Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2020 Soru-Cevap #42 — Kadir Gecesi Sohbeti

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2020 Soru-Cevap #42 — Kadir Gecesi Sohbeti. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Giriş: Kadir Gecesi ve Korona Dönemi

Selamün aleyküm. Hayırlı akşamlar, hayırlı geceler. Allah gecenizi mübarek eylesin. Cenâb-ı Hak tutmuş olduğunuz oruçları kabul eylesin. Yapmış olduğunuz ibadetleri kat kat fazlasıyla karşılık versin inşallah. Yine bir Ramazân gecesi ama bu gece diğer Ramazân gecelerinden daha farklı. Çünkü içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan hayırlı bir gece, Kadir Gecesi. Allah Kadir gecenizi inşallah mübarek eylesin. Bu Kadir Gecesi de böyle canlı yayında, canlı sohbette geçecekmiş. Toplanamayacakmışız, beraber zikrullâh edemeyeceğiz, semâ edemeyecekmişiz. Komple toplanıp kandilleşemeyecekmişiz. Nasip böyleymiş, kısmet böyleymiş. Bir korona hastalığı böylece bizlerin hepimizin de evlere hapsetti. Hepimizi de bulunduğu yerlerde hapsetti.

Şükür hamdolsun bugünkü günlük korona vakası açıklamalarına bakınca ölüm oranları daha da düştü. hastalık oranları daha da düştü. Tedavi olanlar daha da yükseldi. Buradan bari bir ümit var, umut var. Bu önlemler hamdolsun demek ki faydalı oluyor. İnsanlar evde kalınca hastalığı bulaştırmıyorlar birbirlerine. Böylece hastalıktan yavaş yavaş kurtulacağız inşallah. İnşallah bu günler bittikten sonra Rabbim yeniden eski günlerimize döndürsün inşallah diyelim. Bugün malum Kadir Gecesi. Kadir Gecesi içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı bir gece. Cenâb-ı Hak bunu vaat etmiş Kur’ân’ında. O yüzden Kadir Gecesi Kur’ân’la, sünnetle, imamların iştahatler ile sabit her Ramazân’da bizim inancımız var.

Ramazân’ın son 10 günü, son 10 gününde bir gün tek günler Kadir Gecesi olarak tespit edilmiş. Bütün sahâbe, tabi, tevay tabi genel olarak Ramazân’ın 27. gecesi olarak kendilerince isabet ettirmişler. Demişler ki bütün bu bilgiler ışığında 27. gecesi demişler. Biz de 27. gece olarak kutluyoruz. Burada bir şey belirtmek istiyorum. Bu sadece Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin sağlığında olan bir şey değildi. O yüzden Kadir Gecesi kıyamete kadar devam edecek olan bir gece. Ramazân’ın son 10 gününde veyahut da Ramazân’ın içinde çok zayıf rivayetler var. Yılın ne gününde olduğu belli değil diye. Ama en kuvvetli rivayetler Ramazân’ın son 10 gününde olan bir gece. O yüzden böyle Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin sağlığındaydı.

O vefat ettikten sonra Kadir Gecesi son buldu. Kıyamete kadar bir daha böyle bir şey olmayacak sözü veyahut da bu doğru bir sav değil. O yüzden böyle söyleyenler var. Bunu tartışmaya, açmaya çalışıyorlar. bu biraz da kandillere karşı olan Regaib kandili, Mevlüt kandili gibi, Berat kandili gibi bu kandillere karşı olan bu grup bunu da az bir şey destekliyor gibi. Biraz Şia, biraz böyle o Selefi, Vahabi kesimi bu meselenin üzerinde böyle bunu sulandırmaya çalışıyorlar. işte önceden diyorlardı ki 5-10 yıl önceye kadar bir tek Kadir Gecesi Kur’ân’da var. Diğerleri yok. O yüzden onlara karşıyız diyorlardı. Şimdi Kadir gecesini de işin içine kattılar. Şimdi Kadir gecesine de karşı gruplar oluşmaya başladı.

Hızlı insanlar Kur’ân, Sünnet’in, imamların iştahadının dışında ne yazık ki sapkınlıklar üretiyorlar. Kur’ân ve Sünnet’in dışına çıkmaya çalışıyorlar. Sünnet isyaniyi reddetmeye, hadîs-i şerifleri reddetmeye çalışıyorlar. Bunun zeminini oluşturuyorlar. Oluşturdular da bunun artık böyle son yıkıcı darbeleri vurmak istiyorlar. ehl-i sünnet olan Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışanlar da kendilerince güçleri nispetinde bunlarla mücadele etmeye gayret ediyorlar. Ama çetin bir mücadele geçiyor. Çok çetin bir mücadele var. O yüzden bu belki de bu mücadelenin içerisinde olmayanlar bunun farkında olmayabilir. Ama Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı sarılan, hadîs-i şeriflere sımsıkı sarılanlarla kaderi inkar eden, hadislerle alay eden, Sünnet isyaniyeli alay eden bize Kur’ân yeter deyip Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerinin hadislerini ve Sünnetlerini terk eden, reddeden arasına çetin bir mücadele var.

Ve bu mücadele hem ilmi noktada hem de böyle sosyal medyada acımasız bir şekilde gidiyor. Bu hadîs-i şerifleri inkar edenler, bu Sünnet isyaniyeli inkar edenler arkalarına Avrupa Birliği’ni, Fransa’yı, Bilhassa ve Almanya’yı, ABD’yi, İsrail’i almışlar var güçleriyle Sünnet isyaniyeli ve hadîs-i şerifleri savunanlara saldırıyorlar. Ve bunlar böyle ne yazık ki Diyanet Teşkilatı’nda da, İlahiyat Teşkilatı’nda bunlar bir kısmı, bunların büyük bir kısmı var. Diyanet’i çok böyle etkin değiller ama İlahiyat Teşkilatı’nda etkiller ve İlahiyat Teşkilatı’nda hadîs inkarcıları daha fazla böyle önde oluyorlar. İnsanlar onlardan çekiniyorlar nedense, onlarla böyle sürtüşmek istemiyorlar, onlara karşı mücadele etmek istemiyorlar.

Onların çünkü arkalarının var olduğunu, onlarla mücadele ederlerse başlarına bir şey geleceklerini düşünüyorlar herhalde. O yüzden o hadîs inkarcılara arsız itler gibi her yere saldırıyorlar. Tabirimi hoş görün demeyeceğim, bunlar arsız it gibi çünkü. Bunlar böyle havlıyorlar, harlıyorlar, ortalığa saldırıyorlar. Kim hadîs-i şerîf dese, kim sünnet-i seyyidine dese, onlara büyük bir saldırı, hakaret, alayvari işler yapıyorlar. Rabbim onların inşallah dillerini tutsun, nefeslerini kessin, onların ömürlerini kısa etsin inşallah ki dünya bunlardan selamet etsin, ümmet-i Muhammed bunlardan selamet etsin. Bunlar Amerika’dan, İngiltere’den, Londra’dan, bunlar İsrail’den, onlar Almanya’dan, onlar oradan buradan beslenen, onlar beslemeler.

Rabbim onların şerrinden ümmet-i Muhammed’i muhafaza eylesin inşallah. Bunlar nereden besleniyorlarsa böyle beslenerekten Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışanlara saldırıyorlar. Bunlar siyasetçilerin içerisinde var, bürokratların içerisinde var. Bunlar ama bir gazeteci portresiyle, bir siyasetçi portresiyle, bir milletvekili portresiyle, bir bilim adamı portresiyle veya bir din adamı portresiyle. Bir araştırmacı yazar portresiyle. Bunlar bizim önümüze çıkıyorlar ve Sünnet isyaniyle sabit olan, hadislerle sabit olan her şeye karşı çıkıyorlar. Allah onlara fırsat vermesin inşallah. O yüzden Kadir Gecesi’ne de saldırıyorlar. Bu Kadir Gecesi’nin de normalde peygamber ayetle sabit olduğundan sadece Peygamber’in devrine ait olduğunu ve Peygamber’in vefat ettikten sonra Kadir Gecesi’nin de olamayacağını söylüyorlar.

Tıpkı İslâm hukuku gibi. İslâm hukukunu da Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerinin dönemine bağlı kalıp şimdi mesela modern dünyada İslâm hukukunun uygulanamaz olduğunu, uygulanmaması gerektiğini söyleyenler gibi bunlar da. şu anda siyasetçilerin, bürokratların, bu ilahiyatçıların içerisinde de bugünkü dünyada İslâm hukukunun uygulanamayacağını, uygulanmaması gerektiğini, evrensel Avrupa’da, Amerika’da mevcut bulunan hukuku uygulamamız gerektiğini düşünüp bunu savunan insanlar olduğu gibi Bunlar da Kadir Gecesi’nin kendi zamanı, Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerinin zamanında var olduğunu söyleyip öyle gidiyorlar. Faiz’e de alakalı öyle söylüyorlar. Fuhuş’la da alakalı öyle söylüyorlar veya harâm olan içkilerle de alakalı öyle söylüyorlar.

O zaman için harâm edilmiş, bugün için harâm edilmemesi lazım diyorlar. Veya bazı âyet-i kerimeleri genelde haramları ilgilendiren, hukuki ilgilendiren, cezayı ilgilendiren âyet-i kerimelere de bu açıdan yaklaşıyorlar. Allah onlara fırsat vermesin inşallah. Bu gece Kadir Gecesi biz tabi Kur’ân ve Sünnet’e sımsık bağlı kalanlar, Hazret-i Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerinin izini takip edenler, bu Ramazân’ın 27. gecesini Kadir Gecesi olarak kutlamaya biz devam edeceğiz. Allah ömür verirse, Allah nefes verirse, ölünceye kadar da biz onu kutlamaya devam edeceğiz inşallah. O yüzden yeniden Kadir Geceniz mübarek olsun cümlenize inşallah. Kadir Gecesi, Kadir Suresinde sabit. Allah’ın ayetlerinin hükmü zamana bağlı değildir.

Belli bir zaman sonra Cenab-ı Hakk’ın ayetlerinin hükmü, geçerliliğini kaybeder diyemeyiz. tarihsel mi bakacağız, evrensel mi bakacağız tartışmasına girmemize gerek yok. Cenab-ı Hakk’ın âyet-i kerimeleri kıyamete kadar devam edecektir. Kur’ân’ın hükmü, Kur’ân’ın ahlakı, Kur’ân’ın ahkamı, Kur’ân’ın bütün âyet-i kerimelerinin tecelliyatları kıyamete kadar devam edecektir. Ve ne zaman ki dünya üzerinde kıyamet koptu, o zaman Kur’ân’ın ahkamı dünya üzerinden kaldırılacak. Kıyamete kadar Kur’ân’ın ahkamı devam edecek ve asla asla bu ahkam değişmeyecek de. Ayetler de değişmeyecek, ahkam da değişmeyecek. O yüzden Kadir Suresi âyet 1’den 5’e kadar mealen okuyorum. Doğrusu biz onu Kadir Gecesinde indirdik.

Kadir Gecesinin ne olduğunu bilir misin sen? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve ruh o gece Rablerinin izniyle her iş için iner de iner. O tan yeri ağarınca kadar bir selamettir. Kadir Suresi âyet 1 ile 5 arası. bu Kadir Gecesi de Ramazân’ın içerisinde. Çünkü Bakara âyet 185 diyor ki Ramazân ayı öyle bir aydır ki Kur’ân o ayda indirilmiştir. Demek ki Kur’ân o ayda indirildiyse, doğrusu biz onu Kadir Gecesinde indirdik âyet-i kerimesini tefsir ediyor bu Bakara âyet 185. Demek ki Kur’ân Ramazân ayında inmiş ve Ramazân ayında da Cenâb-ı Hak onu Kadir Gecesi indirmiş. Bunun üzerinde şek şüphe yok. Çünkü Kadir Gecesi ayetle sabit ve kıyamete kadar Kadir Gecesi bu dünya üzerinde tecellî edecek.

Bakın kıyamete kadar ve bu ayetle sabit. Bunun üzerinde tartışma yapanlar, bunun üzerinde şek şüphe yapanlar imanlarını yenilecekler. Eğer yenilerlerse, eğer yenilemezlerse Kadir Gecesinin sadece Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri zamanındaydı, şimdi geçerliliğini yitirdi diyenler tecellî îmân tecellî nikah yapmaları gerek. Sebep? Çünkü ayetle sabit olan bir şeyi değiştirmeye çalışıyorlar, reddediyorlar. Allah muhafaza eylesin. İbn Abbas ve başkaları da çoğunluk. Allah-u Teala Kur’ân’ı bütün haliyle Levf-i Mavuz’dan dünya gökyüzüne, izzet evine indirdi. Sonra teker teker vakalara göre 23 senede Resûlullah Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’ne inzal buyurdu. Daha sonra Allah-u Teala Kadir Gecesi’nin değerini yücelterek Kur’ân-ı Kerim’i indirmeyi tahsis etti.

Bu gece hakkında şöyle buyuruyor. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu bilir misin sen? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Ve Cenâb-ı Hak böylece Kadir Gecesi’nin kıymetini, Kadir Gecesi’nin ehemmiyetini kendisi beyan ediyor. Kur’ân’ın indirildiği gece, Kur’ân’ın indirildiği geceye Cenâb-ı Hak farklı bir anlam, farklı bir mana veriyor. Nasıl Cum’a geceleri mübarek ise, nasıl Arife geceleri mübarek ise, nasıl Ramazân ve Kurban bayram günleri mübarek ise, nasıl Şaban’ın 15. gecesi mübarek ise, nasıl Recep’in 1. gün mübarek ise, nasıl Aşure günleri mübarek ise, Kadir Gecesi’nin de bunların en üstünde, en fevkinde bir gece olarak Cenâb-ı Hak ihsan etmiş, bunu beyan etmiş, bunu Ümmet-i Muhammed’e hediye olarak vermiş.

Yine İbn-i Hanbel naklediyor hadîs-i şerifi. Ramazân ayı geldi, mübarek bir ay. O ayın orucunu Allah size farz kılmıştır. O ayda cennet kapıları açılır ve cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar zincirlere vurulur. Ondaki bir gece bin aydan daha hayırlıdır. O gecenin hayrından mahrum kalan, gerçekten mahrum kalmıştır. Demek ki Kadir Gecesi öyle bir gece ki, o gecenin hayrından mahrum kalan, gerçekten mahrum kalmıştır. o her şeyden mahrum kalmış, her şeyden uzaklaşmış. Tabir-i rica etse, onun lütuf ve bereket kapıları kapanmıştır. Ama Kadir Gecesi oruç farz kılınmış ya, oruç tutanlar gündüzünü oruçta geçirecekler ya, gecesini de ibadetle geçirecekler. Ve gündüzünü oruçta geçirip, gecesini ibadetle geçirecekleri için onlar için kurtuluş sebebi olmuş oluyor.

Ve Ramazân orucunu farz gören. Çünkü bir kısmı şu anda Ramazân orucunu da farz görmüyor. Ramazân’ı bir adet, bir gelenek, bir kültür, bir örf olarak görüyor. Allah muhafaza eylesin. Ramazân orucu oruç geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Ayetle sabit. Öyle olunca bu ayette sabit olan ibadetlerin üzerinde Şeyh Şüphe etmek küfür olmuş olur. Allah muhafaza eylesin. Ramazân ayı, Kur’ân ayı, oruç ayı. O zaman o oruç tutanlar, gündüzünü oruçlu gecesini de ibadetle geçirecekleri için Kadir Gecesini tam olarak ihya etmiş olacaklar. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Yine süfiyenler, birbirlerini de ibadetle geçirecekler. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Yine Sufiyen-i Servî naklediyor bunu.

Mücahid, Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır kavli hakkında şöyle dediği bana bildirildi. O gecede amel edip gündüz oruç tutmak ve gece kıyam etmek bin aydan daha hayırlıdır. Nitekim Hazret-i Peygamber’in salallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de bir hadîs-i şerifinde Allah yolunda bir gecelik ribat ondan başka yerlerdeki bin geceden daha hayırlıdır buyurmuş. bir gecelik ribat dediği bir gece ibadet etmek, bir gece gözünü kırpamak, bir gece Allah’a yaklaşmak açısından tabiri caizse askeriyedeki gibi nöbet tutmak veya cihat meydanlarında nöbet tutmak gibi veya nefsinin üzerinde her daim uyanık olup nefsinin üzerinde nöbet tutmak gibi. Ribat bu.


Oruç, Günah ve Nefs Muhasebesi

Devamlı uyanık olmak, devamlı tetikte olmak, devamlı kendini muhafaza etmek için, korumak için her daim kendini böyle istim üzerine tutmak, aman günaha girmeyeyim, aman yanlışa düşmeyeyim diye kendini her daim dizayn etmek, kendini her daim diri tutmak. bu ribattan sayılmış ve sufiler bu ribatı çok önemli görmüşler. Sufiler gönüllerine bir kara leke gelmesin, şeytân vesvese vermesin, gönüllerine nefis dokunmasın diye her daim gözlerini kalplerinin üzerinden ayırmamışlar ki bir anda olsa gaflete düşmesinler, bir anda olsa günaha kebare girmesinler diye. bu ribatın en büyüğü. Çünkü Hazret-i Peygamber’in, sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, nefis de cihadı en büyük cihat olarak beyan etti bize.

Nefis de cihat en büyük cihat ise bir kimsenin nefisle mücadele etmesi ve her an uyanık olması ve her an nefs ile cihat noktasında mücadele etmesi en büyük cihat olmuş oldu. Ve ümmet-i Muhammed’in bugün için en büyük sıkıntılarından birisi bu. Ümmet-i Muhammed günaha kebaleri önemsemiyor, ümmet-i Muhammed küçük günahları önemsemiyor, ümmet-i Muhammed ahlaki hadîs-i şerifleri tabi olmuyor, ümmet-i Muhammed ne acı ki büyük ve küçük günahlardan kendini arındırma yolunda değil. Oysa Hazret-i Peygamber’in, sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin yolu güzel ahlâk idi. O yüzden ahlakı güzelleştirmek, o yüzden iyiliklere sahip olmak, güzel şeylere sahip olmaktı. bu bir gecelik ribat, Kadir Gecesini aramak, Kadir Gecesini bulmak, Kadir Gecesinde ibadet etmek veyahut da Ramazân’ın son 10 günlerine doğru iyice ibadetlerini arttırmak, gece namazlarını arttırmak, zikrini arttırmak o yüzden çok önemli.

Kadir Gecesinin 27. gece olduğuna dair birkaç tane rivayetle inşallah sohbete devam edelim. Yine İmam-ı Hanbel Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinden naklediyor. Hazret-i Peygamber buyurdu ki, Kadir Gecesi son 10 gündedir. Kim o geceleri Allah’ın ızdasını isteyerek ibadetle geçirirse muhakkak Allah-u Teala onun önceki ve sonraki günahlarını boyuştar. O tek bir gecedir, 9 veya 7 veya 5 veya 3 veya son gecedir. Şimdi burada önemli olan hadîs-i şerifte benim için can alıcı nokta şu, kim o geceleri son 10 günde bakın son 10 güne yaymış, Kadir Gecesi son 10 gündedir. Kim o geceleri Allah’ın ızasını isteyerek ibadetle geçirirse, bu son 10 günün içerisine alıyor, bu son 10 günü diyor kim o geceleri Allah’ın ızasını isteyerek ibadetle geçirirse muhakkak Allah-u Teala onun önceki ve sonraki günahlarını bağışlar.

Öncekiyi anladık da bir de sonrakini de bağışlar diyor. ömrünün geri kalan kısmındaki günahları da bağışlar. Bu çok büyük bir müjde ümmet-i Muhammed için. O yüzden Sufiler bu müjdeye nail olmak için Ramazân’ın son 10 gününü itikafla geçirmeye gayret etmişler. Bakın Sufiler bu itikaf ibadetine ehemmiyet vermenin bir sebebi bu müjdeye nail olmak içindir. Ve hamdolsun bu sene kardeşlerimizden çok itikafa giren var. Evlerde de olmalarından dolayı bir hayli itikafa girenler oldu. Cenâb-ı Hak’a hamd ediyorum. İnşallah bu daha da artacak daha da artacak ve normalde Ramazân’ın son 10 gecesinde itikafa girenleri daha da arttırmaya gayret edeceğiz. Bayanlar da erkekler de Ramazân’ın son 10 günü itikafa girecekler.

Hem böyle halis bir şekilde itikafa girip halis bir şekilde içeride Allah’ı zikredip geçmiş ve gelecek günahlarını affettirecekler. Bununla alakalı birileri hadisleri inkar eder böyle şeyler olur mu der, akla mantığa uygun değil der. Canım kardeşlerim zaten din akıl dini değildir, din mantık dini değildir. Din îmân dinidir. Din ihlas dinidir. Din samimiyet dinidir. Din insanın kendi içerisinde inanmasıyla alakalıdır. Din akla ve mantığa vurulacak bir şey değildir. Din kalbe vurulacak bir şeydir. O yüzden din normal insanların akıllarının üstündeki bir akıl üstü bir meseledir. O yüzden îmân etmek zaten akıl üstü bir şeydir. Siz Allah’ın varlığına birliğine îmân ediyorsunuz. Meleklerin varlığına birliğine îmân ediyorsunuz.

Ve meleklerin bir peygambere kitap getirdiğine îmân ediyorsunuz. Bunda akıl mantık aranmaz. Bu sadece imanla alakalıdır. O yüzden normalde gitseniz siz şimdi aklını ilahlaştıran bir kimseye bunu söylediğinizde o kabul etmeyecek zaten bunu. Neden? Onun aklı ilahlaşmış. Aklı ilahlaştığı için onu aklı tanrılaştırmış kendisini. Öyle olunca onu kabul etmeyecek zaten. Bakın Ramazân’ın son 10 gününü bir kimse ibadet de geçirdi, ihlas da geçirdi ve son 10 günün içerisinde Kadir gecesini yakaladığı için geçmiş ve gelecek bütün günahları af olmuş oldu. Ne mutlu ki Ramazân’ın son 10 gününü itikafla geçiren kimselere. Buradan tekrar söylüyorum. Ne mutlu ki Ramazân’ın son 10 gününü itikafla geçirenlere. Düşünebiliyor musunuz?

Geçmiş gelecek ne kadar günahları var ise af muafret olundu. Bu itikaf ibadeti öylesine bir muhteşem ibadettir ki dünyanın içerisinde gözünüzün gördüğü görmediği her şeyden daha kıymetli. Ve benim tezimdir bu. Bir sufi derviş olacaksa gerçekten ve gerçekten onun itikaf çıkarması gerekir. Seyri sulluk yapmak istiyorsa bir derviş, bir sufi muhakkak onun itikaf olması lazım. İtikafsız bir seyri sulluk ben kendimce düşünemiyorum. Sebep çünkü onun gelmiş geçmiş bütün günahları af olacak. Allah bizleri hepimizi onlardan eylesin inşallah. Yine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki Kadir gecesinin emaresi onun parlak ve saf bir gece olmasıdır. Sanki o gecede ay dolunay şeklindedir.

Durgun dur. Ne sıcak ne soğuktur. Ve sabah kadar hiçbir yıldız, sabaha kadar hiçbir yıldız kovalanmak için kullanılmaz. Bu gecenin emarelerinden birisi de ertesi sabah güneşin dosdoğru çıkması ve dolunay halinde ay şuhaları gibi olmamasıdır. O gece de şeytân gündüzle beraber dışarı çıkamaz. Demek ki Kadir gecesinin fiziki tecelliyatları da var. Bu normalde semada da tecelliyatları var. Neymiş Kadir gecesinde? Emaresi parlak saf bir geceymiş o gece. Ve ayrıyeten de sanki o gece de ay dolunay şeklinde gibi görünüyormuş. Ve aynı zamanda durgun ve ne sıcak ne soğukmuş. Ve sabaha kadar da hiçbir yıldız herhangi bir şeyi kovalamak için kullanılmazmış. Bakın. Demek ki yıldızlar da sakin. Onlar da sükunetli.

Gök komple sükunete ermiş oldu. Neden gök komple sükunete erdi? Çünkü gök halkı da Kadir gecesini ihya ediyor. Çünkü gök halkı da Kadir gecesinde ne yapıyorlar? Onlar da Beytullah’ı tavafa geliyorlar. Şimdi bu gece bütün gök halkı Beytullah’ı tavaf etmeye geliyor. Bu gece öylesine mübarek bir gece. Bu mübarek bir gece. Kadir Gecesi bütün Beytullah’ın gök halkının tavaf ettiği gök halkının bölüm bölüm ve bölük bölük herkesin kendi sülalesine göre kavmine göre kavim kavim gelip orada Beytullah’ı tavaf ederler. Ve o 27. gece Kadir Gecesi günü sabaha kadar bütün melekler cinliler hepsi de Beytullah’ı tavaf eder. Diğer daha mahluklar hepsi de Beytullah’ı tavaf ederler. Yine İbn Abbas nakletti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kadir Gecesi hakkında şöyle demiştir.

Parlak güzel bir gecedir. Ne sıcaktır ne soğuktur. Kadir gecesinin ertesi günü güneş cılız ve kızıl olarak doğar. Yine bunu ne? Ebu Davud nakletmiş. Burada şimdi Kadir gecesinin nasıl tespit edildiği ile alakalı uzun bir hadîs-i şerîf. Hazret-i Ömer radıyallahu anh hazretleri bütün sahabeyi toplamış bu konuyla bilgisi olanları. Ve hepsine Kadir Gecesi ile alakalı bildiklerini orta yere dökmeye çağırmış. Ve onların hepsinin içerisinde bunlar herkes görüşünü bildirirken Hz. Abbas’ın oğlu Abdullah o naklediyor. Ben diyor. Kadir gecesinin hangi gece olduğunu biliyorum der. Hazret-i Ömer Efendimiz hangisi diye sorunca son 10’daki geçen veya kalan 7. gece der. Geçen veya kalan 7. gece. Geçen 27. gece kalan 23. gece.

Anlaşıldı değil mi burası? Ne diyor? Son 10’daki geçen veya kalan 7. gece. O zaman olunca ne oluyor? Ya 23. gece olacak ya da 27. gece. Ya da ne? 25. gece. Hazret-i Ömer bunu nereden bildiğin delili ne diye sorunca İbn Abbas şu açıklamayı yaptı. Allah 7 semâ, 7 ağırs, 7 gün yarattı. Ayda 7 üzerine 7. günlük haftalar halinde devam ediyor. İnsan da 7’den yaratılmıştır. 7’den yer dedi. Üzerine 7’den yer 7 üzerine de secde eder dedi. Kabe-i tavafı 7’dir. Şeytana atılan taş da 7’dir. Hazret-i Ömer Radıllahu Alhazretleri bu açıklama karşısında tatmin oldu ve takdirlerini bildirdi. Ona ifade etti. Ve böylece İmam-ı Azam da, İmam-ı Hanbel de bu hadîs-i şerifi, bu sözü kellerin ölçü olarak aldılar ve 23. gece ile 27. gecenin arasında ama ittifak halinde 27. gece olarak bildirdiler.

O 7’den yer 7’den yaratıldı dediği yer, yer küresi. o da Abese suresinde geçiyor ya öyle ya insan yiyeceğine bir baksın doğrusu biz onu suyu bol bol indirdik sonra toprağı iyiden yiye yardık. Böylece orada tane bitirdik. Üzüm ve yonca, zeytin ve hurma, sık ve bol ağaçlı bahçeler, meyve ve mera sizin ve hayvanlarınızın faydalanması için diye. Abese suresinde âyet 24’den 32’ye kadar bu yerden yer yerden yaratıldı topraktan yaratıldı yerden yer içer. topraktan biten meyve, sebze ve topraktan beslenen hayvanlardan yer içer manasında. Tabi sıra geldi şimdi Kadir gecesini ihya etmek. Kıymetli kardeşler sorularınıza biraz daha fazla zaman kalsın diye böyle bunları bölüm bölüm sohbet etmeye gayret ediyorum.

İnşallah bu bölümü de bitirdikten sonra yine sorularınıza geçeceğiz. Bir de mümkün olduğunca bu gece sohbeti erken bitireceğiz ki herkes evlerinde biraz ibadet etsin, namaz kılsın, Allah’ı zikretsin, biraz duâ etsin. İnşallah ona da bir zaman kalsın istiyorum. İnşallah. Bu başlık da Kadir gecesini ihya etmekle alakalı. Yine Buhari ve Müslüman sahihlerinde Ebu Hureyre’den rivayet Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki kim Kadir gecesini îmân ve ihlasla ibadet ederek geçirirse geçmiş günahları bağışlanır. Bakın normalde şimdi o imam-ı hambelin tekrar o hadisini tekrar nakleteceğim burada. Kim o geceleri Allah’ın rızasının son 10 günde isteyerek ibadetle geçirirse muhakkak Allah’u Teala onun önceki ve sonraki günahların bağışlar olarak buyuruyor.

Şimdi kıymetli dostlar, Kadir Gecesi Ramazân’ın son 10 günü ve bilhassa Kadir Gecesi bu kadar muhteşem bir gece. Cenâb-ı Hak’ın rahmetinin, bereketinin, lütfunun, ikramının, ihsanının, affını, mağfiretinin aktığı bir gece. Ve bu hadislerle de sabit. O zaman kim Kadir gecesini ihya ederse geçmiş ve gelecek günahlarından ne olmuş oldu? Kurtulmuş oldu. Cenâb-ı Hak bizleri onlardan eylesin. Yine Fatır Suresi âyet 10 güzel sözler ona yükselir. O sözleri de salih amel yükseltir. Demek ki Allah’a duâ edeceğiz, Allah’ı zikredeceğiz, Allah’ı tesbih edeceğiz, tenzih edeceğiz, teşbih edeceğiz, bol bol duâ edeceğiz ve bu güzel sözler de ne olacak? Ona yükselecek. Ama o sözlerin yükselmesine sebep de salih ameller olacak. bir kimsenin sadece duâ etmesi çok yeterli değil.

Salih amelle onun desteklenmesi lazım. Bir kimsenin sadece zikretmesi yeterli değil. Onun salih amelle desteklenmesi lazım. Onun sadece oruç tutması yeterli değil. Onun salih amelle desteklenmesi lazım. Bütün ne kadar güzel sözler söylerseniz söyleyin. Ne kadar ne yaparsanız yapın. Onların arkasında salih ameller destekleyici olmak zorunda. Bu âyet de sabit çünkü. Siz çok güzel konuşabilirsiniz. İnsanları konuşurken ağlatabilir, kendisinden geçirebilirsiniz. Eğer sizin sözlerinizin arkasında salih bir amel yok ise siz insanları ağlattınız veyahut da hüzünlendirdiniz veyahut da güldürdünüz. Bir anlamı kalmadı. Ha ağlatmışsın, ha güldürmüşsün. Bir fark yok. Sebep. Çünkü o konuşan kimsede salih amel yok.

Eğer salih amel olmayan bir kimse ne kadar güzel konuşursa konuşursun, ne kadar edebi bir telaffuzu olursa olsun o kişinin kurtuluşuna bir sebep olmaz. O yüzden burada bütün derviş kardeşlere şunu belirtmek istiyorum. sizin zikirleriniz, sizin dualarınızın salih amellerle süslenmesi, desteklenmesi gerekir. Muhakkak farzlara riayet edip namazınıza, orucunuza dikkat etmeniz lazım. Muhakkak haramlara dikkat etmeniz lazım. Muhakkak güzel ibadetler, güzel ameller işlemeniz lazım. Ve Allah’a da daha da yaklaşmak istiyorsak, daha da yakınlaşmak istiyorsak biz o salih amellerle Allah’a yaklaşmayı, salih amellerle Allah’la aramızı düzeltmeyi, salih amellerle Allah’la aramızda dostluk kurmaya gayret etmeliyiz.

Buradaki söylenen sözler, zikirler, oruçlar, ondan sonra namazlar, zekatlar yapılan iyi amellerin hepsinin sebebi Allah’a yakınlaşma, Allah’a yaklaşmak içindir. Allah’ı bilmek içindir, Allah’ı birlemek içindir. Ve Cenâb-ı Hak’ı tanımlamak, Cenâb-ı Hak’ı bilmek içindir. Yoksa oruç salih bir ameldir, salih bir ibadettir. Ama bunun maksadı, amacı, hedefi Allah’ı bilmek, Allah’ı bilmek, arifi billah olmaktır. Bütün ibadetlerin maksadı arifi billah olmak, marifetullah’a erişmektir. Allah’ı bilmek içindir, Allah’ı bilme noktasında durmamız içindir. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, bizim yaratılış sebebimiz Allah’ı tanıma ve bilmedir. Bizim yaratılış sebebimiz çok ibadet etme değildir. Eğer çok ibadet etme olmuş olsaydı, melekler Allah’a yeterdi.

Bakın çok ibadet etmek olmuş olsaydı. Biz çok ibadet peşinde değiliz. Biz Allah’ı bilmek, Allah’ı tanıma peşindeyiz. Allah’ın sıfatsal tecelliyatlarını hem mükaavanatta hem kendi üstümüzde, kendi nefsimizde hem de dış alemde komple her şeyiyle onu tanıma ve bilme noktasında olacağız.


Zikir, Kur’ân ve Yaratılış Sebebi

Bizim yaratılış sebebimiz bu. O yüzden o güzel sözleri zikirlerimizi Kur’ân-ı Kerîm okumalarımızı tatlı nasihatlerimizi insanlarla hoş sohbetlerimizi dilimizin tatlılığın güzelliğinin muhakkak ki amellerle salih amellerle desteklenmesi gerekir. Salih amellerle o güzel sözlerin yükseklere doğru Allah’ın katına Allah’ın katı yüksekte manasında onu yüceltmek içindir. Yoksa Allah’a mekan izaf etmek için değildir. O yüzden birileri de kalkıp sütunun gerisinde saklanıp şuradan eksik bir şey söyleyirse de biz de ona eleştirsek diye beklemeyin. Dilimiz sürçebilir, dilimiz kayabilir, gönlümüzdekini dilimize döndüremeyebiliriz. Allah muhafaza eylesin. Veya hatta kafamızda geçen bir kurguyu tam olarak dilimize dökemeyebiliriz.

Ebediyatımız ve hatta Türkçemiz buna yeterli olmayabilir. Bunda bir eksik kusur aramaya da çalışmayın. O yüzden kıymetli dostlar Allah zamandan mekandan münezzehtir. Ama buradaki amaç buradaki maksat Allah’a yaklaşmaktan da maksat Allah’ı tanımak Allah’ı bilmektir. Yoksa tabiri caizse siz birisinin başında durmuşsunuz ama onu tanımaktan ve bilmekten uzak olmuşsunuz. O yakınlığınızın bir anlamı kalmaz. Burada yakınlığın maksadı onu tanımak onu bilmek içindir. Yoksa herkes kalabalıkların içerisinde dolaşır yürür ama onu tanımlamak onu bilmek farklı bir şeydir. O yüzden Allah’a yakın olmak farklı bir şeydir. Allah’ı tanımak ve bilmek farklı bir şeydir. Yakın olmak tanımak ve bilmek içindir. Yoksa yakın olmak için mücadele etmek insanı yakınlıkta bırakır.

Hedef Allah’ı tanımak Allah’ı bilmek tabiri caizse bütün sıfatsal tecelliyatlarını mükaşefetmektir. Allah biz onlardan eylesin inşallah. Burada bu gece ile yapılacak olan ibadetlerin başında Allah’ı zikir gelir. O yüzden biz önce bu gece ne yapacağız? Çokça Allah’ı zikreteceğiz. Bakın neden Allah’ı çokça zikreteceğiz? Çünkü Allah’ı çokça zikreteceğiz ki zikirle iştigal eden, zikirle meşgul olan insanların etrafını melekler kuşatırlar. melekler bugün incekler ya yeryüzüne. O zaman en önemli ibadetlerden birisi Allah’ı zikirdir. Namaz insanları kötülükten alıkoyar ama Allah’ı zikir en büyük iştir. Ankabut Suresi âyet 45. O yüzden Bakara’da Allah’ı zikredin Allah da sizi zikretsin der. O yüzden Allah’ı zikretmek en büyük iştir.

Bu gece yapılacak olan en önemli ibadetlerden birisi Allah’ı çokça zikretmektir. Benim nazarımda ikincisi Allah’a çokça duâ etmektir. Benim nazarımda üçüncüsü Allah’a çokça tövbe etmektir. Bu geceyi biz zikirle, tövbe ile, duâ ile geçirmemiz gerekir. Kıymetli kardeşler Allah’ı zikir insanın bütün kirlerini, pastırını temizleyecek Allah’a yakın edecek en önemli ibadetlerden birisi ve yine kırmızı da geçiyor hadîs-i şerîf. Sizin diyor. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyuruyor ki, bir gün sordu sizin için en hayırlı olan ve derecenizi en ziyade arttıran melikinizin yanında en temiz, sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı, düşmanla karşılaşıp boyunlarını vurmanız veya boyunlarınızı vurmalarından sizin için daha hayırlı olan amelinizin hangisi olduğunu haber vereyim mi?

Evet Ya Resulallah dediler. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri dedi ki bu Allah’ı zikirdir. O yüzden kıymetli dostlar bakın düşmanla karşılaşıp boyunlarınızın vurulmasından veya sizin boyunlarını vurmanızdan veya vurulmanızdan veya Allah katında en temiz sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı. siz o kadar altın para, gümüş, o kadar şey tasattuk ediyorsunuz ki ondan tasattuk ettiklerinizden daha büyük sevap, cihattan daha üstün olan ve insanları en temiz, en temiz bir hale getirecek olan ibadet neymiş? Allah’ın zikriymiş. O yüzden Allah’ı çokça zikredelim. Muhakkak ki zikirle dudaklarımız ıslak olsun, zikirle dudaklarımız kurusun, zikirle içimiz cozsun, zikirle tüylerimiz ürpersin.

Allah’ın o salih kullarıdır ki Allah anıldığında onların vücutları titrer. Bizim vücutlarımız titretsin. Allah’ı zikrederken ve biz kendimiz titreyelim Allah’ı zikrederken ve Allah’ı öylesine zikredelim ki dışarıdan görenler bunlar deli olmuş desinler. Öylesine zikredelim. Yine Hz. Enes radıyallahu anh hazretleri naklediyor. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurdu. Allah-u Teala hazretleri şöyle seslenir. Beni bir gün zikreden veya bir makamda benden korkan kimseyi ateşten çıkarın. Bu büyük bir müjdedir. Bakın beni bir gün zikreden, beni bir gün zikreden bir kimse oturmuş bir gün onu zikretmiş beni bir gün zikreden veya bir makamda benden korkan kimseye ateşten çıkarın.

Cehennemi gözünüzün önüne getirin. Hesaplar, kitablar görülmüş. Cennetlikler cennete gitmiş, cehennemlikler cehenneme gitmiş. Ve cehennemde herkes cızbız olurken yanacağı zaman herkes cehennemin içerisine atılacağın bir nida, bir nida. Beni bir gün zikredeni cehennemden çıkarın. Beni bir gün zikredeni. Kıymetli dostlar Allah’ı zikreden bu kadar çok önemli bir konu. Allah’ı zikreden bu kadar önemli bir amel, bu kadar önemli bir ibadet. Bir gün Allah’ı zikreden kimse. O yüzden hadîs-i şerifte de Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurdu ki kim kalbinden gelerek ihlasla la ilaha illallah derse cennete girer buyurdu. Kim kalbinden gelerek ihlasla bir sefer dahi olsa la ilaha illallah derse o kimse cennete girer. meşhur ya hadîs-i şerîf bir gece Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin evinden ayrıldığı görüldü.

Herkes canhıraş aramaya başladı. Ebu Hürreira Radıllahu Han Hazretleri Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin sahabeden bir hurmalığı vardı. Birkaç seferde onu orada bulmuşlardı. Yine oraya gittiler yine orada buldular. Gecenin karanlığında o hurmalı hep diyorum ya o hurmalıkta ne varsa vardı. Ve o hurmalıkta değişik görüşmeler yapıldı. O hurmalıkta cinit taifesiyle de görüşüyordu. O hurmalıkta manevi görüşmeler vardı. O hurmalıkta Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Allah-u Alem kendisinden gelecek ümmet-i Muhammedin velilerinin ruhlarına sesleniyordu. Ümmet-i Muhammedin kendisinden gelecek, kendisinden sonra gelecek olan mürşidi kamillerini sesleniyordu. Allah-u Alem.

O hurmalıkta onlara sohbet ediyordu. Allah-u Alem. O hurmalıkta Müslüman cinilere sohbet ediyordu. Allah-u Alem. Ve yine böyle bir gecede yine böyle bir gecede yine öyle bir gecede Ebu Hüreri ona yaklaştı. Ebu Hüreri ona yaklaşınca hiçbir şey konuşmadan Ebu Hüreri’ye dedi ki ey Ebu Hüreri git ilk gördüğüne teblih et kim ihlas ile la ilahe illallah der ise kurtuluşa erdi. Ebu Hüreri dedi ki bu çok büyük şatahatfari bir söz. Bu söz inanılacak bir söz değil. Ebu Hüreri dedi ki ya Resulallah ben bunu birisine söylersem bana inanmaz ki. Bakın birisine ben bunu söylersem bana inanmazlar dedi. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri tabiri caizse ayakkabılarını çıkardı. Ona verdi dedi ki bunu delil olarak göster dedi ki muhammet söyledi Sallallâhu Aleyhi ve Sellem kim ihlas ile bir sefer dahi olsa la ilahe illallah der ise Allah onu cennetlik edecek kurtuluşa erdi.

Cennet ona vacip oldu. Ebu Hüreri razı allahu an Hazretleri çıktı bahçeden Hazret-i Ömer Efendimiz de Hazret-i Buhakir Efendimiz de herkes Hazret-i Peygamberi arıyor Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’i. Onunla karşılaştı dedi ki Allah Resulünün emri dedi ki ey Ömer kim ömründe bir sefer ihlas ile la ilahe illallah der ise o cennetlik olacak dedi. Hazret-i Ömer Efendimize de ayakkabılarını gösterdi. Hazret-i Ömer Efendimiz ayakkabılarını aldı onun elinden onun göğsüne vurdu sakın bunu kimseye söyleme dedi. Sakın bunu kimseye söyleme dedi. Hemen Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazreti’nin yanına geldi dedi ki ya Resulallah bunu dedi insanlar duyarlarsa hiç amel etmezler ki. O zaman da dedi ki la ilahe illallah anahtar dişleri de dedi amelleridir.

Bu sonradan söylendi ilk söz la kim la ilahe illallah der ise o kurtuluşa erecektir dedi. O yüzden kıymetli dostlar hadisi kutsi de la ilahe illallah benim kalamdır buyurdu. Kim benim kalama sığınırsa o ne güzel kaladır dedi. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri la ilahe illallah teyhidi şerifine çok ehemmiyet verdi. Biz şimdi kardeşlere bazen teyhide devam et diyoruz onlar da bakıyorlar gözümün içine içine. yani teyhide devam et dedi çok önemli bir şey söylemedi. Sakın teyhide önemsiz görmeyin yoksa Musa Aleyhisselamın haline düşersiniz. Musa Aleyhisselâm da Turisina da Allah’a yalvardı seni neyle zikredeyim teyhidimle deyince bunu herkes yapıyor deyince dedi ya Musa’ya.

Ya Musa teyhidimi bir kefeye koysan bütün yarattıkları mükavenatı bir kefeye koyursan teyhidim ağır gelirdi. Sen onu küçük mü görüyorsun dedi. O yüzden kıymetli dostlar teyhide devam edin la ilahe illallah demeye devam edin. Hangi esmayı alırsanız alın. Üstadınız size hangi esmayı söylerse söylesin. O esmanı sizin nefis meraatlerinizle alakalı o esmaya değil teyhide bakın ve birlemeye bakın ve teyhide devam edin ve her baktığınız yerde Cenâb-ı Hak’ın cemalini seyretmeyen yolunu bulun. Her baktığınız yerde Allah’la cemalleşmenin yoluna bakın. Her baktığınız yerde Cenâb-ı Hak’ın sıfatsal tecelliyatlarını görmeye gayret edin. Her daim teyhide erişmek, birlemek ve teyhidehli olmak odur. Biz hayırihi ve şerrihi dedik.

Îmân ettik. O yüzden hayır geldiğinizde tebessüm edip üzerinizde bir şer bulaştığında yüzünüzü asmayın. Hayırihi ve şerrihi dedik. Belada belayı da yaratan o, iyiliği de yaratan o. İyilikler nefsimiz, iyilikler Rabbimiz’den. Kötülükler de nefsimizdendir. Kötülükleri önümüze çıkan şer ve belaları önümüze çıkan müsibetleri nefsinizden bilin. Cenâb-ı Hak’ın üzerinde suyu zambeslemeyin. Allah’ı suçlamayın. Allah’tan nefret ediyorum sözü söylemeyin. Ben Allah’ı istemiyorum artık sözü söylemeyin. Bunlar ne kadar küstahçe bir söz. Bunlar ne kadar küstahçe diller. Allah muhafaza eylesin. Veya da Allah bunu mu benim başıma getirdi? Benden başka bir kimseyi getirmedi mi? Bunlar ne kadar küstahçe bir söz.

Cenâb-ı Hak bizim başımıza ne getirdiyse başımız gözümüz üstüne deriz. Allah’ı iğnelemeyin. Allah’ın dostlarını iğnelemeyin. Müminleri iğnelemeyin. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretlerini iğnelemeyin. Onun hadîs-i şeriflerini inkar etmeyin. Onun hadîs-i şeriflerini kendi kafanızdan reddiyet çıkarmayın. Onun hayatını kendi kafanızdan reddiyet çıkarmayın. Nefsinizin kafasına teyhit tokmayla vurun. Her nefsiniz ayağa kalktığında teyhit tokmanı kafasına vurun. Her nefsiniz ayağa kalktığında teyhit tokmayla onun kafasına vurun. Her kalbinizden geçen kötü mesele de, her aklınızdan geçen kötü mesele de, her sizin karşınızda gelen şerde, müsibette sıkıntı da teyhitte onun karşısına çıkın.

Teyhitte deyin ki her ne bela, müsibet gelirse benim nefsimdendir. Benim yaptığım yanlışlıklardan, benim yaptığım eksikliklerden, benim yaptığım kusurlardandır. Benim yapmış olduğum günahı kebalelerdendir. Ben ne yaptıysam şimdi benim önüme o çıkıyor diye düşünün. Ona buna Ahmet’i Mehmet’i Hatice’ye Ayşe’ye kabahat bulmayın. Kabahatı nefsinizde bulun. Ve teyhide devam edin. Allah’ı zikre devam edin. Ve teyhit kapısından ve teyhit yolundan hiç ayrılmayın. Ve kendi nefsinizden, kendi kendinizde de esmalar üretmeyin. Yok benim dilime huve esması geldi de ben sonra huve esmasını çekmeye başladım. Teyhide devam et kardeşim. Senin kendinden diline huve esması gelse dahi sen kendine geldin de teyhide devam et.

Kendinden senin kalbine kahhar esması gelse dahi sen teyhide devam et. Teyhit ne yüce bir makamdır. Teyhit ne yüce bir kulluktur. Teyhit ne güzel bir yoldur. Bu yoldan şaşanların aklına şaşarım. Bu yoldan dışarı çıkanların akılsız görürüm. Bu yoldan çıkan insanları imansız görürüm. Bu yoldan çıkan insanlar küstah, kibirli, kendini beğenmiş, nefsine düçar olmuş, şeytana düçar olmuş, şeytanın kulu görürüm. O yüzden kıymetli dostlarım bakın böyle mübarek gecelerde ve mübarek zamanlarda gündüzde gecede devamlı teyhide devam edin. Devamlı la ilahe illallah’a devam edin. Size hangi esma tarif edilirse desin siz muhakkak ki la ilahe illallah’a devam edin. Üstadınız demiş ki aklınıza geldikçe hu esmasını çek.

Aklına geldikçe hu esması biraz çek. Ama teyhide devam et. Teyhitle hemhal ol. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Yine kim bir makamda korkarsa? Çünkü hadîs-i şerifin bir tanesi de kim bir makamda korkarsa? öyle bir an geldi, öyle bir nokta geldi. O kimse günaha kebare girecekken Allah’tan korktu. O kimse günaha kebare girmedi. yedi zümre insan vardı. Yedi zümre insan ne yapıyordu? Herkes mahşerde inim inim inlerken, perperişan olurken onlar ne yapıyordu? Onlar Allah’ın gölgesinde gölgeleniyorlardı. Yedi zümre. Bunlardan birisi neydi? Gecenin yarısında bir kadın ona böyle şanlı, şöhretli bir kadın. Bütün erkeklerin peşinden koşabileceği, bütün erkeklerin onu arzu edip isteyebileceği, bütün erkeklerin onunla beraber olmak için can attığı toplumun önde gelen güzellikte, onun sonra şanda, şöhrette, şatata, şatafatta herkesin beğendi, herkesin böyle içinin geçtiği bir kadın.

Öyle düşünün.


Leylâ ile Mecnûn ve Aşk-ı İlâhî

Herkes benim Leylâ’m olsun diye can attığı bir kadın. Öyle düşünün. Ve o kadın gecenin yarısında bir delikanlıya, bir gence, bir erkeğe gel dedi de, o da Allah’tan korurum der gitmezse diyor. Hiçbir gölgenin olmadığı, hiçbir gölgenin olmadığı mahşerde o Allah’ın gölgesinde gölgelenecek. Kıymetli dostlar bakın o hadisi kutsi farklı bir yerden adı şerif olarak geldi. Ne dedi? Benden bir makamda korkan, Allah’tan bir yerde korktu. Hırsızlık yapabilirdi, bir an korktu yapmadı. Zina edebilirdi, bir an korktu yapmadı. faiz yiyebilirdi mümin kardeşinden, bir an korktu yemedi. Veyahtta bir kadın naçar, perişan halde ben senin nefsimi teslim edeyim, bana biraz yardım et dedi. Bir an dedi ki ben Allah’tan korkarım, nikahsız sana yaklaşamam dedi.

Bakın Allah’tan korktu. Bir an böyle Allah korkusunun kalbine geldi, Allah korkusunun kalbine gelince işleyecek olduğu haramdan geri çekildi. Veyahtta işlediği bir haramdan geri çekildi. Tövbe etti, Allah’a döndü dedi ki ben bundan sonra bu günahı kebari işlemeyeceğim dedi. Allah’tan korkarak ayırıldı. Ona diyor ki, ona da cehennemde nida edilir. Denilir ki sen de çık. Nereden? Cehennemden. Naziat Suresi âyet 40-41. Bunun normalde bu hadîs-i şerifler bu âyet-i kerimenin tefsiri olarak görün. Âyet-i kerime de diyor ki, ama kim Rabbinin makamından korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir. ben bazen sohbetlerde derim ya, harâm işlememekte bir ibadettir diye. Haram işlememekte bir ibadettir ve önemli ibadetlerden birisidir.

Bir kimse Allah’a olan sevgisinden, Allah’a olan saygısından, Allah’a olan korkusundan, Allah’a olan inancından, bu makam makam derece derece değişebilir. Bir günah işlemezse, işleyebilecek noktada, hele bu zamanda haramlar serbest, helallar yasak. Haramlara ulaşmak o kadar basit ki, elini attığın yerde ellisi, haramın ellisi. Elini attığın yerde, her yerde her an istediğin an harama girebilirsin, haramı işleyebilirsin. Ama sen Allah’a sevginden dolayı, Allah’a saygından dolayı, imanından dolayı, korkundan dolayı bir harâm işlemiyorsun. Büyük bir ibadet bu zamanda. Canım kardeşlerim, en büyük cihat bu zamanda bu. Nefis de en büyük cihat bu şu anda. Bir harâm işlememek. Gıybet etmemek, dedikodu etmemek, iftira etmemek, süizan etmemek çok büyük ibadet bugün için.

İçki içmemek, kumar oynamamak, zina yapmamak çok büyük ibadet bugün. Bakın çok büyük ibadet. Yoksa bunlar serbest her yerde. Her yerde at oynamak serbest, kupon oynamak serbest, kumar serbest. Devlet eliyle oynanıyor Türkiye’de kumar. Devlet eliyle. Faiz devlet eliyle Türkiye’de. Bankalar harıl harıl faiz veriyorlar. Faiz devlet eliyle. Veya da devlet harıl harıl faiz alıyor. Devlet eliyle faiz. Ve insanlar artık birbirlerinden de ne yapıyorlar? Faizcilik yapıyorlar. Serbest. Bakın serbest Türkiye’de. Eee fuhuş serbest. Zaten yasak değil ki bir cezası da yok. Bir cezası yok. İsteyen istediğiyle istediği gibi ilişkiye girebilir. Cezası yok. Arayan yok soran yok. Zaten memlekette resmi fuhuş haneler var.

Devlet eliyle çalıştırılıyor. Başlarında devletin bekçisi polisi duruyordu. Bilmiyorum şimdi nasıl. Devlet eliyle. Bakın devlet eliyle bunlar bu harâm yerler devlet eliyle çalıştırılan yerler. İçkiyi önceden onu da tekel üretiyordu. Onu da devlet üretiyordu. Şimdi özelleştirildi. O da normalde devletin müsaadesiyle üretiliyor ve satılıyor. Devlet eliyle. Bütün haramlar devlet eliyle işleniyor. Aklınıza gelebilecek bütün haramlar devlet eliyle işleniyor. Ve devletin müsaadesiyle ve katme değerini ödediğinde, vergini ödediğinde her türlü harâm iş yeri açabilirsin. masaj salonları adı altında istediğin yerleri açabilirsin. ne bileyim banyo adı altında istediğin harâm yerleri açabilirsin. Havaiyatlar, içkihaneler, bira haneler, pavyonlar, bar haneler, caz haneler her şeyi açabilirsiniz devlet eliyle.

Bakın günaha girmek zor değil. Günaha girmek basit. Haramları işlemek çok basit. Aklınıza gelen bütün haramlar. Ya Allah’ı lanet etti. Meleklerin lanet etti. Bütün iyilerin lanet ettiği eşcinsellik serbest devlet eliyle serbest. Ve siz onlara hiçbir şey diyemiyorsunuz. Bakın bu eşcinsel lobisi o kadar kuvvetli ki bu eşcinsel lobisi. O kadar insanlar eşcinsel sevici olmuş ki o kadar insanlar eşcinselliğe yatkınlaşmış, eşcinselliğe karşı hemhal olmuşlar ki koskoca Diyanet İşleri Başkanı Fuhuş da alakalı eşcinsellik de alakalı Allah’ın dini harâm etmiştir, lanetlenmiştir dedi. Türkiye’de kıyamet koptu ya. Türkiye’de kıyamet koptu. Eşcinsel seviciler ve eşcinseller ayağa kalktı ve düşünebiliyor musunuz?

Diyanet İşleri Başkanı’na mahkemeye verdiler. Soruşturma açılmasını istediler. Gittiler Ankara Cumhuriyet Savcılığına müracaat ettiler. Allah’ın dininin hukukunu ve hükmünü söyleyen bir Diyanet İşleri Başkanı Türkiye’de soruşturma açıldı. Eşcinsel lobisi bu kadar kuvvetli Türkiye’de. Eşcinsel lobisi bu kadar her şeye hakim Türkiye’de. Bakın eşcinseller hakkında lanetliktir diyen Diyanet İşleri Başkanı mahkemeye verildikten sonra düşünün artık siz gerisini. Haramı sevmek, haramı övmek, haramı meth etmek, haramı alkışlamak, serbest, ilericilik, çağdaşlık bunu gerektiriyor. İlerici çağdaş mısın? Evet eşcinsel sevici olacaksın. Bunun artık ileri demokrasinin bir kuralı haline geldi. Demokrasinin bir kuralı haline getirildi.

Ne bu? Eşcinsel seveceksin, eşcinselliği alkışlayacaksın, eşcinselliği meth edeceksin. Bakın haramları işlemek hatta lanetlik olan haramları işlemek bu kadar basit artık. Artık siz eşcinsellere yüzünüzü daha ekşitemeyeceksiniz. Sebep, vallahi yüzünüze ekşitseniz giderler mahkemeye verirler. Bu beni ikinci sınıf vatandaş gibi gördü yüzüne ekşitti diye. Ama sarıklılığa laf söyleyebilirsiniz. Cübbelilere laf söyleyebilirsiniz. Çarşaflı bayanlara laf söyleyebilirsiniz. Başörtülülere laf söyleyebilirsiniz. Şeyhlere, alimlere, dervişlere, hepsine de laf söyleyebilirsiniz. Hakaret edebilirsiniz. Oturursunuz Twitter’ın, Instagram’ın, sosyal medyanın içerisinde ağzınıza gelecek bütün her şeyi ve küfrü söyleyebilirsiniz.

Onları eleştirebilirsiniz. Onlara istediğiniz lafları söyleyebilirsiniz. Onlara istediğiniz iftiraları atabilirsiniz. Oturursunuz hatta siz Muhafaza karda görünebilirsiniz. Ak partili de görünebilirsiniz. refah partili de görünebilirsiniz. Veya şu partili, bu partili görünüp şeyhlere, dervişlere, alimlere, ulemalara istediğiniz sallyaları sarkıtabilirsiniz. Hadîs-i şerifleri inkar edebilirsiniz. Hadîs-i şerifleri savunan insanları siz al aşağı etmek için elinizden gelen bütün çabayı, bütün gayretleri gösterebilirsiniz. Bunların hiçbirisi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde suç değil. Ama eşcinsellik lanetlik bir iştir demek suç. Türkiye’nin geldiği nokta bu. Geldiğimiz nokta bu. O yüzden haramları işlemek bu kadar serbest.

Haramları işlemek bu kadar basit. Haramları işlemek çağdaşlık. Haramları işlemek ilericilik. Haramları işlemek medeni olmak. eşcinsel olmak medeni olmak. Eşcinselliğe karşı mücadele etmemek medeni olmak. Her türlü tesettürsüzlüğü savunmak medeni olmak. Evet. millet ayağa gidecekti de kadınların başörtüsü onların füzelerinin önüne tıkadı. Millet ayağa gidecekti bizim sakalımız önledi. Millet tabi ya birisi de benim Twitter’a yazmış. ben bilim diyorum sen duâ ediyorsun diyor bana. E ben duâ ediyorum. Aşıyı buldunuz da biz vurulmadık mı? Bakın. Bilim dediniz bak bilim bulamadı da insanlar sapır sapır ölüyor. Bilim hiçbir şey bulamadı. 1400 yıl önceki Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin çözümüne başvurdunuz.

Neydi çözüm? Tedbir almak ve karantini almak. Bakın karantini aldınız. 1400 yıl önce de karantini aldınız. 1400 yıl önce de karantini almışlardı. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri o hastalık bölgesine birisi girdi ise oradan çıkmasın. Giren çıkmasın. Oraya da kimse girmesin dedi. Amerika devlet başkanı dahi bunu söylemek zorunda kaldılar. Uyanın. Bizim içimizdeki hadisin karcısı kafirler. Uyanın. Bizim içimizdeki hadisin karcısı münafıklar. Uyanın. Tövbe edin. Amerika’nın Johnnys’i gördü. Siz görmediniz daha. Bakın 1400 yıl önce dediğiniz eskimiş dediğiniz gericilik dediğiniz Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin hadisleri Amerika’da Avrupa’da boy boy insanlara ölçü olarak verildi.

Sebep sebep son din çünkü son Peygamber ve koymuş olduğu tespitler koymuş olduğu kurallar hala da bugün içinde geçerli. Ne yaptı? Bütün dünya kendini karantina aldı. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin hadisini uyguladı. Hz. Peygamberin hadisini uyguladı. Sallallâhu Aleyhi ve Sellem. O yüzden evet bilim bilime karşı değiliz. İlim çindi de olsun. Müslümanı yitik malı gider alırız. Bu noktada bir sıkıntımız yok. Ama bilim deyip de hadisleri inkar etmeniz. Bilim deyip de Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerine inkar etmenize karşıyız. Sizinki bilim değil. Sizinki bilimi ilahlaştırmak. Bilim ilah değil. İnsanların kendi akıl güçleriyle kendi mevcut bugüne kadar gelmiş ilmi fikirleri cem edip yeni bir şey bulmakla alakalı yeni bir şey görmekle alakalı.

Bu bilim dediniz bu ama ilahi kelamı ve Hazret-i Muhammed Mustafa’yı sizin reddiye çıkarmanıza gerek yok. Allah bizi affetsin. O yüzden o haramlardan kolaycasına işlemek varken hızla işlememek. Onu Allah’tan korkusundan ve saygısından yapmamak o kötülükten dışarı çıkmak. o kimseyi ne yaptı? Cennet dek etti. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Ve benim çok önemseydim çok önemseydim. En önemli ibadetlerden birisi dediğim de ne? Tevbe etmek. Evet Allah’ı zikredeceğiz. Ondan sonra da ne yapacağız? Ondan sonra da tevbe edeceğiz. Ve tevbe ile de alakalı Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ne buyurdu? Dedi ki. Allah’tan en çok korkanınız benim günde 70 kez bir rivayette de ben 100 kez Allah’a tövbe ederim dedi.

Bakın bizim bu gece yapacak olduğumuz en önemli ibadetlerden birisi geçmiş günahlarımıza tövbe etmek. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ne buyurdu? Dedi ki. Allah’tan en çok korkanınız benim günde 70 kez bir rivayette de ben 100 kez Allah’a tövbe edeceğiz. Ve tevbe edeceğiz. Şimdi bu günahlarımıza tevbe etmek. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinde Hz. Aişâne Müş soruyor. Diyor ki ya Resulallah ben o geceye varırsam nasıl ne diyeyim? Ne yapayım? Diyor ki ey Allah’ım sen affetmeyi seversin beni ve beni affeyle diye duâ et diyor. Demek ki biz duâ ederken önce ne yapacağız? Tövbe edeceğiz. Allah’tan affımızı dileyeceğiz. Ve kim Subhanallah ve bi hamdî Subhanallah’ı lazim ve bi hamdî estağfurullah’ı lazim derse günde 100 sefer deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affeder dedi.

O yüzden kıymetli kardeşler bu gece en önemli yapılacak olan ibadetlerden birisi de tövbe etmek. Arzu ederseniz şöyle sıralayın. Önce tövbe edin. Ondan sonra Allah’ı zikredin. En sonunda da ne yapalım? Allah’a duâ edin ve önce tövbe edin. Cenâb-ı Hak inşallah tövbelerimizi kabul eylesin. Oturalım bütün geçmiş günahlarımıza tövbe edelim. Cenab-ı Hakk’ı bugüne kadar yapmış olduklarımızı kendi kendimize tövbe edelim. Ve ardından Allah’ı zikredelim ve ardından da ne yapalım? Bol bol duâ edelim. Şimdi bugünün en önemli eksikliklerden birisi ümmet Muhammed’in duadan uzak durması. Oysa Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ve Cenâb-ı Hak Kur’ân’ın kereminde o kadar duanın üzerinde durdu ki duâ etmek duâ etmek duâ etmek bu duâ o kadar çok kıymetli o kadar çok ehemmiyette ki Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri duanın üzerinde çok durdu ve Hazret-i Peygamber duâ ibadetin kendisidir buyurdu bakın duâ ibadetin kendisidir ve sonra şu ayeti okudu mealen Rabbiniz bana duâ edin ki size icabet edeyim bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir buyurdu.

Gafur Suresi âyet atmış o yüzden kıymetli dostlar duâ etmek ve ibadet etmek Allah’a kulluğumuzun göstergesidir. Allah’a karşı kibirlenenler bakın burası çok önemli Allah’a karşı kibirlenenler Allah’a ibadet etmezler. bir kimse namazı kasten terk ediyorsa Allah’a kibirlenmiştir o kimse orucu kasten terk ediyorsa Allah’a kibirlenmiştir. Bir kimse farz olan ibadetleri kasten terk ediyorsa o Allah’a kibirlenmiştir. Allah’a kibirlenenler alçalmış olarak cehenneme girerler. Allah’ın farzlarını kasten terk eden olmazsa olmaz farzları kasten terk eden ve onları yapmayanlar bu ayeti kerime muhibince Allah’a karşı kibirlenmiş olurlar. O yüzden Cenâb-ı Hak der ki gönlünde hadisi kutsi de gönlünde zerrece kibir bulunan asla cennetime giremez.

Kıymetli dostlar Allah’a ibadet edelim. Allah’a ibadetlerimiz haramlardan uzak durmak ve namaz kılmak oruç tutmak meşhur ya Cibril hadisinde İslâm nedir deyince Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu demek namaz kılmak oruç tutmak zekat vermek ve hacca gitmek olarak buyurdu. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri. O yüzden bir kimse İslâm oldu ise İslâm oldu ise îmân etti. Îmân neydi?


Îmânın Şartları ve Kaza-Kader

İşte Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, din gününe hesaba çekilmeye hayırın ve şerrin Allah’tan olduğuna ve aynı zamanda da cennete, cehenneme, mahşere îmân etmekti. İslâm neydi? Yine Hadîs-i şerit-i Cibril hadisinde kelime-i şehadet getirmek eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu demek bazen kardeşler diyorlar ki bunu böyle neden kelime-i şehadet demiyorsun da bunu böyle söylüyorsun diye bir kardeş sormuştu. Ben dedim ki ben öyle toplumda öyle insanlarla karşılaştım ki eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu diyeceksin dedim de ben bunu diyemem, ben bunu hiç demedim, benim buna dilim dönmüyor diyenlerle karşılaştım ben.

Dikkat edin. Ben sordum Müslümansın değil mi Müslümanım dedi. Bakın Müslümanım dedi. Gecenin saat 3.00. Dedim ki eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu diyeceksin dedim. Kıymetli kardeşler kıymetli dostlar diyemedi. Bu hemde o kadar çok vakah var ki böyle kadın erkek. Kelime-i şehadeti söyleyemeyen insanlar var. Kıymetli dostlar çocuklarınıza bunu belirtin. Çocuklarınıza bunu belletin. Kendinize bunu belletin. Bunu muhakkak ve muhakkak bunları kendinize belletin. Kelime-i şehadetten uzak tutmayın çocuklarınızı. Ve düşünebiliyor musunuz? Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu diyemeyen toplumumuzda insanlar var. Bunu söyleyemeyen, bunu ifade edemeyen kimseler var.

Ne yazık ki var. Onları yıplamıyorum, onları küçümsemiyorum, onları reddetmiyorum, onları itmiyorum. Onları ötelemiyorum. Ne yazık ki bu eğitim verilmedi bizim insanlarımıza. Ne yazık ki verilmedi. Evet. İslâm neydi? Kelime-i şehadet getirmek. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu demek. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmekti. Evet. İhsan neydi? Allah’ı görüyormuşçasına yaşamandı. Allah’ı görüyormuşçasına. imanın ve İslâm’ın sonucu, amacı, maksadı Allah’ı görüyormuşçasına yaşamaktır. ne tarafa dönerseniz dönün, Allah’ın vecih oradadır. O hale erişmektir. Allah bizi o halde istiyor. Allah diyor ki ne tarafa dönerseniz dönün, Allah’ın vecih oradadır.

Allah bizi o halde istiyor. Allah bizi o halde görmek istiyor. Allah’ın nuru yeri de göğü de kaplamıştır. Biz Allah’ın nurunun içerisinde yaşıyoruz ve Allah’ın nurunun içerisinde yaşarken Allah’ın nurunu tanımlamaktan uzağız. Allah’ın nurunu görmekten uzağız. Her yönümüzde Allah’ın sıfatları tecellî ederken Allah’ın sıfatlarının tecelliyatını görmekten, onları anlamaktan, onları idrak etmekten, onları bilmekten uzağız. Kur’ân’ın indiriliş sebebi, peygamberlerin gönderiliş sebebi, velilerin varoluş sebebi budur. Allah’ı tanıtmaktır, Allah’ı bildirmektir. Allah’ı tanıtmak ve bildirmek görevindedir. Kur’ân Allah’ı tanıtır bize. Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Allah’ı tanıtır bize.

Gerçek velilerin, mürşid-i kamillerin işi Allah’ı tanıtmak, Allah’ı bildirmektir. Allah’ı göstermektir. Bu manada hepsinde işi budur. Allah bizi çepe çevre sarbalamış, bizim şah tamarımızdan daha yakın, şah tamarımızdan daha yakın olan Allah’ı tanımaktan uzağız. Şah tamarımızdan daha yakın olan Allah’ı bilmekten uzağız. Bizim önümüzü de ardımızı da, sağımızı da, solumuzu da, her şeyimizi bilen Rab var ve her şeyimize ilgilenen Allah var. Her şeyimizi dizayn eden, bütün sıfatlarıyla bizi çepe çevrelemiş, sarmış olan Allah var. Onun olan imanımızı kavileştirelim ve onu görüyormuşçasına ibadet edelim. O her an bizimle çünkü. O her an bizimlese, biz onu her an idrak edelim. Her an idrak ederek yaşayalım.

O bizimle her anımızda, yememizde, içmemizde, yatmamızda, kalkmamızda, eşimizde olan muamelelerimizde, çocuklarımızda olan muamelelerimizde, arkadaşlarımızda olan muamelelerimizde, yolda yürürken, araba kullanırken, her şeyimizde, ticaret yaparken, her anımızda bizde beraber ol. Bizde her daim beraber olan Allah’a îmân ettik. Ve bizde her daim beraber olan Allah’la aslında her an hemhaliz. Ama bundan uzağız. Derdim bu zaten. Biz bundan uzağız. bazı geçen sohbetlerde dedim ya, yeter artık rüyada gördünüz. Uyanıkken görün dememin sebebi oydu. Rüyada gördünüz yeter. Hazret-i Muhammed Mustafa’nın rüyası da normalde gündüzgün gibi gerçektir. Hadîs-i şerifte diyor ki, onun rüyası da normalde gerçektir.

Evet yani, o uykuda diyemeyiz ona. Değil, uyanalım canım kardeşlerim. Bütün insanlar uykudadır. Eee? Öldüklerinde uyanırlar. Biz öyle olmayalım. bütün insanlar demiyor. İnsanlar uykudadır. Öldüklerinde uyanırlar. Biz şimdi uyanalım. Bakın Allah bizi çepe çepe çevrelemiş. Herkes mahşerde Cenâb-ı Hak mahşerde ve cennette Allah tecellî edecek beklerken. Sen burada tanı kardeşim. Burada tanıyanlar orada şakka da tanıyacaklar. Burada tanımaya çalış, burada öğrenmeye çalış, burada bilmeye çalış. Oruçtan kasıt onu tanımaktır. Zikirden kasıt onu tanımaktır. Onu bilmektir. Duâ’dan kasıt onu tanımaktır. Onu bilmektir. İbadetten kasıt onu tanımaktır. Onu bilmektir. Namazdan kasıt onu tanımak yolunda olduğumuzun göstergesidir.

Oruçtan kasıt onu tanıma, onu bilme, ona yakınlaşma yolunda olduğumuzun göstergesidir. Delildir bu. O yüzden ibadet amaçlı değildir. İbadetler yaklaşma yolunda olduğumuza, onu tanıma yolunda olduğumuza delildir. bunların içerisinde en önemlisi nedir? Duâ’dır. Duâ, ibadetin kendisidir. ibadet etmek de duadır. Namaz kılmak da duadır. Allah’ı zikir de duadır. Oruç tutmak da duadır. Evet, bakın fiilidir bu dualar. Bir kimsenin hacca gitmesi de duadır. Bir kimsenin bir fakiri doyurması da duadır. Bir kimsenin zekat vermesi de duadır. Bir kimsenin nasılsın canım kardeşim demesi de duadır. Bir kimsenin yetimin başını okşamasın, onun yedirmesi içirmesi de duadır. Evet, bunların hepsi de zikrin içindedir.

Hepsi de duaların içindedir. Her şey böyle birbirine bağlıdır. Her şey birbirinin içerisine girmiştir. Sarmaşık gibidir her şey. Sarmaşık gibidir. O yüzden o ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler ne yazık ki cehenneme gidecekler. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir de şu anlayış da sakat bir anlayış. Duâ ettim kabul edilmedi. Canım kardeşim duan kabul edilsin edilmesin ibadet ettin sen. İsterse senin hiçbir duanı bu dünyada kabul etmesin âhiret alsın. Sen ibadet ettin. Sen duâ üzerine duâ et. Yalvar üzerine yalvar. Göz yaşı üzerine göz yaşı akıt. Sen kabul edilsin edilmesin sen duâ etmeye devam et. Neden? Sen duâ ederekten onun Rab olduğunu tanıdın. Sen duâ ederekten onu Allah olarak bildin.

Sen duâ ederekten duâ edilecek bir Rab olduğunu tanıdın. Sen ona devam et. Ve Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. de bu âyet-i kerimi o yüzden normalde kibirlerine yediremeyenler diye bahsediyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz duanın şuuruna varalım. İbadetlerin şuuruna varalım. Duaya devam edelim. Yine İbn Ömer naklediyor. Kime duâ kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmıştır demektir. duâ kapısı açıldıysa ibadet kapısı sana açıldıysa, sana rahmet kapıları açılmıştır. Sana namaz kapısı açıldıysa, sana rahmet kapıları açılmıştır. Sana oruç kapısı açıldıysa, sana rahmet kapıları açılmıştır. Sana zikir kapısı açıldıysa, sana rahmet kapıları açılmıştır. Sana Kur’ân okuma kapısı açıldıysa sana rahmet kapısı açılmıştır.

O yüzden kime duâ kapısı açıldıysa ona rahmet kapılar açılmış demektir. Kim Ya Rabbi diyorsa, kim Ya Rabbi diyorsa, kim kurtar Allah’ım diyorsa, Ya Rabbi senden başka ilah yok, senden başka Rab yok, senden başka bizi evirip çevirecek olan yok, senden başka iki yakımızı toparlayacak olan yok, senden başka bizim ayaklarımızı senin dininde sabit kılacak olan yok, senden başka bizim kalbimizi senin dininde, senin sevginde, senin aşkında, senin zikrinde, senin muhabbetinde sabit kılacak olan güç ve kuvvet yok. Sen bizim kalplerimizi senin dininde, senin aşkında, senin zikrinde, senin fikrinde, senin şükründe, senin hamdinde sabit kıl diyebiliyorsak amin. Rahmet kapılarımız açılmıştır. Rahmet kapısındayız o zaman.

Ve kim diyorsa ki ayaklarımı senin dininde sabit kıl, ayaklarımı senin yolunda sabit kıl, ayaklarımı aşıklık yolunda sabit kıl, ayaklarımı sana yaklaşma yolunda sabit kıl ve beni sana koşanlardan eyle, beni seni tanıyanlardan eyle, beni seni bilenlerden eyle deyip geceleri ağlıyorsa duâ ediyorsa ona rahmet kapıları açılmıştır. Ve Allah’a talep edilen dünyayı şeylerden Allah’ın en çok sevdiği şey de afiyettir. Afiyet. Çünkü başka bir hadislerde de Allah’tan afiyet dileyiniz der. Kıymetli dostlar Allah’tan afiyet dileyin. Allah’tan afiyet dileyin, Allah’tan afiyet dileyin. Dünyada da ahirette de Allah’tan afiyet dileyin. Afiyet kadar büyük rahmet, afiyet kadar büyük rahmet, afiyet kadar büyük bereket yoktur.

Ve duâ inen ve henüz inmeyen her çeşit müsibet için faydalıdır. Bakın duâ inen veya inmekte olan her türlü müsibet için faydalıdır. bu nedir? Başına bir müsibet gelecek, başına bir sıkıntı gelecek. Henüz daha gelmemiş. Sen Ya Rabbi belalardan, müsibetlerden, sıkıntılardan beni muhafaza eyle dersen seni muhafaza eder. Bakın o takdir edilmişse sen onu rüyanda yaşarsın. O takdir edilmiştir. O hastalık gelecektir sana ama sen rüyanda koronaya yakalanır, rüyanda koronadan geçersin. O hastalık sana gelecektir. Rüyanda o hastalığı yakalanırsın. Böyle ufuzun yatarsın, hastalanmışsın rüyanda. Ve Cenâb-ı Hak bir bakmış ki sabah olmuş hiçbir şey yok. O hastalık sana gelecektir. Ama yaptığın zikirlerden, yaptığın dualardan, yaptığın ibadetlerden, yaptığın hayır hasenetten Cenâb-ı Hak seni rüyanda geçirdi.

Çok kez bu fakir rüyasında kaza yaptığını görmüştür. Çok kez. Ben kendi kendime derim ki eğer gerçekten benim başıma tecellî edecekse bir ya bana işarettir ben yolda kaza yapacağım. Bir, iki ya da derim ki Cenâb-ı Hak bunu rüyamda geçirtirdi. Ve Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. Bazen tecellî etti olmuştur, bazen tecellî etmedi olmuştur. Ben işin orasına da bakmam. Ama Cenâb-ı Hak onu rüyada geçirir. Ve çok zaman böyle rüyalar görülmüştür. Çok zaman böyle rüyalar anlatılmıştır. O kimsenin rüyasında o bela ve müsibet geçiştirilir. Cenâb-ı Hak bir şey takdir ettiyse o takdiri bozacak hiçbir güç kuvvet yoktur. Ancak Cenâb-ı Hak onu ayrı bir perdede isterse yaşatır mı? Evet. Sufiler böyle inanırlar. Allah bizi isterse ayrı bir perdede onu yaşatır mı?

Yaşatır. Cenâb-ı Hak o takdir ettiğini senin üzerinde tecellî ettirdi mi? Ettirdi. O yüzden duâ edin. Kendinize duâ edin. Etrafınıza duâ edin. Müminlere duâ edin. Sevdiklerinize duâ edin. Akrabalarınıza duâ edin. Derviş kardeşlerinize duâ edin. Ümmet-i Muhammed’e duâ edin. Duâ edin. Duâ müminin silahıdır. Hadîs-i şerif. Ve henüz inmeyen bakın inmeyen bir şey. Diyelim ki hasta oldun. Sen duâ et. Tövbe et. Sebep inmiş. Onun belanın, müsibetin, sıkıntının şiddetine indirtir. Ona dayanma gücü ver. Sadece şöyle deme. Allah’ım bana buna dayanma gücü ver deme. Allah’ım bana afiyet ver. Allah’ım bana bu hastalığı, bu sıkıntı, bu belayı, bu müsibeti, müsibetin içinden çıkmak için bana yardım et. Bununla mı bir şey?

Allah’ım bana bu müslümanlarının bir müslümanlarının bir müslümanlarının bir müslümanlarının bir müslümanlarının bir müslümanlarının bir müslümanlarının bununla mücadelede bana yardım et. Beni bundan kurtar. Beni bundan azat et diye ne yapacağız? Duâ edeceğiz ve kazayı sadece duâ geri çevirir. Bakın muhteşem bir şey. Îmân edin buna. Kazayı ancak duâ geri çevirir. Îmân edin. Allah’a îmân edin. Ona duâ etmeye de îmân edin. Ve duanın gücüne, duanın kuvvetine, duanın kudretine de îmân edin. Çünkü Cenâb-ı Hak öyle bir ona güç, öyle bir kudret, öyle bir kuvvet vermiş ki o duayı Cenâb-ı Hak kendi katında kabul ediyor. Ve diyor ki evet kazayı ne yapıyor? Duâ geri çevirir. Öyleyse sizlere duâ etmek gerekir.

Tirmizi de geçiyor bu. O zaman öyleyse ne yapacağız? Biz bu gece çok çok duâ edeceğiz. Bu gece çok çok duâ edip yaldıracağız. Ve şunu da unutmayacağız. Sana ne iyilik gelirse, bize ne iyilik gelirse Allah’tan ve ne kötülük gelirse de nefsimizdendir. O yüzden bizim başımıza gelen, gönlümüzün istemedi, kalbimizin daraldı, içimizin daraldı. Her ne varsa hepsi de nefsimizdendir. Nefsimizde ne yapacağız? Terbiye etmeye, gayret edeceğiz. Allah muhafaza eylesin. Yine bu geceyle alakalı ve aslında her gece bu. Ama bu geceyle alakalı ben ölçü olarak aldım. Yine hadisi kutsalardan birisi, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki her gece Rabbimiz gecenin son üçte biri girince dünya semasını iner.

Son üçte biri. Canım kardeşlerim. imsak vaktinden yarım saat önce başlar. Güneş doğuncaya kadar zaman dilimi bu. her vakte olarak dediğimiz zaman dilimi. O zamanda Cenâb-ı Hak dünya semasına iner. Enteresan bir şey bakın bu hadîs-i şerîf. Dünya semasına iner. Kim bana duâ ediyorsa ona icabet ederim, edeyim. Kim benden bir şey istiyor istemişse onu vereyim. Kim bana istiğfarda bulunursa onu mağfirette bulunayım der. Ve Cenâb-ı Hak her gece bunu yapar. Her gece o yüzden sufiler her gece kadir bil, her gördüğünü hızır bil derler. Ve Mustafa Özba ilavesidir.


Velî, Nasîhat ve Seher Vakti Duâsı

Her nasîhat edeni de velî bil derim ben. Her nasîhat edeni de velî bil. Kimse kim. Sen boş ver sana bir iyilikte nasihatta bulunduysa bir kimse, sen onu velî bil, velî tanı. Onu da Allah’tan bir kelam olarak gör onu çünkü. İyilikler Rabbiniz’den ya, iyilikler Rabbiniz’dense sana iyilik nasîhat eden, sana iyi bir şey söyleyen, sana doğru yolu gösteren, o şaşırmışlara şaşkınlara doğru yolu gösteren, bir kimseye iyilik olarak Kur’ân ve Sünnet tarihine nasîhat eden, ama bunun nasihati bazen sert ama bazen yumuşak ama bazen tatlı ama bazen acı. Böyle bir kimse sana nasîhat ediyorsa, evet sen onu velî bil. işte her gecenin de ne bil? Kadir Gecesi bil, her gece duâ et. Çünkü Cenâb-ı Hak gecenin son üçte biri, seher vakti.

Seher vakti dünya semasına iner. Dünya semasına iner müteşâbih bir sözdür. Bunun üzerinde kelam etmeye gerek duymuyorum. Cenâb-ı Hak dünya semasına nasıl iner, nasıl tecellî eder, neyle tecellî eder? Bunlar müteşabihdir. Bunlar her Allah dostunun kendine göre bir anlayacağı idraki vardır. Kimine göre sıfatsal tecelliyattır. Kimisi der ki bu meleklerin inmesidir. Kimisi der ki Cenâb-ı Hak’ın kendi katına almasıdır der. Bu herkesin kendince kendi dairesinde müteşâbih olarak yorumlayabileceği bir şey. Ya da hiçbir yorumu yoktur, ağzını kapatır. Bu Allah’a malumdur, bize malum değil. Veya bu ehline malumdur, bize malum değil der. Susar ve dünya semasına iner. Ve dünya semasına kim duâ ediyorsa ona icabet edeyim der.

Muhteşem bir vahittir, muhteşem bir sözdür bu. Ve kim bir şey istiyorsa ona vereyim der. Kim tövbe derse, benden af dilenirse onu daha affedeyim der. O yüzden bu gece duâ etmek, bu gece Allah’a niyazda bulunmak önemli bir şey. Hatta Müslüm de der ki semaya iner Cenâb-ı Hak tabiri caizse der ki Melik benim, bütün kuvvet bende, kudret bende, bütün azamet bende, Melik benim. Kim bana duâ edecek diye Cenâb-ı Hak insanlara hitap eder. Allah bu gecede de bizi duâ eden kullarından eylesin. Ve en önemlisi yine hadîs-i şerîf Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki Kul Rabbine en ziyade secdede iken yakın olur. Öyle ise secdede duayı çok yapın der. Çünkü bir kulun en yakın olduğu an Cenâb-ı Hak’a secde ederken secdede yaptığı dualardır.

Allah bizi secde halinde duâ eden kullarından eylesin. Bu ay Kur’ân ayı bu gecede Kur’ansız geçmesin. Kur’ân-ı Kerim okuyan, Kur’ân-ı Kerim’i tilavet eden, Kur’ân-ı Kerim’in üzerinde ilim öğrenenlerin de etrafını melekler sarar. O yüzden bu gecede Kur’ân okumayı da unutmayalım. Allah bizi bu geceyi ihya eden kullarından eylesin inşallah. Kıymetli dostlar Allah izin verirse inşallah biraz da sorularınıza bakacağız. Kalan kısmında Perşembe günü devam edeceğiz. Çünkü bu geceyi çok uzun tutmak istemiyorum. Herkes evlerinde inşallah kendince ibadet etsin, duâ etsin istiyorum. Biraz da inşallah Allah izin verirse sorularınıza bakacağız. Sonra kısa bir tevhîd sonra duâ edip bu gece inşallah kapatacağız.

Allah’tan bir şey gelmezse inşallah bu gece ki kendimce belirlediğim Kur’ân bu. Rabbim cümlemizi iyi eylesin inşallah. Hacamat için izin istiyorlar. Kıymetli kardeşler bunun için benim izniyle iznime gerek yok. Hacamet, tıbbi bir mesele. Bunu herkes öğrenebilir, herkes de yapabilir. Allah yardım etsin bütün herkese. İllaki bunun için benden izin alınmasına gerek yok. Selamün aleyküm ben Kestel’den Hüseyin. Ayaz’ın kızı Nisa Nur. Ayaz ben de 11 yaşıma yeni girdim. Ben de sizin dersinizi çekebilir miyim? Tabi Nisa Nur 12.12 çek inşallah. Korona nedeniyle okul kapandığından beri namazımı bırakmamaya çalışıyorum. İbadetlerimin devamı için duâ eder misiniz? Allah yardımcınız olsun inşallah. Hocam selamün aleyküm benim oğlum 15 yaşında birkaç gündür evde bir şeyler gördüğünü söylüyor.

Arkadaşlarıyla vakit geçirirken görüyor. Sakallı bir adam görüyor. İzlediği çizgi filmden kareler görüyor. Sürekli farklı şeyler görüyor. Aynı şeyler değil. Okumalıyız. Yardımcı olur musunuz? Çocuğunuzu çizgi filmlerden ve internet oyunlarından, bilgisayar oyunlarından uzak tutun. Çocuğunuzu normal hayata döndürün. Bu arada tabi bu korona günlerinde çocuklar evlerde haberi oyun oynuyorlar. televizyondan, internetten, telefonlardan, onlardan etkileniyorlar. Çocuklarınızı bundan uzak tutmaya gayret edin inşallah. Selamün aleyküm bismillah. Adım Tekin, 43 yaşındayım. Bursalıyım. 1997’den beri yurt dışında yaşıyorum. Son 10 yıllarda Endanozya’da yaşamaktayım. Eşim Endonez. Bir çocuğumuz var 3 yaşında.

Annem yatalak hasta ve maalesef Mudanya’da bir yaşlı bakım evinde kalıyor. Biz zaten daha çok o yüzden nasip olursa, Temmuz 2020’de Bursa’ya kesin dönüş yapıp kendi evimizde annemize bakmak istiyoruz. Biz aynı zamanda da Ehl-i Sünnet insanların bulunduğu ortamda yaşamak istiyoruz. Vakfınızın bulunduğu yerde ya da Emir Sultan tarafında, ben ve eşim annemin bakımından fırsat buldukça dergaha gelip inşallah ilmimizi, takvamızı artırmak istiyoruz. Biz de bu konuda ve ev bulma konusunda yardımcı olabilir misiniz? İnşallah elimizden bir şey gelirse kardeşlik kim olursa olsun onlara yardımcı olmak isteriz. Kardeşlerimiz var, bu emlak işleriyle uğraşan, bu işlerle uğraşan. İnşallah onlara yönlendiririz, yardımcı olmaya gayret ederiz.

İnşallah. Ben daha önce hiç derganıza ya da vakfınıza gelmedim. Mustafa Özbah Hoca Efendi’yi YouTube’daki sohbetlerinden tanıyorum. tam olarak oradaki sisteminizi bilmiyorum. Ama inşallah olumumu sağlayabileceğimi düşünüyorum. Biz öyle çok fevkalada böyle farklı bir yer değiliz. Biz de Ehl-i Sünnetiz. Tabiri caizse Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışıp dinimizi yaşamaya çalışıyoruz. O yüzden inşallah bekleriz. Görüşürüz. Elimizden gelen bir şey olursa da inşallah yardımcı olmaya gayret ederiz. Ben size yine cep telefonumu atayım da siz inşallah görüşebiliriz bu konuda. Ya da yardımcı olmaya çalışırız. Elimizden bir şey gelirse. Çünkü cep telefonumu da bir türlü ezberleyemedim. Daha doğrusu ezberlemek için de uğraşmıyorum zaten.

Allah yardımcınız olsun inşallah. Kişi Allah için sevmek, Allah için sevmemek ibadettir. Dinin az kendi aslındadır. Seven sevdiğine sevdiğini söyleyin. Hadîs ince ben de sizi seviyorum. İmajınız tebessümünüz tane tane konuşmalısınız. Selbst 이 m hazard’iかmir punatını vezir pursuit’e alıp yer fuhole powerful would Fehler İmajınız, tebessümünüz, tane tane konuşmanız bana Peygamberin Aleyhisselâm’a anımsatıyor. Tebliğiniz ve tebessümünüzü Allah Celle Celâ, dünya ve ahirette daim kılsın. Allah Celle Celâ’yı bu hayırlı çalışmalarınızdan dolayı Peygamber ve ehlibeytine komşu eylesin. Amin cümlemizi canım kardeşim. Cenab-ı Peygamber’e sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, ”Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız, nefret ettirmeyiniz, sevdiriniz.” demiş.

Biz de dilimizden geldiğince, bildiğimizce sevdirmeye çalışıyoruz, kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Mümin mütebessim olmalı zaten. Mümin, müminlere karşı şefkatli, merhametli, yumuşak, kafirlere karşı. O da savaş anında sert ve celalli olur. Savaş anında değilse yine sert ve celalli olmaz. Ancak cihat meydanında sert ve celalli olur. Allah bizi ona uyanlardan eylesin inşallah. Benim çok sert bir imajım var. Beni tanımayan beni psikopat gibi görüyor. Benim de imajımın natif görülmesi için duâ ederseniz memnun ve bahtiyar olurum. İnşallah Cenâb-ı Hak sana merhametli, lütufkan, ikramlı bir bakış nasibi eylesin. İnsanları sev, etrafındakileri sev. Eğer insanları sever, etrafındakileri sever, onlara merhametli, lütufla, ikramla Allah için davranırsan yüzün mütebessim olur.

O yüzden bir dünya geçici canım kardeşim benim. Bir bakmışsın gözlerimizi yumuşuz gitmişiz. Arkamızdan hoş bir seda bırakalım. Arkamızdan şunu desinler. Ne kadar insanları sever, ne kadar dost canlısı, ne kadar yardım sever, ne kadar iyilik sever bir insandı. Ve insanları çok severdi. İnsanlara hizmet ederdi, insanları hürmet ederdi. Kapısından hiç kimseyi geri çevirmezdi. cömertti. Bakın bunlar çok güzel şeyler. hani komşularına sorulur diyor ya, komşuları onun cömert derse diyor, komşular iyi bir insan derse bu değişik adet serifler var. Ona cennet vacip olur diyor. O yüzden iyi olalım. Böyle hoşgörülü olalım, toleranslı olalım, insanlara yardım etmeye çalışalım. Gücümüzün yettiğince biz bütün insanlığa yardım etmekle mükellef değiliz.

Ama gücümüz varsa bütün insanlığa yardım edelim. Bakın bizim mükellefiyetimiz gücümüzün yettiğince, gücümüzün yettiğince. Ama gücümüz varsa bütün insanlığa yardım edelim. Eğer benim gücüm varsa ben bütün dünya insanlığına seslenmek isterdim. Örneğin gücüm varsa gücüm nispetinde. Biz şimdi kendi gücümüz nispetinde böyle canlı yayın yapmaya gayret ediyoruz. sabredenler, uyumayanlar, dinleyebilenler aman ya kimisi de şöyle diyebilir. Ne bu ya sallı perşembe cumartesi ramazanda zaten koronada şu adamdan yakamızı kurtaramadık da diyebilirler. Ne bileyim uykuları gelebilir insanlar izlerken. Canları sıkılabilir. Hu! Canına sıkılmasın uyanın kendinize gelin. O yüzden öyle kendi kendinize uyku uyanıklık arasında dinleyeceğim diye gayret etmeyin.

Herkes normalde bir şekilde böyle devam eder. O yüzden normalde önemli olan insanlara hizmet etmek, insanlara faydalı olmaktır. İnsanlardan hizmet almak değil. Allah bizi onlardan eylesin. Cenâb-ı Hak senin de kalbine merhamet versin, lütuf versin, ikram etsin, ihsan etsin. Vücuduna afiyet versin canım kardeşim. Selamünaleyküm hayırlı Ramazanlar. Ben İstanbul Ümraniye’den mesaj atıyorum. Geçtiğimiz hafta üstadımız sohbetlerinde rüyalarınız için arkadaşlara ulaştırın demişti. Üç yıl önce kaybettiğim evladını ilk kez rüyamda gördüm. Bu rüya çok normal bir rüya değildi. Bu konuyu anlatıp tabir almak istiyorum. İnşallah Allah’ın izniyle hayırlara vesile olur. İnşallah canım kardeşim yazarsan bile bildiğimiz bir şeyse biz de inşallah yorumlamaya gayret ederiz.

Selamünaleyküm. Niyetin özü nedir? Niyet, niyettir. Niyetin özü samimiyettir. İhlasdır. Bir kimsenin kalbine hakim olup niyetini kavhi tutmasıdır. İhlas ve samimiyetle. Bildiğim. Sufi vaktin çocuğu derken sufinin niyeti midir? Sufi vaktin çocuğudur. Niyet ettiği şeyi yerine getirir. Ezan okundu namazını kılar. Çünkü yatsı namaz vaktinde yatsı namazı kılınır. Sabah namaz vaktinde sabah namazı kılınır. O yüzden normalde sufi vakitlerinde ne hangi vakit ne yapması gerekiyorsa. Çünkü bütün ibadetlerin vakti vardır. Bütün ibadetleri o vaktinde yapar ve sufi vaktin çocuğudur. O vakitte onu yerine getirir. Her şey Allah’ın kelamı mıdır? Kelamı sayılır. Çünkü Cenab-ı Hakk’ın ayeti olmayan hiçbir şey yoktur.

Bu Allah’ın fiili, bu Allah’ın sıfatı olarak görmektense kısaca her şey hak olarak görmekte bir sıkıntı var mı? Yok. Ama bunu telaffuz ederken, ilim olarak öğretirken böyle söylemek zorundayız. her şey hak deyip çıktığımızda o kimse her şey hak dedi çıktı ya bu Allah dedi her şeye manasını anlıyor. İnsanlar bu telaffuzu bilmiyor. Sufi dilini bilmiyor. Sufi dilini bilmeyince de biz teknik olarak terimleri açıklamak zorunda kalıyoruz. Yoksa etrafındaki bütün her şey haktır. Bütün her şey hakkı yüzüdür der geçeriz. Ama bütün her şey haktır dediğimizde bu sefer adam diyor ki her şeyi Allah yaptın sen diyor. Allah muhafaza eylesin. Sebep? Çünkü insanlar tasavvufi bilgiye, tasavvufi dile hakim değiller.

Mürşidini sevgili gibi sevenin, mürşidinin yerine bu Resûlullah Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem oluyor ise bu sıkıntılı mıdır? Tüm sevgiler mürşidinde cemmidir. Bir sufi için sevebileceği insanların, görmüş olduğu insanların içerisinde en şedid şekilde sevebileceği insan üstadıdır, mürşididir. Onun üstünde Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleridir. Onun üstünde Cenâb-ı Hak’tır. meşhurdur ya bu Davud aleyhisselamın duasıdır aslında. Ya Rabbi senin sevgini, seni sevenin sevgisini, seni sevdirenin sevgisini, çölde susuz kalmış bir kimseye soğuk şerbeti sevimli kıldın gibi bana da sevimli kıl. Senin sevgini Allah’ın sevgisini, seni sevenin sevgisini bizim nazarımızda insanların içerisinde Allah’ı en fazla seven Hazret-i Muhammed Mustafa’dır sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri.

Ve seni sevdirenin sevgisini, benim üstadım beni sevdirmiştir, sevmeyi öğretmiştir. O yüzden onun sevgisini derim. Bu da normal ve doğaldır. O yüzden normalde bir kimsenin mürşidinin sevgisi, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin sevgisi ve Allah sevgisi, üç sevgi. Zaten itaat de Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin der. İtaatü üç yere bağlar. Bu şirk değildir bakın. Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Bakın üç tane itaat noktası çıktı. Aslında üç tane değildir, o bir tanedir. Bakın o bir tanedir. Mürşid-i Kamil’e itaat neden? O sana Kur’ân ve Sünnet’in dışında bir şey söylemez. Allah ve Resulüne itaat etmiş olursun.

Resulüne itaat o zaten Kur’ân’ın dışında bir şey söylemez. Allah’a itaat etmişindir. Çünkü kim Resul’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş gibidir. O yüzden bu üç unsur öyle söyleyeyim, ayrı ayrı görülmüş gibiyse de tektir.


Tevhîd, Mânâ ve Fiiliyat

Allah bizi o tek görenlerden, o birliğe ulaşanlardan eylesin inşallah. Mâna düşüncenin fiiliyatta görülmesi midir? Zaman içerisinde zaman zaman öyle olur. mâna insanın ya kalbine inen ilhamın zahir olarak gözünün önünde görmesidir. Ki bu böyle tabirci aise, mükaşafhe hatta mârifetullah olarak görürüm ben onu. Bir kimsenin kalbine bir ilhâm indi, kalbine gelen ilhamı çıplak gözle gördü. Çünkü asıl bilgi görmektir. Onu görürse o mârifetullah yolunda yürüyordur. İlmi ledin yolunda yürüyordur. Allah cümlemizi onlardan eylesin. Rumuzun özü nedir? Rumuzlar nasıl anlar ve tabir ederiz? Rumuzlar o kimsenin o rüya ve hâli tabir edenlerin gönlüne gelen ilhamlardır. O yüzden bazı rumuzlar vardır manevi.

Onlar görüldüğü gibi anlaşılmaz. Ama Cenâb-ı Hak o mânâyi onunla tarif eder. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri bir rüya görmüştü. Rüyasında gökten bir ip sarkıtılmıştı. Önce ben, sonra Ebu Bakir, sonra Ömer, sonra Osman, sonra Ali. Sonra ip koptu dedi. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri. Bunu anlattı. Hz. Ebu Bakir Efendimiz hemen dedi ki, Ya Resulallah ben bunu tevhile değil mi? Et dedi. O gökten inen ip Allah’ın dinidir. Önce sen tuttun, sonra ben tutacağım. Sonra Ömer, sonra Osman, sonra Ali tutacak, sonra kopacak dedi. O silsile kopacak dedi. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri sustu. Ne evet dedi ne hayır dedi. Hayır dememesi dememesi zimmen kabul ettiğini gösterir.

O yüzden demek ki o ip Allah’ın dinine yoruldu. Bakın rumuz ipti ama o Allah’ın dinine yoruldu. O yüzden gökten sarkıtılmış bir ipin şahsın kendisine göre farklı farklı manaları çıkar. Nasıl tabir ederiz? Cenâb-ı Hak kalbine böyle bir ilim verirse sen de tabir edersin inşallah. Ölümü tefekkür ediyorum kabire kadar. Evet sonrası yok. Neden? Bu bildiğince tefekkür ediyorsun. kendince gördüğünce tefekkür ediyorsun. bu tefekkür kendi aklının tefekkürü kalbinin tefekkürü değil. O kalbi akıl tefekkür etmeye başlarsa ama bununla tefekkür etmeye başlayacaksın. Önce normal aklınla tefekkür edeceksin. Normal aklın kabul ediyor çünkü. İnsan ölüme kadar orada normal akıl kabul ettiği. Herkes ölüyor, herkesi de gömüyorlar mezarlıklara.

O normal aklınla onu tefekkür ettiğin kalbi akıl ondan sonrasını yürütecek. İnşallah Cenâb-ı Hak yürütsün. Ölüm unutturuluşumu hatırlatmak mıdır? Eğer hatırlatmak ise bunu burada nasıl hatırlarız? Ölüm aslında ölümü hatırlamak bu dünyanın geçici olduğunu görmektir. Ve bu dünyaya bağlanılmaması gerektiğini görmektir. Ve bu dünya lezzetlerinin, bu dünya zevklerinin geçici olduğunu görmektir. Hadîs-i şerifte verilmemesi helâl olmayan nedir diye soruluyor. Ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz tuz diyor. Bunu açar mısınız? Bunu birkaç kişi sordu. Hiç okumadım hadîs kitaplarında. Kitaplarında muhakkak böyle bir hadîs vardır ya da ben okumamışımdır. Ama tuz insan sağlığına zararlı ya buradan da çıkarabiliriz.

Efendim Allah nasip ederse bir evladımız var isim konusunda çok kararsızdır sizin tavsiyeniz nedir? Allah hayırlı evlat versin inşallah. Eşimizle beraber yan yana banyo ve kısır almak dinimizce doğru mu hiç değil mi? Yok. Efendim Allah nasip ederse bir evladımız var isim konusunda çok kararsızdır sizin tavsiyeniz nedir? Allah hayırlı evlat versin inşallah. Banyo ve kısır almak dinimizce doğru mu? Hiçbir sıkıntısı yok hiçbir sakıncası yok. Gebeyken okunması gereken sure veya âyet var mıdır? Böyle şeyleri hiç okumadım hamileyken şu okunur hamileyken bu yapılır diye. Tevhide devam edin inşallah. Selamun aleyküm ve rahmatullahu ve barakatuhu. Hocam ben manevi bir rüya gördüm kimseyi yorumlatamıyorum bana yardımcı olabilirsiniz Allah rızası için demiş.

Bunu ben geçen hafta burada söyledim yorumlarız Allah’ın izniyle dedim. Kimse rüya yazmamış bir de soru işareti atmış arkadaş şimdi kardeşimiz. Eğer kim ise canım kardeşim buradan oturup senin rüyanı ondan sonra rahmet edip ne rüya gördü deyip buraya yazacak halimiz yok. Allah bizi affetsin. Yok demeyelim de böyle bir şey yok. Canım kardeşlerim kandil mesajı mübareklemek için atmayayım bu gece okumam onları. Allah razı olsun. Selamun aleyküm ayetler akşamlar efendim intikafta bebeği olmayan kişiye duâ ediniz inşallah bebeği olur demiştiniz elmaya. Okunması lazım demiştiniz bebeği olmayan kardeşlere duâ etmek istiyoruz. İtikafta nasıl duâ edilmesi gerekiyor bizlere tarif edebilir misiniz? Allah rahmet eylesin.

Şeyh Efendi Hazretleri elmaya okuturdu. Bana okuturdu bilmiyorum ben intikafa girdiğimde elmaya okuturdu. Oğlum çocuğu olmayanlara ver inşallah çocuklar olur diyordu. Biz de Cenâb-ı Hak hamd olsun her intikafa girdiğimizde elmaya okurduk. Çocuğu olmayan kardeşlere verirdik. Karı koca yarım yarım yerlerdi Allah’ın izniyle çocuklar olurdu. Cenâb-ı Hak hamdü sena olsun. Şimdi de böyle intikafa girenlerin bazı arkadaşlara elma koyduk. İnşallah onlardan çocuğu olmayan kardeşlere vereceğiz. İnşallah Cenâb-ı Hak onların da ibadetlerini kabul eylesin inşallah. Arkadaşlar kandil mübareklerinin hiçbirisini okumuyorum buradan. Selamünaleyküm hocam birkaç sorum var. Evlilik münasebetiyle görüştüğüm bir kızı fiziksel olarak elektrik alamadığım için ileride evliliğin sıkıntı olabileceğini eşime ve bana zor geleceğini düşündüğüm için görüşmeyi bitirdim.

Bu tutumum sizce doğru mu siz ne düşünüyorsunuz? Elektrik almak önemli mi? elektrik diyorlar ya bu durumda. Allah bizi affetsin. Evet bir kimse evlenecek olduğu bayanı gördüğünde tabiri caizse böyle ona baktığında heyecan duyması lazım. Böyle ona karşı bir şey kalbinde bir şey hissetmesi içinin kıpır kıpır olması lazım. Bu normaldi mesela bunu tuhaf karşılarlar. Hanefiler, İmam-ı Azam Hazretleri evlenecek olan bir kimsenin şahısların evlenme görüşmesi yaparken birbirlerine şehvetle bakmalarında sakınca yoktur buyurmuş. Hanefilerin ilginç fetvaları vardır bununla alakalı. Bakın evlenecek olan bir kimsenin birbirine şehvetle bakmasında bir sakınca yok demişler. Bir sakınca yok demişler. Bu şehvetle bakmak herhalde bugünkü dilde insanların elektrik alması gibi algılanıyor herhalde.

O yüzden evlenecek olan kimseler birbirlerini gördüklerinde heyecanlanmalılar. Birbirlerini gördüklerinde böyle bir tabiri caizse bir şeyler kımıldamalı, bir şeyler kıpırdamalı onların. Öyle olursa bunda bir sıkıntı yok bu harâm değil. Olmadı, kımıldamadı. Birbirine karşı böyle bir akmadı insanlar, birbirlerine karşı coşmadılar. Bir kimse onunla evlilik görüşmesini kesebilir mi? Evet. Hakkı mıdır? Evet. İki, Allah bize hiç ihtiyaç duymadığı halde neden yarattı? Ve neden herkesi iyi kendine îmân eden kullar olarak yaratabilecekken kötüyü de yaratıp cehennemi yarattı? Cenâb-ı Hak kendi varlığının bilinmesini istedi. Allah bilinmektiğini istediği için yarattı. O yüzden bizim işimiz bilmek ve Cenâb-ı Hak ben sizi yaratmışken bütün her şeyinizi en mükemmel hale getirmişken siz bana ibadet etmezseniz diyor.

Orada normalde ne yaptı? O da cehennemini de o yüzden yarattı. Kaderde ne zaman öleceğimiz belli ise sadaka vermek ömrü nasıl uzatıyor acaba? Sonuçta biz ne zaman öleceğimizi bilmiyoruz ki. Cenâb-ı Hak ne zaman öne kayar, ne zaman ardına koyar, neyi nereye kadar yükseltir, nereye nereye kadar yüceltir. Yazan olduğu gibi silip yeniden yazacak olan da o. Benim oğlum Otuzimli Kadir Gecesi hürmetine oğlum için de duâ eder misiniz? İnşallah Rabbim bütün ümmet-i Muhammed’e şifa versin. İnşallah bu gecenin hürmetine. Selamünaleyküm. İtikafta 70 bin tevhidi gün içinde tamamladıktan sonra zamanımız kalırsa ne tavsiye edersiniz? İtikafta olduğumuz günlerde vakfımızın programlarını dinleyebilir miyiz? Evet dinleyebilirsiniz.

Tevhide devam edeceksiniz. İnşallah. Öncelikle hayırlı kandiller dilerim hocam. Bir sorum olacak size. Gün içinde aklıma geldikçe ne zikretmeliyim? Zülâ’llâhe illallah. Hiçliğimi idrak etmeye çalışan, kul olmaya çalışan biriyim. Çok fazla bilgim yok ama Allah’ı bilmek, tanımak istiyorum. Nâcizâne kabul olursa namazı da yeni başladım ve bilmeden yanlış olduğu yürümekten korkuyorum. Bildiğimi sandım tek şey hayatım boyunca bir şeyleri sorguladığım, neden, niçin diye sorduğum ve ne hissesiyle kendimi Allah’a yakın hissettiğim oldu. Kendimce ufak tefek araştırma yaptım ve kitap okudum, okuyorum da. Zikir önemli diyorlar nereden başlamalıyım yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Lâ ilâhe illallah’tan başla kardeşim.

Tevhid’den başla inşallah. Tövbe tevhîd. Devam et inşallah. Selamünaleyküm Kadir geceniz mübarek olsun. Allah razı olsun. Bu böyle zekat verilecek olanlar fakirler, miskinler, borçlular, Allah yolunda koşturanlar, zekat memurları olarak böyle âyet-i kerimeyle sabit. Ama bunu böyle günün ehemmiyetine, önemine binaen, zamanın durumunu, zamanın hükümetine, hükümetine, hükümetine, hükümetine, hükümetine, hükümetine, hükümetine, ehemmiyetine, önemine binaen, zamanın durumuna göre, insanların durumuna binaen yer değiştirilebilir bunlar. Mesela bir İslâm devleti yok. İslâm devleti olunca zekat memuru diye bir şey yok. Onlara verilmez. Her ne kadar bir kısım ehli tarikatlardan bazıları kendi içlerinden zekat memurları tayin edip onlarla zekat topladıklarını duyuyoruz, gördüğümüz yok.

Soru olarak bana aktarıyorlar. Diyorlar ki filanca cemaat filanca tarikat zekat memuru tayin etmiş onlara zekat verilir mi diye. Ancak bir İslâm devleti olursa İslâm devleti zekat memurları üzerinden zekat toplayabilir. Başka türlü devletler, İslâm devleti olmayan devletler zekat toplayamazlar. Bir tarikat veya bir cemaat zekat memuru böyle tayin edebilir mi el cevap edemez. Ama zekat hani âyet-i kerimede fakirlilere, miskinlere, borçlulara diye devam eder. Allah yolunda cihat edenlere. evet fakirlilere verilir. Ama mesela bu koronadan dolayı insanların işleri bozuldu şimdi. Şimdi borçlulara vermek daha evla, konuma geçti. Çünkü esnaflar borçlandılar, iflas edenler var şimdi. Durumu çok zayıflayanlar var, gerçekten sıkıntıda olanlar var.

Fakir demek kendi kendine gücü nispetinde yaşesini devam ettiren demek. Ama borç kadar insanı böyle zul altına sokan, insanı perişan eden başka bir şey yoktur. yiğidi öldürür borç. Allah düşmanımız dahi onunla terbiye etmesin. Gerçekten çok sıkıntılıdır. O yüzden insan iflas eder, bir şey olur Allah muhafaza eylesin. Adamın birisi kafasına sıktı vurdu kendini. Ondan sonra o kurtuldu ama geride kalanları iflas ettirdi. Örneğin o yüzden borçlulara da vermekte bu zamanda fayda var. etrafımızda esnaf olup da yetiştiremeyen, bir yere batak vermiş, bir yere sıkıntısı olmuş, borçlulara da zekat verilebilir, fakirlere verilebilir. Allah yolunda mücadele eden, Allah yolunda koşturanları da verilir. Hatta Allah yolunda mücadele eden koşturanlarla alakalı bir ibare var.

Onların diyor oda dolusu altınları dayansın onlara zekat geçer diyor. Bir de bu var. Çok özür dilerim ama bunu belirtmek için söylüyorum. Canım kardeşlerim bu telefon numarası bütün kardeşlerin, bütün sohbetimizi izleyenlerin soru sorma hatı. Bu hatı ortak kendi aranızdaki mesajlaşmaya almanız kadar ayıp bir şey yok. Kim yaptıysa bunları. Yazık ya. Kendimden geçtim şurada bu teknik heyet olarak veya burada hizmet etmeye çalışan arkadaşlar olarak bunların ya bunların gayretine bunların burada çalışmasına bu arkadaşların burada canhıraş bu işleri yapmasına acıyın ya yapmayın ya. Ya hiç mi idrak etmiyorsunuz hiç mi idrakiniz kapalı mı ya. Burada insanlar eşlerinden çoluklarından çocuklarından evlerinden ayrılıyorlar buraya geliyorlar hizmet etmek için siz bir numarayı ortaklaşa mesajlaşma böyle arkadaş platformuna çeviriyorsunuz.

Allah ümmet-i Muhammed’e selamet versin. Allah ümmet-i Muhammed’e yardım etsin. Allah ümmet-i Muhammed’e gerçekten ve gerçekten ferahset versin. Ferahset versin. Hiç mi utanmadınız ya. Beyin yok herhalde çarşıya mı verdiniz nereye verdiniz. Kiraya verdiniz herhalde. Bunu kimler yaptıysa ve kimler oraya bunu yaptıysa bu kardeşler adına söylüyorum kendimin için değil bu kardeşlerin hakkı için söylüyorum helâl değil. Burada insanlar bu canlı yayını yapmak için buram buram terliyorlar ya. Yazık ya. Laila ile onun çarşısına mı benzettiniz ya. böyle Facebook’ta gruplar oluşturuyoruz orada bir şeyler yapıyoruz öyle bir şey mi zannettiniz bunu ya. Hiç mi utanmadınız ya. ümmet-i Muhammed o yüzden iki yakası bir araya gelmiyor.

Ümmet-i Muhammed o yüzden silkelenemiyor o yüzden dirilemiyor. Ümmet-i Muhammed bir şeyin ciddiyetinde değil. Ümmet-i Muhammed ne yazık ki ne yazık ki Allah bunu affetsin ama söylemek zorundayım onu. Ya bir şeyin böyle ciddiyetinde değil ya. Yok. Sildim attım Salim arama. Yok. Senin de arayacağını onları canın sıkılacağını onları tanımlayacağını bildiğim için sildim attım. Allah Allah. Selamünaleyküm efendim. Abimin sabah kalbi sıkışmış ve titreme gelmiş. Su içmiş oruçluyken ben de dedim ki bir günü bir günü sildim attım. Ben de dedim ki bir günü bir güne tutman gerekiyor ama şüphe ettim doğrusu nedir? Evet bir kimse hastalıktan dolayı herhangi bir aniden tansiyonu değişti, aniden hasta oldu titreme geldi veyahut da aniden bayıldı baygınlaştı bayılacak gibi oldu.


Oruç Bozma, Kazâ ve Fıkhî Mes’eleler

Orucunu bozarsa bir güne bir gün. Bu çünkü keyfiye bozmaya gelmiyor. Keyfiye bozmak olursa 1.61. Selamünaleyküm. Annem hatim bağışlayacaktı yetişemediği için bana da 300 okur musun dedi. Bir ablamız da bana o şekilde eksik kalır hatim olmaz dedi. Annemin tekrar o 300 okuması gerekiyor mu? İnşallah. Selamünaleyküm. Hayırlı akşamlar. Kandanız mübarek olsun. Bir sorum var. Evde kedi beslenebilir mi? Beslenmesinde bir sakınca var mı? Evde fareler cirit atıyorsa beslenebilir. Bunda bir sıkıntı yok. Olabilir mesela eski evler var böyle ahşap evler. Bahçeli mahçeli onlar da fare çok olur. Fare çok olunca fareleri ne tutacak? Kedi tutacak. Kediyi de Cenâb-ı Hak fareleri tutsun böyle yırtıcı hayvanın haşatı koğlasın diye.

O yüzden Cenâb-ı Hak halketmiş. Şimdi Ebu Hureyre var ya Ebu Hureyre çok kedi besliyormuş. etrafında ne kadar sokaklarda kedi varsa besliyormuş. Herkes de Ebu Hureyre oldu şimdi. Herkes evde kedi besleyeceğim diye uğraşıyor. işin ilginç noktası bu. Çocuk sevmeyen, torun sevmeyen kedi seviyor. Annesinin babasını sevmeyen kedi köpek seviyor. Annesinin babasını sevmeyen kedi köpek seviyor. Arkadaşlarının eşini dostunu sevmeyen kedi köpek seviyor. İnsanları sevip insanları hizmet etmeyenler kediye köpeğe kuşa kurda hizmet edeceğim diye uğraşıyor. Ben hep söylüyorum ki muhakkak kedilere de bakalım, köpeklere de bakalım. Kar yağmış, buz olmuş, ne bileyim, bu olmuş, bu olmuş. Besleyelim hiçbir canlı aç kalmasın.

Canım kardeşlerim evlerde baktığınız kediye harcadığınız parayı bir fakire harcasanız cennetlik olursunuz ya. Evlerde beslediğiniz hayvanlara harcadığınız parayı, puluyu, masrafı. Yemin ediyorum bir çocuk okutsanız cennetlik olursunuz. Evet. Bizde böyle bir şey alışkanlığı oldu. Böyle bir kedi köpek alışkanlığı oluştu. Milletin evinde bir kedi bir köpek özel mamalar, özel Avrupa’dan Amerika’dan mamalar, Avrupa’dan Amerika’dan yemler, onun olsun. Kıymetli dostlar tekrar tekrar söylüyorum. Dünya üzerinde günlük 20 bin kişi açlıktan ölüyor ya. Dünyada 20 bin kişi günlük açlıktan ölüyor açlıktan. Siz neredesiniz? Neyin kafasındasınız? Neyin aklındasınız siz? İnsanlar açlıktan ölürken, açlıktan ölürken siz evde kuş besleyeceğim, evde kedi besleyeceğim, evde köpek besleyeceğim diye uğraşıyorsunuz.

Tabii bu kedi köpek kuş besleyenler etraflarında aç insan görmüyorlar. Etraflarında perperişan insan görmüyorlar. Etraflarında yok yoksul insan görmüyorlar. Bu israf edenler, israf edenler. Etraflarında yok yoksul insan görmüyorlar. Ekmekleri atanlar, yemekleri atanlar, dolapta yiyecekleri kokutanlar, yiyecekleri bozanlar, ellerindeki cep telefonlarını beğenmeyenler, bilgisayarları beğenmeyenler, televizyonları beğenmeyenler, onların bir üst modellerini alacağım diye can uğraşanlar açları görmüyorlar. Yok yoksul insanları görmüyorlar. Kimsesiz insanları görmüyorlar. Elektrik parasını ödeyemeyen, doğal gaz parasını ödeyemeyen, kirasını ödeyemeyen insanları görmüyorlar. Evine ekmek götüremeyen, evine sebze götüremeyen insanları görmüyorlar.

Çocuğuna süt alamayan, çocuğuna bez alamayan insanları görmüyorlar. Yoksulluktan dolayı çocuklarını ve kendilerini tedavi ettiremeyenleri göremiyorlar. Adam bağ kurunu yatıramamış, bağ kurunu yatıramadığı için evet tamam devlet bir daha karar aldı 2020’nin sonuna kadar sağlıktan faydalanacaklar. Ama daha önce bundan faydalanamıyordu. Çoluğunu çocuğunu baktıramayan insanları görmüyorlar. Ya bu insanların etrafında fakir yoksul kimse yok mu Allah’ınızı severseniz? Bu insanların etrafında hiç mi yetim yok? Etrafında hiç mi yoksul yok? Etrafında hiç mi gariban insan yok? Nasıl bir hayat yaşıyorlar? Nerede hayat yaşıyorlar? Vallahi de billahi de merak ediyorum ya. Bunların etrafında hiç mi bir tane yoksul yok?

Hiç mi bir tane ilacıye ihtiyacı olan yok? Hiç mi bunların eline reçeteyle birisi gelmiyor? Hiç mi bunlara birisi telefon açıp? Tabii bunlara söyleyemezler. Bunlar kibirli çünkü. Bunlar böyle lüks evlerde villalarda orada burada yaşıyorlar herhalde. Bunlar fakir fukara etrafında hiç kimse yok demek ki. Fakir fukara etrafında insan olmuş olsa bakacak insanların fakir fukaraları görecek. Yoksulları görecek. İnim inim borç altında inleyenleri görecek. Sıkıntıdan per perişan olanları görecek. Dolmuş parası cebinde olmayıp da yayan iki saat evine gidenleri görmüyor bunlar. Görmedikleri için kedi köpek besleyeceğiz diye uğraşıyorlar. Değil mi hanımefendilerin, beyefendilerin moralleri bozukmuş. Sen kalk sabah namazında kalk da sabah namazında kalkıp işe gidenleri bir gör.

Moralin o zaman düzelsin senin. Yok. İsraf diz boyu. Hem de lüks israf. Yazık. Ümmet-i Muhammed’in bu haline yazık. Gerçekten yazık. Ben söyleyince kedi köpek düşmana gibi oluyorum. Ben ne kedi köpek düşman olayım canım kardeşim? Ben insan dostuyum. Ben hayvan dostundan önce insan dostuyum. O kediler de çok affedersiniz. Hareket etsinler gitsinler fare tutsunlar. Gitsinler avlansınlar onların işleri o. Köpek gitsin avlansın onun işi o. Benim isim ben insanım. Ben önce insana yardım edeceğim. Ben önce açı doyuracağım. Sen bir açı doyurduysan Allah’ı doyurdun. Sen bir yetimin başını okşadıysan Allah’ın başını okşadın. Sen bir diyor hastayı ziyaret ettiysen Allah’ı ziyaret ettin. Hastayı ziyaret etmek ne biliyor musunuz?

Hastaya gidip geçmiş olsun demek değil. Onun yanına gittiğinde paraya ihtiyacı vardır. 100 lira 200 lira 300 lira 500 lira onun cebine koyacaksın. Hasta ziyareti bu. Adamın parası var mı yok mu? Bakıcısı var mı yok mu? Hasta ziyareti bu. Yok sende. Bu para yok. Sen duâ edeceksin ona başında. Sen mültü milyonarsın. Geçen oraya geçmiş olsun. Canım kardeşim çok üzüldük. Değil öyle. Sen onun cebine para koyacaksın. Allah sana zenginlik vermiş. Zenginliğini doğru yolda kullan. Senin duan tasadduk etmek. Senin duan tasadduk etmek. Sen cebinde parayla fakire Allah yardımcın olsun demesin demeyeceksin. Cebinde var mı paran var. Fakire Allah yardımcın olsun demeyeceksin. Onun cebine para koyacaksın. Senin duan bu senin zikrin bu.

Aa öyle bir şey yok. Senin kedi köpek nesecek paran mı var? Git o parayı canım kardeşim. Bir fukarayı ver Ramazân mübarek gün. Üzü güz. Git. 10 kiloluk bir yardım paketi hazırla. Kendin git. Kendin. Başkasına da verme. Sırtlan hem de gece git. Gel ben sana adres veririm. Gece gidecek adres veririm ben sana. Gece gideceğim diyorsan ben sana adres vereceğim. Bütün kedi köpek besleyecek olanlara. Besleyenlere söylüyorum. Gelin ben size fakir fukara adresi veririm. Gece gidin onların kapılarına yiyecek bırakın içecek bırakın. Gece gidin kapılarına zarfın içerisinde parayı koyun asın. Kendinizi de belli etmeyin. Sünnet olan da bu. O yüzden bana kedi köpek besleyebilir miyiz? Fetva sormayın. Önce insanları besleyin siz.

Önce insanları doyurun. Merak etmeyin. İnsanlar doyarsa onlar da doyar. Kar yağmış. Buz olmuş her taraf. Hiç kimse yiyecek içecek bulmuş. Hiç kimse yiyecek içecek bulmuş. O zaman bütün sokaklara biz mama dağıtalım yemek dağıtalım. Eyvallah. Gidin. Sokakların bir köşesine kedilere, köpeklere, sokak hayvanları yesin diye yemek koyun, içecek koyun bir şeyler koyun. Evinizi almak ne ya? Evinizi almak ne ya? Evet. Millette böyle bir hastalık oldu şimdi. Apartmanda adam şey bakacağım köpek bakacağım diye uğraşıyor. Bağlamak için köpek bakacağım diye uğraşıyor. Başka bir şey yapmadan sonra evi almak için köpek bakacağım diye uğraşıyor. Evet. Millette böyle bir hastalık oldu şimdi. Apartmanda adam şey bakacağım köpek bakacağım diye uğraşıyor.

Balkonda köpek bakıyor. Havla Allah havla. Havla Allah havla. Ya bütün insanları rahatsız etmek zorunda mısın? Ya bütün insanları rahatsız etmek zorunda mısın? Sen apartmanın normalde köpek besleyeceksin. Sen apartmanın normalde köpek besleyeceksin. O da koyun beslese ne olacak? Birisi de dese ki bütün peygamberler koyun çobanlığı yapmış. Birisi de dese ki bütün peygamberler koyun çobanlığı yapmış. Ben de bir tane koyun alayım. Ondan sonra onu da şeyde balkonda besleyeyim dese. Ne yapacaksınız ya? Ne yapacaksınız ya? Al işte. Al işte. Bütün peygamberler çobanlık yapmış. Ebu Hureyre’nin kedi beslemesine bakıyorsunuz da bütün peygamberlerin ve Hazret-i Peygamber’in Salallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin dahil çobanlık yaptığını görüp neden çobanlık yapmıyorsunuz?

Allah Resulü koyunu met etmiş. Neden koyun beslemiyorsunuz o zaman evlerinizde? Kedi çok temiz ama hocam. Eti yeniyor mu? Yenmiyor. Çinliyseniz yersiniz. Onlarda bak bir sürü hastalığı da içer oldu. Onlar yarasağıyla yiyorlar. Onlar ne bulursa yiyor zaten. Onların yemedikleri bir şey yok. Onlar denizden, yerden ne bitiyorsa yiyorlar. Yüce Mecucun sanki dünyaya tecelliyatı gibiler. Allah muhafaza. Hocam hayırlı kandiller. Ben bugün rüyamda bir erkek çocuğunu takip ediyordum. Aynı yaşlarda olduğumu gördüm. Bir eve girdi ama bu da en azından bir evde. Bu da bir evdi. Bu da bir evdi. Bu da bir evdi. Bu da bir evdi. Bu da bir evdi. Bu da bir evdi. Bu da bir evdi. Bu da bir evdi. Bu da bir evdi. ve bir eve girdi ama bu kapıdan geçince kocaman içinde her şey olan o kadar güzel bir yerdi ki ucu bucağı olmayan bir yere girdik.

Uyanır yanmaz ben cenneti gördüm dedim kendi kendime. İnşallah cenneti görmüşsün. Allah mübarek eylesin. Allah iyi etsin inşallah. Selamünaleyküm. İtikafta tevhîd çekerken uykumuz bastırınca biraz Kur’ân ve Ma’alini okuyabilir miyiz? Yoksa sadece tevhîd mi çekebiliriz? Tevhid çekebilirsiniz çok böyle sıkıntı olursa Ma’al okuyabilirsiniz, hadîs okuyabilirsiniz. Böyle uyku gelince tesbihı boynunuza asacaksanız güzel olur. Başlayacaksanız odanın içerisinde volt atmaya. Tevhid boynunuzu da çekseniz öyle. Selamünaleyküm. Nasılsınız? İyisiniz inşallah. Hamdolsun. Pimi çekilmiş bombo gibiyiz. Nerede patlayacağımız belli değil. Zıpkın gibiyiz. Nereye batacağımız belli değil. Çivi gibiyiz. Çekiç havada nereye saplanacağımız belli değil.

Hamdolsun. Zikrullâh halakasına oturup da af olunmayan kişiler kimlerdir? Zikrullâh halakasına oturan kimseleri biz îmân ehli, tövbe etmiş kimseler olarak görürüz. O yüzden her şeyden îmân etmiş, her şeyini tövbe etmiş kimseler olarak görürüz. O yüzden orada af olunmayacak kimse olarak herhangi bir kategorimiz biz koymayız. Allah bizi affetsin. Peygamber efendimizin adı geçince içimizden salavat getirsek olur mu? Olur. Ben dışımdan getirmeye gayret ediyorum. Sebebi de şu insanlar Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin adı anıldığında salavat-ı şerifenin çekilmesi gerektiğini bilsin, öğrensin diye. O yüzden biz böyle her şey içimizden yaşaya yaşaya dini, din terk edildi bizde. evet biz göstermeyelim, şatıat yapmayalım dedikçe ama insanlar Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri adınıyor hiç kimsenin umurunda değil.

O yüzden salavat-ı şerife çekilmesi lazım. Astırağ seyahat etmek caiz mi? Seyahat edecek olan kardeş bizim de elimizden tutsun, biz de götürsün ya. Böyle bir terenenli başladı son zamanlarda. Astırağ seyahat ettirenler varmış bir de. Zamanında bir şey efendi Abdülkadir Geylana hazretlerinin pirliğini reddetmiş. Ne oluyor, kim oluyor ki? Demiş ki biz her gün cennet meyvası yiyoruz. O kim, o ne oluyor ki demiş. Bunu Abdülkadir Geylana hazretlerine söylemişler mübarek tevazu sahibi. Demiş ki o efendiye haber verin böyle cennet nimetleriyle hemhal olduğunda bu fakiri de davet etsin demiş. Ha ne olacak ki dünyadayken demiş bir iki lokma da biz yiyelim cennet nimetlerinden. Neyse o böyle kibirli halde o da tamam demiş olur inşallah demiş o hal zuhur edince biz onu da demiş davet edelim.

Neyse öyle bir zuhur etmiş yine böyle dervişleriyle zikir ayonunda cennet nimeti yiyormuş gibi hal zuhur edince dahil et ondan sonra ya Abdülkadir Geylana demiş. Diyince tabi mübarek de görmüş mübarek bütün celaliyle böyle şak kak görünmüş. Ama şeyhin elinde bir bakmışlar ki çok affedersiniz eşek pisteği. O eşek pisteğini yiyor. Tövbe etmiş demiş ki efendim hakkınızı helâl edin ben size küstahlık ettim. Tövbesini onu kabul etmiş bir daha demiş böyle küstahlık yapma onun şehlini de tekrar icazet vermiş burada demiş. Şehliye devam et ama demiş böyle de küstahlık yapma. Şimdi bu astral seyahat ettirenler ben buna benzetiyorum. Allah muhafaza eylesin. Canım kardeşlerim bu astral seyahat değildir tasavvufta bu tasavvufta hal içerisinde hal zaman içerisinde zaman mekan içerisinde mekan denir buna.

Bu astral seyahat değildir. Buna böyle diyorlar bu sufi dilinde bu değildir. Allah bizi affetsin inşallah. Bütün insanlar Hazret-i Adem aleyhisselâm’dan mı geliyor? Biz öyle inanıyoruz. Flört caiz mi? Eğer caiz değilse nasıl evlenir? Evlenmek isteyen kimselerin oturup birbirlerine evlilikle alakalı birbirlerini tanımakla alakalı konuşmaları caiz. Ama flört edip böyle el ele kol kola gezelim dolaşalım sinemaya da çok affederseniz koklaşalım. Ondan sonra tiyansın elektrik aramadık ayrılıyoruz. Bu yok istem de Allah muhafaza eylesin. Bayramda da sokağa çıkma yasağı olacak. Bu durumda bayram namazı nasıl olacak? Olmayacak.


Cum’a, Bayram Namazı ve Koronada İbâdet

Cum’a olmuyor. Cum’a farz. Bayram namazı farz değil. Cum’a namazı olmuyor. O ne olacak? Sabah namazı farz. O olmuyor. Bayram namazı nasıl olacak? Ama bizim toplumuzda şöyle bir şey var. normalde vakit namazlarına ehemmiyet göstermezler. Cumaya ehemmiyet gösterirler. Hiçbir namazı ehemmiyet göstermezler. Bayram namazına ehemmiyet gösterirler. Böyle bir halimiz var. Allah bizi affetsin. Salih neden bu kadar uzun soru sordun? Yok salih diyecektim. Salih neden bu kadar uzun soru sordun yavrum ya? Ya burada sen iki sayfalık bir ön giriş yazmışsın zaten. Üstüne de sorular yazmışsın. Allah bizi affetsin inşallah. Soru bir kader. Cüzi irade külli irade. Allah her şeyi önceden düşünmeyeceğimiz kadar ince ayrıntıların yaratıcısıysa ve bunların hepsini de biliyorsa, milli bir şeyin olmasını da kendi sağlıyorsa ki ondan biliyor, buna rağmen kaderimizi kendimizin çizdiğini söyleyebilir miyiz?

Bizim normalde günlük hayatımızın içerisinde cüzi irademizin içinde olanlar biz kendi elimizle, kendi kudret ve kuvveti, Cenâb-ı Hak bize vermiş olduğu kudret ve kuvvetle isteriz. Biz onu isteriz, yaratmayız. Bu normalde maturidiler, figiliyatın üzerinde iki kuvvet vardır. Kulayet olan istemektir der. Biz isteriz. Onu isteriz. Onu yaratan Allah’tır. O yüzden kaderin ne olduğunu bilmiyoruz. Ama kaderin ne olduğunu bana sorarlarsa ben doğmak ve ölmek derim. Bu kadar. Doğmak bizim elimizde değildi. yaratılmak bizim elimizde değildi. İki, ölmek de bizim elimizde değil. Eninde sonunda her nefis ölümü tatacaktır. Biz de ölümü tatacağız. Ama benim cüzi irademin yerindeyken yapmış olduğum şeylerden ben sorulurum.

Mükellefim. O yüzden cüzi iradem var benim. Külli irade, külli irade, komple iradenin içerisinde nokta kadardır cüzi irade. Beni ilgilendiren meselelerdir. Çünkü ben onunla mükellefim. Onunla hesap vereceğim ben. Soru iki. Daha doğrusuydu. Yaşamın anlamı nedir o zaman? normalde biz istemeyiz din ve inananlar bu kadar eziyet çeksinler. Ama inançsızlar, kafirler, inanmayanlar, inananların üzerine saldırıyorlar. Başka bir şey değil. O yüzden inancımızdan dolayı eziyet çekiyoruz. İnancımızdan dolayı sıkıntı çekiyoruz. İnancımızdan dolayı ne çekiyorsak çekiyoruz. Yoksa biz de inanmayanlar gibi dünya hayatını biz böyle heva hevesle geçirebilir miyiz? El cevap geçirirdik. Üç. Allah her şeyi bilir ama insan yine de kendi seçimini yaparak kaderini belirler.

Bunu kabul etmiyorum ben. İnsan kendi kaderini belirlemez. İnsan kendince bir şeyi seçer. Olumlu ve olumsuz sonuçlarına katlanır. Peki Allah her şeyi bilense neden insan Allah’ın bildiklerini ve şaşmaz bir şekilde ayarladıklarının dışına çıkamıyor? Normalde çıkıyor Allah harâm etmedi. İstemeyin diyor. Ama külli irade noktasında çıkamıyor. Muhakkak ki çıkamayacak. Cüzdi irade bir yere kadar. Nefis nedir? İnsan bedeninin neresinde yer alılır? İnsan bedeninin bütün azarlığında bütün hücrelerine manevi olarak tecelliyatı vardır. Yoğunluk olarak göğüz kafesindedir. Selamun aleyküm. Arkadaşın kızı rahatsız sizden duâ istiyor. Şu an hastanede yatıyor. Allah cümle kardeşlere şifa versin inşallah. Selamun aleyküm.

Bayanların çocuk istemeye kordan bağlatması caiz midir? Bu erkekle alakalı. Eğer erkek kesinlikle bir daha çocuk istemiyorum diyorsa, kadın da bunu kabul ediyorsa o zaman söyleyecek bir laf yok. Ama erkek bunu kabul etmiyorsa veya tıbben böyle bir şey zorunluysa o zaman yapılabilir. Selamun aleyküm. Kandiliniz mübarek olsun. Ben Erva, 9 yaşındayım. Sizden ders almak istiyorum. 7-7 annen baban sana da tarif etsin inşallah. Kadir Gecesi, kandil gecelerine ya da sohbetlerin olduğu gecelerde komşuların çay içelim, kahve içelim gibi davetlerini reddetmekte sıkıntı yok. Söyleyin. Bugün bizim dersimiz var. Dersimizi yapacağız. Bugün sohbetimiz var. Bugün zikir günümüz var. Oraya gideceğiz deyin. Davete icabet etmediğim için kötü mü ettim acaba diye düşünüyorum ama daveti kabul etsem sohbetten geri kalacağım.

Söyleyin. Böyle böyle bizim özel bir şeyimiz var diye. Programımız var diye söyleyebilirsiniz inşallah. Efendim hayırlı akşamlar. Gecemiz mübarek olsun. Bir sorum olacaktı. Müşriklerden ve Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’e. Bir sorum var mı? Efendim hayırlı akşamlar. Gecemiz mübarek olsun. Bir sorum olacaktı. Müşriklerden ve Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’in amcası Ebu Lehü’n asıl adı Abdül Uzza. Peygamber Efendimiz’in dedesi Abdül Müddalab’in hanef dini üzerine olduğunu bilmekteyiz. Şirke karışmamış bir kişi. Neden oğluna Abdül Uzza ismini koymuştur? Saygılarımı sunuyorum. Gecemiz hayır olsun. Koymuşlar. Bununla alakalı kafayı yoracak değilim. Kafayı yormam gereken iş de bu değil.

Selamun aleyküm. Gecemiz mübarek olsun. Ben Malatya’dan Hamza Kaya’ya dualarınızı bekliyorum. Allah iyi etsin inşallah. Rabbim iyilik versin. Selamun aleyküm. Ben eti kafa son sekiz gün girdim. Sizin anlatınız gibi. Tüm geçmiş gelecek günahlarınızın affolması durumu beni kapsıyor mu? İnşallah kapsar. Cenâb-ı Hak rahmeti geniş. Selamun aleyküm hocam. Şafi mezhebindeniz kedimiz var. Fitre çıkar mı? Şafi mezhebinde kediye fitre mi çıkıyor bilmiyorum ki canım kardeşim. Bildiğim bir şey değil. Sedat Bey günün oğlu aleyküm selam. Ben 16 yaşındayım. İzin veren olursa ders almak istiyorum. Viyana’dan selamlar. Baban sana dersi tarif etsin. İnşallah. Samet. Allah’ı zikretmenin diğer bütün ibadetlerden, amellerden, işlerden üstün büyük olmasının sebebi nedir?

Allah büyük etmiş. Allah’ın zâtını zikrediyorsun. Zâtını zikretmekten daha büyük bir amel yok. Ya Allah. Selamun aleyküm Kadir geceniz muharek olsun. Ben bir günlük etikafa girdim. Etikaf boyunca çektiğim tevhide odaklanmakta zorlandım. İyiyim. Allah’ım. Allah’ım. Allah’ım. Allah’ım. Allah’ım. Allah’ım. Allah’ım. Ben bir günlük etikaf boyunca çektiğim tevhide odaklanmakta zorlandım. Sürekli geçmişimde yaşadığım anlar, genelde unuttuğumu sandıklarım aklıma geldi. Odaklanmaya çalıştıkça anılar yenilendi sürekli. Bu durum beni üzdü bir de rahatsızlığımdan aynı odada sabit yerde duramadım. Ben nerede hata yaptım? Böyle bir durumda ne yapmam gerekir? Duâ’nıza talibim. İtikafına devam et. Bittiyse de duanı et.

Allah muhine olsun. Allah kabul etsin inşallah. Hocam kadınlar ev işi yapmak zorunda mıdır? Evlenirken yapmış oldukları biatla alakalı. Eğer normalde evlilik aktiyle alakalı daha doğrusu. Evlenirken eğer akitlerinde özel bir akit koydularsa, mesela kadın dediyse ben ev işi yapmam, el işi yapmam, çocuk bakmam o zaman yapmayabilir. Ama böyle bir akit koymadıysa burada gelenek görenek giriyor. Genelde Anadolu’da ev işleri kadınlar yaparlar ya, o yüzden veya çocuklarında kadınlar bakarlar. Böyle bir gelenek, böyle bir görenek, böyle bir kültür olduğundan dolayı eğer özel bir şey konmadıysa kadınlar ev işlerini yapacaklar, çocuklarına bakacaklar. Ama özel bir akit koydularsa o zaman bunu farklı icra edebilirler.

Veyahut da bölgesel bunlar, yöresel, mesela örneğin Arapların büyük bir çoğunluğunda kadınlar ev işi yapmıyorlar. Büyük bir çoğunluğunda. Onlarda böyle bir gelenek var, böyle bir örf var çünkü önceden beri. Ta Orta Asya’dan, Ötüken’den itibaren de, Türklerde de böyle bir örf var. Kadınlar çocukların ve evin bakımıyla ilgileniyorlar. Kardeş ders almak istemiş. Ona da inşallah ders veriyorum. Hediye kardeş dersini WhatsApp mesajlaşmasından attım. Allah mübarek eylesin, Rabbim daim eylesin, devamlı eylesin inşallah. Hayırlı akşamlar, namaz kılarken ve zikirde iken ağlamak namazı bozar mı? Biz bozmaz olarak kabul ediyoruz. Selamun aleyküm, bu akşama dair özel bir ibadet var mı? Kadır süresini çok okumak ya da her rekatta kadır süresi okunabilir mi?

Bununla alakalı sohbet ettim. Bu gece neler yapılabilecekle alakalı. O yüzden sohbeti dinlediyseniz bu size yeterli ama siz ayrıyeten kendinize ait bir ibadet şekli şamali çıkaracaksanız olabilir. Muayyen günü bu Kadir gecesinin denk gelen ibadet etmek isteyen bir bayan bu geceyi nasıl geçirmesi gerekir? Yine aynı sohbeti dinleyen kardeşler bu noktada tarif etmiş olduğum ibadetlerde kadınları da içine aldığı için Cem Han onu sohbeti dinlemiş olsaydınız, onu görürdünüz. Ben Mustafa Hava, ben 10 yaşındayım ve sizden ders almak istiyorum. Evet baban sana tarif etsin inşallah sen 12-12 çek. Selamun aleyküm adım Sena, bana arkadaşım din dersinde, avucumuzun içinde Allah yazıyor dedi doğru mu? Her yerde Allah yazıyor okuyana bilene.

Selamun aleyküm üstadım sahura kalktığımda gayri ihtiyarı pencereden bakıyorum evlerin ışıkları sönük çok üzülüyorum. Çocukluğumda baktığımda ışıklar hep yanar görürdüm. Bir şey söyleyin Allah aşkına yüreğim genişlesin. Rabbim yar ve yarımcınız olsun. Allah’a emanet olun. İnşallah onlar sahuru erken yiyip yatmışlardır öyle düşünelim. Allah onlara da hidayet eylesin inşallah. Efendim selamün aleyküm bir derviş üstadın vesilesiyle bir keramet görüse bunu anlatması doğru olur mu? Olur. Ben evlendiğimde henüz dervişlik yolunda değildim. Benim büyüten ailem ve eşimi ve düşüncelerini yadırgamadı. Eşim peşinde bir şey yapmadı. Ben evlendiğimde henüz dervişlik yolunda değildim. Benim büyüten ailem ve eşimi ve düşüncelerini yadırgamadı.

Eşim PKK sempatizanı. Annemler dindar olmayan herkese sempatik buluyordu. O yüzden eş seçerken ailemle aynı kafadaydım. Ben sonra değiştim ailem ve eşimden çok farklı bir noktaya geldim sayenizde. Sizin söylediğiniz gibi Kur’ân Sünnet vatan millet yolunda gitmeye çalışıyorum. Hatta babam, biz seni böyle yetiştirmedik. Sen bu kafaya nasıl geldin diyor. Bursa’ya çok uzak. İnternetten takip ediyorum genelde efendim. Babalar da bize, babamlar da bize yakın. Benim şimdi bir kızım, bir oğlum var. Ben bu çocukları yetiştirirken Kur’ân Sünnet vatan millet sevgisiyle yetiştirmek istiyorum. Kur’ân Sünnet deyince annemler, vatan millet deyince eşim sorun çıkarıyor. Ben bu çocukları en doğru şekilde nasıl yetiştirirken yanlış düşüncelere kaymalarını istemiyorum.

Onlardan etkilenip yavrularıma duâ eder misiniz? Ellerinizden öperim. Allah yardımcınız olsun. Cenâb-ı Hak muhine’niz olsun inşallah. Rabbim en hayırlı’nı çevirsin inşallah. Afiyet nedir maddi ve mânevî? Afiyet nasıl olur? Ben afiyet denilince böyle huzur olarak görüyorum onu. afiyet de ol derler ya huzur içerisinde ol. Gönlün hoş olsun, vücudun hoş olsun, için dışın hoş olsun. İnşallah öyle olsun. Kandiliniz mübarek olsun. Secdede duâ namaz sonrası en son duâ ederken secdeye varıp etmek ile mi olur? Namaz içinde secdeye varırken kalbi duâ ile mi olur? Namaz bittikten sonra, hemen farz namazından sonra duâ müstehaptır, kabul olunur. Hemen secdeye gidip duâ edilebilir. Veya zamanlı zamansız bir kimse secdede duâ edebilir.

Hiç zamanı vakti söz konusu değil. Selamün aleyküm. Hanımların özel durumlarında bu gece de için nasıl ibadet etmeleri uygun olur? Canım kardeşim, tövbe etmek için muayyen bir şeyde sıkıntı yok. Zikretmek için yok. Duâ etmek için de herhangi bir şey yok. Normalde bu gece için zaten üç ana şey koyduk. Hatta dört öyle diyelim. Hadi Kur’ân’ı okuyamazlar ama üç ana yol koyduk. Neydi? Tövbe etmekti, zikretmekti, duâ etmekti. Selamün aleyküm hocam. Geceniz mübarek olsun. Hocam zamanımızda gerçek mürşidlerin mürşid olduğunu nasıl anlayacağız? Bunu zahir olarak anlayabilirsiniz. Kur’ân ve sünnete tabi olma. zahir olarak bütün bunun sohbetini yaptık çünkü. Oradan geriye dönüp sohbetlere bakabilirsiniz, dinleyebilirsiniz.

Bir mürşid-i Kamil’in özellikleri ne olmalı, nasıl olmalı oradan dinleyin. Oradan inşallah maddi manevi faydalanacağınıza inanıyorum. Birkaç hafta önceki sohbetti. Onu internet sohbetlerinden sohbet başlığı olarak veya benim Twitter’ımdan sohbet başlığı olarak. Tarihini oradan alıp oradan izleyebilirsiniz inşallah. Selamün aleyküm hocam. Ben sehirbazlık aletleriyle arkadaşlarımı kandırmaya seviyorum. Günah istiyor muyum? normalde sehirbazlık etmek böyle bir şey değil. Çünkü bu sehri bir şey. bu sehri bir şey. Bu sehri bir şey. Bu sehri bir şey. Bu sehri bir şey. Bu sehri bir şey. Bu sehri bir şey. Bu sehri bir şey. normalde sehirbazlık etmek böyle el çabuklu yapmak günah diyemeyiz. Ama insanları aldatmak günah değil.

Pardon insanları aldatmak iyi değil. Aldatan bizden değildir diyor hadîs-i şerîf. Biz hiç kimseye aldatmayalım. Evet. Bir soru sormamış kardeş. Ne yaptığını söylemiş. Namazdan sonra 100 tevhîd çekin dediğimle alakalı. Allah iyiyesin inşallah. Selamün aleyküm. Geçen gün bir sohbetinizi dinledim. Derviş olmadan önce düşünün dediniz. Ben düşünemedim. Nefis konuştu. Sonra bir ses geldi. Ne olduysa Allah’tan oldu. Bir şey arayıp derviş yapmaya çalıştık. Nefis usta beni tekrar derviş olarak kabul eder misiniz? Kabul etmezseniz de hakkınızı helâl edin. Faruk usta telefon numarasını vermiş. Yanınıza gelmek istiyorum ama ne adresini ne de telefonunuz bende bulunmuyor. Onun için buradan yazdım. Ben bir şey anlamadım Faruk usta kardeş.

Ben bir daha okuyayım bunu. Bir buçuk sene sonra bir buçuk sene sonra bir buçuk sene sonra. Bir daha okuyayım bunu. Bir bakayım. Sohbetinizi dinledim.


Nefs Vesvesesi ve Kapanış Duâsı

Derviş olmadan önce iyi düşünün dediniz. Ben düşünemedim. Nefis konuştu. Sonra bir ses geldi. Ne olduysa Allah’tan oldu. Bir şey arayıp dert yanma dedi. Nefis sustu. Beni tekrar derviş olarak kabul eder misiniz? normalde biatlaşma mı yaptın? Ne yaptın? Ben bunu neyin ne olduğu? Ben numaramı sana buraya atayım. Sen bana tekrar bu numarayı yaz canım kardeşim. Neyin ne olduğunu. Biz de ona göre neyin ne olduğunu tam olarak bilelim. İnşallah ona göre bir cevap yazalım sana. Selamünaleyküm. Birkaç vücut peş peşe çekileceği zaman her biri için boyaşlama yapmak gerekir mi? Boyaşlama yapmak zor gelmesin. Yapın. Ne kadar güzel. Ne kadar güzel. Hazret-i Peygamber’i anmak, geçmiş Peygamberleri anmak, Hazret-i Pîr Efendilerimizi, Üstadlarımızı anmak rahmettir, berektir.

Boyaşlama yapın. Selamünaleyküm. Kadir gecemiz mübarek olsun. Benim kayınvalidem vefat etti. Bir yılı geçti. Eşim vefatına sabredemiyor. Sürekli bir sıkıntı olduğumu, ölümü istiyor. Sürekli huzursuz. Beni de huzursuz ediyor. Duâ ederseniz sevinirim. Başımıza gelenlerle biz ne yapacağız? Kabulleneceğiz. Bunda yapacak bir şey yok. Allah’ım iyi etsin. Her nefis ölümü tadıcıdır. Herkes tatacak. Selamünaleyküm. Kadir gecemiz mübarek olsun. Efendim veliler Peygamber varisleridir. Hazret-i Peygamber’i sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerine biat eden ashab-ı gücün efendilerimiz gibi, Peygamber varisi olan velilere de biat edenler ashab-ı gücün efendilerimiz gibi olur mu? Böyle söyleyen sufi topluluklar var.

Ben onlardan değilim. Selamünaleyküm. Ramazân ayının son on günü itikafa niyet edip de ay hali olduğundan dolayı itikafı bozulanlarda sohbetin başında söylediğiniz hadîs-i şerife mazhar olurlar mı? İnşallah. Çünkü onların niyetleri öyle on gündü. Kalan günlerinde ve Ramazân’dan sonra iade etsinler inşallah. Oruç tutarak da Cenâb-ı Hak onları mazhar etsin inşallah. Bir kimse kalbine gelen ilhamı çıplak gözle nasıl görebilir? Canım kardeşim çıplak gözle görmek iste. Çıplak gözle görmeyi nasıl görüyorsanız öyle göreceksiniz. bu Kur’ân-ı Kerim’de herkes Kur’ân-ı Kerim okuyor sanki bir hikaye kitabı okuyor. Kur’ân-ı Kerim’deki kısaları yaşıyormuşca sana gözünün önünde görecek o kimse. Yaşayacak onu.

Kur’ân’ı yaşayacak. örneğin Nuh Tufan’ı konuşuyorsa Nuh Tufan’ı okuyorsa Nuh Tufan’ı gözünün önünde yaşanıyormuş gibi yeniden yaşayacak onu. Veya Musa’nın, Firaun’un elinden denizin üzerinden yararak yürüdüğünü gözünün önünde görecek neler yaşandığını. O istantelerleri normalde gözünün önünde görecek. O zaman Kur’ân’ı anladığı, o zaman Kur’ân ona mana olarak kalbine geldiğini görecek. Kur’ân’ı yüzünden okuyor insanlar. Bakın Kur’ân’ı yüzünden okuyorlar. Okusunlar ibadet. Ama Kur’ân’daki o Peygamberlerin başına gelen meseleleri görecek ki neyin ne olduğunu anlasın, neyin ne olduğunu idrak etsin. İnşallah. Sufilik yolu bu. Yoksa sen Kur’ân’ı evet okumak güzel bir şey ama o Kur’ân’da yaşanan kısaları, söylenen kısaları, kısaları yaşaması lazım.

Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemle alakalı bir kıssa okurken onu görmesi lazım. O kimsenin Uhud’u yaşaması lazım. Bedir’i yaşaması lazım. Hende’yi yaşaması lazım. Uhud’u, Bedir’i, Hende’yi gözünün önünde yaşayacak. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellemle alakalı orada neler çekti, orada neler yaşandı. Onları birebir yaşayacak, görecek onları. Gözünün önünde bir fiil yaşayacak. bu normalde asıl hal dediğimiz veya çıplak gözle görmek dediğimiz bu hale gelecek. Yoksa rüyanda Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini görmek muhakkak ki rahmet, bereket, tütuf, ikram cehennemden kurtulduğuna işaret. Ama bu daha başlangıcı. Sen yürü yolun var daha senin. Sen onunla beraber tabiri caizse kılıç sarla bakalım bir.

Olmaz öyle şey. Yürücen yol devam edecek. Allah’ım izi iyi insanlardan eylesin, iyilerden eylesin inşallah. O yüzden dervişler derinli olması lazım, manaya bakması lazım, çok zikretmesi lazım ve böyle kendisini mananın içerisinde atması lazım. Ya nasıl oldu diye, kalbini oraya yorması lazım, aklını oraya yorması lazım. İnşallah. Cümlemiz öyle olalım inşallah. Evet kıymetli kardeşler saat yarım. Bugün böyle biraz daha erken bitirmeyi ben düşündüm, öyle odakladım. O yüzden bu gece şimdi buradaki kardeşlerle tevhîd çekip duâ edip geceyi sonlandıracağız inşallah. Cenâb-ı Hak cümlemizi böyle mübarek gecelerde toplanıp inşallah tekrar tekrar duâ edenlerden, zikredenlerden eylesin. Allah izin verirse kalan sorularınızı Cenâb-ı Hak müsaade ederse inşallah Perşembe günü bugün ne günlerden salı.

Perşembe günü kalın soruların hepsine de cevap vereceğim inşallah. Perşembe gününe de konu koymayacağım. Cumartesi gününe de çok konu koymayı düşünmüyorum. böyle Arife gecesi son soruları alırız, o gün de biraz daha erken bitiririz. Ertesi gün bayram. Şimdiden söyleyin, Perşembe günü söyleyecektim ama şimdiden söyleyin, böyle bayramlaşma olmayacak, bayram olmayacak diye düşünmeyin. Herkes evlerinde sanki bayramlaşma olacakmış gibi herkes en temiz, en güzel kıyafetlerini giyip evinde bayram havasını yaşayacak. Sufiler her perdede, her anda bayrama bayram gibi yaşarlar. İbadetleri ibadetler gibi yaşarlar. Öyle kendi kendinize korona var, evden dışarı çıkmayacağız. Böyle kadınlar böyle paspal kıyafetlerle, böyle çocuklar böyle dağınık kıyafetlerle, erkekler böyle günlük kıyafetlerle, böyle eşofmanlarla bayram sabahı yok.

Öyle bir şey yok. Bayram sabahı herkes bayram sabahı gibi bayram sabahını yaşayacak, kıyafetlerini giyecek. Öyle en iyi kıyafetlerini giyecek. Bulunduğu yerde, nerede olursa olsun eşiyle, çocuklarıyla bayramlaşacak. Eğer normalde eşinden çocuklarından ayrıysa, telefonla da olsa bayramlaşacak ve bu şekilde bayramı bayram gibi yaşayacak. Öyle kesinlikle ve kesinlikle böyle nasıl olsa hiçbir yere gidemeyeceğiz, hiçbir şey olmayacak deyip de kendini salmayacak. Kendinizi disiplin edin. Her şey imtihan. Her şey imtihan. Evin içerisinde olabilirsiniz. O yüzden çoluk çocuğunuz da bayramı bayram gibi yaşayın. Öyle asla kendinizi salıp koy vermeyin. Kendinizi böyle dağıtmayın. Mümin kimse, sufi kimse disiplinlidir.

Öyle mesela kendi kendinize Perşembe günleri, ya toplu zikir olmuyor diye düşünmeyin. Tek başınıza zikrullâh yapıyorsanız dahi, bilhassa zâkir efendiler, çavuş efendiler. Siz bunları iyi dinleyin. Bu fakir tek başına çok il ve ilçe dolaştı. Oraya gittiğimde hiçbir derviş yoktu. Ben otururdum, mevcut o güne kadar olmuş dervişlerin ruhaniyetine, orada olacak olan dervişlerin ruhaniyetine okur. Orada tek başıma halakayı kurar ve orada olmuş ve olacak ne kadar derviş varsa maneviyatlarını ve ruhaniyetler toplanır. Orada öyle zikrullâh ders yapardım. Bakın, çavuşsanız Perşembe günleri veya ne günleri ise dersini, ne gün dersini, Salı gün. Salı gün toplanacaksınız, kendi kendinize orada bütün dervişlerin ruhaniyetlerini görmeniz lazım.

Zâkir misiniz? Orada bütün dervişleri toplayacaksınız, hepsine de söyleyeceksiniz. Ben dersi oturuyorum, herkes de dersi otursun diyeceksiniz. Onların ruhaniyetlerini, onların maneviyatlarını göreceksiniz. Onların ruhaniyetlerini, onların maneviyatlarını okuyacaksınız. Üç ihlâs, bir Fatiha. Hepsini okuyacaksınız, oturacaksınız tek başınıza da olsa. Odayı kapatacaksınız kendinize, orada ders yapacaksınız. Tembel tembel oturmayın. Koltuğun köşesine oturup, benim gibi elinize ders, tesbih alıp öyle dervişlik olmaz. Zâkirler, çavuşlar, hepiniz de ders yaptıranlar, kadınlar, erkekler. Oturacaksınız, niyet edeceksiniz ve bütün hepsine de telefon açacaksınız, mesaj edeceksiniz. Diyceksiniz ki saat kaç? 9’da toplanıyoruz, 9’da herkes dersini alacak, dersini zikrullahını yapacak diyecek.

Veyahut bazı kardeşler canlı yayından sohbet edip zikrullâh yapıyorlar, doğru yapıyorlar. Veyahut ufak tefek toplananlar var, doğru yapıyorlar. Ama hiç toplanamıyor. Oturacak, niyet edecek. O yüzden niyet ederekten de hepsine de mesaj çekecek. Söyleyecek, ben niyet ediyorum, ders yapıyorum diyecek. Biz şimdi burada 3 tevhîd çekerken kendi kendimize çekmiyoruz. Ben bütün ehli sufiler için, ehli maneviyat için niyet ediyorum. Öğlesi burada ders çekiyorum. O yüzden bütün derviş kardeşimiz olsun olmasın, bütün sufiler için, bütün ehli tarikatlar için niyet edip burada 3 tevhîd çekiyoruz biz. O yüzden siz de evlerinizde veya nerede yapıyorsanız bunları böyle niyet edip yapacaksınız. Niyet çok önemli.

O yüzden kardeşlerinizi unutmayacaksınız, kardeşlerinizi arayacaksınız. Hepsinlere tek tek görüşeceksiniz. Bir şeylere ihtiyacı var mı, bir sıkıntıları var mı, bir problemleri var mı, ilgileneceksiniz. Kurt tavuk gibi olacaksınız hepinizde. Hepiniz de kurt tavuk gibi olacaksınız. Herkes herkes arayacak. Kimseye böyle tepeden bakmayın, kibirlenmeyin. Bir ihtiyacın var mı diye sordum, öyle sormayın. İnceden inceden, tatlı tatlı sorun. Böyle onun halini öğrenmeye çalışın. Allah’a yalvarın, Ya Rabbim ona gece rüyamda göster deyin. Ve onların hallerini, onların durumlarını görün. Kardeşlerinizi unutmayın, kardeşliğinizi unutmayın. Kardeşliklerinizi pekiştirin. Birbirinize olan muhabbetinizi pekiştirin.

Ve birbirinize hizmet edin. Kimin niye eksiği var, kimin niye gediği var, kim niye muhtaç onu görün ve onu halletmeye çalışın. Halledemediklerinizi, çözümleyemediklerinizi bu fakire söyleyin. Biz hiçbir kardeşimizin naçar olmasını, sıkıntıda olmasını, hiçbir kardeşimizin perperişan olmasını istemeyiz. Açık söylüyorum buradan. Gücümüzün yettiğinden sorumluyuz. O yüzden hiçbir kardeşimizin böyle naçar olmasını, sıkıntıda olmasını, perperişan olmasını istemeyiz. Sıkıntı yok. Allah’ın izniyle gücümüzün yettiğince kardeşlerimize yetmeye çalışırız. Allah’ın izniyle, Allah’ın müsaade ettiğince. O yüzden asla ve asla, hiçbir zaman kardeşlerinizi boş meydanda aç açık bırakmayın. Tekrar söylüyorum. Herkes kardeşlerini boş meydanda aç açık bırakmayacak.

Onların haline bakacak, durumlarına bakacak. Gücünün ismetinde onların ihtiyaçlarını gidermeye çalışacak. Bu böyle bir zor zamanlarda insanlar kardeşliklerini beyan edecekler, kardeşliklerini gösterecekler. Zekat dağıtanlar, zekatlarınızı oraya buraya ona buna dağıtmayın. Kardeşleriniz varken kardeşlerinizle dağıtın. Arkadaşlarınıza, yol kardeşlerinizle dağıtın. O yüzden dikkat edin. Muhakkak insan etrafındaki akrabasını da gözetecek. Ama kardeşlerini, arkadaşlarını gözetecek. O yüzden kardeşleri, arkadaşları yok yoksulken, muhtaçken etrafa böyle hava atar gibi bir şeyler yapmaya çalışmayacak. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar böyle günlerde dostluk, böyle günlerde arkadaşlık, zor günlerde, sıkıntı günlerde yoldaşlık belli olur.

Bir kimsenin başına bela, müsibet, sıkıntı, dert, gam, kasevet, borç gelmedikçe gerçek dostunu tanımlayamaz, anlayamaz. Gerçek yoldaşlığını anlayamaz. Başına bir şey gelecek o kimse, o zaman anlayacak. Gerçek dostluk kimmiş? Çünkü bir kimse iflas eder, etrafında kimse kalmaz. Yoksulluk çeker, etrafında kimse kalmaz. Bir hasta olur, etrafında kimse kalmaz. İnsanlar bu hale geldiler. Hastalıktan, yoksulluktan, beladan, müsibetten, sıkıntıdan, şeytandan kaçar gibi kaçıyor insanlar. Ve birinin üzerine böyle bir hal gelirse herkes ondan selamı sabaha kesiyor. İşin en enteresan noktası da şu. Normal başka bir kimsede, elin yabancısında alacağı var. Ona sabrediyor, derviş kardeşine sabretmiyor. Elin yabancısı her türlü hakaret yapıyor, ona sabrediyor, derviş kardeşine sabretmiyor.

Elin yabancısından her türlü kötülüğü görüyor ama derviş kardeşinden bir sıkıntı görünce ona sabretmiyor. O yüzden nefsinize uymayın. Şeytanın vesvesesine uymayın. Derviş kardeşlerinizle kardeşliğinizi tesis edin. Zakirlerinize tabi olun. Zakirlerinizle didişmeyin. Çavuş kardeşlerinizle didişmeyin. Tahin ettiğimiz her kimse arkadaşımız, kardeşimiz ortada onunla didişmeyin. Onunla mücadele etmeyin. Onunla çatışmayın. Bu yolun adabına, erkanına aykırı. O yüzden edeb, terbiye içerisinde bu günleri geçireceğiz inşallah. Bağlılığımızı kuvvetlendireceğiz. İntisabımızı kuvvetlendireceğiz. Tövbemizi, zikrimizi, duamızı kuvvetlendireceğiz. Birbirimiz de kenetlenip bu günlerden inşallah sağ salim çıkacağız.

Rabbim cümlemizi bu günlerde sağ salim çıkanlardan eylesin inşallah. Eftal zikir falemennehu la ilahe illallah. Eftal zikir falemennehu la ilahe illallah. La ilahe illallah. Hak Mahmudur Rasulullah. Cemiyye el-Enbiya vel-Mursalin vel-Hamdü lillahi Rabbil-A’lamin. Amin. Amin. Amin. Amin. Amin. Amin. Amin. Amin. Amin. Allah Allah Allah Allah Allah Allah. Amin. Vakti şerifler hayrola. Amin. Hayırlar fetola. Amin. Şerler defola. Amin. Allahu azimün şan ismin şerifiyle kalplerimiz tahir, tüvahir, fak ola. Amin. Demler sefalar müjdat ola. Amin. Hulud aşikan baku şadu handan ola. Amin. Demi Hazret-i Mevlânâ. Sırrı Cenabı Şemsi Tebriz’i. Amin. Kerim İmam Ali. Amin. Şefaati Muhammedur Rasulullah’ı Nebi.

Amin. El-Fatiha ma salawat. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alim Muhammed. Amin. Amin. Eycüm eyin. Gecenin nuru olsun, gecenin gündüzünüz nuru olsun, kaderiniz mübarek olsun, hayırlı sahurlar.


Kaynakça ve Referanslar

  • Kadir Gecesi ve Fadîleti: “Biz onu Kadir Gecesi’nde indirdik” — Kadr 97/1-5; “Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır” — Kadr 97/3; Ramazân’ın son on gününde Kadir Gecesi’nin aranması — Buhârî, Leyletu’l-Kadr 3; Müslim, Siyâm 219; 27. gece tercih-i sahâbe ve tâbiîn ictihâdı
  • Oruç ve Nefs Muhasebesi: “Ey îmân edenler! Oruç size farz kılındı” — Bakara 2/183-185; “Oruç benim içindir, onun mükâfâtını ben veririm” — Buhârî, Savm 2; Müslim, Siyâm 164; nefs mertebeleri — Yûsuf 12/53; Kıyâme 75/2; Fecr 89/27-30
  • Zikir, Kur’ân ve Yaratılış Sebebi: “Ben cinleri ve insânları ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım” — Zâriyât 51/56; “Allah’ı çokça zikredin” — Ahzâb 33/41; “Kalbler ancak Allah’ın zikri ile mutmain olur” — Ra’d 13/28; telâvet ve tedebbür — Muhammed 47/24
  • Leylâ ile Mecnûn ve Aşk-ı İlâhî: Fuzûlî, Leylâ vü Mecnûn; Cenâb-ı Hakk’a aşk — Bakara 2/165 (“Îmân edenler ise Allah’ı çok severler”); mecâzî aşktan hakîkî aşka yönelme — İmâm-ı Gazzâlî, İhyâ, Kitâbu’l-Mahabbe
  • Îmânın Şartları ve Kaza-Kader: “Îmân Allah’a, meleklerine, kitâplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe îmân etmendir” (Cibrîl hadîs-i şerîfi) — Müslim, Îmân 1; Buhârî, Îmân 37; kazâ-kader — Kamer 54/49; Hadid 57/22
  • Velî, Nasîhat ve Seher Vakti Duâsı: Velî kavramı — Yûnus 10/62-64; “Din nasîhattir” — Müslim, Îmân 95; Cenâb-ı Hakk’ın gecenin son üçte birinde dünyâ semâsına tecellîsi — Buhârî, Teheccud 14; Müslim, Salâtu’l-Müsâfirin 168-170; müteşâbih nas ehlindeki yorumlar — Âl-i İmrân 3/7
  • Tevhîd, Mânâ ve Fiiliyat: “De ki O Allâh birdir” — İhlâs 112/1-4; söz ile fiilin birliği — Saf 61/2-3 (“Ey îmân edenler! Niye yapmadığınızı söylüyorsunuz?”); ihlâs ve ikrarın amelle mutâbakatı — İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât
  • Oruç Bozma, Kazâ ve Fıkhî Mes’eleler: Hasta ve yolcunun ruhsatı — Bakara 2/184-185; kazâ ve kefâret — Buhârî, Savm 29-30; Müslim, Siyâm 81; bayılma, istifra ve ihtiyar dışı hâller — İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr; Hanefî fıkhına göre oruç bozan şeyler — Mergınânî, el-Hidâye
  • Cum’a, Bayram Namazı ve Koronada İbâdet: “Cum’a günü namaza çağrıldığında Allah’ın zikrine koşun” — Cum’a 62/9; cum’anın şartları — Müslim, Cum’a 29; pandémi ve zarûret hâlinde cemâat terki — Buhârî, Ezân 18; bayram namazının hükmü (Hanefîde vâcib) — Mergınânî, el-Hidâye, Salâtu’l-Îydeyn; evlerde nâfile namazın ihyâsı
  • Nefs Vesvesesi ve Kapanış Duâsı: Vesvese ve şeytândan İstiaze — Nâs 114/1-6; Fussilet 41/36; derviş kardeşliği ve uöhde — Hucurât 49/10; “Efdâlu’z-zikri lâ ilâhe illallâh” — Tirmizî, Da’avât 9; îmân tazeleme ve Fatihâ-ma’a-salavât ile kapanış âdâbı

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Zikir, Tevhîd, İhsân, Nefs, Kalb, Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı