Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2020 Soru-Cevap Sohbet #14 — Mesnevî Şerhi (948-956. Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2020 Soru-Cevap Sohbet #14 — Mesnevî Şerhi (948-956. Beyit). Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Giriş ve Gündem Değerlendirmesi

Selamünaleyküm. Allah gecenize hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hakk gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Şimdi böyle saatler değiştiği için biraz daha erken alalım istedik 15 dakikada. Bir bintes sonra daha da erken alacağız inşallah. Böylece çok gece kalmayalım. Arkadaşları kardeşleri de uykusuz bırakmayalım diye düşündük. Tabii haberleri izlemişsinizdir. Türkiye’de 3 tane şehidimiz var bugün için. Allah ailelerine sabırlar ihsân eylesin. Türkiye zor bir dönemden geçiyor uzun zamanlarım beri. Doğu ve güneydoğu, şimdi Doğu Akdeniz derken Libya, Suriye, Irak, Ermenistan’la Azerbaycan, Türkiye etrafında bir ateş çemberi var. O ateş çemberinin içerisinde inşallah Cenâb-ı Hakk devletimizin, milletimizin kudreti ve kuvvetiyle bu ateş çemberlerini yarıp inşallah selamete erecek.

Böyle Hakkında

Bunlar hep büyüme sancıları. İnşallah bu büyüme sancıları tez zamanda biter. Biraz daha rahatlarız, felaha kavuşuruz. Ama bu böyle bu sancı devam edecek gibi görünüyor. Rabbim milletimize zeval vermesin, devletimize zeval vermesin. Cenâb-ı Hakk devlet millet ehlele bu sıkıntılardan kurtarmayı, kurtulmayı cümlemize nasip eylesin. Malum bugün yine 12 Eylül’ün yıldönümü. E tabii 12 Eylül’ü bizatihi yaşayanlardan birisi olarak böyle geriye doğru bir hatıraları canlandırdık kendi kendimize. 12 Eylül’de ben Bayındır Lükocaklarında yönetim kulundaydım. O zamanki sancıları, sıkıntıları iyi biliriz. Ve öyle bir darbe geçirdiydik. Bütün herkes haklı haksız tutuklandı. Haklı haksız bir türlü çok işkencelere tabi tutuldu.

İnsanlar ceza ölen de işkencelerin altında şehit olanlar oldu. Asılıp da şehit olanlar oldu. Malum o 12 Eylül darbesi Amerikanın çocuklarının yaptığı bir darbeydi. Ve en acısı da oydu. bizim çocuklar darbeye başardılardı. Ve Türkiye’de terör iki saat içerisinde bitti. Enteresan bir şey. O güne kadar bütün ülkede sıkıntım vardı sözde. Ama o sıkıntım olduğu halde her gün 30-35 tane bu vatanın çocukları öldürülüyordu. Ama birbirlerine vuruyorlardı. Ama değişik karanlık mahviller bazı kimseleri vuruyorlardı derken 12 Eylül darbesi oldu. Sabahına terör bitti. Ve öyle söyleyelim bir tek hastalıktan ondan bundan ölenler kayda geçirildi. Anarşiden dolayı ölen hiç yoktu. Enteresan bir şeydi. Ve bütün devlet kimde ne silah var biliyordu.

Ve bir müddet sonra bütün silahları topladı devlet. Ve devletin elinde o kadar bilgi olmasına rağmen daha öncesinden o silahları toplamamıştı. Tabiri caizse insanların kanunsuz bir şekilde silahların olmasına göz yumulmuş. Sonra devlet silahları topladı. 12 Eylül böylece bir uzun müddet Türkiye’de aslında hala daha uzun müddet demeyelim. Hala da etkisini gösterir. Çünkü mevcut anayasa 12 Eylül anayasasıdır. 12 Eylül darbe anayasasında biz şu anda 40 yıldan beri aynı anayasayla idare ediliyoruz.


Darbeler Tarihi ve Tasavvuf

Tabi daha önce de 61 anayasası olmuş. Onu da darbiciler yapmış. Ardından 80 darbesi. Yine darbiciler bir anayasa daha yaptılar. 40 yıldan beri biz o anayasayla idare ediliyoruz. Ve 40 yıldan beri o anayasa düzgün bir şekilde değiştirilemedi. Halkın faydasına, halkın temel ihtiyaçlarına cevap verecek bir anayasa. Ne yazık ki yapılamadı. Hala da yapılmış da değil zaten. Tabi 12 Eylül’den sonra bir de ardından 28 Şubat yaşadık. 28 Şubat’da da kabul edilse de, edilmese de farklı bir darbe oluştu. Yine tanklar yürümüştü. Ve 28 Şubat’da hükümeti darbiciler devirdiler. Biz vatandaş olarak, halk olarak bunu böyle alınıyoruz. Böyle algılıyoruz biz. Tabi ardından 28 Şubat’dan sonra bir de 15 Temmuz oldu.

Tabi sonradan 15 Temmuz’u her ne kadar sulandırmaya çalışsalar dahi, 15 Temmuz’da bir darbeydi. Sonuçta asker kışasından bir kısmı çıktı. uçakları havalandırdılar, helikopterleri havalandırdılar. Sivil vatandaşları şehit ettiler. Sonuçta bir kargaşa, bir kaos oldu. Eğer başarabilmiş olsalardı, 15 Temmuz’da bir darbe olarak kayıtlara geçecekti. Ama başarılı olamadıklarından dolayı 15 Temmuz darbe girişimi olarak kaldı. Çünkü hükümeti yıkamadılar. Hükümeti yıkamayınca darbe tam olarak gerçekleşmedi. Ve vatandaşlar, insanlar sokaklara çıkarttılar, askerlerin önüne durarak darbeyi önlediler. Cenâb-ı Hakk hamdolsun. Bu konuda biz de tasavvuf olarak bunun vazifesini icra edenlerdeniz hamdolsun. Biz, ben kendim 3. darbede yenilmedik. 1. de yenilmiştik. 28 Şubat’da da yenildik.

Ama Cenâb-ı Hakk’a hamdolsun 15 Temmuz’da bu ülkenin insanları darbeye yenilmediler. İnşallah bir daha bizim ülkemizde bir darbe olmaz. Her türlü darbeye karşı çıkmak, bir vatandaşlık görevi. O yüzden inşallah insanların iyi kötü seçtiği hükümet görevine devam eder. Eğer kötü ise insanlar giderler oylarıyla hükümeti değiştirirler. Yok memnunlarsa yine aynı hükümete oylarını vererekten hükümet icrasına devam eder. Darbe en iyisi dahi kötüdür. O yüzden Rabbim ülkemizi bu konuda muhafaza etsin, korusun. Her türlü darbelerden Cenâb-ı Hakk insanımızı muhafaza eylesin inşallah. Her darbe kötüdür. Ve her darbeden sonra olan vatandaş olur. Çünkü bunu açık konuşmak gerekirse gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki darbeler hep yabancıların desteğiyle, yardımıyla olur.

Yabancıların desteği, yabancıların yardımıyla darbeciler hükümette dururlar. Yabancıların desteği, yabancıların yardımıyla o darbeciler tanınız. Öbür türlü darbeciler tanımaz. O zaman bütün darbeler aslında dış mihraklarla, dış ülkelerin kendince kendi ekonomik, siyasi, kültürel hedeflerine ulaşmaları için yapılmış şeylerdir. Nitekim de öyle oldu. her darbeden sonra Türkiye’nin maddi, manevi kayıpları oldu. Rabbim bizlere onları tekrar tekrar göstermesin inşallah. Diyelim dersimize devam edelim. Mesneviden 948. beytten devam ediyoruz. Malum geçen hafta av hayvanlarına cevap olarak aslanın çalışmayı, gayret etmeyi, çalışma ve gayret etmenin iyiliğini anlatıyordu, güzelliğini anlatıyordu. Av hayvanları da aslana bu hafta cevap veriyorlar.

Onlar da tekrar tevekkülü öne sürüyorlar. Diyorlar ki çalışma, tevekkül et. Tabi bu bir de bütün dinlerde tarih boyunca tevekkül doğru anlaşıldığı zamanlar olmuş. Doğru anlaşılmadığı zamanlar olmuş.


Mesnevî 948. Beyit: Dilenciliğin Reddi

Ama Ümmet-i Muhammed’de de bu sıkıntılı zamanlar geçirmişler. Böyle aşırı çalışmadan böyle tevekkül ehli olmayı mesela genel olarak Ümmet-i Muhammed geri kaldığı ne bileyim böyle ekonomik, siyasi, askeri, kültürel anlamda böyle bir geri kaldığı zamanlarda bunu sufilere atfetmişler. bir lokma, bir hırka felsefesi varmış gibi. Aslında genel olarak sûfîler böyle bir boş tevekkülcü değillerdir. Örneğin biz çalışmayı önde tutarız ve kardeşlerin arasında deriz ki çalışmayan kimse bizden ders istemesin, ders almasın. Çünkü sûfîlik disiplin işidir, çalışma işidir. Allah’a yakınlaşma disiplin işidir. O yüzden bir kimse çalışmıyorsa, işi gücü yoksa, Allah’a yakınlıkta da o kimse çalışmaz, gayret etmez.

Bütün peygamberler çalışmışlar, kendi geçimlerini kendileri sağlamışlar. O yüzden bizim tasavvuf anlayışımızda üstâd dahil herkes çalışmalı, herkes kendi alın terini yemeli, herkes kendi elinin emeğini yemeli, üstâd dahil herkes kendi elini yiyen, üstâd dahil hiç kimse kimseden bir şey dilenmemeli, istememeli. O yüzden dilenmeden, istenmeden, alan el olmadan bu dünyadan göçüp gitmeli. Temel felsefemiz budur bizim. O yüzden bizde özellikle kendi içimizde dahi para toplanması yasaktır, yardım toplanması yasaktır. Bizim kardeşlerimizin arasında da böyle para toplama, yardım toplama, bu konuda çok titizizdir. O yüzden Allah bizi affetsin. Bir sufinin dilenci olması çok hoş bir şey değildir. Eğer sûfî dilenecekse ancak Allah’tan dilenir.

İstecekse ancak Allah’tan ister. Yardım bekleyecekse ancak Allah’tan yardım bekler. O yüzden şey’e ni’Allah diyecekse sûfî ancak Allah’a der. Başka bir kimseden bir şey umması, bir şey istemesi, bir şey dilenmesi hoş değildir. O yüzden sûfî ne zahire ne de manen hiç kimseden bir şey istemez. sûfî örneğin bizde bunlar abestir çünkü. Bana çavuştuk ver, bana zâkirlik ver, bana nakiplik ver, bana nükabbalık ver, bana halîfelik ver, bana şeyhlik ver. Bizde bunlar böyle edebli şeylerdir. Biz böyle bunlara çok sıcak bakmayız. Çalışsın, gayret etsin, koştursun. Neyse Cenâb-ı Hakk’ın onun üzerindeki takdiri ona verecektir Cenâb-ı Hakk. O yüzden bizde makam istenmez, bizde mevki istenmez, bizde bu tip şeyler istenmez.

İstenmemesi gerekir zaten. Ama normalde aynı şekilde de maddi planda da kardeşler istenmemesi, dilenmemesi, ummaması gerekir. O yüzden sohbetlerimizde, zikirlerimizde ikrâm mecburiyeti yoktur. Hatta olmazsa çok memnun oluruz, çok mutlu oluruz. Deriz ki ikramı illaki önde tutmayın. Allah’ı zikre önde tutun, sohbeti önde tutun, dininizi öğrenmeyi önde tutun. sohbet ve zikirlerde, zikirlerde insanlar illaki ikrâm çıkaracağım, yemek çıkaracağım diye uğraştırmayın diye özellikle söyleriz. O yüzden bizde tevekkül anlayışı çalışıp sonucunu Allah’a dayanmaktır. Yoksa çalışmadan, gayret etmeden, mücadele etmeden bir sonuca ulaşabileceğimize inanmayız. Bu Allah isterse verir mi? Verir. Ama Cenab-ı Hakk’ın sebepler dairesinde dayanır, sebepler dairesinde çalışır, koşturur.

Sebepler dairesinde biz maksudumuza ulaşmak için gayret ederiz. Cenâb-ı Hakk anne karnında ne iş yapıyorduk da bizi besledi, annemizin üzerinden besledi. Annemizin neyin üzerinden besledi? Babamızın üzerinden besledi. Sebepler zinciri dairesinde Allah besledi. Eyvallah. Ama bu sebepler dairesinde yaslanmak, sebeplere tutmak da bütün peygamberlerin sünnetidir. Şimdi av hayvanları yine aslana tevekkülü tercih etmesi için ona anlatmaya başlıyorlar. Hepsi ona bağırarak dediler ki, sebeb tohumlarını eken o harisler, kadın erkek, nice yüz binlerce kişi neden oldu da zamana menfaatlerinden mahrum kaldılar? İnsanoğlu haristir ya, böyle çok ister. Böyle bütün peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e de getir, insanoğlu haristir, bir vadi dolusu altın olsa ikinci vadiye gözünü diker der.

O yüzden insanoğlu haristir. Siz ona bir vadi dolusu altın verseniz, o ikinci vadi dolu, ikinci vadi altın dolu vadi ister. Enteresan bir şeydir. İnsan haris olunca, iki oda bir salonun evi vardır, daha büyüğünü ister. üç oda bir salonun evi olur, daha büyüğünü ister. Bunun sonu yok ki, haris olunca insan ardından villa yapar. Bir müddet sonra villayı da beğenmez, daha büyük bir villaya göçmek ister. Haristir çünkü. Veya hatta belli bir maddi rahatlığa, maddi bir ortama kavuşur, daha da fazlasını ister. Daha da zengin olayım, daha da zengin olayım, daha da zengin olayım diye ister. Ve insanoğlu o haristiğinden dolayı etrafını yakar, yıkar, perişan eder. Ne bileyim, akrabalarını, etrafındaki iş yaptığı kimseleri kırar, döker.

O haristik ona etrafına zarar verdirir. Ama o görmez bunu. O dünya hırsı, o mal hırsı, o makam hırsı, o mevki hırsı, insanı helal-ı haramı tanıtmaz, ortalığı yangın yerine çevirir. Ve Sûfîler buna karşıdır aslında. Sûfîler ahlaki olarak böyle bir hale düşmek istemezler.


Dünya Hırsı ve Nemrut-Firavun

Bizim dünyaya muhabbetimiz, sevgimiz olmaz. Ama biz dünya için, dünyayı mamur etmek için değil, alan el olmamak için çalışır, gayret ederiz. Alan el olmamak için yaparız bunu. Dünya hırsından dolayı değil. dünya hırsında olanlar haramı helalı tanımazlar. Haramı helalı tanımadan her şeyi kendine mübahk görürler. Çevrenizde öyle insanlar vardır. haramı helallaştırır, faizi helallaştırır. Örneğin hırsızlığı helallaştırır, rüşveti helallaştırır, kayırmacılığı helallaştırır. Helallaştırır kendine. Kendince onun kendi dairesinde bir fetva bulur, olur. o böyle gayrimeşru ilişkileri, gayrimeşru mal edinimlerini o haris olan insanlar bunları kendilerine cahiz görürler. Ve hatta hani böyle devletin kanununa nizamına uydu mu uydu derler.

Ya kanununa nizamına uydu da kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerde adamın bilmem kaç dönümlük tarlasına siz… turizm imarı veriyorsunuz. adamın oturduğu yerde zengin ediyorsunuz. Böyle bir peşkeş çekiyorsunuz. Ve bunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti hukuk açısından uygun olabilir. Ama bunu İslami eteklik açısından veya hatta dünya üzerindeki mevcut sistemin etekli açısından baktığımızda doğru değil. Ama dünya hırsı insanı bu noktaya getirir. Bu noktaya getirir. Her şeyi kendine cahiz gösterir. Her şeyi kendine helal gösterir. Bütün işleri o yapmalı. Bütün ihaleleri o kapmalı. Bütün paraya o sahip olmalı. Nerede bir rant varsa onu o elde etmeli. Harislik böyle bir şeydir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden helalı haramlaştırır.

Haramı da helallaştırır haris olan kimseler. Nasıl helalı haramlaştırır? Ticaret yapıyordur. Kendince helal dair edilir. Ticaret yaparken içine haram karıştırır. Helalı haramlaştırır. Allah muhafaza eylesin. o al hayvanları aslana dediler ki kadın erkek nice yüz binlerce kişi neden oldu da zamana menfaatlerinden mahrum kaldılar? Onlar normalde bu kadar haris olmalarına rağmen bir kısmı bu zamanında kendi zamanlarındaki menfaatlerinden uzak durdular. onların harislikleri, onların böyle doymak bilmeyen nefisleri, o doymak bilmeyen onların o istek varusularının hepsi de cevap bulmadı. Dünyanın başlangıcından beri yüz binlerce kavim ejderha gibi ağız açmışlar. O bilgili idrakli kavimle hileler düzmüşler.

Tedbirlerde bulunmuşlardır. Öyle tedbirler ki o tedbirlerle bağ, dağ bile ta dibinden kopar yerinden ayrılırdı. Allah onların hile ve tedbirlerini o tedbirler yüzünden dağların tepeleri bile oynar, yıkılır, dümdüz olurdu diye öğüdü. Bakın tarih boyunca bütün kavimler o harisliklerinden, dünyaya olan harisliklerinden dolayı. Ejderha gibi ağızlarını açtılar. Ne peygamber tanıdılar, ne veli tanıdılar, ne evliya tanıdılar, ne sûfî tanıdılar. Ne Allah yolu tanıdılar, ne Kur’ân tanıdılar, ne sünnet tanıdılar, ne peygamberlerin hikmetini ve yolunu tanıdılar. Ve ağızlarını açtılar. Onlar bütün ellerinden gelen zulümlüğü, bütün ellerinden gelen haksızlığı, uğursuzluğu, arsızlığı yerine getirir. Ellerinden geleni artlarına koymadılar.

O kadar zulmettiler, o kadar arsızlık yaptılar ki peygamberleri dahi şehit ettiler. O Ben-i İsrail Yahudileri hep peygamberleri katlettiler, öldürdüler, şehit ettiler hepsinden. Ve Nemrut’un hayatına bakın. Nemrut İbrâhîm Aleyhisselâma savaş açtı. Ve o kadar çok o kadar çok odunlar toplattı, çalılar, ateşler yaktırdı. İbrahim a.s. içine attı. Bunun sebebi dünyaya olan harisindendi. Dünya olan sevgisindendi. Onun ilahlık sevgisiydi. O ilahlık, o tanrılık taslamak için ne hileler yaptılar. Neler yapmadılar ki kendisini göklere çıkarmaya mı çalışmadı o Nemrut? Halkın önünde kendisini uçuracak hallere mi sokmaya çalışmadı? rivayet edilir ki, Hussisi kuşlar beslediler. O kuşlara ete böyle aşina ettiler.

Ve bir sopanın önüne eti gösterdi onlara, baktı, dağların üzerine çıkarttırdı kendini. Böyle bir taput gibi, sandal gibi bir şey yaptırdı. Ve o kuşlarla beraber gökyüzüne çıkmaya çalıştı Nemrut. Halkın önünde yapmak istedi bunu. Kendisine bir ilahlık taslatmak için yaptı. Bu böyle ilahlık taslaması. Ve Nemrut’tan yıllar sonra Firavun da böyle yapmaya kalktı. O yüzden bakın o Firavunlaşan, o Nemrutlaşan insanlar her türlü melaneti işleyip, halkın gözünü boyayıp, halkın önünde kendi ilahlıklarını ispat etme yoluna girdiler. Aynı şekilde Hz.


Peygamberlere Tuzaklar ve Muhafaza

Muhammed Mustafâ’ya dainiyemediler mi? O Ebû Leheb neler yaptı? Öyle değil mi? O Ebû Cehil neler yaptı? Ve o müşrikler Hazret-i Muhammed Mustafâ’ya neler yaptılar? Neden? Onların dünyaya olan harisliklerinden, dünya hırslarından, onların ilahlık düşüncelerinden dolayı her şeyi, ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Ve bu dünyaya hariç olan, bu makama mevkiye hariç olan, makam ve mevki için insanların yapmadığı, çok afedersiniz, rezillik kalmadı dünya üzerinde. Ve o av hayvanları, bunları örnekliyorlar aslanın önüne. Diyorlar ki onlar o kadar şeyler yaptılar, o kadar zulümler yaptılar, o kadar şeyler yapmalarına rağmen ama sonuç olarak ellerinde bir şey kalmadı. aslana diyorlar ki, sen de bu kadar dünyaya haris olma, bizi avlama, çalışma, biz her gün senin yiyeceğini önüne getirelim.

Bak bu harisler tarih boyunca ne kadar zulümler yaptılar, ne kadar hainlikler yaptılar, sonunda ellerinde bir şey kalmadı. Nemrut ölürken elinde bir şey yoktu. Firavun ölürken elinde bir şey yoktu, elinde kalan zalimlikleri kaldı. Firavun nerede öldü? Mûsâ Aleyhisselâm’ı öldürmek için peşinden giderken denizin içerisinde askerleriyle beraber boğuldu kaldı. Nemrut ne oldu? Nemrut’un kafasına küçücük bir böcek girdi, bir sinek girdi, kendi kafasına balyoz vurdura vurdura, çekiş vurdura vurdura öldü. Sonuçta dünyaya onlar hakim olamadılar. dağları yerinden oynatabilecek halde kendilerini gördüler ama sonuçları hüsran oldu. Şimdi de bu İbrâhîm Sûresi ayet 46’da geçer. Gerçekten onlar düzenlerini kurmuşlardı halbuki dağları oynatacak güçte olsa bile onların bu düzenleri hep Allah’ın elindeydi. onlar ne kadar çok yoruldu? o düzenleri hep Allah’ın elindeydi. onlar ne kadar düzen kurarlarsa kursunlar, ne kadar böyle kendilerini dev aynalarında görürlerse görsünler, düzen Allah’ın elinde.

Onlar sana ne kadar kötülük yapmak isteselerdi, ne kadar sana tuzak kursalardı ve seni o tuzağın içerisinde düşürmek için çalışsalar da Allah seni uyarırsa, Allah sana sahip çıkarsa, Allah senin kalbine feraset verirse, Allah senin kalbine ilham verirse, Allah senin kalbine zikrullâh nuruyla nurlandırırsa, Cenâb-ı Hakk seni kurda kuşa, böğürtü böceğe yem etmez. Cenâb-ı Hakk seni firavunla nemruta yem etmez. Cenâb-ı Hakk İbrahim’ini ateşin içerisinden nasıl kurtardıysa seni de nemrutların ateşinden kurtarır. Ve Cenâb-ı Hakk nasıl Hazret-i Muhammed Mustafâ’yı Ebû Leheb’den, Ebû Cehil’den, Utbe’den, Şeybe’den kurtardıysa ve hepsini hendek kuyularına, kuyularını kendilerine mezar ettiyse, zamanın Utbe’lerine de, Şeybe’lerine de, Ebû Cehil’lerine de Cenâb-ı Hakk hendek kuyularını mezar edecektir.

O yüzden bu tarih boyunca bu zalimler, bu firavunluklar hep Müslümanların başına çorap örmeye kalkmışlar. Hep Müslümanları kahriperişan etmek için, Müslümanları rezil etmek için uğraşmışlar. İsa Aleyhisselâm’ın yanındaki havar-ı day o günün zalim Yahudileriyle iş birliği yapmış. İsa Aleyhisselâm’ı katletmeleri, öldürmeleri için. Ama Cenâb-ı Hakk İsa Aleyhisselâm’ı da korumuş. Cenâb-ı Hakk bu müşriklerin, bu rezillerin tuzaklarını kendi başlarına makus eylemiş ve İslâm sonuçta hakim olmuş. Ve İslâm’ı Cenâb-ı Hakk korumuş, muhafaz etmiş. Bütün peygamberlerini koruyup muhafaz etti gibi dinini de korumuş, muhafaz etmiş. Ve nasıl Kur’ân’ı biz indirdik, onu koruyucusu da biz diyorsa Cenâb-ı Hakk yine Kur’ân’ı da koruyacak olan, Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın sünneti senisin ayakta tutacak olan da Allah.

Muhakkak Cenâb-ı Hakk her dönemde, her zaman Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapışan, Kur’ân ve sünneti seven, Kur’ân ve sünnete aşık olan, Kur’ân ve sünnetin peşine düşen, Kur’ân ve sünnetin yaşanması için ve yaşatılması için mücadele eden şahıs ve topluluklar oluşturacaktır. Rabbim dinini muhkim edecek ve nurunu tamamlayacaktır. O düzenbazlar, o hilebazlar, o zalimler, o Nemrutvari insanlar, o Firavunvari insanlar, o Ebu Cehilvari insanlar, her dönemde olduğu gibi bu dönemde de olacak. Onlar da Müslümanların birer imtihanı olacak, müminlerin birer imtihanı olacak, evliyaların velilerinin birer imtihanı olacak. Onlar imtihanı olacak ama Allah nurunu tamamlayacak. O yüzden onlar düzen kuracaklar, Cenâb-ı Hakk onların düzenlerini kendi başlarına geçirecek.

Onlar düzen kuracaklar, Cenâb-ı Hakk onların düzenlerini bozduracak, düzenlerini yıktıracak. Ha burada bizim yapmamız gereken, ümmet-i Muhammed’in yapması gereken Kur’ân ve sünneti sımsıkı yapışıp, Kur’ân ve sünneti yaşama ve yaşatma mücadelesine devam etmesi bu mücadele ederken, dili sürçmesin, kalbi sürçmesin, ayağı sürçmesin, eli sürçmesin, gözü sürçmesin, kendisini koruma muhafaza altına alıp, hayatına devam etmesidir.


Hadîs İnkârcılığı Tehlikesi

Tuzaklardan korumak, kendini her türlü tuzaktan muhafaza etmeye çalışıp, Allah’a yaslanıp, Allah’a dayanıp, Allah’a güvenip, Allah’ı çokça zikredip, Allah’a çokça ibadet edip, Allah’a çokça muhabbet besleyerekten nefsin heva ve hevesin iki ayaklı şeytanların tuzaklarına düşmemektir. O yüzden küffar maksadına nail olmak için, gavurcuklar, müşrikler, münafıklar maksadlarına nail olmak için, her türlü hileyi, her türlü desiseyi, her türlü oyunları, her türlü tuzakları kuracaklar, hatta dağları yerinden koparacak, dağları yerinden oynatacak tuzakları da yapacak olsalar da sonuç Allah’a aittir, sonuç kudret ve kuvveti elinde tutan Rabbime aittir. Cenâb-ı Hakk müsaade ederse olacak, Cenâb-ı Hakk müsaade etmezse olmayacak.

Hazret-i Peygamber’in, Hazret-i Abbâs’ın oğlu Abdullah’a tavsiyesi muhteşemdir. Bütün insanlar sana zarar vermek için toplansalar, Allah müsaade etmedikçe hiç kimse sana zarar veremez. Bütün insanlar sana iyilik yapmak isteseler, Allah müsaade etmedikçe sana hiç kimse iyilik yapamaz. O yüzden, اِيَّا كَنَ عَبَدُ وَاِيَّا كَنَ اَسْتَعِيمُ Ancak Allah’a ibadet eder, ancak Allah’tan yardım dileriz. Tuzak kurucuların tuzağından Allah’a sığınırız. Tuzak kurucuların tuzaklarına düşmemekten Allah’a yapışırız. Tuzak kurucuların tuzağını bertaraf etmek için Allah’a sımsıkı yapışır, Allah’tan yardım dileriz. Ve tarih boyunca da bu böyle olmuştur. Bize düşen Cenâb-ı Hakk’ın Kur’ân ve Sünnetine sımsıkı yapışmak, Allah’a yaslanmak, Allah’a dayanmaktır.

Müşrikler, kafirler, din düşmanları, Kur’ân ve Sünnet düşmanları. Bakın, bugün şimdi Hadis-i Şeriflere düşman bir nesil yetişiyor. Sünnet-i Seniyye’ye düşman bir nesil yetişiyor. Biz Sünnet-i Seniyye’yi, Hadis-i Şerifleri öne koydukça bize düşmanlık yapıyorlar. Bize tuzak kurmaya çalışıyorlar. Sebebi şu, biz Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışmaya çalışıyoruz. Bize sadece Kur’ân yeter deyip de Hadis-i Şerifleri ve Sünnet-i Seniyye’yi reddeden değiliz. Bakın, buradan bütün Ümmet-i Muhammed’e uyarıyorum. Kıymetli kardeşler, kıymetli dostlar, zamanın en büyük tehlikesi Hadisleri ve Sünnetleri terk etmek ve reddetmektir. Bu tehlikeyi görelim. Çocuklarımıza Hadisleri ve Sünnetleri terk etme öğretimini vermeyelim.

Can, hıraç bunun çalışmasını yapıyorlar. İmam hatiplerde, ilahiyatlarda, değişik menfezlerde, Avrupa’da bilhassa Amerika’da peygambersiz bir Kur’ân, peygambersiz bir İslâm dizayn etmeye çalışıyorlar. Eğer peygambersiz bir Kur’ân, peygambersiz bir İslâm’ı dizayn ederlerse, orta yerde İslâm diye bir şey bırakmamayı planlıyorlar. O yüzden Hadislerin üzerinde algı operasyonları yapıyorlar. Sünnet-i Seniyye’nin üzerinde algı operasyonu yapıyorlar. Hadislerle alay eden din alimleri var. Hadislerle alay eden profesörlerimiz var ilahiyatlarda. Hadislerle alay eden tefsircilerimiz var artık. Bakın, bunu 200 yıl önce, 300 yıl önce düşünmek mümkün değildi. Ve bunun tohumları 200 yıl önce, 300 yıl önce Avrupa’da atıldı.

Masonlı hocalarında atıldı. Degcal’ın kurmuş olduğu Masonlı hocalarında bunların tohumları atıldı. Bakın, bu Masonlı hocalarında yetişmiş, bu Masonlı hocalarında iç içe büyümüş olan o dindarmış gibi görünen, sanki İslâm dünyasında yenilik yapıp, sanki Müslümanlar yeniden yenilenecek, yükselecekmiş heva ve hevesine kapılan, bizdenmiş gibi görünen dindarlarla bunu içimize soktular. Şimdi artık 14 yaşında, 15 yaşında, 20 yaşında, 30 yaşında, 40 yaşında bir kimse Hadîs inkarcısı oldu. Ve sünnet-i Seniyye’lerle alay edilir hale geldi. Bizim içimizdeki kimseler bu tuzağa düştüler ne yazık ki. ilahiyattaki kimseler Hadisleri inkar ederekten, Hadislerle alay ederekten, sünnet-i Seniyye ile alay ederekten, Hadisleri ve sünnet-i Seniyye’ye sıkı sıkı sarılanları ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeye başladılar.

Öyle davranıyorlar. Biz sünnet-i Seniyye’ye önde tutuyoruz, sünnet-i Seniyye’ye sıkı sıkı bağlanıyoruz diye bizim de üzerimizde tuzak kurmaya, bizim de üzerimizde algı operasyonlar yapmaya çalışıyorlar.


Allah’ın Takdiri ve 956. Beyit

İşte onlar ne yaparlarsa yapsınlar, onlar bütün silahlarıyla, teşhisatlarıyla maddi, manevi, askeri, siyasi, kültürel, dini, imani Müslümanlara saldırsalar dahi Allah yeniden bu ümmeti Muhammed’e diriliş nasip edecek ve yeniden bu ümmeti Muhammed’e kafirler istese de istemese de, müşrikler istese de istemese de, münafıklar istese de istemese de, hadîs inkarcısı bu zalimler, bu cahiller istese de istemese de Cenâb-ı Hakk nurunu tamamlayacak. Kur’ân ve sünnete sımsıkı yaşayanlar bütün dünyaya nizam verecekler inşallah. O yüzden korkumuz yok, o yüzden yeisimiz yok, o yüzden çekintimiz yok, o yüzden imanımızın verdiği, imanımızın verdiği aşkla, muhabbetle, kuvvetle Allah Allah nidarlarıyla Kur’ân ve sünneti yaşama ve yaşatma mücadelesine devam edeceğiz.

Bütün kafirler, bütün müşrikler, bütün batı kafalar, bütün Deccal kafalılar, bütün Deccal kafalılar toplansalar Allah’ın nurunu söndüremeyecekler. Bütün bunların hepsi de toplansalar, Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın hadislerini ve sünneti senesini yok edemeyecekler. Son sûfî nefesini verinceye kadar, son Allah diyen nefesini verinceye kadar Kur’ân ve sünnet mücadelesi devam edecek, Kur’ân ve sünnet mücadelesine devam edeceğiz. Ve Allah’ı zikrederekten devam edeceğiz. Allah Allah nidarlarıyla devam edeceğiz. Korkumuz da yok, reisimiz de yok, şüphemiz de yok. Geri adım atma noktasında da değiliz. Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapışıp, Kur’ân ve sünneti yaşama ve yaşatma mücadelesine devam edeceğiz inşallah.

O yüzden kıymetli dostlar, biz Kur’ân ve sünneti yaşıyoruz derken, Kur’ân ve sünneti yaşayacağız derken, yeryüzünde kibirlenerekten, böbürlenerekten yürümek yok, yeryüzünde diğer insanlara tepeden bakmak yok, Kur’ân ve sünnet ahlakıyla sımsıkı yapışıp devam edeceğiz inşallah. Ve bunca tedbirlere rağmen o avlanmalarından, o çalışmalarından ezelde verilen kısmetten başka bir şey yüz göstermedi. Bu dünyaya hariç olanlar ne yaparlarsa yapsınlar, sonuçta Allah’ın takdiri neyse, Allah’ın istediği neyse oldu. Ben bu beytleri biraz daha manevi yormaya çalışıyorum. Hakkınızı helal edin. manevi bakıyorum ben. Ben bunu bir dünya olarak görmüyorum. Dünya hırsı olarak görmüyorum. Ben bunu ümmet-i Muhammed’in Kur’ân ve sünnet dairesinde çalışması, gayret etmesi yolunda olarak bakıyorum.

Kıymetli dostlar, bütün peygamberler Allah’ın vermiş olduğu bu yolu devam ettiler. Kıymetli dostlar, bu soru sorulan telefona tekrar tekrar söylüyorum, aramayın diye. Lütfen. Evet, bütün bu Allah dostları, bu veliler, bu Müslümanlar, bu müminler tarih boyunca Âdem’den beri Allah için Allah yolunda çalıştılar, gayret ettiler. Cihat ettiler, mücadele ettiler. Kâfirler, müşrikler, münafıklar, Müslümanlara her daim eziyet etmek için onlara savaş açtılar. Onlar şöyle düşünmediler. Biz bir tedbir almayalım, biz çalışmayalım, biz kenarda oturalım, Allah’ın takdiri neyse olur. Bunu yapmadılar. Ben bu meslemi’deki bu beyitleri biraz manevi yorumlamaya çalışıyorum. bunlar dünya ile alakalı görmüyorum bunları.

Bunları ben din yolunda mücadele etme, Allah yolunda cihâd etme olarak görüyorum. Ve hiçbir peygamber Allah’ın takdiri neyse olur deyip de gayret etmemek, mücadele etmeme noktasında durmadılar. Allah yolunda cihâd ettiler, Allah yolunda çalıştılar, Allah yolunda can verdiler, can aldılar. Allah bizi o cihâd şuuruyla yaşayan kullarından eylesin inşallah. Hepsi tedbirlerden daha ciz kaldılar. Çalışmadan da ortada Allah’ın işi ve hükümleri kaldı. Sonuç olarak kim ne yaparsa yapsın, ne oldu? Allah’ın takdiri, Allah’ın isteği neyse sonuçta oldu. Ve Cenâb-ı Hakk onca müşriyin, kafirin, mürtedin galayana gelmesine rağmen Bedir’de, Hendek’te, Uhud’da Müslümanları bir ve beraber edip İslâm’ı galip eyledi.

Malazgirt’te İslâm’ı galip eyledi. İstanbul’un fethinde ve nice fetihlerde İslâm’ı galip eyledi. Allah bizi o galip olan kullarından eylesin inşallah. Adı, sanı, belli kişi kazanmayı ve addan başka bir şey bilme. Ey kurnaz ve hilekar adam! Çalışmayı bir vehimden başka bir şey sanma dedi. O av hayvanları.


İlk Sorular: Rüyâ ve Marifetnâme

Yani kazanmakla namsalan kimse bu dünya olarak baktığımızda kazancı kuru bir gösterişten başka bir şey değildir. O hilekarla, hilecilikle dünya malı elde edenler bir isimden bir attan başka bir şey, bir kuruntudan başka bir şey değildir. Oysa Cenâb-ı Hakk Âyet-i Kerîme’sinde, ”Yeryüzünde kibirlenerekten yürüme, şüphesiz ki sen ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.” demiş. O yüzden malınızla, mülkünüzle, kazandığınız namınızla, şanınızla, şöhretinizle bir şey elde edemezsiniz. Bir şey de yapamazsınız ama Allah yolunda çalışır, Allah yolunda gayret eder, Allah yolunda mücadele ederseniz Allah’a dost olursunuz. Önemli olan ebedi hayattır. Allah’a dost olmaktır. Allah’a dost olmak yolunda çalışın, gayret edin.

Peygamberlerin mesleği buydu, asıl mesleği. Velilerin asıl mesleği budur. Onlar Allah’a dost olma yolunda çalışırlar, gayret ederler. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Önümüzdeki hafta Allah’a izin verirse inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz. Yine bir konu başlığında devam edeceğiz. Konu başlığında ne olacak inşallah Azrâîl’in birisine bakması, onun da Süleymân Aleyhisselâm’ın sarayına kaçması, tevekkülün çalışmadan üstün olduğu ve çalışmadaki faydaların azlığı konu başlığımız bu. Allah izin verirse buradan inşallah devam edeceğiz. Burası da 60, 59, 58, 57, 56. Zannede durum 956. Yine de hata edersek Allah bizi affetsin inşallah. Ama konu başlığımız belli, Azrâîl’in birisine bakması, onun da Süleymân Aleyhisselâm’ın sarayına kaçması.

Konu başlığımız 955, evet 956’dan devam edeceğiz inşallah. Şimdi sorularınıza geçeceğiz inşallah. Allah izin verirse. Arkadaş defallarca söylüyoruz herhalde unutuluyor ve hatta yanlış anlaşılıyor. Bu soru numarasını hakkınızı helal edin. Böyle cuma mesajları, fotoğraflar veya görüntülü aramalar ve hatta böyle video göndermek yapmayın. Burası sadece soru sormak için. Hakkınızı helal edin inşallah. Bir kardeş ders almak istiyorum demiş. Tanıyanım kardeşimizi kendisini tanıtmamış, söylememiş şuradan arıyorum, buradan arıyorum diye. İnşallah. Hakkınızı helal edin. Beni aff buyurun ama ben garip rüyalar görüyorum. Beş altı ay önce rüyamda bir yere gidiyorum. Bir anda o yerden hemen kendimi banyonun içinde buluyorum.

Ve bir anda kulezetin içinden necaset taşlığını görüyorum. Bu bir ay boyunca devam etti beni çok etkilemişti. Tövbe edelim biraz inşallah. Selam kardeşim tövbe et. Abim tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder. Cenâb-ı Hakk affı mağfret eder. Allah’ı mahvetsin inşallah. Bir kardeş selamünaleyküm demiş ve aleykümselam. Buraya Facebook yapmış ama bizim Facebook’umuz yok. Kardeş selamünaleyküm nasılsınız inşallah iyi isenizdir. Siz rüya yorar mısınız demiş. Cenâb-ı Hakk fırsat verirse, müsaade ederse yormaya çalışırız. Selamünaleyküm dün gece Mustafa Hoca’yı rüyamda gördüm. Bir gezintideydik bağlanmam gerekir mi? Allah iyilsin inşallah. Rüyanızı tam olarak yazın. Selamünaleyküm ben ticaret yapıyorum. 200 sene önce bir akrabama bir iş yapmıştım.

Ve ücretin çok küçük bir kısmını verdi. Parası da var ne yapmalıyım alacağını isteyeceksin canım kardeşim. Rüyada Mustafa Hoca’yı benim saçımı keserken gördüm. Ben saçımı keserken kaçtım. Geri bakınca 3 siyah çüpel adamdan biri Mustafa Hoca olduğunu gördüm. Rüyanın tevhili mümkün müdür? Mümkündür. Kaçacak bir yer yok. Rüyamda değil mi? Erzurumlu İbrâhîm Hakkı Hazretleri’nin Marifetnâme isimli eserini okurken aklım çok karıştı. Kitapta güneşin en büyük küre olduğundan, meleklerin güneşi elmas bir arabaya koyup batıya, doğuya çekip götürdüğünden, ayın karanlık kısımlarına meleklerin kılıf geçirdiğinden bahsetmiş. Ama bugün karıştırmaları göre gece gündüz döngüsü güneşin değil dünyanın hareketleriyle oluştuğu, güneşten daha büyük yıldızların olduğu ve ayın karanlık yüzünün güneş görmediği bilinmekte, bunun gibi günümüz bilgilerine uymayan bir sürü şey var kitapta.

Bunları nasıl anlamalıyız? Biz kardeşlerimize Erzurumlu İbrâhîm Hakkı Hazretleri’nin Marifetnâme isini tavsiye etmiyoruz pek. En azından oradaki bu tip mevzuları tavsiye etmiyoruz. O yüzden o gün için o veliler, o evliyalar böyle rüyalar veya böyle haller görmüş olabilirler. Mümkündür böyle şeyler. O günkü insanlara anlatılabilecek şeylerdir. Ama ilmin geldiği noktada bunların tabi eski anlatılanların doğru olmadığı demeyelim de uygun düşmediği meydanda. O yüzden biz kardeşlerimize genellikle okuması gerektiği kitaplarla alakalı Kur’ân ve Sünnet’i tavsiye ediyoruz. O yüzden Kur’ân’ın Sünnet’i din bu, imamların iştahadını okumaya gayret etsinler. Böyle olunca zaman zaman böyle ilim-din çatışması varmış gibi görünüyor. bir veli zatın bundan çok yıllar önce bu astronomi ile alakalı veya fiziki kanunlarla alakalı yazmış olduğu şeylerin bugün geçerliliğinin olmadığını görünce sanki din-ilim çatışması varmış gibi oluyor.

Oysa bunlara bakmasak, biz direkt dinimizi öğreneceksek, Kur’ân ve Sünnet’e, imamların iştahadına bakarak öğrensek ve pozitif ilim ile alakalı, bugünün çağın pozitif ilmini öğrensek bu meselenin daha iyi anlaşılacağına inanıyoruz.


Korona Pandemi Değerlendirmesi

Selamun aleyküm. Ufak görünen bir virüs bütün dünyanın düzenini bozdu ve ders alıp daha çok manevi olan değerlerimize sarılmamız gerekirken, her yeri kapatıp bizi manaviyattan daha çok uzaklaştırdılar. Virüsün gidişatına kapitalist sistem karar veriyor. Bu süreçten çıkarılması gereken dersler nelerdir? Bundan sonraki süreçte Müslümanlara daha sıkıntılı günler mi bekliyor tavsiyeleriniz nelerdir? Malum bütün dünyayı kastı kavurdu veya virüs korkusu dünyayı kastı kavurdu. Öyle söyleyelim. Tabii devletler kendilerince, kendi imkanlarınca önlem almaya çalışıyorlar. Bulaşıcı bir hastalık. Bu bulaşıcı hastalığı yakalananlar, ölümcül bir bulaşıcı hastalık. Bunu böyle itibar etmemek, bunu hafife almak da doğru değil.

Bazı arkadaşlar var, kardeşlerimiz var. Ne yazık ki korona oldular. Onlar da bu bulaşıcı hastalığın etkisinde bir hayli sıkıntılı günler yaşadılar. Hala da şu anda yaşayan kardeşlerimiz var. Allah onlara tez zamanda hayırlı şifalar nasip eylesin inşallah. Bu böyle itibar edilmeyecek, kıymet verilmeyecek, önemsenmeyecek bir hastalık değil. Bu bulaşıcı bir hastalık. O yüzden bu meselede herkesin kendine dikkat etmesi, kendini muhafaza etmesi, kendini koruması, aynı zamanda etrafına da bu konuda gerekli tedbirlere alınmasına yardımcı olması lazım. Öyle toplanamıyoruz, evet toplanamıyoruz. Evet şeyler, eğlenceleri açık, plajlar açık bütün yaz boyunca. Barlar, diskolar açık. bu acı bir şey. barlarda, diskolarda, eğlence merkezlerinde sanki koronavirüs yokmuş da camilerde Allah’ı zikir yapılan yerlerde varmış gibi bir algı oluştu.

Ne yazık ki böyle oldu. camiler kapalı iken eğlence yerlerinde, plajlarda ne maske, ne mesafe hiçbir şeye itibar etmediler. Ne bileyim ne restoranlarda, ne alışveriş merkezlerinde virüsle alakalı hemen hemen hiçbir yasağa uymadılar. E şimdi bütün Türkiye virüsle daha büyük bir sıkıntının içerisine düştü. Turizmle alakalı belki de lazımdı. Madem böyle olacaktı, buradan da böyle bunu söylemeden geçemeyeceğiz. Ama o zaman herkesi serbest etselerdi. Millet denize gidenler serbest oldu, camiye gidenler serbest olmadı. Eğlence yerlerine gitmek serbest oldu. Vakıflara serbest olmadı. işte her türlü eğlence merkezi serbest oldu ama hiçbir ibadet merkezi serbest olmadı. Müslümanlara sıkıntılı günler herkese var ama biz de kendi kendimizle sınıyoruz. ne kadar disiplinliyiz, ne kadar virdimize yolumuza sahibiz, ne kadar virdimize yolumuza disiplinli bir şekilde sımsıkı sarılıyoruz.

Müslümanlar da Ümmet-i Muhammed de bunun imtihanını veriyor. Rabbim hayır versin inşallah cümlemize. Allah Allah. Merhaba, Bursa’dan yazıyorum. Mustafa Hoca ile görüşme imkanım olabilir mi? Ben Hoca değilim ama görüşüyorsunuz zaten şu anda. Selamun aleyküm. Misafirin ev sahibini bıtırmadan kalma süresi ne kadardır? Malum eğer yatılıysa misafirlik üç gündür. Dördüncü gün ev sahibinin sadakası olur. Üç gün o kimse Allah’ın misafiridir. Üç günden sonra ev sahibinin sadakası hükmünde olur. Allah hayırlısını eylesin inşallah. Ama böyle bir ev ziyaretlerinde çok uzun oturmamakta fayda var. ev halkını düşünmek. bir ev ziyaretine gitti. Gece saat ikiler üçlere kadar oturulması çok hoş değil. Ertuğrul işe gidecektir.

O ne bileyim çalışmaya gidecektir. Herkesin işi var gücü var. Şimdi oturmaya geldiyse kadınlar çok uzun oturulmasının anlamı yok. Kadın ve kocası gelecek yemek yapacak evini temizliği yapacak çocuklar ile ilgilenecek. O yüzden bıktırmadan tatlı tatlı kısa ziyaretlerle misafirliği yaşaması lazım insanlar. Selamün aleyküm hayırlı geceler ve aleyküm selam. Selamün aleyküm samimiyet nedir? Keşif üzerindeki haller nelerdir? bu insanın Allah’a karşı olan samimiyeti olarak düşünürsek Allah’a samimi bir kul olma. böyle bir gösterişten uzak, kibirlilikten uzak, her türlü Cenab-ı Hakk’ın sevmediği huy ve ahlaklardan uzak. Sadece ve sadece Allah’a kul olmak için gayret etme, mücadele etme. Bu Allah’a karşı olan samimiyet.

Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine karşı samimiyet.


Samimiyet, Edep ve Siyâset

Sadece onun sünnet seneyesini yaşamak. Yine onu bir beklenti olmaksızın, bir gösteriş olmaksızın, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine karşı samimi davranmak. Etrafından karşı olan samimiyete etrafından hiçbir şey beklemeden, hiçbir şey ummadan onlara sadece samimi bir şekilde sevgide bulunmak. Onlar olan ilişkilerinde böyle dünyevi hiçbir şey düşünmeden Allah için onları sevmek. Edep nedir? Edep haramlardan uzak durmaktır. Birinci derecesi. biz şimdi edep dediğimizde biz böyle değişik ince hareketleri aklımıza getiriyoruz. Öbür taraftan haramlar işliyoruz. edep ince ahlaktır. Ama ince ahlakın başlangıcı haramlardan uzak durmaktır. O yüzden biz önce haramlardan uzak duralım. Biz sonra Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın ahlakıyla ahlaklanmaya gayret edelim.

Edep o. Selamünaleyküm. Koronamız ne zaman bitecek? bu koronanın yakın zamanda biteceğini tahmin etmiyorum. Çünkü bu korona bitse dahi diğer koronaları devreye girecek. Herhalde tahmini söylüyorum bunu. Pandeminin birisi biterken birisi başlayacakmış gibi geliyor bana. Bizi alıştırıyorlar şimdi pandemiye. Daha ağır pandemilere doğru götürecekler belki de. Dünyayı böyle bir kaosik bir noktaya götürmek isteyen bu güçler pandemide denemeler yapıyorlar. Tabiri caizse devleti yöneten kesimlere ders vermeye çalışıyorlar. İnsanlara ders veriyorlar. Bu pandemiyi yöneten bu deccalist sistem kendince kendisini muhafaza ediyor zaten. siz mesela bu deccalist sistemle beraber çalışan kimselere yaklaşamazsınız bile.

Onlarla görüşemezsiniz bile. O yüzden o normalde ben pandeminin çabucak biteceğine inananlardan değilim. Allah hayır versin inşallah öyle söylerim. Selamünaleyküm. Çok uyuyorum. Bizim için dua eder misiniz? Cenab-ı Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri az uyumayı, az yemeği, az konuşmayı tavsiye etti. Az yerseniz az uyursunuz. Çok zikrederseniz az uyursunuz. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Adım Hakan ve Almanya’da yaşıyorum. Numarayı tavsiye üzeri aldım. Siyasete 5 yıl önce atılalı ailemden oldum. Rızkım kapandı ve kendimi öldürme düşünceleri bile kafamdan geçti. Bu konuda nerede hata yapıyorum? Bu gidişata daha kötü günahlar itiliyorum. Bana tavsiyelerde bulunabilir misiniz?

Bana büyü sihir yapanların kim olduğunu bilmesem de tek isteğim ailemi artık bu durumdan kurtarmak onlara da neden oldum. Bedîzüzamân Saîd-i Nursî Hazretleri’nin meşhur sözü vardır ya, bunu Nurcuları ve bugün Nurcuları ve benim tanıdığım Nurcuları dairenin dışında tutarak söylüyorum. siyasetin şerrinden Allah’a sınırım demiş ya. Çünkü siyâset vardır. Kur’ân Sünnet dairesinde Allah’ın rızası için yapılır. Bu doğru siyasettir. Buna hiç kimsenin söyleyecek sözü yoktur. Ama dünya üzerinde böyle siyasete yer yok şu anda. Açık bir şey bu. O yüzden herkes benim siyasete karşı bir tavır olduğumu düşünür. Ben siyasete karşı bir kimse değilim. Ben Kur’ân ve Sünnetin dışındaki siyasete karşıyım. Eğer siyâset Kur’ân ve Sünnet dairesinde düzleminde olacaksa o zaman söyleyecek bir laf yok.

Öyle bir şey olunca da örneğin siz fuhuşa evet diyebilir misiniz? Siz kumara evet diyebilir misiniz? Siz içkiye evet diyebilir misiniz? Siz faize evet diyebilir misiniz? Siz haramlara evet diyebilir misiniz? Siz Allah’ın hükmünün dışındaki bir hükme evet diyebilir misiniz? Diyemezsiniz. siyâset Kur’ân ve Sünnet minvali üzerinde, Kur’ân ve Sünnet dairesi üzerinde olursa biz o siyaseti ayakta alkışlarız. Ve evet gerçekten de lazım olan bir şey o. Ama bugün dünya üzerinde böyle bir siyâset ve böyle bir siyasetin örneği yok. O yüzden dünya üzerinde siyâset dediğinizde dünyanın belli güç odaklarına hizmet çıkıyor ortaya. belli bir güç odakları var dünya üzerinde. Siz o güç odaklarının piyonu gibi oluyorsunuz.

Dünya üzerindeki siyâset bu. Kimisini sağcı ediyorlar, kimisini solcu ediyorlar, kimisini islamcı ediyorlar, kimisini İslâm düşman ediyorlar, kimisini şucu yapıyorlar, kimisini bucu yapıyorlar. Onu ocu yapıp bunu bucu yapıp birbirleriyle dövüştürüp dünyayı idare eden o deccalist sistem ortadan payını alıyor. Yoksa o deccalist sisteminin dini, dindarlığı yok zaten. Veya dünya üzerindeki o siyasetçi, siyasetle uğraşanların dini, dindarlığı yok. Gösteriş de öyle, görüntü de öyle. O yüzden Kur’ân ve Sünnet düzleminin dışında her ne var ise ondan uzak durun canım kardeşim. Size tavsiyem, nasihatım bu. Bir şeyde Kur’ân ve Sünnet’in disturları, Kur’ân ve Sünnet’in kaideleri yok ise orası şeytaniyettir, orası deccaliyettir, orası nefsaniyettir, orası heva ve hevestir.


Gaybî İlim ve Zulüm-İmtihan

Bu çok keskin bir duruş noktası belki de ama doğru olan budur. Ama eğer Kur’ân ve Sünnet düzleminde olmayan bir şeyden hak, hakikat aramak, Kur’ân ve Sünnet düzleminde olmayan bir şeyden menfaat ummak, bir fayda sağlama çalışmak bence boş bir şey. Allah bizi affetsin inşallah. O yüzden siyasete bakış açımız bu. Allah’ım kurtarsın, Cenâb-ı Hakk muhafaza eylesin. Kur’ân ve Sünnet’e sık sık yapışanlardan eylesin canım kardeşim seni. Cenâb-ı Hakk inşallah. Selamun aleyküm. Kişi dersini iade ettiğinde ya da dersi alındığında dergahta herhangi bir görevi kalır mı? Bir kimsenin dersi alınırsa bu her sûfî topluluğunun kendince bir kaidesi, kendince bir nizamı olabilir. Ama bu söylediğim şey sufilerin içerisinde genel adablardan birisidir.

Mesela bir sûfî topluluğun başındaki üstâd o kimsenin dersini aldıysa onun varsa bir görevi çavuştu, nakipli, nükabbalı her neyse o da görevi de onun alınmış olur. Veya da bir sûfî kardeş dersini iade ediyorsa ben yolumu ayırıyorum bundan sonra siz de yol yürümeyeceğim diyorsa o kimsenin de çavuştuğu, zâkirliği, nakipli, nükabbalığı kalmaz. Bu normalde bu vazifelerden de feragat etmiş sayılır. O yüzden normalde düz bir şekilde hayatına devam eder. Bizim bildiğimiz bu. Doğrusunu Allah bilir inşallah. Normalde, mahallelerde veya orada burada ders yapılacağı zaman, derslerin nasıl yapılacağı, ne edileceği normalde görevli, vazifeli kardeşler bu konuda da bu konuda da bir şey yapar. Bu konuda da bilgililer bunları kardeşlerden öğrenebilirsiniz.

Seyyid bin Saad diyor ki şu iki vakitte gökyüzünün kapıları açılır ve pek az kişinin duası kabul edilmez. Bir ezan okunduğu zaman, iki Allah yolunda saf tutulduğu zaman. Edebu’l-Müfred. Tek geçen bu hadis tek Allah yolunda saf tutulduğu zaman ile ne kas edilmektedir. Savaş meydanı ve aynı zamanda da namaz kılma, mücadeleye gitme, cihade gitme, sohbete gitme, zikrullâh da saf tutma gibi. Bir çocuk hiç çocuk diyorlar. İkinci, üçüncü olunca görürsün diyorlar. Siz ne düşünüyorsunuz? Ben ne düşünüyorum? Ben bir kimsenin, bir ailenin bakabileceği kadar çocuk edinmesini düşünüyorum. O yüzden insanlar bakabilecekleri, ilgilenebilecekleri kadar çocuk edinsinler. Allah herkese eyle evlat nasip eylesin.

Selamun aleyküm. Allah’ın gaybi ilimlerine veya bugün kimsenin onları yaşayabileceğine inanmayan bir grup var. Bunun yanında da bir yolda olsun veya olmasın. Allah’ın nütledip, gaybi olarak algılarının açtığı halk tabiriyle kalp köze açık olan insanlar da var. Yaşayan kesim geçmiştekilerin bunlar anlatılmaz tahasuplarına bakıp suzacak mı? Yoksa eleştiri, hakaret ve iftiraları karşı bu ilimler unutulmasın diye paylaşacak mı? Sünnete göre gaybi ilimlerin aktarılma şekli nasıldır? Ebû Hureyre’den size heybemin önündekinleri anlattım, arkasındakinleri anlatsam Ebû Hureyre kâfir oldu dersiniz. Minoan’daki bahsettiği ilim nasıl paylaşılmalıdır? Bunlar böyle özel sohbetlerde anlatılan, konuşulan şeylerdir.

Muhakkak ki insanların görmüş olduğu rüyalar vardır, haller vardır. O görülen rüyaların hallerin tevhirleri vardır. Muhakkak ki Allah’ın dostları, Allah’ın velileri her daim var olmuştur. Onlarda da bu gaybi ilimler, bu gaybi tecelliyatlar hep olacaktır. İsteseler de istemeseler de bu olacaktır. O yüzden bunların konuşulduğu, bunların yaşandığı, bunların anlatıldığı zamanlarda da bu handikaplar yaşanmış. Bu tip sıkıntılar olmuş. O yüzden bu bugünün sıkıntıları değil. Bu hali yaşayanlar bunları yaşamaya devam edecekler. Yûnus Sûresi, ayet 44. Şurası kesindir ki Allah insanları zerre kadar zulmetmez. Ne var ki insanlar kendi kendilerine zulmetip duruyorlar. Sorum, zulüm yok. Peki imtihanlarla bu isyana götüren mantığı nasıl ayırt edebiliriz?

Allah’ın imtihan kanalıyla birçok kötülüğe, haksızlığa, acıya, zorluğa maruz kalınabiliyor. İmtihan ve zulme uğrama kavramlarına karşı doğru bakışa nasıl yakalanabilir? Bunun doğru bence yakalanabilmesi, bir kimsenin eğer üzerimize bir kimse bize zulme diyorsa, bize kötülük yapıyorsa biz onunla mücadele edeceğiz. Bize düşen vazife bu. Biz haksızlıklara karşı zulme karşı mücadele ederiz. Bu haksızlıkları ve zulmü bu fakir ben imtihan olarak görmem. Derim ki kendimce bu Allah’tan gelen bir lütuf, Allah’tan gelen bir ikrâm. Sebebi şu, ben onunla mücadele ederekten Allah yolunda cihâd edeceğim. Bu bir Allah’ın lütfudur. Bir kimse bana zulmetiyorsa ben o zulümle mücadele edersem Allah yolunda cihâd etmiş olacağım.

Veyahut da Kur’ân ve Sünnet’in hakim olması için ben mücadele edeceğim.


Ahlâksızlığa Karşı Mücâdele

Kur’ân ve Sünnet’i hakim etmek istemeyenlerle mücadele edeceğim. Bu bir cihâd, bu benim için Allah’ın bir lütfu, Allah’ın bir ikramı. O yüzden zulmetmek bir kimseye haksızlığa uğratmaktır. Ben hiç kimseye haksızlığı uğratmamak için gayret edersem, bana haksızlık yapanlarla karşı da mücadele edersem ben o zaman o zulme karşı mücadele etmiş olurum. Mesela var ya bir kimse diyor malını muhafaza etmek için mücadele ederken öldürürse şehit olur. Ben malımı muhafaza etmek için mücadele ederim. Ben malımı yemek isteyen haksız yere, haksız yere benim kazancıma musallat olmak isteyene karşı mücadele ederim. Haksız yere bir kimse bana olan borcunu ödememek istiyorsa ben onunla mücadele ederim ve ben ondan alacağımı almak isterim.

Neden? O bana zulmediyor çünkü. Bunun gibi ve hatta bir kimse zulmediyor bana, bana haksızlık yapıyor. Ben onunla mücadele ederim. Ben o mücadelenin farz olduğunu inanırım. Şimdi eğer korkuyorsa o kimse çekiniyorsa bu bir imtihan canım. Allah belasını versin, Allah muhafaza eylesin. Bu onun korkaklığından, bu onun çekindiğinden dolayı, bu onun mücadele etmediğinden dolayı. Bununki tevekkül değil ve hatta Allah’a vaal etmek değil onunkisi. Değil. Senin gücünüz yetiyorsa haksızlıklara karşı, zulme karşı, adaletsizliklere karşı gücünüz yetiyorsa elinizde, ona da gücünüz yetmiyorsa dilinizde, ona da gücünüz yetmiyorsa kalbim buğuz ederekten önlemeye çalışınız ki bu da imanın en zayıf noktasıdır.

Şimdi senin kapının önünde içki satılıyorsa, senin kapının önünde eşcinseller cirit atıyorsa, senin kapının önünde uyuşturucular cirit atıyorsa sen onunla mücadele edeceksin canım kardeşim. Sen evinde, işinde, aşında, Kur’ân ve Sünnet’i sımsıkı yaşayıp onunla mücadele edeceksin. Sen haksızlığı, uğursuzluğu, adaletsizliğe karşı mücadele edeceksin. Nerede haksızlık, adaletsizlik, hukuksuzluk var ise, nerede ahlaksızlık, namussuzluk, şerefsizlik, haysiyetsizlik var ise onunla mücadele edeceksin. Yoksa bu kötülükler bizi evimizin içinde dahi bulacak. Bakın bu kötülükler bizi evimizin içerisinde dahi bulacak. Bu ülkede fuhuş %1700 artmış. Bu ülkede sadece ve sadece uyuşturucudan tedavi olmak isteyenler %980 mi neydi? rakamlar tam olarak hatırımda olmayabilir, artmış.

Bu ülkede artık eşcinseller sokaklarda çok rahat bir şekilde eşcinselliklerini sergileyebilir, çok rahat bir şekilde yol kenarlarında fuhuş yapıp çok rahat bir şekilde eşcinsel ilişkileri ayyuka çıkarıyorlar. Çok rahat bir şekilde. Ve biz İstanbul Sözleşmesi’nden dolayı bir şey diyemiyoruz. Geçen gün Hürriyet’te haber var. İki eşcinselin evlilikle alakalı videosu var. Biz nereye kadar Allah’ın lanetlediği işlere suskun kalacağız? Kur’ân-ı Kerim bize Lüt aleyhisselamın kavminin yapmış olduğu pislikleri anlatıyor. Ve Lüt aleyhisselamın kavminde o pislikleri yapan kimseler var iken bir rivayette de 18.000 kişi gece namazı kılıyordu. Onlar da Kuru’nun yanında yandılar. Sebep o hadise kutsile gelen haberlere göre o 18.000 kişi gece namazı kılan kişi o eşcinsel ilişkilere yüzlerini dahi buruşturmadılar, ekşitmediler diyor.

Biz şimdi kalkıyoruz zulümle karşı, haksızlığa karşı, adaletsizliğe karşı, Kur’ân ve Sünnet’in haram ettiği fiiliyetlere karşı bir mücadelemiz yok. Böyle bir gayretimiz, böyle bir çabamız yok. Böyle bir düşüncemiz yok. Adamın birisi bir kız çocuğuna musallat oldu, herkes dine hakaret etti. Bu kabul edilebilir bir şey değil, bunu kabul ediyoruz. Hiçbir kimse ne oğlana ne kıza elini uzatmasın. 12 yaşındaki kıza elini uzatmasın. Böyle bir arsızlık, böyle bir edepsizlik, böyle bir şerefsizlik yok. Bunu makul gösterecek, malum gösterecek hiç bir vicdan sahibi de yok. Ama bunu bahane ederekten bütün Müslümanlara saldırmak, bütün İslâm’a saldırmak, bütün Sûfî topluluklara saldırmak, bu hakkı nereden buldunuz?

Suç bireysel. Bütün herkes bir suç işleyebilir. Bunu bir dindar görüntüsü adında bir kimse suç işlediyse bütün dindarları biz nasıl zan altında bırakırız? İlk kimse kimse bir hata yapabilir, bir yanlışlık yapabilir, bir suç işleyebilir, büyük bir suç de işleyebilir. Bütün Müslümanları suçlamak zulüm değil mi? Bütün Sûfî toplulukları suçlamak zulüm değil mi? Bütün Sûfî toplulukların içerisinde hizmet eden kimseleri suçlamak suç değil mi? Zalimlik değil mi? İnsafsızlık değil mi? Şahsiyetsizlik değil mi? Hayasızlık, edepsizlik değil mi? Ama herkes susuyor. Herkes susuyor. Bir de İslammış gibi görünenler, Müslümanmış gibi görünenler yapıyor bunu. Türkiye’de yüze yakın genel evi var. Hiç kimse bunlar kapansın diye mücadele etmiyor.

Türkiye’de sayısız meyhane var. Hiç kimse bunlar kapansın diye kampanya düzenlemiyor. Türkiye’de sayısız bar, sazane, cazane, ondan sonra gece kulübü var. Burada da genç çocukların ırzına geçiliyor. Burada da insanların namusları üç paraya satılıyor. Kadınların etleri satılıyor. Hiç kimse bunlara bir laf söylemiyor. Evet, gönül arzu eder ki Sûfî topluluklarından böyle şahsiyetsiz, kimliksiz, kişiliksiz fiiliyatlar zuhur etmesin. Ama bu olabilecek şeyler, her toplulukta çıkabilecek olan şeyler, her partide, her siyasi toplulukta, her kültürel toplulukta olabilecek olan şeyler. Topyekun, herkes onlara zulmediyor. Hiç kimse buna dur demiyor. Hiç kimse buna hayır demiyor. Ve herkes bunu diline pelsenek ediyor.

Ve birisi bir suç işleyince, herkes suçlu oluyor. Diyanet’e varıncaya kadar bütün İslami topluluklara karşı laf söyleniyor. Dini istismar edenler, söyle kardeşim kimmiş dini istismar edenler, isimlerini tespit edin, söyleyin. Bütün Sûfî toplulukların için zan altında tutuyorsunuz. Kimmiş dinden para kazanan söyleyin. Kimmiş para toplayan kendi cemaatinden söyleyin. Kimmiş cemaatı basamak ederekten zengin olan, mallarını arttıran, villalarını alan, fabrikalar kuran, kimmiş söyleyin. Kimmiş vakıfların üzerinden geçinen, vakıflara normalde kendi dini vakıflarına ticarethane gibi kullanan, açıklayın canım kardeşim. Bunları kalkıp da, temiz insanları da, temiz toplulukları da zan altında toplamak, zan altında bırakmak, ne kadar hakkaniyetli.

Zulm ediyorlar. Tertemiz topluluklar var Türkiye’de.


Cin-Büyü ve Rüyetullâh

Kur’ân ve Sünnet’i yaşayacağız, Sufili’yi yaşayacağız diye kılı kırk yaran iğneyle tabiri caizse kuyu kazan topluluklar var. Onların hakkına, hakkaniyetine giriyorsunuz. Nasıl hesap vereceksiniz Allah katında? Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışmış olan topluluklar var. Ücret toplamayan, para toplamayan, mal mülk toplamayan, zekat toplamayan, fıtır sadakası toplamayan topluluklar var. Onları da zan altında tutuyorsunuz. Devlet araştırsın canım kardeşim. Hangi vakıf, hangi Sûfî topluluk bu tip işlere girişiyorsa, araştırsın, açıklasın. Desin ki bu vakıflar para topluyorlar. Desin ki bu vakıflar böyle yardım topluyor, şunu yapıyor, bunu yapıyor, şöyle yapıyor, böyle yapıyor. Ama bunları da yasaklayamazsınız.

Kanuni, Masôn dernekleri yardım topluyor ya, Masôn vakıfları yardım topluyor ya, Masôn vakıflarına her türlü hibe var ya, Masôn vakıfların okulları var, Masôn vakıf sahipleri Masôn ve Masôn vakıfların okulları var, liselleri var, üniversiteleri var. O vakıflarda hiçbir şey olmuyor mu? Neden onlara hiç kimse gözüne dikmiyor? Allahsız, dinsiz, Alman vakıfı, Fransa’nın vakfı, İtalya’nın vakfı, ondan sonra Amerikanın vakıfı, Rusya’nın vakıfları altında liseler açılmış, ortokullar açılmış, ilkokullar açılmış, üniversiteler açılmış ve o vakıf üniversiteleri olarak açılmış. Ve oralara paralar yoğuyor, oralara olumlu olumsuz bir sürü şeyler oluyor. Bunlar neden araştırılmıyor? Bunlar neden soruşturulmuyor?

Bunlarda hiç mi densizlik yok, hiç mi hukuksuzluk yok? Ve bunlar normalde çok masum yerler mi? Bizim içimize dinsizliği yayan vakıflar bunlar. Bizim içimizde Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki hal ve hareketleri, düşünceleri yayan vakıflar bunlar. Atatürk’ün yasakladığı Masôn dernekleri neden açıldı? Kim açtı? Nasıl açtı? Bunlara kimse bakmıyor. Ama evet kabul ediyorum. Bir kimse böyle bir edepsizlik, böyle bir terbiyesizlik yapmasın, kimse yapmasın. Ama birisi yaptı diye bütün Müslümanlar zan altında kalıyor, bütün Müslümanlar suçlanıyor. Bu da ayrı bir sıkıntı. O yüzden biz her türlü haksızlığa, adaletsizliğe, her türlü sıkıntıya, belaya, müsubete, sıkıntıya karşı biz mücadele edeceğiz. Varsa üzerimize zulmeden, zulmedenlerle de mücadele edeceğiz.

Bize kötülük yapmaya çalışanlarla da mücadele edeceğiz. Ama bunların hiçbirisini ben kendi nefsim için söylüyorum. Allah’ın bir lütfu, bir ikrâm, bir ihsân olarak görüyorum. İmtihan olarak görmüyorum. Selamlar, koltuk altı dezenfekte eden deodorant krem sürsek namaza mânîmidir değildir. Bunların ekserisi alkol bazlı. Hanefî mezhebinde içilmeyen alkol necis değil diye duydum. Bu ürünleri kullanınca namazımız olur mu, parfüm de sıkarsak namaza mânîmidir. Bunlar uçucu alkol hükmünde olan şeyler namaza mânî değildir. Nefis ve şeytan nasıl bir şey ki bizim aklımızı karıştırabilir? Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışmazsak karıştırır. Hem bizden ayrı bir varlık hem de içimizde nasıl var olabiliyor? Evet, öyle Cenâb-ı Hakk öyle yaratmış.

Bizden ayrı ama bizim içimizde dolaşabiliyor. Bizim içimizde, damarlarımızda dahi dolaşıyor. Hadis-i şerifte diyor ki, bu şeytan sizin damarlarınızda dahi dolaşır diyor. Bizden daha iyi bizi nasıl tanıyabiliyorlar da bizi kandırabiliyorlar. Yaradılışları, fıtratları öyle. Biz onun olduğunu nasıl fark edeceğiz, nasıl ona karşı geleceğiz, herkese de ayrı ayrı mı mücadele ediyoruz. Bir şey Kur’ân ve Sünnet’in dışında ise bilin ki şeytanidir. Çok basit. Bunun için dini bilmemiz lazım. Küçük olan çocuklarıma hep kural koyuyorum, hep denetlemeye çalışıyorum. Hep neyin yanlış neyin doğru olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Bu davranışlardan ben zorlanıyorum doğru bir yaklaşım nasıl olmalı. Biz çocuklarımıza Kur’ân ve Sünnet doğrularını yavaş yavaş anlatacağız inşallah.

Selamünaleyküm. Utana sıkıla sormak istiyorum. Kız arkadaşımla birlikte yaşıyorum. Kendisi henüz evlenmek istemiyor. Bu durumun namazı ve diğer ibadetlerin üzerinin etkisi nedir, ne buyurursunuz? Allah razı olsun, hakkınızı helal edin demiş. Canım kardeşim, bu haram bir, eğer aranızda nikâh yok ise o haram bir ilişki. O yüzden haram bir ilişki olunca da Allah bu haramdan seni uzaklaştırsın inşallah. Tövbe et, geri dön. Ya da kız arkadaşına söyle, eş olarak nikahla onunla beraber hayatına devam et. Ama yok, böyle hayatınızda devam etmeyecekseniz böyle bir haram ilişkinin içerisinde durma. Namazını beş vakit kıl, namazı insanın kötülüklerden alıkoyar. Selamünaleyküm. Hazret-i Ayşe validemiz kim Muhammed Allah’ı gördü demiyse yalan söz söylemiştir.

Sözü doğru mudur? Doğru bir rivayet midir? Doğru simir aç hadisesinde Resûlullah Efendimiz Allah’ı görmedi mi? Yanımız söz doğru mudur, yanlış mıdır? Hazret-i Ayşe annemizin böyle bir sözü var. Bir şeye hükmederken, ilk önce Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin bu konuda hükmü var mı diye bakılır. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin bu konuda hükmü yok ise sahabelerin sözlerine bakılır. Hazret-i Ayşe annemiz de buna dahil. O yüzden Hazret-i Ayşe annemizin böyle bir sözü var ama Hazret-i Abbas’ın da gördüğüne dair sözü var.


Çavuşluk ve Çocuk Yetiştirme

Hazret-i Abbas’ın oğlu Abdullah’ın da gördüğüne dair sözleri var. O yüzden bunu normalde Ehl-i Sünnet’te daha doğrusu İslâm dünyasında ikiye ayrılmış. Bir kısmı Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Mîrâc’da Allah’ı görmediğini, normalde rüyalarda da Allah’ın görülmeyeceğini daha hükmetmişler ama Ehl-i Sünnet bunları reddetmiş. Bunları normalde Ehl-i Sünnet olarak kabul etmemiş. Ehl-i Sünnet’in bir kısmı, büyük bir kısmı sûfîler buna dahildir. Mirajda Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Allah’ı nasıl söyleyeyim, niceliksiz, niteliksiz, onu gördüğüne inanır. Başka hadis-i şeriflerde de Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında Allah’ı gördüğüne dair de rivayetler vardır.

O yüzden biz, ben kendim bu rivayetlere bakaraktan Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Mîrâc’da tekrar niceliksiz niteliksiz Allah’ı gördüğünü ve rüyada da Allah’ın gördüğünü ve rüyada müminlerin de rüyada Allah’ı görebileceklerine dair inanırım. Bununla alakalı hem hadis-i şerifler var hem İmâm-ı A’zam hazretlerinin iştahatı var hem Sâbûnî’nin iştahatı var, Nesef’in iştahatı var, örneğin bunun gibi Ehl-i Sünnet’in bu konuda iştahatları var, bu konuda görüşleri var, ben onları kabul edenlerdenim. O yüzden ben Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Mîrâc’da Allah’ı gördüğünü rüyada da Allah’ı gördüğüne ve müminlerin de rüyalarında Allah’ı niceliksiz niteliksiz sıfatsal tecelliyatta görebileceğine inanıyorum.

Selamun aleyküm hocam, bir mesele vardı size arz edeyim inşallah. Hocam geçen hafta bir kimse bana sende cin musallatı var, bir varlık seni yiyip bitiriyor dedi. Ben de beni Allah’tan başka kimseyi bitiremez dedim. Rüyamda türlü varlıklar vardı, ağlarını örmüşlerdi, bana tuzak kurmuşlardı. Ben de hiçbirinden korkmuyorum. Allah bana yeter dedim ve dua ettim. Duanma birlikte o varlıklar yandılar. Şükürler olsun şimdi yiyeyim. Sende cin var diyen kimse 1400 lira para istedi. Güyamusallatı def edecek. Ben de ona Rabbime yönelirim, koruma dualarını okurum. Bana kimse bir şey yapamaz dedi. Siz ne tavsiye ederseniz selam ve dua edin. Doğru yapmışsın. Allah korur insanı. Devam et. Allah’tan yardım iste.

Cenâb-ı Hakk’a dua et, Allah’a zikret. Hiç sıkıntı yok. Selamun aleyküm. Kendisine üstadından sayısız bir esma verilen kimse kendi dersinin haricinde fazladan tevhîd çekmek yerine sürekli kendi esmasını mı zikretmesi gerekli? Yoksa tevhidi elden geldiğince arttırmalı. Bunun yanında mı kendi esmasına devam etmesi daha uygun olur? Eğer üstâd ona bir esma verdiyse, sayısız bu esmaya çekiciye deyirse o sayısız o esmaya devam edecek. Bizim bildiğimiz bu. Polat’ı da selamun aleyküm. Bugün kıyametin fragmanı yaşadı. Polat’ı sanki böyle durumlarda ne yapmamız, hangi zikir ve evradı çekmemizi önerirsiniz. Kıyametin fragmanını nerede yaşadınız? Hemen bir toz bulut oldu. Kıyametin fragmanı mı oldu? Allah hayırlısına eylesin inşallah.

Allah’ı zikretmeye devam. Selamun aleyküm. Hocam hoş geldiniz, sefa getirdiniz. Hocam benim bir sorum olacak. Cevap verirseniz sevinirim. Hocam duyduğuma göre yanlış da sorabilirim. Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ikindinin sünneti veyahutsunun sünnetini terk ediyormuş. Bir neşatta terk ediyor. İki bu sünnetleri kazâ olarak kılsak olur mu ya da biz de arada Peygamber Efendimiz gibi arada terk edebilir miyiz? Hocam amacım namazımdan çalmak değil, sünneti uymak, saygılar, hürmetler. Bir rivayet var. Bir veya iki sefer ikindinin sünnetini terk ettiğine dair. Bir veya iki sefer de yatsının sünnetini terk ettiğine dair. İnsanın hayatında böyle bir zamanlar olabilir. Eyvallah.

Ama bunlara dayanarak da devamını terk etmek sünneti aykırı. O yüzden yatsının sünnetini de kılmaya gayret edin, ikindinin sünnetini de kılmaya gayret edin. Olak ki böyle bir şey olduğu o zaman eyvallah terk edilebilir. Selamun aleyküm hocam bir sorun daha var. Hocam biz deniz kenara insanıyız. Ben Erdekli’yim ve de babadan balıkçıyım. Denizden babam çekse yerim diyenlerdenim. Hocam siz de egelisiniz. Deniz ürünlerinden karides, midye veya ta pavurya ya da istakos haram derler. Kur’ân’da bununla ilgili bir bilgi var mı? Kur’ân’da bunlarla alakalı bir bilgi yok. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden değişik rivayetler var. Orada rivayetlere bakarak Hanefiler böcek türünde, denizden çıkan böcek türlerini yememişler.

Şafiler meşhur imâm-ı şafinin sözü. Babam da çekse yerim demiş. Eyvallah. Ama normalde örneğin ben pavurya ne bilmiyorum. Midye kendim şahıs olarak yemem. Ondan sonra valla karides ve pavurya istakos bizim Çanakkale’de Halit Hoca böyle değişik şeyler yapıyor. O esnada ne yediriyor bilmiyorum ama karides mi yoksa istakos ama istakos değil herhalde bildiğim kadar. Karides olabilir. Ondan sonra valla tam da bilmiyorum adının ne olduğunu. Orada birkaç sefer bir şeyler yedirdi. Çok lezzetliydi yalnız idraf edeyim. Gerçekten böyle nasıl söyleyeyim böyle şahane bir ağız tadı Halit Hoca o konuda böyle gerçekten çok maharetli. Burada şimdi fazla methettim gibi ama ben hiç öyle bir şey yemedim 59 yaşındayım.

Böyle bir tat böyle bir lezzet yok ama tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Gerçekten ismini bilmiyorum. O da zaten herkese yapmıyormuş onu. Böyle özel şey yapıyor böyle gözümüzün önünde oluyor böyle. Gerçekten lezzetli bir şey ama ne olduğunu bilmiyorum. O yüzden deniz kere kenarındaki insanlar biraz bu konuda haneviden dışarı çıkıyorlar. Biraz şafiye kayıyorlar. Sıkıntı yok. Hakkında fetva var dört mezhepte de. Dört mezhebin içerisinde yerine bilinir bir sıkıntı yok. Selamun aleyküm çavuşluk. İstemek manasında değil de bir şeyin ucundan tutabilmek, hizmet etmeye gayret etmek, istemek adına derviş adayının üstadına elinizin altındayım ben gönüllüyüm istekliyim manasında dönümünü belirtmesi uygun olur mu?

Uygun. Bir de daha evvel çavuşluğunu aldığım kişiye ben zaten söylerim demiştiniz. Bu anlamda sizden bunu işitmemiş biri olarak hala da ümit var olabilir miyim kendi adıma?


Karantina Edebi ve Evlilik

Normalde çavuşluğunu aldık demedim kimsenin çavuşluğu vardır zaten. Bu konuda bir şeke şüpheye nahal yok. Daha önce demeyeyim çavuşluk verildiyseniz çavuşsunuzdur zaten. O yüzden çavuşluğunuzla devam edeceksiniz. Dersiniz alınmadıysa, çavuşluğunuz alınmadıysa devam. Birkaç tane kardeşin çavuşluğunu aldık ama onları zaten yüzüne söylüyor senin çavuşluğunu aldık diye. Bir de daha dersi bırakan arkadaşlarının içerisinden bir tanesi var o çavuşluğu. O da zaten çavuşluk yapmıyor zaten bildiğim kadarıyla. Başka bir sıkıntı yok. Bir tanesinin çavuşluğunu al dedik o ayrı. Çavuşluğunu aldığımız arkadaşlar var. Hepsinin yüzüne tebliğ edildi. Arkadaşlar ben bir kimseye bir şey tebliğ ederim veya tebliğ ettiririm.

Bu konuda bir sıkıntı yok. O yüzden kendi kendinize suizana düşmeyin. Selamünaleyküm. Kızım artık 21 yaşında olduğunu ve ona karışamayacağımızı söylüyor. Erkek kardeşiyle farklı yetiştirdiğimiz için bizi suçluyor. Kendisiyle sohbetleri beraber dinliyoruz. Biz mi yanlış anıyoruz diye size sormaktan başka çaremiz kalmadı. Kız ile erkek çocuk aynı şekilde mi yetiştirilir? Kız çocuk evlenmemiş ise kaç yaşına kadar babasına tabi olur. Hakkınızı helal edin. Bir eksik biliyorsak sizden öğrenip düzeltelim kendimizi. Allah razı olsun. Normalde çocukların anne babasından, ev evinden hakkı üçtür. Hayırlı isim konması, dinin öğretilmesi. Üç, o kimseye ticaretten, sanattan, ziraattan, ev işinden bir yerden ona meslek edindirilmesi.

Evet. Şimdi çocuklarımızı yetiştirirken kız erkek ayrımı yok burada. Kız her ikisine de hayırlı isim koyacağız. Kız erkek ayrımı yok. Biz her ikisine de doğru dini, Kur’ân ve sünneti anlatacağız ve aktaracağız. Şimdi o birey oldu. Birey olduktan sonra belli bir akıl bali oldu, belli bir kemal erdi. Belli bir akıl bali, belli bir kemal erdikten sonra o Kur’ân sünnet dairesinde hür. Kız çocuğu ne zamana kadar babasını dinleyecek? Normalde ona bakacak olursanız böyle bir yorumlamak mümkün. Evleninceye kadar dinleyebilir. Erkek çocuğu ölünceye kadar dinleyecek, babası ölünceye kadar. Böyle de yorumlanabilir. Ama bazı anne babalar çocukların bireysel özgürlüklerine çok fazla müdahalede bulunuyorlar.

O zaman çocuklar ne yazık ki anne ve babalarıyla çatışma içerisinde oluyorlar. Bunu önlemenin yolu çocuklarınızı helal dairede serbest bırakın. Helal dairede. Çocuklar helal dairede serbest olsunlar. Erkek veya kız çocuğu. Önemli değil. Helal daire mi? Helal daire. Helal dairede karışmamak, helal dairede onlara böyle özgürlüklerini kabullenmek, onların daha böyle kendilerince kendi dünyalarını kurmalarına yardımcı olacağına, en azından onlara bir tecrübe olacağına, en azından onlara böyle bir hayat tecrübesi olacağına inanıyorum. Allah bizi iyi etsin inşallah. Selamun aleyküm. Öncelikle tüm mümin hasta olanlar için ve bilhassa zor şartlarda çalışan sağlık personelimiz için dualarınızı lütfedermişsiniz.

Allah razı olsun. Gerçekten sağlık çalışanları bu dönemde çok zorluk altında çalışıyorlar. Gerçekten sağlık çalışanları var kardeşlerimizden. Onlardan duyduklarımız var, onlardan dinlediklerimiz var. Hem doktor olarak, uzman doktor olarak, hem doktor olarak, hem hemşire, hasta bakıcı, komple sağlık personeli belli bir zorluktan geçiyorlar. Kolay değiller. Hele bu pandemi ile uğraşanlar gerçekten daha zor da zorluklar içerisinde çalışıyorlar. Hastalar da bu pandemi ile alakalı koronaya tutulan hastalar da sıkıntılı dönemlerden geçiyorlar. Geçen gün Ankara’da bir kardeşimiz var. Onu aradım. Konuşmakta zorluk çekiyordum. Mecali yoktu konuşmakta. Böyle hafif atlatanlar da var evlerde atlatanlar da var.

Kimisi ağır geçiriyor. Allah onlara yardım etsin. Cenâb-ı Hakk hepsine de şifasını nasip eylesin. Ama çalışanlar gerçekten her gün o stres, o böyle ağır şartlarda çalışmak onlar için gerçekten zor. Allah yardımcıları olsun inşallah. Zikrullâh ve ibadetler hariç insanların heva ve heveslerinden, keyfiyetinden dolayı virüsün yayılmasına sebebiyet vermek, bilerek tedavi ve testten kaçmak hem maddi hem manevi olarak hakka girmek olur mu? Evet. Bu gerçekten hakka girmek olur. Bir, testten kaçmayacak insanlar. İki, eğer gerçekten pozitivseler o zaman da karantina şartlarına uyacaklar. Karantinaya muhakkak şartlarına uyup kendilerini tedavi etmekte itiraz etmeyecekler. Karantina şartlarına uymayanlar gerçekten de insanların haklarına girmiş olurlar. helallaşmaları çok zor. düşünsenize sizin üzerinizden birisi korona oldu ve öldü.

Sizin kendi evinizde karantinada olmanız gerekirken, siz karantina şartlarına uymadınız. Geçen gün televizyonda vardı 100 bin kişi karantina şartlarına uymamış. Uymuyormuş. Düşünsenize 100 bin tane el bombası fitile çekilmiş aramızda dolaşıyor. Kime ne bulaştıracağı belli değil. 100 bin kişi Türkiye’de. Bunlar doğru değil. Cehalet bu. Bu aynı zamanda da o insanlara karşı yapılmış büyük bir zulüm. birisini düşünsenize birisinin gelip bile bile kendisinde korona olduğunu bildiği halde bana korona bulaştıracak. Veya etrafımızdaki bir kimseye bulaştıracak. Biliyor korona olduğunu. Bu hainlikten başka bir şey değil ya. Allah muhafaza eylesin. Yok doğru değil. Bunu kim yapıyorsa doğru yapmıyorlar.

Allah muhafaza eylesin. İleride sarı ve kırmızı renkli kıyafetlerin bazı kaynaklarda mekru olduğu görülmüştür diye okumuştum. Evet Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri safranla boyanmış. Sarı renk elbiseyi giymemiş. Safranla boyanmış. Normalde sarı rengi giymezse erkekler olur mu? El cevap olur. Komple kırmızı içi dışı kırmızı giyinmeyi de Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri uygun görmemiş. O yüzden giyinmemesine fayda var. Selamünaleyküm. Müslüman ülkelerin bazıları ve son olarak Sudan, Türkiye karşısında saf tuttular. Bu durumda İslami birleşme öngörülebilir mi? Birlik nasıl sağlanır? Biz inşallah o İslami birliğin sağlanması için mücadele eden, gayret eden kimselerden olacağız.

Böyle Osmanlı’dan kalan bütün devletçiklerin büyük bir çoğunu ne yazık ki hala da sömürge devleti batılılar tarafından.


Rüyâ Yorumları ve Nasihat

O yüzden o devletleri idare eden kimselerin yapmış olduğu bu Kur’ân ve Sünnetin dışındaki hal ve hareketler bize ölçü değil. Sudan’dan yeni döndüm daha. Türkiye’yi o kadar çok seviyorlar, o kadar çok güveniyorlar, o kadar çok inanıyorlar. Türkiye’nin bütün İslâm dünyasını kurtaracağına, Türkiye’nin bütün İslâm dünyasını birlik ve beraberlik altında toplayacağına inanıyorlar. O yüzden devletler bazında bu tip hareket ve davranışlara kanmayın. Mısır’daki mursinin yaptığı gibi veya Birleşik Arap Emirlikleri’nde olduğu gibi. Onların büyük bir çoğunu Amerikan uşağı. Allah onların da sonlarını getirecek inşallah. Batı’da bir maden bulunacağını söylemiştiniz. Bu bulunan doğal gaz mı? Bilmiyorum ne zaman ne söylediğimi söylemişimdir.

Allah beni affetsin. Selamünaleyküm hocam ben Manav Gatan Çetin İnanç. Çetin merhaba, hayırlı akşamlar. Kısmet olursa bir ay 20 gün sonra bir kızım olacak. İsmini sizin koymanızı istiyorum. Ellerinizden öperim hayırlı dolarınız eksik etmeyin. Allah yardımcın olsun. Allah hayırlı çocuklar nasip eylesin. Mübarek olsun. İslâm-ı hadim eylesin. İnşallah doğsun bakalım. Selamünaleyküm ben Sena 12 yaşındayım. Günahın ve sevabın başlama yaşı olur mu? Günahı ve sevabı bilmeye başladıysan o zaman sevabın yaşı da başlamış demektir. Selamünaleyküm helallar ve haramlar kitabını tavsiye etmiştiniz. Almak istedim. Bu isimli çok kitap var. Yazarını söyler misiniz? Hürmetler ederim. Heytemî olması lazım. İbn-i Hacer el-Haytemiymiş.

Dur ben sana şimdi onun kitabını atayım diyeceğim sana ismini. Selamünaleyküm. Selamünaleyküm. Rüyamda sizi gördüm. Kalabalık nişan ya da düğün gibi bir ortamdı. Sizden başka erkek yoktu. Siz de sandalyede oturup bizlere sohbet ediyordunuz. Çok güler yüzü ve neşeliydiniz. Allah mübarek eylesin inşallah. Rüyamda hiçbir şeyden habersiz bir bayan kuaförün önünde sizinle birlikteydim. Siz çok heyecanlı yerinizde duramıyordunuz. Ben ne olduğunu anlamıyordum. Korkuyordum. Bana git gelini al dediniz. Ben de size bir şey diyemedim. Gittim. Gelin hazır değildi geri döndüm. Bana ne oldu dediniz. Gelin hazır değilmiş dedim. Yanınızda bankamatik vardı. Ben size belli etmeden para çekmeye çalışıyordum. Ha yanımızda.

Fark ettiniz. Hadi uzun çabuk ol dediniz. Para çekerken 100TL’sini sıkışık unutan yaşlı kadının parasını gördüm. Siz benden alıp içeri kuaföre yaşlı kadını vermeye götürdünüz. Ben 300TL para çektim. Paralar yeni değişikti. Kuaföre doğru gireceğim esnada kız kardeşim köy düğün kıyafeti gibi giyinmiş. Bir kızın kolunda abi biz üçümüz araba sürmeyi öğreniyoruz. Tük dedi uyanım. Allah hayırlısına yemesin. Uzun. Selamünaleyküm ben Neslihan 13 yaşındayım. Annem sizden dersi uygun görürseniz ben de sizden ders almak istiyorum. Sen de 13 13 çek inşallah. Neslihan. Selamünaleyküm. Kadar hakkında sohbet yapmıştınız. Fıtri şeyler kadardır. Değişmesini istemek küfürdür dediniz. Ancak bu iş yerinden başka bir iş yapsaydım zamanında daha iyi olurdu.

Demek de aynı mıdır? Normalde bu da uygun değil. Şu işi yapmasaydım da bu işi yapsaydım olmuş bitmiş. Tecelli etmiş bırak yürü dersini al bak ya hayatına. Yaptığımız iş evlendiğimiz kişi bunlar da kader midir? Farklı tercihlerde yapabilir miydik? Yapabilirdiniz ama yapmışsınız sonuçta. Siz dindar olanı seçiniz diyor ya nikahat 4 şey için yapılır. Dini için, güzelliği için, nesep için, malı için siz dindar olanı seçiniz diyor. Burada emir var. Dindar olanı seçiniz. O zaman demek ki bir insanın evlilik seçimini Cenab-ı Hakk’ın külli iradesinden takdir. Bundan evlen dedi evlendik bu doğru bir mantık değil. Selamun aleyküm Allah için kıyam etmek ne demek? Allah yolunda savaşmak demek. Allah için nasıl kıyam etmeliyiz ki Allah her hal ve ahvalde kalbimizi korusun.

Biz Allah için kıyam etmek, her daim uyanık olmak, her daim Allah’ı zikretmek ve Allah yolunda mücadele etmek. Selamun aleyküm. Bazı kardeşler çok sıkıntılı zamanlar yaşıyorlar. Bununla karşılaşınca bu konuyu efendimle istişare et istersen dediğimize, efendim zaten halimize bak, müdahale etmek ister, istese eder cevabını alıyoruz. Bunun edebi nedir? Bir kimse istişare etmek gerekiyorsa istişare edecek. Yoksa benim halimden haberdir adır demesi doğru değil. Selamun aleyküm hayırlı akşamlar. Yeni başladığım iş yerinde bayanın yapmış olduğu temizliği ben ve diğer çalışanlar da dahil hiç beğenmiyoruz. Bu bayan yemek de yapıyor. En son yaşadığım bir olayda yaptığı yemeği de yemenin sakıncalı olduğunu ve artık orada yemek yemenin, su içmenin sıkıntılı olduğunu düşünüyorum.

Patronumuz da bu iş yerine iki yıldır işletiyor. Durumu anlattığımızda hizmeti ile konuşup sorunu çözmeye çalıştı. Ben kadının erinip yapmadığını düşünüyorum. Fakat en son gördüm ki erinmek değil, temizliği nasıl yapacağını bilmediğini gördüm. Bu durumda yeni bir hizmetli ara işine girdim ve buldum da. Kurum sahibimiz çok merhametli. Kadıncağız’a yardımcı olmak adına da orada tutuyor. Ama bu iyi niyetin suistimal edildiğini düşünüyorum. Böyle bir durumda ne yapmalıyım? Âyet-i Kerîme’de Allah işleri ehline vermenizden memnun olur, razı olur der. O yüzden bir kişinin bir işin ehline vermek, doğruyu bulmak, doğru çalışanı bulmak herkesin vazifesi. O kimse kendine yetiştirmiyorsa, değiştirmiyorsa o zaman işin ehline bulup işin ehline vermekte fayda var.

Nurlu geceler benim sizden sorum olacaktı. Ben küçüklükten beri tırnak yeme huyum var. Yeme derken tırnağımı ısırıp bırakıyorum. Yaşım 34, bir türlü bırakamıyorum. Çok denedim olmadı. Sizin bir tavsiyeniz var mıdır? Eldiven tak. Allah bu hastalıktan seni kurtarsın inşallah. Aslında bu psikolojik bir rahatsızlık. Bunun muhakkak psikolojik bir arkası var. O yüzden böyle bir psikolojik destek alabilirsin. Bu psikolojisi sıkıntılı olan kimseler bunu yapıyorlar. Çocukluklarında bir sıkıntı yaşıyorlar. Çocukluklarında o sıkıntıyı kendi içlerinde halledemezlerse, çözümleyemezlerse yaşlı kaç olursa olsun devam ediyorlar. Selamünaleyküm. Bir tarlayı sürmesi için bir çiftçi ile anlaştık. Paranın bir kısmını önden ödedik.

Bir hafta içinde bitiririm dedi. Ama iki ay geçti. Hala bitmedi. İşini bitirince paranın kalanını hemen ödemek istemiyorum. Ben de ödeme yapmayı biraz geziktirsem olur mu? Allah razı olsun. Böyle peşin hükümlülük iyi değil. o eksiklik onda kalsın. O işini bitirince sen paranı öde. Sufice söylüyorum. o kimseden gidin paranızı isteyin ya da deyin ki verin paramızı bizim deyin. Madem sürmüyorsun, işini yapmıyorsun. Geç kalmışsınız. Öyle demekte de. Geceniz mübarek olsun. Gemlikten selam ederim. Bayram gecesi rüyamda sizi gördüm. Bayramlaştık ve size sarılmak istedim.


Eşcinsellik ve Savcılık Tehdidi

Siz başımı göğsünüze dayayıp kalp atışınızı dinlettiniz ve orada ezanla uyandım. Bayram namazına gittim. Bayram bayram olmuş. Allah’ın mübarek eylesin inşallah. Demli ya selam. Selamünaleyküm hocam. Ben rüyamda Peygamber efendimizi gördüm. Ölü haldeydi. Sağ gözü lekelenmiş gibiydi. Yanına yaklaştım. Yüzünü öptüm. Gözlerini açtı. Sab sağlamdı. Lekesi kayboldu. Hazret-i Peygamber’in rüyasında görmek imana, İslâm’a, iyi milletine, hakikate, lütfa, berekete, ihsana, dualarının kabul olduğuna, ümmet-i Muhammed’in olduğuna ve inşallah onu rüyada gören gerçekte görmüş gibidir. Hadis-i şerifi mucibince onu gerçekte gören, îmân eden bir kimse de cehennem ateşi yakmayacaktır. Büyük müjde. Allah mübarek eylesin inşallah.

Efendim bir soru cevap kısımında yedi esmai alanlara Fetih Sûresi okutulur diye bir şey söylediğini yanlış hatırlamıyorsam. Ben bundan o zaman çok etkilenmiştim. Uzun bir süre geçti ve benim aklımda kaldı. Bu ara bir haftadır bence her Kur’ân hizip sonra Fetih Sûresi okuyorum. Bu ne kadar da doğru. Harika. Devam et okumaya. Bunda bir sıkıntı yok. Hayattan ve insanlardan kendini yorgun hissedenler ahirette mi dinlenecekler? Yorgunluğun çaresi nedir? Yorulmak yok. İnsanlar bıkmak yok. İnsanların yapmış olduğu yanlışlıkları, eksikliklere karşı mücadele etmek, insanlara hizmet etmek, hürmet etmek, Allah’ı sevmek, insanları sevmek mücadele devam etmek var. O yüzden yorulmayacaksınız inşallah. Yorgunluk hissetmeyeceksiniz, bıkkınlık hissetmeyeceksiniz.

İnşallah aşkla hayatı yaşamaya devam edeceksiniz. Hayat sizin önünüze ne getirirse getirsin. İnsanlar size ne yaparsa yapsın. Siz Kur’ân Sünnet dairesine hayatınıza devam edecek, mücadele edeceksiniz. Yorulmak yok. Selamünaleyküm. Tevhîd birlemektir. Daha ayrıntılı ne buyurursunuz? Bu böyle bir derslik konu değil. Ama bu konuda Allah’tan başka ilah tanımamak, Allah’tan başka kanun koyucu tanımamak, Allah’tan başka hüküm koyucu tanımamak. Her şeyi Allah’ta birleştirmek ve Allah’ı bilmek ve Allah’ı tanımak. Selamünaleyküm. Evli maalesef açık bir bayanım. Kendi ailemde de, babamın evinde de ve kardeşlerimden de namaz kılan yok. Onun için ben çok konulara girmesem de her şey dine bağladığım gibi bir ön yargıları var.

Örnek, şimdi konserler yasaklandı diye, Cumalar neden var denilince, ben neden olmasın bahçede kılınıyor dediğim zaman bağnazlıkla suçlanıyorum. Mesel umurumda değil bana yüklenmeleri lakin dinimi savunmazsam gücüme gidiyor. Anlamazlar beni biliyorum ve sizler gibi düşünmek zorundayım diyorum. Söylesem bir dert söylemesem vicdanen Rabbime sorumluluk hissediyorum. Yalnızlıkla derdim yok ama susmak da zor. Ne buyurursunuz? Kur’ân ve sünnet dairesinde biz dini nasihat ederiz. Kur’ân ve sünnet dairesinde biz etrafımızdaki kimseler, annemiz de olsa, babamız da olsa, kardeşimiz de olsa, eşimiz de olsa, çocuğumuz da olsa, arkadaşımız da olsa dini nasihat ederiz. Tartışmayız, kavga etmeyiz ama nasihat ederiz.

Nasihate devam. Selamünaleyküm, hayırlı akşamlar. Biz ev almak istiyoruz ama bu süreçte nasıl olur diye tedirgin alıyoruz. Bize bir yol gösterir misiniz? Allah yardımcınız olsun. Size dua ederiz. Cenâb-ı Hakk hayırlısıyla inşallah size de bir evcaz nasip etsin. Selamünaleyküm efendim sohbetlerinizde. Daha önceden herhalde bir soru atılmış. Mustafa efendi ben Emel Kuşcu. Rüyamda sesinizi duyuyorum diyorsunuz ki, deccalı yakala. Ben yakalayamayınca Perşembe zikrine geliyorum, sizi göremiyorum. Ve diyorum ki madem yakalayamıyorum, Deccal benim. Sağ tarafa döndüğümde sizin şeyhiniz Abdullah Baba’yı bayan dervişlere doğru dua ettiğini görüyorum. Rabbim deccalın şerrinden seni de bizleri de bütün ümmeti Muhammed’i korusun inşallah.

Tövbe et, sohbetlere, zikirlere başla inşallah. Selamünaleyküm efendi sohbetlerinizde imamların iştihatlarıyla yönetim şeklinden bahsediyorsunuz. Bu yönetim şekli nedir açıklar mısınız Allah’a emanet olun efendi? Bununla alakalı uzun bir sohbet serisi oldu. O sohbet serilerini takip edebilirsiniz. Oradan onları İslâm’da siyâset ve devlet yönetimiyle adlı altında bir hali uzun bir sohbet oldu. Onlar yayınlanıyor değil mi YouTube’da? Onlar YouTube’da da varmış. Onlara bakabilirsiniz. Bu sorularınızın cevaplarını oradan da alabilirsiniz inşallah. Selamünaleyküm değerli hocam hayırlı geceler. Haftaya sınavlarım var. Onun için bir de hayırlı biriyle yuva kırmam için dua eder misiniz? Allah’ım o ininiz olsun.

Cenab-ı Hakk’ın sınavlarda da yardım etsin. Hayırlı bir kimseyle de evlenmenize yardım etsin inşallah. Selamünaleyküm 8 yaşındaki kızım geceleri uyumadan önce odanın içinde pul gibi renkli ve parlak şeyler gördüğünü, ayrıca yukarı çıktıkça büyüdüğünü, hareket ettiğini ama dokununca bir şey olmadığını söylüyor. Genelde önce siyah sonra sarı ve mava oluyorlarmış. Camdan yansım olabilir dedim ama karnınıkta oluyor, ışıkta yok diyor. Her zaman gördüğünü söylüyor. Ne yapmamızı önerirseniz. Çocuklar böyle bir şeyin etkisi altında kalırlıktan böyle bir şeyler gördüklerini söyleyebilirler. Veya da gerçekten çocuklarda böyle bir nasıl söyleyeyim. Bazı çocuklarda nineden, anneden kalıntılar oluyor. Onların perdeleri böyle ince oluyor.

Perdeleri ince demem böyle manevi halleri, manevi zuhuratları aşina oluyorlar. Öyle de olabilir. Sabırla dinleyin. Bunların olabileceğini söyleyin. Korkutmayın inşallah. Tahmini söylüyorum. Bu böyle geçmişten mesela örnek bu kızda böyle bir şey var ise onun tahmini söylüyorum. Anneannesinde de böyle bir şey olabilir. Annesinde de böyle bir şey olabilir. O yüzden soruyu soran kimse bunu bir annesine danışsın, bir baksın sorsun. Annesinde de böyle bir şey olabilir. Selamun aleyküm. Dükkanımı peçete içerisinde sarılı bir tutam mantlanmış saç bırakmışlar. Büyü olabilir mi? Ne yapmamı buyurursunuz. Olabilir. Böyle mantlanmış saç Allah muhafaza eylesin. Her şey olabilir. İnsanlar bu tip şeyler yapabiliyorlar.

Yüz tane Felak, yüz tane nasz, yüz tane fatiha, yüz tane Âyetel-Kürsî yedi gün boyunca okuyabilirsiniz inşallah. Selamun aleyküm hocam. Kocam rüyasında evimizin arkasında sitenin içinde kocaman büyük boğa yılanı gibi bir yılan olduğunu görmüş. Herkes kaçıyormuş bir yerlerde ama o üstüne gidip öldürmeye çalışıyormuş. Bunun yorumu nedir? Yılan şeytandır, nefistir. O yüzden herkes kaçarken onunla mücadele yolunu seçmiş. Allah mübarek eylesin inşallah. Ben de bir rüya gördüm. Teyzemi tarla gibi bir yerde ağır hasta olarak görüyorum. Onu alıyorum, evine çıkarmaya çalışıyorum. Yolda giderken loş gece bir zamanda çöküp dinleniyorum. Teyzem ağır geliyor. Bakıyorum önümüze bir tarla var. Tarla da boyu parmaktan da küçük olan insanlar var.

Canlılar fıkır fıkır kaynıyorlar ama ölüyormuş diyorlar. Sonra tekrar teyzemi alıyorum, apartmana çıkarmaya çalışıyorum, yatağını yatırıyorum. Gelini geliyor bir şeyler diyor. Teyzemin hastalığı kansermiş. Annem de teyzem de rahmetli olurlar. Teyzem zayıflamış. Annemi kuvvetli gördüm. Annemin vücudunda beni varmış. Onu gösteriyorum. Bu hastalıktan diyor, bende de var diyor teyzemi. Bu kadarını hatırlıyorum. Teyzene dua et inşallah.


Aile-İsim ve Kapanış Soruları

Annene de dua et. Selamünaleyküm. Konya’ya Yunak’tan Ahmet Kerim Kınalı bir abimiz rüyasında abdest alırken görmüş. İyi mi kötü mü? Allah’a emanet olun. Yunak’tan kardeşlerin selam var. Ve aleyküm selam. Abdest almak hayra işaretir. İyi. Siz neden bahsediyorsunuz? İki eşcinsel evlenmiştir, Lüt Stackan meaningfulinden bahsediyorsunuz. Sen ne yapmaya çalışıyorsun? Kimin dini ne yaptığını bilirsen? Ayrıca, insanın趴ka ve kovpoleyi terbiyesindeáriasında 쉬 Project yesari ile้ Lüt kanuminden bahsediyorsunuz. Sen ne yapmaya çalışıyorsun? Kimin dini, ne yapmak istediğini? Herkes özgürdür. Sizin kimseye eleştirmeye hakkınız yoktur. Sizi savcılığa sevk edeceğim. İstediğin yere sevk et canım kardeşim. Hiç durma.

Git savcılığa şikayet et. Eşcinsellik İslâm dininde haram. Erkek erkeğe, kadın kadına eşcinsellik haram. İstediğin yere şikayet et. Eşcinselliği Allah lanetlemiş. İstediğin yere git şikayet et. Nereye kadar istiyorsan oraya kadar şikayet et. Evet, Allah lanetlemiş, melekler de lanetlemiş. Eşcinsel ilişkilerin hepsi de lanetlenmiş vaziyettedir. O yüzden bu ülkeyi eşcinseller ülkesi yaptırmayacağız. Mücadele edeceğiz, gayret edeceğiz. Bu ülkeyi faişelerin, bu ülkeyi dinsizlerin, bu ülkeyi eşcinsellerin ülkesi yapmayacağız. Haramların kol gezdiği, haramların fitursuz bir şekilde ülke haline getirmeyeceğiz. Bu ülkeyi atalarımız, ecdadımız, eşcinseller fink atsın diye islamlaştırmadılar. Eşcinseller fink atsın diye, bütün ortamı eşcinsel yapsınlar diye bu toprakları bize emanet bırakmadılar.

Evet. O yüzden atalarımızın emaneti bu topraklarda Kur’ân’ın, sünnetin yaşanması için mücadele edeceğiz. Bizi böyle savcılıkla, mahkemeyle, hakimle, şikayetle durduracağınızı, susturacağınızı düşünüyorsanız, değişik şikayetlerle, sadece bu senin şikayetin yok, değişik şikayetlerle, değişik tuzaklarla bizi susturacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. O yüzden eşcinsellik, benim dinimin emri Allah lanetlemiş. Hristiyanlıkta haram, Musevilikte haram, İslâm’da haram, haram olan bir işin içindesiniz. Tövbe din, geri dön. Allah tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder. Allah samimi bir şekilde dua eden, tövbe eden insanların tövbelerini ve dualarını kabul eder. Ben Allah’ın emirlerini söylüyorum. Siz kalkın Kur’ân’ı yakın isterseniz, siz kalkın hadisleri yakın isterseniz, cüret edin.

Tehdit edecekler bir de. Ey Ümmet-i Muhammed, geldiğimiz noktayı görüyor musunuz? Bir eşcinsel veya bir eşcinsel sevici, ben eşcinsellik lanet edilmiştir. Ne hale geldik? İki tane erkek eşcinsel, sözde nikâh töreni yapıyorlar dedim diye beni tehdit ediyor. Savcılığa şikayet edecekmiş. Git şikayet et. Selamünaleyküm, ben 6 yıllık evli bir bayanım. Eşim 3. çocuk istiyor. Eşimle hamilelik ve sonrasında birçok şey yaşadığımdan kendisine güvenemiyorum. Bunu kendisine söyleyelim de itiraz etmiyor, hak verir ama ben kendimce o gücü bulamıyorum. Çocuk istememek hakkım olur mu, yoksa itaat etmeliyim. Bana Kur’ân Sünnet söylerseniz, eşine itaat edeceksin. Bir bayan eşi tarafından kendi ve çocuklara yeme içme dışında her zaman kısıtlama yapması, maddi durumumuz çok iyi.

Ve yaptıklarını başkakması, ihtiyaç ve istekleri yersiz, gereksiz görmesi ama kendiyle ilgili harcam onlara sınır koymaması gibi. Bu haksızlık mıdır? Evet. Bayan bununla nasıl mücadele etmeli ya da etmeli mi? Çünkü tatlı dille söylesek de sona hep tartışma oluyor ve erkek eşinden uzaklaşıyor. Ne tavsiye edersiniz? Çocuklarınız büyükse, çocuklarınızın ihtiyaçlarını çocuklarınızla söyleyin, onlar babalarına söylesinler. Siz söylemeyin. Selamünaleyküm hocam, sizi rüyamda falan görmedim ama sizden ders almak istiyorum. Bana ders verir misiniz? Veririm. Vereyim. İnşallah da bakalım. Selamünaleyküm ve rahmatullahu ve barakatuhu hocam, sizi ilk defa dinliyorum, inşallah bir sualim olacak. Hidayet ne demektir?

Kur’ân’da hidâyet nasıl anlatılmıştır? Selamünaleyküm ve rahmatullahu ve barakatuhu. Bu arada İstanbul’dan Volkan ben hocam. Hidayet bir kimsenin, Kur’ân’ın ve Sünnet senin tabi olan bir kimsenin tabi olan bir kimsenin Kur’ân’ın ve Sünnet senin tarif ettiği şekilde Allah’a îmân etmek, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, hayırın ve şerrin Allah’tan olduğuna, din gününe, hesap gününe îmân edip, kelime-i şehâdet getirip, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek gibi istabın şartlarını kabul edip, Allah yoluna koşmaktır canım kardeşim. Kayseri’den selamlar, mesutküler, ve aleyküm selam. Efendim zor bir süreç geçirdim. Daha önceden psikolojik rahatsızlıklarım vardı. Uzun bir süre ilaç kullandım, düzelince bıraktım.

Rahatsızlığım yeniden başladı. Her şeyi kafama takıyorum. İnsanları yanlış anlıyorum ve üzülüyorum. Bu süreci atlatmak için ne tavsiye edersiniz? Doktoruna bir racat et. Cenâb-ı Hakk hayırlı şifa versin inşallah. Selamünaleyküm demiş bir kardeşimiz ve aleyküm selam. Selamünaleyküm. Sizin adınıza bir mesele tebliğ ediliyorsa, sizin tarafınızdan tebliğ edildiği belirtilmeli midir hayırlı geceler. öyle bir şey olduğunda evet benim tarafımdan tebliğ edildiği söylenmesi lazım. Bunda bir sıkıntı yok. Selamünaleyküm. Annem 74 yaşında başka bir cemaatin zikrine gidiyordu. Ama yıldardır gidemiyor. Abimlerle Erzurum’da yaşıyor. Abimler, yengem, kızı sizden dersler. Annem de sizinle müsaadeniz olursa sizden ders almak istiyor.

Verin inşallah. Allah mübarek eylesin inşallah. Hocam eşim çocuğumuzun adını Muhammed Bozkurt koymak istiyor. Ben de Muhammed Emîn bize hakim olur musunuz? Çocuğa Bozkurt ismini vermekte mahsur var mı? normalde Bozkurt ismi genelde ülkücüler verirler. O yüzden olsun ya. Muhammed Bozkurt olsun. Bir şey olmaz. Muhammed Emîn daha güzel tabi de. Ama o zaman şey yapın, aranızı bulayın. Çocuğa normalde iki isim koymak da uygun ya. Muhammed Emîn ile Muhammed Bozkurt koyarsanız ikisi de olur. Hocam aylar öncesinde sizi rüyamda gördüm. Rüyamda gördüm. Dönem sürekli zikir çekiyordum. Utanarak anlatıyorum. Dün dönem sürekli zikir çekiyordum, utanarak anlatıyorum. Sizin… O rüyanda gördüğün bayan kardeşe tatlı tatlı yumuşak yumuşak şey yap, değil mi?

Dini onlara anlat inşallah. Öbür rüyanın normalde diğer kısmı dua ile alakalı, manevi himmet ile alakalı. Selamünaleyküm, gün içerisinde tevhîd çekmek aklıma gelmiyor. Nasıl sürekli zikir halinde olurum? Böyle disiplin edeceksiniz kendisini. Kendinizi disiplin ettikçe olacak inşallah. Selamünaleyküm, hayırlı geceler. Bir sorum olacaktı. Dedem 85 yaşında ve bir yıldır bekâr. Dedemin çevresinden birkaç kişi ölürken bekâr ölmek günah demişler. Bekar ölmenin hükmü nedir? Bekar ölmek günah değil. Ama 85 yaşında eğer arzu ederse evlenmek evlendir. Bir de rüyanda inek sayıyordum. Bir ineğin altı çamur.


Kaynakça ve Referanslar

  • Mesnevî-i Şerîf 948-956. Beyitler — Av Hayvanlarının Aslana Tevekkülü Tavsiye Etmesi ve Çalışmayı Red Etmesi Konusu: Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Şerîf I. cild (R. A. Nicholson neşri ve Abdülbâki Gölpınarlı tercümesi); Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî; Şem’î Şem’ullâh, Şerh-i Mesnevî; İsmâil Ankaravî, Mecmûatu’l-Letâif; aslan ile av hayvanları karşılıklı konuşması zemininde Cebriyye Ekolü ile Ehl-i Sünnet düşüncesinin mukayesesi; sebep tohumlarını eken harislerin dahi zamanın menfaatlerinden mahrum kalması, dünyaya haris kavimlerin ejderha gibi ağız açmaları, peygamberlerin ve müminlerin mesleklerinin Allah yolunda cihâd zemininde şerh edilmesi; Azrâîl’in birisine bakması ve o kimsenin Süleymân Aleyhisselâm’ın sarayına kaçması konu başlığı hazırlığı (956. beyit); tevekkül-çalışma dengesi mevzuu
  • Kur’ân-ı Kerîm — sohbette zikredilen âyet-i kerîmeler: İbrâhîm 14/46 (“Gerçekten onlar düzenlerini kurmuşlardı halbuki dağları oynatacak güçte olsa bile onların bu düzenleri hep Allah’ın elindeydi”); Ahzâb 33/21 (“Muhakkak Resûlullah’ta sizin için güzel örnekler vardır”); Fâtiha 1/5 (“Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım dileriz”); Lokmân 31/18 (yeryüzünde kibirlenerekten yürüme — “sen ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara ulaşabilirsin” hussi); Hicr 15/9 (“Kur’ân’ı biz indirdik, onu koruyucusu da biz”); Yûnus 10/44 (“Allah insanlara zerre kadar zulmetmez, fakat insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar”); Ahzâb 33 (Lût kavmi ve 18.000 gece namazı kılan kavmin eşcinsel pisliğe yalnız yüz buruşturmamakla Allah’ın azâbına uğraması); Hoşhu 7 (Lokman su’releri); Bakara, Tebareke, Fetih Sûresi’nin okunması tavsiyeleri
  • Hadîs-i Şerîf Kaynakları ve Zikredilen Hadîsler: Buhârî-Müslim (“Bir vadi dolusu altın olsa ikinci vadiye gözünü diker, insanoğlu haristir” hadîsi); Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in Hazret-i Abbâs’ın oğlu Abdullah’a tavsiyesi (“Bütün insanlar sana zarar vermek için toplansalar, Allah müsaade etmedikçe hiç kimse sana zarar veremez”—Tirmizî); şeytanın insan damarlarında dolaşması hadîsi (Buhârî-Müslim, Safiyye validemiz rivayeti); “Ey Allah’ım tembellikten-borçlu olmaktan sana sığınırım” duâsı (Buhârî); Müslim (iyilikle kötülüğe mukabele, dilenin elle-dille-kalble değiştirme hadîsi Ebû Saîd el-Hudrî rivayeti); Buhârî (“Size heybemdeki ilmin önündekileri anlattım, arkasındakileri anlatsam Ebû Hureyre kâfir oldu derdiniz” Ebû Hureyre Radıyallâhu Anh rivayeti); Tirmizî-Buhârî (“Malimı koruma uğrunda öldürülen şehittir” hadîsi); Edebu’l-Müfred Buhârî (Seyyid bin Saad “iki vakit kapıların açıldığı vakitler: ezan okunduğu zaman ve Allah yolunda saf tutulduğu zaman”); Buhârî-Müslim (müsafirin üç gün misafir, dördüncü gün sadaka hükmü hadîsi); “Kim beni rüyada görürse uyanıkken görmüş gibidir” hadîsi (Buhârî-Müslim); “Yeşil-safran boyasıyla boyanmış ve kırmızı elbise giyinmemek” hadîsi; “Kadın dört şey için nıkâhlanır: dini, güzelliği, nesebi, malı; siz dindar olanı tercih edin” hadîsi (Buhârî-Müslim); “Hiçbir peygamber yoktur ki çobanlık yapmamış olsun” Ebû Hureyre rivayeti; “işi ehline verme” âyet-i kerîmesi (Nisâ 4/58); Musa aleyhisselâm-Hızır Aleyhisselâm kıssası (Kehf 18/60-82); kabir azâbından kurtarıcı Tebareke (Mülk) Sûresi
  • Darbeler Tarihi ve Türkiye Siyaseti: 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi (Kenan Evren liderliğindeki Amerikan desteği altında darbe, Bayındır Lükocaklarındaki yönetim kurulu dönemi); 12 Eylül’den iki saat sonra terörün sona ermesi vak’ası—devlet araştırmalarının gösterdiği gibi terör eylemlerinin siyâset malzemesi olarak kullanılması; 1961 Anayasası ve 1982 Anayasası—Darbe Anayasaları olarak tasnif; 28 Şubat 1997 post-modern darbesi ve tankların yürümesi; 15 Temmuz 2016 darbe girişimi (FETÖ unsurları, siville halkın karşı koyuşu); Libya-Suriye-Irak-Ermenistan/Azerbaycan ateş çemberi (Eylül 2020 Dağlık Karabağ savaşı arifesi); Abdurrahman Dilipak, Yalçın Küçük, İsmail Kara, Hilmi Yavuz, Mehmet Metiner darbeler literatürü
  • Peygamberlerin ve Sahabenin Çalışması—Nemrut-Firavun Zalimliği-Hırıslik: Hazret-i İbrâhîm Aleyhisselâm ve Nemrut’un ateşe atma kıssası (Enbiya 21/68-69, Saffât 37/97); Nemrut’un kuşları vasıtasıyla gökyüzüne çıkması rivayeti (Taberî, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk); Nemrut’un kafasına giren sinek/böcek rûyâsı rivayeti (Saîlibî, Kısasu’l-Enbiya); Firavun’un denizde boğulması (Yûnus 10/90, Tâhâ 20/77-78); Hazret-i Dâvûd Aleyhisselâm’ın demirciliği (Enbiya 21/80, Sebâ 34/10-11); Hazret-i İdrîs Aleyhisselâm’ın terziliği; Hazret-i Peygamber’in Hazret-i Hatîce annemizin ticâretini idare etmesi; Hendek-Bedir-Uhud-Malazgirt-İstanbul fetihleri zemininde ümmet-i Muhammed’in cihâd tarihi; Ebû Leheb-Ebû Cehil-Utbe-Şeybe müşriklerinin Hendek kuyularına ölü olarak atılması rivayeti (Buhârî, meğâzî bâbı)
  • Hadîs İnkârcılığı-Sünnet İnkârcılığı ve Masonik Modernizm: 200-300 yıl önceye uzanan Avrupa kökenli modernist tohum—Masôn localarında yetişen “dindarmiş gibi görünen” yenilikçi-deformasyoncu hareketler; Mısır Muhammed Abduh-Reşîd Rızâ-Cemâleddin Efgânî dönemi İslam modernizmi eleştirileri (İbn Bedrân, M. Naeem Yaşin); Türkiye’de Kur’âncılık akımı—Mustafa İslâmoğlu-Mehmet Okuyan-Hüseyin Atay-Yaşar Nuri Öztürk-İlhami Güler-Mehmet Azimli tartışmaları; İlahiyat fakultelerinde hadîs ve sünnet-i seniyye ile alay eden akademisyenler; Avrupa-Amerika merkezli “peygambersiz bir Kur’ân, peygambersiz bir İslam” dizayını tezleri eleştirisi; Ehl-i Sünnet-i ve’l-Cemâat müdâfaası (İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ; Sadreddîn Konevî, Ömer Nasuhi Bilmen)
  • Uyuşturucu-Fuhuş-Eşcinsellik ve İstanbul Sözleşmesi: T.C. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Dairesi 2019-2020 Raporu, 2007’de 35 bin-2016’da 254 bin tedavi talebi (7,5 kat artış), yaşın 9-10-13’e düşmesi, %75 en yakın arkadaştan başlama; Afganistan-İran-Türkiye-Balkanlar-Batı Avrupa eroin güzergâhı; Birleşmiş Milletler UNODC World Drug Report 2020; fuhuş %1700 artış istatistiği; İstanbul Sözleşmesi 2011 (Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Sözleşmesi)-uzaklaştırma kararları ve eşcinsel ilişkilerin topluma taşınması eleştirisi; Lût Aleyhisselâm’ın kavmi ve 18.000 kişi gece namazı kılan topluluğun eşcinsel pisliği “yüz buruşturmadan” geçişine Allah’ın azâbının dahil edişi hadîs-i kudsîsî; A’râf 7/80-84 ve Hûd 11/77-83 Lût kavmi kıssası; 2020 Türkiye’de eşcinsel “evlilik” video hâdiseleri ve Hürriyet haberi; genel evler-meyhaneler-bar-sazane-gece kulübleri ve dini istismar iddiaları
  • Rüyetullâh ve İmam-ı A’zam-Mâturîdî-Nesefî-Sâbûnî Ekolü: Hazret-i Âişe’nin “Kim Muhammed Allah’ı gördü derse yalan söylemiştir” rivayeti (Müslim); Hazret-i Abbâs ve oğlu Abdullah’ın Mîrâc’da Allah’ın görüldüğüne dair rivayetleri (Tirmizî, İbn Mace); İmam-ı A’zam Ebû Hanife, el-Fıkhu’l-Ekber; İmâm-ı Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd; Nûrüddîn es-Sâbûnî, el-Bıdâye fî Usûli’d-Dîn; Ebu’l-Muin en-Nesefî, Tabsiratu’l-Edille; Ehl-i Sünnet’in rüyetullâh akidesinin Mutezile-Şîa-Caferî karşıtı savunusu; rüyada Allah’ı niceliksiz-niteliksiz sıfatsal tecelliyatta görme mümkinliği (Üstâd Abdullah Gürbüz Efendi-Mustafa Özbağ mülâhazaları); İbn-i Sîrîn, Tabiru’r-Rüyâ; Nâbulûsî, Tatıru’l-Enâm
  • Gaybî İlim, Keramet ve Zulüm-İmtihan Ayrımı: Ebû Hureyre Radıyallâhu Anh’ın “size heybemin önündekileri anlattım, arkasındakileri anlatsam kâfir oldu derdiniz” rivayeti—gaybî ilimlerin özel sohbetlerde aktarılması usulü; zulüm-İmtihan ayrımı tezinin üstâdîn mütâlaası—”bana zulmedilmesi Allah’ın lütfudur, çünkü onunla cihâd edeceğim”; elle-dille-kalple mücâdele edeninin kuvvet derecesi hadîsi (Müslim); İmâm-ı Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn; Feruddîn Atâr, Tezkiretu’l-Evliyâ
  • Mezhep Fıkıh Mevzuları—Deniz Ürünleri, İkindi-Yatsı Sünnetleri, Teyemmüm-Gusl, Seferi: Hanefî ve Şâfiî mezheplerinde deniz ürünleri (karıdes, midye, ıstakos, pavurya) hükmü—”baban da çeken yerim” İmâm-ı Şâfiî sözü; Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in ikindinin ve yatsının sünnetini bir-iki defa terk etmesi rivayeti; ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihâli (deniz ürünleri ve sünnet-i revatib bâbları); alkol bazlı deodorant-krem-parüm ile namazın câizliği fetvâsı—uçucu alkolun necis olmayışı hükmü; sarı ve kırmızı renkli erkek elbisesinin mekrûhu (safranla boyanılmış elbise ret hadîsi-Tirmizî); renkli-parçalı uygun elbise şartları
  • İsim Koyma, Nikâh ve Çocuk Edebi: Çocuğun anne-babasında üç hakkı hadîsi (hayırlı isim konulması, din öğretilmesi, meslek edindirilmesi—Tirmizî, Beyhakî); “Muhammed Bozkurt” ve “Muhammed Emîn” iki isim koyma adeti; helal daire-çocuk bireysel özgürlüğü dengesi; ev ziyareti üç gün misafir-dördüncü gün sadaka hükmü (Buhârî); 74 yaşındaki yaşlıların zikir halkalarına devamı tavsiyesi; Neslihan (13)-Sena (12) gibi küçük kardeşlere ders verme adabı (bülûğa ermeyenlere “13 13 çek” ders telkini); ailede itaat sınırları—kız çocuğu evlenene kadar babasına tabi, erkek çocuk babası ölünceye kadar dinler yorumu
  • Karantina, Pandemi ve Deccalist Sistem: COVID-19 pandemisi ve karantina şartlarının şeri hükmü—100 bin kişinin karantinaya uymaması istatistiği-“el bombası fitili çekilmiş” teşbihi; Sudan gezisi dönüşü—Türkiye’nin İslam dünyasını birleştireceğine olan ümmet-i Muhammed iânancı; Mısır Muhammed Mursî’nin şehadeti (2019) ve Birleşik Arap Emirlikleri ABD uşaklığı eleştirisi; kapitalist sistem-deccalist sistem çözümlemesi—pandemilerin ardı ardına geleceği ve bunların dine-îmâne saldırısı tezi; Bakanlar Kurulu yasaklarının cami-kur’ân kurslarını bürokratik kapatıp eğlence yerleri-plajları açık bırakması çelişkisi
  • Masônluk ve Milliyetçi Terör Meselesi: Atatürk’ün 1935’te yasakladığı Masôn derneklerinin sonradan yeniden açılması tarihi (Demîrâbi-Milli Hakimiyet dönemi); Alman-Fransa-İtalya-Amerika-Rusya mer çokuluslu vakıfların Türkiye’de lise-üniversite açmaları—Galatasaray-Robert Kolej-Avusturya Lisesi-St. Joseph-Notre Dame de Sion mesnedi; Bedîzüzamân Saîd-i Nursî’nin “siyâsetin şerrinden Allah’a sığınırım” sözü ve Nûr cemaatlerin çağdaş siyâset ile ilgili farklı hat etrafi
  • Rüyâ Tabîri ve Sufi Edebi: İbn-i Sîrîn, Tabiru’r-Rüyâ; Abdulganî en-Nâbulûsî, Tatıru’l-Enâm fî Tabiri’l-Menâm; Hazret-i Peygamber’i rüyâda görmenin müjdeliği hadîsi (Buhârî-Müslim); hastalık-kanser-vefât rüyâlarının tabîri; abdest alma rüyâsının hayra işaret olduğu; yılanın şeytan-nefis tabîri (İbn Sîrîn); manevî himmet ile ilgili rüyâlar; Erzurumlu İbrâhîm Hakkı Hazretleri’nin Marifetnâme eserindeki astronomik mevzuların modern bilim ile çelişkisi-bu noktada sadece Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye tavsiyesi; İlahiyat-Fızık Çatışması sorununa yaklaşım usulü (İbn Rüşd, Faslü’l-Makâl; Muhammed İkbal, The Reconstruction of Religious Thought in Islam)
  • Çavuşluk-Zâkirlik-Nâkiblük ve Tasavvuf Edebi: Mustafa Özbağ Efendi Dergâhı geçmişi, Üstâd Abdullah Gürbüz Efendi-Mustafa Özbağ Efendi silsilesi; bir kimseden ders alındığında çavuşluk-zâkirlik gibi vazifelerin de müsterih kalınması; dersi bırakan dervişin vazifelerinin de hemen düşmesi; Seyr-i sülûk edâbı-makam istenmemesi, mevki istenmemesi prensibi; “Sufi ancak Allah’tan ister, ancak Allah’tan dilenir” temel felsefesi; Ebû Abdurrahman es-Sülemî, Tabakâtu’s-Sûfiyye; Kuşeyrî, er-Risâletu’l-Kuşeyriyye; Hucvîrî, Keşfu’l-Mahcûb; mahâleh kurslarında veya ev toplantılarında ders yapılma şeklinin vazifeli kardeşlerden öğrenme tavsiyesi; tekkesiz İslâm-camisiz İslâm yoktur düşüncesine “evlerinizi zikirhâne-cennet bahçesi yapın” mukabelesi

Tasavvuf hakkında bilgi

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, İhsân, Sülûk, Kalb, Sünnet, Silsile, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı