İnfak

Cömert insan zeytin ağacı gibidir, onun yeşilliği hiç bitmez


Şu çınarın yaprakları dökülürse. Allah ona yapraksızlık azığı bağışlar. Dağıtmaktan dolayı elinde malsa. Allah’ın inayeti seni hiç ayaklar altına çiğnetir mi? Allah dilediğine dilediği kadar verir. O yüzden çınarın yaprakları dökülürse hiç çınarın yeşil yaprağı bitiyor mu? Bitmiyor. Zeytinin yeşil yaprağı bitiyor mu? Bitmiyor. Cömert. İnsan zeytin ağacı gibidir. Yaprağa dökülmez. Zeytin ağacı gibidir. Her sana meyve. Her sene meyve verir. Git dağın başına bir tane zeytin dik. Sen ona bakmasan bile meyve verir her sene o sana. Zeytinu mübarek bir ağaçtır. O yüzden cömert insan zeytin ağacı gibidir. Her sene meyve verir. Onun yeşilliği hiç bitmez. Yaprağı hiç bitmez. Cömert. Çünkü mesela bir kadın cömert. Hani bir tatlı yapar. Ondan sonra birisi ondan tarif ister. Bu da kadınlara. Sen.

ne zaman istersen söyle ben sana yapar getiririm. Allah. Allah. Senden bir tarif istedi. Ver ya. Cömert ol. Yok. Verdirmiyor kadın. Cömert değil. Evet. Veya bir usta yanında çırağa ustalık öğretmiyor. Cömert değil. Ben şimdi cevdetin yanındaki kalfaları biliyorum. Her biri gitti dükkan açtı. Cevdet benim bildiğim üç tane var değil mi? Kaç tane var? 8 tane. 8 tane kalfa dükkan açmış. Bu cömertlikle alakalı. Şimdi 8iz tane var ya sekizinden de cari hesap işliyor ona. Durmuyor. O sekiz tanesi normalde evine iyaşesine çoluğuna çocuğuna ekmek götürüyor. Hepsinden de cevdete sevap yazılıyor. Onlar başka bir usta yetiştiriyorlar. O ustadan da cevdete yazılıyor. Cömert insan yanında çalışanı çıraktı usta oldu gitti. Cömert insan alim bilgisi var. Fi sebilillah yaydı onu. Cömert.

insan. Filanca kitabımda o mesele yazılı. O kitabımı alın ondan okuyun. He para vereceksin onun kitabı için. Oradan okuyacaksın. Verdin parayı aldın o kitabı. O kimse sevap almadı onla. Sebep para karşılığı yaptı. Çünkü parayı aldı o. O ahir zaman alimi. O dini ilmini paraya sattı. Sanki hadislere para verdi. Sanki ayet-i kerimelere para verdi. Telif hicreti verdi sanki. O ahir zaman alemi karşılığını aldı. Ama o zaman o kimse yok öyle değil de fi sebilillah ilmini aktarsaydı onu o. Cenâb-ı. Hak sonsuz ilmi olan ilmi ledünle süsleyecekti onu. O bildiğini saklamıyor. Anlatıyor. O bildiğini saklamıyor. Yazıyor. O kuyudan su çekilir gibi devamlı gözenekler açık onun. O çekiyor, dağıtıyor. Öbürkü de kuyu stabilize tutuyor. Dağıtmıyor. Dağıtmayınca kuyunun gözenekleri kapanıyor. Dağıtacak.

Cömert insan zeytin ağacı gibidir, onun yeşilliği hiç bitmez Hakkında

ki gözenekler açılsın. O ilmi dağıtacak. O ilmi yayacak ki ilmedin ona gelsin. İlmi temetti, sakladı, gizledi, yaymadı. Ona ilmün kapısı kapandı, gözenekler kapandı. Öbür türlü dağıttıkça. Allah fazlasını verdi. Dağıt çıktan. Allah fazlasını verdi. Koştukça. Allah fazlasını verdi. Verdikçe. Allah ona daha fazlasını verdi. Çünkü o bir zeytin ağacı gibi oldu. İndirdi dallarını. Koparın dedi. Meyvelerımı yiyin. Yiyebildiğiniz kadar için içebildiğiniz kadar faydalanın. Faydalanabildiğiniz kadar. Zeytin ağacı gibi devamlı. Hatta tuğba ağacı gibi. Ondan ne meyve istiyorsan aldın. Niye yemek istiyorsan aldın. Ne içmek istiyorsan aldın. Gölgesinde gölgelendin. Meyvesından nimetlendin. Cenâb-ı. Hak sonsuz rahmet sahibi, sonsuz ilim sahibi. Kur’an’ın ilmi de sonsuz. Ve sen o ilmi yaydıkça. Allah. Kur’an’ı sana açtı. Allah sana ilmini açtı. Allah sana hadisleri açtı.

Allah sana fıkıh bilgisini açtı. Allah sana akait bilgisini açtı. İster akaitten gir, ister fıkıhtan gir, ister hadisten gir, ister ayetten gir, ister manadan gir, ister maddeden gir, nereden giriyorsan gir. O çünkü açtıkça açıldı, yaydıkça yayıldı. Cenâb-ı. Hak ona bahşettikçe bahşetti. Bahşettikçe bahşetti. Çünkü kendine saklamadı. Vay o altın biriktirenlerin haline altın. Allah’ın ilmi ilahisidir. Altın ilmi ledndür. Siz o ayet-i kerimeyi sadece maddi altın biriktirmek olarak anladınız. Asıl altın hakikat bilgisidir. Ilmiledindür. Cenâb-ı. Hak sana onu verdi ki kullarına yayasın diye. Cenâb-ı. Hak onu sana verdi ki kullarına sen nasihat edesin diye. Cenâb-ı. Hak onu sana verdi. O manevi zenginliği etrafınla paylaşasın diye sana verdi. Sen. İsa’nın havarileri gibi sakladın onu. Küstahlık ettin. Sen. İsa’nın havarileri gibi onu.

paraya pula çevirmeye çalıştın. Sen o ahir zaman alimlerindensin. Sen o ahir zaman şeyhlerindensin. Biriktirdin de biriktirdin. Biriktirdin de biriktirdin. Topladığın dervişlerden biriktirdin. Ondan sonra bıraktın geriye. Arkandaklar kavga çıkardılar. Bir de dediler ki, “Yok ümmetin parasıydı, yok benim paramdı, yok senin parandı.” E ne götürdün ahirete? Biriktirdiklerinle mi gömdüler seni? Ahir zaman şeyhleri, ahir zaman alimleri nefsi için çalışıyor. Getirin çocuklar, getirin. Taşıyın, isteyin. Alın makbuzları elinizde. Dolaşın kapı. Ahir zaman şeyhi, ahir zaman alimi. Başka bir değil. Başka bir değil. Ayetleri kendi nefislerine göre eğip bükerler. Fıkıhları kendi nefislerine göre dizayn ederler. Ağızları yamulur. Ayet-i kerimeyi kendi nefislerine göre yorumlarken kalpleri yamulur, kalpleri kararır, kalpleri mühürlenir. Sen onu sakallı, cübbeli mümin görürsün. Şeyhimin tabiriyle dışı yeşil türbe içi.

Cömert insan zeytin ağacı gibidir, onun yeşilliği hiç bitmez Sohbeti

estağfurullah tövbe ederdi. Şeyh efendin dışı yeşil türbe. Bakıyorsun ne muhteşem harika. Cübbesi sarı şalvarı pırıl tiril. Kraliyet ailesinin kol düğmeleri yanıyor ortalık. Şatahat şatafat. Etrafında insanlar koca sakallılar koşuyorlar. Çok önemli. Mahşer. Mahşeri düşünen yok. Allah bizi affetsin. >> O yüzden dağıtmaktan dolayı kendinde ilim kalmaz zannetme. Dağıtmaktan dolayı sende mal mülk kalmaz zannetme. Dağıtmaktan dolayı sende sağlık bozulur zannetme. Dağıtmaktan dolayı bir tarafın eksilir zannetme. Bu şeytanın vesvesesi. Şeytan sana önden giriyor. Hem öyle bir giriyor ki seni ifsat ediyor. Seni ifsat ediyor. Sen kendi kendine düşünüyorsun. Ben bunu anlatırsam bunlar öğrenir. Yarın öbür gün bana şeyhlik taslarlar. Yarın öbür gün bana zakirlik taslarlar. Yarın öbür gün bana alimlik taslarlar. Ben onu kitabı yazayım. Kitabı da şu paradan.

satayım. Ya ben dağıtırsam yarın öbür gün ben iflas ederim. Kimse bana bakmaz. Evet. Sen. Allah yolunda koşarsan ya zamanın kalmazsa iflas edersin. Şeytan öyle giriyor insana. Önden giriyor. Oysa. Allah dilediğine maddi manevi rızkı çok verir. Maddi manevi. Ben rızkı sadece maddi görmem. Rızkın maddi tarafı nedir? İçtiğindir, yediğindir. O kadardır. Manevi tarafı nedir? Sırat-ı müstakimde kalmandır. Orada sabit olmandır. Manevi tarafı da odur. O yüzden şeytan seni her türlü vermekten sakındırmak ister. Şeytan seni vermekten korkutmak ister. Şeytan seni önden girer, ardından girer, sağından girer, solundan girer. Gelecekten korkutmak ister. Der ki, “Seni çocukların bakmaz. Der ki, “Senin eşin bakmaz.” der ki, “Yarın öbür gün rezil olursun. Der ki, “Yarın öbür gün şöyle olursun.” Hepsi de şeytanın vesvesedesidir.

Sen. Allah yolunda olursan. Allah senin muinin olur. Katından yardımcın olur. Rabbim bizleri onlardan eylesin.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Cömert insan zeytin ağacı gibidir, onun yeşilliği hiç bitmez konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Cömert insan zeytin ağacı gibidir, onun yeşilliği hiç bitmez sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.