Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2021 Mesnevî #10 — Tavşan, Aslan ve Nöbetleşe Kudret

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2021 Mesnevî #10 — Tavşan, Aslan ve Nöbetleşe Kudret. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Açılış Tevhîdi ve Tavşan-Aslan Özeti

Lâ ilâhe illallâh Lâ ilâhe illallâh Lâ ilâhe illallâh Hak Muhammeden Resûlullah cemî’an biya’ı ve’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi Rabbi’l-âlemîn Geceniz hayır olsun inşâallâh Âmîn Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin Âmîn Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin Âmîn Cenâb-ı Hak cümlemizi, hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin Âmîn Hakkı hak bilip, hak yolunda cihâd eden, koşturan, mücadele eden batılı batıl bilip, batıla karşı cihâd eden, mücadele eden kullarından eylesin Âmîn Rabbim cümle ümmet-i Muhammed’i bir ve beraber eylesin Âmîn Ümmet-i Muhammed’e Kur’ân ve sünnet-i seniyye sımsık yapışmayı nasîb eylesin Âmîn Ümmet-i Muhammed’i ne aldatanlardan ne de aldananlardan eylesin Âmîn Aldanmaktan ve aldatmaktan Allâh’a sığınırım, Allâh’a sığınırız inşâallâh Âmîn Geceniz hayır olsun inşâallâh Âmîn İnternette kopukluklar olabilir o yüzden telegramdan takip et çok olan kardeşler sıkıntı yaşayabilirler o yüzden mümkünse YouTube’dan takip edebilirler.

Ama yok biz şu anda başka çaremiz yok diyenler var ise bu sıkıntıyı bu akşam böyle yaşayarak inşâallâh takip etmeye gayret etsinler Yapabileceğimiz fazla bir şey yok bu konuda çünkü internet bağlarında sıkıntı var Şu ana kadar açılmış değil Mesnevî sohbetlerine kaldığımız yerden devam ediyoruz 1355. beytteyiz inşâallâh Malum ben yine de çok böyle birkaç cümle içerisinde bugüne kadar geldiğimiz noktaya özettiğim bir tavşan vardı Tavşan âkil kâmil bir aklı kemâl ehli bir kimseyi simgeliyordu Bir de aslan vardı aslan da Nefs-i Emmâre isim geliyordu Ve tavşan onu tuzağa çekti Tuzak çekerekten aslanı bir kuyunun başına getirdi Aslan kuyunun içerideki suya baktı suda kendi resmini görünce ahmaklığına doymadı.

Çünkü Nefs-i Emmâre ahmaktır Ve o aslanı olan kimden dolayı kendisini kuyunun içerisine attı onu öldürmek için Ve kuyunun içerisinde boğuldu Böylece âkil, fâzıl, ferâsetli olan o kâmil zat Nefs-i Emmâre’sini onun öldürdü Ve tavşan onu öldürdükten sonra kendi kavmine ormanı aldı Tavşan onu öldürdükten sonra kendi kavmine ormana güle oynaya koşmaya başladı Ve insanlara müjde veriyordu Korktuğunuz, çekindiniz aslanı ben öldürdüm diye Ve herkesi müjdelemek için herkesi bu konuda haberdar etmek için ilan etmek için ormana doğru koştu Ve müjde Allâh o can düşmanının dişlerini söktü Pençesiyle nice başları ezen düşmanı ölüm süpürgesi çarçöp gibi süpürdü gitti dedi. Ve tavşan ormandaki diğer hayvanlara bilhassa diğer tavşanlara o aslanın öldüğünü müjdeledi Aslanın öldüğünü, aslanın ortadan kaybolduğunu Onların normalde artık etkisinin olmadığını, yetkisinin olmadığını, hiçbir şeyin olmadığını müjdeledi


Av Hayvanlarının Tavşana Tazîmi

Konu başlığı av hayvanlarının tavşanın etrafında toplanıp onu övmeleri O zaman bütün hayvanlar sevinçli bir halde gülüp oynayarak onun yüzünü öptüler Etrafına halkı oldular O çırağı gibi ortalarındaydı Bütün sahradakiler ona secde ettiler Bu sefer o bütün ormanı kahriyle perişan eden, pençeleriyle dağıtan, kükremesiyle titreten O aslan tuzağa düşüp öldürülünce bütün av hayvanları tavşanın etrafında dönüp ona temennâ ettiler Tabiri caizse ona secde ettiler Sevinçlerini bir şekilde ona göstermeye çalıştılar Ve halka teşkil ettiler etrafında Tavşan ortada yanan bir nûr gibi, bir mum gibi onları ışıklandırmaya Onları bu manada aydınlatmaya devam ediyorlardı Ve bütün av hayvanları ona ta’zîm ediyordu Diyorlardı ki, sen gökten inek bir melek misin?

Yoksa peri misin? Hayır ne meleksin ne peri Sen erkek aslanların azrailisin. Ne olursan ol Canımız sana kurban olsun. Ona galip geldin Elin kolun sağ olsun. Allâh bu suyu senin arkından akıttı Eline koluna aferin Cenâb-ı Hak sana bir kuvvet verdi Sana bir kudret verdi Ve böylece sen aslanı alt ettin diye Bütün av hayvanları ona temennâ edip Onu övmeye, medh etmeye başladılar Ve o kuvvetin, o galebe çalan O hilenin senin üzerinden tecelli ettirdi Senin üzerinden Cenâb-ı Hak verdi diye Tavşana medh ü senâ ediyorlardı Ona diyorlardı ki, bir daha söyle Onu hileyle nasıl inandırdın O zalimi düzenle nasıl kahrettin Bir daha söyle ki Hikayen, dertlere, derman, canlara merhem olsun. Bir daha söyle ki O sitemkarın zulmünden canlarımızda yüz binlerce yaralar var dediler.

Tavşana diyorlardı ki Nasıl bir hile kurdun, nasıl bir düzen kurdun Nasıl bir sistem kurdun ki Sen bu aslanı alt ettin Sen nasıl bir oyun kurdun Sen nasıl bir tezgah kurdun tabiri caizse Bu küçücük tavşansın bir tavşanın aslanı alt etmesi mümkün değil Asla ve asla insanın aklına gelmez. Ama o küçücük tavşan o haline O kocaman aslanı, o ormanlar kırılını nasıl alt ettin Bize bunu anlat, bir daha anlat, bir daha anlat ki Biz gelecek nesilleri bunu anlatalım Gelecek nesilleri biz bunun dersini verelim diye Tavşana temennâ etmeye devam ediyorlardı Ve tavşan dedi ki Ey ulular Tavşan dedi ki Ey ulular Allâh yardım etti Yoksa dünyada bir tavşan kim oluyor ki Koluma kuvvet, kalbime kudret verdi Cenneti, huriyi kucağıma attı Üstünlükler haktan gelir Hallerin değişmesi de ondandır.

Demek ki her şey kuvvet, kudret, güç Allâh’ın elinde O isterse tavşanı aslana galip eder bizde bir tabir vardır ya Cenâb-ı Hak isterse Kedi fareye kurban eder diye Bir fare kediyi alt edebilir mi?


Hadîd 28 ve Kalb Nûru Bahsi

Alt edemez. Ama isterse bir fare kediyi alt edebilir Bir tavşan aslana alt ettiği gibi. Ama bunun kudreti, bunun kuvveti Bunun aklı, bunun fikri mantalitesi Allâh’ın yardımıyla olur Hadîd Sûresi Âyet 28 Ey îmân edenler Allâh’tan korkun ve Peygamberine inanın ki Size rahmetini iki kat versin. Ve size ışığında yürüyeceğiniz nûr lütfetsin. Ve sizi bağışlasın. Allâh Gafûrdur Rahîmdir O zaman bir kimse Allâh ve Resulüne itaat etti Ve korktu Buradaki korkudan kasıt ne? O kimsenin haramları işlememesi Korkudan kasıt ne? O kimsenin farzları yerine getirmesi Korku avâmın işidir Avamı korkutursunuz Avamı O câhil insanlar korkuyla terbiye olurlar Câhil insanlar korkuyla terbiye ederler İnsanlar için söylüyorum İnsanların bir kısmı vardır ki Allâh’tan korkar Hak mıdır?

Hak’tır Ve onlar korkuyla yola girerler Ne mutlu Allâh’tan korkana. Ama bunun bir üstü nedir? Allâh’ı sevmektir Allâh’ı seven kimse de doğru yola girer Ve eğer ki Allâh’tan korkar Peygambere inanırsa bir kimse Cenâb-ı Hak rahmetini iki katına çıkarır size Ve aynı zamanda da Işığında yürüyeceğiniz, aydınlığında yürüyeceğiniz Cenâb-ı Hak kalbinize bir nûr verir Asıl önemli olan yer burası Eğer bir kimsenin kalbin nûrlanmadıysa. Onun karanlığını aydınlatacak kalbinde bir nûr yok ise. Onun yolunu aydınlatacak kalbinde bir nûr yok ise O her an çuvallamaya hazırdır Her an batmaya hazırdır Her an günâh-ı kebâir işlemeye hazırdır Her an serkeşlik yapmaya hazırdır Bir anda nefsine uyup her türlü serkeşliği yapabilir Sebep onun kalbinde bir nûr yok Tavşan diyor ki Koluma kuvvet veren Allâh’tır Kalbime bir kudret verdi, bir kuvvet verdi Bunu veren de Allâh’tır.

O yüzden bir kimseye bir kuvvet verdi. O yüzden bir kimsenin Allâh’tan Allâh ona yardım ederse Bir kimseye, onun kafası tabiri caizse zehir gibi çalışır Kimsenin görmediğini görür Cenâb-ı Hak onun kalbine ilhâm ettiyse Kimsenin bilmediğini bilir Cenâb-ı Hak onun kalbine bir nûr indirdiyse Herkesin bocaladığı yerde onun işi asan gider Herkesin çıkmaz sokağa düştüğü bir yerde O çıkmaz sokağa girmez bile Bu Cenâb-ı Hak’ın yardımıdır, lütfudur, ikramıdır Cenâb-ı Hak’ın ihsanıdır. Ama bunu kendisinden korkan ve peygamberine itaat edenlere verir. Bakın kendisinden korkan kendisine îmân etmiş Habibine îmân etmiş Ve Habibine tabi olmuş olanlara verir Bir kimse Allâh ve Resulünün varlığına îmân edebilir Dîne de îmân edebilir Ama Allâh’tan korkmuyorsa Haramı harâm görüp uzaklaşmıyorsa Farzı farz görüp yerine getirmiyorsa Hazret-i Muhammed Mustafa’nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet-i seniyyesini işlemiyorsa.

Onun kalbinde bu nûr olmayacak. Onun kalbinde ferâset ilmi olmayacak. Onun kalbi çalışmıyor çünkü O kimse Allâh’ı çokça zikretmeli, Allâh’ı sevmeli. Allâh’ı çokça zikreder, Allâh’ı severse Cenâb-ı Hak onun kalbine ne yapacak? Bir nûr indirecek Ve o nûrla doğruyu görecek O nûrla isabet edecek O nûrla karanlığı aydınlığa kavuşacak Neden insanlar kendilerinde bu nûr olmadığı için Kendilerinin kalbi çalışmadığı için Bir kalbi çalışana giderler Gitmek zorunda Ve o kalbi çalışana itaat etmek zorunda Eğer o kalbi çalışana gitti de Ona itaat etmezse Yine aynı noktada kalır Yine bir adım ileriye gidemez Yine başka bir âyet-i kerimede Ey îmân et, ey îmân et Ey îmân edenler, Allâh’tan korkarsanız O size iyiyle kötüyü ayırt edecek güç verir Enfâl Sûresi, âyet 29 Eğer o zaman Allâh’tan korkarsanız İyiyle kötüyü ayırt edecek Allâh size bir güç verecek İyiyle kötüyü ayırt edecek Allâh size bir bilgi verecek İyiyle kötüyü ayırt edebilecek Cenâb-ı Hak sizin kalbinize bir ferahsat indirecek.

Ama Allâh’tan korkarsanız olacak bu haramlardan uzak durursanız Cenâb-ı Hak’ın emirlerini yerine getirirseniz Bu olacak E bunlar olmadan senin kalbin çalışır mı?


Enfâl 29, Zikrullah ve Ferâset

Çalışmaz Sen farzları yerine getireceksin. Haramlardan uzak duracaksın. Sünnet-i seniyeyi işleyeceksin. Allâh’ı zikredeceksin. Allâh’ı çokça zikredeceksin bir daha Az da değil Çokça zikredeceksin âyet-i kerimede sabah akşam Allâh’ı zikredin diyor ya Allâh’ı çokça zikredin diyor ya Başka bir âyet-i kerimede Ve bunun bu âyet-i kerimelerin tefsirini Yine âyet-i kerimeyle yapıyor İlk selef âlimleri Diyorlar ki Allâh’ı çokça zikretmek Başka bir âyet-i kerimede ki Siz namâzlarınızı kıldıktan hemen sonra Ayaktayken otururken Yanlarınız üzerine yatarken Allâh’ı çokça zikredin Âyet-i kerimesiyle Âyet-i kerimeyi tefsîr ediyorlar Bugün insanlık Allâh’ın zikrinden uzak Müslümanlar Allâh’ın zikrinden uzak Müslümanlar Allâh’ın zikrinden uzak olduğundan dolayı İki yakaları bir araya gelmiyor Müslümanlar Allâh’ın zikrinden uzak olduğu için Haramı harâm olarak bilmiyorlar Helalı helâl olarak bilmiyorlar Şüphelileri bilmiyorlar.

Çünkü kalbleri çalışmıyor Kalplerinde bir nûr yok Kalplerinde bir ferâset yok Kalplerinde Ne yazık ki Karanlığı aydınlatacak Allâh’ın nuru yok, ışığı yok Sebeb haramlardan Sebeb farzları yerine getirmemekten Sebeb ibâdetleri yerine getirmemekten Sebeb haramlardan Sebeb ibâdetleri yerine getirmemekten Müslümanlar namâzsız hale geldi Müslümanlar Oruçsuz hale geldi Müslümanlar zekâtsız hale geldi Müslüman namâzı yok Müslüman orucu yok Müslüman zekâtı yok Müslüman haramı bol Helalı az Haramı bol Müslüman o hale geldi Dini ilmi yok Yok, câhil Okumayan bir Müslüman Okutulmayan bir Müslüman Öğretilmeyen bir Müslüman diyorlar ya Müslümanlar câhil Müslümanların önünde Oxford vardı da okumadılar mı? Müslümanların önüne okul kondu da Okumadılar mı?

Müslümanların önüne medrese kondu da Okunmadılar mı? Müslümanların önüne düzgün dînî adamları Kondu da dinlemediler mi? Bu laik kesim Laik kesim Bu Müslümanları câhil Bıraktı 200 yıldır Müslümanlar câhil Şimdi Müslümanlar câhil olunca Sapkın Ne tarafa gideceği belli olmayan Ne tarafa gideceği belli olmayan Nasıl bir işe karışacağı belli olmayan Kimin elinde oyuncak olacağı belli olmayan Bir topluluğa dönüştüler Sebep Sebep Çünkü Müslümanlar Kur’ân ve Sünnet’i bilmiyorlar Câhil bir dîn câhili oldu toplum Câhil bir dîn câhili oldu toplum Dîn cahili Ve bunun içerisinde bir de Böyle çok affedersiniz Kanı bozuk sütü bozuk Dindarmış gibi görünen dîn alimiymiş gibi görünen Ama Müslümanlara ihanet eden Müslüman toplumları ihanet eden.

Ama siz bunun adına Şeyh deyin. Ama bunun adına alim deyin. Ama bunun adına siyasetçi deyin. Ama siz buna dîn adamı deyin Ne derseniz deyin Bir de bunlar çıktı Müslümanların başına


Cahil Ümmet ve Bozuk Fırkalar

Ve Müslümanların Yollarını karıştırdılar Müslümanlara Temiz Kur’ân ve Sünnet ışığında Bir dîn takdim edilmiyor Cemâatler giriyor işin içerisine Bozuk fırkalar giriyor işin içerisine Bozuk Ne yazık ki Akahetten bozuk İtikatten bozuk Amelden bozuk Topluluklar giriyor işin içerisine Fitneler giriyor, sapkınlıklar giriyor Her şey giriyor Müslümanların arasına Çünkü Müslümanlar Dinlerini dost doğru Öğrenebilecekleri bir kaynakları yok Zaten birisi de Dost doğru ona dîn anlatıyorsa Millet de onu taşlıyor zaten İşine gelmiyor Müslümanların Faizine göz yumcan Müslümanların içkisine göz yumcan Müslümanların çıplaklığına göz yumcan Müslümanların hırsızlığına göz yumcan Müslümanların ihalelerdeki Yolsuzluklarına göz yumcan Müslümanların rüşvetine göz yumcan Müslümanların ayırmasına, kayırmasına göz yumcan Müslümanların yaptığı her türlü Pişliğe göz yumarsan Seni alkışlıyorlar.

Ama sen bunu bir Müslüman yapamaz Îmân üzerine zinâ edemezsin Îmân üzerine zinâ edemezsin Îmân üzerine zinâ edemezsin Îmân üzerine içki içemezsin Îmân üzerine hırsızlık edemezsin Îmân üzerine Müslüman kardeşinden Fâiz alamazsın Îmân üzerine sen Yolsuzluk yapamazsın Îmân üzerine ihâlelerde Yolsuzluk yapamazsın Îmân üzerine fakir fukaranın Hakkını hukukunu yiyemezsin Îmân üzerine insanları dinle aldatamazsın Îmân üzerine insanlara dîn satamazsın Îmân üzerine ben bir dînî kitap yazdım Deyip dînî kitap yazdım Îmân üzerine ben bir dînî kitap yazdım Deyip de Müslümanlardan. Onun parasını alıp ütemezsin. Yapamazsın bunları Bunları söyleyeni de Tûkaka ilan ediyor. Müslümanlar ediyor yine Yine Müslümanlar ediyor.

Halîfeleri şehîd edenler Müslümanlar Başkası değil Hazret-i Hüseyin Efendimiz’i Şehîd eden Müslümanlar Başkası değil Hazret-i Hasan Efendimiz’i şehîd eden Zehirleyen Müslümanlar Başkası değil O şehîd edecek olan câriye kadını Hediye olarak gönderen Muâviye Başkası değil Başkası değil İmâm-ı A’zam’ı hapsatan Müslümanlar İmâm-ı A’zam’da Hapiste kırbaçla Öldüren Müslümanlar Serahsiyi hapsatan Müslümanlar Niyâzî-i Mısrî’yi Süren Müslümanlar Hallâc-ı Mansûr’u Taşlayan Müslümanlar Hallâc-ı Mansûr’u Asan Müslümanlar Müslüman bunlar Başkası değil Seyyid Nesîmî’nin Derisini yüzmeye çalışan Müslümanlar Bakın Müslümanlar Başkası değil Müslüman La ilahe illallah Muhammeden Resûlullah diyenleri Irak’ta, Sûriye’de câriye etmeye çalışanlar Müslümanlar Camileri bombalayanlar Müslümanlar Şu bu mu hesapta, bu mu hesapta deyip de katliam yapanlar Müslümanlar Camiler bomba sarıp Camide patlatan, yolda patlatan Belde patlatan Müslümanlar Evet Sebep Onlar gerçek dînî Öğrenmediler çünkü Onlar Kur’ân ve Sünneti Tam olarak öğrenmediler Öğretilmedi İmamlar da Türkiye’de öğretilmiyor İmam hatiplerde öğretilmiyor İlâhiyâtlarda öğretilmiyor Camilerde öğretilmiyor Öğretilmiyor İmam hatiplerde


Hadîs İnkârı ve Kur’ân-Sünnet

hadîsleri inkar öğreniyorlar İlâhiyâtlarda hadîsleri inkar öğreniyorlar İmamların mezheblerini inkar öğreniyorlar Hadisleri inkar ettiği âyet-i kerimeleri kafana göre yorumla çok güzeldi bir reklam vardı Size Kur’ân yeter diyen adamın 23 tane kitabı var Kampanya yapmış televizyonda reklam. Bakın size Kur’ân yeter diyen adamın 23 tane kitabı var Kampanya yapmışlar 23 tane kitap 100 kusur Kampanya yapmışlar 23 tane kitap 100 kusur Kampanya yapmışlar 23 tane kitap 100 kusur Kampanya yapmışlar 23 tane kitap 100 kusur lira diye Gece saat 4 Ben de dersten geldim Haberleri izleyeceğim Böyle geziyorum ortalıkta Allâh affetsin. Bunu söylemek istemem sabah namazını bekliyorum Aa reklama bak Size Kur’ân yeter 23 tane kitabı var Öldü Var diye bir tane CHP milletvekili oldu Yaşar Nûri Size Kur’ân yeter diyenin 23 tane kitabı var Dedim ki Kur’ân yeterse bu 23 tane kitabın neden kampanyası var Kur’ân yeterse Senin 23 tane kitabını neden okuyayım ben ya Bakıyorum Kur’ân yeter diyenlerin 20 tane 10 tane 15 tane Kitapları var bu kitapları namâz Ne yaparsınız o zaman Böyle aldatıyorlar bizi Ne kadar güzel söz değil mi Bize Kur’ân yeter Tamam Adama diyorum ki Barbaros’un evinde tartışıyoruz Değil mi Barbaros Kaç yıl oldu 18 yıl 18 yıl mı oldu maşallah o kadar oldu mu ya Ne ihtiyarlamışım ben ya Sen daha genceciktiriyorsun.

Allâh nazardan saklasın. Adam daha gencecik Maşallah ya biz çökmüşüz 18 yıl olmuş Barbaros’un evinde Tartışıyoruz Bir hafta geldiler Böyle diyorum bana namâzı Tarif et Öyle ya Kur’ân-ı Kerim’de 200’e yakın namâz kılın diye âyet-i kerimi var. Bakın bu hadîsleri inkar ediyorlar Bize Kur’ân yeter diyorlar ya İlk soracağınız soru şu Kur’ân yeter mi yeter Namazını kıl kardeşim Nasıl Ya 200’e yakın âyet var Namazınızı kılın diye Kılıyor musun namâzı Yok kılmıyor Kılmıyor oruç tutuyor mu tutmuyor Kılmıyor Zakat veriyor mu vermiyor. Ama diyor ki Kur’ân yeter bize. Bakın ibâdet yok Ya sen namâz kılmıyorsun. Sana ne Yok Konuşuyoruz o hafta Çok basit sorular soruyorum ben Böyle konuşacak oluyor diyorum Namazı tarif et Kalk burada bir namâz kıl bize Dediler ki Önümüzde kafta hocamızı getireceğiz Değil mi İyi getirin bir daha kafta yok Hocası geldi Çok basit Çok basit böyle Alim olmana gerek yok Bu kadar câhiller çünkü Alim olmana gerek yok Canım kardeşim zekâtı ne kadar vereceğiz Diyorum ben Öyle ya ihtiyacından Fazlası verdin mi sen hepsini Ver hadi bana getir Bir tanesi zücaci yediyiz değil mi Devlet geldi senin malını el koydu Zekât olarak ne yapacaksın.

Mıyık mıyık mıyıklayacaksın. Çok basit ver hadi hepsinin Malını Zekât olarak Çünkü İslâm hukukunda İslâm devletinde zekâtı Devlet hesaplar Devlet hesapladıktan sonra zekatını alır Zekatı peytül malı koyar Fakire fukaraya dağıtır İyi zekatın ölçüsü yok El koydu komple senin malına Basit şeyler soruyorum ben Ne kadar vereceğiz diyorum Ya kardeşim bana bir ölçü söyle De ki şu kadar vereceksin. Bu ölçüyü de nereden aldığını söyle. Çünkü zekatın ölçüsü Kur’ân’da yok Yok Hadiste var Sünnet-i Resûlullah’da var Dediler ki bir daha Haftaya İstanbul imamını getireceğiz değil mi Öyleydi değil mi yanlış Hatırlamıyorum değil mi Şeker var ya bende şimdi Kristaller oynuyor bazen yerinde Unutuveriyorum Efendim Bilgisayarla geldi Aynı zamanda Antik köpü bir şekilde Kitaplarla geldi Kur’ân yeter Söz verirseniz Atmayacağınızı Çöpü atmayacağınızı söz verirseniz Kitap getireceğim.

Evet bir sürü kitap getirdim Kalın kalın kitap Evet Onlarda Kur’ân yeter demişti. Evet onlar da Kur’ân yeter demişti Bunlar baş edemediler Bunlar baş edemediler benim gibi Fukara insanla Bir daha haftaya da gelmediler zaten Bir daha kocaman imamlarını getireceklerdi O da gelmedi Onlar kimin müridiydi biliyor musunuz Edip yükselin. Şimdi hakaret ediyor ya bana Sosyal medyada Tabi dava açtık Yakalanması var Amerika’da durduğundan gelemiyor Geldiği anda havaalanından alacaklar Bu kadar da Havaalanından alacaklar Tabi onlar Tabi Edip yüksele söylediler o zaman için Onlar öyle haberleşiyorlar Ondan sonra Edip yükselin bende hırsı var Hıncı var talebeleri yenildi ya bana O yüzden. Ama böyle bozuyorlar Ümmet-i Muhammed’i böyle câhilleştiriyorlar Böyle olunca Ümmet-i Muhammed ferâsetten uzak İyi doğruyu Güzeliyi seçmekten uzak Hayırı hakikati seçmekten uzak Câhil Bilmiyor çünkü Hele bir de daha da Zır câhil böyle dînî biliyormuş gibi Geçinen bir kimsenin de önüne gitti mi Yandı keten elva Zır câhil bir Müslüman çıkıyor ortaya Kaba, sabah ne dediğini bilmeyen Ölçüsüz Andaval bir Müslüman çıkıyor Acı bir şey bu Acı Nerede nasıl konuşacağını bilmeyen Nerede nasıl davranacağını bilmeyen Kime nasıl davranması gerektiğini bilmeyen Ferasetsiz, ilimsiz, akılsız Bir Müslüman tipi çıkıyor Acı olan bu O bizim dîn kardeşimiz mi?

Evet Buna üzülüyoruz zaten biz Başka bir şey değil Adı Müslüman çünkü Buna üzülüyoruz biz O bir şey yaparken Bir de dînî kullanarak Bir saygısızlık yapıyor ben de namâz kılıyorum diyor. Canım kardeşim Senin namâz kılmanı Bu saygısızlığı Bu saygısızlık namâz kılman ayrı Saygısızlık ayrı Örtmüyor bu saygısızlığını senin Hırsız da namâz kılıyor Diyor ki ben de namâz kılıyorum Canım kardeşim sen hırsızsın ama Bu dînî kullanarak Namâz kılmanın Namâz kılmanın Namâz kılmanın Hırsızsın ama Bu kıldığın namâz seni Kötülükten alıkoymalı


Namaz Kötülükten Alıkoymalı

Eğer namâz seni Kötülükten alıkoymuyorsa Sen dost ol namâz kılmıyorsun. Sen namâzın senin Tamam değil Namazı yüzüne Paçavra gibi atılacak olan namazlardan Kıldın Çünkü âyet-i kerimede namâz seni Kötülüklerden alıkor diyor. Allâh yalan söylemez Namâz insanı kötülüklerden alıkor Sen eşine kötülük yapıyorsan Çocuklarına kötülük yapıyorsan Komşularına kötülük yapıyorsan Arkadaşlarına kötülük yapıyorsan Annene babana kötülük yapıyorsan Çevrene kötülük yapıyorsan Sokağına kötülük yapıyorsan Devletine milletine kötülük yapıyorsan Îmân ettin Dîne kötülük yapıyorsan Kötülük yapıyorsan Senin namâzın namâz değil Sıkıntı bu Müslümanlar için sıkıntı bu Benim gibi sakalı bırakmış. Ama kötülük akıyor sakalının her damlasından Cübbeyi giymiş Kötülüğü örtüyor Cübbenin altı kötü Sarı sarmış takkeyi koymuş Altında kötülük yatıyor Konuşurken bizim dilimizden konuşuyor Hadîs-i şerif var ya hep söylüyorum Ahir zamanda öyle insanlar olur ki Sizin dilinizden konuşurlar Sizinle beraber namâz kılarlar Sizinle beraber namâz kılarlar.

Ama onlar insanları helaka götürür Onların ahlâkları düzgün değildir Muameleleri düzgün değildir Alışverişleri düzgün değildir Aile ilişkileri düzgün değildir Çocuklarıyla olan ilişkileri düzgün değildir. Ama konuşurken senin dilinden konuşur Onların siyasetleri düzgün değildir Onların devletleri düzgün değildir Onların sistemleri düzgün değildir Aldatırlar aldatmanın üzerine Adaletsizlik üzerine Hukuksuzluk üzerine. Ama konuşurken senin dilinden konuşur Konuşurken hem böyle Arabi bir şekilde âyet-i kerimeleri okursan Müthiş Ezberindedir âyet-i kerimeler Ezberindedir hadîs-i şerifler Hemen hem Arapçasını söyler Hem bir de tefsîr eder Senin dilinden konuşur. Ama gider orada ihalede Oynaklık yapar Gider kamunun malını iç eder Gider ayırmacılık kayırmacılık yapar Gider adâletsizlik yapar Gider dolaşan hukukun içine çomağını sokar Rüşvet ister senden Yapması gereken işi yapmaz.

Ama senin dilinden konuşur Biz hacca gidiyoruz anlatıyorum ben Karayoluyla Bizim Bayındırlı cemâatle beraber Hac yolculuğundayız Sûriye’ye girdik, Murtaza burada mı? Yok mu? Dedim Murtaza burada olsaydı O da gördü diyor. Şimdi Sûriye’de Türkiye sınırından çıktık Sûriye sınırına girdik Sûriye sınırında vize yaptıracağız ya Önümüzde bir kaç kişi var Onlarda Arap Vize yaptıracaklar Sûriye’ye girecekler. Şimdi o böyle Arapça konuşuyorlar ben de çat pat Anlıyor muyum ya böyle Rüşvet istiyor oradaki amir Omuzları kalabalık O adam da zavallı Böyle bir para veriyor Parayı böyle top gibi Şey yapıyor camdan böyle Basket atar gibi Atıyor böyle Diyor çabuk verin namaza gideceğim Ben Nuri dedim Hem rüşvet istiyor hem namaza gideceğim Rüşvet içeceğim diyor bu dedim Diyor ki sallıyor namaza gideceğim diyor rüşveti verin beğenmiyor O az olan parayı Bir para veriyor o vezne gibi yer var ya pasaportları veriyorsun.

Açıktan açıktan Parayı da açıktan veriyorsun. Rüşvet öyle kapalı değil Açıktan rüşvet veriyorsun. O rüşveti arkadaki Komutan veya amir Onu kabul etmiyor Parayı böyle buruşturuyor Top gibi yapıyor Camın üstünden atıyor Öndeki adama Bir de söylüyor Sallıyor namaza kılacağım Dedim Nuri dedim Namaza gideceğim Hem rüşvet alıyor dedim Bu neresi dedim


Rüşvet, Devlet ve Devşirme Âdâbı

Bu devlet batmaya mahkum dedim. Bakın bu devlet batmaya mahkum dedim Bir devlet idaresinde Rüşvetle iş görülüyorsa O devlet batmaya mahkumdur O devlet batmaya mahkumdur Devlet vatandaşından rüşvet alıyorsa O devlet batmaya mahkumdur O devlet batmaya mahkumdur O devlet batmaya mahkumdur O devlet sistemi batmaya mahkumdur Dığınmaya mahkumdur Sebebi devlet kademelerinde rüşvet Makul hale geldiyse Hayatın olağan akışının içerisinde Olağan birşey geldiyse O devlette o belediyelerde O toplumda Orası batmaya dağılmaya mahkumdur Bir adâlet sisteminde Eğer ki rüşvet kol geziyorsa Ve adâlet parayla dağıtılıyorsa Adâlet parayla dağıtılıyorsa Adalette milyonlar trilyonlar konuşuluyorsa O devlet batmaya O adâlet mekanizması batmaya mahkumdur Bu hangi devlet olursa olsun.

Osmanlı’nın batış sebeplerinden Birisi de budur Osmanlı’da yeniçeri ocağının bozulmasının bir sebebi budur Osmanlı’da maliyenin, hazinenin Bozulmasının bir sebebi budur Osmanlı’da bozukluğun sebebi rüşvettir Kayırmacılıktır Tarihten ders almayan insanlar buna devam ederler. O yüzden Osmanlı’da batışın sinyalleri buradandır Osmanlı’da devşirmeler Belirli ailelerden olurdu Yeniçeri olacak olanlar Devlet kademesinde yetiştirilecek olanlar. Evet gayrimüslim ama belli ailelerdendir. Mesela hiçbir zaman ortodokslardan olmaz Sırplardan olmaz Bunlardan devşirme alınmaz Bunlardan genç alınmaz. Ama ne zaman ki Osmanlı’da bu işi bakan ağalar rüşvet alıp Artık başka yerlerden de devşirme alınca Yeniçeri bozulmuştur Yeniçerinin bozulma sebebidir bu Yeniçeri bozulma sebebi budur Ne zaman?

Mesela Osmanlı devşirme alacak Ailede hırsız varsa oradan devşirme almaz Ailede içki içen varsa devşirme almaz Ailede fuhuş yapan varsa devşirme almaz Sülalede, sülalede Hristiyan bir aile Hristiyan bir sülalenin içerisinde Fuhuş yapan, hırsızlık yapan Yüz kızartıcı, suç işleyenler Çocuğunu devşirme almaz Osmanlı Bırakın Müslümanı Gayr-i Müslim unsurları Day böyle elekten geçirir Evine gelin almıyor Kızını vermiyor Siz artık gelin alırken, kız verirken, kız alırken Ailenizi düşünün Osmanlı devşirme yapacak Ve o devşirme yapacak olan Aileler sıraya giriyorlar Sebep, çünkü çocukları Osmanlı eğitirse Paşa olacak, devlette memur olacak Hayatı kurtulacak onun Aileler çocuklarını ellerinden tutuyorlar Devşirme konseylerine kendileri götürürler Benim çocuğumu alın önceden askerî liseye girmek ayrı bir ayrıcalıklıydı ya Bu bir şey Bu bir şey Bu bir şey Bu bir ayrıcalıklıydı ya Askeri liseye girecek olanları Önceden inini cibini araştırırlardı Benim gençliğimde öyleydi Halasına, dayısına, amcasına varıncaya kadar Dedesinin, nenesinin varıncaya kadar Muhtarlarda arım arım araştırılırdı Hele kurmay olacaksa o kimse Yedi sülâlesini araştırırlardı Önceden orada daha Siz bilmezsiniz onları Yedi sülâlesi araştırılırdı Yedi böyle dedesi Dedesinin babası Sülalesi, sülâlesinde Hırsızlık var mı Sülalesinde fuhuş var mı Sülalesinde eşcinsellik var mı Sülalesi nasıl tanınıyor orada O kurmay olacak olanların İnini cibini araştırırlardı.

Evet Benim gençliğimde öyleydi Benim gençliğimde öyleydi Benim gençliğimde öyleydi. Şimdi nasıl bilmiyorum Osmanlı da değiştireceğini böyle araştırıyordu. Ama bunlar ne zaman ki bozuldu Osmanlı battı. Şimdi bütün İslâm dünyası Kan ağlıyor bakın Rahat yüzü görmüyor İki yakası bir araya gelmiyor İslâm dünyası sebebiyle İslâm dünyası sebep. Çünkü her türlü haramı Her türlü melaneti Her türlü yanlışlığı Her türlü eksikliği kabullendiler Kur’ân ve sünnet umurlarında değil insanların Mevsimler değişiyor ya Aralığın on beşi Sıcaklık yirmi iki derece Aralığın on beşi Otuz yıl önce Bursa’ya geldim de Dedim ki ya ben nereye geldim Belime kadar kar vardı Belime kadar kar vardı Ben ilk defa öyle kar gördüm.

Şimdi kar yağmıyor Bursa’ya. Evet yağmur yağmıyor Kar yağmıyor İnsanlar düşünmüyorlar hiç Hiç düşünmüyorlar Bu bereketsizlik nereye kadar Ve düşünebiliyor musunuz Bir İslâm toplumunda Bir Müslüman bir beldede On yılda uyuşturucudan Uyuşturucudan tedavi görmek isteyenler Yüzde bin sekiz yüz artmış ya Yüzde bin sekiz yüz artmış İslâm memleketinde bu Allâh bizi affetsin. Bu neden Kur’ân ve sünnete Sımsıkı yapışmadığımızdan Kur’ân ve sünnete yapışmadığımızdan dolayı Biz kalbimizde ferâset yok Kolumuzda güç kuvvet yok Aklımız Ne yazık ki Düzgün çalışmıyor De ki ey mülkün sahibi olan Allâh’ın Sen mülkü dilediğine verirsin. Sen mülkü dilediğinin elinden alırsın. Sen dilediğini aziz edersin. Sen dilediğini zelil edersin.

Hayır yalnız senin elindedir Sen hiç şüphe yok ki Her şeye kadirsin Âmîn Kuvvet onun kudret onun Biz ona yaslanalım Biz ona dayanalım Biz ona yaslanalım Biz ona dayanalım Biz ondan isteyelim Biz ona kulluk edelim Biz Kur’ân ve sünnete Sımsıkı yapışalım Onu kendimize rehber edinelim Haramlarından uzak duralım Farzlarını yerine Getirelim inşâallâh Konu başlıyor yine Tavşanın av hayvanlarına Buna sevinmeyin diye Nasihat etmesi Hak bu kuvvet Kuvvet kudreti Zan ve yakın ehline nöbetle göstermektedir bu kudret bu kuvvet Nöbet devri gibi Bu kudret bu kuvvet Bir toplulukta devamlı kalıcı değildir Bir insanda devamlı kalıcı değildir Bir ailede devamlı kalıcı değildir Bir ailede devamlı kalıcı değildir Bir ailede devamlı kalıcı değildir.

Bakın insanlar yaşlanıyor Yaşım 60 Hadi 20 yaşındaki güç kuvvetin var mı?


Nöbetleşe Kudret ve Mesnevî Beyti

Yok 30 yaşındaki hareketliliğin var mı? Yok Değil mi İsmail? Kaç yaşındaydın o zaman? 23 yaşındaydım 27 yaşındaydım 27 yaşındaydım. Şimdi kaç yaşındasın. İsmail? 8 Oldun mu o kadar mı? Vay be Hiç göstermiyorsun demir taşlılık böyle bir şey herhalde Oranın havasından mı suyundan mı nedendir? Hı? Atacağım kendimi demir taşı Atacağım kendimi demir taşı Geleceğim orada yukarıda bir yer varmış Geleceğim Demir taş bir memleket ya İyidir iller satmıyor mu? Nerede muhtâr? Muhtâr Muhtâr Muhtâr tutturmuş bir yer Bir şey Biz yabancıya yer satmıyor Biz yabancıya yer satmıyor Şuradan bir dönüm yer varsa alalım şuradan diyorum ben Ondan sonra biz yabancıya yer satmıyoruz diyor. Yabancıyım ben iyi mi? Muhtarlıktan devireceğim haberi yok Haberi yok Muhtarlığın iki dudağımın arasında Ondan sonra kalkıyorum bir de diyorsun.

Yabancılara yer satmıyoruz biz Bir de yüzüme söylüyor benim. Şimdi herkesin içinde söyleyeyim artık da Yabancılara yer satmıyor mu? Bak Yok diyor. Bir de gözümü korkutuyorlar Birisi gelmiş oradan bir yer almış da Hem herkes duysun iyidir demem Sena çalışıyorum şimdi bak Yok oradan birisi bir yer almış Bir yer alınca adam oraya bir tane Küçücük bir kulübe koymuş Bunu da telefon açmışlar Muhtâr yakalım mı? Muhtâr yakalım mı? Muhtâr yakalım mı? Muhtâr yakalım mı? Bana anlatıyor benim gözümü korkutacak Muhtâr da demiş ki yakmayın bir gün Müsaade edin ben halledeceğim demiş Jandarma komutanına söylemiş Jandarma adamları sürmüş çıkarmış Ben de böyle baktım Gözümün ucundan Dedim dişli bir adam olsa nereye yakacaksınız dedim Öyle baktı dedim adam Oraya konuşlansa Biri örgüden birine girse Patlatsa ne yapacaksınız?

Biz de patlatacağız diyorsun. Kine kaldırırız diyorsun. Geldi komple cemâat ne yapacaksın? Köyü boşaltıp gideceksin sonra Allâh iyiyesin inşâallâh. Ama koruyun köyünüzü Satmayın dışarı kimseye Ben ne olsun demirtaşa giderim sıkıntı değil Onlar benim canım ciğerim zaten Yok muhtarımız iyi Sıkıntı yok Muhtarlığında gözümüz yok Gençler geldiler dediler ki Böyle böyle Ercan abiye söyle de bizim muhtarımız olsun. Olmuyor mu dedim ben olmuyor dediler. Dedim Ercan gel bundan sonra Muhtarsın dedim köyde tamam oldu Elhamdülillah Sonra bir kısmı küstü bana köyden ama Değil mi? Evet küstüler olsun var Allâh iyiyesin inşâallâh. Evet muhtarın muhtarlığı da nöbeti var Muhtarı çağırmamın bir sebebi de o O da nöbetini yapıyor şimdi Bir müddet sonra O da muhtarlıktan düşecek Muhtarlık kalmayacak Nöbet Allâh Topluluklara Normalde o kudret ve kuvveti Allâh verir ona Kudret ve kuvveti Allâh ona verince o nereye Harcadı zulmemi harcadı Zalimliğe mi koştu harama mı koştu Yanlışlığa mı koştu Eksikliğe mi koştu O güç ve kuvveti elinde tutunca İnsan ne yaptı Veya o şirket güç ve kuvvete Erişince ne yaptı Veya da çalışan iş adamı olan Veya dükkan çalıştıran bir kimse üç beş kuruş buldu dağıldı derler ya Üç beş kuruşu buldu Ne yaptı.

Bakın ne yaptı. Çünkü o güç ve kudret nöbet Teşe gelip gidiyor bir zamanlar güç kuvvet Emevîlerdeydi Sonra yıkıldı Abbâsîler oldu Sonra yıkıldı Selçuklular oldu Sonra yıkıldı Osmanlılar oldu. Şimdi bakın İslâm dünyasında güç yok İslâm dünyasında Hadîs-i şerifte Denizin üzerindeki köpük misali Kalabalık ama güç yok Kalabalık akıl yok Kalabalık kudret yok Yok Ben o yüzden diyorum Bakıyorum İslâm dünyasına Kur’ân ve sünnetin en iyi Yaşandığı algılandığı Anadolu yine Ben İranlı Müslümanları Pakistanlı Müslümanları Afganistanlı Müslümanları Ortadoğu Müslümanlarının Balkan Müslümanlarını Haç da Ömre’de değişik vesilelerle Ziyaretlerde tanımlayıp Analiz ettikten sonra bu sonuca vardım bakıyorsunuz Analiz ediyorsunuz Toplulukların kimisinin cesareti yok Cesareti yok toplum olarak Cesareti değiller O millet olarak Cesareti değiller Korkaklar Korkak Cesareti yok Ölmeye korkuyor, savaşmaya korkuyor.

O yüzden topluluklara baktığımda Devletlere, milletlere baktığımda Diyorum ki


Anadolu’da Neşv ü Nemâ ve Vaad

İslâm yeniden Anadolu’da Neşv ü Nemâ bulacak Buradan yeniden Bir İslâm medeniyeti doğacak Ben buna canı gönülden çok inanıyorum Ben kendimce diyorum ki Bu medeniyette senin de bir tuzun olsun. Senin de bir tuğlan olsun. Bu topluluğun da bir tuzu olsun. Bir tuğlası olsun. Benim derdim bu Yoksa İslâm dünyaya Hakim olacak Olacak Bu vaat edilmiş Bu vaat edilmiş O vaat edilen Şey olacaksa Benim onda bir tuzum olsun. Benim onda bir zerrece Bir faydam olsun. Benim onun içerisinde zerrece olsa Bir tuğlam olsun. Benim bir toprak kırıntım olsun. O İslâm medeniyetinin içinde Çünkü Cenâb-ı Hak vaat etmiş Cenâb-ı Hak bunu söylemiş Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hz. bunu beyan etmiş Bugüne kadar Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hz. gelecekle alakalı Ne beyan etti ise Bugüne kadar yaşanmış Bundan sonrası da yaşanacak Bunu 1400 yıl önceki sahâbe Îmân etmiş Görmeden inanmış kabul etmiş Biz 1400 yıllık Tarih sürecine bakıyoruz Yaşananları tespit ettiğimiz için Bizde delilli şahitli Bunlar yaşanmış görünmüş Delilli şahitli Bunlar yaşanmış görünmüş Delilin şahidin var artık Sen buna şehadet ediyorsun.

Şu olacak demiş Kisrâ’ya yıkılacak demiş Yıkılmış Şimdi Kisrâ’yı yeniden kurmaya çalışıyorlar Bizans fededilecek demiş Fededilmiş Şimdi Bizans’ı yeniden kurmaya çalışıyorlar Yemen fededilecek demiş Yemen fededilmiş. Şimdi Yemen’den geri döndürmeye çalışıyorlar. Bakın bu gavur Hadîs-i şeriflerini Senden benden iyi biliyor. O yüzden bu tecelli etmiş Olmuş olan olayları Geri döndürmeye çalışıyor Sizin gözünüzün önünde Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini Küçük düşürmek için uğraşıyorlar bunu Çünkü Yemen ihya olmuş Rahmân’ın kokusunun geldiği yer Hadîs-i şerifler sabit Şimdi Yemen karman çorman Kisrâ’ya yıkılacak demiş Kisrâ İran’ın olduğu yer Kisrâ İran devleti yıkıldıktan sonra Eski İran devleti yıkıldıktan sonra Bir daha hiç orada İran devleti olmadı Osmanlı’dan sonra kurdular Yarısı Azerbaycan Türkü Yarısı Azerbaycan Türkü.

Hatta çoğunluk Çoğunluk Türk oranın Orası İslâm olduktan sonra hep Türk devletleri vardı Hiçbir zaman orada başka bir devlet olmalı. Hiçbir devleti yok Hiçbir devleti yok Hiçbir devleti yok Hiçbir zaman. Ama orada şimdi İran devleti var Sakın İslâm olarak görmeyin Değil. Bakın geriye sayıyorlar O zaman bu kuvvet bu kudret Nöbetleşe gider gelir İnsanlarda Sahabede tecelliyatı Bedir’de sahâbe galip geldi Bedir’de İslâm sancağını dalgalandırdılar. Ama Uhud da öyle olmadı Hemen ardından Uhud oldu çünkü Bedirden hemen sonra Uhud oldu Bedir’in intikamını almak için Müşrikler tekrar yüklendiler Uhud galibi olmayan bir savaş oldu Uhud galibi olmayan bir savaş oldu Her iki taraftan da zayiat vardı Her iki taraftan da zayiat vardı Zayiat vardı Müslümanlardan şehîdler oldu Öbür günlerden de ölüler oldu Hiçbir zaman galibi olmayan bir savaş haline geldi Hiçbir zaman galibi olmayan bir savaş haline geldi.

Bakın nöbet değişti. Bakın nöbet değişti Siz gevşerseniz Siz geri dönerseniz Siz ipin ucunu kaçırırsanız Siz ipin ucunu kaçırırsanız Nöbet başkasının eline geçer diyor ya Âyet-i Kerime’de Sizler diyor geri dönerseniz Siz ipin ucunu kaçırırsanız Siz ipin ucunu kaçırırsanız Allâh yeni bir kavim getiririz Allâh yeni bir kavim getiririz Onlar Allâh’ı sever Onlar Allâh’ı sever Evet Evet Bu değişmez kuraldır Allâh için Bu değişmez kuraldır Allâh için Sen sımsıkı yapış, sımsıkı tutun Sen gevşettiğin anda Sen gevşettiğin anda Birbirinin yerine bir başkası gelecektir Gelecektir Değişmez kaidedir bu Nöbetleşedir çünkü her şey


Bedir-Uhud ve Ercan Muhtâr

Sen kendi nöbetinde Sağlam durmaya çalış Sen kendi nöbetinde Düzgün durmaya çalış Sen kendi nöbetinde Gözünü ufka daya Yapacak olduğun işi Düp düzgün yap Bir gün o işin senden gittiğini görürsün. Kimseyi suçlama Dergâhta da aynıdır bu Sen bir hizmeti düzgün yapmazsan Sen bir hizmeti düzgün yapan birini Cenâb-ı Hak getirir oraya Kimseyi kabahat bulma Kimse Birisi vardı geçmiş zamandan Örneklendireyim Çay dağıtıyordu Çayı böyle yapıyordu Adama sanki babasının malını veriyor Adama sanki babasının malını veriyor Ben kalktım yavaşça Bırak dedim çayı Neymiş yeri doluyor bu? Ben dağıtırım çayı dedim Ben dağıtıyorum dedi. Ben buranın çaycısıyım dedi. Dedim ben de bu dergahın delisiyim Bana dedi ki dedim ben İstediğinin dersini alırsın.

İstediğinin dersini verirsin. İstediğini kovarsın. İstediğini atarsın dedi bana dedim Seni dergahtan atarım şimdi dedim Çık çay ocağına Çay ocağına Çık çay ocağına Bu böyle kendini meczup ya böyle Herkes onu ondan Korkacak hesapta Bu çıktı tabi ben herkese Tepesimle çay dağıtıyorum Dergahın çaycısı olarak anıldım ben sonra Dergahın çaycısı onlar biraz kinayesine Söylüyorlardı ben Zâkirim ama dergahın Çaycısı olmak büyük Büyük şereftir O çayı düzgün dağıt Güler yüzle dağıt Narin ol nazik ol İnce ol kaba olma Sert davranma O Allâh’ı zikretmeye gelmiş oraya O Allâh’ın dostu Senin kadar o da dost Sen ona hizmet ediyorsun. Senin bir kat daha sevabın fazla Senin velî nimetin O çay verdin kimse Senin sevap ağacın o Sebep sen ona hizmet ediyorsun.

Hizmet etmek Büyük bir cihâddır. Ama düzgün edersen Bırak dedim sen Çaycığına girme benim geldiğimde Ben çayları dağıtıyorum herkese Ne oldu bizim için Zakirmiş şeyhmiş önemli mi Ondan sonra baktılar ki Öyle değil Allâh değiştirir Allâh nöbeti düzgün tutmayanın Nöbetini başka birisine verir Devlet olarak Sen Kur’ân ve sünnetini hizmet etmiyorsan Yeni bir devlet verir Cenâb-ı Hak Bak Abbâsîler hizmet edemedi Cenâb-ı Hak Selçukluları verdi Selçuklular hizmet ettiler Dîne İslâm’a Sonra onlar da dağıldılar Cenâb-ı Hak Osmanlıyı çıkardı. Şimdi Osmanlı da dağıldı Yüz yıldır ümmet bu Yüz yıldır ümmet başsız şu anda Yüz yıldır Yüz yıldır ümmetin başı yok Cenâb-ı Hak tez zamanda Ümmete bir baş nasîb eylesin.

İnşâallâh bu topraklardan Neşv ü Nemâ eylesin. İnşâallâh bu topraklardan Bütün ümmet-i Muhammed’i koruyacak Kollayacak hakkını Hukukunu koruyacak Cenâb-ı Hak idrak, akıl Güç ve kuvvet nasîb eylesin. İnşâallâh bütün Dünya insanlığına Bütün dünyada ezilenlere Hakkı yenilenlere Tecavüzcülere, tecâvüz Edilenlere hepsinde Cenâb-ı Hak Bütün insanların Haklarını koruyacak Bir sistem nasîb eylesin. Bu topraklardan nasîb eylesin


Dergâh Çaycılığı ve Evrensel Sorumluluk

Hristiyanı da insan Yahûdîsi de insan Budisti de insan Ateisti de insan Dinsizi de insan İnsan insandır Nerede hakkı hukuku yeniliyorsa Nerede tecavüzü uğuyorsa Nerede haksız yere Öldürülüyorsa Müslüman bundan sorumludur Müslüman bundan sorumludur Ey îmân edenler Bütün insanlıktan sorumlusunuz Bütün hayvanlardan sorumlusunuz Bütün yeşilliklerden sorumlusunuz Bütün denizlerden sorumlusunuz Bütün dağlardan sorumlusunuz Gökten de sorumlusunuz Cinlilerden de sorumlusunuz Sorumlusunuz İnsansınız sorumlusunuz Müslümansınız sorumlusunuz Sorumlusunuz Himalayaların başında Himalayaların başında Karın içerisinde Karın içerisinde Bir Budist kadına Tecavüzüyle Bir Budist kadına Tecâvüz ediliyorsa Kendi kızına tecâvüz edilmiş gibi Ciğerin yanması lazım Onu halinde görecen Onu rüyanda görecen Ona ağlayacaksın.

Onun için dua edeceksin. Onun için dua edeceksin. Amerikanın zenci Amerikanın zenci Orada haksızlığa uğruyorsa Afrika’nın esmeri Orada haksızlığa uğruyorsa Almanya’nın hansı Haksızlığı uğruyorsa mü’min bunun acısını çek Çek Diyecek ki sorumluyum Evet Bu idrake Varmamız gerekiyor Bir yerlerde balinaları Katlediyorsa sorumludur mü’min bundan Bir yerlerde Yunus Balıklarını katlediyorlarsa sorumludur Sorumludur mü’min bundan Bir yerlerde Hussisi Ormanları yakıyorlarsa İsterse Amerika’da olsun. İster Afrika’da olsun. İster Hindistan’da olsun. İster Çin’de olsun. İsterse Şampanya’da olsun. İsterse Bahama adalarında olsun. Nerede olursa olsun. Birisine bir haksızlık yapılıyorsa mü’min ondan sorumludur mü’min ondan sorumludur.

O yüzden bütün dünyaya adâlet getirecek Bütün dünyaya nizam getirecek Bütün dünyadaki haksızlıkları Hırsızlıkları, uğursuzlukları İnsana zarar veren Her şeyi durduracak bir sistem Cenâb-ı Hak nasîb eylesin Âmîn Ben bunun ümidi ve umudu için yaşıyorum Âmîn İnşâallâh Cenâb-ı Hak nasîb eylesin Âmîn. O yüzden bu kudret, bu kuvvet Döner, dolaşır Bunu Yerli yerinde kullanmak gerekir Eğer bu kudreti Kuvveti Allâh senden aldıysa Uyan Sen Allâh’ın sevgilisisin. Sebep senden almış Seni uyarmak için Sen zulmetmişsin bir yere Allâh senden bir nimeti Aldıysa uyan Sen zulmetmişsin, haksızlık yapmışsın. Sen Allâh’a sırtını dönmüşsün. Senden o nimeti almış Uyanman için O lütuf, o ikrâm Eğer sen zulmettikçe Hala da güçleniyorsan Cehennemde değil, cehennemin içerisinde Gayyâ kuyusunda yerini hazırla Sen harâm işledikçe Sana bir şey dokunmuyorsa Gayyâ kuyusunda yerin hazırlanıyor senin Gayyâ kuyusunda Sen Müslümanları ezdikçe Müslümanlara haksızlık, hukûksuzluk ettikçe Senin makamın sonunda Hukûk suçluğun sonunda Hukuksuzluk ettikçe Senin makamından, mevkinden bir şey gitmiyorsa Vallahi de billahi de Tillahi de Gayyâ kuyusunda yerin hazırlanıyor senin Sen rüşveti aldıkça Sen orada makamda duruyorsan Sen haksızlık yaptıkça O mevkide duruyorsan Sen uğursuzluk yaptıkça Orada sen oturuyorsan Vallahi de billahi de Tillahi de Gayyâ kuyusunda yerini hazırla Sebep Seni öyle bir Ceza bekliyor ki İbretlik bu şuna benzer Firavun yokuş aşağıya inerken Ön ayakları uzarmış Yokuş yukarı çıkarken atının Atının arka ayakları uzarmış Neden?

Firavunun ateşi daha da şedid olacak Bak 2000 yıl sona 2000 yıl sona 2100 kusur yıl sona Firavun tekrar Yeryüzüne çıktı İbret alem için İbret alem için İbretlik Evet Daha ibretlik çok şey çıkacak Geçmiş peygamberlerden Ve geçmiş zalimlerden Çok şey çıkacak, ibret al Ve onlar güç sarhoşu oldular Onlar kuvvet sarhoşu oldular Onlar şan şöhret sarhoşu oldular Onlar şan şöhret sarhoşu oldular Allâh onları yerin dibine batırdı Allâh onları yerin dibine batırdı Bu nöbetleşedir. O yüzden zulmediyorsan Ve zulmettiğin halde Benim kılıma bir şey dokunmuyor deyince Sakın kendini Allâh’a dost zannetme


Firavun, Şımarma ve Emîr Sultân

Gayyâ kuyusunda yerin hazırlanıyor Gayyâ kuyusunda yerin hazırlanıyor Gayyâ kuyusunda yerin hazırlanıyor mü’min sen buna inan Tövbe et dön geri Tövbe et dön geri Bir nimetin içindeyken Nimet elinden alındıysa Allâh seni seviyor Tövbe et dön geri Der ki de ki İbrahim gibi ben Nerede yanlış yaptım diye başta Türk’ü çağırma Bir şey var Bu şefkat dekodu Bu şefkat dekodu Önceden ne güzel zikirlere geliyordun. Şimdi gelemiyorsun. Dikkat et Dikkat et kendine Gidiyorsun el sallıyorsun. Toparla kendini Zikrullâh halakasına Oturmak nimetlerin en büyüğüdür Dünya üzerinde En büyük nimet Allâh’ı zikir halkasında Oturmaktır Dünya üzerinde en büyük nimettir En büyük nimettir Zikir halakasında Oturmak Oturamadıysan Ön Allâh yan Allâh Allâh muhafaza eylesin.

Ey İkbâl nöbetine erişen Kendine gel Sevinme Sen nöbetle mukayyetsin. Hürlük taslama Sakın nöbet sana geldi diye Güç kuvvet sana geldi diye Sakın ha Böbürlenme Sakın kibirlenme Sakın gülüp oynama Güç bende kuvvet bende deyip de şımarma Para bende, pul bende Şan bende, şöhret bende Deme Gidecek yakında Sakın kendi kendine bir şey Oldum zannetme Sakın Edebini takın Tevazunu takın Alçak gönüllü ol Allâh’a yalvar Yakar, nankörlerden Olma, sakın Allâh’ı zikri unutma Allâh’a ibadeti unutma Allâh’a karşı gelme Sakın Allâh’tan korkmaya devam et Bir nimet elinden gidiyorsa Tövbe et, dön geri Nerede kibirlendin? Nerede böbürlendin sen? Nerede aymazlık yaptın? Nerede haksızlık yaptın? Nerede ağırsızlık yaptın?

Nerede uğursuzluk yaptın? Dön geri, bak kendini toparla Allâh’a dokunuyor Allâh beltsin. Hadîd Sûresi Âyet 22, 23 Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen erhangi bir musîbet yoktur ki Biz onu yaratmadan evvel kitapta bulunmasın. Şüphesiz bu Allâh’a göre kolaydır 23. Sûre Kaybettiğinize üzülmeyesiniz böyle şımarmayasınız diye Allâh kendini beğeni böbürlenenleri sevmez. Sakın kaybettiğinize üzülmeyin, verdiğinde de şımarmayın. Kaybetti, deyin ki ben nefsime uyuyanlardan oldum, o yüzden kaybettim. Verdi, şımarma, şımarma. Allâh’ın hiç hoşuna gitmeyen şey şımarıklık. Nîmete şımarıklık, şımarma. Üç kuruş buldum diye şımarma. Beş kuruşluk makama ulaştım diye şımarma, şımarma. Tevazuna devam et, dervişliğine devam et, semazenliğine devam et, mıtırıplığına devam et, şımarma.

Elinden gittiğini görürsün. Şımarma, ayağının altından kayıp gittiğini görürsün. Şımarma, bir anda ayağının boşlukta kaldığını görürsün. Şımarma, Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapış, yoluna sımsıkı yapış, hayatına devam et. Şımarmadan, kibirlenmeden, böbürlenmeden, kendini bir şey sanmadan, kendini bir şey sanmadan hayatına düzgün bir şekilde devam et. Yoksa elinden uçup gidecek her şey. Allâh’ın kulum yok. Biri gider, biri gelir. Mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla dolu. Dolu, bütün nice şeyhler yatıyor Emîr Sultân Hazretlerinde. Herkes Emîr Sultân Hazretlerinde okuyor. Malum oradaki şeyhleri görmüyor bile. Gözü yok benim gibi hiç kimseler. Vazgeçilmez insanlar dolu. Bakın şurada, Emîr Sultân Hazretleri tekkenin orada.

Şeyhler yatıyor. Evet, bakın tekke elimizden gitti. Ne yaptık, nerede şımardık acaba? Nerede haksızlık yaptık? Nerede lâkayd davrandık? Laqayt davrandık. Bir yerde bir şey yaptık. Kendini nefsimize de vuralım. Kendimizi temize çıkarmayalım. Kim bilir ne yaptık? Evet, biz düzgün çalıştıramadık herhalde. Daha iyi çalışsaydı diyecektik ki biz yapamamışız. Daha iyi yapan geldi. E şimdi harabe oldu. Harabe? E birisi de yok. Bunun birisi çekecek bunun cezasını. Ya biz çekeceğiz, ya bizden alanlar çekecek. Birinin gaye akuyası hazırlanıyor birilerinin. Daha iyi yapan birisi çıksaydı diyecektik ki ya biz bunu layıkıyla yapamamışız. Diyecektik ki biz hakkıyla hizmet edememişiz. Allâh bizden aldı başkasına verdi.

Daha kimseye vermedi. Daha kimseye vermedi. E duruyor öyle. Alanlar yandı keten helva. Şimdilik. Böyle düşünmekte doğru isabet. Ha bizden daha iyi çalıştıran biri çıkar, alkışlarız o zaman. Deriz ki biz daha iyi değilmişiz. Çünkü nöbetleşe gidiyor bu. Bizden sonra kim gelecek bakacağız. Ha yok yapamadılar. Eyvah ki eyvah. Eyvah ki eyvah. O alanların hesabını düşünemiyorum ben. Ben o alanların hesabını düşünemiyorum. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden siz bir yerde bir çıt diye bir şey yaparsınız başka yerde dalga olur o. Herkes kendine dikkat edecek. Allâh muhafaza eylesin. Rabbim cümlemizi korusun inşâallâh. Saltanatı nöbetten üstün olan 22-27 olmuş. Burada keseyim. Hakkınızı helâl edin. 1370’den devam edeceğiz.

El Fâtihâ ve Selâm. Âmîn. Allâh gecenize hayır etsin inşâallâh.


Kaynakça ve Referanslar

  • Açılış Tevhîdi ve Tavşan-Aslan Özeti: “Lâ ilâhe illallâh Muhammeden Resûlullâh” kelime-i şehâdeti — Buhârî, Îmân 1; Müslim, Îmân 43; cemî’an enbiyâ-i ve’l-mürselîn üzerine salât ü selâm — Ahzâb 33/56; “Ümmet-i Muhammed’i ne aldatanlardan ne de aldananlardan eyle” duâsı — Buhârî, Îmân 42 (“Aldatan bizden değildir”); Mesnevî 1355. beyt ve tavşan-aslan temsili — Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî, Mesnevî-i Şerîf I. cilt (“Tavşan akil-kâmil, aslan Nefs-i Emmâre sembolü”); Nefs-i Emmâre’nin kuyu suyunda kendi resmini görüp ahmaklığa düşmesi — Yûsuf 12/53 (“Nefs kötülüğü ister”); ehl-i ferâsetin hilesi — Mevlânâ, Mesnevî I. cilt (avcı ile aslan kıssası); Bayındırlı cemâati, Murtazâ ile hac yolculuğu hâtırası (tamamlayıcı atfen)
  • Av Hayvanlarının Tavşana Tazîmi: “Ey ulular, Allah yardım etti, yoksa dünyada bir tavşan kim oluyor ki” nidâsı — Mevlânâ, Mesnevî I. cilt (tavşanın tevâzu nutku); üstünlüğün ve hâllerin değişmesinin Hak’tan geldiği — Âl-i İmrân 3/26 (“De ki: Ey mülkün sahibi Allah’ım, sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın”); “kedi fareye kurban olur” atasözünün temsîli mânâsı; Cenâb-ı Hak’kın zayıf kuluyla güçlüyü alt etmesi — Bakara 2/249 (Tâlût ve Câlût); “Allah yardım ederse kimse sizi yenemez” — Âl-i İmrân 3/160; ibret-âlemî takdîr-i ilâhî — Kamer 54/49; ta’zîm, temennâ ve medh ü senânın âdâbı — İmâm-ı Gazzâlî, İhyâ, Kitâbu Âfâti’l-Lisân
  • Hadîd 28 ve Kalb Nûru Bahsi: Hadîd 57/28 (“Ey îmân edenler, Allah’tan korkun ve Peygamber’ine inanın ki size rahmetini iki kat versin ve aydınlığında yürüyeceğiniz bir nûr lütfetsin ve sizi bağışlasın, Allah Gafûr Rahîmdir”); havf ve mahabbetin avâm-havâs tasnîfi — İmâm-ı Gazzâlî, İhyâ, Kitâbu’l-Havf ve’r-Recâ; “Allah’ı sevenler” makâmı — Bakara 2/165; kalbi nurlandıran zikir — Ra’d 13/28 (“Kalbler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur”); kalbi kararmış kul ve serkeşlik tehlikesi — Mutaffifîn 83/14 (kalblerin paslanması); ferâsetin îmândan gelişi — Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 15 (“Mü’minin ferâsetinden sakının, çünkü o Allah’ın nûru ile bakar”); ilhâmın kalbe inişi — Nahl 16/68-69 (arıya vahyedilmesi)
  • Enfâl 29, Zikrullah ve Ferâset: Enfâl 8/29 (“Ey îmân edenler, Allah’tan korkarsanız O size iyiyi kötüden ayıracak bir nûr/furkan verir”); çokça zikir emri — Ahzâb 33/41-42 (“Ey îmân edenler Allah’ı çokça zikredin ve sabah-akşam O’nu tesbîh edin”); namazdan sonra ayakta, otururken, yanları üstü zikir — Nisâ 4/103, Âl-i İmrân 3/191; sabah-akşam Allah’ı zikretmek — Kehf 18/28 (Rablerinin rızâsını dileyerek sabah akşam O’na duâ edenler); çokça zikrin tefsîrinin âyetle yapılması — ilk selef âlimleri usûlü, Taberî Tefsîr, Fahreddîn er-Râzî Mefâtîhu’l-Gayb; haramları terk ve farzları edânın ferâseti besleyişi — Hâkim, Müstedrek (kul helâline yöneldikçe Hak’kın yardımı); mü’minin ferâsetiyle görmesi — Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat
  • Cahil Ümmet ve Bozuk Fırkalar: Müslümanların cehâletten dolayı yenilmesi — Tevbe 9/97 (bedevîlerin küfr ve nifakta sertliği), Hâkim Müstedrek (“Bu ümmet üzerine en çok korktuğum şey, münâfık, lisânı âlim olan kimsedir”); 200 yıllık laiklik tahribatı ve din eğitiminin çöküşü (dönem analizi); Kur’ân ve Sünnet’in hucciyyeti — Haşr 59/7 (“Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan kaçının”); i’tikâdda sâlih olmanın şartı — İmâm-ı Mâtürîdî, Te’vîlâtu Ehli’s-Sünne; bozuk fırka ve cemâatlerin âhir zamandaki çıkışı — Tirmizî, Îmân 18 (“Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak, hepsi ateşte, biri hâriç, o da cemâatimin yolunda olanlardır”); münkirlere göz yuman âlim tipi — Âl-i İmrân 3/77 (ahdi bozanların âhirette nasîbi yok); Müslümanın îmân üzere zinâ, içki, hırsızlık, fâiz, ihâle yolsuzluğu, rüşvet edemeyeceği — Bakara 2/275-279, Nûr 24/2, Nisâ 4/29
  • Hadîs İnkârı ve Kur’ân-Sünnet: “Sizin dilinizden konuşan ahir zaman fitne ehli” — Müslim, Îmân 230 (“Sizden olan, sizin dilinizden konuşan kimseler gelecek, onlara tâbi olursanız sizi ateşin içine atarlar”); Peygamber’e itâat — Nisâ 4/80 (“Kim Resûl’e itâat ederse Allah’a itâat etmiş olur”); mezheb ve sünnet-i seniyye — Haşr 59/7; “Size Kur’ân yeter” iddiâsının tenkîdi — Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, İmâm-ı Rabbânî Mektûbât; namazın 200’e yakın âyetle tarifsizliği ve sünnetin zorunluluğu — Tirmizî, Salât 1; zekâtın ölçüsünün hadîsten belirlenişi — Buhârî, Zekât 32; Hz. Hasan-Hüseyin’in şehîd edilmesi — Tirmizî, Menâkıb 30 (“Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir”); Muâviye’nin cariyesiyle Hz. Hasan’ın zehirlenmesi — Ya’kûbî, Belâzurî, Ensâbu’l-Eşrâf; İmâm-ı A’zam’ın hapiste kırbaç altında vefâtı — Saymerî, Ahbâru Ebî Hanîfe; Hallâc-ı Mansûr’un “ene’l-Hak” şehâdeti — Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ; Seyyid Nesîmî’nin derisinin yüzülmesi ve Niyâzî-i Mısrî’nin Limni sürgünü (menâkıb); Edip Yüksel’in tenkîdi (hâtıra); Barbaros’un evindeki 18 yıllık münâzara (hâtıra)
  • Namaz Kötülükten Alıkoymalı: Ankebût 29/45 (“Muhakkak ki namâz fahşâ ve münkerden alıkoyar”); namâzın mücerred şekil değil ahlâk ve muâmelâta yansıması — Mevlânâ, Mesnevî; âhir zamanda dili Müslüman, ameli bozuk olanlar — Müslim, Îmân 230; cübbe ve takke altında kötülük saklayan tip — İmâm-ı Gazzâlî, İhyâ, Kitâbu Âfâti’l-Lisân ve Kitâbu’r-Riyâ; kötülük akan sakal temsîli (müellifin kendi nefsine hitâbı); anne-baba hakkı, çocuklara, komşulara, eşe, çevreye, devlete-millete kötülük yasağı — Nisâ 4/36, İsrâ 17/23-24, Rûm 30/21, Bakara 2/83; Suriye sınır kapısında rüşvet ve namâz sahtekârlığı hâtırası; “hem rüşvet hem namâza gideceğim” çelişkisinin Murtazâ ile anlatımı (hâtıra); namâzı yüzüne paçavra gibi çarpılan namâz — Tirmizî, Salât 12
  • Rüşvet, Devlet ve Devşirme Âdâbı: “Rüşvet alana da, verene de, aracılık edene de lânet olsun” — Ebû Dâvûd, Akdiye 4; Tirmizî, Ahkâm 9; rüşvetle iş gören devletin bozuluşu — Bakara 2/188 (“Birbirinizin malını bâtıl yolla yemeyin, hâkimlere mal olarak aktarmayın”); adâletin parayla dağıtılışı ve çöküş — Nisâ 4/135 (“Adâlette dosdoğru durun, şâhid olun, kendi aleyhinize bile”); Osmanlı’nın devşirme sisteminde sülâle taranması ve ehliyet şartı — İlber Ortaylı Osmanlı İmparatorluğu’nda İktisadî ve Sosyal Değişim, Hâlil İnalcık Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi; yeniçeri ocağının bozuluşu ve hazinenin çöküşü — Koçi Bey Risâlesi; aile sülâlesinde hırsızlık-fuhş-yüz kızartıcı suç taraması (devşirme âdâbı) — Tursun Bey, Târih-i Ebü’l-Feth; askerî lise ve kurmay yetişmesinde yedi sülâle taraması (20. yy hâtırası); ailenin gelin-damat seçiminde aynı hassâsiyet — Tirmizî, Radâ’ 8
  • Nöbetleşe Kudret ve Mesnevî Beyti: “Hak bu kuvveti zan ve yakın ehline nöbetle göstermektedir” — Mevlânâ, Mesnevî I. cilt (“Saltanat-ı nöbetten üstün olan” bahsi, 1370. beyt civarı); bu kudretin bir insanda, ailede, şirkette devamlı kalıcı olmayışı — Âl-i İmrân 3/140 (“Biz o günleri insanlar arasında döndürür dururuz”); Emevîlerin, Abbâsîlerin, Selçukluların, Osmanlı’nın saltanat nöbeti — İbn Haldûn Mukaddime, ümrân ve asabiyet teorisi; “İslâm dünyası denizin üzerindeki köpük misâli” — Ebû Dâvûd, Melâhim 5 (“Ümmetler size karşı yağmacıları sofralarına çağırır gibi birbirlerini çağıracaklar, sayıca çok olsanız da sel suyunun köpüğü gibisiniz”); Emîr Sultân Hazretleri tekkesinin harâbeliği üzerinden yüz yıllık başsızlık (hâtıra)
  • Anadolu’da Neşv ü Nemâ ve Vaad: “İslâm yeniden Anadolu’da neşv ü nemâ bulacak, buradan yeni bir İslâm medeniyeti doğacak” — hâtıra/tecrübî kanaat; İslâm’ın cihanşümûl hâkimiyet vaadi — Tevbe 9/33, Saff 61/9 (“O, Resûl’ünü hidâyet ve hak dîn ile gönderdi ki bütün dînlere üstün gelsin”); Kisrâ’nın yıkılışı hadîsi — Buhârî, Cizye 1 (“Kisrâ ölünce ondan sonra Kisrâ olmayacak”); Bizans’ın fethi ve İstanbul’un fethi — Ahmed b. Hanbel, Müsned (“Kostantîniyye elbette fethedilecektir, ne güzel kumandan ve ne güzel ordudur o”); Yemen’in Rahmân’ın kokusunun geldiği yer oluşu — Buhârî, Menâkıb 2 (“Ben Rahmân’ın nefesini Yemen tarafından alıyorum”); İran-Kisrâ, Bizans-Yemen denklemlerini geriye döndürme çabası (dönem analizi); İran’da Kisrâ yerine Türk devletlerinin tarih boyu hâkimiyeti ve modern İran devletinin mâhiyeti
  • Bedir-Uhud ve Ercan Muhtâr: Bedir zaferi ve İslâm sancağının dalgalanması — Enfâl 8/9-11, 17-19 (“Siz onları öldürmediniz, Allah öldürdü”); Uhud’un galibi olmayan savaş hâline gelişi — Âl-i İmrân 3/152-153 (“Andolsun, siz onları Allah’ın izniyle kesiyordunuz, sonra gevşediniz”); “gevşerseniz, geri dönerseniz Allah yeni bir kavim getirir” — Mâide 5/54, Muhammed 47/38 (“Yüz çevirirseniz yerinize sizden başka bir kavim getirir”); değişmez kâide — Enfâl 8/53 (nimetin değişmesinin kavmin kendi değişmesine bağlı olması), Ra’d 13/11; nöbetin sağlam tutulması ve hizmetin düzgün îfâsı; dergâhtaki çay dağıtma hâtırası ve müellifin “dergâhın çaycısı” anılma sebebi; köyde Ercan’ın muhtâr olması, demirtaş kasabası ve yabancıya yer satmama geleneği (hâtıra)
  • Dergâh Çaycılığı ve Evrensel Sorumluluk: “Her biriniz çobandır ve her çoban güttüğünden mes’uldür” — Buhârî, Cum’a 11; Müslim, İmâre 20; çayı güler yüz, nezâket, narinlik ile dağıtmanın edebi — Sühreverdî, Avârifu’l-Maârif, âdâbu’l-hıdme; “Allah hizmet etmeyenin nöbetini başkasına verir” — Mâide 5/54; Osmanlı sonrası ümmetin yüz yıl başsız kalışı — İbn Haldûn; Cenâb-ı Hak’tan tez zamanda ümmete baş ve rehber niyâzı — Enbiyâ 21/73 (imâmlar duâsı), Furkân 25/74 (“Bizi takvâ ehline imâm eyle”); evrensel sorumluluk: Himalaya’daki Budist kadına tecâvüz, Amerika’daki zencinin haksızlığa uğraması, Afrikalı esmer, Alman Hans, Çin Uygur’u — Nisâ 4/75 (“Size ne oldu ki Allah yolunda ve zayıf bırakılmış erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?”), Mâide 5/32 (“Kim bir nefsi öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibidir”); balina-yunus katliamı ve orman yangınlarına üzülme — En’âm 6/38 (yer üzerinde hareket eden her canlı ümmet); adâlet, nizâm ve insanlığa zarar veren her şeyi durduracak sistem niyâzı — Nahl 16/90
  • Firavun, Şımarma ve Emîr Sultân: Firavun’un ateşinin şedîdliği ve atının ayaklarının uzaması temsîli — Yûnus 10/92 (“Bugün senin cesedini kurtaracağız ki senden sonrakilere ibret olasın”); Firavun’un 2100 sene sonra ibret-âlemi için yeryüzüne çıkarılışı; güç-kuvvet-şân-şöhret sarhoşluğu — Kasas 28/76-82 (Karun kıssası); zulmettikçe güçlenmenin Gayyâ kuyusu alâmeti — Hûd 11/102-103 (“Rabbinin zâlim memleketleri yakalayışı işte böyledir”); Hadîd 57/22-23 (“Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musîbet yoktur ki biz onu yaratmadan evvel kitapta bulunmasın… kaybettiğinize üzülmeyesiniz, böbürlenmeyesiniz diye; Allah kendini beğenip böbürlenenleri sevmez”); nimete şımarmanın yasağı ve Kârûn’un âkıbeti — Kasas 28/76-82; tevâzu, dervîşlik, semâzenlik, mıtrıplık edebi — İmâm-ı Gazzâlî, İhyâ, Kitâbu’l-Fakr ve’z-Zühd; “Ey İkbâl nöbetine erişen, kendine gel, sevinme” nidâsı — Mevlânâ, Mesnevî I. cilt; İbrâhim aleyhisselâm gibi “nerede yanlış yaptım” muhâsebesi — Sâffât 37/88-89; Emîr Sultân Hazretleri tekkesinin harâbeliği üzerinden nâ-ehil hizmetin uyarısı; kapanış: 1370. beytten devam, hakkınızı helâl edin, el-Fâtihâ ve’s-Selâm — Sâffât 37/180-182

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Makâm, Zikir, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Tesbîh, Nûr. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı