Ramazan Orucunda Temkin Meselesi
Ramazan’da orucu iftarda iki dakika geç açıp sahurda 20 dakika erken niyetlenmek “temkin” adıyla yapılan bir uygulamadır. Biz Diyânet takvimine göre hareket ediyoruz. Temkin kullananlar vardır — bir yoldur. Ancak hadîs-i şerîfte “Sahuru uzatınız, iftarı kısa tutunuz” buyurulmuştur.
Hadîs-i şerîfin mantığında işler kolaylaştırılır, zorlaştırılmaz. İftarda acele etmek, sahurda teennî ile davranıp sahuru vaktin sonuna kadar uzatmak Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin sünneti ve İslâm’ın şi’ârı (bayrağı) olarak beyan edilmiştir. Ramazan’da “Önce namazı kılayım, sonra iftar edeyim” düşüncesi sünnete aykırıdır. Önce iftar, sonra namaz. Bir hurma veyâ bir bardak suyla iftar etmek ve hurmayla oruç açmak sünnettir. “Mekke-Medîne’deydi o zaman” diye bahane aramayın — Bahama adalarından tropik meyveleri getirmesini biliyorsunuz, hurmayı da getirmeyi bilin.
Nikâh Akdinin Söz ile Gerçekleşmesi
Hanefîlere göre bir erkek bir kadına “Sen benim eşimsin, sen benim nikâhlı karımsın” dese ve kadın buna itirâz etmese, sükût etmek kabûl etmek mânâsına geldiği için nikâh gerçekleşir. Sukût ikrâr sayılır.
Telefonda da bir kadının sesini tanıyor, kim olduğunu biliyorsanız ona “Ben seni nikâhımla aldım” deseniz ve itirâz etmese nikâh sâhihtir. Mektupla veya bir meclisin içinde kadına ulaşan haberle nikâh mümkündür — kadın bu haberi alıp itirâz etmezse nikâh sahîh olur.
Özellikle genç kızlar bu konuda dikkatli olmalıdır. Kendilerince “görüşüyoruz, konuşuyoruz” derken harâm işliyorlar; üstüne adam “Sen benim karımsın” diye babayiğitlik yapıyor, kadın kıkır diye sesleniyor — nikâh olmuş farkında değil. Üç ay sonra “ayrıldık, rûh ikizi değilmişiz” diyen, beş on erkekle birden imâm nikâhlı duruma düşebilir.
Bir erkek “Sen benim karımsın” dedikten sonra, kızgınlıkla “Git annenin babanın yanına” dese, hanefî hukûkunda o kadının babasının evindeki masrafını ödemek zorundadır — yemesi, içmesi, kiranın payı, çocukların ihtiyâcı. Erkekler bunu düşünmüyorlar; soğan çocuğu gibi ortalıkta dolaşıyorlar. Telefonda “boş ol” demek bir talâk sayılır.
“Ömür İçin Para Biriktirmek”: Altın mı Dolar mı?
Birisi gelmişti, cebinde 500 bin doları varmış ve “ne yapayım” diye akıl soruyordu. “Ben benim hiç kenârda 500 bin dolarım olmadı” dedim. Hayâli bile yok. Bana sorarsan 100 bin lirayla, 1 trilyonla, 5 trilyonla nasıl iş kurulur bilirim — ama kenârda 500 bin dolarla ne yapılır, onun hayâli yok bende.
“Bize Kur’ân Yeter” Eleştirisi
Bir kardeş sormuş: “Tarikat ve cemâatlerin birçoğu Kur’ân ile değil hocalarının kitaplarıyla hipnoz ediyor — nurcular hep Risâle-i Nûr okuyor, siz de kendi sözünüzle konuşuyorsunuz, Kur’ân göremiyorum. Öz eleştiri yapar mısınız?” Cevâp: “Allâh râzı olsun, doğrudur, görememişsinizdir. Cenâb-ı Hak bizi affetsin. İnşaallâh biz de sırât-ı müstakîme ulaşırız, Kur’ân ile insanlara anlatmaya çalışırız.”
“Biz Ok Atarsak O Atış Bizden Değildir” — Mesnevî
Hz. Pîr Mesnevî’de der: “Biz ok atarsak o ok atışı bizden değildir. Biz yayız, yaydan ok atan Allâh’tır. Bu cebir değildir, Cebbâr’ın mânâsıdır. Cebbârlığı anış Allâh’a yalvarmak içindir. Ağlayıp inlememiz gücümüz olmadığına delîldir. Fakat utanmamız ve dileğimiz de iş gördüğümüze delîldir. Dileğimizde iş görmeseydik bu utanma, bu dertlenme de ne?”
Bedir Savaşı’nda Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri bir avuç toprak aldı, düşmana doğru savurdu. O anda büyük bir karışıklık oldu, kara bulutlar geldi, fırtınalar koptu, düşman dağıldı. Kur’ân-ı Kerîm bu hâdiseyi üzerinde: “Sen atmadın, ben attım” der. Peygamber Efendimiz’in bir avuç toprak atmasını Cenâb-ı Hak kendi fiili kıldı — Peygamber’i hiçliğe koydu.
Aynı şey Hz. Mûsâ Aleyhisselâm için de geçerlidir. Hz. Mûsâ bir Yahûdî’ye tokat vurdu, o öldü. Âyet-i kerîmede “Sen öldürmedin, ben öldürdüm” buyrulur. Peygamberler özel seçilmiş kimselerdir. Cenâb-ı Hak “Biz sizi kendimize seçtik” buyurur. Peygamberler hevâ-hevese, şeytana, kendi akıllarına uymazlar — vahye uyarlar.
Vahyin İki Penceresi: Kur’ân ve Sünnet
Vahyin iki penceresi vardır. Birincisi Cebrâîl Aleyhisselâm’ın ilâhî kitapları peygamberlerine indirmesidir — Kur’ân. İkincisi peygamberlerin sünnetleridir — Hz. Muhammed Mustafa’nın sünnetleri de birer vahiydir.
Bu yüzden hadîsleri inkâr edenler, Sünnet-i Resûlullâh’ı reddedenler, “Bize Kur’ân yeter” diyenler vahyin ikinci penceresini reddettiklerinden küfre düşerler. Hadîslerin tamâmını inkâr edenin nikâhı otomatik düşer, çocukları veled-i zinâ hükmünde olur, kestiği yenmez, arkasında namaz kılınmaz. Müslüman erkek, müşrik hükmüne düşen hadîs inkârcısı kadınla nikâhını sürdüremez. Ateist, putperest, Konfüçyanist, Taoist kadınla nikâh câiz değildir. Ehl-i kitap olan Yahudî veya Hristiyan kadınla evlilik câizdir, ama müşrikle değildir.
Kaynakça
Âyet-i Kerîmeler
- “Sen atmadın, Allâh attı” — Enfâl Sûresi, 8:17
- Hz. Mûsâ ve tokat kıssası — Kasas Sûresi, 28:15
- Peygamberlerin Allâh tarafından seçilmesi — Nahl Sûresi, 16:121
- Ehl-i Kitâb’la nikâh — Mâide Sûresi, 5:5
- Müşriklerle nikâhın haramlığı — Bakara Sûresi, 2:221
Hadîs-i Şerîfler
- “Sahuru uzatınız, iftârı acele ediniz” — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’s-Savm, Hadis No: 1957
- “Hurmayla iftâr etmek sünnettir” — Sünen-i Ebû Dâvûd, Kitâbu’s-Savm, Hadis No: 2356
- “Sukût ikrâr alâmetidir” — fıkhî kâide (el-Mecelle, Madde 67)
Tasavvufî Kaynaklar
- Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf — “Biz yayız, ok atan Allâh’tır” beyitleri
- Vahyin iki penceresi (Kur’ân ve sünnet) — İmam Şâfiî, er-Risâle; Zâhid el-Kevserî
Sohbetin Özeti
Bu Karabaş-i Velî Tekkesi sohbeti, Ramazan orucunda temkin meselesi ve hadîs-i şerîfteki “sahuru uzatın, iftârı acele edin” tavsîyesini, Hanefî hukûkunda sözle-mektupla-telefonla gerçekleşen nikâh akdinin tehlikelerini, erkeklerin “git annenin evine” diyerek sorumluluktan kaçamayacağını, para biriktirme ve dolar hakkındaki bir soru örneğini, “Bize Kur’ân yeter” eleştirisine cevâbı, Mesnevî’den “biz yayız, ok atan Allâh’tır” beytinin îtikâdî mânâsını, Bedir’de Peygamber Efendimiz’in toprak atmasını Kur’ân’ın kendisine nisbet etmesini ve vahyin iki penceresi (Kur’ân + sünnet) hakîkatini detaylı bir şekilde ele almıştır. Sohbetin temel mesajı: hadîs inkârcısı küfre düşer, nikâhı otomatik olarak bozulur; Sünnet-i Resûlullâh vahyin ikinci penceresidir; ehl-i kitap hâriç müşrikle nikâh câiz değildir.