyoruz ikinci gün. Birisi şemşiye atmış. Aşağı doğru şemşiye iniyor. Hacı gazını alamamış. Artık şeytandan ne kadar çektiyse, Atamazsın. Onun dahi şekli şemali var. Yapamazsın. Bakın yapamazsın. Sayda işte remel yapm

Hac İbadetleri: Remel, Sa’y ve Hacer Annemizin Sünnetinin Sırrı

ak. Sebep taa yürüdük geriye taa Hacer annemize gittik. Neden? İsmail’i koymuş zemzemin, daha zemzem yok meydanda. İsmail’i oraya koymuş. İsmail’e bakaraktan gidiyor. Biz şimdi Beytullah’a bakaraktan gideceğiz. Beytullah’ı da göremiyoruz. Hep de her taraf beton yağını çünkü. Yani Sayda Beytullah’ı göremiyoruz. Sayda Beytullah’ı göremezsin şimdi. Beton yağını. Milleti Beytullah’ı göstermemek için ellerinden gelen bütün gayreti göstermişler. Şu Beytullah’ı görmeyin. Ne görürseniz görün. Ne göreceksiniz? Zemzem’i görün. Zemzem taavur kocaman. Saatıyla hilalıyla Beytullah’ı görmeyin. Zemzem’i görün. Ya da kralın sarayını görün. Önceden daha en yüksek bina kralın sarayıyla Hilton’du. Sonra da interkontinenteli yaptılar oraya. Ondan sonra bir başkasının otel hayti yaptılar. Ondan sonra zemzem taavur yaptılar. Beytullah’ın etrafı otellerle çevrili. Kapitalist sistemin tanrılarıyla çevrili. Beytullah’ın etrafı kapitalist sistemin tanrılarıyla çevrili. Kapitalist sistemin tanrılarıyla çevrili. Önceden Beytullah’ın içindeydi tanrılar, ilahlar. Hz.

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Mekke’yi fethedince hepsini onların indirdiği darman tahas etti. Şimdi Beytullah’ın dışında tanrılar. Evet. Vize vermiyorlar ben böyle konuşunca. Hiç umurunda değil. Etrafında şimdi ne görüyorsun Beytullah’ın etrafında? Otelleri görüyorsun. Kafanı nereden kaldırırsan kaldır. Zemzem taavur karşında, oteller karşında. Zaten içeri de katmıyorlar. Böyle sıkıntılı şeyler var. Ortalık beton yolu, mermer yolu. Nereden gelme? İtalya’dan gelme. Her tarafta kocaman kocaman direkler. Kocaman kocaman direkler. Kocaman merkezi Pergel’i Beytullah’a 5 kilometre etrafında ne varsa yıkacaksın. Etrafında 5 kilometre ne varsa her şeyi yıkacaksın. Hepsini de aşağı indireceksin. Demir yolunu, raylı sistemi indireceksin, alışveriş yerlerini indireceksin, otelleri aşağı indireceksin. Yemek yemeği yerleri, tuvaletleri aşağı indireceksin. Yukarıda hiçbir şey görünmeyecek. Bıraksınlar Türkiye’yi yapsın. Yapamazlar ki. Yapamazlar. Orası Müslümanların mülkü. Orası Suudi Arabistan’ın mülkü değil. Bunu artık Müslüman dünya dile getirmeli.

Hicaz bölgesi La ilahe illallah Muhammedun Resulullah diyen herkesin hakkı olan bir bölgedir. Bütün Müslümanların sığınma yeridir. Bütün inananların evidir. Bir kimse 100 bin katliam yapsa dışarıda Hicaz bölgesine gitse, otursa bir polis gelip onu oradan kaldıramaz. Emin bölgedir. Ne zaman Hicaz bölgesinin dışına çıktı, o zaman polis onu tutuklar. Kimse elleyemez onu. Orada bir suç isterse, o zaman orada onun suçunun cezası verilir. Orada bir suç istemediği için bir kimse, kimse ona dokunamaz. Oranın hukuku özeldir. Ve Müslümanlar bunu dile getirmeli. Türkiye’deki şey efendiler, hoca efendiler, dünya üzerindeki şey efendiler, hoca efendiler bunu dile getirmeliler. Hicaz bölgesi Müslümanların ortak mülküdür. Hicaz bölgesi, camiler, camiler, tekkeler Müslümanların ortak mülküdür. Hiçbir cami, hiçbir tekke şahsın kendisine ait değildir. Bir kimse camiyi yaptırabilir kendisi, camiyi yaptırdığı anda orası Müslümanların mülkü haline gelir.

Bir kimse tekkeyi kendi parasıyla yaptırsa dahi orası Müslümanların mülkü haline gelir. Bir medrese yaptırdı değil mi? Medrese anında Müslümanların mülkü haline gelir. Orası Müslümanlara aittir. Hicaz bölgesi Müslümanlara aittir. Bu tekke hiçbir kimsenin değildir. Bu tekkede herkes hizmetçidir. Herkes hizmetçidir burada. Hizmet eden nasibini alır, hizmet eden bereketini alır. Hizmet eden hizmetinin karşılığını alır. Hiç kimsenin babasının malı değil burası. Kendi malı da değil. Burada dağıtılanlarda hiç kimsenin babasının malı değil, kendi malı da değil. Burada yiyecekler, yiyecekler, yiyecekler. Yenilen, içilen her şey hiç kimsenin malı değil. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyenin de demeyenin de. Herkes tasarruf edebilir. Hizmet etmek istemiyorsan ağrına geliyorsa çekilirsin kenara, çıkarırsın gömleğini asarsın oraya. Hiç kimse laf söylemeye hakkın yok. Bitti. Burası da tekke. Hizmetkarız hepimizde. Hepimiz hizmetkarız burada. Buranın adabı, erkânı, eyvallah korumak muhafaza etmek vazifemiz.

Hizmetkarız çünkü. Ama öbür türlü bizim değil. Cami bu manada babamın malı değil. Bizim değil derken şahsi noktada söylüyorum. Herkesindir. Beytullah da herkestir. O yüzden Beytullah’taki şekil, şemâl hepsi de ritüel konmuş vaziyettedir. Sen onu değiştiremezsin. Değiştirirsen bu hadis-i şerifin hükmüne girersin. Hz. Muhammed Mustafa’dan hızla uzaklaştıranlardan olursun. Sen şeytan taşlamanın şeklini değiştiremezsin. Sen namazın şeklini değiştiremezsin. Sen haccın şeklini değiştiremezsin. Sen orucun şeklini, şemâlini değiştiremezsin. Din tamam oldu kardeşim. Senin değiştirecek bir şeyin yok. Senin uymak için bu din. İbadet et. Allah bizi onlardan eylesin. Bu ne? Bu ne? Bu hani harfi med sevab-ı mut meddin, meddin sevapları nelardır? Bilemedim. Soruyu soran özür dilerim hakkını helal etsin. Ben mi yanlış okudum acaba? Sen üniversite mezunusun değil mi? Sesli oku bakayım. Üniversite mezunusun duymadı değil mi? Ver mikrofonu bakayım. Ben okuyamadım.

Şekerim yüksek ne olduysa. Ben mi karıştırdım acaba dedim. Hocam bu harfi med sebebi mut meddin, meddin sevapları nelerdir? Üniversite mezunları elini kaldırsın. Maşallah subhanallah. Bunu anlayan elini kaldırsın. Tamam. Acaba dedim benim damarlarda mı tıkanıklık var diye düşündüm de tamam. Anlayamadık bilemedik. Soruyu soran kardeşten özür diliyoruz. Özür diliyoruz. Yatırım amaçlı alınan evle

Zekât Meselesi: Gayrimenkul, Bebek Altını ve Ticaret Malının Nisabı

rin zekatı olur mu? Bir mülk aldınız. Bu mülkü alıp satmak için aldıysanız alıp satacaksınız. O ticaret meta oldu. O zekata girer. Bu arsa, tarla, bağ, bahçe, daire alıp satmak için aldınız. Bu zekata girer. Aldınız. Yarın öbür gün ev yapacaksınız. Bu zekata girmez. Bir ev aldınız. Dediniz ki bunu satmayacağım ben kiraya vereceğim. Kiraya verdiniz. O ev aldığınız miktar zekata girmez. Kiraya verdiniz. Gelen kirayın hepsini yiyorsunuz. 50 bin lira kira alıyorsunuz, 50 binde yiyorsunuz. Hiç zekat vermeyecek. Devlet vergisini alıyor ama değil mi? Hiç zekat vermeyecek o kimse. Neden? O kimse 50 lira geliyor 50 lirayı da yiyor. O zekat vermeyecek. Alıp satmak için. Bir araba aldı satacak o zekata girer. Bir daire aldı satacak zekata girer. Zekata girer. Tarla aldı satacak zekata girer. Alıp satmak için bir şey almış.

O zekata girer. Hanefi’ye göre söyledim bunu. Bebek mevlidinde bebeğe takılan ve aile tarafından kullanılmayıp saklanan altın ve paranın zekatı verilmeli midir? Evet. Onu eğer bebeğe niyet edildiyse o ne kadar, diyelim ki şu kadar altın toplandı. Her sene o altından. Bebek için toplanan altından zekat verilecek. Anne baba şunu yapıyor. Aman ben ona dokunmayayım o para dursun orada. O zekatı cebinden veriyor. Verebilir mi? Verebilir. Evet. Yaşlı hasta köpeğin var, ameliyat oldu, ayağa kalkamıyor, iki yanında yaralar açıldı, acı çekiyor, uyutmamız günah olur mu? Bakın evlerde köpek beslemek, çobanlara ve köylülere mahsus bir müsaadedir. Bir kimse güvenlik amaçlı köyde oturuyor, köpek besleyebilir bahçesinde. Koyunları var, köpek besleyebilir koyunlarını korumak amacıyla. Tarlası takkası var, orada köpek besleyebilir. Hanefi’ye göre söylüyorum. Bir kimsenin evinin içinde köpek beslemesi caiz değildir. Hanefi’ye göre.

Bu evlerde işte kedi de besliyorlar ya. Ya Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinde kedisi varmış. E vardır. E işte Ebu Hureyre’nin de kedilerin babası doğru. Doğru. E şimdi onlarla geliyorlar ya, kardeşim Ebu Hureyre bekar. Annesi yok, hanımı yok, çoluğu çocuğu yok. Sen Ebu Hureyre misin? Madem onu benim önüme örnek koydun, e sen Ebu Hureyre erkek. Hiç evlenmemiş, eşi çoluğu çocuğu yok. Hiç bir iş yapmamış, ashabı sufadan. Beytülmal’den geçinmiş. İlim öğrenme adına Beytülmal’den geçinmiş. Özür dilerim, böyle söylemek istemem. Ebu Hureyre üfle sen yarısı yabana gider. Ebu Hureyre radıyallahu an hazretlerini üfle sen yarısı yabana gider. Neden? Beytülmal’den geçindiği için bazen iki hurma bazen üç hurma, bazen bir hurma. Ben diyor, gittim Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem açlığımı şey yapmak için. Açtım diyor, karnımda bir tane taş bağlıydı.

Açtım, hani bak ya Resulallah, gör. Karnında bir tane taş var, bir gündür hiçbir şey yemedim. Ben açınca diyor, baktım diyor Hazreti Peygamber de açtı diyor, onun karnında üç tane taş var. O üç gündür bir şey yememiş. Sen Ebu Hureyre gibi bir hayat yaşıyorsan, öyle bir evde yaşıyorsan, Ebu Hureyre’nin evi nerede? Medine’nin dışında biraz kenarda, tabiri caizse ne diyoruz biz kenar mahallelere? Varoş, Medine’nin varoşunda yaşıyor, fıkara. Bir gözevi var, bir gözevi var. Hiçbir akrabası yok Ebu Hureyre’nin. Çünkü Ebu Hureyre ne Mekkeli ne Medineli. Ebu Hureyre iyi bir Hristiyan, çok iyi bir Hristiyan hamda. Ve bir Peygamberin çıkacağını dini kitaplarından öğrenip Medine’de zuhur edeceğini öğrendiği için, Medine’ye annesiyle beraber yayan gelen bir sahabe. Ya o kedilere baktı, hanım yok, çoluk yok, çocuk yok, kedi baktı. O zaman bütün erkekler kedi baksınlar, evlenmesinler.

E evlenmek sünnet. Evin içerisi hayvanat bahçesi minnetin. Evlenmiyor, kedi köpek bakıyor. Bunları sormayın bana, başınızı yakarım ben sizin. Ondan sonra da yaşlanıyorlar. Kedilerde, köpeklerde yaşlanacak zaman içerisinde. Yaşlanınca rahatsızlanacak, rahatsızlanınca hadi bak bakalım. Ölsen öldüremezsin, atsan atamazsın, satsan satamazsın. Ne yapacaksın? Dışarıda sokak kedilerine bak git orada akşamüstü onlara yemek ver, onlara aç kalırlarsa bak, bunda bu caiz, bunda bir sıkıntı yok. Dışarıda kedi bakın, bir köşe bulun, hayvanları toplayın orada, yederin içirin, bunda bir beis yok. Evi alıp sahiplenince sıkıntı. Allah bizi affetsin. Bir kadın on tane avret yeri vardır, evlenince bir kedi var, bir kedi var, bir kedi var, bir kedi var, bir kadın on tane avret yeri vardır, evlenince birini örter, ölünceye diğerlerini mezar örter. Burada demek istenenini anlatır mısınız? Kocasına karşı birini örter. Evet, bu geçenlerde de gelmişti uzun bir soru, buna uzun diye es geçmiştik.

Yine aynı uzunlukta önüme gelmiş yine. Devam ediyoruz kaldığımız yerden. Bugün Twitter’da bir şey paylaştım, soru, özelden çok soru soran oldu bu mesele nedir diye. Paylaştığım şey şuydu, bir kardeşimiz, bir arkadaşımız Netze’nin Tanrı öldü sözünün üzerine yorum yapmışlar, onu bana göndermiş. Ona karşılık olarak yazdım ben de, Tanrı öldü Netze’nin sözüne karşı ben de dedim ki Tanrı ölmedi. Tanrı ölmedi. Karşılık olarak. Ama insanların içindeki Tanrılar, insanların kendi yaptıklarından o kadar rahatsız oldular kendi Tanrısal seslerinden, onların seslerini kıstı insanlar dedi. Evet ne yazık ki insanoğlu insanlığını katliam altında tutuyor, kendi insanlığını da öldürüyor. Ve kendi insanlığını öldürürken kendi içindeki Tanrısal ses, ben onu öyle söyleyeyim, onu da katlediyor, boğuyor onu. O sesten yani o vicdan diyoruz ya biz ona, o sesten rahatsız oluyor, onu boğuyor. Onu boğduktan sonra da diyor ki Tanrı öldü.

Allah bizi affetsin. Devam ediyoruz. Allah’tan başka hiçbir şey yokken ilk defa Hakikat-ı Muhammed’e var olmuş, bütün mahlukat bu hakikatten ve onun için yaratılmıştır. Alemin var olma sebebi maddesi ve gayesi bu hakikattir. Buna göre evrenin var oluş sebebi Allah’ın Hz. Muhammed’e duyduğu sevgisidir. Süleyman Çelebi. Ölümü 1422

Nuru Muhammed ve İlk Yaratılan: “Lev Lake” Hadîs-i Kutsîsinin Tahkiki

. Şimdi bu hadisi kutsinin şerhi gibidir. Hiçbir şey yok iken Allah kendi nurundan ve ruhundan bir şey yarattı. Hiçbir şey yok iken ve o yarattığı şey Allah’ı tesbih etti, teşbih etti, tenzih etti. Bu Allah’ın hoşuna gitti. Hadisi kutsinin metni budur. Bu da bu hadisi kutsinin şerhi gibi. Hiçbir şey yok idi. Cenab-ı Hak Hz. Muhammed Mustafa’nın ruhaniyetini ve nuraniyetini yarattı. O yarattığı şey dikkat edin. Allah’ı tesbih etti. Allah’ı zikretti. Teşbih etti. Yani Allah’ı bir şeye benzetti, sıfatlandırdı. Ve tenzih etti. Sıfatlandırdığı bütün her şeyde ne yaptı? Ardından tenzih etti. O hiçbir şeye benzemez dedi. Ve bu Allah’ın hoşuna gitti. Allah bunu sevdi ve Cenab-ı Hak ondan bütün mahlukatı yarattı. Gel Habibim sana aşık olmuşam, cümle halkı sana bende kılmışam. Ben sana aşık olunca ey şerif senin olmaz mı dualam ey latif.

Bu da herhalde Süleyman Çelebi’den. Tasavvufta sık sık kullanılan ve kutsi hadis olarak da rivayet edilen, sen olmasaydın ben kainatı yaratmazdım ifadesiyle de bu anlatılır. Eyvallah. Sagani 650-1252 bu hadisin mevzu olduğu kanaatindedir. Radiyyuddin Hasan bin Muhammed el Sagani el Mevdu’at. Bu Sagani’yi ilk defa duydum demek ki duymadığımız bir kimseymiş. Bunun mevzu olduğunu söylemiş. Bunun mevzu olduğuna dair bir kaç kişi daha söylüyor bunu. Bu hadisin sahih olmadığına dair, bu hadîs-i kutsî sahih olmadığına dair bir kaç kişi daha söylüyor. Ama mesela bu hadisi hadis hafızları, hadis alimleri almış bunu hadis olarak. Sonradan gelen hadis kritercileri 200 yıl sonra 300 yıl sonra 400 yıl sonra gelen hadis kritercileri bazı hadislerin mevzu olduğunu, sahih olmadığını beyan etmişler. Eyvallah. Bu bir ilimdir. Birisi böyle bir hadis var demiş, toplamış eserini almış.

Bir, iki, üç. Çünkü bu sen olmasaydın kainatı yaratmazdım sözü 4-5 hadis kitabında geçiyor. hadîs-i kutsî olarak. Birkaç tane hadis kritercesi Ali-ül-Kar’i de var bunun içerisinde. Ali-ül-Kar’i bu hadis ondan sonra sahir olarak yoktur ama mana itibariyle vardır der. O ben insanları ve cinileri bana ibadet etsinler beni tanısınlar diye yarattım sözünden hareket eden. Ali-ül-Kar’i de, Sagani gibi bu rivayetin hadis olmadığını ancak manasının sahi olduğunu söyler. Eyvallah. Acluni bu rivayet hakkında bana göre hadis olmasa da bu rivayetin manası sahihtir der. Acluni. Genel olarak İslam mutassavvufları, sufileri, hanefiler bu hadisin var olduğunu iddia etmişler. Demişler ki var. Elbani Ali-ül-Kar’i’nin bu hadisi lafla mevzu ancak manen sahi olduğu görüşünü eleştirir. Ona göre hadisin manasının sahi olabilmesi için manasını destekleyen başka rivayetlerin olması gerekir der. Var başka rivayetler. Bu konuyla alakalı birkaç ders önce bir ders yapmıştım.

Onu dinlerseniz veya açar şimdi buradan da o dersi size tekrar yapabilirim. O başka rivayetler normalde kabul edenler var. Konuyla ilgilalaştırmalarda hakikat-i Muhammediye fikrini ilk dile getiren suhü olarak üç isme rastlanır. Seh bin Abdullah et Tusteri, Zinnunu Mısri, Hallacı Mansur. Tusteri’den önce Gulat-i Şiz fırkalarından biri olan Mugriye’nin de kurucusu Mugriye bin Said el-İjji’den 119-737 İlk yaratılan şeyin Hz. Muhammed’in gölgesi olduğundan bir görüş nakledilmektedir. Dolayısı ile suhü filerden önce Şii batini muhitte ana hatlarıyla bu görüşe rastlamak mümkün. Uri Rubin Nur Muhammed sayfa 62. bakın bunları bir şey hakikat ise herhangi bir yerde ona rastlanılması demek bu şeyin onlara ait olduğunu demek değildir. İlim Çin’de de olsa gidip alınız. İlim Müslüman’ın yitik malıdır. O yüzden normalde bir ilim herhangi bir topluluğun, herhangi bir izmin, herhangi bir fırkanın malı değildir.

Bir şey doğruysa, doğruysa o herkesin malıdır ve her Müslüman’ın yitik malıdır o. O yüzden bunu Şii desteklemiş olabilir veya batiniler bunu söylemiş olabilirler. Kaderiyecilerin bütün söylediklerini hepsinde çöpe mi açacağız biz? Hayır. Kaderiyecilerin ne ile alakalı yolumuz ayrılıyor? Kaderiye ile alakalı. Cebriyecilerimizin ne ile yolu ayrılıyor? Cebriyan neşeyi ile alakalı ayrılıyor. Hariciler ile nereden ayrılıyoruz biz? Onlar işte Kur’ân’ın diyorlar ki komple zahirene bağlıyız biz. Bizi bir ilgilendirmez mi? Mütteşabettir filan. Allah’ın eli var mı? Var derler. Örneğin bizim ayrıldığımız nokta bu. Yoksa biz haricilerin bütün hepsinde söyledikleri boş diye miyiz ki? Bu doğru olmaz zaten bu mantık. Bir şey bakın hadîs-i kutsî de var, hadis şeritte var. İlk yaratılanın Hz. Peygamber’in salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhaniyeti ve nuraniyeti olduğuna dair. Böyle olunca hakikat Muhammediye metaforu boşa çıkmıyor ayağa. sonuçta bunu destekleyen hadisi kutsiler ve hadis şerifler var.

Başka hadis şerif ve hadis kutsi olmamış olsa ilk yaratılanla alakalı ve ilk yaratılanın Hz. Peygamber’in salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhaniyeti ve nuraniyeti ile alakalı eyvallah kabul edeceğiz. Sağlı sollu yanaşın. Kapın nazı boşalmış olsun. Gelin gelin gelin gelin gelin gelin sağlı sollu. İlk yaratılan insanın Hz. Muhammed olduğu ve onun bir nur olduğu düşüncesi bazı tabi’nin alimlerine atfedilen yorumlarda görülür. Nitekim taberi’nin tefsirinde taberi tabi’nin içerisinde en önemli tefsircilerden birisidir. Ben derim ya tefsiri taberi diye taberiden okurum genelde. Ben ilk bir meseleye bakacaksam taberiye bakarım. Taberi İslam dünyasının içerisinde denilebilinir ki en böyle düzenli böyle sağı solu delli toplulu intizamlı bir şekilde yazılmış ilk tefsirlerden birisi. Geniş muhteviyatlı olarak ilk tefsir Hz. Abdullah’ın oğlu Hz. Abbas’ın oğlu Abdullah’a aittir. İlk tefsir ilk tefsir ilk Kur’ân tefsiri biz ona mealde diyebiliriz.

Hz. Abbas’ın oğlu Abdullah’a aittir tek cilttir. Arapça basımı vardır bakın tek cilttir. Arapça basımı var. Türkçe çeviremediler mi çevirmediler mi bilmiyorum artık keşke çevrilse enteresan olduğuna inanıyorum onun. Sonra tabi’in döneminde tabi’in kim sahabe

Tâbiîn Dönemi, İsrailiyat ve Kur’ân Tefsirine Sızan Rivayetler

nin ilmini alan sahabeyi yetişmiş sahabeyi gören zatlar bunların adına tabi’in deniyor. Bunlar Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini görmediler. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini gören,işiten,onun dizinin dibinde iman eden,onunla beraber onunla beraber on gündayı yaşayan sahabe. Bu sahabeyi gören kimselere tabi’in deniliyor. Bu sahabeyi hiç görmemiş ama tabi’ini görmüş onlara da tebai tabi’in deniyor. Yani birinci altın nesil sahabe, ikinci birinci nesil örneğin sahabenin içerisinde aşeri mübeşereler 24 ayar altınsa işte diğer sahabeler 22 ayar altınsa tabi’in de artık böyle nasıl söyleyeyim 18 ayar. Tabi’in de 14 ayar altın gibi öyle söyleyeyim Allah bizi affetsin inşallah. Taberi de onlardan birisi. Taberi Hz. Muhammed’in ilk yaratılan insan olduğu şeklindeki anlayışı tabi’in devri alimlerinden katedeye nispet eden iki rivayet mevcuttur. Buna göre tasavvuhu bir terim nuru Muhammed’e değil ancak ilk yaratılan insanın Hz.

Muhammed’e olduğudur eyvallah. Bu konuda bir sözüm yok buradaki bu ilk tabi’in dönemindeki kimseler böyle hakikati Muhammediye metoforu olarak bunu sunmuyorlar. Bunu diyorlar ki Cenab-ı Hak Hz. Muhammed Mustafa’nın ruhaniyetini ve nuraniyetini yarattı ilk önce bununla alakalı hadisler var. Bu konulla gerekirse önümüzdeki haftaya ilk yaratılanın Hz. Muhammed Mustafa’nın ruhaniyeti ve nuraniyeti olduğuna dair bütün hadisleri toplar önümüzdeki hafta getireyim inşallah. Yunus bunu bana not düş inşallah. Önümüzdeki hafta bununla alakalı geniş bir ders yapalım. Bu konu madem ki açıldı ilk yaratılanın ilk yaratılan şeyin yaratılı sıralamasını koyalım. İlk yaratılan şey Hz. Muhammed Mustafa’nın ruhaniyeti ve nuraniyeti ilk yaratılan kün denilinde ilk olan şey. O ilk yaratılan şey Hz. Allah’ı zikretti teşbih etti tenzih etti. Ondan sonra diğerler ondan sonra akıl yaratıldı. Ondan sonra kalem yaratıldı. Ondan sonra lef-i mahfuz yaratıldı.

Bunlar o kadar anlık süreler içinde ki yani bu böyle göz açıp kapatmak uzun mesafe bu meselede. Bakın göz açıp kapatmak. Bunu ışığın hızı, hocam kaçtı? Saniyede 300.000 km. Biz bunun o yaratılış hızını saniyede 300.000 km olarak düşünmeyin. 300.000’i örneğin işte 5’e çarpın. 300.000’i 10’a çarpın. O kadar büyük hızlı bu ilk yaratılışın süreci. Bakın ilk yaratılış süreci kadar hızlı bir yaratılış süreci yok. O süreyi hesaplamak mümkün değil. Metafizik olarak hesaplamak mümkün değil. Ancak bunun ve normalde işin felsefesiyle, bunun inancıyla işin içinden çıkabilirsiniz. Bunun metafizik olarak çıkmak, bunun fiziksel olarak, astrofizik olarak çıkmak mümkün değil. Ancak metafizik olarak çıkarsınız işin içinden. mana olarak çıkarsınız. Bunun matematiğini bulmanız mümkün değil. Bu tabi hadisi şeriflerde ve hadisi kutsilerde bu söylenirken ilk yaratılan şuydu sonra şunu yarattı deyince sonra denilince sanki insanlar zannediyorlar ki hani kün dedi ilk önce Hz.

Muhammed Mustafa’nın ruhaniyeti, nuraniyeti yaratıldı. Bir müddet bekledi. Böyle değil bu. Bu öylesine anlık bir şey ki buna bir zaman birimi oturtturmak mümkün değil. O yüzden mesela bir hadisi şerifi bakarsan ilk yaratılan akıldır der. Başka bir hadisi şerifte ilk yaratılan kalemdir der. Örneğin bu normalde o yaratılış sıralaması esnasında olan şeyler. İnşallah bununla alakalı önümüzde kaldı arada böyle bir ders yapalım. Evet. Kâbül Ahbar, ölümü 652 ve Said bin Cübeyr, ölümü 713. Nur ayeti olarak bilinen Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nuru şuna benzer mealindeki ayette geçen ikinci nurdan maksadın Hz. Peygamber olduğunu söylemişlerdir. Bunu Mukatil bin Süleyman’da destekler. Taberi Camil Bey’an Entevili Ay’il Kur’ân sayfa 136. Şimdi bu ilk yaratılanın Hz. Peygamber’in nuraniyeti olduğunu hadisler var ya, hadisi kutsiler var ya, bunun dayanağı olarak evet bu ayeti kerimeyi gösterirler.

Allah yerin de göğün de nurudur, o nur şuna benzer. Orada nur şuna benzer derken o nuru teşbih ediyor çünkü orada teşbih edilenin Hz. Muhammed Mustafa’nın nuraniyetinin olduğuna dair evet bu konuda görüş birliği var. Öte yandan tabi’in döneminde pek çok İsrailiyat malzemesinin Kur’ân tefsirine sızdığı göz önünde bulundurulursa, tabi’in devri alimlerinin Hristiyanların kendi peygamberler hakkındaki yorumlarına misillem olarak da çıkartılmış olabilir. Bakın İsrailiyat meselesi son dönem çok tartışılmaya başlamıştır. Beni İsrail peygamberleri bizim peygamberimizdir. Hem İbrahim’in İsmail’den süregelen soyu olan bütün peygamberler bizim peygamberimiz olduğu gibi, yine İbrahim a.s.ın İshak’tan olan Beni İsrail peygamberleri de bizim peygamberimizdir. Biz Beni İsrail peygamberlerinin ağzındaki hakikati red edemeyiz ki. Biz Adem’den itibaren ister İsmail soyundan olsun ister İshak soyundan olsun bütün peygamberlerin peygamberliklerine iman ederiz. Bu Beni İsrail veya İsrailiyat sözü, İsrailiyat sözü Adem’den itibaren gelen İslam anlayışını ve olgusunu parçalayan bir şeydir.

Hz. İsa a.s.ın da peygamberliğine iman eder bizim peygamberimizdir. Hz. Musa a.s.ın da peygamberliğine iman ederiz bizim peygamberimizdir. Süleyman, Yakup, Yusuf, Yunus hepsi de bizim peygamberimizdir. İsmi geçsin geçmesin ne kadar Adem’den itibaren Hz. Muhammed Mustafa a.s. ne kadar peygamber gönderildiyse hepsine de iman ederiz. Hepsine de peygamber olarak iman ederiz. Yani İsa a.s.ın doğru sözünü redmederiz. Hz. Davut’un doğru sözünü redmederiz. Hz. Süleyman’ın doğru sözünü redmederiz. Hz. Musa’nın doğru sözünü redmederiz. Harun’un, Yahya’nın, Yakup’un, Yusuf’un, Yunus’un, Eyüp’ün doğru sözlerini redmederiz. Böyle bir şey yok. Bu İsrailli attan Allah Allah. E, Kur

Tüm Peygamberlere İman ve Hz. Peygamber’e Secde Yasağı

‘ân’ın içerisinde dil olarak, dil olarak tekrar söylüyorum dil olarak. Sonuçta Yahudi dili de var. Var. İbranici de var içinde. Var. Kur’ân’ın içerisinde Allah alem. Bunun dil bilimcilerin işi bu. Dil bilimcilerin işi. Ama Kur’ân’ı Arapça indirdik diyor. O ayrı bir mesele. Ama Kur’ân’ın içerisinde Adem’den Hz. Muhammed’in Mustafa’ya kadar, Hz. Muhammed’in Mustafa’dan Kıyamete kadar ne kadar dil gelecekse hepsinin Kur’ân’da cem edildiğine inanıyorum. Kur’ân, Allah’ın kitabı. İçinde İbranice kelimeler var diye şimdi Kur’ân’ı da mı reddetteceğiz? Bir hadis hoşuna gitmiyor. İsrailli attandır o. Allah Allah. Hadis. İsrailli attan karışmıştır. Allah Allah. Bu işin kolay tarafı. Ve İslam dünyasında bu böyle oturmaya başladı. Yelleşmeye başladı. Kardeşim hadis kitabından da geçiyorsa hadistir. İsrailli attandır. Ya doğru ve hakikat nereden gelirse gelsin. İsterse bu ağaçtan gelsin. Doğru mu doğru? Ağaç La ilahe illallah Muhammed’in Resulullah dedi diye kabul etmeyecek misin?

Ağaç konuşamaz mı diyeceksin? Taş La ilahe illallah Muhammed’in Resulullah deyince taş konuşamaz kardeşim deyip redmeteceksin. Taş da konuşur. Ne dedi müşrik başı? Ne dedi müşrik başı? Dedi ki benim elimdekinleri söyle. Sana iman edeceğim dedi. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. dedi ki ey amcam tevazıya bakın. Senin elindekinler benim kim olduğumu söylese. Ho ho dedi. Benim yeğenim saf ya dedi. Daha zorunu seçti. Tamam dedi yeğenim. Benim elimdekinler seni söylesin kim oldun dedi. İman edeceğim ben dedi. Elindeki taş imana geldi. Elindeki 3 tane taş. Şahade dedi. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu diye. Taşlar dile gelince atıverdi 3 tane taşı. Allahu alem Davut’un 3 taşıydı. Allahu alem diyorum. Davut yolda gidiyordu ya taşın birisi dedi ki beni al ey Davut dedi.

Davut taşı aldı gidiyor. Kime karşı? Canlıta karşı. Bir taş daha dile geldi. Dedi ki beni al ey Davut ikinci taşı aldı. Ondan sonra bir taş daha aldı. Üçüncü taş da dile geldi. Dedi ki ey Davut beni de al. Onu da aldı. İlk sapan taşını kullanan Davuttur. Neden şimdi Filistinler sapan kullanırlar bilir misiniz? Filistinler şunu derler. Biz Davut’un çocuklarıyız. Siz ise canlıtsınız. O yüzden onlara sapan atarlar. Bir kimse sapan atıyorsa düşmanına karşı o şunu diyor. Ben Davut’un çocuğuyum. Ben Davut’un yolundanım. Sen de zalimsin canlıtsın. Davut 3 tane taşı aldı. Taşlar dedi ki bizi sapanın içine koy. Sapanın içine koydu. O gün ne kadar canlıtta öyle bir zırh var ki. Ne bıçak ne mızrak ne kılıç ne kalkan ne top ne tüfek. Canlıtu deviremiyor. Böylece canlıtın bulunduğu ordu hep galip geliyor.

Bugünün süper gücü Amerikası. Biz korkuyoruz ya. Ulan 3 tane bomba atarsa yerle yeksan oluruz diye. Bakın Amerikası. Hazreti Davut aldı o 3 taşı sapanın içine koydu. Savaşın en cahcaflı zamanda canlıt meydana çıkınca 3 taşı ona attı. Fırlattı böyle. Böyle böyle dönen var ya hani sapan taşını böyle atıyorlar ya. Böyle döndürdü döndürdü döndürdü döndürdü döndürdü bir attı. Ve canlıt yerle yeksan oldu. Savaşı kazandı lan. Ben diyorum ki o 3 taş var ya. O 3 taş mübarek taş. O 3 taşı Allah-u Alem Mehtin’in elinde de göreceğiz. Ve o 3 tane taş kimde? Ebu Cehil’in elinde. Ne dedi? Vallahi desen büyücüsün dedi taşlar dile gelince. Taş doğruyu söyleyince hayır mı diyeceksiniz? Hakikat kimden gelirse gelsin. İster çocuktan gelsin ister sarhoştan gelsin. İster kafirden ister gavurdan. İster kadından ister erkekten.

İster beyazdan ister siyattan. Kimden gelirse gelsin. Hakikat herkesin yitik manıdır. Ve herkesin herkesin hakkı vardır hakikat üzerine. O yüzden İsrail yatmış. Allah Allah doğruysak kabul ederiz kardeşim. Beni İsrail peygamberleri bizim peygamberimiz değil mi? Bitti. Rüyamızda görsek seni kabul etmiyor muyuz diyeceğiz? Olmaz öyle şey Allah bizi affetsin. Hristiyanların İsa’yı aşırı şekilde yüceltip peygamberlikten çıkartıp Tanrılaştırmalarına benzer bir yaklaşıma. Yahudilikte Hz. Musa’ya yönelik bir tavır olarak rastlanmaz. Ancak Tasavvuttaki kainatın yaratılış amacının Hz. Muhammed olduğu şeklindeki anlayışının benzeri Yahudi din adamlarının Tevrat anlayışlarında rastlanır. Yahudi Halevi bu duruma teolojik kavramlarda izah etmiş ve Tanrı’nın alemi Tevrat’ı vahyetmek gayesiyle yaratmış der. Baaki adam Yahudi kaynaklarına göre Tevrat sayfa 66. Böyle bir Hristiyanların kendi İsa Aleyhisselâm’a ve din adamlarına karşı göstermiş oldukları bu aşırı tevazuyu Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri kendi sağlığında reddetmiş.

Bir gün sahabiler, müslümanlar, sahabi müslümanlar bir Hristiyan din adamına gösterilen aşırı ilgi alaka tevazuyu görünce şöyle derler. Bizim Peygamberimiz buna layık. İlk gördüğümüzde biz de onlar gibi yapalım. Ve o sahabeler Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’yle karşılaştıkları anda hemen secdeye gitmek isterler önünde. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri onları secdeden kaldırır, men eder. Der ki insanın insana secdesi yasaktır, haramdır. İnsanın insana secde etmesini emretseydim kadınların erkeklerine, kocalarına secde etmelerini emrederdim der. Sakın ha bakın böyle bir emir de yoktur. Kadınlar kocalarına secde etmez der. İslam’da kimse kimseye secde etmez. Kimse kimseye secde etmez. Hiç kimse hiç kimsenin önünde eğilmez İslam’da. Selam vermek farklı bir şeydir. Tevazu göstermek farklı bir şeydir. Biz hiç kimseye secde etmeyiz Allah’tan başka. Allah bizi onlardan eylesin. Kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah. Arada inşallah ilk yaratılışla alakalı bir küçük bir hadis dersi yapacağız. Unutmazsak hazırlığımızı yaparsak inşallah.


Kaynaklar ve Referanslar

Kur’ân-ı Kerîm — Ahzâb Süresi, 56. Âyet — “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ederler; ey iman edenler, siz de O’na salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.” — Salavat-ı şerîfenin farz oluşunun Kur’ânî temeli; Allah’ın melekleriyle birlikte salavat getirmesinin hikmeti.

Hadîs-i şerîf — Salavat Müjdesi — “Bana bir kez salavat getirene Allah on rahmet eder, on günahını siler, on derece rütbesini yükseltir.” (Müslim, Salât 70; Nesâî, Sehv 55) — Salavatın kulun kendi kurtuluşuna hizmet ettiğinin delili.

Hadîs-i şerîf — Havuz Hadisi — Hz. Peygamber mahşerde havuzunun başında bazılarını tanıyacak; ancak onlar dinde var olan şeyleri reddettikleri için uzaklaştırılacak. (Buhârî, Fiten 1; Müslim, Tahâret 37) — Sünnetten sapmanın ve bid’at çıkarmanın bedeli.

Hadîs-i şerîf — Remel’in Kökeni — Sa’y ve remel ibadetinin Hacer annemizin İsmail Aleyhisselâm için Safa ile Merve arasında koşusu sünnete girmiştir. (Buhârî, Hac 79; Müslim, Hac 235)

Zekât — Ticaret Malı Nisabı — Alıp satmak amacıyla alınan gayrimenkul, arsa, tarla, bağ-bahçe ve daireler ticaret metaı sayılır; üzerine bir yıl geçip nisabı dolarsa zekâta tâbidir. Kiraya verilen ya da ikamet amaçlı alınan mülkler kapsam dışındadır.

Zekât — Bebek Altını Meselesi — Doğum mevlidinde takılan ve aile tarafından kullanılmayıp saklanan altın ve para üzerine bir yıl geçince nisabı doldurması hâlinde zekât düşer; niyet ve kesintisiz nisab şartı belirleyicidir.

Hadîs-i Kutsî — “Lev Lake” Meselesi — “Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım” ifadesi pek çok mutasavvıf tarafından delil gösterilmiş; ancak isnad zinciri tartışmalıdır. Sahih hadislerle Hz. Peygamber’in kâinatın en şerefli sebebi olduğu sabittir.

Süleyman Çelebi — Mevlid-i şerîf (ö. 1422) — Hz. Peygamber’in nurâniyetini işleyen Mevlid-i şerîf; “hiçbir şey yok iken Allah kendi nurundan bir şey yarattı” hadîs-i kutsî’sine dayanmakta olup Türk tasavvuf edebiyatının en önemli eseridir.

İbn Abbas — İlk Kur’ân Tefsiri — Hz. Peygamber’in amcası oğlu Abdullah İbn Abbas’a (r.a.) nispet edilen tek ciltlik tefsir, bilinen en erken Kur’ân tefsiridir; Arapça basımı mevcuttur. İçerdiği bilgiler tâbiîn dönemi İsrailiyat riskiyle birlikte değerlendirilmelidir.

İsrailiyat — Tâbiîn döneminde Yahudi ve Hıristiyan kökenli rivayet malzemesinin Kur’ân tefsirine sızması; Ka’bül-Ahbâr gibi râvilerin aktardığı, özellikle kozmoloji ve yaratılış konularındaki haberler sahabe süzgecinden geçirilmeden alınamaz. (İbn Kesîr, Tefsiru’l-Kur’âni’l-Azîm, Mukaddime)

Hadîs-i şerîf — Secde Yasağı — Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem kendisine secde etmek isteyen sahâbeyi men etmiş: “İnsanın insana secdesi haramdır.” (Tirmizî, Radâ 11; İbn Mâce, Nikâh 4) — Aşrı tazımın önündeki ilâhî sınır.

Bütün Peygamberlere İman — Kur’ân-ı Kerîm’in emri: “Peygamberlerin arasında ayırım yapmayız.” (Bakara, 285) — Âdem Aleyhisselâm’dan Hz. Peygamber’e kadar İsmail ve İshak soylarından gelen tüm peygamberler Müslümanların peygamberleridir.


Bu sohbet-i şerîf, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin 2018 yılında Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde icra buyurduğu 37. sohbetin transkriptinden tez formatında düzenlenmiştir. Orijinal video: https://www.youtube.com/watch?v=75sdAFRgi5g