İmam Gazâlî Sohbetleri

Akıl ve Din: Fıtrat Üzerine | Gazâlî Sohbetleri 13

Akıl ve Din: Fıtrat Üzerine | Gazâlî Sohbetleri 13 konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.


İmam Gazali’yi nasıl biliriz? Soru işareti devam etmiş. Soruyu soran kardeş, İslam’da aklın üzerine beton döken, özgür düşünceyi bitiren, felsefeye neredeyse düşman olan, nakilciliği hediye eden biri mi yoksa Sünni İslam dünyasının düşüncesinin en büyük mimarlarını, İslam’a dair tüm kitaplar yok olsa geriye bir ihya kalsa yeterlidir. dedirtecek kadar alim birimi. Hepsine de evet, hepsine de hayır. Hepsine de evet, hepsine de hayır. Gazali aslında akıl perestliğe karşıdır. Veya bir İslam alimi, bir sufi, bir İslam alimi akla karşı gelmesi mümkün değildir. Akla karşı olmak insanın fıtratına karşı olmaktır. Akla karşı olmak dinin özüne karşı olmaktır. Dinin fıtratına karşı Bu mümkün değildir. Mesela bir kısım sufilerin eee aklı nakilden nakilden aşağı tutması aklı öldürmek değildir. Çünkü inanç söz konusuysa nakil öndedir.

Akıl önde değildir. Akıl nakli anlamak için vardır. Akıl nakli yaşamak için vardır. Akıl nakli analiz etmek için vardır. Akıl nakilden içtihat çıkarmak için vardır. Akılsız içtihat içtihat değildir. O nakli anlayacak olan yani vahyi anlayacak olan. Çünkü vahiy akıl sahiplerinedir. Düşünen, idrak eden, araştıranadır. Vahiy düz akıl sahibi vahiyi anlamakta zorluk çeker. Ve bütün inanç sahiplerinin %99’u düz akıl sahibidir. Yani taklitçidir. Tahkikçi değildir. Adem’den beri inanç sahiplerinin büyük bir çoğunluğu, büyük bir çoğunluğu vahiyi analiz etmekten uzaktırlar. Vahyiden içtihat çıkarmaktan uzaktırlar. Vahyin gerçek manasını anlamaktan uzaktırlar. Bu Adem’den itibaren bütün inanç sahiplerinin en büyük handikapıdır. Ve o yüzden eee insanların büyük bir çoğunluğu da imanın hakikatine ulaşmamış olurlar. Dikkat edin iman etmemişlerdir demiyorum. imanın hakikatine ulaşmamışlardır. Çünkü insanlar vahyi, kalbi akıl ve mevcut akıl süzgecinden geçirmemişlerdir.

Ve peygamberlerin en büyük savaşları din sahipleriyledir. Bakın din sahipleri çünkü din Allah’ındır. Din Allah’ındır ama din insanları kolay yönetmek için zalimlerin bir payandası haline gelir. akletme. Vahyi, vahyi akıl süzgecinde, akıl süzgecinde algılamayan zaten kalpleri çalışmamış, körleşmiş insanların akılları da çalışmazsa bu sefer vahyi anlamaktan, vahiyi analiz etmekten, vahyi yaşamaktan uzak kalırlar. Bu sefer o insanların önüne dini istismar eden değişik görüntüde insanlar çıkar ve o insanların akıl emniyetini ortadan kaldırır ve o insanlar doğru düşünemez, doğru akledemez hale gelirler. Şimdi Gazali’ye baktığımızda Gazali aklın üzerine beton dökmez. Gazali mevcut kendi zamanındaki insanların ilerisinde konuşmalar yapar. Tirmizi gibi, Arabi gibi. Yani bu size şimdi tuhaf gelebilir. Siz Gazali’ye Arabi cihetinden bakmazsınız. Mesela Arabi’nin manevi silsilesine baktığınızda Arabi Gazali’nin çok büyük etkisi Bu bütün herkese tuhaf gelir.

Şimdi bu soruyu sorana da tuhaf geliyor. Şimdi mesela Arabi’nin Fisusunda, Fütuatında, bilhassa Fituatında Gazali’den çok alıntı vardır. O çizgi hani Arabi, ondan sonra Gazali, Gazali’den önce kliiledir o mesela. O böyle bir zincirin halkaları gibidir. Zincirin halkalarına baktığınızda siz Arabi’ye gittiğinizde arkasında Gazali, Gazali’ye gittiğinizde arkasında Kindi, Kindi’ye gittiğinizde, kindye gittiğinizde selefi görürsünüz. Ama selefin en büyük imamı kimdir? İmam-ı Azam’dır. Mevcut devlet sistemi onu şehit etmiştir. Şehit eden devlet kendisini İslam olarak gösterir. Dikkat edin. Şimdi Gazali’ye baktığımızda İslam’da aklın üzerine beton döken bir kimse olarak görmüyorum. Ama normalde bunu böyle gören insanlar var mı İslam dünyasında? Evet. Bunu biraz kıskançlık olarak görüyorum. Yani Gazali’yi anlayamamak olarak görüyorum. Mesela evet bütün İslam uleması hemfikirdir. Bu konuda. Vahiyi aklın önünde tutarlar.

Dikkat edin. Vahiyi aklın önünde tutarlar. Yani bu noktada siz hangi İslam alimine, sufisine giderseniz gidin vahyi önde tutacaktır. Yalnız bu vahiyi önde tutmak bir kısmında çok özür dilerim bunu parantez içerisinde bunu başka türlü kelime bulamıyorum. bağnazca vahyi önde tutar. Bağnazca vahyi önde tutanlara örnek Allah’ın insan gibi eli olduğunu düşünenler vardır. Örnek bu mağnazca vahyi önde tutmaktır. Bunun gibi bu. O yüzden ben normalde vahiy her zaman için aklın önündedir. O esnada vahiyi anlamakta, analiz etmekte, onu böyle çözümlemekte, onun normalde ne manaya geldiğini anlamakta zorluk çekebilirsin. Çünkü vahiy yani Kur’an e sizin bildiğiniz noktada değildir hiçbir zaman. Yani Kur’an’ın çünkü bir görünen ayetlerin bir görünen yüzü vardır. Hadisle sabittir bu. Bir de görünmeyen batini yüzü vardır. O yüzden bir kimse Kur’an ayetlerinin batini yüzünü göremez ise, battini tefsirini bilmiyor ise o kimse Kur’an ayetlerine bakarken zahirde kalır.

Zahirde de kalınca tabirimi tekrar hoş görün. bağınazca kalır. Orada bir bağınazlık görürsünüz orada. Bunda hemfikirim ama Kur’an’ın bir zahiri bir batını olduğunu, Kur’an ayetlerinin farklı farklı cihetlerinin, farklı farklı derinliklerinin, farklı farklı yüksekliklerinin bakın farklı farklı yüksekliklerinin bir kelimenin çok farklı manalar içerdiğini bilmeyen bir kimse, bilmeyen bir kimse Evet. Kur’an ayetlerine sadece zahiri noktadan bakar. Bu bazı noktalarda bağnazlık çıkar ortaya. Ve o bağnazlığı gören akıl sahibi der ki işte bunlar der işte böyleler. Haklılar mı? Haklılar. Ama ama hiçbir zaman gerçek Kur’an ehli gerçek Kur’an ehli aklının üzerine beton dökmez. Bu mümkün değil. Çünkü siz herhangi bir ayet-i kerimenin battini veçesine baksanız o yine onun üzerinde bu eee derinleşmek ister. Artık bu şüpheicilikten çıkar. Derinleştikçe derinleşmek, yükseldikçe yükseltmek ister.

O zaman o derinleşmeyi, o yükselmeyi, o genişlemeyi algılayacak olan, idrak edecek olan kalbi akıldan sonra mevcut akıldır. Çünkü kalbi akıl almış olduğu bütün bilgiyi, bütün bilgiyi ilham da dahil buna mevcut akla hısettirir ve mevcut akla onu tahlim ettirir. Böyle olunca bir kimsenin normalde eee bu aklı reddetmesi mümkün değildir. Hatta o akıl o süzgeçleri O vahyin tecelliyatlarını İlhamın tecelliyatlarını Kocaman bir resim çizer. O resmi çizerken de aklıyla çizer. Analiz eder. Analiz ettikten sonra tekrar bir soru işareti koyar. Acaba mı der? acaba dedikçe yeni bilgiler gelir. Çünkü bu sufi aklıdır. Bunu da kenara not edeyim. Bu sufi aklıdır. Çünkü bütün hal geçicidir. Halin de içinde derinliği vardır. Sen o halde takılı kalamazsın. Bütün ilhamlar geçicidir. İlhamın da bir derinliği vardır.

Gelen her ilhamı sen alır kabul edersin ama seni o başka bir perdeye götürür. Sen onu başka bir perdede, başka bir şekilde tekrar tecelliyatına ram olursun. Bu sufi aklıdır. Bu sufi kalbidir. O zaman sufi kalbi ve sufi aklı her daim çalışmadadır. Her daim o işlemektedir. Her daim çalışmada işlemekte olduğu için birbirlerini de yani kalbi akıl normal aklı beslediği için her daim çalışırlar. Her daim yeni resimler çizerler, bozarlar. Böyle olunca normalde İslam’da yani sufice bu meseleye bakıldığında İslam’da aklın üzerine dökülmüş bir beton veya beton döken bir kimse olarak göremiyorum Gazali’yi. Yeah.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi

Akıl ve Din: Fıtrat Üzerine | Gazâlî Sohbetleri 13 hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.