Beyit Girisi ve Mesnevi Manasi
halkına ne istediklerini sordu neler siparişlerini aldı onların eski şeydir ya gelenektir bu bir insan başka bir şehre gidiyorsa hane halkına sorar oradan bir şey istiyor musunuz oradan hediye getirir bizim zamanımızda öyleydi biz Bayındır’da oturuyorduk gidiliyor İzmir’e giderken İzmir’den bir hediye getirilir eve dedemle beraber mal almaya gidiyoruz dedemle beraber mal almaya gidince İzmir’den muhakkak dedem bir şeyler alıyor ayrıca onu kamyona yüklemiyoruz onu elimizde getiriyoruz fuar zamanı gece saat 12’de otobüs kalkıyor oradan gece 12’de otobüsü biniyorsun sabaha karşı geliyorsun. Bayındır’a ama hediye var bu aradan hediye alınıyor önceden böyleydi bir şehre gidince Antep’e gitti Antep’ten ne baklava alınır gelinir eve hiç görmüyoruz bizim halıcılardan böyle bir şey ama olsun varsın arada bir kılçık atalım değil mi Hüseyin Aga evet şimdi böyle bir hediye alınır gelinirdi şeyde o tacirdi Hindistan’a giderken bütün hane halkına sor dedi en son evde bir dudu kuşu var bugünkü tabiriyle papağan var papağana dedi ki ben Hindistan’a gidiyorum senin de bir isteğin var mı papağanda dedi ki orada bizim dedi akrabalarım var benim orada onlara uğradın da dedi benim halimi onlara arz et onlara anlat tabi şeyde gitti o tacir işlerini bitirdi o papağanların bulunduğu dudu kuşların bulunduğu bölgeye gitti oradaki dudu kuşlarına dedi ki ben filanca yerden geliyorum benim de dedi bir dudum var ondan sonra kafesini içerisinde biz onu şöyle bakıyoruz böyle bakıyoruz şöyle rahat ediyor böyle rahat ediyor ondan sonra onun haline ahvalini oradaki dudulara antlattı dudunun birisi bunu dinleyince pat tak öldü aniden çırpındı can verdi şey öyle gördü tacir tacir döndü sonra döndükten sonra herkese halini ahvalini hediyelerini anlattı anlattıktan sonra söyledikten sonra sıra geldi duduya dedi ki dudu sen benim akrabalarıma uğradın mı uğradım dedi söyleyip söylememekte imtina etti ama sonunda o söylediği dudunun içinden bir tanesinin öldüğünü söyledi dudu o dudunun yaptığını işitince titredi düştü kaskat oldu bir tane dudu öldü ya öldüğünü işitince o tacirin dudusu o tacirin dudusu da bunu işitince dinleyince kaskatı oldu tabiri caizse düştü yere ve sahibi onun böyle düştüğünü görünce yerinden sıçradı külahını yere vurdu onu bu renkte bu hali görerek yerinden fırlayıp yakasını yırttı öylesine üzüldü ki o dudunun aniden ölmesine yakasını paçasını yırttı kepin takkesini yerlere attı kendisini dağıttı feryat figan ağlamaya başladı dedi ki ey güzel ve hoşnameli dudu sana ne oldu niçin bu hale geldin vah yazık benim güzel sesli kuşum vah yazık benim gönüldeşim sırdaşım yazık benim güzel nameli kuşum ruhumun neşesi bahçem çiçeğim Süleyman’ın böyle kuşu olsaydı hiç başka kuşlara uğraşır mıydı vah yazık ucuz bulduğum kuştan ne çabuk ayrıldım feryat ediyor şimdi ben bu duduyu kendimce pirin bu dudusunu ölen bu böyle tacirin önünde ölen duduyu mürşidi kamile bağladım dedim dududan kasıt mürşid-i kâmil öyle olunca bir insanın üstadı vefat ediyor bir insan üstadı kaybediyor bir mürşidi kamili kaybediyor bir alemin ölmesi adı şerif ya öyle olunca tabi arkasından kalan dervişler
Arifin Yolu ve Halvet-i Der-encumen
feryat fiyan ederler çünkü onun neşesi onun dildaşı kimdir dildaş olan aynı seviyede aynı yola koşan aynı hedefe koşanlar dildaş olurlar birbirlerini anlarlar şimdi karı koca aynı hedefe koşuyorlarsa birbirlerini anlarlar birbirlerine tolerans gösterirler iki arkadaş aynı hedefe koşuyorsa birbirini anlar böyle rans gösterir ama ikisi de aynı evde yaşıyor biri bir tarafa çekiyor biri bir tarafa çekiyorsa hedef karıştı dildaş olmazlar dildaş olması için aynı hedefe aynı amaca koşması aynı şeyleri yaşaması aynı şeyleri hissetmesi gerekir aynı şeyleri hissetmezse dildaş olmaz karı koca olur dildaş olmaz anne baba olur baba oğul olur dildaş olmaz baba oğul olur dildaş olmaz dildaş olmak özeldir hedefin aynı olacak yolun aynı olacak duygun hemen hemen aynı olacak ki dildaş olasın burada tacir diyor ki benim dildaşım benim neşem benim sırrım bunu böyle tarif ediyor burada Süleyman’ın böyle kuşu olsaydı hiç başka kuşlarla uğraşır mıydı vah yazık ucuz bulduğum kuştan ne çabuk ayrıldım burada Hz.
Süleyman’ın aleyhisselamı küçümsemek gibi değil onu tehdit etmek olarak anlaşılmasın burada Hz. İpir diyor ki eğer Süleyman’ın yanında da bir mürşidi Kamil zamanın kutbu olmuş olsaydı onun işi daha kolay olurdu burada Süleyman aleyhisselamı küçümsemek değildir bu mesela Musa aleyhisselâm gerisinde Harun aleyhisselamı bıraktı Allâh’a dedi ki bana bir vekil var bana bir halife var Cenâb-ı Hak onun kardeşi Harun’u verdi daha doğrusu o Allâh’tan Harun’u istedi Harun’u isteyince Musa aleyhisselâm Tur-i Sinai’ye giderken yerine vekil olarak Harun’u bıraktı onun peygamberliğine leke değildir bu onun peygamberliğini küçültmez mesela aynı şekilde Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. de zannediyorum aklımda kaldığı kadarıyla Tebûk seferine giderken Hazret-i Ali efendimizi çoluğunu çocuğunu evlerini ehlibeyti Hazret-i Ali efendimize bıraktı Hazret-i Ali efendimiz savaşa gitmek istiyor cihade gitmek istiyor dedi ki sen dedi.
Musa’nın Harun’u mesabesindesin ama dedi benden sonra peygamber gelmeyecek ama Musa’nın Harun’u neyse sen de benim için olsun dedi bakın onun peygamberliğine bir leke değil bu veya peygamberliğinin kendince peygamberlik mesleğini hafife alacak bir şey değil Hz. Pir de diyor ki eğer Süleyman aleyhisselamının yanında ümmet-i Muhammed’in bir velisi olsaydı ümmet-i Muhammed’in yanına buraya ayırt edelim bu benim anlayışım eksik olabilir ümmet-i Muhammed’in bir velisi bir müşhidi olsaydı Süleyman başka insanlarla uğraşmazdı sebep ümmet-i Muhammed’in velisi beni İsrail peygamberlerim mesabesindedir hadîs var ya tabi bazı hadîs kritercileri bunları bu hadisi her ne kadar zayıf olarak nitelendirdiyse de mana itibariyle İmam-ı Suihite öyle der mana itibariyle bu gerçek der İmam-ı Gazâlî de böyle hatta Gazâlî ihyasını alır bunu derki bu mana itibariyle zayıf da olsa hadîs sahihtir der benim ümmetimin velileri veya benim ümmetimin alimleri buradaki alimden kasıt çift kan attı hem zahir hem batın ilmi kat etmiş kimse beni İsrail peygamberleri mesabesindedir bir rivayete beni İsrail peygamberlerin üstündedir diyor.
Süleyman aleyhisselama kitap verilmiş bir beni İsrail peygamberi değildir bunu ayırt edin ola ki Musa aleyhisselamın şeriatı üzerine giderdi çünkü kendisine özel kitap verilmiş bir peygamber değildi kendisine özel kitap verilmiş peygamberler ile kitap verilmemiş peygamberler aynı değildir beni İsrail peygamberleri ile İbrahim ve İsmail üzerinden gelen peygamberlik kolu Hz.
Hazret-i Pirin Hikmet Damlalari
Muhammed Mustafa aya gelir aynı değildir âyet-i kerimede de Cenab-ı Baki biz bazı peygamberleri bazılarından üstün kıldık der böyle olunca Süleyman aleyhisselâm kitap verilmiş bir peygamber değildir eğer onun yanında Hz. Muhammed Mustafa’nın manevi tedrisatından geçmiş bir mürşid-i kamil yanında olsaydı Süleyman aleyhisselâm diğer insanlara insanlar için insanları eğiteceğim diye bu kadar uğraşmazdı bu ben buradan bunu anladım tabi burada Süleyman aleyhisselamın peygamberliğine bir leke değildir mesela bir mürşid-i kamil kendisine zakirler atar nakipler atar, nükabbalar atar yetiştiyse halifelik verir, halife atar yetiştiyse onu şeyh ilan eder bu onu şeyhliğine zayıflık getirmez daha büyütür onu bakın daha onu büyütür daha onu kuvvetlendirir daha onu daha böyle oturaklı eder mesela Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Medîne-i Münevvere’de nakipleri vardı il ve ilçelerde bugünkü manada kabilelerde her kabileye bir nakipleri atar her böyle köye her bir kasabaya bir nakipleri atar burada da bir tane Naki bin Nugabba vardı onlar her ay toplanırlar toplantıklarında ne yapıp ettiklerini rapor verirler Naki bin Nugabba da o raporları Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve selleme sunardı filanca kabile de şu işler oldu böyle oldu şu kadar Müslüman oldu bu sıkıntı var bir problem var burada açlık var burada tokluk var burada mal yok bunların normalde hepsini hem siyasi hem ekonomik hem böyle iştima olarak hepsinden rapor alırdı nasıl ki onun peygamberliğine bu leke getirmediyse bir şeyhin de etrafında böyle şeyhin adına iş görenler vardır şeyhe leke getirmez bu şeyhi büyütür daha şimdi Süleyman Ali Hz.
Pirde diyor ki Süleyman’ın yanında eğer ümmet Muhammed’in velileri gibi bir veli olsaydı o başka insanlarla bu kadar uğraşmazdı vah yazık ucuz bulduğum kuştan ne çabuk ayrıldım vah yazık bir insan böyle bir mürşidi kamili ucuz bulursa kıymet bilmez onu kolay buldu hemen elinin altındaymış gibi onun kıymetini bilmez o bununla biraz bir şeyh efendi ile alakalı bir şey anlatayım şimdi birisi daha doğrusu tanıyorum kim olduğunda zakirlerden birisi Allâh rahmet eylesin şeyh efendiye demiş ki efendim demiş size herkes çok rahat ulaşıyor böyle olunca demiş kıymet bilinmiyor biraz demiş kendinizi geri çekseniz herkes sizinle rahat konuşamasa görüşemese böyle izin almak zor olsa böyle herkes de çocukla çocuk oluyorsunuz filan herkes geliyor görüşüyor konuşuyor biraz kıymetlenmiyorsunuz o manada biraz böyle başka şeyhlerden örnek görüyor filanca fişmanca kimse konuşamıyor konuşamıyor insanlar görüşüp konuşamayınca da ona karşı bir böyle bir şey oluyor daha fazla hürmet ediyorlar gibi söylemiş şeyh efendi dedi bana usta efendi dedi oğlum filanca dedi böyle böyle söyledi bana dedi sen ne düşünüyorsun dedi bana Allâh rahmet eylesin böyle bir şey olduğunda şey efendi hep bana analiz ettirirdi sen ne düşünüyorsun deyince
Nefsin Mertebeleri ve Mucahede
ben böyle kaldım şimdi dedim efendim kararsızın ama siz bilirsiniz dedim dedim ama benim için dedim bu çok uygun değil dedim neden dedi efendim rahat konuşabilir miyim dedim rahat konuş dedi şimdi bir ustadın yanında rahat konuşmak için izin almış bizim aldığımız terbiye buydu efendim rahat konuşabiliyor muyum konuş mustafen dedi efendim sizin yaptığınız tam sünneti uygun dedi hazreti peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerine dedim kafiri de geliyordu münafı da geliyordu mürtedi de geliyordu hristiyanı da geliyordu yahudisi de geliyordu durdu tebessüm etti aferin oğlum dedi o şimdi ben de öyle söyledim ona dedi dedim ki dedi bu senin söylediğin sünneti senin yedi yok sen bana ne söylüyorsun demiş ona bu senin söylediğin sünneti senin yedi yok sen bana ne söylüyorsun demiş şimdi bir mürşid-i kâmil peygamberin izinden gider ve ümmeti muhammedin bir velisi peygamberin izinden gider şimdi böyle olunca insanlar onu ucuz görür bilmez o sünneti seniye işliyor diye dervişlerle görüşmemek aslında sünneti seniye aykırıdır dervişlerin arasında ayrımcılık yapmak dervişlerle görüşmemek dervişlerin yanına çıkmamak onlarla birebir sohbet etmemek onların haliyle hallenmemek onların rüyalarını hallerini dinlememek onları yormamak yorumlamamak onların sorularına cevap vermemek veyahut da tabiri caizse derviş elini attığında üstadına ulaşabilmeli görüşebilmeli onunla derdini aktarabilmeli bu sünneti seniye ama şimdi sünneti seniyeyi birisi iş derken karşıdaki cahil insan, avam insan de onu ucuzlaştırıyor işte efendim rüyamda bir kuş daldan kalktı başka bir dala kondu sence manası nedir yapma ucuzlaştırma bunu rüyanı dinliyorsak söylüyorum ya peygamber efendimizi gördüysen geçmiş peygamberleri gördüysen sahabeleri gördüysen pirefendileri gördüysen geçmiş şeyefendileri gördüysen üstadını gördüysen rüyanı anlat eyvallâh mübarek insan kuş o daldan o dala uçmuş bırak bunu anlatacağım diye uğraşma veyahut da önemli bir mesele git anlat ama öbür türlü de böyle kıymetsizleniyor bu zat da diyor ki bu tüccar vah yazık ucuz bulduğum kuştan ne çabuk ayrıldım çünkü ucuz buldu ya ucuz bulunca da ne oldu ona kıymet vermedi onu anlamadı onu değersizleştirdi bakın onu değersizleştirdi kendisi değersizleştirdi sebep çünkü yakın ya arkadaş gibi dost gibi Hazret-iEbu Bekir Efendimiz Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin başında ama nefes alıp verirken daha iyi dikkatli alıp veriyor öyle dangoluzluk yapmıyor haddi aşmıyor hiç edebe riayet ediyor yakın ama edebe riayet ediyor ey dil sen bana çok ziyan veriyorsun söyleyen sen olduktan sonra ben sana ne diyeyim dil dudunun halini anlattı karşıda dudu öldü oradaki Hindistan’daki dudu onun öldüğünde geldi kendi dudusuna söyledi yine öldü şimdi o tüccar diline bahane buluyor çünkü insan ne çekiyorsa dilinden çekiyor diyor ki ey dil sen bana çok ziyan veriyorsun söyleyen sen olduktan sonra ben sana ne diyeyim kaf âyet 18 insan hiçbir söz söylemez ki yanında onu gözetleyici hazır bir melek bulunmasın yine hadiş-i şerif Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyuruyor Tirmizi de ve İbn-i Macide geçiyor uzun bir hadiş onun sonunda şunu diyor.
Efendimiz diliyle tuttu ve budur dedi neden?
Asik-Masuk Iliskisi
dedi ki sahabe ey Allâh’ın Resulü hakkımda zararını göreceğimden en çok endişe ettiğin şey nedir dedim o da dilini gösterdi insanın zarar edeceği en önemli organı neymiş dili dil bir et parçası dili kıymetli bir et parçası dilin kıymeti dil bir et parçası dili kıymetlendiren çıkan söz veya kıymetsizleştiren yine çıkan söz ağzından çıkan söz ya seni kıymetlendirir ya seni kıymetsizleştirir o zaman ağzından çıkan söze dikkat et çünkü o dil insana zarar verir aynı dil insana fayda verir insanın kendisine Hazret-iPir devam ediyor ey dil sen hem ateşsin hem harman ne vakte kadar harmanı ateşe vereceksin normalde dil hem toplayıcı harman hem de o harmanı ateşe vereceği yakıcı yanıcı o zaman sen hem dilinle ibadet ediyorsun zikrullâh yapıyorsun hayır söylüyorsun insanlara hayra davet ediyorsun zikrullahın hoşnut olduğu söz ve ameller işliyorsun ama öyle bir an geliyor öyle bir gaflette bulunuyorsun sen Cenab-ı Hakk’ın gazabını gerektiren bir sözü ağzından çıkarıveriyorsun ağzından onu çıkarıverince artık o kazandığın her şey ağzından çıkan bir günah kebayla yandı yıktı gitti ne güzel zikrullahını çektin sabahleyin dersini yaptın çektin 5000 tevhid la ilâhe illallah harika gittin iş yerine birisine bir küfür ettin bir hakaret ettin sabahki 5000 tevhidin sevabı yürüdü gitti annene babana bir isyan ettin bir kavga ettin onlarla tevhid gitti ve hatta kalktın bir kadını taciz ettin sözlü taciz ettin gözle taciz ettin el ile taciz ettin nefsine uydun gitti bir söz söyledin hakaret ettin gıybet ettin dedikode ettin iftira ettin söz dilin afaatları bunlar topladığın harmanı kendin ateşe verdin dille topladığın oturduğun zikrettin ne dedi hadîs-i şerifte dilin zikrullâh ile ıslak olsun sahabeden bir kimse geldi dedi ki ya resulallah ben yaşlandım eskisi gibi dedi ibadet edemiyorum bana bir şey söyle hafif olsun ve beni kurtarsın ona dedi ki dilin zikrullâh ile ıslak olsun dilin zikrullâh ile ıslak olsun senin dilin zikrullâh ile ıslak kan zikrullâh yaparken kalktın iftira ettin gıybet ettin dedikode ettin kaybettin harmanı ateşe verdin kendin ateşe verdin olur olmaz bilir bilmez bir şey söyledin harmanı ateşe verdin Allâh muhâfaza eylesin bir böyle hadisi kutsi var çok dehşet, mühari bir hadisi kutsi kul diyor cehenneme gidecektir bir adım kalır söylediği bir söz yüzünden oradan cennete gider diyor bir adım kalır cehenneme bir adım kalır diyor cennete girecek bir adım kaldı hadisi kutsi bu bir adım söylediği bir söz yüzünden diyor oradan cehenneme gider Allâh dilimizi muhafaza eylesin can ne dersen onu yapmakla beraber gizlice yine senin elinden feryat etmektedir ey dil sen hem bitmez tükenmez bir hazinesin hem dermanı olmayan bir dersin demiş can ne dersi onu yapmakla beraber gizlice senin elinden feryat etmektedir bir hadîs-i şerîf var ya insan diyor sabahlayınca bütün organları dile başvurur adeta ona yalvarırlar, söylerler derler ki bizim hakkımızı korumakta Allâh’tan kork organlar dile yalvarıyorlar bizim hakkımızı korumaktan anlatsın.
Allâh’tan kork biz senin söyleyeceklerinden ceza görürüz biz sana bağlıyız eğer sen doğru söylersen biz bundan mükafat alırız bütün organlar eğer sen yanlış bir şey söylersen eksik bir şey söylersen sen yanlış bir şeyler terennüm edersen biz diyorlar Allâh’tan ceza alırız o yüzden yolumuzu eritecek olan da bu değil yolumuzu düzeltecek olan da bu değil ona yalvarıyorlar Hz.
Tevhidin Derinligi ve Vahdet
Bir Allâh-u Alem bu hadîs-i şerîfi şerh ediyor diyor ki can ne dersen onu yapmakla beraber sen diyorsun ki döveceğim can yürüyor dövüyor onu örneğin küfrediyor, hakaret ediyor, gıybet ediyor dedik o değil diyor. Allâh muhâfaza eylesin değil mi dil bu kadar böyle ortada bir tarafı sıkıntı bir taraf rahmet Rabbim dilimizi korusun inşallah hem kuşlara çalınan ıslık yapılan hilesin hem yalnızlık ve ayrılık zamanında da insanın enisisin hem tuzak kurarsın kuşlara kuşları helak edersin insanları zarara sokarsın ıslık çalarsın insanları kötülüğe doğru götürürsün insanları kötülükle baş başa bırakırsın insanları kötülüğe de davet edersin kötülüğe davet edersin ne? dil davet eder ahir zamanda öyle insanlar çıkacak belagatları çok kuvvetli olacak sizinle beraber namaz kılacaklar sizin dilinizden konuşacaklar ama insanları cehenneme götürecekler o dil belagatlı insanların en kötüsü insanlar kendisini beğensin diye belagatlı konuşanlardır dikkat edin insanların en kötüsü insanlar kendisini sevsin kendisini beğensin diye belagatlı konuşanlar süslü kelimeler konuşanlar ne enteresan değil mi? bizden belagatlıysa alkışlarız onu ne güzel konuştu adam ya eğer insanları kendisini sevdirmek için insanlara hoşgeleyim diye konuşuyorsa bay bay gitti ama yok hakkı ve hakikati konuşuyorsa eyvallâh ama insan nefsi hakkı ve hakikati konuşanı sevmez belagatlı konuşanı sever birisi hakkı ve hakikati konuşuyorsa nefsi ağır gelir bu onu beğenmek istemez ama birisi süslüler kelimeleri cümleleri belagatlı konuşur hatta insanlar kendisine kıymet versin diye ağlar gibi yapar ağlar bir de onunla da alakalı adı şerif var evet bir ağlıyormuş gibi yapmak ayrı bir şey bir insan yalnız kaldı ağlayamıyor günahlarına ağlıyormuş gibi yap diyor ama yalnızken yalnızken toplum içinde değil insanlar senin ne kadar takvâ olduğunu görsün diye ağlıyormuş gibi yapıyorsan insanlar aldatıyorsun münafıklık helameti insanlar beni beğensin beni seçsin benden yana olsun diye süslü cümleler kullanıyorsan aldatıyorsun insanları münafıklık helameti aldatan bizden değil dedi.
Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem dil burada dil hem yalnızlık zamanında en iyisisin arkadaşısın yalnız kaldın dil senin arkadaşın nasıl arkadaşın olur dil o dil zikrederse senin arkadaşın olur zikrederse eğer o dil zikretmezse senin arkadaşın olmaz yalnızken sufiler bir nebze yalnızlığı severler sufi gün içerisinde biraz yalnız kalmalı böyle hayatın o debdebesinden hayatın o vahşetinden biraz kendini kenara çekmeli ayıklamalı mesela müslüman için beş vakit namaz farzdır beş vakit namaz müslümanı kendisiyle baş başa bırakır cemaatle kılsan dahi baş başasındır kendinle ve Allâh’la yüzleşmedir namaz Allâh’la cemalleşmedir namaz Allâh’la sohbettir namaz Allâh’la irtibat kurmaktır namaz ve namaz insanın kendi iç
Sabir, Riza ve Teslimiyet
dünyasında kendisine dönmesidir sufiler günlük ders çekerler virt çekerler aslında o sufiler o virti yalnızken çekmeye gayret ederler hatta eski nakşibendiler kafalarından aşağı örtü örtüp derslerini öyle çekerler biz cehri zikrullâh erbabı biz celvette halvet yaşarız kalabalıkta halvet yaşarız insanın biraz böyle halvete ihtiyacı vardır o halvet esnasında senin zikrullahın senin dostun arkadaşın olur ve o zikrullâh sende dil ile başlar bakın dil ile başlar dilin zikrullahla ıslak olsun dil bu noktada devreye girer senin o dilin normalde arkadaşın dostun gibi olur seher vaktinde kalktın namazı kıldın namazı kıldıktan sonra oturdun herkes yatıyor herkes uyuyor genelde öyle oluyor ya uyandırmaya kalkıyorsunuz hane halkını pek uyanmak istemiyorlar öyle ya herkesin o kadar çok işi var ki o kadar çok işi var ki bir tek sabah namazına kalkmaya böyle güç yetiremiyorlar ne işler yapıyorlar bulaşıktı çamaşırdı okumaktı üniversitedi sınavları hazırlamaktı sınavdı Allahım yarabbi bitmiyor o işleri sabah namazına gelince pert herkes bu yeni değil Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ehli beytin kapısına vurarak namaza çağırırdı Hz.
Fatıma annemizin kapısına vururdu kapıyı çalmak sünnet hanenizin içinde namaza kalkmayan varsa kapısına vurur sünnet Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazreti Hazret-i Ali efendimizin kapısına vururdu 6 ay boyunca 6 ay boyunca her sabah Hazret-i Ali efendimizin kapısını vururdu Hz. Fatıma atu zehran nemizin kapısını vururdu ey ehli beyt Allâh sizi temizlemek istiyor diye âyet-i kerimeyi okudu onlara bizim de evlerimiz bizim beytimiz evimiz hanedeki insanlar da bizim evlatlarımız biz kıyamıyoruz sabah namazını kaldırmaya biz olmuyor evlatlar kıymetli ya sabah namazından kıymetli eşler sabah namazından kıymetli eşleri de kaldıramıyoruz dil bir hayır istemiyor sabahleyin eyvallâh sabah namazına kalktın herkes yatıyor ya uyuyor ya sen zikrullahla baş başa kaldın divin ne oldu senin? arkadaşın oldu en iyisin arkadaşın oldu dil zikrullâh yaptığı müddetçe senin arkadaşın hem de var ya en değerli arkadaşın en kıymetli arkadaşın çünkü hadîs-i şerit Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ki Allâh’ı zikretmeden çok konuşmayın dedi.
Allâh’ı zikredin çok konuşmayın Allâh’ı zikredin dedi hadîs-i şerîf devam ediyor tabi Allâh’ın zikri dışındaki sözler kalbi katılaştırır dedi dikkat edin Allâh’ın zikri dışındaki sözler kalbi katılaştırır katı kalpli olanları neyse Allâh’tan en uzak olduğu Allâh’tan en uzak olduğu kimselerdir o zaman kalbin katılaşmasın. Allâh’ı çokça zikret Allâh’ı zikretmezsen kalbin katılaşacak kalbin katılaşırsa ne olacak? Allâh’tan uzaklaşacaksın o zaman Allâh’ı zikre başladığında senin arkadaşın ne oldu? dil dil yalnızsın seher vakti veya gece veya gündüz hiç önemli değil Allâh’ı zikretinde ne oldu? dilin senin arkadaşın oldu ey aman bilmez bana hiç aman vermiyorsun sen yayını beni öldürmek için kurmuşsun diyor ki sen aman vermiyorsun ey dil bana sen yayını kurmuşsun okuda koymuşsun önüne o dile diyor beni diyor öldürmek için uğraşıyorsun.
Allâh Resûlü de diyor ki aleyhine olacak sözlerden dilini tut evinde kalmayı yeğene kendi günahın için pişmanlık duyarak göz yaşadık o zaman dil ne yapmış?
Dunya Aldatmasi ve Ahiret Gercegi
yayını kurmuş bizi öldürmek için o zaman biz bizi aleyhinde konuşacak olan dilimizi ne yapacağız? tutacağız bizi manevi olarak öldürecek olanı ne yapacağız? biz o manevi ölüme götürecek olan dilimizi tutacağız Allâh bizi dilini tutanlardan eylesin amin Cenâb-ı Hak daim olarak dilini zikrullâh ile ıslak olanlardan eylesin amin Rabbim inşallah o dil ıslaklığıyla son nefese kadar yaşayanlardan eylesin amin son nefesimizde de buyrun eşhedü enne ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü resulühü diyerekten çene kapamayı nasip eylesin amin ecmain inşallah 1705. beytten önümüzdeki hafta devam edeceğiz önümüzdeki hafta eğer olursa izin alabilirsek bir aksilik çıkmazsa aşure etkinliğimiz olacak bu aşure etkinliğimizde inşallah Allâh’tan bir şey gelmezse bir sıkıntı olmazsa aşure olacak ama olmadı biz yine ne yapacağız programımıza devam edeceğiz inşallah büyük bir ihtimalle önümüzdeki haftaya aşure olur inşallah programımızı burada bahçede aşuremizi yaparız hakkınızı helal edin bizden yana da helal olsun el-Fatiha selametle amin ecmain ah bir soru vardı burada özür dilerim canlı yayını kapattım ama burası açık değil mi? 7 Ağustos pazartesi günü saat 14.00’da 2’de bayanlara sohbet ve seman programı olacaktır tüm bayan kardeşler davetlidir her ayın ilk pazartesi burada bayanlara sadece bayanlara yönelik sema ve sohbet programı oluyor bu normalde daha önce tekke de vardı burada da devam ediyoruz o yüzden her ayın ilk pazartesi günü bu pazartesi de böyle bir bayanlara yönelik sadece bayanlara ait bir etkinlik var bütün bayan kardeşler davetlidir inşallah bu ne bu eyyamı buhur sıcaklarında böyle gelip yine canhıra sohbeti kaçırmamak dinlemek için geldiğinizden dolayı ayrıca size ayrıca teşekkür ederim bu böyle insanların muhabbetleri sevgileri bağlılıkları arkadaşlıkları dostlukları zor zamanlarda belli olur bir insan zorluya düşünce anneyi babayı kardeşi evladı dostu o zaman tanır böyle bir hava şartları zorlandığında imtihandır benim hep ben bunları dikkat ederim bugün kar yağdı derse gidemeyiz bugün yağmur yağdı derse gidemeyiz hava çok soğuk derse gidemeyiz bir de çocukları hastederiz hava çok sıcak derse gidemeyiz çocukları da hastederiz insanların bu şeyleridir hep böyle kaçtıkları yerdir soğukta sıcakta ayazda kardağda buzda ne zaman olursa olsun 7.24 bir insan dersini takip ediyorsa disiplinli derviştir Allâh hepinizden de razı olsun inşallah Selamun aleyküm Aleyküm selâm zor zamanda gelenler südün kaymağı gibidir Guttusi baba hazretleri vefat etmezden önce dergahdaki çavuşlara demiş ki evladım benim cenazemi sabah namazında kaldırın pek efendim demişler vefat etmiş sabah namazında tabi kılmışlar namazını gömmüşler tabi dervişlerin arasında bu böyle bir muhabbet geçmiş demişler ki neden böyle sabah namazında hemen namazını kıldırdı herkes cenazesine gelirdi filan oradan bir arif mevzub bir derviş demiş ki arkadaşlar sabah namazına dergaha gelenler südün kaymağı gibidir demiş o yüzden demiş südün kaymağı gibi olanlara namazını kıldırdı şimdi zor zamanlarda derse gelenler zor zamanlarda mücadele edip o zorluya katlananlar südün kaymağı gibidir ha öbür günler süt değil mi süt ama kaymağı oluyor mu olmuyor kaymaksınız selamun a
Kaynakca ve Referanslar
- Mevlana ve Mesnevi: Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, Mesnevî-i Ma’nevî; Abdulbâkî Gölpınarlı, Mesnevî ve Şerhi; Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî; Reynold A. Nicholson, The Mathnawi of Jalaluddin Rumi; William Chittick, The Sufi Path of Love; Annemarie Schimmel, The Triumphal Sun; Eflâkî, Menâkıbu’l-Ârifîn.
- Ümmet ve Tevhid: Âl-i İmrân 3/102-103; Mâide 5/54-56; Bakara 2/163-165; İhlâs 112/1-4; Buhârî, Îmân 17; Müslim, Îmân 153.
- Sûfîlikte Usûl: Kuşey-rî, er-Risâle; İmâm Gazâlî, İhyâ ’Ulûmi’d-Dîn; Muhammed Emîn el-Kürdî, Tenvîrü’l-Kulûb; Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî, Câmiu’l-Usûl fi’l-Evliyâ; İmâm Rabbânî, Mektûbât.
- Nefs Terbiyesi: Yûsuf 12/53; Şems 91/7-10; Ahzâb 33/72; Muhâsibî, er-Ri’âye li-Hukukillâh; İbn Kayyim, Medâricü’s-Sâlikîn.
- Kur’ân ve Sünnet Sadakati: Haşr 59/7; Nahl 16/44; Âl-i İmrân 3/31; Muvatta, Kader 3; Tirmizî, İlim 16.
- Tekfir Yasaklığı ve Hüsnü Zan: Hucurât 49/11-12; Buhârî, Edeb 73; Müslim, Îmân 111; İbn Teymiyye, Mecmû’u’l-Fetâvâ 12/466.
- Zikir ve Mürâkabe: A’râf 7/205; Ra’d 13/28; Ahzâb 33/41-42; Buhârî, De’avât 66; Tirmizî, Da’avât 9.
- Hevâ-Heves Yasağı: Sâd 38/26; Câsiye 45/23; Mâide 5/77; Furkân 25/43.
- Âile, Komşuluk ve Âdâb: Nisâ 4/34-36; Rûm 30/21; Tahrîm 66/6; Nûr 24/27-31; Hucurât 49/13.
- Kerbelâ ve Ehl-i Beyt: Şûrâ 42/23; Ahzâb 33/33; Taberî, Târîh 5/389; İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye; Ebu Mihnef, Maktelu’l-Hüseyn; Mevlânâ Fuzûlî, Hadîkatü’s-Süedâ.
- Siyonizm-Mason Perspektif: Theodor Herzl, Der Judenstaat; John Robison, Proofs of a Conspiracy; Noam Chomsky, The Fateful Triangle; Mustafa İslâmoğlu, Yaşayan Kur’ân.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı