Giriş: Selâm-Duâ ve Bosna-Sudan Gezilerinden Dönüş Teşekkürleri — Ömrü Hayırlı Eyleme Duâsı, İstanbul-Çanakkale-Bursa Şeb-i Arûs Programlarında Bosnalı Misafirlerin Ağırlanmasındaki Can Sipârihân Kardeşlerine Teşekkür; Korona Yasakları Öğrencesinde Cumartesi Canlı Yayın Sohbetlerinin Devamı — Toplu Zikrullâh-Sohbet Günlerinin Geri Dönmesi Temennîsi; Uyuşturucu Felâketi Tespiti: Türkiye’de 2020’de 7900-8000 Kişi Koronadan Ölürken Uyuşturucudan Ölümlerin Katlanarak Artması, 9-10-13 Yaşlara Düşen Yaş Tablosu, %75 Oranında En Yakın Arkadaştan Başlama, Narkotik Şube ve Birleşmiş Milletler Raporları, 2007’de 35 Bin Kişiden 2016’da 254 Bin Kişiye Tedavi Artışı (7,5 Kat); Afganistan-Türkiye-Avrupa Uyuşturucu Güzergâhı; Dünyanın Deccalist Sisteminin İçki-Fuhuş-Terör-Açlık İle Yönetilmesi; İslâm Dünyasının İstanbul Sözleşmesi-Ailâlerin Çöküşü-Eşcinsellik-Sosyal Medya Kaosunu Görmeyip ‘Namazda Eller Göbeğin Neresinde, Kulak Memesinde’ Gibi Boş Tartışmalara Boğulması Eleştirisi; “Melekler Dişi miydi, Erkek miydi?” Tartışması Yapan Din Adamlarına Fatih Sultan Mehmed Atıfı
Selamün aleyküm. Hayırlı geceler. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hakk maddi-i manevi muayeneiniz olsun. Maddi-i manevi afiyet versin. Ailenize, işinize, çocuklarınıza, akrabalarınıza, mahallelerinize, beldelerinize, memleketlerinize bereket ihsân eylesin, nüttü etsin, ikrâm eylesin, ihsân eylesin inşaAllah.
Malum bu korona yasaklarından dolayı yine böyle Cumartesi, gecesi, canlı yayın sohbetinde bir araya geleceğiz. İnşaAllah Cenâb-ı Hakk bu günleri hızlı bir şekilde bitirir de imtihanımız geçer. Yine toplu bir şekilde zikrullâh yaptığımız, sohbet ettiğimiz, koşuşturduğumuz günler yine geri gelir inşaAllah. Daha iyisi, daha güzeli, daha tatlısı, daha derini, daha yükseği inşaAllah yeniden icra edilir. Malum geçen Cumartesi bir konuyu atlamışım.
Sonra Salim’e dedim ki hatırlat arkadaşlara dedim bu konuda teşekkür etmek istiyorum diye. Bu hem Sudan gezisinden hem de Bosna gezisinden mutlu bir şekilde döndük tabii ama o geçen yıl Şebarız programlarında onları misafir etmiştik Bursa’da. Aynı zamanda Çanakkale’de, ondan sonra İstanbul’da. Bu misafirleri o esnada çok mutlu olmuşlar, çok mümin olmuşlar misafirler. Ve anlatanata bitirememişler.
Gittikleri yerlerde etrafındaki arkadaşlara kardeşleri hep böyle anlatmışlar, dilden dile dolaştırmışlar. O yüzden hatta gittiğimizde defalarca defalarca teşekkür ettiler. O yüzden bu sadece benimle alakalı bir şey değil. Bütün duasıyla, hizmetiyle, koşuşturmasıyla, her şeyle Can Siparihan’a çalışan kardeşlerimizle alakalı. Allah hepsinden de razı olsun bizim yüzümüzü artıyorlar. Allah da onların yüzlerini artsın.
Çünkü hem Bursa olarak hem ardından Gelibolu, Çanakkale ardından İstanbul. Daha önceki yıllarda önce İzmit’e gidiliyordu, daha önceki program orada oluyordu. O yüzden İzmit’te bütün arkadaşlar bu konuda misafirleri ağırlamada, onları uğurlamada, gerekli hizmeti yapmakta hamdolsun üstün bir gayret sarf ediyorlar. Bu üstün gayret sarf edince de yer bulmuş arkadaşlarla karşıda. Gerçekten çok memnun kalmışlar, çok mutlu olmuşlar.
Hep böyle defalarca defalarca teşekkür ettiler. Hatta bir daha bir program yapmış olsak davet etmediklerimiz bile gelecek, hiç bakmayacaklar. işte davetli miyiz değil miyiz diye. Hatta birkaç kişi böyle özel telefonunu falan verdi Bosna’da. ben muhakkak gelmek istiyorum, beni haberdar edin gibisinden. Biz de dedim ya buradaki arkadaşlar sana haberdar ederler, sen de buyur gel falan diye söyledik, davet ettik.
O yüzden bütün arkadaşlara teşekkür ederiz. Allah hepsinden de razı olsun hizmetlerinden dolayı. Bugün böyle bir kalbime gelen bir şey vardı sosyal hayatla alakalı, Türkiye’nin gündemiyle alakalı. Biz koronayla yatıyoruz, koronayla kalkıyoruz. Evet, korona gerçekten böyle kenara atılacak, yabana atılacak, es geçilecek bir bulaşıcı hastalık değil. Muhakkak üzerinde titizlikte durulması lazım, önlemlerin alınması lazım.
baktım tabi bu koronayla alakalı da istatistiklere filan baktım. Yaklaşık 300 kusur kişi ölmüş ondan sonra bugüne kadar. Salim bir bakar mısın tam bugüne kadar kaç kişi ölmüş Türkiye’de? Zannediyorum 300-350 kişi mi ne öldü galiba veya hatta bilmiyorum 3500 kişi mi? Ama bir şey var Türkiye’de bir sosyal facia var. Bu sosyal facia uyuşturucu bağımlılığıyla alakalı. 7900-8000 kişi ölmüş evet.
normalde şu ana kadar 8000 kişi ölmüş koronayla alakalı ama bir uyuşturucu belası var başımızda. Biz bu uyuşturucu belasını es geçiyoruz. Bütün dünya bu uyuşturucu belasının altında inim inim inliyor ve bizim ülkemizde bu uyuşturucu belasının altında inim inim inliyor. Ve biz bu uyuşturucuyla olan mücadelede komple devlet millet el ele büyük bir mücadele vermemiz gerekiyor.
Öyle bir şey ki gün geçmiyor ben böyle değişik kimyasal uyuşturucular kullanmış bayan veya erkeklerin sokaklarda perperişan bir şekilde görmemiş olayım. Gün geçmiyor ki o uyuşturucu belasına tutulmuş bir genç kızın böyle duyuyorum bedenini sattığını, ne bileyim değişik şeyler yaptığını.
bu uyuşturucu belasına tutulmuş genç erkeklerin ailelerine çok eziyetler çektirdiğini, o uyuşturucu parasını alabilmesi için babalarını dövdüğünü, annelerini dövdüğünü, uyuşturucu parası alabilmesi için teyzelerini halalarını gasp ettiğini, dayılarını amcalarını gasp ettiğini, onlara zulm ettiğini ve bu uyuşturucu parasını bulmak için hırsızlık yaptığını, değişik pis işlere karıştığını gün geçmiyor ki duymamış olayım.
Veyahut da gün geçmiyor ki görmemiş olayım. Kıymetli dostlar, bu önümüzdeki bizden sonra gelen bu gençlik ne yazık ki bu uyuşturucu müptelasını, bu belaya hızla daldı. Tonlarca uyuşturucu yakalanıyor ama bunun önüne geçilmiyor. Ve o kadar çok uyuşturucuyla irtibatlı kimseler var, artık 13 yaşa kadar, 9 yaşa kadar, 10 yaşa kadar uyuşturucunun düştüğü ve enteresan istatistikler var.
Yüzde 75’ine yakın uyuşturucuya alışanların en yakın arkadaşından veya en yakın etrafındaki kimselerden bu uyuşturucuya alıştı veya uyuşturucuya alıştırıldı. Ve ne yazık ki bunlarla alakalı çok büyük sıkıntılar var, bunlarla alakalı çok büyük problemler var. Bunu neden özellikle bu akşam söyledim? Bu korona döneminde insanların uyuşturucuya olan bağımlılığının daha da arttığına dair Birleşmiş Milletler raporu var.
bu Birleşmiş Milletler raporunda koronayla beraber insanların daha fazla uyuşturucuya bulaştığını, kullanmış oldukları uyuşturucuyu fazlalaştırdıklarını ve uyuşturucuya olan ilgi ve alakalının arttığına dair raporlar var. O yüzden bizim ülkemiz için de geçerli. Bizim ülkemiz çünkü uluslararası uyuşturucu trafiğinin ortasında. Avrupa’ya giden uyuşturucu Birleşmiş Milletler raporuyla sabit bu.
Aynı zamanda Narkotik’in raporunu da okudum bugün, inceledim. Narkotik Şube Müdürlüğü de bununla alakalı çok geniş bir rapor yayınlamış. Ve o raporda da bu Afganistan’dan gelen uyuşturucunun Türkiye üzerinden Avrupa’ya gittiğini ve en yüksek miktarda 2019 ve 2020’de yakalanmış. En yüksek miktarda. Fakat Narkotik’in bu kadar ince titiz çalışmasına rağmen yeterli mi? Değil. Ve kullanımı çok hızlı bir şekilde artıyor. düşünebiliyor musunuz?
Tedavi gören, uyuşturucu tedavisi gören, resmi rakamlar bunlar. 2007’de 3…
Mesnevî 971. Beyit’e Geçiş ve Konu Başlığı: ‘Yine Aslanın Çalışmayı Tevekküle Tercih Etmesi ve Çalışmanın Faydalarını Bildirmesi’ — Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Aslan ile Av Hayvanlarını Konuşturarak Cebriyye Ekolü ile Ehl-i Sünnet Düşüncesini Mukayese Etmesi; Eskilerin Hayvanları-Ağaçları-Ölümleri Konuşturma Sanatı ve Sûfî Edebiyatında Başkasının Ağzından Konuşma Uslubü; Aslanın Cevabı: ‘Peygamberlerin ve Müminlerin Çalışmalarını Gör — Cefâdan-Kahırdan Ne Gördülerse Mükâfâta Nâil Oldular’; Ahzâb 21 — ‘Muhakkak Resûlullah’ta Sizin İçin Güzel Örnekler Vardır’ Âyet-i Kerîmesi Zemininde Sadece Kur’âna Değil Sünnete de Sımsıkı Yapışma Gereği, Hadîs İnkarcılığı-Sünnet İnkarcılığı-Peygamber İnkarcılığı-Mezhep İnkarcılığı İddîalarının Ümmet-i Muhammed’e Atlan Sapkınlık Olması, İlâhıyat-Diyanet İçindeki Hâinlerin Desteği Eleştirisi
5 bin kişiymiş. Resmi rakam bakın bu. Ve 2016’da 254 bin kişi olmuş. yaklaşık 9 senede 7,5 kat artmış. Bu çok büyük bir rakam. Bakın sadece tedavi olmak isteyenler. tedavi görmek istiyor. Bu tedavi görmek isteyenlerdeki artış 7,5 kat. Bakın 1 kat değil, 2 kat değil, 3 kat değil. Ve bu 9 sene içerisinde her sene kendi kendisini katlayarak gitmiş. Bakın kendi kendisini katlayarak gitmiş. Ve ne acı bir şey, ölümler de katlaya katlaya gidiyor.
Uyuşturucu ölümleri de katlaya katlaya gidiyor. yüksek dozda alınmış olan uyuşturuculardan ölenler de katlaya katlaya gidiyor. O yüzden bu sadece Türkiye’nin meselesi değil bu dünyanın meselesi. Dünyayı idare eden deccalist sistem bütün dünyayı uyuşturucu müptelasının altında inim inim inletiyor. Bütün dünyayı anarşi müptelasının altında inim inim inletiyor. Bütün dünyayı fuhuşla yönetmeye çalışıyor ve fuhuşun altında inim inim inletiyor.
Ve bütün dünya içki tüketiminde her yıl katlayarak gidiyor. Fuhuş katlayarak gidiyor. Uyuşturucu katlayarak gidiyor. Terör, uluslararası terör katlayarak gidiyor. Uluslararası açlık katlayarak gidiyor. Ve dünya büyük bir kaosun içinde. Dünya büyük bir kaosun içindeyken ne yazık ki Müslümanlar bu kaosu görmüyorlar veyahut görmek istemiyorlar. Veyahut da İslâm dünyası bu kaosun neresinde durduğunun farkında değil.
Ve çok acı bir şey Türkiye’deki İslami duyarlılığa sahip olanlar da bu kaosun neresinde olduğunun farkında değiller. Her gün oturup bu konuları konuşmaları gerekirken her gün oturup insanların içki, kumar, fuhuş, terör, ondan sonra uyuşturucu, eşcinsellik, ailelerin batması, ailelerin dağılması, ekonominin insanları ne yazık ki mutlu etmemesi, insanların mutsuz olması, ekonomik darboğaz.
Ve bunlarla alakalı insanların konuşmaları gerekirken ve Müslüman entelektüeller bunlarla alakalı çalışması, fikir yürütmesi, bunlarla alakalı bir şeyler yapmaları gerekirken, İslâm dünyası ne yazık ki İstanbul’u fethetmek için surlara dayanan Fatih Sultan Mehmed’i görmeyip melekler dişi miydi, erkek miydi tartışması yapan, biz ancak din adamlarına benziyoruz. Bizim ne yazık ki sınırlarımız yok edilmiş, kırılmış, ahlaki sınırlarımız kalmamış,…
edep, terbiye, adab sınırlarımız kalmamış, anne anneliğini unutmuş, baba babalığını unutmuş, evlat evlatlığını unutmuş, kadın huş yapmak için İstanbul Sözleşmesi çatısı altında kocasını evden uzaklaştırma alıyor ve kalkıyor, evli olmasına rağmen sevgilisini eve alıyor, edep, haya, terbiye sınırları kalmamış veyahut da sevgilisiyle fingirdeşmek isteyen genç kız babasını evden uzaklaştırmak için kalkıyor,…
babasını taciz de tehdit ediyor veyahut da dövüyor beni diyor, babasına uzaklaştırma alıyor, ondan sonra evine sevgilisini getiriyor, onunla fingirdeşiyor, uyuşturucu sokaklarda çok rahat bir şekilde kullanılıp satılırken, huş, resmi kayıtlarda sadece Türkiye üzerindeki, bilmem ne evlerinde 100 binin üzerinde kadın huş yaparken, 100 binin üzerinde kadın huş yapmak için müracaat etmişken ve huş yasak olmadığı için,…
herkesin çok aleni bir şekilde sosyal medya üzerinden eskort adı altında, hayat arkadaşı adı altında ve kadınların tenleri satılırken, pazarlıkları yapılırken, her tarafta fıçılarla, tanklarla içkiler içilirken ve her gün farklı farklı isimler altında devlet tarafından kumar oynatılırken, biz ülkedeki İslami entelektüel kesim veyahut da bu konudaki söz söyleyecek olan kimseler,…
biz oturmuşuz namazda ellerimiz kulak memelerimizin neresine kadar değmeli, kulak mememize değmeli mi, değmemeli mi, yok biz ellerimizi namazda bağladığımızda göbeğimizin neresinde durmalı veyahut da olmayacak gibi böyle, çok affedersiniz, dinin esas kaidelerinden olmayan, esas kaidelerinden olmayan, böyle incir çekirden doldurmayacak boş tartışmaların içerisinde boğulup gidiyoruz. Allah bizi muhafaza eylesin.
O yüzden kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, hepimiz düşünelim, hepimiz aklımızı devşirelim, asıl rahatsızlığı, asıl hastalıkları görelim. Bu topraklarda yarın öbür gün bir namaz kılanı dahi bulamayacağımızı düşünelim. Bu topraklarda Kur’ân ve Sünnete sımsıkı yapışmış insanların bulamayacağımızı düşünelim.
Ve böyle incir çekirden doldurmayacak boş tartışmaları bırakalım da asıl Kur’ân ve Sünnetin yaşanması ve yaşatılması, dinin anlaşılması, dinin anlatılması ve insanların mümince bir tavır içerisinde bulunması için gayret edelim, mücadele edelim. Gün geçmiyor ki sosyal medya veya medya bizim önümüze herhangi bir incir çekirden doldurmayacak bir konu, bir yem atıyor bizim önümüze ve biz onu günlerce, aylarca tartışıyoruz.
Biz onunla alakalı bütün Ümmet-i Muhammed, Türkiye’deki Müslümanlar birbirle…
Peygamberlerin ve Sahabelerin Mesleki Hayatları — ‘Hiçbir Peygamber Yoktur Ki Çobanlık Yapmamış Olsun’ Hadîsi (Hazret-i Dâvûd Aleyhisselâm Demircilik, Hazret-i İdrîs Aleyhisselâm Terzilik); Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in Hazret-i Hatîce Annemiz’in Ticaretini İdare Etmesi, Sahabenin Bir Kısmının Ticâret-Ziraat-Hayvancılık Yapması; Dilenciliğin Red’di Hadîsleri: Vücûdu-Aklı Yerinde Adam Örneği (Tirmizî) — ‘Sizden Birinin İpini Alıp Dağa Gitmesi ve Sırtında Odun Demeti Getirerek Satması Dilenmesinden Hayırlıdır’; Hazret-i Ebû Bekir Radıyallâhu Anh’ın Halîfelik Döneminde Devesinden Düşen Kırbacı İçin Bile Kimseden Yardım İstememesi Vak’ası; Şeyh-Hoca-Müftü-Vaiz-Derviş-Zâkir İsm-i Altında Dilenilmemesi Zarureti, Cuma Hutbelerinden Sonra Para Dilenciliği Eleştirisi, ‘Tekkesiz İslâm, Camisiz İslâm Olmaz mı? Evlerinizi Zikirhâne-Cennet Bahçesi Yapın’ Çağrısı; Verene Eli Alan Elden Üstün Tutma Hâdîsi; Tembellikten-Borçlu Olmaktan Allah’a Sığınma Duâsı ve Kredi Kartı Esareti Uyarısı
rini kırıyorlar, döküyorlar, hakaretler ediyorlar ama asıl görülmesi gereken tehlikeleri görmüyoruz. Allah bizi uyandırsın, şeytanın örttü, şeytanın sakladığı, şeytanın görmeyin, görmeyin dediği yerleri görenlerden eylesin. Cenâb-ı Hakk Ümmet-i Muhammed’in kalbine ilham eylesin, asıl tehlikeyi göstersin, asıl sıkıntıyı bizlere beyan etsin inşallah. Malum biz bugün yine Mesnevî okumaya da yine de devam edeceğiz. Inşallah kaldığımız yerden 971.
Beyit’den konu başlığından kalmıştık. Yine aslanın çalışmayı tevekküle tercih etmesi ve çalışmanın faydalarını bildirmesi. Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri Cebriyye Ekolü ile, Cebriyye düşüncesi ile Ehl-i Sünnet düşüncesini birbiriyle aslan ve yırtıcı hayvanlar ve av hayvanları olarak onları konuşturarak meseleyi bize anlatıyor. biz hayvanları, ormandaki hayvanları konuşturan sadece La Fontaine biliyor ya bizim çocuklarımız.
La Fontaine’den başka kimseyi bilmiyorlardı. Oysa Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri Mesnevî’sinde, La Fontaine’den önce av hayvanlarını konuşturmuş, aslan da hayvanları konuşturmuş, kuşu konuşturmuş veyahut da fili konuşturmuş, değişik hayvanları meslemin içerisinde değişik bir şekilde konuşturmuş. Bu normalde aslında değişik bir sanattır, öyle söyleyelim. Farklı bir kültürdür. Avrupa bu kültürü ne yazık ki İslâm dünyasından almış.
Onlar istemiyorlar böyle bir şey. O yüzden onlar için ne yazık ki dedim. Ve bu kültür bizde var ama biz bu kültürü tam sahip değiliz. Mesela eskiler o yüzden bir ağacı konuştururlar, bir kuşu konuştururlar, eskiler bir karıncayı konuştururlar, bir cırcır böceğini konuştururlar, eskiler bir kapıyı konuştururlar, eskiler ölmüş bir kimseyi konuştururlar örneğin. Veyahut da eskiler kinaya yaparlar, birisini konuştururlar.
Sanki o konuşuyormuş gibi, onun dilinden konuşuluyormuş gibi konuşurlar, böyle mesajlarını verirlerdi. Veyahut da eski sûfîler mesela bu benim düşüncem demezlerdi, onu sanki şeyhleri söylemiş, veya onu başka bir zat söylemiş, veya bir misafir söylemiş veya yoldan geçen bir kimse söylemiş gibi söylerler, konuşurlardı. Bu da ayrı bir üslubdu. Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Hazretleri de, Mesnevî de aslanla av hayvanlarını konuşturuyor.
Cebriyye düşüncesi ile Ehli Sünnetin pâk, temiz düşüncesini bir şekilde bizlere aktarıyor. Bizim nasıl düşünmemiz gerektiğini bize yol çiziyor. Ve Cebriyye’ye karşı, Cebriyecilerin sunmuş olduğu donelere, Cebriyecilerin sunmuş olduğu ölçüleri aslanı konuşturarak cevap veriyor. Ve aslan yine çalışmayı tevekküle tercih etmesini açıklıyor. Aslan dedi ki, Doğru ama, peygamberlerin, müminlerin çalışmalarını da gör.
Cefadan, kahırdan ne gördülerse mükafata nail oldular. Allah onların mücahadesini zayıf etmedi. Bundan önce av hayvanları demişlerdi ya, çalışma, sen ne çalışacaksın ki? Bu çalışanların hepsi de boşuna çalıştılar. Veyahut da çalışmasalardı olurdu. Aslan’a da onu diyorlardı ya, sen avlanma, biz her gün senin rızkının önüne getirelim. Aslan da onlara cevap vermeye devam ediyor.
Diyor, siz doğru söyleyebilirsiniz ama peygamberler, müminlerin çalışmalarını gör. O peygamberler, o müminler çalıştılar. Ve Allah o yüzden, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri olsun, daha önceki peygamberler olsun, ve sahabeler, veliler, evliyalar hep bu noktada çalışmışlar. Ve çalışırken de insanlığa örnek olmaya gayret etmişler.
Mesela Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, hiçbir peygamber yoktur ki çobanlık yapmamış olsun diyor. Demek ki onlar çobanlık yapmışlar. Dâvûd Aleyhisselâm demircilik yapmış. Veyahut da İdrîs Aleyhisselâm terzilik yapmış. Her peygamberin kendince bir mesleği, sanatı olmuş. O yüzden o mesleklerini, o sanatlarını icra etmişler. O mesleklerini, o sanatlarını icra ederekten geçirmişler.
Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, Hazret-i Hatîce annemizin yanında çalışmış. Onun mallarını idare etmiş, ticaretini idare etmiş. Ondan sonra da Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, cihattan elde ettiği ganimetlerle geçirmiş. Sahabenin bir kısmı ticaret yapmış, bir kısmı ziraatle ilgilenmiş, bir kısmı hayvancılık yapmış. Ama büyük bir kısmı da cihâd ederekten, cihâd ganimetleriyle geçirmişler.
büyük velilerin hepsinin de kendince bir işleri olmuş ve kendince o işlerin işlerine devam etmişler. Ve çalışmışlar, gayret etmişler. Hiç kimseden bir şey istememişler. Gerçek manada sûfîlik, çalışıp kendi emeğini kendin yemendir. Alın terini yemendir. O yüzden hiç kimseden hiçbir şey istememek bizim sûfî disturumuzdur. Ve çalışıp gayret etmek, çalıştığının emeğini yemek, alın terini yemek rızkın en eftallerinden birisidir.
O yüzden bir kere de bir şey yapmak, bir şey yapmak, o yüzden bir kimse çalıştığının karşılığını almalıdır. Bu konuda da Meşhurya ayeti kerimede, Hazret-i Muhammed Mustafâ’da örnek var. Çünkü Ashab ayet 21’de diyor ki, muhakkak Allah’ın Resulünde sizin için, Allah’ın rahmetini ve nimetini arzulayanlar için ve Allah’ı çok zikredenler için çok güzel örnekler, numuneler vardır diyor.
O zaman biz dini hayatımızı şekillendirirken, dünya hayatımızı şekillendirirken, hem Kur’ân’a hem Hazret-i Muhammed Mustafâ’a sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine bakarız. Benim yolum kendimce Kur’ân ve sünnettir. Kur’ân ve sünnete sımsık yapışmayı ben din olarak kabul ettim. Hadisleri inkar eden münafıklardan değilim ben.
Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin temiz, pak sünnet isenisini inkar eden münafıklardan değilim. Allah muhafaza eder seni. Ve bu inkarcılara kanmayın. Bu hadislerin komplesini inkar eden Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet isenini inkar eden münafıklardan olmayın. Ve onlara asla ve asla taviz vermeyin. Ve onlara karşı da mücadelenizi fikri planda devam ettirin.
Çünkü bu ümmet-i Muhammed’in içerisine atılmış çok büyük bir sapkınlık. Ümmet-i Muhammed’in içerisine atılmış çok büyük bir delâlet. Allah muhafaza eylesin. Ve dini yaşamaktan uzak olanlar, dini yaşama nefislerine yediremeyenler, bir peygamberin izini takip etmeye nefislerine yediremeyenler, peygambersiz bir Kur’ân, peygambersiz bir din oluşturmaya çalışıyorlar.
Ve İslâm dünyasının kalibi ve aklı hükmündeki Türkiye’mizde bunu başarmaya çalışıyorlar. Ve ne yazık ki bunlara alkış tutan, bunları destekleyen ilahiyetten, diyanetten ne yazık ki hain insanlar var. Bu hain insanlar bu hadis inkarcılarına, bu sünnet-i saniye inkarcılarına, bu peygamber inkarcılarına ne yazık ki müsaade ediyorlar ve onlarla beraber hareket ediyorlar.
Allah’ı zikredenler için ve Allah’ın rahmetini ve ahiretin nimetlerini arzulayanlar için, Hazret-i Muhammed Mustafâ’da güzel örnekler vardır. Bu güzel örnekler onun temiz, pak sünnet-i saniyesidir. O yüzden Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın, Sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hemen hemen bizim bütün din hayatımızda ve dünyevi hayatımızda, nerede nasıl hareket edeceğimize dair sayısız örnekler vardır.
O sayısız örneklerden kendinize birisini yol olarak seçebilir, birisini yol olarak kendinize distur edinebilirsin…
Mesnevî’nin Devamı: Hazret-i Peygamber’in Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Çalışma-Gayret Örneklikleri — Kendi Söküğünü Diken, Ayakkabısını Tamir Eden, Mescid İnşaâtında Kerpiç Taşıyan ve Çamur Karan Peygamberin Ümmeti Olma; Hendek Gazası’nda Karnına Üç Taş Bağlayan, Ashabı Aç İken Tok Yatmayan; Küçük Keçi Hikâyesi ve Bir Tas Sütle Bütün Ashabı Doyurma Mucizâsı; ‘Helâl Rızık Aramak Her Müslümana Vâcibdir’ Hadîsi; ‘Bizzat Çalışarak Yorgun Akşamlayan Mağfiret Olunmuş Olarak Akşama Erer’ Hadîsi; Medîne Çarşısı Denetimi, Islak Buğday ve ‘Aldatan Bizden Değildir’ Hükmü — Din-Yol-Mahrem-Duygular Kisvesiyle Al-Aldatmanın Red’di; Aslanın Devamı: ‘Onların Başvurdukları Çareler Her Hususta Lâtîf Oldu, Zarîften Ne Gelirse Zarîftir’ Beyti ve Peygamberlerden Sadır Olan Cömertliğin-Güzelliğin Mahiyyeti; İmâm-ı A’zam Ticâretle, Abdülkâdir Geylânî Hazretleri ve Diğer Büyük Velîlerin Dinden Geçinmedikleri; Şûrâ 10 ve Nisâ 59 Zemininde ‘Her Hürkümün Allah’a ve Resulüne Havale Edilmesi’ ve Sapıkların Yollarının Red’di; ‘Tuzakları Felek Kuşunu Tuttu, Noksanları Tamam Taş Tamam Sayıldı’ Beytinin Şerhi: Peygamberlerin-Velilerin Noksanlarını Allah’ın Hayra Çevirmesi, Menfaatçi-Nefisperestin Kendini Onlarla Kıyaslamaması Uyarısı; 975. Beyit’ten Gelecek Hafta Devam Kararı
iz. çalışmak, gayret etmek, mücadele etmek konusunda da, Peygamber Sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin çokça sözlü hadis-i şerifleri olduğu gibi fiili sünnetleri de, hadis-i şerifleri de vardır. Ve o yüzden hatta diyebiliriz ki, Hazret-i Peygamber Sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin fiili sünnetleri belki de sözlü sünnetlerinden daha fazladır.
Çünkü görenler, görmeyenler birbirlerine ne kadar aktarmışlardır, bu ayrı bir tartışma konusudur. Ama Sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Kur’ân’ın emriyle yapmadıklarını tavsiye edicilerden değildi. Öyle olunca yapmadıklarını tavsiye etmedi, yapmadıklarını söylemedi. Kur’ân’ı yaşayarak insanlara öğretti. Onun öğretisi boş bir lafızdan ibaret değildi. O bir postacı değildi. Âyet-i Kerîme’yi teble edip başıboş bırakmadı.
O Âyet-i Kerîme’yi kendi nefsinde yaşadı. Etrafındaki ashaba da yaşattı. Ama bugünün hadîs inkarcısı, bugünün sünnet inkarcısı, ham kafalı, cahil kafalı, müşrik kafalı, münâfık kafalılar bunu görmekten uzaklar ya da gördükleri ve bildikleri halde inkar ediyorlar. Hazret-i Peygamber Sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de çalışırdı, gayret ederdi, mücadele ederdi. Asla dilenenleri sevmezdi, asla.
Kıymetli dostlar, Hazret-i Peygamber Sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri dilenenleri sevmezdi. O yüzden veren eli alan elden üstün tutmuştu. Bunu özellikle söylüyorum. Ey dünya üzerindeki şey efendiler, hoca efendiler, müftü efendiler, din adına dilenmeyiniz. Kendi adınıza dilenmeyiniz. Kalkıp da insanlardan para istemeyiniz, makam, mevki istemeyiniz. Dilenmeyi Hazret-i Peygamber Sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri uygun görmedi.
Hatta bir gün Hazret-i Peygamber Sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden yardım istemek için bir kimse geldi. Ona dedi ki, adama baktı, adamın fiziği düzgün, gücü kuvveti yerinde. herhangi bir vücudu arızası yok, herhangi bir akli arızası yok. Akli ve vücudu arızası olmadığı halde dileniyordu. Hazret-i Peygamber Sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ona dedi ki, çalışsana. Adam dedi ki nasıl çalışacağım?
Peygamber Sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, sizden birinizin ipini alıp dağa gitmesi ve arkasında odun demeti yüklenip getirerekten onu satması ve Cenab-ı Hakk’ın bu suretle o kimsenin onurunu koruması, şerefini, haysiyetini koruması istediği verilse de, verilmese de halktan dilenmesinden daha hayırlıdır. Tirmizî.
Türkiye’de şehlik yapıyorum diyenler, Türkiye’de hocalık yapıyorum diyenler, Türkiye’de vaizlik yapıyorum diyenler, Türkiye’de dervişlik yapıyorum, zâkirlik yapıyorum, şunu yapıyorum, bunu yapıyorum diyenler, Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolunu tutun. Dilenmeyin, istenmeyin, bunu din adına da yapmayın, kendi nefsinizin adına da yapmayın, hiç kimseden hiçbir şey istemeyin.
Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Hazret-i Ebû Bekir Radıyallâhu Anh hazretlerine buyurdu ki, hiç kimseden hiçbir şey isteme. Hazret-i Ebû Bekir Radıyallâhu Anh hazretleri halifeydi ve halîfe olduğu zaman, devenin üzerinden kırbacı düştü. Kırbacı düşünce, deviyi ıhıldattı, otutturdu, indi devesinden kırbacını aldı. Etrafında kasap dediler ki, ey emir el müminin, bakın emir el müminin.
Dediler ki, bize söyleseydin, biz kırbacını verseydik. O dedi ki, hem peygamberim olan, hem dostum olan, hem arkadaşım olan, hem en çok sevdiğim kimse olan Hazret-i Muhammed Mustafâ’ya söz verdim. Bana buyurdu ki, ey Ebubekir, hiç kimseden hiçbir şey isteme, hatta elinden düşen kırbacı bile dedi. O yüzden, kıymetli dostlar, hiç kimseden hiçbir şey istememek şiarımız olsun.
Sûfîler, şey efendiler, kendilerince kendilerini vahic görenler, müftü görenler, hoca görenler, cemaatın önünde veya cemaatın arkasında, gizlide, tenhada veya açıkta, hiç kimseden hiçbir şey istemeyin. Alnınızın teriniyin, gidin çalışın, din satmayın, din satmayın, gidin çalışın, gidin çalışın dinden geçinmeyin. Sözlerim acı geliyor size, sözlerim ağır geliyor size, ama velakin bugün ne yazık ki dinden geçiniyorlar.
Din’i istismar ediyorlar, yolları istismar ediyorlar, tasavvuf istismar ediyorlar, sufili istismar ediyorlar, tarikat düşüncesini istismar ediyorlar, şey efendiler dervişlerinden isteyerekten istismar ediyorlar, dervişlerinden bir lokma umaraktan istismar ediyorlar, tarikat tasavvuf yolcuları, din yolcuları, Allah yolcuları, kendinizi öyle gösteriyorsanız asla ve asla hiç kimseden hiçbir şey istemeyin.
Çalışın, gayret edin, atın omuzunuza ipinizi, gidin hamallık yapın, gidin çarşıda limon satın. Demeyin ki ben bu sakalımla bunu mu yapacağım, demeyin ki bu sarımla ben bunu mu yapacağım. Git kardeşim, çalışmamak ayıp, git kardeşim sizin adınıza isteme kayıp. Siz bir davayı temsil ediyorsunuz, siz bir yolu temsil ediyorsunuz, isteyerekten, dilenerekten bir lokmaya, bir lokmaya yan gözünüzle bakaraktan ne yazık ki yola laf getiriyorsunuz.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden Hazret-i Muhammed Mustafâ’da güzel örnekler var. O çalıştı, o kimseye şeyen lillah demedi. O gayret etti, o hiç kimseden bir şey beklemedi, hiç kimseden bir şey ummadı. Ummayın, Allah yolcusuz diyorsanız kullardan bir şey ummayın. Allah yolcusuz diyorsanız kullara yüzünüzü döndürmeyin. Allah’a yüzünüzü döndürün.
Eğer kullara olan yüzünüzün dönüktüğü hizmet için olsun, vermek için olsun, tasadduk etmek için olsun, ilim için olsun, Kur’ân ve Sünnetin yaşanması ve yaşatılması için olsun. Onlardan para istemek için olmasın, onlardan makam istemek için, mevki istemek için olmasın, onlardan menfaatlenmek için olmasın. Yolunu, dinini, imanını ucuza ve küçük paralara satanlardan olmayın.
Yine Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerinin sözlerine dikkat edin. Sizin en hayırlığınız, etrafına en fazla faydası dokunanınızdır buyurdu. O yüzden en hayırlığınız etrafınıza faydası dokunan. Faydalı olun etrafınıza. Etrafınızdan fayda olmaya çalışmayın. Siz faydalı olun. Benim bu sözlerim Kur’ân ve Sünnet’i yaşama ve yaşatma mücadelesi veriyorum diyenlere.
Benim bu sözlerim alimlere, bu sözlerim kendilerini şeyh görenlere, benim bu sözlerim kendilerini sûfî, zâkir, çavuş, derviş görenlere, benim bu sözlerim müftülere, hocalara, imanlara, benim bu sözlerim cemaatin başında, cemaatlerin başında olan kimselere. Evet sizin en hayırlığınız etrafına en fazla faydası dokunanınız. Bakın dikkat edin yine Hazret-i Muhammed Mustafâ Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri iki gü…
İlk Soru Demeti: Peygamber-Nikâh-Ehlibeyt Rüyâları ve Cihatta Namaz Düzeni — Bir Hanımın Rüyâsında Hazret-i Peygamber Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem’in Nikâh Kıyıp Evlenmek İstediği Kişiye ‘Helâlsin’ Demesi; Peygamber’in Şekline Şemâiline Şeytanın Giremeyeceği Hakikati-Şartı (Karşı Tarafın da Görmesi); Ertesi Gece Rüyâda Hazret-i Peygamber’in Arkasında Namaz Kılma-‘Ağlayarak Allah’ın Sevdiği ve Rahmet Eylediği Kulsun’ Müjdesi; 35 Yaş Bekar Hanımın 3 Ay Önce Kapanıp Namaza Başlama Tövbesi; Şblî Nımânî’nin Sîretu’n-Nebî’sinde Sahabenin Savaşta Bayır-İnişte Tekbîr-Tesbîh Getirmesinin Namaz Düzeni ile Paraleli: Mukîm-Seferi Halinde Farklı Ritmeli Namaz (Ordunun Bir Kısmı Ön Cephe-Diğeri Arka Cephe Dönerek Kılma), Cihatla Namazın İç İçe Olması; Bir Dervişin Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri’nden Cami Avlusu-Dergâhta Yemek Kasesi Târikat ve Hakıkatin Özü Rüyâsı
nü müsavi olan, iki günü denk olan yani. İki günü aynı olan zarardadır dedi. O yüzden zararda olanlardan olmayın. Hem maddi manada hem de manevi manada. Kıymetli dostlar şunu unutmayın. Zakat vermek farz. Bir veli olarak önce sen zekât vereceksin. Bir şeyh efendi olarak önce sen zekât vereceksin. Bir müftü olarak önce sen zekât vereceksin. Bir hoca olarak önce sen zekât vereceksin. Kendini din alimi görüyorsan önce sen zekât vereceksin.
Sen para toplamayacaksın. Sen para toplayarak İslâm dinini böyle zayıf göstermeye, müslümanların önünde rezil zebil etmeye hakkın yok. Hazret-i Muhammed Mustafâ ilk ömreye geldiğinde müşrikler ne kadar zayıflamışlar, bir deri bir kemik kanmışlar diye söylenti çıkarınca remel yaptı. Remel! Bu ne demek? Kendini güçlü gösterdi. Kendini kuvvetli gösterdi. Müşriklere karşı kendini güçlü ve kuvvetli gösterdi. Ey şeyhefendiler! Ey mürşid efendiler!
Ey hacılar, hocalar, dervişler, sûfîler! Siz kendinizi küçültmekte kalmıyorsunuz. Yolunuzu da küçültüyorsunuz. Siz kendinizi küçültmekte kalmıyorsunuz. İçinizde bulunduğunuz tarikatı, sufili, yolu onu da küçültüyorsunuz. O yüzden sözlerim size. Ağlimler bozulmadan çünkü amirler bozulmaz, amirler bozulmadan halk bozulmaz. Ağlimler bozulduğu için amirler bozuldu. Şeyhler bozulduğu için amirler bozuldu. Ağlimler bozuldu.
Mürşidim diyenler, mürşid olmadıkları halde bozuk bozuk hareket ettikleri için bütün herkes bozuldu. O yüzden önce şeyhefendiler kendilerini toparlayacaklar. Önce dervişim diyenler kendilerini toparlayacaklar. Önce vaizim diyenler kendilerini toparlayacaklar. Önce imamım diyenler kendilerini toparlayacaklar. Önce diyanet kendilerini toparlayacak. Her cuma hutbesinden sonra para dilenmeyi terk edecek.
Her cuma hutbesinden sonra, her cuma hutbesinde, her camide para mı dilenilir? Bu dilencilik dini mi? Bu dini dilencilik dini getirmeye hiç kimsenin hakkı yok. Başta diyanetin hakkı yok. Ondan sonra tarikatım diyenlerin hakkı yok. Ondan sonra mürşidim, şeyhim diyenlerin hakkı yok. Ondan sonra ben vaizim, ben dervişim, ben sufim, ben zakirim diyenlerin hakkı yok. Yoksa paran isteme. Senden bir şey isteyen yok.
Bırakın caminin eletiri ödenmiyorsa ödenmesin. Bırakın cami ısıtılmıyorsa ısıtılmasın. Direnmeyin. Allah size kaç tane tekke yaptınız diye sormayacak. Bırakın tekkeniz olmayı versin. Ar size ibadetane, mescid olarak verildi. Tekkesiz İslâm olmayacak mı? Camisiz İslâm olmayacak mı? Bütün evlerinizi tekke yapın. Bütün evlerinizi zikirhane yapın. Bütün evlerinizi. Bizim dergahattan olsun olmasın. Dinleyen bütün sufilere söylüyorum.
Hepinize biraz zâkir olun, biraz çavuş olun. Evlerinizi zikir bahçesine döndürün. Cennet bahçesine döndürün. Hiçbir şeye ihtiyacınız yok. Tekke olmasa zikir mi olmayacak? Cami olmazsa namaz mı olmayacak? Cami olmazsa cuma mı olmayacak? Cami soğuk olursa namazınız eksik mi olacak? Kabul olmayacak mı? Camide haliniz eski olursa namazınız kabul mu olacak? Allah bizi muhafaza eylesin. Her yeri Kur’ân kursu yapın.
İllaki Kur’ân kursu için bir bina mı lazım? Sokakta öğretin. Sokakta öğrenin. Dükkanlarda öğrenin. Dükkanlarda öğrenin. Her yeri Kur’ân kursu yapın. O yüzden dilenmeyin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri tembellikten Allah’a sığınırdı. Ve derdi ki Allah’ım tembellikten, borçlu olmaktan sana sığınırım. Yalancı deccalın fitnesinden sana sığınırım. Cehennem azabından sana sığınırım. Amin.
Bakın borçlu olmaktan Allah’a sığınırım. Borçlanmayın canım kardeşim. Borçlanmayın. Borçlanarak kendinizi rezil rüsva etmeyin. Ben onu ettim daha önce kendimde. Tecrübeleyin bu konuda. O yüzden borçlanmayın. Paranız varsa malınızı alın. Paranız yoksa almayın. Paranız varsa yiyin. Paranız yoksa yemeyin. O kredi kartlarından habire geç. Ondan sonra kredi kartın mağduru. Yeme kardeşim. Alma. Veya da geçecek illa kalacak. Alma canım kardeşim ya.
Alma. Borçlanma. Ve tembellik yapma. İşine sabahleyin, yaparken git. İşini sıkı sıkı tut. Sıkı sıkı tut. İşinden taviz verme. Allah’ın dininden taviz verme. Tembellik sadece dünyayı değil. Ya ahiret olarak da. Namazın vakti girmiş. Kalk kıl namazını. Dersini kalk çek. Tembellik yapma. Dünyasında tembel olan ahiretinde de tembel olur. Ahiretinde tembel olan dünyasında da tembel olur. Allah muhafaza eylesin.
Yalancı deccalın fitnesinden sana sığınırım. Yalancı Deccal ne? Kur’ân ve sünnetin dışında her şey yalancı deccaldır. Kur’ân ve sünnetin emirlerinin dışındaki her şey yalancı deccaldır. Allah muhafaza eylesin. Cehennem azabından da sana sığınırım demiş Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Burada bizim için ölçü ne? Tembellik. Tembellik. Demek ki çalışacağız, gayret edeceğiz. Tembellik yapmayacağız. Allah muhafaza eylesin.
Yine Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ahireti için dünyasını, dünya için de ahiretini terk eden de hayır yoktur buyurmuş. Bakın ahireti için dünyasını, dünya için de ahiretini terk eden de hayır yoktur. Bizim ölçümüzdür bu. Biz ne dünya için ahireti terk ederiz ne de ahiret için dünyayı terk ederiz. Bizim sûfîlik anlayışımız, bizim din anlayışımız böyledir.
Şeyh efendinin tabiriyle bir elimiz karda, bir elimiz yarda olacak. Biz ne yardan ne kardan geçeriz. O yüzden her ikisi de lazımdır Müslümana. Her ikisi de ve insanı ahirete ulaştıran dünyadır. Hadis-i şerifte devam ediyor. Başkalarına yük olmayınız. Dikkat edin. Başkalarına yük olmayınız. Kıymetli kardeşler, din bu. Sûfîlik bu. Başkalarına yük olmayacaksın. Kendi işini kendin göreceksin.
Hazret-i Âişe Annemize sordular ya, Peygamber evde ne yapardı? Diyordu ki kendi sökünü kendisi dikerdi yamalardı. Kendi ayakkabısını kendi temizlerdi. Bakın kendi sökünü diken bir Peygamberin ümmetiyiz biz. Kendi ayakkabısını tamir eden, kendi ayakkabısını temizleyen bir Peygamberin ümmetiyiz biz. Mescid yapılırken karpit yapan, çamur karan ve mescid yapılırken bil fiil mescidin yapımında bedenen çalışan Peygamberin ümmetiyiz biz.
Hendek kazasında bil fiil, Hendek kazan, taş kıran, kaya kıran Peygamberin ümmetiyiz biz. Hendek kazasında ashabına su dağıtan Peygamberin ümmetiyiz biz. Yine Hendek kazasında bütün ashab açlıktan kırılırken, bütün ashab açlıktan kırılırken ve bu Ebû Hureyre veya bir kısım sahabeler Karnına bir tane taş bağlarken, karnına üç tane taş bağlayan, üç günden beri ağzına lokma girmediğini…
Dîvân-ı Kebîr Sorusu ve Avâm’ın Mevâline Göre Kitap Okuması — Hazret-i Mevlânâ’nın Dîvân-ı Kebîr’inin Sadece Âşıklara ve Sûfîlikte İleri Derecedekilere Yazıldığı, Avâmın Okuyup Amel Edeceği Kitap Olmaması Tezi; Aynı Uyarı Mesnevî İçin de Geçerli; Başa Gelen Belâ-Müsîbetin Ârifler İçin Lûtuf-İkrâm-İhsân Olduğu, Avâmın İse Hastalıktan-Dertten Dert Yanması Mukayesesi; Hallâc-ı Mansûr’a Avâmın Taş Atması, Bir Âşığın Gül Atması Hikâyesi: ‘Taşlar Canımı Acıtmadı Ama Gül Gönlümü Yaraladı’; Hazret-i Mûsâ-Hızır Aleyhisselâm Paralelliği, ‘Benim Yolum Acıdır Sen Bilemezsin, Sabredemedin’; Ebur Cabur Üreten Firmada Çalışmanın Hükmü: Şerı’ata Göre Fetvâ Verilirse Sıkıntı Yok; Sohbette Dinleyicinin Müdâhale Adabı: Konferansta Doktora-Sunumcuya Yapılmayan Müdâhalelerin Dinî Sohbette Yapılmasının Yanlışlığı; Kadınların Kemâle Ulaşması Hadîsi (Hazret-i Âsiye-Hazret-i Meryem-Hazret-i Âişe): Kadınların Çabuk Olgunlaştığı-Çabuk Düştüğü, Terîd Yemeği Misâli; Tebareke (Mülk) Sûresi’nin Kabir Azâbından Kurtarıcılığı ve Sevdiklerimiz-Yolumuz-Ülkemiz İçin Okunması Tavsiyesi
beyan eden Peygamberin ümmetiyiz biz. Ashabı açken o tok yatmayan Peygamberin ümmetiyiz biz. Ve sahabeden bir kimse gelip, ey Muhammed, bir tane sütten kesilen, sütten kesilen, yavrulamaktan kesilen bir hayvanın vardı keçi. Onu kestim, onun yemeğini yaptım, kimseye haber vermedi. Dedi ki buyursanız gelseniz bir lokma ağzınıza girse, Hazret-i Muhammed Mustafâ ilan etti.
Hendek savaşında ey ashabı Resûlullah, filanca kardeşiniz bizi yemeye davet ediyor dedi. Ve Hendek kazasında çalışan bütün ashab, o bir tane keçinin etini yiyerekten doydu. O kendi başına gidip de kenarda köşede o yemeği yemedi. Biz o Peygamberin ümmetiyiz, biz o Peygamberin ümmetiyiz. Peygamberimize örnek alalım. Ve yine Hendek kazasında bir tas süt getiren, bir tas süt getiren ashaba bir yudum içtikten sonra bütün ashabı içiren.
Ve bu manada hem mucizevi bir şeyi ashabın gözünün önünde yaşayan ama ashab doymadan kendisini doyurmayan bir Peygamberin ümmetiyiz biz. O yüzden istemek, insanlardan şeyenillah demek, insanlardan ummak Peygamberin sünneti değildir. O yüzden Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri helal rızık aramak her Müslümana vaciptir dedi.
Ve bütün Peygamberler ve Hazret-i Muhammed Mustafâ sallallâhu aleyhi ve sellem helalinden kazanmayı ve başkalarına yük olmamayı kendilerine şihar edindiler. Hiç kimseye yük olmamak için gayret gösterdiler. Ve yine Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kim bizzat çalışarak yorgun akşamlarsa o mağfiret olunmuş olarak akşama erer buyurdu. Evet kıymetli dostlar çalışmıyorlar insanlar, tembellik yapıyorlar.
Bu sefer şeytan onları vesvese veriyor. Kafir cinliler ona vesvese veriyor. Tembellikten dolayı çalışmadıklarından dolayı. Ne dedi ayet-i kerimede Cenâb-ı Hakk? Bir işi bitirdiğinizde diğer işe niyet edin. Diğer işe girişin dedi. O yüzden Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hem maddi manada hem manevi manada çalıştı, gayret etti, mücadele etti. Ashaba örnek oldu, bizlere örnek oldu.
Tembellikten Allah’a sığındık, tembellikten Allah’a sığınırız. Dünyayı terk etmedi, biz de dünyayı terk etmeyiz. Ahireti terk etmedi, biz de ahireti terk etmeyiz. Ama dünya için ahiretinden terk edenlerden olmayız. Ahiret için de dünyayı terk edenlerden olmayız. Ara ara Medîne çarşısına gider, çarşıyı denetlerdi. Oradaki alışverişleri denetlerdi. Oradaki insanların alışverişlerinin ve ticaretlerinin helal olmasını denetlerdi.
O denetleme esnasına bir gün baktı buğday üstü kuru, oysa yağmur çisilemişti. Yağmur çisilediğinden haberi vardı. Buğdaya elini uzattı, altı ıslaktı ve baktı, dedi ki aldatan bizden değildir. Bu müthiş bir şey. Arkadaşlar insanları din ile aldatmayın. İnsanları yol ile aldatmayın. İnsanları mahremleri ile aldatmayın. İnsanları duyguları ile aldatmayın.
Çalışın kendinizi Sûfî süsü verip, derviş süsü verip, şeyh süsü verip, hoca süsü verip, vahiy süsü verip, mühti süsü verip, miliyo süsü verip insanların parasını, pulunu, evini, tarlasını, malını, mülkünü iç etmeyin. Allah muhafaza eylesin inşallah. Aslan devam etti. Onların başvurdukları çareler her hususta latif oldu. Çünkü zariften ne gelirse zariftir.
O peygamberler, o veliler, o mürşidler, o gerçek Allah dostları, o Âdem Aleyhisselâm’dan Muhammed Mustafâ’ya gelen bütün peygamberler, onlar ne çarelere başvurdularsa, ne işler yaptılarsa, nelerle iştihal ettilerse ve o iştihal ettikleri şeylerde neler iştihad ettilerse, neler fetvalar verdilerse hepsi de her hususta latif oldu, güzel oldu, tatlı oldu. Çünkü neden? Onlar güzel insanlar.
Onlar Allah’ın peygamberleri ve Hazret-i Muhammed Mustafâ son peygamber. Onlar Allah’ın peygamberleri ve Hazret-i Muhammed Mustafâ son peygamber. Ondan sudur eden her şey güzel oldu, zarif oldu. Ondan çalışmak sudur etti. Ondan gayret etmek sudur etti. Ondan güzellikler, iyilikler sudur etti. Ondan cömertlik sudur etti. Hazret-i Muhammed Mustafâ sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri cimri değildi.
Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın sallallâhu aleyhi ve sellemin sofrası açıktı. Gönlü açıktı. Evi açıktı. Onun izinden gidenler asla böyle yapamazlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz Allah’a itaat ederiz, Resulüne itaat ederiz ve bizden olan idarecilere de itaat ederiz. Ve Âyet-i Kerîme’de diyor ki Allah ve ahiret gününe îmân ediyorsanız, aranızda herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düştüğünüz zaman onun hükmünü Allah’a ve peygambere havale edin.
Bu daha hayırlıdır ve netice bakımından daha güzeldir. Nisâ ayet 59. O yüzden biz onların çalışmakla alakalı fetvalarına bakarız. Onların çalışmakla olan gayretlerine ve çalışmakla olan sözlerine bakarız. Biz Hazret-i Muhammed Mustafâ’ya itaat ederiz. O çalışmayı emretti. O yüzden o çalışmayı emrettiyse biz çalışırız, gayret ederiz. O yüzden Muhammed-i veliler hepsi de çalıştılar, gayret ettiler. İmamlar da, İmâm-ı A’zam tüccardı kendisi.
İmâm-ı A’zam dinden geçinmedi. İm…
Şeyhlik İcâzeti Meselesi ve Abdullah Gürbüz Efendi Zamanının Tenhâ Şartları — Bursalı Bir Kardeşin Karabaş-ı Velî Tekkesi’ne Gelip Bulamaması Mukaddimesi, Koronadan Evvel Bir Yıl Gidilmediği İfadesi; ‘Ben Şeyhım’ Diyenin Ya Yazılı Ya Sözlü İcâzetinin ve Kur’ân-Sünnete Tam Bağlılığının Aranması Gerektiği; Abdullah Gürbüz Efendi Döneminde Şeyhlik İlanının 13 Yıl Cezâ Tazıyiki Altında Büyük Cesaret İsteyen Bir İş Olduğu — Bayındır-Ödemiş-Bursa’da Sorgu-Malla El Koyma Korkusu; Rüyâda ‘Peygamber Bana Görev Verdi Ama Kabul Etmedim’ Diyenlere Karşı Sert Red: Bu Küstâhlık-Kibir-Edebsizlik, ‘Allah’a ve Resûlüne İtaat Edin’ Âyetinin Reddi Hükmündedir; Sabah Erken Kalkanın Darbe Yaptığı Levent Kırca Skeci Misâli ile Şimdi Sabah Uyananın ‘Şeyhim’ İlanı Eleştirisi; Şeyh Efendi’nin Şeyhlik İcâzetini Sadece Ahmet Turan Gümüş Abi (Sivas) ile Bu Fakire (Mustafa Özbağ) Sözlü Olarak Verdiği; ‘Öç Gün Ödemiş’e Göç’ Emrine Anında İtaat Vak’ası (Cuma-Cumartesi-Pazartesi); Çavuşluk-Zâkirlik-Halifelik Rüyâda Verilmiş İddîalarının ‘Bu Yol Çılkını Çıkardı’ Eleştirisi; Şeyh Hazretleri’ne Anında İtaat Misalleri ve ‘Şeyh Efendi Bana Göç Demiş Olsa Anında Göçerim, Peygamber’e ‘Yapamam’ Diyenlerin Ciğerimi Patlatırım Yolda’ Ahdî
am-ı Azam fetva vererekten geçinmedi. Abdülkâdir Geylânî Hazretleri zikir yaptırarakten geçinmedi. Abdülkâdir Geylânî Hazretleri benim elimi öpen cennetlik olur demedi. Abdülkâdir Geylânî Hazretleri getirin bakalım canım parayı tekke yapalım demedi. Ahmed er-Rüfâî Hazretleri demedi. Ahmed el-Bedevî demedi. İbrahim Dussi ki demedi. Hacı Bayrâm-ı Velî demedi. Ühtadı Hazretleri demedi. Hacı Bektâş-ı Velî demedi. Demedi.
Onlar böyle bir şey söylemediler. Onlar çalıştılar, gayret ettiler. Her birinin bir sanatı vardı, ticareti vardı, tarımla ilgileniyorlardı, bir iş yapıyorlardı. Bir işle iştigal ediyorlardı. İşsiz değillerdi. Dervişlerinden geçinmiyorlardı. Dervişlerinden geçinmiyorlardı. Dervişlerinden bir şey istemiyorlardı. Sonradan çıktı bu bid’atlar. Allah muhafaza eylesin.
Ve yine şura ayet 10, ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek Allah’a mahsustur. Canım kardeşim, sen kendi kafana, kendine hüküm verme. Sen hüküm vereceksen Allah ve Resulüne dön. Sen kendi kafandan hüküm çıkarma. Tembelliğine hüküm çıkarma sen. Kendi kendine bu da böyle olur deyip de hüküm çıkarma. Sûfîlik de kendi kendine hüküm çıkarma. Kur’ân’a, sünnete, imanların iştahadına ilk sufilerin yoluna dön. Sapkınların yoluna değil.
Neden? Çünkü Ayet-i Kerimette Allah’a ve ahiret gününe inanmışsanız diyor. Sen böyle davranmazsan Allah’a ve ahiret gününe inanmayanlardan olursun. Âyet-i Kerîme çok tehdit var ey Allah muhafaza eylesin. Kendi kendine de hayır koyma. Kur’ân ve sünnettedir hayır. Kur’ân, sünnet, imanların iştahadındadır hayır. Senin görüşünde değil. Seni gidi hadisin karşısı seni. Senin görüşünde mi hayır var? Hayır Kur’ân ve sünnette.
Hayır ashabın davranış biçiminde. Hayır imanların iştahadında. Hayır hadis inkarcılarında değil. Hayır sünnet inkarcılarında değil. Hayır Kur’ân ve sünneti ve yolunu istismar eden menfaat münafıklarında değil. Allah muhafaza eylesin inşallah. Tuzakları felek kuşunu tuttu. Noksanları tamam tas tamam sayıldı. Bu peygamberlerin, bu velilerin işi dindi. Allah yoluydu. Onlar insanlara Allah yoluna davet ettiler. Onları Allah’a davet ettiler. Allah’a.
Onun için gayret gösterdiler. Onun için çaba sarf ettiler. Onlar kendi nefislerine insan toplamadılar. Kendi ceplerine para toplamadılar. Her şeyini, her şeylerini Allah için yaptılar. O yüzden onların noksanlıklarını Allah tamam etti. Hem de tas tamam etti. Sen onların noksanlıklarına bakarak kendine yol çıkarma. Onlar Allah adına yaptılar her şeyi. O yüzden onların noksanlıkları da hayra çevrildi. Onların eksiklikleri de sevaba çevrildi.
Sen onu kendinle kıyaslama. Ahmak hadîs inkarcısı. Sen kendini ondan kıyaslama. Ahmak sünnet inkarcısı. Sen kendini onlarla kıyaslama. Kendini veli gören, kendini şeyh gören, gerçek veliler, gerçek şeyhlerle kendini kıyaslama. Sen deme senin para toplamanda bize caiz oldu diye. Sen deme insanların namusuna şerefine, haysiyetine dokunmayı, Allah dokundurdu deyip de küfre düşme. Sen onu yapma. Sen onlardan değilsin çünkü. Allah muhafaza eylesin.
O yüzden bir peygamber, geçmiş peygamberlerin hatalarını Cenâb-ı Hakk hayra çevirdi. Tövbe edip, geri dönen ve o yolda koşturanların Cenâb-ı Hakk yapmış olduğu yanlışlıkları hayra çevirdi. Ey şerde ısrar eden, ey insanların paralarını ütmekte ısrar eden, ey insanların din duygularını üterekten kendine mevki makam adetmeye çalışan ahmak kafalılar, kendinizi o sınıftan görmeyin. Rabbim bizleri muhafaza eylesin.
Cenâb-ı Hakk cümlemizi korusun inşallah. Sözümüz kimsenin şeyhine, kimsenin mehdisine, şusuna busuna değil. Sözümüz kime olduğunu baştan söyledim onlara. Yoksa tertemiz şeyhlik yapan, tertemiz mürşidlik yapan, tertemiz imamlık yapan kimselerle işimiz yok. Rabbim onları da bizler de muhafaza eylesin inşallah. Allah izin verirse 975. beytten önümüzdeki hafta devam edeceğiz inşallah.
Allah’tan bir şey gelmezse Cenâb-ı Hakk bizleri önümüzdeki haftaya sağ salim çıkarır. Burada istihdam ederse başımıza bir iş gelmeden o zaman burada olacağız inşallah. Cenâb-ı Hakk tüm şerlerin şerilerinden ve şerlerinden ümmeti Muhammed’i muhafaza eylesin inşallah. Selamün aleyküm aleyküm selam. Selamün aleyküm aleyküm selam.
Hocam hayırlı günler ben bir hafta önce Peygamber efendimizi evlenmek istediğim kişiyle nikah kıydının ve arkasından nikah duası yaptığını gördüm. Kendisine sordum artık helal miyim eşime diye. O da evet helalsin dedi. Bunu rüyanda mı sordun gerçekte mi sordun? Herhalde rüyanda sordum bunu. Bu rüyanın anlamını öğrenmek istiyorum Sayın Hocam. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini böyle bu şekilde nikahınızın kıyıldığını görmüşsünüz.
Bu sizin için bir delil. Çünkü Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin bir kimse kendisi rüyasında gördüyse bu onun için bir delil olmuş olur. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin şekline şemaline şeytan giremez. Karşıdaki kimse eğer böyle bir şey o da gördüyse o zaman ona beyan edeceksiniz. O da kabul ederse nikahınız kıyılabilir. Dün gece de yine Peygamber efendimiz rüyamdaydı. Bu sefer önümde namaz kılıyordu.
Ben de arkasında namaz kılıyordum. Ağlayarak bana Allah’ın sevdiği ve rahmet eylediği kulsun dediler rüyamda. Maşallah Allah muvarek eylesin. İnşallah namazına devam et. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini her halükarda görmek rahmettir, rahmettir, berekettir, lütuftur, ikramdır, ihsandır, delildir her şeyiyle.
O yüzden Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinde rüyada bir kimse bir şey söylediyse, tebliğ ettiyse bu da delildir, haktır, hakikattir. Üzerinde şeyh şüphe olmaz. Ben 35 yaşında bekar bir hanımım. 3 ay önce kapandım ve namaza başladım. Tövbe ettim. Rüyalarımı tabir eder misiniz? Allah muvarek eylesin. Cenâb-ı Hakk iyilik, güzellik hoş dükkarsın. Devam edin inşallah ibadetlerinize. Selamünaleyküm, aleykümselam.
Yeni moda mı çıktı selamünaleyküm deyip soru sormamak hakkınızı helal edin. Altyazı M.K. Selamünaleyküm, Mevlânâ Şblî Nımânî’nin eseri olan son Peygamber Hazret-i Muhammed Süret-ül Nebî kitabında namaz ve cihâd arasında açık bir benzerlik oldu.
Nasıl namazda baş yukarı kaldırılırken, Allah-u Ekber, secdedeyken, Subhanehe Rabbî’el Âlâ diyorsak, cihâd ederken önlerinde bayır çıktığında tekbir getirmeyi, aşağıya inerken, Subhanehe Rabbî’el Âlâ diyerek tesbih okumaya âdet halini getirdikleri yazmaktadır. Soru, cihatta namaz düzeni mi göz önüne alınmıştır? Cihatta namaz düzeni de var ama sahabenin böyle bir taşın etrafından dönerken dahi Allah’ı zikretti.
Yükarıdan aşağıya inerken Allah’ı zikretti. Aşağıdan yukarıya giderken bir tepeye tırmanırken Allah’ı zikretti. Her hâl yukarıda, her hâl yukarıda, her hâlde Allah’ı zikretti söz konusu. Savaş esnasında askerlerin iki rekat namaz kıldıklarını da yazmaktadır. Seferi hükmünde oldukları için bir iki rekat kılmışlardır. Seferi olduklarında iki rekat kılmışlardır ama seferi olmadıkları zaman da savaş esnasında namaz kılmanın farklı ritüeli var.
Mesela ordunun bir kısmı savaşırken, bir kısmı arka cephede iki rekatlık, dört rekatlık farz namazının ilk iki rekatını kılıyorlar. Ardından normalde onlar savaşa gidiyorlar, o savaşanlar geliyorlar. Onlar iki rekat kılıyorlar, ardından ilk iki rekatı kılanlar sonra geliyorlar tekrar. Son iki rekatı kılıyorlar, sonradan gelenler geliyorlar tekrar son iki rekatı kılıyorlar. Böyle devirdayemin namazı kılıyorlar.
Çünkü cihâd ile namaz iç içe o esnada savaş meydanında müşrik ile kafir ile kılıç oynatmakla namaz kılmanın arasında bir fark yok. Selamün aleyküm, aleyküm selam. Selamün aleyküm şeyhim. Rüyamda bir caminin avlusunda camiden çıkacak bir zatı edeb ile bekliyordum. Mübarek camiden çıkmıyca ona doğru edeb durdum. Bana bakarak konuşmadan bana doğru değil, Peygamber efendimiz’e doğru dedi.
Sol tarafıma döndüğümde Peygamber efendimiz’in kabri şerifi vardı. Ben de Peygamber efendimiz’in kabrine dönerek geri geri avludan dışarı çıktım. Aklım oza attı. Yanıma geldiğinde elini öpmek istedim. Umuzumdan tutarak benimle gel dedi. Biraz yürüyüp bir avludan dergâh gibi bir yere girdik. Yerde oturmuş yerimin kadar derviş vardı. Yemek de hatırlıyordu. Oza at bana otur dedi. Yere oturdum bana bir kase yemek koydu uzattı. Ama vermedi.
Başka bir kase daha doldurdu. Onu da uzattı. Onu da vermedi. Sonra ikisini karıştırıp verdi. Yedim. Sonra dibine kalan pirinç gibi tanelere sağ işaret parmağımla toplayarak yedim. Bittiyse getir dedi. Ben de boş kaseye götürdüm. Bana tarikatında hakikatin de özü budur dedi. Sonra orada üzümle ekmek var. Onlardan da al dedi. Aldım ve uyandım. Bu zat kim diye kitaplığıma gittim. Bir kitap aldım. Kitapta Cüneyd-i Bağdâdî yazıyordu.
Ben de demek rüyamda zat Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri’ymiş dedim. Meğer bu da rüyaymış. Bu sefer gerçekten uyandım. Her şey ayağım beğen aklımdaydı. Bunun hikmeti hakkında bilgi verirseniz müteşekkir olurum. Cüneyd-i Bağdâdî Hazretlerini görmüşsünüz. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Dîvân-ı Kebîr, birinci cilt. Seni yaratan yüzlerce defa sıktı, derdi düşürdü, feryat edip durdun. Nasıl olurdu onu tanımaz olursun? İnkara kalkarsın.
Allah sana akıl verdi, cüzi irade verdi, peygamber vasıtası ve yol gösterdi. Allah seni kurtarmaya mecbur değildir yazıyor. Allah’ın herkese ve her şeyden daha merhametli olduğu öğretildi. Bizim merhamet anlayışımız ile Allah’ın merhamet anlayışı aynı ise merhametli olmanın sorumluluklarından birisi de bizi düşürdüğü dertten kurtarmak değil midir? Bu kısmı açıklayabilir misiniz?
Madem Dîvân-ı Kebîr Hazret-i Mevlânâ Celaleti Rum Hazretlerinin sadece aşıklara ve sufilikte ileri derecede gidenlere yazdığı bir eserdir. O yüzden Dîvân-ı Kebîr, avamın okuyacağı, avamın okuyup da amel edeceği bir kitap değildir. Ne yazık ki şimdi Mesnevî de aynıdır, Dîvân-ı Kebîr de aynıdır. Ne yazık ki şimdi tabi böyle Dîvân-ı Kebîr de, Mesnevî de herkesin elinde var, herkes okuyor.
Okuyunca şimdi bunu da böyle kendi ilmi yetersizliğiyle, sûfî yetersizliğiyle böyle yorumluyor. Ben desem ki size başınıza gelen bütün sizin bela, müsibet, sıkıntı, dert, gam, kasevet olarak gördüğünüz her şey merhamettendir, lütuftandır. İkramdandır, ihsandandır desem kafınız yerinden oynar. Evet. Başınıza her ne kadar nefsinize zor gelen ne geliyorsa hepsi de onun lütfu, ikramı, ihsanıdır. Hepsi de onun hediyesidir.
Hepsi de ondan gelen muhteşem, muhteşem cennet sofralarıdır. Evet. Avam hastalıktan dert yanar. Şimdi avâm bakarsan bunu der ki ya böyle bir şey mi olur? Evet. Canım kardeşim Dîvân-ı Kebîr dini bilgisi yeterli olmayan, sûfî bilgisi yeterli olmayan kimselerin okuyacağı bir kitap değil. O yüzden her kitap herkes okuyacak diye bir kaydı yok veya Mesnevî de aynı. Sonra bu soran kardeş için söylemiyorum bunu. Bunu umuma söylüyorum.
Sonra oradan bir beyt okuyorlar. Orada herhangi bir şey okuyorlar. Ondan sonra anlamadıklarından, bilemediklerinden, o zevki tatamadıklarından, o halde olamadıklarından dolayı Hazret-i Mevlânâ’nın da küfrüne fetva veriyor. Muhyiddin ibni Arabiden de, Arabinin de küfrüne fetva veriyor. Yûnus’un da küfrüne fetva verip tüküyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir aşığın başına gelen bütün her şey Allah’ın lütfu ikramıdır.
Bir sufinin başına gelen her şey Allah’ın lütfu ikramı ihsanıdır. Onu avâm, bela, müsibet, sıkıntı, dert, gam, kasevet, zorluk olarak görür. işte başına bir iş gelir senin, bir çorap örülür, bütün herkes sana taş atar, bütün herkes sana laf söyler. Halbuki sana lütuftur, ikramdır, ihsandır o. Taş atanlar avâm. Hallâc-ı Mansûr’a kim taş attı? Avam taş attı. Ağaçın birisi geldi bir tane gül attı. Ne dedi? Hiçbir taş canımı acıtmadı.
Ama o gül var ya, gönlümü yaraldı, i…
Muhtelif Sorular-1: Kadın-Erkek Tarlasında Namaz, Cennetlik Ümmet Hadîsi, Cünüp Gezen Evlat, Seferi Namaz — Tarla Çalışmasında Erkeklerin Görüş Açısında Kadın Namaz Kılması Uygunluk Sorusu; İbn-i Abbâs’tan ‘Hiçbir Ümmet Yoktur ki Bazısı Cennette Bazısı Cehennemde Olmasın Ancak Ümmet-i Muhammed’in Hepsi Cennettedir’ Hadîsi-Farzlar-Haramlar-Nafileler Formülü, İbâdetsizliğin Kulluğu Yok Etmesi; Hazret-i Âdem’e Dört Büyük Melek (Cebrâîl-Mikâîl-Azrâîl-İsrâfîl) de Secde Etti Bilgisi, İnsanın Derece Olarak Meleklerden Üstün Olması; 26 Yaşında Evhamla Guslü Üç Gün Geciktiren Oğula Karşı Yumuşak-Tatlı Dille Tedavi Yolu; Seferi İken Kılınan Namazın Mukîm Haline Vakti Geçmeden Ulaşıldığında İade Edilmemesi; Korku Hâlinde Kelime-i şehâdet-Tevhîd-Peygamber Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem’in Korkaklıktan-Şeytan-Kâfir Cinlerden Allah’a Sığınma Duâsı; Hasan Burkay Bağlısı Annenin Ders Talebinin Kabulü
çimi dağladı dedi. O yüzden avâm taş atar. Avam dedikodu eder, laf söyler. Avam meselenin zahirine bakar. Ne dedi. Mûsâ? Allah seni dedi bu mazlum insanları zulmedesin diye mi gönderdi dedi. Kime? Hızır aleyhisselamı. Sen dedi gemi yerine batırmak için mi deldin dedi. O da ne dedi? Benim yolum acıdır, benim yolumu anlayamazsın. Sen bilemezsin dedi. Bak sabredemedin dedi. O yüzden sûfîlik özel bir yoldur.
Ve divane kebir de özel sufilere yazılmıştır. Avamın okuması doğru değildir. Bunu bu kardeşimiz için söylemiyorum. Umuma söylüyorum. Abur cabur üreten bir firmada çalışan kişi temiz ve helal olandan yiyin ayetini ters düşen gıda üretiminde rol aldığı için bu iş koluyla ilgili dini hüküm ne olur? Normalde bu meseleyi biz şeriyata göre fetva verirsek bir sıkıntı yok. Selamün aleyküm.
Sohbeti yaptıranın, sohbete esnasında dinleyenlerin durumu nasıl olmalı? Bilgisinin yorumunu dahil etmeli mi sohbete? Doğrusu nedir? Bu sohbet yapanla alakalı. Mesela ama birisi sohbet yapıyor, birisi bir konferans veriyor. Örneğin gittiniz bir yerde bir konferans var. O konferansı yapar, bir konferansı yapar. Bir konferans da bir kimse bir sunum yapıyor.
Sunum yaparken konferansta izleyicilerden birisi dur bir dakika ben burada katkıda bulunmak istiyorum diyor mu? Demiyor. Veya da siz gittiniz bir doktora, doktora muayene oluyorsunuz. Doktora diyebiliyor musunuz? Bunu böyle anlatma, şöyle yap bunu böyle yaptı bunu böyle ettiği. Diyemiyorsunuz. Veya da siz de bir konferans yaparsanız, bir konferans yaparsanız, bu ilacı yanlış verdiniz, sen diye. Diyemiyorsunuz. Bakın diyemiyorsunuz.
Ama dini bir meselede bizim insanımız ne yazık ki böyle sohbetin ortasına dalar. bu öyle de değil miydi, şöyle de değil miydi diye girer işin içerisinde doğru değil. Selamün aleyküm bu haride geçen bir hadîs-i şerîf. Erkeklerden bir çoğu kemalletten üstün mertebeye ulaşmıştır. Kadınlardan ise sadece Firavun’un karısı Âsiye ve İmrân kızı Meryem bu üstün mertebeye ulaşmışlardır.
Aişe’nin diğer kadınların üstünlüğü, terîd’in diğer yemekleri onun üstünlüğü gibidir. Soru, kadınların genel ahvalinden bahsedilen hadis-i şerifin hikmeti nedir? En üstün mertebe terîd yemeği gibi kavramlarla işaret edilen yerler nereleridir? Teşekkür ederim. Kadınlar normalde çok çabuk kemale ererler, çok çabuk olgunlaşırlar ama çok çabuk da düşerler, öyle söyleyeyim.
O yüzden kadınlar çabuk hızla Allah’a yaklaştıkları gibi hızla da uzaklaşırlar. Trimizide geçen başka bir hadise, Tebareke (Mülk) Sûresi için buyruluyor ki, bu sure engel olan ve kurtarıcı olan bir suredir. Bu sure okuyan kabir azabından kurtarır. Soru, Tebareke (Mülk) Sûresi’ni sevdiklerimiz, yolumuz, ülkemizin muhafazası ve tuzaklardan korunması için okuyup, girdiğimizdeki boru işlemine göndermemizde bir beys olur mu? Olmaz.
Bunu sayıl ve seyirsel yapmak gerekir. Gerekli bir sıkıntı yok. Kur’ân-ı Kerim’i ne kadar okursanız okuyun. Selamün aleyküm hocam. Ben Bursa’da oturan bir kimseyim. Daha önce Karabaş-ı Velî Tekkesi’ne geldim sizi görmek için. Ama hafta sonu olduğu için bulamadım. Size nasıl ulaşabilirim? Hocam tuhaf şeyler yaşıyorum, anlam veremiyorum. Bilen birisinin ihtiyacım var. Tekkeye yaklaşık 12. aydan beri gitmiyorum zaten. Bir de korona girdi devreye.
Zaten koronadan önce gitmemeye başladım. Varuzdan beri gitmiyorum desem yeri var. O yüzden orada bulamamanız normal. Ama Bursa’da herkes beni bulabilir. Bak bulmuşsunuz. Tuhaf şeyleri burada da paylaşabilirsiniz inşallah. Bugün yaptığınız paylaşımda her ele el verme. Dikkat et. Ben şeyhim diyenin ya yazılı ya da sözlü icazeti olmalı. Kur’ân ve sünnete tam bağlı olmalı. Dikkat et aldanma dediniz. Bir. Bu bir sûfî için sakıncalı bir durumudur. İki.
Abdullah Gürbüz Efendi de aynı yolu kullanmıştı. Buna ne diyeceksiniz? Üç. Bu herkesin kullanacağı bir yol mudur? Dört. Bu yolu kullananlar Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem bana görev vermek istedi ama ben kabul etmek istemedim gibi söylemlerde bulunuyorlar. Bu söylem sizce doğru mu? Beş. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem bir şey emrederken bunun kabul görmeyeceğini bilmiyor muydu? Bu durum sakıncalı değil mi?
Evet her ele el verme. Dikkat et. Bu bütün herkese bir nasihat. Şimdi bazı şeyler var kendi zamanlarında kendi dairelerinde doğru olabilir. Bunu geniş biraz maddelere de gireceğim inşallah. Örnekliyorum bunu şimdi. Mesela benim yeni sûfî olduğum zaman da ben şeyhim demek büyük cesaret isteyen bir şeydi. Sebebi şuydu yaklaşık 13 yıl cezası vardı. Hala da belki de vardır o madde duruyor olabilir.
Ben yeni derse başladım da, zikre başladım da, ben Abdullah Gürbüz Efendi’ye bağlandım da hep basılırdık biz. Bayındır’da da, Ödemiş’te de, Bursa’da da veya benim Şeyh Efendi Hazretlerinin zamanında gittiğim şehirler vardı. İller, ilçeler vardı. Hep bunun sıkıntısı yaşanardı. Böyle bir zamanda kolay kolay bir kimse kalkıp da bana vazife verildi, bana böyle bir şey verildi deyip de yola çıkmazdı, zordu çünkü.
her an için karakola götürülme, bu konuda sorguya çekilme, mallarına el konulma, evi barkı neyi varsa ve normalde satışa çıkarma gibi hem maddi hem böyle sıkıntılı, adaletle de alakalı sıkıntılı durumlar vardı. Evet, bu bir yol için sakıncalı bir durumdur. Nasıl sakıncalı bir durumdur? Bir adam sabah ile kalkıyor, ben Şeyhim diyor. bana da manen görev verdiler diyor. Allah Allah.
Bu yol öyle bir noktaya geliyor ki, önceden bir Levent Kırca skeci vardı. Sabah erken kalkan darbe yapıyordu. Hiç unutmuyorum o skeci ben. Bu da onun gibi bir şey oldu. Erken uyanan bana rüyamda görev verdiler.
Muhtelif Sorular-2: Hadîs İnkârcılarına Cevap, İkindi-Akşam Cem’ı Meselesi, Sohbetde Mesafe Koyma Edebi, Eş İhtiyarı-Rüyâ Fitnesi — ‘Size İki Şey Bıraktım: Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye / Ehl-i Beyt’ Hadîsi Zemininde Hadîs-Şerîat İnkârcılarının Delâletinin İlnânı; İkindi ile Akşamın Cem’inin Câiz Olmadığı (Peygamber Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem Öğle-İkindiyi ve Akşam-Yatsıyı Cem’etmişse de İkindi-Akşamı Hiç Cem’etmemiştir); Aile İçi Saygı Sınırı: Abla Ablanın, Şeyh Şeyhin, Derviş Dervişinin, Zâkir Zâkirliğinin, Anne-Baba Annelik-Babalığının Bilinmesi, ‘Arkadaş Gibi’ Yanılgısının Reddi; Pazar Günleri Gelen Yoğun Eşi İle Sosyal Bağın Zayıflaması ve Rüyâda Yabancıların İlgisinin Görülmesi İçin Tavsiye: ‘Şeytan Vesvesesi, Sen Ara, Sen Teşvîk Et, Evliliğini Renklendir’; Babanın Zikir Sohbetinden Memnuniyetsizliğinin Allah Katında Hükmü: Kur’ân-Sünnet Dairesinde İse Geçerli; Allah’ın Zaman-Üstü mi-İçinde mi Sorusu: ‘Zaman Allah’ın Bir Sıfatıdır’; Rüyâda Üstâd’ın Rahatsızlanıp Ambulânsa Götürülüp Vefât Etmesi Rüyâsına ‘Dirime Kavuşursun’ Yoromu
Hadi takılın peşime diyor. Şimdi bu öyle bir noktaya geldi. Bunu bir de böyle açık ve net söyleyeceğim şimdi. Kızılmaktan, taşlanmaktan, eleştirilmekten, laf söylenilmekten çekinen bir kimse değilim. Ben doğruyu söyleyeyim, ben hakikati söyleyeyim. İsteyen taş atsın, isteyen gül atsın. İsteyen nefret etsin, isteyen sevsin. Ben hak için konuşayım. Şeyhim Nevşehirli ile Abdullah Gürbüz Efendi böyle yola çıktı.
O gün için doğruydu ve o gün için kendince doğru iş yaptı. Ama bunu örnek alıp ardından bir kimse çıktı. Şeyh Efendi’nin hiçbir dersine gelmemiştir. Bir derse geldi. Ben 18 yıl onunla bir fiil hemen hemen bütün şehirleri dolaşmışımdır gittiği yerleri. Ben bir gece gördüm onu onun kazasına gittiğimizde. O da zorlanarak geldi. Zorladılar yani. Bunu zorlayanları da tanıyorum. Geldi, en arkada durdu, zikrullâh yaptı gitti.
ve Şeyh Efendi’ye de intisapta değildi. Ben çok iyi biliyorum. Ondan sonra, ona rağmen o bana da rüyamda vazife verdiler dedi. Ben bunun doğruluğunu, yanlışlığını tartışmıyorum. Gerçekten rüyasında görmüştür bir kimse. Buna bir şey diyemem ben. Böyle çıktı ama ortaya. Şeyh Efendi’yi taklit etti tabiri caizse. Bir de Şeyh Efendi’nin devamıyım dedi. Canım kardeşlerim, Abdullah Gürbüz Efendi’nin devamı yok.
Eğer onun devamıyım diyecek bir kimse var ise sağ olan ben varım bir tek. Çünkü bir, benim kulağımla duyduğum şeyi söylüyorum. Bana söylediğini söylüyorum. Bana dedi ki çık, onun olsun da cemaata benim söylediğimi söyle, Şeyhli’ni ilan et dedi. Ahmet Turan Gümüşye de söyleyeceğim dedi. O da ilan etsin dedi. Çorumlu Hacı Mustafa Efendi sağlığında kimseye vermedi. Dergah dağıldı. Ben şimdi sağlığımda söylüyorum. Çık bu akşam şeyhli’ni ilan et dedi.
Ben de Şeyh Efendi Hazretleri’ne dedim ki, efendim hakkınız helal edin. Ben bunu yapamam dedim. Özür dilerim dedim. Ben bunu yapamam dedim. Ben yaptıracak kimseyi, ben birine yaptırırım dedi. Telefonu kapattı ve yaptırdı. Bizim bir arkadaşın birisine telefon açtı. Ona ilan ettirdi. Benim Şeyhli’mi sözlü olarak. Şimdi bunu iddia edecekse bir kimse ancak Mustafa Özbağı iddia eder. Der ki ben Abdullah Gürbüz Efendi’nin devamıyım. Bana sağ olun dedi.
Şeyh Efendi böyle söyledi. Çünkü dikkat edin. Tasavvuf’ta veya tarikatta bu işin teknik olarak kuralı şudur. Bir kimse, sen Şeyh’sin dersen onun şeyhli’ni geri alamazsın bir daha. Ben aldım, tiyansın diyemezsin. bunun böyle olduğunu söylüyorlar. Böyle Şeyh Efendi dedi diyorlar. Şeyhlerini yalancı çıkarıyorlar. Yanlış yapıyorlar. Şimdi Şeyh Efendi böyle yaptı diye ardından sökün ediyor şimdi bu. Birisi çıkıyor, ardından birisi daha çıkıyor.
Yarın başka birisi daha çıkar. Ertüsün başka birisi daha çıkar. bu sakıncalı bir yol. Bakın bu sakıncalı bir yol. Bunu böyle alışkanlık haline getirmek, bunu böyle sanki yolun doğrusuymuş gibi kabul etmek, bunu sanki böyle oluyormuş gibi kabul edip böyle bir olmayan bir şeyi, bid’at olan bir şeyi meydana çıkarmak doğru değil. O yüzden bu sakıncalı bir şeydir. Bir kimse, ben Şeyh’im diyecekse, bir, ya sözlü ona icâzet verilmiş olması lazım.
bir Şeyh ona diyecek ki, sen Şeyh’sin, bundan sonra Şeyhlik yapabilirsin, kendi adına da ders verebilirsin diyecek. O zaman o kimse, bu sözlü icâzet denir buna. Bu kabul edilebilir. İkincisi yazılı icâzet olması lazım. Yazılı icazeti ya sözlü ya yazılı icazeti olacak. Sözlü icazeti yok, yazılı icazeti yok. Peki, rüyasında ona böyle bir vazife verildiği kabul ediyoruz. Ama bunun teknik olarak hükmü yok.
Ama bu böyle bu artık böyle çığrından çıkar hale geliyor. Her yerde bu böyle kullanılmaya başlandı. nasıl olsa bir yol çıkıldı ya buradan. Mesela birisi diyor ki Bursa’dan bir kadının birisi diyor ki Şeyh Efendi bana rüyamda çavuşluk verdi. Bana diyorlar ki filanca Şeyh Efendi çavuşluk vermiş canım kardeşim. Şeyh Efendi vefat etti. Ben Bursa’da veyahut da Bursa’da da değil.
Ben Türkiye’de kimin çavuş, kimin zâkir, kimin nakîb, kimin nücabâ olduğunu bilen bir insanım. Bu nereden çıktı? Şeyh Efendi ona rüyasında vermiş. Bu doğru bir yol değil. Yarın öbür gün bir kimse diyecek ki Şeyh Efendi bana halîfelik verdi. Şimdi diyor ki Şeyh Efendi bana şeyhlik verdi. Bu bunun cılkı çıktı. Bir de Şeyh Efendi’nin dergahında yapıyorlar bunu şimdi. Bu daha da acı. Bu daha da sıkıntılı. O yüzden evet bu yol değil.
Bu sakıncalı bir durum. Bütün herkese söylüyorum bir şeyhim diyorsa bir kimse. Şeyhim mi diyor? Evet. Ya sözlü icâzet arayın ya da yazılı icâzet arayın. Abdullah Gürbüz Efendi sağlığında yazılı icâzet hiç kimseye vermedi biliyorum. Sözlü icâzet olarak da iki kişiye söyledi. Birisi Allah rahmet eylesin, Ahmet Turan Gümüş abi Sivas’tan. Birisi de bu fakir. Bunları böyle konuşmuyordum önceden. Artık konuşmaya ihtiyacı hissediyorum.
Çünkü yolun cılkını çıkarıyorlar. Allah muhafaza eylesin. Abdullah Gürbüz Efendi de aynı yolu kullanmıştı. Buna ne diyeceksiniz? Evet. Şeyh Efendi Hazretleri bu yolu kullandı. Bunu da ben defalarca söylüyorum zaten. Bunu saklamıyorum. Ama bu Şeyh Efendi’nden öncesi yok bunun bakın. Bu Şeyh Efendi’ye münhasır bir şeydi. Ama bunu kalkıp da böyle olağan hale getirmek, bunu böyle yol geçen anına çevirmek doğru değil. O yüzden sakıncalı diyorum.
Bu herkesin kullanacağı bir yol mudur? Hiç kimse bu yolu kullanmamalı. Bakın hiç kimse. Bu yol sıkıntılı, sakıncalı. Ona rüyasında verdilerse verdiler. vermişlerdir de. Ama velakin bu yolu kullanması çok hoş değil. O zaman gitsin bir şeye. Bana rüyamda bunu bunu bunu verdiler. Siz bana icâzet yazar mısınız? Veya bu konuda bana yardımcı olur musunuz? Veya da bu konuda istihara yapın, istişare yapın. Ben bu meseleye ehil miyim, dehil miyim?
Söylesin. Neden nefis yapıyorlar o zaman? Türkiye’de icâzetli Şeyh mi bitti? Dünya üzerinde icâzetli Şeyh mi bitti? Nefislerine yapmasınlar, uymasınlar. Bu yolu kullananlar Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem bana görev vermek istedi ama ben kabul etmek istemedim gibi söylemlerde bulunuyorlar. Bu söylemsizce doğru mu? En zaten vahim olanı da bu. En sıkıntılı olan şeyi bu.
Beni üzen, beni böyle yaran, benim içimi kanatan en acı şeyler bunlar. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem sana bir şey söyleyecek. Sen bunu yapamam diyeceksin. Öyle mi? Bu ne küstahlık? Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin. Nerede kaldı bu? Bu ne küstahlık? Bu ne terbiyesizlik, bu ne haksızlık? Hazret-i Muhammed Mustafâ’yı Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerinin bu hale düşürmeye kimin hakkı var ya? Bu nasıl bir anlayış?
Peygamberle kendinizi eşdeğerde mi görüyorsunuz? Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri bir şey emrettiğinde Allah emretmiştir. O heva ve hevesinden konuşmaz. O bir şey emretcek, siz hayır ben istemiyorum diyeceksiniz. Öyle mi?
Bir şey emretse, Kur’ân Sünnet içerisinde, dergahına adabı erkan içerisinde, o kimse ben bunu yapamam, ben bunu yapmam dese, kendince edeb etse, küstahlık yapmıştır, kibirlilik yapmıştır, nefsine uymuştur, şeytana uymuştur. Hatta bir şeyh dese ki bunu şimdi yap, o 5 dakika sonuna ertelese yine nefsine uymuştur. 3 dakika sonra yapsa yine nefsine uymuştur. Nefsine uymuştur.
Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri, bunlar kimse bunlar, onlar bir şey söylüyor, biz yapamayız diyorlar. Öyle mi? Şeyh Efendi bana göç dediğinde ben anında göçtüm ya. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri bana göç diyecek de ben göçmeyeceğim, öyle mi? Şunu bana yap diyecek de ben yapamam diyeceğim, öyle mi? Ölürüm ya o yolda. Ciğerimi patlatırım ben. Yanacaksam yanarım, yıkılacaksam yıkılırım.
Patlayacaksam patlarım. Bu ne küstahlık ya? Böyle laflar duyuyoruz. Kim söylerse söylesin. Kim söylerse söylesin. Bu edep değil. Bu edep değil. Ayetle sabit, Peygamber size neyi verdiyse alın, neden nehyetliyse bırakın. Ayetle sabit, sen Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri sana bir şey verdiğinde, sen ben yapamam, ben edemem, ben istemem, bunu başkasına ver dediğinde sana ayete karşı geldin. Ne şey hissin sen ya?
Sen Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerine itiraz ettin ya. Ne yolcususunuz siz ya? Neyin kafasını yaşıyorsunuz siz? Gördüğünüz, kendi kendinize gördüğünüz hayalleri hakikat, rüya zannetmeyin. Kendi kendinize hayallediklerinizi hal zannetmeyin. Kendi kendinize tasavvur edip de kendi kurguladığınız, kendi nefsinizin kurguladığı hal ve hayalleri kendinizce hakikat zannetmeyin. Yolu ifsat ediyorsunuz.
Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri bilmiyordu, senin kabul edip etmeyeceğini de geldi sana, manen dedi ki, sen çık Ümmet-i Muhammed’e irşad et, seni de şeyh ilan ettim dedi, ben yapamam dediniz, öyle mi? Akşamları ne içip yatıyorsunuz bilmiyorum. Sabahları açkanını ne kullanıyorsunuz bilmiyorum. Siz yemin ediyorum bunu söyleyenler, Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerini tanımıyorlar. Mani olarak.
Bunlar nefis meratiplerini kat etmemişler. Çünkü bunu söyleyenler bir şeyh terbiyesinden geçmemişler gerçek manada. Bir şeyh terbiyesinden geçmiş olsalardı, bir şeyhin dahi Kur’ân Sünnet tarihinde sözünü ikilemenin büyük küstahlık olduğunu bilirlerdi. Değil ki Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerine diyecekler ki ben yapmam. Ben yapamam. Bunlar terbiye görmemişler, terbiyesiz bunlar. Terbiye olmamışlar bunlar.
Bunlar bir şeyhin tedrisatından tam anlamıyla geçmemişler. O tedrisatlarını tamamlamamışlar. Normal. 18 yıl ben vardım yanında. Normal. Onun dediği yerden gitmeyeceksin. Onun dediği yerde durmayacaksın öyle mi? Onun dediğini yerine getirmeyeceksin öyle mi? Tabii getirmediniz siz onun sağlığında. O gelip de dükkanın önünde elini cebini sokup sat Mustafa Efendi buraya dediğinde siz aynı gün satamazdınız. Göç dediğinde aynı günde göçemediniz siz.
Bana göç ödemişe dediğinde ben kendi kendime ev aradım iki gün. Kendimce ev arıyorum. Pazartesi ben aradım. Cuma günü bana göç dedi. Ben pazartesi aradım. Selamünaleyküm, aleykümselam. Sen neredesin dedi bana. Bayındırdım efendim dedim. Göçmedin mi sen daha dedi. Bugün göçüyorum efendim dedim. Daha iyi bir filan tutmamıştım ben. O gün göçtüm ertesi gün aradım. Salı günü. Ben ödemiştim efendim dedim.
Maşallah Allah mübarek etsin Allah yardımcın olsun dedi. Nereye ikiliyorsunuz siz ya? Kimin sözünü ikiliyorsunuz ahmaklar? Kimin sözünü ikiliyorsunuz siz? Söylediklerinizden tövbe edip geri dönün. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri size bunu yap diyecek siz yapmayacaksınız öyle mi? Abdülkadir Geylânî Hazretleri size şunu yap diyecek siz yapmayacaksınız öyle mi? Böyle bir emirle karşılaşmamışsınız hiç. Tabii.
Geylânî Hazretleri sana diyecek şimdi kapıdan içeri birisi geliyor senden mal isteyecek. Ver malını diyeceğim battıanı bile bile sen malını veremeyeceksin öyle mi? Kemal’i aramazsın. Battıanı bile bile o malı vereceksin. Hadi ver. Mal mı Geylân hazretlerinin sözü mü? Ah yavruma ah çocuğuma siz bu yolu öyle mi zannettiniz ya? Siz neyin kafasını yaşıyorsunuz ya? Ümmet-i Muhammed’i fesada sokmayın. Yolu fesada sokmayın.
Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ashabı Resûlullah hepsi oradalardı. Bana dediler ki ey filanca çık ümmeti Muhammed’in önüne onları irşad et. Ben yapamam efendim dediniz öyle mi dediniz? Hayır. Maşallah subhanallah. siz de o peygamberlerin önünde o sahabelerin önünde o pir efendilerin önünde o imamların önünde Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretini itiraz ettiniz öyle mi?
Sizin bu sözünüzde inanan ahmaklar manzumesi ahmaklar topluluğu da var öyle mi? Ya Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini düşürüyorsunuz farkında m…
Muhtelif Sorular-3: Niğde Kanser Annesine Bakarken Korona Kapan Eş, Hastalık-Mücâdele Ölçüsü, 28 Şubat Dönemi ve Kur’ân Anlama Sorusu — Niğde’de Mide Kanserinden Yatan Anneye Refakatçi Hanımın Koronaya Yakalanması İçin Şifâ Duâsı; Hastalık-Belâ-Müsîbetle Mücâdele Ölçüsü: Kur’ân-Sünnet Tarihînden, ‘Şifâsı Varsa Ararlarız, Seli Baştan Önleriz’ Mesnevî Misâli; İnternet Sohbetlerinin Şu An İçin Sadece Cumartesi’ye Mahsus Tutulması Kararı; Akrabaya Borç Verilen İki Bileziğin Zekât Olarak Sayılması Fetvâsı (Kişi Gerçekten Nisâb Dışı İse); 28 Şubat Döneminde Jandarmanın Camideki Kur’ân Derslerini Basışı, Hâfız Dedelerden Gizli Ders Alma ve Yalan Söylemek Zorunda Kalma Hatırası — O Dönem Din Düşmanlarının Apaçıklığına Mukabil Bugün Dinden Görünüp Kur’ân-Sünnet Düşmanı Olanların Çokalması, İlahiyat Profesörünün Ehl-i Beyt’e Hakareti-İl Müftüsünün Rüyetullâh Hadîslerini İnkâr Etmesi Misâlleri; Kur’ân Kurslarında Sadece Okuma Öğretilip Anlamın Öğretilmemesi Problemi — Tevhid-i Tedrîbât Kanunu ve Dilinin Değişmesinin Kültürel Sonuçları, Mevcut Türkçe Meâlinden Okuyarak Kurtulma Tavsiyesi
ısınız? Farkında mısınız ya? Ya bu nasıl bir aymazlık ya bu nasıl bir saflık bu nasıl bir kibirlilik? Allah muhafaza eylesin ya. Söylenecek o kadar çok daha laf var da ceremeyi sizin çekçek kimse yok. Allah muhafaza eylesin. Maşallah ne mübareklersiniz ya siz. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin dahi sözüne itiraz edecek onun sözüne naz edecek. Ben onun yap dediğini yapmayacak kadar naz ehlisiniz demek ya.
Ne mübarek insanlarmışsınız siz ya tanıyamamışız biz sizi bilememişiz. Evet. Şimdi sizin dervişinize de siz bir şey söyleyin o da desin ki ben bunu yapamam. Ah ne kadar güzel ya yetişecek ya o dervişte. Ben yapamam diye diye yetişsin o da. Sen kalk çavuşluk yap de o da desin ki ben yapamam. He ya. Birine zâkirlik versen şimdi o da desin ki ben yapamam. Ne oldu senin şeyhliğin? Siz çok mübarek insanlarmışsınız bunları söyleyenlere söylüyorum.
Üzüntü verici şeyler ya. Selamün aleyküm kadınla erkekle çalışılan bir tarlada erkeklerin görüş açısındayken bir kadına namaz kılması uygun mudur? Uygun? Çok üzüldüm bir an gerçekten. Birkaç gündür böyle daha uzun zamandır bu mevzular dolaşıyor. Bunlar böyle yola taş getiren yola laf getiren sözler davranışlar Allah muhafaza eylesin.
Selamün aleyküm İbn-i Abbâs’tan bir hadiste hiçbir ümmet yoktur ki bunların bazısı cennette bazısı cehennemde olmasın. Ancak benim ümmetimin hepsi cennettedir. Sorun bu hadisten kim peygamberin ümmetinden olursa günahkar da olsa cennete girecektir diyebilir miyiz? Evet. Bir de nasıl bu ümmetin içerisinden dahil olabilir ve ayağımızı burada sabit tutabiliriz?
Herkes farzlara sımsık yapışacak, haramlardan uzak duracak, nafilelerle Allah’a yaklaşacak. Bir hadîs-i kudsî de Allah der ki marifet bana ibadet yapmak oldu bilsinler. Sorum ibadetsizlik neyi getirir yakınlarıma, çocuklarıma, akrabalarıma nasıl ibadetin önemini anlatabilirim? İbadet Allah’a kulluğun göstergesidir. Hazret-i Muhammed Mustafâ’ya ümmetliğin göstergesidir. İyi insan diye toplumunda bir tabir var. Bu iyiliğin ölçüsü nedir?
İnsanlara en azı iyiliğin ölçüsü zarar vermemek ve insanlara faydalı olmaktır. Selamünaleyküm. Hz. Âdem yaratıldığında bütün melekler ona secde edin denildiğinde dört büyük melek de secde etmiş midir? Evet. Allah’ın ruhundan üflenilen insan dört büyük melekten derece olarak üstü müdür? Evet. Selamünaleyküm. Hayırlı akşamlar. 26 yaşındaki oğlum gusül abdesti alması gerektiği halde evham hastalığı yüzünden iki üç gün geciktirme soru alıyor.
Bunun çok günah olduğunu söylediğim halde beni dinlemiyor, kızıyor. Nasıl bir yol izlemeliyim? Cünüp gezmek ona ve bize nasıl zarar verir? Rahatsız olunca onu zorlamak, onu bu konuda çok ısrarcı olmak hoş bir şey değil. O konuda daha da onda antipati oluşturur. Tatlı tatlı, yumuşak yumuşak söylemek lazım. Onun rahatsızlığını tedavi ettirmek lazım. Rahatsız olan bir kimseye böyle çok ısrar etmek çok uygun değil. Selamünaleyküm.
Yolculuk halindeyken kıldığımız namazı eğer ki gideceğimiz yere vakti geçmeden varırsak tekrar kılmamız gerekir mi? Hayır. Yoksa yolculuk halinde kıldığımız namaz kabul olur mu? Evet. Evet. Yolculuğa çıktın sonuçta seferisin. Seferi yolda namazını dört rekatlık namazı iki rekata indirip kılacaksın. Vardığında tekrar iade etmen gerekmiyor. Selamünaleyküm. Nefes kitabınızdan elinizde varsa bana da gönderebilir misiniz? Gönderebiliriz.
Size ben bir normalde şey yapın adres bana ulaştırabilirseniz veya hatta tekkeye telefona açarsanız oraya adresinizi verirseniz ulaştırırız inşallah. Selamünaleyküm. Korkulacak bir durum yokken kişinin içinde korku durumu olması neden kaynaklanabilir? Şeytanın vesvesesinden, kafir cinnelerin vesvesesinden böyle bir korku geldiğinde hemen kelime-i şehadet getireceksiniz.
Ve yâşşedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû deyip kelime-i şehadete devam edeceksiniz. Veya da teyhit çekceksiniz. Allah’a dua edeceksiniz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri lisanıyla korkaklığın şerrinden sana sığınırım. Şeytanın ve kafir cinnelerin şerrinden sana sığınırım diye dua edeceksiniz inşallah. Baba efendimiz selamünaleyküm.
Annem daha önce Hasan Burkay hazretlerinin bağlı bir topluluğa gidiyordu. Ama yaşayan şeyhleri yok. Kendisi artık sizden ders almak istiyor. İnşallah ay yoluktan Mehmet Tamer. Mehmet Tamer aleyküm selam. İnşallah annene ders verelim. Annene de selam söyle inşallah. Günlük bu dersi çeksin inşallah. Sayın Özba, sadece Kur’ân ayetlerine inanıyorum, hadislere inanmıyorum diyen kimselere nasıl cevap vermeliyiz? Size iki şey bıraktım.
Birincisi Allah’ın kitabı Kur’ân, ikincisi benim sünneti seni. Size iki şey bıraktım. Kim bunlara sımsık yapışırsa asla delalete uğramaz. Birincisi Kur’ân, ikincisi ehli beytim veya ehli beytimin yoludur. Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin yine âyet-i kerîme. Çok bu konuda âyet-i kerîme. Resûlullah’ta sizde güzel örnekler vardır. Ne yapacağız? Peygamber’in sünnetini koruyan Allah, onun sünnetine sevk eden Allah.
O yüzden hadislere inkar edenler, sünnet seni inkar edenler büyük bir sapıklığın ve delaletin içindeler. Selamün aleyküm. İkindi namazı akşam namazıyla cem’ olur mu? Bakın şimdi enteresan bir soru. İkindi namazıyla akşam namazı cem’ olur mu? Olmaz. Sebeb? Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hiç yapmadı çünkü. Seferinde veya sahirde, mukîm iken de, seferi iken de, arafatta iken de hadisler var.
Öğlenle ikindiyi cem’ etti mi? Evet. Akşamla yatsıyı cem’ etti mi? Evet. Ama ikindiyle akşamı hiç cem etmedi, hiç rivayet yok. O yüzden cem edemezsiniz. Peygamber’in örneğine bakıyoruz biz. Sallallâhu aleyhi ve sellem.
Efendim, gerek kendi evlatlarımla, gerek dergahdaki genç kardeşlerle, gerek akrabalarımdan, gençlerle onları dersi ısındırmak, onlarla her yaşadıklarını anlatabilme durumunda çekingen davranmamalara adadan yakın davranıyorum ki bunda biraz orta yolu bulamıyorum. Olacak ki bu davranışımdan yaşça büyüklüğümü unutup saygıda edep ve pervarsızca ağzına geleni söyleyebiliyorlar.
Bunun sebebini sordum da ise sen büyüksün, biz söyleyeceğiz, sen affedeceksin diyorlar. Bu defalarca olunca ben de şu an mesafe koydum. Küs değilim bu konuda koyduğum mesafe doğru mu? Ve bu konuda benim davranışım sistemi nasıl olmalı? Orta yolu davranışım nasıl olmalı?
Abla ablanın bilmeli, kardeş kardeşliğini bilmeli, baba babalığını bilmeli, evlat evlatlığını bilmeli, şeyh şehlini bilmeli, derviş dervişini bilmeli, zâkir zakirlini bilmeli, çavuş çavuştuğunu bilmeli. Bu latife olmayacak manası değil, herkes edep dairesinde davranmalı. O yüzden, yok biz arkadaş gibiyiz. Olamazsın canım kardeşim arkadaş gibi. Sen şeyhin arkadaş gibi olamazsın. Sen zakirin arkadaş gibi olamazsın. Olamazsın.
Sebebi, ya bir edep sınırı var. Olmaz. Sen baba, ya biz babanın arkadaş gibiyiz. Olamazsın canım kardeşim. Baba babadır, evlat evlattır. Anne annedir, evlat evlattır. Olamaz. Herkes edebini, adabını bilecek ve ona göre davranacak inşallah. Selamünaleyküm. Eşim çok yoğun çalışıyor. Sadece pazar günleri görüşüyoruz. Hasbel kadar gece yarısı eve gelirse oturduğu gibi olduğu yerde uyuyor. Kişisel bakımını bırakıp, banyom yapacak fırsat bulamıyor.
Ben çalışmasına, kendine bakamamasına o kadar takılmıyorum. Ama gün içerisinde bir kez bile aramıyor. Aklına gelmediğini söylüyor. Gelmediği gibi aramaması beni duygusal anlamda çok zorluyor. Bunu yazarken daha utanıyorum ama rüyalarımda hiç aklımda olmayan kişiler bazen de tanımadığım bir kişinin bana ilgi duyduğunu görüyorum. Bu durum beni kahrediyor. Kendimi toparlamaya çalışıyorum. Eşimin bu özelliklerinin değişmeyeceğini biliyorum.
Ben ne yapmamayım? Sen ara. Sen hatırlat kendini. Nefis yapma. Aramak istedim de, kendimi hatırlatmak istedim de, sen teşvik et. Sen bu noktada gayret et. Evliliğini daha renkli hale getir, daha içsel hale getir. Bu konuda biraz daha çaba sarf et. Biraz fedakallık et. Biraz daha et. Biraz daha et. Gücünün nispetinde. Yorulma. Evliliğini kurtar. Allah muhafaza eylesin. O rüyalarında gördüğün şey şeytan vesvese vermeye başlamış.
Rabbim nefsine uydurmasın inşallah. Selamün aleyküm. Bir baba kızının zikre sohbete gitmesinden memnun değilse istemiyorsa…
Muhtelif Sorular-4: Âhirette Anne-Evlat, Zâkir Edebi, Faiz Âyeti, Zulüm-Aileyı Mücâdele ve Kapıdan Kovma Suçlamasına Cevap — Âhirette 30 Yaşındaki Bedenle Anne-Baba-Evlat İlişkisinin Devam Etmesi; Derse Görevli Zâkirin Üstâd’ından Gördüğü Şekilde Yaptırmak Zorunluluğu, Sohbet Başlangıç Mevzuunun Kardeşlerin İhtiyacına Göre Kısa Tutulması; Gemlik’ten COVID Hastanesınden Selâm ve Şifâ Duâsı; Nefisten Kaynaklı Namaz Tembelliği-Âynîleşmeme Prensibi: ‘Kur’ân-Sünnet İnsanı Her An Yeniler, Sürü Psikolojisi Sûfîlikte Yoktur Çünkü Sûfîlik Çok Renklilik-Çok Tatlılıktır’; Hazret-i Peygamber’in Türkiye’ye Zahiren Gelmemiş Olması; Hazret-i Annemiz’in ‘Görmediğim Ma’bûda İbâdet Etmem’ Sözünün Şerhi — Zâhir İsmiyle Her An Tecellî Etmekte Olanı Görememe Bizim Eksiklimizdir; Zulme Mücâdele Ölçüsü: Elle, Dille, Kalble Buğz Ederek, ‘Kalpten Geçenlerin Günahı Yok’; Bağdadı Olanın Eşi Aldatması Mesajı Vakıası-Gözle Görülmeyenin Paylaşılmaması; Bakara 275 Faiz Âyeti — ‘Faiz Yiyenler Şeytan Çarpmış Gibi Kalkarlar’ ve Cehennemde Ebedî Kalma Hükmü, Modern Hocaların ‘Müslümansa Eninde Sonunda Cennete Girer’ Reddi; Kapıdan Kovulmuşum İfadesine Cevap: ‘Kimseyi Kovmayız, Sen Dersi Kendi Kendine Bıraktın’; Cami-i Sağır-Tergıb Kitaplarından Tergıb’in Önerilmesi; Harama Bakma-Tüvbe Devamı Başvuruları Duâ ile Kapanış; Şeyh’in Yaşlı-Uzman-Ehliyetli Demek Oluşu
bu noktada babanın memnuniyetsizliğinin Allah katında bir hükmü var mıdır? Memnuniyetsizlik Kur’ân ve Sünnet dairesinde olmalı. babanın memnuniyetsizliğinin temeli olmalı Kur’ân Sünnet dairesinde. O zaman evet Allah katında bir hükmü var. Babaya itaat ve babaya yaklaşım nasıl olmalıdır? Babaya, şeyhe, üstada, kocaya her şey itaat Kur’ân Sünnet dairesindedir. Allah Kur’ân ve Sünnet’e sımsık yapışıp yaşayanlardan eylesin.
Allah-u Teala Hazretleri zaman kavramının dışında mıdır? Zaman yaratılmışları özgü müdür? Zaman Allah’ın bir sıfatıdır. Neden dışında olsun? Hayırlı akşamlar hocam. Birkaç sefer sohbetlerinize birebir dahil oldum. Dergahı ara sıra gidiyorum. Eşim sizden derse, izniniz olursa rüyama anlatmak istiyorum. Babamla birlikte sizi bir eve götürüyorum. Bizi ziyarete gelmesiniz. Bu arada babam sizi hiç tanımıyorum.
Siz bir anda rahatsızlaşıyorsunuz ve dışarı çıkıp ambulansı arıyorum. Sizi gelip apar topar alıp hastaneye götürüyorlar. Sonra biz de hastaneye geliyoruz. Eve dönüp haber beklerken telefonum çalıyor ve sizin öldüğünüzü söylüyorlar. Ben de cemaatinize nasıl haber verebileceğimi bilmeyerek korkarak uyanıyorum. Hakkınızı helal edin. Helal olsun inşallah. İnşallah dirime kavuşursun ya. Allah iyilsin inşallah. Selamünaleyküm.
Üstadım, hatunum, Niğde’de hastanesi. Niğde’de hastanesinde mide kanserinden yatan annesine bakmaya gidince, ikinci haftada hastanede koron hastalığına yakalanmış. Sizlerden dua gönlümden geçti. Tüm kardeşlerimin ailesine sağlık dilerim. Allah şifa versin. Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Selamünaleyküm. İstanbul’dan selamlar olsun inşallah ve aleykümselam. Bizler başımıza gelen bir bela, müsübet veya hastalıkla mücadele etmeli miyiz? Evet.
Bununla mücadele ölçüsü nasıl olmalı? Kur’ân Sünnet tarihinde neyse ölçüsü öyle olmalı. O müsübet veya hastalığın basit bir çözümü varsa dahi Allah’tan geldi diye ona katlanır mıyız? Bu yol değil. O yüzden bir hastalık şifası varsa, şifasını biz ararız. Bu noktada böyle sen seli baştan önle mesnevide geçer bu. Biz seli baştan önlemeye gayret ederiz. İkinci sorum. İnternet sohbetleri sadece Cumartesilere mi devam edecek? Şu anda öyle inşallah.
Sağlığımız devam ederse sadece Cumartesilere devam edecek. İlerleyen günlerde perşembeleri veya başka bir gün olacak mı bu konuda düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Şu an için düşünmüyorum. Başka bir gün. İnternet sohbetlerini sadece Cumartesi’den Cumartesi’ye düşünüyorum. Kendimce yeterli olduğunu düşünüyorum. Selamünaleyküm. Bir akrabama borç olarak iki bilezik vermiştim. Yıllar geçti, hala ödemiyor. İstedim ama yine horalılığı olmuyor.
Şimdi ödeyemem diyor. Bu borcu zekât olarak sayabilir miyiz? Sayılabileceğine dair fetvalar var. Sayabilirsiniz. Ama o kimse gerçekten nisâb miktarında mala sahip değil ise. Bir kimse mesela borç ödemekte tembel olabilir. Borç ödemekte böyle sıkıntılı bir kimse olabilir. var öyle insanlar. Malı olduğu halde borcu ödemiyor. O zaman zekât geçmez. Selamünaleyküm. 28 Şubat olduğunda 10 yaşındaydım.
O zamanlarda cami mektebinde her gün Kur’ân dersine giderdik. 28 Şubat olunca jandarma köylerde devreye gezerek camilerde Kur’ân eğitimi verilip verilmediğini kontrol eder. Bazen bizi de sorguya çekerdi. Biz mektebe derse gidemeyince gizli olarak köydeki hafız dedelerden ders alırdık. Ama jandarmaya Kur’ân okumaya gitmiyoruz diye yalan söylerdik. O zamanlar din düşmanları apaçık belliydi ve Müslümanlarla uğraşıyorlardı.
Şimdi ise bizden görünüp dinin içini boşaltmaya çalışan sinsin sinsi Kur’ân ve Sünnet düşmanına yapanlar, hadîs inkarcıları ve ehlibet düşmanları fazlasıyla var. Bu zaman sanki 28 Şubat döneminden daha kötü ve fitne dolu geliyor bana. Dindar nesili yetiştirelim diyenler ateist neslin hızla yükselmesi durdurmada aciz kalıyorlar. Siz ne düşünüyorsunuz?
Bu bozulma o kadar çok ileri safhada ki ve ne yazık ki bu bozulma dindar görünen insanlarla oluyor. bir örneğin ilahiyat profesörü, ehlibeyt’e hakaret derecesinde laflar söyleyebiliyor. Bir ilahiyat profesörü, hadîs inkarcısı, mezhep inkarcısı olabiliyor. Bir il mühtüsü, rüyetullahla alakalı hadisleri bilmiyor veyahut bildiği halde inkar ediyor. Veyahut da bu tip böyle ne yazık ki dinin olmazsa olmazlarının içi boşaltılıyor. Acı şeyler bunlar.
Yaşıyoruz. Yaşayacağız böyle giderse âhir zaman. Selamünaleyküm hocam. Senelerce Kur’ân kursusunda hep mukaddes kitabımız öğretildi. Fakat sadece okumayı. Ne gariptir ki okumayı bildiğimiz harflerin anlamını anlamıyoruz. Bunu nasıl aşmalıyız? Hem kişisel olarak hem de ülkece tavsiyeninizi rica edeceğim. Ne yazık ki böyle bu tevhid-i tedirsat kanunu ve ilke ve inkilaplarla dil de değişti.
Dil değişince insanlar kendi îmân ettikleri dinin lisanını bilemez hale geldiler. Böyle olunca Kur’ân ne diyor, hadis-i şerifler ne diyor insanlar bilmiyorlar. Hiç olmazsa biz bunu mevcut Türkçesinden okusak, mevcut Türkçesinden anlamaya çalışsak inşallah biraz kendimizi kurtarabiliriz diye düşünüyorum. Ben İstanbul’dan Enes. Üstadım biz ahirette 30 yaşında olacağız. Peki annemiz babamız biz evlat olarak biz de anne baba olarak mı bileceğiz?
Cennetteyiz ya. Anne baba olarak bile evlat olarak bile bir şey olmaz. Selamünaleyküm. Ders yaptıran bir görevli arkadaşın zikrullahı yaptırırken zâkirinden ve üstadından gördüğü gibi yaptırması uygun olur mu? Bir de zikrullâh önce sohbet yaparken başlangıç olarak hangi konudan başlanmalıdır tavsiyelerinizi, dualarınızı bekleriz. Selamünaleyküm. Ders yaptıran arkadaşlar direkt üstatları nasıl ders yaptırıyorsa öyle dersleri ders yaptıracak.
Zâkirler de zaten üstatlarının yaptırdıkları gibi yaptırmak zorundalar. Öyle olunca diğer ders yaptıranlar da o zorunluğu üzerinde taşıyarak derslerini yaptıracaklar. Sohbetle alakalı da oradaki arkadaşların neye ihtiyacı varsa ona uygun kısa bir sohbet yapılabilir. Geceniz mübarek olsun. Gemlik’ten selam edelim. Selamünaleyküm. Gemlik sizi çok özledi. Şu an COVID’den dolayı hastanede yatıyorum.
Sohbetimiz, gecemiz aydınlatı, şifa hayır duralarınız bizlerin eksik etmeyin. Rabbim şifa versin. Cenâb-ı Hakk muhafaza eylesin. İnşallah tez zamanda bütün kardeşlerimiz, bütün ümmeti Muhammed şu COVID belasından kurtulur. Cenâb-ı Hakk hayırlı şifalarını versin inşallah. Selamünaleyküm. Her geçen gün geriye düşüyorum sanırım. Ne hatamı görebiliyorum ne de bir şey anladım. Yersiz, yönsüz gibiyim nasıl toparlayabilirim kendimi.
Her güne ayrı tövbe etmek lazım. Her anı ayrı hamd etmek lazım. Her an için ayrı zikrullâh etmek lazım. Allah derlenip, toparlanıp, yeniden ayağa kalkıp koşanlardan eylesin inşallah. Namaza karşı isteksizlik, tembellik neden oluşur? Nefisten. Bir de sorulan sorular arasında bir şey hissetmeme, tat almama, ağır gelmesi, namazdan, zikirden başka ibadetlerden. Hepsi de lazım, sohbet de lazım, soru da lazım, namaz da lazım, zikir de lazım.
Hepsi lazım. Hepsinden ayrı ayrı tat almak lazım. Selamünaleyküm. Annemin baş dönmesi için siz de soru sormuştuk. Bu aralar baş dönmeleri tekrar başladı. Ne tavsiye ederseniz. Bir doktora götürün. Tansiyonunda değişiklik olabilir. Selamünaleyküm. Kardeşlerimizin çoğunluğu bilindik. İslâm anlayışı ile olay ve durumlara yaklaşırken bir kısmı farklı açılar getirerek beni geliştiriyor. Topluluk içinde aynı bakış açılarına siz Allah şahidiyorsunuz.
Ayet ve hadisleri reddedenlerle mücadele etmenin ölçüsü var mıdır? Nasıl daha donanımlı olabiliriz? Aynileşmemek lazım. Çünkü aynileşmek insanı kötülüğe götürür, tembelliğe götürür, eskimeye götürür. Kur’ân ve Sünnet insanı her an yeniler, tazeler. Zikrullâh, tevbe, hant, tefekkür. İnsanı her an tazeler, yeniler.
O yüzden aynı bakış açısını yakalamak, bakın aynı bakış açısını yakalamak, aynileştiğin, çok özür dilerim, sürü psikolojisinin olduğu yerlerde olur. Sûfîlik böyle bir şey kabullenmez. Çünkü sûfîlik çok renkliliktir, çok tatlılıktır. Öyle söyleyelim. Öyle olunca insanlar bir ayete kerimeye, bir hadis-i şerife farklı manadan bakabilmeli. Bu bizi tazeler, bu bizi yeniler. Selamünaleyküm. Babamın bir sorusu var.
Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hayattayken Türkiye’ye gelmiş midir? Allah razı olsun. Zahiren gelmedi. Selamünaleyküm. Sürekli kendimde ve sizde olan sevgimde sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Ne tavsiye edersiniz? Tövbe-e zikullaha, sımsıkı sarılmaya devam. Hazret-i Annem’in söylediği rivayet edilen, görmediğim mavuda ibadet etmem sözünü açıklayabilir misiniz? Eğer öyleyse görmek nasıl olur?
O zahir ismi, onun bir ismi, bir sıfata zahir ise her an zahir olarak tecelli etmekte, her an zahir olarak tecelli etmekte olan şey görünür zaten. Biz göremiyoruzdur. Bizi zulüm edenlerle biz ne yapmalıyız? Zulüm edenlerle mücadele edilir.
Tez bir zulmü, normal bir haksızlığı, bir yanlışlığı gördüğünüzde mümkünse, elinizle o da mümkün değilse, dilinizle o da mümkün değilse, kalbim buğz ederekten önlemeye çalışınız ki de bu da imanın en zayıf noktasıdır. Delimiz de beddua etmese de, kalpten geçirsek de günah mıdır? Zalimin zalimlerini durduralım, zalimin zalimleriyle mücadele edelim. Bu dönemde zikir halakalarına gitmeye, çekinmek zarara uğratır mı?
Ben nerede bir zikir halakası görürsem, duyarsam giderim oraya da otururum. Eşler pandemiden dolayı halakalarda mesafe olmadan istemeyebiliyor, ne yapmalıyız karar sizin.
Bal dızıma kocan seni aldatıyor, benden üç çocuğu oldu aldırdı diye bir mesaj atıyormuş, bacanağım rahatsız eden numaranın erkek olduğunu ona söylemiş, benden rica etti, öğrendim numara bir kadına ait, bunu bal dızıma söylesem yuva yıkmaya sebep olmuş olur muyuz veya bunu ona söylemeliyiz? Gözünüzde gördüğünüz bir şey yok, o yüzden bence söylemeyin. Duyduğunuzu bir başkasına aktarmak size yalan olarak yeter.
Selamünaleyküm, hadisi kitaplarından Câmiu’s-Sağîr veya Tergîb hangini tavsiye edersiniz? Ben tergibi daha fazla tavsiye edebilirim ama Câmiu’s-Sağîr’de olabilir, sıkıntı yok. Selamünaleyküm kendimi bir türlü yenileyemiyorum, sürekli harama bakma ve harama isteme hastalığından kurtulamıyorum. İbadetlerimi zorak yapıyorum, sürekli üstümde yorgunluk hissi oluşuyor, sizinle manevi bağımın koptuğunun hissi oluşuyor.
Yaptıklarımdan ve düşüncelerimden dolayı hakkınızı helal edin, duanıza ve ümmetinize muhtacım. Yeniden size bağlanmak, yol yürümek istiyorum. Allah mu’minliğiniz olsun, Allah yardımcın olsun inşallah. Tövbe et, devam et inşallah. Allah yardımcın olsun inşallah. Selamünaleyküm ben Kur’ân Sünnet ve hayat yolunda istikrarını dirayetimi sağlayamıyorum. Sık sık nefsimi uyuyorum. Ailemle yaşıyorum ve onlara hep kötü ahlaklı davranıyorum.
Bağırıp çağırıyorum. Toparlanmak için gayret ediyorum ve bazen de etmiyorum. Sizden doh soru yolunda olmak için, Allah’ın sevdiği bir kul olmak için gayretli istekli olmak, etrafına güzel ahlaklı davranmak için dua istiyorum. Allah yardımcın olsun, sımsıkı sarılacaksın, sımsıkı kendine çekil düzen vereceksin inşallah. Rabbim iyilik versin, güzellik versin. Uzun yazdım, helal olsun. Helal olsun inşallah. Selamünaleyküm. Şeyhin açılımı nedir?
Yaşı, ihtiyar, bir konuda uzman, bir konuda ehliyetli demek. Selamünaleyküm. Ara ara gördüğüm rüyalarımdak olaylar çoğu kez gerçek hayatta yaşıyorum. Bazen direkt içinde, bazen yakınlarımda görüyorum. Bazen sevdiklerimin başına gelecek sıkıntıları daha olmadan veya rüyayla ya da gerçek hayatta çok sıkıntılı aşırı ağlama isteği oluyor. O sıkıntı olup bitene kadar devam ediyor. Tavsiyeniz ne olur? Allah yardımcın olsun. Bunda bir sıkıntı yok.
Devam. Selamünaleyküm hocam. Bir yerde hastane veya yetimhane veya cami açılacağı duyulduğunda tanıdıklara falan yerde bir hastanede açılacak hayır yapmak isteyen istediği miktarda para yardım edebilir demek. Az önce dayandığınız konuyla ilgili yanlış mıdır? Hayır. Aksi takdirde söylenilmediği zaman şahısların hayır işlemine mani olma durumu olur mu? Evet. Hocam ağzına sağlık. Allah sizin hakkınıza en hayırlısını versin. Amin. Saygılarımla.
Kur’ân’da Bakara Suresinin 275. ayette Allah faiz yiyenler ancak şeytan çarparak sersemlettiği kimse gibi kalkarlar. Bunun sebebi onların alım satım da ancak faiz gibidir demelirdir. Halbuki Allah alım satımı helal, faiziyse haram kılmıştır. Artık kime Allah’tan biri öğüt eğer işirde faizciyle bırakırsa geçmişte yaptığı kendisine aittir. İşi de Allah’a kalmıştır.
Kim de yine faizciyleye dönerse bunlar orada devamlı kalmak üzere cehennemliklerdir buyuruyor. Bugünkü hocalar insan faiz yese Müslümansa eninde sonunda cennete girer diyorlar. Oysa Allah bu ayette faiz yiyenin ebediyen cehennemde olduğunu söylüyor. Bu durum açıklar mısınız? Allah’ın ayeti açık. Nesini açıklayacaksınız?
Herkes tarafından dışlandığını sevilmediğini, sevildiğini düşünmeyen biri ve bu konuda ağır üzülen sevgini, ihtiyaç duyan biri hayatın içinde yalnız size güvendiği için tüm insanlar yerine sadece sizin sevginize ihtiyaç duysa ve siz ciddiye almasanız bu kişiyi kovsanız.
Herkes tarafından dışlandığını sevildiğini düşünmeyen biri ve bu konuda ağır üzülen sevgiyi ihtiyaç duyulan biri hayatın içinde yalnız size güvendiği için tüm insanlar yerine sadece sizin sevginize ihtiyaç duysa ve siz ciddiye almasanız bu kişiyi kovsanız. Biz kimseyi kovmayız. Kimi kovmuşuz ki bugüne kadar? İsmini yazdığın için altına seni tanıyorum.
Ben seni kovmadım burada da herkesin içerisinde açıkça söyleyeyim ama sen kendin dersi iade ettin. Böyle kendi kendine mağdur edebiyatı yapma. Sen kendin dersi kendin iade ettin, kendi kendine efelik yaptın, kendi kendine bir şey zannettin veya hatta ne zannettiysem, ne dediysem, ne yaptıysan dersi kendin bıraktın. Bütün cümle alem bilir. Dersi kendisi bırakan bir kimseye ben kolay kolay ders vermem. Kapı açıktır.
Hazret-i Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem emrederse, geçmiş peygamberler, sahabeler, imamlar, pirefendiler hatta şeyhim emrederse dersini veririm. Herkesinkini veririm. Geri kalanını vermem. Kovacak olsam zikir alakasına geliyorsun.
Kaynakça ve Referanslar
- Mesnevî-i Şerîf 971-975. Beyitler — Aslanın Çalışmayı Tevekküle Tercih Etmesi ve Çalışmanın Faydaları Konusu: Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Şerîf I. cild (R. A. Nicholson neşri ve Abdülbâki Gölpınarlı tercümesi); Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî; Şem’î Şem’ullâh, Şerh-i Mesnevî; İsmâil Ankaravî, Mecmûatu’l-Letâif; aslan ile av hayvanları karşılıklı konuşması zemininde Cebriyye Ekolü ile Ehl-i Sünnet düşüncesinin mukayesesi; peygamberlerin ve müminlerin çalışma-gayret-mücahedelerinin mükâfatlarla ödüllendirilmesi; “onların başvurdukları çareler her hususta latîf oldu, zarîften ne gelirse zarîftir”, “tuzakları felek kuşunu tuttu, noksanları tamam tas tamam sayıldı” beyitlerinin tasavvufî şerhi; tevekkül-çalışma dengesi, dilenciliğin reddi, peygamberlerin meslekleri mevzuu
- Peygamberlerin ve Sahabenin Mesleki Hayatları — Çobanlık, Demircilik, Terzilik, Ticaret: Buhârî (“Hiçbir peygamber yoktur ki çobanlık yapmamış olsun” hadîsi, Ebû Hureyre rivayeti); Hazret-i Dâvûd Aleyhisselâm’ın demirciliği-zırh yapımı (Enbiya 21/80, Sebâ 34/10-11); Hazret-i İdrîs Aleyhisselâm’ın terziliği; Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in Hazret-i Hatîce annemizin ticâretini idare etmesi; İbn Sa’d, et-Tabakâtu’l-Kübrâ; İbn İshak-İbn Hişâm, es-Sîretu’n-Nebeviyye; Şblî Nımânî, Sîretu’n-Nebî; Taberî, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk; Martın Lings, Muhammed; sahabenin ticâret-ziraat-hayvancılık-cihâd ganimetleriyle geçinmesi
- Dilenciliğin Reddi ve Helâl Rızık Hadîsleri: Tirmizî (vücûdu-aklı yerinde adam-odun demeti hadîsi); Buhârî-Müslim (“Helâl rızık aramak her Müslümana vâcibdir” hadîsi-Ebû Zerr rivayeti); Ahmed b. Hanbel, Müsned (“Kim bizzat çalışarak yorgun akşamlarsa mağfiret olunmuş olarak akşama erer” hadîsi); Ebû Dâvûd (“Veren el alan elden üstündür” hadîsi, Hakîm b. Hizâm rivayeti); Hazret-i Ebû Bekir Radıyallâhu Anh’ın develerinden düşen kırbacı için dahi kimseden yardım istememesi rivayeti (Taberânî-Beyhakî); Hendek Gazası’nda karnına üç taş bağlama, küçük keçi-bir tas süt mucizâları (Buhârî-Müslim, meğâzî bâbları); “aldatan bizden değildir” hadîsi (Müslim)
- Kur’ân-ı Kerîm — sohbette zikredilen âyet-i kerîmeler: Ahzâb 33/21 (“Andolsun ki Resulullah’ta sizin için güzel örnekler vardır”); Nisâ 4/59 (“Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin—anlaşmazlığı Allah’a ve peygambere havale edin”); Şûrâ 42/10 (“İhtilafa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek Allah’a mahsustur”); Bakara 2/275 (faiz âyeti—”Şeytan çarpıp sersemlettiği kimse gibi kalkarlar” / ebedî cehennem hükmü); İnsan 76/9 (tasadduk ederken karşılık beklememe); Cuma 62/10-11 (işi bitirince başka işe giriş); İnshirâh 94/7-8 (“Fınîftirag-b fensab” — bir işi bitirdiğinde diğerine niyet et); Enbiya 21/80 ve Sebâ 34/10-11 (Dâvûd Aleyhisselâm’ın demirciliği); Yûnus 10/62 (Allah dostlarına korku yoktur); Mülk 67/1-30 (Tebâreke Sûresi—”engel olan ve kurtarıcı olan” sûre); Hûd 11/123 (işlerin Allah’a dönmesi)
- Şeyhlik İcâzeti, Rüyâda Vazife Verilmesi İddîaları ve Tasavvuf Edebi: Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in şeklinin-şemâilinin şeytandan muhafaza olması hadîsi (Buhârî, Müslim—”Kim beni rüyasında görürse uyanıkken görmüş gibidir—şeytan bana bir benzemez”); Şeyh Abdullah Gürbüz Efendi Hazretleri (Nevşehir-Gems) zamanında şeyhlik-tarîkat icâzetinin sadece iki kişiye (Ahmet Turan Gümüş abi-Sivas ile Mustafa Özbağ-Bursa) veriliş rivayetleri; Çorumlu Hacı Mustafa Efendi’nin sağlığında kimseye icâzet vermemesi; yazılı-sözlü icâzet, istihâre-istişâre usulü, 28 Şubat 1997 post-modern darbesinden evvel ve sonra tarîkat cemaatleri üzerindeki 13 yıl cezâ bazınlıkı; Ahmet Turan Gümüş Abi (Sivas), Ahmet Yaşar Ocak, Mahmud Erol Kılıç tasavvuf akademik çalışmaları; Cibril Hadîsi-İhsân bahâsı ve şeyhin sözüne itirâzın red’di mebhaseleri
- Dîvân-ı Kebîr, Mesnevî ve Avâm Sohbet Edebi: Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Dîvân-ı Kebîr (Abdülbâki Gölpınarlı tercümesi I-VII ciltler); avâmın okuyacağı kitap olmadığı, sadece âşıklara ve sûfîlikte ileri derecedekilere yazılmış olduğu tezi üzerine Sadreddîn Gümüş, M. Tahralı, E. Demirli araştırmaları; belâ-müsîbetin ârifler için lûtuf-ihsân olması tezi; Hallâc-ı Mansûr’a taş atan avâm-gül atan âşık hikâyesi; Kehf 18/60-82 Hazret-i Mûsâ-Hızır Aleyhisselâm kıssası (gemiyi delme-oğlanı öldürme-duvarı onarma) ve “benim yolum acıdır sen bilemezsin” ibresi üzerine klasik tefsîr-tasavvuf okumaları (Taberî, Gazzâlî, İbn Arabî, Sadreddîn Konevî)
- Cihatta Namaz Düzeni ve Şblî Nımânî’nin Sîretu’n-Nebî’si: Mevlânâ Şblî Nımânî, Sîretu’n-Nebî (Osmanlı Mehmet Akif Ersoy tercümesi ve sonraki tercümeleri)—tekbîr-tesbih ile cihâd, bayır-ıniş namaz düzeni benzerliği tezi; Nisâ 4/101-103 ve Bakara 2/239 (havf namazı-seferi namazı-mukîmin dahi savaş esnasında kısalıp-döndürülen namazı); Buhârî-Müslim sefer-havf namazı bâbları; İbn Kayyim, Zâdu’l-Meâd; Vakıdî, el-Meğâzî; Arafat’ta Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in cem’-i takdîm (Öğle-İkindi) ve cem’-i tehir (Akşam-Yatsı) uygulaması, İkindi-Akşam cem’ının hiçbir rivayette bulunmaması tespiti; Şafiî fetvâlarının Hanefi fetvâlarından ayrışması
- Uyuşturucu-Fuhuş-Terör Deccaliyyeti ve 2020 Türkiye-Dünya Gündemi: Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) World Drug Report 2020; T.C. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı 2019-2020 Raporu; Afganistan-İran-Türkiye-Balkanlar-Batı Avrupa eroin güzergâhı; T.C. Sağlık Bakanlığı 2007’de 35 bin-2016’da 254 bin tedavi talebi istatistikleri; COVID-19 pandemi etkisinin bağımlılıkta artışına dair WHO-UNODC raporları; İstanbul Sözleşmesi (İstanbul 2011-Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi) ve uzaklaştırma kararları eleştirisi; Bakanlık-Müsteharlık fuhuş istatistikleri; dijital kumar-sosyal medya platformları (YouTube-Facebook-Twitter-Instagram) çözülme etkisi; Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul Fethi (1453) ve “melekler erkek mi dişi miydi” tartışması atıfı (Bizans-Osmanlı tarihi)
- Hadîs Kaynakları ve Zikredilen Hadîsler: Buhârî-Müslim (“Size iki şey bıraktım: Kur’ân ve Sünnet” / “Size iki şey bıraktım: Kitâbullah ve Ehl-i Beytim” rivayetleri—Mâlik Muvatta ve Müslim Sahîh); Müslim (“Size neyi verdiyse alın, neden nehyetliyse bırakın”-Haşr 59/7’nin hadîs zemini); Buhârî (“Tembellikten-borçlu olmaktan-yalancı Deccal’in fitnesinden-cehennem azâbından Allah’a sığınırım” Peygamber duâsı); Buhârî-Müslim (“Hazret-i Âişe’nin anlattığı Peygamberin evde kendi söküğünü diktiği-ayakkabısını tamir ettiği” hadîsi); Buhârî-Müslim (mescid inşâatında Peygamber’in bil-fiil çalışması); Buhârî (“İki günü müsâvî olan zarardadır” hadîsi); Tirmizî-Ebû Dâvûd (kadınların kemâle ulaşması—Hazret-i Âsiye, Hazret-i Meryem, Hazret-i Âişe’nin “terîd yemeği gibi üstünüz” hadîsi-Ebû Mûsâ el-Eş’arî rivayeti); Tirmizî (Mülk Sûresi’nin kabir azâbından kurtarıcılığı); Ahmed b. Hanbel-Taberânî (“Sizin en hayırlınız etrafına en fazla faydası dokunanınızdır” hadîsi); Müslim (“İmani en zayıf noktası kalbiyle buguz etmektir” münker hadîsi-Ebû Saîd el-Hudrî rivayeti); İbn-i Abbâs rivayeti “Ümmet-i Muhammed’in hepsi cennettedir”
- Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri ve Klasik Sûfî Biyografileri: Ebû Abdurrahman es-Sülemî, Tabakâtu’s-Sûfiyye; Feruddîn Atâr, Tezkiretu’l-Evliyâ; Abdülkerîm Kuşeyrî, er-Risâletu’l-Kuşeyriyye (Cüneyd-i Bağdâdî bâbı); Ebû Nuaym el-Isfahânî, Hilyetu’l-Evliyâ; Hucvîrî, Keşfu’l-Mahcûb; İbn-i Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr; İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân; Cüneyd-i Bağdâdî’nin sözleri ve târîkatın ve hakıkatin özü mevzuunda çıkışlar; rüyâda büyük sûfîleri görme meseleı
- Rüyâ, Peygamber Rüyâsı ve Nikâh-Şeriat Meseleleri: İbn Sîrîn, Tabiru’r-Rüyâ; Nâbulûsî, Tatıru’l-Enâm fî Tabiri’l-Menâm; Buhârî-Müslim (“Kim beni rüyada görürse uyanıkken görmüş gibidir—şeytan bana benzeyemez”); Ebû Sa’deddin el-Maâfirî, Muhtasar Tabiru’r-Rüyâ; rüyâda Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in nikâh kıymasının fetva hükmü: Burhâneddîn el-Merginânî, el-Hidâye; İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr (nikâh bâbı); rüyâda salih insanların müjde niteliğindeki rivayetleri
- Fıkıh: Gusl-Seferi Namaz-Zekât-Teyemmüm-Cem’-i Salât: Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihâli (guslu geciktirme, seferi-mukîm namazını iade, akrabaya verilen borç zekât sayılması, öğle-ikindi ve akşam-yatsı cem’ı câiz ikindi-akşam cem’ı câiz olmayışı); İbn Kayyim, Zâdu’l-Meâd; İbn Hacer, Fethu’l-Bârî; Kasânî, Bedâi’u’s-Sanâi’; Serahşî, el-Mebsût; Mergînânî, el-Hidâye; 2020 COVID-19 pandemi yükünün halkalarda sosyal mesafe meselesi; cünüp gezmenin tehditi ve evham hastalığına yaklaşım
- Hadîs İnkârcılığı-Mezhep İnkârcılığı-Rüyetullâh Eleştirisi ve 28 Şubat Dönemi: 28 Şubat 1997 post-modern darbesinde camilerdeki Kur’ân kursu jandarma baskınları, hâfız dedelerden gizli ders alma hatıraları; Tevhid-i Tedrisât Kanunu (1924) ve harf inkilabı (1928) sonrası Arap & Osmanlı Türkçesinin hayat-ı içtimaiden uzaklaştırılması; ilahiyat profesörlerinin Ehl-i Beyt’e hakaret iddiaları (İlhami Güler vak’ası öncesi), Kur’âncı akım-Mustafa İslâmoğlu-Mehmet Okuyan-Muhtîdğilânî tartışmaları; Rüyetullâh (ahirette Allah’ın görülmesi) hadîsleri: Buhârî-Müslim-Ebû Dâvûd-Tirmizî ve Ehl-i Sünnet âkidesinin Mutezile-Caferi-Şia karşıtı savunusu (Maıakâh-i Nesefî, İmâm Mâturîdî Kitâbu’t-Tevhîd, Eş’arî el-İbânâ); Diğer dinden görünüp Kur’ân-Sünnet düşmanlığı yapan grupların (“sinsın sinsı” eleştirisi) teolojik-sosyolojik tahlili
- Faiz Meselesi-Bakara 275 ve Çağdaş Hocalar Eleştirisi: Bakara 2/275 (faiz yiyenler şeytan çarpmışçasına kalkarlar, cehennemde ebedî kalırlar); İmâm Şafiî, el-Ümm; Nizameddin, el-Fetâvâ’l-Hindiyye (faiz bâbı ve Dârü’l-Harp istisnası); Burhâneddîn el-Mergînânî, el-Hidâye; 2020 Türkiye banka faiz sisteminin şeri dışılığına dair Diyanet fetvâ kurulu açıklamaları; “Müslüman eninde sonunda cennete girer” teviline karşı âyetin zâhir-kat’î hükmünün savunulması; zekâtın nisâb miktarı ve akrabaya verilen borç (borcu ödeyemeyecek kimseye) zekât sayılması fetvâsı
- Hadîs Kitapları Mukayeseleri-Cem’u’l-Fevâid ve Tergıb-Terhıb: Muhammed b. Süleyman er-Rûdânî, Cem’u’l-Fevâid min Câmi’i’l-Usûl ve Mecmei’z-Zevâid; Süyûtî, Câmiu’s-Sağır; Abdül’azım el-Münzîrî, et-Tergıb ve’t-Terhıb; Buhârî, el-Câmiu’s-Sahîh; Müslim, Sahîh; Ahmed b. Hanbel, Müsned; İmâm-ı Mâlik, el-Muvatta; Cem’u’l-Fevâid’in Naim Erdoğan tercümesi (5 cilt) ve Tergıb-Terhıb’in 6 ciltlik Türkçe tercumeleri
- Hazret-i Âişe’nin Geçimi ve Peygamber’in Ev İşleri — Karakter Hukuku: Buhârî-Müslim (“Hazret-i Âişe’ye Peygamber’in evde ne yaptığı sorusuna ‘Ailesinin işini yapardı, söküğünü diker, ayakkabısını tamir eder, koyununu sağardı’ cevabı” hadîsi); Ahzâb 33/21 âyetiyle bağlantısı; Ebu’l-Hasan en-Nedvî, es-Sîretu’n-Nebeviyye; Ömer Nasuhi Bilmen, İslâm İlmihâli (ev içi yardımlaşma); âile içi edeb-saygı sınırlarının (abla-kardeş-anne-baba-şeyh-derviş) tahlili; kocaya-babaya-şeyhe itâatin Kur’ân-Sünnet dairesinde olma şartı; aynılaşmama-sürü psikolojisinden kaçınma prensibi
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Tarîkat, Zikir, Tevhîd, İhsân, Ruh, Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı