1. Bölüm
Burası çok soru soruyor. Çok memnunum. Sakarya’daki öğrencilerden ve buradaki konferansa katılan tüm neden. O yüzden arzu ederim ki yine çok soru sorarsınız. Canlı heyecanlı bir sohbet olur. Hepimiz de birbirimizden faydalanırız. Bizim sohbetlerimiz her ne kadar bir konu üzerine dönse de diliyen, dilediği soruyu sorabiliyor. Dilediğini söyleyebiliyor bu noktada. O yüzden üniversiteler, bilmiyorum. Çanakkale’deki üniversitede de değişik üniversitelerde sorular güzel oluyor. İnşallah burada da güzel sorularla karşılaşırız. Tabi sohbet, Anadolu’nun daha doğrusu yıkarı. Mezepatomya’nın manevi direkleri. Türkler 300’lerden itibaren. Müslüman olmaya başlamışlar. Türkleri. Müslüman eden en önemli unsurlardan birisi, Orta.
Asya’daki inanışlarının. İslâm’a çok yakın olması. Türkler şamanist değillerdir. Şamanlar bugünün tabiriyle kendi toplumlarının velileri gibidir. Şamanlar toplumun bilge insanlar. O yüzden o. Türklerin o gün ki. Orta. Asya’daki kendi ahvaleri bilgeliğin üzerine toplumun içerisinde bilge kimseler var. Bu bilge kimselerin içerisinde zahiri olarak bilge kimseler bir de ötelerden haber veren şamanlar var. Şamanlar da gaybî meselelere bakıyorlar. Savaşa girmesin mi gibi kıtlık olacak mı olmayacak mı gibi. Türkler böyle yaşarlarken. Muaviye’nin oğlu. Yezit, malum. Kerbel’a vakasından sonra iktidarını iyice oturtup iktidarını sallanmaz bir kale haline getirmek için. Ehl-i. Beyt’in. Hüseyin’i kolu ne yazık ki diyorum.
Kendi bulundukları topraklardan hicret etmek zorunda kalırlar. Aslında. Kerbel’a’da. Hz. Hüseyin. Efendimiz de kardeş kanı dökülmesin. Müsaade edin ben buralardan hicret edeyim. Kur’ân ve sünnet için sınır boylarında cenk edeyim. İnsanlara. Kur’ân ve sünneti anlatayım diye böyle bir teklifte bulunur. Ama bu teklifi kabul edilmez çünkü. Hz. Hüseyin. Efendimiz sağ olduğu müddetçe. Yezid’in iktidarı hep tehlike içinde kalacaktır. Ben kimseye bu noktada iftira atma noktasında değilim. Tarihi bir tespit bu. Hz. Hasan’ı yani. Hüseyin. Efendimiz’in oğlu. Hasan’ı öldüren cariye de. Muaviye’nin hediye olarak gönderdiği cariyedir. Muaviye. Hz. Hasan. Efendimiz ben devlet başkanını yapmayacağım. Devlet başkanını hakkımı.
Muaviye’ye devrediyorum deyince. Muaviye’nin bu çok hoşuna gider. Ama velâ muaviye bilir ki. Hz. Hasan. Efendimiz ve. Hz. Hüseyin. Efendimiz kendi iktidarı için her daim tehlike eder. Ve bu tehlikeyi artık bu noktada elimizde maddi zahiri bir delil yok ama. Hz. Hasan. Efendimiz’i öldüren kimse. Muaviye’nin bu hadiseden sonra hediye olarak gönderdiği cariyedir. Böylece. Yezid’in zamanında. Hz. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem. Hz.’nin oğlun dediği. Hz. Hüseyin. Efendimiz’in. Hüseyin’i konundan olan. Ehl-i. Bey. Türklerin bölgesine doğru sığınırlar. Türklere sığınırlar. Hadi şerif vardır bazıları zayıf hadîs olarak verirlerler. Ben zayıf hadîs olarak görmem onu. Türkler onun. Arla karşılaştıklarında.
2. Bölüm
Türkleri tarif eder çünkü. Hadîs-i. Şerif’te, onlar başlarına yünden kalpak gibi böyle bir başlık yerler, ayaklarında çarıtları keçedendir, yüzleri böyle esmerimsidir. Onu sonra bunlarla karşılaştığınızda bunlarla savaşmayınız diye. Hadîs-i. Şerif var ve onlar o gün ki bu ırkçılıkla alakalı değil böyle benim eskim çünkü ordandır en üstün ırk, Türk’ün ırkı benim eskim ordandır sakın oraya atıfta bulundurduğumu, bulunduğumu zannetmeyin ve. Türklerle savaşmaz hiçbir zaman. İslâm orduları. Ama. İslâm bu noktada. Türkler kılıçla da. İslâm olmaz. İslâm olma noktası ehlibettendir. Fark ettiyseniz mesela. Anadolu’daki ehlibet velilerin geliş noktaları da. Horasan’dandır, Orta. Asya’dandır. Mesela bugün bu gece yetiştirebilirsek.
Hacı. Bektaş. Veli’yi görüşeceksek o. Orta. Asya’dan gelir, Horasan’dan gelir. Ta. Avrupa’nın ortalarına kadar giden mesela. Saltuk baba da. Horasanlı’dır. Bunun gibi. Kaygussuz aptal. Horasanlı’dır, Hacı. Bayram. Veli. Horasanlı’dır, Horasan’dan göçenlerdendir. Hazreti. Mevlânâ behten göçer bugün. Afganistan’ın içinde kalmıştır. O bölgenin insanıdır. Ve böylece ehlibeytin o zulme uğrayanları. Türklere sığınmaya başlar. Türk topraklarına giderler. Türk topraklarına gidince. Türkler hızla. Müslüman olurlar. Yaklaşık tarihlerde hata yapabilirim. 350’lerde falan. Müslümanlar iyice artık. İslâm’ı kabul ederler. Hatta 400’lerde. Tuğrul. Şah olması lazım aklımda kaldığı kadarıyla resmi din olarak kabul edilir. bu resmi din olarak kabul edildiğinde.
Türkiye bölgede bir güneş varlar. Bu güneşin adı. Hacı. Ahmet. Yesevidir. Anadolu’nun, bakın. Anadolu yaşadığı yerle. Anadolu’nun arasında kilometrelerce fark var. Ama. Hacı. Ahmet. Yesevid elinde kopuz ile, elinde kopuz ile bütün asya bozkurlarına dolaşan asya bozkurlarında. İslâm’ı. Muhammed’i. Mustafa’yı sevdiren ve yukarı. Mesopotamya. Sufili’nin temel taşlarını atan kimsedir. Biz. Hacı. Bektaş. Veli. Hazretleri’nin arkasında, Hazreti. Mevlânâ. Celalit’in. Rûmî’nin arkasında, Yûnus. Emre’nin arkasında. Hacı. Ahmet. Yesevi’nin öğretilerini görürüz. Hacı. Bektaş. Veli’nin dört kapı kırk makamı. Hacı. Ahmet. Yesevi’nin makalatındandır. Ve biz, Hacı. Bektaş. Veli’nin makalatına baktığımızda, Hacı.
Ahmet. Yesevi’nin çizgilerini belirlediği ana hukukun maddelerin ana görüşün, Hacı. Bektaş. Veli’de biraz daha genişlediğini, Hacı. Mevlânâ’nın mesnevesinde tefsir edildiğini görürüz. O yüzden bir de. Hacı. Ahmet. Yesevi’nin en çok hoşça giden onun beytleriyle başlamak istiyorum, onun anlatmaya giderken sevmiyorlar bilginler sizin. Türkçe dilinizi. Bilgelerden dinlesen açar gönül ilini. Âyet, hadîs anlamı. Türkçe olsa duyarlar, anlamına erenler başı eğip uyarlar. Miskin, zayıf, hoca. Ahmet, yedi atana rahmet, farz dilini bilir de sevip söyler. Türkçe’yler. Ahmet. Yesevi, enteresan bir çıkış ile âyet ve hadislerinin anlaşılması için. Türklere. Türkçe dilinin kullanılmasını ister. Bu dinin özüne aykırı bir şey değildir.
3. Bölüm
İmam. Azam. Hazretleri, namaz kılmakla alakalı, isste der ki eli ihtiyarda geçer. Sonradan da talebeleri bunu kendileri de alırlar, el-hidayede geçer, aynı zamanda fıkıh ölçüsü olarak bir kimse. Fatiha’yı okumasını, Arapça okumasını öğreninceye kadar kendi diliyle. Fatiha okuyup namazı kılmasında bir beys yoktur fetvasını. Hocah. Ahmet. Yesevi kendi lisanıyla dile getirir ve zannetmeyin ki. Hocah. Ahmet. Yesevi. Arapça ve. Fahrisice bilmez, ikisinde bilir çünkü. Hocah. Ahmet. Yesevi’nin bu noktada ders aldığı silsele ta. Yusuf el-Hamadani’ye ulaşır. Yusuf el-Hamadani’ye ulaştığından dolayı buradan da normalde. Yusuf el-Hamadani’den ehli beyte ulaşır. Ve ehli beyte ulaştığı için. Hocah. Ahmet.
Yesevi aslında. Arapçayı da. Fahrisici’yi de çok iyi bilen kimsedir. Ama. Divane. Hikmet adındaki eserini. Türkçe o bölgenin. Türkçesi ile söyler ve insanlar anlatır. Ve. Hocah. Ahmet. Yesevi tasavvufî olarak da bir yol yürür ve bu noktada kendisi. Arslan. Baba namıyla ün yapmış bir üstağda bağlanır. Arslan. Baba’nın terbiyesini alır, o. Arslan. Baba’nın terbiyesinden sonra işte. Arslan. Baba ile de alakalı değişik rivayetler vardır. O Arslan. Baba bir gün riyasında. Hazreti. Peygamber, Salulü. Aleyhisselâm. Hazretleri görür. Hazreti. Peygamber, Salulü. Aleyhisselâm. Hazretleri bir hurma verir. Bu hurmayı da. Ahmet. Yesevi’ye vermesini söyler. Arslan. Baba henüz çocuk yaşta olan. Ahmet. Yesevi’yi bulur ve o hurmada böyle keramet varı bir şekilde hurmayı elinde bulur.
Arslan. Baba o hurmayı emaneti yerine teslim etmek için. Ahmet. Yesevi’yi bulur. Ahmet. Yesevi henüz daha çocuk yaştadır. Ahmet. Yesevi eğitimini alır, öğretimini alır, hurmayı da verir, ona yedirir. Ve böylece. Ahmet. Yesevi’nin ilk etapta manevi olarak terbiyesini üzerine alır. Ondan sonra da. Ahmet. Yesevi’den sonra onun vefatından sonra. Buhara’ya gider, Buhara’dan. Semarkant’a gider. Ve. Semarkant’ta. Yusuf el-Hamadani ile tanışır, Yusuf el-Hamadani’ye intisap eder. Ondan da normalde alacak oldu eğitimi alır. Ondan sonra da. Allâh’a izin verdiği müddetçe vefat eder. Hamadani. Hamadani vefat ettikten sonra da onun vekiline, o vekil de vefat ettikten sonra kendisi posta oturur tabiri caizse.
Ve normalde kendisinden sonra da vefat ettiğinde. Abdülhalik. Gücdivani’ye bırakır. Abdülhalik. Gücdivani de kendince. Şahı. Nakşibendi. Hazretleri’nin yetiştirir. ilk. Nakşibendi tarikatının temel taşları da. Hoca. Ahmet. Yesevi’ye aittir. O yüzden. Anadolu’daki bayramilik, Anadolu’daki bektahşilik, Anadolu’daki mevlevilik, Anadolu’daki çok özür dilerikten söyleyeceğim. Türklerin kendileriyle beraber göç edip getirdikleri bütün tarikatların arkasında. Hoca. Ahmet. Yesevi vardır. Hoca. Ahmet. Yesevi’nin bu noktada. Anadolu’daki sûfî ve tarikat yapılanmasının temel taşıdır. Ve arkasından gelen bütün veliler, bütün erenler. Ahmet. Yesevi’nin menkıbeleriyle ve öğretileriyle devam ederler. Dilleri.
4. Bölüm
Türkçedir. O yüzden divanı hikmeti okuyarak sufileri yetiştirirler. Divanı hikmetin içerisinde de. Kur’ân ve sünnetin özünden alınma sözler ve menkıbeler vardır. Bu. Türklerin içerisinde menkıbe anlatmak, geçmişteki olayları anlatmak usuldendir, adettendir, adaptandır, edebdendir. Ve. Türkler eski menkıbelerini dinleye dinleye gelirler. İslâm olunca, Müslüman olunca. Kur’ân. din onların bu menkübelerine karşı çıkmaz hatta ayeti kerime de. Hz. Peygamber salulü ve selam hazretlerine buyurur ki sen geçmiş peygamberlerin menkübelerinde anlat o yüzden sûfî literatüründe geçmiş velilerin evliyaların peygamberlerin menkübelerine anlatmak da ibadetten sayıldığından dolayı bu öğreti dergahdan dergaha kulaktan kulağa devam eder ve.
Yusuf el-Hamadani aynı zamanda da aynı zamanda büyük bir hadîs alimidir ve bu nakşibendi kolu. Yusuf el-Hamadani’den sonra ki nakşibendi kolu. İstanbul’a kadar gelir ve o nakşibendi kolunda devam edenler bu son dönem ismi şimdi hatırıma gelmedi, Avustralya’da ölmüştü bir profesör şeyh vardı. Esat. Coşan. Efendi’nin. Şeyh’i vardı. Mehmet. Said. Kodkı. Efendi. Mehmet. Said. Kodkı. Efendi’nin bağlı bulunduğu o eski dergâh yok o değil o dergahın ismi aklıma gelmedi. Gümüşhanevi hazretlerinden devam eden o dergâh ta. Yusuf el-Hamadani’ye dayanır. O dergahın mesela. Mehmet. Said. Kodkı. Efendi’ye gelinceye kadar herkes. Ramüzül el hadisi hepsi de hıfs ederler, ezberlerler onlar ezberlerini bu noktada hadisleri ezberleyerekten gelirler çünkü o da.
Yusuf el-Hamadani’ye dayanır. O dergahın postuna oturacak olan insanlar. Ramüzül el hadîs denilen o hadîs kitabının ravileriyle ve şerhiyle beraber hıfs ederlerdi. Esat. Coşan. Efendi’den sonra bu posta oturan şu anda el mepsutu. Türkçeye çeviren. Cevat. Akşit hoca buna devam ettiriyor. Zannediyorum şu anda. Ramüzül el hadisi hıfsinde tutan bir tek. Cevat. Akşit vardır. Tabi ondan önce. Cevat. Akşit’den önce yetişenler vardı. Türkiye’de. Türkiye’nin siyasi tarihine de onlar damga vurmuşlardır. Bunlardan birisi merhum. Turgut. Özal’dır. Ramüzül el hadisi ravileriyle beraber hıfs edenlerden birisi. Birisi. Rahmetli. Necmettin. Erbakan. Hoca’dır. Ramüzül el hadisi bu noktada ravileriyle hıfs edendir.
Onlar normalde bazı konuşmalarına ben şahit olduğumda onlar. Türkçe sanki siyasi probakanda yapıyorlarmış gibi, konuşuyorlarmış gibi yaparlarken hadîs metinlerini söylüyorlardı. Hadîs metinlerinden aldıklarını siyasi probakanda gibi konuşuyorlardı. Tabi hadîs bilgisi iyi olanlar bu sefer onların söylediklerini kabul etmeme şansları olmuyordu çünkü söyledikleri hadisdi. Bu usul. Cevat. Akşit. Hoca’dan sonra devam ediyor mu, etmiyor mu bilmiyorum. Ama bu usulün ta geldiği yol. Yusuf. Elhamdani’ye dayanır. Buradan ne çıkar? Hoca. Ahmet. Yesevin’in de iyi bir hadîs âlimi olduğu çıkar. Normalde tabi bu noktada. Yusuf. Elhamdani de. Nizamiye. Medresesi’nin hocasıdır. Elhamdani’nin hocası da. Ebu. Ali.
5. Bölüm
Fermadi’dir. Ebu. Ali. Fermadi de. Gazâlî’nin hocasıdır. Gazâlî de. Türk’tür, Hoca. Ahmet. Yesevi de. Türk’tür. Hemen onlardan önce yaşamış olan. İmam. Azam da. Türk’tür. Böylece fıkıhıyla tasavvufuyla hadisiyle böyle bir bilge bir ortam vardır. Bu arada. Semerkant’ta. Bu bilgelikten yetişenler, bu eğitimi alanlar yeni yurtlara doğru giderler. 1071’e kadar tabi 1000 tarihine kadar bunlar pişer, yerleşir, bunlar fikir olarak çoğalırlar. Alp Arslan 1071’de. Anadolu kapılarına açtıktan sonra artık. Anadolu’ya hızla hızla. Bu yetişen kimseler bu eğitimleri alıraktan hızla gelmeye başlarlar. Ve normalde tabi o günün sultu. Sultanı. Sultan. Sencer de bu manada. Yusuf. Elhamdani’ye de her şekilde bağlı bir kimsedir.
Bu da ta. Turu. Şahtan. Önce’ye filan geliyor ve böylece. Hoca. Ahmet. Yesevi kendi zamanında hem dil olarak hem din olarak dil ve din olarak millet merhumunu orta yaratar. Ve orta yarattı o merhundan sonra. Anadolu’da. Hoca. Ahmet. Yesevi’nin yetiştirmiş oldu. Ondan sonra bir başkası, ondan sonra bir başkası, ondan sonra bir başkası dergahlar tekke, tekkeler bu anlayışla devam ederler yollarını hiç sinselede kesiklik olmaz. O yüzden o öğreti devam eder, o öğreti devam ederekten bu noktada. Hoca. Ahmet. Yesevi’nin arkasında sonuçta. Nakşibendilik, Bektahşilik, Hz. Mevlânâ, Yûnus. Emre, Bayramilik, hatta. Bayramilik’ten devam edersek, Üftada zetlerinden devam edersek cerrahî tarikatına. Aziz.
Muhammedü. Hidayet zetlerine çıkarız. Böylece. Anadolu’da kol gezer, Abdülkadir. Geylan’a zeter ve. Ahmet’e rüfa zeter, hariç, kadirlik ve rüfalik hariç. Bütün tarikatların temelinde. Hoca. Ahmet. Yesevi’nin görüş ve düşünceleri ve. Sûfî fesifesi yatar. Bu normalde sarılsaltuklar, zengin atalar, taç atalar gibi. Tatluk. Emre, Yûnus. Emre, Mevlânâ, Hz. Bektahşi veli bunların hepsi de onun sonuna. Hz. Hoca. Ahmet. Yesevi’nin temelini attığı ve o öğretiyle devam etti öğretidir. O yüzden normalde bunlar kendilerince atmış oldukları temelde erkeklere, ahilik bayanlara da bahacıyanlık diyerekten bir ilke oluştururlar. Bahacıyanlar, bayanlar bu mesele de toplumun bilgilenmesi, eğitilmesi için önemli vazifeler yapmış ahiler de bu noktada.
Ahirvan veli gibi. Toplumun temel dinamiklerinin üzerinde harika işler yapmış ve. Anadolu’nun ve. Anadolu’dan sonra. Avrupa’nın da. İslâm’la tanışmasına sebep olmuşlar. Tabii biz. Hoca. Ahmet. Yesevi geçerken bu kadarlık girişten sonra ondan bir iki söz de duymadan geçmeyelim. Bismillah deyip beyan ederek hikmet söyleyip, talep edenlere inci cevher saçtım ben işte. Riyazatı sıkı çekip kanlar yutup ikinci defter sözlerine aktım ben işte. Sözü söyledim her kim olsa cemale talip canı cana bağlayıp damarı ekleyip garip yetim fakirlerin gönlünü okşayıp gönlü kırık olmayan kişilerden kaçtım ben işte. Nerede görsen gönlü kırık merham ol öyle mazlum yolda kalsa yoldaş ol mahşer günü dergahına yakın ol ben benlik güden kişilerden kaçtım ben işte.
6. Bölüm
Garip fakir yetimleri resul sordu o gece miraca çıkıp hakca malini gördü geri gelip indiğinde fakirlerin halini sordu gariplerin izin arayıp indim ben işte. Ümmet olsan gariplere uyar ol âyet ve hadisi her kim dese duyar ol rızık nasip her ne verse tok gözlü ol tok gözlü olup şevk şarabını içtim ben işte. Medineye resule varıp oldu garip gariplikte sıkıntı çekip oldu sevgili cefa çekip yaradına oldu yakın garip olup menzillerden geçtim ben işte. Akıllıysen gariplerin gönlünü avla. Mustafa gibi eli gezip yetim ara dünyaya tapan soysuzlardan yüzünü çevir yüz çevirerek derya olup taştım ben işte. Aşk kapısını mevlam açınca bana değdi toprak eyleyip haz. oldeyip boynumu eydi. Yağmur gibi melametin oku deydi.
Ok saplanıp yürek bağrımı deştim ben işte. Gönlüm katı, dilim acı, özüm zalim, Kur’ân okuyup amel kılmıyor, sahte âlim, garip canımı harcayayım, yokturmalıp, haktan korkup ateşe düşmeden piştim ben işte. Altmış üçe yaşım ulaştı, geçtim gafil, hak emrini sıkı tutmadım, kendim cahil, oruç, namaz, kazaya bırakım, oldum ergin, kötü yüzeyip, iyilerden geçtim ben işte. Vah ne yazık sevgi kadehini içmeden, çoluk, çocuk, evbaktan tam geçmeden, suç ve isyağın düğümünü burada çözmeden şeytan gelip can verirken de şaştım ben işte. İmanıma çengel vurup kıldı gamlı, mürşidi. Kamil hazır ol deyip saçlı koku. Lanetli şeytan benden kaçıp korkusuz gitti kirli. Allâh’a hand olsun, iman nuru açtım ben işte. Mürşidi.
Kamil hizmetine gidip yürüdüm, hizmet kılıp göz yummadan hazırdurdum, yardım etti, şeytanı kovalayıp sürdüm, ondan sonra kana çırpıp uçtum ben deyip. Hoca. Ahmeti’ye sevinin sözlerine son veririm. Burada normalde o hikmet dedikleri kitapta birinci kitap birinci hikmet, ikinci hikmet, üçüncü hikmet diye bu tip normalde. Kur’ân ve sünnetten süzülen o kendince dinin özünü anlatan bir kimse. Tabii. Anadolu karışıktır. Bir müddet sonra. Anadolu karışıklığında. Selçuklular bunda ııı. Anadolu karışıklığı bastırmakta güç yetiremezler. Bu karışıklığın ana sebeplerinden birisi kendisinin peygamber olduğunu etrafına inandıran baba resul’dur. Anadolu’da baba resul diye bir kimse çıkar. Kendisinin peygamber olduğuna inandırır herkese.
Ve baba resul. Anadolu’da. Selçuklulara karşı bir isyan kaldırıp köyleri, kendileri yağmalamaya başlar. Selçuklu bunu bastırmakta güçlük çeker. Baba resul aynı zamanda bizanslılara da saldırır. Bizanslılarında köylerine girer, köylerde yağmacılık yapar, kadınlar alırlar, Müslümanların da kadınlarına alırlar, Müslüman kadınlar da kendilerine ve atıgay müslüm kadınlar da kendilerine cari ederler. Bu portre herhalde size yabancı gelmedi. Şimdi de. Suriye, Irak da kendisini. Müslüman olarak gösterip. Müslüman kadınları kendilerine cari eden bir anlayış orada var ya. Bunun tipik bir göstergesi adına işit diyorlar ya. Bunun gibi. Tabii burada vardır işit sempatizanı varsa benim böyle bir arkadan meyille beni tehdit etmelerine gerek yok.
7. Bölüm
Kapının önünde her türlü tehdit de alabilirim. Zahmet etmesin kimse. Bunlar korkak, soysuz insanlar. Karkıp böyle isimsiz sahte isimlerle etrafı tehdit etmeye seviyorlar. Bu noktada söylediklerimden geri adım açacak bir kimse değilim. İslâm değil onların yaptıkları. İslâm değil. İslâm dünyasını karıştırmak isteyen soysuzların piyano olmuş, soysuz bunlar. Başka bir şey değil. Sakın ürkmeyin, korkmayın. Bizim dinimiz. Kur’ân. Sünnet imamların iştahı. Bizim dinimiz bu. Biz. Müslümanız. Biz. Müslümanlığı dini de. Kur’ân. Sünnet ve imamların iştahı dairesinde alıyoruz. Hiçbir imamın iştahı yoktur. Lâ ilâhe illâllah. Muhammeden öldürmeye. Hiçbir imamın iştahı yoktur. Hangi bakın hangi ibadethane olursa olsun ister.
Hristiyanlara ister muhsevillere siz onları bombalayamazsınız, yakıp yıkamazsınız, ibadethaneye sığınmış saklanmış. İster kilise olsun, ister havrosun, ister budistlerin ibadetanesi olsun, siz onları yakıp yıkamazsınız. Asla savaşmayan kadınları ve erkekleri esir alamazsınız. Asla esir aldıklarınızı katledemezsiniz. Asla. İslâm’ın savaş hukukunda yoktur. Kimsenin malına, mülküne, parasına, karısına, kızına, ihtiyarlara, yeşilliğine, coğrafya varlığına, coğrafik varlığına, ekolojik dengeye saldıramazsınız. İslâm savaşırken dahi hukukla savaşır, bilmeyenler, bilmeyenler. Bu noktada bilmemek suç değil, öğrenmemek suç. Gidip. İmam. Muhammed. Hazretleri’nin. İmam-ı. Azam’ın ikinci önemli talebesi olan.
İmam. Muhammed’in. İslâm’da savaş hukuku, dört cidlik kitabını alıp okuyabilirler. Bunların yaptıkları asla. İslâm değildir. Asla. İslâm’da anarşi yoktur. Yoktur. İslâm’da asla lâ ilâhe illâllah. Muhammed. Resûlullâh diyen kimseyi katletmek yoktur. Camileri bombalamak yoktur, yoktur. Bunların ki. İslâm değil. İşte. Anadolu’da kendisinin peygamber olduğunu iddia eden. Baba. Resul çıkar. Baba. Resul etrafında inandırdığı kimselerle ister. Rum köymüş, yok. Ermeni köymüş, yok. Müslüman. Türk köymüş hepsinde yağmalar. Kadınlarını cariye edip tecavüz etmeye başlarlar. Erkeklerini kılıçtan geçiriler bir kaos olur. Bunlar. Rumları da o günkü yerleşik. Rum askerlerine değil, yerleşik. Rum köyüllerine de saldırılar.
Bunlar askerlerle savaşmazlar. Gidip birisi sivil katlediyorsa bu nereden gelirse gelsin. Kim sivil bir kimseyi katlediyorsa soysuzun tekidir o. Bu kim olursa olsun. Buna. PKK’da dahil, buna işit de dahil. Kim sivil bir kimseyi katlediyorsa soysuzdur. Hiçbir dini inançta bu yoktur. Daha ileri söyleyeyim. Siz atom bombası atamazsınız bir şehrin üstüne. İslamsanız. Lâ ilâhe illâllah. Muhammeden. Resûlullâh diyorsanız siz. Hiroshima’ya bombalandığı gibi siz bombalayamazsınız. Siz bir şehri bombalayamazsınız. İslamsanız. Obüsleri, topları, tankları çevirip bir şehri yok edemezsiniz siz. Hamadaki katliamı yapamazsınız. Humustaki katliamı yapamazsınız. Yapamazsınız. Bir. Müslüman yapamaz bunu. Bir.
8. Bölüm
Müslüman çıkar. Çok affedersiniz bu cinsiyet değil. Erkekçe savaş meydanda savaşır. Kimle savaşacaksa. Arkadan anarşı çıkarmak. Müslüman’ın işi değiller. baba resul insanları çıkar. Yağma, kan gövdeyi götürür. Hukuksuzluk gövdeyi götürür. Selçuklular bunu bastırmakta zorluk çekerler. Bizanslardan yardım isterler. Enteresan bir şey. Bizanslarla. Selçuklu orduları birleşirler. Baba. İsrak normalde baba resul isyanlarını bu noktada bastırmaya çalışırlar. Baba resulü öldürüler. Oğlu baba. İsrak geçer hareketin başına. Savaş devam ederken. Hacı. Bektahşüveli. Hazretleri’nin kardeşi. Menteş’te bu isyanlara katılır. Sivas’ta öldürülür. Tam öldürüldü. Zaman. Hacı. Bektahşüveli kendi sülalesiyle beraber.
Kendi boyuyla beraber. Anadolu’ya giriş yapar. Bakar ki ortalık tozduman haklı haksız ayrılmış. Kardeşi. Menteş’te. Sivas’ta öldürülmüş. Bakar ki ne olduğu belli değil yavaşça gelir. Kara höyüye yerleşir. Etliye sütlüğe karışmaz. Dergahın tek kesini orada kurar. Ve. Hacı. Bektahşüveli. Hazretleri başlar artık insan yetiştirmeye. Aynı dönemi ayettir hemen hemen. Yaşları aynıdır. Hacı. Bektahşüveli. Hazretleri de babasıyla beraber. Afganistan’ın bel şehrinden. Yürye yürye babasıyla beraber. Mekke, Medine, Şambadat, işaretle onlar da. Konya’ya gelirler. Konya’nın. Karaman’ın içerisine gelirler. Oraya yerleşirler. İki büyük. Anadolu’nun temel taşlarından iki büyük insan sessiz sedasız. Birisi çok sessiz sedasız ama.
Hazreti. Mevlânâ’nın o kadar sessiz sedasız değil, babası çünkü bir tek şeyhi. Gelirler, Konya’ya yerleşirler. O yüzden. Hacı. Bektaş ve. Hazretleri’nin tahmini doğumu 1200 dokuz tahmini net değil, ölümü de 1200 yetmiş. Genelde böyle bu noktada. Hoc-ı. Ahmet. Yesevi’den hareket ederekten hep böyle 63’e getirmeye çalışırlar. Hoc-ı. Ahmet. Yesevi’nin de ölüm tarihi tam belli değildir ama o bir rivayette 63 yıl dünyanın üzerinde yaşar. 60’ü yaşadıktan sonra der ki. Hazreti. Resûlullâh, Salulü. Aleyhi ve. Sellem. Hazretleri dünyada 63 yaşında yaşadı. Bu saatten sonra beni yeryüzünde bulunmak bana yakışmazlar. Toprağın altına kendine bir hücre yapar, inzivaya çekilir, bir daha toprağın üstüne çıkmaz.
Böyle bir. Ahmet. Yesevi vardır. Rivayet budur. Aynı şekilde işte. Hacı. Bektaş ve. Hazretleri’nde bu noktada buraya bağlamaya çalışırlar. Hacı. Bektaş ve. Hazretleri de normalde gelir, onun sonuna oraya yerleşir, o da manevi eğitimlerini vermeye başlar. Hazreti. Mevlânâ’da babası öldükten sonra babasının halifesi olan kimseye bağlanır, o da vefat ettikten sonra. Hazreti. Mevlânâ kürsüye oturur, o ders vermeye başlar, azından şemsettiğine tebriz gelir, şemsettiğine tebrizli. Hazretleri de. Hacı. Bektaş. Hazreti. Mevlânâ’ya yeniden tasavvufî eğitim vererekten, yeniden bakın tasavvufî eğitim vererekten onun da irşadı başlamış olur. Üçüncü şahıs, dördüncü şahıs. Yûnus. Emre. Hacı. Bektaş ve. Hazretleri’nin zamanında genç bir delikanlıdır, gencicik bir delikanlıdır.
9. Bölüm
Annesi rivayet edilir, Hacı. Bektaş ve. Hazretleri’nin dervişidir. Evladımlar bir menkıbe böyledir, hadi git de. Pir. Efendi’ye biraz bize buğday versin der, Hacı. Bektaş ve. Hazretleri’ne gelir, annesinin selamını söyler, Efendim der, annem biraz buğday hissedir, evladım himmet mi istersin buğday mı istersin der, meşhurdur bu rivayet buğmenkıbe, o da der ki annem bana buğday dedi. Pirlerin böyle bir adabı vardır, ikinciyi söylemezler genelde ama bakar, Hacı. Bektaş ve. Ali karşısında bir cevher var, ikinciye bir daha söylen. Evladım iyi düşündün mü, himmet mi buğday mı der, o. Yûnus der ki, efendim annem beni buğdaya gönderdi, üçüncüsünde bir daha söyleyince, yine buğday deyince gidin der, Yûnus’un istediği kadar ambardan buğday verin.
Yûnus buğdayları alır, eve gider, bu rivayettir, Yûnus eski şehirde doğduğu söylenir, Hacı. Bektaş ve. Ali kır şehirde, eski şehir kır şehir alır, çok uzak. Ama böyle bir menkıbe var, ola ki. Allâh alem belki de sonradan eski şehir reyalleşti. Bu da mümkündür, bu tarihi şeylere girmek istemiyorum. Ve orada normalde üçüncü de ister gelir annesi der ki evladım. Pir’in himmeti alınmaz mı, götür der buğdayları geriye. Peki efendim himmet götürür, der ki efendim himmet evladında dosya bizden gitti, kime? Tatbuk babaya, himmet onda evladım senin içinden. Ve böylece. Yûnus. Emre tatbuk babaya gider, intisap eder, rivayet edilir, kırk yıl kapıda bekler, hizmet eder. Bir rivayete, bir rivayete on sekiz yıldır.
Bunun ikisinin de arkasında tasoffi öğretilerin tarihlerle yıllarla alakalı işaretleri var. Ya nasıl bir şey? Özür dilerim, ayak kalkacağım, hakkınızı helal edin. Ben çok oturamıyorum. bin alem vardır ya, on sekiz bin alem için bir yıl. Bir yıla bin alem. On sekiz yıl on sekiz bin alem. On sekiz yıl burada çok önemlidir. Tasavvuf’un kendi içerisindeki olguya göre. Kırk yıl bu da önemlidir. Bu kırk günete kabul eder. Musa aleyhisselâm. Tuğri. Sinada kırk gün kaldı. Kırk gün tasavvufun içerisinde veya peygamberle tarihinin içerisinde peygamberlerin kendi hayatında kendi öğretilerinde de önemli bir yer teşkil eder. Öyle olunca. Yûnus. Emre’nin kırk yıl mı, on sekiz yıl mı burada bir şey var. Ne o?
Kendi ince sıkıntı var. Biz ne kadar tatbuk babanın emrinde veya onun vesayetinde sûfîlik yaptığını net olarak bilmiyoruz. Ama burada. Hazreti. Mevlânâ’ya çok zamana yırmadım. Nasıl sonu gündemde ya herkes. Gündemde olduğundan herkes onu bir şekilde tanıyor. Ben biraz daha böyle daha fazla. Hacıbek. Hacı. Ahmet. Yesevi ile. Yûnus’un üzerinde fazla durmak istiyorum. Çünkü. Yûnus da tatbuk babanın önünde sûfî eğitim alır. Ve. Yûnus sözlerini. Türkçe şiirler menkıbeler olarak anlatır. Ve. Yûnus’un şiirlerinde halkın dili vardır. O günkü halkın dili neyse. Yûnus onu söyler. Hacı. Bektaş ve. Le. Hazretleri’nin makalatı, Hacı. Bektaş ve. Le. Hazretleri’nin besmele şerhi, Hacı. Bektaş ve. Le. Hazretleri’nin.
10. Bölüm
Fatih’e şerhi, şerhi. Arapçadır. Enteresan değil mi? Hacı. Bektaş ve. Le. Hazretleri’nin mevcut eserlerini. Arapça olarak verir. Hacı. Bektaş ve. Le. Hazretleri’nin zahiri evlenmediği söylenir. Oğlu da olmadığı söylenir. Manevi oğlu var derler. Değişik menkıbeler vardır bu noktada. Olma enkıbelere girmek istemiyorum ama burada önemli notlardan birisi şu. Hacı. Bektaş ve. Le. Hazretleri’nin eserlerinin hepsi de. Arapça. Yûnus’un şiirlerinin hepsi de. Türkçe. Yûnus halkın dilinde, köylü dilinde, şehirli değil. Köylü dilinde merhamını anlatır. Kur’ân ve sünnetin özünü anlatır. Özünü. Yûnus’un şiirlerinde. Kur’ân ve sünnetin özünü görürsünüz. Ve anlarsınız. Bakın anlarsınız. Hazreti. Mevlânâ eserlerini faresice verir.
Konuşurken sohbet ederken. Türkçe konuşur sohbet eder. Çok iyi bir fıkıhçıdır. Çok iyi bir kelamcıdır. Çok iyi bir hadisçidir. Yolda yürürken anlatılan sorulan meselelere ayakta fıkıh edebilecek kadar fıkıh bilgisine sahiptir. Rivayet edilir. Bir gün sema ederken ona fıkıhtan bir mesele sorarlar. Sema ederken fetva verebilecek kadar fıkıha sahiptir. Mesnevisinde dört binin üzerinde âyet altı binin üzerinde hadîs vardır. Mesnevî öyle hikayeden zannetmeyin. Bakın hikayeden zannetmeyin için. İyi bir âyet hadîs bilen bir kimse mesnevi okurken tefsir okumuş olur. Çok iyi akait bilir. Akait iman esaslarıyla alakalı. Çünkü mesnevinin içerisinde hikaye leştirerekten cebriyeye, kaderiyeye, rafizilere müteziliye cevap verir içeriden.
Mesnevî de böyle incelikler vardır. aynı. Yûnus. Emrede. Türkçe bu işi yapar. Türkçe bütün dergahlarda. Yûnus ilahileri okunur. Mevlevi dergahlarında dahi. Yûnus ilahileri vardır. Hazreti. Mevlânâ. Celaleti. Rumazetlerinin ilk zamanlarında tekkelerde dergahlarda. Yûnus ilahisi vardır. Hangi dergaha hangi tekkeye giderseniz gidin. Yûnus ilahisi vardır. Niçin toplumun dili. Türkçe toplumun dili. Türkçe olunca aslında ilahi. Kur’ân ve sünnetin tefsirin teliğindedir. O yüzden zikrullah yapan dervişler, sûfîler, ilahi dinlerler, dinlemiş oldukları ilahi. Kur’ân ve sünnet anı. anlattır. Ondan bir mesele anlattır. O yüzden. Yûnus’un ilahileri bütün. Türk ellerinin tekkelerinde okunur. Daha ileride.
Medine’de ömredeyiz. Medine’de ömrede birisi geldi kulağıma dedi ki bu akşam dedi davet var gelir misiniz? Kalabalık hız dedim ben. Dedi kalabalık olduğunu biliyor dedi ev sahibi. E geliriz dedim ben. Davet dediğini de tanıyorum tabii. Dedi akşam namazdan sonra pardon yassı namazdan sonra sizi buradan alalım dedi olur dedim ben. Biz de yetmiş kişi filanız. Ömreye gittik. Özür dilerim ama ben böyle lüks otelleri hiç sevmem. Hiç içine de girmem. Böyle bir anti duruşum var. Hilton’a giriyoruz. Bizi götüren de orada doktor. Doktor dedim ben. Buyurun efendim dedi. Nereye giriyoruz dedim ben. Hani. Hilton’a giriyoruz. Biz cehri zikrullah yapıyoruz. Biz zikrullah başlayınca yaptığımız yer havaya kalkıyor.
11. Bölüm
Biz basılmaya alışkanız dedim. Bir de burada basılmayalım. Biz o zaman yirmi sekiz. Şubat’ta da biz bunu yaşadık. Bizi gördük der yerde götürüyoruz zaten. Sormuyorlardı. Bir ara benim adımı soyadımı sormuyorlardı. Bakıyorlar. Bulduk. Haydi götürüyorlardı beni. Öyleydik. Dedim doktor bir de burada basılmayalım. nasıl olsa. Türkiye’de basılıyoruz bile suut basacak bizi. Hiç sevmem. Mecburiyetten gidiyorum. Hicaz orada olmasa mümkün değil. Allâh orayı da kurtarsın. Inşallah. Âmîn değil. Evet. Zorla dedettirim böyle işte. Biz çıktık. Hilton’da kocaman bir daire içeri girdik biz. Eee orada da böyle belli bizim gibi ay benim gibiyim. sûfî kırıntıları var. Dedim burada demek ki bizim gittiğimiz belli zaten.
Neyse birisi böyle bir. Arapça mevcut okuyor. Arap birisi. Biz halakayı kurduk. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Başladık biz. Yıkılıyor ortalık. Cehri zikrullah katılanınız var mı içiniz de elini kaldınız. Hayatı yaşamamışsınız siz. Bir başladı zikrullah tevhid çekiliyor. Illa. Allâh. Illa. Allâh. Başladık biz. O ama attığı elini kulağına hafız burhan orada sanki. Kapkara bir adam. Ama apakça. Bir böyle mevli okuyor. Biz de vuruyor zikrullahı. Ardından. Allâh isması. Ardından bir ara o. Yûnus ilahisi söylüyor. Arapça melodi tavrı, tarzı. Böyle dedim yok ya. Yûnus’tan okuyor dedim içimde zikrullahın arasında. Ben eşhedü en lâ ilahe illallah zikrullahı durdurdum. Herkes sustuk. O da sustur. Sordum.
Yûnus ilahi. Yûnus. Emre dedi. Oo dedim. Sordum nerelisin? Tunus. Ve dedi ki bizim dergamıza orada tarzmanlar var. Yûnus ilahileri söylenir dedi. Dedim senden. Arapça. Yûnus dinlemek istiyorum. Devam et dedim. Biz de dedim senin okuduğun ilahinin melodisinde zikrullaha devam edelim dedim. O başladı. Yûnus’tan okumaya biz de başladık zikrullah yapmaya. Yıl yaklaşık doksan dokuz iki bin filan arası. O yirmi sekiz. Şubat’ın çok böyle depte belli olduğu zamanlar. Yıl iki bin on dört. Biz. Bosna’ya gittik. Ben gittim. Arkadaşlar hep gidiyorlardı. Çanakkale valisi. Özellikle ısrar etti. Orada dedi bir sempozyum var. Orada dedi sizin sohbet etmenizi istiyoruz. Muhakkak sizi de bekliyoruz. yapmasayın valim.
Ben gitmiyorum gelmiyorum. Bu tip şeyleri açıkça söylüyorum. Sevmiyorum. Yok sensiz olmaz dedi. Geleceksiniz. Tamam. Ördemiri keser sayın. Valim. Geliyoruz dedim. Bosna’ya gittik. Bosna’ya gittiğimizde, pardon. Bosna’dan bize misafirler geldi. Bursa’ya gezmeye gelmişler demişler ki burada zikir yapılan bir yer var mı? Demişler ki var. Nerede? filancı yerde. Bir otobüs insan güldür geldiler şeye. Bursa’da bizim zikir yaptığımız yere. Misafir. Onlara dedi ki zikrullah’tan sonra hadi siz de bir şeyler söyleyeyim. Bunlar boşnakça. Yûnus ilahisi söylüyorlar. Boşnakça. Biz tabii yine koptuk. Biz zikrullah’ta yaptık. Biz. Bosna’ya gittik. Bosna’ya gittiğimizde o zatın aynı zamanda da o. İstanbul. Üniversitesi’nden mezun.
12. Bölüm
İstanbul. Üniversitesi’nde pardon. İzmir. Ege’den mezun. İstanbul. Üniversitesi’nde güzel sanatlarda öğretim üyeli yapmış. Onun sonu. Bosna’ya gitmiş. Bosna’da babasının dergahına oturmuş. Orada da. Sarayoglu. Üniversitesi’nde güzel sanatlar akademisinde öğretim üyeli devam ediyor. Aynı zamanda da. Tekke’nin şehir. Tekke’ye gittik. Tekke’de. Yûnus ilahileri söyleniyor. Ne? Boşnakça. Yine. Sarayoglu. Üniversitesi’nde yani. Bosna. Erseni, başkentinin içerisinde bir tane daha. Tekke’ye ziharete gittik. Tekke’de. Yûnus ilahileri söyleniyor. Orada bir. Tekke’de vardı. O gün kimse yokmuş. Tekke’de, o. Tekke’de de hep. Türkçe. Yûnus ilahileri söyleniyormuş. İşte. Anadolu ve. Balkanların. İslâm’ı sevmesinde.
Müslüman olmasında en önemli dört tane şahıs. Hacı. Ahmet. Yesevi, Hacı. Bektaş. Veli, Hazreti. Mevlânâ ve. Yûnus. Emre. Eğer döner değerlerimizi, manevi değerlerimizi, manevi öğretimizi buralardan alırsak inşallah büyük bir yol kat etmiş oluruz. Soruları devam edeyim. Siyaset yapmak dinin dinen uygun mudur? Evet. Şöyle bir algı var bizde. Dindar bir kimse siyaset yapamaz. Siyasetten anladığımız ne? Siyasetten anladığımız toplumun faydasına iyiliğine, güzelliğine, doğruluğuna bir şey ise bu siyasette bir kusur yok. Toplumu yanlıştan, eksiklikten, noksanlıktan men etmek ise. Bizi mi yaptığımız bu? Ama yok siyaset, toplumu kandırmaksa. Evet. O zaman. Allâh muhafaza eylesin. Bu değil ama bir bakın, topyökün.
Biz millet olarak kendi ülkemizin bilgi, beceri, ekonomi, askeri, iştimayı, topyökün, kalkınmayı düşünüyorsak. Ve topyökün bizim milletimizin yeniden ayağa kalkmasını istiyorsak bizim hedefimiz bir olacak. Yöntemlerimiz, bakış açımız, fikirlerimiz çok renkli olmalı ama hedefimiz bir olmalı. O yüzden siyaset yapmaktan uzak durmayın. Yapmaktan uzak durmayın. Ha bir din anlatan bir kimse, bir partiye engageci olmalı mı? Hayır. Din anlatan bir kimse, bir partinin silahşörü olmalı mı? Hayır. Din anlatan insan da gündemi takip etmeli, doğruyu yanlışı eksiği fazlalığı bilmeli. Ama siyasetçiler dini kendine basamak yapmamalı, o ayrı. Siyasetçisin, dini basamak yapma. Dindarsan, din anlatıyorsan, daha doğrusu din anlatıyorsan bir partinin silahşörü olma.
Bu ne karşıyım? Öbür türlü siyaset yapma, kardeş bir yerde yanlış bir şey var. Benim için siyaset. Kur’ân sünnet vatan millettir. Kur’ân’a, sünnet’e, vatan’a, millete hayırlı olacak olan her şeyi alkışlarım. Hayırsız olacak olan, gördüğüm her şeyi de eleştiririm. Bunun adı siyasetse benim. Siyasetin bu. Dinde siyasetin yeri var mıdır? Evet vardır. Dindarları kim yönetecek? Dindarlar kendi içilerinden devleti yönetecek bir kimse çıkarmayacaklar mı? Dine inanıyoruz diyen insan. Dine inanan insanlar. Müslümanlar. Lâ ilâhe illâllah. Muhammeden. Resûlullâh diyenler. Ülkeyi yönetmeyecekler mi? Bakın bir toplum dindarlaşıyorsa ondan çıkacak olanlar da dindarlıktır. Dinsizleşiyorsa ondan çıkacak olan da dinsizdir.
13. Bölüm
Türkiye hızla dindarlaşıyor. Kaç yıldan beri? 30 yıldan beri, 40 yıldan beri. Baskılara rağmen dindarlaşıyor. Çileye, kana, göz yaşına rağmen dindarlaşıyor. Durduramıyorsunuz bunu. 86’da ben derviş oldum. Olma adayı oldum dergaha girdim. 86’iydi. Bunu geçen sohbette de burada demiştim. Bu hari şerhi okunurken okurken ben karakola götürülmüş insanım. 28 Şubat’ta gezmedim karakol kalmadı teröristim ben 28 Şubat’ta. Basılmadığımız yer kalmadı bizim. Durdu o günde dedim. Ben içeride sorgulanırken de söyledim. Beni dinleyeceksiniz dedim. Takip edin dedim. Beni sorgulayanlara. Beni takip edin dedim. Bu ülke dedim. Bu vatan dinini öğrenecek dedim. Beni de göreceksiniz dedim. Beni de göreceksiniz dedim.
Ben inanıyorum ki dedim bu günler geçecek ve bitecek. Geçti bitti. Geçti bitti. Ben o günün teröristim hatta arkadaşları bazen diyorum. Kırtlar. Ali’ne gittik. Orada üniversitede program yaptık. Kırtlar. Ali üniversitede en yüksek şeyini oluyor. Dekam mı oluyor? Rektör. Kırtlar. Ali rektörü, Kırtlar. Ali valisi, Kırtlar. Ali vali yardımcısı, Kırtlar. Ali organizm komutanı, rektör yardımcısı yemek yiyoruz. İçimden şunu dedim. Dünün teröristine bak dedim. Devletle yemek yiyor. İçimden eğildim valinin kulağına. Dedim sayın valim başınıza bir problem açılmasın dedim ya. Ne gibi hocam dedi. Dedim ben dünün teröristim. Garnizon komutanı da burada dedim. Ne oldu dedi. Vallahi dedim balık esir. İljandarma.
Komutanlığı da beni iki gün tuttular dedim. Sorguladılar. Ben ona bakıyorum dedim. O bana bakıyor. Oradaki. Garnizon geliyor aklıma dedim. Yok hocam rahat ol sen dedi. Yemek yiyoruz biz orada. Bu ülke din darlaşıyor. Bakın biz başa açık vayan kardeşler kapalılar var. Herkes burada oturuyor. Hangisini din darlaşmama olarak görür? Görmem ben. Biz bu ülke olarak başı açıyla mini eteğiyle dekal pelisiyle dahi dindarız. Dekal pelisiyle. Bursa’da işlerinde oturuyorum. Bir şey okuyorum. Bir kadın yürüyor. Koridarda. İçimden dedim ki ne babayı kadınmış. Gitti. Durdu. Durdu yer postane ikinci kat bir o. Oradan geri döndü. Postaneci de namaz kılıyor. Olur olmaz abdest almaya gidiyor. O gidince açık bir o.
Bir ben varım. Herkes de postayı bana getirmeye kalkıyor. Geldi kapının önünde durdu. İçerde ben kitap okuyorum. Dedim ki aha içinden böyle geçirirsin başına gelir dedim. Affedersiniz dedi. Baktım kaldım. Bir bayan. Boyu falan böyle gayet muntazam. Güzelliği harika. Etek mini. Topuklar on üç bunt. Eskaya kabıcıyım. Karşımda duruyor. Affedersiniz dedi. Buyurun dedim. Takyume gitti gözü. Ben o takyümdeki eşe dövenle ilahe illallah ve eşe derne. Muhammeden abduhu ve. Resulü yazısını. Biraz gerizekalıyım. Bir hafta çalış çözdüm. Bakıyorum. Bu zaman geçirme şimdi. çözemiyorum. Bir hafta sonra harf inat ettim çözdüm. Bir hafta sonu çözdüm. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne. Muhammeden abduhu ve.
14. Bölüm
Resulü yazıyor. Böyle kaldırdı. Ne kadar muhteşem yazmışlar. Eşhedü enne ilahe illallah ve eşhedü enne. Muhammeden abduhu ve. Resulü dedi. Baktım ben. Kaldım böyle. İkinci şoku yaşıyorum. Hafedersiniz dedi benim böyle olduğuma bakmayın dedi. Ben bakmıyorum deyinceye kadar su köprü böldü. Dedim çok afedersiniz ya. Benim böyle bir baktım yok dedim. Ondan sonra. O arada da dergahın içerisinde ihtiler yapıyorum ben. O güne kadar ben. Neyvişehirli. Abdullah. Gürbüz. Efendi’ye bağlayayım. Allâh rahmet eylesin vefat etti. Ben onun dergahında ilk zakiriyim. Ve dergahda ilk başı açık kadına ders verdim ben. Ders verilmiyor dergâh adabında başı açık bayana. İlk ders veren kimseyim ben. Ben bir üniversite talebesi bir kızcağız var.
Ben ona ders verdim. Yer yerinden oynadı. Bunu. Şeyh. Efendi’ye gidip söylemişler. Şeyh. Efendi geldi mübarek. Bursa’ya. Mustafa. Efendi dedi buyurun efendim dedim. Evladım bir hanım kıza dedi. Başı açık bir hanım kıza dedi. Ders vermişsin dedi. Evet efendim dedim. Çorumlu. Hacı. Mustafa. Efendi. Hazretleri. Şeyh’i pek vermezdi dedi. Ben verdim efendim dedim. Kim ki dedi. Yola çıksın da efendim. Yoldan alalım şimdi dedi. Nasıl dedi. Bunu duyar efendim şimdi o dedim. Dikkat edin. Bu söylediğimizi duyar efendim şimdi o dedim. Yola da çıkar dedim. Allâh. Allâh dedi. O zaman benim bir avidim var. Dizel yıl 94 filan. Bir tane 78 dizeli mu dizel avid var. Böyle çok gidip geliyoruz. Ben böyle canım gibi bakıyorum arabaya.
Ben yürüdüm kıza da içimden dedim. Kızcağız çık dışarı içimde bu kadar. Kız bizim yolumuzun üzerinde ben yolun başına geldim. Bir baktım boyuna bükmüş böyle. Yoldadırıyor. Yavaşça gittim arabayı yanaştırdım. Bu farkında değil davizi. Ondan sonra seslendim. Geldik dedim kıza. Kız kendine geldi. Arka ebindi, bahşede ağlamaya. Şeyh. Efendi dedi. Bu mu oğlum dedi. Bu efendim dedim. Derse verdim kimse bu. Oğlum bu arşalayı titretiyor dedi. Biz kendi kendimize diyoruz ki bundan olmaz. O kapalı dervişlerin erişemediği noktaya erişiyor. Sakın böyle ben açıklığı, günahı, kebayrı olarak görmeyenlerden değilim zannetmeyin. Evet o yüzden normalde bizim toplumumuz dimdar bir toplum. En dinden uzak olan kimse dahi dindar. 1250’den sonra devgençin başkanı bir arkadaş vardı.
Biz karşı gruplardaydık. Biz sonra arkadaş olduk. Onunla beraber cümaya gittik. Ben ona diyordum birader, hadi şimdi bizim orada birader derler böyle. İzmir’in bayındır elinsesindenim. Hadi namaza gidelim. Ya ben nasıl gideceğim namaza? Birisi kalkar döner bakar döverim ben onu orada. Ben onunla beraber cümaya gitti. Toplum dindarlaşınca içinden çıkanlar da dindarlaşacak. Sevdiğimi demez isem sevmek derdi daha ne kadar beni boğar. Buna dayanmak ve sabretmek acep nereye kadar. İnsan sevdiğini demez mi hiç? Hazreti. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yanında sahabeden birisi vardır. Oradan da başka birisi geçer. Der ki ya. Resûlullâh ben bunu çok seviyorum. Koş der arkasından koş hemen ona söyle sevdiğini.
15. Bölüm
Hemen koşar o kimse sevdiğini ona söyler. Der ki ben seni çok seviyorum. Şimdi bizim eğer ki. Bu sevgi arkadaştıksa, koş söyle üniversitedeyiz ya, biraz gönül ilişkisiyse koş söyle, koş söyle. Bizde platonik aşk yok, bizim damarlarımızda yok bu. Sen seviyorsan, gerçekten seviyorsan, senin her yerinden fışkırır o, gerçekten seviyorsan. Ve seven sevdiğini isar eder, gösterir. Bu konulara girmeyin, batarsınız burada. Neden batarsınız? Sevmediğiniz çıkar o ortaya. Eğer sevdiğiyle seviyoruz, flört yapıyoruz, beraber çıkıyoruz diyen varsa, buradan ayrılır çıkar şimdi. Evet, seven kimsenin her yerinden akar sevgisi. Ama o sevmek şeyhane değildir. Seviyorum diyen insan, nasıl bir gece ayrı duracak ondan?
Seviyorum diyen insan, nasıl bir nefes ondan uzak duracak? Seviyorum diyen kimse, nasıl ondan bir adım uzaklaşır? Seviyorum diyen insan nasıl içinde saklar? Çok basit, üniversiteden geliyorlar şimdi bana, erkek arkadaşlar. Ben seviyorum, marek oğlum, ev kiran bana et, evler. Nasıl yani, basbaya? Sen bu kızı çok seviyorsun değil mi? Evet, hadi evlat. Yok, kız da çok seviyor oğlanı, geliyor kızlarda. Ben çok seviyorum, harikasın kızım, tamam. Git hemen, nasıl basbaya? Evlenmek bir dakika, iki dakika değil. Az önce arkadaşları anlattım ben, evliliğimi anlattım, iki dakika dedim. Sen beni çok sev, harika, evlenmek istiyorsun, harika. Ver nefes izlenme, ver iki tane fotoğraf, hadi yürü. Nereye, nikah?
Çok basit. Yok, onun seviyorum dediği şey, gönül eğlendirmek. Kafaya gidecek oturacak kahve içecek, çay içecek, biraz seviyecek. Ondan sonra elektrik alamadı mı? Ne oldu, ruh ikizim değilmiş. Ne oldu, yok ya uyuşamadık. Ee, sefeti kolunu herkes koluna. Ne oldu, annem kızdı. Ne, annesi kızmış. Ne oldu, ah babası kızmış. Oğlum önce annene babanı razı edeydim. Önce annenle babanla izin alaydın. Prosedür fazla. Bunu söylerken ben hayatın içerisinde de onu yaşıyorum. Nerede. Yûnus, orada mı içeride mi? İçeride mi, tamam. Gel, gel. Seni batırayım be. Yûnus, benim damadım. Evlence zaman geldi nesi, görüştüler. Yüzü burada bak. Ben dedim ki evladım prosedürle uğraşma. Git dedim evde, gönlünü yap bu gece evlen git dedim.
Doğru. Doğru mu? Hatta evden alın dedi sen ha. Git dedim evden al. Çok basit evlenmek. Bakın çok basit diyorum. Ben seviyorum ama annem seni görmesi lazım. Bu nereden çıktı, sen seviyordun, anan nereden çıktı şimdi bir daha? Benim annemin işine benziyor. Abim üniversitede okurken bir kızla tanışmış, abim öyle şeydir. Benim gibi fazla hareketli değil, ağır başlıyordur. Allâh razı olsun. Orada bir kızla tanıştırmışlar onu, orada kaldı bizimki. Biz bütün aile yalvarıyoruz, vazgeç, vazgeç, yok vazgeçmiyor. Anneme dedim yapacak bir şey yok, hadi gidelim isteyelim. Bizim ailede bir de böyle var, diklik var gitti nese, kızı getir. Bir şey ve annemle bakmışlar filan, ben ertesi gün gittim, annem dedi ki oğlum ne oluyor, ne yapıyoruz bilmiyoruz dedi, ne oldu annedin?
16. Bölüm
Ben gelinim kulağını göremedim ki dedi, kaldım, saplantıya bak, kulak görecek kadın. Annen bu adam sevdiğini söylüyor, ne yapacaksın dedim ya bırak, yok oğlum dedi. Ne aldığımızı bilmiyoruz dedi, ben kulağını görmedim dedi. Avime dedim, dedim şunu getir kulağını görsün. Yoksa dedim sıkıntı çıkacak, ertesi gün abim gelinim bir daha getirdi bizim. Ondan sonra oturuyoruz yine abimin üniversite evinde. Ben şimdi annem öyle bakıyor kulağını görmedi ya, abime işaret ettim kulağını göster diye. Kızın saçını kaldırdı kulağının üstünden, anne gör kulağını dedi. Gelin hala da anlatıyor şimdi bunu. Şimdi madem annene gösterecektin, ne anlayan yola çıktın? Çıkma yola. Benim bir tane çılgın bir dayım vardı, onun sözü babalı olan kocalı kadının sözünden hareket edilmez derdi.
Kızlar babalı olanla iş yapmayın, hiç kendinizi de eskitmeyin. Adam sizi çok mu seviyor, önce kadir inanırın repli gibi. Yalan mı söylüyorsun deyim, siz yer değiştirin. O diyecek ki çok seviyorum, yine yalan söylüyorsun diyecek. Çok seviyorum, yine yalan söylüyorum, çok seviyorum. Anneni babanı getir, istet o zaman diyecek. Kalacak orada o. Bir daha asla size yanaşmayacak. Temin ederim büyük bir çoğunluğu yanaşmayacak. Fal’da geçmişte olanların bilinebileceğini inanmak günah mıdır? Ha, fal günah. Bir kimse fal bakarsa, bakmış olduğu fal’a inanırsa, tejdi, diğman, tejdi, nikah gerekli. Nahül. Suresi 89’de biz kitabı sana her şeyin açıklayıcısı. Müslümanlara bir hidayet ve müjde olarak indirdikler.
Evet, Kur’ân-ı. Kerim bunu derken kulun elindeki kitap nasıl olur da onun vasfının yerinde olduğunu iddia eder. Kim iddia ediyor? Harikası var. Mesnevî kitabıdır. Mesnevî hakikate ulaşmak ve. Allâh’ın sırlarına uygun olmak akıl edilmek isteyenler için bir yoldur. Evet, mesnevi başında normalde evet. Mevlânâ’nın mesnevi ile alakalı övücü, metedici bir yazısı vardır. Girişi vardır. Mesnevî’nin bir kitabı var. Mesnevî’nin bir kitabı var. Mesnevî’nin bir kitabı var. Mesnevî ile alakalı övücü, metedici bir yazısı vardır. Girişi vardır. O asılların astıdır. Allâh’ın en büyük şeriatı hakikate giden nurlu yoludur. Usulün usulü ve usulü dedenler. Evet, normalde kitabların astı. Kur’ân-ı. Kerim’dir. Kur’ân-ı.
Kerim’i açıklayan, tefsir eden kitaptır mesnevi. Yoksa mesnevi. Kur’ân’ın üzerinde bir kitap değildir. Hiçbir kitap. Kur’ân’ın üzerinde değildir. Hiçbir söz. Kur’ân’ın üzerinde bir söz değildir. Hiçbir söz. Hiçbir kimse, Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellemin üzerinde bir kimse değildir. Hiç kimse. Evet, Hz. Mevlânâ mesnevisinde özün özüdür der. Usulün usulün usulüdür der. Evet, duar. Ama bu. Kur’ân’ın üstüdür manası bundan çıkmaz. Kendisi aynı mesnevide de, ben. Kur’ân’ın kuluyum, Muhammed’i. Mustafa’nın yolunun tozuyum. Bunun dışında söylenen sözlerden ve söyleyenden de uzağım der. Bu nedir? Hz. Mevlânâ mesnevisini bu noktada bir din tefsir olarak görür. İslâm’ın tefsiri gibidir. Sakın onu.
17. Bölüm
Kur’ân’ın üzerinde gördüğünü veya muhakkak bu noktada bunu yanlış istismar edenler vardır. Görenler vardır, onlar aldanmayın. Şöyle bir uluslararası oyun oynanıyor. Bu uluslararası bir oyun. Bakın uluslararası bir oyun. Size. Muhammed. Mustafa’day, Mustafa’yı sizden alalım. Hazreti. Mevlânâ verelim, sizi. Kur’ân ve. Sünnet elinizden alalım, size mesnevi verelim, bu değil, buna katılanlardan değiliz, Türklere, Peygamber gönderildi mi, buraya girersek. Adem. Aleyhisselâm’ın bile. Türk olduğunu size anlatabilirim. Neden? Ben 12 Eylül öncesinin ülkücüsüyüm, bizim o günün için öğretilerde eğitimlerde. Adem. Aleyhisselâm’a kadar bütün herkes. Türk olarak öğretildi. Hatta geçenlerde bir arkadaş dedi ki, Adem.
Aleyhisselâm dedi, bizim ben bayındırılayım, oranın arabayın mahallesi var. Oranın imamı var bizim arkadaşlar da. Dedi, efendim, Adem. Aleyhisselâm dedi, ara boyundundan geçmiş, geçti dedim ben de. Şimdi. Türklerde bu noktada peygamber geldiğini dair rivayetler var mı? Evet, Hazreti. Allâh her kavme peygamber göndermiştir, Türklere de göndermiştir. Allâh aşkına aşkın halleri nedir? Gençler aşkı nasıl yaşamalı? Gençler aşkı aşkın hallerinden yaşıyorlar. Hazreti. Mevlânâ mesnevisinde mecaza, mecaza olan aşıklığı da kabul eder. Der ki aşk mecazdan da, oradan da gelse, hakikaten buradan da gelse bize delildir der. Sufiler mecazi sevgiyi kabul ederler. İşte. Şeyh’imin, Şeyh’i, Çorunlacı. Mustafa.
Efendi’ye bir genç gitmiş, efendim ders almak istiyorum demiş, genç bir erkek demiş, evladım senin sevgilim var mı? Yok efendim haram demiş. Pek oğlum demiş, sen böyle ağaçlı, topraklı, su da böcek diye hayvan taşattı bir şeyler var mı? Yok efendim, çıkar böyle doğayı denizi, sever, izler misin? Yok efendim mele omuzuna vurmuş. Evladım senin gördüğüne sevgilim var mı? Yok demiş. Allâh’ı nasıl sevdin sen? Hadi. Allâh yoluna çıkesin demiş, sen buraya gelme. Bizde normalde. Sûfî öğretisinde bir kimsenin eşini sevmesi, haktan çocuğunu sevmesi, haktan ağacı, yeşilli sevmesi, taşı, toprağı sevmesi haktandır. Biz o sevgiyi reddetmeyiz. Hazreti. Peygamber, salulah ve selam hazretleri bana dünyanızdandır, sizin dünyanızda.
Üç şey sevdirildi. Güzel koku, iyi kadın, güzel kadın gözümün nuru da namazdır der. O yüzden sakın eş sevgisini mecas sevgi olarak görmeyin. İşinizi sevin, işinizi aşık olun, aşık olun. Seven kimse sevdiğini baktığı yerde görür. İşini seviyorsa, aynada onu görür, yemekte onu görür, masada onu görür, duarda onu görür. Seven sevdiğini her daim görür. Kadın saçını tararken aynada bir bakar ki eşi olmuş kendisi. Erkek, aynada saçını tararken bir bakar ki aynada eşi var. Sevginin hakikati ve tecelliyatı budur. Bu hali gören kimse, karşındaki kimseyi seviyorum ulan demeye hakkı vardır. Bu hale gelinceye kadar sakın de ki hoşlanıyorum, muhabbet besliyorum. Sevmek, biz böyle yeni yetişirken büyüklerimiz şöyle derdi.
18. Bölüm
Mustafa evladım, silah kullanılıyor o zaman, teteğin arkasında 12 çift öküz çeker. sen teteği çekemezsin. Sonra ben dergahla tanışınca seni seviyorum demenin arkasından 1200 tane öküz çekiyor. Sen onu diyemiyorsun. Dediğin zaman o senden bir şey istiyor. Hz. Mevlânâ aşk delil ister der, delil ister. Seviyorsan onun bir tecelliyatı vardır. Seni seviyorum kuru kuru söylemek de güzeldir. Söylenilen duyan. Kimsenin hoşuna giden ama der ki. Delilin nerede? Delilin nerede? Canımı bile veririm ver. Canımı veririm diyen kimse. Nikahını vermez. Canımı veririm diyen kimse parasını vermez. Canımı veririm diyen annesini babasını istemeye getirmez. Canımı veririm diyen kimse. Sana tavyeyim. Sen nasıl istersen öyle yaparım.
Demez. Demez. Ya az önce canımı veririm dedin. Kolunu ver gidelim. Nereye? Benim evime. Annem eden eşeğim der. Erkek deder ki ya babamın haberi olması lazım. Siz sevmeyi hoşlanmaktan çıkarırsanız güzel olur. Hoşlandığım bir bayam vardı ileride ciddi düşündüm bile. İleride ama şimdi değil. Ama onun kısa süreli bir sevgili olmuş ve el ele gören olmuş. Eyvah. Bu sevmeye. Ketre vuran, balta vuran bir şey. Ya neden? Ben seni çok sevceğim ama geçmişini bir anlat hele bir. Hayır. Doğum günün bana geldiğin gündür dedin zaman sevmişindir. Öyle yok. Öyle yok. Öyle yok. Sahte sevdalar var ya bir tane daha. Sahte sevdalar geldi geçti. Öyle yok. Eğer bir erkek bir kadının geçmişini soruyorsa. Bir kadın da bir erkeğin geçmişini soruyorsa sepeti kolunu herkes yoluna.
Yok. Eğer bir kadın aldatıyorsa hayır. Yok. Benim için kötü bir şey. Hemen soğuyorum. Ne çabuk ısındın da soğudun? Bakır levha gibi çabuk ısınıyor çabuk soğuyor. Ben metallislerinde okudum en çabuk ısıyı getiren ve soğutan şey bakırdır. Bakır hemen ısınır hemen soğur. Böyle düşünmem doğru mudur yoksa her insana hata yapar sözüne katılır mısınız? Hatasız. Bir tek. Hazreti. Peygamber salullahu aleyhi ve sellem. Hazretleri. Biraz gence baydan hatasız kullanılmaz diyebilirim. Tabi muhakkak bütün her erkek kendince kendi dairesinde. hiç elde yememiş bir kız almak ister. Sen. Ne ama gittin o zaman o kızın yanına. Sen elde edirmeyecek miydin ona? Sen hiç elde yememiş bir erkek misin? Men dakkada duka.
Arapata sözü. Neysen onu bulursun. Neysen. Kendini çok kıymetli görüyorsun da. Ne işin var kızın yanında? Bizim kızlarımızda kabahat. Çok duygusallar inanıyorlar hemen. Bekliyorlar seni seviyorsun diyen bir adam deyince. Ay seviyormuş beni. Gidiyor arkasından. Tasavvufa göre bu dünyayı ilgilendiren her şeyi terk edip. Diğer dünyaya düş. Meleğiz başka bir değişik. Ameli değil. Ameli düşünmemeliyiz. Bir de aşık ile maaşık ilişkisini. Kırmalıyız sevgili gibi. Bu dünyada nimetlerini. Yapmamalıyız peki bizim doğru yola sokaacağına bizi. Amellerimizi düşündürmeye inandıracak bir sevgili yapsak doğru mu olur? Mübarek blander de yapıyor sanki. Kendisine doğru yola ulaştıracak bir blander. Biraz imankat içine.
19. Bölüm
Biraz içine ihlas olsun. Ya namazı da olsun biraz, ee ya karıştır, yok tam tavında olmadı. Ya biraz oruç da koy ya içine. Mübarek ne yapıyorsun be? Pasta yapıyor sevgili yapacakmış. Yüzdeyiz mutfaktan çıkmayan bir bayan bu. Yakışır başına bir de nane koy. Bir insan duygularıyla oynananın vebali nedir hocam? Allâh! Yıktı ortalığı şimdi bu. Tamam ya siten tap oldu burası. Biraz bergen tavsiye edin sana. Duygularına inanıyorsa az bir şey bergen al biraz kibariye. Ama en güzel eysen güldür. Burada bırakayım bari ben. Bu iş gibi ucak gidecek yoksa. Allâh bizi affetsin. Nefsimizin isteklerinde nasıl hakim olabiliriz? Haramları işlemeyin yeter. Haram işlemeyin. Çok böyle tefarlatlı nefis terbiyesi size söylemeye gerek yok.
Hiç kimseyi söylemeye gerek yok. Allâh veresini çizdiği yol belli haramlar belli. Terket haramı o senin nefsini terbiye eder. Aslında yapmak istemediğimiz günah sayılabilen işleri bilmeden yapabiliyoruz. Bunun. Allâh katında hükmü nedir? Normalde haram haramdır bunları öğrenmekle mükellefiz. Kendimizi ilgilendiren her şeyi öğrenmekle mükellefiz. Saat kaça kadar müsaademiz? Sekiz buçuk olmuş. Çıkmamız mı lazım? Allâh katında her tövbe kabul olur mu? Evet. Allâh katında affedildiğimizi anlayabilir miyiz? Evet nasıl anlarız? O günahı işlemediysen bir daha tövben kabul olmuştur. Bunlar kalacak mı şimdi? Hızla geçeyim. Tasavvuf nedir? Allâh’ı sevmektir. Neden yapılır? Allâh’ı sevmek için. Faydası nelerdir?
Allâh’ı tanır. İbade sayılır mı? Evet. Öncelikle. Sakarya hoş geldiniz. Sefalar getirdiniz. Çok özlenmiştiniz. O kadar zannetmiyorum. Her gün haberleri izliyoruz. Malum bunca acı neden? Acıdan hoşlanır insanlar. Evet. Cehalet olduğum müddetçe o acıları hep böyle hoşlanarak izleyeceğiz. Bektahşilik türbelere kapanmak, türbelerde dua etmek, islamiyet açısına ne kadar doğrudur? Bu son dönem bektaşiliği, bektaşilik olarak görmeyin. Son dönem bektaşiliği. Hızla geçtim hakkınızı helal edin. İslamiyet neden farklı mezhepler ayrılmıştır? Bu zenginliktir. Bunu bir zenginlik olarak görün. Bu da dinin yenilenmesine vesiledir. Din böylece yenilenir. Şimdi mezheplerin ayrılık olarak göründüğüne bakmayın.
O yanlış bir şey. Mezhepler aslında dini bir zenginlik olarak görülmeli ve öyle tecelli etmelidir. Bektahşilikte baba nasıl olunur? Şartları nelerdir? Bektahşilikte baba olabilmek için eski bektaşilikte dergahta hizmet etmek, dergahta belirli çileleri çekmek, belirli olgunluya oluşmak, belirli çileleri ve olgunluya oluştuktan sonra o noktada. Mürşidi. Kamil. Olma noktasında olan bir kimse dergahın üstüne baba olarak otururdu. Ama sonradan babadan oğula usulü kaidesi gelişti. Babadan oğula usulü kaidesi geliştikten sonra da bütün tarikatlar bu noktada işlevsel açısından vazife yapamaz hale geldiler. yoldan gelmek değil, belden gelmek söz konusu oldu. Böyle olunca babalık müessesesi de bozuldu dergahlarda, tekkelerde.
20. Bölüm
Dergahlarda tekkelerde bu bozulunca dergahlar ve tekkeler işlevlerini yerine getiremeyince de. Atatürk dergahları ve tekkeleri kapattı, geçti. Baktı ki karşısında hayır diyecek bir güç yok. İşlevleri yerinde değil, işlevleri yerinde olsa kendince diyecek ya işlevleri yerinde işlev yerinde olmayınca bir kanun mattesiyle kapandı gitti. galimi vardır diyorlar. Doğru mu hadîs-i şerif var bu noktada bir mücettit. Cenab-ı. Hak gönderir. O mücettid dini yenileyen kimse. Ahmet. Yesevi. Alevi miydi? Alevi ise bütün. Aleviler gibi miydi? Bütün. Sufiler sadece. Yesevi değil. Bütün. Sufiler. Hazreti. Ali. Radhullahu anh. Hazretleri severler ehli beyti severler eğer alevilik. Hazreti. Alev. Efendimiz ve ehli beyti sevmekse bütün.
Sufiler ve. Müslümanlar. Alevi delinebilir o zaman. Ama. Türkiye’deki. Alevilik ise algı. Türkiye’deki. Alevi, Alevi olunmaz doğulur, ırkın üzerine kuruludur. Bir kimse. Alevi olacağım desek olamaz. Türkiye’deki. Alevilik anlayışı. Aşkı yaratan aşık mıdır? Ta kendisi. Okul için evliliği ertelemek doğru mu? Yanlış. Evet keşke devlet bu konuda daha da sosyalliğini artırsa zenginleşse okul çağında okumak isteyenlerin maaşa bağlasa, aileleri bunu kaldıramayacaksa, aileler bunu kaldırabilecekse erkeğin ailesi çocuğunun evlilik masraflarını götürebilecekse çocuğunu hızla evlendirmesi lazım farz. Dinimizde fotoğraf çekilmek, resim yapmak doğru mu? Çekiliyorum da yapıyorum da. Çok berbat oluyor yaptığım resim.
Çok. Böyle bazı engetiriyorlar bir aslan resmi, bir yapsam kahkarlardan gülmekten resme bakamazsınız. Fotoğraf çekilmekte bir sıkıntı yok. Fotoğrafı boydan asmak, çer çeviriletip, boydan asmak, ona karşı ibadet etmek, ona saygı duruşunda bulunmak, kadınların çalışması günah mıdır? Nereden çıkardınız bunu üniversiteler? Okudunuz mu yoksa bir yerden? Böyle bir algı var değil mi? Normalde tarlada çalışabilir, inek sağabilir, koyun bakabilir. Ondan sonra başka tarım işleri ilgilenebilir ama memurluk yapamaz. Böyle bir şey yok. Kadınlar da kendi darilerinde çalışabilirler. Sağlam bir tasavvuf çizgisine hangi özellikler bulunmalıdır? Uzun bir sohbet ama. Kur’ân sünnet ve imamların iştahı şarttır. Bir ben var benden içeri, ne anlatmak istemiştir?
Demek ki bir ben varmış içinde. Messep zorunu mudur? Kime zorunu değildir? Kur’ân ve sünnet bilgisi harika bir noktaya gelmiş. Kendi kendine iştahat edebilecek noktadaysa bir kimse ona messep lazım değil. Ama benim gibi abdest alırken daha iyi, abdestli nasıl alacağını karıştıran bir kimse ona messep lazım. Bizde bir de şöyle bir şey var. Messep lazım değil. A, I hangi hallerde abdestin bozuluyor? Söyler misin bana? Ses yok, tık yok. Messep lazım değil diyen kimse abdesti bozan şeyleri bilmiyor. Bu diyor ki messep lazım değil. Yapma kardeş, yapma. Bu şuna benziyor. tıp öğrencisi olacak kimse tıp okumaya gerek yok. Neden? Ben alırım elime bir tane makas, bir tane balta ameliyat ederim hemen diyor bu.
21. Bölüm
Var mı tıpçı içinizde? Vay be tıpçılar bizi görmediler demek ha. İslamiyet’e hu çekmek var mıdır? Az önce çektim ya. Hu çekmek dedikleri şey zikretmek. Belki de ellinin üzerinde âyet-i kerime var. Allâh’ı zikredin diye. Ama bize böyle kötü lans ettiler. Bunlar hucu. Ben hucuyum. Hu dedin hucu oldun. Hep beraber sizi dedirtirsem hepinizde hucu yapacağım şimdi. Bir gün ulu camide bir. Kadir gecesi sohbet ediyoruz. Ayağa kaldırdım ben herkese. Hepinizi bu gece hucu yapacağım şimdi dedim. Cavit çağılardı orada. Arkadan bakıyor şimdi o. Gidecek eşi duruyor orada. Eşi onun böyle şeydir. namazında atresinde bir kadıncağız. Herkes ayağa kalktı. dedim hüvellezi okuyormusunuz okuyosunuz. Allahü la ilahe illa hu diyonuz mu evet bu dedim hadi hu deyin herkes hu dedi hepiniz de hucı oldunuz şimdi dedim bunun böyle bir kötü lanse ettiler bize organ nakli sevap mıdır organ nakline diyanet fetva veriyor ben katılanlardan değilim şeratdeki kısası kısasın dinimizde yerin edir üç yerdedir kısas normalde kısasdan kası karşılıktır bir kimse bir kimseyi haksız öldürürse öldürülür eğer arkasındaki mirasçıları diyet isterse diyet verilir kuran-ı kerim der ki affetmek en güzelidir bu kısasdır haksız öldürülür bu uygulansa ortalıkta katil çok azımız istaharede görülen rüya kişi için ne derecede bağlayıcı olmalı görülenin aksine bir karar vermek uygun olur mu istaharedeki gördüğü rüyaya bağlı şüphe ettiği şeyde yapacak mevlana göre aşk nedir ben ol da gör demiş gençler aşkı nasıl yaşamalı gençler aşkı yaşamıyorlar şeytan.
Allâh’a nasıl itahsizlik yapabildiği iradesi var mı evet şeytan çünkü cinni tayfesindendi eskiden ülkücüdüm demiştiniz geçen konferansınızda da sizde sizce ülkücülük eskiden olan bir şey mi ülkü kelimesinin anlamı amaç gaye demek ve bence her gencim bu ülküsü olmalı eyvallâh ben eskiden ülkücüdüm derken teşkilat açısından söyledim şimdi o teşkilata çalışmıyorum ama benim bu noktada az önce söyledim ya benim ülküm. Kur’ân sünnet vatan millet benim ülküm. Kur’ân sünnet vatan millet ha ben kendimce bir siyasi oluşuma asla sufilikle tanıştıktan sonra kabul etmedim kabul etmeyeceğim de bir siyasi partiye hizmet etmeyi hayatım boyunca kabul etmedim ülkücülümün döneminde de ben. MHP çalışanlardan değilim ben particileri sevmem açık konuşayım parti demek menfaat demektir biz kan satarak dernek kira söyledik bizim ülkücülümüz böyleydi atnalı gibi boskortu boynumuza yakamıza takıp mafyalık yapmadık biz biz.
Kur’ân ve sünnete bağlı kalaraktan fikirlerimizi anlattık benim dernekte yönetim kurumda olduğum zaman cumanlara gitmek farzdı o farzı da rahmetli muhsin başkan bize öğretti o farz kıldı bize cuman biz cumanın farzını o zaman anladık cumanın farzını o zaman anladık ben rahmetliye ben şimdi bunu konuşmak istemiyorum yalvardım parti kurmeyin diye başkan yapma dedim kurmeyin parti o bana hoca derdi ya hoca mecburuz kurca dedi böyle istiyor arkadaşlar dedi. Allâh yolunuza çikesin dedim parti menfaat menfaat oysa ülkü direnmek mücadele etmek çile çekmektir makama mevkiye, mansıba, paraya, kadına dünya bir şeylere aldanmamaktır aldanmamaktır şimdi millet, milletvekil olacağım diye sırada ağır konuşacağım da edebsizlik yapmak istemiyorum bir şeyde menfaat varsa o menfaat insanları yamultur bu dini hareketin içerisinde de aynıdır bir tarikatın, bir tasavvufun bir dini cemaatın içerisine.
Ha makam müdürlük amirlik memurluk girdi mi bozulur orası bozulur bir yerde milletvekili müdürlük filan cehra atanmak fişman cehra koymak girdi mi bozulur orası ümmetin bozulduğu yer burasıdır. Allâh bizi affetsin ve bütün hareketlerin bozulduğu yer burasıdır bir yerde birisi ben başkan olmalıyım ben milletvekili olmalıyım ben meclise girmeliyim deniliyorsa bir yerde orada ihlas ve samimiyet yoktur çünkü islamda islamda makam istemez mevki istemez seni birisi vazifeli tayneden sen geç burada vaalilik yapterler o vaalil olur evde kimsesiz biz köpeğe bakıyorum köpek beslenene ve melakilerin girmeyeceği doğru mudur hayır köpeğin arttığı necistir köpeğin yattığı yerde namaz kılınmaz köpeğin içtiği sudan su içilmez bunun gibi ama evde köpek bekleme beslemek de caiz değildir köpek bekle beslemek çobanlara kırda bayırda bahçede yaşayanlara ne bileyim herhangi bir güvenlik için erkek arkadaşım çok kıskanç bense özgürlüğüme düşkünüm elektrikler uymadığı fazla karışıyor sıkılıyorum ne yapmalıyım atkitsin atkitsin gönül nasıl fethedilir gerçek sevgi nedir sen fethetmek için yürü gerçek sevgi bulursun nefsini bilen.
22. Bölüm
Rabbini bilir sözündeki bilmekten kasıt nedir önce haramları öğren ne olursan ol gel sözünü. Mevlânâ ait olmadığı söyle söyleyenler var doğru siz bu konuda ne düşünüyorsunuz evet ne olursan ol gel. İranlı bir şairin adı bakara 286’da ente. Mevlânâ fansurna alel kâmil kafirin sen yüce. Mevlâmısın hakikati inkar eden topluma karşı bize yardım et burada. Mevlânâ. Mevlâmız yaratan olarak verilmiş. Allâh bizim. Mevlâmız iken bir kulağının sıfatını vermenin hükmü nedir. Abdülkadir diyorsunuz. Abdurrahman diyorsunuz. Celal diyorsunuz. Cemal diyorsunuz bir kadına çok güzelsin diyorsunuz güzellik sıfatı da. Allâh’a et birine. Abdülkadir dediğimizde zarar mı diyorsunuz bunlara takılmayın kardeşler. Hazreti.
Mevlânâ demek sevgili insan sevgilen insan sevdiğimiz insan yani. Cenab-ı. Hak. Rahman vereyim. Abdurrahim diyoruz oldu şimdi rahim olan. Allâh’ın kulu manası değil mi 99 ismini belli sayılarda zikrettiğimizde mal büyük sahibi olmak derece olarak yükselmek düşmanımızın üzerine sıkıntı vermek gibi hadiseler gerçekleşebilir mi vay be otur 99 ismi söyle hiçbir şey yapmana gerek yok böyle bir. İslâm anlayışı yok ölüm gününden gayrı kaderi değiştirmek bununla mümkün mü böyle bir şey okudum aklım çok karışık kadere iman bunun neresinde kadere iman ederiz iman edilen şey kader doğumumuzdur bu kadar günlük işlerimiz kendimize ait duha süresinde. Rabbi insana darılmadı ve terk etmedi ayetini sadece. Hazreti.
Muhammed salallahu aleyhi ve selleme mi itaf edilmişti bütün. Müslümanlar bu ayeti masar mıdır evet hocam bir tarikattan ders aldım bazen müsait olmadığımdan dersimi çekemiyorum çok günah oluyor mu söz verdin aklini yerine getirmedin aklini yerine getir helallaş. Allâh bir şey yarattı ve o şey. Allâh’ı zikretti ve zikredilmek. Allâh’ın hoşuna gittiyseydi ve. Allâh yaratmaya devam etti peki o şey zikretmeseydi. Allâh’ı tanıyıp bilmeseydi. Allâh hiçbir şey yaratmaz diyebilir miyiz burada kıtılsın mücevher zikir midir diyebiliriz uzun muhabbet geçen programımızda tam bir cevap alamamıştık eşinize aşık mısınız şimdi buradan aşıkım desem millet havaya sıçrar ya ben ne yazık ki hiç aşık olamadım. İtirafkom gibi oldu biraz ama ben o gerçek âşıklığı yaşayabildiğimi inanamıyorum kendimce ve o âşıklığı yakalayabilmek için uğraşıyorum ve o yüzden ben bir şeye âşık oldum diyemedim hiç.
Belki de böylece ölüp gideceğim benim bu en eksik yanım olacak. Ben böyle burnumu sızlata sızlata gözümden kan yaş yerine kan akıta akıta yüreğimi dağlaya dağlaya ciğerimi yara yara tırnaklarından böyle ter yerine kan damlata damlata âşık olamadım. Bir türlü diyemedim ben âşıkım diye her ne kadar şeyhim benim üzerimde bu iştahı yapsa da sen âşıksın diye her ne kadar dokuz eylül üniversitesi tıp fakırtesindeki normalde öğretim üyeleri bir konferans esnasında öğretim üyelenilen bir kadının ortaere fırlayıp tehşis koyuyorum bu adam âşıktır deyip altına da imzam atarım diye. Böyle bir tehşiste bulunsa da ben kendime âşıkım dua edin de âşıkım diyebileceğin bir haliyle halledeyim. Malum sosyal medyayı çok kullanıyoruz dini içerikli mesajlar on kişiye gönder ha var ya bu ya yapma ya.
23. Bölüm
Allâh affetsin ya var ya bunu on kişiye gönder. Bir de işin en garibi ben bütün sohbetlerde bu saçmalıkları anlattırken bir de bana da göndermiyorlar mı? En büyükte burası normalde tabi benim yaklaştık telefonda bin kişi filan kayıtlı. bunun böyle bir yağmur gibi bazen geliyor. Ha bir bakıyorum bunu on kişiye gönder diyorsun tamam biz de sarmala gireceğiz. Allâh-u. Teala halkı bir zulmette yarattı sonra onlara nurundan saçlı isabet alan hidayete erdi almayan da delalette kaldı. Bu adın şerifte isabetten kasıt nedir? Neye göre isabet almıştır? Bütün insanların isabet aldığına inanıyorum. Sünnet olarak bırakılan sakal asla hiçbir zaman kesilemez mi? Kesilir sünneti terk etmiş olur arkası gelecekken.
Sünnet adı üzerine bir şey böyle yapmak evla olan ibadet olan bu noktada hayır sevap olan bir kimse yapmazsa sevabından mahrum kalır haram değil. Allâh sizi zatından sakındırır. Zat talibi olmayınız ancak esma sıfat talibi olunuz. Allâh’ı sıfat ve esma olarak bilmek nasıl olur? Mesela kudret ismi, kuvvet ismi gibi. Bir dönemde ülkemizde ezan. Türkçü okunduğu, ezanın anlayabileceğimiz dilde okulması caiz midir? İbadet dili bellidir kardeşler. İbadet dili evrenseldir. Affınıza sığınarak benim bir dövmem var ve toplumuzda günah ve abdest alamazsın. Namazın kabul olmaz diyorlar bilgilendirmişsiniz. Dövme yaptırmak yanlış haram. Bunu bile bile yaparsa bir kimse haram işlemiş olur. Bunu yapan bir kimse bilmeden yaptıysa dövmeyi her çıkartabilmesi mümkünse para harcayabilecekse çıkartacak.
Çıkaramıyorsa hayatına devam edecek. Bu ölüm değil sonunda. Abdestini de azıcık ibadetini de edecek. Cenab-ı. Hak affede. Herhalde nereden çıkarıyorlar abdest alamazsın diye. Cuma namazı bayanları farz mı? Bir fark mı var? İman eden erkekler, iman eden kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, namaz kılan erkekler, namaz kılan kadınlar. Cuma herkese farz, iman eden herkese farz. Kadınlar da buna dahil. Sonradan. İslâm kuvvetlenince devletini, hükümetin askeriyesini kurunca kadınların üzerinden bu zaruret kalktı. Şimdi. Müslümanların böyle bir devleti mi var? Hukuku mu var? Hatta bütün. Müslümanlar namazlarını camilerde kılmalı. Cuma bilhassa, kadınlar da gitmeli. Bayram namazına kadınlar da gitmeli.
Almasın camiler. Dışarılara taşsın, yollara taşsın. Yeniden camiler yapsınlar. Belediye başkanları gidip değil. bin kişilik, yetmiş bin kişilik, statlar yapacaklarına elli bin kişilik, yetmiş bin kişilik, namazgahlar yapsınlar. Yesinler yapsınlar. çıkıyorlar milletin huzuruna fena bahçeliler, elli bin kişilik stat yaptık. Galatasaraylılar yetmiş bin kişilik stat yaptık. ilk sporlar yetmiş kırk bin kişilik stat yaptık. Birisi de çıkıp şunu demiyor. Ey. Müslümanlar, ey cumaya kılanlar, sizin için cumalık ve bayramlık yaptık. Yüz bin kişilik yaparsa kıyamet kopar. Neden? Deccal amcaları ve abileri onları makamlarından al aşağıya da. Siz. İslâm ülkesinde elli bin kişilik stat yaparsınız. Elli bin kişilik namazgah yapamazsınız.
24. Bölüm
Elli bin kişilik namazgah yaptığınız zaman dini, hürriyetiniz var. Şu anda deccaliyetin müsaade ettiği kadar dininizi yaşıyorsunuz. Deccaliyet de sizi camilerde toplanmanızı istemiyor. Bayram namazlarında toplanmanızı istemiyor. Cumana namazlarında toplanmanızı istemiyor. Eğer böyle toplanırsanız. Topyök’ün tehlike çanları çalar. Washington’da, Beyaz sarayda, Pekin’de, Londra’da, Bakingham sarayında ve aynı zamanda da. Moskova’daki saray zadelerin para lobisinin hoşuna gitmez bu. O yüzden. Türkiye. Cumhuriyeti. Devleti henüz daha tam boğumsuz değildir. Müslümanlar hiç boğumsuz değil zaten. Sizin önünüze. İspanyadaki matadorlar gibi statlar koyarlar. Siz. Fenerbahçe. Galatasaray, ondan sonra.
Trabzon bilmem ne sport takım için fanatikçe insanlar öldürürsünüz. Fanatikliğiniz diz boy olur. Diz boy olur. Enerjinizi oraya harcarsınız. Bütün radyolarda spor radyolar olur. Televizyonlarda spor kanallar olur. Supor adamın bütün her şey. Manç. Top. Ama namaz değil. Yirmi iki kişi top oynuyor. Otuz bin kişi toplanıyor. Bayram namazına bir otuz bin kişinin bir yerde toplantığını düşünüyor musunuz? Hep beraber tekbîr getirdiğini düşünüyor musunuz? Bursa bir buçuk milyon nüfusu var. Bunun normalde bir milyonlu namaza gittiğini düşünüyor musunuz? Bir milyon kimsenin bayram tekbiri getirdiğini düşünüyor musunuz? Bayram namazı kılında tekbîr getirmek var. Allâh’u ekber bir milyon kişi. İstanbul on beş milyon on altı milyon on yedi milyon olduğu söyleniyor.
Miting yapıyor herhangi bir parti bilmem kaç milyon toplanı diyor. Böyle bir cuma düşünüyor musunuz. İstanbul’da? Yapamazsınız. O Risale-i. Nurcu, o okuyucu, o yazıcı, o. Fethullah. Hoca cebantinde, o mevlanıcı, o tarih, o mevli, o rufay, o kadri, o dosyki, o şazeli, o hiçbir camata bağlı değil, o hiçbir tarikata bağlı değil. Onun şeyhim müsad etmez, onun hocası zamanın piri, onun hocası pirlerin piri, onun hocası dünya onun yüzü surumetine dönüyor. Eee herkes bir yerde o şafi, o maliki, o manbeli, o cevaferi. Eee hepsi de parçalı. Hepsinde imamın zamanın kutbu. Herkesin şeyhin zamanın kutbu. Bu kutublar bir yere toplanmıyor iş birisi de. İstanbul. Paramparça. Paramparça. Nerede namaz kılacaklar?
O onun camisine gitmiyor. O oraya ya sorma. Tarikatçılar gidiyor oraya. Gitmeyiz biz oraya. Neden? Ya o caminin imamı. Süleymancıymış. Adam farklı dinden sanki. Ya öbür, ya sorma o imamı bıraksan ya. Ne var onda o sormaya o nurcu nurcu o ben yeni derviş olduğum zamanlar ki muhabbet bu ben namaza başladığım zamanki muhabbet bu aradan yirmi sekiz yıl geçti değişmedi değişmedi şimdi cuma nereye kılacak. Müslümanlar kılmıyor kutlu doğum haftasına yaklaşıyoruz arkadaşlarımızla efendimiz için salavat dağıtıyoruz arkadaşlar hatırlatmanızı istiyoruz salavat dağıtmakla kalmıyorsunuz efer efendimiz için kurban keseceğiz kurban parası verin anam bu nerden çıktı ve ona kurban keseceğiz ee kurban parası topluyoruz.
25. Bölüm
Allâh. Allâh la ilahe ve la quatayla bi la ilahe laliyla recit ve yarın öbür gün birisi desek ki. Peygamber. Efendimiz için kuran kursu yapıyoruz para toplayın. Peygamber. Efendimiz için cami kuruyoruz para toplayın. Yol açılıyor bakın. Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Türkiye dindarlaşıyor diyorsunuz bugün. Cumhurbesi’nde. İmam. Efendinin dediği gibi neden tecavüz, hırsızlık, dolandırıcılık sürekli artıyor? Misal. Özgecan örneği. dindarlık çarpık olduğundan bir ara dönem var. Türkiye’de. 28 Şubat’ın getirdiği ara dönem. 1998’de 2010 yılına kadar. 12 yıllık, 13 yıllık ara dönem var. İmam. Atıplar’ın. Kur’ân kurslarının bütün hepsinin kapatıldığı karanlık kaosun hüküm sürdü bu ara dönem.
Bu ara dönemde yetişen gençlikten uzak durun. Ne için? Onlar tedaviye, onlar eğitime, onlar bu noktada bilgilendirmeye muhtaçlar. 97-98’de 15 yaşında olan bir kimse örneğin, bu süreç içerisinde dinini öğrenemedi. Ailelerden bunu beklemeyin. Yok çünkü ailelerden. Öyle olunca evet tecavüz de arttı, hırsızlık da arttı. Unutmayın hiç kimsenin başına bir tane polis dikemezsiniz ama herkesin vicdanına bir. Allâh korkusu koyabilirsiniz. Siz insanların gönüllerine. Allâh korkusu koyamazsanız, siz polis gücüyle o insanları caydıramazsınız suçtan. Yemininde ey muaviye ümmeti, ey yezid soysuz, siz bir taraf biz bir taraf demektedir. Muaviye hakkında ne düşünmeliyiz hakkında birçok hadisi şerif varken. Biz sahabeye söylemeyiz, saymayız, yezidi de sevmeyiz.
Bu benim kendi nefsimle alakalı, kendimle alakalı. Ben evet muaviye. Hazreti. Peygamber. sallallâhu aleyhi ve sellem. Hazretleri’nin asabıdır, asabım yıldızlar gibidir demiş. O yüzden susarız, susarız. Onun sözüne söz koymamak için ama yezidim bizde hiç bağlanıp bir alakalı olmaz. Allâh. Onun hesabını dürecek. Ahmet. Yesevi. Türkçe’yi kullanarak. Türkçülü politikasıyla izlemiş midir? Hayır, izlemediyse dönemin dilleri olan. Fars-ı. Varabçı’yı neden çokça kullanmamıştır? Kendi ırkının dilini kullanmış. Türkler dini açıdan zayıf mıydı? O esnada yeni öğreniyorlardı. Neden. Müslüman bir olmak yerine. Türk hocası olmayı kabullenmiştir? Hayır, bir. Müslüman doğu. Bu normalde bütün herkesin hocasıydı.
Bunlar biraz çelişki midir? Bizlere namus kavramı yalnızca kadınlara özel mi? Hayır, neden erkekler kadınlardan daha rahatlar namus kavramı konusunda? Cahiller de o yüzden. Az önce söyledim ya bir erkek elde yememiş bir kız arıyor. Kendine bak dedim sen öyle misin diye. daha önce kendisinin bir tabir vardı ya sevgili yatmak. Kendisi sevgili yapan bir erkek bir başkasına soracak daha önce sevgilim var mıydı? Senin? Benim vardı ama ben erkekim. Cahil o bırak gitsin. Hazreti. Hüseyin şeyi dedilmesiydi. Yezidin yerine devlet başkanı olsaydı. Şu an ki. Müslümanlık anlayışı nasıl olurdu? Bu böyle bir soru olmaz. Olmuş bunlar çünkü. Faiz de işleyen bankada çalışıp maaş alma karan mı? Neresi faiz de çalışmıyor ki?
26. Bölüm
Diyanet maaşları nereden ediyor? Semavattan gelmiyor. Dübu, diyanetin maaşı, paket halinde gökten gelmiyor. O da bu devletten alıyor. Onun farklı mı? Ya biz de şöyle bir algı var. Banka’da çalışan haram kazandı. Eee camide namaz kıldıran helal kazandı. Ikisi de aynı yerde. Bir şey daha. O esnaf, onunku da helal. Hepsi de aynı. Kaça bildiği yere kadar kaçıyorsun. Ben de esnaftım. Ben bakur emeklisiyim. Vergi ödemedin, faiz öde. Bakur ödemedin, faiz öde. Çalışan işçinin sigortasını ödemedin, faiz öde. Elektrik parasını ödemedin, faiz öde. Ne farkım kaldı ki beni? Bizi kandırıyorlar. Bir de bir kandırmada. Ne? Faiz siz finans kuruluşları. Vay ya. Götür hacı babalar parayı oraya. Önüne koymuşlar böyle.
Kaytan bıyıklı gayet temiz. Hacı bey hoş geldiniz. Ayy sanki mekkemediğine geldin. Getir paraları. Bu ne? Bizde faiz yok hacı efendi. Ne var dedim sizde? Sizde ne var? Sen. Türkiye. Cumhuriyeti. İcra. İflas. Uğuk’una bağlı değil misin? Evet dedi. Türkiye. Cumhuriyeti. Ticaret. Kanuna bağlı değil misin? Evet dedi. Türkiye. Cumhuriyeti. Bankacılık. Yasası’na bağlı değil misin? Evet dedi. Ne farkımız var ki dedim ya. Ben de aynı şeye bağlayayım. Dedim bir. Hadi dedim bana dedim. Para verin. Hanefi iştahını göre parayı geri alın. Nasıl yane dedi? Ben parayı batırırsam evimi haciz etmeyeceksin. Evimi neşasını haciz etmeyeceksin. Makinalarımı haciz etmeyeceksin. Satmayacaksın bunları. Bunları teminat veriyor musun?
Hayır. Satcan mı bunları ben ödeyemezsem? Evet. İslâm satmıyor dedim. İslâm. Ticaret. Hukuk’unda bunları satamazsınız. Adamın arabası özel eşyasıdır. Adamın arabası bineği. İstersen adamın altında bir trilyonluk araba olsun, satamazsın, bir trilyonluk evi olsun, satamazsın, bir trilyonluk makinesi olsun satamazsın. Nerede var böyle yasa? Yok. O yüzden bütün kurumlar faizde işliyor. Biz faizde işleyen bir devletin tebası biz. Bizim bütün her kurumda faiz var. Her kurumda faiz var. Diyanette çalışan mühte efendi de faiz parasından yiyor. Hoca efendi de faiz parasından yiyor. Zaten diyanette çalışan müftü de hoca da ekstra bir ibadet işlemiyor. Namaz kıldırmak onun için ibadet değil. Vazife memurluk.
O noktada vergi dâriyesindeki maliyede çalışan memurla diyanette cami namaz kıldıran memurun arasında bir fark yok. Maaş olarak da fark yok, görev olarak da fark yok. İkisi de devletin görevli elemanı. Diyanette çalışanları sakın kutsiyet atfetmeyin. Ben atfetmiyorum. Polis arasında ne fark var? Vergi dâresinin arasında ne fark var? Bir de o ama bir de şu var. vergi dâresinden bir kimse ölüyor gitti. Adam boşuna öldü vergi dâresinde. Başka bir yerde ölüyor şehit oluyor adam. Hesaf günü sevaplarımız günahlarımızdan ağır geldi halde günahlarımızı çekip mi cennete gireceğiz? Hayır. Sevaplarınız ağır ağır geldiyse günahlarınız ondan düşecek bir fazla sevap geldi. Cennete. Biz arkanızdan bakacağız kalacağız böyle.
Tesettürde peçe takmak var mıdır? Hanefilerde yoktur. Hanefilerde peçe ancak fitne söz konusu olur sanın. Bir yerde böyle kadınların hiç yüzü görünmüyor orada. Senin hanımının yüzü görünürse orada böyle fitne dedim orada güvenlik söz konusu değil, hukuk söz konusu değil, derebelik söz konusu orada bir erkek kendi kızının veya hanımının yüzünü örtebilir. Güvenlik söz konusu değil ise yoksa. Kur’ân’ı kendinde bu var mıdır? Kur’ân’ı kendinde peçe diye bir şey yok. Bu noktada hakkınızı helal edin. Hızla geçtim. Kusura bakmayın. Selâmünaleyküm.
Kaynakça
Üniversite Sohbetleri — Mustafa Özbağ Efendi’nin konferansından derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Nefs, Sünnet, Şeyh, Halife, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı