1. Bölüm
Sizin barışık olmadığınız hiçbir kitle olmamalı. Yûnus. felsefesi 9 köyde barışık olmaktır. Bu sevgiyle ölümüş bir ağız. Sevgiyle ölümüş olan bu ağağına herkese yerlardır. Herkese yerlardır. Siz de şöyle gelebilirsiniz. Bu. İslâm değil, bu. İslâm’ın özünü. Hazreti. Peygamber’in mescidiyle. Neşran’ın. Hıristiyanlar’a oturup ibadet ettiler. Hazreti. Peygamber’in mescidiyle. Hadeşler, Berdiler kendi halk oyunlarına oynadılar. Hazreti. Peygamber’in mescidiyle. Yemenler, kendi. Türkülerinin kendi halk oyunlarına oynadılar. Hazreti. Peygamber’in kurban kestiğinde, bir hayvan kestiğinde ilk etin yavruldu komşusuna. Harun. Reşit, Kutbe’ye çıktı. Elhamdülillahir. Rabbil. Alemin dedi. Kadeş-i. Beyr-i.
Zahmet-i. Sûfî. Hayır dur dedi. Elhamdülillahir. Rabbil. Mümini’yi mi? Harun. Reşit, Kutbe’yi baştan aldı tekrar. Yine hamdelerken. Elhamdülillahir. Rabbil. Alemin dedi. Beyr-i. Zahmet-i. Mümini’yi doldurdu. Üçüncüsün. Harun. Reşit dedi ki, Kadeş-i. Çörek dedi. Bana bu hudb-i okutmayacağım, Sörek dedi. Dedik madem ki. Elhamdülillahir. Rabbil. Alemin, Allâh halenlerinin. Rabbi’yi kıttık varmıştı o sene. Niçin kaybettin müslünelere yanım teneke, Müslümanları bir teneke buldaydı. O sevgiyle örglen dünyanın içerisinde herkesin yeri var. Biz bugün üniversiteye ayetçi orada bir kiliseye gittik. Ziyaretin bugün işeye gittik, baktık oraya. Harit. Kadeş’e dedim ki, hemen buraya dedim, isteyelim, isteyin.
Burada dedim, Sema, burada dedim, toplantı, burada dedim, Sema ayetinleri, burada kilise de olsunlar. Sevgi, güvenin içerisinde olmayan hiç bir şey yok. Hacı. Beytar. Şah. Hazretleri’nin kıttıktan sonra, evet, Muğda’ya hiç istemek için. Yûnus gelir. Değer ki, Muğda’yı istersen, himmet istersen. Adem’in kaynaklarda nefesler de kalmış. Sûfî kaynaklarda, sünnî sûfî kaynaklarda, himmet de kullanmış. Himmet, dua olsun. Muğda’yı isterim. Sonra geri döner ama bir şey istemez. Yûnus. Emre felsefesinde şeriat, tarikat, maalifeti, hakikati olmak söz, dört mülki düzeninden bahsiler. Hangisi daha önemlidir? Tecih de önemlidir. Şeriatsız hakikatin ayaklı durması mümkün değiliz. Hakikate etkilen yok, şeriattan geçer.
Yûnus. Emre insanı sevme önemlermiş, severim sevgilerim demiş. Ünümüzde insanlar neden sevgilen uzaklar? Öğretisi uzak. İnsanlar sevmekte uzak değil de. Yaşadıkların dünyayı sevgi dünyasız zannediyorlar. Birçok üstünün sereni gördüğünde diyorlar ki, etrafımda bunlar bundan uzaklıyor mu değil. Birçok fazla sevini görün ki biz de rüküyoruz zaten. Size birisi aşık olsa çekemezsiniz. Bu topluluk içerisinde kendisine aşık olan birisini çekebilecek bir kimseyi görmüyorum. Belki de ki birbirini düşünmeyin. Sıkılırsınız. Erkekler de kadınlarla. Şunun seksiniz şimdi. Ya insan haşırından kaçar mı? Yemin ediyorum hem vallaha da hem müddetli sıkılırsınız. Seviyorum dediniz kız, bir de yirmi sefer arası yeter artık dersiniz.
2. Bölüm
Seviyorum dediniz erkek, sizde on sefer arası yeter artık dersiniz. Hem kendi kendinize hayal edersiniz, kapımda yatsa nasıl olur diye. Kapımda indirse ödülür kumar. Annen babalar çocukları içinde geçer. Çocuklar, anne babaları içinde geçer. Bu hayatın bütün aranında geçer. Öğrenmiş olduğumuz sevdi, sevdi bu kadar. Ahmetimizden, babamızdan, etrafımızdan, arkadaşlarımızdan avdımız, avmuş olduğumuz sevdi öğretisi bu kadar. Birisine bi çiçek vermek, onu sevdiğini göstermek harika, bitti. Bir gülüze, gömlek almak sevdiğini göstermek harika, bitti. Daha pahalı bir ehl-i yavruysa daha fazla seviyor. Bu geçen seviyor sizi o zaman. Bir hastalığımıza bakar, bir yokluğumuza bakar, bir sıkıntımıza bakar, bir derdinize bakar.
Dinle kurallar varken hoş gördüğünü nasıl bahsedebilirsiniz? Hoş gördüğün dini kurallar. İslâm hoş gördüğünü üzerime kuralladır. Mesela bir kimse açlıktan ölmek üzereyse domuz et ona yemek fazla olur. Susuzlukta ölmek üzereyse ona şarap içmek fazla olur. Bir kimse gücünün yetiğinden sormundu, gücü ona yetmiyorsa ona sorunum yoktur. Din hoş gördüğü. Geldi sahabeden birisi ben yandım. Ya. Resulallah, ne oldu dedi? Ben o öcü dedi, ifsa ettim, bozdum. Ne yaptı dedi? Eşimle ilişkiye gelmedi. Onu dedi, katmış bölüm tutacaksın. Aynen tabir bu. Ya. Resulallah, ne geldiyse başına bu oruçtan da de gelmedi dedi. İnsan doyuracaksın dedi, doyuramam en fukarası benim grana dedi. Bir ta suuruma yeter dedi.
Al onu o zaman dedi, arkadaşlarına da benden daha fukar ayıp geldi. Hadi git eşinle yeğenini alın sen affetsin. Din hoş gördüğü dedi ki, kuralla yapabilecek olanlar, yapamayacak olanlara değil. Yûnus. Emre’ye göre insan devamlı arayan, sorgulayan, kendi var ulusunu gerçekleştirmek için bir şeylerin peşinde olan insandır. insan için felsefeti giyebilir miyiz? İnsan zaten felsefenin takyenisidir. İnsan başlır, şunu felsefeler. İnsan yer yüzünde halifedir. Halifeliğini algılayıp, halifeliğini bu noktada görebildikse felsefeli tamamlamışızdır. Ama insan felsefede, insan felsefede diyip de oraya koyduysak öyle olmadı. İlim bilin bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bunu iyice okumaktır.
Bil bil bunu, kendini bilmek için ne yaptın? O felsefeyi tamamlayacak, o felsefeyi güldücek. Kendini bilmek için ne yaptın? Kendini neyle karşılaştırdın? Kendini bilmek için, kendini kimle karşılaştırdın? Kendini bilmek için, kendini hangi sistemle karşılaştırdın? Kendini bilmek için karşılaştırdın hangi aynayı gördün? Bana aynanı söyle. Kendini bilme noktasında o felsefeyi tamamlamada kendine bir aynan bulmadıysan, kendine bir aynan görmediysen ve senin karşısında bir aynan yok isen sen kendini nefsine ve kimlüğüne düşmüştün o zaman. Hadi kendinizi bilelim, kendinizi bilmek için bize bir aynaya görebiliyor. Bir aynaya lazım ki kendinizi görelim oradan. Örneğin bir aynaya lazım, göbek bir kimse görelim ki kendi çevirliğinizi görelim.
3. Bölüm
Sevelim ki kimse görelim ki sevgisizliğinizi görelim. Kimseyi görelim, açsızlığımızı görelim. Namaz kılan kimseye görelim, namazsızlığımızı görelim. Oruç tutan da görelim ki karşımıza oruçsuzluğumuzu görelim. Doğru konuşanı görelim ki yalancılığımızı görelim. Ve onunla yüzleşelim. Bugün kaç kişiye yalan söyledik? Yüzleşelim. Bugün kaç kişinin gönlünü kırdık? Yüzleşelim. Hiç gönül kırmıyor görelim ki gönül kırdığımızı meydana çıksın. Bir gönül kırdın ise kıldığın namaz namaz değil. İyi. Biz namaz kılmıyoruz ki gönül kırdığımızı bilelim. Ama namaz kılana şunu diyoruz. Bir gönül kırdın ise kıldığın namaz namaz değil. Namaz kılana söylüyoruz biz buna. Namaz dinin direğidir. Namaz dininin miracıdır.
Namaz dinde yıkılan son kaledir. Ama biz namaz kılana böyle hedef gösterebiliyoruz. Bir gönül kırdın ise kıldığın namaz namaz değil. Eyvallâh. Doğru. Kardeş. Önce sen namaz kıl sorgun bana söyle. Bana bunu namaz kılan birisi söyle. Sen değil. Benim aynam benden fazla olsun. Ben o aynaya bakayım kendimi görüyorum. Değil mi? Olamadım. Olmak için yoldara bir şey. Olmak için yoldara bir şey. Evet insan bu manada büyük bir felsefe. O kadar halk şahili var ki. İngilizce’nin neden bu kadar döndüdür? Bu noktada. Gümül. Semir’e o halk şahillerinin üstünde demekti. Herkesin bir kendisini ikiminden üstün yaratıp yürür. Yorulsa o üstün olan adam. Azmanya olduğunda sevgilini unutabilir mi? Yok. Seve unutmaz hiçbir şey.
Sevginin felsefesi olur mu? Sevgi başlı başından felsefedi. Ve sevginin felsefesinin başı iman edin. İman edin sevmeye başlamayız. Hemen sevmeye başlamayız. Ve siz kendi kendinize sınavlamamız gerekir. Kendi. İngilizce yanında. Kimleri sevmiyor mu diyor? Sınavlayın. İngilizce yanında. Sevdiklerinizi bir yere koyun. Sevmediklerinizi bir yere koyun. Siz olsunuz. Sevdiklerinize bakın. Siz olsunuz. Kimi sevdiklerinize bakın. Allâh aşkına bir gönlümize sorun gönlümüze kimi seviyoruz? Bir analizle bir kendi kendinize sorun. Bir tanışın. En çok sevdiğim, en çok sevdiğim şu değil. Ben de buna muhafaza hayır diyeyim. Kadir renkliyim. Seni seviyorum ya. Çok acil bir şekilde söylüyorum. En çok sevdiğinizi söyleyeyim.
Bana da diyeceğim ki sadece muhabbet destiyorsunuz. Yûnus böyle bir. Allâh sevgisinden bahseder der ki her an. Birisi bana söyleyeyim. Ben diyeyim ki nerede o şimdi? Sen neredesin? Sen neydin? O ne geldi? Onun gibi de kaç para var? Senin gibi de kaç para var? Çok kız. Çok hızlı. Allâh’a nasıl ulaşabiliriz? Neydi? Bir şeyin her şeyden fazla seven. Allâh’a ulaşır. Bir şeyin her şeyden fazla seven. Allâh’a ulaşma noktasını adım almıştır. Evet tuhafınıza gitmesin. Tuhaf gözlerle bakmayın bana. Bir şeyin her şeyden fazla seviyorsanız o sizi. Allâh seviyor, sizi götürecek. Ama gerçekten seviyorsanız. İnsan duygularını kontrol edebilir mi etmemi? duygu kontrol edilecek bir mekanizma değildir. Kontrol ediliyorsa o akıldır.
4. Bölüm
Aklın mekanizmasının duygu zannetmişsinizdir biz. Aklı kontrol edilebilir bazı şeyler ve kontrol etmeyi sever. Ama duygu kontrol edilemez bir şeydir. İnsanın sevdiğine sen verilmesin demesi bencilik midir? O hiç sevmediğini gösterir. İnsan sevdiğine sen verilmesin demesi gerçekten sevmemiş o. Yazık çok yazık. Seven kimse ben seninim der. Benimiz indirmez. Bu yüzden kızlar aldanmayın, adal alıp sizi çok seviyoruz dedin. Hiçbir erkek, hiçbir kadına aşık olmaz. Çünkü hiçbir kadın, erkek hiçbir kadının olması işi zaman. Yalan söylüyorlar. Birerkeklerin iki yüzücüdür. Evet. Asla aşık olmazlar. Asla. Birisi aşık oluyor diyorsa içeriden kıkır kıkır birinin yalan söylediği. Kafaya mı hatta hatna? Ben böyle bir şey dediklerinde aaa ne kadar, boyu ne kadar diyorum sevdiğinin boyu ne kadar.
İsa ve selamın emrine uymayıp yemeklerden ayırıp yarı yiyeriz diyelerinin haliyle bizim şu an kalemiz ağzımızın nefak var ki biz bu kadar rahat olabiliyoruz. Onlara kestahsızlıklarından özür dilerim dememiş biri. Bu son mesnevi sohbetinden. Evet. İsa ve selamın havale göre bir şey yapmışlar. Göktem inen sofrayı ertesi güne saklamışlar ve ayırt etmişlerdir. Oysa. Hazreti. İsa onları dedi ki ertesi güne bir şey bırakmıyor. Bunları dağıt. Çünkü bu yüce bir. Sultan’ın sofrasından gelmektedir. Devamın arkası gelirden. İnsanoğlu hali istir. Biriktirme ne arkasıdır? Hepimizin bir kenarında bir de o paraya şöyle dedik. Ölümlük, derinlik. Ben de ismi. Bey’im de bizim olanın değili ödedim. Bütün kadınların erkekleri ölümlük, derinlik bir kenarlarında parası vardır.
Ölümlük, derinlik dedin. Parayla dahil almışsın. Kefen parası ile bir tane yaptım ünete. Oysa. Hazreti. Peygamberin ertesi güne evde yiyecek bir buğday tanesi kalmaz. Arina dediğin buydu. Ey dost, seni yokla canım vereyim. Aşkını kalma. Aşkını koymayan, abla gireyim. Mevla beni sana vereyim sensiz, ben niye değilim? Ben senin yüzünden bensiz varayım. Mevla. Yûnus. Emre’nin bu beyirlerindeki yola çıkartıp, ben niye umutumda çıkamam? İkilik indir, benlik nerede durmalı? Ben senin yüzünden bensiz varayım. Erlik yok burada, ikilik yok. Senin üzerine bensiz varayım. Hiç noktasında varayım. Tabi. Yûnus’un şiirlerini şunu unutmayın. Bütün netis meraketlerine göre şehir var. O şehirleri netis meraketlerini bilen bir kimsenin yorumlanması gerekir.
Bir tarafta. Yûnus. İbrahim olur, bir tarafta. Firul. Yûnus. Bir tarafta. Musa olur, bir tarafta. Bir tarafta hakkın derneğinde kaybolur, bir tarafta hakk karşındadır okurlarız. Bunları analiz ederken o nefis meratiklerine göre analiz etmekte fayda var. Bazen insan kendisi boşlukta hisse der, yalnızlığın yana sıra etli yedi hepsi biter, hatalar, analizlara götürüp bütün hatalarına vermem, bukul, yalancım yiyem diye kendini bazen sorar. Her yalancı hisse de, kapının yine de ayrılmaz. Hanı. Mevlânâ şevsi, hava kendisi şevsi gördüğünü söyler ve. Hazreti. Mevlânâ kaptan da verir. Bukul yalancı ise eğer ayrılma, ayrılmadan yoluna bir şey katsa, devam vermeliyiz. Yalancılık nedir? Kimdir? İnsanların hayatın içerisinde her türlü hata okursun yanmaya açıktır.
5. Bölüm
Hazreti. Kur’ân bize. Nasur’tan bahseder. Hazreti. Kur’ân bize günahkar insanlardan bahseder. Hazreti. Kur’ân bize. Allâh’ın bir sıfatını ortaya koyar. Kim tövbe ederse. Allâh’ımın tövbesini kabul eder. Ve onun. Peygamberi, Hazreti. Peygamber bize bir kaede koyar. Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Önemli olan tövbe etmektir. Hazreti. Kur’su’da. Kul günah işler. Allâh’a döner, aftiler. Allâh der ki. Kul’un kendisini affedecek. Rabbisini hatırladığı. Affettim derdir. Bir daha yapar yine affettim derdir. Bir daha yapar yine affettim derdir. Önemli olan tövbe etmektir. Yûnus. Evrah. Hazretleri denilince aklıma ne ve nasıl bir hayat şekri gelmektedir. Hazreti. Mevlânâ’nın deliğiyle biz. Belge’nin iki sihri ucu gibiyiz.
Bir sihri ucumuz. Kur’ân ve sünnete bağlı ömür, sihri ucumuz alemleri seyran ederizler. Yûnus gelin cankınıza, tasavvuf aklınıza gelince, hayat felsefesini felsefenizi. Kur’ân ve sünnete bağlı kalırla bütün alemleri seyran etmek olarak görür. Bu sevgiyle mümkündür. Bu muhabbetle mümkündür. Bu hoşgörüyle mümkündür. Bu çömentlikle mümkündür. Bu gönül genişliyle mümkündür. Bu dert dinlemekle mümkündür. Bu rüzgün saygı olmadığı mümkündür. Bu insanlara muhabbet destekle mümkündür. Bu insanlara ayırtetmemektir mümkündür. Bu insanları ötekileştirmemektir mümkündür. Bu gönlünü hak ve hakikate açmakla mümkündür. Bakın arkadaşlar, hayatımız önümüzde kocaman bir hayat var. Değişler için söküyoruz. Ve o kocaman hayatımızın önüne o kadar çok şeyler sığdıracaksınız ki, o sığdırsa yok olduğunuz her şeyi sevgiyle örmeye çalışsın.
Arkadaşlar gönül baktığınızda yaşınız belli bir noktaya geldiğinde keşkeriniz. Amanız ya neden yaptığınız olmasın. Sevgiyle yaptığınız her şey doğrudur. Sevgisiz yaptığınız her şey yalandır. Buna namaz, abdest, borucuzdeki, fikir, şükür, anne, baba sevgisi, eş sevgisi, çocuk sevgisi, arkadaş sevgisi, her sevgisi. Bunların hepsini toplarladığınızda sevgiyle aldığınız nefes gerçektir. Sevgiyle gürücünüz adım gerçektir. Sevgiyle baktığınız bakış gerçektir. Sevgiyle dinlediğiniz gerçektir. Yeri kalan her şeyde yalandır. Kişi görmedi, Allâh’ı seversen derdi. Belki giden kısa da. Allâh köfsere aldığını bizler görebiliyoruz. O zaman seversen miyiz? Hazretlerinin görmediği vallahi ibadet etmem sözünü açıklar mısınız?
Yolun başında bunları beklemek mümkün değil. Takka bir. Allâh’ı görev böyle bir şey yok. Hazreti. Ali. Efendimiz’in onu söylediği zaman halifelik dönemliydi. Olmunluğunun zemesiydi. Halifelik döneminde ayağına bakan otunamazda çıkarmı dedik. Görmedim. Allâh’a ibadeti etmem diyen. Ali ayağına bakan oku, bundan ağızda çıkarttı. namazdan. Nerede çıkartmış? Namazda. En her haklı en. Allâh cümansu geceli yüz rekat namaz kıldığı rivayet ediliyor. Ağzına altından bir iğne alıp beyazlı tepe istamiye getirdiği zaman beyazlı tepe istamiye, haç yolduğunun yonduğuna çıktığından hacı biliyorum derken her adımda iki rekat namaz kılıyor. Kadın atıyordu, beyt-i vah’a gidiyorum ne? Iki rekat namaz kılıyorum.
6. Bölüm
Çaydaki muhabbetin sarınadır, çay, küçük şeydir. İnsan vermeni de nasıl kurtulabilir, beğenilme isteğini de nasıl kurtulabilir? Herkes de beğenilme isteği vardır. Time beğendireceğiniz önemlidir. Beğenilme isteğini yok edemezsiniz. Bunu yok etmek için uğraşmayın. Bunu terbiye edin. İçimizden gelen istekleri yok edemezsiniz. Onlar mevsiminde vah futhat olma. Terbiye ederseniz, onu yönlendirirseniz. Beğenilmek istiyorsanız kendinizi. Allâh’a beğenilebilirsiniz. İnsan sevdiğini kıskanabilir mi? Evet, gerçek sevdiler kıskançtır. Sevdiğini kıskanırla ama sizin bildiğiniz kıskançlık değildir. Şimdi bir kadını kıskanıyorsanız, şeyh ve etir o muhakkak bokuktur sizin hanımımızdır. Bir adamı kıskanıyorsanız, kocanızdır sizin hanım.
Dokuktur, kıskanmak zorundasınız. Benim anladığım kıskançlık başka bir şeydir. Ölünün dünya üzerinde tasarrufu var mıdır dergina? Ne o? Dünyadaki olayları rüya ile ekleyebilir. Ölüsü ne var? Sizi ölü gördükleriniz bazen çok diridir. Sizi diri gördükleriniz ölüdür bazen. Aslında gerçek olur. Sizi diri gördükleriniz ölü. Olma halidir. Ölmez de âyet kelimesini unutmayın. Hayatımızın erken dönemlerinde yaptığımız atalarını affedileceği düşüncesi vardır. Gençken içimizde yaşanılıkçı bu hata da affedilmeyeceğini inanırız. Affedilmeyecek hiçbir günah yoktur. İnsan affet, neyle affedilmeye karşı olan günahcılık nasıl taze tutar? Nasıl bayatladığını bilmiyorum. Nasıl taze tutar demişiniz? Ben nasıl bayatladığını bilmiyorum.
Sufiler biraz ümidil. Önde gider. Sufiler günah işlemine gayret ederler ama muhakkak günahları vardır ve günah işelliklerine veya işlemeliklerine hiç önemli değil. Her gün kendilerinde günahkar gördüklerinden her gün tövbe ederler. Ve her gün tövbe ettiklerinden dolayı her gün affa maruz kaldıklarını düştüler. O yüzden sohbilerin bu noktada affedilmemek gibi bir duygular yoktur. Hakikaten yolda içimizdeki o ses ve evimizde hepsimiz de o sesi ayırmadan gibi tutul yorulundanmalıyız nefse uymamanın bir yolu var bulur. O sesle uymak için insanın kur’an ve sünnet birisinin iyi olması gerekirse. Yoksa herkes içinden giren sesle uyarsan o sesin kimden yardımı bilmez. Sizin kalbimizde dört bencere vardır, dört kapı vardır.
Allâh’a ait olan, meleğe ait olan vicdan dediniz nefse ve şeytan olan ait olan. Normal bizim gibi vasat müslümanına da. Allâh’a olan kapı ve şeytan olan kapı kapatır. Peri çalışmaz orası bizden. Ama vicdan kapısıyla nefis kapısı açık yok. Burada vicdan kapısıyla nefis kapısının arasındaki o sesin nereden geldiğini bilmeliyiz. Doğru, iyi, güzel olan şey muhakkak vicdandan meleğin kapısından gelir. Ama mazdan öyle doğru, iyi, güzel gördüğümüz şeyler vardır ki nefsimize çok uygun gelebilir. Bilmeden harap işlemiş olabilirsiniz. Geçmiş sohbetlerinizden birinde eğer kişi bir şeyden şikayet ediyor, sonuçta ve şikayet ettiği kendisine var da demiştir. Dündündür çalacağız. sebebim onu söyledi mi olsaydı?
7. Bölüm
Dündündür dedi, dedi. Ya bana neden dünyanın bahsediyorsak siz kimdir? Hasreti mevlamız demiş. Geçti, bu bir yeni şey söyleneceğiz. Demeyin ben yine. Doğru ifade edemediysen ya da yanlış anladıysen affolursa olmuştur ki ben bunu duyduğumda kalbim utançsat oldu bir arkadaşımın bana yalan söylemesinden dolayı şikayet ediyordu. Yalan bende mevcut oldu. Bu bir sûfî gezitini ve öğretisidir. Sûfî şikayet ettiği şey kendisinde vardır ki o yüzden şikayet ediyordur. Sûfî o yüzden karşındaki kardeşini ve karşındaki insanı suçlama duyulusundan uzaklaşır. Genel insanların üzerine karşıdaki kimseye hatayı kusuru yüklemek vardır. Hem karşımızdaki hatalıdır hem karşımızdaki kusuru olur. Sûfî mantığı ve disiplini ve terbesi böyle değildir.
Sûfî mantığı terbesi hatayı ve kusuru kendinde görmektir. Hazreti. Peygamber’in ateşi önünde der ki azıcık belirlendir. İnsanların eksik ve kusurluğunu araştıran kimse kendi eksik ve kusurluğunu göremezler. Bunu. Sufiler kendilerine disiplin edemeden bir başkasının eksik ve kusurluğunu araştırmalar da gördülerse ve der ki şahit olduğu vasfına derler ki bu kusurluğunda. Ben terbiye olmak için bunu gördüm. Asla bunu yapmayayım demek ki bu yanlışlık bende işleyen düşünülen. Tasavvuf manevi olduğunlaşma manevi, ilme manevi sırda erişme yolu diye düşünüyorum. Ama tasavvufun temeli anıhtan nedir nasıl açıklanabilirim? Evli tasavvuf yani. Sufiler yoluna gelirken hiçbir sırda erişmeye hedeflemezler.
Hatta meşhurduk tasavvuf nedir diye soğuduklarını en güzel ahlaktır derler. O en güzel ahlak o kimsede oluşmazsa manevi hiçbir şey oluşmaz. O en güzel ahlak o kimsede oluşması gerekir. En güzel ahlaklının kalbine ilahi ilimler gelir. En güzel ahlaklı olmayan bir kimsenin kalbine ilahi ilimler gelmez. Yûnus. Ömer’in anı bir manevi büyüklerimizde en çok üzerinde durur tabi en çok dikkat ettikleri husus ne edip ahlaktır. Hazreti. Mevlânâ. Kul’an başlı başına elettir ahlaktır derler. Hazreti. Mevlânâ din başlı başına elettir ahlaktır derler. O yüzden sûfî hayatta edef ve ahlak önünde gelir. Hatta ibadetten döndürür. Bu ters algılanabilir, bu ibadet yok manasında değil. Temizliğine geçen bir hadîs şerifte güzel ahlak namaz oruç değerindedir.
O yüzden güzel ahlak namaz oruç değerindeyse sûfî bu manada güzel ahlakı kendisine rehber edemek zorunda da. Tasavvufu sadece tarikatlarda mı yaşarılır, tek başınıza bu çetin yolda ne kadar ilerleyilir, simden teşekkür eder. Tarikat şu anda yoktur. Türkiye’nin iş bir yerinde tarikat yok. İstanbul. Yansı’nın iş bir yerinde tarikat yok. O asla da adı var, kendisi yok. Bir şeye sizin tarikat diyebilmeniz için özel kıyafeti, özel ibadet yeri, özel mekanı, özel kurum olması gerekiyor. Türkiye’nin. İstanbul. Yansı’nın iş bir yerinde benim bir durum kadarına şu anda ayakta duran bir tarikat yok. Var bir kısma onun köylülerine sömür alıcı yapmışlar, geçim alıcı yapmışlar. Bu kısmında cehaletinden maalada olarak görüyorlar.
8. Bölüm
Siz bana şimdi diyebilirsiniz ki. Türkiye’den akşı bende tarikatı, kadri tarikatı, bayat tarikatı var diyebilirsiniz bana. Aklımızdan böyle geçiyor zaten öyle değil mi? Televizyonlarda büyüdüğümüz her şey inanmıyor. Bunun ciddi ve savunma olarak söylüyorum, Türkiye’de hiçbir tarikat yok. Ciddi ve savunma olarak söylüyorum. Bunun bir yerlerden kaçmak bir yerlere örtmek bir yerlerden çizmek için değil. İnancı bu paylaşıyor. Merak etme ben yardımlamaktan karakoldan halkın karşısında çıkmaktan korkan bir kimse değil. Söylü bulduğum bir şey varsa. O kadar yargıladığım oradan. Türkiye’de kim tarikat var diyorsa gerçekten ve gerçekten çok büyük bir cehaletin içerisinde. Ama. Türkiye’de taksavuf var mı?
Evet. Sufiliği kendince insanlar yaşamaya çalışıyorlar mı? Evet. Bu sûfî yolu, taksavuf yolu var mı? Evet. Aslında teklere zabirini kapatmasıyla başarı veçeden bakacağım bu meseleye. Herkes kötülük yapıldığını düşünürken ben kötülük yapıldığını düşünüyorum. Buna şöyle düşünüyorum. Belki de kendi içerisinde tartışılabilir bugün için yeniden ele alınan temizlenip güzelleştirilseydik, tadıdan, tavirat edilseydik. Olabilir miydin diye? Evet. Bundan olabilir mi belki de ama biz bu günden o günü baktığına kalkarken ama da yapabiliyoruz. Ama bir şey var. Eğer din insanlar için geçim aracı olduysa din insanlar için bir basamak olduysa, din insanlar için kendisine bir mevki, bir makam olduysa o dindar dindar çıkmıştır.
Bu sufili değil. O yüzden miyumuzçasına tekkesiz daviresiz bir sûfî değil, hep gönlüm ağzıver. Miyumuzçasına şeysiz, mürşitsiz değil bu. Şeysizlik mürşitsizlik değil bu. Ama ben şeyhim, ben müşirin, diyenin önünde mürit olma idansa ben hiçbir şeyim diyenin yanında hiçbir şey olmayı terseheler. Bu manada tarikatım olmadığı inanıyorum. Muhakkak. Allâh’a giderse hissecevullah vardır, muhakkak vardır. Ve insanlar kendilerine ehl-i tarikat olarak görülür, görülüyordur. Bu onların kendi bir diğer bir şey. Ama benim nazarımda kurum sallaşmış bir tarikat bağlamında. Türkiye’de bir tarikat yok. Var diyene hemen derim ki okulunuz neresi, öğretim yuvanız neresi. Var diyene derim ki varsa böyle bir yeriniz bende gideyim alayım, mührüt olayım derim.
Bana sakın cami altlarındaki ucube mekanlığı veya ta milletin parasıyla toplamın milletin parasıyla olmuş camileri göstermeyin. Abdülkadir Geylânî. Hazretleri tekkesini annesi kendi malumdan mümkünle yaptırdı, oğluna yediği olay. Bana öyle bir teklif gösterin. O Şeyh. Efendi kendi parasından o teklif yaptırmış olsun. Bursa’da. Cüneyt’i dedene mühvveve annesi gibi. Karabaş ile benim teklisi gibi. Bana öyle bir şeyh gösterin, Şeyh’e bir lahdemeden şeyhliğine devam. Bana bir tarikat şehri gösterin, mesleği şehri korusun. Bana bir din adamı gösterin, mesleği din adamı olmasın. Yûnus sayısına felsefere. Ben o din adamının önünde ve ondan din öğrenmeye hazırım. Ama onun mesleği din adamlık olacak. imanlığı müftüdür, ilayette profesörde, dört serkte öğretim üyesi bir değil.
9. Bölüm
Veyahut da dervişlerden para koplamış bir şehir efendim istemiyorum. Masrafların bedari işlerin karşısında da bir üç tat bir vediğimi işe istemiyor böyle bir şeym zaten. O manada bir. Türk kendi tarikat yok diye. Türkiye’de kendi kendisinin tarikat zannedenler var. Ders kağıdını yüzden eysatıyor. Şimdi ikinci üç yüzden olmuştur. Vayalı çünkü yüzde de nefes süre de bu da zammı olmuştur ders kağıdına gibi. Ve hatta bu işleri girmesi için bu tek kelime girmesi için herkesin elini cebine gitsin. Geleyin. Bakın buna karşı müslümanların ne cebine dokunacağı ne uykusuna ne rahatına ne yönen? Birinin müslümanı. Çok yiyecek, çok uyuyacak, çok uyuyacak. Dünün müslümanı az yiyecek, az uyuyacak, az konuşacaktır.
Günün müslümanı çok yiyecek, çok uyuyacak, çok uyuyacak. Ve müslümanların uykusuna, konuşmasına, fahatına dokunursanız, sesi tuhafaya geldi diyor. Şu an müslümanların kılı kıyafetlerine dolduraklarına, dolaplarına, evdeki eşyalarına, üzerindeki büyük safahatlerine dokunmazsa, seni dinliyorlar. Ama ötemi seni dinlemiyorlar. Bunlara az yiğin derseniz bakıyor siz öyle. Az uyuyun derseniz bakıyor siz öyle. Bu tabuk uç mu yoktu o dışında. Veya az konuşun derseniz bakıyor öyle. Veya israf etmeyin, çok alışveriş etmeyin, alışveriş manyağılmayın. Kırılık halklarının peşinden koşturuyorsunuz. Yapmayın dediğinizde. Onların yaşam felsefesine aykır geliyor. Aslında hepimiz o kapitalist sistemin altında ne imanımızı, ne dinimizi, ne ibadetimizi, ne de gelenimizi, göreviğimizi koruyabildik.
Dağıldık. Benim ilk okul çağlarımla ortaklılıkları sevdikler. Sûfî anlayışı hor hâkim görünen bir yokmacı bir hırkacı bunlar diye. Ben ilk. Sûfî’likle tanıştığımda da ben de derdim ki biz bir yokmacı bir hırkacı değiliz. Ne canik biçim o zamanla asıl bir yokmacı bir hırkacı olmamız gerekiyor. Bir yokmacı bir hırkacılıklarımızı çıkaran kapitalist sistemiz. Bir yokma bir hırkacamızı çağırırken her şeyimizi alışverir. Ve şimdi rumans pazarlan olunca büyük alışveriş merkezlerinde kuyrukta herkes. Aldı, yiyecekleri, içecekleri, yiyecekleri, tüketin maddelerini ödemek için. Bir daha malını yapıyor taşıyor ona evine kadar. Ve onlar bize büyük çarşılar açıyorlar. Yürüyen, Erdemen mi? Bizim paramızlar.
Size sundukları her şey bizim paramızlar. Ve olsunuyormuş gibi size gösteriyor. Yûnus der ki bu dünyasının gözünü boyarda. Yûnus, ne doğru söylemiş? Dünyanın gözünüzü boyamış bizim. Biz doğru bir yanlışı seçimden uzak duruyoruz şimdi. Hiç o alışveriş merkezlerinin iskin bir adam görüyor musunuz? Görmüyorsunuz hiç. Hiç kredi kartından savaş edeceğim bir kimse görüyor musunuz? Hiç banka hesapların benim olmasın diye görüyor musunuz? Benim bu ayağımdaki ayakkabıyım görüyorlar. Yanındaki çalışan arkadaşlar bile diyecek mi birisi? Buyur dedim ben ayakkabınızı değiştirmeye düşünmüyor musunuz? Ben de baktım bir şey mi var? Ne var kızınlığını dedim ben. Hamustra o bey dedi ya. iki yıldan beri bunu görüyorum ayağınızı tadık dedi.
10. Bölüm
Böyle baktım davranma iki yıl giyerim dedim. Anlayışı görüyor musunuz? Bu kız 12 saat ayaktadır ve 1 milyonlara maaş almak için. Ve bakıyorum kızlar çok nüfus giyiniyorsunuz. Kazandığınız parayı kıyafete yetiriyorsunuz. Yapmayın derime. Ben öyle bakıyorum. Evet. Biz çok şeyimizi yitirdik. Ama yeniden. Yûnus’u tanıyarak da. Hazreti. Mevlânâ’yı tanıyarak da o aşk ellerini tanıyarak da yeniden o sevgiyle, o muhabbetle, o paylaşılma, o hoşlarıyla o israftan kaçınanlık da tüketimden uzak durarak da kendimizi yeniden bulacağız. O yüzden beri bu arada dilime, pelsenek ettim bir şey var. Biz kültür imparatorluğunu kurmak zorundayız. Bu kültür imparatorluğunu kurarken dünya üzerinde bizim elimizde sevgiden başka hiçbir şeyimiz yok.
Bizim elimizde hoşluğumdan başka hiçbir şeyimiz yok. Bizim elimizde. Benim tanış olanımdan başka bir şeyimiz yok. Biz bu yüz aslında. Biz. Balkanlara da giderken, Doğuya da giderken bir bu manada. Güney de giderken, Kuzey de giderken o bir elimizde sevgi, bir elimizde hoş göreyim. Yeniden onlara sahip olup biz yeniden yol göreceğiz. Diyerekler gecenizin hayır olmasını, sohbetinizin hayır olmasını, semanın hayır olmasını biliyorum. Benim camdan mühmediğiniz için hepimize de teşekkür ediyorum. Geceniz hayır olsun. Selamlar. Altyazı. M.K. Altyazı. M.K. Engella, engella. Engella. İlla, Muhammedur. Resûlullâh ve. Surya tasledi. Allâh’u. Ne yapacak falan, mümkünetli bir ağır müzik. Programınız siz de sevdik, ne yapacağız.
Bunların sizin kusura kadar bir sorumlu programınız üzere. Hayır, derviş al. bir şey bu adam benimle var, elbette geçirirken. Bizler, avustluğum öyle değil mi? Bu yıldız bir tanem. Sahte dördü, bir dördü, akan suyuna sahte değil, bize dördü. Almadan verdiği bile mi? Öğrenemem. Bize de bilen keyifiniz sisteminde, almadan verirsem aptal olsun. Zamanın ahna olsun. Biz sevgi, bir eksiklik olarak, bir zayıflık olarak çekiliriz. Anladım. Maddesembeyi yiğitimle yurdum, bugünlere tedap geldi. Bağınayla tanışamamış. Yûnus. Emre’yi okuduk, sattımlardan. Yûnus. Emre’yi. kelimelerden ibaret sanıyorum. Bizleri bu mana alemine bizleri hissetmeyen, aldıramayan, gözlerimin yaşarmasına, sevmemin baştan gücüne, sevilmeye doğru bir yolculuğa çıkarken müstahabımıza teşekkür ediyorum.
Hiçbir karşılık, hiçbir menfaat etmemenin buralara kadar bizi gelişti, bizi geceler müstahabımıza, hatta geri bulma üniversitesinde kırk sekiz aydır bu buraların devam eden bütün ekibet, bütün kardeşlerime ve burada beni yalnız bırakmayan sizlere tekrar tekrar teşekkür ediyorum ve bizleri bu gönül imadalarımız, bizleri müstahalı olan sayın. Mustafa’ız var, çiçeğini takip etmeksiz yok. Sizlerin adına takip ediyorum, teşekkür ediyorum. Bir tanem kesimliği bir tarafını almış, getirmiş. Yahya efendiliğe hoşluğu üstüne. Demiş ki efendim baktık, zevbenin bir tek mübarek vermiş. Sizin bu kitleti hangi çiçeğini uzattıysam, bir şekilde. Allâh’a zikrediyordu. Bu kitleti yapamadık demiş. Ertesi efendiliği, ism-ı ordan vermiş.
Bilal, şimdi hiç merkezini bulurlarmış. Ertesi efendiliği, ismi doğrudan vermiş. İnşallah sizin anınıza, bunlar kardeşinin hizmetleri için çiçeği var. Bir daha fazla görüyorum. Burada bütün kardeşler bunlarla da hizmet fazla görüyorlar. Bizlerse hemen ilerledikler, gençler yok. Bir de. Allâh’a razı olsun. Hepinizin kesesi mübarek olsun. Allâh razı olsun.
Kaynakça
Üniversite Sohbetleri — Mustafa Özbağ Efendi’nin konferansından derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Aşk, Şükür, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı