Eşyanın Üç Mertebesi (Muhyiddîn Arabî)
Bil ki eşya şu üç mertebe üzerinedir, bir dördüncüsü yoktur:
- Birincisi: Bizzatihi aynında mevcut olan, vücûdu zâtiyle olan — bu ancak Vücûd-i Mutlak’tır. Bu vücûd ademden olmaz; hiçbir şeyden hâsıl olmamıştır. Bütün eşyanın mûcidi, hâlıkı, mukaddiri, mufassılı ve müdebbiridir. El-Hayy, El-Kayyûm, El-Âlim, El-Mürîd, El-Kadîm olan Allah’tır.
- İkincisi: Allah ile mevcut olan, “mevcut billâh” — yâni âlem, arz, kürsî, semâvât, ulâ ve içindekiler. Bunlar zâtıyla mevcut değildi; Hakk’ın vücûduyla mevcuttur.
- Üçüncüsü: Ne vücûd ile, ne de ademle, ne hudûs ile ne de kıdem ile mevsûf olmayan eşya. O, Hakk’ın ezeliyetiyle ezelden beraberdir. Âlem işte bu üçüncü şeyden zâhir olmuştur. Şeyh-i Ekber’e göre bu üçüncü şey âlemin hakîkatlerinin hakîkatidir.
İmam Gazâlî’nin “İmkân âleminde şu âlemden daha mükemmel bir şey yoktur” sözünün işaret ettiği mânâ da budur.
Vücûdun Dört Mertebesi
Muhyiddîn Arabî, vücûdun zâhire çıkma sürecini dörde ayırır:
- Duyu organlarımızın algıladığı eşya (görme, dokunma, koku alma, duyma, tatma).
- Arş, kürsî, Levh-i Mahfûz, kalem gibi metafizik olup duyu organlarıyla algılanamayan eşya.
- Hiçbir şey yokken Allah’ın ilk sudûr eden yarattığı şey — bu da eşya hükmündedir.
- Bunların ardından tezâhür eden bütün yaratılmışlar.
Bizim kendimizce: ilk sudûr eden Hazret-i Muhammed Mustafa’nın rûhâniyeti ve nûrâniyetidir. İkinci tecellîyât bütün metafizik olguların yaratılmasıdır. Üçüncü sudûr ise zâhir âleme tezâhür eden bütün mükevvenâttır.
Bu Âlemin Vücûdu İzâfîdir
Hazret-i Arabî enteresan bir tespitle der: “Bu âlemin de o vücûd hükmünde vücûdu yoktur.” Yâni bu âlemin gerçek mânada bir vücûdu yoktur. Bu âlem izâfîdir, geçicidir. Geçici olduğundan buradaki bütün vücûdlar da kalıcı değildir, değişkendir.
Sizin doğduğunuz zamanki vücûdunuzla bugünkü vücûdunuz aynı noktada değildir. Yirmi yıl sonra da aynı olmayacak. Vücûd değişime tâbîdir; en sonunda son bulacaktır. Bir şey sonunda kalmayacaksa Arabî felsefesine göre başında da yok hükmündedir.
Bu Âlem Kemâle Ermiş Bir Âlemdir
Bu âlem — yâni şehâdet âlemi — bütün sıfatların tecellî ettiği bir âlemdir. Bütün sıfatların tecellî ettiği bu âlem çok güzeldir. Bu âlemde bir şeyi güzel görmemek, eksik veya çirkin görmek, Cenâb-ı Hakk’ın sıfatsal tecellîyâtına noksan bakmaktır.
Bu âlemdeki her şey Allah’ın sıfatsal tecellîsidir. Sıfatlarıyla tecellî eden Cenâb-ı Hak çirkin bir şey yaratmaz; her şeyi en güzel şekilde yaratır. Bu âlemde eksiklik görenler Allah’ın yaratmasında eksiklik görmüş olur — bunun hakîkati küfürdür.
Sûfînin Gözü Güzellik Görür
Küfrün bir mânâsı da “örtmek”tir. Bir güzelliği görmeyen kimse Cenâb-ı Hakk’ın yaratmış olduğu bir şeyi örtmüş, küfre düşmüştür. O kimse Allah’ın varlığına iman eder ama yaratmada O’nun tecellîsini eksik görür — ehl-i tasavvufun şirki de buradadır.
Sûfîler her gördüklerinde bir güzellik görürler. Gördüklerinde güzellik göremiyorsan bu gözün kusuru değil, senin kusurundur. Göz bakmak için yaratılmıştır; ona mânâ veren sensin. Çirkinlik görüyorsan o senin içindendir.
Kaynakça
- Muhyiddîn Arabî, Fusûsu’l-Hikem — Devâir, 15-19
- Muhyiddîn Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, Bâbu’l-Vücûd
- İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu’t-Tevekkül — “İmkân âleminde şu âlemden daha mükemmel bir şey yoktur”
- Hakîm et-Tirmizî, Hatmü’l-Evliyâ
- Abdullah Bosnevî, Şerhu Fusûsi’l-Hikem
Sohbetin Özeti
Bu ders, Muhyiddîn Arabî Hazretleri’nin Fusûsu’l-Hikem’inden eşyanın üç mertebesi ve vücûdun dört derecesi bahsini ele almıştır. Vücûd-i Mutlak’ın Allah olduğu, mevcut billâh’ın âlem olduğu, üçüncü mertebenin a’yân-ı sâbite olduğu anlatılmış; bu âlemin vücûdunun izâfî ve değişken olduğu, ancak bütün sıfatların tecellî ettiği kemâle ermiş bir âlem olduğu vurgulanmıştır. Dersin temel mesajı: sûfînin gözü her şeyde güzellik görür — çirkinlik görmek küfrün bir cüzüdür.