Vahiy

Allah kullarına aracısız da vahyeder

Allah kullarına aracısız da vahyeder konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Allah kullarına aracısız da vahyeder hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


Bu sözler her an zuhura gelmeseydi, durmadan zuhur ediş bu sözlerin söylenmesine sebep olmasaydı aklı cüzi külle ait sözler söylemezdi. Aklını cüz sınırlıdır. İnsanlar sınırlı o aklı ilahlaştırdılar. İlahi hakikat ise sınırsızdır. Onun bir sınırı yoktur. O yüzden kalbe gelen vahiy ilahiyatçılar hoplasın biraz. Ben yine parantez içerisinde ilham diyeyim. Kalbe gelen cemale gark olmuş olan kimselerde kalbe gelen ilham cüzi aklın üstünde derim ya. Cüzzi aklın üstündedir artık. Cüzi akıl onu idrak etmesi mümkün değildir. O hali anlatmaya girse kendi anlattığını da tenzih etmek zoruna düşer. O yüzden kendi anlattığını tenzih etmektense anlatmamayı tercih eder. Çünkü o hayret ancak melamilerin zevk dediği, bu fakirin idrak dediği, anlayış dediği bir haldir ve bu insanın zahir gücünün, aklının üstünde bir şeydir.

Bunu zahir aklıyla, gücüyle, fikriyle bu işin içinden çıkabilecek olan varsa gelsin çıksın. Ve. Hzreti. Pirdi diyor ya ben bu sözleri söylüyorsam bu benim zekamla alakalı değil. Diyor. O manada diyor bu sözlerin söylenmesine sebep olmasaydı aklı cüzi külle ait sözler söyleyemezdi. Aklı cüz külle ait bu sözleri söyleyemezdi. Arkadan gelen bu ilhamla, bununla bu akıl benim değil. Bu akıl benim değil. Bu söylenen sözler de benim değil diyor. Burada bir ilhamdan bahsediyor. Ve bunu normalde söylerken tabii bizim geleneksel gelen bir tefsircilerimiz var ya hani vahyi sadece peygamberlere atfeden gelenekselci tefsircilerimiz hani. Oysa. Cenâb-ı. Hak havarilere de. Meryem’e de vahyetmiş ya. Arıya da vahyetmiş ya. Yerlere, göklere. Hani. Musa’nın annesine de vahyetmiş ya. Hani. İbrahim’in annesine de vahyetmiş ya.

Allah kullarına aracısız da vahyeder Hakkında

Bunları nasıl açıklayacaklarsa açıklasınlar tabii. E böylece tabii. Hz. Pir de buna atfediyor. Diyor ki o kalbe gelen bu ilahi ilim aklın işi değildir. O ben yine o geleneksel tefsircilerin sözüyle söyleyeyim. İlham diyor. Ilham diyeyim ama ilham değil. O vahyin bir derecesi. O da vahiy. Allah. Çünkü ayet-i kerimede üç şekilde vahyediyordu. Bir melekleriyle. İki direkt kendisi. 3. Bir şeyin arkasında bir şeyin arkasından vahyediyordu. Cenâb-ı. Hak direkte vahyediyor mu? Vahyediyor. Hadis-i kutsiler bunlar. Allah kulunun kalbine vahyeder. Bu vahyin dereceleri var. Peygamberlere verilen direkt vahiy de olsa hani hadis-i kutsiler gibi onun derecesi ayrıdır. Bir veliye, bir mürşid-i kamilin kalbine gelenin derecesi ayrıdır. Tabii illaki bunları anlamayacağım diyorsa bir kimse ona da davuzunu asın. Merak etmeyin. Allah’ın izniyle.

nasıl. Allah’ın görülebileceğine dair bir mücadele verdiysek bunun da mücadelesini vermekten çekinmiyorum, sakınmıyorum. O yüzden diyorum ki. Allah kullarına da. Meryem’e vahyetmiş size de vahyeder. Musa’nın annesine vahyetmiş size de vahyeder. İbrahim’in annesine vahyetmiş. Size de vahyeder. Havarilere vahyetmiş. Siz havarilerden aşağı mısınız? Size de vahyeder. Ne demiş havarilere? Dediğini söyleyeyim size. Ne demiş bak havarilere? Maide ayet 111. Hatırla hani havarilere. Bakın dikkat edin. Hatırla hani havarilere. Bana ve peygamberime iman edin diye vahyetmiştim. Havarilere melekle vahyetmedi. Cebrail’le vahyetmedi. Aracıyla vahyetmedi. Havarilere. Maide 111. İlahiyatçılar, Diyanetçiler, Maide 111’i tefsir edin bize. Maide 111. Hatırla hani havarilere bana ve peygambere iman edin diye vahyetmiştim. Onlar da. Allah’tan geldi vahiy. Çünkü bana diyor direkt. Cenâb-ı. Hak vahyediyor. Bana ve peygamberime iman.

edin diye vahyetmiştim. Onlar da cevap verdiler. İman ettik şahit ol ki biz müslümanız demişlerdi. Ey ümmeti. Muhammed havarilerden aşağı mısınız? Siz. Muhammed ümmetisiniz. Siz seçilmiş ümmetsiniz. Siz müjdeci ümmetsiniz. Siz son ümmetsiniz. Son peygamberin seçilmiş son ümmetisiniz. Diğer ümmetlerden faziletlisiniz. Diğer ümmetlerden derece olarak fazlasınız. Neden size vahyetmesin ki? Allah kuluna vahyeder. Hadi saklayın. Hadi gizleyin. Hadi saklanmış gizlenmiş bir. Allah anlatın bize. Öyle değil. Sana da vahyeder bana da vahyeder. Havariye vahyeden sana da vahyeder. Bana da vahyeder. Arıya vahyeden sana da vahyeder. Bana da vahyeder. Yere, göğe vahyeden sana da vahyeder, bana da vahyeder. Kim engelleyecek? Maide 111. Taha 38. Hani bir zaman biz annene bazı hususlar vahyetmiştik. Musa’nın annesi için söylüyor. Taha 38. Araya melek koymadı.

Allah kullarına aracısız da vahyeder Sohbeti

Araya. Cebrail koymadı. Araya vasıta koymadı. Ey ümmeti. Muhammed araya vasıta koymadı. Diyor ki. Taha 38’de hani bir zaman biz annene bazı hususlar vahyetmiştik. 39. Ona şöyle demiştik. Ona şöyle demiştik. Cebrail yok arada. Melek yok arada. Araya bir koyma. Hani çıkıyorlar yavaza. Allah’la aramıza bir koyma. Koyamıyoruz. Görüş. Allah’la görüşüyorsan konuşla. Araya kim girmiş ki. Allah’la arana senin? Buyur. Ne diyor 39’da? Ona şöyle demiştik. Musa’yı sandığa koy. Nil nehrine bırak da nehir onu kıyıya vursun. Onu benim de onun da düşmanı olan biri alsın. Seni sevimli kıldım ki muhafaza altında yetişesin. İyi. Ey ümmeti. Muhammed’in kadınları, Musa’nın annesinden aşağı mısınız? Ey ümmeti. Muhammed’in kadınları, Meryem’den aşağı mısınız? Siz ümmeti. Muhammed’in kadınlarısınız. Kendinize gelin. Ayet açık. Bize. Kur’an yeter.

diyenler alın ayet-i kerime. Hadi. Burada ayet-i kerimeler cebimden çıkarmadım. Kur’an’dan.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Allah kullarına aracısız da vahyeder konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Allah kullarına aracısız da vahyeder sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.