Açılış — Selâm, Hayırlı Niyâzı, Hak-Bâtıl Tefriki, Kur’ân-Sünnet’e Sımsıkı Yapışma; Karabaş-ı Velî Tekkesi’yle Alâkalı Hukukî Mücâdelenin Sonu — Cenâb-ı Hak Haklılığımızı Orta Yere Koydu; Tekke Kiralama Sistemi Türkiye Cumhuriyeti Hukukuna Uygun Değilmiş, Danıştay Pazarlık Usulü Kiralamayı Hükümsüz Saydı
Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed’e hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı, batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed’e, Kur’ân ve Sünnet tarihinde yaşamayı, Kur’ân ve Sünnet-i Seniyyeyi yaşatmamıcağınızı verenlerden eylesin. Âmîn. Evet, bugün Mehmet Emin gelmedi herhalde değil mi? Malum bu Karabasüveli tekkesiyle alakalı hukuki mücadelemiz devam ediyordu. Bu hukuki mücadele, Cenâb-ı Hak hamdü sena olsun, haklılığımızı orta yere koydu. Çünkü tekkeyi kiralama sistemi, hukuku, usülü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasalarına, hukukuna uygun değilmiş.
O yüzden mesele Danıştay’a kadar gitmişti. Danıştay bu konuda tekkenin kiralanma usulünün hukuka uygun olmadığına dair karar verdi. Böylece tekke tekrar mevcut kiracılarından geri dönecek şu anda vakıflar genel müdürlüğüne. Vakıflar genel müdürlüğü de artık bundan sonra tekrar usulüne ve hukuka uygun ihale yöntemi yapıp inşallah ihaleyle yeniden kiraya verecek. Danıştay kararından benim anladığım oydu. Mehmet Emin olsaydı Mehmet Emin’e anlattıracaktım bunu konuyu, davayı biliyor diye.
Davanın Detayları — Pazarlık Usulü ile El Altından Birilerine Vermek Yasaklandı; Önceki Geçmiş: Mehmet Emin’e Verilen Dilekçe (Kira-Satın Alma Talebi), Cevap Verilmemesi; Bilgi Edinme Yolu, Yerli Mahkemede Kazanma, İstinaf’ta Kaybetme (Hâkim Değiştirildi), Bölge İdare Yerine Doğrudan Danıştay’a Gitme; Karar Düzeltme Yolu Kapalı; «Tabiri Câizse Kurbanlık Koyun Gibi Yatırılan Hukuk Dersi»; Ramazânî Hak-Bâtıl Tefriki
Herhalde böyle pazarlık usulü ile yeniden böyle el altından birilerini veremeyecek. Çünkü pazarlık usulü bu tip bir yeri, böyle bir mülkü vermesinin hukuka aykırı olduğuna dair Danıştay’ın açık net bu konuda kararı var. Açıktan ihale edip, o ihalenin neticesinde orayı ihaleye alan her kim ise, o bundan sonra orada duracak kiracı olarak. İnşallah Rabbim en hayırlı yöne çevirsin. Âmîn. Dua edin inşallah Cenâb-ı Hak yeniden orada hizmet etmeyi cümlemize nasip eylesin. Âmîn. Biz tabi hukuka, kanunlara uygun bir şekilde, bizim değildi zaten Osman Gazi Belediyesi’ndi, bize boşaltın demişlerdi, biz de boşlatmıştık. Sonra da ben Allâh affetsin, Mehmed Evin’e dediydim bir dilekçiye kira alamaya, satın almaya, her türlü şeye hazırız diye.
Tabi onlar bizim dilekçemize cevap vermişler miydi? Hacı Cevher? Vermemişlerdi. Cevap verme lütfunda bulunmadılar. Sonra biz kiralandığını duyduk, hangi şartlarda kiralandınız diye bilgi edilmeden bir daha sorduk. Yine cevap verme lütfunda bulunmadılar. Bu sefer dava açtık, bilgi edilmeden biz bu işleri yapalım diye. Bu sefer dava açtık, bilgi edilmeden biz bu işe tarafız, bize cevap vermiyorlar diye. Bu sefer mahkeme bizi haklı gördü, bilgileri verin dedi. Biz kiralama bilgilerini alınca dedik ki burada bir ayırmacılık, kayırmacılık, burada bir şey olmuş. Bu sefer üzerine bir daha dava açtık. Dava da birincisini de yerlerde kazandıydık. Onlar istinaf’a gittiler. Daha önce istinaftaki hakimleri, başka bir davada bu kapatmayla alakalı vakf-ı mühürlemeyle alakalı davada bizi haklı gören mahkeme üyelerini değiştirmişler, başka mahkeme üyeleri koymuşlar.
Yeni iki tane mahkeme üyesi ile beraber üçü bizi haksız gördü. Onda da bir hikmet varmış. Biz bu sefer Büyüs Mahkeme’ye tekrar gittik. Bölge idareye gitmiyormuş, üç tane hakimin imzasıyla verilen karar direkt danıştaya gidiyormuş. Biz de danıştardan çok geç cevap gelir diye bekliyorduk. Ama iki ay geçti herhalde değil mi? İki buçuk ay, üç ay olmadı bile. Danıştadan çok hızlı bir karar verdi. Ve böylece bugünkü içindeki kiracıların usule ve hukuka uygun kiralamanın olmadığı, kiralamanın usulsüzlük ve hukulsüzlük olduğunu, bir de karar düzeltme yolu kapalı olarak karar verdi Danıştay. tabiri caizse Danıştay iki elini iki kolunu iki ayağını birden bağlayıp, ağızlarını da tıkayıp yatırdı kurbanlık koyun gibi bir hukuk ders verdi.
Herkese Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. Böylece bizim o dava Cenâb-ı Hak’a hamdolsun sonuçlandı. Bundan sonra artık usule, hukuka, kanuna uygun bir şekilde ihale ederlerse, inşallah biz de ihaleye katılacağız. Buradan bayanlara da, erkeklere de bütün herkese de bir şey rica ediyorum. Sadece rica benimkisi.
Vakıflar Bölge Müdürlüğü İhâle Takvîmi Çağrısı — «Boşaltmasını Beklemeden Ertesi Gün İhâle Edebilirler»; Bay-Bayan Tüm Kardeşlere Rica: İhâle İlanlarını Takip Edin; «Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü» veya Tekke’nin Resmî İsmiyle Aratabilirsiniz; «İhâleyi Annemizin Akından Kazanalım, Kim Gücü Yetiyorsa İhâle de Arttırmaya Girecek»; «Devlet Bürokrasisi Ehliyetsizlikten ya da Baskıdan Kaydırgupakçılık Yaptı, Bizim Gibi İtiraz Eden Olmadığı İçin»
Bu, Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü veya Komple Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ihale ilanlarını bir ay sonama ve hatta yarından itibaren başlayın, belki de boşaltmasını beklemeden ertesi günde ihale edebilirler çünkü. Bundan sonra arkadaşlar lütfen Allâh rızası için rica benimkisi. Hem bayanlara hem erkeklere. Bu ihale takvimlerini takip edelim. Bursa’da tekkenin resmi ismi farklı. O yayınladığım şeyde, mahkeme kararında o resmi ismi var. O resmi ismine göre aratabilirsiniz. Veya Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak aratabilirsiniz. İhaleye çıktığında haberdar olalım. İnşallah biz de yeniden ihaleye katılalım Allâh’ın izniyle. Cenâb-ı Hak ömür verirse, annemizin akından ihaleyi kazanalım. Kim alıyorsa, kimin gücü yetiyorsa, gücü yeten ihale de arttırmaya girecek.
Sonuçta para da vakıflara gidecek. Böyle el altından etek altından iş yapmasınlar. Dostlar iş yapsınlar. Tabii şimdi bir de böyle bir hukuksuzluk, usulsüzlük var. Hukuksuzluğun usulsüzlüğünde sonuçta bir cezası olacak kanun karşısında. Onun da takipçisi olacağız tabii. Bu işi burada bırakacak değiliz. Valim, beni tanıyanlar bilir. Ben deviyi doğduğu yere kadar kovarım. Kovalarım, bırakmam. Yarı yolda. Hakkımı almak için de mücadele ederim. Cenâb-ı Hak hamdolsun hepinizin ve hepimizin duaları gayretiyle haklılığımızı ispat ettik hamdolsun. E bundan sonrası artık normal hukuk yollarından devam eder inşâAllah. Onlar da akıllarını başlarına devşirirler. Hukukun dışına çıkmazlar. Hukuk tarihisinde ne yapılması gerekiyorsa yaparlar.
Gönül arzu ederdi ki böyle şeyler olmasın. Ama ne yazık ki böyle kaydırgupak işler oluyor. ne yazık ki devletin bürokrasisi de bazen bu kaydırgupak işlere ama ya ehliyetsizlikten, bilmediklerinden, ya da üzerine olan baskılardan ve hatta herhangi bir sebepten dolayı bu tip işlere girişiyorlar. Herhalde onları da bugüne kadar bizim gibi birisi itiraz etmemiş, böyle bizim gibi kovalamamış herhalde. O yüzden biz yaptık oldu gidiyormuş. Bu sefer biz yaptık oldu gidiyor olmadı. Bir şey daha çıktı, onu çok şey yapıyorum.
Vakıfların Pazarlık Usulü Verdiği Tüm Yerler Davaya Açık — «Diyânete Pazarlık Usulü Veremezsiniz, İhâle Etmek Zorundasınız»; Mustafa Efendi’nin «Deviyi Doğduğu Yere Kadar Kovalarım» Karakteri; Bursa-İstanbul-İzmit-Edirne’deki Vakıf Tekkelerine Müracaat Hazırlığı; Karar Edebiyatının Şiir Gibi Olması, «Çerçeveletip Asılacak Bir Karar»; Sohbette Mustafa Efendi’nin Topluluğa Dikkat Etme Hâli — Mimik-Söyleyiş-Hareket Yazma «Hastalığı»
Şimdi eğer vakıfların bugüne kadar böyle pazarlık usulü kiraya verdiği yerler varsa hepsi de davaya açık oldu. Çünkü birisi diyelim ki bir yeri kiralacaktı, orada bir peşkeş çekmişler, alttan üstten bir şey yapmışlar, birisine diyelim ki yeri vermişler. birisi onu dava açıp şimdi bunu emsal gösterir. Siz böyle bu pazarlık usulü bir yeri veremezseniz deyip dava açabilir veya pazarlık usulü vermiş oldukları bütün yerlerde problem çıkabilir şimdi. E tabii bunun da vakıflara bir şey olacak şimdi, geri dönüş olacak. E tanıdık, bildik deyip de vakıfiyeleri birilerine peşkeş çekmesinler. E şimdi de bu tarafı var. Bundan sonra da bütün tekkelerin kiracı’sı, vakıflara ait ne kadar nerede ne tekkesi var ise hepsini de kiralamak için miracat edeceğim.
İhale etsinler çünkü pazarlık usulüyle hiç kimseye bir şey vermesinler. İhale de kim kazanırsa alsın. Bundan sonra işimiz bundan sonra bir işimiz benim, benim bir işim de olacak. Hele Bursa’da bir tane vakıf bırakmayacağım, İstanbul’da, İzmit’te, İzmit’te, İstanbul’da, İzmit’te, şeyde Edirne’de bütün vakfımızın bulunduğu yerlerde vakıflara ait herhangi bir mevlevi, hane, tekke filan var ise kiralama yöntemiyle miracat edeceğiz. Diyeceğiz ki ihale edin, kiralayalım. E biz buraya ne o? Pazarlık usulü ver dedik. Yok kardeş veremezsin. Dava edeceğiz Allâh’ın izniyle. Orada gireceğiz. Bundan sonra vakıflara ait ne kadar tekke, zavye ne varsa semane hepsine de şikayetçiyiz. Bir de bu karardan çıkardığım sonuç da şu bundan sonra vakıflar böyle kalkıp da Diyanete gel buraya pazarlık usulü, buraya sen aldı diyemeyecek.
Çünkü çok açık kanun maddesi. Diyor ki devlet kendi malını böyle verebilir ama vakıflar veremez diyor. İhale edecek diyor. İhale edecek bundan sonra vakıflar artık. Yapacak bir şey yok. O yüzden biraz da böyle şeyiz. Mutluyuz. Cenâb-ı Hak’a hamd ediyoruz. Böyle tabiri caizse böyle o Dönüşte’nin kararını böyle belki de on sefer okumuşumdur. Maşallah edebiyatları çok iyi. Şiir yazar gibi böyle bir şey yazmışlar. Karar yazmışlar. Dedim ki tam böyle hukukçular belli yani. Artık böyle şiirsel yazmışlar. Edebiyatsal yazmışlar. Kendi kendime dedim bunu böyle dedim. Çerçevel etmeli. Münasip bir yere asmalı dedim. Görsünler tebligatı filan diye. Öyle bir düşündüm. Sonra vazgeçtim. Ya gerek yok dedim.
Nasıl olsa dedim 30 gün sonra boşaltacaklar. Allâh’ım hayır versin inşallah. Âmîn. Oysa dediydim ben onlara. Siz böyle dedim hareket çekiyorsunuz. Yakında dedim o zaman bu işe yarar. Ama bu işe yarar. Yakında dedim o da gidecek elinizden dedim. Ama onlar kâle almadılar. O da gidecek elinizden deyince. Boş konuştu mu düşündüler. Bizim böyle görüntümüz şey ya. Böyle alelade bir insan gibi duruyoruz ya. Bizim böyle sözümüzü şey zannediyorlar böyle boşa konuştu filan diye. E demek ki boş değilmiş. Cenâb-ı Hak doldurmuş üstünü altını, ortasını. Yanını sağını solunu. O yüzden böyle vali beyler yapıyolardı. var ya böyle ne o?
Maliye Memurları Esnaftan Dergi Para Toplama Anekdotu — Vergi Dairesi’nden Emekli Olanların Dernek Kurup Dergi Çıkarması, Esnafa 150 Lira’ya Yıllık Aboneliği «Maliye» Tonlamasıyla Kabul Ettirmesi; «Bir Dahaki Sefere Almıyoruz» Diyen Mustafa Efendi’nin Sertliği; Vali-Kaymakam-Milletvekili-Bakan İçin Çay Getiren Bile «Devlet Ona Aitmiş Gibi» Konuşması Toplum Hastalığı; Otopark Olarak Kullanılan Yerin Vali Tarafından Verilemeyeceği Hatırlatması
Biz esnaflık yaptık yıllardır. Şimdi maliyeden emekli olanlar bir dernek kuruyorlar. Bir de dergi çıkarıyorlar. Şimdi hemen giriyor içeri. O vergi dairesinden emekli olmuş havası yok. Sanki hala da vergi dairesinde çalışıyor. Hala da vergi dairesinde müfettiş önemli bir görev varmış gibi. Biz vergi dairesi diyor. Zaten esnaf başka gerisini dinlemiyor zaten. Dergi satıyoruz diyor. Ne kadar diyor esnaf? yıllık 150 lira. Veriyor 150 liraya esnaf. Bir daha ki ayağı o dergi gelmiyor zaten. Sen 150 liraya veriyorsun bizim zamanımızın parası. Şimdi 1 milyon olmuştur, 2 milyon olmuştur. Buna bir avlandım ben. buvup yaptı ondan sonra. Almıyoruz kardeşim dedim. Öyle kaldı şimdi. almıyoruz deyince herkes alıyor.
Sen nesin yani? Gene maliye yaptı şimdi. Böyle tekrar baktım. Almıyoruz eve. Almıyoruz. Böyle bu sefer daha sert bir tonla yaptı. Maliye yaptı. Dövcen mi dedim. Almıyorum diye dedim. Böyle kafasını salladı. ben sana soru sorarım gibisinden. Bitti. Şimdi bu böyle bizim insanımızda var bu. Bir valiyle, bir kaymakamla bir milletvekiliyle bir bakanla, bir bakan yarımcısıyla veya bakanın orada çay getiren götüreniyle. Birisiyle birisi bir samimi oluyor. Sanki devlet ona ait. Gene öyle yapıyor. Bu konuşuyor şimdi. Bu arkadaşlar da böyle vır vır konuşuyorlar. Dedim ki canım kardeşim sakin ol. Bu otopark olarak kullandığınız yeri vali size veremez diyorum. Valin değil ki yer diyorum ben. Gene vır vır yapıyor.
Diyorum ki gel beraber kullanalım, biz de kullanalım. Siz de kullanın. Gene vır vır yapıyor. E dedim siz yakında dedim. O yeri de kaybedeceksiniz dedim. Farkında değilsiniz. Böyle bir tabiri caizse küstahlık ve kibirlilikle davranıyorlar. Ben içimdekini bir daha söyleyeceğim. Ben böyle bir şeyi böyle uzun müddet içimden yazarım. Diyorum ya ben iyi yazarımdır diye. Bunu da saklamıyorum. Ben adamın mimiğini yazarım, söylediğini yazarım, konuştuğunu yazarım, dosyalarım kenara. Ben de bu hastalık. Bunu tırnak içerisinde hastalık olarak görüyorum. Bundan geri alamıyorum ben kendimi. Ben şu sohbet ederken bakıyorum ya kimin kafası önde, kimin kafası arkada. Kim telefonun ile uğraşıyor, kim başka şey ile uğraşıyor.
Daha da bende gidiyor kafa. Ben o esnada ne düşündük ki gözleri bunun böyle o vakti diyorum ben. Oraya dahi gidiyor benim kafa.
Aşure Günü Anekdotu — Bursa’da 1994’ten Beri Yapılan Halka Açık Aşure; Şeyh Efendi (Abdullah Gürbüz Efendi) ile Sonradan Nevşehir’de de Aşure Yapma Geleneği; «Cuma Camii’nde 100 Üzeri Resmî, 200 Üzeri Polis-Terörle Mücâdele Hazırlığı»; Vakfın Müntesiplerinin Bakan Yardımcısı-Bakan-AK Parti Genel İdare Kurulu-Vali-Emniyet Müdürü Aramaları; «Bir Hareket Bekliyorlar, Bizi Derde Sokmak İçin»
Şimdi o aşure gününü unutmadım ben. malum aşure günümüz vardı ya yüzün üzerinde resmisi sivili 200’ün üzerinde emniyet, terörle mücadelesi bilmem nasıl uğra zıvıra bütün her şeyi. Aşure ya aşure. Biz Bursa’da yeni değiliz. Ben 90’ndan beri Bursa’dayım. Herkes siyasetçisinden tutta, bürokratına kadar, sokaktaki adamdan tutta, hakimine kadar herkes tanır. Üç aşağı beş yukarı. Sever sevmez ama tanır. Ve biz aşureyi Cehennem 94 diyebilir miyiz? 94’ten beri biz İsmail Hakkı’da ilk başladık. 93 mi 94 mi? 94 Biz aşureyi 94’ten beri bütün halka açık aşure yapıyoruz. Bakın 94’ten beri. Ve bizim aşuremiz meşhurdur. Biz böyle açıktan yapmaya başlayınca Allâh affetsin. Şeyh Efendi de aşure yapmaya başladı.
Nevşehir’de. Önce birkaç aşureyi bizim burada katıldı. Usta Efendi güzel oluyor böyle dedi. Oluyor efendim dedim. Böyle bir müddet bize burada aşureye katıldı. Sonra Nevşehirliler biraz böyle bu konuda şey yaparlar. Biz burada yapalım ne bursaya gidiyorsun gibisinden. onlar da orada yapmaya başladı. Velhasıl kelam 94’ten beri biz bursada aşure yapıyoruz. 94’ten beri bir tane çıt yok. Bizim hiç yok zaten. Biz ben kendi şahsım ben devlette karşı karşıya gelmek istemem. Güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelmek istemem. İstemem. Devletin üzerinde bir zafiyet olursun istemem. İstemem. Ama hakkımı da ararım. Çatışmam. Ama hukuk tarihisinde hakkımı ararım. 94’ten beri biz bursada aşure yapıyoruz. 94’ten beri çıt çıkmamış.
Herkes gelmiş aşuresini yemiş, sohbeti dinlemiş sikullah olmuş, dağılmışız. Biz yine aynı şeyi yapacaktık. Biz yine aşuremizi dağıtacağız sohbet edeceğiz, sema edeceğiz dua edeceğiz, bırakacağız. O gece, o gün o vakfın müntesiplerinin aranmadığı yer kalmadı. Aramadıkları, ayaklandırmadıkları ne bakan yardımcısı kaldı, ne bakan kaldı, ne AK Parti genel idare kurul üyeleri kaldı, ne valisi kaldı, ne vali yardımcıları kaldı, ne emniyet müdürü kaldı, ne emniyet müdür yardımcıları kaldı. Ne kadar siyasi ve ne kadar siyasi, bürokratik kimse varsa herkese ayağa kaldırdılar. Böyle bir hareket bekliyorlar bizden, hepimizi alıp götürecekler, yüze yakın polisi gelir mi? Bir hareket yapsak, bir yanlış bir şey yapsak, kadın çoluk çocuk dinlemeyecekler, bizi derde seçecekler.
O bir kanalı bir ne kuyutul mu?
Aşure Günü Vicdânsız Yöneticilere Sitem — «Aşure Ta Nuh’tan İtibaren Gelen Bir Ritüel-Gelenek-Kültürdür, Türkler Nuh’un Oğlundan Gelir, Nevruz ve Aşure Türklerden Beri Devam Eder»; «Hiç mi Vicdânınız Bitiremedi? Aşure Dağıtılacak Yâ»; «Bizim Rabbimizden Başka Hiç Kimsemiz Yok, Hamdolsun ki Yok — Ödenecek Diyetimiz de Yok»; «Rabbim Bunu Burada Bırakmaz, İntikamını Alır» — Cenâb-ı Hak Aldı
Kuyutul kuyutulun konumuna sokacaklar bizi. Biz tezgaha düşmüş olsaydık, ne istiyorsunuz? Aşırı dağıtacağız, aşırı dağıtabilirsiniz, sohbet seme almayacak, tamam dedik biz. O gün benim ciğerim yandı. Dedim ki yok ya, bu zulüm. Bu ülkede dedim, bu yapılan zulüm. Yok böyle bir şey dedim. Aşure ta Nuh’tan itibaren gelen Nuh’tan itibaren gelen bir ritüel, bir gelenek, bir bir kültür. Biz Orta Asya’dan Nuh’un oğluna varır soyumuz. Ve Türklerin soyu Nuh’un oğluna varır. Ve Nuh’un oğlundan itibaren, Nuh’tan itibaren Türklerin Nevruz olarak kutladıkları ve aşure olarak kutladıkları bu devam eder. Ya bir kimse kendince biraz insaflı davransa ve desek ya bunlar da vakıf burada, burada yıllardır hizmet etmişler, aşure dağıtacaklar, şikayet etmenin bir anlamı var mı?
Ortalı ayağa kaldırmanın bir anlamı var mı? Yok. Ama o koca koca bakan yardımcıları, bakanlar bakan yardımcıları AK Parti Genel İdare Kurulu üyeleri Bursa AK Parti İl Yönetimi ve İl Yönetimindeki insanlar bundan haberdar olan haberdar olup valiye emniyet müdürüne ona buna telefon açanlar ya hiç mi vicdanınız bitiremedi aşure dağıtılacak ya aşure aşure ya dedim ki kendi kendime dedi. Mustafa Eczema Rabbinden başka hiç kimsen yok Elhamdülillah Gerçekten diyorum ya biz garibiz diye evet biz garibiz garibiz bizim Rabbimizden başka hiç kimsemiz, hiçbir şeyimiz yok hamdolsun ki yok bir de o var hamdolsun ki yok neden? ödenecek diyetimiz yok ödenecek diyetimiz varsa bir tek Rabbimize başka ödenecek hiçbir diyetimiz yok Rabbimizden başka hiç kimseye ödenecek bir diyet yok bu topluluğun Rabbisinden başka sahibi Rabbisinden başka da ödenecek bir diyeti yok hamdolsun o yüzden o aşure günü gerçekten benim içim burkuldu ciğerim yanındaydı benim hatta içimden dedim ki dedim Rabbim bunu burada bırakmaz bunun dedim intikamını alır hamdolsun.
Cenâb-ı Hak intikamını aldı Rabbim inşallah en hayırlı yöne çeversin Âmîn Mubuski’de görevli
Soru: Mubuski’de Görevli İnşaat Teknikleri’nden Hatay Görevi — Pazar Günü Hatay’a Görevlendirme, Altyapı-Kanalizasyon Çalışmalarında Bulunacak; Duâlara Talip; Allah Muîn Olsun Niyâzı
inşaat teknikleri pazar günü görevlendirme ile Hatay’a gideceğim oradaki altyapı kanalizasyon çalışmalarında bulunacağım duaların dualarınıza talibim Allâh muininiz olsun inşallah Âmîn Ertuğrul Reis’e ait bu soruyu sormam için kız kardeşinin
Mehir Sorusu — Kız Kardeşin Mehrini Kestiklerinde Altınlarını Üzerinde İstemesi, İmâmın Kabul Etmemesi, Üç Asker Ücreti Kabul Etmesi, Gönül Rızâsı Olmaması; Mustafa Efendi: «İmâmın Böyle Demeye Hakkı Yok, Mehir Kadının Hakkıdır İstediği Kadar İster»; Karşı Tarafın İşine Gelmiyorsa Bırakır Nikâhı («Nikahlamıyorum, Bu Kadar Mehir Ödeyemem»)
mehirini keserken altınlarını üzerinde istemiş imam kabul etmemiş üç asker ücretmemiş gönül rızası yokmuş kız kardeşinin o şekil kalmış hangisine tabi olması gerekir o üç asker ücreti kabul etmiş sayılarını bu soruyu sormak için gönül rızası yokmuş kız kardeşinin o şekil kalmış üç asker ücreti kabul etmiş sayılarını nikahı, hiddisa yapacak bir şey yok hayır bir imamın nikah kıyan bir kimse kim olursa olsun böyle bir şeyde hayır böyle olmaz demeye hakkı yok mehir kadının hakkı istediği kadar ister ister karşı tarafında işine gelmiyorsa bırakır nikahı derken nikahlamıyorum seni ben bu kadar mehir ödeyemem der çıkar işin içinden cahillik yıllarımda
Dövme + Eroin Mürekkebi Sorusu — Câhillik Yıllarında Türk Bayrağı Dövmesi Yaptırılmış, Dövmeci Mürekkebine Eroin Koymuş; Vücudunda Eroin Var, Bu Şekilde Zikr-Namaz Câiz mi?; Mustafa Efendi: «Beni Zehirlemiş Şerefsiz»; «Geçmiştir Etkisi, Allah Affetsin»; Eğer Dövmeyi Yapan Bu Sohbeti Dinlerse Soruyu Soran Onu Aydınlatabilir
dövme yaptırmıştım dövmeci Türk bayrağı dövmesinin mürekkebine eruyun koymuş vücudumda eruyun var bu şekilde zikir etmek namaz kılmak doğru mudur zikri namazı bırakın derseniz bırakacağım beni zehirlemiş şerefsiz gerçekten ben sizi seviyorum neredesi yazacak birisi anasının avradını gelmişinin geçmişini anasının avradının yedi sülalesini gelmişini geçmişini diyecek hepsini de canaba kacana nasip etsin sen de kacana nasip etsin diyecekler ama öyle dememiş zehirlemiş şerefsiz haddimi açtıysam affola az söyledin ya şerefsiz demek Hac’a mantı yaptırıyorum her ay kurtulmak için bu ne bu ya yeni mi oldu ki her ay derken onun geçmiştir etkisi artık ya Allâh affetsin inşallah Rabbim eksiltmesin inşallah Allâh affetsin inşallah eğer o dövmeyi yapan bu sohbeti dinlersen ya da bu sohbetin bu kısmını kes ona göndersen o kimse de ki böyle böyle yapmışsın de Allâh affetsin inşallah ya Bir çok toplu ulaşım istasyonunda bir çok toplu ulaşım istasyonunda
SMA Hastaları İçin Yardım Toplama Sorusu — Bir Çok Toplu Ulaşım İstasyonunda Yardım Toplanması; Bazı Arkadaşların Ailelerinde de SMA Var; Bazı Uzmanlar Tedavinin Mümkün Olmadığını, Sadece Hayat Kalitesi-Ömür Uzatma İhtimâli Olduğunu Söylüyor; Trilyonlarca Yardımın Doğru Yere Gidip Gitmediği Belirsiz — Mustafa Efendi: «Hükmetmemiz Mümkün Değil»
SMA SMA hastaları için yardım topluyor SMA hastaları için yardım topluyor Bazı arkadaşlarımızın ailelerinde de var Bazı arkadaşlarımızın ailelerinde de var Bunlara nasıl yardım edebiliriz Bazı uzmanlar tedavinin mümkün olmadığını Sadece hayat kalitesini arttırdığını bir böyle bir bir ihtimal ömürlerini uzattığını söylüyor Bu durumda verilen sadakalar toplumun topluluktan trilyonlarca yardım doğru yere mi gidiyor bilmiyorum bu konuda bayağı böyle gündemde tutuyorlar bu tip şeyleri Böylece yardım topluyorlar ne kadar doğru ne kadar değil dediğimizden bunun üzerine hükmetmemiz mümkün değil dediğimizden bunun üzerine hükmetmemiz mümkün değil
Miras Paylaşımı Sorusu — Selektif İslâm Hukuku Reddiyesi: Erkeğe İki, Kadına Bir Verirken Kısâs ve Hadd Uygulanmadığı İçin Miras Hukuku Tek Başına Uygulanamaz; «Hiç Namaz Kılmıyorsun ama Miras’ta İslâm’ı Uyguluyorsun» Çelişkisi; Dârülharp İçtihâdı: İslâm Hukukunun Uygulanmadığı Yerde Kişinin Kendi Kendine Hadd Uygulayamaması; Hitâm — Eûzu-Besmele, Tevhid, El-Fâtiha
miras paylaşımında nelere dikkat etmek gerekir bir şey dikkat etmenize gerek yok birisi vefat ettiği zaman gidecekler müracaat edecekler veraset ilamını çıkarıp kime ne kadar ne mal düşüyorsa alacaklar neyine dikkat edeceksin ki başka o bazı şeyler var bir kısım cemaatler tarikatler miras paylaşımını islam hukukuna göre yapalım diyorlar kendilerince kendi aralarında uygulayacaklar mirası kendi aranızda uyguluyorsanız kısası da uygulayın hadi öyle ya ne yaptınız mirası kendi aranızda uyguladınız erkeğe iki kadına bir verdiniz iyi erkeğe diyeceksin gel bakalım sen hiç ina ettin mi ettin kısasa göre senin katledilmen lazım senin hiç miras almaman lazım seni katledelim mi yoksa ne yapalım diye söylemek lazım böyle bir çarpıklıklar var sanki islamın diğer hukuku uygulanıyor da miras hukukunda da uygulanacak hiçbir yerde islamın hukukunu uygulama adam namaz kılmıyor ya namaz kılmıyor ama erkekler yapıyor bilhassa bunu ama miras paylaşımına gelince islama uygulayacağız diyor ya namaz kılmıyorsun namaz kılmayanın islam hukukuna göre cezası var senin cezanı kim uygulayacak o zaman hatta hiç namaz kılmıyorsun seni hiç namaz kılan birine öyle dedim hiç seni namaz kılarken birisi gördü mü dedim ben görmedim senin küfrüne fetva verip seni vursalar ne olacak dedim katreseler kaldı ya mirasa gelince erkekler islam hukukunu uygulayacağız diyorlar başka bir yere gelince islam hukuku yok o yüzden darül harpte bu normalde imamların iştahı islam hukukunun uygulanmadığı bir yerde siz kendi kafanızdan kendi kendinize bir islam hukuku uygulayamazsınız siz sizin malınızı çalan geldi birisi senin paranı çaldı sen bunun islam hukukuna göre bunun bir tane parmağının kesilmesi lazım deyip onu uygulayamazsın hiçbir islamın bu noktada hukuku uygulanmaz işin benim bildiğim dini tarafı bu hakkınızı helal edin bizden yana da helal olsun inşallah öncülü billahi minel şeytan nur rejim mismin ahirrahmanurrahim eftanı zikir fali mennehu la ilâhe illallah el-Fatiha amin el-Jumayn Destûr
KAYNAKÇA
- Karabaş-ı Velî Tekkesi — Bursa, Yenişehir Caddesi’ndeki Mustafa Özbağ Efendi tekkesi (Karabaş Mustafa Efendi, ö. 1090/1679, Halvetî-Şâbânî silsilesinin Bursa kolu); Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde, 2018-2023 arası Mustafa Özbağ Efendi öncülüğündeki vakfın tekrar kullanımına dönmek için verdiği hukukî mücâdele; 2023 Mart Danıştay kararı: ihâle-i pazarlık usulünün iptâli.
- 2886 Sayılı Devlet İhâle Kanunu — 8 Eylül 1983 kabul, 10 Aralık 1983 yürürlük; vakıf mülklerinin ihâle yöntemiyle (kapalı zarf, açık ihâle, açık arttırma) kiralanması zorunluluğu (Madde 1, 35-43); Pazarlık usulü ancak istisnâ-i hâllerde uygulanabilir (Madde 51). Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün taşınmazları bu kanuna tâbîdir.
- 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu — 27 Şubat 2008 yürürlük; Mazbut, Mülhâk, Cemâat ve Esnâf Vakıflarının yönetimi; Vakıf taşınmazlarının ihâle yoluyla kiralanmasının çerçevesi (Madde 12, 15, 25); Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün ihâle ilan zorunluluğu.
- Aşure Geleneği — Tarihî Boyutu — Hz. Nûh’un (as) gemiden indikten sonra kalan erzaktan yapılan ilk yiyecek (Buhârî Savm 2; Müslim Sıyâm 116); Hz. Mûsâ (as) Firavûn’un Kızıldeniz’de helâkı (Muharrem 10); Hz. Hüseyin’in Kerbelâ Şehâdeti (Muharrem 10, Hicrî 61/680); Anadolu Türk gelenğinde Muharrem’in 10. günü 12 çeşit malzemeyle yapılan tatlı, dergâh-câmî-evlerde dağıtım; Mevlevî, Bektaşî, Halvetî tarîkatlarında özel ritüel.
- Mehir (Sadâk) — Hanefî Hükümler — Bakara 2/237; Nisâ 4/4: «Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin»; Buhârî Nikâh 33; Müslim Nikâh 76. Hanefî fıkıh: Serahsî el-Mebsût V; Kâsânî Bedâi‘; İbn Âbidîn Reddu’l-Muhtâr. Mehir kadının hakkıdır, miktarını kadın belirler; nikâhı kıyan imâmın bunu sınırlandırma yetkisi yoktur, sadece şahidlik eder.
- Dövme Hadisi — Buhârî Libâs 86; Müslim Libâs 33: «Allah dövme yapana ve yaptırana lânet etmiştir». Vücuda enjekte edilen mürekkep namâzı bozmaz (vücutta artık parçası kabul edilir); abdest sahihtir; ancak fiil bizatihi haramdır. Dövmenin lazerle silinmesi câizdir, gerekiyorsa sünnettir.
- Eroin/Sarhoş Edici Madde Hadisleri — Buhârî Eşribe 4; Müslim Eşribe 73; Tirmizî Eşribe 1: «Sarhoş edici her şey haramdır, hamr (içki) hükmündedir». Vücutta sınırlı miktarda eroin kalmasının fiziksel etkisi yoksa namaz-zikr câizdir; geçmiş günah affolur tövbe ile.
- SMA (Spinal Müsküler Atrofi) Hastalığı — Genetik sinir-kas hastalığı (SMN1 genindeki mutasyon); Zolgensma, Spinraza tedâvîleri; «Tedâvîsi Mümkün Mü?» tıbbî tartışması; sadakanın doğru yere ulaşıp ulaşmadığı belirsiz olduğunda hükmetmemek (sadaka niyetinin Allah katındaki sahihliği şahsidir).
- Miras (İslâm Mîrâs Hukuku) — Nisâ 4/11-12, 176; Buhârî Ferâ’iz; İbn Hacer Fethu’l-Bârî; İbn Rüşd Bidâyetu’l-Müctehid. Erkeğe iki, kadına bir mirâs payı; ancak bu hüküm tek başına uygulanmaz, Hadd ve Kısâs gibi hükümlerle birarada bütün İslâmî sistemde işler. Selektif uygulamanın fıkhî reddi.
- Dârülharp Fetvâsı — Serahsî el-Mebsût; İbn Âbidîn Reddu’l-Muhtâr (Kitâbu’l-Cihâd); Şemsuddîn ed-Desûkî Hâşiye: «İslâmî kanunların uygulanmadığı bir devlette, Müslüman ferd kendi kendine Hadd uygulayamaz, kısâs talep edemez; ancak şahsi haklarını sivil hukuk yoluyla arar». Mustafa Efendi’nin ifadesiyle: «Senin paranı çalanın parmağını kesemezsin, devlete şikâyet edersin».
- «Bir Müslüman Devletten ve Vatandaştan Korkmaz, Hakkını Hukuk İçinde Arar» — İmâm Birgivî Tarîkat-i Muhammediyye (Bâbu Hakki’l-İmâm); İmâm Rabbânî Mektûbât II (Sultanlara Yazılan Mektuplar); Mustafa Sabri Efendi Mevkıfu’l-‘Akl: «Müslüman devletle çatışmaz, ama hakkını hukuk içinde aramaktan da geri durmaz».
- «Yaptık Oldu Gidiyor» — Bürokrasi Eleştirisi — Türkiye’de kamu yönetiminde keyfî tasarrufun (yargısal denetimsiz) bir zihniyeti; Mehmet Akif İnan Devlet ve İdare; İlber Ortaylı Türk İdare Tarihi; Şerif Mardin Türk Modernleşmesi. Mustafa Efendi’nin Danıştay zaferiyle kırılan örnek: keyfî tasarruf yargısal denetim altında kalmadıkça sürer.
- «Bizim Rabbimizden Başka Hiç Kimsemiz Yok» — Garibanlık Akîdesi — Mevlânâ Mesnevî I/2880; Yûnus Emre Divân «Garîb»; Hacı Bektâş Velî Makâlât: garîbliğin tasavvuf-i tahkîki — kulun kendisini yalnız Allah’a bağlayıp diğer her tükenecek kapıdan ümîdini kesmesi. «Diyetimiz Allah’a, başkasına değil» ifadesinin sufî dilinde tezahürü.
- «Aşure Türklerin İslâm Öncesi Geleneği» — Bahaeddin Ögel Türk Mitolojisi II; Yaşar Kalafat Türk Halk İnançlarında Aşure; Mehmet Niyâzî Türk Devlet Felsefesi: Türklerin Hz. Nûh’un oğlu Yâfes’ten geldiğine dair geleneksel görüş; Aşurenin Nûh-Mûsâ-Hüseyin üçgeninde din-tarih bağlamı; Anadolu’da Mevlevî, Halvetî, Bektaşî dergâhlarında ortak âdet.
- Dergâh-Vakıf İlişkileri Tarihi — Halil İnalcık Osmanlı’da Devlet, Hukuk, Adâlet; Bahaeddin Yediyıldız İslâm’da Vakıf; Süleyman Beyoğlu Cumhuriyet Döneminde Vakıflar. 1925 Tekke ve Zâviyeler Kanunu sonrası dergâh mülklerinin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devri; günümüzde tekrar tarîkat-vakıf hizmetine açılma süreçlerinin hukukî çerçevesi.
- Aşurenin Hadis Kaynakları — Buhârî Savm 69, Tefsîr el-Mâide 9; Müslim Sıyâm 116-127, 130; Ebû Dâvûd Savm 64; Tirmizî Savm 50; Nesâî Sıyâm 87-88; İbn Mâce Sıyâm 31. Aşure orucu ve Hz. Mûsâ Firavun’dan kurtuluşu; Hz. Hüseyin’in Kerbelâ Şehâdeti aşurenin manevî boyutunu derinleştirmiştir.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Tarîkat, Zikir, Tevhîd, Sünnet, Şeyh, Hamd, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı