Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Vahiy ·

Bıçağın fıtratıdır keser, ateşin fıtratıdır yakar ama her şey vahye tabidir

Bana diyor bir erkek evlat verirsen sana kurban edeceğim bunu diyor sana kurban edeceğim. Deyince bu sefer. İbrahim. Aleyhisselam. İsmail'i ne yapıyor kurban etme yoluna gidiyor ve çocuk büyüyor ayeti...


Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette bıçağın fıtrâtının kesmek, ateşin fıtrâtının yakmak olduğunu lâkin Allâh'ın izni olmadan bıçağın da kesemeyeceğini, ateşin de yakamayacağını Hz. İbrâhîm aleyhisselâm ve Hz. İsmâîl aleyhisselâm misâlleriyle muazzam bir tafsîl ile ortaya koyar. Hz. İbrâhîm'in Hz. İsmâîl'i kurbân etmek üzere yatırdığı zamân bıçak kesmedi; çünki bıçak da Allâh'ın vahyine tâbîdir, et de Allâh'ın vahyine tâbîdir, bütün varlık vahye tâbîdir. Sûfîlerin rivâyetinde «bıçağın fıtratı kesmek, lâkin kesilen yer arkadan hamur gibi bitişti» denir. Aynı şekilde Hz. İbrâhîm'i ateşe attıkları zamân Cenâbı Hak ateşe vahyetti: «Ey ateş! Serin ol, selâmet ol» (Enbiyâ 21/69) buyurdu; ateş yakmadı. Bu üslûp bütün varlığın Cenâbı Hakk'ın vahyine tâbî olduğunu, ve fıtrâtın da Allâh'ın izniyle olduğunu ortaya koyar.

Hz. İbrâhîm Rüyâ ile İsmâîl'i Kurbân Etmesi

Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hâdiseyi tafsîl eder: Hz. İbrâhîm Cenâbı Hakk'a «Bana bir erkek evlât verirsen sana kurbân edeceğim» diye nezir etmişti. Cenâbı Hak ona Hz. İsmâîl'i ihsân etti. Sonra İbrâhîm aleyhisselâm İsmâîl'i kurbân etmek üzere götürdü — rüyâsına göre. Çocuk büyüdü; 7 yaşına gelince koşacak duruma geldi. O zamân Hz. İbrâhîm onu kurbân etmeye götürdü.

Şeytânın Üç Mevkide Vesvesesi

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hâdiseyi tafsîl eder: şimdi şeytân taşlamak var ya — Beytullah'ın olduğu yerden kurbân edilen yere doğru yürümeye başladılar. O zamân şeytân geldi. Küçük, orta, büyük şeytân — önce Hâcer'e geldi. Hâcer dedi ki «Allâh'a kurbân olsun»; sonra İsmâîl'e geldi, İsmâîl de dedi ki «kurbân olsun»; hepsi de şeytâna taş attı. Hâcer attı, İsmâîl attı, sonra İbrâhîm büyük şeytâna taş attı. Bu hâl bugünkü hac âdâbının kökenini ortaya koyar.

Bıçak Kesmedi: Vahye Tâbî Bıçak

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî hakîkati tafsîl eder: kurbân kesilecek yere geldiler. İsmâîl'i yatırdı. Bununla alâkalı bir sürü rivâyet vardır — bıçak kesti kesmedi. Sufîlerin rivâyeti güzeldir: bıçak kesti — fıtratı o, et kesilmesi fıtratı o; lâkin kesilen yer arkadan hamur gibi bitişti, hamur gibi birleşti derdi. Şeyhim öyle derdi. Bu üslûp tasavvufun bıçağın da Allâh'ın vahyine tâbî olduğunu ortaya koyar; ve fıtrâtın bile Cenâbı Hakk'ın izniyle işlediğini ifâde eder.

Kâdirîlerde Şiş Burhânı

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî pratik tafsîl eder: Kâdirîlerde kılıçburhânı vardır. Şişburhânını yapmaya kalksam medya ayağa kalkar; ülkede şişburhânının 2 yıl 7 ay cezâsı var. Ben şişlenmek için yatağıma uzanırdım; gırtlağın altındaki boşluğa şişi sokarlardı. Kemiğe dayandı şiş; çekiç ile vurarak içeri girdi. Tabîbiyye dilince yara açacağı bir hâl olmasına rağmen kan çıkmadı, can vermedi. Bu hâl Allâh'ın izniyle bıçak ve şiş gibi maddî âletlerin de zarâr veremediğini ortaya koyar.

Lâle Yala Coz Yaptı: Ateş Yakmadı

Mustafa Özbağ Efendi başka bir muazzam misâli tafsîl eder: ben metal işlerinde okudum. Demir dövdük; biz demiri kızdırdık — kendi elimle kızdırdım; lâle gibi olmuştu. Aldım getirdim. Ali ağabey hani meşhur — ateşe koyarken okuması, getirirken okuması, şişi alıp getirirken okuması var. Onları ben biliyorum diye bana yaptırırdı. Lâle deniyor ona — eline tükürdü, bir vurdu, «cozz» yaptı; bir dahâ tükürdü, bir dahâ vurdu, «cozz» yaptı. «Al yala» dedi. Hayy esmâsı kopuyor ortalık; ayaklar yerden kesik. Ben hiç tereddütsüz dilime bir vurdum; «cozz» yaptı dilim. Ondan sonra dildeki tüyün yanık kokusunu alıyorsun, dilin yanmıyor. Ben boyna yalıyorum dondurma yalar gibi.

Bütün Varlık Vahye Tâbîdir

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî kâideyi tafsîl eder: bıçağın kesmediğini zâhirî olarak görüyorsun; ateşin yakmadığını zâhir olarak görüyorsun. Şimdi İsmâîl'i bıçak kesmedi sonuç itibâriyle. Çünki kesmiş olsa dahî bıçak da vahye tâbî, et de vahye tâbî, bütün varlık vahye tâbî. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ey ateş! Serin ol, selâmet ol» (Enbiyâ 21/69) buyurmuştur. Ateş Cenâbı Hakk'ın emrini dinleyip Hz. İbrâhîm'i yakmamıştır.

Mü'mînin Vahye Bakışı

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mînin manevî bakışını tafsîl eder: bütün varlık Cenâbı Hakk'ın vahyine tâbîdir. Bıçak da, ateş de, su da, taş da — hepsi de Cenâbı Hak ne emrederse onu yapar. Mü'mîn bu hakîkati bilirse hayâtın akışına başka bir gözle bakar; sebepleri yaratan Allâh'ı bilir, sebebe takılıp kalmaz. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni vahye tâbî olan varlık nazarına, sebepleri aşarak Cenâbı Hakk'ı görmeye, ve manevî hakîkatlere açık olmaya yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.

  • Kur'ânı Kerîm: Sâffât 37/100-113; Enbiyâ 21/68-70; Bakara 2/124-129; Yûsuf 12/100.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Enbiyâ.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Hac.
  • Süneni Ebû Dâvûd.
  • Süneni Tirmizî.
  • Süneni Nesâî.
  • Süneni İbn Mâce.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • Abdülkâdir Geylânî, Sırrü'l-Esrâr.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
  • İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
  • İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
  • Hz. Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf.
  • İbnü'l-Arabî, Fütûhâtı Mekkiyye.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Vahiy Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet Hz. İbrâhîm'in rüyâ ile İsmâîl'i kurbân etmesini, şeytânın üç mevkîde vesvesesini, bıçağın kesmemesi ile vahye tâbî bıçağı, Kâdirîlerde şişburhânı pratiğini, lâle yala coz yaptı ile ateşin yakmamasını, bütün varlığın vahye tâbî olduğunu, ve mü'mînin vahye bakışını tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Vahiy Sohbetleri