Abdâl Kırk Kişidir — Biri Öldüğünde Allâh Yerine Bir Başkasını Koyar
«Biz abdâllardanız, hattâ daha ileriyiz» der durur bâzı zâtlar. «Abdâl», hadîs-i şerîflerde «ebdâl» olarak geçer; «e» ile okunur. Bizim Anadolu’da «abdâl» denir; yalnız çalgıcı abdâllara değil. Hani Kırşehir bölgesinde, Ankara’nın kazalarında abdâllar diye anılan bir topluluk vardır; ama tasavvufî mânâda abdâl, mânevî bir mertebeyi ifâde eder. Abdâllar 40 kişidir; ve içlerinden biri öldüğünde, Allâh onun yerine bir başkasını koyar.
Abdâl Kelimesi — Yerine Geçen Anlamında
«Abdâl» Arapça «bedel» kelimesinin çoğuludur; «yerine geçenler, yedek olanlar» mânâsına gelir. Bu mânevî mertebede 40 kişi sürekli mevcûdtur; ve bu sayı hiç eksilmez. Biri vefât ettiğinde, Allâh hemen başkasını onun yerine geçirir. Bu yedek alış-verişi, dünyânın mânevî dengesinin kıyâmete kadar korunmasını sağlar. Hadîs-i şerîfte buyurulmuştur: «Ümmetimde her zamân 40 abdâl olacak; biri öldüğünde, Allâh yerine bir başkasını koyacak.»
Abdâlların Vazîfesi — Dünyânın Mânevî Direği
Abdâlların dünyâdaki vazîfesi büyüktür: Dünyânın mânevî direği olmak. Onlar olmasaydı, dünyâ yıkılırdı; ve kıyâmet kopardı. Hadîs-i şerîfte buyurulmuştur: «Onlar sebebiyle yağmur yağar; rızık verilir; belâlar def edilir.» Yâ’nî dünyâdaki bereketin görünmez sebepleri abdâllardır. Halk farkında değildir; ama onlar dünyânın mânevî sigortasıdır. Onların duâları dünyâyı ayakta tutar.
Anadolu Abdâlları — Mânevî ve Maddî Anlamı
Anadolu’da «abdâl» kelimesi iki anlam taşır. Birincisi mânevî anlamı — yukarıda anlatıldığı gibi 40 mânevî kuldur. İkincisi maddî anlamı — Kırşehir, Ankara, ve civar illerde yaşayan, geleneksel çalgı çalan, halk müziği icrâ eden bir topluluğun adıdır. Bu iki anlam arasında bir bağlantı vardır: Tarîhî olarak, Anadolu abdâlları Hâcı Bektâş geleneğine bağlı dervîşlerdi; ve mânevî abdâl mertebesine intisâb ediyorlardı. Zamânla bu mânevî bağlantı zayıfladı; ama isim kaldı.
«Biz Abdâllardanız» Sözü — Tehlikeli Bir İddiâ
Bâzıları «Biz abdâllardanız, hattâ daha ileriyiz» derler. Bu söz tehlikelidir. Çünkü gerçek abdâl, kendisinin abdâl olduğunu açıkça söylemez; gizler. Eğer biri açıkça «ben abdâlım» diyorsa, bu nefsî bir iddiâdır. Gerçek abdâllar mütevâzıdırlar; halk arasında sıradan bir mü’min gibi yaşarlar; ve kimseye «ben abdâlım» demezler. Onlardan «abdâl»ı yalnız Allâh ve özel velîler tanır.
Şeyh-Mürşid-Abdâl — Mertebe Sıralaması
Tasavvufta mertebeler sıralanmıştır: Mürîd → Dervîş → Sâlik → Vâsıl → Mürşid → Şeyh → Abdâl → Evtâd → Kutub. En alttan en üste doğru bu sıralama vardır. Abdâl mertebesi, sıradan mürşidliğin üstündedir; ama kutub mertebesinin altındadır. Abdâllar 40 kişidir; evtâd 4 kişidir; kutub bir kişidir. Bu hiyerarşi gizlidir; ve sâdece Allâh tarafından tâyin edilir. Halk bilmez; gözle görünmez.
Abdâlları Aramak — Faydasız Bir Çaba
Abdâlları aramak faydasız bir çabadır. Çünkü onları bilemezsin. Ama onlardan istifâde etmek mümkündür. Nasıl? Her karşılaştığın mü’mine saygı göster; çünkü o gizli bir abdâl olabilir. Her sıkıntıda Allâh’a niyâz et; çünkü abdâlların duâsı sıkıntını def edebilir. Her gördüğün velîye hürmet et; çünkü o bir abdâl olabilir. Bu hürmet, abdâlların bereketine ulaşmanın yoludur. Allâh muhâfaza eylesin; abdâlların duâlarından bizi mahrûm etmesin; nefsimizi gerçek mertebede yaşatsın.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Abdâl, Mürşid, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü