1. Bölüm
Din olarak referansımız. Kur’ân ve. Sünnet, sadece. Kur’ân diyenlerden değiliz ve onlara karşıyız. Onlarla mücadele ediyoruz. Fikri planla, Kur’ân ve. Sünnet dairesinde. Sufili. Kur’ân ve. Sünnet dairesinde algılamayanlarla mücadele ediyoruz. Fikri planla mücadelemiz. Elimize silah almak yok, o devreleri geçirdik, bitirdik. İstediğinizi sorabilirsiniz, istediğiniz noktaya eleştirebilirsiniz. Eleştirecek olduğunuz şeyler. Kur’ân ve. Sünnet’e uygun olacak. Ağzımızdan dilimizden, gözümüzden, kulağımızdan. Kur’ân ve. Sünnet aykırı bir şey çıkarsa hemen diyeceksiniz ki burada yanlışlık yaptınız, burada eksiğiniz var. Biz de kendimizi hizaya çekeceğiz, düzatacağız. Kapandı mı telefonlar? Harikasınız, kendinizi alkışlayabilirsiniz.
Gerçekten, telefonu kapatmak daha büyük bir nefis mücadelesidir. Telefonu kapatmayanlar nefis mücadelesinden yenik çıkanlar. Evet, o dağınızı ya yanınızdaki arkadaşınıza verin, odak olarak. Ya konuşmacıya verin, ya gittiğiniz yola verin, okuduğunuz kitaba verin. Kendinizi bir şeye kilitleyin. Bu neyle iştigal ediyorsanız ona kilitleyin. Benim yanımda birisi telefonuna baksa, bu eşim olsa canım sıkılır, çocuğum olsa canım sıkılır. Ben onların yanında telefonuma bakmam. Bakmam, hakaret kabul ederim. bu mesajdır, yok feste dolaş, yok internette dolaş bakmam. Birisi aramış, ben konumu mitibariyle cevap vereceğim mümkünse. Öbür türlü bakmam. Birbirlerinizle adabınız edebiniz olsun. Ben görüyorum, iki kız arkadaş oturmuş, herkes telefonunda.
İki sevgili oturmuş, hesapta sevgililer bunlar. Ne kadar çok birbirlerini seviyorlar, ikisi de ayrılırlar da telefonundalar. Bir de soruyorum böyle, fitursuzluğumda var ya, sevgili misiniz diyorum ben. Evet diyor kız, adama diyorum ki bırak bunu. Neden diyor, sana bakacağına, telefona bakıyor bu diyorum. Bir kimse sevdiğinden gözünü nasıl kırpabilir bir anda? Kim söylemiş? Rabiyatul. Adavi’ye. Ey sevgili, yanındayken bile hasretim sana. Yanındayken bile hasretim sana. Bunu düşündüğünüz zaman sevmeyi bir yere oturtamıyorsunuz o zaman. Ya bir kimse nasıl bu sevgiye ulaşır öyle değil mi? Yanındayken bile hasretim sana. Bir kimse konuşurken dahi hasret olur mu? Sevmek bu. Bir kimse yanındakına hasret kalır mı?
Sevmek bu. Ve bizimkinlerin yanındaki. Facebook’da. İnternette dolaşıyor o da yanında. Telefon, ana, öge, sevgilisi yardımcı öge. Veya erkek arkadaşı veya kız arkadaşı. Veya o da eşi. Ne dersiniz deyin. Allâh bizi affetsin inşallah. Karışmak değil işiniz ama. Biraz da karışayım canım o kadar da hakkım olsun. Hakkınızı helal edin diyeceğim. Hiç ses çıkmadı ya. Kimse helal etmedim ya. Evet bugün konuşmayla alakalı bizim. Cemil kardeş bir mesaj gönderdi bana. Şems ve. Mevlânâ diye kendi kendime. Mesajda baktım, böyle bir konumu var dedim, Şens ve. Mevlânâ diye dedim. Dedim onun da canı böyle bir şey istemiş dedim. Nerede kendisi? Dışarıda. Konuyu belirledi gitti. Ha içeride. Hem içeride hem dışarıda.
2. Bölüm
Nerede orada mı. Cemil? Çağırmaya gitti la. Mesaj göndermiş bana bugünle alakalı programı. saat bir buçukta bayanlara izmitti. altı buçukla kaç sekiz buçuk arası üniversitede. Konu. Şems ve. Mevlânâ. İzmirt’teki konuyu da. Çanakkale şehitler olarak ayarlıymış. Kendi kendime baktım. Şems ve. Mevlânâ. Dedim. Şems’ten girsem. Mevlânâ’dan çıkamayacağım. Orada kalacağız dedim. Mevlânâ’dan girsek dedim. Şems’e ulaşamayacağız. Ama ben böyle bir kaba taslak giriş yapayım. Yine de onu kırmış üzmüş olmayayım. Hz. Şems tipik bir yesevi mürşididir. Irçılık değil. Türk. Türk kendisi. Malum. Türklerin tasavvuf anlayışının temeli. Ahmet. Yesevi’ye aktarız. Ahmet. Yesevi kopuzuyla, kopuzuyla şiir söyleyerekten, hikaye anlataraktan.
Türk illerini dolaşaraktan onları. Sûfî mantelettesinde bir. İslâm’ı aşılar. Türklerin. İslâm ile tanışıkları bir. Ehli beyttendir. Ehli beytin. İslâm anlayışı zaten sufiliktir. Ve bunun üzerine. Türkler sûfî standanda bir. İslâm ile tanışırlar. Tabi bundan sonra da malum. Türkler bu noktada. İslâm olunca hızla kendilerine dine verirler. Daha önceki inanışlarına ters bir inanışın içinde değillerdir. Türkler hiç pagan olmamışlardır, putpareste olmamışlardır. Türkler hiçbir zaman çok tanrılı bir dinleri olmamıştır. İşte. Yunan helaneslik çağdaki gibi güzellik tanrıçası, yok bereket tanrısı, yok at tanrısı, ot tanrısı yoktur. Türklerde. Türklerde bir tek tanrı vardır o da göktedir. Adı da. Tengri’dir.
Türkler böyle. Müslüman olular ırk olarak ve ardından da kendi içlerinden sûfî noktada muhteşem sûfîler yetiştirirler, muhteşemdir bu sûfîler kendi zamanlarına damga vurmuştur. Sufiler aynı zamanda kelamdan, aynı zamanda hadisten, aynı zamanda tefsirden ilim sahibidirler. Mesela. Ahmet. Yesevi aynı zamanda bir hadisçidir, aynı zamanda akayt, kelamcıdır. Aynı zamanda. Ahmet. Yesevi iyi. Kur’ân bilgisi vardır. Arapça eserler verir, bu kadar. Arapçaya hâkim bir kimsedir. Bunların yetiştirdikleri, Halifeler, Ahmet. Yesevi’nin yetiştirdiği çok. Halifesi vardır. Bunlar bütün. Türk dünyasına, bütün. Anadolu’ya, bütün. İslâm dünyasına yayılmaya başlarlar. Türkler zaten bir yerde konup, bir yerde hayat yaşayan bir insanlar değiller.
Canları sıkılıyor. Çadırı yık yürü. Böyle bir hayatları var. Zaten. Türkler oldu mu olası, böyle yerleşik hayattan sıkıntıya afakanlara basılmış, sıkıntıya gelmiş bir hayatları var. Sıkılıyorlar. Öyle durdukları yerde dururlarsa birbirleriyle savaşıyorlar, birbirleriyle dedişiyorlar. Devamlı. Türklerin karşısına bir düşman lazım. Uzun müddet. Çinliler bizden ne çektiler? Canımız sıkılınca. Çin’e gittik biz. Savaştık, dövüştük, kırıştık, kızıştık. Oralardan birkaç tane hatun aldık, geldik, böyleydik. En sonunda dayanamadılar, kocamın bir. Çin sisiyeti yaptılar, gene önlerini alamadılar. Türkler hakkın bir millet. Durduğu yerde duran bir yer değil, bir ailede bir problem yoksa birbirleriyle problem çıkarılar.
3. Bölüm
Böyleyiz biz. Bundan rahatsızlık duymayın. Karakteristik yapımız bu. Evde hanımın canı sıkılırsa adamla kavga eder. Adamın canı sıkılırsa kavga edecek kimse bulamazsa hanımıyla eder. Düşman yok ya karşıda şimdi bir ülke olsa o tarafa doğru gideceğiz. Olmadı biz en çok sevdiğim. biz de demiz kimsenin gözünün başını şişirir otururuz kenara ondan sonra da bakarız ya bu hale nereden geldik biz ya deriz bu karakteristik bir özellik. Türkler böylece akmaya başlarlar o illerden. Anadolu’ya doğru gelirler bin yetmiş bir malum ve bununla beraber de ne olur. Türklerin. Sûfî anlayışı da gelmeye başlar. Hazreti. Mevlânâ. Celal-i. Ruma. Hazretleri babasıyla beraber. Behl’ten gelir. Mekke. Medine. Şambada dolaşarak da.
Konya’ya yerleşir babası vefat eder babası vefat ettikten sonra babasının halifesine intisap eder o da vefat eder o da vefat ettikten sonra. Hazreti. Mevlânâ’ya derler ki işte. Kürsü’ye otur burada derse devam et. Hazreti. Mevlânâ tipik bir mürşiddir, üstatdır ama ve lakin henüz daha. Hazreti. Şems’e tanışmamıştır. Hazreti. Şems’e tanışmadığından babasının klasik çizgisinde gitmektedir babasının klasik çizgisi o güne kadar mevcut olan skolastik din ve tarikat anlayışıdır biraz eleştirel bakıyorum ben bu noktaya o yüzden de beni eleştirirler. Hazreti. Şems. Hazreti. Şems de kendisi. Tebriz’de doğduğu söylenir. Tebriz’i lakabı o yüzdendir. Tebriz’de de böyle anlı şanlı mürşidlerden değil bir bazı kayıtlarda kalendiridir bazı kayıtlarda kadiridir kendisi ama.
Hazreti. Şems tipik bir sûfî’dir berili bir tarikat anlayışında oturmuş skolastik bir tarikat anlayışı yoktur. Hazreti. Şems de rivayet edilir. Hazreti. Şems çok yalvarır ya. Rabbi bana bir öyle bir kimse bana nasip et ben o kimse bu ilmi aktarayım onu anlatayım onu bu noktada irşad edeyim diye yalvarır yalvarınca. Hazreti. Mevlânâ’yı rüyasında görür. Hazreti. Mevlânâ’yı rüyasında gördükten sonra onu aramak için yola koyulur. Şama gelir. Şam’da bir rivayet zamanın kutbuyla konuşur, görüşür zamanın kutbuyla görüştükten sonra o da der ki vazife seni bekliyor vazifenin yapılacağı yer. Konya git der. Konya’da. Hazreti. Mevlânâ’yı bul ve ona aşk yolunu anlat. çünkü. Hazreti piyirin yani. Şems’e ne tebrizinin yolu bu manada skolastik bir tarikat anlayışı ve yolu değildir.
Hazreti piyir gelir. Konya’ya sorar nereden gelir nereden geçer diye onlara da derler ki ona bu yoldan geçer nerede kendisi şu anda merham bağlarında yazgönü talebeleriyle sohbet ediyor serinlikte öğlenden sonra akşamüstü geceye doğru gün kararmazdan önce bu yoldan geçer der bekler. Hazreti. Mevlânâ bineğin üzerinde talebeler arkasında. Konya’ya ee giriş yaparlar o da bekler en sonunda önünden geçerken der ki sorun var. yanındaki halifeler talebeler derler ki yolda soru sorulmaz soru medresede sorulur onunla görüştürmek istemezler ama o atın tabiri caizse çilbirinden tuttuğu anda at arkasından gelene bir tekme vurur yanından gelene bir kafa atar. Hazreti. Mevlânâ bakar ki at kendi emrinde değil önünde duran o zatın emrinde ve at o zatı koruyor kendince düşünür bunda bir hikmet var der bırakın der etrafındakınları bırakırlar o meşhur soruyu sorar der ki hazreti resûlullâh salallahu ve sellem hazretleri hakkıyla sana kulluk edemedim ya mağbud derken onun ümmetinden beyazlısı de beslami var mı benden şanı daha yüce. bugün kahar da benim cebbar da benim diyor der der ki hazreti mevlana ee hacübey özür dilerim beyazlısı de beslami mi yüce yoksa.
4. Bölüm
Muhammed. Mustafa ama yüce diye soruyu sorar sorunca. Hz. Mevlânâ. Celati. Rumazetleri soruya bakar adama bakar normaldeyi attan iner bineğinden iner der ki gelir yanına der ki. Bey. Hazreti. Bestami. Hz. Peygamber. sallallâhu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin ümmetiydi o bir kadeh içti var mı bana yan bakan dedi ama. Hz. Peygamber. sallallâhu aleyhi ve sellem. Hazretleri derya gibiydi içtikçe içti yok mu daha dedi diyince. Hz. Şems aradığını bulduğunu anlayınca. Allâh dedi bayıldı bayılınca aldılar talebeler. Hz. Şems’i kucakladılar götürdüler dergaha dergaha yatırdılar ayılsın diye beklediler bir rivayete sabaha karşı ayıldı bir rivayete dergaha gitti dergâh da ayıldı ayıldıktan sonra. Hz. Mevlânâ.
Celati. Rumazetleri ile sohbetler başladı. Hz. Şems. Hz. Mevlânâ’ya nefis meratipleri ile alakalı bir öğretide bulunmadı ama. Allâh. Alem. Hz. Şems. Hz. Mevlânâ’ya ruhun sülukunu öğretti kalbin meratiplerini kalbin sülukunu öğretti bir nefisle mücadele vardır bu nefisle mücadele tarikatların işidir emmare levvama mülhüme mutlayna radiye mardiye safiye noktasında nefsi terbiye ederekten bu nefsin makamları ve dereceleridir bir de kalp vardır kalp ayağı vardır kalbin süluku vardır buna biz yakinlik noktasından bakarsak ilmel yakin, ayner yakin, hakkel yakin noktası diyebiliriz ve hatta bunu bütün günlüğünü, bütünlüğünü alacak olursak yesevinin bu noktada öğretisinden şeriat tarikat, hakikat marifet olarak nitelendirebiliriz işte.
Hz. Şems. Hz. Mevlânâ’ya bu noktada hakkel yakinliğin tecelliyatını kalbi seyri sülukun tecelliyatını öğretti diyebiliriz tabi. Hz. Şems’in bu noktada durduğu yer sıkılastik tarikat anlayışında değildir o zamana kadar meşhur olan kaderi tarikatı vardır meşhur olan ruhay tarikatı vardır o bölgede meşhur olan nakşibendi tarikatı vardır o bölgede daha henüz normalde bu noktada diğer tarikatlar gelişmemiştir. Hz. Şems’in daha doğrusu eski sufilerin durdukları nokta bugünkü anlamda sıkılastik tarikat anlayışında değillerdi o yüzden onların da sıkılastik olarak bir tarikat anlayışları yoktu. Hz. Mevlânâ kendisi her ne kadar hali değil koldan kaderi nakşi de olsa sonradan. Mevlânâ’nın zaten kaderi nakşi noktası da kalmamıştır böyle bir giriş yaptıktan sonra sorularınızı yazıp göndermişsiniz buradan biz devam edebiliriz istediğiniz soruları da sorabilirsiniz geçen sefer geç kaldık bu sefer geç kalmayacağız saat kaç sekiz buçukta mı bitireceğiz dedik nerede.
Cemil gene ya sekiz buçukta mı. Cemil bitireceğiz. Allâh razı olsun ya ne kadar cömersin rüyada yılan neye yorumlanır biz de bu tip sorulara cevap vermekte güçleniyoruz biz ben kendimi wikipedia gibi göreceğim böyle giderse şimdi rüyaların kendi içlerinde hem görenle hem yoranla arasında farklılık vardır şimdi ben burada yılanın rüyada yorumlama açısından bir girersem burada sabaha ederim bir tek yılanda hepiniz yılanı kötü olarak görürsünüz bütün rüya yorumcuları veya siz gitseniz baksanız var ya internette dolaşıyormuş böyle rüya yorum kitapları filan baktığınızda yılanın hep şimdi olumsuz görürsünüz değil. Rüyada yılan neye yorumlanır? Yılanın rengi, önce yılanın rengi lazım bana. Çünkü siyah yılanın yorumu ayrı, yeşilinki ayrı, beyazınka ayrı, sarısı ayrı, pembesi ayrı, kırmızısı ayrı, yılan dediğinizde yılanın görüntüsü ayrı, gören kimsenin konumu da ayrı.
5. Bölüm
Bunu ancak manevi olarak rüya yora bilme yetisine sahibi olan bir kimse anlayabilir. Bu rüya işi kitapla olacak bir şey değil. Yûnus. Aleyhisselâm, Yusuf. Aleyhisselâm rüyayı gördü, Yakup. Aleyhisselâm’a geldi dedi ki ey babacığım, rüya gördüm. Rüyamda 12 tane yıldız, ay ve güneş bana secde ediyordu. Hazreti. Yakup dedik ona evladım bu rüyanı sakın kardeşlerine anlatma çünkü şeytan apacık insan oğlunun düşmanıdır. Bunu kim yordu sonradan? Yine. İslâm uleması yordu. Dediler ki 12 yıldız, 12 kardeşe işaret, ay halaya işaret, güneş ise. Yakup’a işaret, Kur’ân’da bunun yorumu yok. Çünkü rüya bu her ne kadar gören kimseye bağlarsa da misal alemiyle alakalı. Bu tasofi bir derinlik, misal alemi dediğimiz şey ruhlar aleminden veya o da levi mahfuzdan suretsiz zuhur eden olayların veya şahısların veya bireylerin misal aleminde farklı ritüellerle, farklı görüntülerle, farklı noktalarla tecelli etmesi. misal aleminde rüyada yıldız, şehadet aleminde kardeşe işaret.
Misal aleminde o günkü rüyada ay, şehadet aleminde dünyada halaya işaret. Çünkü. Yusuf aleyhisselâm halasının yanındaydı, halası bakıyordu onu. Bakın misal aleminde görünen güneş, şehadet aleminde dünyada. Yakup’a peygambere işaret. Şimdi bu kardeş rüyada yılan neye yorumlanır dediğinde gelinsiz çıkınışın içinden. Bunu normalde ben şimdi desem ki nefse yorumlanır, iyi kardeş o kimse beyaz yılan gördü. Sarı gördü, yeşil yılan gördü. Şimdi okudular telefonlarınızı açmayın da akşama eve gittiniz de yazın. Rüya yorumu, yılan yazın, yılanla alakalı size bir sürü bilgi gelecek. Benim söylediğimi ilginç kimse hiçbirisi de yazmayacak, aklına getirmeyecek. Neden? Çünkü buna ehliyetleri yok. Bu kadar.
Kişinin rüyada sema etmesi ne demektir? Bu hayra işaret. Allâh yesin inşallah. Sema etmek, sema bu manada. Allâh’ı zikir dairesidir. İnşallah o kardeşte zikrede. Kur’ân-ı. Kerim’de kafirlerle dost olmanız ile ilgili bir âyet var. Peki ateist olan arkadaşlarımızla ilişkilerimiz nasıl olmalı? Kafirlerle dost olmama devletle alakalıdır. Sistemle alakalıdır. Siz bir. İslâm devleti kurarsanız bir kafirle dostluk kuramazsınız. Antlaşma yapabilirsiniz. Dost olamazsınız. Dost ne demek? Dost yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmeyen. Senin benim elim, senin cebinde, senin elim benim cebimde. Yarin, dudağı, hariç her şey ortak. Dost bu. Böyle bir dostunuz olduğuna inanmıyorum. Dost bir bir. herinin haliyle hallenen insanlar, haliyle hallenmek, kişi.
Hazreti. Peygamberle dost oluyorsa salıllâhu ve sellemle onun haliyle hallencek, dost bu, kişi. Allâh’la dostluk kuruyorsa onun haliyle hallencek. E o soyut kavram, Hazreti. Allâh onu somuta döndürdü. Ne dedi? Allâh’ı zikredenler için. Hazreti. Peygamberle salıllâhu ve sellem de güzel örnekler vardır. O zaman onun haliyle hallenmek demek, Hazreti. Peygamber salıllâhu ve sellem. Hazretlerinin haliyle hallenmek demek. Çünkü sünnetin üç veçesi var. Bir kal, şöyle dedi, bu güzel. İkisi ne? O sünneti işlemek. Ne dedi? Namazdan önce dört tekaz sünnet kıldık. Ooo bu da güzel. Onun bir de hali var. O haliyle hallenmek. Sünnetin üç bölümü. Bunun gibi dostlukta da böyle bir girintili çıkıntılığı, böyle birbirine yakınlık bir dost bu kafirli olması mümkün değil.
6. Bölüm
Devlet olarak. Öbür türlü ateş bir arkadaşımız. İslâm insanları ikiye ayırır. Bir. Müslüman olanlar. Bunlar tebliği kabul edip. Müslüman olanlar. İki tebliği edilmesi gereken insanlar. Biz ona sûfîler olarak şöyle ederiz. Bir, birinci grup insan bizim kardeşlerimiz. İkinci grup insan inanmayanlar. Kardeş adayımız bizim. Kardeş adayı onu dövemezsiniz, sövemezsiniz, hakaret edemezsiniz. Onunla tatlı tatlı oturup konuşup ona ne yapacaksınız tebliğ edeceksiniz. Tebliğ edeceksiniz. Kızmak yok, hakaret etmek yok. Tebliğe ihtiyacı var onun. O ateist olmakta da haklı ha. Empati yapın. Bir dinleyin bakın onu. Bir dinleyin onu. O gitmiş bir para öten, pul öten, dinini kendine oyuncak eden, dinini kendine alay konus eden, din darlının arkasına sığınıp, her türlü fitneficiri, her türlü yanlışlı yapan bir kimsenin eline düşmüştür o.
Demiştir ki ya din böyleyse ben din sizin. Karşımızdakiyle empati yapalım. Ne yaşadığını bilmiyoruz ki biz onun. Ne yaşadığını bilmiyoruz. Neyle karşılaştığını bilmiyoruz. Din adına ona ne öğretildiğini bilmiyoruz biz. Sonuçta bu toplum beni dahi taşlıyorsa millet benim küfürüme fetva veriyor. Bakıyorum. Allâh’ım diyorum ya bir tane. Kur’ân-ı. Mezûn’le. Taykır’ı bir şeyimi söyleseler benim muhakkak vardır da onlara denk gelmemiştir. Ama öyle denk geldin de söylese desem ki ya denk gelmiyor. Yuh ağrıka. O yüzden empati yapın. Ateist kardeşlerle de konuşun. Sohbet edin. Onlarla çatışmayın. Kavga etmeyin. Ya onlarla konuşulmaz. Doğru değil. Doğru değil. Konuşacağız. İnşallah köpek bulundan eve melek girmezmiş.
Hemen aklıma geleni bu arkasına yazmış. Ben de diyecektim herkes evinde bir köpek dolaştırsın. Ölümsüzlüğü yakalasın diyecektim. Yazmış. Azrail’le bir melek. Evimizi köpeklerle doldurursak ölümsüz olmaz mıyız demiş. Senden başka uyanık yok. Buradaki herkes embesi sen haklısın. Olur. Melekler değildir hadisin metninde. Hadisin metni şöyledir. Rahmet melekleri girmez. Hadisin metni rahmet melekleridir. Hadisin metni melekler değildir. Meleğin girmediği meleklerin girmediği hiçbir yerde yok. Bu soruyu soran arkadaş da dahil, onun da içine giriyor. O istese de istemese de melekler onun içerisinde cirit atıyor. Çıkar hadi melekler içinden. Bu mümkün değil. Evet, normalde köpek beslenen ev dediğinde bu normalde bu rahmet melekleri girmezler.
Hadîs-i. Şerif. Ben. Hadîs-i. Şerif’lerin üzerinde çok tartışmak istemiyorum. Olduğu gibi kabul ederim. Mesela bir kimsenin korunma maksadıyla, korunma maksadıyla malını, tarlasını, bağını, bahçesini, köpek beslemesinde cevaz vardır. Evinin içerisinde odasında besleyemez kimse. Evinin içinde besleyemez. Bahçesinde besler. Bunda sıkıntı yok. Dükkanı var, güvenlik amacı ile besler. Bunda sıkıntı yok. Evinin içerisinde, evinin içinde, yaşam merkezinde, yaşam. Sıtandartları dairesinde besleyemez köpek. Sokakta gidiyorum, birisinin kucandı köpek. Annem köpek. Durdum, affedersiniz dedim. Dedim, anneniz mi annesimizsiniz? böyle tavırlar vardır ya böyle şimdi taklit etmeyeyim şimdi. Sıtanda pa benzecek burası.
7. Bölüm
Onlar böyle bir bayan konuşmaları vardır ya böyle işte. böyle tuhaf bir şekilde. Dedim, sen dedin, annem diye dedim. Ben demedim. Dedim, lütfen bana söyler misiniz? Annesi misiniz, anneniz mi? İnsana merhamet etmeyen, annesine merhamet etmeyen, komşusuna merhamet etmeyen, sokağındaki fukarasına merhamet etmeyen, köprün altında yaşayanları merhamet etmeyen, çıplağını doyurmayan, çıplığını giydirmeyen, açını doyurmayan, yetiminin başını okşamaktan uzak olan, vicdansız, merhametsiz, dine, insanlığa, saygısız insanlar, bu vicdani rahatsızlıklarını, evinde bir balık bakmakla, kucağında bir köpek hoplatmakla, bir tane kuşa yem vermekle, bu sorumluluğun altından kalkamazlar. Kalkamazlar. Sen o köpeğe bek besleyecek kadar, paranı gitsen bir fukaraya versen, vallahi cennettik olacağım.
O köpeğe harcanacak olan maddi parayı, bugün. Türkiye’deki insanlar, yemin ediyorum, fukara insanlara dağıtsalar, memlekete fukara kalmayacak. Köpeğin donu, köpeğin maması, köpeği dolaştırması, köpeğin patikleri, köpeğin yeliği, ne? Köpeğin iş çamaşırı,. köpek için mama takımı,. bizim insanımız sütsüzlükten, bizim insanımız açlıktan, dengesiz beslenmekten ölürken,. biz köpek beslemeye düşüneceğiz. Ve buna bir de dini kılıf arayacağız. Evet, geçmiş ümmetlerden bir kimse, suyunun başına geldi, hadîs-i şerif. Şimdi bunu da sorarlar bana. Geçmiş ümmetlerden bir kimse suyun başına geldi, ölmek üzere bir köpek vardı. Suyu girdi, kepinini çıkardı, sudan, o sudan kepinini doldurdu, çıkardı, köpeğe içirdi.
Allâh. Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem. Hazretleri diyor ki, Allâh onu cennetlik etti. Mübarek insanlar, susuz kalmış bir köpeği su içirdi diye cennetlik olan bir insan var. Susuz kalmış bir insana sen su verirsen, cennetin kaçıncı katına gireceğini düşünüyor musun? Sen bir susuz insanı su vermeyi düşünmeden,. git, köpeğe su vereceğim de cennetlik olacağım diye uğraş. Hemciyisi demek ki,. ya da enescik,. aklı enescik. Enescik kim? Hazreti. Peygamber, Salulü aleyhi ve sellem. Hazretleri’nin yanına mübarek annesi verip, en. Hazreti. Enes. Efendimiz’i, çocuk yaşta. Ya. Resulallah ben bu noktada akit yaptım, kendimce söz verdim. Bu size hizmet etsin. Onun da bir kuş cazı var. Her gün o kuşu ile ilgileniyor.
Hazreti. Peygamber salallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri o kimsenin gönlünü alıyor. Diyor ki kuş cuk nasıl? O da iyi diyor. Ölünce. Hazreti. Peygamber. Efendimiz taziyeye gidiyor. Enes’e kuşu öldü diye. Evet bu manada enescik olanlar akıl olarak kedi köpek bestesinler. Onunla o yalansınlar ama davanız varsa insanı seviyorsanız, insanınızı seviyorsanız, memleketinizi seviyorsanız, memleketinizin insanına aşıksanız sizin köpek bestseyecek zamanınız, köpek bestseyecek sizin düşünceniz, köpek bestseyecek sizin paranız yoktur. Ben böyle görüyorum. Başka türlü görebilirler insanlar. Müslüman olmayan bir ailede yaşayan kişilerin her birini hayatında. Müslüman olmaya yönetecek bir durum gerçekleşiyor mu?
8. Bölüm
Gerçekleşebilir de gerçekleşmeyebilir de. Normalde ben. İzmir. Bayındırlıyım. İzmir’de çok yaşadım. İzmir’de normalde bir ailede insanlar. İzmir’le olan var mı? İzmir’in içinden neresi nesiniz? Kuşadasından neresinden kuşadasından? Merkez ama kuşadası. İzmir’in içine benzemez. Evet. İzmir’in içerisi daha kozmopolittir. Kuşadası daha böyle herkes kuşadasını uçuk bir yer zanneder. Yerli halkı uçuk değildir oranın. Sonra gelen tatilciler öyledir. Ben de. İzmir. Bayındırlıyım. Biz biraz daha böyle. İzmir’in içini böyle kazaları. İzmir’in içerisini beğenmezler. Biz. İzmir’li değiliz. o kuşadalıyızlar övürkü. Bayındırlıyızlar övürkü ödemiştiyizler. Böyle bir anlayış vardır. Biraz daha böyle. İzmir’den içeri doğru hani.
İzmir’in içi öyle değildir. İçeri doğru girdiğinize biraz daha. Anadolu. Vari bir yaşam söz konusudur. Ama. İzmir’in içerisi kozmopolit bir yerdir. İzmir’in içerisinde bir ailenin içerisinde böyle din konuşulmayabilir. Hiç çok rahat. Öyle bir ailenin içerisinde aile bireylerin içerisinde çok farklı yaşam standartlarına ve inanışlarına uygun bireyler bulmak mümkün. O yüzden kimsede birbirine sen neden namaz kılıyorsun filan demezlerdi bizim gençliğimize. Ama çok non böyle ne bileyim ya anormal pro tipleri görmeniz mümkün. işte kadının birisi bikinilerin üzerine kocaman bir tane yazlık bir şey atıp namaz kılmaya durabilir. Hiç fark edemezsiniz. Veya da adamın ayağında bir tane bermido şort vardır.
Üzerinde bir tane askılı falina vardır. Tam pilaş kıyafeti caminin içerisinde onun namaz kılarken görürsünüz. Bunun normalde. Anadolu’nun başka il ve ilçelerinde görmeniz mümkün değil. Şaşırmayacaksınız karıştırmayacaksınız. Bu tip şeyler olabilir bir ailenin içinde de bunları görmek mümkün. Müslümanlıkla karşılaşmamış bir kişinin cehenneme gitmesi konusunda ne düşünürsünüz. Benim düşünmeme bir şey düşünmeme gerek yok. İslâm onu düşünmüş. Eğer bir kimse normalde. İslâm ile tanışmadıysa hiç dinle hiç tanışmadıysa o kimse. Cenab-ı. Hak onların hepsinde toplayacak. Çocuk yaşta ölenler, akli dengesi bozuk olarak ölenler. Onların hepsi de sorgudan sualde muhaf. Din hiç ulaşmamış insanlar. Sorgudan sualde muhaf.
Bunların hepsi de cennetin birinci katına. Cennetin birinci katında. İbrahim aleyhisselâm onları hepsinde din anlatacak. Onlar o din anlatılan dinden idraklerine göre cennetin diğer katmanlarına tekrar dağıtıracaklar. Bir restoranta çalışıyorum. İşlerin mükemmel olmasını istiyorum. Yanlış durumları onaylamadığımdan bilmişlik de suçlanıyorum. Ne yapmam gerekir? Normalde doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar derler. Ben inanmam sen doğru söyleyine. Bilgişlik yapmak ayrı bir şeydir. Doğruyu anlatmak ayrı bir şeydir. Biz doğruyu iyi, iyi, güzeli nerede bulunursak bulunalım. Biz anlatmaya gayret edeceğiz. Anne yaşlandığında ona evli olan kız evlat mı yoksa evli olan erkek evlat mı bakmakla yükümlüdür.
9. Bölüm
Normalde anne baba ister yaşlansın, ister yaşlanmasın onların bakımı erkek evlatlara farzdır. Evlenmiş olan kadın evlatların bakmaları farz değildir. Vâcipte değildir. Ancak onlar beyleri müsaade ederse bakabilirler. O yüzden anne babaya erkek evladın bakması ölünceye kadar farzdır. Erkek evlatlar güçlerinin yettiğince anne babalarına bakmakla mükelleftirler. Söylediğim şey. Hanefi’ye göre. O yüzden anne babanın çocuklara erkek çocuklar bakmakla mükelleftir. Gelinler değil. Burayı ayırt edelim. Erkek çocuklar bakmakla mükellef erkeğin hanımı değil. Ya nasıl bakacak? Erkek nasıl bakması gerekiyorsa bakacak gelin bakmayacak. Anadolu’da ters bir uygulama var. Bizim toplumumuzda ters bir uygulama var.
Bu din olarak dayatılıyor. Din değil bu. Dinin hükmü değil. Bizde gelenek şu. gelin bakıyor kayınvalidesine kayınpederine. Bu bir gelenek. Bu dinin hükmü değil. Ayırt edelim. Bir kadının dinin hükümleri dairesinde kocasından hayat hakkı tanıma, hayatı yaşamayı isteme hakkı var. Erkeklerin eşlerinden istedikleri. Kur’ân ve. Sünnet içerisinde kalacak. Kadınların da kocalarından isteyecekleri. Kur’ân ve. Sünnet dairesinde kalacak. Bu noktada erkeğe farz erkeğin hanımına değil. Tabi bu kadın hakları savunucuların işine gelir ama binden diye kabul etmezler yine. Hocam artık biz de huca olduk. Hoş geldiniz. Huca olduysanız sıkıntıyı bekleyin. Evet, Allâh’ı sevmenin bedava olmadığını göreceksiniz. Allâh’ı sevmek bedava değildir.
Allâh’ı zikretmek ayeti kerimeyle en büyük iştir. Siz o en büyük işi yaparken şeytan ve avanesi sizi rahat bırakmaz. Rahat bırakmaz. Sakın. Sûfî olacağım her şeyim rahat edecek diye düşünme. Sûfî olmak, Allâh’ı zikretmek imtihanlara açık alan olmaktır. Böyle yol anlatırlar bazen. sen gel bir dergâgir her şeyin düzenine gidecek. Ben arkadan bağırıyorum yalan. Neden? Hiçbir dergâha gerçek bir dergâha giren bir kimsenin işler düzgün gitmez. Düzgün gidiyorsa sıkıntı vardır orada. Neden? Şeytan apaçık düşmandır. Allâh sizi anne babalarınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla, canlarınızla, mallarınızla imtihan eder. Ha. Sûfî olacaksın. Ha gönlün rahat olacak her şey rahat olacak. Bir üfleceğin her şey düzelecek.
Yok öyle bir hayat. Birisi geldi dedi ki ya. Resulallah salullahu aleyhi ve sellem ben. Allâh’ı çok seviyorum. Dedi ki belağlara ve müsibetlere karşı hazır ol. Birisi geldi dedi ki ya. Resulallah salullahu aleyhi ve sellem ben seni çok seviyorum. Hastalıklara ve geçim sıkıntısına karşı hazırlıklı ol. Kimse kimseye aldatmasın yol bu. İkinci defa sizi görmekten dolayı mutluyum. Sonradan demeyesin seni gördüğüm gün elanet olsun diye. Gülmeyin. İnsanın başına öyle bir gelir ki sanak sanak. Sanak sanak gelir. Allâh’ı sevmek bir iddadır. Müslüman olmayı demiyorum. Allâh’ı sevmek bir iddadır. Sûfîlik iddia sahibidir. Sûfî. İddia sahibi diyor ki. Allâh’ım bundan sonra ben seni sevme yoluna girdim. Ben bugüne kadar kıl beşi bir bitir işidiyorum.
10. Bölüm
Ben bugüne kadar. Müslüman mısın. Müslümanım ya tamam işte. Müslümanız. Ama bundan sonra ben bir iddia sahibiyim. Ya ben seni sevme yolundayım. Ben seni sevceğim. Bu iddadır. Öyle olunca şeytan bir toparlanır böyle. Bir imtambiyana bir iş daha çıktı. Neden? Ya daha önce. Ne iyiydiyim ya? Harika idi seninle yaşamamız. Sen kafana göre takılıyordun. Müslümanım diyordun. Ben de seni elimde istediğin gibi oynatıyordum. Haa ne kadar güzeldi ya. Eee sen anlaşmayı bozdun. Ne oldu? E sen şimdi. Allâh’ı sevicem dedin. Onun önünden iki tane adımı var. Ne birincisi ne? Farzları yerine getirmek. Koğul farzları yerine getirmekle. Allâh’a en sevimliği ve sevgili işi yapar. Bakın. Allâh’ı sevmek bir iddadır.
Artık herkes. Allâh’ı seviyor. Bu tabi’yi sen bir çıt üstte çıkıyorsun. Diyorsun ki ben herkesin sevdiği bu tabi’yi sevgiden kurtulup sıçırayıp, ruhani bir sevgiye ulaşmak istiyorum. E bunun için seni memnun etmeliyim. Seni razı etmeliyim. Sen de benden memnun olmalısın. Ben de senden memnun olmalıyım. Bunun için sana nedir sevgili, sevgili gelen? Ey sevgili. Sana sevgili gelen bana da sevgili gelecek. Senin seviyorum dediğini ben de sevicem. Senin sevmiyorum dediğini vallahi sevmeyeceğim. Senin aşık olduğuna ben de aşık olacağım. Hiç aklımı kullanmayacağım. Bunun nesine aşık olduğunu demeyeceğim. Ben senin aşık olduğuna da aşık olacağım. Senin seviyorum dediğini de sevicem. Senin muhabbet ettiğine muhabbet besleyeceğim.
Senin düşman olduğuna ben de düşman olacağım. Ve ilan ediyorum ey. Rabbim. Senin düşmanın benim de düşmanımdır. Senin dostun benim de dostumdur. Senin yolun benim yolundur. Sen neyi sevdiysen ben onu sevicem. Bundan zerrece ayrılmayacağım. Bu büyük bir iddadır. Bu. Müslüman olmanın ötesindedir. Bu eşe düvenle ilahe illallah ve eşe düvenle. Muhammeden abduhu ve. Resuluhu. Demenin hem ötesidir, hem ilerisidir, hem derinidir, hem genişidir. Bu büyük bir iddadır. Seni normal yerde tutmaz. Bu iddiaya sahip olmak büyük bir mevkur edir. Sen artık o fatihanın sonunda var ya, diyorsun ya her gün inam ettiğin, ihsan ettiğin. O peygamberler, o evliyalar, o veliler, o dostların var ya. Beni onlarla beraber eyle.
Âmîn, ben bu yola çıktım diyorsun. Ben bu yola çıktım diyorsun. Artık öyle layla öyle yok. Ya işin içine iddia girdi. Seni seviyorum demek büyük iddadır. İster bireyler birbirlerine desin. Bir erkek bir kadına, bir kadın bir erkeğe, bir anne baba çocuğa, bir çocuk anne babaya desin. Tabi-i sevgiyi herkes de var. Hepimiz tabi-i sevgi, insanları severiz. Hepimiz insancılız biz. Harika. Hayvanları seviyoruz, otu çöpü seviyoruz, köpeği seviyoruz. Annem diyoruz köpüye. Harika. Harika. Sevdiğini razı etmek, ruhani sevgi. Sevdiğini razı etmek. Kim seviyorum diyorsa sevdiğini razı edecek. Arkasından çeken bir şey var. Seni seviyorum dedi. Harikasın. Beni razı edeceksin. Bu iddia-i sen mi söyledin? Beni razı edeceksin.
11. Bölüm
Ben inanacağım senin beni sevdiğine. Ben göreceğim sen de bunun tecelliyatını. Göreceğim. Mesajda seni seviyorum demek değil bu. WhatsApp’da seni seviyorum aşkım. Bir tane de kalp patlayan bombalayan ayda kadar çok sevdi. Neredesin? Yazıyor. WhatsApp’da seni çok seviyorum efendim. Ben de yazıyorum neredesin? Evinde yatağının içerisinde seni seviyorum demek kolay. İbrahim etem hazretleri gibi. Allâh’a ulaşmayı diliyor. Çatıda birisi dolaşıyor. Kimdir o çatıdaki? Devemi arıyorum. Bahmak çatıda deve mi aranır? Ey asıl ahmak! Kuş düğü yataklarda. Allâh maranır. Kuş düğü yataklarda. Allâh maranır. Haydi çok basit daha derine. Birinci adım ne? Allâh’ın farzlarını yerine getirmek. Lafta değil, lafta değil.
Bu ibadet kısmı var. Bir de var ne var? Haram kısmı var. Lafta değil. Zaten ibadetleri herkes ediyor. Camiler, dolu örtülüler, dolu sakalılar, dolu cübbeliler, sarıklılar, şalvarlılar, dolu herkes ibadet ediyor. Bir sıkıntı yok. Haramlardan uzak durma. Sıkıntı burada. Hocam yılbaşı geldi bir kader içsek caiz mi? Yaz geldi kimsenin görmediği yerde bir caiz mi? Yazıyor. Bunları yazıyor. Ben diyorum alışveriş merkezlerinden içerisine girmeyin. Dakka bir gol gör, herkes çıkıyor. Ne yani? Hayır girme. Türkiye’de tartışmaya bak. Alışveriş merkezlerinde mescid olmalı mı, olmamalı mı? Lan kökten yıkılmalı. Ne mescidi? Ama biz de ona. İslamlaştıracağız ya kendimize göre. Yıkılsın diyemiyoruz. Bak yıkılsın diyemiyoruz.
Hepimiz çok iyi solcuyuz, hepimiz çok iyi ülkücüyüz, hepimiz çok iyi dindarız, hepimiz çok iyi sufiğiz. Bana hafta sonunu nerede geçirdiğini söyle. Bana hafta sonunu nerede geçirdiğini söyle. Bana bir kilo şeker almak için kilometrilerce hangi alışveriş merkezine gittiğini söyle. Bana bir tane çorap almak için nereye gittiğini söyle. Ben senin dini aktivitenin solculuğu, sağcılığını, ülkücülüğünü, türkücülüğünü söyleyeyim. Çok basit. Allâh’ı seviyorsun, harikasın. Sakın bana. Hilton’da o ömre yaptığını söylemeyeniz. Şeyh. Efendi. Hazretleri’le ne muhteşem bir ömre yaptık. Harikasınız maşallah. Vallahi öyle bir feyiz oldu, öyle bir şey oldu. Harika maşallah ya. Neredeydiniz? Mübarek normal yerlerde kalır mı?
Hilton’daydık. Hilton’daydık. Elim omuzuna koyuyorum. Allâh mübarek etsin diyorum ben. nasıl olacak şimdi bunu bilemiyorum diyorum ben. Nasıl diyorum. Hazreti. Peygamber, salullahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sağ olduğunu düşün. Peraber ömre yapıyorsunuz. Hilton’da dünya çapında oteller zincir ya. Kapısından içeri girer miydi acaba? Tasavvuret. Önde. Hazreti. Peygamber sen arkasındasın. Hilton’a girer miydi? Girerdi desen dersen şeyhinle beraber çok mübarek bir ömre yapmışsın. Girer miydi? Girmezdi. Ha iyi. Maşallah ne sûfîlik ya. Lafta hazır. Müslüman her şeyin en iyisine layık. İyi. Oğlum. Müslüman her şeyin en iyisine en güzel en layık. En boynozusuna değil. Nasıl yani? Oğlum. Hilton dünyaca marka öyle değil mi?
12. Bölüm
Otelleri de dünyaca marka öyle değil mi? Bu ne bu? Ne bu? Ne iyi isim geliyor bize. Sûfî olmak. Hazreti. Peygamber, salullahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haliyle hallenmek. Zulmetmezdi. İslâm’ı açıktan savaşa atacağınları dost edinmezdi. Bir işi haliyle sözüyle davranışla açıktan düşmanlık yapıyorsa onu dost edinmezdi ona nasihat eder. ona tebliğ ederdi, ona anlatırdı. Sûfî olmak. Allâh’ın haliyle hallenmek. Din de mezhebin yeri. Bütün dinler gelişmeye açıktır. Sonradan katiliği bunun içerisine katmıyorum. Sonradan protestanlığı bunun içerisine katmıyorum. Sonradan olan muhsevillikteki katılığı bunun içerisine katmıyorum. Dinin özünde din gelişmeye müsaitdir. Din kendisini geliştirir. Din kendisini değiştirir.
Bu normalde anlayış noktasını dinlerin hukuku değişmez. Kim dinin hukukunu değiştirmeye kalkıyorsa o yeni bir din üretiyor. Ama anlayışlar değişir. Amellerde amellerde farklılıklar kolaylaştırma adına zenginlikler olabilir. Bunun adına mezheb deriz biz. Özünde hakikatinde birdir mezhepler. Bunu ister ameli mezhepler olarak koyalım. Ameli mezhepleri konuşuyorum. Ama itikadi mezheplere dikkat etmekte fayda var. Ameli mezheplerde bir sıkıntı yok. Türkiye’de hep ameli mezhepler konuşulur. Şafi, Maliki, Hambeli, Hanefi mezhepleri. Bunlar konuşulur. Bunları normalde dört olarak biliriz. Dört değil. Otuz üç tane böyle ameli mezhef vardır. Dört tanesi çok ayakta kalmıştır. Ama asıl sıkıntılı itikadi mezheplerdir.
Burada bu kardeş mezhebe bağlı olmamının durumu demiş. Bu normalde mezheplerle alakalı. Bir kimse çok iyi biliyorsa bütün mezheplerin veya da. Kur’ân ve. Sünnet’i iyice kendisi hıfs etmiş. Ben bunu böyle amel edebilirim noktasındaysa onun mezhebi ihtiyacı yok. Kendisi mezhep olmuş onun. Nasıl mezhebi ihtiyacı yok? Bir noktada dört tane hadîs-i şerif var. Bir mesele de dört hadîs-i şeriften birisini kendisine ölçalmış. Birisini kendisine ölçaldıysa o kendi mezhebini oluşturuyor. Veya da onun bir hocası var, şeyhi var, üstadı var, bir abisi var, ablası var, dedesi, nenesi var. Demiş ki bu doğru o da onu kabul etmiş. O kim? x kimse. O mezhef kurmuş yeni. ben mezhebe bağlı değilim diyen gençler var ya böyle bir fraksiyon gibi çıkıyorlar.
O hoş geldin. Seninki de mezheb diyorum. Neden birini aldın mı sen bunu kendine ölçe olarak aldın? Hazreti. Peygamber, salullahu aleyhi ve sellem hazreti namaz kılarken bir böyle tam göbek deliğinin üzerinde bağladı. Bir böyle bağladı. Bir de sarkıttı. Bu kardeşlerden birisi böyle bağlıyorum. Ben de görüyorum şimdi namazda. Diyorum ki bu üçü de hak mı hak diyor. Sen bunu doğru kabul ettin ama değil mi? Evet seninki mezheb dedin. Ben mezhebleri karşıyım diyor yine. Canım kardeşim dedim ya. Yapma. Bu üç tane doğrundan birisini aldın mı? Sen aldın. Iyi o da mezhep oldu işte. Bu bu kadar basit. Başka bir şey değil ama itikatla alakalı meseleler var. Bunlar daha derinlemesine bu ayrı mesele. Bir mezhebe bağlı olup olmamanın durumu çok iyi biliyorsa bağlı olmayabilir.
13. Bölüm
Diyebilir. Ben bütün bu noktadaki akaydi kaydıyi öğrendim. Bir bağlılım yok. Nazardan korumak için yapılacak dualar nelerdir? Nazar duaları var. Ayy felak. Nas var. Ayyatül. Kırsu var. Sakın o nazar boncuğu yok. Atnalı takmakta yok. Öküzbaşı takmakta yok. Okuyayım mı? Ben şimdi benim yaklaşık yirmi sekiz yıldır sohbet ederim. Yirmi sekiz yıldır da bana sorular gelir. Ben beni eleştirenler de dahil okuru. O kadar açıkımdır. O yüzden okuduklarıma yanlış anlarım. Bir bazen de yazıyorlar. Içinizden oku. Ne ama gönderdin o zaman diyor? Burası içimden okucağım yer değil. Evet. Sevgilin kapalı. Parantez içerisinde turbanlı. Ama makyaj yapıyor. Topukla ayakkabı giyiyor. Ben laf edince de üzülüyor. Ne yapmam gerekiyor?
Sevgilin değil. Neden? Seven sevdiğine kör ve sağırdır. Hadi şerif. Sevdiğinizin kusurunu görüyorsanız o sevgiliniz değil. Ne? Bu aklın olgusu. Aklın. Ne yapar? Hadi şerif. Bir adı şerif daha. Düşmanına ölçülü düşmanlık et. Yarın öbür gün dostun olabilir. Sevdiğini ölçülü sev. Yarın öbür gün düşmanın olabilir. Bu da yol mu? Bu da yol. Bakın iki tane ölçü çıktı. Bir. Bir seven var. Sevdiğine karşı gözü kör ve sağır. Bir de seven var bakıyor. Senin buranda kusur var. Neden? Buraya düzelt. Ha tamam. O da öyle seviyor. Ama onun ki aklın sevgisi. Bakın aklın sevgisi. Evet benim bu kendi şahsi duruşum. Kadınların bu açık kapalı değişen bir şey yok. Dışarı çıkarken makyaj yapmalarına ben karşıyım. Kendimce.
Bakın kendi dairem anlatıyorum. Din anlatmıyorum. Din de kadınların dışarı çıkarken makyaj yapmalarına yasaklar. Elin olgusu bu. Kadınların dışarı çıkarken başkalarına süslenmesini yasaklar. Kadının süslenmesini yasaklamaz. Ama bizim toplumumuzda genel açıyla kapalı isliyle yaşayanla yaşanmayanla alakalı. Genel bir yer var. Adam çalışır çabalar hanımına harçlık verir. Git der istedin al hanımı harika bir kıyafet alır. Önce adama giyinmez. Adama giyinirken bir bakmışın ki eş omanın yanına ne o çamaşır suyu bulaşmış. Burada çamaşır suyu var. Kafayı böyle kaldırmış. O gün ki yemeği kadının kokusundan anlayabilirsin. Kokladın. Aa kuru fasıyla pastırmalı bugün. Açık kapalı toplumumuz bu. Hadi gidiyoruz nereye ya filancaya gidecektik ya bugün.
Beş dakika bekle beş dakika sürmez. Bir bakmışın afrodit geliyor. Ya mübarek kadın madem üç dakikada bunca denişimi ve dönüşümü gerçekleştirebiliyorsun. Adam gelirken yapsana. Yok. Hayır. Öylesine bir makyaş ki üç dakika sürmez. Allâh. Allâh. Ya üç dakika bu da adam ya. Bu da insan evladı. Bu senin kocan. Adam senin için çalıştı çabaladı. Veya da evinin herkesi kim geliyor adam geliyor. İyi sen biraz yaa. Aha yok. Sen o bu kardeş diyor ya makyaşı kullanıyor diye evde bir bak. Makyaşın salini evde göreceksin. Belki de için kalkacak o zaman. Siz hiç sabahleyin gelin bakmaya gelinen bir ev gördünüz mü? Dayımın oğlunu evlendirecek dayımlar. Dayımın oğlunu meşhur bir dayımın oğlu var. Herkes tanıyor arkadaşlar.
14. Bölüm
Dayımda bir pancar motorundan bozma. Bir onda bir motor var. Çat sabahleyin bir gün geldi. Çok gürültülü böyle bağırıyor. Neriman neriman dayım bağırınca bayındırın yarısı duyuyor çünkü. Allâh rahmet eylesin. Anneme dedim ya ne bağırıyor bu sabahleyin ne oldu gene dedim ya. Bir şey mi oldu gene dedim. Gelin nereye gidiyoruz dedi. Lan ne geldi dedim. E dedi gittik geçen gün dedi. Ondan sonra bakmaya gittik ya dedi. İyi dedim şimdi dedi sabahleyin erkenden gidiyoruz dedi. Habersiz dedi. Allâh. Allâh ne yapacaksınız dedim ben sabah erkenden gidecekler. Gelinin kılın kıyafeti sabahleyin düzgün mü? Kahvaltıya ne çıkarıyorlar? Aniden misafir geldiğinde evin durumu ne halde? Çöktünüz mü? Bu bitmedi de sonraki sohbetlerde devamını anlatırım.
Bu bitmedi. Bir gecede gidiyor annem nereye gidiyorsun dedim bu saatte? Yatmaya gidiyorum dedi. Lan nereye yatmaya gidiyorsun? E dedi geline gidiyoruz dedi. Eyvah dedim bu gelinin çektiğine bak, evlenmeden daha. Ben dedim ki vallaha da billaha da evlenmezdim benlerim. E şimdi normalde tabi şimdi herkes kendini dışarıda boyalı olarak görüyor. Adam evleniyor dakika bir gol bir sabah ile kalkacak ya uyanıyor bir bakıyor ya bu benim mi acaba ya? E şimdi adamlar da öyle oldu bana soruyorlar. Erkeklerin süslenmesi caiz mi? Şimdi inen caiz. Diyorum ki caiz. Ardından sorunun ikinci tarafı geliyor. Göz, kılarını yoldurmaları caiz mi? Ben okuyorum ya. Diyorum bunu erkek mi yapıyor? Erkeğin fıtratında diyorum yoldurması temizlemesi gereken yerler belli.
Koltuk altı ve kası. Erkeğin tüylerinden, kılarından aranacağı iki yer var. Koltuk altı ve kası. Geri kalan fıtrat yolunmayacak, kesilmeyecek, kazınmayacak. Erkek fıtratı. Şimdi biz gülüyoruz. Göğüs kılarını kestirdi. Sen de yanağını kestiriyorsun. Yanakla göğüsün arasında erkekte bir fark yok ki. Bize yutturdular fark varmış gibi. Biz şimdi göğüs kılarını kesmemeyi erkeklik. Adam göğüs kılını keser mi? Ha kesmez. Adamın kesmeyeceği bir şey daha var yalnız. Yanak kılları. Hiçbir peygamber sakalsız değil. Allâh ademi sakallı yarattı. Göğüs kıllarına güldüğünüz kadar sakala gülmediniz sakalsızlığa. Neden? Algı yerleştirdiler içimize. Şimdi ikinciyi yerleştiriyorlar. Ne? Göğüs kılarını yerleştiriyorlar.
Üçüncüsünde bacaklarımızı yerleştirecekler. Adalı adamlar göreceğiz. Gülmeyin var. Ben gülmüyorum. Bu bir hastalık. Dördüncüsünde muz gibi soyulmuş, pırıl pırıl olmuş adamlar göreceğiz. Şimdi eş cinsel olarak karşımızda varlar mı? Varlar. Varlar. Dokunan yok. Konuşan yok. Ben bir risale yazdım. İnternette yayınladım eş cinsellik hastalıktır diye. Haram diye. Yemin ediyorum aldığım tehditin. Ben dinsizim deseydim hiç kimseye ilgilendirmeyecekti. Hiç tehdit etmeyeceklerdi. Ben eş cinsellik haramdır. Cezası da ölümdür deyince ortalık yıkıldı. Tabii ölüm fermanının kimin verdiğini bilmiyorlar ya. Birisi de. Hazreti. Ali efendimizden dem tutaraktan söylemiş. Ben de yazdım. Dedim cinca din cahil oldunuz.
15. Bölüm
Buradan belli. Ölüm fermanını veren ölüm fıkhını veren ölüme iştahat eden. Hazreti. Ali efendimizlerim. Başkası da değil. Allâh’tan hakkıyla nasıl korkulur haramları işlememekle. Allâh neden. Kur’ân’da bizler tevazuyu bize emrettiğini göstermek için muhteşem. Eski sevgiliden arkadaş olunur mu? Sorun sorudur. Nasıl olunur onu kendi kendime sordum. Dedim ki önceden sevgilim dediğine ne diyeceksin şimdi? Biz sen ne dost olduk arkadaş olduk. Yok bayındırılık fıtratın uygun değil. Ben bayındırılayım. Bizim oranın fıtratın uygun değil. Organ nakli için geçen hafta olumsuz cevap verdiniz biraz nedenini açıklar mısınız? Organ nakli bir kimseyi. İslâm sağ olan diri olanı korur. Organ nakli dediğinizde birisi sağ birisi diri.
Öbürki hasta. Bir hasta var birisinden bir organ alıp ona koyuyorsunuz iki hasta oluyor elinizde. Kadın ayakta sağ çocukta bir problem var çocuk mu anneme? Anne dini öyle bakıyor. Annenin sağlığını koruluyor ayakta. Din ayakta sağlam olanı korur. Birincisi. Siz ayakta sağlam olanı çürüye çıkaramazsınız. Birisi sağlam. Ayakta. Onun organını alıp bir başkasına vermek. İki hasta insan yapmak. Bu bir ikincisi biraz açın diyor. Öldüm ben. Bedelim yağma olsun. Bunda bir sıkıntı yok. Öldüm. Bedelim yağma olsun. Ölmedim. Ama makineye bağlı kardeş devlet beni yaşatmakla sorunlu. Devlet beni yaşatmakla sorunlu. Sonuna kadar beni yaşatmakla mükellef devlet. İslâm. Devleti’nden bahsediyorum. İslâm hukukuna göre.
İslâm hukukuna göre devlet tebasının canından malından aklından dininden sorunlu. Benim can emniyetimi sağlayacak. Benim namus emniyetimi sağlayacak. Benim akıl emniyetimi sağlayacak. Benim din emniyetimi de sağlayacak. İslâm. Devleti denilince ben. Hristiyan’da olsam benim din emniyetimi sağlayacak. Ben ister iyi sevi ister mosevi olayım benim din emniyetimden. İslâm. Devleti sorumlu. Benim aklımdan da sorumlu. Benim aklımı oynatacak her türlü şeyden beni koruyacak. Benim canından da sorunlu. Benim canımı muhafaza edecek. Benim canımı koruyacak. Yaşatacak beni. Öldürmeyecek. Ya şeyde bir cuma bu öyle giderse camilerden de kovulacağım. Cuma namazı hutbe okuyor imam. Biz de oradayız yanımda da iyi bir solcu arkadaş var ondan beraber gidiyoruz cumaları.
Ben gidersem gidiyor. Ben gitmezsem gitmiyor. Bugün gitmedi. Mesaj çekti bana bugün yoksun dedi yokum dedim ben bende yokum sorumlusu sensin dedi. Tekke sohbetlerini dinleyenler böyle arabiden marabiden bir sorular soruyor ya manzume şeklinde soran o. Neyse o da yanımda. Zaten bir gün ne söylüyor hutbede? Baca ne o doğal gaz bacalarından temizlenmesi. Allâh’ım canıma tak etti dedim hoca yeri mi? Bana ne dedim milletin sobasından bacasından dedim camide hutbede bu mu okunacak? Hoca baktı ben yönün çevirdi. Haklısınız sayın cemaat dedi sevgili cemaat. Bunlar buranın yeri değil ama dedi bizim elimize tutuşturmuşlar biz de okuyoruz dedi. İyi bu haftayı geçirdik de yanına dedim ki ya beni getirme dedim buralara.
16. Bölüm
Bir gün dedim ben dedim kalkacağım hutbede indireceğim adamı aşağı dedim. Ya dedi ben kendimi dedi anarşist görüyordum sen daha fazla anarşistmişin dedi. Dedi ki valla senin yüzünden benim başım belaya giriş etmeni istersen gelmesen dedim bir hutbede organ nakli ile alakalı hoca okuyor. Elim dedim hocam. Ölünce mi nakli fetva veriyor ölmeden mi fektava veriyor diyanet. Bu dedim tıbbi ve hukuki ölümün kararını veren kim? Diyanet ve etva veriyor şimdi tıbben ve hukuken önceden tıbben de şimdi hukuku da koydu. Tıbben ve hukuken öldüğüne karar verilirse organlarını yağmalayabiliriz. Kim verir ki hukuken bunun kararını? Adam nefes alıyor kalbi çalışıyor. Hukuken kim ona ölü hükmünü verecek? Bana birisi dersin ki.
Yanlış yapıyorsun. Bir kimse nefes alır verirken kalbi çalışırken ben onun övdüne hükmeder. Benim cevap istedim nokta bu. Organ nakdine o yüzden buna cevap bulamadığımdan dolayı kafamda bu var. Ben karşıyayım diyorum açıkçada söylüyorum. Herhalde bir gün diyanet beni hesaba çeker. Geçen bir hocamız derse. Mevlevil’in. Osmanlı döneminde bektaş ileye karşı kurulan bir tahrikat olduğunu söyledi. Bu doğru mu? O kardeş biraz tarih okusun. Çünkü. Hacı. Bektaş ve la. Hazretleri ile. Hazreti. Mevlânâ aynı döneminde insanları da yaş olarak birbirlerinden on yaş bir fark vardır. On yaş ve ikisinde tahrikat olarak değildir daha yeni kurulduğunda. Ve. Osmanlı’da henüz daha yoktur. Selçukilerin zamanındadır.
Her ikisi de. Osmanlı zamanında kurulmuş değillerdir. Devlet eliyle kurulmuş bir tahrikatmış sizin görüşünüz nedir? Hiçbir tahrikat devlet eliyle kurulmamıştır. Osmanlı’da da tahrikatlar devlet eliyle kurulmamıştır hiç. Bazı devlet padişahlar bir şeyhe karşı muhabbeti vardır. O şeyhe muhabbeti olduğundan onun mührü değilse o şeyhe gidip gelmiştir. Önceden tahrikatlar devletle devletle cihad haricinde hiç iç içe girmezlerdir girmezler ancak cihad zamanında savaş zamanında girerlerdir. Japonya’da 11. yüzyılda hiç tebliğ ulaşmamız, sintodiğine mensup bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, Müslüman olmayan kimse cehenneme mi gidecek? Hayır. Hiç ona din ulaşmadıysa o cehenneme gitmeyecek. Hiç ulaşmadıysa o hiç bu noktada cehenneme gitmeyecek.
Burada mı o arkadaş? Siz misiniz? Siz. Japonya’da mı dünyaya geliyorsunuz? Muhakkak vardır. Diyecektim ki tanıdığım varsa gönder yanıma. Evet, din anlatalım ona. Sıkıntı yok. Sürekli kendini anlatırken ben kelimesini çok çok kullanan insansızca nasıl bir kişilik içerisindedir? Bu ekili ilişkilerdeyse kendini met etme ve iyi olduğunu gösteriyorsa sıkıntılı. Ama günümüz dünyasında bir ben egosunu satmak var ya bunun hastalığına tutulmuş bir kimse ise tavsiye edilebilir. Ama bu konuda böyle çok bilinçli bir şekilde bunu kullanmıyorsa herkes gibidir o. Herkes gibiyse o normalde bir bu noktada toplum eğitimi bu noktada onu almış. Böyle insanlara nasıl konuşmaları nelere dikkat etmeliyiz. Bu noktada ben olgusunun yerine böyle daha güncel şeylerde biz olgusu yerleştirilebilir.
17. Bölüm
Kız ile erkek arasında dostluk olur mu? Hadi şerifte der ki ateşte barıt yan yana durmaz. Arkadaşlar ben. İzmir. Bayındırlıyım. Benim bir din eğitimim kendimce kendim okudum. Ben klasik eserleri okuyaraktan ilk zamanlarda okudum. Adından. Şeyh. Efendi ile tanıştım. Cenab-ı. Hak nasip etti. Benim din eğitimim klasik eserler ve şeyhim. Ve kendi hayat tecrüben var kendimce. Ve bir de yaşadığım yerin kendine ait bir karakteristik özelliği var. Bu karakteristik özellik tırnak içerisinde bayındırılık. Bizim orada bizim kazada bir kadınla bir erkeğin böyle evlenme çığına gelmiş bir kimsini öyle dostluğu filan olmaz. yol bellidir sonuç bellidir. 5 dakikalık 1 dakikalıktır orada iş yerindedir merhaba merhaba o kadardır daha fazla ileri gitmez.
Bu da eyvallâh. normalde insanların şimdi erkeklik ve kadınlık duyuları ve duyguları da önemli bunda. Ben kendim gibi. Görürüm her şeyi. Ben kendim gibi gördüğümden dolayı derim ki ya bu nasıl bir dostluk? mesela. Hanefiler demişler ki evlenme görüşmesi yapan kadınla erkeğin birbirlerine şehvetle bakmaları cahildir. Şimdi bir erkek yanında güzel bir kıza şehvetle bakmıyorsa vallahi büyük imtihan, büyük başarı. Kimdir böyle bir kimse tanımak isterim. Ondan ders alalım kendimize mürşid edelim onu. Evet. Bir erkek ona şehvetle bakmıyorsa hiç kadın kadın olarak görmüyor. Kim bu? Üniversiteye giden 22 yaşındaki adam. 25 yaşındaki bir erkek. Görmeyebilir harika. Ben olmaz demiyorum görmeyebilir harika.
Bu kaçtır? Yüzde kaçtır? Bayanlara soralım. Cesaretli bir bayan. Yüz erkekte kaç tane erkek sizin cinsel olarak sizi görmez. Yok mu cesaretli olan? Teşekkür ediyorum size. Gerçeği bu değil mi? Burası bu. Biz o kadar insancılız ki bütün. Müslümanlar hayvancıl. Neden? Sen olmaz diyorsun ya kardeşim bunun fıtratı var. Teşekkür ediyorum. Canım kızcağızım bu fıtrat kardeşim. Yusuf diye. Yusuf dahi bir anda geldi gitti. Bir anda geldi geldi. Âyet-i. Kerimedi diyor ki eğer o bizim delilimizi görmeseydi talibi kıyı verecekti. En eski tefsir tefsir taberi der ki hadislerin haklı der, sahabenin görüşlerin haklı der. Der ki buradaki delil. Hazreti. Yakup’dur der. Bir anda. Hazreti. Yakup’u gördü ve rivayette der ki.
Yakup iki parmağını gözlerini uzattı. Dur! Yusuf o esnada kendini topladı veya ses duydu der bir rivayette. Yusuf. Allâh’tan kork! O esnada der. Yusuf kendini topladı. Evet gönül ister ki. Ama erkekliği nereye koyacağız o zaman? İnsanların çoğalmasını nereye koyacağız? Kadınlığı nereye koyacağız? Kadınların çoğalma isteğini nereye koyacağız? Bu bir olgu, fıtri bu. Bu toplulukta herkes de cinsel bir gücü var. Bu fıtri bunu korumak haramlardan uzak durmak haram. Kardeş erkeksin erkek erkektir kadın da kadındır. Merhaba merhaba. Dersteyiz kalem ver al kalem silgi ver al sili. Bu kadar. Bu zaten normalde. İslâm’da bu hiç yeri yok. İslâm’da zorla tecavüz normalde kadını otomatik mantık temize çıkarıyor.
18. Bölüm
Diyor ki o kirli değildir, tertemizdir. Yapanı da. Osmanlı’da fetvası var. Balı kesirde birisi yapmış katledilmiş. En son. Osmanlı döneminde bununla alakalı fermanlar var, hukuk var. Osmanlı’da zorla tecavüz edenler katledilirdi. Bizde hukuk yok ki. Tecavüz ediyor, beş sene sonra elini kolunu sallaya sallaya gidiyor. Bizdeki hukuk hukuk değil. Kızcağızın ne suçu vardı adam gitti, tecavüz etti orada. Bir hafı çıkacaklar çıkacak, tecavüz etti. Eski sallaya sallaya çıkacak. Benim annemin halasının oğlu var. Annemin halasın pardon annemin dayısının oğlu dayısı. Yunan’ı denize dökenlerden efe benim anne dedem efe denize dökenlerden böyle söyleyince rahatsız oluyorlar. Yunan kardeşliğini bozuyorsun diye bir vatanını korumuşlar damat ve kayınçolar daha çıkmışlar efe olmuşlar.
Yunan’ı kovmuşlar. Yunan’ı dökmüşler denize. Dedemden lise liler orta kullar gelir o günleri anlatırlardı dedem titreye titreye anlatırdı dedemin de etrafında kızanları var zengin aile eşrafı velasıl kelam bu adamların oğlu cezaevine giriyor bir şekilde cezaevinde de okur yazar orta kul mezunu bilmem ne orada dilekçe yazıyor kadının bir kızın dilekçesi cezaevine girmiş tekrar dilekçe yazan da benim o annemin dayısının oğlunun dilekçesi o anlattı ağlaya ağlay bana ben dedi bir dilekçe yazdım yazmış sayın hakim bey köyde bana tecavüz eden filanca kimse buraya cezaevine geldiğinde siz ona şu kadar ceza ile cezalandırdınız o şu afla tekrar dışarı çıktı tekrar dışarı çıktıktan sonra köyün kahvesine gelip bana laf uzatmaya ve bana laf atmaya başladı ve bana tekrar sarkıntılık yapmaya başladı bana sarkıntılık yapmaya başlayınca beni rahatsız etmeye başlayınca ben onu evimin önünde evimizin önünde ağı tüfeyle vurmak zorunda kaldım şimdi katil ben miyim sen misin hakim okuyor kıza dönüyor bu dilekçe hekim yazdı sana diyor o da diyor.
Hasan ilk kurşun efendim diyor çağrın cezaevinden. Hasan ilk kurşun o cezaevinde mahkum son üst mü de ilk kurşun çıkıyor diyor bu dilekçe nasıl böyle yazdın o da diyor ki sayın hakim bey bu kız diyor tecavüzü uğramış köyde bunu diyor devlet tekrar salıvermiş bundan tekrar tecavüz etsin diye mi salıverdi. istanbul kukunda böyle bir şey yok istanbul kukunda kısas var öldürsen öldürler tecavüz böyle insanların içerisinde olağan haline geldiğinde devlet karar alır öldürün bir tanesini öldürürsünüz herkes kendisine çekidüzen verir herkes çekidüzen verir şimdi öldürüyor on yıl yatıyor çıkıyor hayır din sana vermedi o hakkı din öldürülenin ailesine verdi bir öldürtebilir onu iki diyet isteyebilir üç affedebilir.
Allâh diyor ki affetmek daha iyidir ama o öldürenin o öldürülenin ailesine soracak ona soracak devlet olarak sen affetme hakkın yok annem yıllar önce. Cumhurbaşkanı’nın kendisinin altın kalemini verdiğini görmüştü her rüyasında. iyi lütfen buraya rüya yazmasanız daha iyi ben buradan rüya hiç yorumlamam çünkü gece uykudan sonra uyanınca ele kılaya yakılması herkes çok mübarek olmuşun der 8 buçuk katilim nerede kaçta çıkacağız 9’a çeyrek alın günümüzde 21. yıldır mevlana’nın eriştiği noktaya gelen insan var mıdır her dönemin mürşid-i kamilleri vardır her dönemin o noktaya ulaşan zaatları vardır neyle ilgili espiriler hakkında ne düşünüyorsunuz nedir espiri bilmiyorum. hadi şefte bölülür ki bir kimse eğer başka birini.
19. Bölüm
Allâh için seviyorsa onu ona. Allâh için sevdiğini söylesin diye bölülür buna binaen ben de yaklaşık altı yıldır birini seviyorum ama söyleyemiyorum hem edep kısmını hem de kalbi kısmı tam olarak bilemiyorum ne yapmalıyım kim birisine bir kadınla alakalı veya erkekle alakalı birisini sever ve onu sevdiğini söylemeden edebeder kalbinde saklarsa ve o sevgiyle ölürse şehit hükmündedir. edebi gördünüz mü. Bir kimse, bir kimseyi sever sevdiğini edebinden söyleyemez, içinde saklar ve o sevgiyle ölürse şehid hükmündedir. Edeb bu kadar kıymetlidir. Edeb bu kadar kıymetlidir. Öyle değil. Haa aşkım ben seni seviyorum. Yok öyle bir şey. Kız arkadaşım var ve bundan annemin haberi var. Günah noktasında ortada kaldım aydınlatırsanız sevinirim.
Annenin haberi olunca günah olmayacak mı? Günah günahdır. Sevgilim yanındayken telefonunda batak oynuyor. Ne yapmalıyım? Batakla baş başa bırak git. Hiç durma. Ve de ki sana batakla mutluluklar diliyorum. Ömrünce mutlu ol batakladı. Ciddiyim. Ciddiyim. Aslında seni seviyorum diye imtihan etmesini bilmiyorsunuz siz. Hazret-i. Ali radıyallâhu anh hazretlerine birisi gelir. Ya. Emre el-Mümini seni çok seviyorum. Yalan söylüyorsun da. Adam kalır. Çünkü der kalbimde sana karşı bir sevgi görmedim. Seven sevilir. Seven sevilir. Fıtridir bu. Bir kimsenin seveni sevmesi fıtridir. Seveni sevmiyor olsa bir kimse. Çok affedersiniz. Eşek ahlaklıdır. Eşekler sevenini sevmezler. İnsanlar sevenini sever. Gerçekten seviyorsa sever.
Ama biz böyle bu gerçekten seven protipini görmediğimizden. Biz etrafımızdaki birisi şey çok seviyorum deyince. Ha çok sevmek çok seviyorum demekle oluyormuş diyoruz. Birisi çok seviyorum deyince ha demek ki sevmek bu. Çok seviyorum deyince çok sevdi. Ben çok basit şeyler söylüyorum. Biri diyor çok seviyorum maşallah. Bulut’a bak bakayım diyorum ben. Bakıyor ne gördün? Bulut diyor. Abi beni görmemişim diyor. Nasıl yani? Seven sevdiğinin baktığı yerde görecek. Kızlar bir erkek geldiğinde onun halde size diyorsa ki ya dün akşam bizim evin köşesinde miydin sen? Hayır. Yok evin köşesindeydin. Hayır. Şimdi adamlar şimdi kopya alacaklar buradan. Yarın söylemeyin geç de. Hayır. Ya ben ne bileyim seni evin köşesinde gördüm sanki ya.
Ah zavallım hayalliyor. Her yerde görüyor sevdiğini. Ve kız çay içiyor kaldı. Yanındaki arkadaşı soruyor. Ne oldu? Gördün mü? Neyi? Murat içindeydi. Arkadaşı duyuruyor. Yok normal değil. Murat arıyor. Murat. Ne oldu? Arkadaşım yanlış anlamam benim mi? Arkadaşım kafayı yedi. Ne oldu? Çayı içemedi. Seni gördü çayın içinde. Kızlar sakın adamları oyun yapmayın buradan kopya çekerekten. Adamları gaza getirmeyin. Sonra bir eskiden rüyamda uçardım. Göklere yükselirdim. Şimdi seni şuraya görmüyorum. Neden? Cevap veriyorum. Bilmiyorum. Namaz kaza borcumuz var. Ara sıra ikindi ve yasın namazlarının ilk sünnetleri yerine kaza kaza kılabilir miyiz? Evet. Latife lazım sünnet. Tarki dünya, takvi okpa, taki has, taki taki.
20. Bölüm
Ne yapacaksın? Her şeyi tak et geç. Bu kadar felsefeyle uğraşma. Bunların hepsi de, gözünün gördüğü her şeyden fazla. Allâh ve. Resulünü sev. Terk bu. Bütün her şeyin içerisinde sen. Kur’ân ve. Sünnet dairesinde dur. Terk bu. Haram mi? Mevlânâ ve. Şems ile karşılaştıkları zaman. Hz. Şems. Mevlânâ’ya ilmin gayesi nedir. Şems? İlmin gayesi maluma ulaşmaktır. Mevlânâ, diyolu geçti mi? Yanlarında değildim bir bakayım. İnsanı. Kamil. Risalesi hediye ettiğiniz ateist ne oldu? Haberleşemedik uzun zamandan beri. Önümüzdeki. Müslüman alemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Kur’ân ve. Sünnet’ten uzak bir hayat yaşıyorlar. Dünya emperyalistlerinin elinde oyuncak olan örgütler, ülkeler, halklar var. İslâm alemi paramparça, emperyalist ülkeler.
İslâm alemlerinin içerisinde terör gruplarına yerleştirerekten. İslâm alemini bölüp parçalayıp yönetiyorlar. Bu noktada da kendi emellerine ulaşıyorlar. İslâm dünyası ne yazık ki. Kur’ân ve. Sünnet dairesinde duramıyor. İslâm dünyası ne yazık ki şahıs perestik, parti perestik, cemaat perestik, tarikat perestik, şahperestik hastalığına tutulmuş vaziyette herkes benim mezhebim, benim tarikatım, benim cemaatım, benim şeyhim diyerekten bölüm bölüm bölünüyor. Bunlar biz zenginlik olarak görülüp de bütün herkese gönlümüzü kalbimizi açsak ama kardeş benim şeyhim filanca desek bu bizim hakkımız. Bir tek bizim şeyhimiz var, bir tek bizim cemaatımız, bir tek bizim tarikatımız, bir tek bizim cemaatımız.
Bizim dememiz yanlış. Bu yüzden dolayı bölüp parçalanmış vaziyetteyiz. Allâh muvaza eylesin. Rüyada görülen köpek gerçekten düşman anlamında mı? Mevlânâ’nın hayal felsefesi olarak gördüğü gönüllülük kavramını somut olarak açıklamak gerekirse nasıl açıklanır? Mevlânâ’nın hayal felsefesinde normalde hayal felsefesi bütün alemi gönüllülük farklı bir şeydir. Hayal felsefesi farklı bir şeydir. Hayal felsefesi. Mevlânâ’nın bütün alemi bütün varlığı hayal üzerinde yürür görmekten geçer. Bu farklı bir şeydir. Gönüllülük ise bu normalde sûfî kavramıdır. Sufiler, sufiliklerinde ve yaşantılarını gönüllülük kavramı üzerine kurarlar. Seven sevdiğinin gözüne bakarak söylesin diyorsunuz da bunun zina boyutu nerede kardeş?
Seven sevdiğini zaten neden zina etsin ki alsın nikahına ölünceye kadar gözünün içine baksın. Ölünceye kadar seni seviyorum desin. Seni seviyorum. Bu akşam neredesin? Annem deyim ben neredeyim? Ben de annem deyim. Ya da ben bilmiyorum bunu. Seven sevdiğinden bir nefes nasıl ayrılır? Bakın sevdiğinden sevmek ve sevdiğim diyor. Seviyor. Ha bu onlar normalde okulda okul zamanı iş zamanı sokakta sokak kadar. Kaç kilometre mesafemiz? 2 kilometre. 2 kilometre seni çok seviyorum. 2 kilometre bitti. Gidiyor. Nerede beni seviyordun ya? Bunlar acı şeyler. Yaşadığınız şeyler. Realite bu. Kabullenmek istemiyoruz. Çünkü sevilmeye sevilmeyi istiyoruz. Açız sevilmeye sevmeyi de göze alamıyoruz. Sevilmeyi istiyoruz.
21. Bölüm
Kadınımız da erkeğimiz de. Öğrencimiz de yaşlığımız da gencimiz de hepimiz de. Birisi bizi sevsin diye bakıyoruz. Biz sevelim ona yüreğimiz yok. Ciğerimizi dağlamaya gücümüz yok. Kalbimizi parçalamaya gücümüz yok. Yaş yerine kan akıtmaya gücümüz yok. Vermeye, feda etmeye. Koşmaya gücümüz yok. Seni çok seviyorum ama filan ciğerde bekliyorum. Çok seviyorsan sen koş. Yok buna güç yetiremiyoruz. Hakkınızı helal edin. Sizin oturduğunuz yerde sevmekle benim bulunduğum yerde sevmenin arasında vadiler kadar farklı. Evet, seviyorum lafı. Benim nazarımda çok kutsal bir laf. Kutsal bir laf. Bunu söylerken, yüz bin sefer düşünmek yetmez. Bunu söylüyorsan da söylediysen, artık yüz bin sefer düşünmene ihtiyaç yok.
Tecelliyatını göster. Yazıyor ya, seviyorum, sevgilim var, tesettürlü, makyaj yapıyor, büyük topuklu ayakkabı giyiyor. Yok bende. Seviyorsam kusursuzdur o. Ben onu seviyorsam onun düzeltilecek bir yeri yoktur. O beni düzeltecektir. Ben seviyorum ya, ben onun elinde hamur gibiyim. Beni istediği şekle. Şemale soksun. Benim sevdiğim beni istediği şekle. Şemale soksun. Ben onu razı etmek için ne gerekiyorsa yapayım. Ben onu tanıyayım, neden sevdiğini öğrenireyim. Neden seviyorsa sevdiği her şeyi gözünün önüne sereyim, ayağın altına sereyim. Neden hoşlanıyorsa bütün hoşlandıklarını bende görsün. Bütün sevdiklerini bende görsün. Bütün sevdiklerini. Bütün memnun olduğu şeyleri bende görsün. Eğer seviyorsam.
Eğer seviyorsam. Benim sevgi anlayışım bu. Eğer seviyorsam ben onun haliyle halleneyim. O yemediyse yemeyim. İçmediyse içmeyeyim. Uyumadıysa uyumayayım. Hasta olduysa oramı ağırsın benim. Onun neresi ağırıyorsa ve benim oram ağırmıyorsa kopsun orası. Eğer o gecede yarım saat uyumadı da ben uyuduysam bana uyku haram olsun bin bir kez. O açken ben yediysem yediğim lokma zehir zıkkım olsun bana. Ve her yediğim lokmada ona da niyet etmediysem. Her yediğim lokmada onsuz boğazıma geçen bir kaşık çorbada ona yarabbim. Onun da kalbinde onun da ruhunda onun da midesinde bunun tadı olsun ben ona niyetle içiyorum demediysen. O çorba bana da zehir zıkkım olsun. Benim sevme anlayışım bu. Seviyorsam yer seyeceğim.
İçer seyeceğim. Sevdiğim şahıs ise. Seviyorsam sevdiğim ye derse yiyeceğim. Sevdiğim iç derse işeceğim. Sevdiğim yürü derse yürüceğim. Ben seviyorsam sevdiğimden izinsiz ve habersiz nefes dahi alıp vermeyeceğim. Benim seviyorum anlayışı bu. Ben sevilmenin nasıl olduğunu bilmiyorum. Ben böyle bir seven görmedim hiç. Ben beni veya etrafımda herhangi bir kimseye böyle bir seven görmediğimden ya sevilmek nasıl bir duygu acaba dediklerinde bakıyorum ya bilmiyorum ki diyorum sevilmek nasıl bir duygu. Böyle bir seveni olsa bir kimse sevilmenin tadını yaşar herhalde öyle değil mi? Siz hiç böyle seven gördünüz mü etrafınızda? Yanınızda eşleriniz olsaydı bakardınız bu kadın beni böyle seviyor mu hayır ben bunu böyle seviyorum mu hayır.
Evet ben o yüzden pek tarif etmek istemiyorum ağır gelir. Hele üniversitelerde hep herkes çökmüş özetle gidiyor sevgili olanlar ayrılıp da gidiyor aslında biraz daha hayırlı oluyor. Neden ya meclis böyle la ilahe uylem bir sevgiyle takılacağına hiç takılma daha iyi. Tasavvufla ilgili anlayabileceğiniz kitap önerileri alabilir miyiz? Şeyin. Süleyman. Uludağ’ın kitaplarına bakabilirsiniz, Süleyman. Uludağ’ın kitaplarına bakabilirsiniz. Süleymi. Risalesi var, çok hoşuma gider. Bende benim kitaplığımda çok eski bir kitap, not alabilirsiniz. Süleymi. Risalesi, Tasavvuf’un ana ülkelere. Doçentik tezidir. Şeyin. Süleyman. Ateş’in, kim söyledi? Eyvallâh. Yusuf. Hacan. Süleyman. Ateş’in doçentik tezi.
Harika, çok eski bir eser, onun. Türkçe çevrilisi.
Kaynakça
Üniversite Sohbetleri — Mustafa Özbağ Efendi’nin konferansından derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, İhsân, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Halife. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı