Veliler, mürşid konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Veliler, mürşid hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.
Hazret hayat suyu. Keren deniziydi diyor. Ondan için hayat suyu diyor. Hayat suyu denilince bu benzetme tasavvufi bir sufi yoruma ihtiyaç. Hayat suyu deyince çünkü insanın manevi olarak dirilten, insanın kalbini harekete geçiren bir ilim bu. Hani. Cenâb-ı. Hak siz ölüydünüz sizi diriltti. Normalde siz yoktunuz. Allah size hayat verdi. Normalde öyle olunca hani. Cenabı. Hakk’ın ayet-i kerimede şimdi hangi ayet-i kerime aklımda değil? Rahmetim her şeyi kuşatmıştır diyor ya. Cenab-ı. Hakk’ın rahmeti bütün varlığı kuşatmıştır. O veliler, o mürşid-i kamiller, o adil halifeler insanları manevi olarak dirilmesine sebep olan, manevi olarak uyanmasına sebep olan kimseler. Hayat suyu deyince bu çünkü normalde bu sadece maddi yardımla olacak bir değil. İnsanların gönlünü fethetme, insanların gönlüne. Allah sevgisini koyma, Resulullah sevgisi koyma,.
Veliler, mürşid Hakkında
mümin sevgisi koyma. Bu insanı dirilten, insana hayat suyu gibi gelen. Manevi olan o hal insanı diriltir. İnsanı canlandırır. İnsana hayat verir. Asıl hayat o zaman başlar. Ben öyle derim. Benim zikrullah halakasına oturduğum gün benim doğum günüm derim. Ben o gün bana ruh üflendi. O gün bana hayat geldi. O gün kalbin senin inşiraha ulaştı. O gün senin kalbin bir mürşid-i kamille tanıştı. O gün sen zikrullah alakasıyla tanıştın. Bu hayat suyu sana asıl hayat suyu budur. Hayat suyu maddilikten geçmez. Hayat suyu manevidir. Manevidir bu. Bu ruhani bir şeydir. Bu maddeyle alakalı değildir. O yüzden hayat suyu. Hz. Pir onun yüzünden dirilmek diyor. Arab da. Acemin de lazın da. Çerkezin de ırkı ne olursa olsun mezhebi meşrebi ne.
olursa olsun onun yüzünden dirildi. Onun o sebep oldu. Onu mana alemiyle tanıştırdığı o sebep oldu. Onu normalde manevi dirilişine öneyak oldu. Manevi dirilişine sebep olaraktan onu manevi olarak önünü açtı. İşte onun yüzünden derilmek. O mürşid-i kamilin, o velinin nasihatleriyle, yol göstermesiyle, ona o esnada nefsine lazım olacak ilacı vermek ile o esnada ona lazım olan sohbeti vererekten, ilmi vererekten, manevi ilmi vererekten onun dirilmesine sebep olmak. İşte bu manevi diriliş. Ve. Cenâb-ı. Hak. Enam suresi 122’de ölüyken diriltip kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nur verdiğimiz bir kimse karanlıklar içinde kalıp ondan çıkamayan kimse gibi midir? İşte kafirlere yaptıkları böyle süslü gösterildi. Sen ölüydün manevi olarak ölüydün. Manevi olarak ölüydün. Cenâb-ı. Hak senin önüne bir seni diriltecek bir vesile.
Veliler, mürşid Sohbeti
verdi. Bu vesile o mürşid-i kamildi. O veliydi ve seni diriltti. Cenâb-ı. Hak ve diriltti. Senin önüne bir nur koydu. Senin önüne bir nur koydu. O nur seni karanlıklardan aydınlığa çıkardı. O nur seni bataklıktan seni normal bir hayata döndürdü. Yoksa karanlıkta kalacaktı o. Mustafa. Özbağ karanlıkta kalacaktı ama. Cenâb-ı. Hak kendi nuruyla nurlanmış bir kimse önüne çıkardı ve o kimseyle. Mustafa. Özbağ’ın yolunu aydınlattı. Karanlığın içinden kurtardı onu. O nuruyla nurlanan kimsenin yüzü hürmetine. Onun peşinden giderekten oldu. Yoksa. Mustafa. Özbağ’ın manevi bir ilimden haberi yoktu. Mustafa. Özba’ın zahiri bir ilimden haberi yoktu. Ayet bilmezdi, hadis bilmezdi. Ayet ve hadislerin manasını bilmezdi. Zahiren herkes gibi okurdu ama manası ayrıydı. O mana kapısını. Cenâb-ı. Hak kendi nuruyla aydınlattı. Sen kendi.
kendine sakın ha ben oldum terenenesi gütme. Hidayetin sahibi. Allah, nurun da sahibi. Allah. Seni kendi nuruyla nurlandırdı. Kendi nurunu senin önüne mihmandar eyledi. Sen o nuru takip ederekten sen de nurlanacaksın. Sen de karanlıklardan kurtulup aydınlık yarınlara koşacaksın. Aydınlık manaya koşacaksın. O zaman. Cenâb-ı. Hak senin kalbine nurundan bir nur verecek. O nur sana doğruyu gösterecek. O nur sana eğriyi gösterecek. Onur sana yönünü gösterecek. Onur senin nereye gideceğini sana ilham edecek. Fısıldayacak sana. Diyecek ki yapma. Diyecek ki etme. Diyecek ki şuradan git. Diyecek ki buradan git. Ama sen o nura tabi isen, o nura tabi değilsen, heva ve hevesini ilah edindiysen, o zaman nefsin senin önüne geçecek. Nefsin sana vesvese verecek. Sana söyleyecek. Şunu şöyle yap, bunu.
böyle yap. Sen de nefsine tabi olup onları yerine getireceksin. Sen de karanlıkların içerisinde kalacaksın. Bataklığın içinde kalacaksın. Kendi heva ve hevesini ilah edinmekle kalacaksın. Şeytanın peşinden geçeceksin. Şeytanın vesvesesine kancaksın. Hatta ve hatta bir an olacak. Sen de şeytanlaşmış olacaksın. Yok. Öyle değilse o zaman sen o manevi mihmanların yüzünden dirileceksin. Ve. Cenab-ı. Hakk’ın ayet-i kerimesi en 122 senin üzerinde tecelli edecek. Ölüyken diriltip kendisini insanlar arasında yürüyecek bir nur verdiğimiz bir kimse karanlıklar içinde kalıp ondan çıkamayan kimse gibi midir? Demek ki. Allah’ın nur verdikleri var. O Allah’ın nur verdikleri insanların içerisinde gidecek yönünü bilen, insanların arasında yürüyecek yolu bilen sırat-ı müstakimi bilen kimseler.
İlgili Sohbetler
- Abdâl kırk kişidir içlerinden birisi öldüğünde Allah onun yerine bir başkasını k
- Muhyiddini Arabi de Veli, Kutub, Aktab
- Bir kimse bir kimsenin veliliğine inanmayabilir bu herkesin hakkıdır ama veliliğ
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Veliler, mürşid konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Veliler, mürşid sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.