1. İslâm’ı Demokratikleştirmek Mümkün mü? Kavramsal İtirazlar ve Şeyh Ataması Örneği
İslam’ı demokratikleştirmek. Profesör Doktor Asef Bayat. şimdi İslam’ı demokratikleştirmek dediğimiz anda birinci derecede de dakika bir gol bir. Bu mümkün değil. İslam’ı bir şey yapmak, İslam’ı başka bir şeye benzetmek, başka bir şeye benzeştirmek. İslam’ın üzerinden herhangi bir şeyi oynamak, herhangi bir şeyi bu noktada farklı noktalara götürmek mümkün değil. Bu konu başlığı böyle atmış bu arkadaşımız kardeşimiz ama bunu muhakkak Profesör Doktor Asef Bayat bunu böyle yazmış.
E birinci derecede önce konu başlığına itiraz ederiz. Neden? Çünkü İslam’ı demokratikleştirmek, İslam’ı komünistleştirmek, İslam’ı kapitalize etmek, kapitalistirmek, İslam’ı siyasallaştırmak, İslam’ı dünyevileştirmek, İslam’ı şunu yapmak, İslam’ı bunu yapmak, bunlar mümkün olmayan şeyler. Böyle bir şey yok zaten. İslam İslam’dır her şeyiyle. İslam’ı bir şeye benzemeye çalıştırmak, İslam olmaktan çıkar.
Bir Müslüman dinini bilmediğinden, dini kuralları ve ahkamları bilmediğinden kendince kendi dini algısını ve anlayışını değişikliğe uğratabilir, dönüştürebilir.
Bugün Türkiye’de bir kısım Müslümanların kapitalist olması gibi bir kısım Müslümanların moda şapşalı olması gibi bir kısım Müslümanların kendilerince böyle parayı bulunca yoldan çıkması gibi, bozulması gibi bir kısım Müslümanların rahatı bulup kendi rahatlarını din olarak algılaması gibi bir kısım Müslümanların kendilerince rüşvete, harama, ona buna dalmaları gibi bir kısım Müslümanların daha önce kendi kurtuluşlarını sosyalizmde aramak gibi bir kısım Müslümanların kendilerince herhangi bir izimde bir kurtuluş araması, çare araması gibi veyahut da Türkiye’deki Müslümanların 150-200 yıldan beri savrulması gibi bir türlü kendilerini neyle toparlayabileceklerini, neyle düzeltebileceklerini anlayamamaları gibi burada da İslam’ı demokratikleştirmek bu mümkün olan bir şey değil, bu mümkün değil zaten hiçbir dini gerçek manada demokratik hale getiremezsiniz Hristiyanlıyı da getiremezsiniz, Yahudiliğe de getiremezsiniz Hinduizmi de getiremezsiniz veya Çin’de Konfid cüzü siz demokrat yapamazsınız bu mümkün değil ne yazık ki Müslümanlar bunlarla kandırılıyor, bunlarla aldatılıyor İslam İslam’dır bakın İslam İslam’dır İslam kendi doğrusunu Kur’ân ve Sünnet’ten alır İslam’da iştahat kapısı açıktır ama iştahat ederken dahi sizin temel alacağınız temel alacağınız iki kaide vardır bir Kur’ân iki Sünnet-i Seniye’dir Sünnet-i Seniye’nin içindedir ashabın tavır ve davranışları onlar Sünnet-i Seniye’nin dışında algılanmaz bazı yerlerde bir de ashabın Sünnet’i kardeşim ashabın Sünnet’i de Sünnet’in içindedir o üçüncü derecededir eyvallah hadi öyle alalım Kur’ân, Hz.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem haddenin sözleri ve davranışları sahabelerin birinci derecedeki sahabelerin o mesele algılayışları anlayışları bunun dışında bir İslam yok mümkün değil değiştiremezsiniz, dönüştüremezsiniz bunların hepsi de orientalistlerin işi batıcıların işi bunlar değiştiremezsiniz örnekliyorum şimdi siz tekkenin başına bir şeyhi seçimle getiremezsiniz siz bir tekke düşünün, bir tarikat düşünün siz onun başına şeyhi seçimle getiremezsiniz atamayla şeyh tayin edemezsiniz orayı, tutmaz siz bir vali atarsınız ama siz bir derganın başına şeyh atayamazsınız siz bir belediye başkanı seçersiniz ama bir şeyh seçemezsiniz neden?
o işin manevi kendine ait bir kuralı manzumesi var siz onu yıkıp da ben buraya bir tane şeyh atıyorum dediğinde hiç kimse tabi olmaz ona neden? rüyasında görecek onu halinde görecek o rüyasında halinde görmedikten sonra onu şeyh olarak kabul etmez ki o o yüzden atamanızın bir anlamı olmaz devam ediyoruz
2. İslâmî Siyaset Terimi, Post-İslâmcılık Yaftaları ve Hem Farz Hem Hak İsteme Şuuru
İslami siyasetin kural dışılığından kaynaklanan post islamcılık dindarlığı ve hakları inanç ve özgürlüğü İslam ve hürriyeti bir araya getirmeye yönelik bir çabayı temsil etmeliyiz bir kere İslami siyaset diye bir şey yok bu batının bize biçtiği batının bize dayattığı bir terim biz Müslümanız kardeşim biz siyaseti de yapacaksak dini kurallar ve manzumeler içerisinde yaparız ama bugün post modern olarak nitelendirilen batı Müslümanların üzerinde hegemanist bir yapı kurdundan ve Müslümanları batı kendisi idare etmek istediğinden dolayı bize değişik terimler üzerimize koyuyor bundan 200 yıl önce İslami siyaset diye bir tanımlama yoktur bulamazsınız sebep çünkü böyle bir şeye gerek yoktur sebep böyle bir şeye gerek duyacak ihtiyaç duyacak bir zemin yoktur şimdi niçin post İslamcılık post dindarlık sebep ne çünkü İslam dünyası ne yazık ki kendi hak ve özgürlüklerine dahip değil İslam dünyası dinini öğrendikçe ve dinini yaşama azmini sıcak tuttuğu müddetçe dini hak ve özgürlüklerini geri istiyor dini hak ve özgürlüklerini İslam dünyası geri istemeye başlayınca batı bize bir elbise giydirmiş o elbiseyi biz yırtmaya çalıştıkça batı bizim üzerimizdeki hegomonist yapısını hegomonizmini arttırıyor batı İslam dünyasına zulmediyor batı İslam dünyasının üzerine engerek yılanı gibi çökmüş ve İslam dünyası kendi hak ve özgürlüklerini istediği anda da bunu terörize ediyor sen teröristsin diyor sen dini siyasete alet ediyorsun sen İslamcısın sen dincisin sen fundamalistsin başlıyor seni yaftalamaya benim elimde silah var mı?
yok benim elimde tüfek var mı? yok benim elimde bomba var mı? yok ya tüfeği bombaydı sen veriyorsun zaten ee kim fundamalist? kim terörist? gerçekte batı ama onun ahlakı ahlaksızlık onun kanunu kanıbozukluk onun ahlakı ahlaksızlık kanunu kanunsuzluk kanıbozukluk olunca bizim üzerimize öyle saldırıyor ve ondan sonra ne oluyor?
mesela biz ee fundamalist müslüman terörist müslüman oluyoruz ben sufi standlı bir insanım ben Kur’ân ve Sünnet dedikçe siz nasıl sufi sufisiniz diyorlar veya ben böyle konuştukça sufinin dili bu mu diyorlar ya ne olacak sufinin dili Kur’ân ve Sünnet dışında bir dil mi?
tabi öyle alışmışlar ya normal mesela Kur’ân ve Sünnet dışındaki bir sufi yapılanmaya alışmışlar Kur’ân ve Sünnet’in dışında ol adına ne derlerse desinler senin sıkıntı değil onlar seni kabulleniyorlar ama Kur’ân ve Sünnet dediğinde kabullenmiyorlar post islamcılık ödevlerin yerine haklara tekçi otoriter sesin karşısında çoğulculuğa yazılı dohmetik dohmetinlerden daha ziyade tarih selciliğe ve geçmiş yerine geleceğe vurgu yaparak islamcılığın önde gelen ilkelerini değiştirmeye istemektedir bunu böyle söyleyenler vardır bunlar akıllarını peynir ekmekle satmış kendi akıllarını batılı oryantalistlere kiralamış insanlardır hiç bizim derdimiz bir taraflı değildir bizim bu noktada hep defalarca söylediğim bir şey vardır biz farzlara sımsıkı yapışırız farzların içerisinde dinin Allah’ın vermiş olduğu hakları istemekte vardır biz o yüzden farzları yerine getirmeyelim haklarımızı önde tutalım böyle bir derdimiz yoktur biz hem dini hem de insani haklarımızı isteriz bunu istemekten bunun mücadelesini yapmaktan geri durmayız hem ibadet alanında özgür olmak hem fikri alanda özgür olmak hem de haklarımızı alma noktasında özgür olma yanındayız biz o yüzden dini bugünkü Müslümanların üç aşağı beş yukarı dini algılayışı sadece evet ödevlerin üzerine ibadetlerin üzerine kurulu değildir o yüzden rahatsız oluyor herkes zaten bundan 30 yıl öncesine kadar bir Müslüman vakti olursa zaman olursa cumadan cumaya giden namazını kılan bir kimseydi şimdi bir Müslüman Kur’ân ve Sünnetin kendisine emretti Kur’ân ve Sünnetin kendisine vermiş olduğu bütün hakları istiyor sıkıntı bu zaten ama ben bunu post İslamcılık olarak nitelendirmiyorum bu dinin kendi içerisindeki özü dinin kendi içerisindeki özü aslında Müslümanlar kendi dinlerini öğrendikçe ve kendi dinlerinin kendilerine vermiş olduğu hakkı gördükçe daha fazlasını istiyorlar daha fazlasını isteyince Müslümanları yöneten Müslümanları yönlendiren sistemler batının sistemi olduğundan zorlanıyor ve İslam dünyası o yüzden büyük bir sancı içerisinde bakın büyük bir sancı içerisinde artık bir Müslüman kendi diniyle alakalı doğru kaynaklara istediği anda ulaşabiliyor Kur’ân-ı Kerim’in ayeti kerimelerine istediği anda ulaşabiliyor Hades-i şeriflere istediği anda ulaşabiliyor bir fıkıhi kaideyi istediği anda ulaşabiliyor ulaştığı anda onu yaşayıp yaşamadan yaşayıp yaşamadığına bakmadan onu isteyebiliyor o konuda bir bilgi sahip oldu çünkü biz her ne kadar insanlar interneti ve sosyal medyayı kötüleseler de batı kendi algı operasyonlarını internet ve sosyal medyadan yaparken aslında kendi silahıyla da kendini vuruyor batı sosyal medyayı ve interneti dünyayı tek taraflığı merkezden yönetmek olarak merkeziyetçi bir noktaya getirmek için oluşturdu ise de artık bu silah geri tepiyor insanlar algı yönetiminden kendini uzaklaştırabiliyor mesela kura ve sünnetin iyi bir eğitimini almış bir kimse bu algıdan uzak duruyor artık müslümanlar kendi haklarına sahipler büyük bir çoğunluğu eğer moda moda manyağı değil ise büyük bir çoğunluk bugünkü kapitalist sisteme sırtını çevirirse bu dala olmaktan kendini kurtarır kapitalizmin tanrılarından kendisini kurtarırsa o zaman farklı bir müslüman tipi çıkıyor önümüze bu müslüman tipini batılı alışkın değil bu müslüman tipi kura ve sünneti iyi bilen ne istediğini bilen çığ ve çağ sonrasını okuyabilen neyin nereye gideceğini düşünebilen bunu hesaplayan bir müslüman tipine alışkın değil batı çünkü son 200 yılın müslümanı böyle değil son 200 yılın müslümanı güdülen iteklenen, kakaklanan horlanan ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören bir müslüman artık islam dünyası böyle değil hele anadolu’daki müslümanlar artık böyle değil anadolu müslümanı tokatlana tokatlana dövüle dövüle geliyor tokatlana tokatlana dövüle dövüle ve kendi içerisini temizliğe temizliğe geliyor farkında biz belki de kendi iç dünyamızda farkında değiliz ama dış dünya bizim kendi bağırsaklarımızı kendi kendimize temizlediğimizi görüyor bünye artık kaldırmıyor bünye onu dışarı atıyor daha önce berrak su niyetiyle içtiğimiz bulanık suları artık dışarı atıyor vücut kabullenmiyor bir müddet sonra bakın bunun altını çizin para toplayan şeyefendiler para toplayan cemaatler müslümanların zekatına parasına müslümanların alın terine göz diken topluluklar dağılmaya mahkum olacaklar sebep çünkü bunları yapmayan tarikatlar bunları yapmayan cemaatler oluşuyor
3. Öze Dönüş: Hz. Ebû Bekir ve Ömer’in Beytülmâl Vasiyeti, İlaç Endüstrisi ve Tevazu İlkeleri
mesele özüne dönüyor bakın şu içinde bulunduğunuz tekke kapitalist bir şeyhin eline geçmiş olsa burada sema ücretli olur burada sohbet ücretli olur burada içilen yenilen şey ücretli olur burada şu küçücük bir avuç arkadaşın yaptığı bakın bir avuç arkadaşın yaptığı iş bütün türkiye’yi yerinden oynatıyor ilahiyatçısını da diyanetçisini de cemaatçısını da tarikatçısını da yerinden oynatıyor kaldı ki buradaki bir avuç arkadaş benim hayal ettim istediğim kıvamda değil bakım benim hayal ettim benim aruza ettim benim hedef koyduğum kıvamda değil öyle olmasına rağmen ses getiriyor sebep çünkü özüne dönüyor özüne döndüğü müddetçe öze dönüş olduğu müddetçe herkes bundan rahatsız olacak şimdi Hz.
Ebu Bekir Radıllahu An Hazretleri sağlı sollu yanaşın kapının ağzı boş alsın vasiyet ediyor ben öldükten sonra benden sonra gelen halifeye diye bir küçücük testi testiyi kırıyorlar içinden dinarlar çıkıyor Hz.
Ömer Efendimiz kırıyor içinden bir küçük not benden sonraki halifeye beytülmalım bana vermiş oldu maaştan kendim geçindim çoluğumu çocuğumu geçindirdim artanını buraya tekrar koydum bu paranın tekrar beytülmalı iadesine koca Ömer çöküyor hüngür hüngür ağlıyor ey emir el mü’minin ey arkadaşım senden sonra gelecek olanların uygulamakta zorlanacağı bir şey miras bıraktın ümmet uyanıyor artık bir şey miras bırakılıyor bu ne sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz âyet-i kerîme şimdi içinizde iş adamları var içinizde iş yapan insanlar var büyük bir çoğunluğu ticaret erbabı birisi sizden gelse dese ki biz şöyle bir şey yapıyoruz bize ücret verin siz diyeceksiniz ki yok kardeşim öyle bir şey sebep diyeceksiniz ki ya örneğin öldük gittik adam hiçbir güne kadar şunu yapıyoruz deyip de bizden para toplamadı diyeceksiniz benden sonra buraya birisi gelse otursa size pamuk eller cebe dese siz dersiniz ki yok ya bu yolu değiştirmiş bizim yolumuz bu değil ümmet uyanış içerisinde ümmet bu arsaklarını temizliyor vücudunu temizliyor ümmet doğru bu olarak kabul ettiği şeylerin doğru olmadığını görüyor ve böylece daha fazlasını istiyor daha fazlasını istedikçe de batı veya hego-menist yapılar size saldırıyor diyorlar ki siz fundamalistiniz diyorlar ki siz post islamı savunuyorsunuz siz siyasal islamcısınız siz şöyle siz dincisiniz tabirler bunlar Allah bizi affetsin metinlerden daha ziyade tarihselciliğe ve geçmiş yerine geleceğe vurgu yaparak islamcılığın önde gelen ikelerini değiştirmeyi istemektedir bunları yapanlar var ama kabul etmiyorum biz hem tarihimizi tarihselciliğimizi hem de geleceği okumada ikisinde mahir olmamız gerekiyor bir tarihi iyi bilelim aynı zaman da biz tarihselci olalım ama aynı zamanda yaşadığımız çağı anlayalım ve gelecek çağı okuyalım bunun için bizim çok fazla bir şey yapmamıza gerek yok çok aşırı gayret aşırı gayret sarf etmemize gerek yok biz kendi özümüze dönersek o zaman zaten meseleyi halletmiş oluruz bu bir ikincisi bir de biz bir başkasını çok tanımlamak zorunda değiliz biz kendi özümüze dönersek bizim kendi öz enerjimiz bize yetecektir sağlıkta tırnak içerisinde benim kendimce bir analizim vardır ben derim ki hasta mı oldun hastalıkta şifa vardır nasıl bu hastalığı sen hayır bildiklerinizde şer şer bildiklerinizde hayır vardır sen bu hastalığı şer olarak görürsün hayır vardır onda sabret vücut kendi kendine tedavi eder sen doğru olanı yap tövbe et dua et Allah’ı zikret vücut kendi kendini tamir edecektir sana lazım olan gelecektir sana bu demek şu demek değil hiç sağlık problemin kalmayacak kalacak o sana lazımmış diyecek ilaç içmeyeceksin o yüzden ilaç endüstrisini zengin etmeyeceksin Müslümanlar ilaç endüstrisi endüstrisiyle soyuluyorlar modayla soyuluyorlar lüks hayatta soyuluyorlar evet bunlardan kurtulursanız soyulmazsınız paranız yeter size bir takım elbiseyi 5 yıl giyebilirsiniz 3 yıl giyebilirsiniz 10 yıl giyebilirsiniz ayıp değil bu bir gömleği dar gelmediği müddetçe giyebilirsiniz hatta kül almanızı engeller sizin dersiniz ki gömlekler dar kalmaya başladı ben az yiyim ben az yiyorum ben az yiyorum pantolonlar dar kalmaya başladı az yiyim sizi az yemeye sevk eder yaşayabilirsiniz böyle böyle yaşamanılısınız zaten böyle yaşarsanız kendi özünüze dönersiniz öz güven sağlarsınız Müslüman için ultra giyinmek değildir temiz giyinmektir edepli adablı giyinmektir ölçü siz bu ölçüye sahip olabilirsiniz böylece ekonomik olarak batılıların ütülmesinden kurtulursunuz bir sürü bu konuda şeyler var bunlardan kurtulursunuz o yüzden bizim kendimizce Kur’ân’a ve sünnete hem tarihsel bağlamda bakmak hem evreysel bağlamda bakmak bunu analiz etmek hem ileriyi hem geçmişi hem de anı analiz etmek ve hayatı fikriyatı kurgularken öyle kurgulamak bunun için bizim dışardan başka bir yerlerden bir şey almamıza gerek yok biz kendi kendimize yeteriz İslam dünyası kendi kendine yeter yeter ki biz birbirimizi dinleyelim birbirimizi anlayalım birbirimizi de kenetlenelim İslam dünyası birbiriyle kenetlenirse meselesini halleder ama önce bütün İslami toplulukların kendi içlerinde bunu kenetlemesi lazım biz Anadolu Müslümanları Türkiye Müslümanları olarak birbirimizde kenetlenelim biz aynı zamanda Türkiye’nin dışındaki Müslümanlarla da kenetlenelim bakın biz bu tohumları ekelim gelecek İslam’ın Allah’ın izniyle
4. Asaf Bayat’ın İki Yerüngen Hikâyesi: İran İslâm Cumhûriyeti ve Mısır İhvân’ın İslâmî Olmayışı
İslam’ın demokratik fikirlere uyumlu olup olmadığı öncelikle İslamcılığı ve posislamcılığı savunanların toplumda ve devlet içerisinde üstünlük kurabilir kuramayacaklarına bağlıdır 70’li yıllardan bu yana İran ve Mısır’da sosyodini hareketlerin tarihçesi İslam’ı demokratikleştirme ya da anti demokratikleştirilmenin ardındaki mantığın koşulları ve güçlerin analizini yapmak için zengin bir zemin sunar ne Mısır’ın İslam’ı hareketi Mısır devletini tamamıyla ne de İran’ın posislamcılığı İran İslam Cumhuriyeti’ni demokratikleştirmeyi başarabildi her iki hareket kendi siyasi evitlerin sert muhalefeti ile karşılaştı Profesör Doktor Asaf Bayaz iki yörüngenin hikayesi 1- Asaf Beyaz’ın bu noktada örnek aldığı her iki devlet ve devletin içerisindeki İslami oluşumlar bir sefer kendi İslam’ın kendisiyle çelişki halinde biz eğer İran’ı İslam olarak algılarsak ayağımız yere basmaz Asaf Bayaz’ın İran’daki yapıyı tanımadığı çıkıyor orta yere İran’da İran’ın adı İslam Cumhuriyeti’dir İran’da İslam yoktur bunu uzun uzun konuşup tartışabilirim bakın uzun uzun konuşup uzun uzun tartışabilirim biz İran’da İslam’ı konuşurken Caferi stantlı bir din mi konuşacağız?
Şia’nın İsmaliye fırkasının üzerinden bir din konuşacağız? Şia’nın batinilinden mi konuşacağız? Şia’nın Fatimilinden mi konuşacağız? Şia’nın Ayetullah sistemini mi konuşacağız? bunu konuşmamız lazım bunu konuşmaya başladığımızda yer yerinden oynar zaten bunu konuşmaya başladığımızda herhalde İran’ın gizli servisi gelip burada operasyon yapmaya kalkar bize size çok basit bir yer söyleyeyim çok basit siz geçin şeye Diyanet işlerinin ansiklopodesi neydi adı?
değil bir daha var 50 cilt İslam ansiklopodesi Diyanetin, İslami ansiklopodesinden siz bu dediğim Nusayrilik, Fatimilik, Batinilik efendim bir şey mi oldu?
Caferilik, İsmailik, Batinilik, Fatimilik, Nusayrilik açın bakın onları bir okuyun çok kısa yol size çok öleceğim o yüzden buradaki Asaf Beyaz’ın İslami devlet modeli olarak görmüş olduğu İran devlet modeli İslami değildir bunu yerli yerine koyalım iki Mısır’daki İslami hareketleri İslami hareketleri İslami hareketleri yine İslami görmek mümkün değildir sebep Mısır’daki İslami hareketleri mevcut sistem ve batılılar Mason Abduh’un kanatlarının altına alır o yüzden Mısır’daki İslami hareketler asla asla manasıyla Kuran ve Sünnet süzgecinden geçirilmiş hareketler değildir ben buraya Asaf Beyaz’ın almadığı bir şey daha söyleyeyim üçüncüsü Suud hükümeti Suutlular Suutluların da devlet teşkilatı İslami değildir şimdi toparlayacak olursak dünya üzerinde İslami devlet modeli olarak model alabileceğimiz şu anda herhangi bir devlet modeli yoktur bir kimse Müslümanların devlet modeli budur der ise mevcut devlet sistemlerinden herhangi birisini bir ya o kimse din cahilidir, İslam’ı bilmiyordur ya da o sistemin cahilidir, o sistemi tanımıyordur o yüzden adı İslam olan hiçbir şey devlet modeli noktasında İslam olarak kabul etmeyin nasıl adı demokrasi veya demokrasik deniliyorsa onu demokrasi olarak algılamayacağımız gibi bazen diyorum ya bana bir tane demokrasiyle yönetilen bir ülke gösterin yok daha önce de olmadı 2000 yıldır demokrasiyle yönetilen bir devlet modeli yok ama İslami bir kural ve manzumelerle yönetilmiş bir devlet modeli var dünya üzerinde zaten sıkıntı bu büyük problem bu batının demokrasi olarak dayattığı devlet modeli tam manasıyla yaşanmış değil örneklenebilenecek bir ülke yok bir devlet sistemi yok bunu demokrasiyi savunan kimseler de söylüyorlar ama İslam devlet modeli var yaşanmış canlı canlı yaşanmış İslam devlet modeli var Hz.
Muhammed Hz. Mustafa’nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kurduğu Hz. Ebu Bekir Ömer Osman Hz. Ali ve Hz. Ali’den sonra 6 aylık Hz.
Hasan Radıllahu An Hz.’nin de 6 aylık zamanını aldığımızda böyle bir model var ben ondan sonrasını İslam olarak kabul etmiyorum Osmanlı da dahil buna her ne kadar Osmanlı İslami bir sistemi tam anlamıyla yaşamak ve kurmak için çaba sarf ettiyse bu noktada iyi niyetliyse de iyi niyetlidir iyi niyetlilerinden asla şüphem yok ama tam bir İslam değildir hüludur bakın hülü bunu Osmanlıcılar kızabilir bunu bana umrumda değil ama ideal yönetim Hz. Muhammed Mustafa zamanında kurulmuş mu? Evet Hz.
Ebu Bekir Ömer Osman Ali ve Hz. Ali Radıllahu An Hz.’den oğlu Hasan Radıllahu An 6 aylık bir kısa dönem bunu uygulayabilmişler mi? Evet o Kur’ân ve Sünnet içerisindeki peygamberi metodu uygulayabilmişler mi? Evet bizim elimizde böyle bir örnek var mı? Evet o örnek hem yazılı olarak hem de tarihsellik o noktasında duruyor mu? Evet onda bir değişiklik var mı? Evet o örnek onda bir değişiklik var mı?
Hayır bütün kurallarıyla, manzumeleriyle hukukuyla bunda savaş hukuku, ekonomik hukuku aile hukuku insanların içerisindeki ceza hukuku hepsi bir tamam duruyor mu elimizde? Evet bakın bir tamam elimizde duruyor mu? Evet yazılı kaynaklarımız var mı? Evet bunlar yaşanmış mı? real olarak?
Evet zaten en büyük sıkıntı bu batıllar tarafından en büyük sıkıntı bu Müslümanlar tarafından da en büyük sıkıntı bu sebep zayıf Müslümanlar kalbi fesada çalışan kalbi bu noktada bulanık olan Müslümanlar içinde sıkıntı çünkü orada hukuk durduğu müddetçe orada o kanun durduğu müddetçe onlara sıkıntı o yüzden ne Mısır’ın kendi içerisindeki İslami hareketi bunu Mısır’da ihvani Müslümindir, Müslüman kardeşlerdir Suriye’de adı başkadır Ürdün’de adı başkadır Filistin’de adı başkadır onlar ihraç etmişlerdir bunu özellikle ihraç etmişlerdir bakın özellikle ihraç etmişlerdir özellikle ihraç etmişlerdir mesela
5. Anadolu’nun Negatif Etkilenmeleri: Mason Abduh, Neo-Selefî Vahabilik, Mossad, CIA ve Ali Şeriati
Anadolu’daki yaşanan tertemiz, sünni Müslümanlık Mısır’daki Mason Abduh’un sisilesinden negatif olarak etkilenmiştir Anadolu’daki İslami uyanış Anadolu’daki İslami uyanış bu Neo-Selafi olarak nitelendirilen vahabilerden negatif olarak etkilenmiştir Anadolu’daki İslami uyanış Şia’nın bozuk fırkalarından etkilenmiştir Anadolu’daki İslami uyanış ABD’nin siyah cihazından negatif olarak etkilenmiştir Anadolu’daki İslami uyanış Mossad’dan negatif olarak etkilenmiştir bakın açık açık söylüyorum etkilenmiştir sebep Mossad kendince şehler ve cemaatler kurmuştur Anadolu’da siyah e kendince cemaatler tarikatlar kurmuştur veya kurulu olanların içine sızmıştır onları idare etmiştir NATO’cu cemaatler ve NATO’cu tarikatlar çıkmıştır siyah eci tarikatlar siyah eci cemaatler çıkmıştır Anadolu’da hala da vardır bunlar Anadolu’da Komünist Rusya’nın etkilediği tekkeler ve tarikatlar vardır bu size tuhaf gelir Anadolu’daki tekke ve tarikatları sadece kaderlilik, rufailik olarak algılamayın evet mağoca tarikatlar vardır Anadolu’da bunları konuşmaya yeltenenemez hiç kimse siz hiç bugüne kadar mağoca tarikat duydunuz mu?
duymadınız değil mi? hiç siz bugüne kadar Stalinci Leninci tarikat duydunuz mu?
vardır Anadolu’da vardır Anadolu’da PKK’nın tarikatı vardır Anadolu’da PKK’nın tarikatı vardır Anadolu’da evet PKK’nın şeyhleri vardır Anadolu’da mağocu şeyhler vardır mağocu babalar vardır mağocu dedeler vardır Leninci dedeler, Leninci babalar vardır Anadolu’da komünist islami hareketler vardır sosyalist islami hareketler vardır bunlar da Anadolu dışındadır İslami hareket olarak Ben o yüzden derim ÖZ’e dönüş Kur’ân ve Sünnet’e dönüş Ali Şer’at’ı kim getirmiştir bu ülkeye?
onun kitaplarını kim Türkçe’ye çevirmiştir? Ali Şer’at’ı gibi Şia hadisin karcısı bir kimse ilayet fakültelerinde nasıl yer bulur ülkede? Ali Şer’at’ının imamı Ali Şer’at’ının imamı Ali Şer’at’ının Ali Şer’at’ının imam Hümey’inin arkadaş olduğunu biliyor musunuz siz? Ali Şer’at’ı bize çağdaş olarak nitelendirirler öyle değil mi bize? Postmodern islamcı post islamcı öyle değil mi?
Evet, Ali Şer’at’a göre muta yapmak haktır, caizdir Ali Şer’at’a göre bir adam bir erken üç sefer muta yapması gerekir en az Nerede kaldı ilerici çağdaş İslamcılığı?
Hadislere inkar eder Hadislere inkar eder Ali Şer’at’ı mezheplere inkar eder o yüzden batıllılar onu çok sever Ali Şer’at’ı tasavvuf düşmanı bir insandır şeyhleri inkar eder o yüzden batıllılar çok severler onu o yüzden mason zihniyetler çok sever onu Şimdi Ali Şer’at’ının mezhebini ve felsefesini burada anlatsak Ali Şer’at’ıcılar taşlar beni Ali Şer’at’ının mezhebidir kız çocuğunun yaşına bıkılmaksızın onunla muta yapılabilir Ali Şer’at’ının mezhebidir bir kimse annesi hariç herkese muta yapabilir anlatayım mı biraz daha bu ne demek biliyor musunuz Ali Şer’at’ıya göre siz teyzenizi nikahlayabilirsiniz onun mezhebinin mezhebidir haniyafi’den ben haniyafiyim haniyafi mezhebinden böyle bir şey getirseler ben haniyafi mezhebini terk ederim bir de açıklarım haniyafi mezhebininle göre bu böyle ben bunu terk ettim derim mesela şianın bir mezhebi diyelim şiaya göre böyle bir şey var şiayı terk et o zaman veya şianın o mezhebini terk et kimler mezhebi reddeder?
şia ikincisi mi vahabiler neden?
sebep neden bir kimse reddeder onu çünkü o mezhepler onların işlerine gelmez kuran ve sünnet üzerine iştahat ederler o zaman Mısır’ın İslami hareketi veya İran’ın bu noktada İslamiymiş gibi görünen hareketi bu noktada İslami değil ve bunlar evet norm şeyde kendi siyasi elitlerin sert muhalefetiyle karşılaştı derken hayır mesela İran şiası kendi siyasi elitleri tarafından sert muhalefetle karşılaşmadı hazırlanmış paketlenmiş bir üründü hazırlanmış paketlenmiş ürünü aldılar getirdiler açtılar yediler aynı şekilde Mısır da Allah bizi affetsin
6. Türkiye’nin Topyekûn Savaşçı Ruhu: 15 Temmuz Arıtması, Sudânlı Kardeşin Umudu ve Ümmetin Uyanışı
Profesör Asaf Bayat ve Oliver Ray ile giriş yaptık biraz eskiye gidelim İbn-i Haldun ne demiş bakalım diyelim bunu da önümüzdeki haftaya bırakalım inşallah şuraya devam diyim unutturmayın dördüncü sayfadan devam edeceğiz inşallah hakkınızı helal edin geceniz hayır olsun ordumuza ümmet-i Muhammed’e dua etmeyin unutmayın derslerinizin sonunda ibadetlerinizin sonunda ordumuza ümmet-i Muhammed’e dua edin o yüzden bu zamanlar zikir ve dua zamanı derslerinizde bir tamam çekin ve her dersin sonunda ümmet-i Muhammed’e ve ordumuza dua edin ümmet-i Muhammed bir nefes alsın ümmet-i Muhammed bu noktada bir başını kafasını kaldırsın Sudanlı bir kardeşimiz var bugün misafirimiz her zaman için söylenen bir şeyi söyledi dedi ümmet-i Muhammed’in derlenip toparlanması Türkiye’yi bekliyor dedi bütün ümmet dedi içeride biraz sohbet ettik dedim önce inşallah Türkiye’nin içi toplansın da dedim sonra dedim inşallah ümmet-i Muhammed’e toplanır dedim bunu hep böyle söylüyorum ırkçılıktan dolayı değil bu hakkınızı helal edin ben ırkçı bir insan değilim ben kendi ırkımı önde tutacak bir kimse de değilim biz bir imparatorluktan kaldık Hz.
Muhammed Mustafa ırkçı değildi Ebu Bekür Ömer Osman Ali ve Hz.
Hasan Radıllahu An Hazretleri ırkçı değildi o yüzden ben de ırkçı değilim ama yiğit düştüğü yerden kalkarmış ya biz ülke Müslümanlar olarak birlik ve beraberliğimizi koruyup gerçekten silkelenip ayağa kalkmamız lazım bu noktada İslam dünyasına önder İslam dünyasına bir can İslam dünyasına bir ruh katmamız lazım bazı topraklarda yaşayan insanlar vardır o topraklarda yaşayan insanların karakteristik yapıları bütün dünyayı etkiler bu topraklarda yaşayan insanlar savaşçı insanlardır biz daha yeni düşünebiliyor musunuz Kurtuluş Savaşı olalı 100 yıl olmuş yenidir bu devletler tarihinde tazedir biz 100 yıl olmuş savaştan çıkmışız bir mağlubiyetten çıkmışız doğulmuşuz Cenab-ı Hak gene bir derleyip toparlamış bizi ve bu 100 yılın içerisine bir Kıbrıs koyduk içine 100 yılın 30 yılında PKK ile savaşmaktan geçirdik sizin hayır bildiğinizde şer şer bildiğinizde hayır vardır diyor ya biz o PKK ile ülke sınırlarının içerisinde savaşırken antrenman yapmışız şimdi anlaşılıyor bizim başımıza bela olarak sardıkları PKK bizim yine savaşçı ruhumuzu geri getirmiş bu son Türkiye bağırsaklarını temizleyince 15 Temmuz ile 15 Temmuz ve sonrasında bağırsaklarını temizleyince savaşçı ruhu geri döndü Türkiye’nin bizim başımıza bela ve müsibet olarak sardıkları her şey bizim hayırımıza oldu biz topyekün savaşır hale geldik önceden bir grup savaşıyordu şimdi ülke topyekün savaşıyor topyekün savaşmaya hazır ve topyekün savaşıyor enteresan bir şey topyekün bir kalp atıyor ülkede topyekün adamın kanı sütü bozuk değilse soysuz puyu sallayın soysuz puşlardan değilse o topyekün o ritme kendisini kaptırıyor bütün ülke bir haber bekliyor bütün ülke ben kendimi öyle görüyorum yürüyün deseler yürüyeceğiz dişimizden tırnağımızdan oradaki gavurları parçalayacağız o haldeyiz öyle miyiz?
bütün o yüzden buradan o soysuz kanı bozuk sütü bozuk puşlara da sesleniyorum bu ara damarımıza basmayın bizim bizden uzak durun bize böyle laf sokuşturmaya çalışmayın gaza gireceğiz bir şey değil anarşi çıkaracağız sonra o yüzden bütün ülkenin kalbi bir yerden atıyor şu anda bizim aleyhimize görünen bize sıkıntı görünen şey rahmet oldu bize bela müsibet gibi gelen şey lütuf oldu ülke tek noktada toplandı toplanmayanlar zaten saydığım o grup o gürü onlar kimdir nedir neyin nesidir anası babası kimdir onların işi onlar dönsünler kendilerine baksınlar bizim soymuz sopumuz nereye gidiyor diye beni ilgilendiren bir şey yok o yüzden öyle bir noktadayız ki Cenab-ı Hak’a hamdü sena diyorum bunu para verselerdi pul verselerdi bu insanları bir yerde toplamazlardı bu sadece ülke içinde değil bütün İslam dünyası bütün İslam dünyası sistemler noktasında değil halk noktasında duaları yalvarışları gönülleri bizimle beraber bu çok muhteşem bir şey bu öyle bir ilahi senkarizasyon ki bunu parayla pulla siyasetle ne bileyim kurşunla silahla olacak bir şey değil bu ilahi bir el yordamı bu bu gökten gelmiş bir ilahi emir ilahi bir el yordamıyla oluyor bütün ümmet tek noktada birleşmiş vaziyette ve inanıyorum Cenab-ı Hak bu bütün ümmet-i Muhammed’in bu mazlum ümmetin bu sömürülen iteklenen batılılar tarafından doğullar tarafından kanı akıtılan her yerde ezilen bu ümmet artık baş kaldırıyor artık uyanıyor artık kendine geliyor artık gözünü ufuklara doğru dikiyor yeter diyebiliyor artık yeter diyebiliyor ve kafasını kaldırıp kendi istikametinde gidebiliyor bu büyük bir şey bakın bu büyük bir şey bu öylesine büyük bir şey ki bu gavuruna korku kafirine münafığına büyük bir endişe kanı bozuklarda sütü bozuklarda dağılmayı getiriyor bu öyle bir şey çünkü bu ümmet-i Muhammed’in böyle bir gözünü keskince bir kaldırmasına öyle kaşını kaldırmasına sebep oldu ümmet silkelendi ümmet kendine geldi ümmet artık bu saatten sonra bu süre sonra bu süre sonra ümmet artık bu saatten sonra öyle otur yerine dediğinde oturacak bir ümmet olmaktan çıkıyor artık ümmet-i Muhammed’in başında devletleri yönetenler ümmetin başındaki sistemler artık kendilerini revize etmek zorunda asıl korkulan endişeye düşülen yer burası artık ümmet-i Muhammed’in başında yuları Mossad’ın elinde yuları CIA’nin elinde yuları Fransa’nın elinde yuları Kraliçe’nin elinde yöneticiler ve sistemler olmayacak bunu ümmet-i Muhammed uyandı artık ümmet-i Muhammed bunu artık istemeyecek NATO’ya kuyruk olmuş Mossad’ın emrinde bir ümmet yok artık NATO’ya kuyruk olmuş Mossad’ın emrinde devlet başkanı, hükümet başkanı, bakan, devlet sistemleri yok artık yok olmaya da mahkum bunlar çünkü Müslümanlar bunu anladı bunu gördü Müslümanlar artık kendilerini Müslümanlar artık kendi kendine yetebileceğini inandı artık Müslümanlar Batı’yı kafalarında ilahlaştırmıyor Müslümanlar artık Batı’yı genel ve kesin bir doğru olarak görmüyor
7. Bosna, Irak, Suriye, Afganistan, Yemen’deki Batı Vahşeti ve Anadolu Müslümanının Sorumluluk Sahâsı
Batı Afganistan’ı yerle bir etti, kana boğdu Batı Irak’ı yerle bir etti, kana boğdu Batı Suriye’yi yerle bir etti, kana boğdu Batı Yemen’i kan boğdu, yerle bir etti Rahman’ın nefesi Yemen’den geliyor diyen Hz. Muhammed Mustafa’nın sözüne inat Yemen’i yaktı yıktı Batı Yemen’i yıktı yaktı, kimin eliyle? Vahabi Suud’un eliyle yıktı Mısır’ı Sis’inin eliyle yıktı, kimle?
Vahabi Suud’un parasıyla yıktı artık ümmet bunu görüyor artık ümmet uyandı bakın Türkiye, Suud’an ile ortak işler yapıyordu Batı Suud’an ile elini attı, orayı da karıştırdı Türkiye’nin elini kesmek istedi oradan bakın Batı daha yeni tazecik dağ Bosna’da sayılan 12-13 bin Müslüman şehit var sayılan daha bir çok nüfus da olup da kendisinin ne olduğu bilinmeyen Bosna’da şehitler var Batı, Bosna’nın namusunu kirletti sadece öldürseydi sadece öldürseydi bu kadar acı vermezdi Batı, Bosna’nın tertemiz namusunu kirletti binlerce babası belli olmayan çocuk bıraktı gitti Batı yaptı bunu Batı sadece Irak’ı yıkıp yaksaydı bu kadar sancı çekmezdik Batı geldi Irak’ta Müslümanların namuslarını kirletti binlerce kadın John’iler, PKK’lılar, YPG’liler, İşitliler tarafından ırzına geçildi Suriye sadece yakılıp yıkılsaydı bu kadar ağrımıza gitmezdi Suriye’de binlerce kadının ırzına geçildi binlerce kız çocuğu Lübnan pavyonlarına satıldı Mısır pavyonlarına satıldı Batı Afganistan’ı yıkıp yakıp yıksaydı bu kadar ağrımıza gitmezdi Afganistan’da binlerce kadının ırzına geçildi binlerce kız çocuğu özgürleştirme adına ifal edildi artık batıdan gelen hiçbir doğruyu istemiyorum Batı dese ki A doğru şüpheyle bakıyorum Uyanın kendinize gelin hep beraber Batı ve Batıcıları telin edin bizim ekonomik olarak çok zengin veya şu bu çok böyle rahatlıkta gözümüz yok bizim namusumuza dokundurmayın toprağınıza dokundurmayın bir lokma ekmek yiyelim biz ya evet biz çok çeşitli yemekler yemeye verelim ya ben yaşta olanlar böyle yemeklere zaten alışkın değiller biz görmedik biz sabahleyin tarana çorbası ile karnını doyuran bulgurla akşamı eden bir aileydik bizim ülkemiz öyleydi tarana çorbası ile sabahı ne der bulgurla akşamı ne derdi namusumuz şerefimiz haysiyetimiz birliğimiz dirliğimiz dimdik ayaktaydı biz öyle yaşarız biz keçinin südünü sağar içeriz yaşarız öyle biz evimizin önüne iki kök domates eker onunla geçinmesini biliriz biz yırtığımızı yama yapar sökümüzü diker onu giyeriz biz pantolonumuzu ters çeviririz onu bir daha diker onu giyeriz biz ama biz namusumuzu ve şerefimizi kaybetmeyelim biz dinimizi kaybetmeyelim biz vatanımızı kaybetmeyelim biz iyi kötü devleti kaybetmeyelim biz iyi kötü devletimizi kaybetmeyelim biz bosnanın en uç noktası olan osmanlının son uç noktasıdır patocelliden sorunuyoruz biz o patocelliyi düşünmek zorundayız biz çindeki biz çindeki doğu türkistan’dan sorumluyuz doğu türkistanın o sarp kayalıklarında yaşayan o müslümanlardan sorumluyuz biz yukarıda siberyaya sürgün gönderilen kırm müslümanlarından sorumluyuz biz siberyanın orta göbeğinde en soğuk noktasında stalin vellinin tarafından sürgün gönderilen kırm müslümanlarından sorumluyuz biz nijaryanın en uç noktasındaki müslümanlardan sorumluyuz biz afrika’nın en aşağıdaki müslümanlarından sorumluyuz biz yemenin en ucundaki en ucundaki müslümanlardan sorumluyuz biz amerika’da zenci müslümanlardan sorumluyuz biz ingilterenin londrasında yaşayan sömürülmüş orada basit işler için götürülmüş afrikalı müslümanlardan sorumluyuz biz hollanda’da lığımlar temizlensin çok affedersiniz lığım işçiliği yapsın diye afrika’dan götürülmüş olan müslümanlardan sorumluyuz biz onların haklarını ve hukuklarını korumaktan sorumluyuz biz hindistan’da bangladesh’te pakistan’da afganistan’da türkmenistan’da tacikistan’da kazakistan’da azarbeycan’da kırm’da maceristan’da her nerede zulüm gören bir müslüman var ise bu anadolu topraklarında yaşayan müslümanlar bunlardan sorumlu bu sorumluluğunuzu unutursanız bu sorumluluğunuzu es geçerseniz bu sorumluluğunuzu arkanıza atarsanız Allah bunun hesabını sizden sorar bir müslüman için yatak sadece cinsel ilişki içindir bir müslüman için yatak uyuma rahat etme yeri değildir bir müslüman hollanda’da israil’de filistin’de mısır’da dünyanın herhangi bir yerinde zulüm görüyorsa ve o müslüman yatağında upuzun yatıyorsa vallahi hesap sorar Allah billahi hesap sorar Müslüman bunlardan sorumludur ne zaman ki bu sorumluluk bilince oluşur müslümanda o zaman müslümanın kafası kalkar o zaman müslüman ve islam dünyası ayağa kalkar bir gün
8. Selâhaddin-i Eyyûbî’nin Tebessümü, Selîm-i Sâlis’in Yatıktaşı ve Mehmetçik İçin Tevhid-Zikir Daveti
Selahattin-i Eyübi’ye yanındaki bugün için Diyanet İşleri Başkanı olan kimse der ki ey padişah tebessüm etmek sünnettendir sizi hiç tebessüm ederken görmem der Selahattin-i Eyübi susar bir şey söylemez aradan bir müddet daha geçer o zamanın alimi zamanı şeyhülislam’ı tekrar Selahattin-i Eyübi’ye der der ki padişahım tebessüm etmek sünnettendir sizi hiç tebessüm ederken görmem der yine bir müddet geçer üçüncüsünde yine söyler zahir alim erbabı kalpten haberi yoktur zahir erbabın gönül gözü açılmayınca bir şeyden haber olmaz gönül gözünün açılması sufi yoluyla mümkündür bir şeyhe intisap eder nefsini terbiye eder Cenab-ı Hak o kimsenin kalbine ilham verir kalbine feraset nuru verir öyle açılır üçüncüsünü de söyler şeyhülislam der ki sizi tebessüm ederken görmüyorum üçüncüsünde söyleyince cevap vermek hak olur der ki mescidi aksa işgal altındayken tebessüm etmek hangi müslümana yakışır ki der şeyhülislam tebessüm etmemenin sebebini o zaman anlar kıymetli dostlar zaman bir ve beraber olma uyanık olma zamanı o yüzden küçük bir hareketmiş gibi görünen şey büyük şeylere gebedir küçücük bir şeydir büyük şeylere gebedir büyük şeylere cevaptır o yüzden bize bu zamanda rahat yüzü görünmemiş yazmamış bize bu zamanda yatağının içerisine otur ayaklarını up uzun yat gerin fosur fosur uyu aklına bir şey gelmesin önüne geleni ye edepten adaptan uzak dur kahkahalarla gül yan yat rahat et bu zamana yazmamış belki de gelecek zamanda gelecek olan müslümanlara yazacak bunu böyle bir hayat istediğimi düşünmeyin öyle bir hayat hiç arzu etmedim hala da hayret ederim bir insan 5 saat deliksiz nasıl uyur diye hayret ederim 4 saat bir insan deliksiz nasıl uyur sırtları ağrımazdım diye hayret ederim bir insan 3 saat deliksiz hiç uyanmadan nasıl uyur diye daha fazlasını söylemeyeyim hayret ederim 2 saat deliksiz nasıl uyuyor insanlar diye akıllarına hiç bir şey mi gelmiyor hiç bir şey rüyalarında görmüyorlar mı hiç bir şey gözlerinin önüne gelmiyor mu hayret ederim hiç mi akıllarına bir şey gelmez hayret ederim ben zaman yatakta upuzun yatma zamanı değil dua edin zikredin hiç olmasa gönülleri birleştirelim hiç olmasa duaları birleştirelim hiç olmasa o Mehmetçik ile yan yana olmanın rabutasını kuralım Osmanlı padişahlarının içerisinde en zayıf olarak bilinir ya 3.
selim sarı selim selimi yakıştası vardır ya İstanbul’da adıyla meşhurdur Osmanlı Rus Harbi’ne girdiğinde sarı selim sarayı terk etmiş benim askerim cephede savaşırken ben nasıl sarayda kalırım demiş gitmiş selimi yakıştası ondan sonra adı selimi yakıştası olmuş gitmiş her gece kışlada kıştanın en soğuk odasında tahtanın üzerinde yatmış benim askerlerim Rusya’da soğukta savaşırken ben nasıl sarayda yatarım demiş bir sarayda yatarım demiş benim askerlerim Rusya’da soğukta savaşırken ben nasıl sarayda yatarım demiş bir saat de olsa Mehmetçik ile beraber olun yatmayın oturun iki dizinizin üstüne dua edin onlara hepsi de ana kususu hepsi de bu vatan için, millet için, ümmet için oradalar yemiyorlar deyin az hiberim bu ara sıcak çorba görüyorlar mı ki deyin biraz rahatınızı terk ediverin lükse şataata şatafata düşmeye verin biraz bu ara bu ara gidip bilmem ne kahvelerde kahve içmeye verin burada yapan çok azdır da bilmem hangi marka burger yemeye verin bütün Amerikanı, Almanı, Fransızı, İngilizi, İsrail’i İran’ı, Suriye’si ne idi belirsiz yüzlercesi, binlercesi sana karşı dururken sen cola içmeye ver ya sen McDonald’s mıdır ne karın ağrısı yemeye ver ya sen onların markalarını giymeye ver ya ne olacak ki kardeşin orada siz hiç bir havan sesiyle uyandınız mı siz hiç bir top ateşiyle uyandınız mı siz hiç yanınızdan kurşun geçerken kurşunun sesini duydunuz mu bir anlık hiç size ateş ettiler mi hiç normal hayatta bile çapraz ateşte kaldınız oldu mu birisi tabanca çekip size doğru patlattı mı hiç bilmiyorsunuz evet yaşamadınız çünkü hiç çapraz ateşte kalmadınız hiçbirisi size tabanca doğrultup ateş etmedi evet bilmiyorsunuz ateş altında kalmayı bilmiyorsunuz buzun üstünde yaşamayı bilmiyorsunuz karda nasıl uyunur bilmiyorsunuz bankta nasıl uyunur bilmiyorsunuz o yüzden hiç olmasa Allah rızası için ya Rabbi Mehmetcik ile beraber olmak istiyorum deyip bir saat de olsa secdadenin üzerinde durun gündüz gece bir saat Allah zikredin tevhid çekin tevhidi oradaki Mehmetciklerin ruhaniyetlerine bağışlayın deyin ki onların gözüne nur olsun onların kalplerine nur olsun onların akıllarına nur olsun onların vücutlarına nur olsun onlar ferhaset nuruyla görsün ferhaset nuruyla duysun ferhaset nuruyla akletsin ferhaset nuruyla hepsi de görsün inşallah
Kaynakça ve Referanslar
- Asef Bayat, “İki Yerüngen” mukayesesi — İran post-İslâmcılık ve Mısır İhvân karşılaştırması: Making Islam Democratic: Social Movements and the Post-Islamist Turn (Stanford UP, 2007); Post-Islamism: The Changing Faces of Political Islam (2013)
- “Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz” âyet-i kerîmesi: Yâsîn 36/21 (“Uymâyanız bir ücret istemeyen o kimselere, ki onlar hidâyete ermişlerdir”)
- Hz. Ebû Bekir Radiyallâhu Anh’ın beytülmâl vasiyeti (testide artık maaşın geri iadesi): İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ III/183; Taberî, Târîh; Ebû Nüaym, Hilyetü’l-Evliyâ I/33-34
- Hz. Ömer Radiyallâhu Anh’ın zühd ve adâleti, içten beytülmâl kontrolü: İbn Cevzî, Menâkıbu Emîri’l-Müminîn Ömer; Süyûtî, Târîhu’l-Hulefâ
- Muhammed Abduh, Reşîd Rızâ ve Mısır Seleffiyesinin Mason tarihçesi: İsmâil Kıllar, İslâm Modernizmi — Mısır Ekolü; Hayreddin Karaman, İslâmî Hareket Öncüleri; Elie Kedourie, Afghani and ‘Abduh: An Essay on Religious Unbelief and Political Activism in Modern Islam
- Vahhâbîlik ve Neo-Selefîlik eleştirisi: Muhammed İbn Alevî el-Mâlikî, Mefâhîm Yecibu En Tusahhah; Hamdi Yılmaz, Vehhâbîlik; Natana DeLong-Bas, Wahhabi Islam
- Ali Şeriati, “muta” nikahı, mezhep ve tasavvuf eleştirisi: Ali Şeriati, İslâmbilîm, Dine Karşı Din, İnsanın Dört Zindanı; Şîa’nın Câferi fikhinde muta: Kuleynî, el-Kâfî V/448-453
- İran İnkılâbı (1979) ve Humâynî — vilâyet-i fakîh doktrini: Rûhullâh Humâynî, el-Hükûmetü’l-İslâmiyye; Ervand Abrahamian, Khomeinism
- İhvân-ı Müslimîn (Mısır) ve Hasan el-Bennâ: Hasan el-Bennâ, Mecâmi’u’r-Resâil; Richard P. Mitchell, The Society of the Muslim Brothers; Seyyid Kutup, Yoldaki İşaretler
- Nusâyrîlik, Fâtimilik, Bâtinîlik, İsmâîlilik, Câferi fikhine dâir ansîklopedik kaynaklar: Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (DİA) ilgili maddeleri; Musâ Cârulllah, el-Vaşfîiyye
- Bosna Hersek savaşı (1992-1995) — Srebrenica soykırımı ve toplu tecâvüzler: BM Uluslararası Eski Yugoslavya Cezayî Mahkemesi (ICTY) kararları; Roy Gutman, A Witness to Genocide; Samantha Power, “A Problem from Hell”
- Selâhaddin-i Eyyûbî ve Mescid-i Aksâ hatırası (tebessüm kıssası): İbn Şeddâd, en-Nevâdiru’s-Sultaniyye; Baha ed-Dîn śn Şeddâd, Selâhaddin-i Eyyûbî’nin Hayatı; Stanley Lane-Poole, Saladin and the Fall of the Kingdom of Jerusalem
- III. Selim “Selim-i Yatkaşı” kıssası ve Osmanlı Rus Harbi: Yılmaz Öztüna, Osmanlı Devleti Tarihi; Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi V; Cevdet Paşa, Târîh-i Cevdet
- Doğu Türkistan, Kırım, Yemen, Patocelli (Pât-i Şelî) ve ümmet sorumluluğu havzaları: TÜRKSOY raporları; Şule Ayşe Uygun, İkinci Dünya Savaşı ve Kırım Türkleri Sürgünü; Shirin Akiner, Islamic Peoples of the Soviet Union