Karabaş-ı Velî Tekkesi 2019

4. Siyasal İslâm: İbn-i Haldûn’da Siyasetin Tanımı, Aklî ve Dînî Siyaset Tasnifi, Batı Medeniyeti Eleştirisi ve Firavunî-Peygamberî Sistemler


1. Siyasetin Tanımı — En İyinin Araştırılması ve İbn-i Haldûn’un Etik Paradigması

Siyaset bir yönüyle en iyinin araştırılması. Olan ile olması gerekir. Arasındaki karşılıklılar Üzerinde siyaset felsefesinin inşa edildiği etik bir paradigmayı belirlemektir. İbn-i Haldun’a göre insan yaratılış gereği nedenindir. Insan için sosyal hayat tabii bir ihtiyaçtır. Düşünüp mukademede devlet kelimesinin yerine mülk kavramını alırız. İbn-i Haldun siyaseti iki kategori belirledir.

Bir ahli siyasi, siyasi otoritenin uyguladığı kanunlarının bir devletin ineri gelenleri akıl ve basire sahibi kimseler tarafından konulması halinde ahli esas alana bir temelere dayanan bir siyasi rejim mutfeti çıkar ki bu ahli siyasette siyaseti ahliye. Yeni siyasi siyasi otoritenin uyguladığı kanunlarının bir peygamber aracılığı ile tanrı tarafından belirlenen kanunlar olması halindeki kısım dini siyaseti siyaseti dini. Siyasetin iki şekli olduğu fikrindedir.

Ona göre bunlardan biri genel olarak halkın çıkarlarını ön bölümüne olan yöneticinin çıkarları ise bunlara bağlı olarak gözeten idare şeklidir. Bura da önemli olan halkın çıkarı yanında devletin devletçi akımından sağlam bir idare şeklini oluşturmakta. Bu idare şeklini hikmet ve akla dayanın bir idare şekli olarak bir temel bir ve meskur idare şeklini Farslıların idareli.

Diğer şekli ise öncekinin aksine yöneticinin menfaatlerini ön plana alan idare bu siyaset şeklinde devlet idare tarafından halkın karşı şiddet ve ciddi bir söz konusudur. Bilme halkın aklı siyasetin iki şekli ve dini siyaseti değerleri bakımdan ele almak ve bu kıyaslamada dini siyaseti daha üstün olduğu sonucuna ulaşır. Bilme halkında siyasi otektir meşhur teklif yapar. Evet. Şimdi baştan anınızı ederek elde edeyim. Siyaset bir yönüyle en iyinin Susmak güzel bir şekil.

Sufiler susmanın üzerine büyük analizlerle etmişler. Bu yüzden susmayı ibadetten saymışlar. Öylesine ki konuşmayı hele bir büyüğünün yanında konuşmayı çok büyük edepsizlik olarak ölmüşler. Bu sadece sufilerin öğretisi değildir ama. mesleğinin baştan bir cita dinledir. Dinlemek için susman gerekir. Ancak susan kimse dinler. Bir kimse konuşuyorsa dinlemiyordu. Dinlemiyorsa bilmiyordu. Bilmiyorsa bilmediğini de bilmiyordu. Bilmediğini bilmediğin zırh cahildir, kör cahildir. Şeytanın maskasıdır.

Eğer bir kimsenin bilmediğini de bilmediğini görüyorsanız bilmediğini de bilmiyor çünkü o ayet-i kerimede siz cahildir’i gördüğünüzde onlara sırt dönünüz. Yüz çeviririz değil mi? Bunlar onlar. Bu yüzden susmak eğerden birikersin. Eski Yunan eğitiminde ise soru dahi soramaz evlat, talebeler. Sadece dinlerler. O aristolar, evlat onlar, platonlar öyle yetişiyor. Dinli onlar sadece. Bakın tekrar söylüyorum. Sormak dahi yok. Bu nedir dahi soramıyor. Eski Yunan eğitim sistemi.

Şimdi dünya toplumu dinlemiyor. Dünya toplumu okumuyorlar. Her okumuyor, her dinlemiyor. Toplumlar Amerikalısından, Almanya mısırından, Müslümanından, Hristiyanından, Yahudisine kadar Katolinden Ortodoksuna kadar cahil. size diyorlar ya Avrupa cahil değil diye cahil. Dünya toplulukları Husisi cahil bırakılıyor yönlendirmek ve yönetirmek için. Siz okuya bir topluluğu yönlendiremezsiniz, yönetemezsiniz. Okumayan bir topluluğu yönlendirip yönetirsiniz.

O yüzden biz ne yazık ki elinden her türlü kitabı alınmış, okumaktan uzaklaştırılmış topluluklar, bütün dünya insanlığı olarak. Bütün dünya insanlığı olarak sadece Müslümanlara ait değil. Ortodokslarda ve Katariklerde veya protestanlarda dini kitapları okumazlar. Orada dini de bir tek onların tabiriyle pavazlar bilir, hahamlar bilir, normal hava da bilmez değil. O yüzden dinlemek erdemliliktir. Hoşunuza gitmiyorsan dinlemezseniz, müsaade edersiniz, çekirirsiniz, gidersiniz. Veya


2. Sohbet Edebi ve Dinleme Serbestisi: Siyasetin Hâkim Olma Kavgasına Dönüşümü

dinlemek istemiyorsanız, selamünaleyküm derseniz, bir topluluğu terk eder, gidersiniz. Dinlemek istemiyorsanız. Bunda bir sıkıntı yok. Zorluk kimse kimseyi dinle. Tek değil. Ama dinlemek istemeyen kimse dinleyenleri rahatsız etme hakkına sahip değil. Burada böyle bir toplantı var. Böyle bir toplantının olduğunu bütün herkes biliyor. Burayı dinlemek için geliyor. Dinlemeyecekse Burayı takip ederdim. Çok az çok basit. Kabar çık, gelin. Bir tane de. Bir toplantıya gittiniz. Siz gittiniz.

Bir konferansa gittiniz. Siz gittiniz. Dinleyeceksiniz. Dinlemeyeceksiniz. Ya bu araçlıya sakin bir şekilde hiç kimseye rahatsız etmeden götür gidersiniz. Ama Müslümanlar enteresan cuma namazında cuma kutbesini de dinlemiyor. Cuma namazında cuma kutbesini dinlemek farz. Cuma’nın farzlarında. Ve bir kimse cuma kutbesini dinlerken namazda otururmuş gibi oturacak. Namazda nasıl oturuyorsan cuma kutbesinde de öyle oturacak.

Kutbeyi beğenmiyorsan oturursun Diyanet İşleri Başkanlığına hutbeyle alakalı doğru hutbe okunmuyor, faydalı hutbe okunmuyor, bu tip hutbeler okunması lazım, bu tip hutbelerin olması lazım diye yazarsın. Ve hutbe esnasında hoca’ya da eleştiremez. Onu da susturamazsın. O da günah kebair. Bakın hutbe okuyan hocayı susturmak, hutbe okuyan hocayı konuşturmaman, günah kebair. Hutbeyi dinlememek farzı terk etmek. Dinleyeceksin hutbeyi. Bakın dinleyeceksin çaresi yok. Kuşuna gitmiyorsa otur mektup yaz.

İlmiftülünü yaz. Diyanet İşleri Başkanlığına yaz. Bir hutbe tazim ediyorsunuz. Örneğe diliyorum bunu. çarşı esnafına uygun değil, çarşı esnafına faizden bahsedin, kandırmaktan bahsedin, kandırmaktan bahsedin, tartıda ölçüde yanlışlık yapmamaktan bahsedin. Çarşı esnafları. Malı satarken yalan söylememek, malı malı yermemek, kötü dememek, ticaretin genel kaydedileni, din kaydedileni anlatın diyebilirsiniz. Ama dinlemek demek mükellefsiniz. Cumaya gitmişsiniz. Dileceksiniz.

Bayram namazına gitmişsiniz. Hutbe bayram namazın olmaz olmazlarından. Dinleyeceksiniz. Bir sohbete gittiniz. Dinleyeceksiniz. Dinlemek istemiyorsun. Gitmezsin. Evet gitmişsin. Ağa baktım. Ya benim tarzımla tavrıma uygun değil. Ya ben başka bir şey, ben dini sohbet diye gittim. Ağa baktım. para topluyorlar benim tarzım değil. Selamünaleyküm. E dini sohbet diye gitti. Milleti taciz ediyorlar. şunu vereceksiniz, bunu vereceksiniz, şunu toplayacaksanız ah iyi benim tarzım değil. Selamünaleyküm.

Yine sizin orada bir şey demeye hakkınız yok. Veya o tabi yerde bir topluluk var. Orada birisi bir sohbet ediyor. Evet. Evini kaldır. Ben bir şey söylemek istiyorum. Sorun varsa sor. Bir şey söyleyeceksen git evini aç, topla milleti söyle. Bir de bunlar var. Bir şey söyleyebilir miyim? Ya kardeşim burada biz sen bir şey söyleyesin diye toplamadık ki bu günlerde. Git evini aç. Git bir tane salon kiralama. Git bir tane yer kiralama. Herkese de benim diyeceklerim var arkadaşlar. Toplanın burada da.

Toplansın. Ne yapacaksın? Bir başkası senin için toplamadı ya. Gidiyorum bir yere sohbet etmeyin. Köye, kentten. bir yer toplamış. Geliyor böyle şey. Selamünaleyküm. Ayrı kimselam. Ben bir şey okuyacaktım. Git evinde oku kardeşim. Ama benim burada okumam lazım. Git evinde oku kardeşim. Topla milleti. Bunlar hepsini tanıyor musun? E tanıyor mu? Evine davet et. Ben bir şey okuyacağım de. Topla evinde oku. Arada. Toplanmış ya orası. Lakin onun için toplandık. Hakınızı helal. Evet.

O yüzden dinleme esnası da dinlemeliyiz. Inşallah. Siyaset bir yönüyle en iyinin araştırılmasıdır. Olan ile olması gereken arasındaki karşıtlıklar bir yönüyle üzerinde siyaset felsefesinin inşa edildiği etik bir partik bir belirlemektir. Bu evet demokrasi gibi bu siyasi tanımında. siyasi en iyi araştırılması iyi. En iyi araştırılacak da en iyi araştırılıyor mu? Hayır. Kime göre en iyi? Neye göre en iyi? En iyinin karşılıkında en kötüsü ne? Ne en kötü ki? Biz onun zıttı olan en iyi bulalım.

Siyaset bu noktada evin araştırılması olarak görüyorsak evet iyi niyet noktasında güzel bir şey. Ama baktığımızda


3. İnsanın Medeniyete Fıtrî İhtiyâcı ve Siyasi Güç Savaşının Kötü Kullanımı

iki bin yıllık, üç bin yıllık siyasi tarihe genel olarak insanlar en iyi araştırmamışlar. Siyasi siyaseti hep kendi heva hevesleri ve güçleri için kullanılmışlar. Bugün de dünya üzerindeki siyaset ve siyasi oluşum insanların güç elde etme savaşı haline gelmiş. Siyaset insanları en iyiye doğru götürme mesleği veya en iyi araştırma felsefesi noktasında değil. Benim kendimce tespitlerim bunlar. Şimdi harcına göre insan yaratılış gereği medenidir. Insan için sosyal hayal tabi bir ihtiyaçtır.

Evet insan medenidir. Eğer hayvandan aşağı bir dereceye düşmezse biz insanı insan olarak kabul eder, onun medeni olduğunu hükmederiz. Ama o insan ayet-i kerimenin belirliği gibi nefsine ve şeytana uyarsa hayvandan daha aşağı bir mahluk olur. Bugün medeni dediğimiz Avrupa topluluklar, övmek gösterilen Avrupa topluluklarında kadınlara ve çocuklara taciz Müslüman topluluklardan fazlalık.

Kadınların dar belirmesi, dövülmesi, kadınların bu noktada aşağılanması bu böyle hiç bize söylenmez Avrupa’da Türkiye’den daha fazladır. Müslüman dünyadan daha fazladır. Tacizler, tecavüzler, kadınların dövülmesi, kadınların bu noktada yaralanması, kadınların fiziki olarak şiddete uğraması ne yazık ki Avrupa’da daha fazladır. Bizde de fazlalaşmaktadır. Neden fazlalaşmaktadır? Şehirleşme. Bizde de medeniyet getirmemektedir.

Avrupa’da nasıl sanayi ve şehirleşme Avrupa’ya medeniliği getirmediyse bizde de sanayi ve şehirleşme medeniliği getirmemektedir. Sebebi çünkü önceden insanlar komün bir hayat yaşıyorlardı. Büyük dede, nene, amca, dayı, hala, herkes bir bahçenin içinde çocuklar belli bir büyük küçük eğitimi alıp belli bir de dini eğitimi aldıklarından dolayı bundan yirmi yıl önce, otuz yıl önce insanlar daha medeniydi. Bizden belki de otuz yıl önce daha medeniydi.

Biz medeniliği cebimizde onlar milyonluk iPhone taşımakla eş değer görüyoruz. O medenilik değil. Evet insan medeni olarak kabul edilir. Ama bugünkü dünya üzerinde insanı medeni olarak kabul etmemiz çok güç. Evine halün kendi zamanında insanları medeni olarak kabul etmekte haklıydı. Bugün dünya toplulukları bu kadar medeni değil. Medeni bir insan sivillerin üzerinde bomba yağdırır mı? Medeni bir insan medeni bir insan şehirleri bir bombayla yok eder mi?

Medeni bir insan tankların, topların, tüfeklerin altında gençleri ezer mi? Medeni bir insan, insanların ibadet hanelerini yıkar mı? Ben Bosna’dan Banu Luka’dan geliyorum. Osmanlı zamanında Banu Luka denilen yerde yüzün üzerinde cami varken son savaşta kırk kusur tane cami kalmış. Son savaşta kırk kusur tane camiyi yerle bir etmiş. Ve çarşının merkezindeki koca koca Osmanlı’dan kalma camileri de yerle yeksan etmişler.

Peki medeni dediğimiz şey Avrupa’nın göbeğinde Müslümanların ibadet haneleri olan camileri yerle yeksan etmek mi? Ve camilerin bulunduğu yeri dozerlerle yıkıp üzerinden mücirseli park yapmak mı? Her de otopark. Evet. Ve dünyanın gözünün önünde. Dünyanın gözünün önünde. Ve hiç kimse dünyanın gözünün içine baka baka. Medeniyet dediğimiz insanlar ıra komple bombalamak mı? Medeniyet Suriye komple bombala bombalamak mı? Medeniyet hiçbir hukuk tanımadan Fransa’nın Libya’yı bir anda bombalaması mı?

Medeniyet hala daha Fransa’nın Afrika’daki ülkelerden devamlı vergi alması mı? Öşür aldığı gibi insanlar orada açlıktan ölürlerken medeniyet dediğimiz şey İngiltere’nin, Fransa’nın, İspanya’nın, İtalya’nın, Almanya’nın sömürgelerinden hala da Hollanda’nın sömürgelerinin hala da bütün o sömürgelerin kazandıklarını almak mı? Evet. Hepin haline göre insan medeniyedir. Medeni olması gerekir. Ama bugün için biz insanın medeni olduğunu medeniyetten nasibinin olduğunu düşünemeyiz.

Bugün ne yazık ki insanın bu noktada değildir. Ne yazık ki değildir. Çünkü şu anda dünya üzerinde bütün insanlığa mutluluk verecek bir medeniyet eksikliği vardır. Medeni bir insanın gelişmesi için medeniyet kurulması gerekir. Eğer bir medeniyet yok ise oradaki insanların medeni olduğu toplum olarak düşünülemez. Ve dünya üzerinde şu anda hiçbir medeniyet yoktur. Batı medeniyeti dediğimiz şey medeniyetsizliği medeniyet olarak insanların üzerinde baskı ile kabul ettirmeleridir.


4. Batı Medeniyetinin Gerçek Olmayışı — Can, Mal, Akıl, Din, Neşep Güvenliği Kriterleri

Batı medeniyeti diye bir şey yoktur çünkü. Varmış gibi gösteriyorlar yok. Medeni bir ülke dediğinizde oradaki kadınlar, oradaki kadınlar, oradaki çocuklar can güvenliği, mal güvenliği, medeni bir topluluk için lazım olan şeyler, akıl güvenliği. Bir medeni toplulukta insanların akıl güvenliği vardır. Medeni bir toplulukta insanların can güvenliği vardır. Medeni bir toplulukta insanların namus güvenliği vardır. Medeni bir toplulukta insanların mal güvenliği vardır.

Medeni bir toplulukta insanların din güvenliği vardır. Din güvenliği. Inanç güvenliği vardır. Bir medeni toplulukta olmazsa olmaz olan beş ana madde vardır. Bunun birincisi akıl güvenliğe gelir. Medeni bir topluluk kendi topluluğunun akıl güvenlerini sağlar. Medeni bir topluluk kendi topluluğunun can güvenliğini sağlar. Medeni bir topluluğun kendi toplulunun namus güvenliğini sağlar. Medeni bir topluluk o topluluğunun mal güvenlerini sağlıyor.

Medeni bir topluluk o topluluk dini ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun onun dini, inanç güvenliğini sağlar. Bu İslam ülkesinde de olsa siz bir kiliseyi yıkamazsınız. Siz bir kiliseye zarar veremezsiniz. Siz bir havuraya zarar veremezsiniz. Siz bir tapınağa zarar veremezsiniz. Siz Hristiyan bir topluluğu ödüremezsiniz. Siz buzsimi bir topluluğu ödüremezsiniz. Bu olmazsa olmazdır. Hasreti Muhammed Mustafa bunu sallallâhu aleyhi ve sellem açık örneğidir.

Medine Münevvere’de Yahudiler de hür ve özgür bir şekilde yaşarlar ve ibadetlerini yaparlardı. Hristiyanlar da hür ve özgür bir şekilde yaşarlar ve ibadetlerini yerine getirirlerdi. Hatta farklı hukuk uygulanması da Medine Münevvere’de vardı. Mesela bir Yahudi kadın zina etmişti. Hazreti Peygamber Sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki senin dinine göre mi hükmedeyim? Yoksa benim dinime göre mi hükmedeyim dedi. Bakın senin dinine göre mi hükmedeyim? Yahudiliğe göre mi hükmedeyim?

Yoksa Müslümanlığa göre mi hükmedeyim? O zaman bir medeni topluluk medeni topluluk kendi topluluğunun dini inançlarına dini inançlarına hür bir şekilde yerine getirmesini sağlamak mecburiyetindedir. Bu hoşgörü filan değildir. Bu saygı filan değildir. Ne hoşgörüsün. Benim hoşgörülmeye ihtiyacım yok. Ben Müslümanım. Müslümanca yaşayacak. Beni hoş görme kardeşim. Bu benim Allah’ım bana vermiş olduğu hak. Insani hakkım. Sen de bir Hristiyan’a hoşgörüyle yaklaşamazsın. Sebep? Onun da dini hakkıdır.

O Hristiyanlığını yaşayacak. Sen ona hoşgörüyle yaklaşamazsın. Hoşgörüyle yaklaşmak ben büyüğüm, ben kuvvetliyim. Ben seni istersen ama ben seni hoş görüyorum şimdi. Bu o anlaya geliyor. birisi hata yapıyor, suç istiyor ya. Hoş görelim biz onu ya. çocuk ya. Yok hayır. Böyle bir şey yok. Şimdi o yüzden medeni dediğimizde insan medenidir birey olarak. Insan medeniyse medeni bir insan etrafındaki bütün hak ve hukuka riayet eden insan bilmiyor. O zaman medeni değil. Bakın bilmiyor.

O zaman medeni değil. Çocuğunun hakkını bilmeyen eşin hakkını bilmeyen, anne babanın hakkını bilmeyen, komşunun hakkını bilmeyen, belediyenin hakkını bilmeyen, sokağın caddenin hakkını bilmeyen, hayvanın böğrütünün böceğin hakkını bilmeyen bir kimse nasıl medeni olabilir? Olamaz. Sokaktaki taşın dahi hakkını bilmeyen bir kimse medeni olamaz. Evet ona dahi tekmeyle vurmak. Medeniyet böyle bir şeydir. Siz ağacın hakkını gözetirsiniz. Susunsa su vermek zorundasınız. Siz gereksiz ağaç kesemezsiniz.

Meyveli ağacı siz kakıta tavan edemezsiniz. Onun hakkını gözetmek zorundasınız. Medeniyet bütün herkesin ve her şeyin hukukuna uygun davranılmasıdır. O yüzden evet insan medenidir ancak cahiller müstesna onlar medeni değildir. Allah muhafaza eylesin. Düşünün İbn-i Haddün mukadimede devlet kelimesinin yeryüzün hür kavramına kullanmış. İbn-i Haddün’ün mukadimesi meşhurdur. Aslında devlet idare edenlerin büyük bir çoğunluğu bu mukadimeyi okumak eee okumamalı gerekir. Sağlı solu yanıcılık.

İbn-i Haddün siyaseti iki kategorilerle alır. Bir akli siyaset. Siyasi otoritenin uyguladığı kanunların bir


5. Aklî Siyaset (Siyâset-i Akliyye) — Felsefî Tanım ve Uygulanmasının Zorluğu

devleti illeri gelenlere akıl ve basire sahibi kimseler tarafından konulması halinde aklı esas alan bir temele dayanan bir siyasi rejim ortaya çıkar ki bu akli siyasettir. Siyaseti akliye. Böyle bir şey var ama dünya üzerinde böyle bir şey saf temiz bir şekilde kullanıldığı çok enderdir. Ya bu felsefik olarak tanımlama olarak böyle bir şey var ama bu siyasetin uzun süre uygulanan bir değil. Bir devlet modeli bilmiyor. Biraz bu konularda kafayı olmuş bir kimse olarak söylüyorum ona.

bunu dünya tarihi boyunca ııı uzun ictet uygulayabilen kimse kalmamış. Çünkü devlet idaresinde idarecilerin halkın ve idareyi ele geçirmek isteyenlerin her daim mücadelesi vardır. Bu akli siyaset içerisinde. Böyle olunca hem devleti koruma hem ııı siyaseti elinde tutanların kendilerini koruma söz konusu olduğundan akıl çoğunlukla geriye düşer. Insanın hırsları tamamları, güç gösterileri, kibirlilikleri ııı tabiri caizse nefisleri öne çıkar. Dini siyaset.

Siyasi otoritenin uyguladığı kanunların bir peygamber aracılığıyla tabiri tarafından verilen kanunlar olması halindeki rejim dini siyaseti siyaseti dini. Bu tarih boyunca zaman zaman tarihim boyunca diyorum. Ya çünkü bir kısım peygamberler vardı komutandı devlet başkanıydı. Bu Süleyman aleyhisselâm gibi Harun aleyhisselâm gibi. Hüpab-ı huzurlu Davut aleyhisselâm gibi. Bunlar aynı zamanda devlet başkanıydı. Bunlar mesela Şid aleyhisselâm gibi. O da aynı zamanda hem devlet başkanı hem komutandı.

kardeşine karşı savaştı. Abisine karşı savaştı. İlk hem devlet başkanı hem komutan olan peygamber Şid aleyhisselâm’dır. Kendisi hem devlet başkanıdır hem peygamberdir hem de komutan. Kabile karşı savaşır. Kabir Adem aleyhisselâm’ın oğludur. Habili öldürendir. Sonra babasından ayrılır. Oğullara yerleşirler. Onlar da çoğalırlar. Büyük ordular kurarlar. Şid büyür. Şid büyüdükten sonra o da bir ordu kurar. Devlet kurar. Ve şirk devleti olan Kabili şehirlerini fetheder. Oraları İslam’a döndürür.

Evet oradaki o şirk devletini yıkar. O yüzden tarihte ilk İslam üzerine devlet kuran Şid aleyhisselâm’dır. Ondan sonra değişik peygamberler bunların meşhurları Davut aleyhisselâm Süleyman aleyhisselâm. Bunlar aynı zamanda devlet başkanıydı. Aynı zamanda komutanları. Yusuf aleyhisselâm o malum bakan bugünkü tabiriyle bakan noktasındaydı. Mısır’da. hem peygamberdir hem de bugünün manası ile ekonomi bakanı. Öyle söylüyor.

Şimdi bu siyasi otelitenin uyguladığı kanunların bir peygamber aracılığıyla tanrı tarafından belirlenen kanlar olması ardında rejim dini siyasetler bu bir peygamber tarafından böyle tansimetrik kurulursa o peygamberin yolundan devam ettirilenler buna devam ederler. Mesela enteresan bir şey burada not düşeyim. İsa aleyhisselâm bir devlet başkanı bir komutan peygamber değildir. Hristiyanlarla Müslümanların arasındaki hukuksal sıkıntılar bunlardan kaynaklanır.

Mesela iyi sevilikte hukuk önde değildir. Çünkü iyi sevgiler aslında beni isra ettirir. Iyi sevgiler beni İsa aleyhisselâm beni İsrail peygamberidir. Tabii beni İsrail bunu kabul etmediğinden biz onu öyle bilmiyoruz. İsa aleyhisselâm da beni İsrail’dir. Ve İsa aleyhisselâm’ın hukuku eski ahittir. bu sevgilerin hukukudur. Tabii şimdi bunu kabul etmiyorlar Hristiyanlar ama onların mevcut da aslında İsa aleyhisselâm kendi sağlığı döneminde hukuki olarak ona fazlaca da bir ayet bilmemiştir.

O yüzden bir iyi sevgi devlet modeli yoktur. Bunun altını tekrar çiziyorum. Iyi sevgi bir devlet modeli yoktur. Bizim zaten Hristiyan dünyayla çatışmamızın sebeplerinden birisi budur. Muhammed’i bir devlet sistemi vardır. Ama iyi sevgi bir devlet sistemi yoktur. Ve iyi sevgiler bu şimdi bugünkü iyi sevgiler bin yıllık bin beş yüz in sevgiler kendi kitaplarının türkümlerini kendileri değiştirebilirler. Bunların bugünkü kendi inançlarına göre kendi dini kaidelerine göre onlar için uygundur.

Papa daha önce haram olan bir şeyi helal olarak yayınlayabilir. Helal olan bir şey de haram edebilir. Ama Müslümanlar için böyle bir şey söz konusu değildir. Mümkün de değildir. Müslümanların devletle alakalı meselelerde de çizgisi belirlidir. Bunun dışına da çıkması mümkün değildir. Şimdi


6. Dinî Siyaset (Siyâset-i Dînîyye) — Şît Aleyhisselâm’dan Hz. Muhammed’e Peygamberi Yönetim

siyasi otoritenin uyguladığı kanunların bir peygamber haracıyla tanrı tarafından belirlenen kanunlar olması halindeki rejim dini siyaseti siyaseti dinleyen bu en son dönem olarak söylüyorum. Bunu sıralamasak Şid aleyhisselâm uygulamış böyle sıralarsak Davut aleyhisselâm uygulamış sıralarsak bunu Süleyman aleyhisselâm uygulamış sıralarsak biz bunun son zamanımıza geldik. Mesela Musa aleyhisselamda böyle bir devlet modeli ve sistemi kurmamış.

Musa aleyhisselamda da böyle bir dinli devlet sistemi modeli yok. Ama din İslam dini zaman içerisinde olgunlaşarak tan peygamber peygamber peygamber peygamber olgunlaşarak tan gelen bir din. Iyi sevilik de muhsevilik de bunun içerisinde. Hazreti Muhammed Mustafa’dan kemalah ermiş vaziyette. Kemalah erince Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hadretleri bir devletin işleyicinin nasıl olması gerektiğiyle alakalı örneklerine vücut. Bizim elimizde bunun örnekleri var.

dini siyasi dinliğe alakalı Müslümanlar kendilerince bir argüman eksiklikleri yok. Felsefe eksiklikleri yok. Kanun ve hüküm eksiklikleri yok. Uygulanamaz değil. Bunun heva ve hevesden doğal matik olarak yeniden icat edilmesine de gerekiyor. Çünkü bizim Kur’ân’ımız, sünnetimiz bu noktada ashabın tavır ve davranışları sözleri ve Hazreti Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Hazreti Ali Radıllahu An Hazretleri dönemleri bizim elimizde mevcut. Hem yazılı olarak mevcut hem de uygulama örnekleriyle mevcut.

Buna yakın tarihe baktığımızda bunu ben Osmanlı’yı yüzde yüz örnek olarak görmem. Ama Osmanlı bu noktada çok kötü bir örnek de değil. Bakın Osmanlı çok kötü bir örnek de değil. Osmanlı kendi bir çağdaş devletleriyle karşılaştırdığımızda Osmanlı onların üzerinde yüz puan fazla alır. Osmanlı İmparatorluğu’nun çağdaşı dediğimizde Macaristan İmparatorluğu vardır. İngiltere vardır. Vatikan vardır. Çağdaşıdır bunların. Rus çarlığı vardır. Çağdaşıdır. Çağdaşıdır. Çin vardır. Çağdaşıdır.

Osmanlı’yı o çağdaş imparatorluklarla, krallıklarla kıyasladığımızda Osmanlı’nın medeniyeti diğer krallıklarının üzerinde yüz vasat. Her şey. Ama biz kendi tarihimize küfretmeyi seviyoruz ya. Kendi ceddimizi götürüp yiyin de seviyoruz. Bunu bir başarıymış gibi görüyoruz bir de. Osmanlı’ya küfür etmek önceden başarıydı. Hatta devlete memur olacaksanız Osmanlı’ya küfür ederekten devlete memuru oluyordunuz. Veya bir dönem Osmanlı düşmanı öğretmenler, memurlar, bürokratlar yetişti bu ülkede.

Osmanlı düşman olurken hem de din hem Kur’ân hem sünnet hem de dinin diğer kaidelerine düşman insanlar yetişti bu ülkede. Şimdi de bu taraf var. Şimdi öyle bakarınca bazen zaman zaman ııı şöyle bir şeyle önümüze çıkıyorlar. dini bir devlet modeli sistemi yok ki var kardeşim ya. Neden yok dedin? Hazreti peygamber salulları ve Selam Hazretleri’nin devleti nereye koyacaksın?

Kuru yaşattığı ve sonra Hazreti Ebu Bekir’in, Ömer’in, Osman’ın Hazreti Ali efendimizin devam ettirdiği o sistem onu da elimizde mevcut duruyor. Nasıl yok görürsün? Ben emevliler zaten dini bir devlet siyaset siyah dini bir devlet olarak görmüyorum. Emevliler, Abbasiler onlar öyle görmüyor. Bunu da açık açık söyleyeyim. Osmanlıyı da dini görme işinin sebebi hanedanlık kurulması. İslam’da hanedanlık yok.

Hazreti Ebu Bekir Radıllahu Han Hazretleri vefat ettiği zaman oğlu Abdullah geçmedi devletin başına. Hazreti Ömer Radıllahu Han Hazretleri vefat ettiği de şehit edildiğinde oğlu Abdullah geçmedi devletin başına. bu bu İslam’ın bu ilk yıllarında böyle bir şey yok zaten. orada da bir tartışma var ya şia ile alakalı şianın da oradaki ııı iddiası Hazreti Ali efendimizin halifi olması lazımdı diyenler var. Bu tabii tarihçilerin işi, ayrı bir mesele.

Şimdi o yüzden siyasi otoritenin dini kaynakları kendisine ölçü alarak da devleti idare ettirme modeli var mı? El cevap var. Atli siyasetin iki şekli olduğu fikrindedir. İbn-i Harun. Ona göre bunlardan biri genel olarak halkın çıkarlarını ön plana alır. Yöneticinin çıkarlarını ise bunlara bağlı olarak gözeten idare şeklidir.


7. İdarecilerin Kanun Esnetmesi, Menderes Örneği ve Firavunî-Peygamberî Sistem Dikotomisi

Bunu daha önce dedim ya böyle bir idare şekli bugüne kadar tam olarak uygulanmış bir idare şekli yok. bu böyle devletleri idare edenlerin zaman zaman değişik kanun ve kadelerle bunları değiştirmesini isterler. çok basit örnekler verin. böyle bir biz kendi ülkemizden örnek verin. Celal Bey’e asılması bir geceli kanunla değişir biliyor musunuz? Celal Bey’e asılacak bir gecede kanun çıkarırlar. Derler ki ondan sonra altmış yaş üstü asılamaz. Asılmaktan bir gecede kurtulur.

Diğerleri asılan Adnan Menderes. Polatkan, zorlu. Onlar asıldıktan sonra Celal Bey asmazlar neden otuz üç derece masum olur? Neden Vatikan Kilisesi’nin adamıdır? Bunlar uzun meseleler. Ve bir gecede bu ülkede bir gecede bir gecede altmış yaş üstü asılamazlarlar. Celal Bey’e kurtulur. Ondan sonra kanunu tekrar geri getirirler. Ne yapıyorlar? bu aklı olarak bu bu mümkün değil. bir gecede bir kanun hükmünde kararına çıkan örneğin atıyor beş ton şekerini ithal edilmesine izin verilmiştir.

Kaç gün içerisinde? On gün içerisinde, beş gün içerisinde. Beş yüz ton şeker birisi getirmiştir. Genelere dayanmıştır limana. Sen zaten gidip bir şeker fabrikasından şeker alıp getirince kadar üç ay geçecektir. Beş yüz ton şeker hazırdır. Adam gemilerle dayanmıştır limana. Beş yüz ton şekeri döker adam tonu da kapatır. Şeker ithal ettim de kapatır. Bakar devlet oradaki meymen. E beş yüz ton müsaade edilmişti. Beş yüz ton da içeri girmişti. Kapattım ithalatı da. Kişiye özel ithalat kapısı açılır.

Kanun açılır. Bu bu mevzular aklı olarak görünen şeyler idarecilerin siyasetçilerin niye anlatsın ki böyle etrafına mama dağıttı, pay dağıttı, bir idare sistemine dönüşüyor. Nerede nasıl ne şekilde kim yaparsa yapsın. Bu kaçınılmaz sonur. Amerika’sı da aynıdır Almanya’sı da aynıdır. Fransızlı da İngiltere’si de aynıdır. Türkiye’si de İran’ı da Suud-i Arabistan’ı da aynıdır. Çünkü dünyayla şu anda siyaseti dini yer üzerinde hükmedilen idare edilen bir devlet yok.

Burada önemli olan halkın çıkarı yanında devletin devletçilik bakımından sağlam bir idare şeklini oluşturmaktır. İlk nadir bu idare şeklinde hikmet farklı dayanan bir idare şekli olarak nitelendir ve mezkur idare şeklinde Farslan’ın idarecini örnek verir. Çok iyi kullanması lazım. Akli siyasetin diğer şekli ise öncekinin aksine yöneticilerin menfaatlerini ömrüm plana var. Idare bu siyaset şeklinde devleti tarafından halka karşı şiddet özür düm söz konusunda.

bu akli siyasete ister birinci kısım olsun ister ikinci kısım olsun mükemmel bir şekilde böyle bir idare altında kalan bir ülke ben tarih boyunca tanımıyorum. bu böyle ne yazık ki şeyde ya idareciler devletten nemalandıklarında devleti koruma adına kedilerini güçlendiriyorlar. Firavuni bir sistem çıkıyor ortaya. Bakın firavuni bir sistem çıkıyor. Bunu kısaca söylemek gerekirse aslında tarih boyunca iki sistem çatışmış. Bir firavuni sistem veya sistemler, iki peygamberi sistemler.

Bunun başka idrahtarız yoktur. Çok basit bu. İmdi haddinin felsefeti olduğundan bunlar bunu hatırlıyorum. Devlet felsefetisidir aynı zamanda. Bunlar böyle geniş geniş açıklamış. Çok basit. Bakın çok basittir. Ya siz firavuni sistemle yönetiliyorsunuzdur, yönlendiriliyorsunuzdur. Bunun halkının lehine olan yerler olabilir. Zaman zaman insanları rahat ettiği huzura erdiği zamanlar olur zaman zaman ya da peygamberi bir sistemle yönetiliyorsunuzdur.

İmdi haddinin abdi siyaseti iki şekline ve dini siyaseti değerleri bakımından helal ve bu kıyaslamanda dini siyasetin daha üstün olduğu sonucuna ulaşır. Ben de buraya ulaşıyorum. Buradan devam yiyoruz. Beşinci


Kaynakça ve Referanslar

  • İbn-i Haldûn (732-808/1332-1406), siyaset ve devlet felsefesi: el-Mukaddime (tah. Abdüsselâm Şeddadî, Rabat 2005; Turan Dursun çev., İst. 2020); Kitâbu’l-İber
  • Siyâset-i akliyye ve siyâset-i dîniyye tasnifi: İbn Teymiyye, es-Siyâsetu’ş-Şer’iyye; İmâm Mâverdî, el-Ahkâmu’s-Sultâniyye; Ebussuud Efendi, Ma’rûzât; Osmanlı siyasetnâme geleneği
  • Medeniyetin tanımı ve insanın sosyal ihtiyâcı: İbn Haldûn, el-Mukaddime I. bölüm (ümrân ve medeniyet); Fârâbî, el-Medînetu’l-Fâdıla
  • Zarûriyyât-ı hamse (şerîatın koruduğu beş esas): can, mal, akıl, nesil, din güvenliği: Gâzâlî, el-Mustasfâ; Şâtıbî, el-Muvafakât II. cilt; Şah Veliyyullah Dehlevî, Hüccetullahi’l-Bâliga
  • Şît Aleyhisselâm’dan Hz. Muhammed Mustafâ Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’e peygamberi yönetim silsilesi: İbn KeŞbir, el-Bidâye ve’n-Nihâye; Tabarî, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mulûk; İbn Esir, el-Kâmil fi’t-Târîh
  • Hz. Dâvûd Aleyhisselâm ve Hz. Süleyman Aleyhisselâm’ın peygamberi yönetim örnekleri: Bâkarra 2/247-252, Enbîyâ 21/78-82, Neml 27/15-44, Sad 38/17-40
  • Firavunî sistem ile peygamberi sistemin tekabulü: Kasas 28/1-82; Şû’arâ 26/10-68; A’râf 7/103-136; Tâhâ 20/24-98
  • Celal Bayar’ın idamının bir geceli kanunla değiştirilmesi (17 Eylül 1961 öncesi): Şevket Süreyya Aydemir, İhtilâlin Mantığı ve 27 Mayıs İhtilâli; Hikmet Özdemir, Adnan Menderes ve Yüksek Adalet Divanı
  • Medeniyet eleştirisi — Batı modernizminin gelenekselci kritikleri: René Guénon, Modern Dünyanın Bunalımı; Seyyid Hüseyin Nasr, Genç Müslümanın Modern Dünyadaki Yeri; Cemil Meriç, Umrandan Uygarlığa