Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Vahiy ·

Biz ona vahiy deriz, taşın, toprağın, ağacın dile gelmesi deriz ama değildir, Allah’tır konuşan

Bu kadarcık. İrşat kudretini de. Sen bağışladın şimdiye kadar nice ayıplarımızı örttün bu nasihatlar ettik insanların. İrşat olması için o bilgiyi veren sensin ve bize de irşad olunma bilgisini kudret...


Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette taşın, toprağın, ağacın dile gelmesinin Allâh'ın vahyi olduğunu tafsîl eder. Allâh dilediğini dilediği şekilde vahyeder; kudret O'na âiddir. Cenâbı Hak Hz. Yûsuf'u yutan balığa «sâkin ol, serin ol» diye vahyetti. Hz. İbrâhîm'i ateşe attıklarında ateşe «ey ateş, serin ol, selâmet ol» diye vahyetti. Hz. Yahyâ'yı öldüreceklerinde Allâh kayaya vahyetti — kaya yarıldı, Hz. Yahyâ içine sığındı. Hz. Dâvûd'a yolda taşlar dile gelmiş; «Ey Dâvûd, beni de al, beni de al» diye söyleyerek onu sapanla taş atma sünnetine sevk etmiştir. Hz. Ömer hutbede iken «Yâ Sâriye, dağa!» diye seslenmiş, sesi dağa kadar ulaşmış, o ordu dağa çekilmiş ve savaşı kazânmıştır. İrşâd kudreti Allâh'a âiddir; Cenâbı Hak Selâmünaleyküm der ortalık yıkılır, lâkin başkası süslü laflar söyler kimse hâline tesîr etmez.

Allâh'ın Türlü Vahyi: Arıdan Balığa

Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel kâideyi tafsîl ederek başlar: Allâh dilediğini dilediği şekilde vahyeder; kudret O'na âiddir. Cenâbı Hak Hz. Yûsuf'u yutan balığa vahyetti — «sâkin ol, serin ol» diye. Allâh ateşe de vahyetti; Cenâbı Hak Hz. İbrâhîm'i ateşe attılar, ateşe «Ey ateş, serin ol, selâmet ol» (Enbiyâ 21/69) dedi. Allâh arıya da vahyetti, balığa da vahyetti, ateşe de vahyetti. Çünki Cenâbı Hakk'ın kudreti her şeye yeter.

Hz. Yahyâ ve Kayanın Yarılması

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir mu'cizevî hâdiseyi tafsîl eder: Hz. Yahyâ'yı öldürecekler de — Allâh kayaya da vahyetti. Kaya dedi ki: «Ey Yahyâ, gel, bana sığın.» Hz. Yahyâ aleyhisselâm kayaya doğru yürüdü; kayayı içinden açıverdi. Hz. Yahyâ aleyhisselâm içine girdi; kâfirler kayanın etrafında döndüler; kaya Hz. Yahyâ'ya bir şey yapamadılar. Allâh kayaya da vahyeder. Bu üslûp Allâh'ın peygamberlerini ve velîlerini koruma yollarının ne kadar muazzam olduğunu ortaya koyar.

Hz. Dâvûd ve Dile Gelen Taşlar

Mustafa Özbağ Efendi başka muazzam bir hâdiseyi tafsîl eder: Hz. Dâvûd yolda yürüyordu Câlût'a karşı. Bir taş dile geldi — «Ey Dâvûd, beni al!» Hz. Dâvûd taşı aldı. Yürüdü, biraz daha gitti — bir taş dahâ dile geldi: «Ey Dâvûd, beni de al!» Bir tane dahâ — «Ey Dâvûd, beni de al!» Hani şu anda Gazzelîler böyle sapan ile taş atıyorlar ya — o Hz. Dâvûd'tan kalmadır. Hz. Dâvûd'da böyle sapan da var; çobanlık yaparken hayvanlarını yırtıcı hayvanlardan korumak için sapanla taş atardı; iyi sapan atıcıydı. Taşlar dile geldi — Allâh'ın vahyidir o. Hz. Dâvûd aleyhisselâm aldı taşları, ne yaptı? O günün en büyük zırhlısı Câlût'u yendi — neyle? Taşla.

Ebâbîl ve Bir Ordunun Yıkılması

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir mu'cizevî hâdiseyi tafsîl eder: demir madeni veyâ bronz madeni veyâ çelik madeni delinir mi? Allâh isterse deler. Sen samîmî ol, yeter ki kudret verecek olan, kuvvet verecek olan O. Allâh ebâbîllerle bildiğiniz ebâbîlin ağzındaki kum tâneciklerle bir orduyu helâk etti — Fil Vak'asında. Cenâbı Hak Sûrei Fîl'de bu hâdiseyi tafsîl etmiştir: «Allâh onlara siccîl taşları atan ebâbîl kuşları gönderdi; onları yenilmiş ekin gibi yaptı» (Fîl 105/3-5). Bizim Allâh'a olan inancımızı yenilememiz lâzım; kudret O'nun, kuvvet O'nun.

Hz. Ömer'in Yâ Sâriye Çağrısı

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir kerâmet hâdisesini tafsîl eder: Hz. Ömer efendimiz hutbedeyken «Yâ Sâriye, ble ble!» (yâ Sâriye, dağa, dağa!) dedi. Bütün herkes duydu; bütün ashâb duydu; bütün küfür ehli duydu. Hz. Ömer'in sesi hızla dağa doğru çekildi. Bütün ordu — bu sefer Kisrâ'nın ordusu Bizans'la berâber — saldırdılar, çembere aldılar. Lâkin Sâriye ordusu Hz. Ömer'in sesini duyup dağa çekildi, savaşı kazândılar. Demek ki Allâh vahyeder bir şekilde — biz ona ilhâm deriz. Taşların dile gelmesi, ağacın dile gelmesi, toprağın dile gelmesi deriz; lâkin Allâh'tır onu dile getiren.

İrşâd Kudreti Allâh'a Âiddir

Mustafa Özbağ Efendi sohbette muazzam bir tasavvufî hakîkati tafsîl eder: Allâh ateşe diyebilir «serin ol», ateş söner. Sen konuşmayı dilden görürsen yanılırsın; senin o sesiharfleri çıkarttıran Allâh'tır. Ona mânâ veren Allâh'tır. Senin ne konuştuğun önemli değil. Hani Geylânî hazretleri böyle demiş oğluna: «Oğlum, çık demiş kürsüye, ben gelinceye kadar insânlara anlat.» Oğlan hadîs-âyet anlatıyor; herkes öyle duruyor. Sonra mübârek (Geylânî) geliyor, «Selâmünaleyküm» diyor. Herkes bir cezbe geçiriyor. Oğlan diyor: «Baba, beriden beri âyethadîs okuyorum; hiç kimseye bir şey olmadı; sen Selâmünaleyküm dedin, ortalık yıkıldı.» Geylânî hazretleri «Hakkınızı helâl edin» diyor; «evden iki yumurta kırmışlar, yumurtaya takıldık.»

Mü'mînin İhlâsı: Tesîrin Sırrı

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda muazzam bir kâideyi tafsîl eder: ona mânâ verecek olan Allâh; onu tesîrli edecek olan Allâh. O irşâd kudreti Allâh'a âiddir. Sen bir sürü süslü lafları diline sıralarsın; insanlara süslü laflar söylersin; herkes dinliyormuş gibi yapar, dışarı gider, hiç kimsenin kafasında bir harf bile kalmaz. Lâkin öbürü gelir «Selâmünaleyküm» der; «Aleykümselâm» derler; kelâmı çok düzgün değildir, lafızları tâm çıkaramaz; ama ondan tesîr alır herkes. İhlâsla alâkalıdır; Allâh'ın o kimsenin üzerine vermiş olduğu maneviyâtla alâkalı; Cenâbı Hakk'ın o kimseyi seçmesiyle alâkalı. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni ihlâsa, samîmiyete, ve Allâh'ın irşâd kudretine teslîme yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.

  • Kur'ânı Kerîm: Enbiyâ 21/68-70; Sâffât 37/142-144; Fîl 105/1-5; Bakara 2/249; Mâide 5/27.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Enbiyâ.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr.
  • Süneni Ebû Dâvûd.
  • Süneni Tirmizî.
  • Süneni Nesâî.
  • Süneni İbn Mâce.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, kerâmet bahsi.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • Abdülkâdir Geylânî, Sırrü'l-Esrâr.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
  • İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
  • İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye.
  • Hz. Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf.
  • İbnü'l-Arabî, Fütûhâtı Mekkiyye.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Vahiy Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet Allâh'ın türlü vahyini (arıdan balığa), Hz. Yahyâ ve kayanın yarılmasını, Hz. Dâvûd ve dile gelen taşları, ebâbîl ile bir ordunun yıkılmasını, Hz. Ömer'in Yâ Sâriye çağrısını, irşâd kudretinin Allâh'a âid olduğunu, ve mü'mînin ihlâsının tesîrin sırrı olduğunu tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Vahiy Sohbetleri