Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Vahiy ·

Yerlere göklere vahyeden Allah insana vahyetmiyor

Allah'ı çokça zikretsek. Allah bizim kalbimize ilham edecek. Bunu da unutturdular bize. Allah bir tek normalde peygamberlere vahyediyor. Allah meleklere vahyetmiyor. Ayet-i kerimede meleklere vahyediy...


Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette Allâh'ın yerlere ve göklere vahyettiğini fakat insâna vahyetmiyormuş gibi gösterilmesinin ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu tafsîl eder. Allâh meleklere vahyetmediğini sananlara karşı âyeti kerîme «meleklere vahyettim» diye sâbittir. Allâh arıya vahyetmediğini sananlara karşı âyeti kerîme «arıya vahyettim» diye sâbittir. Hz. Meryem'e vahyetti; Firavun'un hanımına vahyetti; Mûsâ'nın annesine vahyetti; İbrâhîm'in annesine vahyetti; göklere vahyetti; yerlere vahyetti. Lâkin «Allâh insâna vahyetmiyor» diyerek halîfe olarak yaratılan insâna vahyetmediği iddiâ ediliyor. Sebep nedir? Sebep, Allâh'ı çokça zikrederse mü'mîn — kâfiri, münâfığı, sâlih âlimi, deccâl âlimini ayırabilecek; ve onu engellemek için ilâhiyâtı, Diyâneti, hacısı, hocası ile berâber Allâh'ı zikredenlere düşman olunmaktadır.

Allâh'ı Zikretmenin Manevî Tesîri

Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel kâideyi ortaya koyarak başlar: Allâh'ı çokça zikretsek Allâh bizim kalbimize ilhâm edecek. Bunu da unutturdular bize. Yâni Allâh tek normâlde peygamberlere vahyediyor. Allâh meleklere vahyetmiyor — âyeti kerîmede meleklere vahyediyor. Onlara göre Allâh arıya vahyetmiyor — âyeti kerîmede arıya vahyediyor. Meryem'e vahyetti, Firavun'un hanımına vahyetti, Mûsâ'nın annesine vahyetti, İbrâhîm'in annesine vahyetti, göklere vahyetti, yerlere vahyetti. Ama Allâh insâna vahyetmiyor — kendisine halîfe olarak yarattığı insâna vahyetmiyor. Bunu da kapattılar kapısını. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh'ı çokça anın, ki kurtuluşa eresiniz» (Cum'a 62/10) buyurmuştur.

Çokça Zikrin Yanılmaktan Koruması

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî tâlîlatı sunar: neden? Allâh'ı çokça zikredersen — kim kâfir, kim münâfık ayıracaksın. Allâh'ı çokça zikredersen yolda giderken önünde bir kâfir yürüyor diye senin kalbine ses gelecek. Allâh'ı çokça zikredersen, o konuşan siyâsetçinin gerçekte münâfık olduğunu kalbin ilhâm alacak. Allâh'ı çokça zikredersen, peşine düştüğün bir siyâsetin, bir bürokratın münâfık olduğunu göreceksin. Bu üslûp zikrullahın mü'mîne ferâset (manevî sezgi) kazandırdığını ortaya koyar.

Sahte Şeyhi ve Deccâl Âlimini Görmek

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir uyarı yapar: Allâh'ı çokça zikredersen «şeyhim» diye sarıldığın kimsenin dünyâya tapan şeytân olduğunu göreceksin. Allâh'ı çokça zikredersen, sen «bizim hâcımız, hocamız, âlimimiz, ulemâmız» dediğin kimsenin ahir zamân âlimi, şeytânın âlimi olduğunu göreceksin. Bu üslûp zikrullahın mü'mîne hakkı bâtıldan tefrîk etme kâbiliyeti kazandırdığını ortaya koyar. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Mü'mînin ferâsetinden sakının; çünki o Allâh'ın nûru ile bakar» (Tirmizî, Tefsîr Hicr 6) buyurmuştur.

Zikretmemen için Düşmanlığa Çağrı

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî tespitî yapar: bunu görmemen için Allâh'ı zikretmemen lâzım. Bunları görmemen için ilâhiyâtıyla, Diyânetiyle, hâcısıyla, hocasıyla, münâfığıyla, kâfiriyle, deccâlîsiyle, emperyalistiyle hep berâber toplanıp Allâh'ı zikredenlere düşman olmanız lâzım, ve zikretmemeniz lâzım. Bu üslûp tasavvuf erbâbına karşı yürütülen düşmanlığın altında yatan asıl sebebi açığa çıkarır: zikrullah mü'mîni manevî olarak güçlendiriyor, ve onu fitnelere karşı uyanık hâle getiriyor. Bu yüzden deccâlî sistem zikrullahı ortadan kaldırmak istiyor. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni daimî zikre, ferâsete, ve hakbâtıl tefrîkına yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.

  • Kur'ânı Kerîm: Nahl 16/68 (arıya vahiy); Kasas 28/7 (Mûsâ annesine vahiy); Meryem 19/17-21; Mâide 5/111 (havârilere vahiy); Cum'a 62/10; Ahzâb 33/41-42.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'd-Da'avât.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zikir.
  • Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Edeb.
  • Süneni Tirmizî, Tefsîr Hicr 6, ferâset hadîsi.
  • Süneni Nesâî.
  • Süneni İbn Mâce.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, zikir ve ferâset bahisleri.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Vâbilü's-Sayyib.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
  • İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
  • Hz. Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf.
  • İbnü'l-Arabî, Fütûhâtı Mekkiyye.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Vahiy Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet Allâh'ı zikretmenin manevî tesîrini, çokça zikrin yanılmaktan korumasını, sahte şeyhi ve deccâl âlimini görmek kâbiliyetini, ve zikretmemen için yürütülen düşmanlığa çağrıyı tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Vahiy Sohbetleri