1. Selçuklu’nun İçsel-Dışsal Problemleri: İsyânlar ve «Esrar İçip İslâm Devleti Kurmak»
Şu zamanla baktığımızda, Selçuklu’nun dönem dönem hem içsel problemleri vardır hem de dışsal problemleri vardır. Meselâ değişik isyânlarla uğraşmak zorunda kalmıştır. Ve isyânla uğraştığı kesimlerin bir kısmı kendisini dînde otorite görenlerdir.
Meselâ kim vardır? Esrâr içip İslâm Devleti kurmaya çalışan kimdir? Haşhâşîler. Şimdi Selçuklu Haşhâşîlerle uğraşır.
2. Hâricîler: Hz. Ali’den Beri Var Olan Bir Klik
Selçuklu bu — tâbir muhûş — birinin İslâm dünyâsının Hazret-i Ali Efendimiz’den beri başında bir klik vardır: Kim? Hâricîler. Gazâlî Hâricîlerle de uğraşır; Gazâlî Haşhâşîlerle de uğraşır.
Gazâlî o günkü İslâm dünyâsının kendi içerisindeki İslâm akāidine uymayan topluluklarla da uğraşır.
3. Hurûfçular, Bâtınîciler ve İslâm İçinde Saklanmış Yahûdî Kılıkları (Sabataistler)
Hurûfçular vardır bir tarafta, Bâtınîciler vardır bir tarafta. Şîa’nın kendi içerisinde değişik kolları vardır. Fâtımîciler vardır bir tarafta.
Bir tarafta kendisini saklamış, İslâm’ın içindeymiş gibi görünen Yahûdî kılıklar vardır — bildiğiniz Yahûdî kılık. Bugünkü Sabataistler gibi. Böyle Yahûdî kılıklar vardır.
4. «Gerçek Şîa ile Deformasyona Uğramış Şîayı Ayırırım»: İmâm Ca’fer’i Korumak
Meselâ Şîa’nın içerisinde — Şîa’nın içerisinde, bakın, Şîa’nın içerisinde — gerçek Şîa’yla sonradan deformasyona uğramış Şîacılığı ayırırım ben.
Meselâ İmâm Ca’fer’e söyleyecek hiçbir sözüm yoktur; İmâm Ca’fer’i ile Şîacılığı ayırırım. Çünkü bunlar çok geniş mes’eleler, târîhî bir mes’elelerdir. Ben dedim ki ayırırım — ben Muhyiddîn-i Arabî’yle Araplaşmacıları ayırdığım gibi; Hazret-i Mevlânâ’yla Mevlânâcıları ayırdığım gibi; İmâm-ı A’zam’la Hanefîleri ayırdığım gibi ayırırım.
5. «İmâm-ı A’zam Mezhebinde Misin?»: Hanefî Olmanın Şartları
Bâzen derslerde diyorum ya: «Herkes İmâm-ı A’zam’a ‘Ben mezhebindenim’ der; sen İmâm-ı A’zam değilsin; Hanefî değilsin sen» diyorum. Bu şaşırıyor.
Sen Hanefî isen zulme boyun eğmeyeceksin. Sen Hanefî isen zâlimlere boyun eğmeyeceksin. Sen Hanefî isen — mümkün değil — senin duruşun bu noktada olmaz. İmâm-ı A’zam Emevîlerin yıkılmasına fetvâ veren insandır.
6. «Bugün Cumâ Namazını Emevîlerin Tarif Ettiği Gibi Kılıyorsunuz»
Siz bugün Cumâ namâzını Emevîlerin târif ettiği gibi kılıyorsunuz; Peygamber’in târif ettiği gibi değil. Bakın, bugün Cumâ’nın kılınış sıralaması Emevîlere âittir.
Sen Hanefîyim dediğinde önce Cumâ’dan başlayacaksın. Rejeksin ki Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretlerinin Cumâ’yı kılış sıralaması bu değil. Önce namâzı kılacaksın, sonra hutbeyi okuyacaksın. Sen önce namâzı kılıp sonradan hutbeyi okumuyorsan, sen Emevîlerin kıldırdığı Cumâ’yı kıldırıyorsun bana.
7. «Hutbeden Para Dilenemezsin, Namâz Kıldırmaktan Maaş Alamazsın»: Hanefî Şartı
«Hanefî misin?» «Evet.» Gel önce Cumâ’dan başla. Gel önce Cumâ’dan başla. «Hanefî misin?» «Evet.» Sen hutbeden para dilenemezsin. «Hanefî misin?» «Evet.» Sen namâz kıldırmaktan dolayı maaş alamazsın.
Hanefîyim deyip de çıkmak yok öyle bir şey. Şimdi bunun gibi Gazâlî’ye baktığımızda, Gazâlî siyâsî çalkantıların, fikrî çalkantıların, ilmî çalkantıların, akāidî çalkantıların bulunduğu bir bölgede ve zamanda yaşamış bir kimse.
8. Selçuklu’nun Bu Mihrakları Önlemesi: Medrese ve Gazâlî’ye Tâyin
Şimdi Gazâlî’ye baktığımızda Gazâlî de — siz şimdi o günün çerçevesindeki Kur’ân-Sünnet çizgisinin dışında ne varsa, Selçuklu’nun hem içerisinde hem dışarısında — bunlar cirit atmaktadır.
Selçuklu hiç olmasa, hiç organizasyonu elinde tutabilmek ve bu dış mihrakların (şimdi «mihrak» deniliyor ya) bu dışarıdaki operasyonların içeride ilmî noktada kol gezmesin diye medreseyi kurar; medresenin başını da Gazâlî’ye getirir.
Ve Gazâlî, «İşine karışmam, sen burada Kur’ân-Sünnet mücâdelesi ver, akāidi sağlam tut» der.
9. Maaşı Nereden? — «Selçluklu’dandır»: Bordrolu Din Adamlığı Devâm Eder
Maaşı da neredendir? Selçluklu’dandır. Bunun da altını çizeriz. Akçe neredendir? Selçluklu’dandır. Devlet akçesiyledir.
Şimdi bunun normalde — Hanefîliğe değişti adı var mıdır? Evet. Çünkü devlet tebaasının dînini korumakla mükelleftir. Devlet tebaasının aklını korumakla mükelleftir. Devlet tebaasının nâmûsunu korumakla mükelleftir. Devlet tebaasının canını korumakla mükelleftir. Devlet tebaasının malını korumakla mükelleftir.
10. «Selçuklu Tebaasının Dînini Kime Karşı Koruyacak?»: Hurûfçu, Bâtıncı, Fâtımîci, Zerdüştî
Şimdi bu açıdan baktığımızda devlet şunu yapıyor: Selçluklu devleti. «Yok ki, tebaa’nın dînini korumam lâzım.» Kime karşı? Hurûfçulara karşı, Bâtıncılara karşı.
Kime karşı? Fâtımîcilere karşı. Kime karşı? Zerdüştlere karşı. Kime karşı? Bu yukarı Mezopotamya Yahûdîlerine karşı.
11. Yukarı Mezopotamya Yahûdîleri: Toplum İçinde Kendilerini Saklarlar
Bu yukarı Mezopotamya Yahûdîleri toplumun içerisinde kendilerini saklarlar; toplumun içerisinde kendilerini göstermezler.
Bu toplumun içerisinde — meselâ normalde dünyâ üzerinde devlet olarak en fazla Yahûdîye sâhip olan devlet kimdir? Şimdi diyebilirsiniz Rusya, öyle değil mi? Diyebilirsiniz Türkiye, neresi? İran diyebilirsiniz, neresi? Azerbaycan diyebilirsiniz, neresi? Dağıstan?
Meselâ Hazar Yahûdîleri vardır. Hazar Yahûdîleri Fırat’la Dicle’nin arasında, Bağdat’tan tutun — Bağdat’tan tutun, aşağıdan, hattâ yukarı Türkiye Cumhûriyetlerinin içerisine, Kazakistan’a, Türkmenistan’a, Türkistan’a kadar gider onlar. Bunlar Hazar Yahûdîsidir. Bu Hazar Yahûdîleri aslâ kendilerini meydana çıkarmazlar.
12. Profesör Yalçın Küçük’ün Hazar Yahûdîleri Araştırması
Bununla Profesör — neydi? — Yalçın Küçük, özür dilerim — Yalçın Küçük’ün muhteşem araştırmaları vardır. Doğrudur, yanlıştır, eksiktir, fazladır — işin orasına girmiyorum. Yalçın Küçük’ün Hazar Yahûdîleri ile alâkalı araştırması vardır. Bunlar da kendilerini Türk olarak görürler.
Böyle bir alt çizgi olarak dahâ önce de size söylemiştim. Mossad’ın böyle bir çalışması var: Türklerin Yahûdî olduğuna dâir. Kapattık parantezi.
13. Gazâlî’nin Dönemi: «Siyâsî, Askerî, Fikrî, Akāidî, Felsefik Çalkantılar İçerisinde»
Şimdi Gazâlî’nin dönemi böyle bir çalkantılı bir dönem. Hem içeride hem dışarıda, hem siyâsî çalkantılar var, hem askerî çalkantılar var. Fikrî çalkantılar var, akāidî çalkantılar var, felsefî çalkantılar var — bunların içerisindedir Gazâlî.
Gazâlî’nin bunlardan etkilenmemesi mümkün mü? Mümkün değil. Etkilenmiştir de. Sonuçta bunlara cevâp yazarken de kendince bunları inceleyip araştırmak zorunda kalmıştır.
14. «Sen Kimin Ekmeğini Yersen Onun Kılıcını Sallarsın»
Ve o yüzden normalde, şimdi doğu İslâm düşüncesinde, burada toplumlarda devletin, toplumun ve ekonominin gelişimi üzerinde nasıl bir rol oynamıştır dediğimizde — evet Gazâlî insan ve devlet ilişkisinde devletin yanında saf tutmuş bir kimsedir. Bu benim kendi tespitim. Bunu eksik, yanlış görebilir bir kimse.
Çünkü benim en büyük bu konuda çok titizlikle durduğum bir şey vardır: Sen kimin ekmeğini yiyorsan onun kılıcını sallarsın. Ya Ebû Zerr-i Gıffârî gibi kılıcın boynundadır. Kılıcın boynundadır.
Kimsenin ekmeğini yemiyorsan, o zaman tâbirimi hoş görün — bütün Hazret-i Osman Efendimiz’den tutun da sahâbe de tâbirimi hoş görsün — kılıcın boynundaysa, Hazret-i Osman’a da gider yaparsın. Kılıcın boynundaysa Muâviye’ye de gider yaparsın. Kılıcın boynundaysa yaparsın.
15. «Kılıç Boynunda Değil, Gırtlanından Tutulmuşsan»: Bağımlılığın Açıklaması
Kılıcın boynunda değil de seni birisi gırtlanından tuttuysa, o zaman seni gırtlanından tutanın kılıcını sallarsın. Bunu bir kenara koyun, bir analiz.
Gazâlî sonuçta devletten maaş alan bir âlimdir. Gazâlî yalnız İhyâ‘yı, devletle olan ilişkisi bittiği zaman yazmıştır. Bunu da bir kenara not olarak alın.
16. Tarîh Boyu Devletin Yanında Saf Tutan Âlimler ve Sahâbeler
Böyle olunca evet, Gazâlî’nin veya Gazâlî’den önceki Abbâsîlerin ve Emevîler zamânında da insan-devlet ilişkisinde bir kısım âlimlerin, hattâ sahâbelerin — bunları da koyalım içerisine — bir kısım sahâbelerin devletin yanında saf tuttuğu görülmüş bir şeydir.
Meselâ Muâviye’nin yanında saf tutan sahâbeleri görebilirsiniz. Bakın, Muâviye’nin yanında saf tutan sahâbeleri görebilirsiniz. Yezîd’in yanında saf tutan sahâbeleri görebilirsiniz. Hazret-i Hüseyin Efendimizi orta yerde bırakan sahâbeler görebilirsiniz.
Cânımıza acıtan şeylerdir bunlar. Cânımıza acıtan şeylerdir. Ama asabım yıldızla… [Ses kaydı bu noktada kesilmiştir.]
Kaynakça
Şahsiyet — Hasan Sabbâh ve Haşhâşîler: Alamut Kalesi’nde merkezini kuran Nizârî İsmâilî liderin esrâr (haşîş) verilerek fedâî yetiştirdiği rivâyet edilen sapkın yapılanma. Selçuklu vezîri Nizâmülmülk dâhil yüzlerce devlet adamını suikastle öldürtmüştür (h. 484-518 / m. 1090-1124). — B. Lewis, Haşîşîler: İslâm’da Radikal Bir Tarîkat
Tarihî Akım — Hâricîlik: Hz. Ali’nin Sıffîn savaşında «hakem» olayını kabûl etmesine îtirâz ederek hem Hz. Ali’yi hem Muâviye’yi tekfîr eden, Hz. Ali’yi sonra şehîd ettiren grup. «Büyük günâh işleyen kâfir olur» tezleriyle bilinirler. — Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihâl; M. Watt, Islamic Philosophy and Theology
Sapkın Yapılanma — Sabataizm: Sabatay Sevî (1626-1676) ekolünden gelen, dış görünüş olarak Müslüman olup gizliden Yahûdî inançlarını koruyan «dönmeler» topluluğu. Osmanlı’nın son döneminde ve Türkiye Cumhûriyeti’nin kuruluşunda etkili olduğu iddia edilen tartışmalı bir târihî olgu. — G. Scholem, Sabbatai Sevi: The Mystical Messiah
Şahsiyet — İmâm Ca’fer-i Sâdık (h. 80-148 / m. 700-765): Ehl-i Beyt’in altıncı imâmı; Hz. Hüseyin’in torununun oğlu. İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe ve İmâm Mâlik’in hocası. Tasavvuf silsilelerinde merkezî isim; Şîa’nın sahiplenmesi ile Ehl-i Sünnet’in saygısı arasında târîhî bir kişiliktir. — Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ, III/192
Tarihî İddiâ — Hazar Yahûdîleri Tezi: Yalçın Küçük (1938-2021) — Türk Marksist akademisyen-yazar. Tekeliyat (2003), Şebeke / Network (2002) gibi eserlerinde Türkiye’deki bâzı seçkinlerin Hazar Yahûdîsi kökenli olduğuna dâir analizler yapmıştır. Akademik tartışmaya açık iddialardır. — Y. Küçük, Tekeliyat: Eleştiri-Marksist Cumhuriyet Tarihi
Hadîs-i Şerîf — Cihâdın En Üstünü: «Cihâdın en üstünü zâlim sultânın yüzüne karşı hak söz söylemektir.» — Ebû Dâvûd, Melâhim, no. 4344; Tirmizî, Fiten, no. 2174
Şahsiyet — Ebû Zerr-i Gıffârî (vefat h. 32 / m. 652): Resûlullâh’ın en yakın sahâbîlerinden; Şâm’da Muâviye’nin sarayında «fukarânın hakkı» konusunda halîfeye karşı dik durmuş, sonunda Rebeze çölüne sürgün edilerek orada vefât etmiştir. Tasavvuf geleneğinde «kılıcı boynunda hak söz söyleyen âlim» tipinin örneği. — İbn Sa’d, et-Tabakātü’l-Kübrâ, IV/219
Hz. Hüseyin’in Şehâdeti — Kerbelâ (h. 10 Muharrem 61 / m. 10 Ekim 680): Yezîd b. Muâviye’ye bey’at etmeyi reddeden Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da kuşatılıp 72 kişilik küçük bir grupla şehîd edilmesi. Bâzı sahâbîlerin Hz. Hüseyin’e destek olmaması Ehl-i Beyt sevgisi açısından târihte tartışılmıştır. — İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh; Taberî, Târîhu’r-Rusül ve’l-Mülûk
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin «Gazâlî’den Sorular» konferans serisinin 11. dersinden tam detayla derlenmiş ve tez kalitesinde yeniden düzenlenmiştir. Kaynak video: YouTube
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.