Giriş: Ramazân, Kadir Gecesi ve İtikâf Âdâbı
Selamünaleyküm, hayırlı akşamlar, hayırlı Ramazanlar. Allah oruçlarınızı kabul makbul eylesin. Allah nice Ramazanlara denk getirip, sağlık ömür verip, tüm Ramazanlarda oruçlarımızı tutmayı, ibadet etmeyi, Allah’a yaklaşmayı, Allah’ı sevmeyi nasip ve müessir eylesin inşallah. Yine o Ramazanın son mağfiret kısmı olan bu son 10 günlerdeyiz. İnşallah bu son 10 günleri iyi değerlendirelim. Bol bol tövbe edelim, bol bol Allah’ı zikredelim. Mümkünse bayan kardeşlerimiz evlerinde günlük, üç günlük, beş günlük, yedi günlük itikaflar yapsınlar. Erkek kardeşler bu korona günlerinde oturup Allah’ı çokça zikretsinler. Yapabiliyorlarsa günlük 70 bin tevhîd çeksinler, tövbe etsinler, böyle kendilerini derinleştirmeye gayret etsinler.
Malum Kadir Gecesi önümüzdeki Salıyı çarşambaya bağlayan gece. Bu geceye özel ehemmiyet göstersinler, şimdiden hazırlansınlar. O yüzden böyle bu korona günlerini derinleşmeye, korona günlerini ulvileşmeye, korona günleri Allah’a yakınlık günleri olarak inşallah bir şer bildiğimiz şeyde hayır çıksın inşallah. Gerçekten de korona insanları eve kapattı. Böylece rahat bir Ramazân geçirdik diyebiliriz. Çok özür dilerim ama barlar kapalı, meyhaneler kapalı, her türlü her yer kapalı. Böyle kapalı olunca da insanlar haramlar işlenmedi. Haramlar inkutaya uğradı. Haramlar inkutaya uğrayınca böyle bir manevi bir hal kapladı bütün her yeri. İnsanlar daha da manevileşti. İnsanlar daha da ibadet eder hale geldiler. en azından açıktan eşkâre günah satılmadı.
Günah satın alan da olmadı. Günah da satılmadı. Hayırdan şerden hayır çıktı. Ramazân böylece inşallah ferdi planda, aile planında, küçük gruplar planında tatlı bir şekilde gidiyor. Tabii evlerde kalınınca aileler birbirlerini daha iyi tanıdılar. eşler, çocuklar, anne babalar, büyükler derken böyle bir kaynaşma oldu inşallah. Bu kaynaşma daha da devam eder. Bu korona biterse de inşallah veya gevşerse de devam eder. Çünkü öyle bir zamandayız ki artık salgınlı hastalıkların biri biterken birisi devam edecek belki de. Bir sıkıntı biterken başka sıkıntı bitecek. İnsanlar azgınlıktan, sapgınlıktan, hukuksuzluktan, edepsizlikten, adabsızlıktan çıkmadıkları müddetçe Cenâb-ı Hak böyle bir terbiye edici kırbacını sallayacak gibi duruyor.
Rabbim inşallah en hayırlı yöne çevirsin hepimizi. Kıymetli dostlar bugün inşallah böyle sırf soru cevap yapalım dedik. Belki de soru cevabı fazla zaman ayıralım. Çünkü yetiştiremedik soruları. İki programdır böyle bir dahaki sohbete soru artıyor. Öyle olunca da ben soru yazanlara için de üzülüyorum. her ne olursa olsun bir kimse sorusunu cevap alacağını ümidiyle sormuş ama cevap alamamış ve hatta o cevabı zamanında alamamış. Gerçekten beni üzen bir şey bu. O yüzden bütün soruları gücümüz yettiğince saat el verdiği müddetçe bitirmeye gayret edelim diye düşündüm. Yine rüya yazmak yasak tüm derviş kardeşlere yazdılarsa da lütfen silsinler. Böyle giderse zaten son rüya sohbetiyle insanlar rüya yazmaya da çekinecekler.
Ondan sonra çünkü evet rüya güzel bir şey ama asıl rüyayı uykuda görmekten dışarı çıkarmak lazım inşallah. Devam ediyoruz kaldığımız yerden o yüzden Allah izin verirse inşallah hiçbir soruyu atlamadan geçmeye devam etmeye gayret ediyoruz. Atladığımız bir şey varsa onlardan özür diliyoruz. Bir kastımız yok herhangi bir şeyimiz yok. WhatsApp’ta sırada gelen soruların hepsini de cevaplamaya gayret ediyoruz. Bazı sorunun başında bu fakiri çok methedici sözler var. Lütfen methedici sözler yazmayın. Allah razı olsun hatta Allah razı olsun teşekkür ederiz. Bunlara da gerek yok hiçbir şeye gerek yok. Selamünaleyküm sorun bu. Bu kadar. Biz methedilmek için burada değiliz alkışlanmak için de burada değiliz.
Allah için buradayız. Allah için birisine bir faydamız olursa bundan mutluluk duyarız. Bu kadar. Bu kadar. Selamünaleyküm geçmiş ve ellerin hayatlarına baktığımızda net olarak bu gece Kadir gecesidir dediğine rastgemet edin. Sorum Kadir gecesinin hürşitlerin söylemesine izin yok mudur? Allah’a emanet olun. Kadir Gecesi Allah bildirirse bilinir. Allah bildirmezse bilinmez. O yüzden bazıları belki de özel olarak Kadir gecesini arayabilirler. Ama mürşid-i kamillerin şöyle bir hali vardır. Onlar böyle bir geceye odaklanmazlar. Tabiri caizse bütün geceleri Kadir Gecesi bil hükmünün içerisine girerler. Her gece Kadir gecesiymiş gibi mutat bir zikirleri mutat bir ibadetleri vardır. O mutat zikirlerini mutat ibadetlerine devam etmeye gayret ederler.
Zikirlerini iniyetleyince Ramazân gelince de Ramazân’ın kendine ait. Eğer onlara bir virt verildiyse, onlara özel bir şey verildiyse onlara devam ederler. Yok öyle özel bir şey verilir verilmez olur olmaz herkes de olacak diye bir kaide yok. O zaman da onlar kendilerince nasıl ibadet etmelere gerekirse öyle ederler. Evet zaman zaman Kadir gecesinin olduğuna dair veya bu gece Kadir Gecesi veya yarın gece Kadir Gecesi diye bu tip işaretler alabilirler. Ama ümmet-i Muhammed bu sefer o gece kendince Kadir Gecesi belleyeceğinden dolayı bir dahaki seneye bidat işlenmiş olur. Çünkü ümmet kendince 27. gece diye kendine bir gece belirlemiş o 27. geceye de Kadir Gecesi olarak o zan üzerine devam ediyor.
Cenâb-ı Hak da diyor ki ben kulumu zanlı üzerineyim. Bütün kulların zanlı 27. gece de toplanmış ve bütün kullar da ümmet-i Muhammed o 27. gecede Kadir Gecesi olarak ihya ediyor. Ama tabi bir sıkıntı daha var Suud-Arabistan her sene genelde böyle bir son dakika golü atıyor bütün İslâm dünyasına. biz hilali gördük veya biz hilali görmedik. Hilali gördük derse bazen genelde görmedik diyorlar bir gün geç başlıyorlar. Genelde 29. veya 29. e indiriyorlar orucu. onlar böyle kendilerince onların kendi gördükleri ettikleri yaptıkları farklı. Buna da bir şey söylemeye hakkımız yok. Biz çünkü gerçekten hilali gördüklerini görmediklerini bilmiyoruz. O yüzden bilmediğimiz bir şeyin üzerine hükmetmemiz de mümkün değil.
Böyle olunca da Kadir Gecesi aynı geceye denk gelmiyor. Buradan hareket ederekten de bazıları bugün şeyde Suud-Arabistan’da Kadir Gecesi biz de bugün yapalım veya bugün orada bayram yapıyorlar biz de bayram yapacağız diyen aklı evveliler çıkıyor. Bunlar da uygun değil. O yüzden biz herkes ülkemizde ne zaman oruca başlıyorsa başlarız. Ne zaman Kadir Gecesi idrak ediliyorsa o gün idrak ederiz. Ne zaman bayram yapılıyorsa o günde bayram yaparız. Benim tarzım, benim tavrım, benim kendimce durduğum yer burası. Ama Kadir gecesinin evet bunu da böyle ilmi saklamak gibi olur. Allah muhafaza eylesin. Bazen 27. geceye denk gelmediği gün zamanlar oluyor. Bu da belki de onu öyle tecelliye teram olduysa o onunla alakalı bunu ilan etmenin, bunu herkese anlatmanın bir anlamı yok.
Bu konuyla alakalı bir hatıra diyeyim ve hatta bir şey oldu. Onu anlatalım. Şimdi biz en son ömreye gittiğimizde Şeyh Efendi’nin sağlığında 2002 idi herhalde. 2002’nin ömresiydi. Şeyh Efendi Hazretleri rahatsızlığından dolayı gelmemişti. Biz gitmiştik. Böyle o gün sabahtan böyle o günün Kadir Gecesi olacağına dair böyle içimde bir şey oluştu. Tabii şey oldu akşam namazına yakındı. Biz böyle tavaf edilen yerde, beytulların orada, arkadaşlarla dedim hiçbiriniz bugün çıkmayın dışarı. Herkes burada dursun, toplu bir şekilde dursun. akşam iftara da burada yapacağız. Otelde gitmeyeceğiz. Burada geçireceğiz bütün günümüzü. Ona göre hazırlıklarınızı öyle yapın diye arkadaşlarla böyle konuştuyduk. Biz bekliyoruz tabii.
O esnada bizim aşçı İsmail geldi. Hemen geldi. Abi bugün Kadir Gecesi mi dedi? Ondan sonra böyle baktım İsmail’e dedim inşallah öyledir İsmail dedim. Tam da böyle akşam ezan okunacak dedim inşallah. Kadir gecesiyse o zaman işaret olsun dedim. İmam dedim Kadir süresini okusun o zaman dedim. Tabii biz bütün böyle ağzından öyle çıkıverdi. Oturduk biz bütün arkadaşlarla. Neyse ezan okundu, iftâr ettik. Akşam ezanı akşam namazı kalıncak. Südeyisi kıldırıyor tabii o zaman da. Fatihah okudu durdu. 30 saniye 35 saniye 40 saniye 50 saniye bence bir dakika falan bir dakikaya geçkin durdu. Aslında ardından Kadir süresini okudu biz çöktük tabii hep beraber. Arkadaşlarla beraber. Neyse namaz bitti bütün herkes tabii şey yaptı.
Telefonlara sarıldı haber verelim mi dediler. Verin dedim ben. Herkes haber verdi bugün Kadir Gecesi ona göre ihya edin diye. Çünkü ertesi gündü Kadir Gecesi normalde 27. gece. Öyle bir anımız oldu. O yüzden belli olmaz. Bazen 27. deriz 26 olur, 25 olur, 28 olur, 29 olur. ilali görme ile alakalı meseleler de var. O yüzden biz yine 27. geceyi Kadir Gecesi gibi algılayıp o geceyi öyle ihya edelim. Biz de öyle ihya edeceğiz inşallah. Allah cümlemizi Kadir gecesine ulaşanlardan eylesin. Bunun en güzel yolu şu. Ramazanın son 10 gününü ibadette geçirmek, gecelerini duâ ile, zikir ile namazda geçirmek ve son 10 günü Kadir gecesini yakalama ümidi ile yapabilenler itikâfa girmesi yapamayanlar geceleri boş geçirmemesi lazım inşallah.
Selamun aleyküm. Bir, bir konuda Allah’a sığınıp Allah’ım bana yardım et yoksa kötü olacağım diye birçok kez Allah’a duâ etmiş kişi yine de o konuda zorlukla karşılaşıp kötü olmuşsa nasıl tekrardan Allah’a güvenebilecek? Allah’la arası bu şekilde bozulan birisinin tekrardan Allah’la arasını düzeltmesi zor değil midir? biz duâ ederiz. Cenâb-ı Hak bütün dualarımızı kabul eder, buna îmân ederiz. Ama tecellî ayısında aslında bizim istediğimiz ama anında tecellî ettirir ama öteler. Sonuçta dualarımız kabul olunur. Eğer o ötelediyse, tecellî ettirmediyse bir hikmet var deriz. Daha da ağlarız, daha da yalvarız, daha da yakarız, daha da isteriz. Allah’la biz aramızı bozmayız. Allah da bizimle arasını bozmaz.
Biz Allah’la aramızı bozmadığımız müddetçe Allah bizimle aramızı bozmaz. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Kim Allah’ı unutursa Allah da onu unutur. Kim Allah’a duâ ederse Allah dualarını kabul eder. Kim tövbe ederse Cenâb-ı Hak onun tövbesini kabul edip onu muafiret eder. O yüzden kim Allah’a bir adım yaklaşırsa Allah ona on adım yaklaşır. Kim Allah’a on adım yaklaşırsa Allah ona yüz adım yaklaşır. Kim Allah’a yüz adım yaklaşırsa Allah ona koşar. Allah hiçbir kulunun kötülüğünü istemez. Allah hiçbir kuluna böyle tezgah kurup onu düşürmek istemez. Öyle imtihan etmek istemez. O yüzden Allah’ın rahmeti, bereketi, muafireti, lütfu, ikramı geniştir. Allah’ın cuhud ehlidir. İhtiyaç sahibini hiç farkında olmadan o kimse Cenâb-ı Hak bahşeder.
Öyle Allah’la aramız bozuk diye düşünmeyin. Ve Allah’la da aranızı bozmayın. Allah’ı zikredin. Bir duanızın isteğinizin tecelliyatı geciktirildi deyip nankörlerden olmayın. Allah muhafaza eylesin. İki, ailem ve akrabalarımın hemen hepsi ya ateist ya bazı dini kaadeler doğru bulmuyorlar. Bunu etkisiyle mi bilmiyorum. Önceden çok dindar biriyken artık kalben dindar hissetmiyorum. Ve bu beni çok endişelendiriyor. Uzun zamandır dini somut âlemde büyük etkisi olmayan bir şey olarak görüyorum. İleride daha da değişeceğimi hissediyor. Bu yüzden dindar biriyle evlenince onun da hakkına gireceğimi düşünüyorum. Bu halimi düzeltmek istiyorum. Ne yapmamı tavsiye edersiniz. İnsanların etrafında dindar olmayan insanlar var ise ve dinin bazı kaadelerini kabul etmeyip küfre düşmüş insanlar var ise muhakkak ki insan onlardan olumsuz olarak etkilenir.
Çünkü İslâm Müslüman cemaatinin içerisinde, İslâm’ın inananların içerisinde yaşanacak bir din. Muhakkak ki günün şartları içerisinde, zamanın şartları içerisinde bizim etrafımızda dini yaşamayan insanlar da olacak. Onlarla da teşvik mesai olacak. Ama bizim onlardan olumsuz etkilenmememiz lazım. Bunun için imanımıza sımsıkı sarılıp, İslâm’a sımsıkı sarılıp, Allah’ı çokça zikredip, Allah’ı çokça sevip hayatımızı öyle devam ettirmemiz lazım. İnşallah. Burada dini bilmemenin de getirdiği unsurlar olduğuna inanıyorum. Allah’ı muhafaza eylesin. Rabbim korusun cümlemizi. İnşallah. Selamun aleyküm. Hayırlı akşamlar. Zikrullâh kalbi indiğinde kalpte Allah’ın zikri mi yoksa tevhîd mi olur? Bir de Hazret-i Ali Efendimiz’in dış görünüşü nasıldı?
İnternette çeşitli görüşler var. Ama biz sizden duymak istiyoruz. Ellerinizden öpüyorum. Aleyküm selam. Zikrullâh’ın kalbi inmesi böyle, evet kalpte onun tecelliyatı vardır. Kalpte bir kimse la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah diye diliyle zikrullâh yapıyordu. Bir an kendinden geçti. Bir baktı ki kalbinde Allah, Allah, Allah, Allah diye kendinden bir ses işitti. Veyahut kendinden onu duydu. Kendinden onu idrak etti. Farkına varmadı onu. Ama bir baktı ki kalbinde Allah, Allah, Allah. O devam ediyor. Bunun o kalpteki kalbe inmenin dile vuranı, göze vuranı, kulağa vuranı, ele ayağa vuran tecelliyatı vardır. Nedir? Mesela o artık harama bakmak istemez. O kimse artık harâm konuşmak istemez.
Haram konuşmaz. O kimse harâm dinlemek istemez. Bu kalpteki zikrullahın fiiliyata olan huruşudur. Eğer normalde o kimse kalbinde zikrullâh oluştu da harâm konuşuyorsa o kalpten gider hemen o zikrullâh. O durmaz. Onu böyle çok itina ile beslemek, çok itina ile onu muhafaza etmek lazım. Veyahut o kalbe zikrullâh indi. Onun zevki, onun tadı, onun böyle manilyatı, onun feyzatı. Böyle insanı kendinden geçirir. İlk eteplarda, ilk zamanlarda. O böyle, onun böyle uçurur o kimseyi. Bulutların üzerine geçirir.
İtikâf Uygulaması ve Biatlaşma
Ama o esnada o eğer ki bir harâm konuşursa şakka da kesilir o. Veya bir harama bakında şakka da kesilir. Veya hatta birisine gideyim, şuna şöyle döveyim, şöyle söveyim, şuna şöyle yapayım derse şakka da kesilir. O yüzden o kimse yeniden o hale kavuşmak için tövbe edip Allah’ı zikretmeye başlar. O yüzden o tevhîd mi olur, Allah mı olur, hu mu olur, hay mı olur, hak mı olur o kendi oradaki oluşumla alakalı. O normalde bizim aklımızı dinlemez o. Kendi aklıyla hareket etmeye başlar. Hatta akıl onu görünce hayret eder. O yüzden hangisi onu görür bilinmez. Hazret-i Ali efendimizin dış görünüşüyle alakalı da bu çizilen resimlerin muhakkak bazıları benziyor olabilir. Ama maneviyat da şuna benziyor veya şöyle demek bunu rüyada da görse insan halinde de görse bu benzetme onun o anlık gördüğüyle alakalıdır.
Bir an bir daha gördüğünde belki de temel faktörler aynı şekilde kalır ama aynı surette olmaz. O gören kimsenin ameliyle alakalı. Gören kimsenin amelinde inişler ve çıkışlar olduğu müddetçe Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, sahabeler, Hazret-i Ali efendimiz, Hazret-i Hasan ve Hüseyin efendilerimiz, Hazret-i Pîr efendilerimiz aynı surette görmezler. O onların kendi halleriyle alakalıdır. Allah o alem doğrusunu Allah bilir. Allah affetsin hiçbir şey diyor gözüm yok dünya ile ilgili Allah’ıma kavuşmayı çok arz ediyorum. Bu ruhumun kalbimin daralması belki öte dünyada biter diye düşünüyorum. Dille isyanım yok efendim. Vücut sıkıntı yapıyor ne geçemiyorum. İlaç da kullanmak istemiyorum.
Bu geçen sefer kardeşin sorusuna cevap verdiydik. Onun ardına bir dahi yazmış. Evet. Selamun aleyküm ben 10 gün itikâfa niyet etmedim ama kalan günler itikâfa niyet etmek istiyorum. Zikirler yine 10 gün için anlattığınız gibi mi olacak? 70.000 tevhîd 100.000 lafse celal şeklinde olacak sırayla gün gün. Evet normalde bir kimse itikafı niyet ettiğinde eğer 10 günlük niyet ettiyse ilk 3 gün normalde bir dersini çekecek. Ayrıca 70.000 tevhîd çekecek. 3 gün içerisinde Hazret-i Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretinin görürse sarığını, cübbesini, ayakkabısını, elini veya geliyor diyebilirler. O zaman 4. gün 10.000 salavât-ı şerife çekecek. Dersini çekecek 10.000 salavât-ı şerife çekecek. 5. gün yine 100.000 lafse celal çekecek. 6. gün tevhîd 7. gün lafse celal öyle gidecek.
Eğer normalde 3 günden fazla niyet edeceklerse böyle yapacaklar. Ama bir günlük niyet ediyorlarsa 70.000 tevhide niyet edip böyle itikaflarını bitirecek kardeşler inşallah. Bu herhalde bu geçmiş günden kalan sonra ama ben okuyayım hepsini inşallah. Selamun aleyküm biatlaşmaya dersini verenler de katılabilir mi? Biatlaşıp sizi şey olarak kabul ederek yoluna devam edebilirler mi? Teşekkür ederim. O gün açıklama yapmıştım. Dersini iade edenler biatlaşmaya katılmayacaklar. Onların biatlaşmaları kabul değil demiştim. Dersini iade etmeyenler ve aynı zamanda da bizim derslerimizi, derslerini aldığımız veya derslerini iade edenler biatlaşmaya katılmayacaklardı. Selamun aleyküm. Dersini iade ettiği halde sizin derslerinizi çekmeye, sohbetlerinizi dinlemeye devam eden bir kimse de sizinle biatlaşmaya katılabilir mi?
Hayır. Biatı tekrar yenilenmiş olur mu? Hayır. Biz normalde derslerini iade eden kardeşlerimize bir daha biatlaşma konuda yapmıyoruz. O yüzden bizim zikrullâh alakalarımız, ders alakalarımız herkese açık. Biz dersini alsak da açık, almasak da açık. Ama onlar böyle oranın düzenini bozacak bu kim olursa olsun. Bulunduğumuz yerin düzenini bozacak bir kimse olmadı müddetçe. Biz hiç kimseye hiçbir şey demeyiz. Herkes zikrullâh gelebilir. Herkes derslerimize katılabilir. Herkes sohbetlerimize katılabilir. Dinleyebilir. Bunda bir problemimiz yok. Yolun içerisinde çeşitli imtihanların olduğunu, değişen hava koşullarının rağmen yolda olan bir kimsenin yolundan vazgeçmeyip yolda durmasından bahsettik.
Peki kişinin dersini vermesi ve dersinin alınması da yine bu yolun içerisinde olan zorluk kısmına girmez mi? Normalde o kimse ders almakla zorluklara katlanacağına, o zorluklara göğüs gereceğine dair söz verdi. Ama o kimse sözünü bozdu, ahdini bozdu. Bakın bir şeyi, mesela beş vakit namaz farz. Bir kimse namazı kılmadı dediğinde o kimseyi siz namaz kılmadı dediğinden atamazsınız. Ama namaz farz değil derse o kimse küfre düşmüş olur. Bu dinden çıkmış olur. Şimdi bir kimse bir atlaşır, ders alır bir üstattan. Bazı vazifeleri yerine getiremeyebilir. Hep arkadaşlar da sorar ya, vazifeleri yerine getirmeyince yoldan atılıyor muyuz? Hayır, yoldan atılmaz o kimse. Ama o kimse, ben artık bu yolda yürümeyeceğim, gitmeyeceğim diyorsa o zaman da ve dersini iade ettiyse ona söylenecek bir laf yok.
O zaman dersin ki ona tamam Allah yolunu açık etsin bizde olan tasavvufi yolun bitti. Ne yapacak? Gidecek başka bir şey, ondan intisâb edecek. Sonuçta bir tek tasavvuf yolu, sufilik yolu biz değiliz. O yüzden yüzlerce binlerce yol var, gider bir üstadın intisâb eder, ordu yoluna devam eder. Ve mücadelesini orada devam ettirecek. Demek ki bu kadarmış nasibim diyecek, ben buraya kadarmış diyecek. Hatta kendim ettim kendim buldum gül gibi sarardım soldum diyecek kendince. Hayatına devam edecek. Bu hayatın sonu değil. Ya bunu çok abartıyorlar arkadaşlar. Arkadaşlar bu sûfî yolunun içerisinde olabilen şeyler. bir kimse bir yola girer o yolun hal ve gidişatı ama ağır gelir ama hafif gelir. Mesela örneğin bazı kardeşler sizin zaman zaman bunu gördüm ben.
Dersiniz çok hafif o kimse ilk önce şöyle yapıyor zaten. Bana şu dersi verdiniz evet dersinize devam. Benim dersimi artırır mısın? Diyor mu yok bizde ders artırır mı böyle değil bu böyle olmuyor. Bir müddet sonra diyor ki ben sizden ayrılmak istiyorum. Öyle bir iki tane arkadaş oldu dersiniz hafif geldi. Tamam canım kardeşim Allah yolunuza açık etsin. Buyurun bakın dersi ağır olan başka bir yer bulun. Tabi gidip buldu bir tanesi mesela. Böyle bir yere gitmiş intisâb etmiş tabi aradan üç ay geçti. Telefon açtı bana burada böyle böyle böyle böyle ders veriyorlar şöyle oldu böyle oldu. Dedim bana açıp telefon sorma şimdi şeyhine soracaksın bunu dedim. Ya biz dedi sizinle görüştüğümüz gibi o şey efendisiyle görüşemiyoruz.
Dedim sizin probleminiz git kapısında otur yat kalk orada dedim. E dedi öyle de olmuyor böyle de olmuyor. E dedim yapabilecek bir şeyim yok. Bir müddet sonra ben oradan dersi bıraktım size dönebilir miyim? E dedim yok dönüşünün olmadığını bütün herkes biliyor. Şimdi sıkıntı yapıyor mesela çarpınıyor o tarafa bu tarafa yapacak bir şey yok. Allah iyisin o yüzden bunlar yolun içerisinde var bir kimse bir şey ki beğenmemiş olabilir. bazıları mesela oradaki zakiri beğenmiyor. Örneğin ben normalde sizi devam etmek istiyorum ama bu zakiri beğenmiyor. Allah Allah zakiri senin için değiştireceğiz. Böyle bir yol olabilir mi? bağlı bulunduğu yerde zakiri beğenmeyecek bağlı bulunduğu yerde çavuşu beğenmeyecek.
Allah affetsin senin şeyhinin beğendiğini sen beğenmeyeceksin. Senin şeyhinin atadını sen kabul etmeyeceksin. Ha sen özel bir kimsesin ya. Ondan sonra da ben dersi bırakıyorum neden? Ben zakiri beğenmedim Allah yolunu açık etsin. Senin için zakiri mi değiştireceğiz örnek? Veyahut senin için biz de beraber yolun başından itibaren yanımızda olmuş beraber olmuşuz koşuşturmuşuz. Zorlukları çekmişiz sıkıntıları çekmişiz. senin nefsine göre onları mı değiştireceğiz? Bunlar bakın sufilik adabına erkanına uygun şeyler değil. O yüzden sufilik kolay bir şey değildir. Dini yaşamak nasıl zor ise sufilik yaşamak ondan daha zordur. O yüzden hadîs-i şerîf var ya başınıza kulağı kesik bir habeşli köle de tayin edilse ona itaat ediniz diye.
Orada sana kulağı kesik bir kimse de olsa bakın habeşli bir köle tayin edilse bile siz ona itaat ediniz diyor. Oraya bir zâkir konmuş. Sen onu ister kabul et ister kabul etme. O oranın zakiri kabul etmiyorsan şeyhide kabul etmiyorsun demektir. Allah yolunu açık etsin. Oraya bir çavuş tayin edilmiş senin çavuşu tayin edilmiş çavuşu kabul etmiyorsan sen oranın şeyhide kabul etmemişsin demektir. Veyahut da yolun bir çizgisi var bir yolun kendi içinde adabı, erkanı var. Üstad böyle bir şey koymuş ortaya. Onu kabul etmiyorsan sen yolu da kabul etmemişsin. Allah yolunu açık etsin. O yüzden dersi vermişsin herhangi bir sebeple. Ondan sonra tekrar ders almam. Bizde zor başka yerler veriyordur. Yedi sefer geliyordur sekiz sefer gidiyordur.
Ben böyle şeyleri çok hoş görmüyorum. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biraz keskin olabilirim bu konuda. Bir şey demiyorum ama bir kimisi de öyle diyor. Çocukluğunuzda yaşadığınız bir şeyden dolayı herkesi kıyıyorsunuz gibisinden diyor. Böyle bir şey yapıyor. Bakın böyle sözler dahi bir kimseye küstahça sözler. Biz çocukluğumuzda yaşadığımız travlarla mı dergâh yöneteceğiz? Böyle bir küstahlık olabilir mi? Edebimizden seslenmiyoruz. Terbiyemizden susuyoruz. Onun kendini bilmez olduğunu biliyorum ben. Kendini bilmeyen Rabbini nereden bilecek? Kendini bilmeyen Üstad-ı Şeyhi, Velî, Dostu, Mürşidi, Dergâh tekkeyi nereden bilecek? Kibir deryasına dalmış insanlar. Allah muhafaza eylesin. İnsanlar sözleri iğneliyici olmayacak.
İğneliyici dil kullananlar kibirlilerdir. Karşınızdaki kimseyi iğneliyorsanız, iğneliyici sözler kullanıyorsanız siz kibirlisiniz demektir. Kibirliler asla cennete giremezler. Kibirliler Allah’ın lanetine uğramış kimselerdir. Herkes diline dikkat etsin. O yüzden iğneliyici, kibirlenenece sözlerden ve davranışlardan uzak dursun. Bırakın dergâh hayatını, imanı tehlikeye girer o kimsenin. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm. Birinci soru. İntisap edilecek şeyhin nefis meraatebesini nasıl öğrenebiliriniz? Bunu öğrenmeniz mümkün değil. Hiç kimsenin bunu birbirinden öğrenmesi de mümkün değil. Bunu ancak bir mürşidi kamil karşısındaki dervişin üzerinden onun kaçıncı nefis meraat edindi olduğunu Allah’ın izniyle bilebilir.
Eyvallah buna söyleyecek bir lafım yok. Ama bunu bir mürîd veya mürîd olmayan bir kimsenin kalkıp da bir şeyhi veya da başka bir arkadaşının kardeşinin nefis meraatibini bilebilmesi çok zordur. Rüyasında görürse, halinde görürse ona söylenecek bir laf olmaz. İkinci soru. Namazda Suriyeleri okuyunca içime anlamadığım şeyleri okuyorum. Ben anlamıyorum ama bir Arap namazda kendi dilinde konuşur gibi konuşur diye düşünce geliyor. Cevabını arıyorum. Teşekkürler. Öğrenebilirsin. İnsanlar oturuyorlar. Okullarda İngilizce öğreniyorlar. İnsanlar oturuyorlar. Almanca öğreniyorlar. Fransızca öğreniyorlar. İnsanlar oturuyorlar. Dünya ile alakalı bir şey yapacağında çatır çatır anadili gibi İngilizce konuşuyor.
Neden kendi îmân ettiğimiz dinimizin dilini öğrenmeyelim? Başka bir şey olunca elektronik eşyaların altından üstünden giriyor çocuklar 12-13 yaşında. O elektronik eşyaların altından üstünden giren çocuklar Kur’ân-ı Kerim’i ve dilini öğrenemezler mi? Kıymetli kardeşlerim dinimizi öğrenmemiz fars. O yüzden anlamadığımız sureler okuyoruz. Anla lütfen. Aç oku. Anlamlarını oku. Fâtihâ-i Şerife belli âyet-i kerimesi 7 âyet-i kerime Fâtihâ-i Şerife’nin anlamını oku. Veyahut okuduğumuz namaz surelerin anlamlarını okuyun. Ezberleyin. Dininizi öğrenin. Bu fars hepimize. bunu öğreninceye kadar böyle ibadet edebiliriz. Kalbinize gelen bu ses şeytani bir ses. Allah muhafaza eylesin. Üçüncü soru. Bir şeyhe bağlanmadan önce mi o şeyhi için istihara yapalım yoksa bağlandıktan sonra mı istihara yapalım?
Bağlanmadan önce istihara yapın. Bir şeyhi intisâb etmezden önce muhakkak istihara yapın, istihara yapın, araştırın, sorun. Her şeyini araştırın sorun. Kur’ân ve sünnete inancını, Kur’ân ve sünnete intisaplanı, onun hal ve hareketlerinin davranışlarına, Kur’ân ve sünnete uyup uymadığına bakın, araştırın. İslâm hukuku olmayan, dünyevi ideolojileri benimsemiş olan, ancak içinde Müslümanların yaşadığı bir devletin, örneğin Hindistan’ın ordusuna girsek ve ölsek ahirette durumumuz ne olur? Bir Müslümanın İslâm hukuku olmayan, dünyevi ideolojileri benimsemiş olan bir orduya gidip orada ölmesi ona şehîdlik vermez. Örneğin Amerikan ordusunda Müslüman askerler var ya orada da cami yapıyorlar, mescid yapıyorlar, ibadet etmeleri için.
İngiliz kraliyet ailesinin de ailesinde de onun ordusunda da Müslümanlar var. Avrupa’daki ordularda da Müslüman kimseler var. Onların orada ölmesi onları şehîd etmez. Geçen konuşmanızda dünyayı kâfir cinliler ele geçirmek istiyor dediniz. Müslüman cinlerin halifesi yok mu? Müslüman cinler de bizim gibi başarısız ve herkes kendini mi düşünüyor? Aralarındaki mücadele çok hızlı ve kanlı bir şekilde devam ediyor. Zaten o Müslüman cinliler olmamış olsa onlar şimdiye belki de Allah müsaade etmiyor demek ki dünyayı istila edecekler Allah-u Alem. Ve dünyadaki Müslümanların o hâllerine. Namazda hangi kısımlar sessiz? Hangi kısımlar sessiz okunur? Namazdaki bütün tekbirler sessizdir. Rukiye normal hem kıyamda hem rukiye hem secde giderken onları bitirirken hepsi de sessizdir.
Ayrıca akşam namazı sabah namazı ve yaslı namazlarında sessiz cehri okunur. Sabah namazında ilk iki rekat komple Fâtihâ ve Sûreler cehri okunur. Akşam namazında ilk iki rekat cehri okunur. Cemaatle kılınan namazlarda tabi. Yaslı namazında da ilk iki rekat cehri okunur. Zamanın kutbunu arıyorum. Bu zat Anadolu dışında ise Anadolu’nun en büyük şeyhini arıyorum.
Zamânın Kutbu ve Siyâsî Nasîhat
Anadolu’nun en büyük şeyhi kimdir isim verirseniz tanışabilirim hakkınızı helâl edin. Allah arayana buldurur. Arayın inşallah bulun. Allah’a bulun. Allah’a buldursun tanıştırsın inşallah. Böyle ismini verir misiniz dediğinizde o zaman sizin aradığınızın bir anlamı kalmaz. Bunu aramak için insanlar yollara düşmüşler, tasadüf etmişler, ağlamışlar, yalvarmışlar, Allah’ı zikretmişler. Bir şeye ihtiyaç duyuyorsa insan onu arayacak bulacak inşallah sen de arar bulursun. Allah’ın ismi. Allah’ım inşallah ismini de sana rüyanda göstersin inşallah. Geliboldan selamlar. Efendim bayanlar son 10 günde itikâfa sadece gece girebilir mi? Ya da 70.000 tevhide niyet edip 2 veya 3 gece bitirip tekrar yine aynı şekilde devam edebilir mi?
Böyle sadece gece değil, gece başlayacağınızda niyet edersiniz sabah namazında çıkarsınız. Böyle olabilir. 5 saat, 6 saat, 10 saat böyle olabilir. Veya da yastı namazında başlayıp ben sabah namazı vaktine kadar niyet edip itikâfa diye yapabilirsiniz. Tevhide devam edeceksiniz. Yeme içmede herhangi bir sıkıntı yok. Efendim bir kimse sağlık sorunlarından dolayı oruç tutamıyor. Oruç tutamıyor. Aylık geliri 4.000 lira civarı. 3 tane evi ve arabası var. Ama nisap miktarı malı yok. Bu kimsenin fidye vermesi hükmennidir. Bakın oruç tutmama fidye ile alakalı, zekat ile alakalı değil. O kimsenin eğer geliri varsa ki bu gelirleri de olan bir kimse bu fidyeyi ödeyebilir. Bu çünkü zekat hesabı değil. Tutmadığı oruçların fidyesini ödeyecek.
O yüzden buna ödemeye muktedir ise gücü var ise buna ödeyecek ki 4.000 lira civarı bu az bir para değil. Ödeyebilir. Efendim bazen kalbimde o kadar özlem duyuyorum ki ağlamak istiyorum özlemimden. Ama ne dünyalık ne yaş ne para evlat hiçbir şeyin gideremeyeceği bir özlem Allah’ı tanımak istiyorum. Evet inşallah öyledir. Allah muhafaza eylesin. Allah’ımı ye eylesin inşallah. Bu soru önceden mi sonradan mı bilmiyorum o yüzden cevap vereyim bunu. Selamun aleyküm ben sabah 6-7 gibi uyanıyorum. Oruç tutmaya başladığımdan beri akşam 12-13 gibi uykum geliyorken 4.30 saat uyuyorum zaten uyuyunca iftara kadar uyuyorum uygun mudur 13 yaşındayım. Allah’ını ye eylesin inşallah. Selamun aleyküm sosyal medya hesaplarında %49 ile dünyada en fazla sahte hesaba sahipmiş Türkiye.
Ya normalde ne yazık ki öyle çünkü bizdeki sosyal medya dediğimiz şey çizgisinde hukukunda kendi dairesinde kullanılmıyor. Bizdeki sosyal medya insanlara hakaret etmek, küfretmek, insanların namuslarına şereflerine, haysiyetlerine dil uzatmak, insanları yanlış yönlere yönlendirmek için yapılıyor. Ne yazık ki böyle. O yüzden bu herkesin. TC’sine göre MHP zannediyorum böyle bir önerge verdi sosyal medya açılsın diye bunu destekliyorum ben. Gerçekten herkesin. TC numarası belli olsun. Twitter mu açacak, Facebook mu açacak onunla ne yapacaksa bir sürü çünkü Clevya, çok özür dilerim ama Clevya Südü bozukları diyorum onları ben. Ney diyor belirsiz onu buna küfredip, onu buna hakaret edip, ondan sonra mahkemeye müraca edince Tiyansın ben öyle deme dedim de öyle demek istemedim diye dolaşan bir sürü Clevya Süt süzleri var.
Bunlar normalde acı bir şey ama insanları küfretmek için, hakaret etmek için dolaşıyorlar ortalıkta. Bunlar böyle insan görünümünde, hikayenin üzerinde dolaşan ne yazık ki insan dışı varlıklar. Allah muhafaza eylesin. Efendim şu doğu perinçeyi bir türlü çözemedim. Şehirlerden bahsetmiş, EDP kapatılsın demiş, yıllar önce töreviz başına çiçek yarışını içime sindiremiyorum. Tövbe etmiştir. Tövbe kapısı herkes açık. Bir kimse yıllar önce aldanmıştır, aldanmak herkes için makul bir şey. Yıllar sonra da aldatılmışız deyip insanlar farklı bir yöne gidebiliyorlar. Hele bizim Türkiye için ve bütün insanlar için de aldanmak, aldatılmak makul bir şey. O yüzden doğu perinçek de son zamanlarda farklı davranışlar içerisine girdi.
Maşallah bazı hoca efendilerle bile arası çok iyi. Ondan sonra bambaşka bir doğu perinçek profili çiziliyor. Çiziyor kendisi ama bilerek ama bilmeyerek ama çiziliyor ama çizdiriliyor. Biz sonuçta insanların iç niyetlerine arkalarına bakacak değiliz. Bazı açıklamaları benim de hoşuma gidiyor. eşcinsellikle alakalı olan böyle birkaç tane yazı dizisi yayınladı. Ben bizatihi okudum. İşin doğrusunu söylemek gerekirse belki de hepimiz ters köşe olduk doğu perinçekle alakalı. Doğu Perinceng’in o eşcinsellikle alakalı cesaretli yazılarının büyük bir kısmına katılıyorum bazı yerlerine katılmamak şartıyla kaydıyla. Ama bu da güzel bir şey. Son dönem mesela Diyanet İşleri Başkanı’nı savundu hiç böyle tahmin edilmeyecek bir şekilde. eşcinsellikle alakalı eşcinselliği destekleyen bazı belediyeleri ve bazı partileri böyle ağır bir şekilde eleştirdi. bu konuda belki de siyasi parti liderlerin içerisinde en cesaretli en gür sesi çıkan kimse oldu.
Herkes böyle eşcinselliklerle alakalı kafasını kuma gömerken Doğu Perinçek bu konuda çok cesaretli sözler söyledi. Tebrik ediyorum alkışlıyorum bu meseleyle alakalı görüşlerini. Doğu Perinçek de sonuçta bu vatanın bu topraklarını yetiştirdi bir kimse. O yüzden bizim bu konuda Doğu Perinçek ile alakalı bir sıkıntımız yok. O yüzden bu meselede içimize sindirilip sindirilecek herhangi bir şey yok. Neler gördü bu ülke insanları. aldanmıştık aldatılmıştık. Hepimiz için makul bir şey. O yüzden dün ne baktığımızda Hazret-i Ömer Efendimiz’in dünü müşrikti. Ama sonradan Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. yanında Uhud sıra dağları gibi durdu yanında. O yüzden Allah cümlemize îmân nasîb eylesin, hidayet nasîb eylesin.
Efendim Van’da vatandaşa yardım götüren vefa destek grubuna silahlı saldırı olmuş şehîd ve yaralılar var. Evet bu geçen günden Perşembe’den kalan bir soru. Evet ne yazık ki o eli kanlı katil örgüt. Ne yazık ki o ABD’nin, İsrail’in, İngiltere’den, Biliyumum, Gavur ve Gavurcukların desteklediği, örgütlediği o PKK veya YPG bir sürü harf kalmadı. O örgüt düşünebiliyor musunuz insanlara rızık götüren, insanlara ekmek götüren, insanlara Ramazân gününde yiyecek götüren o gruba silahlı saldırıda bulunabilecek kadar katil gözü dönmüş. Bunların Kürt kardeşlerimizle alakalı bir şey yok. Bunlar bu vatanın, bu milletin düşmanı, Kürtlerin de düşmanı bunlar. Bunlar o bölgenin düşmanı. Bunlara müsaade etseniz Türkiye ateşe verir bunu.
Bunların normalde Kürtlerle alakası yok bunlar. Bunların ne ettikleri belirsiz, ne oldukları belirsiz. Bunlar tabi son dönemde terörle mücadelede büyük bir başarı var. Bunu kaldıramıyorlar, bunu yediremiyorlar kendilerine böyle masum sivil vatandaşlara katlediyorlar. Masum sivil vatandaşları şehîd ediyorlar. Bunlar böyle gözü dönmüş cani bunlar. Allah bunlara lanet eylesin hepsini de. Cenâb-ı Hak bu memleketin başına çorap ören bu memleketi terör belasına, uyuşturucu belasına, kumar belasına, fuhuş belasına, dinsizlik belasına bulaştıran, bulaşanlara hidayeti mümkünse hidayet eylesin. Hidayeti mümkün değilse hepsini de kahri perişan eylesin. Hepsine de lanet etsin inşallah. Artık canımıza tak etti.
Bu terörden, fuhuştan, kumardan, eşcinsellikten bunlardan canımıza tak etti. Gençlerimizi, çocuklarımızı teröre, uyuşturucuya, fuhuşa, her türlü kötülüklere, her türlü melanetlere bulaştıranlara Allah lanet eylesin. Bıktık artık. Allah muhafaza eylesin cümlemizi inşallah. Selamun aleyküm. Kur’ân-ı Kerim’de Zümr Suresinde 24 ve 25. ayetlerde bütün şefaat Allah’ındır demekte şefaat ile alakalı bizi bilgilendirir misiniz? Gerçek şefaat ehli Allah’tır. Ama Allah kendi şefaatini, kendi şefaatini. Şimdi diyecekler ki, Allah kudretini kuvvetini de paylaşıyor mu, şunu paylaşıyor mu, bunu paylaşıyor mu diyecekler başlayacaklar. Kıymetli kardeşlerim, başka âyet-i kerimelerde, âyet-i kerimelerde Cenâb-ı Hak’ın şefaat yetkisi vereceği söylenir.
O yüzden hadîs-i şeriflerde de Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin şefaat yetkisinin olduğu, meleklerin, Kabe’nin, Kur’ân’ın, hafızların, şehitlerin şefaat yetkisi olduğuna inanırız. Bizim inancımız bu, kısaca. Selamun aleyküm. Hakika kurbanını kesen o kişi kurbanla yiyebilir mi? Bir de gücü yetmiyorsa kurban bayramında niyetle kesebilir mi? Kurban bayramında kesebilir ama normalde hakika kurbanı çocuk doğduktan sonra kesmesi lazım gücü yetiyorsa. O kurbandan da yiyeceği kadar parayı tasattuk ederse harik olur ama kendisi de yiyebilir hanefiye göre öyle aklımda. 12 Haziran’da camiler açılacağı söylendi. O zaman dergamımız da açılır mı? bilmiyoruz ki devlet bu konuda nasıl bir karar alacak veyahut da bu meselede nasıl davranacak. 12 Haziran’da camiler açılacak ama onunla alakalı da şeyde camilerin bahçelerinde namazın kılınacağı.
Dışarıda namazların eda edileceğini, sosyal mesafeye dikkat edileceğini dikkat edilmesi lazım diye sözler var. O yüzden söylenecek bir sözümüz yok. Bu konuda devlet nasıl karar verecek bilmiyoruz. Bekar bir kimse evlenme niyetiyle karşı cinse kendi sormasında söylemesinde sakınca var mıdır? Bizim bir sakınca yok ama bizde bu işler böyle ailelerin de içine girmesi önemli bir şey. Aileler eğer bu konuda gerekli yardım yapmıyorsa, gerekli özveri kullanmıyorsa, mesela bir çocuk evlenmek istiyor. Annesi babası evlendirmek istemiyor onu. Böyle bir durum var. Bir erkek evlenmek istiyor. Annesi babası evlendirmiyor onu. Bu sefer evlenme kişinin konumuna göre, fars kişinin konumuna, durumuna göre, Sünnet, nafile diye aşağı doğru iniyor ya, evleniniz demiş.
Âyet-i kerimeyle de sabit. O zaman o kimse annesi babası onu evlendirmeye muktedir olduğu halde yapmıyorsa böyle bir yol izleyebilir. Veya bir kız çocuğu, annesi babası onun evlenmesine müsaade etmiyorsa zulme giriyor çünkü bu zulüm. Allah muhafaza eylesin. O zaman annesi babası dese ki evlenecek olduğun bu erkek uygun değil, şöyle değil, böyle değil gel bundan vazgeç. Yok o ben vazgeçmiyorum dese, yine anne baba hanefiye göre onu evlendirmesi lazım. Ama böyle durumlarda varsa sıkıntı, böyle bir durum, o zaman bir kimse kendisi söyleyebilir mi? El cevap söyleyebilir. Bunu böyle bir büyüğü katarsa, bir büyük birisinin içini içerisine katarsa daha iyi olur, daha hoş olur, daha güzel olur. O zaman daha anlayışlı olur. anne baba hayır diyordur da mesela biz bütün kardeşlere diyorum ben evlenmek istiyorsanız anne baba size müsaade etmiyorsa bana söyleyin.
Ben annenizle babanızla konuşayım, görüşeyim onlarla diyeyim ki böyle böyle bak bu kız çocuğu veya bu oğlan çocuğu evlenmek istiyor. Bunu evlendirin diyeyim diye söylüyorum, bir yol açıyorum inşallah. Efendim eşimden, işimden, çocuklarımdan, etrafımdaki kimselerden bir sıkıntı yaşamadığım süreç içerisinde bu kadar sakinlik hayra elamet değil kesin arkasından çok daha zorlu bir sıkıntı yaşayacağım düşüncesine kapılıyorum. Anı yaşamak istiyorum bu şekilde düşünmek istemiyorum. Ne tavsiye edersiniz bu düşüncenin doğruluğu payı var mı? Böyle düşünme zaten sıkıntı istemez. Cenâb-ı Hak muhafaza eylesin. Ya derler ya rahat battı bu diye ne yapıyorsun sen canım kardeşim ya. Bırak sıkıntın yoksa Allah’a hamd et, Allah’ı zikret, Allah’a şükret, ibadetine devam et.
Cenâb-ı Hak’ın bu günlerine hamd et. Olur mu öyle şey? Ben sizi hiç rüyamda görmedim ama muhabbet beslediğim için görevli bir zakirden ders aldım. Her gün dersimi çekmeye çalışıyorum. Rüya görmesem de intisâb sayılmış sayılır mıyım? Evet şeytân sürekli vesvese veriyor. Ya seni kabul etmediyse bak rüyada görmedin diye. Hiç öyle bir şey yok. Kim hangi kardeşimizi intisâb ettiyse, bir görevli bir kardeşimizden bizden intisâb etmiş gibi sayılır. Bunda bir sıkıntı yok. Youtube’da kayıtlı zikir meclisi videolarına eşlik edip en sondaki dualara amin desek o dualara mahzar olur muyuz? İnşallah neden olmayalım canım kardeşim? Selamun aleyküm. Baş dönmesi, rahatsızlığı yaşayan birisinin ne sıklıkla kafasından hacâmat yaptırması uygun olur?
Bunda bir sıkıntı yok. Normalde istediği zaman da yaptırabilir. Ama mesela 21 gün geçtikten sonra böyle her ay yaptırırsa ayda bir sefer olabilir veya 21 gün geçince de olabilir. Ama gerçekten hacâmat olmakta şifa var. Bunu bütün herkese tavsiye ediyorum. Şöyle söyleyeyim, malum bunu böyle dillendirip de kendimi acındırmak istemiyorum. İyi bir şeker hastasıyım. Damar tıkanıklı da var şekere bağlı. Böyle Cenâb-ı Hak’a hamdolsun oruçlarımı bırakmadım henüz daha hiç. Geçen haftaya kadar böyle iftâr vakitlerinde kafam böyle içi olmaya başlamıştı böyle bir rahatsızlanmaya başlamıştım. Geçen haftaydı, salı günüydü. Hacâmat oldum. Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. hamdolsun hatta yakın arkadaşlara etrafı hep söyledim.
Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. Cenâb-ı Hak oradan bir şifa verdi dedim. Gerçekten hacâmat benim için bir şifa. Ben bunu daha sık inşallah uygulamaya gayret edeceğim. Böyle rahatsızlıklar olan, şeker hastalığında damar tıkanıklı oluyor. damar tıkanıklı olunca kafada, beyinde karıncalaşma oluyor. oruçta böyle son saat dörtten beşten sonra sıkıntı vermeye başlıyor oruç. Hamdolsun daha da hafifledi. Allah izin verirse inşallah en kısa zamanda tekrar hacâmat olacağız. O yüzden hacâmat olmakta şifa var. Aynı zamanda bakın, şimdi böyle mevzuyu çok uzatmak istemiyorum. Çok soru var çünkü. Ama bu pandémi hastalıklarına da şifadır hacâmat. Çünkü normalde bir kimse pandemiye yakalandığına şüpheleniyorsa, hızda hacâmat olmalı ve o hacâmat, o vücudu yeniliyor, tazeliyor.
Şehâdet, Hacâmat ve Aşk-ı İlâhî
O yüzden belki de Ramazân’da şimdi yorgun düşeriz, bitkin düşeriz, kaldıramayız diyebilirsiniz. Böyle hacâmat olmakta mevzumu da zaten fayda var. Arkadaşlar, kardeşler onların günlerini takip etsinler. İnşallah hacâmat olsunlar. Allah’ım şifa versin herkese inşallah. Trafik kazasında ölen şehîd midir? Hiçbir ibare görmedim. bu konuda trafik kazasında ölen şehittir diye. Bir şey diyemem. Çünkü hastalık var. her türlü hatta devasız olma şartı da yok. Bir kimsenin bir hastalıktan dolayı ölürse şehîd hükmündedir. Bu eyvallah. Ama trafik kazasını hiç duymadım. Bütün azla ilahe illallah deyince kadar mücadele etmekle emr oldum hadîs-i şerefinde. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem mücadelesini haşa yerine getiremedi mi?
Bu hadîs-i şerifi tam anlayamadım. bir kimse ölünce kadar bütün arz la ilahe illallah deyince kadar mücadele etmeli. O yaşadığı sürece sancağı elinde götürdü. O bütün arz la ilahe illallah desin diye son nefesine kadar mücadele etti. O vefat ettikten sonra Hz. Ebu Bekir Ömer Osman Ali Hazret-i Hasan Efendimiz bu mesele de İslâm’ın bütün dünyaya yayılması ve bütün dünyada kabul görmesi için mücadele ettiler. Ara dönemlerde zaman zaman bazı devletler Osmanlı gibi bunu üzerine bir vazife olarak gördüler. Bunun vazife olarak görenler bu mücadelenin içerisinde oldular. Bu bütün bazı cemaatler, tarikatlar zaman zaman bu mücadeleyi kendilerine örnek aldılar. Bu tevhîd mücadelesi, tevhîd mücadele sancağı ortada durur.
Kim o sancağı alır daha ileriye, daha yükseye, daha derine götürmeye gayret ederse o Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz.’nin bu kutlu yoluna hizmet etmiş olur. Allah’ın Kur’ân’ına hizmet etmiş olur. O yüzden bu Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. kendi yaşadığı dönemde, dünyevi yaşantısı yaşadığı dönemde bunu en harika, en güzel şekilde yerine getirdi. Bize bir ölçüdür bu. Bütün Müslümanlara ölçüdür. Hepimiz bu ölçü ile ölçülenmeliyiz ve bütün arz ”Lâ Lâhi İllallah” deyinceye kadar, son nefese kadar mücadele etmeliyiz. Hadislerde geçen bir araya geldiklerinde Allah’ı zikreden ve birbirlerini sevenlere vaat edilen nurdan minberler kıyamet gününe mahşere mahsus ve geçici bir mekan mıdır?
Sonsuz olan cennetle ilgisi var mıdır? Çok çok zikrettiğiniz, öne çıkardığınız bir hadîs-i şerîf olduğu için sordum. Evet, o aslında hadîs-i şerifte mahşer günü der. O hadîs-i şerifte mahşer günü dediğinde sufiler her an mahşeri yaşar. Her an hesabı kitabı yaşar. Sufiler her an mahşeri yaşadığından, her an hesabı kitabı yaşadığından gözünün önünde o mahşer ve gözünün önünde o kutlu nurdan minberlerin hiç kalkmaması lazım. Gözünün önünde. Bakın canım kardeşler, bu mahşer dediğimiz şey, kıyamet dediğimiz şey her an yaşanır, her an görünür. Ve Cenâb-ı Hak âyet-i kerimelerde mahşeri geçmiş zaman olarak kullanmaz genel olarak. Kıyameti geçmiş zaman olarak kullanmaz veya gelecek zaman olarak kullanmaz.
Mahşeri gelecek zaman olarak kullanmaz. O yüzden o dil çok önemli. Kıyamet de mahşer de gelecek zaman dilimi değildir. Kıyamet de mahşer de andır. O yüzden o anı sufiler her an yaşamalı. Çıplak gözle görür gibi yaşamalı hem de. mahşeri beklemenin bir anlamı yok. Allah’ı zikredenler ve birbirlerini Allah için sevenler, toplandıklarında Allah’ı zikredenler, maddi manevi. O mahşer anında o nurdan minberlere otururlar. Oturun Allah’ı devamlı zikredin. Yolda giderken de zikredin ve yolda giderken de zikrederken sizinle beraber zikredenleri ister çıplak gözle, ister kalbinize gelen ilhâm ile görün onları. Ve gördüğünüzde hepsinin de mahşerde toplandığını ve zikredenlerin ayrı bir cemaat, ayrı bir topluluk olduğunu ve zikredenlerin mahşerde zikrullahlarına devam ettiklerini hatta hesaba kitaba dahi duçar olmadan hızla sıratın üzerinden geçip cennet aylarda da zikrullahlarına devam ettiklerini inşallah görün ayağın olsun.
Cümlenizde de inşallah. Hayırlı geceler, günlük itikâfa niyet eden kişi tevhidini bitiremezse, sonrasında tevhidi bitirip mi tekrar tevhide niyet edecek? İtikafa girmeli, yoksa bu yarım bıraktığı tevhide mi devam edecek? Bu yarım bıraktığı tevhide devam edecek. İtikafa girdi 3 saatlik, 5 saatlik, 10 saatlik veya 6 saatlik, 70 bin tevhide niyet etti. Ama saat doldu, 30 bin çekti diyelim ki. Evet, bir ertesi gün yine 5-6 saatlik itikafı yapacaksa yine itikâfa niyet edecek, günlük birini çekecek, ardından tevhide kaldığı yerden devam edecek. Efendim hayırlı geceler size biat etmiştim. Derslerime uzunca bir süre devam ettim ama iki çocuğumun doğması, çalışma hayatımın yoğunlaşması bahaneleriyle derslerime devam edemedim.
Tekrar başlayıp devam etmeyi denedim ama hep yarım kalıyor. Ders aldığım dönemlerdeki halime ulaşamıyorum. Hakkınızı helâl edin, ne yapmalıyım? Efendim derslerime devam etmek istiyorum. Bana bir yol gösterirseniz, duanızı istiyorum. Allah yardımcınız olsun. Yeniden gidin, başınızda bir muhakkak Zâkir kardeşimiz vardır. Onunla biatınızı tazeleyin yeniden. Yeniden derslerinize devam edin. Allah muvininiz olsun inşallah. Bir bayanın adet dönemi bayrama dört gün kala bitiyor ise, son dört gün inşallah, bayrama dört gün kala bitiyor ise, son dört gün inşallah kişi itikâfa girebilir mi? Girebilirse her gün yetmiş bin tevhîd mi çekecek sadece? Ya normalde bir kimse o zaman bu son dört gün eğer muayene zamanı olacaksa o günler itikâfa giremez.
Ama öncesinden niyet edebilir. Son dört gün giremeyeceği için ona göre niyet etsin gün olarak. Hiç olmazsa o gün niyet edip de sonradan dört gün borcu kalmasın. Öyle yapsın inşallah. Bu zamana kadar Allah affetsin hakkıyla sevememişim Allah’ı, Peygamberimizi, Sallallâhu Aleyhi ve Sellemi ve Üstadımı sevmenin yolu fazlalığı yapmak, haramlardan uzak durmak, nafilelerle Allah’a yaklaşmak demiştiniz. Bunları yaparken Allah’a karşı aşk bakışımız nasıl olmalı, sevemedim mi, seveceğim inşallah mı? Ya bir kimse asla tam sevdim diyemez. Sana hakkıyla kulluk edemedim, ya Mabut diyen bir Peygamberin ümmeti olarak biz hakkıyla tam olarak sevemeyebiliriz. Ama bizi bu ümitsizliğe sevk etmesin. Biz sevdikçe sevelim, sevdikçe sevelim, sevdikçe sevelim.
Bakın o sevmenin farzlar, nafileler sevmenin fiili tecelliyatıdır. bir iddiadır ya Allah’ı sevmek, onun fiili tecelliyatı odur. Bir kimse farzlara riayet edecek ki o fiili tecelliyat olsun, elle tutulur, gözle görülür, somut bir delil olsun. O yüzden ama Allah’ı sevmek gönlün işidir, gönlün meselesidir. Peygamberi sevmek gönlün işidir, Üstad’ı sevmek gönlün işidir. Gönlün işidir. Onun sevmenin fiili tecelliyatları döküldüğü haldir. Farzlar, vacipler, sünnetler. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Selamun aleyküm hocam ben soru sormayacağım. Sizden bir şey rica edeceğim. Hocam ne olur kandillerde yaptığınız o güzel dualarınızla sohbeti kapatsanız. İki aydır duanıza hasret kaldık. Cenâb-ı Hak nasip etsin inşallah.
Rabbim inşallah. Duâ da ettirsin. Allah’ımı yesin inşallah. Rabbim muhafaza eylesin. Korusun inşallah. Selamun aleyküm bilerek bilmeyerek yaptığım bütün eksiklik, hata, kusur, noksanlıklardan, yanlışlıklardan ve bütün noksan davranışlardan dolayı Rabbime af ve mağfret diliyorum. Sizden ve tüm kardeşlerimizden özür diliyorum. Hakkınızı helâl edin inşallah. Size olan itisabımın, biatımı, sevgimi tazelemek, yenilemek istiyorum. Bir sorum olacak. Bir insan, bir kişi, bir sûfî bir yola mücadeleye hizmete, söz ve noksanlık olacağı ve dokunacağı düşüncesiyle biraz kenarda ya da geri durması, yoldan dönmesi ve ahdinden dönmesi anlamına mı gelir? Bu düşünceyle hareket etmesi yanlış bir tutum olmuştur.
Efendim çok eksiğim hatarım, kusurum oldu. Sizden çok özür dilerim. Size olan sevgim, inancım, hiç şüphe yok. Hatalarımdan dolayı affınızı sığınıyorum. Bütün kardeşlerimizin biatlerini Rabbim mübarek eylesin. Erkân yiğit. Allah hayır versin. Erkân. Selamun aleyküm hocam. Evde kedi var. Fitresi çıkarmak gerekir mi? Anlamadım. Kediyle mi fitre verildi ki? Selamun aleyküm. Tapduk Emre kimdir? Siz silesi neredenler? Tapduk Emre’nin itikadı hakkında bilgi verebilir misiniz? Bildiğim kadar Yunus Emre’nin şeyhi. Çok fazla bir incelemem yok kitabı olarak. O yüzden teknik ve kitabı olarak fazla bir incelemem yok. Fazla bir bilgim yok. Hakkınızı helâl edin. Selamun aleyküm maddi durumu olmayana fitre vermesi farz mıdır?
Değil. Fitre vermek de farz da değildir zaten. Selamun aleyküm efendim. Geceniz hayır olsun inşallah. Geçen sabah dersimi çekerken bir an için Adnan Karateş abi yanıma geldi. Sonra bana benim yaptığım gibi yap dedi. Sonra bir an bir pencer açıldı ve namazgahtergahında siz sohbet ederken ve Adnan abi her zamanki gibi sol tarafımda da sonra gözlerimi açıyorum dersimi çekiyorum. Rüyam hal mi bilemedim. Canım kardeşlerim rüya yazmayın demiştim. Neden rüya yazıyorsunuz? Selamun aleyküm. Bir dergahta mürşidi Kamil bir yandan derviş yeterken bir yandan da seyri sülükü devam eder mi? Bir dergahta Nâkib Nügabba, Halife Çavuş veya diğer görevliler nelerdir? Bu görevliler seyri sülükte daha üst mertebede olan kişiler mi?
Bir kişinin üstadına mertebesini sorması edepsizlik midir? Hamlılığı mıdır? Hayırlı geceler. Bir kimse zaten mürşidi Kamil olduysa o seyri sülükte belli bir dereceye gelmiştir. Ama benim tasavvuf anlayışım sufilik anlayışıma göre bir kimsenin seyri sülükü bitmez. O yüzden o üstâd da olsa, bir mürşidi Kamil de olsa onun seyri sülükü bitmez. O yol devam eder. Ben yolun sonunun olduğuna inanmıyorum çünkü. O yüzden o kimse hem üstadlığını devam ettirirken seyri sülükü de devam eder. Zaten üstadlığını yapması seyri sülükün içindedir. Veya bir dervişin, nakibin, nikabbanın, çavuşun, zakirin ve hatta dergahdaki bir kimse bir ders alın intisâb etmenin bir kimsenin de seyri sülükün o esnadan itibaren başladığına inanırım ben.
O kimse dervişliğini yaparken dervişlik zaten onun seyri sülüküdür. O yüzden oradaki zorluklara katlanmak, oradaki sıkıntılara katlanmak, oradaki disipline olmak, oradaki kendini disiplin etmek hepsi de seyri sülükün içindedir. Bir dergahda nakîb, nikab, halife, çavuş veya diğer görevliler nelerdir? O derganın hiyerarşik yapısıdır. bir bölgede küçük bir yerde ders yaptıran kimseye çavuş denir. O normalde daha büyük bir bölgede bir şehir komple şehire bakıyorsa o şehirde o kimse zâkir olmuş olur komple şehire bakıyorsa. Çavuşluktan sonra normalde bütün mesela çavuş olan zakirler de vardır, nakîb olan zakirler de vardır, nikabı olan zakirler de vardır. Bu farklı bir nakîb, nikabı farklı kategoridir.
Ama hepsine de zâkir denir mesela çavuş da olsa bir kimse ona zâkir denilebilir. Bunda bir sıkıntı yok. Ama oradaki zakirlikten kasıt bir kazada, bir kasabada, bir şehirde en yetki noktasında duran kimseye zâkir denir. Çünkü nakîb de olsa bir kimse o zakire tahbe olur. Bunda şey olarak bir sıkıntı olmaz. Biz şimdi Şeyh Efendi Hazretleri sağlığında bana birkaç sefer söyledi. Oğlum nakiblerini yaz onların nakiblik icazetlerinde ver diye. Sağlığında bana söylemişti. Ben de dedim ki efendim siz gelin beraber bunu yapalım demiştim. Bu kaldı tabi Şeyh Efendi Hazretleri geldiğinde de yapmadı böyle bir şey. Sonra bana bir daha söyledi bunu. Ben yine efendim siz geldiğinizde kendiniz verin dedim. Kime vereceksiniz?
Çünkü dergan sahibi o evet bir halife bunu yapabilir mi? Yapabilir mi? nakibini nügebba nakiblik icazeti verebilir mi? teknik olarak verebilir hatta nakibini nügebba teknik olarak nakibini nügebba icazeti de verebilir. Bunda bir beysi yok. Ama ben bir şeyh sakin bir şeyh versin. ben ne karışayım gibisinden bunu yapmadım. Şu anda da bizim dergamızda tayin edilmiş bir nakibini nügebba halife yok. İnşallah kendimce niyetlenmiştim. Yeni icazet nameleri yazalım diye. İcazet nameleri yazınca inşallah kardeşlere gerekli olan kimselere inşallah vermeyi düşünüyoruz. Ama bu insanda makam sevgisini çıkarıyor. Bunun tehlikeli bir var. bir kimse nakiblik veya nakibini nügebbalık icazeti aldığında bir makam sevgisi oluyor.
Böyle bir kendini kibirlendiriyor. Kendini bir şey yapıyor. Onu bazı kardeşlerin üzerinde eski dergahta gördüm. Bu böyle dervişleri ne yazık ki şey yapıyor geriye itiyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu mesele de biraz daha temkinli davranmaya, kardeşler adına temkinli davranmaya gayret ediyorum. Ama sonuçta insanlara bir şeyi de hak ettilerse, hak ettikleri şeyi de vermek gerekir. Kim neyi hak ediyorsa Cenâb-ı Hak hepsini de tecellî ettirsin inşallah. Bu görevliler seyri sülükte daha üst mertebede olan kişiler mi? Muhakkak. Normalde bir kimse bir dergaha giriyor, yıllarını o dergahta geçiriyor, mücadelenin içerisinde geçiriyor. Bu kolay şeyler değildir. Bazen ben Cafer’dir, Hüseyin’dir, Adnan’dır bu normalde bizim kardeşlerimiz veya eski derviş kardeşler bizim yanımızda yol alan işte.
Bütün eski kardeşler, kolay şeyler yaşamadılar benimle beraber. Kolay bir hayat yaşamadılar dergâh hayatı olarak. Laflar, dedikodular, baskılar, basılmalar her türlü sıkıntıyı gördüler bizle beraber. E şimdi onlar bu noktada emekleri var, belli bir çileleri var, belli bir halleri duruşları var. Bunlar yaban atılacak şeyler değil. Muhakkak ki seyri sülükte göz önünde bulundurulmamız gereken şeyler. Bakın kıymetli dostlar, dervişlik, kardeşlik, arkadaşlık, dostluk zor zamanlarda çıkar meydana. Bu kolay zamanda çıkmaz. Dergâh yürüyüşü zor zamanlarda çıkar meydana.
Zâkirlik, Nakîblik ve Vefâ
Parasızlık, sıkıntı, baskı, basılmalar her şey havada uçuşuyor. Kolay değildir dervişlik yapmak, dergahda durmak, orada mücadele etmek. Nice arkadaşlar bir iki adım geri çekirdiler kendilerince haklı olarak. Kimisi işini düşündü, kimisi aşını düşündü, kimisi işim bozulur dedi. Şeyh Efendi’ye gittiler, dediler ki bizim işimiz bozulursa Mustafa abim düzeltecek. Bizi iflas edersek, bizim çeklerimizi Mustafa abim ödeyecek. Biz ayrı toplanabilir miyiz dediler. Ayrıldılar onlar Şeyh Efendi’nin sağlığında. Kimisi dedi ki ben basılırsam benim memurluğum yanar, benim evime Mustafa abim bakacak. Ayrıldılar bunlar bizim yanımızdan. Biz o 28 Şubat’ın en böyle ateşli olduğu anda, en sıkıntılı olduğu anda bizim etrafımızdaki çok arkadaş bizi terk etti.
Gittiler kendi nefislerine göre, kimisi evlerine çekildi. Şimdi ben bunları söyleyince ağırlarına gidiyor. Neden söylüyor, onun başına bir şey gelmedi ki diyorlar. Geliydin başımıza bir şey gelmediyse sen de bizim yanımızda duraydın. Sen de bizle beraber hareket edeydin. Sen de bizle beraber basılaydın. Sen de bizle beraber o hadiseleri çekeydin yaşayaydın. Neden gittin evinde oturdun? Neden gittiniz siz Şeyh Efendi’den izin alıp ayrı toplandınız. Evlerde orada burada kendi kendinize kulisler kurdunuz. Kolay bir şey değildir dervişliği yaşamak. O yüzden bütün dervişliğe girince herkes bir seyri suyluk yaşar. Kimisi dayanabilir, kimisi dayanamaz, kimisi katlanır, kimisi katlanamaz. Bir şey yap dersin, yapmak istemez, yapamaz.
Kolay değildir bunlar. Ama önemli olan ben her zaman için söylüyorum yolda durmaktır. Yoldan çıkmak değildir. Rabbim muhafaza eylesin. O yüzden bu bizim eski kardeşlerimiz var ya, onlar her dönemin bir bediri vardır ya, onlar da 28 Şubat’ta bedir ahsabı gibi yan yana diz dize, sır sırta omuz omuza verip mücadele ettik Allah için. Kimsenin nefsi için mücadele etmedik. Cenâb-ı Hak hamdolsun 28 Şubat’ta bütün dergahların kapandı. Bütün her yerde zikrullâh durdu. Bursa’da durmadı. Bayındır’da durmadı. Açık açık söylüyorum. Her yerde ama dergahları kapattılar. Şeyh Efendi’ye dediler ki, efendim baskı var, dersleri iptal edelim mi edin. Şeyh Efendi bana sordu, hatta Ümre’deydik biz. Mustafa Efendi oğlum Bursa’da hiçbir şey yok mu dedi.
Yok efendim dedim. Halükür Bursa’da bizim ensemizde o zaman için boza pişiriyorlar. Bizim Bursa’da hiç zikrullâh 28 Şubat döneminden öncedir, sonrada hiç kesilmedi. Bayındır’da hiç kesilmedi. Şimdi herkes Bayındır’daki Oktay olsun, Nuri olsun, Harun Hoca olsun oradaki kardeşlerimize herkes böyle bunlar ne yapıyorlar diye dönüp bakıyorlar. Hiç kimsenin olmadığı zamanlarda onlar vardı. 28 Şubat’ta herkes bırakıp gittiklerinde onlar dimdik durdular. Bayındır tabii kardeşlerimiz bu noktada önemli. O yüzden Bursa’daki ilk kardeşlerimiz o yüzden bu daire de önemli. Yoldaki mücadeleyi bırakmayan, canla başla mücadele eden, cebinde para yok, pul yok insanların perişanlığınız dağılmışız. Ama biz her daim zikullahlarımızı devam ettik, dirilimize devam ettik.
O kardeşler ben bazen derim ya bizim o eski kardeşlerden birini al bir dergaha şey yap. Evet. o bizim eski kardeşlerimiz var, zakirlik yapan, çavuşluk yapan kardeşlerimiz var. Kal götür bir dergaha onları şey yap. Ver icazetlerin deline orada şeyhlik yapsınlar. Yemin ediyorum çok fazla şeyhten fazla şeyhlik yaparlar. Bugün Cafer olsun, Adnan olsun, Hüseyin olsun, Bayındır’daki Oktay olsun, Nuri olsun, Harun Hoca olsun ve hatta Hacı Erkân olsun. Ders yaptıran müstür arkadaşlar kardeşler var. İsimleri şimdi tek tek sıralamayın burada. Onlar benim nazarımda kırtlar gibiler hepsi de. Onların her birisini götür, bir dergahın başına şeyh yap. Allah onların nefislerini uydurmasın. öyle kolay mücadelelerden geçmediler.
Onlar kolay sıkıntılardan geçmediler. Hala da mücadele devam ediyor. Hala da sıkıntılar devam ediyor. Bizim dilimiz keskin, bizim dilimiz normal değil ki. Biz hak ve hakikat olan ne varsa konuşuyoruz. E konuşunca da bazı yerler rahatsız oluyor. Rahatsız olunca da haydi herkes bir yerlerden bir yerleri harekete geçiriyor. Öyle kolay şeyler yaşanmıyor mu? Allah iyiyesin. Hepimizi iyi yesin inşallah. O yüzden o kardeşlerin de o bizim eski yeni ayrım yapmak istemiyorum. Onlarla beraber çok sıkıntıya göğüs gerdik. Çok sıkıntıya biz yürüdük. Ateşe yürüdük onlarla beraber. o yüzden Allah Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem haddettir. Bedir ashabı ne yaparsa yapsın. Onlara dokunmayın, onlara seslenmeyin demiş ya.
Onların hukukunu özel tutmuş. Onlara dokunmayın demiş, onlara seslenmeyin. sufilik vefadır. O zaman benim gözümden kan akarken beraberdik biz onlarla beraber. Onlarla beraberdik. Şeyhlik, mürşidik, mürşidik onlar ayrı mı mesele? O dostluk, o kardeşlik, o arkadaşlık o ayrı mı mesele? bizim o zaman evimiz basılıyor, polisler kapının önünden ayrılmıyor, evimize giremiyoruz. Böyle günlerdir öyle şey değil. Onların hepsinin de haberleri var. Hepsi de evde nöbet tuttular. Kimisi evimizde kaldı, ondan sonra basılırsak biz basılalım diye. Biz gece yarısı ev boşaltıyorduk. Öyle kolay şeyler yaşanmadı. O yüzden herkes o kardeşlere bu noktada hürmet edecek. O kardeşlerin eksini kusuruna bakmayacak. Dervişliği gider adamın.
Adamın dervişliği gider canım kardeşim. O yüzden bir şey söylüyorlar, kabullenecekler. İlilenecekler, diyecekler ki Cenâb-ı Hak onların özel olduklarına inanıyor. Çünkü ateşin içerisinde büyüdüler hepsi de. Ateşin içinde büyüdüler. Ben bütün o eski kardeşlerden olmaz, bu yürümez, bu gitmez sözü duymadım hiç ben. Daha hiçbirisi bana akıl vermeye kalkmamıştır. Hiçbirisi de. Şimdi adam üç günlük akıl vermeye kalkıyor bize. Şimdi adam iki günlük laf iğne edeceğim diye uğraşıyor. Şimdi insanın normalde Whatsapp’tan bir cevap alamıyor. Soru sordum cevap yok diyor, soru işareti koyuyor bir daha. Bugünün insanı bir tuhaf. Yazıyor rüyayı, bir de öyle yapıyor. Tabiri diyor. Sen otomatik yazacaksın, tabirini de göndereceksin.
Tabi çok önemli. Daha hiçbirisi benim yanımda sözümü kesmez benim. Edeb öğrenecek arkadaşlar onlardan. Öyle la ilahe illallah yürümüyor bu işler. Benim Bursa’ya gelişim 29 yıl oluyor. Bu Ramazân’da şimdi 29 bitcek 30 başlayacak. O arkadaşlar 27-28 yıldan beri benim yanımdalar, 29 yıldan beri benim yanımdalar. Benim kaşımın kalkmasından anlarlar neyin ne olduğunu. O yüzden evet insanların nefislerine hoş gelmiyor. Hatta bazı yerlerde bir ara konuşuldu böyle. Cafer Adnan, Hüseyin Üçlüsü onlardan vazgeçmiyor diye. Evet vazgeçmiyorum onlardan, vazgeçmeyeceğim. Bayındırılarda ne var ki? Sen ne olduğunu gel bayındırılara sor. O Oktay bayındırıda hiç kimse bana inanmazken bana inanmış adam. O yüzden ya Oktay abinin şusu var, diliniz kopar, diliniz kopar, ipiniz kopar.
Yapmayın. Oktay zakirdi, kimse bilmez bunu. Şimdi birisinin zakirliğini almadım onun da onun normalde görev yaptığı yere başka bir arkadaşı mesela tayin ettim. Sesi çıkmadı, hiç kimse bilmez bunu. Şimdi birisinin zakirliğini alacaksın, kenara koyacaksın. Adam dergahı terk eder belki de. Hoş bizim kardeşlerden olmaz öyle bir şey ama bu nefis bu kolay bir şey değil. O yüzden o bayındırın en azından birisi de o kadar da güzel bir şey. O zaman ateşli zaman da bakın Şeyh Efendi Hazretleri bayındırı geldiğinde insanlar bizden fersah fersah kaçıyordu. O kardeşler benim yanımdaydı. Onlar benim yanımdaydı. Benle beraber koşuşturuyorlardı, hizmet ediyorlardı. Her şeyi yapabilirsiniz vefasızlık yapamazsınız.
Bu yok. Sufilikte bu yok. O yüzden vefa diyeceksiniz ki bunlar bir Üstat olarak mı kabul ettin Mustafa Özbaha? Evet Mustafa Özbaha’nın her şeyini kabul edeceksin. Dostuyla dost olacaksın, düşmanıyla düşman olacaksın. Mustafa Özbaha Üstat olarak kabul ettin mi ettin? Sevdiğini seveceksin, sevmediğini sevmeyeceksin. Bizim bildiğimiz yol bu. O yüzden bütün herkes, o eski benim yanımda yolun başından itibaren duran kardeşler, benimle beraber olanlar, onların hatalarının kusurlarını bile görmeyeceksiniz. Onlar şurada şunu yapıyorlar dahi demeyeceksiniz. Ben onların ciğerlerini biliyorum. O yüzden hiç dilinizi bile, dilinizi bırakın kalbinizden dahi geçirmeyeceksiniz inşallah. Peygamber Efendimizin rüyada veya halde yüzünü göstermek istememesi, rüyayı gören kişinin mertebesinin düşük olduğuna mı delal ettirir?
Bu mertebeyi bir sefer silin kafanızdan. Mertebe diye bir şey yok, boş verin. Mertebeyi kafanızda düşünmeyin. Hazret-i Peygamber, salallahu aleyhi ve sellem hazretleri, yüzünü görememiş. Genelde öyle görülür rüyalarda, hallarda. Siz salat-ı selam’a devam edin, sünnetlerini yaşamaya devam edin. Hazret-i Peygamber, salallahu aleyhi ve sellemi görmüşsün ya. Şekline şemaline şeytanın giremeyeceği Hazret-i Peygamber Efendimiz’i görmüşsün. Başka bir atış der ki, beni gören cehennem atışı yakmaz diyor. Kendinize gelin. Allah muhafaza eylesin inşallah. Selamun aleyküm babacığım. Öyle derler gururundan değilim. Dersimi aldınız, her şeyin bitti. Muhtarı dahi göremiyorum. Burnumun ucunu bile göremiyorum.
Sizinle buldum, sizinle göremiyorum. Sizinle göremiyorum. Sizinle göremiyorum. Sizinle göremiyorum. İnşallah Rabbim en güzel, en tatlı tarafa çevirin inşallah. Selamun aleyküm ben T.F. Ferik’ten Hacı Özkan’ın kızı Hatice. Ders almak istiyorum hayırlı geceler. 7-7 çek Hatice. Selamun aleyküm dersi, helallık almadan bırakıp gideni ahirette hesap sorulur mu? Akt’i bozmuş oluyor. Bir kimse bir ders alıyor. Dersi aldıktan sonra bırakıp gitti, bırakıp gitti. Akt’ini bozdu. tek taraflı akt’ini bozdu gitti. Helallaşmadı. örnekliyorum size bir kimse sizinle bir şeyde ahitleşse, sizde helallaşmadan çekse gitse bu hoş bir şey mi? Değil. O yüzden o kimse o ahidini bozduğunda helallaşacak. Dicek ki efendim hakkınızı helâl edin.
Ben mesela başka dergahlardan gelecek olan kardeşler oluyor. Rüyalarını da görüyorlar. Hak, rüyaları. Diyorlar ki daha önce gitmiş olduğunuz dergahlarla helallaşın gelin. Size ancak öyle ders verebilirim. Mesela helallaşıyorlar karşı taraftan hatta zaman zaman onları da duyuyorum. Ya ne kadar iyi bir şeyhe gidiyorsun veya doğru bir yola gidiyorsun. Bizimle helallaşmadan ders vermiyor mu? Hayır vermiyor dediklerinde onlar da hayret ediyorlarmış. evet bunun adabı, erkanı bu. Bir kimse bir tarafla ahitleşmiş, bir tarafla tabiri caizse manevi olarak nikahlanmış. Sen oradan çek git kendi kafana göre. Bu doğru bir şey değil. Gel helallaş. Allah yolunu açık etsin. De ki ben kalbim soğudu sizden veyahut da sizin şu eksikliğinizi gördüm veya şu yanlışlığınızı gördüm.
Ben orayı daha fasüretli gördüm. Allah mübarek etsin. Gel helallaş git. Allah yolunu açık etsin inşallah. Ahirette hesap sorulur mu? Evet. Akitlerini bozanlar için sıkıntılı bir durum. Geçen derste de akitlerini bozanlarla alakalı âyet ve hadisleri okudum. Çünkü sıkıntılı bir durum. Gerçekten sıkıntılı. Zahiren halleri kötü ve üzülüyorum bir şey elimden gelmiyor. Yapacak bir şey yok. normalde onlar kendi kendilerine bırakıyorlar gidiyorlar veyahut da bir şey görüyorlar kendilerince. internette orada burada bir sürü dedikodu iftirâ dolaşıyor ya veya bir şeyler herkes bir yorum yapıyor kendince. Sövüyor, küfür ediyor, hakaret ediyor. Onlara bakıyor millet. ben kötü bir yere gittim demek ki diyor.
Çekiyor gidiyor. Çektin gittin helallaş. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm hocam. Ben Allah’ın günahkar bir kuluyum ama Allah yolunda yürümeye çalışıyorum. Fakat korkuyorum. İbadetlerim Allah peygamber aşkıyla olması güzel. Yoksa Allah’ın azabından korkarak mı yapmak güzeldir? Ben kalben aşkla ibadet etmek istiyorum. Tövbelerim kabul olur mu? Allah razı olsun. Hocam ev sahibimin selamı var. Size saygılar hocam. Bir de evlenmek istiyorum. Helal eş helâl aş istiyorum. Duhanınızı beklerim hocam. Saygılar hocam. Lütfen bekliyoruz. Allah yardımcınız olsun. Muhakkak ki biz sufiler Allah’a sevgiyle yaklaşmak, sevgiyle ibadet etmek, sevgiyle onu zikretmek, sevgiyle ona doğru koşmak isteriz. Bizim yolumuz sevgi yoludur.
Ama velakin korku da lazım mıdır? Ev cevabı lazımdır. Sevmede kemalen erenler, olgunlaşanlar korkularının korkuları da kemalen erer, olgunlaşır. Onların korkularıyla hayvani noktada duranların korkuları aynı değildir. Bir kısım hayvani noktada duranlar ateşten, azaptan, korkarak ibadet ederler. Ama sevenlerin sevgileri olgunlaştığı gibi korkuları da olgunlaşır. Sevenlerin ise korkuları sevgiliden uzak düşmek, sevgiliden ayrı düşmek, sevgiliden perdelenmektir. Biz inşallah sevgiyle yol alanlardan olalım. Inşallah. Aşkla yol alanlardan olalım. İnşallah. Kim tövbe eder geri dönerse Allah onların tövbelerini kabul eder, onları mağfiret eder. O yüzden tövbem kabul olunur mu, olunmadı mı diye şüphe şeytanı bir şüphedir.
Rabbim bizi şeytanı şüphelerin içerisine katmasın inşallah. O yüzden tövbelerimiz muhakkak ki kabul olunmuştur. kabul olunmuştur. Efsabine de siz de selam söyleyin. Evlenmek istiyorsunuz. Allah size helâl eş, helâl iş, helâl aş nasîb eylesin. Her şeyin helalini nasîb eylesin. Cenâb-ı Hak helâl dairede yaşayan, helâl dairede koşturan insanlardan eylesin inşallah. Inşallah. Geçen hafta ders vermiştik bir kardeşe. Allah sizden razı olsun dersimi aldım ve kabul ettim. Rabbim cümlemizin yolunda daim eylesin. Amin inşallah. Bu kardeş nerede ne değildir bizimle inşallah bir irtibata girsin. Onu ben ceptele hunumu da yazayım şimdi.
Tövbe, Virt Değişimi ve Kardeşlik
Ve hatta ben ceptele hunumu yazayım. O kardeş inşallah nerededir, ne değildir bizimle irtibata girerse. Biz onun bulunduğu yerde inşallah kardeşlerle buluşturalım. Onlarla toplansın, zikrullâh yapsın inşallah. Derslere devam etsin. Allah’ın izniyle. Selamünaleyküm müstahdetler. Selamünaleyküm müstahdim ben Ergin Kaplan sizden ders almak istiyorum. İnşallah Ergin kardeş verelim. Allah’ın izniyle ders almak istiyorsan. Ondan sonra sohbetleri dinliyorsun, yol kolay demeyeceksin artık. O yüzden inşallah sana da bir biatlaşma ve ders olarak gönderdim. Cenâb-ı Hak kabul etsin, devamını eylesin. Rabbim inşallah son nefesimize kadar ve ebedi kardeşliğimizi daim eylesin inşallah. Selamünaleyküm hayırlı akşamlar.
Üstadım ben sizden dersi fakat derviş olamayı başaramayayım bileyim. Sorun bir mürîd mürşidiyle zahiri ve manevi olarak nasıl yakınlık kurabilir? Şeyhinin razı olduğu dervişlerden olmak istiyorsa ki bunu çok isteyen biriyim. Hiç hakkım olmasa da bu konuda ne buyurursunuz? Yol belli, dervişlik yolları da belli. Bu noktada bizim durduğumuz yer de belli. Durduğumuz ortam da belli. Bunu yapmak isteyenler canına başla çalışacaklar, gayret edecekler. Yolun adabın arkasına uyacaklar, koşuşturacaklar nerede bulunuyorlarsa. İnşallah bir kimseye yakınlık kurmak isterse yakınlık da kurabilir. Yollar açık çünkü. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler biz böyle içine kapanmış, böyle etrafla bağı koparılmış, sosyal ilişkileri en alt düzeye inmiş bir topluluk değiliz.
Öyle bir şahıs da değilim. Bizim yolumuz açık, her şeyimiz açık. Bakın biz irtibatı kesmemek için, kardeşlerle olan irtibatımızı devam ettirmek için, korona günlerinde Cenâb-ı Hak böyle bir şey nasip etti. Demek ki her şey tasarlanmış gibi, önceden bir ilahi el yordamıyla dizayn edilmiş gibi. Bizde sanki böyle bir televizyon kanalını idare edebilecek kadar teknik ekipmana ve teknik ekibe Cenâb-ı Hak vermiş bize, bahşetmiş. Bir şey başına gelince anlaşılıyor. Ben geçen gün Youtube’dan böyle çok az bir şey, ben kendimi seyretmeyi ve dinlemeyi çok sevmem. Çok az bir şey böyle şey yaptım, baktım Youtube’dan dedim ya televizyon kanallarından kaliteli bir yayın var dedim. Gerçekten televizyon kanallarından daha kaliteli bir yayına sahibiz.
Hamdolsun buradaki teknik ekip olarak arkadaşlar, kardeşler canına başla çalışıyorlar. Kameranın arkasına asıl vazife, iş onlarda böyle devir daim ediyorlar boyuna. İhtiyaçlarını görüyorlar, yazıyorlar, onlarda bir şeyler yapıyorlar. Büyük bir gayret sarf ediliyor. Biz sosyalitemizi sosyal bağımızı koparmayan bir topluluğumuz. O yüzden ben de meydandayım. Herkes meydanda. Hatta diyorum ben bütün arkadaşlara, kardeşlere her perşembe burada görüşmek isteyen kardeşlerle görüşüyorum. korona var deyip de büro mu da kapatmış değilim. Hatta bu ara bazı kardeşler perşembenin haricinde de gelip gitmeye başladılar. Bir şey demiyorum tabi, kimseye de bir şey söylemiyorum ama her perşembe yine ben arkadaşlar görüşmek istiyorlarsa buradayım.
Bunda bir sıkıntı yok. Makul zamanında, makul saatlerde bir problemim yok. O yüzden bu arada da kardeşlere ricadeyim yine. perşembenin haricinde lütfen. Perşembe günü belli. O yüzden normal günlerde benim ticaretim var, benim de normal bir hayatım var. Ben ticaretime devam edeceğim normal günlerde. O yüzden diğer günlerde arkadaşlar mümkünse gelmemeye gayret etsinler. Veyahut illaki telefonda soracağım diye uğraşıyorlar. İllaki telefon açacağım diye uğraşıyorlar. Yapmayın sorularınızı cevap veriyorum burada. Sorularınızı burada sorabilirsiniz. Veyahut illaki telefonda söylemeniz şart değil. Yazabilirsiniz. Bir normalde bib kullanıyoruz kardeşlerle açık açık söylüyorum. Bibden yazabilirsiniz.
Bazı arkadaşlar kendilerini özel görüyorlar. WhatsApp’tan yazacağız diye uğraşıyorlar. Canım kardeşim bütün herkese söyledim. WhatsApp’ı sadece ve sadece yurt dışıyla alakalı kardeşlerle, şey efendilerle, dostlarla kullanıyorum diye. WhatsApp’ı kullanmak istemiyorum. Siz yazınca mecbur kalıyorum cevap yazmaya orada. Lütfen herkes bibden yazsın. Bunu da makul görsün, uygun görsün. Böyle bir şeye karar verilmiş. Neden bu kararı? Hem üstada uyacağız diyoruz hem de kendi kafamızdan uymamak için elimizden geleni yapıyoruz. Bir de yetmiyor bir de iğneliyoruz. o da var. Allah bizi affetsin. O yüzden WhatsApp’ı yurt dışında olanlar. Almanya’da var, Fransa’da var, Belçika’da var, Bulgaristan’da var, İtalya’da var, Hollanda’da var, Amerika’da var, Kanada’da var, Afrika’dan yazan kardeşlerimiz var, Arjantin’den yazan kardeşler var.
Diyeceksiniz ki sen ortaokul mezunusun, dil olarak nasıl problemi çözüyorsun? Hz. Gogul’un çevirisinden ilişkileri götürmeye gayret ediyoruz. O yüzden şimdi WhatsApp’ı komple uluslararası alana açtık. O yüzden kardeşler bibi kullansınlar. normalde bir arkadaşın neden ağrına gider bibi kullanmak? bu kadar mı yurt dışına bağlısınız? Geçen gün bir kardeş bir rüya görmüştü. Amerika bağlı olanlar, bir bayan kardeşi, Amerika’ya seven, Amerika bağlı olanlarla korkanları ayıkla. dergahtan ayıklanacak bunlar bu manada bir rüya görmüştü. Ben de dedim ki bayan da o kardeş, bütün herkes bu rüyanın dağıt dedim. Nereye kadar bu Amerikan sevdası, nereye kadar bu korkaklık? Allah muhafaza eylesin. O yüzden bütün derviş kardeşler benimle irtibata girecek olanlar bibi kullanacaklar arkadaşlar.
Bunlar neden ağrınıza gidiyor bilmiyorum. Bu neden gücünüze gidiyor bilmiyorum. Ben de yok, kur. WhatsApp’ı Kur’ân bir kimse bibi neden kurmaz? Her şeye kafanız çalışıyor, her şeyi kurabiliyorsunuz da üstadınızın sözünü, üstadınızın dediğini mi kuruyorsunuz? Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm ve rahmatullah. Efendim biz Avusturya, Viyana’dan Ahmet Pınarlı’nın kızları Nur Sina Pınarlı. 13 yaşındayım, Rumeysa Pınarlı. 11 yaşındayım. 11 yaşındayım, ikimiz de ders almak istiyoruz. Elinizden öperim, saygılar, sevgiler. Ve aleyküm selam, Viyana’ya selamlar, annenize babanıza da selam söyleyin. 13 yaşındaki olan, sen 11-11 çekeceksin. 11 yaşındaki olan, pardon 12-12 çekeceksin. 11 yaşında olan da 7-7 çekecek.
Allah muharek eylesin inşallah. Selam söyleyin bütün Ahmet, bütün Viyana’daki kardeşlere selam söyle inşallah. Efendim son zamanlarda aklıma takılan bir soru var. Ya şeytân tövbe ederse diye insanların hepsi iyi olur mu, böyle bir şey mümkün mü? Yok onun tövbesi mümkün değil, o mühürlendi. Onun kapısı kapalı. Bugün dudağım kanadı, ağzıma kan tadı geldi ve yuttum kaza etmem gerekir mi? bu normalde kan tadı gelmiş, kanadı diyemiyorsun, bir daha yutma. Sufili tek cümleyle nasıl özetlersiniz? Gözünüzün gördüğü görmediği her şeyden fazla Allah’ı sevmek olarak tarif ederim. Tarih-i aliye ve akrab-i talikat nedir? Tarih-i aliye bütün tarikata intisâb etmiş mensuplar, ta baştan bugüne kadar gelecek olan ve gelmiş ve gelecek olan ehli tarikat ehli.
Akrab-i talikat da bir kimsenin kendi anne ve babasının üstlerine doğru bütün akrabalara. Surata jilet sürmek harâm mı? Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. hiç jilet sürmedi. Hazret-i Ali efendimiz hiç jilet sürmedi. Hasan ile Hüseyin efendilerimiz hiç jilet sürmedi. O yüzden bir kimsenin jilet sürmesini sünnete aykırı olarak görüyoruz. Tarih-i aliye ve akrab-i talikat tarikata bağlı olmayan bir kişinin gördüğü rüyayı ailesine anlatmasına bir sakınca var mıdır? Siz salih kimselere anlatınız diyor hadîs-i şerifte. O yüzden tarikata bağlı da olmasa ailesine anlatması çok uygun değil. İnternetteki rüya yorumları doğru mudur? Hiç bilmiyorum, okumadım hiç onların rüya yorumlarını. O kadar bir zamanım yok.
Eğer doğruysa rüyanın internetten neyi işaretlendirir, öğrenirsek tecellî eder mi? Bilemem canım kardeşim ama rüya tevil ettiği gibi tecellî eder diye hadîs-i şerîf var. O yüzden internetteki rüya yorumlarına da bakmıyorum. Ben internette o kadar da çok dolaşma zamanı olan bir kimse değilim. Genelde sohbet hazırlarım, bir konu hazırlarım veyahut işime bakarım. Bildiğim bir şey değil. Birinin arkasından şöyle evliyâ demek doğru mu? Hüsnüzandır bunda bir sıkıntı olacağına inanmıyorum. Selamünaleyküm. Efendim affınıza sığınarak eğer erkeğin tepesinden tırnağına kadar cerrahı taksa, kadın da bunu ağzıyla temizlese, yine de erkeğin hakkını ödeyemez. İbni Hacer el-heytemi. Cehennemi çoğunlukla kadınlar dolduracaktır.
Kadın aklın ve dinen eksiktir. Tirmizi gibi hadislere dayanarak ve aşağı peygamber efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem bile bir kadınla yetinememiş, biz mi yetinebileceğiz gibi her yönden kadınları aşağılamaya, hor görmeye ve aldatmaya çalışan, kendinden soğutan eşlerimize nedenmeli? Ve de günahın kadını ve erkeği var mıdır? Herkes günahkar. Rabbim affetsin kadının yeri nedir dedikoduysa, kimi erkeklerin ağzının şerrinden Rabbime sınırım? Peki cennet anılarımızın ayakları altında değil midir? Şefkat merhamet Rabbimin lütudur. Yumuşak kalpliyiz affediyiz diye ezilmemiz mi gerekir? Rabbim beni affetsin, Rabbim sizi her daim korusun, başımıza neke eksik etmesin inşallah saygılarımla. Normalde bu hadîs-i şerifi eğer erkeğin tepesinden tırnağına kadar cerrahat aksa kadın da bunu ağzıyla temizlese yine de erkeğin hakkını ödeyemez.
İbni Hacer bunu böyle almış, İbni Hacer’in nakilleri genelde doğrudur ama İbni Hacer şafidir kendisi, şafi fıkhına uygun olan hadisleri almıştır. O yüzden İbni Hacer’i okurken, İbni Hacer el-heytemi okurken buna dikkat etmekte fayda var. Bir, ikincisi normalde bu kadını aşağılamak için söylenmiş bir söz değildir. Aslında bu hadîs-i şerife farklı veçeden bakmak lazım. Bu kadını ululeştiren bir şeydir. Bakın bu kadını aşağılamak için söylenmiş bir söz değildir. Hangi bir varlık eşine böyle bir davranabilir ki? Kadınlar öyle bir yüce şahsiyetlidir ki erkeklerinin cerrahatlerini dahi emebilirler. Bir erkek bir kadını böyle sevebilir mi? Sevemez. Bu kadını yücelten bir şeydir. Öbürkü de cehennemin çoğu kadınlar dolduracaktır.
O hadîs-i şerîf aklen ve dinen eksiktir. Hadîs-i şerifini hiç okumadım ama cehennemi dolduracaktır dediği bir bayram sabahı. Bayram namazını kıldıktan sonra bayanların yanına gidip onlar orada bazı nasîhat ederken bunu söylüyor. O zaman da sahâbe bir kadın kalkıyor diyor ki neden biz cehennemde daha fazlayız Ya Resulallah deyince bakın dikkat edin onun arkası var. Neden biz öyleyiz deyince siz erkeklerinize karşı nankörlük edersiniz diye bir cevap var. Bir şey daha söylüyor. Şimdi iki tane unsur söylüyor orada. Birisi hatırıma geldi onu söyleyeyim. Demek ki bunu yapmayanlar cehennemlik olmayacaklar. O iki ameli işleyenler cehennemlik olacaklar. Meseleyi o açıdan bakmak lazım. Yoksa bu hadîs-i şerifi böyle sadece bir cümlesine bakarsak evet kadınları aşağılamış oluruz.
Ama onun sebeplerini de söylersek aşağılamış olmayız. Günahın erkeğin kadını yok. Bir erkeğin de eşini böyle ezmesi, kadını böyle ezmesi onun daha hayvani noktada olduğunu gösteriyor. Bir erkek eşini üzüyorsa, kırıyorsa, onu incitiyorsa o zaman Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerinin sünnetini terk etti. O zaman Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerinin o konudaki izini terk etti. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri eşlerini üzmedi, kırmadı, incitmedi, dövmedi, hakaret etmedi. Onların hepsini de baş tacı yaptı. Bakın onların hepsini de baş tacı yaptı. Hiç bir tanesini dahi incitmedi. Hatta eşleri onu incitti, o eşlerini incitmedi.
Bakın dikkat edin. O yüzden Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri kadına ehemmiyet verdi, kadına önem verdi. Ömreyi yapamayıp, haccı yapamayıp, ziyareti yapamayıp geri dönecekleri zaman Hz. Zeynep annemizin iştah adına uydu. İslâm’da dinin gerçeğinde Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerinin gerçeğinde kadın önemsiz değildir. Zaten kim kadına önem vermiyorsa o sünnet-i seneyi bu konuda terk etmiştir. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm ve ramatullahu ve berakatuh. Hocam ben manevi bir rüya gördüm. Kimseyi yorumlattıramıyorum. Bana yardımcı olabilir misiniz Allah rızası için? Elimizden gelen bir şey ise eyvallah elimizden gelen bir şey olsun inşallah.
Bir kardeş bir sağlık problemi ile alakalı bir şey söylemiş. Konuyla alakalı inşallah elimizden gelen bir şey olsun. İçinizden okuluyum demiş çünkü. İnşallah elimizden gelen bir şey olsun. Bildiğimiz bir şey varsa paylaşırız inşallah. Diabet iki hastası olan kardeş. Selamünaleyküm başımıza gelen her kötü şey bizim işlediğimiz bir kusur ve harâm yüzünden mi gelir? İkisinin derecesi aynı mıdır? örneğin birinin canını ne kadar yaktıysak bizim canımız da o kadar mı yanar? Tövbe ceza engeller mi? Sizin önünüzde sizin işledikleriniz vardır der. Eğer birisiyle normalde birisinin hakkını hukukunu gasp ettiysek birisine eksik yanlış bir şey yaptıysak gidip onunla helalla kalmamız lazım. Helallık almazsak tövbe ettik ama onunla helallık almadı ki.
Onun bizim üzerimizde hakkı var hukuku var. Bir ne iftirâ attın örneğin onunla gidip helallaşacaksın. Onunla helallaşmadan sen tövbe ettin. Cenâb-ı Hak senin tövbeni kabul eder ama onun helallığını almadın. Ona ayreden ne yapacak? Cenâb-ı Hak onun hesabını senden soracak. O yüzden birinin canını yaktıysan helallık alacaksın ondan. Helallık almadan ölmeyin. Selamun aleyküm.
Nefs İmtihânı, Teslîmiyet ve Leylâ Mecâzı
Allah insana kaldıramayacağı yüklü külmez ayetine istinaden bir kimse bir mürşidi kamile intisâb ettiğinde şeyhinin her söylediğini yerine getirebilecek istidarda sahip ama yapmıyorsa tembelliğindendir diyebilir miyiz? Tembelliğindendir. Normalde biz kardeşlere onların güçlerinin yetemeyeceği bir şeyi kolay kolay söylemeyiz. Allah bizi affetsin. Din belli, Kur’ân belli, sünnet belli. Bir kimsenin eğer güç yetiremiyorsa zaten ona bir şey denmez. Hatta benim tarzımdır. Ben bir arkadaşın kendi kendime topluluğun içerisinde bizim tasavvuf topluluğun içerisinde bir şeyi yapıp yapamayacağını analiz edersim yapamayacağını görürsem kendi kendime ben ona bir iştahı buyurmam. Veyahut ona bir şey söyledim yerine getirmedi.
Ben bir daha ona bir şey söylemem. Veyahut da bir şey söyledim o yerine getirirken ortalığı kırdı döktü. O zaman yine bir daha ona bir şey söylemem. Allah beni affetsin. Bu nefsine uydu veya buna güç yetiremedi derim. Şimdi Cenâb-ı Hak âyet-i kerimede beyan etmiş biz gücü yetmeyen bir kimseyi güç yetiremedi bir şeyi onun üzerine vermeyiz diye. O zaman kullardan gelen de, kulların üzerinden gelen de güç yetebilecek şeylerdir. işte hastalıktır, sıkıntıdır, beladır, nüsübettir bir kimsenin onun üzerine saldırmasıdır, hainlidir, vefasızdır her ne geliyorsa bizim başımıza o zaman. Bizim gücümüz ona yetecek demek ki, onu kaldırabilecek Cenâb-ı Hak bize nefsimize uymama, şeytana uymama açısından bize Allah yardım etsin.
Bu o yüzden o insanlarda istidat var ama onlar istidatlarını geliştirmiyorlar, nefislerine uyuyorlar. O yüzden onu beceremiyorlar, başaramıyorlar diyebiliriz. Selamünaleyküm, geçen sohbetinizde sol tarafımızla Leylâ’mızı, sağ tarafımıza Mevla’mızı alır yürürüz buyurmuştunuz. Buradaki Leylâ’dan kasıt nedir? Leylâ’nızı tanımak isterdik. Sol tarafımız Leylâ’ya aittir, sağ tarafımız da Mevla’ya aittir, öyle diyelim. Aslında herkesin kendince, kendi dairesinde bir Leylâ’sı vardır. Ama hiç kimse Leylâ’nın ne olduğunu kendince düşünmez. Ve herkesin kendincelik bir Leylâ tanımlaması vardır. Leylâ tanımlaması da bildiği kadarıdır. Herkes kendi gönlünde kendi Leylâ’sını taşır zaten. Biz Leylâ dediğimizde herkesin gönlüne, kalbine bir kadın düşer.
Herkes der ki, bir kadın. Leylâ sadece bir kadın değildir. Sureten kadına bürünmüştür. Ama normal herkesin bildiği şekilde bir kadın değildir. Burada biraz böyle mahremiyete girmiş, Leylâ’nızı tanımak isterdik diye. Herkesin Leylâ’sı kendine göre çok muhteşemdir. Öyle bir Leylâ tanımlaması yapar ki, insanlar kendilerince kendi bildikleri kadar Leylâ’sını tanımlarlar. öyle benim Leylâ’m okyanusa kaşını kaldırsa, Nuh tufanı yanında zayıf kalır. Nuh tufanla düçar olanlar, onun kaşının kaldırmasından okyanusun alabarı olmasından karşısında şaşırıp kalırlar. Öyle bir Leylâ ki bakışını göğe yükseltse, göğe doğru çevirse, yıldızlar yörüngelerini karıştırır, birbirlerine vurmaya başlarlar. Öyle bir Leylâ ki gerçek güzelliğinden bir damla dünyaya aksa, dünya sarhoşluğundan ebediyen çıkamaz.
Her daim sarhoş bir şekilde ne tarafa çarptığını bilmez. Öyle bir Leylâ ki kelamını işiten ebediyen kendine gelemez. Öyle bir Leylâ ki bir bakışı, bir süzüşü var ki, o bakışına, o süzüşüne düçar olan aklını, fikrini ondan alamaz, aklını fikrinin olmadığını hükmedilir. Deliler onu görse kendi deliliklerinden sopasını saklar. Öyle bir Leylâ ki mahşere bir damla gözyaşı dökse, bütün mahşer halkı cennetlik olur gidiverir. Öyle bir Leylâ ki o, o bir salına salına yürüdüğünü görsen, kendi yürüyüşün karışır, ebediyen yürümeyi unutursun. Öyle bir Leylâ ki o, senin düşüne gelse, o güne kadar görmüş olduğun bütün düşlerinden vazgeçer, o düşü kendine kendince ağzında pelsenek eder, bütün ömrünce o düşü anlatırsın.
Öyle bir Leylâ ki neresinden bakarsan bak, onun her tarafını görür, kendinden geçer, bir daha asla ayılmazsın. Ve herkesin kendince bir Leylası vardır. Ama herkes kendince kendi Leylasını henüz daha tanımlayamamıştır. Aslında bizim Leylamız ötelerden gelmiş, ötelere gitmektedir. Daha anlatırım da. Biraz daha anlatırsam herkesin. Leylası kafasını kuma sokacak zaten, ebediyen bir daha kafasını kaldıramayacak. Selamünaleyküm bir bayanın itikâfa girmek için adet geciktirici ilaç kullanması doğru mu? Ben fıtrata müdahale edilmesine çok taraftar değilim. Bu tip şeyler bence çok uygun değil. O yüzden bu tip şeylere tevessül etmeyin. İnşallah döneminiz bitince müsait bir zamanınızda itikâfa girersiniz.
Evet. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Bir Allah’a olan aşkımızı ve bağımızı bu artırmanın yolu nedir? Canım kardeşlerim, bunun ancak fiili tecelliyatını söyleyebiliyorum. Bu da nedir? Farzları yerine getirmek, nafilelerle Allah’a yaklaşmak. Bu gönülle alakalı bir şey. Sevmeniz lazım, sevebilmeniz lazım. Devamlı onu zikredip, onunla alakalı kafanızı o tarafa, gönlünüzü o tarafa çevirmeniz lazım ki bu böyle bağ kuvvetlensin. Ve bu da tabii güzel ahlâk olarak da tecellî etsin. Sevin inşallah. Sevmeye çalışın. Tevhîd çekerken de gaflet içinde olunabilir mi? Olunabilir. Her zaman gaflet içinde olabilir. Ama tevhidi tevhidi olarak çekersek o zaman gafletten kurtuluruz inşallah. Tevhidin kalbime iş yediğini hissediyorum.
Bu bende gayretsizlik ve tembelliğe sebep oluyor. Evet bunlar dervişleri aldatan şeyler. tevhide devam edeceğiz. Ne görürsek görelim. Kalbimiz gümbür gümbür tevhidle hemal olsa da biz tevhide devam edeceğiz. Onun tadını, lezzetini muhakkak alacağız ama biz ona devam edeceğiz. Şu an itikaftayım fakat zikrederken azalarım sükun içinde durmuyor. Zikre odaklanamıyorum. Normalden daha fazla uykum geliyor. Bu noktadaki tavsiye ve duanız benim için önemli. Teşekkür ederim. Uykun geldiğinde ayağa kalk oturduğun yerden. Odanın içerisinde dolaş. Değişik hareketler yap. Uykunu dağıt. Git burnuna üç sefer su çek. Abdest olmuş olsan dahi uykunu dağıt. Hareket et inşallah. Üç gündür itikafta olmama rağmen sizi rüyamda çok az gördüm.
Size karşı ve kardeşlerime karşı hata, eksiklik, edepsizlik, küstahlık mı yaptım acaba diye düşünüyorum. Öncelikle sizden ve sizin veselenize tüm kardeşlerimden özür diliyorum ve affınıza saynıyorum. Hakkınızı da helâl etmenizi temenni ediyorum. Geceniz mübarek olsun. Allah mübarek eylesin. Allah yardımcın olsun. Allah daim eylesin. Bizim için hakkımız helâl olsun inşallah. Rabbim korusun muhafaza eylesin. İnşallah iyi olur, güzel olur, tatlı olur inşallah. Allah kabul etsin. Selamünaleyküm. Ben sizi önümde değil yanımda görüyorum. Üstad ile mürid beraber mi yürür? Yoksa mürid üstadın izinden mi yürür? Gördüğün şeyi sen dizayn edemezsin ki ne görüyorsan odur. Yoksa sen kendi kafandan, yok ben arkasından yürüyeceğim diye dizayn edemezsin.
Herkes üstadından anladığı kadar mı yaşar? Bir büyük bir nokta öyle. Anladığı kadarını yaşar insanlar. Selamünaleyküm efendim. Sizi telefon ile ulaşmak ile alakalı edeb adam nasıl olmalıdır? Bir kez aramayı deneyip cevap vermediğinizde bir daha aramamak mı? Yoksa belli bir süre ya da gün sonra tekrar denemek mi dağır olur? Aradığınızda görüşemediyseniz mesaj yazabilirsiniz. aradım, görüşemedim bunu görüşecektim veya görüşecek olduğunuz şeyi de yazabilirsiniz. Telefonunla alakalı üç sefer çaldırdın cevap gelmedi tamam bitti mesele. Bazı kardeşler aradım dönmediniz diyor. Mübarek insanlar geçenlerde yine sildim sildim sildim herhalde yine 1400’e mi indirdim 1300’e mi indirdim? normalde şey yok bir hayli telefonda kayıtlı kardeşimiz var arkadaşımız var. şimdi bu konuda anlayışınıza sığınıyorum.
Bakayım yalan olmasın kaç kişiye indirmişim 1452 kişiye indirmişim. 1452 kişi telefonda kayıtlı böyle gün içerisinde o kadar çok arayan var ki bazen telefona bakmaktan bir iş yapamaz hale geliyor. Bir şey konuşacağız konuşamaz hale geliyoruz. Ben telefonu saklamak gizlemek değiştirmek istemiyorum. Kardeşler bu konuda ulaşsınlar istiyorum. Ama bu noktada bazı kardeşler de aşırı derecede böyle önemli olmayan bir şey aramaya çalışıyorlar. Sizin şahsanızı tevzih ederim bu konuda. Ama arkadaşlar daha anlayışlı davranabilirler. Az önce konuştum Bip’ten yazabilirler ne yazacaklarsa. cevaplarını verebileceğim kadar vermeye gayret ederim. Perşembe günleri buradayım. Müsaade olursam gelip görüşebilirler.
Bunda bir sıkıntı yok. Tekrar aranabilir bunda da bir problem yok. Bir sıkıntı yok bunda. cevap alamadığınızda bir daha aramamam lazım. Böyle bir şey de diyemem. Allah bizi affetsin inşallah. Selamünaleyküm hakkınızı helâl edin bir sorum olacaktı. Ben namaz kılarken ya da sure okurken eksik mi okudum ya da yanlış mı kıldım diye sıklıkla tereddüde düşüyorum. Ve doğru gibi gelse de emin olamayıp yeniden kılıyorum. Bunun sebebi nedir? Tereddüde düşme namazını kıldıysan namazın tamam olmuştur. Namazını bir daha iade etme. Bu seni devamlı şeytanın vesvesesine doğru götürür. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu vesveseye düşme inşallah. Selamünaleyküm bu cahile tövbe etmeyi, duâ etmeyi ve tevhîd fikrini nasıl yapmam gerektiğini öğretir misiniz lütfen?
Estağfurullah insanlar Kur’ân ve Sünnet’i buldular ise, bir üstadı buldular ise onları cahil diyemeyiz. Rabbim muhafaza eylesin. Cahil odur ki ya cahil olduğunu bilmiyordur. Cahil odur ki o kimse Kur’ân ve Sünnet’i bulmamıştır. Îmân etmemiştir. Cahil odur ki Kur’ân ve Sünnet’i bulduğu halde hiçbir şey yaşamıyordur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden cahil sıta üstünde göremem kardeşlerimizi. Rabbim muhafaza eylesin. Tövbe bir daha o günahı işlememektir. O hatayı yapmamaktır. O yanlışlığı yapmamaktır. dil ile Subhanallah ve bihamdihi, Subhanallahil azim ve bihamdiyye estağfurullahil azim deriz. O kimsenin deniz köpükleri kadar günahı olsa kim yüz sefer söylersi Allah onun günahını affeder diyor.
Eyvallah. Ama bunun fiiliyata tecelliyeti o kimsenin bir daha o günaha dönmemesidir. Bu kimsenin hakikate tecelliyeti, tövbesinin de o kimsenin bir daha günahı kalbinden geçirmemesidir, aklından geçirmemesidir. O yüzden Rabbim cümlemizin günahlarını aff-u mağfiret eylesin. Tekrar o günahlara dönenlerden eylemesin. Tevhîd birlemektir. Tevhîd bütün maddi manevi her ne var ise her şeyin Rabbinden olduğuna bakıp teslim olmaktır. O yüzden Allah’a teslim olanlar ancak tevhidin belli bir noktasına dairesine ulaşabilirler. Biz teslim olalım. Allah’a teslim olalım. Önümüze ne getirirse biz ona teslim olalım. Bu teslim olmak demek, mücadele etmemek demek değil. Bir hastalık geldi. Hastalığın ondan geldiğini bilir.
Onunla mücadele etmemiz de emredilmiş. Biz onunla mücadele ederiz. Bu bizim teslim olmadığımızı göstermez. Veyahut da bir trafik kazası yaşarız. Biz deriz ki evet, elimizin bir otobüste gidiyorsun. Otobüste giderken kaza yaptın. Bu senin yaptığın bir şey değil, senin elinin ürünü de değil. Teslim oluruz biz. Bu noktada bir sıkıntı yaşamayız. Kendi kendimize deriz ki ondan geldi her şey. Veyahut da biz yolda giderken kafamıza kiremit düştü. Teslim oluruz deriz ki bu bizim elimizin ürünü değil. Elimizin ürünü olanlardan dersimizi alırız. Deriz ki bu bizim elimizin ürünüydü. Başımıza geldi. O yüzden buradaki önemli olan şey Allah’tan gelen her ne var ise ona teslim olmaktır. Razı makamıdır bu. Allah bizi onlardan eylesin inşallah.
Selamun aleyküm. 670 TL maaşım var. Oğlumun daşları borcu var ve çocukları var. Birlikte oturuyoruz. Ben rahatsızım. Oruç tutamıyorum. Oruç parasını veremediğim için de çok üzülüyorum. Ne yapmalıyım? Sana oruç parası şart düşmez. Rahatsızsan. Ashabdan bir kimse geldi. Orucu eşi ile ilişkiye girerekten Ramazân orucunu bozdu. Yandım ya Resulallah dedi. Yana yana geldi. O da 61 gün tutacaksın dedi. O da dedi ki benim buna gücüm yetmez zaten başıma ne geldiyse bu oruçtan geldi dedi. O zaman dedi tasattuk edeceksin para vereceksin dedi şu Medîne’de dedi şu iki dağın arasında benden daha fakir var mı dedi. Bu sefer Allah Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri bir avuç hurma getirdi. O zaman al bunu dağıt dedi.
Buradan daha fakir bende kim var ki dedi. O zaman götür ehlinle ye Allah’ı tövbe et dedi. Bu hadîs-i şerife ölçü alan hanefiler bir kimsenin parası varsa fidye verir. Parası yoksa fidye vermez hükmüne varmışlar. O yüzden siz zaten 670 lira aylık gelir olan oğlu ile ve onun çocukları ile beraber oturun bir kimsenin fidye verecek durumu zaten olmaz. Daha insanların size zekat vermesi lazım. Allah yardımcınız olsun inşallah. Selamünaleyküm hayırlı akşamlar ben rüyamda sizi gördüm. Cami gibi bir yerde bayanlara sohbet veriyordunuz. Sohbet bittiğinde bayanların ortasından yürüyerek geçiyorken bana baktınız. Üzgün veya karamsar bir bakışınız vardı. Hayırlı geceler. Allah yardımcınız olsun. Cenâb-ı Hak muhendiniz olsun inşallah.
Rabbim en hayırlı yöne çevirsin. Biraz tövbe edin inşallah. Selamünaleyküm. Geceniz nur olsun. Yayın demeye geçenlerden Allah razı olsun. Allah’ım hem harama düşüp hem de kendisini zikreden kullar hakkında şu sussa da beni zikretmese artık gibi düşüncesi olabilir mi? Allah böyle şeyler insan gibi düşünmezse öyle bir şey olmaz. Rabbim muhafaza eylesin. Allah’ı zikretmeye devam edin. Haramları da terk edin. Ümitsizlik de yapmayın inşallah. Selamünaleyküm. Hayırlı akşamlar hocam. Rüyamda askerde intikale gidiyorduk. Yanımdaki arkadaşlarımın hepsinin tek tek şehîd olduğunu gördüm. Ne anlama geliyor? Rabbim inşallah seni de şehitler cümlesine ilhak eylesin. Seni de şehitlerden eylesin. İnşallah. Cenâb-ı Hak şehitlerin yolunda eylesin inşallah.
Evlilik, Muhabbet ve Maddî Sıkıntı
Bir senedir neredeyse her gün farklı rüyalar görmeye başladım. Üç rüya gördüğüm gün bile oldu. Ve hepsini tek tek hatırlıyorum. Bu durumda artık rahatsız olmaya başladım. Beni çok etkilemeye başladı. Cümlem biraz garip olacak ama görmek istemiyorum. Ne yapmalıyım? Allah en hayırlı yöne çevirsin inşallah. Rabbim muhafaza eylesin. Cenâb-ı Hak korusun inşallah. Rabbim en hayırlı yöne çevirsin inşallah. Selamünaleyküm. Hayırlı geceler. İslâm’da cinsel hayatın önemi nedir? Cinsel hayatı düzenli olmayan evli bir erkeğin sinirli olması, işine odaklanamaması gibi sorunlarla sosyal hayatına ve sufiline ne gibi zararları olabilir? Bu gerçekten insan hayatını çok etkileyen bir fiiliyat, cinsel hayat. Tabi en fazla da Müslümanlar bundan sıkıntı çekiyorlar.
Çünkü Müslüman bir erkeğin veya Müslüman bir kadının harama gitmesi, zina etmesi mümkün değil, uygun da değil. Böyle olunca Müslüman kadınlar ve erkekler cinselliği yaşamak istiyorlar. Bunu bir erkek gözüyle baktığında dışarıda her türlü kadını görüyor o kimse. Bir kadın gözüyle de baktığında kadınlar da görüyorlar. Böyle olunca kadınların da erkeklerin de cinselliğe fıtri olarak ihtiyaçları var. İslâm bu ölçüde dört günde bir kadının cinsel ilişkiye girmesi hakkıdır demiş. Kadının penceresinden baktığımızda kocası onunla dört günde bir cinsel ilişkiye girmekle mükellef. Bu mükellefiyeti yerine getiremeyecekse kadının boşanma hakkı doğuyor. erkeğin bir rahatsızlığı varsa, tedavi olması gerekiyorsa o zaman bir tedavi müddedi.
Sonra da eğer yine tedavi müddedinden sonra erkek bunu yapamayacak noktadaysa kadının boşanma hakkı doğuyor. Erkek açısından da baktığımızda erkek de eşinin hadîs-i şerifler muhcibince uygun olduğu zamanları kollaması gerektiğini söylüyor. Ama velakin öbür taraftan da diyor ki erkeğiniz böyle bir şey isterse siz ona tabi olun diyor. Fakat bu böyle tabi olun derken duygusuz, hissiz, sevgisiz, muhabbetsiz bir cinsel ilişki olarak da nitelendirilmiyor. Erkeğin de kadının da birbirinden hoşlanması, birbirine muhabbet beslemesi, hatta birbiriyle güzel sözlerle birbirine davranması, birbirlerine güzel kokması, temiz olması, birbirlerine istekli olması öneriliyor. Böyle olunca cinsel hayatının bir erkeğin de bir kadının da düzenli ve normal olması gerekiyor ki o kimse dinini rahat yaşasın. erkeğin de kadının da namazda zikirde, mürîdler için, dervişler için de namazda zikirde, derste ondan sonra ibadetlerde kadın aklına gelmesin, erkek aklına gelmesin.
Eşler birbirine bu konuda sıcak yumuşak tatlı davransınlar, birbirlerinin gönüllerine hoş etsinler. Ve erkek kadına bakarken, bu noktada erkek için kadın erkeğin leylası ya, leylası ise Cenâb-ı Hak’ın bütün güzel sıfatlarının onun üzerinde tecellî ettiğini düşünerekten kadınla yumuşak tatlı hoş, sevecen muhabbetli davransın. Kadın da erkeğine bakarken Allah’ın muhteşem sıfatlarının onun üzerinde tecellî ettiğini ondan sonra düşünerekten ona da tatlı yumuşak hoş, sevecen ve sevgili davransın. Eğer eşler birbirlerine sevgili, yumuşak, tatlı ve hoş davranırlarsa o ev cennet bahçesi olacağına inanıyorum. Bundan çocuklar da evde negatif bir şekilde etkilenmeyecekler. Herkes mutlu, mesut, rahat bir ev hayatı yaşayacak.
Ama eşler cinselliklerini rahat yaşayamıyorlarsa evet sinirlenecekler bu sadece erkekler için geçerli değil. O aynı şey kadınlar için de geçerli. Sinirlenecekler, hoşnut, hoşnutsuzluk yaşayacaklar, üzerlerindeki tatlılık kalkacak. Bunu tolere etmek kolay bir şey değil. O yüzden erkeğin de kadının da cinsel hayatı normal bir dairede yürüyecek ki evlilikleri de ilişkileri de normal olsun. Eğer erkekler dış hayatları var ise bu evliliklerindeki cinsel hayatın düzene girmesi onun dış hayatlarını da etkilecek. İşiyle odaklanması, etrafla odaklanması hatta işinin de başarılı olması, ticaret yapıyorsa ticaretin de başarılı olması, ikili görüşmelerde başarılı olması erkeğin rahatlamış cinsel aktivitesini yerine getirmiş, psikolojik olarak memnun, mutlu bir kimse çıkacak orta yere ve o kimse hayata mutlu gözlerle bakacak, hayata pozitif bakacak.
Aynı şey kadın için de geçerli. Kadın da erkeğinden istediği hazır tadı lezzeti aldığında o da hayata mutlu bakacak, o da hayata tatlı bakacak, evine ve çocuklarına tatlı bakacak ve etrafını pozitif olarak görecek. Etrafını iyileştirecek, güzelleştirecek, normale sokacak. Bu bütün evli çiftler için geçerli, bütün evli bayan ve erkekler için geçerli. Ve helâl dairede bütün nikahlı insanlar için de geçerli. Öyle söyleyeyim. Çünkü insanların şimdi farklı hayat standartları var. bir evli değil, bir evi paylaşmayan ama arasında nikah olan, ne bileyim normal bir şekilde bunu böyle hayatını devam ettiren hayat standartları da var. Şimdi biz bunu kafamızı kuma gömüp böyle bir hayat standartı yok diyemeyiz.
Ayrı evlerde yaşayan ama aralarında nikah olan, bu noktada da nikahı saklamayan, nikahı örtümeyen ama böyle bir hayat standartında yaşayan bizim anladığımız tabir de değil ama evli çiftler var. Ben onları evli değil bunlar deme noktasında değilim. Nikahlarını kıymışlar, şahitlendirmişler, etrafındaki insanlar biliyorlar. O zaman biz onu evli değil hükmünde göremeyiz. O yüzden bu bütün çiftleri birbirleriyle nikahla, nikahlanmış olan, akitlenmiş olan bütün çiftleri ilgilendiren bir konu. Evinizi cennet bahçesi yapınız ama o evinizi cennet bahçesi yaparken kadınlar da erkekler de cinsel hayatlarına dikkat etsinler. Vücut temizliklerine, ağız temizliklerine dikkat etsinler. Kilo’larına dikkat etsinler.
Bunu açık bir şekilde söylüyorum kimseyi aşağılamak değil. Erkek de kilosuna dikkat etsin, fit olsun, kadın da kilosuna dikkat etsin, fit olsun. Herkes habire habire yemesin. taraflar birbirlerinden göz zevki de bozulmasın. hangi kadın göbeği 10 metre ileride bir erkek ile erkek, hangi kadının gözüne hoş gelir veya göbeği 10 metre ileride hangi kadın, hangi erkeğin gözüne hoş gelir. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri şişmanlığı kendisinden görmedi. Göbeği olan bir sahabeye iki parmağını uzattı bizden değil dedi. O yüzden erkekler de kadınlar da evliliklerini düşünüyorlarsa kendilerince birbirlerine lezzet verecek, birbirlerine tat verecek, fizike de sahip olacaklar. O yüzden fiziklerine de dikkat edecekler.
Kula almamaya gayret edecekler, etlerinin sarkmamasına dikkat edecekler, temizliklerine dikkat edecekler, vücut temizliklerine, vücut kokularına, ahuz kokularına dikkat edecekler. Bunlar çünkü evin içerisinde veyahut da cinsel hayatı çok önemli ilgilendiren konular. Bunlar ayıp değil, bunları konuşmak günah değil. Artık bunlar hadîs-i şeriflerde mevcut olan şeyler, hadîs-i şeriflerde var olan şeyler. Ben bunları böyle cem ederken, anlatırken hadîs-i şerifler benim kaynağım. Hepsini de oturur teker teker hadîs-i şeriflerle de delillendirebilirim. O yüzden eşler birbirlerine sevecen tatlı muhabbetli olacaklar. Cinsel ilişkilerine, hadîs-i şerîf de diyor ki horoz gibi olmayın. Horoz gibi olmak ne demek?
Hemen iki üç dakikada cinsel ilişkini bitirmek demek. Öyle değil. onun keyfini çıkarmak, onun tadını çıkarmak, tarafların birbirlerinden lezzet alması önemli. O zaman lezzet alacaksa, taraflar birbirlerinden tat alacaksa vücut temizliklerine, ahıst temizliklerine, her şeylerine, konuşmalarına, sözlerine dikkat edecek insanlar. işte bir erkek düşün, kadınını iğnelemiş, laf söylemiş, eleştirmiş üç saat sonra aynı yatağa gireceğim diye uğraşıyor. Mübarek insan üç saat önce kadının cılkını çıkardın, ezdin orta yerde, şimdi onunla cinsel ilişkiye gireceğim diyor. Kadın onu daha unutmadı ki kendi kafasından onu hakaret ettin, laf söyledin, eleştirdin, ezdin geçtin onu, üç saat sonra onunla cinsel ilişkiye gireceğim diye uğraşıyorsun.
Bu nasıl bir şey olacak Allah muhafaza eylesin. Aynı şey kadın içinde geçerli. Adamı hiçe saymış, laf söylemiş, küf söylemiş, bir sürü şey söylemiş. Adamdan muhabbet bekliyor, adamdan hoşluk bekliyor. Değil, doğru değil bunlar. O yüzden kadınlar da erkekler de birbirlerine evlerinin içerisinde iğnelemesinler, eleştirmesinler. Herkes haddinin hududunu bilsin, hukukunu bilsin. Herkes birbirine temiz davransın, düzeyli davransın, hoşgörlü davransın, toleranslı davransın. Herkes birbirine muhabbet beslesin, hoşluk beslesin, yüzünü asmasın, yüzünü eğmesin, sert olmasın. mahkeme duvarı gibi bir kadın nesine bakacaksın onun? Mahkeme duvarı gibi bir adam nesine bakacaksın onun? Allah muhafaza eylesin.
Evinize girin, erkekler evlerinize girdiğinizde yorgun olabilirsiniz, argın olabilirsiniz. Ama hiç olmazsa yüzünüze asmayın, mahkeme duvarı gibi durmayın. Hoşgörün, muhabbet edin, evdekilerle sohbet edin, çocuklarınızla sohbet edin, eşinize sohbet edin. Hadi yorgun argın geldiniz, hadi 15 dakika 20 dakika dinlenin, kaylule yapın eyvallah. Hadi bir nefes alın eyvallah. Ondan sonra şakrak olun, o kadın bütün gün seni bekledi, o çocuklar bütün gün seni bekledi. Senin somurtkan yüzüne mi azret herkes? Allah muhafaza eylesin. Aynı şey kadınlar için de geçerli. o erkek eve geldi. bütün gününü yorgun geçirdi, eve geldi, mutlu olacağı yere geldi. Vay çocuklar şöyle yaptı da üstü pas pis içinde, saçlar dağınık, saç sakal birbirine girmiş derler.
Bazı kadınlar var gerçekten ya neredeyse bana yetişecekler sakal bırakmakla. Temizliklerine dikkat edecekler. Bende bıyık var, onlar da da bıyık var. Kendine dikkat edecek. Bunları böyle açık açık söylüyorum, çok açık söylüyorsunuz. Evet açık açık söylüyorum yapmayın. Temizliğinize dikkat edin, kendinize dikkat edin. Eve geldiğinde adamı iğneleyeceğim diye uğraşmayın. Çocukları şikâyet edeceğim diye uğraşmayın. Adamın kafasının etini koparmayın. Tatlı olun siz de yumuşak olun. Siz de evinizi hazırlayın, masanızı hazırlayın, kendinizi hazırlayın. Harika kıyafetlerinizi giyin. Adam vermiş 200 bin lira 300 bin lira neyse elbise almış sana. Dışarı giderken giyiyorsun ya adama giysen onu. Bir de öyle bir şey var bize öyle bir şey öğretmişler. evin içerisinde dahi kadın örtüncem diye uğraşıyor.
Robodan elbiseler giyeceğim diye uğraşıyor. Mübarek insan bu adam dışarıda her türlüsünü gördü. Sen takvâ yapacağım deyip de evin içerisinde robotan elbise giyme. Hele bir de zayıf kadınlar var böyle kilosu az olan kadınlar robotan elbise giymişler. elbise kendisinden bir metre geride ve bir metre önünde bir devasa bir şey girir. Hilkat garibesi gibi evin içerisinde yürüyor. evin içerisinde başka bir erkek olur, başka bir kimse olur, harâm bir kimse olur. Eyvallah bir şey söylemezsin. bunun kocasına giyiyor o kimse veya yatarken kadınlar neredeyse böyle Meksikalılar gibi battaniyle yatacaklar. Mübarek insanlar yapmayın. Bakın yapmayın erkekler içinde yeterli. Yatarlarken nerede en kalın eşofmanları var onları yatıyorlar nasıl yatıyorlar kaşınmıyorlar mı terlemiyorlar mı aklım almıyor bir türlü. o yüzden herkes bu cinsel hayata önem verecek.
Ve erkeklerde kadınlar da şu anda pis eşik psikolojik problemleri cinsel hayatla alakalı. Gerçekten toplumun evliliklerinde veya birlikteliklerinde problem varsa bunun yüzde ellisi değil. Yüzde yetmişi cinsel hayatla alakalı. Bakın yüzde yetmişi bazı ailelerde. Allah muhafaza eylesin inşallah. Uzun oldu ama bu mesele baya böyle sıkıntısı çok insanların bu konuda. Selamun aleyküm hayırlı akşamlar Bayburt’tan selamlar ve aleyküm selam. Efendim geçen sohbetinizde secde sırasında alnının yere değmesi lazım dediniz. Ömer Nasuh bilmenin imalinde sarığın büklümü veya elbisenin bir parçası temiz olmak kaydıyla alınla yer arasına gelirse yerin sertliğini hissetmek kaydıyla caiz diyor bu konuda. Bakın o yanlışlıkla böyle secde ederken geldi böyle onunla alakalı.
Yoksa sarığı bir kimse böyle aldı buraya alnına sardı böyle sarık sarmak bu. Bu alnına sardı bu secde olmaz. Ama diyelim ki sarık saran kimseler bu sarığın sarkıntısı var ya bu geldi önüne secde etti bundan bir sıkıntı yok. Alnını sarıkla sararsa bu alnını da sararsa bu alnını sarıkla saran bir kimse secde toprağa veya secde ettiği yeri hissetmesi mümkün değil. Hayırlı akşamlar canım kardeşlerim rüya yazmayın lütfen. Bu terleme ile alakalı bana sen yazıydın değil mi ben ona bakamadım. bu terleme ile alakalı bakamadım vaktim olmadı özür dilerim hakkınızı helâl edin. Salim de yazmıştı bana inşallah en kısa zamanda bakmaya gayret edelim. Kendimde fark ettim ki hikmetleri seviyor ve üzerinde derinleşmek istiyorum.
Hikmetler üzerinde nasıl derinleşmem gerekir bunun için duâ eder misiniz Allah razı olsun. Biz her peygambere kitapla beraber yanında bir hikmet verdik diyor. Hikmet sünneti resulullahdır. O yüzden bunda derinleşmek Kur’ân’ı sünneti Resûlullah üzerinden yaşamaktır. Bir kimse ben hikmete ulaşmak istiyorum derse sünneti Resûlullah’a sımsık yapışması gerekir. Kur’ân’ı Kerim’i Hazret-i Muhammed Mustafa’nın çizgisinde yaşamak gerekir. İnşallah öyle olun. Sebepleri görerek sonucu nasıl analiz ederiz? Her sebep belki de sonuca götürmeyebilir. O yüzden sebepleri analiz ederiz ama sonucu bu olacak diye kesin bir hüküm koymak biraz sıkıntılı. Sebepleri analiz etmek de kendi olayın kendi içselliğiyle alakalıdır. siz bir hastanın hastalığı sebepler dairesinde analiz edebilirsiniz ama sonucuna bir şey diyemezsiniz.
O yüzden ama sebepler dairesinde analiz etmek mümkündür.
Sebep-Sonuç, Hikmet ve Çocuk Terbiyesi
Bununla alakalı tıp ilmi lazım yalnız. Örnek. Dini bir meseleyse o zaman din ilmi lazım. Dinin içerisinde fıkıhla alakalı o zaman fıkıh ilmi lazım. Bunun gibi. Hak rızasını en çok celbeden nedir? Sufiler buna sûfî vaktin çocuğudur. Sözüyle cevap vermişler. Biz rızayı her an kollamaya çalışırız. Cihat edilecek bir zaman gelir cihat ederiz. Cihat ederiz. O esnada rıza ondadır. Vaktinde kılınan namazdır o esnada vaktinde kılınan namazdır. Biz zikrullahdır, zikrullahdır vaktindedir. O yüzden sûfî vaktik olur. Bu vakitte ne yapmamız gerekir der. O vakitte onu yapar. O yaptığı şeyde de hakkın rızasını umar. Teslim olmuş kalp gönül nasıl bir kalptir? Başına gelenlerden şikayet etmeyen var gücü ile hakkın rızası için koşturan kimsedir.
Allah’a ortak koşmak ilmen yakın ve aynel yakın, hakkel yakın olarak açar mısınız? Allah’a ortak koşmak birinci derecede bir kimsenin şirke düşmesidir. Sıfatlarının üzerinde şirke düşmesi, varlığının vahdaniyetinin üzerinde şirke düşmesidir. Bunun aynel yakını da fiiliyatta Cenâb-ı Hak’ın sıfatsal tecelliyatını görmemektir. Hakkel yakındaysa bütün her şeyi ona ait aldığını görmektir, Allahu alem. Hadîs-i şerifleri yaşamak istiyorum fakat okuduklarımı unutuyorum. Unutmamak ve yaşamak için sizden duâ istiyorum. Bana duâ eder misiniz? Allah razı olsun. Âyet-i kerime de siz bildiklerinizle amel ederseniz Allah sizin bilmediklerinizi öğretir diyor. Siz önce bildiklerinizle amel etmeye başlayın. Cenâb-ı Hak sizin bilmediklerinizi öğretecek değişik vesilelerle.
O yüzden unutmanız da inşallah geçecek. Selamünaleyküm efendim. Eşimle evlendiğimiz vakit mehir olarak umre ziyareti ahtemiz oldu. Umre haç gibi ziyaretten mehir olur mu? Hayırlı akşamlar. Ömre ve haç olarak mehir kabul edilmez hanefiye göre. bir ömre karşılığında seni nikahladım diyemeyiz. Bunun için normalde bir ömre ne kadardır? Ramazân ömresi 1100 dolar, 1200 dolar veya 1300 dolar, 1400 dolar gidebileceğiniz normalde bir Ramazân ömresi. Normal ömreler 1000 dolara kadar gidiliyor herhalde değil mi? Salim bir bilgi var mı? O civarlarda. onu paraya bağlarsanız 1000 dolar gibi olabilir. Namazdan sonraki tevhidleri toplu çekilebilir mi? Toplu çekilebilir biz arkadaşlara, kardeşlere bu konuda çalışanlar, iş yapanlar, ticaret yapanlar, müsait olmayanlar.
Bunu şeyden sonra toplu olarak çekebilirler. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun aleyküm. İtikahtar lafz-ı celal. Dört gün ne kadar çekeceğiz? Teşekkür ederim demiş. Eğer dört günlük itikâfa girdiyse bir kimse ilk üç gün zaten kelime-i tevhîd çekecek. Eğer peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemle alakalı, salallahu aleyhi ve sellemle alakalı bir şey görürse dördüncü gün salavât-ı şerife çekecek. Zaten beşinci güne bir şey kalmıyor dört günlük itikahtar. Geçen hafta, selamun aleyküm efendim, geçen hafta artık gözünüz açılması lazım dediniz. Bana da duâ edin. Bunun için Allah bana da nasip etsin. Bir de maddi manevi çok sıkıntıdayım. Duâ buyurun. Geçen akşam peygamber efendimiz evde bize duâ ettiğini gördüm.
Bakın şimdi ben rüya yazmayın dediğim halde o kimse rüya yazıyor buraya. Söz dinlemiyorsunuz. Neden yazıyor biliyor musunuz? İllaki peygamber efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini gördüğünü beyan edecek. Bu bir psikolojik saplantı. Hem diyor ki bana duâ edin hem de diyor ki rüyada peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri geldi evde duâ etti. Ne dersiniz siz şimdi? Arkadaşlar nefse uymayın. Ne yapayım şimdi bu arkadaşın ben dersini mi alayım şimdi dinlemediği için? Ya. Yazmayın demiş yazma kardeşim. İtaat et. Allah iyiyesin cümlemize inşallah. Efendim hayırlı akşamlar. Eşim çocuklara sözel ve fiziksel şiddet uyguluyor. Sonrasında pişman oluyor ama çocuklar tartıştığında tekrar aynı şeyi yapıyor.
Ben ilgilenirim sen müdahale etme diyorum. Ama sorunun olduğunda denemeyeyim tekrar bağırıyor. Bu durum da işime nasıl yardımcı olabilirim? Bu durum bizim aramızda geliyor bazen. Benim nasıl davranmam daha iyi olur. Uygun olur hakkınızı helâl et. Babanın çocuklarına terbiye etmesi hak ama babanın çocuklarına fiziksel ve sözel olarak şiddet uygulaması doğru değil. O yüzden babalar evlerinde çocuklarına fiziksel şiddet uygulamasınlar. Nasîhat etsinler anlatsınlar anlatsınlar anlatsınlar. Bu bir ikincisi bir de çocuk ya sonuçta birbirleriyle oynayacaklar, gülüşecekler, bağırışacaklar, çağırışacaklar, güreşecekler, dövüşecekler. Çocuk sonuçta bir de bu korona günlerinde çocuklar dışarıda çıkamıyorlar, enerjilerini de atamıyorlar.
Babalar bu konuda biraz daha toleranslı davransınlar evlerinde. Selamünaleyküm. Selamun Efendim. Öyle yazılmış. Selamun Efendim. Sorun biraz uzun olacak hakkınızı helâl ediniz. Tahsillerin ve bilgelerin temsil ettiği şekliyle akıl yoluyla elde edilen bilgi, yaşamın gerçek ve hakiki anlamını inkar etmektedir. İnsanlığın büyük bir bölümü ise bu asıl hakiki olan anlamı akla dayandırılmamış bilgide görmektedirler. Akla dayandırılmamış bu bilgi de inançtır. benim dünyanın 6 günde yaratıldığına, Meleğe ve benim aklımı kaybetmediğim sürece kabul etmeyeceğim her şeye duyulan inanç. Tolstoy’un İslâm Peygamberi Hazret-i Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ile ilgili kayıp risalesi kitabından alınmıştır.
Tolstoy’un sözünü etti. Benim aklımı kaybetmediğim sürece kabul edemeyeceğim her şeye duyulan inanç bölümünde yazının demek istediğini, Allah’tan gelen her şeyi bilim, mantık ve akıl yönünden sorguladığımız ve bu sorgulamaların bilimsel ve akli yönünden sonucuna göre kabul ettiğimizde hakiki ve gerçek manada inanmış ve teslimiyet göstermiş olmalıyız. Sorular 1. Bir kimse Allah’tan geleni sorgulamadan, tam teslimiyet gösterdiğinde, kabul ettiğinde ve hayatında tatbik ettiğinde gerçek manada îmân etmiş sayılır mı? Evet. 2. Gerçek manada inanmak Allah’a yaşlanmayı nasıl olur bir kimse? Nasıl bu yolda olur? Gerçek manada inanmak ve Allah’a yaşlanmayı herhalde yaklaşmayı olacak galiba. Burası yaşlanma, ben olduğu gibi okuyorum.
Yaşlanmak deyince Allah’a yaklaşmak herhalde, yazım hatası olarak görüyorum. Nasıl olur bir kimse, nasıl bir yol alır? Allah’ın kendisine yaklaşılmasını emretmiş, kendisine yakın olunmasını emretmiş, kendisine koşulmasını emretmiş. Bunun yolunu Kur’ân ve Sünnet ile anlatmış. Kur’ân ile ayetleri ile anlatmış, bu ayetlerin açılımını olan Sünnet seneyi ile anlatmış. O yüzden nasıl olur dediğimizde hep o hadisi kutsizi söylüyorum. Veya gibril hadisi nedir? îmân nedir? İslâm nedir? İhsan nedir? İhsan nedir? Allah’ı görüyormuşcasına yaşamaktır. bu hale varmaya çalışmaktır. 3. Cennet ve cehennemin birbiriyle zıt kavramlar olduğunu söyleyebilir miyiz? Eğer söyleyebilirsek de akıl ve inanç kavramları birbirine zıt kavramlar mıdır?
Akıl ve inancı birbirine zıt kavramlar olarak koymak istemeyiz çünkü Kur’ân-ı Kerîm’de o akıl sahipleri der. O zaman akıl bizim için geçerli bir şeydir. Akma aklı ilahlaştırmak, îmân etmiş akıl bizim için geçerli akıldır. Îmân etmiş akıl bizim için meth edilmiş, kabul edilmiş akıldır. Îmân etmemiş akıl bizim için problemli akıldır. Allah bizi affetsin inşallah. Selamun aleyküm ben Polatlı’dan Sena Koca, 12 yaşındayım. Ders almak istiyorum. İnşallah 12-12 çek sen de dersini. Allah iyi etsin inşallah. Allah yardımcınız olsun inşallah. Bir insan sürekli eşinin telefonu yüzünden tartışma çıkarır, iftirâ atar. Bir erkek bu durumda ne yapar? Bu telefonlarla alakalı mesele bütün belli bir eğitim, belli bir, bu acı bir şey olacak ama belli bir eğitim, belli bir kültür, belli bir terbiye dairesine gelmeyen ailelerde büyük sıkıntı. nasıl bir kadının telefonunu kurcalamak bir erkek için, bir erkeğin telefonunu kurcalamak bir kadın için gerçekten sıkıntılı bir durum. eşler birbirlerine güvenmeleri, birbirlerine inanmaları lazım.
Birbirlerinin açığını, gediğini araştırmamaları lazım. Eş olmanın önemli kaidelerinden birisi bu. bir kadın erkeğin uyuduğunu veya telefonu masada unuttuğunu, telefonu meydanda bıraktığı zamanı kollayacak, hemen gitsek telefonunu açacak adamın, oradan bakacak kimlerle görüştü, kimlerle konuştu diye. Bu gerçekten kadın içinde, erkek içinde bu durum benim nazımda alçaltıcı bir şey. Gerek yok buna. bir kadın, bir erkek eşinden bir şey öğrenmek istiyorsa, otursun ondan öğrenmek istediğini öğrensin. Bunun dışında bir şey gerek yok. Bir de kadınlar da erkekler de evlilikleri dairesinde birbirlerine karşı sorumlulular. bir kadın eşinin erkeğinin telefonunu alacak kimlerle görüştü, kimlerle görüşmedi, kimlerle konuştu, kimlerle mesaj attı, bakacak ona göre mi hareket edecek evde ona.
Oysa insanlar birbirlerine karşı sorumlulukları belli dairede, birbirlerine karşı olan davranış biçimleri belli dairede herkes eşlik hukukunu, haddini hukukunu belirlerse o dairede davranırsa bir sıkıntı çıkmaz. ben her iki tarafında birbirlerinin telefonların kurcalanmasını, bir şey araştırmasını çok uygun görmüyorum. Bunu böyle, çok özür dilerim ama seviyenin düşüklüğüne bağlıyorum. Allah muhafaza eylesin inşallah. Selamun aleyküm. Eşim çok iki yüzü. Dışarıdaki hali evde üçte biri yok çocuklara ve bana sözel rencide ve toplumda bu mu devam ediyor, ne yapmalıyım sizi takip ediyorum. Allah razı olsun. Bu toplumun büyük sıkıntılarından birisi de bu. Ailelerdeki en büyük problemlerden birisi bu.
Kadınlar da erkekler de. Bir bakıyorsunuz erkek dışarıda çok olumlu, çok pozitif, herkesi toler edebiliyor, herkesi dinleyebiliyor, herkesi bu noktada saygılı, iyi davranıyor. Eve gittiğinde canavarlaşıyor sanki adam. başka bir kimliğe, başka bir kişiliğe bürünüyor. Ve aynı şey kadın için de yeterli. Kadın komşusuna karşı çok toleranslı, annesine babasına kardeşlerine, etrafına karşı o kadar toleranslı, böyle sevgi pıtırcığı ama kocasına ve çocuklara gelince sanki canavar ruhlu bir kadın oluyor evde. Allah muhafaza eylesin. Bunlar evlilik sürecini baltalayan, evlilikleri bitiren şeyler. Bunların böyle neyse sebebi eşler birbirine oturup ya bak sen bir misafirliğe gittiğimizde misafirlere karşı çok hoşsun, çok iyisin, etrafına karşı harikasın ama beynine ve çocuklarına gelince çok agresifsin, çok sıkıntılısın.
Nedir bu sıkıntı, nedir bu problem diye konuşmalı. Aynı şeyi mesela bir kadın erkek için de söylemeli. Ya iş yerinde veya çalıştığın ortamda gayet mülayimsin, herkesle iyi geçiniyorsun ama eve gelince barıt fıçısı gibisin. Bunun sebebi ne diye? Normalde insanlar bunları sorgulamalı, birbirleriyle konuşmalı, sohbet etmeli, bu problemi halletmeli. Allah muhafaza eylesin inşallah. Birinin gönlünü yapmaktan kastedilen mana nedir efendim? Bunun yolunu nasıl bulabilirim? Teşekkür ederim. İnsanı birinci derecede, birinci dairede etrafında insanlar vardır. üstadır, annesidir, babasıdır, eşidir, çocuklarıdır, kardeşleridir, böyle yakın dairede olanlardır. Biz gönül yapalım. O yüzden onları bu noktada incitmeyelim, kırmayalım, üzmeyelim, gönül yapalım.
Böyle bunları ince düşünelim. Erkek kadın değişmez, gönül yapalım etrafımızdaki. yeğenimizdir bizim, gönül yapalım. Kardeşimizdir, gönül yapalım. Eşimiz birinci derecede gönül yapalım. Çocuklarımız Kur’ân Sünnet dairesinde gönül yapalım. Hepsini biz bunu Kur’ân Sünnet dairesinde yapalım. Bizden harâm bir şey istiyorlarsa biz yapmayalım, itaat etmeyelim, gönül de yapmayalım harâm şeylerde. Ama helâl dairede biz gönül yapalım inşallah. Efendim bilmekle ilgili âyet ve hadisler mevcut. O kalemle öğretendir. Alak 4. İnsana bilmediği şeyleri öğretti. Alak 5. Kim bildiğiyle amel ederse Allah-u Teala o kimseyi bilmediklerini öğretir. Hadîs-i şerif. Bu konuda âyet-i kerime de var. Allah’ı bilme yolunda öğrettiği her bilginin zahirde ameli bir karşılığı var mıdır?
Ve bunun yolu mu aranmalıdır? Fiziksel olarak bir karşılığı olmayan bilgilerin ameli nasıldır? Bilmekle alakalı her şeyin fiziksel de ameli vardır. Bunun fiziksel tecelliyatı olmayan hiçbir şey yoktur. Her bilginin fizik kuralları üzerinde fiziksel bir tecelliyatı vardır. Bunu böyle bilin ve bunun fiziksel yolunu bulun. Bakara 239. ayetinde geçen bilmedeniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah’ı zikredin emrinin işaret ettiği farklı bir amel tarzı var mıdır? Bütün bunları bakarak amel nedir? Bilmediklerinizi öğreten Allah’ı zikredin Allah’ı zikredin ve bilmediklerinizi öğretin. Bir şey bilmiyordun. Cenâb-ı Hak sana değişik vesilelerle öğretti. Onlara karşı o öğrettiği öğrendiğin bir şey tecellettir.
Fiziksel olarak kendi üzerinde, etrafında tecellettir. Ve böylece iyi amellerle kendini süsle. Amel nedir? Bizim fiiliyatlarımızdır. Efendim ibadetlerimi ve günlük yaşamdaki sorumluluklarımı yerine getirirken kendimi sürekli zamanla yarışıyor ve asla zamana yetişemiyormuşum gibi hissediyorum. Bu zamanda maddi ve manevi olarak olumsuz etkileniyor. Bu noktada zamanı nasıl yönlendirebilir ve hayatımızı daha verimli hale getirebiliriz. Vaktin çocuğudur sufiler. Öyle derler ya. O yüzden biz zamanla yarışmıyoruz. Biz kendi hayatımızla yarışıyoruz. Biz kendi hayatımızda yaşıyoruz. Bizim yapmamız gereken şeyler var. Onları yapıyoruz. Zamanla yarışmak bu ağır bir tabir. Zaman Allah’tır çünkü. Allah’la yarışılmaz.
Biz bu vakitte ne yapmamız gerektiğini yapalım gerisinden sorumlu değiliz. Allah iyiyesin inşallah. Selamun aleyküm. 2.5 yaşında kızımız var. İlk zamanlar bizimle beraber namaz kılmayı, zikrullâh yapmayı çok severdi.
Dergâh Vefâsı ve Münâfık Hâli
Son zamanlarda ben namaz kılmayacağım veya 3 tefit vururken ben yapmayacağım diyor. Herhangi bir şekilde zorlamıyoruz. Nasıl davranmamız uyuyoruz? Zorlamayın. Siz devam edin aynı şekilde yapmaya. Hayatınızı böyle dizayn edin. Namazda, zikirle, tövbeyle, Allah’ın izniyle inşallah ve inşallah o da görecek, aşına alacak, alışacak inşallah. Hocam selamun aleyküm. Ateist arkadaşlarım var. Benim de kafam karışıyor. Allah neden her şeye hakim ve gücü yeterken bizi sınava tutuyor? Neden yeni arkadaşlarım, haşa egosunu mu tatmin ediyor diye dalga geçiyor? Aklıma takıldı. Sonuçta Cenab-ı Hakk’ın her şeye gücü, kudreti yeter. Bütün mükavenatı, sevk ve idare ile alakalı. Ama bizim cüz’i irademizi serbest bıraktı.
O yüzden biz cüz’i irade de serbest. İmtihanın sırrı da bu. Selamun aleyküm efendim. Kişi sağlığında, üstadının yanında durmamış. Hatta şöyle 2000 ömresinde üstadı ve derviş kardeş arkadaşları aynı grupla gelmeyip, sonra üstadının oteline ziyarete gelip, üstade o kişi çıktıktan sonra bana, oğlum görüyor musun? Bizi beğenmiyorlar, biz de gelmiyorlar. Sonra üstadı vefat edince dergahın üç önde gelen abilerini de beğenmeyip ve hasta, hatta hiçbir rızakilik çavuştuk mertebeleri olmayıp, biz üstadımızı çok severdik deyip vefat eden üstadın dergahını ayakta tutmaya çalışmak ne derece doğru? Bunları konuştuğumuz zaman arkadaşlar sıkıntı çıkarıyorlar, problem çıkarıyorlar. o geçmişteki arkadaşlar. Yapacak bir şey yok. normalde zaten kör ölür badem gözlü olurmuşlar.
Meşhur bir ate sözü bu. Ne yazık ki Şeyh Efendi’nin sağlığında, Şeyh Efendi’ye gerekli ihtimamı göstermeyenler, Şeyh Efendi’ye gerekli sevgi, saygı, bağlılığı göstermeyenler, Şeyh Efendi vefat ettikten sonra kıymetlendirdiler. Bu kıymetlendirme de kendi nefislerinden kaynaklandı. Kendi kendilerine böyle bir yol çizdiler. Ben hatta bazen diyorum, diyorlar Şeyh Efendi’nin zakiri var nerede? Kim diyorum ben? filanca düşünüyorum düşünüyorum. Ya diyorum tanıyorsam o kimse zâkir değildi diyorum ben. zâkir olmuş. Kim zâkir etmiş diyorum ben? Rüyasında görmüş diyorlar. Allah Allah diyorum ya. Bunlar iyice işin yolundan çıkardılar. Veyahut da örnekleyeceğim şimdi bunu. Şeyh Efendi vefat edinceye kadar Bursa’nın zakiri bu fakirdi.
Eşinin Bursa’nın zakiri varmış mesela. Duydum onu. Allah Allah dediler ki Bursa’nın zakiri. Kim tayin etmiş onu dedim zâkir olarak. Böyle kaldı. Ben o kardeşini, vallahi bilmiyorum dedi. Dedim ya Şeyh Efendi vefat ettikten sonra onun yerine bir kimsenin şey olması lazım ki onu zâkir tayin etsin, çavuş tayin etsin, bir şey tayin etsin. E bu yok. kimin adına zâkir tayin ettin? Eğer birisi onu zâkir tayin ettiyse o şeyhlik yapıyor demektir. Çıksın delikanlı gibi şeyhliğini ilan etsin. Ya X ağabey onu zâkir tayin etmiş. O zaman X ağabey şeyh oldu ki onu zâkir tayin etti. Bakın bir şey vefat ettiğinde vefat edinceye kadar kime ne dediğiyse o haktır. Vefat ettikten sonra mesele bitmiştir. Bir başkası onun adına zâkir ve çavuş da tayin edemez.
Bu doğru değil. Hem diyecekler ki biz Şeyh Efendi’nin bıraktığı yerdeyiz. E bıraktığı yerdeyseniz o zaman onun tayin etmediği bir zakiri nasıl zakiri kabul edeceksiniz? Onun tayin etmediği bir çavuşu nasıl çavuş tayin edeceksiniz? Kim sizi zâkir etti? Kim sizi çavuş etti? Şimdi isim konuşacağım abes olacak. filanca kimse. Kardeşim o Şeyh Efendi’nin sağlığında çavuştu. Nereden zâkir tayin ediyor? O Şeyh Efendi’nin zamanında kimisi çavuş bile değildi. Nereden zâkir tayin ediyor şimdi o? Ama acı olan bu. Allah muhafaza eylesin. Söyleyecek laf yok. Ben kendi nefsim için konuşuyormuşum gibi zannediyorlar. Alakası yok. Ben Şeyh’ime sağlığında yapabildiğim kadarla hizmetimi yaptım. Bitti vefat etti.
Birileri de öyle demiş. Şeyh Efendi’nin şeyhliğine laf söyledi. Kimsenin şeyhliğine ne laf söyleyeyim? 18 yıllık nervişlik hayatımı mı çöpe atacağım kendi kafamdan? Olur mu öyle şey? Ben onu şey sadece soru soruldu. Dedim ki elinde zahiri icazeti yoktu. Vardı diyen var mı? Vardı diyen varsa çıkarsın. Koyuşsun. Biz görmemişiz diyelim. 18 yanında durduk. Evine de hamdolsun elimizi kolumuzu sallaya sallaya girip çıktık. Kendi yaşadığı evinde bu fakirin odası vardı. Bu oda senin dedi. Caminin yanındaki evin alt katı bana aitti. Hatta benim kimliğimi istedi, fotoğrafımı istedi. Bunun yarı hissesini senin üzerine yapacağım dedi bana. Ben istemiyorum efendim dediğimde emrediyorum sana dedi. Kimliğinin fotokopisiyle fotoğrafını gönder bana dedi.
Ben gönderdim. Ne yaptığını bilmiyorum hiç sormadım bile. Beni ilgilendirmiyor çünkü. öyle bir yakınlığımız vardı. Dergatta hiyerarşik olarak kim Zâkir, kim Çavuş, kim Nakip, kim Nugabba hepsini biliyorum. Hepsini biliyorum. Sonradan bir sürü Zâkir türedi, bir sürü Nakip türedi, bir sürü Nugabba türedi. Hepsi de boş. Allah muhafaza eylesin. O yüzden Şeyh Efendi’nin o zamanı biliyorum ben. O grubun içerisinde ben varım diye beni bahane ederekten gelmediler herhalde. Ben öyle düşündüm. Ya da böyle sonradan ben ilk önce öyle düşündüm. Sonradan biz Mahir’le gidiyoruz diye. Mahir’in organizasyonunda problem var diye gelmediler. Başka bir organizasyonla gittiler. Tabii Mahir’in organizasyonunda sıkıntılar çıkıyor diye gelmediler onlar.
Sonra başka bir yerle gittiler. Sonra geldiler, ziyaret ettiler Şeyh Efendi. Şeyh Efendi bu yorumu yaptıysa o zaman ben şimdi Şeyh Efendi’nin yanında hizmet eden benim görevlendirdiğim o zaman evet meseleyi toparladım. Resmi tamamladım. Hizmet eden evet ben seni şimdi toparladım. o olmayacağına göre, Abdülkâdir olmayacağına göre sen evet o sensin. İsmini açıklamak istemiyorum şimdi. Sana da laf söyleyebilirler. Ondan sonra sen evet bizim Seyyid Taş dediydi filanca kardeş hizmet etsin diye evet o sensin. Onu ancak sen duyabilirsin çünkü. Ömre’de onu normalde onu duyacak olan bir bizim Seyyid Taş vardı bu sözü analizi duyacak olan bir bu fakir vardı. Benim yanımda söylemedi böyle bir şey. Onun senin yanında söylemiştir evet tamam.
Babam vefat eden Allah rahmet eylesin. Oradan meseleyi yakala. Başka kimse değil çünkü. Ömre’de Şeyh Efendi’yi hizmet eden. Tabii son o ömre’de hizmet eden senin. Evet Medîne’de de Mekke’de de. Çok iyi hatırladım şimdi daha da toparladım. İsmini söylemeyeyim. İsmini söylersem senin adına ismini yazmadığından dolayı söylemiyorum. Allah iyiyesin inşallah. Ne yazık ki öyleler evet. Onlar ama hep uzaktan sevdiler ki zaten. Hiç yakın durmadılar. Ya Ulu Camide görüyorlardı. Ulu Camide daha yanına gelmiyorlardı. Esnaflıklarına, paralarına, pullarına, dükkanlarına bir şey olur diye Allah muhafaza eylesin. Aman geçin ya. Selamünaleyküm efendim ben Abdülhamid Başkaya. Dokuz yaşındayım babam ve annem sizin dervişiniz.
Ben sizden ders almak istiyorum. Ellerinizden öperim. Yedi yedi çek inşallah. Allah yardımcın olsun. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamünaleyküm Kadir Gecesini Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bilir miydi ne zaman Kadir Gecesi olacağı bu Kadir Gecesi her sene ayrı günde mi oluyor yoksa sabit mi? Değiştiğine dair çok rivayet var ama rivayetlerin büyük bir çoğunluğu son on gün de arayınız demiş ve son on günün içerisinde de yirmi yedinci günde büyük bir ihtimal olduğu söylenmiş. O yüzden sabit değil ama yirmi yedinci günü Kadir Gecesi niyetiyle ihya ediyoruz. Selamünaleyküm efendim bazen sabah uyandığımda ya da gün içinde bir anda iç sıkıntısı çöküyor. İçime konuşmak istemiyorum. Bir garip oluyorum.
Ergenliğimden beri bu var bende çözümleyemedim. Tevhidi devam et. İç sıkıntısı olduğunda hemen La ilahe illallah’a devam et. Hemen abdest al. Hemen tevhide devam et inşallah. Selamünaleyküm istidadının bozuk olması ne demektir? İstidat nasıl bozulur? Bir kimse istidadını bozmak şudur. Bunun bir fıtri yönü vardır. Bir de hem akli yönü vardır, duygu yönü vardır. Fıtri yönü nedir? Erkek olarak doğmuşsun. Erkek istidadındansın. Kadınlaşmaya başlıyorsun. Bu fıtratla mücadele etmek, fıtri istidadını bozmak. Allah muhafaza eylesin. Bunun akli yönü vardır. Cenâb-ı Hak seni îmân üzerine yarattı. Îmân üzerinde tamam etti. Sen o kalbi ve akli olarak o fıtrattan, o istidattan uzaklaşıyorsun. Bunun normalde istidadının bozulması, istidatının bozulması insanın bu.
Allah hepimizi İslâm üzerine yarattı. O yüzden biz İslâm üzerine gittiğimiz müddetçe istidadımız düzelir. İslâm üzerine gitmediğimiz müddetçe de bizim istidadımız bozulur. Cenâb-ı Hak istidadını bozanlardan eylemesin inşallah. Üstadım Risale-i Nur okumamızı istemiyordunuz diye biliyorum. Hayır, asla böyle bir şey söylemedim bugüne kadar. Sen duydun mu hiç? söylediysem dahi o yanlış anlaşılmıştır. Risale-i Nur ile alakalı hiçbir problemim yok. Risale-i Nur okunulacak diye bir kaide söylemedim. Risale-i Nur okunur. Neden okunmasın? Risale-i Nur’u okumayı bıraktım demiş. Ben bırakmanı da istemem. Öyle bir şey yok. Ben sadece Risale-i Nur’larla alakalı işim yok. Risale-i Nur’ları okuyanlarla alakalı.
Onlara diyorum ki Risale-i Nur size bir üstadı gidip intisâb etmenizi, bir üstada bağlanmanızı veya kalbinizi harekete geçirmesine gerektiğini söylüyor. Siz üstadı dinlemiyorsunuz diyorum. O yüzden Risale-i Nur okuyun. Risale-i Nur okuyanlar Allah muhafaza eylesin. Meseleye ilmi ve teknik olarak vakıf olurlar. ben şimdi Süleyman Demirel gibi yapmayayım. onun normalde, biz Bayındır’dayken bizim Bayındır’daki yeni Asya grubundaki kardeşler giderlerdi onun yanına. böyle gittiklerinde, Risale-i Nur külliyatının önünde onlar ağırlarmış. Onlar söylüyordu bize. Hatta oradaki abilerden birisi dedi ki senin üstadından daha büyük velî o dedi. Süleyman Demirel ile alakalı. Ben o yüzden onlardan soğudum.
Dedim ki Mason bir adamı benim üstadımdan daha faziletli görüyorsunuz dedim ben. O yüzden. Yoksa Risale-i Nurlarla işim yok. Bütün bu noktada Risale-i Nur, ehli tarikatlar, cemaatler, hiçbirisinde Kur’ân ve Sünnet tarihisinin olduğu müddetçe bir lafım olmaz. Ama bunun için değilim diyenlerle alakalı sıkıntımız var. O yüzden o Risale-i Nur okuyan, o yeni Asya ekibe yıllardır hep Süleyman Demirel’in peşinde koştular. Onları eleştiriyorum ben başka bir şey değil. Veyahut da bir müddet sonra Fethullah Gülen cemaati çıktı orta yere. Onlar da biz Risale-i Nur’un içinden çıktılar. Biz de Risale-i Nur’u izledik dediler. onlar da, ben önce tahsil etmedim, bir sürü şeylerin içerisine girdiler. Veyahut da sonun parçası okuyucular çıktı, yazıcılar çıktı, Zehra grubu çıktı.
Bir sürü şey çıktı içinden ve bunlar o içinden çıkanlar, o topluluklar benim nazarımda doğru bir dairede gitmediklerine inanıyorum. Yoksa sıkıntım yok. Risale okurken çokça bilinçleniyordum. Rabbimi tanıyordum, tanıdıkça seviyordum. Sıkıntı yok. Oku. Şimdi Mesneviden Rabbimi daha yakından tanımaya çalışıyorum. Size intisab ettiğim için de çok mutluyum. Sonuçta benim arkamda bir Üstadım var diyebiliyorum. Ama bu Risale boşluğu ibadetlerime yansıdı. Bu konuda yapmam gerekeni tam olarak söylerseniz çok sevinirim. Sürçülisan ettiysem affola. Hiçbir sıkıntı yok. Risale okuyabilirsin. Bütün kardeşlerimiz Risale okuyabilirler. Bu noktada sadece sana değil, okuyan kardeşlerimiz de var zaten. Onların hiçbirisini Risalelerle alakalı engelleme noktasında değiliz.
Allah iyilsin inşallah. Cabir Radı’l-Allah’ı andan nivaet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Ümmetimin sonunda suret değişikliği, iftirâ atmak ve yere batıp kaybı mı olayı olacaktır. Bunların gerçekleşmesine önce zalimlerden başlanacaktır. Selamun aleyküm efendim. Geceniz hayır olsun. Bu hadise Edeb-ül Müfret’te okudum. Edeb-ül Müfret’te okudum. Buradaki yere batıp kaybı mı o ifadesi nedir? birden yok olacaklar onlar. Ama bu kıyam şeye yakın olacak. Âhir zamân, Mehdi ala Resul’un olduğu zamanlara yakın gelecek bu. bunlar olmaya başlığında Mehdi çıktı çıkacak. Hatta çıktığı zamanlar da olabilir. bu süreçte bir suret değişecek. normalde o insan suretindeyken, yolda giderken onun örneğin yüzünün domuz sureti olduğunu değiştiğini görecekler.
Veya domuz sureti gibi olacak. Eve gidecek, aynaya bakacak kendini domuz sureti görecek. Bir insan görecek bir domuz sureti görecek. Şimdi sufiler bunu uyanık olmanız artık rüyayı uyanıkken görmeniz lazım dediğim şeyler bunlar. Sufiler şimdi bunları kendi manevi hallerinde yolda giderken görebilirler. Bunu yalnız böyle bir müddet sonra önce bunu rüyasında görür talim olarak, seyri sülükte sonra bunu canlı olarak görmeye başlar. O kimse mesela karşısındaki örneğin yalan söylüyorsa telki suretinde görür onu. Veya hatta o kimse diyelim ki böyle çok affedersiniz başka şeyler yapıyorsa onun suretinin değiştiğini görür. Ama sonra da burada sufiler seyri sülük kesin aslında burada kaybederler. o kimseyle selamın sabahı keser, o kimseyle görüşmeyi keser, o kimseye asar bir tarafa bu değil.
Onun öyle olduğunu gördüğü halde Hazret-i Peygamber’den sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden biz daha büyük müyüz mü? O asmadı. İnsanların hakikatini gördüğü halde münafıklıklarını bildiği halde ve münafık olduklarını bildiği halde ve Hüseyfetül Yamaniye münafıklar listesini verdiği halde onları o topluluğun içerisinde tuttu. Bu bir derstir.
İftirâ, Âhir Zamân ve Resul Sevgisi
O yüzden bir sûfî seyri sülük kesin aslında münafığın münafık olduğunu, kafirin kâfir olduğunu, Müslümanın Müslüman olduğunu, müminin mü’min olduğunu, dervişin derviş olduğunu ama kalbine gelen ilhâm ile ama bunun bir düşü rüyasında ile ama bunun bir üstü açık göz ile görür buna normalde katlanır, sabreder. İşin hakikatteki sabır da budur. Sen onun ne olduğunu bilirsin, ne olduğunu bildiğin halde sabredersin, onun yüzüne söylemezsin, ona bir şey demezsin. Hemen hadîs-i şerîf gelir Allah gayri islami olan kimselerle de, günahkarlarla da, fasıklarla da, mürtetlerle de, kafirlerle de dinini sağlam ettirir, dinini hizmet ettirir. Onu aklına gelir, onu kalbine gelir susarsın. Hatta o böyle münafıktır sana yardımcı bile olur.
Sen dersin ki Allah bunu şimdi eşya gibi, çekiş gibi, bir testere gibi, bir şey gibi kullanıyor, hizmet ettiriyor sana dersin. Bunu idrak edersin. O yüzden normalde o suret değişiklikleri manada yaşanır, bu zahirde de yaşanacağına inanıyorum. İftirâ atıyorlar şimdi. normalde gerçekten Ümmet-i Muhammed ne acı bir şey, çok iftiracı. O kadar iftirâ atıyorlar ki. biliyor bilmiyor bir kimse. hadîs-i şerîf var ya, duyduğunu söylemek sana yalan olarak yeter. O kadar iftirâ atıyorlar. Bu basın yayında, ondan sonra bu internet ortamında o kadar çok iftirâ var ki. Mesela benim üzerimde ben kendi kendime bir bakıyorum bana söylenenlere, diyorum ki ya mahşerde bunların benimle helallaşması çok zor. Hiç mi mahşer düşünmüyorlar diyorum.
Hiç mi mahşer düşünmüyorlar? örneğin adam oturduğu yerden yazıyor, diyor ki Osman Gâzî Belediyesi’nden geçiniyor. Ya gittin Osman Gâzî Belediyesi’ne dilekçe ile müracaat ettin, Mustafa Özbağa verilen bir para pul bir şey var mı diye sordun. Olmadığının da beyanını aldığında nasıl iftirâ atıyorsun? Ama atıyor. Neden? Çünkü kendisi Osman Gâzî Belediyesi’nden nemalanamıyor şu anda. Oturuyor Osman Gâzî Belediyesi’nden nemalandığımızı. İftirâ atıyor adam. Ve bunu normalde kendisi Büyükşehir’den alıyor ya nemalanıyor ya kendisi Büyükşehir’den nemalandığı için Büyükşehir’i söylemiyor. Nereye söylüyor? Osman Gâzî Belediyesi’nden nemalanamadığı için Osman Gâzî Belediyesi’nden söylüyor. Diyor ki Osman Gâzî Belediyesi’nden nemalanıyor.
Ya bir yerden bir nemam olsa da yüreğim gam yemez ha. Ama iftirâ atıyor ve herkes de o iftiranın arkasına koşuyor. Hiç kimse Mustafa Özbağa sormuyor. Demiyor ki ya Mustafa Özbağa Osman Gâzî Belediyesi’nden sen bir kuruş aldın mı? Örneğin bir kuruşunu yedin mi? Örneğin. Bunu sormuyor hiç kimse. Osman Gâzî Belediyesi’nden bir sefer girdim içeri. Bir sefer belediyeden içeri. O da bundan yıllar önce çarşıda esnaflık yaparken oradaki esnaflar bana ricada bulundular. ne olursun beraber olalım bir heyet olalım buradaki isteklerimizi söyleyelim. Onların ricası ile gittim. Mustafa Dündar ile görüştüm orada. Bir sefer belediyeden içeri girmiştim var. Mustafa Dündar’ın döneminde de ve daha öncesi döneminde de. 30 yıldan beri Bursa’dayım.
Osman Gâzî Belediyesi’ne bir sefer gittim. Bir sefer içeri girdim. Ama ve lakin adam gazetesinde gazete denilen şey neydi belirsiz orada bir şey yapmış. internetinde adam Osman Gâzî Belediyesi’nden geçiniyor diyor her yerlere de haber yaptırıyor. Herkesler de onu okuyor herkes de öyle inanıyor. Nasıl helallaşacak ya? İftirâ insanlar dediği diz boyu. O yüzden bu âhir zamân elameti. Hangi birini susturacaksın? Susturamıyorsun. Adam birisi de Allah rızası için kalkıp da telefon açıp sormuyor ki siz şöyle mi yaptınız böyle mi yaptınız diye. O yüzden iftirâ dolu ve zalimleri de Cenâb-ı Hak Mehtal-i Resul gelince o zalimleri batıracak bu zalimlerin içerisinde alimler var. Şeyhler var, siyasetçiler var, medyacılar var.
Hele o medyacılar var ya yalanı yanlışı iftirayı böyle birbirine içine katıp insanları yayınlayanlar hesap veremeyecekler. Allah muhafaza eylesin. Mahşeri görseler dillerini koparırlar söyledikleri için ama mahşere imanları da az ki herhalde istedikleri gibi iftirâ atıp konuşuyorlar. Allah cümlemizi affetsin. Selamünaleyküm. Bir buçuk yaşında kızım var ve doğduğundan bu yana kalabalık bir ortama girse saatlerce ağlıyor. Eve biri gelse rahatsız olur. Ne yapmamız lazım? Hamilelikle alakalı olabilir. Anne hamileyken ona. Anne karnında rahatsızlıklar yaşamış olabilir. Çok sesten, çok gürültüden, değişik sıkıntılı hallerden. Ondan olabilir. İnşallah düzelir. Zaman içerisinde yavaş yavaş alıştırın inşallah.
Hude’de ben Eyshan on yaşındayım ders almak istiyorum. İnşallah yedi yedi tarif etsin annen baban. İyi akşamlar, hayırlı sohbetler hocam. Nişanımda bana nişanlım üç bilezik taktı. Ailem de üç bilezik taktı. Bu bileziklerin üzerine nişanlım düğün günü bir üç adet daha bilezik takacak. Ailem de nişanlı taktıklarını tekrar geri alıp takacak. Ama bende şu anda altı bilezik var ve seksen gramı geçiyor. Ve takıldığı günden bir yıl geçti. Zekat vermem gerekiyor mu? Evet. Nişanda takılanlar senin uhterinde çünkü. Sana takıldı, sana hediye olarak takıldı. Sana ait bunların zekatını vermek de sana adi. Yoksa nikahlandıktan sonra mı geçerli benim zekat vermem? Hayır onlar borç değil. O yüzden sana takılmış, sana hediye edilmiş.
Bu noktada bir yıl geçmiş vereceksin. Salim gülüyor burada da ben de gülüyorum. Kadınlar için sıkıntılı bir şey. Kadınlar böyle altının kenarından kesene böyle parmaklarını kes. Daha iyi. Allah’ın yiyesin. Düğün günü takan kişiler geri alıp tekrar takacak. Kimisi zekatı vermen gerekir diyor. Kimisi nişan bozulsa geri vermek zorunda olacağım için tamamen senin sayılmıyor diyor. O zaman senin sayılmıyor diyorlarsa o zaman borç vermişlerdir sana. O zaman borç vermişlerdir sana. O zaman borç vermişlerdir o zaman. Böyle bir şey olur mu ya? O zaman herkes sana borç verdi. Borç hükmüne sokacaksın, vermeyeceksin o zaman. Mesela örnekliyim. Nişanlığına soracaksın. Bu normalde borç olarak mı taktın? Yoksa bunlar bana hediye olarak mı taktın?
Anneni babana soracaksın. Bunu borç olarak mı verdiniz bana yoksa hediye mi ettiniz? Hükmü belli. Hükmü belli. Bu konu sebebi ne? Ne yapmamı tavsiye edersiniz? Gelsin, ses konuşsun sıkıntı yok. İstediği ses gelsin. Problem yok. Elimde 1973 basımı Doktor Litvi Doğan’a ait Kur’ân meali var. Onu okuyabilir miyim? Bir bilginiz var mı? Yok canım kardeşim. Ben Elmalı’yı meali olarak okuyorum. Onu da eskisini okuyorum. Meali olarak okuyacaksam. Allah beni affetsin. Selamünaleyküm efendim. Bir ablanın sorusu size sormamı istedi. Ben Şafi’yim. Sabah namazının farzının ikinci rekatının rikosundan sonra okunması gereken konut duası olduğunu öğrendim. Şafi’yi kitabındaki konut duası biraz uzun ve farklı.
Sabah namazında okunması gereken konut duası. Ed az sünnetlerden olduğu için okunmayınca Seyif Seycesi gerekiyor. Deniyor. Ben konut duasını bilmiyorum. Ezber edene kadar da zaman alacak. İçim çok rahatsız. Konut duası yerine okunabilen başka bir duâ var mıdır? Rabbana atina fü tünya hasenaten vef ilahireta hasenaten ve ganaza benar. Rahmetike ya erhamer rahimin. Rabbana fi li ve valideye vel mimine. Yemekum el hesap. Rahmetike ya erhamer rahimin. Selamun aleyküm. Bir sohbetinizde eskiden mesnevi okumak için Üstad’tan izin alınır diyordunuz. Benim de evimde okuyup anlamam için izin verir misiniz? Bütün kardeşlerimiz mesnevi okuyabilirler. Bu noktada bir sıkıntı yok. Anlayamadıklarını sorabilirler.
Ne işin içinden çıkamadıklarını sorabilirler. Sorabilme imkanı var şu anda çünkü. O yüzden bir sıkıntı yok. Selamun aleyküm efendim. Sizi çok özledim. Fitre alan kimsinin bunun için iki rekat namaz kılması gerekir mi? Hiçbir fıkıh kitabında böyle bir şeyle rastlamadım. Allah yardımcınız olsun inşallah. Efendim af buyurun geçen perşembe yetişememişti zaman o yüzden cevaplayamamıştınız soruları. Eyvallah. Selamun aleyküm. Hakkınızı helâl edin. Hiç ihtiyaç molası vermeden dört veya beş saat nasıl dayanıyorsunuz Allah’a emanet olun inşallah. Oruçluyorsunuz bir de Rabbim korusun muhafaza eylesin. Hamdolsun Allah bir güç, bir kuvvet veriyor. Gerçekten şeker aslında insan normalde tuvalete ihtiyacı da çok oluyor ama zikrullâh da ders de genelde şeker çok böyle üç yüzün üzerine çıkmıyorsa bir sıkıntı olmuyor.
Allah’a emanet ol, Allah bir gücü veriyor. Bütün kardeşlerin duası bereketi bütün kardeşlerim bu noktada, hamdolsun. Ben duasına bağlıyorum onu benim kendimle alakalı bir şey değil. Rabbim cümlemizi korusun muhafaza eylesin inşallah. Selamun aleyküm. Efendim Allah ve Resulünü sevmek ve kendimi daha yakın hissetmem için ne tavsiye edersiniz? bu böyle gönlünüzü akıtın o tarafa doğru. Sadece kuru ibadet böyle fiziksel olarak ibadet bu yetmez. Bir kimse belki de bu böyle tabirimi hoş görün bir sevgilisini sever gibi veya bir arkadaşını sever gibi başlayabilir yolu. O yüzden Üstad sevgisi Allah sevgisine bir basamaktır. Çünkü Allah sevgisi bu dairede böyle somut bir sevgi değil, soyut bir sevgi olarak geliyor. işte farzları o hacipleri yerine getirecek bu işin somutlaşması.
Ama velakin Üstad’ı sevmek biraz daha soyut ve somutluğu içinde de bulunduruyor. o kimse onun dediklerini yapacak hemhal olacak, onunla yol koşacak. Böylece Allah sevgisine antrenman gibi öyle söyleyelim. Cenâb-ı Hak iyi eylesin cümlemizi inşallah. Selamünaleyküm. İhtiyaç sahibi bir kimseye borç verdiğimizde eğer borcunu geriye ödeyemiyorsa o parayı zekata sayabilir miyiz? Bunu eski fıkıh kitaplarında hanefilere göre bu zekata sayılmaz diye ibare var. Sonradan gelenler buna yeniden iştahat etmişler bu borca sayılabileceğine dair. Ama mesela el ihtiyara gidip baksanız veyahut da dürer dürere gidip baksanız veya el hidayeye baksanız, ibnabidine baksanız bunlarda bu ibareyi bulmanız biraz zor. Ama sonradan gelen hanefi fıkıhçıları buna iştahat etmişler yeniden.
Demişler ki bu borçlar zekata sayılabilir demişler. O yüzden bunda bir beis yok. Hele bu korona günlerinde gerçekten esnafların işi sıkıntılı, insanların işi sıkıntılı belki de borçlu olanlara zekat vermek veya borçlu olanlarına karşı böyle zekata saymak daha makul olabilir. Ama burada mesela şuna önem vermek lazım. Bir kimsenin örneğin sermayesi yerinde. Adamın iki, üç trilyon, dört trilyon, beş trilyon sermayesi var. Ve o adam kalkıyor şimdi birisinin on lira, yirmi lira, otuz lira borcu var. Oradan düşeceğim diye uğraşıyor. Ya canım kardeşim sen bunu yapma. Sebep buradan bir açık kapı buldun diye güldür güldür o kapıyı kullanma. Sen kalkıp da alacağını böyle zekata sayma. Sebep senin halin vaktin yerinde, senin durumun yerinde, sen normal zekatını ver.
Senin onda alacağın varsa evet senin onda alacağını beklemen, onun alacağını sabretmen sana her gün sevap çünkü. Bir de işin bu tarafı var. Bir kimse yok yok su zaten. O adamın zaten parası yok, pulu yok, bir şey yok. İflas etmiş, perişan olmuş. Ondan sonra sıkıntılı. O kimse senin bin lira, iki bin lira onda alacağın var. Bırak geç ya onu zekata say. Eyvallah. Ama sen devasa bir adamsın. Bütün borçları sen alacağına say. Eee? Eee? Ticaret yaptın karın da olsun zararın da olsun. Bence Allah bizi affetsin. Bakın fıkhın olarak borcu sayabilir mi? Evet. Hali vakti yerinde olanlar. Tasadduk edin siz onları zekata saymayın madem öyle bir şey yapacaksınız. Evet. Hali vaktin yerinde, gücün kuvvetin yerinde, durumun yerinde adam iflas etmiş.
Örneğin. Ticaret yapmışsın. Makul bir paraysa çağır yanına. Canım kardeşim al şu çekini. Senin bana borcun yok de. Bu büyük bir fazilet. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Üstad dervişi vefat ettiğinde cenazesine katılır mı? Onu kabire kadar uğurla. Mümkünse müsaitse yapar neden yapmasın diye. Normalde beraber yol yürümüşler, beraber kardeşlik, arkadaşlık yapmışlar. Bunu arkadaşlar bazen dervişler dedikodu yaparlar. örneğin o gün sohbet var veya birisine bir şey söylemiş. Sözleşmiş, akit yapmış. O gün birisinin cenazesi oluyor. Ona gidemiyor. Zengin olsaydı onun cenazesine giderdi. Bunlara da gerek yok. Soru iki. Mübarek Ramazanın son on gününde sizin söylediğiniz gibi 70 bin tevhîd inşallah yapmaya çalışacağız.
Az yiyeceğiz. Lütfen başka yapmamız gereken zorunluğu ne varsa paylaşır mısınız? İnşallah yapmaya çalışalım. Allah sizden razı olsun. Kimseyi kırmayın, üzmeyin, incitmeyin. Allah’ı zikredin. Orucunuz büyü. Tamam tutun. Soruyu. Soru üç. Etikaptaki lafse celal. Ya Allah mı yoksa sadece Allah mı? Nasıl söyleyelim? Allah, Allah, Allah, Allah, Allah. Devam edeceksiniz. Çavuş ne demek? Çavuş ve zekir arasındaki fark nedir? İyi akşamlar. Bir mahallede, bir bölgede ders yaptıran kimse çavuştur. İşte… Ayrıca başka bir mahalle daha vardır. Orada da birisi ders yapıyordur. Orada da çavuştur. Bunların hepsinden sorumlu olan bir kişi vardır. O da zakirdir. Bölge olarak. Ama bir yerde bir kişi ders yaptırıyorsa o oranın zakiridir zaten.
Geceniz mübarek olsun efendim. Sünnet namazlarımızın yerine kılamadığımız kazalarımızı kıla bilir miyiz? Ellerinizden öpeyim. Evet, kıla bilirsiniz. Bir kısım hanefiler buna uygun görmemişler ama sonradan gelen hanefiler buna uygun görmüşler. Ehli Sûfî’nin en büyük piri olan Abdülkâdir Geylana Hazretleri’nin Günyetülk talibinde de böyle bir fetvâ var. O yüzden Sufiler için bu geçerli bir fetvâ. Selamünaleyküm. Selamünaleyküm. Uyku ile problemimi bir türlü halledemiyorum. Bu konuda ne yapmamı tavsiye ederseniz, bana duâ ederseniz çok sevinirim. Allah razı olsun.
Uyku, Sûizan ve Eşe Muâmele
Yani uyku ile olan problem ne ne kadardır bilmiyorum. Ama bazen duyuyorum millet 6 saat, 7 saat, 8 saat uyuyormuş. Gerçekten ben hayret ediyorum 6 saat nasıl uyunuyor, 8 saat nasıl uyunuyor böyle. Ben gerçekten hayret ediyorum. Hatta bu şimdi yaş 59’a dayandığı yaşla alakalı mı değil. Ben önceden beri hayret ederim millet 6-7 saat nasıl yatıyor. Demek alışıyorlar insanlar. Bir de deliksiz uyuyorlarmış. Allah muhafaza eylesin ya. Selamünaleyküm efendim. Ben Yusuf Başkaya, 17 yaşındayım. Annem babam sizin dervişiniz. Ben de sizden ders almak istiyorum. Elinizden öperim bana duâ edin. İnşallah geceniz nur olsun. Eyvallah Yusuf Başkaya. Allah mubarek eylesin inşallah. Cenâb-ı Hak daim eyvesin. Allah’a bak daim eyvesin.
Selamünaleyküm. Elinizde yara bandı var. İnşallah çok büyük bir şey yoktur. Sağlığınıza duâ edeyiz. Rabbim başımızdan eksik etmesin. Eyvallah bir sıkıntı yok, bir problem yok. Selamünaleyküm. Ramazanı bu son onunda da yasaktan dolayı 4 gün evdeyiz. Erkekler iki kafa nasıl girmeliyiz? Erkeklerin evde itikâf etmeleri sünnet ve fıkıh çerçevesinde mümkün değil. Erkeklerin evde bir çeşitin nasıl bir çeşitin var? O yüzden, bizler bir çeşitin var. Ebu Hüseyin Bey’in o çeşitini Sünnet ve fıkıh çerçevesine mümkün değil. Kendilerince itikâf gibiymiş mi yapacaklar, halvet ediyoruz diyecekler. Gelene okuyorum ama biraz sıkıntılı. Gönlümü sana verdim, başkasını sevemem. Sen benim sultanımsın, ellere güvenemem.
Eğer yalanım varsa su gibi kanım aksın, senden başka seversem Allah canımı alsın. Allah iyilsin seni. Allah’ım iyilik versin inşallah. Allah yardımcınız olsun, Rabbim uynunuz olsun. Cenâb-ı Hak inşallah kurtarsın. Cenâb-ı Hak inşallah en hayırlı yöne çevirsin. Kolay bir şey değil. Selamünaleyküm efendim. Ders esnasında içime gelen bir ses, zikri sen yapamazsın. Senden zikri yapan haktır. Sen yapıyorum zannedersen bu ikiliktir. Bu rahmani, nefsani yardımcı olur musunuz? Hiç sıkıntı yok. Sen dersini devam et kardeşim. Ne diyorsa desin o ses. Al kenara koy. Selamünaleyküm. Bebeğim küçük olduğu için günü gününe tutmuyor. Ben de onun durumuna göre her anı değerlendirmek için her fırsat etikafı niyet ediyorum.
Ama 70.000 TV’de niyet etmiyorum. Bazen çektiğim TV’di bile takip edemiyorum. Evde bir yere çekilemiyorum. Yanlış mı yapıyorum? İtikafa niyet edip etmemek. Arasında kalıyorum. Hep aklınız, hakkınızı helâl edin. Niyet et, hiçbir sıkıntı yok. 70.000 TV’de niyet etmesen de itikâfa niyet et. Bütün kardeşler itikâfa niyet edin. İşlerinize bakın. TV çekin. Evinin içindesiniz. Bunu kâra çevirin. İtikafa niyet edin. Devam edin. Kadınlar yalnız itikâfa niyet ederseniz, gece niyet edecekseniz eşlerinizden izin alın. Neden? Çünkü gündüz oruçlusunuz. Gecede itikâfa niyet ettiniz. Gece cinsel ilişki itikafı bozar. O yüzden bir kadın veya bir erkek itikâfa niyet denerse cinsel ilişki de ilişkiye giremez. Cinsel ilişki girerse itikafı bozulur.
O yüzden eşinizden izin alın bayanlar olarak. Selamünaleyküm efendim. Allah’ın hangi kullara hidayete erer? Hidayete ermek için nasıl bir davranışta var hal ve yaşantıda olmamız gerek? Hidayete erenler, nefis meratipler, ne mün geçenlerdir? Gaz emirden özlem ve hasretle selamlar. Allah razı olsun. Gaz emire selam ederiz inşallah. Kim îmân ettiyse ona hidayet kapısı açılmıştır. İslâm’ı yaşamaya başlar, ihsan mertebesine erdinde hidayeti doğruya ulaşmıştır. O yüzden bütün herkese kapı açıktır. Allah cümlemizi hidayete erenlerden eylesin inşallah. Selamünaleyküm efendim. Loğusalı kadın Kadir Gecesi’ne nasıl ibadet edebilir? Derslerini nasıl çekmelidir? Geceniz mübarek olsun. Normalde dersini çekebilir.
Bu yeni dersimizde kadınların okuyamayacağı herhangi bir şey yok. Tevhîd de çeker. Böylece Kadir Gecesi’nde inşallah ihya etmiş olur. Rabbim muhafaza eylesin cümlemizi inşallah. Selamünaleyküm efendim. Eşimi tanıdığımdan beri ava gidiyor. Vurduğun eve getiriyor. Ya da eşe dosta hediye ediyor. Bu günah mı? Bu soruya da esas kendisi soruyor efendim. Defalarca yardım halde ava gidiyor. Bu yılda kaza geçirdi. Acaba ava gittiği için olabilir mi? Avlanmak caiz Hanefi fıkhına göre. Ama avlanmaya harcamış olduğu para elde ettiği av ürününün değerinden aşağıda olmamak kaydırlar. ne yaptı? Bir kilo et avlandı. Bir kilo et kasaptı ne kadar? 60 lira, 70 lira, 80 lira. Av o bir kilo et için harcadığı para ne kadar?
Dünyanın parası. O yüzden caiz değil. Çünkü ava harcadığı para, ava harcadığı para elde ettiğinden fazla. O yüzden caiz değil. Bu bir. İkincisi, av hayvanları. Bu benim kendimce fakir fukara için. İnsanlar av hayvanlarını ne yazık ki zevkine yapıyor. kaz vurmaya, ördek vurmaya gidiyorlar. Zaten giderken, gelirken vuracak olduğu ördekin parasından fazla benzi mazot yakıyor. Allah iyi etsin inşallah. Selamünaleyküm efendim. Olumsuz düşünceler geliyor hep aklıma. Olmayan şeyleri olmuş gibi düşünüp etrafıma kırıcı tavırlar sergülüyorum. Sürekli suizana düşüyorum. Yardımcı olur musunuz? Tehhit çekcen, sûizan büyük bir şey. Bir de etrafını kırıyorsan, Rabbim muhafaza eylesin. Bu daha da ileri doğru götürür.
O yüzden her sûizan geldiğinde, kalbine böyle bir şey olduğunda, hemen leyâ lâhi l-Allah’a başlayacaksın. Ve insanları kırmayacaksın. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm. Ben Abdullah İstanbul’dan yazıyorum. Bir sorum olacak. Benim annem, babam memlekette benim yerime fitremi kendi cebimden, cebimden memlekette herhangi birine verebilirler mi? Evet, verebilirler. Bir sıkıntı yok. Selamünaleyküm. İslâm’da safların aralıklı olarak namaz kılınması uygun mudur? Malum korona hastalığı var. Saflar aralıklı tutuluyor. Olabilir. Böyle bir hastalık söz konusu olduğundan, bulaşıcı bir hastalık söz konusu olduğundan saflar aralıklı olarak namaz kılınabilir. Bunda bir sıkıntı olmaz. Selamünaleyküm. Soru bir.
Bir iş yerinin bankada parası olsa, bu parayla her ay faiz kazansa ve bu faiz işçilerinin aylık maaşlarını verse, bu işçinin durumu nedir? Hiçbir şey değildir. İşçi kazancının parasını alıyor. O iş yerinin faiz alakası varsa bu işçiyi darül harpte, birinci derecede bağlamıyor. Darül harpte diyorum. Darül İslâm’da değil. Soru iki. Efendim, devlet yurdunda kalıyorum. Mescidde namaz kılarken bazen imam olmuyor. Aramızdan birisi çıkıyor, iyi bilen birisi olduğu zaman. Hiç niyet etmiyorum imamlık yapmak için yanlış yaparsan bir şeyi vebalini kaldırmam diye ama bazen benden daha az bilen ya da bildiğini zannettiğine kişiler namaz kıldırıyor. Benim kıraatim biraz iyi. İçimden bir ses çıkarsa namaz kıldırsan birisi geliyor.
Birisi geliyor, güzel okuyan der, kibirlenirsin. Böyle şeyler geçiyor içimden ve hocam bu içimden gelen sesler çok fazla. Bu ses nedir, şeytân mıdır, yoksa başka bir şey mi? Ben anlayamıyorum. İyi bir şey yapacaksan bile onun içinden kötü bir şey olma olasılığını bana söyleyip o iyiliği yapmaktan vazgeçtiğim zamanlar da oluyor. Allah razı olsun, hayırlı akşamlar. Sen öne geçmeyi isteme. Sen imamlık yapmayı isteme. Birisi derse ki sana geç kardeşim bizim imamımız ol, burada imamlık yaptır, o zaman yap. Öbür türlü sen kendini öne atma. Bir şey desen öne çıkma. insanlara imam olmak, insanların önüne geçmek için sen kendi kendini öne atma. Öbür türlü içinden gelen iyilikleri yapmaya gayret et. Selamünaleyküm efendim.
İtikafa niyet edecektim. Hastalandım ilk defa yapacaktım. Hiçbir bilgim yoktu. Daha önce itikâf hakkında elhamdülillah sayenizde bilgilendim. Hastalığım 3 gün kalabilecek. 3 gün için niyet etsem olur mu? Olur. Bir de efendim Perşembe sohbetiniz dinleyince biat etmenin, intisâb etmenin ciddiyetine dahi vardım. Yeniyim. Bu konuda eksikliğim çok fazla. Rüyamda sizi göremiyorum. Bir şeyler eksik mi yapıyorum diyorum. Sohbetlerinizi dinleyerek geliştirmeye çalışıyorum. Sanki size sadık olamıyormuşum gibi hisler geliyor içime. Duağınızı istiyorum. Bu yoldan ayırmasın diye çok duâ ediyorum. Hakkınızı helâl edin. Helal olsun. Allah yardımcın olsun inşallah. Zaman içinde her şey düzelir, iyi olur. Yolumuza devam edeceğiz inşallah.
Selamun aleyküm hayırlı akşamlar. 2 sorum olacak. 1. Bir ara konuştuğum sözler hakkında İslâm hükümleri veya itikadi konusunda yanlış sözler söyleyip söylemediğimi hakkında endişe ediyorum. Ehli Sünnet’in itikadının dışında çıkmaktan endişe ediyorum. Söylediğim sözler ve bu sözlerin fikirler hakkında nasıl bir dürüst sergilemeliyim? Ne bildiğimizi ne söylediğimizi bilmiyoruz. O zaman imanımızı tazeleceğiz. Veşhedü en lâ ilâhe illallah veşhedü enne Muhammeden abduhu ve resûlühu. Ya Rabbi îmân ettim. Geçmiş dönemde imanın dışında, İslâm’ın dışında, ihsanın dışında bir şeyler söylediysem hepsi hakkında tövbe ediyorum. Bununla alakalı etrafa yanlış bilgi verdiysem bunlar hakkında da tövbe ediyorum deyip tövbe edeceğiz.
İmanımızı her zaman yenileceğiz. Ey îmân edenler! Yeniden îmân ediniz. İmanlarınızı tazeleyiniz. Sözü üzerine, ayeti üzerine bunu yapacağız inşallah. İki, sizin tarihinizde nefsani yol, nefis mertebelerinin aşama üzerine mi tercih ediliyor? Yoksa letaifler üzerine mi gidiyor? Biz nefisle mücadele üzerine gideriz. Biz nefsimizle mücadele ederiz. nakşibendiler, letaifler üzerine gittiklerini söylerler. Biz nefisle mücadele yolundan gitmeye gayret edenlerdeniz. Selamünaleyküm. Tekrar ne zaman topluca zikir yapacağız Allah’ın izniyle? İnşallah Cenâb-ı Hak topluca zikrullâh yapmamızı tekrar kapısını açar. İnşallah hep beraber yaparız. Allah iyiyesin inşallah. Selamünaleyküm. Bir arkadaşımın sorusu.
Selamünaleyküm. Eşim evde sürekli bana hakaret ediyor. Bugün komşuyla bağıra çağıra kavga etti. Çocuğun korktu diye yapma, bağırma sus dedim diye eve gelip bana hakaretler savurdu. Ahlaksız bir kadın oldu mu, terbiyesiz oldu mu, mahalle karısı oldu mu gibi laflar etti. Çok incindim. Bu kişi sizin dervişiniz. Her seferinde bu hakaretleri duymaktan çok yoruldum. Sorum şu, kişi nasıl kendine hakaret ettirmez? Bir de namaz kılarken eşime dedim ki boşuna kılıyorsun. Yanlış mı ettim? Çok canım yandı. Son söz yanlış. Boşuna kılıyorsun deme. Allah muhafaza eylesin. Ama bir kimse eşine böyle davranması da doğru bir şey değil. Bir de bu kardeş bizim derviş kardeşlerimizmiş. Daha da üzüldüm. gerçekten üzüldüm. bu bizim kardeşlerimiz böyle olmaması lazım.
Bunlar beni çok üzüyor. biz kardeşlerimize etrafınızda iyi geçinin, kimseye bağırmayın, çağırmayın, eşlerinizi hakaret etmeyin, ikinci sınıf hatandaş gibi görmeyin dedikçe. Dedikçe ve bu kardeşler bu ne yazık ki bu usule, bu erkana, bu edebi, bu adaba uymuyorlar. Gerçekten üzülüyorum. böyle olmaması lazım. Biz arkadaşlarımızla biz kardeşlerimizi bunu öğretmiyoruz. Hatta bazen ben böyle kendimden örneklemek istemem ama ben daha len demedim diyorum. Bırakın bağırmayı, çağırmayı. Ben daha bir tokat vurmalım. Bu doğru değil. bu dervişlik değil, bu sufilik değil. Sûfî, derviş, güzel ahlaklı eşinin, eşini Leylâ görecekse ve karşımızdaki insanı biz hakkın sıfatlarının tecelliyatı göreceksek doğru davranış değil.
Allah bizi affetsin. bu kimse eşiyle yan yana gelse ve bunu bana söyleseler, deseler ki bu eşine böyle böyle böyle davranıyor. Bir daha davrandığında sen bu dergahta değilsin der çıkarım işin içinden. Eşlerinize zulmetmeyin. Kadınlarınızı bağırıp çağırıp ikinci sınıf hatandaş gibi tutmayın. Bu dervişlik değil. Dervişliğin adını batırıyorsunuz. Sufilin adını batırıyorsunuz. Sufiliyi lekeliyorsunuz. Bu doğru değil. Eşine zulmeden, eşine hakaret eden, eşini böyle ikinci sınıf hatandaş gibi gören, döven, arkadaşlar bu sufilik değil. Kendinizi terbiye edin. Terbiye edecekseniz terbiye edin. Terbiye etmeyecekseniz sufili, dervişli yolu lekelemeyin. Allah bizi affetsin inşallah. Hele şu Ramazân gününde ağzımızı tutacaktık ya Ramazân gününde kimseye bağırıp çağırmayacaktık, kimseyle kavga etmeyecektik, kimseye kötü söz söylemeyecektik ya.
Neden? Ramazân’da böyle oruç tutanların o zaman kurtuluşları olacaktı ya Allah affetsin. Bizden değil. Bunları yapanlar bizden değil. Selamünaleyküm. Müsaade ederseniz hacâmat yapmayı öğrenebilir miyim? Öğrenebilirsin. Selamünaleyküm efendim. Ülkemiz mevcut durumuna göre askerlik, polistik yapanlar vazife başında ülke düşmanları tarafından öldürülürse şehîd olma imkanları var mıdır? Biz şehîd olduklarına inanıyoruz. Selamünaleyküm efendim. Ben 20 aylık bebeğim olduğu için geceleri 1 saat, 2 saat niyet edip itikâfa girmek istiyorum. Bu süre zarfı içinde ne kadar tevhîd çekmem gerekli? 70 bin tevhide niyet etmeyebilirsin, devamlı tevhîd çekebilirsin. Bunda bir sıkıntı yok. Efendim ben de hacamattan şifasını bulan bir kardeşinizim.
Migren rahatsızlığım vardı. Hatta 4 yıl oruç tutmadım migrenden. 3 yıl boyunca tedava amaçlı hacâmat yaptırdım. 8 yıldır orucumu tutuyorum elhamdülillah ve hiç migren ağrısı çekmiyorum. Şimdiki yılda 2 kez yaptırıyorum migren rahatsızı olan bütün kardeşlere tavsiye ediyorum. Hayırlı geceler. Allah razı olsun inşallah. Rabbim inşallah bütün kardeşlerimize şifa versin. Gerçekten hacâmat şifa. Selamun aleyküm. Hacâmat olmanın pandémi hastalığına da şifa alacağını söylediniz. Hangi bölgelerden yapılmasını tavsiye ederseniz. Normalde ağrıyan bir kısmınız varsa ağrıyan bölgelerden hem ağrınıza şifa alır hem de pandemiyeye şifa alır. Sünnet Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ağrıyan yerlerinden hacâmat yapılmasını tavsiye etmiş.
Eğer şifa niyetini yapacaksa sırtından yaptırabilir bir kimse sıkıntı değil. Allah affetsin. Bu beynin besleyen 2 tane kılcalı damar var. Onların birisi %80, birisi %50 tıkanıklık vardı. İlaç kullanmadım ben. Hacamatla bu normalde boynumun üstünden buradan hacâmat yaptırdım. Sarımsak limon kürü var ondan devam ettim içtim. İlaç kullanmıyorum şu anda ve o sarımsak limon kürüne de her sene en az 3-4 sefer devam ediyorum. En az 3-4 sefer hacâmat oluyorum. Böylece Cenâb-ı Hak’a anlatsın bir sıkıntım yok. Selamun aleyküm. Evimizi satmak istiyoruz. Satılık ilanı astık. 2-3 emlakçıya verdik bir türlü satılmıyor. Başkaları arabasına evini satılıyor çıkarıyor hemen satılıyor. Bizimki ya düşük fiyata oluyor ya da çok uzun sürede oluyor.
Çabuk ya da uzun sürede olması nedendir? Alım satım şans kısmet işi midir? İşlerin nasıl gelmesi ya da hemen olup olmaması nedendir? Cenâb-ı Hak’ın takdiri bu konuda siz gerekli uygun olan şeyleri yapmıyor olabilirsiniz. Gerekli uygun yolu izlemiyor olabilirsiniz. Herkes için bu mümkün olabilir. Ya da uygun olan kimseye bu meselede ehil olan kimseye ulaşmamış olabilirsiniz. Tövbe edin Cenâb-ı Hak yolunuza açsın inşallah. Selamun aleyküm efendim benim adım Enes. 12 yaşındayım. İstanbul’da oturuyordum. Şebar Usta sizden ders istemiştim. Sonra vereyim demiştiniz. Ben sizden yine ders istiyorum uygunsa. Evet sen de 12-12 çekebilirsin. Enes Allah mübarek eylesin inşallah. Efendim bir sorun daha vardı.
Hakkınızı helâl edin benim. Ünün sürün direncim çok fazla. Kendimce de ilerlediğini hissediyorum. Ve bu koronadan sebep şekerimi de ölçtürmüyorum. Tatlı yemeği çok seviyorum ve bunu durduramıyorum. Ne yapmalıyım tatlıyı keseceksin. git o normalde kan vermek orucu bozmuyor. Git kendine de bir insulün direncini ölçtür. Gerçekten şeker hastalığı sıkıntılı bir davranış. Allah muhafaza eylesin inşallah. O soruların önceleri varmış. Selamünaleyküm efendim. Kalbimden kötü düşünceler geçiyor ve bir anda kötü duygular geliyor. Bu konuda kalbimi engelleyemiyorum. Efendim bunun engellerim. Engellerim ya da durdururum. Bu tevhidle la ilahe illallah. Bir kim hadîs-i şeritte bir kimsenin gönlünde zikir yok işte.
Bir kimsenin gönlünde zikir yok ise oraya şeytân oturur diyor. O yüzden kötü düşünceler, kötü duygular o yüzden geçiyor. Tevhide devam edeceksiniz. Birinci soru. Selamünaleyküm efendim. Kendimi fazlasıyla boşlukta hissediyorum. Kendimi düzeltebilmek için de adım atamıyorum. Bu sebeple çoğu şey anlamsızlaşıyor gözümde. Kendimi nasıl bulabilirim? Bu halimi nasıl düzeltebilirim? Biz farzları yerine getirmek, nafilelerle Allah’a yaklaşmak ve çok zikri tavsiye ediyoruz bu konuda. Soru iki. Selamünaleyküm efendim. Eleştirer bir dilin tanımı olarak, tam olarak. Nedir? Bir insanın hangi davranışları eleştiri boyutunda olabilir? Biz eleştirmeyiz, nasîhat ederiz. Burada Sûfî dili veya İslâm dini eleştirmek değildir.
Nasîhat etmektir. Biz doğruyu nasîhat ederiz. Biz doğruyu anlatmaya çalışıyoruz. Karşımızdaki eleştirel dil, karşımızdakiyle olan diyaloğu koparır. Bakın, kimi eleştirirseniz eleştirin. Diyalunuz kopar ondan. O yüzden eşinize, kardeşlerinize, arkadaşlarınıza, etrafınıza eleştirel dil değil. Biz doğruyu nasîhat etmeye çalışalım. Bugün insanların en büyük handikapı bu. Dilleri eleştirmeye, iğnelemeye alışmışlar. Anneler çocuklarını eleştiriyorlar, babalar çocuklarını eleştiriyorlar. Eşler birbirlerini eleştirip, iğneliyorlar. Eleştiri, eleştiri, eleştiri. Nereye kadar? Toplum birbirinden uzaklaşıyor. Eşler birbirinden uzaklaşıyor. Çocuklar anne babalarından uzaklaşıyor. Habire eleştiriyorlar. Ya canım kardeşim, eleştireceğine doğru davranışı söylesene.
Doğru davranışı bize nasîhat et. Biz o nasihatinize uyalım, tabi olalım nasihatinize. Bakın peygamber dili eleştirmek değildi. O müşrikleri, kafirleri bile eleştirmiyordu. Diyordu ki benim ne zaman hak peygamber olduğumu kabul edeceksiniz? Ne zaman Allah’ın varlığını, birliğini kabul edeceksiniz? Bakın onlara siz şöyle inanıyorsunuz, böyle inanıyorsunuz demiyordu. Siz şöyle yanlış yapıyorsunuz, böyle yanlış yapıyorsunuz demiyordu. O hakkı ve hakikati nasîhat ediyordu. Sufilerin de en büyük problemi bu. Etrafındaki insanları eleştiriyorlar. Etrafındaki insanları iğneliyorlar. Öyle bir haddi aşıyorlar ki, çok özür dilerim kendimi bir yerde gördüğümden değil. o eleştire dil ve iğneliyici dil bana kadar yaklaşıyor.
Hatta burada da zaman zaman sohbette hepsini okuyorum ya, yazıyor o kimse. Diyor ki rüya da anlatmadım ama soruma cevap gelmedi. Ya zamanı gelmiş olsaydı gelecekti. Bakın eleştirel ve iğneliyici dil var. Bir de o sûfî, bir de o derviş. Burada haksızlık yapıyoruz sanki biz. geldi ya Bedevi’nin birisi dedi ki, bana bu haksızlık yapıyorsun. Bu mallardan bana dedi dost doğru vermiyorsun. Bu noktada kayırmacılık yapıyorsun dedi. Hazret-i Peygamber’e. Bedevi cahil çölden çıkmış gelmiş. Ve Allah Resulü dedi döndü, benim mi haksızlık yaptığımı söylüyorsunuz dedi. Ve öyle zaman gelecek ki siz daha büyük haksızlıklara duçar olacaksınız. benim ne verdiysem alın. Ondan sonra âyet-i kerime geldi. Peygamber ne verdiyse alın diye. düşünebiliyor musunuz?
İnsanlarda bu eleştirel dil, bu iğneliyici dil o kadar haddi açtı ki, o kadar haddi açtı ki, bunun nereye kadar dayanacağı belli değil. İnsanlar Allah’ın kitabını eleştiriyorlar artık. Allah’ın kitabını iğneliyorlar. İnsanlar Hazret-i Peygamber’i, Salallahu aleyhi ve sellem Hazretleri’ni eleştiriyorlar. Onu iğneliyorlar. Artık sûfî’yim deyip ortalıkta caka satanlar, üstatlarını eleştiriyorlar, üstatlarını iğneliyorlar. Artık biz aileyiz, karı kocayız, eşiz diyenler birbirlerini eleştirip birbirlerini iğneliyorlar. Bu o kadar haddi, hududu açtı ki, Allah affetsin. dilleri kopacak ya. Mahşerde görmeyecekler. Bu eleştirel dil kullananlar, iğneleyenler, iftirâ atanlar, gıybet edenler. Dillerinizin en ufak diliniz, en küçüğünüzün, en az hata yapanın dili, 18 arşın dilini taşıyamayacaksın.
Onu böyle gözünüzün önünde yaşasanız, dilinizi korurdunuz. Eleştirmekten, iğnelemekten, gıybetten, dedikodudan, iftiradan dilinizi korursunuz. O dilinizi omuzunuza alacaksınız, taşımaya çalışacaksınız, taşıyamayacaksınız, batacaksınız. Batacaksınız mahşer yerinde. Bakacaksınız ki, bu benim dilim mi diyeceksınız. 3 tane, 5 tane, 6 tane, 7 tane tır gibi diliniz olacak. Evet, sıralarsınız ya tırları böyle. Katar gibi diliniz olacak. 18 metre, 20 metre, 30 metre, 50 metre kocaman bir diliniz olacak. Bir apartman düşünün, böyle 8 katlı, 10 katlı, 15 katlı, o apartmanı çeker gibi çekeceksiniz. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, kıymetli Sûfî kardeşlerim, eleştirel dili terk edin.
İğneleyici dili terk edin. Bu konuda tövbe edin, helallık alın. Kimi eleştirip, kimi iğnelediyseniz. Allah muhafaza eylesin. Çok sıkıntılı bir şey. Çok sıkıntılı bir şey. Ve işin en acısı o kadar bu insanların içerisinde normale girmiş ki, yemekteyiz programında sanki. Derviş değil, yemekteyiz programında. yemekteyiz programında bakıyor ya, bakıyor şimdi, yapıyor. Ay şunun şunsa eksik olmuş, bunun büyüksü eksik olmuş. Bir kavga çıkarıyorlar ya. Kardeşim burası dergâh, burası Sûfî bir topluluk. Sen nereye eleştiriyorsun ya? Sen nereye iğneliyorsun ya?
Eleştirel Dil, Su Orucu ve Kapanış
Dilin koparır, asarlar farkında olmazsın. Allah muhafaza eylesin. Haddi hududu aştı insanlar. Allah’ın kitabını eleştiriyor. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin hayatını eleştiriyor. E ne olacak? Bizde öyle profesörler çıkardı, Hazret-i Peygamber de günah işledi derse, böyle insanlar çok rahat eleştirebilir. Bizde öyle ilahiyatçılar, öyle diyanetçiler çıkar, Hz. Peygamberin de hataları, kusurları, günahları oldu derse, insanlar oturur cahil bir şekilde, bedeviden daha ağır bir şekilde, daha küstah bir şekilde, Kur’ân’ı da, Hz. Peygamberi de, Üstad’ı da, alimleri de eleştirirler. Çok normal. İğnelerler, çok normal. Küstahlığın sonu yok. Deyip ki aileler de. Bir kime? Ben tekrar tekrar söyleyeceğim.
Benim kafam şun almaz. Bir kimse ailesini iğnelemekten, eleştirmekten yorulmaz mı ya? Yorulur insan ya. Bir de yıllardır beraber hayat yaşayacaksın onunla ya. Nasîhat et, eleştirme. Nasîhat et, iğneleme. İğneleme, eleştiren dil bizim dilimiz değil. Kıybet eden, iftirâ eden, dedikod eden bizim dilimiz değil. Allah bizi affetsin. Selamünaleyküm efendim. İlkokul ve lisedeki din kültürü derslerinde her dönem, Kur’ân-ı Kerim’in hiçbir ayeti akıl ve mantıkla çelişmez. İlkesinin gözünüze, kıyafetine, kıyafetine, Kur’ân-ı Kerim’in hiçbir ayeti akıl ve mantıkla çelişmez. İlkesini görüyor ve işliyoruz. Bunun yanlış olduğunu seneler önce öğrenmeme rağmen, yine de bazı durumlarda hükümleri aklımla anlamlandırmaya çalışıyorum.
İşten içe bunu nasıl engellili, tam bir teslimiyet sağlayabilirim? Hayırlı geceler. Bunu anlamlandırmak, yaşamakla alakalı. O yüzden biz bildiğimizi yaşamıyoruz ve yaşayamıyoruz. O yüzden anlamlandırmaya çalışamıyoruz ve yaşamak için mücadele etmiyoruz. O yüzden anlamlandıramıyoruz. Biz bildiğimizi yaşarsak, anlamlandırmaya çalışırsak, imani aklımızın muhteşem bir akıl olduğunu, İslami bir aklın, hikmete dayalı bir aklın muhteşem bir akıl olduğunu görürüz. Şu anda bize batıdan gelen pozitif akıl dedikleri, dünya bir akıl, dünya gördüğü şey maddi akıl, böyle dünya bir akılla ahkam kesmeye, hüküm vermeye çalışıyoruz, orada batıyoruz. Değil, siz aklınızı îmân ettirin. Aklınızı îmân ettirirseniz, o zaman Âyet-i Kerimelerin ve Sünnet-i Seniyye’nin hikmetine ulaşacaksınız.
Akıl îmân edip teslim olursa Kur’ân ve Sünnet’e, o zaman Kur’ân ve Sünnet’in hükümleri, Kur’ân ve Sünnet’in tecelliyatının o zaman yaşayacaksınız. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Efendim, hacâmat yaptırabileceğimiz bir kişinin numarasını verebilir misiniz bir mahsuru yoksa? şu anda bu telefon numarasından, buradan verebilmem mümkün değil ama arkadaşlar böyle zaman zaman hacâmat yaptırıyorlar, toplu haldede yaptırıyorlar, erkeklerde, bayanlarda. Kardeşlerden öğrenebilirsiniz inşallah. Bizim Ahmet Bilgin var yapan, benim bildiğim erkeklerden. Ondan sonra şey var bizim Hoca Neydi gemikteki adı Bilal var ondan sonra yapan. Ondan sonra Ersin var yapan. Ersin hanımı da yapıyor herhalde bayanlara.
Ondan sonra bayanlardan yapanlar birkaç tane de var. Erkeklerden Ersin’den başka kim var? Ahmet’den başka? Evet, ben de Ersin ve Bilal’i biliyorum bir de Ahmet Bilgin’i biliyorum. Ahmet yapıyor arada bana, bilal yapıyordu önceden. Yaptırabilirsiniz inşallah. Selamun aleyküm. Bir atlaşma olduktan sonra herkes yeni dersimi çekecek yoksa eski dersi olanlar eski dersini çekmeye devam edecek. Herkes yeni dersini çekecek. İçinde normalde benim böyle esma verdiklerim var, onlara hariç müsaade ettiklerim var bir zaten. Sen böyle çek dediklerim var. Onlara hariç herkes aynı dersi devam edecek, çekecek inşallah. Bu konuda böyle, ben yeni eski dersi çekmek istiyorum da böyle şeylere girmeyin arkadaşlar.
Bir ders verirmiş herkes o dersi çeksin inşallah hakkıyla. Muayene gününde olduğu için intikafa giremeyen bayanlar geçmiş, intikaflardan kalan eksik tevhidlerini tamamlayabilirler mi? Evet. Bu konuda daha önce de böyle söylemiştim zaten yapabilirsiniz diye. Selamun aleyküm hocam. Az önce cahmattan bahsedince sülüğü de tavsiye ediyor musunuz? Bir de su orucu ile ilgili fikrinizi merak ediyorum. Rahmetli Aydin Salih Hanım’ın on günlük su orucunu tavsiye ediyor musunuz? on gün boyunca sadece iftarda birkaç yudum su ile oruç tut. Tıbbi Nevevi olduğunu söylediği kitabında çok ayrıntılı anlatıyor bu konuyu. Tüm hastalıklardan kurtulma garantiliğiymiş tavsiye ediyor musunuz? Hiç okumadım su orucu diye bir şey. oruçlar kısmında Kütüb-ü Siddâ ve diğer hadîs kitaplarında bu on günlük su orucunu hiç okumadım.
Ben okumadığım bir şey söyleyemem. Oruç şifa bunu kabul ediyorum. Bunun konuda hadîs-i şeriflerde var. Ama normalde mesela Hacâmat bir şifa bu çok eski bir kültür. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri müsaade etmiş. Sülük çok eski bir tedavi kültür. Bunun bu sülük tedavisini biliyorsa bir kimse nereye ne yapılacağını bu konuda bir bilgisi varsa onu da yaptırabilir veya bildiği bir kimse de yaptırabilir. Ama su orucu nasıl bunu normalde değişik kimseler söylüyorlar bunları bildiğin bir şey değil. Allah affetsin. Selamun aleyküm. Elinizi görünce üzüldüm yapabileceğim bir şey var mı diye sormak istedim. Hakkınızı helâl edin. Hayırlı geceler. Hayırlı geceler. Elimde bir sıkıntı yok.
Bir problem yok. Çökecek şimdi ya. Ortalık çökecek. Yok hiçbir problem yok. Hiçbir sıkıntı yok. Allah iyilsin inşallah. Selamun aleyküm. Bir dervişte makam sevgisi nasıl bastırılır? O yüzden makam koymuyoruz diyorum ya. bizde bir makam yok. O yüzden makamsızlık en güzel bir şey. Bir kimse dese ki makam sevdası. ne olabilir? Ben zâkir olabilirim. böyle bir makam koymuyoruz ki ortaya. bir nakip olacak. Nükab-ı Bağlayacak. Yok bakın böyle bir makam yok. O yüzden makam sevgisinin kardeşlerin içine girmesini çok gönül arzu etmiyor. İçim istemiyor. Bazı sohbetlerde tevhîd bazı sohbetlerde tövbe çek diyorsunuz. Bunu nasıl anlamalı ve uygulamalıyız? O zaman bir tarafına tevhidini bir tarafına da tövbe alacaksın.
Şimdi tövbe her gün var zaten. O yüzden normalde tövbe edin. o kimse kendi kendine derviş olunca günahsız görüyor. Öyle değil. hepimiz günah işleriz. Hepimiz hata işleriz. O yüzden muhakkak tövbe etmemiz lazım. Ve devamlı kendimizi zikirle diri, zikirle uyanık, zikirle böyle ileri doğru yürüyen bir kimse olarak tanzim etmeliyiz. Zikir önemli. Selamun aleyküm zikrullâh alakalarını çok özledik. Zikirsizlik manuiyatımızı zayıflatır mı? Muhakkak ki böyle toplu zikirler olmaması insanda bir zayıflık olur. O yüzden biz bunun eksikliğini çokça zikrederekten telafi etmeye gayret edeceğiz. İnşallah çokça Allah’ı zikredin. İnşallah. Selamun aleyküm hocam hayırlı geceler. Ben gece çok kalkıp geziyorum bilinçsizce.
Yatmadan önce namazımı kılıyorum, dualarımı okuyorum ama yine de kalkıyorum. Şey yapabilirsin kendini böyle bir yatağa bağlayabilirsin. Allah muhafaza eylesin. Böyle bir tedavi edebilirsin, terbiye edebilirsin kendini. Kendini bağla. O zaman hiç olmazsa bari bilinçsizce dolaşmazsın. Uyanmış olursun. Selamun aleyküm Abdullah. Baba ile ilk karşılaşmanız nerede, hangi vesileyle olmuştur biraz anlatır mısınız? Ben Şeyh Efendi’yi zahiren görmeden ders almıştım. Böyle birkaç ay falan geçti. Şeyh Efendi o zaman Tire’ye gelmiş. Tire’ye geldiğinde trenin zâkirine demiş ki Bayındırılı bir arkadaş var, onu haber ver demiş. Şeyh Efendi bunu söylememiş, bunu şeyh efendi kerameten böyle söylüyor. Benim bana anlatılan böyleydi.
O arkadaş da sonra, o zâkir de bana telefon açtı. Beklenen misafir geldi dedi. Neyse ben hemen Tire’ye gittim işte. Sonra bir evde, Aliçsan diye bir arkadaş vardı. Oraya geleceğini söylediler. Yasrı namazı vaktinde falan oraya geldi. Sonra herkes de musafah ederken benim dedi musafah etti ilk karşılaştığında. Hoş geldin Bayındırılı Mustafa Efendi dedi. Bayındırılı hoş geldin dedi. Böyle sırtıma vurdu. Böyle bir kaldım ben normalde. Ardından oturduk herkes halakalinde. Sonra benim oturduğum yerden dedi ki Mustafa Efendi sen böyle gel benim yanıma otur dedi. İlk karşılaştığımızda. Ben tabi böyle bir daha tabiri caizse abone de ne oldum. Sonra kalktım tutun kollarından dedi düşmesin. Ben çünkü biraz böyle şey oldum onunla.
Sonra gittim yanına oturdum. İlk karşılaşmamız böyle olmuştu. Selamünaleyküm. 6 oruçlarını bayramın 2. günü başlayabilir miyiz? Evet bayramın 2. günü şevvalde 6 gün oruç tutmak. bütün seneye oruçlu geçirmiş gibi kim ramazanda 30 gün oruç tutar şevvalden de 6 gün tutarsa bütün seneye oruçlu geçirmiş gibi ona sevap yazılır. Doğru. Bayramın 2. günü başlanabilir mi? Başlanabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Ama velakin bayramı bayram gibi yaşayın ya bence. bayram diyor ya yemeye içme eğlene günleri o yüzden bayramı bayram gibi yaşayın inşallah. Bayramdan sonra tutun orucunuzu. Selamünaleyküm ben Zeynep Baykal 12 yaşındayım efendim sizden ders almak istiyorum Ramazân’ız mübarek olsun. Allah razı olsun.
Annene söyle dersi tarif etsin sana inşallah 12 12. Selamünaleyküm bana da telefon numaranızı verebilir misiniz? Verebiliriz. Efendim Selamünaleyküm yaklaşık 8 yıldır yayıncılık sektörünün içerisindeyim. Kitap evim var ve kitap varlığı organiz ederek rızkımı kazanıyorum. Yakın zamanda da bir yayın evi kurduk ve Çanakkale Savaşları ile ilgili bir kitap çıkardık. Türkiye’de kültür ve sanat alanında gördüğüm tablo olarak bizim mukaddes saatimizi zıt milli ve manevi değerlerimiz SDL’ci yayınlar yapılıyor. Gençler popüler kültürün etkisiyle zararlı kaynaklardan besleniyor. Benim bir hayalim var lakin bu hayalim Kur’ân Sünnet’e uygun mu değil mi bu konuda tereddütüm olduğu için hayalimi gerçekleştirmek konusunda reel bir adım atamıyorum.
Hayalimi size açmak Kur’ân ve Sünnet’e uygunluğu konusunda sizin fikrinizi almak istiyorum. Hayalim şu, milli ve manevi değerleri önemseyen yazarları yayın evimizin bünyesinde dahil ederek ortaya Türk-İslâm kültürüne hizmet eden yayınlar çıkarmak. Bu yazar ve yayın kadı Rumuz’la, Edirne’den, Hakkari’ye, kitapçının bile olmadığı tahşarlarda, ilçelerde, milli eğitimim ve kaymakamlıkların desteğiyle kitap fuarları tertip etmek. Tertip ettiğimiz kitap fuarlarında Türk-İslâm kültürüne yönelik konferanslar, seminerler düzenlemek istiyoruz. İlerleyen vadede de sinema sektöründe diziler, filmler yapmak istiyorum. Umudumuz ne kadar maddiyat olmasa da çalışanlarıma maaş ödemek ve bu yayınları hazırlayabilmek için ortaya çıkarttığımız yayınları bizim de parayla satmamız gerekiyor.
Ve işin içerisinde para girmiş oluyor. Sizin sohbetlerinizden aldığım temel öğretilerden biri de bir şeyde Allah rızası gözetilecekse o işe para girmemesi gerekti. Efendim ben yayın evimi, Türk-İslâm kültürüne yönelik yayınlar hazırlayan bir yapıda dönüştürsem ve bu yayınlardan kendimi ve çalışanlarımın rızkını temin edeceğim için bana dini, para için istismar etmiş olur muyum? Hayır. Kültür sanat medya alanındaki şu anki durumu görünce üzülüyorum fakat bunu alternatif yayınlar ile sektöre girmek istediğimde de bu dinden para kazanacağım en üstüne kapılıyorum. Ne yapmamızı önerirsiniz? Bunu yapabilirsiniz. Bunları yaptığınızdan dolayı da para da kazanabilirsiniz. Bunda bir sıkıntı yok. Ama örneğin ben sizin yayın evinize bir kitap yazsam, hazırlasam ve orda bunun satışını koysam ve bundan para kazansam ben o kitaptan hayır hasenat kazanmamış olurum.
Ve bu dinle para kazanmak budur ama sen bir yayın evisin. Mesela bizim bir sohbetlerden bizim Hakan’ın sormuş olduğu sohbetlerden çıkan o sohbetleri ondan sonra Neslihan Hanım yazıya döktü. Onu biz bastırdık. Bir yayın evinde bastırdık. Ona da bir ücret verdik. Şimdi biz onu ücretsiz dağıttık. çok az bir şey kaldı. Kaldı mı salin daha var mı? Çok az bir şey kaldı. Alamayanlar olduysa müracaat etsinler. Onlara da veririm. Bundan bir ücret talep edersek evet o zaman biz bundan para kazanmış oluyoruz. Benim için uygun değil caiz değil. Durum bu. Seninle alakalı değil bu. Telefon numarasını istemiş yine. Kardeşimiz. Polat deden numaranızı verir misiniz? Veririm. Benim o da şimdi numara istemek oldu herhalde.
Soru yerine numara mı istiyorsunuz? Bir mürşidi bebeği çocuğu sever gibi sevmekte böyle duygular hissetmekte. Ebeden bir sıkıntı var mı? Bir kimse kendince kendi durduğu yerde nasıl seviyorsa sevecek. onu şunu şöyle sev, bunu böyle sev deme noktasında değiliz. Ama bir üstada davranış biçimi vardır. O davranış biçimi, o davranış edeb ve adabını haddi aşmadan uygulamak lazım. bir kimse çocuğunu sever yanaklarını sıkar gidip de üstadın yanaklarını sıkmaya kalkmasın. Veya bebeğini sever kucağını alıp sallayacak. Üstadı da kucağını alıp sallayacak değil ya. Allah muhafaza eylesin. Selamünaleyküm. Çok uzun zamandır sigara kullanan biriyim. Daha önce de defalarca bırakıp başladığım için bu konuda kendime inancımı kaybettim.
Ramazanda da bir türlü karar alamadım. Sizden bu kararı alabilmem ve bu kararı da istikrar sağlamayabilmek için duanız edip. Allah yardımcınız olsun. Bütün sigarayı bırakmak isteyenlere, bırakanlara, Cenâb-ı Hak muhinnere olsun. Bırakın canım kardeşim. Haram. Hem sufilik hem sigara yan yana yürümez. Haram. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ağzı sarımsak kokan kimse için mescidimize gelmesin dedi. Ağzı kokuyor. Doğru değil, caiz değil. Kadın erkek. Hepsi de bırakması lazım. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm. Efendim, bana başınızdaki Zâkir kardeşlerimize gidin önerisinde bulundunuz. Ben Balıkesir’de yaşıyorum. Kiminle irtibat halinde olmalıyım derslerime devam etmek için.
Allah muhinnin olsun. Orada da derviş kardeşler sen de oluştur inşallah. Sana telefonumu attım. İnşallah irtibat halinde ol. Rabbim muhinnin olsun inşallah. Selamun aleyküm. Zikrullâh’ın kalbe gelmesi ve Hazret-i Ali efendimizin nasıl olmasıyla alakalı soru soran kardeş bu sorunuzu cevaplandırdım. Bunu tekrar atmışsınız ama bunun cevabını vermiştim zaten. Selamun aleyküm. Ben Zafer, 33 yaşındayım. Bursa İnegöl’den. Ben ders almak istiyorum ve bunu nasıl yapabilirim? Yardımcı olur musunuz? Zafer sana dersi gönderirim. Allah muhinnin olsun. Devamlı olsun inşallah. Allah korusun. Rabbim muhafaza eylesin. İnşallah korona günleri bitince Bursa’ya derse gel tanışalım görüşelim inşallah. Selamun aleyküm.
Yüzümüzde çıkan, sonradan çıkan benleri aldırmakta bir sakınca var mı? Yok. Fıtratta döndürmüş olursunuz. Arkadaşlar selamun aleyküm. Bugüne kadar günlük virtlerim eskisi gibi her gün düzenini bir şekilde aksatmadan çekmeye devam ettim ama Persembö günü bir at tazelediğimizde yeni virt düzeninden tazeledik. Virdimi eski virte göreme yoksa yeni virte göreme. Dedim ya herkes yeni virte göreme çekcek dersini diye inşallah. Üstadım selamun aleyküm. Şeytân var mı? Veya şeytanı yaratan insan mı? İnsan iyi düşünürse şeytân yaklaşmaz. Kötü düşünürsem şeytân hep benimle. Ben yaratıyorum diye aklıma geliyor. İnsanlar için İzmir’den derya salkım. Şeytân var. Şeytana da biz yaratmadık. Allah yarattı. Ben Viyana’dan Sedat Baygül’ün kızı Suu Deniz Baygül.
Ben 12 yaşındayım. Ben ders almak istiyorum. Ellerinizden öperim. Suu Deniz baban 12-12 sana dersi tarif etsin inşallah. Hocam ben rüyamda zikir halakası gördüm. İlk katta size benzer sarıklı cüppeli insanlar halk halinde. Bir üst katta da daha gençler. Bir üstekinden nurdan seçilemiyordu. Ama zikir çekip döndüklerini görebiliyordum. Toplam üç kat halinde zikir çekilip dönüyorlardı. Ve etrafındaki yeşil bir nur vardı. İlmel yakın, hakkal yakın, aynal yakın. Bir de hocam namazı 5 vakit kıldıktan sonra ders alınabileceği doğru mu? Evet. Eğer namazda eksik varsa ders verilemeyeceği konusunda bir şeye şahit oldum ve ders alamadım. Hocam ben hanım kardeşinizim. Ben ders almak istiyorum. Biz ders almak isteyen kardeşlere genel olarak ders veririz canım kardeşim.
Allah daim eylesin inşallah. Rüyanız güzel. İnşallah siz de hakikate erenlerden olursunuz. Allah mübarek eylesin inşallah. Hımsak kaçta? Salim. 55-56. 3-56. Resim, heykel ve estirman bulunan eve melek girmez mi? Resim ve heykelin konumuna göre çok bütünse bir resim. O zaman bütün komple bir resimse evet. O bulunan odaya girmez. Bu bulunan yere girmez. Heykeli bir bütünse evet odaya bulunan eve, o bulunan eve, odaya melek girmez. Evet. Kıymetli can kardeşlerim saat şu anda 2. Burada 43 tane daha soru kaldı. Aa 43 tane kalmamış. Burada 43 gösteriyor. Neden öyle 43 göstermiş? Ooo 43’müş baya varmış. Rüzgar gibi 10 dakikada geçeceğim şimdi. Hakkınızı helâl edin. Bitireyim. Evet Hayal. Ay Yılmazlar 7 tane ders annen tarif etsin sana.
Çocuklarımıza dersimin başındaki sonundaki boya işlemeye yaptırmamız gerekiyor mu? Yaptırmaya çalışın, öğrenmeye çalışın. Olmazsa olmaz. Bir soru sormuştun zaten dertlenme. Boş ver. Dertleneceksen Allah için dertle. Geçmiş olsun. İzmir Bucadan selamlar eyvallah. Elimde bir sıkıntı yok kardeşler. Bir kimse rüya gördüğünde, üstadın rüyasında şunu yap şunu çalış dediğin o kimseye yapmam gereken bir vazife ve bir emir var ise üstadım görür ve bana söyler deyip rüyasını anlatmamız sık üste aldığa girer mi? Evet. Bayanların gün içinde girdikleri itikaflar için eşlerden müsaade almaları gerekli midir? Eşler evde olmasa da hayır. Gece için söyledim. Bizim karşı dairedeki bayan komşu sürekli bizim dış kapıyı gözetliyor.
Her gelenden gidenden haberi oluyor. Özellikle komşulardan gelen giden olursa onlara da kinleniyor, tavır oluyor. Rahatsız oluyoruz. Ne yapmalıyız? Sabır komşunuza. Hayırlı akşamlar sizin sohbetinizi dinliyorum. Almanya’da otururum. Sizden ders alabilir miyim? Hayırlı geceler. Ders kağıdınızı gönderiyorum. Allah mübarek eylesin. Cenâb-ı Hak daim eylesin. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Kardeşlere selam söyleyin. Orada Almanya’da kardeşlerimiz var. Onlarla irtibata girin inşallah. Arkadaşlar, ders alan kardeşler, normalde kimden ders alırlarsa alsınlar. Bizden derslilerse bizim dersimizdir. İstihamiyetten bir kız için evlilik yaşı kaç oldu? Kardeşler, telefon numaramız… Ben kardeşler telefon numaramı vermekten intikam eden bir kimse değilim.
Telefon numarası istiyorsanız eyvallah veriyorum ben de. Sıkıntı yok. İstihamiyetten bir kız için evlilik yaşı kaç olmalıdır? Günümüzde kız çocuklarını muhafız etmek daha zor. Günümüzde bunca sapkınlıklar olduğu müddetçe hızla evlendirmeliyiz. Evet, bir çocuk evini geçindirebilecek, evi idare ettirebilecek, bir eşi idare ettirebilecek noktada ise evlendirilebilir. Ben tabi olmadan önce birkaç yıl tekkeye geldim. Bir gün gelmeden önce arkadaşlar çaldı. Alperen Ocaklarına gittim. Bir dergâh bağlı bir kardeş kalacak yeri yokmuş, sığınmış. Orada topluluğu görünce başladı anlatmaya. Ben de bir arkadaşım dedi ki, sen de namaz kılın. Eğer kılarsanız yetmiş huri verecekler. Bu kardeş dinin hangi farzını saysa sonunda yapın huri verecekler diyor.
Arkadaşa dedim ben gideyim kötü olacak, ayıp olur dedi. Sonra da ben huri için yapılan ibadetine ayır gelmez dedim. Kızdım. O da bana deyince şeytân oluyor dedi. Ben içeriye Allah rızası için namaz kılın dedim. Sonra üzüldüm. Misafirde sonuçta hatam yaptım. O demek ki evlenememiş garibim. O yüzden habire huriye kafaya takmış. Allah yardımcısı olsun inşallah. Bir kimsenin sufilik yoluna girmesi, yalnızca ona duâ edilmesi mümkün müdür? Allah yardım etsin. Herkese sufilik yol açın. Kardeşler herhalde bitiremeyeceğiz saat 8 geçiyor. Allah yardım etsin bütün herkese. Bunları normalde hepsini de tıklayıp geçeceğim. Kadir Gecesi’yle alakalı konuşacağız. O yüzden normalde Kadir Gecesi’yle alakalı soru sormanız için bunları tıklıyorum. okunmuş gibi cevap verilmiş gibi olacak.
Kadir Gecesi günü inşallah taze soru sorun veya aynı sorularınızı tekrarlayın. O yüzden normalde bu sorular çünkü Kadir Gecesi günü bir hükmü kalmayacak. Kadir Gecesi’ni işleyeceğiz. O yüzden hepsini de tıkladım. Soruları tekrar sormak isteyenler sorabilirler. Hakkınızı helâl edin. Tıklanmamış hiçbir soru kalmadı. en son herhalde zannediyorum 25-30 tane soruyu cevaplandıramadım. Zaman kalmadı çünkü. Allah izin verirse inşallah siz bu Kadir Gecesi’nden sonra inşallah sorularınızı tekrar yazarsınız. Hakkınızı helâl edin. Biz mutat olan tevhidimizi çekeceğiz. Ondan sonra da son selamlamayla geceyi bitireceğiz. La ilahe illallah. Hakk Muhammeden Resûlullah. Cemiyen Enbiya-i Vel Mürselin. Velhamdülillahi Rabbil Alemin El Fâtihâ ve Selavat.
Amin. Geceniz mübarek olsun. Hayırlı sabırlar. Hayırlı Ramazanlar. Allah izin verirse inşallah Salih’i çarşambaya bağlayan gece Kadir Gecesi. O gecede inşallah buradayız. Konu Kadir Gecesi ile alakalı olacak. Inşallah Salih’e kadar görüşmek üzere. Allah’a emanet olun. Hayırlı sabırlar inşallah.
Kaynakça ve Referanslar
- Ramazân, Kadir Gecesi ve İtikâf Âdâbı: “Biz onu Kadir Gecesi’nde indirdik; Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır” — Kadr 97/1-5; Ramazân’ın son on gününde i’tikâf — Buhârî, İ’tikâf 1; Müslim, İ’tikâf 5; “Kadir Gecesi’ni Ramazân’ın son on günün tek gecelerinde arayınız” — Buhârî, Leyletu’l-Kadr 3; 70.000 tevhîd virdî ve salât-ı tesbîh — Ebû Dâvûd, Tatavvu 14
- İtikâf Uygulaması ve Biatlaşma: Hükmen i’tikâf ve evlerde icrâsı — Mergınânî, el-Hidâye, İ’tikâf bâbı; biat âyet-i kerîmeleri — Feth 48/10, 48/18; Mümýtehine 60/12; “Eş-şeyhu fî kavmihi ke’n-nebîyyi fî ümmetih” — İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât; ahdi bozmanın vıbali — Nahl 16/91-94
- Zamânın Kutbu ve Siyâsî Nasîhat: Kutb-u zâmân kavramı — İbn Arabî, Futûhât-ı Mekkıyye; şabbânî tabakaâtı; eşcinselliğin harâmlığı — A’râf 7/80-84; Şuarâ 26/165-166; Ankâbût 29/28-29; Buhârî, Hudud 25; emr-i bi’l-ma’rûf — Âl-i İmrân 3/104, 110; Müslim, Îmân 78
- Şehâdet, Hacâmat ve Aşk-ı İlâhî: “Yedi şehîd” hadîs-i şerîfi — Mâlik, Muvatta, Cenâiz 36; Buhârî, Cihâd 72; hacâmat üzerine hadîs-i şerîfler — Buhârî, Tıb 9-15; Ebû Dâvûd, Tıb 3-5; aşk-ı ilâhî — Bakara 2/165; Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf; nâfile ile kurbiyyet hadîs-i kudsisi — Buhârî, Rikâk 38
- Zâkirlik, Nakîblik ve Vefâ: Halîfe-i râşidîn silsilesi ve icâzet anlayışı — Müslüm, İmâret 4; derviş âdâbı — Sühreverdî, Avârifu’l-Maârif; vefâ — Mâide 5/1; Ahzâb 33/23; Mustafa Özbağ Efendi Hazretleri silsilesi; Halûâtî-Şabânî-Karabaş yolu
- Tövbe, Virt Değişimi ve Kardeşlik: Nasûh tövbesi — Tahrîm 66/8; Furkân 25/70-71; “Sizden her hangî bir kimse imtihân olunduğunda…” — Müslim, Tevbe 12-13; mü’min kardeşliği — Hucurât 49/10; yurt dışında Ehl-i Sünnet — Nûr 24/55 (temkîn âyeti); virt ve evrâdın şartları — Şabbân-ı Velli, Risaletu’l-Evrâd
- Nefs İmtihânı, Teslîmiyet ve Leylâ Mecâzı: “Allah bir kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez” — Bakara 2/286; rızâ makamı — Beyyine 98/8; Fecr 89/27-30; Leylâ ile Mecnûn — Fuzûlî, Leylâ vü Mecnûn; mecâzî aşktan hakîkî aşka — İmâm-ı Gazzâlî, İhyâ, Kitâbu’l-Mahabbe
- Evlilik, Muhabbet ve Maddî Sıkıntı: Eşler arası muhabbet — Rûm 30/21; “Sizden en hayırlısı ehline en hayırlı olanız” — Tirmizî, Menâkıb 63; İbn Mâce, Nikâh 50; kadının hakkı ve erkeğin hakkı — Bakara 2/228; nikâh âdâbı — İmâm-ı Gazzâlî, İhyâ, Kitâbu Âdâbi’n-Nikâh; rizk endışesi — Hud 11/6; Tâlâk 65/2-3
- Sebep-Sonuç, Hikmet ve Çocuk Terbiyesi: Sebepler dâiresi ve tevekkül — Tirmizî, Kiyâmet 60 (deve-tevékkul hadîsi); hikmetin kaynağı — Bakara 2/269; Lokmân 31/12; “Sizden her biriniz çobanıdır” — Buhârî, Cum’a 11; evlât terbiyesi — Tahrîm 66/6; “Çocuklarınıza namazı yedi yaşında emredin” — Ebû Dâvûd, Salât 26
- Dergâh Vefâsı ve Münâfık Hâli: Münâfık sıfatları — Bakara 2/8-20; Münâfıkûn 63/1-8; “Münâfığın alâmeti üçtür” — Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 106; Hazret-i Peygamber’in Medine’de münâfıkları sabırla tutması — İbn İshâk, Sîre; suret değişikliği — Buhârî, Edebu’l-Müfred 117
- İftirâ, Âhir Zamân ve Resul Sevgisi: İftirânın vıbali — Nûr 24/11-20 (Hazret-i Âişe hâdisesi); Hucurât 49/12; âhir zamân alâmetleri — Buhârî, Fıten 25; Müslim, Fıten 1-2; Resûlullah’ı sevmek — “Beni babasından, çocuğundan ve bütün insânlardan çok sevmedikçe hiçbiriniz îmân etmiş olmaz” — Buhârî, Îmân 8; Âl-i İmrân 3/31
- Uyku, Sûizan ve Eşe Muâmele: Uyku ve seher — Zariyât 51/17-18; Secde 32/16; sûizan yasağı — Hucurât 49/12; “Zannetı bırakınız” — Buhârî, Edeb 57; Müslim, Birr 28; eşe muâmele — Tirmizî, Radâ’ 11 (“Sizin en hayırlınız hanenıza en hayırlı olanızdır”); Abdülkâdir-i Geylânî Hazretleri menâkıbı
- Eleştirel Dil, Su Orucu ve Kapanış: Dil âfetleri — İmâm-ı Gazzâlî, İhyâ, Âfâtu’l-lisân; Hucurât 49/11; “Allah’a ve âhiret gününe îmân eden ya hayır söylesin ya sussun” — Buhârî, Rikâk 23; su orucu gibi bîd’at mes’eleleri — İbn Teymiye, İktıdâu’s-Sırât; şeytânın vesveseleri — Nâs 114/1-6; Fâtihâ-salavât ile kapanış âdâbı ve mûşahid hâtim duâsı
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Mürîd, Vird, Zikir, Tevhîd, İhsân, Nefs. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı