Karabaş-i Velî Tekkesi 2018

33. Karabas-i Veli Tekkesi 2018 Sohbeti — Gelibolu Mesnevi Sohbeti: Ebu Mervanin Agzinin Carpilmasi, Giybet Zinadan Agir Gunah, Mahrem Alanin Kutsiyeti, Demirci-Itirci Dukkan Hadisi ve Abdulkadir Geylani Menkibesi

Bu sohbette Mustafa Özbağ Efendi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle alay edenlerin akıbetini, Hz. Osman Efendimizin amcası Ebu Mervan el-Hakem’in ağzı çarpılan hikâyesini, gıybet ve iftiranın zinadan ağır günah olduğunu, insanların mahremine saygıyı, Firavun’un şaklabanını, Leyla ile Mecnun kıssasını, demirci dükkânı ile ıtırcı dükkânı hadisini ve zikrin ön ritüeli olmayan yegâne ibadet olduğunu anlatan Abdülkadir Geylânî hazretlerinin papaz efendi menkıbesini işlemektedir.



Giris: Ahmed Mustafa’nin Adini Eglenerek Ananlar

Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayır eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gününüzünü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Rabbim cümle ümmeti Muhammed’in dünyasını da ahiretini de hayırlı eylesin. Rabbim cümle ümmeti Muhammed’e her daim afiyet ihsan eylesin inşallah. Burada konu başlığında kalmışız. Konu başlığı Muhammed aleyhisselamın adını eğlenerek anan kimsenin ağzının çarpık kalması. Bu tabii daha önceki konu da konu bir Yahudi padişahın inanan Müslümanlara yapmış olduğu zulmü anlatıyordu. Bunu anlatırken Hz. Pir araya hemen başka bir konu sokmuş öyle söyleyeyim. Başka bir konuya değinmiş. Bu böyle ara konu gibi bu mesele. Bu da Hz. Peygamber’in salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin alay eden bir kimsenin hikayesi. Sahabeden daha doğrusu müşriklerden birisi Hz. Peygamber’in salallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle hep alay ederdi. Münafıktı bu kimse. Ve o Hz. Peygamber’in salallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir şey yaptığında arkasından hareket eder, mimikleriyle onunla alay eder, mimikleriyle onunla dalga geçer, onu yalanlardı. Tarih boyunca Adem’den Hz. Muhammed’i Mustafa’ya kadar gelmiş olan peygamberler hakkı ve hakikati tebliğ etmekle mükelleflendi. Bu hak ve hakikati öğrenmek, dinlemek, ona uymak istemeyenler, peygamberlerle alay ederler, onlara kötülük yaparlar, onlara zulmederler.

Bazı peygamberlerin dayak yediği, bazı peygamberlerin yerlerinden sürüldüğü, bazı peygamberlerin toplumunun onlarla alay ettiği vaki olmuştur. İşte geçmiş peygamberlerin başına gelen Hz. Muhammed’i Mustafa’nın da, salallahu aleyhi ve sellemin de başına gelmişti. Ve o kimse böyle peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle alay edince, hani yüz felç geçirir ya insanlar, kısmi felç geçirirler. Böyle bir felç geçirmişti. Pişman olup felç geçirdikten sonra, ey Muhammed affet, ey peygamber sen minlediğin ilminden lütuflara maz sarsın. Ben bilgisizlikten alay ettim, alay edilmeye layık ben oldum dedi. O kimse veyahut da aklı başında olan insanlar, bir cahillik yaptıklarında, bir günah işlediklerinde, geriye dönüp tövbe eden, tövbe edip o meseleyi telafi etme yoluna gider. Eğer iki kişinin arasında bir sıkıntı olmuş olsa, birisi cahillik yapsa ve diğerine zarar verse, kötülük yapsa, o cahil kimse yaptığının farkında varsa, dönüp ondan tövbe edip helallik almakla mükellef. Ama öyle yapmıyorsa, ya cahilliğine devam ediyor ya da o gerçekten zalim bir kimsedir. E o kimsenin yapacak olduğu şey, dönüp helallik isteyip o alay ettiği kimsenin Selamün aleyküm Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayır eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gününüzünü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Rabbim cümle ümmeti Muhammed’in dünyasını da ahiretini de hayırlı eylesin.

Rabbim cümle ümmeti Muhammed’e her daim afiyet ihsan eylesin inşallah. Burada konu başlığında kalmışız. Konu başlığı Muhammed aleyhisselamın adını eğlenerek anan kimsenin ağzının çarpık kalması. Bu tabii daha önceki konu da konu bir Yahudi padişahın inanan Müslümanlara yapmış olduğu zulmü anlatıyordu. Bunu anlatırken Hz. Pir araya hemen başka bir konu sokmuş öyle söyleyeyim. Başka bir konuya değinmiş. Bu böyle ara konu gibi bu mesele. Bu da Hz. Peygamber’in salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin alay eden bir kimsenin hikayesi. Sahabeden daha doğrusu müşriklerden birisi Hz. Peygamber’in salallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle hep alay ederdi. Münafıktı bu kimse. Ve o Hz. Peygamber’in salallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir şey yaptığında arkasından hareket eder, mimikleriyle onunla alay eder, mimikleriyle onunla dalga geçer, onu yalanlardı. Tarih boyunca Adem’den Hz. Muhammed’i Mustafa’ya kadar gelmiş olan peygamberler hakkı ve hakikati tebliğ etmekle mükelleflendi. Bu hak ve hakikati öğrenmek, dinlemek, ona uymak istemeyenler, peygamberlerle alay ederler, onlara kötülük yaparlar, onlara zulmederler. Bazı peygamberlerin dayak yediği, bazı peygamberlerin yerlerinden sürüldüğü, bazı peygamberlerin toplumunun onlarla alay ettiği vaki olmuştur. İşte geçmiş peygamberlerin başına gelen Hz. Muhammed’i Mustafa’nın da, salallahu aleyhi ve sellemin de başına gelmişti.

Ve o kimse böyle peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle alay edince, hani yüz felç geçirir ya insanlar, kısmi felç geçirirler. Böyle bir felç geçirmişti. Pişman olup felç geçirdikten sonra, ey Muhammed affet, ey peygamber sen minlediğin ilminden lütuflara maz sarsın. Ben bilgisizlikten alay ettim, alay edilmeye layık ben oldum dedi. O kimse veyahut da aklı başında olan insanlar, bir cahillik yaptıklarında, bir günah işlediklerinde, geriye dönüp tövbe eden, tövbe edip o meseleyi telafi etme yoluna gider. Eğer iki kişinin arasında bir sıkıntı olmuş olsa, birisi cahillik yapsa ve diğerine zarar verse, kötülük yapsa, o cahil kimse yaptığının farkında varsa, dönüp ondan tövbe edip helallik almakla mükellef. Ama öyle yapmıyorsa, ya cahilliğine devam ediyor ya da o gerçekten zalim bir kimsedir. E o kimsenin yapacak olduğu şey, dönüp helallik isteyip o alay ettiği kimsenin hakkına ve hukukuna riayet etmektir. Ama nasıl geçmiş peygamberlerin, geçmiş ümmetleri bu günahı işledilerse, Hz. Muhammed Mustafa’nın da etrafındaki müşrikler bu günahı işlediler. Rum Suresi ayet 100. Sonra o kötülük edenlerin akıbeti çok kötü oldu. Çünkü onlar Allah’ın ayetlerini yalanlıyorlar ve onları alaya alıyorlardı. Münafıkın ayet 5. Münafıklara gelin de peygamber sizin için Allah’tan af dilesin denildiği zaman onlar, peygamberi ve onun af dilemesini alaya alarak başlarını sallarlar.

Ve görürsün ki onlar davet ettikleri affa karşı böbürlenerekten yüz çevirip giderler. Ey peygamber! Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmemiş olsunlar. Bakın geçmiş peygamberlere nasıl alay edildiyse, Hz. Muhammed Mustafa’yla da alay etmişler. Bunu daha ileriye götüreyim. Nasıl peygamberlerle alay ettilerse, peygamberlerle dalga geçtilerse, peygamberlerin varisi hükmündeki alimlerle de velilerle de cahil insanlar dalga geçerler. Hak ve hakikati anlatan bir kimseyle münafıklar, müşrikler, kafirler dalga geçerler.

Firavun’un Sakabani ve Musa Aleyhisselam

Onunla alay ederler. Hani Musa a.s.ın taklitini yapardı ya Firavun’un bir şaklabanı vardı. Musa’nın şekline girer kendisine sahteden hafif bir göbek yapar, kafasına işkembeyi ters geçirir. Musa a.s.ın saçları yoktu çünkü. Hafif göbekliydi, bir de biraz kekelerdi çok sinirlendiğinde. O Firavun ve avanesine Musa’nın taklitini yapardı. Onlar da gülerlerdi, alay ederlerdi. Allah dostlarıyla, Allah’ın peygamberleriyle kafirler, müşrikler, münafıklar, mürtetler hep alay etmişlerdir. Hep onlara karşı çıkmışlardır. Hep onlarla savaşmışlardır. Hani Hz. Mevlana Ceraeddin Ruhm hazretleri sema eder ya, sema etmekle alay ederler. Hz. Mevlana ile alay ederler. Şemsi Tebrizî hazretleriyle alay ederler. Bir kimsenin, bir şahsın, bir topluluğun inancıyla alay ederler. Bunlar cahil ve münafık ve kafir kimselerdir. İşte Cenab-ı Hak Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde uyarıyor. Ümmetlere peygamberler gönderdik. Onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmesinler. Yine Enbiya Suresi ayet 41. Ey Muhammed! Şüphesiz senden önceki peygamberler de alaya alındılar. Ama onlarla alay edenleri alay ettikleri azap yakalayıp kuşatıverdi.

Ebu Mervan el-Hakem ve Agzi Carpilan Munafik

İşte o alay edenlerin alay ettikleri şey onları yakalayıp kuşatıverdi. Ve onlarla azap olundular. Onlar nasıl alay ettilerse alay ettikleri hale düştüler. Ve işte müşriklerden As bin Va’il var. Ve yine Velid bin Muğre, yine İbn-i Talat’la adındaki kimseler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini alay etmekte çok ileri gidenlerdendi. Yine böyle bir Ebu Mervan el-Hakam vardı. Hz. Osman Efendimiz’in amcası. Bu da bu alay etmekte o kadar çok ileri gitmişti ki bu ağzı tutulan da Hz. Osman Efendimiz’in amcasıydı. Hz. Osman Efendimiz’in amcası Müslüman olduğunu söyleyip ama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle alay eden bir kimseydi. Ve Ebu Sufyan’ın da amcasının oğluydu o. Emel-i Halifelerinden birinci Mervan’ın da babasıydı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri konuşurken arkasına geçer el işaretleri el hareketleri yapardı. Mesela örneğin hani toplum arasında vardır ya birisi fotoğraf çekiliyordur arkadan böyle işaret ederler. Veya arkadan birisi alay eder. Veya birisi bir laf söylüyordur. Öbür taraftan yani salla boş ver ya konuşsun dursun alay ederler ya. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de böyle tebliğ ederken sohbet ederken arkadan böyle alay ediyordu. Yüzünü gözünü değiştiriyordu. Hümeze ve mümeze alayeti kelimesi. Yani o kimse hem mimikleriyle gıybet etmek mimikleriyle hareket etmek. Allah muhafaza eylesin.

İşte bu da o mervanın babası da normalde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine çok eziyet edenlerden bir kimseydi. Ve böyle onunla alay edince tabiri caizse tutuldu. Ağzı yüzü çarpıldı. Ağzı yüzü çarpılınca geldi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine af diledi, özür diledi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onun ağzını sıvazladı, çenesini sıvazladı yerine geldi. Ama ahlakı düşük kimseler tekrar ediyorum. Ahlakı düşük kimseler tövbe ettikleri günaha tekrar geri dönerler. O ahlakı düşük bir kimsedir. Kendince bir daha gıybet etmeyeceğim der, dakikada başlar gıybet etmeye. Bir daha bunu yapmayacağım der, dakikada başlar yapmaya yine. Bu ahlakı seviyesi düşük sözünde durmayan emanete hıyanet eden kimselerdir. İşte bu Hz. Osman efendimizin amcası da böyle bir kimseydi. Müslüman oldum demesine rağmen Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle alay etmeye devam ederdi. En son da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onu Medine’den sürdü zaten. Taife sürgün gitti.

Uc Halifenin Farkli Tutumlari

Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri vefat etti. Vefat edince Hz. Ebubekir randullah Han hazretleri zamanında o müracaat etti geri döneyim diye. Hz. Ebubekir efendimiz kabul etmedi. Ben onun sürdüğünü geri çevirmem dedi. Hz. Ömer efendimiz halife oldu. Yine müracaat etti, geri döneyim dedi. Yine müracaat etti geri dönmek için. O yine onun geri dönmesine müsaade etmedi. Hz. Osman efendimiz halife olunca onun geri dönmesine müsaade etti. Ama geri dönmesine müsaade etti ama o yine yapacağından geri kalmadı Ama geri dönmesine müsaade etti ama o yine yapacağından geri kalmadı.

Iyi Kimselerin Arkasindan Konusmak

Onun hayâ perdesi yırtılmış, onun edeb perdesi yırtılmış deriz ya. Bu da onun gibi Allah bir kimsenin bu noktada perdesini yırttıysa o kimse iyi kişileri kötülemeye, iyi kişilerin arkasından gıybet etmeye, iyi kişilerin dedikodusunu yapmaya başla. Şunu unutmayın. Eğer ki bir peygamberin, bir Allah dostunun, bir âlimin, iyi bir kimsenin arkasından konuşuyorsanız, onunla alay ediyorsanız bilin ki siz kötü bir kimsesiniz. Bilin ki cehennemlik bir iş yapıyorsunuz. Bilmediğiniz bir şeyin arkasından konuşuyorsanız bilin ki siz cahil bir insansınız. Kendi kendinize sorun. Bu konuyla alakalı elinizde bir delil var mı? Yok. Bir bilgi var mı? Yok. Bununla alakalı bilmediğiniz bir kimsenin arkasından onun hoşuna gitmeyecek bir şeyi söylüyorsanız, doğruysa gıybet, doğru değilse iftira. Doğruysa gıybet, doğru değilse iftira. Toplumu bozan, aileleri bozan, sülaleyi bozan, insanları bozan en önemli iki günahı kebâir. Birisi gıybet, birisi iftira.

Gıybet ve Iftira: Zinadan Agir Gunah

İslam fıkıhçıları şunu söylemişler, zina yapmak yüz ise suçu, bu zina yapıyor deyip arkasından gıybet etmek bindir suçu. Bakın gıybet etmek zina etmekten daha ağır bir günahtır. Bir kimse haram işledi, haram işledi, zina yaptı, yaptı. Onun arkasından bu zina yapıyor demek bin günahtır. Ama ne yazık ki içinde yaşadığımız toplum bunun farkında değildir. Kim birisinin ayıbını örterse, mahşer yerinde Allah da onun ayıbını örter. Biz ayıpları örten bir kültürün

Hatira: Daydan Kizi ve Dedikodu

ayıpları örten bir inancın evlatlarıyız. Ama biz ne yazık ki bu hususiyetimizi kaybettik. Biz ayıpları örtümeyi, ayıpların üzerine sünger çekmeyi düşünmüyoruz. Daha başkalarının gizli, saklı özel hayatını araştırıp öğrenmeye çalışıyoruz. Onun yanındaki kimdi, onun yanında dolaşan kimdi? Ben zaman zaman anlatırım. Benim en büyük deyim var, en büyük deyimin kızı öğretmenlik yapacak. İzmir’in Bayındır ilçesine evraklarını tamamlamaya gelmiş. İşte nüfus cüzdan, nüfus müdürlüğünden evrak alınacak, Cumhuriyet Savcılığı’ndan evrak alınacak. Kütükleri Bayındır’da çünkü ben de o zaman İzmir Bayındır’dayım. Tabii o dayımızın kızı da benden ufak ama tabii normalde yaş olarak işte o 22-23 yaşında ben de o zaman 27-28 yaşındayım. Kimse de tanımıyor, o İzmir’de duruyor ya. Ben tabii hadis savcılığa git, nüfus müdürlüğüne git, sağlık ocağına git. Herkes beni tanıdığından işimiz hızlı bitiyor. O zaman da orman işletmesinde resmi dairede çalışıyorum ben. Ben daireye gelince kadar beni nişanlı yapmışlar onunla. Ben akşam eve döndüğümde annemin dediğini hiç unutmuyorum. Hani sen tövbe ettiydin, hani sen bu işleri bıraktıydın, bugün bir kızla dolaşıyormuşsun dedi. Allah’ım dedim ya bu kadar çabuk mu? O zaman evde bizim telefon yok, bir şey yok dediğim yıl 1985. Anne dedim ne çabuk sana haber geldi ya. Bana gelmeyeceğini mi zannediyorsun dedi. Dedim kim olduğunu söylediler mi?

Bir kız varmış yanında işte dedi. Dedim yanıma gelen Hatice’ydi dedim ya, Ahmet dayımın kızıydı Hatice’ydi dedim. Annem durdu. Bakın insanlar yanında kim olduğunu bilmiyor. Şimdi örneğin işte bizim benim etrafımdaki çoğu bayan belki de benim abimi tanımıyor. Benim kızlardan birisi abimle dolaşmış olsa, diyecekler ki yanında bir tane adamla dolaşıyordu. Sevgilisi miydi, şusu muydu, bu su muydu ikiye iki ekle, ikiye on iki ekle. Gıybet dedi kodu, laf taşıma, iftira, insanlığın en büyük suçlarından birisi.

Gunahin Sarhoslugu: Gıybet Alkolmetresi

En büyük suçlarından. Ama biz görünene bakıyoruz, görünmeyene bakmıyoruz. Bu benim tespit çok hoşuma gider. Eğer her günah içki gibi sarhoşluk verici olsaydı, herhalde insanların hiçbirisi dip düzgün yürümezdi. İçki içiyor ya adam, günah işledi meydanda. Bir sağına serpiliyor, bir soluna serpiliyor. Belli. Gıybet edenler de böyle sağa sola yalpalayarak gitseydi ne olurdu acaba? İçki içenler gibi yalpalaya yalpalaya, sokaklarda yürüyüş olsaydı insanlar. Herhalde büyük bir ihtimalle yolda dip düzgün yürüyen kimse az görünürdü. Bir gün üfletiyorlar ya illaki alkolmetre. Şimdi çeviriyorlar beni yolda. Bakıyor şimdi bir çuva sakal yaşı başı meydanda. İşte Hacı abi kusura bakma ya üfleteceğiz sana da mecburda. Ben de mi üfleyeceğim? E sen de üfleyeceksin kanun böyle. Bir gün dedim ki ya dedim içki içenlere üfletiyorsunuz, bunu anlıyorsunuz. Dedim gıybet edenlere de bir üflemi yok mu? Bu ne ya dedi. Dedim gıybet edenlere de üfletin bir şey, gıybet ettiği meydana çıksın. İftira etenlere de bir şey üfletin o da çıksın meydana. Onlara da ceza kesin.

Allah’in Savas Actigi Iki Amel: Faiz ve Dostlara Dusmanlik

Asıl büyük günah kebairah. Dikkat edin. Gıybet etmek içki içmekten daha büyük bir günah. İftira etmek bütün günahlardan daha büyük bir günah. Peygamber ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin getirdiği bir şeyle alay etmek bunların hepsinin üstünde büyük günah. İşte iyilerle alay etmek. Temiz kişilerin arkasından kötülüğünü konuşmak. Temiz kişilerin toplum nezninde kredisini bitirmeye çalışmak. Onların hakkında iftira, dedikodu, gıybet üretmek. Allah muhafaza eylesin. Bunlar çok büyük günah kebairdir ve Cenab-ı Hak onlara işaret veriyor. Diyor ki böyle bir şey yaparsanız bilin ki Allah azap edicidir ve iyi kişilerin arkasından konuşan, Allah’ın velilerinin dostlarının arkasından konuşup onları kötülük yapmaya çalışan Allah’la savaşmıştır. Allah’ın direkt kendisinin savaşacağı belirli ameller vardır. Bu belirli amellerden birisi faizdir. Kim mümin kardeşinden açıktan açığa veya kapalı, baş başa veya insanların içerisinde mümin kardeşinden faiz alırsa o apaçık Allah ve Resulüne savaş açmış. Allah ve Resulüne savaş ilan etmiş gibidir. Ve o ne kötü bir savaştır ki o insanın mağlup olacağı muhakkaktır. Yine Allah’ın savaş açacağı ikinci şey Allah’ın velileridir. Cenab-ı Hak yine Hadis-i Kutsi’de her kim benim sevdiğim bir kuluma, benim sevdiğim bir dostuma, benim sevdiğim bir kimseye düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim.

Kulum kendisine farz kıldığım ibadetleri yerine getirmek de bana en sevgili işi yapar. Kulum kendisine farz kıldığım ibadetleri yapmakla bana en sevgili ameli işi yapmış olur. Ve nafile ibadetlerle bana yaklaşır. Ve nafile ibadetlerle o bana yaklaşmaya çalışınca ben onu severim. Ben onu sevince duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı, söyleyen dili, gören gözü olurum. Benimle görür, benimle duyar, benimle tutar, benimle yürür

Iyilere Vefa ve Hz. Ali’nin Bir Harf Ogretmesi

der Cenab-ı Hak Hadis-i Kutsi’de. İşte burada en önemli şey şudur. Bir kimse Allah’ın sevdiği iyi kimselere düşmanlık yapmayacak. Bildiğin bir şey mi var? Git ona nasihat et, git ona tebliğ et ama düşmanlık yapma. İyilere düşmanlık yapma, iyilerle mücadele etme. Birisinin sana zerrece bir faydası dokunduysa ona vefasızlık yapma. Birisinin sana zerrece bir şey öğrettiyse ona sırtını dönüp gitme, ona hainlik yapma. Hazreti Ali radiyallahu anh hazretleri bana bir harf öğretenin kölesi olurum dedi. Sana birisi iyilik noktasında bir harf öğrettiyse onun kıymet ve kadrini bil. Birisi sana bir iyilik yaptıysa bil ki o iyiliğinin karşında Allah ona en az on iyilik verecektir. Sen ona kötülük yapma. İyi insanların vekili Allah’tır. İyi insanların koruyucusu Allah’tır. İyi insanların muhafaza edicisi Allah’tır. Çünkü iyilikler Allah’tandır. İyi insanlarda Allah insanıdır, Allah adamıdır, Allah’ın has kullarıdır. Bir kimse iyiyse dikkat et. Ona karşı dilini koru, ona karşı kalbini koru. Ona karşı elini ayağını, mümiklerini koru Ona karşı elini ayağını, mümiklerini koru. Onunla alay etmeye kalkma, onu kötülemeye kalkma, ona yanlış davranmaya kalkma, ona eksik davranmaya kalkma. Dünyada selametlik bekliyorsan iyilerle beraber ol. Dünyadan hayırla, hasenatla gitmek istiyorsan iyi insanlarla arkadaşlık kur. Dünyada canın cennette olmasını istiyorsan iyilerin yanında ol, iyilerle beraber ol.

Günah-ı kebaeri açıktan işleyen, fitursuzca günahlarının içerisinde dalan insanlarla dostluk, arkadaşlık yapma. Onlara iyiliği nasihat et ama onlarla dostluk yapma.

Demirci Dukkani ile Itirci Dukkani Hadisi

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki, Demirci dükkanına giden is kokar, itırcı dükkanına giden itır kokar. Yani kokucu dükkanına giden güzel kokular, güzel kokular ondan alırsınız. Parfüm satan bir dükkan düşünün, rengarenk, cins cins kokular insana bir hoşluk verir, öyle değil mi? Ama gitseniz bir demirci dükkanına kömür ve duman isi kokar. Siz bir lokantaya gideriz, bir restorana gideriz, etleri afiyetle yeriz. Izgara’nın başında ise ayrı bir koku vardır, değil mi? Izgara’nın başında duran kimse, o etin pişme esnasındaki yağı, etin pişme esnasındaki geçirdiği devrelerin bütün hepsi de kokusu üstüne geçer. Kadınları düşünün, kadınlar kızartma yaptıklarında kızartma kokuyorlar, öyle değil mi? Kadınlar evde temizlik yapıyorlar, temizlik yaptıklarında çamaşır suyuna bulanıp da çıkıyorlar. Çamaşır suyunu bulanınca da ne güzel evin çamaşır suyu kokuyor diyor. Hasta olmuş, çamaşır suyuna aşina olmuş, çamaşır suyunun kokusunu iyi görmeye başlamış. Oysa evin adamı geldiğinde bu evine çamaşır suyu kokuyor diyor. Ona tuhaf geliyor ama o çamaşır suyunu ona ne yapıyor? Aşina olmuş, onunla hemal olmuş. Neredeyse bazı kadınlar benim içimde kirlendi deyip çamaşır suyunu içecek hale gelmiş. Bu sözüm erkeklere, eve fazla çamaşır suyu almayın. Kadınlarınızı kaybetme noktasına geleceksiniz.

Insan Birlikte Oldugunun Kokusunu Alir

Neredeyse bütün evi çamaşır suyunu bulacaklar. Masa, sandalye yetmeyecek, yorgan yatakları da çamaşır suyuyla yıkacaklar. Allah bizi affetsin. O yüzden devamlı günah işleyenlerin yanına gidenler günah kokarlar. Devamlı salih ameller işleyenlerin yanına gidenler salih amel kokarlar. Dünyaya aşık bir kimsenin yanına gitseniz dünyayı dinlersiniz. Allah’a aşık bir kimsenin yanına gitseniz Allah’ı dinlersiniz. Bir kadın bir erkeğe aşık olsa en yakın arkadaşına onu anlatır. Vay saçları şöyle güzel de, yok yüzü böyle güzel de, yok yürüyüşü böyle de, yok bakışı şöyle de. Halbuki kitip ryozun tekidir. Ama o aşık olmuş ya ona çok tatlı gelir. Öbür kide bir kadına aşık olmuş ya onu anlatır. Halbuki kara kuru bir şeydir. Baksan 150 gram gelmez ama anlatır da anlatır onu. Neden? O çünkü ona aşık. Hani Mecnun’un adı Fuat’tır aslında. Harun Reşit, Mecnun’un babasının çok samimi arkadaşıdır. Mecnun’un babası da beyidir. Mecnun yani Fuat beyoğludur. Bir gün Harun Reşit Leyla’ya haber gönderir. Der ki çağırın bakayım şu Leyla’yı ya. Bu Fuat’ı çöller’e düşüren, kendisinden geçiren, tacı tahtı terk ettiren, aileyi, sülaleyi, anneyi, babayı unutturan, dünyaya sırtını döndüren, bu kadın kimmiş bir tanıyayım da. Çıkar, gele Leyla gelir. Harun Reşit bakar öyle. Bir şey benzetemez onu. Benim gibi düşünür. Acaba der gözlerin bulanık mı görüyor? Sarayın içi karanlık.

O yüzden ben bunun güzelliğini göremiyor muyum acaba?

Harun Resit, Leyla ve Mecnun Kissasi

Şu der perdeleri açın. Perdeleri açar, görüntü değişmiyor. Aynı. Gözler bulanık değilmiş. Acaba der bunun konuşmasına, belagatına mı aşık oldu? Hani öyle konuşuyor, şiir okur gibi insanı kendinden mi geçiriyor acaba der? Sorar ona. Leyla sen misin? Cevap muhteşem. Leyla benim ama sende Mecnun’un gözü yok der. Leyla benim ama sende Mecnun’un gözü yok. Mecnun’un gözü olsaydı o da Mecnun gibi bakacaktı. Yani der ki sende aşık gözü yok. Sen bana aşık değilsin ki. Eğer Mecnun gibi bana aşık olmuş olsaydın beni çok güzel görecektin. Mecnun gibi bana aşık olsaydın benim gözlerime bile bakamayacaktın. Kafanı bile kaldıramayacaktın. Çünkü gözlerinin içindeki o muhabbeti ve o aşkı görürsem ölürüm diye düşünecektin. Ölürsem sevemem ki diye düşünecektin. O yüzden sevgilinden ayrı kalacağın için ölmeyi kendine zul görecektin. Ya diyecektin ki gözlerim gözlerindeyken canımı al. Gözlerim de senin olsun. Ruhum senin ellerindeyken canımı al. Gözlerim seni görürken lal olsun görmez olsun. Dilim seni anlatırken ruhumu al. Dilim’in son kelamı sen ol. Gözümün son gördüğü sen ol. Elimin son tuttuğu sen ol.

Asigin Dilinde Masuku Vardir

Kalbimi heyecandan kıpır kıpır eten en son. Sen ol. Kalbim senin hayalinle yaşarken son nefesini versin. Gözüm senin hayal de olsa seni seyrederken son kez kapansın diyecekti. Aşığın yanına giderseniz onun maşunu dinlersiniz. Kendini anlatan kendine aşıktır. Maşunu anlatan maşu aşıktır. Dilinde kim var senin? Dilindekine bak kalbinde o vardır senin. Gözünde en son kimin hayali vardı? Ona bak kimi sevdiğini anlarsın. En son kalbine kim dokundu senin? O dokunana bak anlarsın kimi sevdiğini. En son senin elini hangi el tuttuysa sen onunsundur.

Iki Sehir Arasinda Olen Tovbekar Kissasi

O yüzden demirci dükkanına giden iş kokacaktır. Itırcı dükkanına giden itır kokacaktır. İyileri seven iyi olacaktır. Kötüleri seven kötü olacaktır. Hani geçmiş ümmetlerde yaşanmış ya Hz. Peygamber’i naklediyor. Bir adam o kadar kötülük yapmış o kadar kötülük yapmış o kadar kötülük yapmış. Kendince demiş ki benim artık af kapım kapanmıştır. Hangi âlim bir zata gitse onlar ümitsiz olarak demişler ki senin affolacağını umuyoruz senin affolacağını umuyoruz. En son orada bir sufi bir kimse varmış derviş bir kimse Allah aşığı bir kimse. Ariflerden bir kimse. Ona demiş ki ben bu kötülükleri yaptım ben affolur muyum? O Arif zat o sufi o zamanın Yunusu zamanın Hacı Bektaşüvelisi zamanın bayramisi zamanın Mevlânası zamanın Üftadesi demiş ki filanca yerde iyilerin yaşadığı bir şehir var oraya gidersen af olunursun onların içinde demiş. O kimse yola çıkmış. Yolda yürürken ecel vaki olmuş ölmüş. İyiler demişler ki bunun yönü bize yönelikti bu bizdendir biz bunu bizim şehrimize gömeceğiz. Kötüler demişler ki bu bizim şehirdendi biz onu bizim şehrimize gömeceğiz. O Arif zat o Allah dostu bakmış meseleye hafif bir tebessüm etmiş. Demiş ki insanlara bir önerim var size herki grubun başkanı demişler buyur böyle yırtık pırtık hırpani bir kimsesin ama dinleyelim seni. Demiş ki öldüğü yerle iyilerin şehriyle kötülerin şehrinin mesafesini ölçün nereye yakınsa oraya gömün demişler.

Kötüler demişler ki alâ zaten bizim şehrimize yakın ölçmüşler 3 kilometre örneğin. Sonra iyiler ölçmeye başlamışlar hadisi şerifte diyor ki Allah iyilerin şehrini onlara yaklaştırdı ölçmüşler 2500 metre. Demişler ki bu iyilerin şehrine gömülecek siz iyilerle dostluk yapmaya iyilerle arkadaşlık yapmaya bakın. Cenab-ı Hakk’ın Kur’an-ı Keriminde emridir salihlerle beraber olun. Ayet-i Kerime’nin Fatiha Suresinin sonunda ne diyoruz? Ya Rabbi bizi inam ettiğin, ihsan ettiğin o peygamberler, o veliler, o Allah dostları var ya evet bizi onlarla beraber eyle. Amin. Ama o delalete düşen

Insanlarin Ayibini Arastirmamak: Hz. Omer’in Ornegi

sapıklığa düşen şeytaniyete, nefsaniyete, hayvaniyete yenilenlerden eyleme. Amin. Allah bizi iyilerle beraber eylesin. Allah bir kimsenin ayıbını örtmek isterse o kimse ayıplı kimselerin ayıbı hakkında ses çıkaramaz olur. Demek ki Allah sizin bir ayıbınızı örtmek istiyorsa siz ayıplı kimselerin ayıbıyla uğraşmazsınız. Ayet-i Kerime’de Hucurat 12 Ey iman edenler zannım birçoğundan sakının çünkü zannım bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Sizden biri ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı ondan tiksinirsiniz. Allah’tan korkun. Şüphesiz ki Allah tevbeleri daima kabul edendir. Çok merhametlidir. Birbirlerinizin ayıbını araştırmayın. Bu emir birbirinin ayıbını araştırma Bu emir birbirinin ayıbını araştırma. Birbirinin gıybetini yapma. Bu iki şey çok önemli.

Mahrem Alanin Kutsiyeti: Ev, Telefon, Bahce

İnsanların ayıbını araştırmamak. İslami öğreti de devlet dahi devlet insanların ayıbını araştıramaz. İnsanların ayıbını araştırmak büyük günah kebâredir. Hz. Ömer Radıyallahu anh hazretlerimiz halifedir. Sahabeden birisi gelir. Ey emir el müminin! Filanca kimse var ya evet o der evinde içki içiyor. Hz. Ömer efendimiz ona bir kızar. Der ki ben insanların evini gözetmekle mi emrolundum? İslam insanların evlerini mahrem kabul eder. İnsanların evlerini gözetlemez. Bir insanın evini gözetlemek günah kebaedir. Bir insanın penceresinden içeri evine bakmak günah kebaedir. Bir kimsenin balkonundan öbür taraftaki başka bir evin penceresini balkonunu tarasını izlemek günah kebaedir. Siz bir başkasının evini bir bahçesinin bahçesini bir başkasının kendine ait yerini gözetleyemezsiniz. Bu oğlunuz da olsa bu kızınız da olsa bu kardeşiniz de olsa onun mahremini gözetleyemezsiniz. Bir kimsenin evi kendisinin mahremidir. Perdesi açık olsa bile gözetleyemezsiniz. Ya o perdesini açmış ne yapalım? Bakamazsın kardeşim. Perdesi açıksa da bakamazsın. Kapısı açıksa da bakamazsın. Mahremidir. Bir kimsenin telefonunu karıştıramazsın. Mahremidir. İster eşin olsun ister çocuğun olsun ister karın olsun ister kocan olsun. Onun telefonunu karıştıramazsın. Mahremidir. Kişisel mahremidir. Ya bu benim çocuğum telefonunu karıştırırım. Karıştıramazsın. Çocuğun da olsa karıştıramazsın.

Ya bu benim karım onun telefonunu karıştırırım. Karıştıramazsın. Kişisel mahremidir. Dokunamazsın. Dokunamazsın. Birisinin telefonunu dinleyemezsin. Birisi telefon gelmiş gruptan iki adım ileri gitmiş. Sen onu takip edemezsin ne konuşuyor o telefonla diye. Eşin telefonla konuşuyor. Dinleyemezsin onun konuşmasını. Kocan telefonla konuşuyor. Dinleyemezsin konuşmanı. Çocuğun telefonla konuşuyor. Dinleyemezsin konuşmanı. Mahremdir. Mahremdir.

Modern Gozetim Toplumu ve Kaybedilen Ozgurluk

İslam’ın adab-ı muaşerret kuralları. Bireyin özgürlüdür bu. Bireyin özgürlü. Devlet bir kimsenin telefonunu dinleyemez. E biz suç önlemek için dinledik onu. Bütün mahremini döktün adamın. İstediğin kimsenin telefon numarasına bir mahkeme kararı çıkar. Dinle. Ne oldu kişinin mahremiyeti? Kalmadı. Kalmadı. İnsanlar kendi evlerine şimdi kameraya takıyorlar. Karısını izliyor adam. Allah Allah. Sapık. Gizli kamera takmış adam kendi evine. İzliyor. Dedim oğlum manyak mısın sen? Hasta mısın? Sapık mısın sen? Dedim şüpheyle zanla hareket edilir mi? Git boşan o zaman dedim. Gün 24 saat evini mi izliyorsun sen dedim. Bize nereden geldi bu kültür? Biri bizi gözetliyor. Biz sevinerekten seyrettik. O onun kucağına oturdu da yok o onunla sarma açtı da biri bizi gözetliyor. Huzisi gözetlenecek insanlar gitti. Alıştırdılar bizi gözetlemeye. Şimdi her yerde bizi gözetliyorlar. Biz sesimizi çıkarmıyoruz şu anda. Kişi mahremiyeti diye bir şey kalmadı. Alıştırdılar. Neye? Yemekteyiz. Karabiberi çok gelmiş. Yeme. Herkes gurme oldu şimdi. Eleştiriye hazır olacakmış herkes. Haram kardeşim. İnsanların yüzüne eleştirmek haram.

Elestiri Kulturunun Yerlesmesi

Sen bir kimsenin yüzüne eleştiremezsin. Yüzüne eleştiremezsin. İstan bunu yasaklamış. Şimdi serbest. Ne? Bugün ne giyeyim? Haydi birisi giydi. Eteğin olmamış. Makyajın olmamış. Saçın olmamış. Herkese alıştı ya. Adam şimdi gördü evde sokakta boyalı kadınları. Evdekine bakıyor. Ulan onlar kadınsa bu ne? Başlıyor. Saçın olmamış. Ulan düne kadar süpürge saçıyla dolaşıyordu kadın. Sen eli kolu olsun, kadın olsun yeter diyordun. Şimdi saçı olmasın diyor. Öbürü de aynı. Manken gibi erkeği görüyor. Kravatı olmamış. Yok donu olmamış. Yok paçası olmamış. Bakıyor. Ulan onlar adamsa bu ne diyor? Hiç herkes birbirini eleştiriyor artık. Anne baba çocuğu eleştiriyor. Üst katın komşunun kızını gördün mü? Ne yaptı? Bak o 95’ten aşağı getirmedi. Sen ne getirdin? Bakıyor. Benimki de 93 diyor. Bak 93, 95 değil. Ah üst kattakının kızını bir göreceksin sen. Anne kız konuşuyor. Ben de misafirlikteyim. Dedim ne yapıyor üst kattakının kızı? Ama dedi efendim 95 getirmiş dedi. Bana 95 getirmesin dedim. Üst kattaki kıza söyle. Dedim o mu yapsın getirsin bana dedim. Nasıl yani dedi? E dedim ne olacak? Dedim üst kattakine söyle deterjan yapsın getirsin evinde. Ben ona alkışlayacağım dedim. Böyle durdu. Anlamadı ev sahibi. Biraz daha zaman geçti. Kızının üzerine öyle diyor. Sen hiçbir şey yapmıyorsun. Üst kattakının kızı ne yapmış biliyor musun dedi bu sefer. Allah Allah. Dedim ya bu çocuğu eziyor kadın.

Bu nasıl bir terbiyesiz sistemi? Tekrar dedim. Üst kattakının çocuğu ne yapmış dedim ben. Vallahi dedi efendim dedi. Bir spangile yapmış dedi. Söyle ona dedim ben Antep baklavası yapsın da gelsin. Biz eleştiri de öyle bir hale geldik ki. Haram olduğunu bile bile hepimiz her şeyi eleştiriyoruz. Dakika bir gol bir adam evleniyor.

Ayipları Ortmek: Nasihat Ibadet, Elestiri Gunah

Hanımı kuru fasulye yapmış. Anneminki gibi olmamış. Ulan git annenin evinde yeseydin o zaman. Ne ama evlendin. Ama eleştirmek bizde o kadar makul hale geldi ki. Ayıplarını araştırmak. O kadar makul hale geldi ki. Artık bunun günah olduğunun farkında değiliz. Bir hakmış gibi geliyor bize. Hak. Adam eşine esdi dediği gibi eleştirecek. Hakkı. Kadın kocasını eleştirdi istediği gibi eleştirecek. Hakkı. Anne baba çocuğu. Çocuk anne babayı eleştirecek. Dikkat edin. Nasihat ibadettir. Eleştirmek günahtır. Nasihat edebilirsiniz. Sohbet edebilirsiniz. Doğruları tebliğ edebilirsiniz. Eleştiremezsiniz. O yüzden insanların ayıbını örtenlerden alın. Kim bir kimsenin ayıbını örterse Allah da onun ayıbını örter. Allah bizi ayıbları örtülenlerden eylesin.

Zikrin Farkı: On Ritueli Olmayan Ibadet

Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. İnşallah birazdan biz Sema zikri şerifini ihya edeceğiz. Allah izin veririz hep beraber. Gönlüm arzu eder ki bizim Semazen kardeşlerimiz Sema esnasında semada bir çark deriz. 360 derecede bir çark yapılınca her çarkta bizim Semazen kardeşlerimiz içlerinden Allah der. Ve Sema edenler Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah diye diye Sema ederler. Bizde kaç para kaç para kaç para diye Sema yoktur. Buradaki Sema eden kardeşlerimiz bir ücret karşılığında Sema etmiyorlar. Bizim vakıf olarak tüm etkinliklerimiz ücretsizdir. Fise bilillahdır. Allah içindir. Biz para pul makam mevki için sohbet ve Sema etmeyiz. Bizim satılacak seedimiz yok, satılacak kitabımız da yok. Burada satılacak bir şey yok. Satılacak şekerleme de yok bizde. Bizim kapının önünde hiçbir şey satılmaz. Bizde bir tek Allah’ı zikretmek var. Birazdan kardeşler Allah’ı zikredecekler. Hep beraber zikredeceğiz. Sizler de gönlümün arzu ettiği istediği şey oturduğunuz yerde siz de zikredin. Kim Allah’ı zikrederse Ayet-i Kerime Allah da onu zikreder. Her ibadetin bir ön ritüeli vardır. Namaz kılacaksınız. Namazın dışında farzları vardır, içinde farzları vardır. Namazın dışındaki farzları abdest almak, tesettüre riayet etmek, kıbleye yönelmek, necasetten yani pisliklerden arınmak gibi. Bir de içinde farzları var. Ayakta durmak, oturmak, kıyam, ruku, secde etmek.

Bu da içindeki farzları. Ritüele tabi. Örneğin hacca gideceksiniz, ritüele tabi. Belirli menakısları yerine getireceksiniz. Oruç tutmak, ritüele tabi. Ramazan orucuysa, farz orucuysa sahura kalkacaksınız. Bir lokma da olsa bir şey yiyeceksiniz, niyet edeceksiniz, yemeyeceksiniz, içmeyeceksiniz. Her türlü şeyden kendinizi fedakarlıkta bulunacaksınız. Allah’ı zikretmenin hiçbir ön ritüeli yoktur. Abdestli abdestsiz. Nerede olursanız olun, Allah zikredilir. Başı açık, başı örtülü, abdestli abdestsiz. Yolda giderken camide, mescide, tekkede, evde, mutfakta, banyoda, iş yaparken, temizlik yaparken, yemek yaparken, her hal üzerinde Allah zikredilir. Eyvallah Eyvallah. Toplu halde Allah zikredilirse müjde var.

Abdulkadir Geylanî ve Papaz Efendi Menkibesi

O yüzden diyorum hep beraber zikredilindi. Müjde şu, hadis-i şerifte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor ki, bir topluluk beni zikrederse, oradan af olmuş olarak kalkınız. Hadisi kutsi. Kim Allah’ı topluluk içinde zikrederse, oradan af olmuş olarak kalkınız der. O yüzden hep beraber zikredelim, hep beraberden buradan kalkalım, gidelim inşallah. Bir kısa. Abdülkadir Geylân hazretleri, malum büyük zat, bir gün sabah böyle tekkede toplanmışlar, Allah’ı zikrediyorlarmış. Allah, Allah, Allah. Tabi kafaları da böyle sallıyorlar ya Allah’ı zikrederken. Hadisi kutsi var. Rüzgarın olgunlaşmış buğday başaklarını salladığı gibi beni zikrederken siz de sallanın diye. Hadisi kutsi. Onlarda Allah, Allah sallanıyor. Hafızlar sallanırlar ya, Mevlütanlar sallanır ya böyle ritmiktir bu. Bir papaz efendi böyle camdan, tekkenin camından bakmış bunlar ne yapıyorlar böyle diye. Dervişler Allah, Allah sallanıyorlar. O da bir sefer böyle kafasını sallamış, ritmik. Gece olmuş, kıyamet kopmuş, hesap kitap. Papaz efendi gel bakalım, senin yerin cehennem, iki tane zabahani, tam bunu götürecek evliya menkıbesi bu. Abdülkadir Geylân hazretleri zuhur etmiş. Demiş durun, ne oldu? Allah’ın bana sözü var, vadi var. Kimsenin tekkene gelirse ben onu affedeceğim dedi. Bu papaz efendi demiş. Bir sefer benim tekkeme geldi, kafasını salladı. Kafası bana ait, vücudu size ait.

Kapanış: Bas ve Vucudu Birlikte Kurtarmak

Çekmiş hançeri cebinden, papazın kafasını almış, demiş alın vücudu size ait. Kafası bana ait ama demiş. Tabii papaz kan ter içinde uyanmış bir bakmış, kafa yerinde duruyor, vücut yerinde duruyor. Koşa koşa Geylânâ hazretlerinin tekkesine o mübarekte oturmuş, sabah namazından sonra zikre başlayacaklar gene. Buna seher zikri denir tekkelerde. Tam kapıya gelmiş, Geylânâ hazretleri başına kaldırmış. Papaz efendi gel demiş. Akşam başı kurtardım, bugün de vücudu kurtar. Biz de hep beraber hem baş hem vücut kurtularak da şuradan gidelim inşallah. Semada zikirde buluşacağız hakkınızı helal edin.


Kaynaklar

Âyet: “Sonra o kötülük edenlerin akıbeti çok kötü oldu. Çünkü onlar Allah’ın âyetlerini yalanlıyorlar ve onları alaya alıyorlardı.” — Rûm sûresi, 10

Âyet: “Münafıklara, gelin de peygamber sizin için Allah’tan af dilesin denildiği zaman onlar, peygamberi ve onun af dilemesini alaya alarak başlarını sallarlar.” — Münâfikûn sûresi, 5

Âyet: “Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmemiş olsunlar.” — Hicr sûresi, 10-11

Âyet: “Ey Muhammed! Şüphesiz senden önceki peygamberler de alaya alındılar. Ama onlarla alay edenleri alay ettikleri azap yakalayıp kuşatıverdi.” — Enbiyâ sûresi, 41

Âyet: “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının; çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın. Sizden biri ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Ondan tiksinirsiniz. Allah’tan korkun.” — Hucurât sûresi, 12

Hadîs-i Kudsî: “Her kim benim sevdiğim bir kuluma düşmanlık ederse ben ona harp ilan ederim. Kulum kendisine farz kıldığım ibadetlerle bana yaklaşır; nafilelerle yaklaşmaya devam ederse ben onu severim. Sevince duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı, gören gözü olurum.” — Buhârî, Rikāk 38

Hadîs-i Şerif: “Demirci dükkânına giden is kokar, ıtırcı dükkânına giden ıtır kokar.” — Buhârî, Zebâih 31; Müslim, Birr 146

Hadîs-i Şerif: “Kim bir kardeşinin ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter.” — Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58

Söz: “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.” — Hz. Ali (r.a.)

Menkıbe: Abdülkadir Geylânî hazretlerinin tekkesinden kafasını sallayan papaz efendinin rüyasında kurtarılması. — Menâkıb-ı Abdülkadir Geylânî

Menkıbe: Harun Reşit’in Leylâ’yı huzuruna çağırması ve “Sende Mecnun’un gözü yok.” cevabı. — Mesnevî şerhleri ve klasik aşk hikâyeleri

Menkıbe: İki şehir arasında ölen tövbekârın iyilerin şehrine üç buçuk metre daha yakın bulunması. — Buhârî, Enbiyâ 54; Müslim, Tevbe 46-47


Ozet

Sohbetin özü: Peygamberler, velîler ve iyi kimselerle alay etmek âhiret hüsranı doğurur. Hz. Osman Efendimizin amcası Ebu Mervan, Hz. Peygamber ile alay edince ağzı çarpılmış; tövbe etmesine rağmen alışkanlığından dönmeyip Medîne’den sürgün edilmiştir. Gıybet zinâdan, iftira gıybetten ağır günahtır. Mahrem alan — ev, telefon, özel hayat — kutsaldır; devlet bile bunu ihlâl edemez. Nasihat ibâdet, eleştiri günahtır. Zikir, ön ritüeli olmayan yegâne ibâdettir; toplu zikirden kişi affedilmiş olarak kalkar. Abdülkadir Geylânî hazretlerinin menkıbesinde olduğu gibi, tekkeye bir kere uğrayıp niyetle kafasını sallayanın bile bereketlenmesi mümkündür — önemli olan baş ile vücudu birlikte kurtarmaktır.


Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 33. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti kaydından yazıya aktarılmıştır. Orijinal video: https://www.youtube.com/watch?v=F5QTMQg2EaU