Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2020 Soru-Cevap Sohbet #16 — Mesnevî Şerhi (921-922. Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2020 Soru-Cevap Sohbet #16 — Mesnevî Şerhi (921-922. Beyit). Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Giriş ve Seyahat Duyurusu

Selamünaleyküm Allah gecenizi hayırlı eylesin, gününüzünü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hakk tüm ümmet-i Muhammed’i Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışıp, Kur’ân ve Sünnet’i yaşayan kullarından eylesin. Rabbim inşaAllah ümmet-i Muhammed’i hakkı, hak, batıl, batıl bilip, hakkı yaşayanlardan, hakkı gözetenlerden eylesin. Ümmet-i Muhammed’e inşaAllah o Rahman, haramlardan uzak durup, en güzel ahlakla ahlaklanmayı nasip eylesin. Rabbim cümlesine affı muafret eylesin. Eksikliklerine, noksanlıklerine bakmaksızın, hepsinde cennet ailesine, hepsinde kendi cemaatine ulaştırdı, vuslatı erdiği kullarından eylesin inşaAllah. Malum geçen hafta ilan etmiştik bir yurtdışı seyahatimiz olacaktı.

Böyle Hakkında

Ama velakin bir tehir oldu, gecikme oldu. O yüzden biz yine Cumartesi muttad dersimizi yapalım diye düşündük. İnşaAllah Allah’tan bir şey gelmezse önümüzdeki cuma günü yolcuyoruz. O yüzden önümüzdeki hafta, Cumartesi gün bir aksilik çıkmazsa burada olmayacağız. Şimdiden bunu kardeşlere söyleyelim. Eğer yine bir tehir söz konusu olursa, yine önceden bu sefer yaptığımız gibi arkadaşlar haberdar ederiz, yayınlarız inşaAllah. Cenâb-ı Hakk cümle kardeşleri inşaAllah Kur’ân ve sünneti yaşayan kimselerden eylesin. Geçen hafta 922’den devam edeceğiz demiştik. böyle bir beyt önceden yine okumaya başlayalım. 921 ve 922 okuyacağız inşaAllah. Ondan sonra okuyabildiğimiz, gidebildiğimiz yere kadar okuyacağız gideceğiz inşaAllah.

Bunu geçen hafta okumuştuk. Madem ki bizim gözümüzde birçok illet var, yürü. Kendi görüşünü dostun görüşünde yok et. Bizim görüşümüze bedel onun görüşü. Ne güzel bir karşılıktır. Bütün maksatları onun görüşünde bulursun. Bizim görüşümüzde illet var. normalde insanlar heva heveslerine uyarlarsa, şeytana uyarlarsa, muhakkak ki görüşlerinde bir sıkıntı, bir problem olur. Dünya sevgisine kendilerini daldırırlarsa, görüşlerinde bir bulanıklık olur. Kimin görüşünde bulanıklık olmaz? Normalde Cenâb-ı Hakk’a dost olan bir kimse, Cenâb-ı Hakk’ın dostunu ulaşmış o veli kimselerinin görüşlerinde bulanıklık olmaz.


921-922. Beyit: Dostun Görüşü

Çünkü bu haride geçen meşhur hadisi kutsi var ya, kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşır diye. Onun malum, bahsengici var ya, kim benim veli kuluma düşmanlık ederse, ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder. Sonunda sevgime kavuşur, sevgime erer. Onu bir sevdim mi, artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı, aklettiği kalbi, konuştuğu dili olurum. Benden bir şey isterse veririm, benden sığınma talep etti mi, onu himayeme alır korurum. Ben yapacağım bir şeydir, mümin kulumun ruhunu kavzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüde düşmedim.

O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem der, buhari. Bunun değişik, hadisin farklı izahları veya farklı yollardan gelen, farklı kelimelerle bu hadisi kutsuyu okuyabilirsiniz. O yüzden o kul Allah’ı çok sever, Allah da onu çok sever, Allah onu çok sevince gören gözü olur. bu gören göz olunca onun görüşünde bulanıklık olmaz. O duyan kulak olunca onun duyuşunda bir bulanıklık olmaz. Tutan el olunca onun tutuşunda bir bulanıklık olmaz. Akleden bir akl olunca onun aklında bir bulanıklık olmaz. Söyleyen dili olurum deyince onun söylediğinde de bulanıklık olmaz. O zaman bu hale erişinceye kadar bizim görüşümüzde, bizim duyuşumuzda, bizim bilişimizde, bizim söyleyemizde bir bulanıklık olması mümkün, muhtemel hatta daha fazla.

Çünkü başka bir hadis-i şerifte hiçbir kimse yoktur ki onun bir hatası, onun bir günahı olmamış olsun. Ama hata işlerin, günah işlerin en hayırlısı Allah’a tövbe edenlerdir. Tövbe eden de hiç günah işlememiş gibidir buyurdu. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem. O yüzden bütün ümmet-i Muhammed’in, bütün kulların bakışında bir bulanıklık olur mu? El cevap olur. O dostluk şerbetini içinceye kadar, o kemalâ erinceye kadar onların görüşlerinde, duyuşlarında her daim bulanıklık olacaktır. O yüzden sufilikte bir kimsenin üstadına tam olarak teslim olması, bağlanması istenir. Sebep, onun görüşü henüz daha bulanıklıktan kurtulmadı. Ta nereye kadar? Ta ki o kimse velilik şerbetini içinceye kadar.

Ta ki o kimse mürşidlik postuna oturuncaya kadar. Öbür türlü o zamana kadar onun görüşünde hep illet var mıdır? El cevap hep illet vardır. O yüzden Hazret-i Mevlânâ der ki, sen kendi görüşünü dostun görüşünde yok et. sen kendi görüşünü bu noktada kendince çok büyütme, onu ilahlaştırma. Ya git sen üstadının görüşünde kendi görüşünü yok et. Ya da Allah’ın Kur’ân ve Sünnetinde beyan ettiği hükümlerde kendi görüşünü yok et. bence böyle olması lazım deme. bugün insanlar şimdi hadi bir üstada bağlanmadı, hadi bir veliye gidip intisap etmedi. İyi Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışsın eyvallah. Şeriatın, Kur’ân ve Sünnet’in hükümlerinde de kendince bir şeyler değiştirmeye kalkma. Kendi görüşünü, kendi aklını ilahlaştırma.


Kendi Görüşünü İlahlaştırma

Bence böyle olması lazım deme. Kur’ân belli, Sünnet belli, imamların iştahı belli. Sen bence böyle olması lazım deyip de kendi görüşünü ilahlaştırma. Sebep? Çünkü senin görüşün bulanık bir görüş. Çünkü senin görüşün heva ve hevese dayalı. Sen tam razı olma noktasında değilsin. Razın olma noktasında olmadığın için ve raziyet sende tecelli etmediği için, senin görüşünde, bakışında, duruşunda, yürüyüşünde, tutuşunda hep bulanık olacak. Allah muhafaza eylesin. O zaman bizim görüşümüze karşı bedel onun görüşünü. Ne güzel bir karşılıktır. Bütün maksatları onun görüşünde bulursun. O zaman sen kendi görüşünü al bir kenara koy. Şeriatan, Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapış. Kendi görüşünü al kenara koy.

Sen tarikadan üstadının görüşüne sımsıkı yapış. Sen kendi görüşünü kenara koy. Kendi görüşünü kenara koy. Hakikat noktasında, bakın hakikat noktasında. Cenab-ı Peygamber, sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri sana ne diyorsa, sen onu yapmaya çalış. O zaman zaten o hale geldiyse, o kimse razı noktasına geldi. Razı noktasına geldiyse, o böyle kendi kendine, kendi oturduğun yerde iyiliğin gelmesini, kötülüğün gitmesini karşı bir tavrı göremezsiniz onda. O razı olmuş. Ne iyiliğin gelmesi için mücadele eder, ne de kötülüğün gitmesi için mücadele eder. O başına her ne geliyorsa, ondan geldiğinin farkındadır. Bu bütün Müslümanların kabullenebileceği bir şey değildir. Bu Müslümanlar ve Müminler, Sûfîler bu tip meselelerde çok zorlanırlar.

O yüzden o razı olan kimseler, onlar kısmetlerinde ne varsa onların başına geleceğine, ama iyilik olarak, ama kötülük olarak, ama belâ olarak, ama müsîbet olarak, ama hastalık olarak, ne gelecekse onun başına gelecek o. o kimse şöyle düşünür, ben bu beladan nereye kaçarsam kaçayım, belâ benim peşimden gelir, beni bulur. Hatta benden önce gideceğim yere oturur, ben belanın kucağına gider koşarım. Benden önce orada bir yangın olur, o yangın benim Hazret-i Mevlânâ kader tecelli edecekse senin gözün bağlanır der, aklın susar senin der. Ne yaparsın? Sen gider koşarsın, normalde o belâ ve musibetin o sıkıntının kucağına gidersin. Ve normalde sen belanın kalkması için ne kadar çaba sarf edersen sarf et, o belâ senden gitmedikçe, gitmedikçe senden alınmadıkça senin gayretin ne gitmez.

O razı olan, o veli, o mürşid kimseler böyle düşünürler, böyle hareket ederler. Ama onlar halkın şeriatını ifsat etmemek için sanki beladan kurtulmak için mücadele ediyormuş gibi görünürler. Veya da o hastalıktan kurtulmak için mücadele ediyormuş gibi görünürler. Ama iç alemlerinde böyle bir şey olmaz. Sebep, çünkü razılık noktasında her gelen ondan gelmiştir. İster belâ olsun, ister iyilik olsun, her sıkıntı ondan gelmiştir. Seni ister felaha kavuştursun, isterse sıkıntının içine gömsün. O yüzden normalde o razı olma yolunda olana lazım olan şey hakka teslim olmasıdır. O kimsenin kayıtsız şartsız, şeksiz şüphesiz her şeyine ona teslim olmasıdır. Hatta kendi ve kendisiyle alakalı her şeyi de ona teslim etmektir.

İnsanlar bir şeyleri kendilerini zanneder.


Dünyaya Aidiyet ve Şükür

İlmi kendisini zanneder, aşkı kendisini zanneder, muhabbeti kendisini zanneder, sevgisini kendisini zanneder, evladını kendisini zanneder, malını kendisini zanneder, eşini kendisini zanneder, her şeyi kendisini zanneder. Bu bir zandan ibarettir, başka bir şey değildir. Oysa gerçek manada, hakikat manada insanın bu dünyada hiçbir şey yoktur. İnsanın hiçbir yerde hiçbir şey yoktur. Ama insan o hakikatten uzak olduğundan dolayı ne yaparsa yapsın, bunu anlayamaz, bunu algılayamaz. Ve o kimseler dünyaya aidiyet beslerler. Dünya ve dünya ile alakalı bütün her şeyi aidiyet besler, aidiyet besler. Ve onların içinden bir tanesini kaybedersen, bir tanesi benim elimden giderse diye müthiş bir şekilde korkuya kapılırlar.

Allah muhafaza eylesin. O yüzden onlar belayı hoş göremezler. Onlar sıkıntıyı hoş göremezler. Çünkü dünyaya aidiyet kesmeden, dünyayı seven kimse beladan, müsibetten, sıkıntıdan, dertten, gamdan, kasavetten her şeyden uzak durmaya çalışır. Ve bir şey ona gelecek diyor ödü kopar. Ve onlar nimetler gelince şükrederler, nimetler ellerinden gidince şikayet ederler. Allah muhafaza eylesin. Ben o yüzden derim, Cenâb-ı Hakk insanlara vermiş olduğu nimetlerden geri döndürmesin. Sebep onlar nimetlerini hatta bol bol versin. Allah onlara. Sebep çünkü onlar o nimetlerden uzak durununca küfre bile düşerler. Allah muhafaza eylesin. O yüzden dua edin. Etrafınızdaki insanlar nimetlerin içerisinde dolaşıyorlarsa onlara deyin ki, Ya Rabbi sen bunlara nimetlerini artır.

Sen bunlara şükürlerini de artır. Sen bunların hamdlerini de artır. Ki bunlar senin verdiğin nimetlere hamd etsinler, şükretsinler. Ve nimetlerden, bu lütuflardan, ikramlardan beri kalmasınlar. Beri kalırlarsa Allah muhafaza eylesin. Şikayet ederler. Şikayet ederlerse Allah korusun. Onların dinlerinden, imanlarından olurlar. Rabbim muhafaza eylesin. O yüzden etrafınızdaki insanlara dua edeceksiniz. Kendinize etmeseniz dahi etrafınızdaki insanlara dua edeceksiniz. Allah onlara olan nimetlerini artırsın. Allah onların şükürlerini de artırsın. Sebep çünkü şükredenlere Cenâb-ı Hakk nimetlerini artırır. Onlara da şükrü tavsiye edeceksiniz. Onlara şükretmeleri için de dua edeceksiniz. Eşlerinize, çocuklarınıza, anne babalarınıza, arkadaşlarınıza dua edin.

Cenâb-ı Hakk onların nimetlerini artırsın. Aynı zamanda da şükürlerini artırsın. Hamdlerini artırsın. Her ikisini de artırsın ki onlar Allah muhafaza eylesin. Dilleri sürçmesin. Ayakları sürçmesin. Elleri sürçmesin. Çünkü kolay bir şey değildir. Bir kimse nimetin içerisinde dolaşırken o nimete muhtaç olmak, o nimete uzak durmak gerçekten kolay. Gerçekten kolay değildir. O yüzden dua edin. Mesela insanlar bunu görmezler. Nimet deyince yemek, içmek, ev, mal, mülk, para, pul zannediyorlar. Bu da değil. Bir üstade yakın olmak da nimettir. Bir tarikat ahalinin içerisinde olmak da nimettir. Bir velinin dairesinde olmak da nimettir. Bir mürşid-i kâmilin, bir üstadın, bir Allah dostunun dairesinde olmak da nimettir.

Çünkü o kimse o nimetten de uzaklaşınca Allah muhafaza eylesin.


Razılık ve Belâya Sabır

Oradan da küfre düşer. Bir tek bir kimse arabası gidince küfre düşmez. Asıl sıkıntı oradadır zaten. O kimse o nimetin kadrini kıymetini bilmez de o halakadan uzaklaşınca o zaman da küfre düşer. Hatta öyle bir hale gelir. Bu fakir onları görmüştür. Önceden zikrullâh halakasında o kimse durur, üstadın başında durur. Bir müddet sonra nefsine uyar, heva hevesine uyar, şeytana uyar. İki ayaklı şeytanlara uyar. O halakadan uzaklaşır. Bu sefer zikir halakasına da, üstadlara da, velilere de düşmanlık yapar. O zaman da zaten hapı yutar. O hadisi kutusu tecelli eder. Allah ondan intikam alır. Allah muhafaza eylesin. Asıl nimet odur. Bakın asıl nimet odur. O yüzden bu insanlar razı makamında olmadığından dolayı onlar böyle içinde bulundukları nimetten uzak olmamaları için.

Ne yapacağız? Dua edeceğiz. Bu çünkü razıyete ulaşıncaya kadar herkes tehlikelidir. Kendi görüşünü, hakkın görüşüne tevdi edinceye kadar tehlikededir herkes. Meselenin iç yüzünü bilmez, perdenin arkasını görmez. Perdenin arkasını görmeyince kendi aklını ilahlaştırır, heva hevesini ilahlaştırır. Kendince hükmetmeye başlar. Kendince de hükmedince çuvallar gider. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bize lazım olan hakka teslim olmaktır. Bize lazım olan hakka teslim olanlara teslim olmaktır. Bize lazım olan odur. hakka teslim olma noktasında değil isen, hakka teslim olanlara teslim olacaksın. Eğer hakka teslim olanlara teslim olamıyorsan, Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu razılık yolunda, Cenâb-ı Hakk’ka olan yakınlık yolunda, kendi görüşünü, Allah’ın görüşünü tevdi etme yolunda, sen Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşsun.

Ve sana gelen her ne ise, onu hoş karşılamakla emrolunmuşsun. Şikayet etmekle değil. Ancak sana geleni hoş karşılarsan, belâ, müsube, sıkıntı, dert, gam, kasevet, varlık, yokluk, her ne geliyorsa başına, dışarıdan sana geliyor. Sen bunu hoş karşılamakla yüklüsün. bunu hoş karşılamazsan, bunu tatlı karşılamazsan, sevgiliden gelen bir hediye olarak görmezsen, sen kemale eremezsin. Allah rahmet eylesin. Şeyhim öyle demişti bana. Yatağın ucuna oturdu. Mûsâ efendi, bundan sonra bir dizine gül yağı dökecekler, bir dizine ateş dökecekler. Oğlum ne gül yağını dökene karşı ona farklı davranacaksın, ne de ateşe farklı davranacaksın. bu, eğer siz kemale erme yolunda yürüyecekseniz, kimisi gelecek sizin dizinize gül yağı dökecek, kimisi gelecek sizin dizinize ateş dökecek.

Kimisi gelecek onun dili gül dili olacak, tatlı tatlı konuşacak, kimisi de gelecek onun dili ateş olacak, sizi iğn elecek, sizi eleştirecek, size laf söyleyecek, size hakaret edecek. Ve siz bunları sahibinin o olduğunu görüp, o olduğunu görüp, ona göre idrak edeceksiniz. Buradan şu aklınıza gelmesin, kötülüklerle mücadele etme, zalimlerle mücadele etme, adaletsizlikle mücadele etme değil. Sen kendi iç dünyanda bunları yaratanın Allah olduğunu bil. Allah muhafaza eylesin. Ve kazâ ve kaderin ondan geldiğini bil ve ona razı ol. Sakın kaderle pençeleşme. Sakın kazâ ile pençeleşme. Kaza ve kaderle pençeleşenler hep mağlup olurlar. Bunu unutma hiçbir zaman. Bakın hiçbir zaman bunu unutma. Sakın fıtratınla pençeleşme.

Sakın ha! Sakın başına gelen bir şeyle pençeleşme. Sen böyle ondan şikayetçi olma, ondan şekvacı olma. Allah muhafaza eylesin. Ve sana gelenlere sabretmezsen eğer Allah muhafaza eylesin, Hadisi Kutsi’de başka Rab arasınlar. Başka Rab bulamayacağına göre küfre düşersin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kaderiyle pençeleşenler, kaderiyle pençeleşmek ne demek? Keşke kadın olsaydım. Keşke erkek olsaydım. Keşke boyum uzun olsaydı. Keşke boyum kısa olsaydı. Keşke cüce olsaydım. Keşke iki metre olsaydım. Keşke şunu olmasaydım. Ya bunlar senin elinde değil. Kaderle pençeleşme. Keşke benim annem babam bunlar olmasaydı. Ya pençeleşme. Annene babanın senin kaderin. Senin kaderin. Keşke benim babam böyle olmasaydı.

Ya senin kaderin. Sen bununla pençeleşme. Gün içerisinde insanların küfre düştüğü yerler bunlar. Gün içinde küfre düşüyor. Benim, keşke benim boyum uzun olsaydı.


Kaderle Pençeleşmek Küfürdür

Ya pençeleşme kaderinle. Boyunu senin tespit eden Allah. Sen istediğin kadar selvi misin sulak arazide bir boy atacaksın? Keşke benim şuram şöyle olsaydı. Ya senin elinde mi? Benim gözlerim mavi olsaydı. Ya senin elinde mi? Senin elinde değil. Bunlar ne? Bunlar kaderle pençeleşmek. Seni doğurmaz olaydım. Kaderle pençeleşiyor. Küfre düşüyor. Bakın küfre düşüyor. Nereden senin gibi oğlum oldu? Nereden senin gibi çocuğum oldu? Kızım oldu? Nereden senin gibi evladım oldu? Kaderle pençeleştin. Allah muhafaza eylesin. Bakın kaderle pençeleşenler eninde sonunda yenilirler. Ve hatta genel anlamda küfre düşerler. Ve bizim toplumun ne yazık ki dini bilmediğinden dolayı gün içerisinde bunların çoğunu konuşur.

Çoğunu söyler. Kazayla pençeleşmek ne? yolda giderken başına bir tuğla düştü. Kazayla pençeleşme. Keşke o yoldan gitmeseydin. Ya gidecek kazâ gelecek ona. Ve hatta bir hastalık oldu. Keşke şöyle yapmasaydı bu hastalık onda olmazdı. Canım kardeşim olacak ya. Ne alakası var? Kazayla pençeleşme. Sen onu böyle kalkıp da farklı algılama. Gelmiş bir şey. Sen onu sabırla onunla nasıl mücadele edilecekse mücadele et. Ama isyan etme. Sen ona kalkıp da herhangi bir şekilde bir şey söyleme. Senin cüzi iradenin dışında çünkü bu. Senin cüzi iradenin senin elinin ürünü değil bu. Ya bu dışarıdan geldi. Sabah kalkıp da sen bilgisayarda kodlamadın onu. Başına senin yıldırım düşsün diye. Sabah sen kodlamadın onu.

Kalkıp da sen yolda dost doğru giderken bir araba raydan çıkıp gelecek sana vuracak. Sabah kimse kodlamadı bunu sana. O zaman sen kalkıp da kazâ ile de ne yapma? Pençeleşme. Allah muhafaza eylesin. O yüzden belalara sabretmen gerekir bu yolda. Sıkıntılara sabretmen gerekir bu yolda. Hakkın normalde eğer haktan razı olacaksan. Bu sûfîlik yolunda gideceksen bunlarla pençeleşemezsin. Ve başına gelenlerden mücadele etmek senin cüzi irade vazife. Kafet etmek senin cüzi irade vazifen ama onlara isyan edip küfre düşmek yok. Ancak o zaman sen hakkın gözü olma. Ancak o zaman hakkın dili olma. Ancak o zaman hakkın eli olma. Ancak sen onunla konuşma, onunla görme, onunla duyma sırrına erişirsin. Eğer sen kazâ ile, kader ile pençeleşirsen, ve belalara sabırlı davranmazsan, başına gelen musibetlere sabırlı davranmazsan, isyan edersen ve bu nereden benim başıma geldi?

Benden başka hasta olacak olan yok muydu? Ben böyle zikrederdim, ben böyle zikrettim halde benim başıma bu hastalık geldi. Ben bir dergaha girdim, bir tarikata girdim. Ben bir tarikata girdim, dergaha girdim. Benim iflas etmemem lazımdı. ben nereden iş kaybettim, ben nereden eş kaybettim, ben nereden çocuk kaybettim? Şikayet edersen sen bu yolun yolcusu değilsin canım kardeşim. Ya tövbe et dostum geri dön, ya da pılını pırtını topla, bu yolda durma. Bu yol herkesin işi değil. Eyvallah. Sûfîlik yolu herkesin işi değil. Herkes sûfî olacak diye bir kaide yok. Meşhur ya kısa şeyhim anlatırdı Allah rahmet eylesin gitmiş bir kimse bir şeyhi intisap etmek için. Demiş ki efendim benim dersim ne? Ona demiş ki şeyh efendi al oğlum şu 99’luk tespih.

Sen demiş tespih alacaksın, bir 33 eyvallah deden, bir 33 eyvallah diyeceksin, bir 33 de eyvallah diyeceksin demiş. Ve sana ne diyorlarsa eyvallah diyeceksin demiş. Emredersiniz efendim demiş. Neyse almış tespih eline, çıkmış dergahtan. Daha dergahtan çıkar çıkmaz bir kadın can hıraş bağırış çağırış bu hırsız. bu hırsız diye bunu yakalamışlar. Almışlar götürmüşler. O gün için karakola. Kadın demiş bu ya hırsızlık yapan ve orada da bir de cinayet işlemiş hırsız her kimse. Demiş benim çocuğumu da öldüren bu çalındı bu. Buna demişler sen miydin eyvallah demiş. Mahkeme eyvallah. İdamına karar vermişler eyvallah. İdam sehpasına çıkmış son sözün demişler eyvallah demiş. Ben kısadan anlatıyorum. Asıl hırsız ve katil dayanamamış toplumun içerisinden bağırmış.

Demiş hata yapıyorsunuz. Ondan sonra demiş bir masumu öldürüyorsunuz. Katil ve hırsız olan benim demiş. Demişler ki ona ya sen neden söylemedin eyvallah demiş. Neyse tekrar yargılama bunu serbest bırakmışlar. Demişler gidebilirsin eyvallah demiş. Dostluğunun şeyhinin yanına gitmiş. Demiş şu tesbin şu da eyvallah demiş. Bana müsaade. Ben demiş canımı ibtan zor kurtardım. Tabii hamderviş böyle oluyor. Canımı ibtan zor kurtardım diyor. Eyvallahınız da sizin olsun. Tesbihiniz de sizin olsun diyor. Geri dönüyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu yolda yürüyenler, bu yolda yürümek isteyenler, sûfîlik yolunda gitmek isteyenler. Ben bunu hep söylerim. Böyle tekrar söyleyeyim. İyi düşünecekler, iyi karar verecekler.

Eğer kendi akıllarıyla gideceklerse, yok manevi bir işaret var ise, rüyalarında gördülerse, hiç kaderleriyle ve başlarına gelen kazarlığa, Allah’a pençeleşmesinler, gitsinler, kuzu kuzu teslim olsunlar. Yapacak bir şey yok. Allah bizi muhafaza eylesin. Cenâb-ı Hakk pençeleşenlerden eylemesin.


Çocuk-Nefis ve Kemâlât

Çocuk tutucu, koşucu değilken ancak babasının omuzuna biner. Fakat kuvvetlenip küstahlaşınca, elini ayağını şuraya buraya sallama başlayınca, hemen zahmet ve ıstıraba düşer. Bir çocuk düşünün, evli olanlar veya olmayanlar, etrafında hep küçük çocuklar vardır ya, o küçük çocuk ne yapar? annesinin, babasının etrafındadır. Önceden şimdi böyle çocuk arabaları filan yoktu. Şimdi lüks herkes. Önceden çocuklar bir yere gidecekse, daha küçükse, emi olsa genelde annelerinin kucağındaydı. Anneler arkalarına böyle değişik bir çocuk sarmak için bir kumaştan yapılma şeyler vardı. Çocuklarını arkalarına sararlardı. Veya çocuklarını önlerine sararlardı. Çok yorulursa erkekler onu biraz götürürlerdi. çocuğun bineği annesiydi.

Zaten hamileyken de çocuğun bineğine annesi. Doğduğu sütem inceye kadardı. Çocuğun bineği kim? Annesinin sırtında, annesinin kucağında, annesinin omuzunda. Bir müddet sonra çocuk biraz daha büyümeye başlayınca, babasının sırtında, babasının babası bineği oluyor. bir çocuk düşünün, bu sefer o normalde yemeden sorumlu değil, içmekten sorumlu değil, ondan sorumlu değil, bundan sorumlu değil, hiçbir şeyden sorumlu değil. Çocuk mesavesinde, çocuk mesavesinde olunca her şey annesine, babasına bakıyor. Her şey annesiyle alakalı. Annesinin boynunda geziyor ya da babasının boynunda geziyor. Çünkü normalde çocuk yürüyen bir çocuk değil, koşan bir çocuk değil. Ama çocuk yavaş yavaş çocukluktan çıkıyor artık.

Büyümeye başlıyor, yürümeye başlıyor. Ona buna eline atmaya başlıyor. Bu sefer çocuk da düşmeye başlıyor. sıkıntı görmeye, yaşamaya başlıyor. Orasını burasını kanatıyor, orasını buyururasını çarpıyor, çürütüyor. Orasını burasını kırıyor, oraya buraya döküyor. Oraya buraya farklı şeyler yapmaya başlıyor. normalde insanlar o kemalata ermediği müddetçe böyle başına hep böyle iş açan, ondan sonra zahmete düşen, ıstıraba düşen insanlar olur. Ama ne zaman eğer ki bu kemalâ erdi, o zaman çocuk mesavesinde olur. bütün her şey Allah’a teslim olmuş olur. Bütün her şey Allah’a teslim olunca artık onun nefs-i kemalerdi. Nefs-i kemalâ erince artık o normalde onun tasarrufu, onun üzerindeki hüküm, onun üzerindeki her şey nasıl önceden babasına aitse şimdi de ne oldu?

Allah’a ait oldu. Nasıl önceden anne ve babanın hükmünde, anne ve babanın tasarrufunda ve korumasında da şimdi o razı noktasına gelince de Allah’ın direkt tasarrufunda oldu. O yüzden o ayet-i kerimede sen atmadın mı ben attım oldu. O yüzden ayet-i kerimede sen öldürmedin mi ben öldürdüm dedi. O yüzden ayet-i kerimede senin elini tutan benim elimi tutmuş gibidir dedi. Sebep çünkü o Allah’ın haşa çocuğu hükmünde. Allah’ın çocuğu olur mu? Olmaz. Sakın buradan da şimdi ortalığı vermeye vermeyin Allah’ın çocuğu yaptı diye. Çünkü bu bir âyet-i kerîme şey var. Hazret-i Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde veliler Allah’ın çocukları gibidir der. Ondan sonra bu manada Allah’ın çocukları gibidir dediği şey. artık onun hiçbir şeyden bu manada kendine ait bir tasarrufu kalmaz.

Allah bizi onlardan eylesin. Halkın canlar el ayak sahibi olmazdan beden kaydını düşmezden evvel vefadan sevfaya uçuyordu. normalde henüz daha bedene girmezden önce bir bedene hapsolmazdan önce o velilerin, o evliyaların ruhları alem-i ruh da öyle söyleyelim. Bir beden kaydını düşmeden hür bir şekilde dolaşıyorlardı. Ben biraz daha böyle geriye doğru gideyim bu meselede.


Ayân-ı Sâbite ve Ruhlar Âlemi

Hani henüz daha alem-i ruha düşmezden önce ayağını sabitede onlar hür bir şekilde dolaşıyorlardı. Ayağını sabitede sevgiliyle hemhal olur, sevgiliyle yaşarlardı. Ve ne zaman ki onlar ayağını sabiteden kopup ruhlar alemine oradan da şehadet alemine göçtüler ve normalde ruhlar alemine şehadet alemine göçünce o zaman sıkıntı, o zaman problem başladı. O yüzden el ayak sahibi olmazdan önce bir sıkıntı yoktu, bir problem yoktu, herhangi bir dert, gam, kasvet yoktu. O yüzden hep veliler, peygamberler gözlerini hep ayağını sabitede dikerler. Çünkü oradaki o hayat standartını özlerler. Oraya karşı kendilerince aşinalık olduğundan bu dünya onlar için zindandır. Hadis-i Şevt-i Teâzîd Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri dünya müminin zindanıdır dedi ya bu sebepten dedi.

Allah bizi muhafaza eylesin. Vaktaki ininiz emriyle hapsolundular. Hiddet, hırs, kanaat ve zaruret kayıtlarına düştüler. ne zaman ki ayağını sabiteden ruhlar alemine, ruhlar alemine, şehadet alemine, dünyaya düştüler, gönderildiler ve böylece ne oldular? Hapsolundular. Hapsolunca burada onlara nefis de onlara yapıştı. Bakın nefis de onlara yapıştı. Cenâb-ı Hakk ayağını sabitede onlara nefsi üflememişti. Ve aynı zamanda da ruhlar aleminde de onlara nefsi üflememişti. Anne karnında üflenen nefis üflenince artık o anne karnından dışarı çıkınca o zaman hırsa, o zaman hiddete, o zaman hem kötü huylara ve nefsin kendi olgusuna tecelliyat, kendi olgusunun tecelliyeti bir zemin oldular. ondan önce nefis onların üzerinde bu manada tecelli etmemişti.

O yüzden ötede her şey ayan beyan ve berraktı. Ama dünyaya şehadet alemine sürgün yenilince burada hırs, tamah, buradaki hevâ-heves, onun gözlerindeki, insanların gözlerindeki görüşü bulanıklaştırdı, kirlileştirdi. Herkes mümin doğdu, parlak bir şekilde görüşü öyleydi ama hiç kimse o mümin doğuşunu koruyamadı. O mümin bakışını koruyamadı. O mümince kalbi koruyamadı. Büyümeye başlayınca anne ve babasının dini üzerine büyüdü. anne babası hırslı ise o da hırslı büyüdü. Anne babası gayrimüslimse gayrimüslim büyüdü. Anne babası adı Müslüman olarak büyüdü. Anne babası namaz kılmıyordu. O da namazı öğrenmedi. Ya sonradan bir başkası tebliğ ettiyse öyle öğrendi. o anne babasının dini üzerine gitti. Ya da anne babası kendi yaşadığı dini çocuğuna aktaramadı.

Kendi yaşadığı dini çocuğuna tebliğ edemedi. Kendi yaşadığı dini çocuğuna anlatamadı. Aslında iyi niyetti bütün herkes. Ama yapamadı, beceremedi. Veyahut da bu konuda perdenin arkasında külli irade tecelli etti. Bilemeyiz. Çünkü biz örneğin Lût Aleyhisselâm’ın, Nûh Aleyhisselâm’ın eş ve çocuklarıyla alakalı böyle bir şey diyebilir miyiz mesela? Onu anlatamadı diyebilir miyiz? Diyemeyiz. O yüzden nasıl bazı peygamberlerin çocukları kendi babalarına îmân etmediyse, nasıl bazı peygamberlerin eşleri kendi kocalarına îmân etmediyse, hepimiz için bir imtihan kapısıdır bu. Hepimiz için eşimiz, çocuklarımız bizim gittiğimiz yoldan gidemeyebilirler. Veyahut da biz ona o yolu doğru dürüst anlatamamışızdır.

Evladımız ya, evladımız olunca dilimizi eğip bükememişizdir, kıramamışızdır, anlatamamışızdır. Eşimiz ya, eşimiz olunca dilimizi kıramamışızdır, belki de sert konuşmuştur, konuşmuşuzdur. Biz ona doğru dini, doğru lisanla, doğru halle anlatamamışızdır. Veya bir şey sebep olmuştur, bir şey ne bileyim mani olmuştur, anlatamamışızdır. Allah muhafaza eylesin. Öyle olunca da insanın imtihan kapısıdır bu. O yüzden Allah muhafaza eylesin. hırslanmışızdır, tamaha düşmüşüzdür, dünyaya kapılmışızdır, dünya hırsıyla, dünya tamahıyla, gözümüze bir şey görülmemiştir. Ama bu dünya ile alakalıdır. O yüzden bu nefsimizle alakalıdır. Nefsimizi düzgün terbiye edememişizdir. Nefsimiz şeytanla dostluk etmiştir. Nefsimiz heva ve hevese düşmüştür.

Öyle ya hepimiz için bunlar bu dünyada yaşayabilecek olduğumuz şeyler. ne zaman ki biz bu dünyaya hapsolduk, bu bedene hapsolduk, bu bedene haps olunca bu kötü ahlaklar da bizim içimizde yer etti. Biz bunları da öğrendik. Bakıyorsun işte derviş ama hata yapıyor, kusur istiyor, yanlışlıklar yapıyor, günah kebaliler işliyor, ne bileyim kendine sahip çıkmıyor, çoluğuna çocuğuna sahip çıkmıyor gibi şeyler görülüyor. Bunlar bu dünyanın içerisinde, bu dünyaya gelmezden önce öyle miydi? Değildi. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Cenâb-ı Hakk bütün kulları tekrar söyleyeyim, bütün kullarını İslâm üzerine yaratır. Hepsi de sonradan büyürken yollarını sapıtır. Allah muhafaza eylesin. Cenâb-ı Hakk cümle ümmet-i Muhammed’in evlatlarını Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışan evlatlardan eylesin.

Cenâb-ı Hakk cümle ümmet-i Muhammed’i Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışan ümmetlerden eylesin inşallah.


Ümmet-i Muhammed İçin Duâ

Biz Hakk’ın ayali ve süt isteyen yavrularıyız. Peygamber, halk Allah’ın ayalidir dedi. normalde az önceki sohbete bağlayalım. biz Hakk’ın süt isteyen yavrularıyız. Rezak olan Allah, Gani olan Allah biz ondan isteriz, ondan dua ederiz. Ve normalde duamız, sükutumuz, isteyişimiz, istemeyişimiz, her şeyimiz ona aittir. Öyle olunca bu veliler için söylenir daha fazla. Bu Allah’ın süt hemen yavruları gibi diye. O noktaya gelen bir kimse kendisi için çok dua etmez. Ümmet-i Muhammed için dua eder. Peygamberin Sünnet’idir, Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in. Ama kendisi için çok dua etmez. Kendisine çok fazla bir şey istemez. O bütün ümmet-i Muhammed’e ister. burada böyle söylenirken bir de parantez açmak istiyorum.

Şimdi insanlarda böyle bir cemaatçılık, tarikatçılık oluştu. Böyle cemaatçılık, tarikatçılık oluşunca o kimse dua ederken sadece kendi cemaatine, sadece kendi tarikatına veya sadece kendi memleketine dua etmeye başladı. ümmete münhasır dua etme, ümmete münhasır isteme, ümmet için isteme biraz böyle geride kaldı. Veya da lafta kaldı. Bütün ümmet-i Muhammed’in affedilmesini isterken başındaki kardeşini affetmeyen bir ümmet oluştu. Bütün ümmet-i Muhammed için hayır hasenat istiyor ama başındaki kardeşine hayır hasenat etmiyor. başındaki kardeşinin eksikliğinin, oksanlığın yüzüne vuracağım diye uğraşıyor. Ama öbür tarafta mesela dua ederken Ya Rabbi ümmet-i Muhammed’i affeyle. İyi ama başında bir arkadaş ona zarar verdiyse onu affeyleme.

Bütün ümmet-i Muhammed, Cenâb-ı Hakk her şeyin en iyisini versin, iyi. başındaki kardeşine vermesin ama onunla alakalı bir sıkıntın oldu ya senin veya seni eleştirdi ya o veya sana bir laf söyledi ya. Bir de Türkiye’deki belli bir kesim bu ümmetçilik anlayışını ne yazık ki böyle kesintiye uğrattı. siz ümmetçisiniz. Evet bizim dinimiz ümmetçi bir din. Bizim dinimiz ümmetçi. Sen kendini başka bir din ara o zaman. Biz bütün ümmet-i Muhammed’e dua ederiz. Biz bütün ümmet-i Muhammed’in iyiliğini isteriz. Biz bütün ümmet-i Muhammed’in affını isteriz. Biz bütün ümmet-i Muhammed’in kuvvetli olmasını, ümmet-i Muhammed’in kudretli olmasını, ümmet-i Muhammed’in dünyaya hakim olmasını isteriz. Biz bunu isteriz.

Ya siz ümmetçisiniz diye diye diye insanlar ümmet-i Muhammed’e dua etmeyi bıraktı. Ümmet-i Muhammed’in salahını isteme, ümmet-i Muhammed’in mutluluğunu istemeyi bıraktı. Ve öyle bir 1700’lerden itibaren öyle bir ırkçılık huryası başladı. Şimdi o ırkçılık huryasının altında bütün dünya insanlığı ini mini minyo. Neden? Irkçılık huryasından. Irkçılık aldı başını götürdü. Irkçılık aldı başını alıp başını götürünce her yerde sıkıntı var. Tabi bir de bunun içerisine dinsel ırkçılıkta girdi. Dinsel ırkçılık ne? dinler arasında, dindarlar arasında kavgayı körüklüyor deccalist sistemler. müsaade ediyorlar Müslümanların kanını dökülmeye. Bu sefer Müslümanlar da kinleniyor. Kime karşı? günahsız Hristiyan.

Günahsız günahsız derken o meselede dahili olmayan sivil bir Yahudi, dahili olmayan sivil bir Hristiyan. Ya ne suçu var onu bombaladın? Ne suçu var ona bomba attın? gidip sen Deccal ile kavga etsene, gidip sen şeytan ister ile kavga etsene, gidip sen avangalistler ile kavga etsene, gidip onlarla mücadele etsene. Kim attı bombayı? İsrail attı. Oradaki normalde normal bir Yahudi vatandaşın ne suçu var? Sen İsrail’in askeri personelini veya askeri olarak herhangi bir yerini bombalasana. Yok sen gidip bir İsrail askerini öldürsene. Yok sen git bir Amerikan savaş uçağını düşür. Yok ne yaptı? Gittin sen camiyi bombaladın ya. Gittin sen bu Sünnü camisi dedin bombaladın. Öbürkü de Şia camisi dedi bombaladı.

Öbürkü geldi İmâm-ı A’zam’ın kabrini bombaladı. Öbürkü de gitti Hazret-i Hüseyin Efendimiz’in torunlarının kabirlerini bombaladı. Ne farkınız kaldı birbirinizden? Ümmet kavramını yok ettiler. Ümmet kavramını yok ettiler. 73 fırkaya bölüncek dedi, bölündü. 73 fırkaya bölündü, herkes birbiriyle dövüşüyor. Ümmet kavramı kalmadı. Kıbleye yönelmiş insanı biz küfürle itham etmeye başladık. Namaz kalan bir kimseye biz küfürle itham etmeye başladık. Ya dili sürçmüştür, dili sürçmüştür, senin hiç sürçmedi mi? Biz onu küfürle itham etmeye başladık.


Ümmet Parçalanması ve Osmanlı

Bu hale geldik ve bunu deccalistlerin bir oyunu olduğunu, şeytanın bir oyunu olduğunu görmedik. Şeytan ümmet-i Muhammed’i birbirine düşürdü. Görmedik bunu. Bir baktık Nakşibendîsi Kâdirîsi, Kâdirîsi Nakşibendîsi’ne, Mevlevîsi diğerlerine, Hazret-i Mevlânâ’nın yoluna, herkes birbirinin yoluna laf söylemeye taş atmaya başladı. Kimisi komple bütün yolları sapık dedi, bunların hepsi de küfür ehli dedi. Kâdirîsi de, Rüfâîsi de, Bedevîsi de, Dûsûkîsi de, Nakşibendîsi de, Mevlevîsi de, hepsi de küfür ehli dedi, çıktı. Toplancılık yaptı. Ya biz ne zaman bu hale geldik? Ümmetçiliği yok ettik. Ümmetçiliği katlettik çünkü. Biz Ümmet-i Muhammed’i arttıracağımızı eksiltmeye başladık. Ona sen kafirsin, buna sen kafirsin.

O mürtet, o şirkeli, o küfür ehli. Bırak şunları ya, hepsi de küfür ehli, şirkeli. Herkes bir laf söyledi herkese. Ölçüyü konuşmadı. Bakın ölçüyü konuşmadı. Böylece de biz birbirimize ateş attık. Bakın biz, şu koca Osmanlı İmparatorluğu Anadolu’da sıkıştı kaldı. Anadolu’daki Müslümanlar dahi birbirine ateş etmekten geri kalmadı. Ya koca Osmanlı İmparatorluğu battı. Koca Osmanlı İmparatorluğu küçüldü Anadolu’da kaldı. Görmüyor musunuz bu tehlikeyi? Hala da birbirinizle uğraşıyorsunuz. Görmüyor musunuz bu tehlikeyi? Hala da birbirinizi küfürle yaptalıyorsunuz. Bu hastalığı bizim içimize kim koydu? Haricileri geçtik biz. Bakın haricileri geçtik. Allah muhafaza eylesin. biz ümmetçiliği bu meseleden dolayı terk ettik, kaybettik. bir laf yaptı Suudların kralı veya Arapların kralı.

Biz bütün Araplara laf söyledik. Şimdi Suriyelilere laf söylediğimiz gibi. Şimdi Orta Doğu Müslümanlarına, Afrika Müslümanlarına söylediğimiz gibi. Şimdi Pakistan, Afganistan, Keşmir Müslümanlarına söylediğimiz gibi. Şimdi Keşmir kan ağlıyor. Hiç kimsenin umurunda değil. Bunu başardılar. Ümmet çünkü birbirine düştü. Filistin kan ağlıyor. Hiç kimsenin umurunda değil. Çünkü onlar Arapya. Hatta suçladık da biz. Dedik ki kendi vatanlarını savunmuyorlar. Kendi ülkelerini savunmuyorlar. Kendi yerlerini savunmuyorlar. Sen savundun mu? Senin yerinde daha önce orası. Senin sancağın dalgalanıyordu orada. Senin bayrağın dalgalanıyordu. Afrika’da da senin bayrağın dalgalanıyordu. Fas’ta, Tunus’ta, Cezayir’de, Libya’da, Mısır’da senin bayrağın dalgalanıyordu.

Ta Bosna’nın Adriyatik denizin kıyısına kadar senin bayrağın dalgalanıyordu. Yunanistan’da, Bulgaristan’da senin bayrağın dalgalanıyordu. Sahip çıkabildin mi sen? Kırım’da senin bayrağın dalgalanıyordu. Azerbaycan’da senin bayrağın dalgalanıyordu. Pakistan’da, Keşmir’de senin bayrağın dalgalanıyordu. Sen dünyanın süper gücüydün bir Osmanlı olarak. Sen muhafaza edebildin mi? Edemedin. Edemedik. E şimdi neden laf söylüyorsun ki? Şimdi kardeşlik köprüleri kur. Kardeşliğini tesis et. Ve yurtdışına gittiğinizde görüyorsunuz onlar sizi ağabey olarak görüyorlar. Onlar sizi büyük olarak görüyorlar. Sen bu vazifeye sırtlanmak zorundasın. Sen ağabeyliğini yapmak zorundasın. Sen ümmetçi olmak zorundasın.

Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın kaderi ve kazası seni buraya götürüyor. Sen bununla vazifelendirilmişsin. Anadolu Müslümanları bununla vazifeli. Bu vazifeden kaçamazlar. Anadolu Müslümanları bütün İslâm dünyasının ağabeysi, hamisi olmak zorunda. Bu misyon onun başına geçirilmiş. O yüzden sen bu kaderinle pençeleşme. Sen ağabeyliğini yap. bazı ailelerde bazı kimseler vardır. Bütün sülalenin ağabesidir. Bütün sülalenin babasıdır. Bütün sülalenin annesidir. Bütün sülalenin teyzesidir o. Başı sıkıştan başı darda kalan bir problem yaşayan ona münacaat eder. Bu tip insanlar bunlardan şikayet etmeyecekler. Bunlardan şikayet ederlerse o kaderiyle pençeleşiyor. O Allah’ın lütfuna, Allah’ın ikramına, Allah’ın ihsanına karşı pençeleşiyor.

O nimete nankörlük yapıyor. Ey ailelerinde büyük hükmünde olan kimseler! Bakın büyük hükmünde olan insanlar! Siz bundan şikayet etmeyin. Siz amca deyip gelecekler, dayı deyip gelecekler, ağabey deyip gelecekler, ne bileyim büyümüz diyecek gelecekler, sizden isteyecekler, size dertlerini anlatacaklar, sizden bir çözüm yolu isteyecekler. Bundan kaçarsanız eğer Allah’ın lütfundan, ikramından, ihsanından kaçmış olursunuz. Birisi sizden derdine derman arıyorsa sen Allah’ın elisin. Birisi senin derdine dua istiyorsa sen Allah’ın dilisin. Birisi senden problemine karşı problem çözülmesini istiyorsa sen Allah’ın vazifelisin. Sakın bundan şikayet etme! Sakın bundan kaçma! Sakın bunun içinde kibirlenme!

Sakın bunun içinde böbürlenme! Sakın ha ben şuna yardım ediyorum, bunun problemini çözdüm, şunun şu işini hallettim, bunun bu işini hallettim deyip küstahlık yapma, densizlik yapma, süper dangalaklık yapma! Allah senin üzerinden o lütuf elbisesini alıverir, Allah senin üzerinden o hamd elbisesini alıverir, Allah senin üzerinden elini kaldırıverir, Allah senin üzerinden aklını alıverir. Sen kendi kendine çok akıllıyım zannetme! O yüzden bunu bir hamd vesilesi gör, bunu bir şükür vesilesi gör.


Anadolu’nun Hâmîlik Misyonu

Senin üzerinden bir derdin dermanı bulundu, senin üzerinden bir sıkıntı ortadan kayboldu, senin üzerinden bir belâ halloldu, senin üzerinden bir kimsenin açken tok oldu, çıplakken giyindi. Bunu sakın ha büyük nimet olarak gör, bunu büyük bir lütuf olarak gör, bunu büyük bir ikrâm olarak gör ki sen Allah’ın gören gözü, sen Allah’ın duyan kulağı, sen Allah’ın tutan eli oldun, sen Allah’ın çalışan kalbi, çalışan aklı oldun, onun problemine çözüm getirdin. Sakın ha bunu kendinden de görme! Onu kibre düşersen bu nimet senden gider, kibre düşersen hiç kimse sana derdini anlatmaz, kibre düşersen hiç kimse senden yardım istemez, kibre düşersen hiç kimse senin probleminin çözülmesi için sana müracaat etmez.

Sen yeryüzünde Allah’ın halifesi hükmünde olamazsın o zaman. Sakın bundan şikayet etme, ya hep geliyorlardı, benden istiyorlardı, ben hep insanlara böyle yapayım, sakın ha! Gani olan Allah’tır, yardım eden Allah’tır, zengin eden Allah’tır, seni zenginleştirecek olan Allah’tır, sana kar ettirecek olan Allah’tır, seni o yolda istihdam edecek olan Allah’tır. Nice zengin görünümünde fukaralar vardır, fakirler vardır, bir kimseye bir lokma yediremezler. Nice zengin görünümünde insanlar vardır, kapılarının bir mümin, kimse açmaz, onlardan olma! Onlardan olma! Nice zengin görünümünde insanlar vardır, evlerinde Allah denmez. Nice zengin görünümünde insanlar vardır, kapılarının bir fukara tıklamaz. Sakın onlardan olma!

Sakın ha! Bir fukara gelip sana derdin anlatıyorsa bil ki Allah’ın lütfu var, Allah seninle ilgileniyor. Çünkü fukaralar Allah’ın emanındadır, kimsesizler Allah’ın emanındadır, dullar Allah’ın emanındadır, yetimler Allah’ın emanındadır. Allah onları kendi dostlarına gönderir. Allah sevdiği mümin kullarını, sevdiği sufileri ancak dostlarına gönderir. Der ki gidin derdinizi bu dostta açın. Der ki gidin bu probleminizi bu dostta açın. meşhurdu ya, bir Osmanlı paşası vardı, ismi aklıma gelmiyor. sufinin birisi çok ağladı, çok yalvardı. Ya Rabbi dedi bana yardım eyle. Ben naçar kaldım, ben perişan oldum. Sen bana bir kapı göster diye Allah’a yalvardın. Ve Hazret-i Muhammed Mustafâ’a sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri rüyada gece tecelli etti.

Dedi ki filanca paşaya benden selam söyle. Senin ihtiyacını görsün. Senin ihtiyacını görsün. O sûfî gitti paşanın yalısına, paşanın makamına, paşanın köşküne. Kapıyı çaldı. Oradaki görevli dedi ki ne istiyorsun? Dedi ki ben paşayla görüşecektim. Bakın o terbiye almış paşalar kapıdan kimse göndermezlerdi geriye. O terbiye almış paşalar onun ne ihtiyacı varsa görün, ben şu anda meşgulüm, müsait değilim demezlerdi. O devlet erkanı o terbiyeyi almıştı. En fukara vatandaşla dahi görüşürdü. Şimdiki siyasetçiler gibi, şimdiki valiler gibi, şimdiki kaymakamlar gibi kibirli, gösterişli, yanına kimseye yaklaştırmayan kimseler değillerdi. Onlar öyle bir terbiye almışlardı. Veya şimdiki şehler gibi kapısı herkese kapalı değildi.

Şeyh Efendi müsait değil, görüşemezsin. Öyle değillerdi. ne bileyim böyle kapalı kapılar ardında değillerdi. O sûfî gitti, kapıyı çaldı. O paşa dedi ki çağırın gelsin. O geldi, çıktı huzura. Utana sıkına dedi ki efendim dün akşam bir rüya gördüm, bir tecelliyat oldu dedi. Buyurun anlatın dedi. Dedi ki rüyamda Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri tecelli etti. Dedi ki dedi kardeşim filanca dediğinde dur dedi. Dur orada dur. Açtı kasayı bir kese altın koydu. Dedi rüyayı bir daha anlat. O dedi ki kardeşim deyince al bir kese daha altın. Rüyayı baştan anlat. Yine baştan anlat. Yine kardeşim deyince bir kese daha altın, bir kese daha altın. Paşanın kasasında kese kalmadı. Kese bitince dedi ki gerisini anlat şimdi.

Dedi ki dedi sana bir kese altın versin. Senin ihtiyacını karşılasın. Bakın kardeşim sözüne Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin kardeşim sözüne kasasını boşalttı o paşa. Şimdi sana bir fukara geldiyse bir Allah’ın eli olacaksan onun ihtiyacını gör. Bir dul geldiyse Allah’ın eli olacaksan onun ihtiyacını gör. Bir kimsesiz geldiyse onun ihtiyacını gör. Onun kimsesi ol. Allah’ın eli ol. Allah’ın gören göze ol. Allah’ın duyan kulağı ol. Herkes sufilikte şunu bekler. Beytullah’ı görsün. Fukarayı gör. Fukarayı gör. Tayi mekan etsin, Beytullah’ta tavaf etsin. Tayi mekan et, git bir açı doyur. Tayi mekan et, git bir açı doyur. Tayi mekan et, git bir fukarayı doyur.

Tayi mekan et, git bir borçlunun borcunu ortadan kaldır. Tayi mekan mı istiyorsun sen? Git kimsesizin kimsesi ol. Kendi kendine manevi haller yaşayacağım diye uğraşma. Ama el-fahri fakri dedi. Ben fakirlerle beraberim dedi. Sen bir fakirin ihtiyacını gör. Görmüyorsan seninki dervişlik değil. Görmüyorsan seninki zenginlik değil. O yüzden o veliler, o Allah dostları Allah’ın bu manada nesidir? Süt isteyen yavruları gibidir. Onlar Allah’ta ümmet-i Muhammed için dua ederler. Etrafları için dua ederler. Herkes için dua ederler. Allah muhafaza eylesin. Onlar Allah’ın bu manada Hz. Perin dediği gibi çocuğu hükümledirler. Rabbim cümlemizi onlardan eylesin.


922. Beyit: Aslan ve Av Hayvanları

Gökten yağmur veren rahmetiyle can vermeye kadirdir dediler. O av hayvanları dediler ki gökten yağmur veren rahmetiyle can vermeye de kadirdir. yerden rızıklar çıkaran, gökten yağmurlar yağdıran, her bu noktada bütün varlığı var eden ve varlığı ayakta tutan, varlığı yaşatan, o gökleri direksiz ayakta tutan, dağlara ayakta tutan Allah bütün her şeyi yerli yerinde yapan, yerli yerinde her şeyi yaratan Allah senin de rızkını yaratacak, senin de rızkını verecek aslanı öyle söylüyorlar. Her şeyi yapan O’dur. O yüzden gel, biz de anlaş, avlanmaktan vazgeç diye. Ne yaptılar ona tekrar bu konuda aslana söylediler. Ama aslan yine çalışmayı tevekküle tercih edecek. İnşallah önümüzdeki hafta olmazsa bir dakika haftaya buradan devam edeceğiz. 930. beytten inşallah okumaya devam edeceğiz.

Konu başlığında bıraktık inşallah. Allah izin verirse, inşallah Allah ömür verirse, bir dahaki dersimizde 930’dan itibaren Allah izin verirse devam edeceğiz inşallah. Rabbim cümlemizi Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışan Kur’ân ve Sünnet’e uyan kullarından eylesin inşallah. Şimdi sorularınıza geldi inşallah sıra. Rabbim inşallah bizler de size bilgilerini aktarmaya nasife müessere eylesin. Allah’ım. Bu geçen haftadan herhalde kalmış ama yine de cevablandırmamışız inşallah. Onu cevablandıralım. Hocam selamünaleyküm bir şey daha soracağım. Yetiş ya gavs desek olur mu? Bununla alakalı çok tartışmalar var. Bunun uygun gördüğümüz bir şey değil bu bizim. O yüzden yetiş ya Abdülkâdir Geylânî, yetiş ya şeyhim demek çok uygun gördüğümüz bir şey değil bizim.

Selamünaleyküm. Eşim çok rüya gören biri değil ama son zamanlarda sık sık Cumhurbaşkanı gördüğünü ve onunla konuştuğunu söylüyor. Ben de size sormak istedim. Ne buyurursunuz? Kıymetli kardeşler rüyanızı tam olarak anlatın. Biliyorsunuz böyle rüya tevil etmiyorum. Rüyayı tam olarak anlatın inşallah. Tabi Cumhurbaşkanı görmenin şekli şemali önemli. Mesela Cumhurbaşkanı güler yüzde mi gördü, tatlı dilli mi gördü, Cumhurbaşkanı ne yaparken gördü bunların hepsi de rüyanın anlamını değiştirecek olan şeyler. Cumhurbaşkanı hasta mı gördü, Cumhurbaşkanı iyi mi gördü, Cumhurbaşkanı bir yerde çalışırken mi gördü, Cumhurbaşkanı Kur’ân-ı Kerim okurken mi gördü, Cumhurbaşkanı içki içerken mi gördü gibi. O yüzden sadece Cumhurbaşkanı gördü böyle rüya pek tevil etmek uygun değil.


Zikrullâh, Şehvet ve Evlilik

Mehmet Eren Amsterdam’dan kardeşimiz sormuş. Selamünaleyküm değerli hocam. Değerli vaktinizi fazla almadan affınıza sığınarak bir soru sormak istiyorum. Bir dersinizde zikrullahın şehvet aşlarını söylemiştiniz. Ben bunu son zamanlarda yoğun bir şekilde yaşıyorum. Evli olmadım için ve şu an evlenmeye imkanım olmadığı için bu konuda çok sıkıntı çekiyorum. Acaba buna irtibatı açıklayabilir misiniz? Biz zikrullâh neden şehvet açıyoruz? Zikrullahın insan üzerindeki tecelliyatı. Normalde bir kimse çok zikrullâh ederse bütün onun fizik olarak vücudu diğer insanlardan daha hızlı, daha farklı çalışır. Her şey çok aktif olur onun. Hatta onun görmesi keskinleşir, duyması keskinleşir, kuvvetlenir. Ondan sonra dayanıklı hale gelir.

Ama yeter ki zikrullahı tam anlamıyla yapmaya çalışsın. Normalde ahalsizse halsizlik geçer. Devamlı çok yorgun hissediyorsa kendini yorgunluğu geçer. Bunun gibi insan vücuduna değişik etkileri var. Zikrullâh insan vücudunu tabiri dairse caizse diridir. sizi ölü ile diri arasındaki farkı söyleyeyim mi? Söyle ya Resûlullah. Allah’ı zikreden diridir. Allah’ı zikretmeyen de ölü gibidir diyor. O yüzden Allah’ı zikreden kadınlar ve erkekler daha diri olurlar. O yüzden evli olanlarda sıkıntı yaşanır. Mesela bir kimse zikrullâh gidiyorsa bir erkek daha diri olur. Daha fazla eşi ile cinsel ilişkilik yaşamak ister. Böyle daha uyanık olur, daha aktif olur. Eğer eşi zikrullâh yapmıyorsa hanımı bu sefer ona ayak uydurmak da zorlanır.

Aynı şey kadınlar için de geçerli. Mesela kadın devamlı zikrullâh yapıyorsa o da çok aktif olur. O da eşine karşı aktif olur. Bu sefer eşi ona cevap veremez. Yine sıkıntı yaşandığı olur. Görürüz, duyuyoruz bunları, dinliyoruz. O yüzden Allah’ı zikreden insanların vücutları aktiftir. Akılları aktiftir, görüşleri aktiftir, duyuşları aktiftir, tutuşları aktiftir. Her şeyleri aktiftir. Allah cümlemizi hakkıyla zikreden kullarından eylesin inşallah. Benim durumumda olan bir kişi şehvetin şiddetine dayanamıyor. Ne yapmalıdır? Evlenecek. bunun en kestirme yolu evlenmek. Öyle gidecek Allah rızası için. Allah için evlenecek. Erkekse gidecek bir bayan bulacak. Dicek ki Allah için evlenmek istiyorum. Ben seni bakabilirim, ben seni geçindirebilirim.

Allah için evleneceksen, Kur’ân Sünnet tarihinde duracaksak evlenelim diyecek. Bayansa o da evlenecek. Normalde şimdi sünnet seni tam olarak yaşamıyor insanlar. Anne babalar da çocuklarına farklı bakıyorlar. Bir kız diyor annesine babasını beni evlendirin. Ben veya şu kimseyle evleneceğim diyorsa. Veya da gidin ona söyleyin, örneğin. Ben filanca ile evlenmek istiyorum diyorsa annesi babası onu evlendirecek. Bizde böyle bir şey oluştu. Biz çocuklarımız evlenmek isteyince dur yok üniversite bitsin. Dur sen yaşın daha gelmedi, şu yaşa gel. Dur sen şunu şöyle de yap. Dur sen bunu böyle de yap. Çocukların aklı gidiyor. geç evleniyor çocuklar şu anda. Herkes çocuğunu üniversite okutacağım diye uğraşıyor.

İyi okuyacaksa okusun canım kardeşim. Okumayacaksa da okutacaksın diye uğraşma. Kız çocuğu erkek çocuğu. Okumayacak olanla uğraşma. Okuyacak olan gitsin okusun. Okurken de hali vakti yerindeyse anne baba okurken de evlendirsin. Bir de böyle bir şey var. Anne babalar ekonomik durumları iyiyse çocuklarını ekonomik durumlarıyla tehdit ediyorlar. Ya sen parayı pulun için kazandın? Sen çocuğuna evlenmek istiyorsa evlendir sen bak ya ne olacak. Hem okusun hem de sen bak okurken de bak evliliklerini devam ettirsin onlar. Bizde böyle bir şey yok. çocuk evlenmek istiyor. Evlendir kardeşim. Ne ayak diretiyorsun? Üniversiteyi de bitirsinmiş. Bırak bitirmek istiyorsa bitirsin bitirmek istemiyorsa bitirmesin.

Evlensin bak senin içine. Veya da okulunu bitirmiş. Evlendirmek istiyor. Evlendir canım kardeşim. Herkes için geçerli. Şimdi ne yazık ki kadınlar erkekler 30’unu geçiyor 35’ine geliyor 40’ına geliyor. Allah Allah Allah Allah Allah ya Allah. Yazık. O yüzden evlenecekler. Canım kardeşim Amsterdam’daki kardeş. Hızlı yayılan. Hele Avrupa’da yaşıyorsan bekâr nasıl yaşayacaksın? Çok zor o da Allah muhafaza eylesin. Hiç görmedim Hollanda’yı Amsterdam’ı ama yanına anlatıyorlar. nasıl bir insan bekâr olarak bir erkek yaşayacak? Bayandağ olsa çok zor. O yüzden evlenin. Anne babalar çocuklarınız evlenmek istediğinde evlendirin. Bırakın evlensinler. Bunda bir sıkıntı yok. Allah muhafaza eylesin inşallah.

Kötü Türkçe mi için ayrıca özür dilerim. Yok kardeşim ya senin Türkçen gayet iyi ya. Allah yardımcın olsun. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Cenâb-ı Hakk korusun inşallah. Selamünaleyküm hocam. Ben çok önceleri bir rüya gördüm. Belki 10 sene danışacak biri yoktu. Etrafında hala etkisi devam ediyor. Sanki o gerçektir ve sonrası rüya gibi. Bir gotik yapı ancak cami gibi ama değil kilise gibi ama değil musallat taşı gibi bir taş üzerinde bahçesinde avlusunda sürt sürt yatmışım. Çok derinden inanılmaz güzel güçlü bir ezan ses duyuyorum. Ses kulağımın içinde sanki gözlerimi açıyorum birden sağımdan ve solumdan. Başka iki varlığı ait olduğunu hissettim. İki yanda beyaz kanatlar açılıyor. Kanat açış seslerini duyuyorum.

Yüz ve vücut görmüyorum. Beni ayağa dikiyorlar ve o an uyanıyorum. Bu rüyam hikmeti ne olabilir Allah razı olsun. Canım kardeşim ezan-ı şerif İslâm’a davettir. Kur’ân ve sünnet’e davettir. O yüzden manevi bir davettir. Sen muhakkak Kur’ân ve sünnet’e sımsık yapışıp muhakkak namazını dosdoğru kılacaksın. Bakın muhakkak. Bütün ümmet-i Muhammed’e bu farz ama sana böyle ikazlı gelmiş bu. Bu böyle sana hüccetli gelmiş, sana delili gelmiş. O yüzden sen muhakkak Kur’ân ve sünnet’e sımsık yapışıp muhakkak namazlarını dosdoğru kılacaksın. Ve dini etrafına tebliğ edeceksin. Ve sen de rüyanda ezan okumalısın. Nasıl sana ezan okumuşlar? Sen de rüyanda etrafına ezan okumalısın. O hale gelinceye kadar koşacaksın, uğraşacaksın inşallah.

Rüyam güzel, manevi. Seni manevi bir görev bekliyor. O yüzden o manevi göreve ulaşıncaya kadar koşacaksın canım kardeşim. Selamun aleyküm. Hiperaktif çocuklar için ne önerirsiniz?


Hiperaktif Çocuk ve Cuma Tebrikleri

Asla söz dinlemeyen, kafasına göre takılan aşırı enerji ve hareketli erkek çocuğu. Ne yapsam bir yol bulamadım. Sizin tavsiyeniz nedir? Gücüm yetmiyor artık. Hem fiziksel hem psikoloji. Teşekkür ederim. Hayırlı akşamlar demiş. Eğer müsaitseniz, eğer bu konuda bir durumunuz uygunsa, şehrin dışında bahçeli bir yer, bir evde oturun. Böyle bir ev edinin veya bir köyde böyle bir oturun ev edinin ve çocuğu salın tarlaya bahçeye. Çocuğun önüne bir şeyler koyun. Ekmek için, dikmek için, koşmak için. Çocuk onlarda enerjisini atsın. Şehrin içerisinde çok zor. Canım kardeşlerim buradan cuma mübareğe göndermeyin lütfen Allah rızası için. Hele bir de bunu bütün arkadaşlara söylüyorum. var ya böyle resimli cuma mübarekleri hazır.

Atma canım kardeşim öyle cuma mübareğe bana. Açık ve net söylüyorum. bir hayırlı cumalar diye yazamıyor musun ya? Bir hayırlı cumalar diye yazamayacaksan yazma canım kardeşim. Oradan resimli, gülli, çiçekli, böcekli böyle hayırlı cumalar hazır atma canım kardeşim bana. Öyle bir bayram tebri atma bana. Öyle bir kandil tebri atma bana lütfen. Allah için. Yok. Bir kelimeye hayırlı cumalar bitti. Yapmak zorunda değilsiniz. Yapmak zorunda değilsiniz. Hayırlı bayramlar yapmak zorunda değilsiniz. Hayırlı kandiller yapmak zorunda değilsiniz. Değilsiniz. Hiç kimse bana cuma tebri atmasa neden atmıyorlar demem. Yapmak zorunda değilsiniz. Böyle bir benim şeyhime ben yapardım. Her cuma telefona çağırdım.

Efendim cuma mübarek olsun. Saatim belliydi benim. Ondan sonra Şeyh Efendi de böyle zaman zaman usulüne uygun bir şekilde söylerdi. Bir tek zakirler arasın cuma tebri için veya herhangi bir şey için. Diğerleri böyle bunun için aramasın derdi. Bize ilan ettirirdi. Eyvallah. ben böyle bir telefon istemiyorum. Çünkü Allah affetsin. Bir telefon gelmeye kalksa herhalde cuma gün telefonun başından kalkmam. Bazı kardeşler böyle cuma tebri için aramaya çalışıyorlar. Aramayın cuma tebri için. Bunu da özellikle söyleyeyim. Eyvallah. Ya yazabilirsiniz. Hadi. Ya yazamıyorsanız atmayın. Göndermeyin canım kardeşim. Göndermek zorunda değilseniz. Bununla dervişliğiniz artmaz. Bak bununla dervişliğiniz artmaz.

Dervişlik güzel ahlakla, Allah’ı zikirle, Allah yolunda koşmakla artar. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Düğünde gelinle damada takılar mehir olur mu? Biz o şekilde söylemiştik. Takılanlar mehir sayılmazsa yine de mehir belirlemek gerekir mi? mehri sonradan konuşmak gerekir o zaman. düğünde ne takıldı? geline şu kadar bilezik takıldı, şu kadar şu takıldı. Yazılır bunların hepsi de. Mehirim der adam. Bunu verir ona. Bu öyle konuşulabilir ama uca açık ya düğünde ne takıldı ise o da mehir olur. Olabilir mi? El cevap olabilir ama konuşmakta böyle bir ölçüye oturtmakta fayda var. Bir de şimdi gelinin akrabalarının taktığı nereden gelini mehir olacak? gelinin amcası geldi bir bilezik taktı.

E erkekle ne bağlantısı var onun şimdi erkeğin mehri yerine geçsin? Ha erkek tarafı düğünde taktıklarını mehir olarak görüyorsa işte erkek beş bilezik taktı, bir köstek yaptı örneğin. Bunu mehir olarak söylüyorsa buna söyleyecek bir laf yok ama geline ne takıldı ise? Ya gelinin beş tane amcası var hepsi ikişer bilezik taksa, beş tane dayısı var hepsi de birer bilezik taksa? E etti 15 tane bilezik, hepsi de gelinin tarafından. O mehir mi olacak şimdi? O da olmaz. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bunların konuşulması lazım. Konuşulmazsa sonradan kavga çıkıyor. İyi akşamlar bir sorum olacaktı. Ablamın da benim de iki çocuğu var. Büyükleri 4 yaşında, küçükleri 1 yaşında. Çocukların her birini emzirdik.

Hepsi birbiriyle süt kardeş oluyor mu? Şimdi normalde 4 yaşındaki çocuk emdiyse, o 4 yaşındaki çocuk hanefeye göre süt kardeş olmaz. Ama daha önce emdiyse herkes birbirini o zaman hepsi de süt kardeş oluyor. Bir çocuk bir memeden süt emdiyse, süt emme yaşında, o memeden kaç tane çocuk süt emdiyse hepsi de süt kardeş olur. Bakın süt emenler, bir memeden süt emenler süt kardeş olur. Bu kadar. Ölçü bu. Efendim, dünyaya meylim arttı. Heva hevesimin peşini bırakamaz oldum. Dini kitap açıyorum, tesir etmiyor diye düşünüp, az okuyabiliyorum. İbadet edince canım sıkılıyor. Bunu nasıl atlatabilirim? Bunu kendinizi disiplin edecekseniz. Normalde toplu sohbetler, zikrullahlar var. Olanlar malum. Oralara sıkı sıkı gitmeye çalışın.

Olanlar malum. Oralara sıkı sıkı gitmeye çalışın. Arkadaşlar bu konuda gevşeklik göstermesinler. Benim meşhur sözüm ya, siz bir derse gitmezseniz ikinciyi de gitmezsiniz. Üçüncüyi de gitmezsiniz. Bir gün dersi çekmezseniz, bir gün de bir gün de bir gün de bir gün de bir gün de bir gün de bir gün de bir gün de bir gün de. Arkadaşlar bakın imtihan size çarptığı andır diyor. Herkes imtihanda, herkes bu imtihanı düzgün atlatmanın yolunu seçecek. birbirlerinizi destek olun, birbirlerinizi teşvik edin, birbirlerinize sık sıkı yapışın. Küçük küçük dersler yapın ve o doresleri muhakkak takip edin. Birbirlerinize teşvik edin, birbirlerinize sımsıkı yapışın. Küçük küçük dersler yapın ve o dersleri muhakkak takip edin.

Ders yaptıran kardeşleri muhakkak yardımcı olun, muhakkak disiplini bir şekilde gidin. Aman ya ben bu gecede gitmeye veririm dedin, yok. Olmadı. Gideceksin. Kendini disiplin edeceksin. Allah muhafaza eylesin inşallah. Selamünaleyküm.


Cin Yaralaması ve Tesettür

Bir hadis-i şerifte ümmetimin yok oluşu yaralama ve ta’un ile olacaktır buyurmuştur. Sahabeler ya Resûlullah ta’unu anladık ama yaralama nedir deyince, Efendimiz cinlerden olan düşmanlarınızın sizi yaralamasındandır. Böyle ölen herkes şehid olur. İmam-ı Hanbel 3. Cid 437 buyruluyor. Cinlilerin bizi yaralaması nasıl anlamadığıyız? Bunlar daha henüz daha ahir zamanla alakalı. Bu henüz daha oluşmadı. Cinliler yeryüzünü tekrar ele geçirmek için değişik mücadeleleri var. O yüzden kafirlerin arkasından saldırılar var, kafirlerle alakalı. Değişik değişik versiyonlar var. Bu ahir zamanın biraz daha cinliler normal müslümanlarla savaşacaklar. Bildiğiniz savaşlar olacak, bildiğiniz yaralamalar olacak.

O zaman yaralamalar meşhur olacak. Şimdi böyle ufak tefek şeyler oluyor. Mesela bizim kardeşlerimiz de bu görülmüyor ama Allah muhafaza eylesin yine görülmesin. Ama böyle zaman zaman cinni taife’nin fizikende yaralıma yaptığı kimseler olmaya başladı. Ufak tefek görülüyor artık bunlar. Veyahut da maneni yaraladıkları var. Bazıları böyle dengelerini kaçırmaya başladılar. Allah muhafaza eylesin. o bir mürcid-i kamile, bir veliye, bir Allah dostuna gitmeyenler bundan daha fazla zarar görecekler. Daha fazla sıkıntı görecekler. Mesela genç kızlarda daha fazla görülüyor. Genç erkeklerde daha fazla görülüyor. Bunu sakın böyle ya gene işi tesettüre bağladı diye düşünmeyin. Tesettüre riayet etmeyen genç kızlarda, bayanlarda daha fazla görülüyor.

Ona erkek kâfir cinliler onlara musallat oluyor. Onlar mesela örtünememesinin bir sebepleri onlar, tesettüre girememesinin bir sebepleri onlar. Mesela banyolarda fazla kalmalarının bir sebepleri onlar. Bunun farkında değiller ona. O yüzden mesela ona örtü böyle sanki başına kaya koymuşun gibi oluyor. Veya ona manto sanki bütün dünyayı onun başına yıkmışın gibi oluyor. Allah muhafaza eylesin. Bunlar daha da artacaklar. Bunlar onlarla alakalı. Rabbim cümleyi korusun muhafaza eylesin inşallah. Burada bayan kardeşlere söylüyorum. Tesettürlilerinize dikkat edin. Banyoda fazla kalmayın. Ve tesettürlerinize dikkat edin. Çocuklarınızın da tesettürlerine dikkat edin. çocuğunuz örtünmeye karşı olabilir, örtünmekte zorlanabilir.

Hiç olmazsa dekolte giydirmeyin onlara. Sebep çünkü gerçekten ve gerçekten bunu keşke, keşke demeyeyim de Allah hepinize nasip etsin. Manen gözünüzü açsın ve manen o böyle tesettürsüz kadınların ve kızların kâfir cinnelerinin onları nasıl musallat olduğunu görün. İsterim ki ümmet-i Muhammed bunları görsün. Kendileri görsünler. Kendileri görsünler ki kendilerinin üzerinde kâfir cinnelerinin nasıl etkisi olduğunu görsünler. Namaz kılamıyorlar ya kâfir cinnelerin musallatından. Allah muhafaza eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Annem Şâfiî mezhebinde, köydeyiz, kapıda köpekler var. Benim çocuklarım yavrularını seviyor. Annem çocuklar haram oldu deyip yedi kez ellerini yıkatıyor. Ya da banyoda yedi tas su döküyor.

Maazallah ellerini yıkamadan başka bir kıyafete dokunurlarsa onlar da haram oldu deyip yıkıyor. Annem için çocukları tutayım diyorum ama pek mümkün olmuyor. Şafiye göre köpeğin dokunduğu her şey necis. Nasıl bir orta yol bulabiliriz? normalde annen Şâfiî mezhebinden çıkacak orta yol yok bunda. Çünkü gerçekten köpeğin dokunduğu yer, köpeğin herhangi bir şeye dokunduysa köpek veya o kimse dokunduysa necaset hükmünde oluyor. Mesela derim ki siz onun yürüdüğü yerde namaz kılamıyorsunuz. Ve hatta onun dokunan elbiseyle de necaset olmuş olduğundan temizlemiş olacaksınız. Temiz hükmünde olmayınca yapamıyorsunuz. O yüzden mecbur Şâfiî fıkhından çıkacak anneniz. Selamünaleyküm bir arkadaşımın sorunu yazmak istedim.

Arkadaşımın eşi yurt dışında çalışmaya gitti. Yıllar önce orada. Orada evlendi çocuğu oldu. 7 yıldır arkadaşıma maddi manevi yardımı veya bir para yardımı olmadı. 3 yıldır da resmi olarak boşanırlar. Biz istişare ederken imâm nikahıyla ilgili sizden öğrendiklerimizi nâcizane söyledim. O da şaşırdı. Sonra eşini arayıp bunu söyledi. imâm nikahından da boşanmak istediğini. Eşi ise böyle kalsın boşamayacağım. Söylemiş. Arkadaşım şimdi çok tedirgin ve rahatsız. Bunu nasıl halledebileceğini merak ediyor. Ve sizi izliyor. Son olarak bir şey daha sormak istiyorum. Telefonda boşama oluyor mu? Arada mesafe varsa. Allah razı olsun. Telefonda boşama olur. Bunda bir sıkıntı yok. Ama normalde şimdi o yurt dışındaysa boşamıyorum diyorsa.

Kadının bütün yaşesini her şeyini sağlaması lazım. Kadının bütün ihtiyaçlarını da görmesi lazım. Bu böyle sıkıntılı bir durum. Diyanet bu tip meselelerde kadının boşandığına hükmediyor. Bu kadınlar için bir şey. Kolaylık öyle söyleyeyim. Çünkü Diyanet şunu diyor fetva olarak. Eğer bir kimse resmi olarak evlilik akti var ise evliliği devam ediyor hükmünde. Eğer resmi olarak evlilik aktini ortadan kaldırdıysa onun da dini akti, dini evliliği yoktur hükmünü veriyor. Son dönemlerde böyle hükmediyor. Bayağı bunun için bunu, bununla amel edebilir mi? Kendisi karar verecek. Ben bununla amel eder miyim? Hayır. Bu ayrı mesele. Ama o kimse Diyanetin bu hükmüyle amel eder etmez ona bir şey diyemem. Ama sıkıntılı bir durum. örnekliyorum bunu şimdi.

O adam diyorsa ki sen benim nikâhlı eşimsin. O da pılını pırtını toplayacak gidecek yanına. Örnek. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm. Ben İstanbul’dan Ebru Akule Koç. Allah sabır versin. Bayağı olduğun için böyle tereddüt ettim. Çünkü birkaç bayağı kardeşin böyle anneleri babaları vefat ettiğinde Twitter’da isimlerini yazarak baş sağlı dilemiştim. Bununla alakalı kimisi böyle daha doğrusu birkaç kişinin böyle ayrılmış eşi onlara problem çıkarmış. ne sizin isminizi yazıyor filan diye. O yüzden ben de isim yazmayı ve baş sağlı dilemeyi Twitter’dan uygun görmedim. O yüzden hakkınızla helal edin. Allah sabır versin inşallah. Anne de taksiratını affetsin. Size de sabırla onu karşılamayı nasip eylesin inşallah.

Ben geri kalanı okumadım da biraz bununla alakalı konuşayım. Bir kimse îmân ehliyse kendince îmân ehli bir şekilde devasız hastalıktan vefat ederse şehit hükmünde. O yüzden koronadan ölenleri ben mümin olarak bildiğim bir kimseleri şehit hükmünde görüyorum. Cenâb-ı Hakk hamdü sena olsun. Rabbim inşallah hepsini de katına affetmiş olarak alsın inşallah. Hamd olsun son kez yüzünü görmek nasip oldu. Gözlerinde gülümseme çizgileri vardı. Dudakları çok özlediği sevdiğini birini görüp de mutluluktan ağlamakla olup gülümsemiş gibiydi. Zahir gözlerin böyle algıladı. Yüzün moralmamıştı pamuk gibiydi. Sizden annem için dua istiyorum. Allah sizden razı olsun. Bugünlere nasıl bakmamız gerektiğini, ne yapmamız gerektiğini sizden öğrendim.

Rabbim size uzun ömürler versin. Cümlemize Allah muhine olsun inşallah. Allah yardım etsin inşallah. Allah sabır versin. Rabbim korusun cümlemizi inşallah.


Nefis Tezkiyesi ve Aile Zulüm

Tanıdığım birisi derslerini çekmediğini, çekemediğini söyledi. Ona nasihat eder misiniz? Allah zikir etmekten uzak tutmasın inşallah. Komple bütün kardeşlerimizi, bütün ümmet-i Muhammed’i. Bir kimse gerçekten zikri terk ediyorsa Allah’la olan diyaloğu bozulur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Allah cümlemizi zikredenlerden eylesin. Allah bu kardeşin de gönlüne ilham etsin. Cenâb-ı Hakk kendisini zikrettirsin inşallah. Pazartesi günü yüksek lisans için sınava gireceğim. Hakkında hayırlı olması için dua buyurun. Allah yardımcın olsun. Rabbim en hayırlığını çevirsin inşallah. Rabbim her şeyin hayırlısını versin. Sı altı… Selamünaleyküm hocam, ben Bursa’dan Emine kardeşiniz. Şu anda sohbetinizi dinliyorum.

Bu neye işarettir? Sizden bilgilendirmenizi rica edeceğim. Canını dinliyorum. Şu an açıklar mısınız? Veya bana dönerseniz çok sevinirim. Nefis tezkiresi yapmak için nasıl yaşarım? Neleri zikredip nasıl yaşarım sizinle konuşursam? Sormak istediklerim var. Allah muvinin olsun, Allah yardımcın olsun inşallah. Rüyanda gördüğün kağıdı sana göndereyim inşallah. Rabbim inşallah bizim kardeşliğimizi tesis eylesin. Rabbim inşallah cümlemizi o kardeşlik yolunda yürüyenlerden eylesin inşallah. Kopyalayamadım ve yapıştıramadım. İnşallah şimdi oldu. Allah mübarek etsin inşallah. Selamun aleyküm. Bir ailede evveveynlerden biri ayette istendiği gibi uyanık olmamasından kaynaklı. Diğeri de defalarca uyarılmasına rağmen yıllarca aile hüyellerine zulmettiyse bu ailede yaşayan çocuğun durumu ne olur?

Kader midir bu durum? Ya normalde çocuğun bu konuda bir suçu, bir hata var. Bu durumda bir şey yok. Ama o çocuk normalde eğer zulüm varsa ortayarda kim zulmediyorsa o zulmederine karşı mücadele edecekler. çocuk belki de çocukken bunu mücadelesine veremez. Baba zulmediyorsa annenin normalde o çocuğa karşı mücadele etmesi lazım. Eğer anne zulmediyorsa babanın anneye karşı mücadele etmesi lazım. Ortayarda bir zulüm varsa o çocuğun bir mücadele etmesi lazım. Selamünaleyküm efendim. İş yerinde bir abla var. Eşiyle sorun yaşıyor. Ne yapacağını bilmiyor. Rüvası dağılmak üzere ben de sizi önerdim. Siz de konuşmak istiyor. Sizin numaranızı bu. Sizin numaranızı bu. Sizin numaranızı bu. Sizin numaranızı bu.

Sizin numaranızı bu. Sizin numaranızı bu. Sizin numaranızı bu. Sizin numaranızı bu. Sizin numaranızı bu. Sizin numaranızı verebilir miyim? Verin. İnşallah faydamız olur. Selamünaleyküm. Hayırlı akşamlar. Bir dize gül, bir dize ateşi. Razılık noktasında kendi nefsine gelen kötülüklere, etrafında sorumlu olduklarına gelen kötülüklere zararı karşı nasıl bakmalı ve davranmalıyız. Bu normalde bizim kendi nefsimizle alakalı. orada ateş dökmeleri bizim nefsimizin hoşuna gitmeyen şeyler olacak. Nefsimizin hoşuna gitmeyen sıkıntılar, belâ, müsîbet, dert, gam, kasevet. Ama biz elimizin altındakilerden sorumluyuz. O zaman çoluğumuza, çocuğumuza herhangi bir şeyimize bir şey gelirse, onları korumakla mükellefiz.

Soruyu ki etrafımızda, çevremizde karşımıza çıkan ahlaksız davranışlara, fuhuş, alkol, uyuşturucu ve benzeri kötülüklere karşı engel olmamız nasıl olmalıdır? Din nasihattır. Biz devlet değiliz. Biz kalkıp da bunları yasaklayalım. Biz kalkıp da bunları cezalandıralım. Biz devletin yerine geçemeyiz. Ama biz bunları din nasihattır deyip, önce kendi evimizde sonra etrafımıza nasihat ederekten bunları önlemeye çalışacağız. Siyaseten de bunları önleyecek olanları biz seçmekle mükellefiz. bir kimse şunu demeli bize. Ben ülkede fuhuşu mümkünse en aşağı çekeceğim. Ben ülkede uyuşturucuyla mücadelede en zirve noktada olacağım. ben ahlaksızlıkla, eşcinsellikle mücadele edeceğim. Diyen bir siyasi organizasyonu desteklemeliyiz.

Müminler bu konuda zayıflar. bunun hesabını sormuyorlar. biz maaşlar ne kadar yatacak? Askeri ücret ne kadar olacak? bankalar kredi verecek mi? Ekonomi hangi noktaya gidecek? Dolar kaç para olacak? Euro kaç para olacak? Ne bileyim şu ne olacak? Hepimiz işimizin, hep dünya ile işimiz. Sıkıntı o. Hangi partiden olursa olsun biz mesela herhangi bir il başkanlığına veya hatta parti genel merkezine biz fuhuştan rahatsızız. Biz içkinin bu kadar yaygınlaşmasından rahatsızız. Biz fuhuşun bu kadar yaygınlaşmasından rahatsızız. Biz kumarın bu kadar yaygınlaşmasından rahatsızız. Biz uyuşturucunun bu kadar yaygınlaşmasından rahatsızız deyip de biz dilekçeler yazabiliyor muyuz? Biz bu konuda tarafımızı belli edebiliyor muyuz?

Hayır. Hayır. Biz belediyelere bununla alakalı bir şikayet de bulunuyor muyuz? Hayır. Belediyeler istediği yere içki ruhsatı veriyor, istediği yere gece pavyon ruhsatı veriyor. İstedikleri yere, istedikleri ruhsatı veriyor. Bir de bu verenler de işin enteresan noktası kendilerini dindar muhafazakar görenler. İşin en acı tarafı bu. Ben böyle söyleyince de sen muhalif misin? Evet ben muhalifim. Kur’ân ve sünnetin haram ettiği her şeye muhalifim. Kur’ân ve sünnet neyi yasakladıysa hepsine de muhalifim. Kur’ân ve sünnetin yasakladığı, haram ettiği şeyleri serbest kim ediyorsa ben onlara da muhalifim. Muhalifim ya. Ben huuşa muhalifim. Ben içkiye muhalifim. Ben çıplaklığa muhalifim. Ben uyuşturucuya muhalifim.

Ben adaletsizliğe muhalifim. Ben insanların ayırmaya kayırmaya, devletin, belediyelerin mallarını, paralarının peşkeş çekilmesine, belli bir zümrelere aktarılmasına muhalifim canım kardeşim. Korkum da yok hiç kimseden. Bunu bana Kur’ân emrediyor, bunu bana sünnet-i seneye emrediyor, bunu bana dinim emrediyor. Ne kadar haram var ise hepsine de karşıyım. Hepsine de muhalifim. Ne kadar Kur’ân ve sünnetin dışında düşünce, felsefe, hayat, yaşantı var ise hepsine de muhalifim. Hepsine de karşıyım. Karşıyım. Kim huuşu daha aşağı indiriyorsa yok etmesi mümkün değildir. Âdem’den itibaren bütün insanlığın hastalığıdır bu. Bütün insanlık şeytanın, haramların heva ve hevesin tecelliyatı altında. İnsanlar bunu namücadele edecekler.

Ama bunlar devlet eliyle yapılınca, devlet müsaadesi yapılınca rahatsızlık zaten. Benim muhalifim bu. İstanbul Sözleşmesi nâmus kavramını kabul etmiyor. İstanbul Sözleşmesi dini kavramları kabul etmiyor. Karşıyım. Açıkça da söylüyorum zaten. Namusumuz olmasın mı? Çocuklarımızın namusu olmasın mı? Eşlerimizin namusu olmasın mı? Karşıyım canım kardeşim. İçkiye karşıyım. İçki içilmesine karşıyım. İçkinin satılmasına karşıyım. İçkinin üretilmesine karşıyım. Kumara karşıyım. Oynanmasına karşıyım. Devlet eliyle oynanmasına da karşıyım. Uyuşturucuya karşıyım. Kullanılmasına karşıyım. Uyuşturucunun satılmasına da karşıyım. Evet. Gece eğlencelerine karşıyım. Pavyonlara, diskolara, gece kulüplerine karşıyım.

Orada genç kızların gidip uyuşturucunun pençesine düşüp orada fuhuş yapmalarına karşıyım. Onlar birer fuhuş yuvası. Karşıyım. Fuuşa karşıyım. Allah haram etmiş bunları. Hepsine de karşıyım. Cenâb-ı Hakk ne kadar haramı varsa hepsine karşıyım. Faize karşıyım. Faizin legalleşmesine karşıyım. Faizin alenileşmesine, faizin gayet normal ticaret gibi görülmesine karşıyım. Bunlar Müslümanın, Müminin olmazsa olmazları adaletsizliğe karşıyım. Karşıyım. Hırsızlık önlenmiyor. Karşıyım. Fuuş önlenmiyor. Karşıyım. Eşcinsellik önlenmiyor. Karşıyım. Bunların hepsine de karşıyım. Neler haram ise hepsine de karşıyım. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm. Ben Erzurum’dan Murat Bostancıoğlu.


Seyahat Planı ve Muska-Evlilik

Ailecek hepimiz dersiyiz kız kardeşime de. Eğer uygun görürseniz ders almak istiyorum. Allah’ın izniyle sayenizde burada dervişlerinizi çoğaltıyoruz inşallah. Sizin bir sohbetinizi Erzurum’da yapmanızı isteriz. İnşallah canım kardeşim. Allah Cenâb-ı Hakk nasip etsin. İnşallah sen de kardeşine ders kağıttan ver. Kardeşinle de biatlaşmış olalım. Allah’ın izniyle de biz de inşallah oralara gelmeye nasip eylesin. Gönlüm arz ediyor. Erzincan’da kardeşlerimiz var. Erzurum’da kardeşlerimiz var. Van’da kardeşimiz var. Kars’ta var. Urfa’da var. Diyarbakır’da var. Herhalde böyle bir çıkarsak ondan sonra biz böyle 10-15 gün gelmememiz lazım. Ama böyle bir fırsat da olmadı. Bazen bir gün gelmememiz lazım.

Bazen zaman zaman sözüm var Erzincan’a gideceğim diye. Sözüm var Van’a gideceğim diye. Sözüm var Diyarbakır’a Urfa’ya gideceğim diye. İnşallah böyle diyorum bir çıkayım. Ondan sonra Erzincan, Erzurum, Erzincan senin memleketten önce değil mi? Erzincan önde. Daha sonra Erzurum. Barbaros burada da Erzurumlu Barbaros. Tanışıyor mu? İstanbul’dan gitti. Maşallah. Böyle Erzincan, Erzurum, ondan sonra Kars, oradan Van, oradan Diyarbakır, Urfa. Hatta bir adım daha atmalı oradan. Antep’te var Urfa’ya gidince kardeşlerimiz. Adana’da var. Meryem’de var. Antalya’da var. Böyle bir hilal yapmalı. Oradan Konya’ya geçmeli. Konya’da var. Yunak, Akşehir, Afyon. Ondan sonra oradan hadi. Bir de Kütahya’da da var.

Kütahya Afyon’dan geçince Kütahya’da da var. Bir ay olacak. Bir ay geçer herhalde. İnşallah diyor. Dua edin de Cenâb-ı Hakk sağlık afiyet versin. Bir seyahat yapalım inşallah. Cenâb-ı Hakk nasip etsin inşallah. İnşallah. Bu sene böyle bir Allah’tan bir şey gelmezse böyle bir uzun seyahat yapacağım inşallah. Allah nasip etsin inşallah. Selamünaleyküm muskadan büyüden korunmak için yapılan muskayı denize atmak doğru mudur? Akan suya atabilirsiniz, denize atabilirsiniz ama ne yapıldığını bilmiyorsunuz. Hiç olmasa 100 Felak, 100 Âyetel-Kürsî, 100 Nâs, 100 Fâtiha denize atabilirsiniz. Ama ne yapıldığını bilmiyorsunuz. Hiç olmazsa 100 Felak, 100 Âyetel-Kürsî, 100 Nas, 100 Fâtiha okuyun. Üzerine deyin ki, ”Ya Rabbi üzerimde bir şey varsa, bu tip şeylerden korunmak için bunu okudum.” deyin, niyet edin.

Onu okuyup da atın inşallah. Selamun aleyküm hocam. 28 yaşındayım. Medresi okumakla evlenmek arasında kaldım. Ne yapmalıyım? Evlen canım kardeşim. Evlen. Gelin evden çıkarken yapılacak özel bir dua var mıdır? Gelin evden çıkarken yapılacak özel bir dua var mıdır? Gelin evi dua ile çıkarmak istemesinin sebepleri ve bu konuda tavsiyeleriniz nelerdir? Hakikaten dua güzel bir şey. Gelin evden çıkarken de nikâh duası yapmak, bereket istemek, Cenâb-ı Hakk’tan hayırlı evlat istemek ve dua ile çıkması demek gönüllü evlilik. Gönüllü evlilik de iki ailenin de rızası ile oldu. Gönüllü bir şekilde evinden dua ile, tekbir ile gelinliği ile gelini huzurlu bir şekilde gönderdi. Bu büyük bir mutluluk anne baba için.

Gönül arzu eder ki bütün anne babalar bu mutluluğu yaşasınlar, bu mutluluğu tatsınlar. Evladını büyütmüş, o yaşa getirmiş, Kur’ân ve Sünnet tarihini büyütmüş ve gelinliği ile veya özel bir kıyafeti ile. Özel bir kıyafet Orta Asya’dan itibaren Türklerde bu bölgenin insanında gelinlik özel kıyafeti var. Bu beyaz gelinlik bize Avrupa’dan gelmez. Bu bizim kültürümüz değil. Ama özel kıyafet bizim kültürümüz. şimdi kızların, böyle gelin olacak kızların kınalarda giydiği elbiseler var ya, aslında onlar bizde şey, düğün elbisesi onlar. Birkaç tane yapabilirler, sözde ayrı, kınada ayrı, düğünde ayrı, otantik orijinali oğlunu. Bu toprakların gelinliği, örfü, ölçüsü bu. Sonra bu ne yazık ki diyor ya siz adım adım uymadıkça kıyamet kopmaz kim bunlar, Hristiyan ve Yahudiler mi, ne yaparlar, onlar diyor.

Bizim her şeyimiz Hristiyanlara ve Yahudilere uymaya başladı. Gelinlik ve damatlık da aynı. ardından gelinlik, damatlık oluştu. Gelinlik, damatlık Avrupalaşacağız ya Osmanlı’dan itibaren başladı. Osmanlı’da gelinlik ve damatlık oluştu. Bizdeki gelinlik beyaz o gelinlik değil. Bizim Anadolu kültürü bu değil. Ne yazık ki herkes böyle sürü psikolojisi var. Ben de dahilim buna. Söz geçiremiyor hiç kimse kimseye. Böyle bir şey oluşmuş. Herkes beyaz gelinlik giyecek, herkes damat olacak, böyle popyon tıkacak veya değişik bir erkek kıyafeti damatlık olacak, farklı bir kıyafet. Onunla evlenecek herkes. Böyle oluştu insanlarda. Bunun farklı bir şeyini söylediğinde ortalık ayağa kalkıyor. bunun kız tarafı istese böyle yapacağım dese erkek tarafı ayağa kalkıyor.

Erkek tarafı böyle yapacağım dese kız tarafı ayağa kalkıyor. özel bir kıyafet var ama bu gelinlik değil. Özel bir kıyafet var ama bugünkü damatlıklar değil. Ve normalde gelinin zikirle, dua ile evden çıkarılması bizim geleneğimizde var, örfümüzde var. Bu güzel bir şey. O yüzden Hazret-i Peygamber’in sünnetine de aykırı değil. O yüzden ama bu konuda mesela dua etmek babasının veya orada bir büyüğün dua etmesi evla bir şey inşallah. Böyle dualarla, zikirlerle gelin alın. Dualarla, zikirlerle kızlarınızı evlendirin. Aile büyükleri gönül hoşluyla çocuklarını evlendirsinler. Kızların da, erkeklerin de, anne ve oğulları çocukların istedikleri evliliklere yardımcı olsunlar. Yanlış bir seçim değil ise.

Mesela haramlarla iştigal ediyorsa bir kimse. İnsanlarda da enteresan. karşıdaki kimsenin namaz kılıp kılmadığını sormuyoruz. Alacak olduğumuz kızın dinini sormuyoruz. Vercek olduğumuz çocuğun, erkeğin dinini sormuyoruz. Ahlakını sormuyoruz. Biz onların zenginliklerine bakıyoruz. Allah muhafaza eylesin. Bunu zaman zaman hep anlatıyorum. Bir bulunduğum kasabada, bir bulunduğum zâkirlik yaptığım bir kazada Ve çok zengin bir ailenin kızıyla, zengin bir ailenin oğlu evlendi. Kız bir gün sonra mı iki gün sonra mı boşanmayı istemiş. Hiç kimseye anlatamamış meseleyi. Beni de biliyordu o kızcağız. Ondan sonra benimle konuştu. Dedi ki bu aramızda kalsın. Erkek dedi, kusletmiyor. Kusletmesini bilmediği gibi kusletmeye de karşı dedi.

Ve benim ailem dedi, zengin bu aile diye dedi. Hiç sorup sorgulamadan evlendirdiler beni dedi. Ben ilk gece cema olduktan sonra kusletmesi için söyledim dedi. Böyle bir şey mi olurmuş yani? Ne alakası var dedi. Sadece uzunu yıkadı dedi. Kusletmedi. Bu boş şey, doğru şey değil dedi. Ve kız ayrıldı adamdan. Biz çocuklarımızı evlendirirken karşıda arayacağımız özellikleri bilmiyoruz ya da heva ve hevesimize uyuyoruz.


Çocuk Evlendirme ve İstanbul Sözleşmesi

Evlilik dört şey için yapılır dedi. Dedi hadis-i şerifte peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, dini, güzelliği, nesebi, soyu ve malı için siz dindar olanını seçiniz dedi. Hadîs-i şerîf net. Bazı hadis-i şeriflerde üç tanedir. Der ki, dini için, güzelliği için, malı için der. Üç tane sıralar. Bazı hadis-i şeriflerde dört tanedir. Siz dindar olanı seçiniz diyor. Biz dindar olanı aramıyoruz. Biz dini yaşantısı nasıldır? Tesettürü nasıldır kıssa? Erkekse dini yaşantısı nasıldır? Tesettürü nasıldır? Erkeğin de tesettürünü arayın. Evet. Şimdi öyle genç çocuklar, genç erkekler görüyorum, hatta orta yaşlılar görüyorum. İyikralı, daracık, kadınların kotundan veya pantolonundan daha dar giyen erkekler var.

Onlara da tesettür fars. Onların da vücut atlar meydanda. arkadan baktığında kadından farkı yok. Hatta böyle gençler görüyorum, erkeklerden daha, kadınlardan daha ileri dar ve ilikralı giymişler. Onlara da tesettür fars. O yüzden biz güzel ahlak arayalım. Biz böyle din derken çok özür dilerim, sakalını bırakmış sarı şalvarı güzel, hodul mu hodul. Veya örtmüş mantosu, eşar bu güzel mi güzel, hodul mu hodul. Bu değil aradığımız. Evet. Örtüsüyle beraber ahlakı da düzgün olsun. Sakalıyla beraber ahlakı da düzgün olsun. Ahlakı düzgün olsun. Ne çektiysem, ne çektiysem, islammış gibi görünüp kötü ahlaklılardan çektim. Ne çektiysem, ne zarar gördüysem islammış gibi görünüp kötü ahlaklılardan gördüm.

Ne zarar gördüysem. O yüzden biz bir kız zenginlik arayabilir. Onun kafası zenginliğe gidiyordur. Biz onun ahlakına bakalım. Biz onların kızı vereceğimiz ailenin yapısına bakalım. Kaynanasına bakalım, kayınpederine bakalım, ablalarına bakalım, teyzelerine bakalım, halalarına bakalım. Öyle ya, kızımızı nasıl tutacaklar? Kızımızı kapının arkasında süpürge mi tutacak, nasıl tutacak? Alıncaya kadar popo olacak, aldıktan sonra onu paspas mı edecek? Ahlakları nasıl? Gelinlere bakış açısı nasıl? Evet. Veya hatta bir kız alacağız. Aile damatlara nasıl bakıyor? Ben öyle aileler biliyorum, damında eşek yoksa damadınla mı yok diye. Evet. Damadın hiçbir kıymet harbiyesi yok yani. Böyleleri de var. O yüzden ahlak çok düzgün.

Ahlak çok düzgün. Kime kızınızı veriyorsunuz? Çok önemli. Kızını verdin, kayınpederi delik göz mü? Gelinin orasını burasına bakacağım diye mi uğraşıyor? Benim oğlanın evi deyip de langırtak giriyor mu vakitti vakitsiz? Ne yapıyor o? Bunların adetleri ne? Bunların gelenekleri, görenekleri ne? Bunları kimse araştırmıyor. Evet. Kimse bakmıyor bunlara. Bunlar önceden incelenirdi. Bunlar önceden incelenirdi. Bunlar önceden bakılırdı. Bunlar önceden incelenir, bunlar önceden bakılırdı. E şimdi ne yazık ki gençler de böyle istediğimizde evleniriz havasındalar. Ondan sonra o havadalar kendileri görüşüyorlar, kendileri konuşuyorlar, kendileri anlaşıyorlar. Ondan sonra diyorlar ki anne baba biz bununla evleniyoruz, ha sen de tasdik ediyorsun.

Tamam yavrum evlendirelim sizi. Yapacak bir şey yok anne babanın yapacak bir şey kalmıyor. Sonra tiyansın. Haydi bir olay çıkıyor, bir problem çıkıyor. Anne baba uğraşıyor yine onunla. Allah muhafaza eylesin. O yüzden genç kızlara nasihatım. Anne babalarınızı iyi dinleyin. Anne babalarınızın istihdatifinin dışına çıkmamaya gayret edin. Anne babalara nasihatım. Çocuklarınızı düzgün bir şekilde evlendirmenin yoluna gidin. Çocuklarınızı tavsiye edin. İstediğiniz kimseyle evlendireceğim sizi. Ama bu konuda hep beraber ortak karar alalım. Hep beraber ortak bir şey olalım. Sebep çünkü o damat o eve girecek, kahvaltı yapacak, yemek yiyecek, yatacak, kalkacak orada. Damadın ahlakı nasıl? Kayınvalidesine mi göz dikecek?

Baldızına mı göz dikecek? Delik göz birisi mi? Bunu nereden bilecek gencecik kız? Bilemez. Veya damadın ahlakı nasıl? Bilemez. O kız da gidecek kayınpederinde kalacak. Orada kayın biraderi var. Orada diğer örneğin enişteleri var. Oradaki aile nasıl? Bunu bilebilecek mi? Bilemeyecek. Bakın nice aileler biliyorum. Eniştesinin tacizine düçar olmuş. Kayınpederinin tacizine düçar olmuş. adam böyle o kadar mülayim duruyor ki gelin tacizcisi şerefsiz. O kadar mülayim duruyor ki baldız tacizcisi şerefsiz bunlar. Sütü bozuk bunların. Bunların sütleri bozuk. Bunların kanları bozuk. Bunların yüzlerine tükürmek lazım. Bunları toplum tepki göstermediği için bunlar köpeksiz, köy bulurlar, DNX’siz dolaşıyorlar.

Şimdi bir de İstanbul Sözleşmesi geliyor nâmus kavramı da kalmıyor. vay lan şerefsiz adam sen benim namusuma yan baktın deyip iki tokat şap atamayacaksın şimdi. Namus kavramı kalmadı. Örf kalmadı. Adet kalmadı. Din kavramı kalmadı. Sen dersen ki bizim dinimize göre bu böyledir hükmü. Diyecek ki ya sen dini dayatıp şiddet uyguluyorsun bize. Bu sözü şiddet diyecek. Allah muhafaza eylesin. Evet. Çocuklarımızı evlendirirken hayırla dua ile evlendirelim inşallah. Selamun aleyküm. Hocam yaratanı rüyamızda görmek mümkün mü?


Rüyetullâh ve Nikâh Soruları

Hadisi şerifler ve hadisi kutsiler var. Allah rüyada görülür diye. Rüyetullâh haktır diye. Bu konuda hem Diyanetin yayınlamış olduğu hadis kitaplarında var hem de Diyanetin yayınlamış olduğu akayit kitaplarında bu konu bir hayli işlenmiş. Mümkünse rüyalarımızda bize madde alemindeki zaman ve mekandan bağımlı veya ondan bağımsız bir şekilde halinde zuhur etmesi Rabbimin şu ve diğer benzer ayetlerine tezatlık teşkil eder mi? Normalde şimdi bu rüyalarda görülmesi Cenab-ı Hakk’ın zatı tecelliyatı değil sıfatsal tecelliyatıdır. Ve sûfîler o sıfatsal tecelliyatlarının hepsinde kendilerince derler ki bu o değildir. O hiçbir şeye benzemez. Ama hadisi şeriflerde de Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyayı genç bir erkek suretinde gördüğü rivayet edilmiş ve birkaç kez gördüğü de rivayet edilmiş.

O yüzden normalde bu görülmez demek, bakın bu görülmez demek, bu görülmedi demek hadisi şerifleri inkar etmek olur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Cenâb-ı Hakk sıfatsal olarak rüyada görünür. Bununla alakalı Türkiye Diyanet Vakfı’nın hadis kitaplarında veyahut da Diyanet Vakfı’nın bir ansiklopüdesine bakabilirsiniz. Selamun aleyküm. Size rüyamı danışmak istiyorum. Rüyam birkaç ay önce Cumhurbaşkanı’nı makam aracıyla beni eski evimin yakınına götürüyordum. Siyah makam aracıyla arabadan inerken evlilik yüzüğümün bir parçasının kırıldığını gördüm. Yüzüğümün parçasını Cumhurbaşkanı’na sordum. Arabaya binmeden yüzüğün kırıktı dedi. Ben arabadan indim sizi tekrar görebilir miyim? Görebilirim dedim.

Yanındaki bir bayan göremezsin artık dedi. Sonra ben başka yerde Cumhurbaşkanı’nı kalabalık bir alanda tekrar görüp yandım. Allah razı olsun hayırlı geceler. Biraz Kur’ân ve Sünnet tarihisinde kendinize dikkat edin. Kur’ân ve Sünnet’e yapışın. Yüzüğünüzün altındır muhakkak o yüzüğünüz. Altın yüzüğünüzün kırılması sizdeki imani demeyim ama dini bir eksiklikten ibaret. O yüzden Kur’ân ve Sünnet tarihisinde bazı eksiklikleriniz var. Allah tamamlatsın inşallah. Bir kimse birisine iş yaptırıp memnun kalmazsa, adamın işi iyi yapmadığını başkalarına anlatıyorsa, gıybet edip hakka girmiş olur mu? Sufilerce evet. Kaderine razı gelmemiş mi olur? Bu kadere razı gelmemek değildir bu. Bir iş yaptırıyorsun, işinin karşılığını emeğini almak istiyorsun, emeğini alamıyorsun.

Emeğini alamadığın zaman bu senin çünkü bu noktada onu tekrar o meseleyi yaptırman lazım. Onu anlatman lazım ama onu dışarı anlatman hoş değil. Yoksa başkaları da sıkıntıya düşmesin diye anlatması onun hakkı mıdır? Bu işin durumuna bağlı. bir kimse senin istediğin bir işi yerine getirememiş olabilir, bir başkasının istediği işini yapmış olabilir. Mesela bir terzi düşünün, gitti bir elbise diktirdi adam. Terzi onun pantolonunu düzgün dikememiş olabilir. O kimse memnun kalmadı ama bir başkası diktirdi, memnun kaldı. Bunlar böyle sanatsal şeyler. O yüzden onu ya bu kötü terzi demek gıybet olur. Örneğin berber diyelim ki kuaför gidiyorsun, onda tıraş alıyorsun. Tıraş olduğun zaman senin istediğin şekli modeli veremiyor.

Bir daha gitmiyorsun ona. Ama senin istediğini yapamadı, bir başkasını yapamadı diyemeyiz. Namazdan önce kâhmet hangi hallerde getirilir, tek iken de getirilir mi? Evet getirilir. Faz namazdan önce kâhmet getireceksiniz. Bir kardeş ile Ulu Cami’nde, selamünaleyküm. Bir kardeş ile Ulu Cami’nde otururken bir çift imâm nikahı kıydırmaya geldi. Biz de nikâh yapılan odanın yanında oturuyorduk. Müezzin nikahı kıydıktan sonra çiftler borcumuz ne gibisinden adet yerini bulsun diye sordu. Müezzin de biz istemiyoruz ama bir şeyler verirseniz nikahınızın şeyi delil anlamında kullanarak olur dedi. Çiftler şehir dışından gelmiş, yanlarında para yokmuş. ATM’den para çekmeye gittiler. Din’e böyle bir şey var mı?

Biz bu olaya şahit olduğumuz için bir sorumlunuz var mı? Allah hidâyet eylesin onlara. Ne diyeyim? Söyleyecek laf yok. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Dün gece rüyamda sizi gördüm. Bir şeyler yazıyorsunuz kağıtlara. Sonra sıra bana geldi. Bana verdiğiniz kağıdımı ama 16 gün sözü ağzınızdan çıktı. Sonrasında çok büyük ceviz ağaçları altında renkli renkli sandalyelerin taşınıyor olduğunu görüyorum. Taşıyanlar arasında babamı görüyorum. Çok mutlu olarak babam dersi değil. Sonrasında uyantım. İnşallah baban da ders alır. İnşallah senin de manevi yolun açılacak. Allah yolunu açık etsin inşallah. Derslerini çek. Canım kardeş cahazım. Selamünaleyküm. Dört buçuk yaşındaki kızımız çok takıntılı. Çoğu zaman ne yapacağımızı bilemiyor.

Değişikliklere kapalı. Hep aynı kıyafetler. Aynı saç modeli olsun istiyor. Yeni aldığımız kıyafetleri asla giymiyor. Ağlama krizlerine giriyor. Sakinlik için Sekîne duâsı istiyoruz ama başka neler yapabiliriz. Olsun daha iyi. Yeni kıyafetler olmaya versin. Çocuğunuz da gösteriş yapmasın. Güzel bak. Tasarruflu bir çocuk olacak. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamünaleyküm. Eşimiz de özel günlerimizi, yıl dönümümüzü, tanışma günlerimizi kutlayabilir miyiz? Ben çok hevesliyim. Böyle şeyler caiz midir? Allah razı olsun. Teşekkür ederim. Bunda sünnet-i seneye de yok. Hadis-i şeriflerde böyle şeyler yok. Ama bir insan böyle günlerini kendince anabilir mi? Kendince anabilir. Gönül arzu eder ki her gününüz özel olsun.

Neden belli günleri özellik haline atfediyorsunuz? Her gününüz özel olsun. Ama yine de birbirinize kıymet vermeniz, birbirinize değer vermeniz için böyle şeyleri yapabilirsiniz. Bunlar haram olan şeyler değil. Ama böyle bir doğum yıl dönümü, evlilik yıl dönümü, yaş bunların hepsi de batıdan gelmiş ya bize. Biraz benim soğuklum o yüzden. Kimyasal zararlı maddeleri kullanmamak için evlerimizde sirke kullanıyoruz temizlikte. Tuvalet, lavabo ve banyolarda da kullanabilir miyiz? Bir de çamaşır yıkamada çamaşırları yıkarken zararlı yumuşatıcılar yerine sirke kullanıyorum da size danışmak istedim. Hiçbir sıkıntı yok. Bir de güvenilir yerden helal sertikvası olan ürenleri kullanabilir miyiz? Kimdes bu konuda çok titiz sertifakalandırma yapıyor.

Hem temiz hem helal güvenilir Allah’ın izniyle. Zaten ilk bu işi çıkaran kurum da orası. Allah razı olsun, teşekkür ederiz. Tanımıyorum. Ben zaten normalde böyle bir yerlerden çok alışveriş eden bir kimse değilim. Benim yemem, içmem hepsi de hemen hemen otantik, natural. Bildiğim bir şey değil yani. Bir de rüya danışmak istiyorum. Ben yeni bir sene olmak üzere olan evli bir kadınım geçen gece kendimi tam doğum yapmak üzereyken gördüm. Yanlış hatırlamıyorsam kızdı ama doğmadı. Uyandım. Uyandığımda sanki hala aynı his vardı doğumun gerçekleşeceği yerde. Bekarken de böyle rüyalar gördüm. Bazen doğururdum, bazen ikiz doğururdum. Hep de güzel bembeyaz bebekler oldu. Çok teşekkür ederim. İnşallah Allah seni müjdele etsin.

Allah hayırlara gark etsin seni. Selamünaleyküm. Bayanların ev içi tesettürü nasıl olmalı? Bu cinlilerin musallatında ev içi tesettürün etkisi olur mu? Evin içerisinde insanlar serbestler, sıkıntı yok. Hem haram işlemek hem de namaz kılmak istemek yüzsüzlük müdür? Yüzsüzlük değil, namazı kıl sen. Namaz insanın kötülüklerden alıkoyar. Selamünaleyküm hocam. Kıslacık bir sorum var. Ritüel denilen bir terapi var sizce uygun mu? Hiç haberim yok canım kardeşim. Hiç böyle terapiler de yok. Terapi istiyorsan al tespih eline, otur. Beş bin tevhîd çek. La ilahe illallah, la ilahe illallah. Allah’a yalvar, Allah’a yakar. Tövbe et. En güzel terapi o. Allah’a zikir. Selamünaleyküm. Kişi dünyalık işler konusunda uzmanlaşmak için çokça vakit para ve emek harcıyor.

Örneğin iyi bir mühendisi olmak için, çok iyi yabancı dil konuşmak için, iyi bir yazılımcı ya da bir yönetici olmak için gibi. Bu emeği ve vakti harcarken ahiret için çalışmakta nasıl geri kalmaz? Ya da geri kalmamak gibi bir ihtimal var mıdır? Geri kalmaz, insan çift kanatlı kuş gibi olacak. Her ikisini de yapacak. Böyle geri kalacak diye bir kaydı yok. Her ikisini de yapabilir. Çok rahat yapabilir hem de. Selamünaleyküm. Namazda gaflete yer vermemek ne demektir? Nasıl olur? Ben bir ara böyle alıyordum, satıyordum, çekleri tahsil ediyordum, yatırım yapıyordum namazda. Evet. Namazdaki gaflet bu. Sonra dedim ki ben ne yaptım? Selam verdim, namazdan çıktım, bir daha kıldım öğlen namazını. Gene bir şeyler takıldı, bir daha kıldım.

Gene bir şeyler takıldı, bir daha kıldım. Gene bir şeyler takıldı, yine kıldım. Ama tam anlattım, tam anlattım, tam anlattım. Ve bir şey yapmadım, bir şey yapmadım. Bir şey yapmadım, bir şey yapmadım. kıldım, gene bir şeyler takıldı, bir daha kıldım, gene bir şeyler takıldı, yine kıldım. Beşinci de doğrulttum kendimi. Bir öğlen namazıydı, dükkanda kılıyordum. Bazen insan gaflete düşer mi? Evet, gaflet bu. Namazın gafleti. O başka bir şeylerle uğraşırken kaç rekat kıldığını unutuyor insan. Namazın gafleti, Allah muhafaza eylesin. Bu namazın içindeki gaflet. Namazı hiç kılmamak zaten gafleti hoppa gömülmüş artık, batmış o. 12 rekatlık kuşluk namazı nasıl kılınır? Kaç rekat da bir selam verilir?


Çift Cinsiyetlilik ve Eşcinsellik Tuzağı

2-2 kılacaksanız 4-4 kılabilirsiniz. Selamünaleyküm. Edebu’l-Müfred 460. Hadis. Habbâ bin Hâlit ile Sevâ bin Hâlit sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e vardılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem duvarını tamir ediyordu. Buyurdu ki Müslüman toprak dışındaki bütün harcamalarından dolayı mükafatlandırır. Bu hadis-i şeriften anlamamız gereken nedir? Müslüman normalde bina var yapıyorlar ya, bu binalar, lüks binalar yapıyorlar, lüks evler yapıyorlar. Bunların dışındaki her şeyden mükafatlandırılır diyor. Yaptığınız ev eğer salih bir ev olursa, misafirlerin rahat ettiği, evinde zikrullâh olan, Kur’ân ve sünneti hizmet eden bir ev olursa ondan sorumluluğu olmaz. Binek de aynı. Selamünaleyküm.

Oğulun âdet gördüğünü ve kadının korumanlarının erkeklik korumanına göre daha yüksek olduğunu söyledi. Birçok şeye şahit oldum ama yüzüne hiç vuramadım. Hep korktum. Şimdi dış görünüş olarak bir kız evladımı silemiyorum. Babası yok. Annem silmemi istiyor ve bedduadan vazgeçmiyor. Tutumum nasıl olmalı? Asla evlatlarınızı silip atmayın. Bir doktora götürebilirsiniz. gerçekten eee hem erkeklik organı hem de kadınlık korumanları olabilir. O yüzden normalde bir doktor kontrolünde hatta bir jinekolog olabilir. Bu noktada bir birkaç tane doktora gösterip bunun fiziki olarak durumunun ne olduğuna bakılabilir. Eğer gerçekten böyle bir kadınlık hormonları varsa, kadınlık uzu varsa, erkeklik uzu mesela iş görmüyor da kadınlık uzu iş görüyorsa o zaman tedavi edilip eee kadınlığa doğru yönlendirilebilir.

Yok eğer böyle değilse kadınlık uzu yok ise. Şimdi hanefilerde bunun iştahadı var. Çok eski bir iştahat ama hanefiler şöyle iştahat etmişler. Bunun alakalı çift cinsiyetlilerle alakalı iştahat etmişler. Bunu şeyde bulamazsınız. Küçük eee fıkıh kitaplarında bulamazsınız. Bunu ancak külliyelere bakmanız lazım. Büyük Serahsî gibi örneğin neydi hanefilerin daha öbürkü İbn-i Âbidîn, İbn-i Âbidîn’e bakabilirsiniz. Ben şimdi bunu tam olarak net nerede okuduğumu hatırlayamayacağım şimdi. Ama ya İbn-i Âbidîn’de okudum ya Fetâvâ-yı Hindiyye’ye de okudum. Çünkü Fetâvâ-yı Hindiyye’ye olabilir büyük bir ihtimalle. Çünkü daha önce o vardı bende. Hanefiler derler ki bu konuda eğer bir çocukta bir kimsede iki uzu var ise hem kadınlık uzu hem erkeklik uzu var ise bakın bu çok eski bir iştahattır.

Bunu her yerde de bulamazsınız böyle. O zaman der bu küçük tuvaletini hangi uzuvdan yaptığına bakılır. Eğer kadınlık uzundan yapılıyorsa o kadın hükmündedir. Eğer erkeklik uzuvundan küçük tuvaletini yapıyorsa o erkek hükmündedir. O zaman o tarafa doğru meylettirilir. Çünkü zaman zaman bu tip insanlar oluşmuş bunun fetvasını öyle vermişler. Şimdi ay hali görüyorum psikolojik olabilir bu. ay hali görmesi için onun kadın yumurtalarının olması lazım. Rahiminin olması lazım. Ve rahiminden onun normalde yumurtanın dışarı çıkıyor olması lazım. bunu böyle psikolojik olarak böyle görebilir böyle olabilir. Babası olmayan çocuklarda böyle ailenin parçalanmış olan çocuklarında çocuklarda bazen babaya nefret erkeğe nefret olarak oluşuyor.

Ve erkek çocuk böyle kendisini kadın hissetmek istiyor. Ve hatta annesinin çekmiş olduğu sıkıntıları, annesinin yaşamış olduğu problemlere bakıyor. bu haliyle empati kurup annesinin rolünü üstlenmeye çalışıyor. Annelik yapmaya çalışıyor. Ve hatta onun böyle kadın gibi kendisini görüp onunla beraber olmaya çalışıyor. Bunun böyle psikolojik saplantıları var. babalar evlerde dikkat edecekler, eşlerine zulmederlerse mesela erkek çocuklar otomatikman annenin safına geçebilmesi için anneleşebilir. Anne rolünü üzerine alabilir. Veyahut da kadınlar evde babaya zulmediyorsa babaya böyle ikinci sınıf vatandaş gibi görüyor onu öteleyip iteliyorlarsa kız çocukları babalarının bu halini gördüğünde babasını seviyorsa o da erkekleşebilir babasıyla empati yapıp.

O yüzden bu tip meselelerde hemen reddetmek, hemen çocuğun üzerine çullanmak, hemen onu dövmek, çarpmak, sövmek reddetmek, çözüm değil. Çocuğu bir fiziksel olarak, iki psikolojik olarak çocuğu dinlemek fiziksel olarak onu bir baktırmak psikolojik olarak da onu dinlemek hatta bu konuda uzmanlaşmış psikologlar veya psikatrilere götürüp onlarla konuşmak lazım. Diyeceksiniz ki böyle biraz geniş anlattım. Bu tip insanlarla sohbet ettiğim, konuştuğum kimseler var uzun yıllar konuştuklarım var içlerinde uzun dönemde konuştuklarım var. Bunların beyin gerilerinde ailelerle alakalı sıkıntılar var. Bunu buradan bütün dinleyenlere söylüyorum Evde anneler anne gibi davranacaklar, babalar baba gibi davranacaklar.

Anneler kocalarına eş gibi davranacaklar. Kocalar da kadınlarına böyle bir zulmetmeyecekler, kendi eşleri gibi davranacaklar. Herkes yerini yurdunu bilecek ve kimse birbirine zulmetmeyecek. Çocukların önünde muhakkak ki ev içerisinde ufak tefek atışmalar tartışmalar, anlaşmazlıklar olacak. Ama bu zulüm derecesine gitmeyecek. Çünkü çocuklar beyin gerisinde kim kime zulmediyor kendince haklıyı haksız ayırt ediyor, empati durup o safa geçebiliyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden her şey olabilir, her şey mümkün. Sakın çocuğunu reddetme. Benim sana tavsiyem. çocuk dediğine göre yaşı daha büyük değildir onun. Muhakkak onunla irtibata gir, muhakkak onun yanına çağır. Çünkü zaman içerisinde onlar huuşa yönlendiriliyor.

Bakın burası çok önemli. Reddettiğiniz, eşcinsel eğilimli görüp reddettiğiniz erkek ve kız çocukları bir müddet sonra huuşa yönlendiriliyor ve huşun çarkına düşüyor. Bilhassa erkek çocuklar huş çarkına düşüyor. Onu aldatıyorlar, onu kandırıyorlar, uyuşturucu veriyorlar, sarhoş ediyorlar. Belki de o esnada arkadan cinsel ilişki henüz daha alışmadı, alışkın değil hiç olmadı. Ona uyuşturucu vererekten, onu içki içirerekten, onu kendinden geçirerekten cinsel ilişkiye giriyorlar. Cinsel ilişkiye girdikten sonra 1-2-3 o kaybedilmiş vakka oluyor. Artık onu kullanıyorlar, artık onu pazarlıyorlar. O böyle huş sektörüne adım atmış oluyor. Ve oradan da geri dönmesi zor oluyor. Şimdi böyle o kendince kendi böyle duygularınca ben kadınım, ben kızım diyor. erkek sevgilidir kendince. erkek sevgilileri oluyor.

Hatta bir tane de olmaz bunlarda. Evet. Bir tane değildir. Onun bu tip arkadaş çevresi oluyor, bu arkadaş çevresi onu yönlendiriyor. beraber eğleniyorlar, yiyorlar, içiyorlar, ondan sonra ya bir içkisine bir hap koyuyorlar veya yemeğine bir hap koyuyorlar, bir şey yapıyorlar ve ne yazık ki o kendisini, kendince kız, kadın hisseden o erkeğe arkadan cinsel ilişkiye giriyorlar. Ve belki de o bir gecede birkaç sefer oluyor ve böyle olduktan sonra da bu mesele veledü’d-dâllîn oluyor, bitiyor iş. Karşıda bir şey yapıyorlar, bir şey yapıyorlar. Evet. Bilhassa parçalanmış ailelerin çocukları. Bu handikapa çok düşüyor. Allah muhafaza eylesin. Bazı mahallelerde kahve, birkaç tane de, birkaç tane de birkaç tane de, birkaç tane de birkaç tane de, birkaç tane de bazı mahallelerde kahvede oyun oynandığına şahit oldum, şikayet edebilir miyim?

Nerede bir haram, nerede bir yanlış eksik varsa herkes her şeyi şikayet edebilir. Efendim, Mardin’de de dervişleriniz var. Diyarbakır’dan sonra 90 kilometre. Evet, özür dilerim. Hakkınızı helal et. Bütün şehirleri. İl ve ilçeleri hakkımda tutamıyorum. Doğru söylüyorsunuz. Mardin yakıt. Evet, Mardin’de de kardeşlerimiz var. İnşallah oraya da gelirsin. İnşallah. Biz her şeyi bırakacağız. Seyahat alacağız, düşeceğiz yollara böyle gidersin. Allah selamet dikersin inşallah. Hocam, anlayamadım. Normalde bir şey almışsınız ya, rüyanda bir kağıt almışsınız ya, size ders alacağınıza işaret o. Size ders kağıdını gönderdim bu numaradan. İnşallah dersi çekmeye devam edin. Selamünaleyküm. Dün gece gördüğüm bir rüyadan bahsetmek istiyorum.

Rüyamda annemi gördüm. Annemi gördüm, annemi gördüm.


Son Rüyâlar, Ümit ve Kapanış

Annemin suretinde cinin içine girdiğini gördüm. Annem bana yaklaşmaya çalışıyordu. Korktumdan dua etmeye ve zikir yapmaya başladığımdan bana yaklaşamıyordu. Duamı bitirdikten sonra benim üzerime geliyordu. Tekrar dua etmeye başladığımda uzaklaştı. Benden sonrasında uyandım hayırlı geceler. Devam et, devam et Allah’ı zikrede. Derslerini bırakma. Bir de yatay geçiş yaptım bir hafta sonra açıklanacak. Allah yardımcın olsun. Rabbim en hayırlı yöne çevirsin inşallah. Zikrullâh’a, duaya devam inşallah. Efendim, Instagram’da ücretsiz Hz. İsa’yı tanıtma amaçlı İncîl de hatırlıyor. Bugün gördüm ve üzüldüm. Onlar dinlerini yaymak ve insanları saptırmak için bir de bu videoda bir de bu videoda bir de bu videoda bir de bu videoda bir de bu videoda bir de bu videoda insanlarını yaymak ve insanları saptırmak için elinden geleni yapıyor fakat biz hiçbir şey yapamıyoruz.

Allah yapanlardan eylesin inşallah. Bayan kişinin babasının dini ve ahlakı denklik yok deyip kızını damadından boşayabilir mi? Evlendirmiş daha nereye boşayacak? Geri dönüşü yok onun. Önceden yapacaktı. Evet, bana selamlar. Ahbi çıkıp gelseniz demiş. İnşallah Cenâb-ı Hakk nasip etsin. Selamünaleyküm. Eşimle evlenirken sadece resmi nikâh yaptık. Dini nikâh yapmadık. Allah nezdinde resmi nikâh gelmedi. Dini de resmi nikâh geçerli midir? Başkaları geçerli görebilir. Ben geçerli görmüyorum. O yüzden çok basit. Hemen de ki ben seni Kur’ân’a, Sünnet’e, İmâm-ı A’zam’ın iştahadı üzerine eski mehirimin üzerine nikahladım de. Selamünaleyküm. Çocuğumuzu imâm atıp okuluna gitmesi için zorlamalı mıyız? Ne tavsiye edersiniz?

Ben zorlamak istemem asla. dini meselelerin de zorlu olmasını istemem. İleride çocuklar çünkü dinden nefret ediyorlar. Dinli meselelerden nefret ediyorlar. İntikam alıyorlar genel olarak. Bazısı belki de olmayabilir ama din zorlanacak bir şey değil. Zorlamayın. Selamünaleyküm. Ben 14 yaşındayım. Kür’a 3 gün önce gördüğüm rüyayı size anlatmak istiyorum. Ben ormanlık bir yerdeyim ve karşıma hep engeller çıkıyordu. Kötü insanlar çıkıyordu. Ben zor da olsa bir şekilde o engelleri aşıyordum. Sonuncunda da karşımda babamı ve sizi gördüm. Siz aracınızdan inerken bana gülümsüyordunuz. Babam da sizi bekliyordu. Ben de babamın yanına gittim ve sizi karşıladık. Kür’a inşallah zorluklar çekeceksin, sıkıntılar çekeceksin.

Yoluna devam et inşallah. Selamünaleyküm. Sohbette kul Müslüman ama doğduktan sonra çocuk büyüdükçe bozuluyor dediniz. Kulun büyüdükçe bozulacağını Allah biliyor. Ama bu aşamada kişinin anasından, babasından veya bir başkasından alacağı bir hayır duası bozulmaya etkiler mi? Evet. Yoksa o da bir şey değil mi? Evet. Yoksa okul ne yapılırsa yapılsın veya ne yaparsa yapsın bozuk mu devam edecek? Hayır. Böyle bir şey diyemem. Selamünaleyküm. Rüyamda annemlerin köy evinin önünde mezarlar vardı. Ben de balkondan bakıyorum. Koronadan dolayı ölenlerin hepsi birden teker teker dirildiler. Şaşırdım. Evin içine girdiler. Benden uzak durun dedim. Onlara bize bulaştıracaksanız dedim. Daha sonra gözümün önünden siz geçtiniz.

Hayırlı geceler. Korona bulaşanlardan korkma. Etkide kalmış. Allah muhafaza eylesin inşallah. Bir bayan, selamünaleyküm. Bir bayan olarak saçlarım çok fazla dökülüyor. Geçtiğim her yerden saç topluyorum. Kafamda saçların arası açıldı artık. Bu konuda ne yapabilirim? Bir tedavi edilene kadar kafamı kazıyabilir miyim? Kazımasan daha iyice kızartabilirsin. Ama illaki kazımak gerekiyorsa şifa niyetine kazınabilir. Bir sıkıntı olmaz. Ümit etmemek ile ümitsiz olmak arasında fark var mıdır? Ümitsiz olmak farklı bir şeydir. Ümit etmemek farklı bir şeydir. Bir şey de ümit etmemek, tahmin etmektir. Ümit etmiyorum bugün. Tahmin ediyorum kar yağmaz. Hiç kar yağmaz. Bu farklı bir şey. O yüzden bir kimse kendince ümit taşımalı.

Ama doğru, makul, malum şeylerde ümit taşımalı. Ümitsiz olmamalı. Bilhassa bu ümit meselesi, tövbe ile alakalı meseleler de çok öne gelmiş. İslâm dairesinde af olmaktan ümidi kesmek, Allah’ın yardımından ümidi kesmek, Allah’ın lütfundan, ikramından, ihsandan ümidi kesmek gibi bunlar şeytanın vesvesesi olarak görülmüş. Bir velinin sohbetinde hazır bulunmak bir kişinin 80 yıllık günahı kefarettir hadisin nasıl açıklarız? Açık hadis. Bir velinin sohbetinde bulunmak 80 yıllık o kimsenin günahına kefaret olduğu gibi 80 yıllık, başka bir hadis deftede 80 yıllık nafile ibadet etmiş gibi olur. Çünkü o veli ona Kur’ân ve Sünnet anlatacak, Allah’la anlatacak. O yüzden sohbet gerçekten önemli. Bir süredir dersimi çekemiyordum.

İnşallah geri döndüm. Tövbe edip tekrar çekmeye başladım. Dersimi çekerken boşa çekiyormuşum gibi geliyor. Parantez açayım. Bu şeytanın vesvesesi. Gün içinde tevhîd çekmeye gayret ediyorum. Bazen kendimi sus pus buluyorum. Bazen zikre devam etmeye başlıyorum. İnşallah size danışmak istedim. Devam et. Hem dersini çek hem de gün içerisinde tevhide devam et. Öyle şeytan, nefis, insana vesvese verir. Boşuna çekiyorsun. Şunu yapıyorsun, bunu yapıyorsun diye o vesveseye, o şeytanın destesine kanma. Kalbimizden, aklımızdan haram geçen düşünceleri nasıl hakim olmaya, helal daliye tutmaya başaracağız? Bunun için mücadele edeceğiz ama geçecek mi? Yine geçer. Kemal-i erinceye kadar herkes için bu var. Evlilik çağında bir bayanım başının bir bölümünde saç çıkmıyor.

Saç ektirmesi düşüncesine ne dersiniz? Ektirilebilir bunda bir sıkıntı yok. Periyan müsaade etmemişler saç ektirmeye. Bu konuda bir sıkıntı yok. Çünkü Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri saçı çıkmayan bir sahabenin başını yardı, kendi sakalından oraya bir tane sakal yatırdı. O sahabenin saçı çıktı. Sakalı çıkmayan bir sahabenin de yanağını yardı. Yine oraya bir tane kendi sakalından yatırdı. O sahabeden sakal çıktı. Buradan hareket ederekten ben bu iştahı yapıyorum diyorum ki saç ektirme, sakal ektirme cahizdir. Selamünaleyküm. Migren ağrısı için tavsiye edebileceğiniz bir şey var mı? Tevhîd lelâhe illallah. Bütün ağrıların, sızıların, sancıların şifası tevhîd. Eğer yapabilirsen, yapabilirsen her başının ağrını da eline başına koy.

En az 7 tane Fâtiha-i Şerife oku. Vaktin varsa 40 tane oku. İnşallah. Allah’ım şifa versin inşallah. Haklarınızı helal edin. Geceniz hayır olsun. Eğer yurt dışına gidemezsem önümüzdeki cumartesi günü. Eğer yurt dışına gidersem bir dahaki cumartesiye buluşmak üzere. Geceniz hayır olsun. Biz yine inşallah mutat bir şekilde tevhidimizi okuyup geceyi sonlandıracağız. Gelin bakalım içeridekinler. Biz yine bir kavurmalık olduk burada. Eftali zikir falemennehu lelâhe illallah. Lelâhe illallah. El-Fâtiha ma salâvât. Amin. Amin. Allah gecenize hayırlı ölesin. Gününüzünize hayırlı ölesin. Rabbim yar ve yardımcınız olsun inşallah. Selamünaleyküm.


Kaynakça ve Referanslar

  • Mesnevî-i Şerîf 921-922. Beyitler — Dostun Görüşünde Kendi Görüşünü Yok Etme ve Av Hayvanlarının Aslana Tevekkül Telkini Girizgâhı: Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Şerîf I. cild (R. A. Nicholson neşri ve Abdülbâki Gölpınarlı tercümesi); Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî; Şem’î Şem’ullâh, Şerh-i Mesnevî; İsmâil Ankaravî, Mecmûatu’l-Letâif; “Madem ki bizim gözümüzde birçok illet var, yürü kendi görüşünü dostun görüşünde yok et” beyti zemininde kendi aklını ilâhlaştırma tehlikesi ile üstâda ve Kur’ân-Sünnet hükümlerine teslim olma şerhi; av hayvanlarının aslana “gökten yağmur veren rahmetiyle can vermeye de kâdirdir” diyerek tevekkülü telkin etmesi ve aslanın yine çalışmayı tevekküle tercih etmesi mevzuu
  • Kur’ân-ı Kerîm — sohbette zikredilen âyet-i kerîmeler: Enfâl 8/17 (“Sen atmadın ben attım”); Nisâ 4/58 (“İşi ehline veriniz”); Rûm 30/30 ve ilgili fıtrat âyeti (her doğan İslâm fıtratı üzere doğar — “anne-babası onu Yahûdî-Hristiyan-Mecûsî yapar” hadîs-i şerîfi zemininde); Zümer 39/53 (“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin”) ve A’râf 7/87-yakın anlamda ümitsizliğin şeytân vesvesesi olduğu; Lût Aleyhisselâm kıssası A’râf 7/80-84, Hûd 11/77-83 (eşcinsellik pisliği ve Allah’ın azâbı); Tahrîm 66/10 (Nûh ile Lût Aleyhimesselâm’ın eşlerinin îmân etmemesi ve imtihan); Sâffât 37/102-107 ve Enbiyâ 21/68-69 (İbrâhîm Aleyhisselâm’ın Nemrut’a karşı mukâvemeti ve ateşte korunması); Yûnus 10/90 ve Tâhâ 20/77-78 (Firavun’un denizde boğulması); Tâhâ 20/132 (ehline namazı emret); Ahzâb 33/41-42 (“Allah’ı çok zikredin”)
  • Hadîs-i Şerîf ve Hadîs-i Kudsî Kaynakları: Meşhûr velayâ hadîs-i kudsîsi “Kim benim velime düşmanlık ederse, ben de ona harp ilân ederim… Kulum bana nâfile ibadetlerle yaklaşır” (Buhârî, Rikâk 38; Ebû Hureyre Radıyallâhu Anh rivayeti); “Hiç kimse yoktur ki bir hatâsı bir günâhı olmasın; hatâlı olanların hayırlısı Allah’a tövbe edenlerdir” (Tirmizî, Zühd 49); “Her doğan İslâm fıtratı üzere doğar” (Buhârî-Müslim); “Dünya müminin zindanı, kâfirin cennetidir” (Müslim, Zühd 1); “Başka Rab arasınlar, başka Rab bulamayacaklarına göre küfre düşerler” zemininde kazâya-kadere rızâ mevzuu hadîs-i kudsîsi; Buhârî-Müslim mu’allim “Bir vadi dolusu altın olsa ikinci vadiye gözünü diker” hadîsi (konuya delil sadedinde); Ebû Hureyre Radıyallâhu Anh’ın “size heybemin önündekileri anlattım, arkasındakileri anlatsam kâfir oldu derdiniz” rivayeti (Buhârî, İlim); evlilik ölçüsü hadîsi “Kadın dört şey için nikâhlanır: dîni, güzelliği, nesebi, malı; siz dîndar olanı tercih edin” (Buhârî, Nikâh 16; Müslim, Radâ 53); “Kim beni rüyada görürse uyanıkken görmüş gibidir; şeytan benim sûretime giremez” (Buhârî-Müslim); Allah’ı rüyada gencî bir erkek sûretinde görme rivayetleri (Tirmizî ve Ahmed b. Hanbel, Müsned); “Bir velinin sohbetinde bulunmak 80 yıllık günaha kefâret ve 80 yıllık nâfile ibadete bedeldir” rivayeti; “Ümmetimin yok oluşu yaralama ve tâûn (taûn) iledir; cinlerden olan düşmanlarınızın sizi yaralamasındandır, böyle ölen herkes şehîddir” (Ahmed b. Hanbel, Müsned III/437); “Zikredenle zikretmeyen arasındaki fark diri ile ölü arasındaki farktır” (Buhârî, Da’avât 66); Ebû’d-Derdâ rivayeti “Her peygamber çobanlık yapmıştır” zemininde peygamberlerin çalışması; saf-saf durma hadîsi (Edebu’l-Müfred — Buhârî); Edebu’l-Müfred 460. hadîs “Habbâb bin Hâlit ile Sevâ bin Hâlit” binâ-duvâr tamiri rivayeti ve “Müslüman toprak dışındaki her harcamasından mükâfatlandırılır” hükmü; sarı-kırmızı renkli safran boyalı erkek elbisesi yasağı (Tirmizî, Libas); ehl-i kıble olanı tekfîr etmeme ölçüsü hadîsleri
  • Kaderle ve Kazâ ile Pençeleşmemek — Sabır ve Teslimiyet: “Keşke kadın olsaydım, keşke erkek olsaydım, keşke boyum uzun olsaydı, keşke anne-babam başka olsaydı, keşke çocuğum böyle olmasaydı” şeklindeki kaderle pençeleşme cinsünden sözlerin küfre düşürme tehlikesi ile İmâm-ı Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd; İmâm-ı Eş’ârî, el-İbâne; Nûrüddîn es-Sâbûnî, el-Bıdâye fî Usûli’d-Dîn; Ömer Nasuhi Bilmen, Muvazzah İlm-i Kelâm Ehl-i Sünnet kazâ-kader-cebr-ihtiyar bâbları; Mevlânâ’nın Mesnevî-i Şerîf‘teki “Kader tecelli edecekse senin gözün bağlanır, aklın susar” ifadesi; Azrâîl ile Süleymân Aleyhisselâm’ın sarayındaki kıssa (rivayet zincirleri)
  • Ümmet Bilincinin Çöküşü, Irkçılık ve 73 Fırka Hadîsi: “Ümmetim 73 fırkaya bölünecek” hadîs-i şerîfi (Ebû Dâvûd, Sünne; Tirmizî, İmân); 1700’lerden itibaren başlayan Batı kökenli ırkçılık hüryâsı ve modernist-deformasyoncu akımların Ümmet-i Muhammed’i parçalaması tezi; Osmanlı’nın çöküşu ile Fas-Tunus-Cezayir-Libya-Mısır-Bosna-Adriyatik-Yunanistan-Bulgaristan-Kırım-Azerbaycan-Pakistan-Keşmir hattındaki bayrak-sancak kaybı; Filistin-Keşmir-Suriye-Irak-Ermenistan/Azerbaycan (Dağlık Karabağ) zulümleri karşısında Anadolu Müslümanlarının hâmîlik misyonu; Nakşibendî-Kâdirî-Rüfâî-Bedevî-Dûsûkî-Mevlevî tarikatlar arası tekfîr çekişmeleri eleştirisi; İmâm-ı A’zam’ın kabri ile Hazret-i Hüseyin Efendimiz’in torunlarının kabirlerinin bombalanması faciaaları (Irak iç savaşı ve Samarra saldırıları)
  • Ayân-ı Sâbite, Ruhlar Âlemi ve Şehâdet Âlemi Silâseleri: Sadreddîn Konevî, Miftâhu’l-Gayb; Dâvûd-i Kayserî, Mukaddemat (ayân-ı sâbitenin tanımı — eşyânın ilâhî ilimdeki sabit hâlleri); Muhyiddîn İbn Arabî, Fusûsu’l-Hikem ve Futûhât-ı Mekkiyye; sufilerin “ayân-ı sâbite → âlem-i revâh → âlem-i misal → âlem-i şehâdet” ruh yolculuğu anlatısı; Elest-i ve’l-mîsak (A’râf 7/172) zeminde revâhın hapsi; anne karnında nefsin üflenmesi ve 4 ay hadîsi (Buhârî, Bedü’l-halk); İmâm-ı Gazzâlî, Kimyâ-yı Sa’âdet ve İhyâu Ulûmi’d-Dîn; Ebû Hâmid er-Risâletu’l-Ledunniyye
  • Zikrullâh’ın Fizyolojik ve Manî Tecelliyatı — Şehvet-Şevk Meselesi: “Kulumu bana yaklaştıran en sevimli şey farzlar, sonra nâfileler—onu sevdim mi onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli olurum” hadîs-i kudsîsi zemininde zikir ehli müminin bedenin “diri” oluşu (Buhârî, Rikâk 38); zikir ile eş arasında asimetrik aktivite dengesi ve evlilik teklifi — Buhârî-Müslim nikâh bâbları; İbn-i Sîrîn, Tabiru’r-Rüyâ; Abdulganî en-Nâbulûsî, Tatıru’l-Enâm fî Tabiri’l-Menâm (ezan-ı şerifin rüyada duyulması manâsı); “Evlenin” tavsiyesi sadedinde Hazret-i Peygamber’in gençler için nikâh tavsiyesi (Buhârî-Müslim, Nikâh)
  • Ehl-i Sünnet Akidesinde Rüyetullâh ve Rüyâda Cenâb-ı Hakk’ın Görülmesi: İmâm-ı A’zam Ebû Hanife, el-Fıkhu’l-Ekber; İmâm-ı Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd; Ebu’l-Muin en-Nesefî, Tabsiratu’l-Edille; Nûrüddîn es-Sâbûnî, el-Bıdâye; Türkiye Diyanet Vakfı İSAM — İslâm Ansiklopedisi “Rüyetullâh” maddesi; Ahmed b. Hanbel ve Tirmizî’de zikredilen “Allah’ı genç bir erkek sûretinde gördüm” rivayetleri (sıfatsal tecelli ile zâtî tecelli ayrımı); Muhyiddîn İbn Arabî, Futûhât, mekârim-i ahlâk bâbı; rüyada Hazret-i Peygamber’i görme ve şeytânın O’nun sûretine girememesi hadîsi
  • Eşcinsellik Tuzağı, Çift Cinsiyetlilik Fıkhı ve Parçalanmış Aile Probleme: Hanefî fıkhında çift cinsiyetliler (hansâ, müşkil) — İbn-i Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr, kütub-u Fıkhın hansâ bâbları; Fetâvâ-yı Hindiyye; Serahsî, el-Mebsût; küçük tuvaletin hangi uzuvdan yapıldığına bakılarak cinsiyet tayini içtihâdı; İstanbul Sözleşmesi 2011 (Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Avrupa Sözleşmesi) ve “nâmus kavramının” kaldırılması eleştirisi; T.C. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Dairesi raporları (uyuşturucu yayılımı istatistikleri); parçalanmış ailelerde erkek çocuğun anne rolüne, kız çocuğun baba rolüne geçmesi psikolojik analizi; genel evler-pavyon-gece kulübleri zincirinde gençlerin uyuşturulup istismara uğratılması
  • Şâfiî Mezhebinde Köpeğin Necis Olması ve Mezhepler Arası Fıkıh Farkları: İmâm-ı Şâfiî, el-Üm; Nevevî, el-Mecmûu’; köpeklerin necis hayvanlar sınıfından olup salıvermesinden necaset-i gağliza hükmü; 7 kez yıkama ile birinin toprakla temizleme şartı (Müslim, Tahâret); Hanefî mezhebinde ise köpeğin kendisi necis olmayıp sadece salyasının necis hükmü — Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihâli, tahâret bâbı; deniz ürünleri (karıdes, midye) farkları; teyemmüm ve gusl şartları; evlilik nikâhında resî-dini nikâh tartışması ve Diyanet fetvaları; telefondan boşama hükmü; süt kardesliği (radaat) hükmü ve Hanefî’de 2 yaş sınırı (Buhârî-Müslim, Radâ)
  • Evlilik, Nikâh ve Anne-Baba Terbiyesi — Evlilik Ölçüsü Hadîsi: “Kadın dört şey için nikâhlanır” hadîsi (Buhârî-Müslim); anne-baba rızâsı ve kız-erkek çocuğun üniversite-evlilik dengesi; gelinlik-damatlık ve Anadolu geleneği (beyaz gelinlik Batı tesiri değil orijinal Anadolu kınalı çoğu zamanlı ırfî elbisesi); Orta Asya Türk geleneğinde gelin özel kıyafeti; “Önceki ümmetlere adım adım uymadıkça kıyâmet kopmayacak, onlar Yahûdî ve Hristiyanlardır” hadîs-i şerîfi (Buhârî-Müslim); mehir ve düğün takıları meselesi; çocukların çağında evlendirilmesi sadedinde gençlerin bekârlık fitnesi; haftalık evlilik imkânı olmayan gençlere tavsiyeler
  • Darbeler, Siyâsî İslâm ve Siyâsetin Şerrinden Kurtulma: Bedîzüzamân Saîd-i Nursî’nin “siyâsetin şerrinden Allah’a sığınırım” sözü; Bakanlar Kurulu ve belediyeler düzeyinde haramların kapatılması-serbest bırakılması tenkîdi; dindar-muhâfazakâr siyasilerin içki ruhsatı-gece eglence-kumar-uyuşturucu konularında zaafı; 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ve 12 Eylül/28 Şubat hattında tasavvuf çevrelerinin maruz kaldığı baskılar; Mustafa Mursî (Mısır), Birleşik Arap Emirlikleri, Sudan, Pakistan, Afganistan, Libya, Suriye, Ermenistan-Azerbaycan (Karabağ savaşı arifesi) ekseninde ümmetin siyasî manzarası
  • Tasavvuf Edebî, Erzurum-Erzincan-Van-Diyarbakır-Mardin-Urfa Seyahat Niyeti ve Dergâh Silsilesi: Mustafa Özbağ Efendi dergâhı, Üstâd Abdullah Gürbüz Efendi-Mustafa Özbağ Efendi silsilesi ve ders kaideleri; Anadolu hattında (Erzurum-Erzincan-Kars-Van-Diyarbakır-Mardin-Urfa-Antep-Adana-Antalya-Konya-Yunak-Akşehir-Afyon-Kütahya) derviş topluluklarına ziyaret planı; Bursa-İstanbul-Amsterdam-Hollanda hattı sohbet dinleyicileri; muska-büyüden korunma sadedinde Felak-Nâs-Âyetel-Kürsî-Fâtiha zikri usulü; süfîlik yolunun “kuzu kuzu teslim olma” edebi ve dervişin kader-kazâya pençeleşmemesi; Ebû Abdurrahman es-Sülemî, Tabakâtu’s-Sûfiyye; Kuşeyrî, er-Risâletu’l-Kuşeyriyye; Hucvîrî, Keşfu’l-Mahcûb; Feruddîn Atâr, Tezkiretu’l-Evliyâ
  • Cin Yaralaması, Tesettür ve Âhir Zaman İşâretleri: Ahmed b. Hanbel, Müsned III/437’deki “ümmetimin yok oluşu taûn ve yaralama iledir; yaralama cinlerden olan düşmanlarınızın sizi yaralamasındandır, böyle ölenler şehîddir” hadîs-i şerîfi; tesettürsüz genç kızlara-bayanlara kâfir cinlerin musâllat olması ve banyolarda çok kalma, örtü başta ağırlık hissi tecrübeleri; rukye ve Âyetel-Kürsî-Bakara-Tebareke sure-i kerîmelerinin manevî koruyuculuğu; mü’minlere ücretsiz hristiyan misyoner-Instagram İncîl dağıtma müdahaleleri karşısında tebliğ zafiyeti
  • ünlerde Hıfzıssıhha, Saa-Cılt Tedavisi ve Migren Rukyesi: Migren için tevhîd “Lâ ilâhe illallâh” ve Fâtiha-i Şerîfe rukyesi (Buhârî-Müslim Fâtiha’nın şifa olması hadîsi); saç ekimi ve sakal ekimi câizliği içtihâdı — Hazret-i Peygamber’in saçı çıkmayan sahabenin başına ve sakalı çıkmayan sahabenin yanağına kendi mubârek sakalından tel yattırması rivayeti (siyer ve delailu’n-nübüvve kaynakları); Hazret-i Peygamber’in dirilme işâreti hususunda sahih rivayetlerin müdâfaası; karantina-pandemi-koronadan ölenlerin şehîd hükmü (Buhârî, Cihâd bâbı “devasız hastalıktan ölenin şehîd olması”); Sekîne duâsı ile takuntulu çocuklar için manevî tedavi usulü; terapi-ritual sadedinde tevhîd zikrinin yeterliliği
  • Rüyâ Tabîri Usulü: İbn-i Sîrîn, Tabiru’r-Rüyâ; Abdulganî en-Nâbulûsî, Tatıru’l-Enâm; rüyada Cumhurbaşkanı-makam aracı-evlilik yüzüğünün kırılması-ceviz ağaçları-kadın ve erkek sûretinde cin-annenin kâğıt alması-koronadan ölenlerin dirilmesi rüyâları ve ezan-ı şerîf rüyâsı gibi örneklerde “davet-dini ikaz-Kur’ân ve Sünnet’e sarılma” ırşâdi; Gazzâlî, İhyâ‘da rüyâ bâbı; Hazret-i Peygamber’in “rüyâ peygamberliğin 46’da biridir” hadîsi (Buhârî-Müslim)

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı