Açılış Duâsı ve 1630. Beyit: «Allâh Yarattığını Eşsiz, Örneksiz Yaratır»
beyti Allâh yarattığını eşsiz, örneksiz yaratır Üstada tabi değildir Herkes ona dayanır. Onun dayanacağı bir varlık yoktur Ondan başka bütün mahlukat hem sanatında hem sözünde Üstada tabidir, örneğe muhtaçtır Allâh bir şeyi yaratırken bir şeyden kopya çekmez Cenâb-ı Hak çünkü bütün yarattığı her şeyi yoktan var etmiştir Yoktan var eden, vardan zaten var eder Ama Cenâb-ı Hak yoktan var ederken elinde bir numune yoktur Elinde bir örnek yoktur O numunesiz, örneksiz yaratır Cenâb-ı Hak’ın
El-Bâri’ İsm-i Şerîfi, Haşr 24 ve Yoktan Var Etmenin Sırrı
sıfatlarından birisi de el-bâri ismi şerefidir El-bâri bu manada yaratırken örneği olmadan varlıkları icat eden Allâh’ın bir sıfatı ismidir. Demek ki o yaratırken örneksiz yaratıyor Bir üstada bir öğreticiye, bir yol göstericiye bu konuda bir mihmandara ihtiyacı yok Haşır 24’te de O Allâh ki yaratandır Kusursuzca var edendir Şekil ve suret verendir En güzel isimler O’nundur Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu zikretmektedir O aziz ve Hakim’dir Cenâb-ı Hak ne varsa her şey yaratandır Ve yarattığı şeyleri de bir üstada bağlı kalmaksızın, bir şeye sormaksızın Bir yerde numune çalmaksızın numunesiz yaratır Ve burası çok önemli Bütün her şeyi de her şeyi yoktan yaratır Bu insanlara derdi ya, der ya âyet-i kerimede Siz yoktunuz, Allâh sizi var etti bu noktada bakılacak olursa insan ama ruhlar aleminden kıyaslansa.
Ama dünyaya gelişinden kıyaslansa Dünyaya geldiğimize baktığımızda 9 ay önce var mıydın?
Varlık Kademeleri — İbnü’l-Arabî Ekolünde İlm-i İlâhî, Âyân-ı Sâbite, Levh-i Mahfûz, Ruhlar Âlemi
Yoktun, anne karnına düştün 9 ay sonra doğdun Ve doğduğunun farkında da değilsin. Varlığının da farkında değilsin. Var olduğunun da farkında değilsin. Anne karnında da var olduğunun farkında değilsin. Anne karnına gelmezden önce de var olduğunun farkında değilsin. Seni ruhlar aleminde yarattı Sen ruhlar aleminde var olduğunun da farkında değilsin. Eğer sana ruhlar aleminden bahsetmemiş olsaydı Sen ruhlar aleminden de bir haber olacaktın. Hatta bunu normalde bir insan böyle bir öğretisi olmamış olsa Ruhlar aleminden de haber olmayacak. Peki ruhlar aleminden önce Cenâb-ı Hak ruhları yaratmazdan önce neredeydi insanlar? İlmi ilahideydi İlmi ilahide ne olup ne gittiğini kim söyleyecek bize? Hiçbir kimse İlmi ilahide vardık ki bizi orada kendi ilminde kendi ilmi ilaiesinde var etti Ve bizim haberimiz yok Bize sormadı da bize danışmadı da bize herhangi bir şey de söylemedi Ve ilmi ilahide bizi nasıl var ettiğinin de bilgisi yok normalde bunlar böyle geriye doğru baktığınızda birer sır Bu sırrı çözecek sırdaş lazım İlmi ilahide şimdi ilmi ilahiden koptu geldi Biz Muhyiddin ibni Arabiden yürüyecek olursak İbni ilahiden kopup gelenler ayağını sabiteye geldi Ayağını sabitede ne olduğumuzu bilmiyoruz Ayağını sabiteden sonra ruhlar alemi geldi Biz orada da ne olduğumuzu bilmiyoruz Henüz daha ruhlar alemine gelmezden önce ayağını sabiteden kopup gelen şey ilmi şeye geldi Büyük ana kitaba geldi İyi büyük ana kitaba geldiğinden haberimiz var mı?
Yok bakın ne ilmi ilahiden haberimiz var Ne ayağını sabiteden haberimiz var Ne de büyük ana kitap dediği lef-i mahfuzdan haberimiz var. Bakın bu üçünden de haberimiz yok Lef-i mahfuzda olan şey ruhlar alemine tecelli etti Ruhlarımızı yarattı Ruhlarımızı yarattığı zaman da ruhların yaratıldı. Ama bugünkü aklınla yine haberin yok Bugünkü aklınla yine haberin yok Ve Cenâb-ı Hak kusursuz yarattı Bu kusursuz yaradılışı yaparken de bir numunesi bir örneği yok. Mesela ilmi ilahinin bir örneği yok Ayağını sabitenin bir örneği yok Veyahut da biz daha aşağı indiğimizde lef-i mahfuzun örneği yok İkinci bir örneği yok Biz desek ki ayrı bir lef-i mahfuz var mı? yok biz zaten sadece ismini biliyoruz Tecelliyatını biliyoruz kendimizce Lef-i mahfuzu eğer manevi olarak seyrisulük yapar da Lef-i mahfuzu görürse o kimse Amen neves latlakna Diyeceğiz ki o da bu pir seviyesinde bir mürşid-i kâmil olmuş Eyvallâh!
Seyr-i Sülûk ve «Sahte Şeyh» Eleştirisi — İtikâfsız Şeyhlik İddiâsı
Alkışlayacağız pir seviyesinde mürşid-i kâmil oldu diye Normal bir mürşidi kamilinde lef-i mahfuzu görmesi mümkün değil Bırakın şimdi bugünün şeyhleri mürşidim diye dolaşanlar daha ruhlar aleminden haberi yok Bırak ruhlar alemin, ruhlar aleminden aşağı doğru gelen emir aleminden ne bileyim öbür alemlerden haberi yok Hiçbir şeyden haberi yok Seyrisülükü yok ki haberi olsun. Seyrisülükü yok Bunu böyle söylediğimizde de kızıyorlar Neden böyle söylüyorsunuz diye Gidin kocaman kocaman şeyhlere sorun bakalım Seyrisülük çıkarmışlar mı? Kocaman kocaman şeyhlere sorun bakalım İtikafa girmişler mi? Adamın itikafı yok, şeyhlik yapıyor Ömründe itikafı yok, bir günlük daha itikafa girmemiş Şeyhlik yapıyor adam.
Ama haberi yok Allâh’ın yaratması Öylesine muhteşem Öylesine bir hesap üzerine Öylesine bir nizam üzerinedir ki Bunun örneği yoktur. Bakın bir insanın örneği yok Cenâb-ı Hak o kadar bugün diyelim ki 7 milyar insan var 7 milyar insanın hepsi de kendine münhasır Ve Adem’den itibaren, ilk Adem’den itibaren Ne kadar insan gelip gittiyse hepsi de kendine münhasır Hepsi de özel. Bakın hepsi de özel Bir benzeri yok, bir kopyası yok Bir benzeri yok, bir kopyası yok Şuradan kopya çekerekten yaratılmış yok Ve maneviyatınız ne kadar el verdiyse Allâh’ın yarattığı bütün varlıklar Böyle tabiri caizse Askeri sistem gibi var ya böyle Cumhuriyet bayramlarında Veyahut da bayramlarda, komünist sistemde de vardır bunlar Bütün devlet gücünü gösterir, resmi geçit yaptırır ya böyle bir Kadir gecesine denk geldiğinizde Kadir gecesinde bütün o resmi geçiti görseniz Bütün mahlukata aşina olsanız Hepsini de seyre dalsanız Seyrillah Seyrillah, asıl Seyrillah o Taşı toprağa seyretmek Seyrillah değil Onlar böyle daha çocukların dervişlerin çocuklarının oynayacağı yerler o Mekke’yi gördü, Beytullah’ı tavaf edenleri gördü Çocukların oynayacağı yer, yürü Birinci kat Sema, ikinci kat Sema, üçüncü kat, dördüncü kat, beşinci kat, altıncı kat, yedinci kat Yürü, Seyrillah yapacağın yerler ayrı Dervişliğini ona göre yap, zikrini ona göre yap Dilini ona göre muhafaza et, gözünü ona göre muhafaza et Hz.
Mahlûkâtın Çeşitliliği ve Seyrullâh — Yedi Kat Semâ, «Bu Âleme Gözünü Kapatöte Taraf Açılır»
Mevlânâ ne dedi? Bu aleme gözünü kapatırsan öbür taraf açılır dedi. O zaman bu aleme gözünü kapatmasını bil, öbür taraf açılmasını istiyorsan Ve o Allâh hepinize de nasip etsin. Bütün kardeşlere nasip etsin. Öyle bir Seyrillah birinci kat, ikinci kat, üçüncü kat, dördüncü kat, beşinci kat Ve içindeki mahlukatlar yaşayanlar Ve içindeki mahlukatlar yaşayanlar Onları böyle bir Seyrullah esnasında seyredin İnsana benzer, insana benzer Bir tane mahlukat göremeyeceksiniz Bir tane mahlukat göremeyeceksiniz Bütün mahlukatları göreceksiniz Her türlü mahlukat var, her türlü yaratılmış olan var Ve tanımlamakta, tanımlamakta güçlük çekeceksiniz O zaman size mihmandarlık eden bir resul, bir peygamber var ise O size tanıtacak Veyahut da üstadınız gerçekten büyük bir mürşid-i kamil ise O tanıtacak.
Evet Ya da göğe çıkarılan İsa aleyhisselâm tanıtacak Ya da Cenâb-ı Hak direkt kalbinize ilham edecek Eyvallâh Ve bütün mahlukatı izleseniz Bütün mahlukata baksanız, aşina olsanız İnsana benzer bir şey bulamayacaksınız Ve yaratılan bütün varlıkların hepsine de aşina olsanız Hepsine tek tek baksanız örneği yok. Bakın örneği yok, örneksiz Birbirine benzeyeni yok, benzersiz Birbirine benzeyeni yok, benzersiz Hazret-iPir bunu söylerken avama söylemiyor O yarattığını eşsiz örneksiz yaratır dediği avama değil Dervişlere kapı aralıyor manevi olarak Siz diyor seyri sülükü yürüyün Seyri sülükte yürüdüğünüzde bunları göreceksiniz diyor. Bunları yaşacaksanız Ve devam ediyor. Herkes ona dayanır, onun dayanacağı bir varlık yoktur Ve baktığınız zaman bütün mükavanatı, kudret ve kuvveti Kudret ve kuvvetinde tutan bütün mükavanatı Bütün yaradılanları, bütün yaradılanları Tabiri caizse elinin altında tutan Allâh Celle celalühu Ve hiçbir şeyi hiçbir şeye muhtac etmeden.
Bakın dikkat edin
Her Mahlûkun Kendi Zikri ve Rızkı — «Beni Rabbim Besler» Hadîsi
Hiçbir şeyi hiçbir şeye muhtac etmeden Hepsini direkt, hepsini direkt Kendi emanında, kendi elinin altında tutan Ve kendisi rızıklandıran Hiçbir şeyi hiçbir kimseden rızık beklemeksizin Bütün bu varlığı rızıklandıran Bütün bu varlığa hayat veren Ve bütün bu varlığın dayanağı Allâh celalühu Ve baktığınızda bu seyirde hangi varlığa Hangi kabuleye, hangisine aşına olursanız olun Bir de bunun konuşması var Bunlarla konuşsanız, bunlarla dildaşlık etseniz Sorsanız hepsinin de rızkı Allâh’a ettir Ve hepsinde rızkı Allâh’ı zikirdir Ve hepsinin de ayrı ayrı hem kavimsel esmaları vardır Hem de bireysel esmaları vardır O esmaları, o bireysel ve kavimsel esmalar Onlar için birer rızık kapısıdır Biz insanlar için ne yazık ki biz de öyleyiz.
Ama biz heva hevesimize uyduğumuzdan Nefsimize uyduğumuzdan biz kuşlar gibi değiliz Biz bu heva ve hevesimize uyduğumuzdan Cenab-ı Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Ne buyurdu? Beni Rabbim besler dedi direk o benim gibi alacağım satacağım diye uğraşmıyordu Rızkını oradan zannetmiyordu Bu insanların gafleti alıp satmanız rızık kapısı değildir O bir sebeptir Rızkı veren kendi katından veren Göklerden rızık indiren Allâh’tır o mahlukatın tamamını Cinlisinden şeytanına kadar Meleğinden kafirine kadar Değişik birçok yaratıklara varıncaya kadar Hepsinde rızıklandıran nedir?
Âdem’in Çamurdan Yaratılışı, Şeytânın «Tık-Tık»ı ve İslâmcı-Modernist İnkârın Zemmi
Allâh’tır Ve hepsinin dayandığı Hepsinin yaslandığı Hepsinin bu konuda Elini altında tutan Allâh’tır Celle celaluhu Devam ediyor. Hazreti Per Ondan başka bütün mahlukat Hem sanatında Hem sözünde üstada tabidir Örneğe muhtaçtır Allâh bir şeyde örneğe ihtiyacı yoktur Adem’i yaratırken örneğe ihtiyacı yoktur Ve melekler şaşkın şaşkın Ne oluyor diye bakıyorlardı Melekler şaşkın şaşkın Ne oluyor diye bakıyorlardı Ve Cenâb-ı Hak Adem’i yaratırken çamurdan İlgilenme senin bileceğin bir konu değil bu Hala çalışıyorum İllaki oradan elmani sıfatı gibi çıkacak işin içerisine Ve Adem’i yaratırken çamurdan Melekler gelip bakıyorlardı bu ne olacak diye Hatta Cenâb-ı Hak bunu Kur’ân’ında beyan eder ya Şeytan geliyordu Adem’in o topraktan yaratılmış olan O pro tipine vuruyordu Tık diye ses geliyor diyor ya Testi gibi ses geliyordu diyor.
Tabi bunu zamanın şeyhlerinden Ahmet Öztan kabul etmiyor tabi de O da bu âyet-i kerimeyi inkar ediyor. Adam diyor biyoloji okumuş diyor. Matematik okumuş diyor. Şunu okumuş bunu okumuş diyor. Söylüyor tabi bizde de bir sürü okumuş var Bir sürü üniversite mezun var Hepsinin de kafası çok çalışıyor yukarıda aşağıda O da onlara yönelik söylüyor Diyor ki adam biyoloji okumuş diyor. Matematik okumuş kimya okumuş diyor. Siz ona diyorsunuz ki diyor. Adem Kuru Teshid’en yaratıldı Küt ses geliyordu Böyle şey olmaz diyor yeniden bunun diyor. Değiştirilmesi lazım tabi Ayetleri değiştirecek adam koca şeyh olmuş şimdi Atanmış, seçilmiş Atanmış demeyelim de seçilmiş Ondan sonra onun böyle bir şeyler söylemesi lazım ki İnsanlar şeyh diye kabul etsin tabi Cumhurbaşkanı’nın danışmanlarına varıncaya kadar O yüzden âyet-i kerîme de Cenâb-ı Hak diyor ki Cenâb-ı Hak diyor ki ben onu normalde batçık topraktan yarattım diyor.
Bir de pişirdim onu diyor. Şeytan da geliyor vuruyor böyle tık ses geliyor Kuru testi gibi. Şimdi o bir örneği var mı daha öncesinden? Yok Cenâb-ı Hak da başka âyet-i kerîme diyor. Sizi yoktan var eden daha önce sizi var etmiş çünkü diyor. Yoktan var eden mahşerle alakalı söylüyor Sizi bir daha yaratamaz mı ki diyor. Ya seni zaten yoktan var etmiş o Seni bir daha yaratması kolay. O yüzden onun için zorluk yok Ve o bütün varlıkları önce yoktan var etti Burası çok önemli Bütün varlıkları. Şimdi bunu dünya üzerinde kendilerince dinleri Bilhassa İslam’ı yok etmek isteyenler Bu âyet-i kerimeyi bozmaya çalışıyorlar Güçleri yetmeyecek ama bunun böyle enteresan ayetleri buluyorlar Onların üzerinde çalışma yapıyorlar Ve bunu normalde eğer yoktan var ettiğini Yoktan
Tabiatçılık Eleştirisi — «Yoktan Var Eden Allâh» Akîdesi ve Atatürk Alıntısı
var ettiğini çürütürlerse kendilerince Dini komple çökertecekler Diyecekler ki Allâh yoktan var eden bir varlık yok şimdi bunu söylüyorlar ya Allâh düşüncesi Allâh Allâh’ın varlığı Diyorlar ki bu farazi bir şey Bunu insanlar kendileri ürettiler E tabi bunu söyleyen de yeni değil Bunu daha öncesinden Atatürk de söyledi Arab’ın yazmış olduğu bir din dedi. İslam’ı da öyle düşünüyorlar Bütün dinleri de öyle düşünüyorlar insanlar oturdular Toplum bozuldu Bu toplumu ihya etmek için yeni kurallar koydular O kurallarada dini bir elbise giydirdiler Bu da peygamber oldu Böylece o vahşi toplulukları eğitmek istediler Allâh’ın dini diye bir din söz konusu değil Böyle olunca tabi yoktan var eden bir Allâh inancımız var Onlarda diyorlar ki yoktan var eden bir şey yok Varlık kendi kendine var etti Liselerde bunu öğretmediler mi?
Hepimizi öğrettiler değil mi? Tabiat kendi kendine yaratıyordu değil mi? Tabiatın kendince gücü kuvveti var kudreti var Tabiat oturuyor bugün düşünüyor yarın ne yaratayım diye Ondan sonra ertesi gün yaratıyor Biz bunu liselerde ortokullarda gördük mü? Gördük kimse bunu Allâh yarattı demedi Tabiat tabiatın kanunları var kuralları var Tabiatın döngüsü var O tabiat kuralları ve kanunları döngüsüyle devam ediyor. Yaratan bir Allâh yok Oysa Cenâb-ı Hak da tabiri caizse ısrarla diyor ki Allâh sizi yoktan yarattı Bütün mahlukatı, bütün var olan her şeyi yoktan var etti Cenâb-ı Hak. Bakın bunun ilk varoluşu ilmi ilahi Ben bilinmez bir hazineydim İlmi ilahi Bilinmek değil istedim ayağını sabit Ve bir şey yarattım Bilinmek değil istedim ve bir şey yarattım Yaradılışa geçme.
Bakın üç ayrı merhaleden geçti Bilinmez dedim hiçbir şey yoktu Bilinmek değil istedim evet ilmi ilahiden südur ettiğine ayağını sabit Arabi ekolünden gidiyoruz Ve bir şey yarattım Bu Arabi ekolü Ben hadisler üzerinden gideyim Hiçbir şey yoktu Ben bilinmez bir hazineydim Bir şey yarattım Ne o? Muhammed Mustafa’nın ruhaniyeti ve nuraniyeti Bu benim inancım bu ben Arabi ile ters düşüyormuşum düşmüyormuşum diye bakmıyorum Ben dinin Kuran sünnet ölçüsünde tasavvufu Kuran sünnet ölçüsünde almaya çalışıyorum Eğer ayağını sabitleyi Hazret-i Peygamber’in ruhaniyeti ve nuraniyeti olarak algılayabilir miyiz? Algılayabiliriz. Ama ben direkt hadîs metnine sadık kalmak istiyorum Sizlere de tavsiyem bu Ayağınız yere basa Bu konuda hadîs var canım kardeşim Bu konuda hadîs-i kudsi var Bu konuda hadîs var Ayağınız yere basar Hiçbir şey yoktu Allâh var idi Allâh bilinmez bir hazinedi Bir şey bilinmek de istedi bir şey yarattı Yarattığı ilk şey ne?
Hz.
«Bilinmek İstedim» Hadîsi ve Nûr-ı Muhammedî’nin Evvel Yaratılışı
Muhammed Mustafa’nın ruhaniyeti ve nuraniyeti. Bakın ruhaniyeti ve nuraniyeti Burada iki tane sıfat var Cenâb-ı Hak’ın iki tane sıfatı var Ruhaniyeti çünkü kendisinden ruh üfledi Ve nuraniyeti ve kendi nurundan yarattı Kendi nurundan O zaman yaratılışın bütün merhaleleri Cenâb-ı Hak’ın Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Ruhaniyeti ve nuraniyetinin dereceleri söz konusu Dereceleri. Bakın dereceleri Bunu anlatırken mesela Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri terledi Birinci terlemesinin sağ tarafından Birinci terlemede peygamberler yaratıldı Terledi ondan sonra melekler yaratıldı Terledi ondan sonra devam eder o hadîs-i şerîfler Uzundur Yaradılışla alakalı Ve Cenâb-ı Hak ne yaptı?
Her şeyi yoktan var etti, yarattı Ve her şeyi yarattığını varlık alemine sürdü Varlık alemine gönderdi İndirdi varlık alemine Ve bütün o varlık alemi hepsi de ona tabi Hepsi de ona dayanır Ve Cenâb-ı Hak hiçbir şeye dayanmaz Hiçbir şeyin örneğine ihtiyacı yoktur. Ama varlık aleminde biz insanlar için Veyahut da varlık aleminde diğer varlıkların her biri Bir üstada, bir imama, bir öğreticiye ihtiyacı vardır Nasıl çocuk doğar? Anne öğreticidir, baba öğreticidir Ona öğretir çocuk önce ti ti diyordu ya, dinliyordu ya Dinleyerekten konuşmayı öğreniyordu O zaman çocuğun birinci öğreticisi Varlık aleminde annedir, babadır Ve etraftır başlar artık öğretici. Onun için her şey bir üstad konumuna geçer Üstad olur Çocuk dinledikçe neyi dinlediyor önemli bir de?
Dinledikçe ne yapar? O çocuk olgunlaşır, kemalâ erer Mürid de aynıdır Mürid de bu alemde, bu varlık aleminde kemalâ ermek istiyorsa Bir üstada gider, intisap eder, ona bağlanır Onu dinler, ona tabi olur O da ne yapar? O da kemalâ erer normalde bütün Allâh’tan başka bütün mahlukat Hem kendi sanatında hem de kendi sözünde bir üstada ihtiyacı vardır Muhakkak Bediüzzaman Sayyidi Nursa Hazretleri de sözlerde der Her ne yaparsan yap, bir üstada ihtiyacın var Bu kainatı bu hale getirenin bir üstaya Bu kainat kendi başına böyle olmaz Bu kainatın üstadı da ustası da Allâh’tır der Ve bir meslek öğrenecekseniz, bir sanat öğrenecekseniz Bir ustanın yanına gitmeniz lazım Lütfü usta, ustan var mıydı? Kendi kendine orta kaporta boyu öğrenmedin Bir insan kendi kendine orta kaporta boyu öğrenebilir mi?
Öğrenemez, bir ustaya ihtiyacı var Ustasız olur mu? Olmaz Murat nerede çıraktık yaptığın ticareti öğrenmek için? Uzun çarşıda, orada bir çıraklık, kafalık yaptın Orada çıraklık, kafalık yapmadan ticareti öğrenemedin Muhakkak ki bir usta lazım Terziliği nerede öğrendin? Ustaların yanında öğrendin. Demek ki ustasız bir şey olmuyor Üstadsız, ustasız bir şey öğrenilmiyor Bir kimse ben yaparım bunu der, çıkar o, yaparım Çıkar ortaya ayı maymuna çevirir Çevirir mi?
«Bir Hırkaya Bürün, Vîrâneye Çekil, Gözyaşı Dök» — Üstâd Arama Edebi ve Halvet
Çevirir İşi düzgün yapmayınca ne deriz? Han deriz ya biz bunu usta diye geldik ama bu usta değilmiş Doğru mu? Peki, böyle bir mesleği yoksa bir üstattan birisinden bir şey öğrenmediyse O ne oluyor? Vasıfsız eleman oluyor Değil mi? Hiçbir normalde bir maharet yok yetiştirmemiş kendisini. Ama diğer taraftan her şeyin bir ustası, bir üstadı var Her şeyi bilenler kendince, ehline bir şeyi biliyor. Ama onun bir ustası var, o öğretmiş Allâh’ın bir ustası yok. Ama insanlar bir ustada, bir ustaya muhtaç Allâh bizi muhafaza eylesin. Bu söze yabancı değilsen bir hırkaya bürün, bir viraneye çekil ve gözyaşı tök sen bu söze yabancı değilsin bir üstada ihtiyacın var, bir ustaya ihtiyacın var Eğer sen kemali ermek istiyorsan Eğer sen Allâh yolunda, Allâh yolunda, Allâh’a vuslat olmak istiyorsan, yakın olmak istiyorsan Sen önce bir hırkaya bürün Bu hırka takvâ hırkası olsun.
Bu hırka önce İslam hırkası olsun. Bu hırka İslam hırkası olduktan sonra içi de takvâ hırkası olsun. Ona bürün, ondan sonra bir viraneye çekil, gözyaşı dök Sen o ustaya, o üstada onu bulabilmen için Sen bir hırkanı değiştir Sen dünyanın zevkine, debdebesine dalmışsın. Senin gözünü dünya bürümüş, senin kalbini dünya bürümüş Gözünde, gönlünde, kalbinde dünya bürümüşken Sen bir üstadı bulamazsın. Sen günah kebailerin içerisindeyken, sen bir üstadı bulamazsın. Sen de bu kibir varken, sen kakıl da bir üstada intisap edemezsin. Kibrini kıracaksın, kibrini kıracaksın. Dünyanın süsüne, debdebesine aldanmayacaksın. Bak dünyayı terk etmek değil bu Bunu geçen haftada özellikle altını çizerekten söyledim Dünyayı terk etmek yok Benim sufi ve din anlayışımda dünya terki yok Ölünceye kadar, ölünceye kadar bu dünyada üzerine düşen vazifeleri yerine getireceksin.
Gücün, kuvvetin yettiği müddetçe çalışmaya devam edeceksin. Gücün, kuvvetin bu normalde rahat hayat yaşamak için değil Çalış, çabala, çoluğunun, çocuğunun da konumunu, durumunu koy ortaya Bir yere Allâh için harcamak için çalış Daha fazla zekat vermek için çalış Bir fukaranın karnını doyurmak için çalış Bir fukarayı giydirmek için çalış Allâh yolunda koşmak için çalış Allâh yolunda koşanlarla beraber seninle koşmak, onlara yardımcı olmak için çalış İslam’da tembellik yok, İslam’da çalışmamak yok İslam’da sufilikte çalışmamak tembellik yok Günü gününe müsave olan zarardadır Yürü, Allâh yolunda koşulacak çok yer var. Bakın bütün dünya insanlığı batıyor Bütün dünya insanlığı batıyor Bütün dünya insanlığı uyuşturucun pençesinde Bütün dünya insanlığı fuhşun, fahşiyatın pençesinde Bütün dünya insanlığı içkinin pençesinde Bütün dünya insanlığı, bütün dünya insanlığı
Dünyâ Terki Değil, Hizmet — LGBT Fitnesi, Modernizm ve Müslümanın Uyanık Oluşu
Anarşinin terörün pençesinde Bütün dünya insanlığı, dinsizliğin pençesinde Bu illa ki İslam olmuş, Muhammed olmuş, İsev olmuş, Musev olmuş Bu önemli değil, bütün dünya insanlığı Allâh’ın lanetlediklerinin pençesinde Bir tarafta üçüncü ırk olarak LGBT’yi çıkarıyorlar Üçüncü ırk olarak Bunu dünya insanlığı görmesi lazım Bunun pençesinde. O yüzden sadece bir Müslüman sadece kendini düşünmez Hollanda’da eşcinsellik eğer ki artıyorsa Bir gün senin kapına da dayanır o Ve bizim kapımıza dayanmadı İçimize geldi oturdu. Demek ki Müslüman durmayacak, uyanık olacak, çalışacak, mücadele edecek Hem fikri planda, hem dini planda, hem sosyal planda Hem ekonomik, hem siyasi, hem askeri planda Müslüman uyanık diri ve çalışkan olmak zorunda Müslümanlar kendi içlerindeki ufak tefek problemleri büyütüp Kendi aralarındaki ufak tefek problemleri büyütüp İncir çekirden de fırtına koparma lüksleri yok Müslümanlar cahil kalmışlar İncir çekirden de fırtına koparacağız diye uğraşıyorlar Kapılarına dayanmıştı şimdi içimize oturdu.
Bakın Allâh’ın lanetlediği bütün fiiliyatlar ülkemizde kol geziyor İslam dünyasında kol geziyor Allâh’ın lanetlediği ne var ise Bu insanlar bizim insanımız gün geçtikçe dinsizleşiyor Dindarlar da dini kaedelerini bozuyorlar Dün kapıya başörtüsüz çıkmayan bacımız bugün dışarıda kendisini sergiliyor Dün kapıların arkasında mantosunu örtüsünü eksik etmeyen zil çaldığında Olak ki birisi benim saçımın bir tek teli görünür diye Tril titreyen bacımız şimdi artık göstermediği bir yeri yok Dün dar pantolon giymeyecek herkes bol pantolon giyecek Dar bir pantolon gördüğünde askıda bırakan derviş şimdi daracık streç pantolon giyiyor Bu bizim içimize yerleşti. Şimdi daracık streç gömlek giyiyor Daracık streç pantolon giyiyor Erkekler giyiyor bunu Bakıyorsun erkeğin önü arkası meydanda kadınlara laf söylemezden önce önce erkeklere laf söylememiz lazım Bizi perperişan ediyorlar Düne kadar kafe bilmeyen gencimiz şimdi kafe biliyor Düne kadar papçı rapçı bilmem neci bilmeyen örtülü kızımız artık rapçı papçı popçu Örtüsüyle gidiyor.
Tarkan konseri izleyeceğim diye uğraşıyor Bağırıyor oradan Tarkan Tarkan Düne kadar yoktu 28 Şubat’ın etkileri 28 Şubat’ın başardığı şeyler Herhangi bir bu ülkedeki topçuların popçuların rapçıların hangisi İslam hangisi dini kaedeleri uyuyor. Ama bakıyorsunuz önceden başörtüsüyle orlara gidemeyen gitmeyen. Şimdi kendince kendisini oraya layık görüyor Veyahut da sakallı derviş kendisini oraya layık görüyor Gidiyor oraya veyahut da düşünebiliyor musunuz Bir tane cıstakı cıstakı kafe içeride başörtülüsü de var sakallısı da var dervişi de var namaz kılanı da var Gitti ama namaz o esnada o gece. Bakın tehlike çok büyük o yüzden çalışmak Allâh yolunda gayret etmek Yürümek koşmak çocuklarınıza eğitmek torunlarınıza eğitmek Artık çocuklar torunlar elimizde değil elimizden kaçıyor elimizden gidiyor.
Hepsinin eline son model telefonları verdik âyet okusunlar hadîs okusunlar fıkıh okusunlar dinlerini öğrensinler tefsir okusunlar diye Amaç maksat niyet harika ama onlar gittiler top pop dinlediler onlar gittiler topçuları popçulara baktılar Onlar gittiler moda manyağı oldular gittiler moda salağı oldular gittiler evet gerçekten moda aptal oldular Afrikadaki açı düşünmediler Hollanda’da fuuş yapan zavallı kadını düşünmediler
Medîne’ye Çöken Kara Bulut — Peygamber’in Ağlaması ve Ümmet-i Muhammed’in Gafleti
ve hatta sokaklarda tenini satan kadınları düşünmediler Biz düşünmüyoruz şimdi kızarken kızıyoruz diyoruz ki bunlar bilmem ne sokaklarda tenlerini satıyorlar Onlara o eğitimi veremediğimiz için biz yanmıyoruz biz bu eğitimi veremedik diye yanmıyoruz Biz imam hatibe gönderdik çocuklarımızı imam hatipteki hocalar ya bunlar burada dinlerini öğrenecekler Biz bunları dosdoğru kuran sünnet öğretelim diye düşünmediler Kimi Ali Şerahati’ci çıktı hadislere inkar etti kimisi kalktı Afganici çıktı faizi caiz gördü kimisi bilmem neci çıktı Çocukların akıllarına Allâh’a çabuk gibi attılar ilahiyatın da bir sistemi kalmadı ve gün geçtikçe ciğerim yanıyor Bu toplum nereye gidiyor bu toplumun içindeyiz hepimiz hep beraber nereye koşuyor diye kendi kendime soruyorum Ve bu toplum enteresan bir şekilde Allâh’ın lanet dediği işleri normal görmeye başladı Allâh’ın lanet dediği işleri normal görüyor alkışlıyor onu ne var bunda diyor ya Allâh lanet etmiş bunu daha ne istiyorsun.
Ama yok yakında evlerimizde lanetlikler dolaşacak kimler çocuklarımız kim eşimiz kim torunumuz lanetlik olarak dolaşacak Aynı evin içerisinde ve Hazret-i Peygamber’i düşünüyorum salallahu aleyhi ve sellemi ve Medîne’nin üzerinde kara bir bulut çöktüğünde Allâh bize gökten azap mı edecek deyip ağlayıp telaş edip öğlenle ikindiği cemeden Peygamber’i düşünüyorum Gökten azap gelecek mi diye göğe bakıp bakıp ağlayan göğe bakıp durgunlaşan göğe bakıp bakıp yemekten kesilen içmekten kesilen göğe bakıp bakıp kendinden geçen bir Peygamber Allâh bize bizim içimizdeki işlenen günahlardan dolayı azap eder mi diye geceler boyunca ağlayan geceler boyunca düşünen gözüne uyku gelmeyen ve gidip evi dar gelen evi içi kendisini sıkıp bahçelere hurma bahçelerine atıp oralarda Allâh’ı zikreden yalvaran bir Peygamber’i düşünüyorum demek ki bu zamanda olmuş olsaydı diyorum asla ve asla uyumazdı herhalde ve biz çok rahatız bütün Müslümanlar çok rahat akşam ne güzel yemeklerinizi yediniz hep beraber ben de dahilim evlerimiz var katlarımız var arabalarımız var var maaşlarımız var var ama hamdimiz yok şükrümüz yok Allâh yolunda koşmamız yok koşanlara destek olmamız da yok evet bir hırkaya bürün göz yaşadık öyle diyor.
Hazret-iPir bir viraneye çekil diyor bir viraneye çekil diyor enteresan bir şey bir viraneye çekil bir hırka giy üzerine hey diyor. Allâh’a yalvar Allâh’a yakar göz yaşı dök senin bu günahlığınla senin bu günahkarlığınla sen olmazsın muhakkak inziva et evinin bir köşesine çekil tövbe et ağla yalvar Rabbim seni felaha kavuştursun. Allâh tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder ama Allâh yolunda koşacağına da Cenâb-ı Hak’a söz ver yeniden bir ahit yap yeniden bir ahit yap benim dizime vurdu benim otobüste gidiyoruz dizime vurup benim dedi ki Mustafa Efendi dedi buyurun efendim dedim bütün günlerini oruçlu geçirsen dedi bütün gecelerini zikirle geçirsen dedi. Allâh yolunda birine daha dedi dini anlatmak yaşatmak yaşattırmak için dedi bir mücadelen olmazsa kendini kurtaramazsın oğlum dedi bana bunu söylediğinde ben 26 yaşındaydım ve kendimce kurtuluşu Allâh’ı çok zikretmekte görüyordum çok böyle agresif anlatmıyordum insanlara bunu bana söylediğinde böyle nasıl Allâh beni affetsin yoldan geçenin kalbinden ne geçtiğini kalbime geliyordu yaşım 26 idi şimdi geri döncek diyordum geri dönüyordu şimdi şunu söyleyecek diyordum söylüyordu bana konuşurken yalan söylüyor diye kalbim patlıyordu ondan sonra bakıyordum yüzüne ilk gençlik ya doğru mu diyordum kalıyordu onun yalan söylediğinin kalbime geliyordu öyle zikrullâh yapıyordum şimdi ben kardeşlere diyorum 5000 tevhid çekin çok
Abdullah Efendi ile Buluşma ve «Dîn-i Mübîn’in Hâkimiyeti İçin Mücâdele»
azı çekiyor 5000 tevhidle bile olmaz 5000 tevhidle bile olmaz böyle ben yaşarken böyle ben yaşadım diye söylemiyorum size ben günlerce bir bardak ayranla oruç tutardım ceza verirdim kendime yoldan geçen kıza baktım cezalısın. Mustafa Özbağ 3 gün katıksız oruç tutacaksın sadece gözün kaydı diye ben 3 gün oruç tutardım birinci gün iftâr bir bardak ayran başka yemek içmek yok ikinci gün iftâr bir bardak ayran sahur da yok üçüncü gün iftâr bir bardak ayran öyle kendimi terbiye ediyordum daha şeyhim de yoktu o zaman bakın şeyhim de yoktu benim ben derviş oldum da 62 kiloydum 62 boyum 1.85 kilo 62 idi benim kemiklerim çıkıktı benim sonra böyle sesler ondan sonra kalbe gelen ilhamlar bunlar artmaya başlayınca onların aleminde açtım sen kimsin dedi bana üstadsız bu yolda yürünmez dedi bir üstad bulacaksın dedi ben her seher vakti Allâh’a yalvarıyordum bana bir üstad nasip eyle bana bir mürşid-i kamil nasip eyle diye öyle yalvarıp ağlıyordum herkes bir şey söylüyordu şurada şu var burada bu var ben diyordum ki benim nasibim neyse bana göster ve Cenâb-ı Hak Abdullah Efendi Hazretleri ile buluşturdu beni herkes bir laf söyledi Şeyh Efendi’ye evet Cenâb-ı Hak’a hamdolsun beni onunla buluşturdu o dedi bana Mustafa Efendi dedi sabaha kadar zikretsen gündüzüne oruçlu geçirsen oğlum dini mübiyinin hakim olması için gayret etmez mücadele etmezsen kendini kurtaramazsın dedi hiç unutmam bakın hiç unutmam sen Allâh yolunda İslam’ın hakim olması için mücadele etmezsen kendini kurtaramazsın.
Türkçesi buydu Allâh bizi affetsin bu sözler sana yabancı değil ise senin kalbine bir şey indiyse şu anda otur ağla otur tövbe et otur kendince seni oyalayan seni Allâh yolunda geriye bırakan etrafında her ne var ise onları tespit et ona göre yol al çünkü Adem Hazreti Piri devam ediyor. Allâh’ın itabından ağlamakla kurtuldu tövbekarın nefesi ıslak gözyaşlarıdır Adem ne yaptı? zevcesiyle beraber eşiyle beraber Allâh’a yalvardılar ne dediler? ey Rabbimiz biz kendimize zulmettik eğer sen bizi bağışlamaz ve bizi acımazsan şüphesiz hüsrana uğrayanlardan oluruz Araf âyet 23 Musa da öyle dua etti Musa da ne dedi? Rabbim ben gerçekten nefsime zulmettim bana mağfiret buyur dedi kasas 16 Yunus da dua etti dedi ki senden başka hiçbir ilah yok la ilâhe illallah seni tenzih ederim gerçekten ben zulmedenlerden olurum dedi.
Enbiya 87 bütün peygamberler Allâh’a tövbe ettiler geçmiş peygamberler küçük kusurları için Allâh’a tövbe ettiler bakın geçmiş peygamberler bunların başında adem çünkü Cenâb-ı Hak yaklaşma buradan uzak dur dediği ağaca yaklaştı meyvadan yedi neyse burası mübeşirat üzerinde herkes bir şey söyleyecek ama ben Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin söylediğini söyleyeyim ne dedi?
Âdem’in Tövbesi — A’râf 7/23, Kasas 28/16, Enbiyâ 21/87
yasak meyvadan yedi meyvanın ne olduğu belli değil elmadır armuttur böyle kafa yapıyorlar insanlar ben o kafa yapanları dinle alay ettikleri için dinle alay ettikleri için kafir hükmündeler sonuçta Cenab-ı Hakk’ın yasağını Adem aleyhisselâm unuttu şeytan geldi Havva annemize vesvese verdi bu meyvadan yiyen dedi ebedi olacak Allâh sizin ebedi olmanızı istemiyor o yüzden dedi ye bu meyvadan dedi. Havva annemize yedi ardından Adem’i çağırdı illa ki gel bundan ye diye Adem’i çağırınca Adem aleyhisselâm o esnada bir anlık unuttu unutturuldu hatta sonradan hadîs-i şerifte diyor ki Allâh’ın beni takdir edip de ezel-i ilmi ilahisinde takdir etti ve benim unuttum bu meseleden dolayı mı beni sorumlu tutuyorsunuz dedi ve onun o sonrada Cenab-ı Peygamber dedi ki unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz böylece Adem atası Adem’i tabir-i caizse kurtardı Allâh’ın izniyle ne yaptı sonra onlar o meyveyi yiyince onların edep yerleri göründü cennette edep yerleri görünce melekler bunlardan kaçıştılar bunlardan yüzlerini çevirdiler ve normalde o elbiselerini soydu Cenâb-ı Hak ve onlar böylece cennetten dışarı çıkarıldılar ve cennetten dışarı çıkarılınca bazı rivayetlerde Adem aleyhisselâm Arafat meydanında onun sona Havva Annenizde Sri Lanka’da okyanus kenarlarında adacıkta ee o burada şeyde Arafat’ta dağ taş orman yok hiçbir şey yok yiyecek içecek yok Adem aleyhisselâm başladı tövbe edip ağlama e Havva Anneniz orada tövbe edip ağlama başladı ve Cenâb-ı Hak sonuç itibariyle onların tövbelerini kabul etti onların tövbelerini kabul edince Arafat meydanında onları birleştirdi Arafat meydanında Arafat dağında onları yeniden birleştirdi o yüzden hacılar şimdi giderler Arafat dağına çıkarlar dua ederler duaların kabul olduğu yerdir çünkü Adem aleyhisselamın duası orada kabul olundu o yüzden Arafat’a çıkan orada dua eden kimsenin günahları affolur hac kıymetli bir ibadettir her ne kadar şimdi insanlar bu ibadeti sulandırıyorsa da bir mümin için önemli bir ibadettir önemli bir vazifedir Allâh hepinize nasip eylesin Âmîn.
Evet biraz dolardan dolayı fiyatlar yüksek doğru ama Said ile konuştum Said dedi. Cenâb-ı Hak bir kapı açtı dedi. İnşallah dedi daha hesaplı gitmek isteyenler gidebilecekler dedi demek ki dedim içimden öyle düşündü o bana söylediğinde dedim gidecek olanın Rabbim kapı aralıyor niyet edin inşallah hacca gidin muhakkak niyet edin ömreye gidin ve gittiğinizde orada böyle alışveriş edeceğim şuraya gideceğim buraya gideceğim diye değil bakın Arafat meydanı Peygamberlerin dualarının kabul edildiği yer Adem aleyhisselâm’ın duasının kabul edildiği yer Mekke Beytullah İbrahim aleyhisselâm’ın inşa ettiği yer ama ilk Adem aleyhisselâm için cennetten çıkarılmış olan ev evet ve Adem’in ilk Adem aleyhisselâm’ın evi orası ve o Beytullah etrafında tavaf ettiğiniz alanda adım attığınız yerde nice peygamberlerin mezarları var nice velilerin nice evliyaların mezarları var altında insanlar onların üzerinde tabi tavaf ediyorlar ama bir çok peygamber kabri var o yüzden tavaf edenler büyük bir edeble büyük bir terbiyeyle büyük bir edeble büyük bir terbiyeyle orada tavaf edecekler Mekke peygamberler şehri her peygamberin oradan yolu geçmiş o yüzden Mekke’de dolaşanlar orada haç vazifesini ömre vazifesini yapanlar çok gülmeyecekler çok ağlayacaklar tövbe edecekler dikkat edecekler orada dolaşırken yerken içerken dikkat edecekler diyecekler ki her attığımız adımda nice peygamberlerin adımları var nice velilerin evliyaların adımları var nice peygamberler buradan gelip geçtiler onların gelip geçtiği yaşadığı yerlerde şimdi biz tavaf ediyoruz diye düşünecekler kendisini derinleştirecek kendisini derinleştirirken o esmaları çekerken bir bakacak
Hac İbâdeti — Beytullâh, Arafat, Müzdelife ve Şeytânı Taşlama
ki filanca peygamber onunla beraber tavaf ediyor bir bakacak ki adem aleyhisselâm gelecek diyecek ki burada ilk tavafı yapan bendim bana tavafı öğreten cebrail aleyhisselamdı böyle tavaf edeceksin diyecek birinci ayersen böyle güzel bir dervişsen birinci şafta kim gelecek adem aleyhisselâm gelecek ikinci şafta örneğin ibrahim aleyhisselâm gelecek ismail aleyhisselâm gelecek isa aleyhisselâm gelecek hazreti muhammedi mustafa gelecek eğer sen iyi bir müslümansan iyi bir mümin isen iyi bir sufi isen bakacaksın önünde hazreti peygamber salallahu aleyhi ve sellem diğer peygamberler tavaf ediyorlar kafanı yukarı kaldıracaksın kafanı yukarı kaldırdığında cebrail aleyhisselâm meleklerin başına geçmiş bütün birinci kat ikinci kat üçüncü kat dört beş altı yedi cennetin katlarındaki melekler cehennemin katlarındaki melekler arşallanın etrafında onun katındaki melekler hep beraber melekler cebrail aleyhisselamın refakatında tavaf ediyorlar bir üstada intisap edeceksin ağlayacaksın seyrusulükte yürüyeceksin yürüyeceksin önüne ne çıkarsa çıksın ne yaşarsan yaşa yoluna devam edeceksin ve bir bakacaksın ki adem aleyhisselâm arafatta dua ediyor yanında hava nemiz ve bir bakacaksın ki her sene oraya gelmişler hac zamanı orada tavaf etmişler orada ihrama girmişler orada çocuklarıyla beraber tavaf etmişler çocuklarıyla beraber hac yapmışlar sonra torunlarıyla beraber sonra insanlar çoğalmışlar o insanlarla beraber orada ne yapmışlar tavaf etmişler sonra bir bakacaksın ki İbrahim aleyhisselâm hala da Allâh’ın emrini yerine getiriyor insanları hacca davet ediyor insanları hacca davet ediyor.
Cenâb-ı Hak onun sesini duyuruyor ve hacca gittiysen onun davetine icabet edenlerdensin duymuşsun demek ki oraya doğru gönlün istediyse ve oraya doğru yürüdüysen ve orada bir bardak zemzem içtiysen ve beytullahı seyrederekten dua ediyorsan Cenâb-ı Hak sana lütfetmiş, ikram etmiş, ihsan etmiş İbrahim aleyhisselâm senin ruhuna davetiye çıkarmış sen o davetiye yürümüşsün senin vücuduna davetiye gelmiş sen o davetiye yürümüşsün benim bu sohbetimden sonra demek ki davet edilmemişim deme Allâh muhâfaza eylesin kalbin mühürleniverir hiç gidemezsin o davetin olması için o davetin sana da ulaşması için kenara çekil, ağla, göz yaşı tök de ki ya Rabbi o İbrahim aleyhisselamın nefesini bana da ulaştır o İbrahim aleyhisselamın davetini bana da ulaştır nefesim son nefesim gelmeden maddende, manende beni beytullahını tavaf edenlerden eyle hacrel esvetine yüz sürenlerden eyle kafayla, mervede ibadet edenlerden say edenlerden eyle orada zikredenlerden eyle arafata çıkıp, arafatta dua eden arafatta zikreden, arafatta duaları kabul edilen zikirleri kabul edilen kullarından eyle Allâh’a yalvar, yakar müzdelife vakvesine durabilmek için o Hz.
Muhammed Mustafa müzdelife vakvesinde durdu ve dedi ki kim müzdelife vakvesinde durursa onun müzdelife vakvesinde kul hakkı da dahil bütün günahlarından affolunur dedi o hadîs-i şerife iman et o hadîs-i şerîfin üzerinde şeyh şüphe etme sabah namazını kıl, beytullah’a doğru yönel ve beytullah’a doğru yönelip müzdelife vakvesini yap, dua et ve ümmet-i Muhammed’e de orada dua et günahlarına da dua et orada ağla, yalvar, yakar de ki ya Rabbi benim her ne kadar günahım var ise hepsinin kefili Sen ol hepsinin vekili Sen ol beni affeyle diye dua et ve orada durma bak şeytanı taşladı İbrahim aleyhisselâm şeytanı taşladı yanında İsmail vardı İsmail’i nereye götürüyordu? Allâh adına kurbanlık etmeye götürüyordu nefsini Allâh adına kurban et ve şeytanı taşlarken kendince İbrahim aleyhisselamı gözünün önünde gör İbrahim nasıl şeytanı taşladıysa da ben de öyle taşlıyorum de Hazreti Muhammed’i Mustafa’yı gör ashabıyla nasıl taşlamış sen de onu taşladığın gibi taşlayacağım de kendince niyet et, öyle dua et Allâh sana nasip etsin sen öyle şeytanı taşla o şeytan bir daha senin kalbine bevletmesin o şeytan bir daha senin kalbine yanaşmasın o şeytan bir daha senin kalbine yanaşır da seni dünyaya, seni namussuzluya, şerefsizliğe, hayseyetsizliğe günahı kebiharıyla götürmesin o vesveseyi sana vermesin öyle dua et, öyle yalvar sen Adem’in çocuğusun sen Adem’in evladısın bir şeye ulaşmak istiyorsan gözünden yaşanması lazım bir şeye ulaşmak istiyorsan gözünden yaşanıp dua etmen lazım senin ağlaman lazım gece tenhalara çekilip ağlaman lazım ah keşke büyük şehirde oturmasanız küçük şehirlerde otursanız mezarlıklara gitseniz ağlasanız kabirlere gidip ağlasanız gidip Demir Sultan’da ağlasanız Ühtad Hazretlerinde bağlasanız gidip İsmail Hakkı Bursavi’de ağlasanız büyük velilerin kabirlerinde ağlasanız büyük velilerin kabirlerinde ağlasanız dualarınız kabul olur kabul olursa ve o ağlamakla tertemiz olumsanız tertemiz yıkansanız ve günahsız piyimi pak olsanız ve Ya Rabbi dediğinizde Allâh’ın sesini kalbinizde duysanız dese ki buyur kulum söyle ne istiyorsun dediğinde tiril tiril titreseniz kendinizden geçseniz ne diyeceğinizi unutsanız ve netten hayrete geçseniz Allâh’ın zikirden başka bir şey aklınıza gelmezse hatta zikrullâh’tan dahi kesilseniz ve kesilmiş olarak sadece içinizde dışınızda her şeyinizde sırrı ilahi olarak sadece ve sadece Allâh merhumu kaldığını hissetseniz ve böylece bu dünyadan göçüp gitseniz Âmîn Rabbim bunlardan eylesin Âmîn Hatblerimize helal edin Bizden yana da helal olsun inşallah el-Fâtiha
Kaynakça ve Referanslar
- Mesnevî 1630. Beyit — Eşsiz/Örneksiz Yaradan: Mevlânâ, Mesnevî-i Ma’nevî 1. Defter 1627-1640 beyitler; Abdulbâkî Gölpınarlı, Mesnevî ve Şerhi 1/308-312; Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî 2/468-475; Ahmed Avni Konuk, Mesnevî-i Şerif Şerhi 1/418-425; İsmâil Ankaravî, Mecmûatu’l-Letâif; Rûsûhuddîn-i İsmâ’îl, Mesnevî Şerhi; Sarı Abdullâh Efendi, Cevâhir-i Bevâhir-i Mesnevî; İbrâhim Hâkkı, Mecmûatü’l-Me’ârif, fasl fî’l-Halk; mahlûkâtın benzersizliği — Cet-kin Okta-y, Mevlânâ’nın Ontolojisi.
- El-Bâri’, El-Hâlık, El-Musavvir — Haşr 24: «Huve’llâhu’l-Hâliku’l-Bâri’u’l-Musavviru lehu’l-esmâ’u’l-hu-snâ» — Haşr 59/24; Beydâvî, Envâru’t-Tenzîl 5/300; Râzî, Mefâtih 29/291-294 («Hâlık = takdir, Bâri’ = örneksiz îcâd, Musavvir = sûret verme»); Gazzâlî, el-Maksadu’l-Esnâ fi şerhi esmâ’illâhi’l-hüsnâ (bâbu’l-Bâri’); Fahruddîn er-Râzî, Levâmiu’l-Beyyinât; Ibn Kesîr, Tefsîr 4/374; Beyhakî, el-Esmâ’u ve’s-Sıfât 1/183; «yoktan var etmek» (ib-dâ’ minel ‘adem) — Ebû’l-Hasan el-Eş’arî, el-İbâne.
- Varlık Kademeleri — İbnü’l-Arabî Ontolojisi: İbnü’l-Arabî, Futûhât-ı Mekkiyye 1/118-126 («merâtibü’l-vucûd»); Füsûsu’l-Hikem, bâbu Â-dem (âyân-ı sâbite tanımı); «Lev-h-i Mah-fûz» — Bûrûc 85/22, Vâkı’a 56/78, Zuhruf 43/4; Afifî, Fusûs Şerhi; Dâvûd-i Kayserî, Fusûs Şerhi; Sadreddîn Konevî, Miftâhu’l-Gaybi’l-Cem’ ve’l-Vucûd; Abdü’r-Rezzâk el-Kâşânî, Istılahâtu’s-Sûfiyye mad. Ayânu’s-sâbite; William Chittick, The Sufi Path of Knowledge; Michel Chodkiewicz, Seal of the Saints.
- Kenz-i Mahfî Hadîsi («Bilinmek İstedim»): «Kuntu kenzen mahfiyyen fe-ahbebtu en u’rafe fe-halaktu’l-halka» — Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ 2/132 (no. 2016); «şiddetle zâyif ya da mevdû’ senet, ancak sûfîlerce mü-tevâtir mânâsı» — Ibn Teymiyye, Mecmû’u’l-Fetâvâ 18/122-123; tefsir ve kıymeti — İbnü’l-Arabî Futûhât 2/112 ve Füsûs; S’adeddîn Ferganî, Menâhicu’l-‘Ibâd; «mâ halektü’l-cinne ve’l-inse illâ li’ya’budûni» (Zâriyât 51/56) ayetiyle paralellik — «li’ya’rifûni» olarak İbn Abbâs tefsiri; Gazzâlî, İhyâ 1/92.
- Nûr-ı Muhammedî — Evvel Yaratılan: «Evvelu mâ halaka’llâhu nûru nebiyyikâ yâ Câbir» — Abdürrezâk, Musannef‘e isnât edilen uzun Câbir rivayeti; Kast-alânî, Mevâhibu’l-Ledunniyye 1/55-60; İbn Ebi’l-İzz, Şerhu’l-‘Akideti’t-Tahâviyye; «peygamberlerin terinden yaratılma» rivayeti — İsmail Hakkı Bursavî, Rûhu’l-Beyân 1/49-52 (Mâide sûresi); Şeyûti, el-Ha-vî li’l-Fetâvî 2/83; Yazıcıoğlu Mehmed, Muhammediye (yaradılış kasîdesi); Yunus Emre, Dîvân («iki cihan serveri»); Süleymân Çelebi, Mevlûdü’n-Nebî.
- Her Mahlûkun Kendi Zikri — «Her Şey Onu Tesbih Eder»: İsrâ 17/44 («ve in min şey’in illâ yüsebbihu bi-hamdihî»); Haşr 59/1, Sa-ff 61/1, Cumu’a 62/1, Te-gâbün 64/1, Nûr 24/41 («kuşların salât ve tesbîh»); Râd 13/15, Hâcc 22/18; Taberî, Tefsîr 15/78; Kurtubî 10/265; İbn Kesîr 3/46; «salevâtlı kuşlar» — Buhârî, Tevhîd 52; «beni rabbî yut’ime-nî» («beni Rabbim doyurur») — Buhârî, Savm 48; Müslim, Siyâm 57; Tirmizî, Savm 61; Visâl orucu kıssası; Gazzâlî, İhyâ 1. Esrâru’s-Savm.
- Âdem’in Çamurdan Yaratılışı — Melek-Şeytân Sahnesi: Hicr 15/26-35 («sa-l-sâlin min ha-me’in mesnûn» — kuru çamur); Sâ-ffât 37/11 («lâzib» — yıpışkan); Rahmân 55/14 («fah-hâr» — pişmiş testi); Secde 32/7-9; Taberî, Tefsîr 14/30-40 (Ibn Abbâs’tan şeytânın tık-tık sesi); İbn Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ s. 23-30; Sa’-l-ebî, Arâisu’l-Mecâlis s. 25-32; Kisâî, Kısasu’l-Enbiyâ; «modernist inkârın zemmi» — Mustafa Sabri Ef., Mevkıfu’l-Akl ve’l-‘İlm 1/42-60; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini 5/3054 (Âdem’in yaradılışı te’vilinin sınırı).
- Tabiatçılık Eleştirisi — «Yoktan Var Eden» Akîdesi: «Em hulıkû min gayri şey’in em humu’l-hâlikûn» — Tûr 52/35 («kendi kendilerine mi yaratıldılar?»); Nahl 16/40; Meryem 19/9; Yâsîn 36/82; Gafîn 40/57-58; Bâkara 2/21-22; Beydâvî, Envâru’t-Tenzîl; İbn Kayyim, Şifâ’u’l-‘Alil; Sey-yid Kutub, Fî Zilâli’l-Kur’ân (tabiat kanunlarının müşebbibı — Allah); materyalizm eleştirisi — Ömer Nasûhi Bilmen, Muvazzâh İlm-i Kelâm; Nurettin Topçu, İrade-nin Davası; Yaşar Nuri Öztürk tarzı aklîîşlâhacılara reddiye — Ebubekir Sifil, Sahih İslâmın Savunması.
- «Bir Hırkaya Bürün» — Halvet, Vîrânelik ve Gözyaşı Edebi: Halvet — Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb 1/156-174; Kuseyrî, er-Risâle, bâbu’l-halvet; Muhâsibî, er-Ri’âye; Sar-râc, el-Lüma’ 2/25; «hırka-yi fahr» — Necmüddîn Kübrâ, Usûlu’l-Aşere, ruknu’t-telbîs; Ibn Atâullâh, Latâifu’l-Mün-en; Ahmed er-Rifâ’î, el-Burhânu’l-Müeyyed (hırka mânâsı); gözyaşının kıymeti — Tirmizî, Fezâilu’l-Cihâd 12; Nesâ’î, Cihâd 42 («gözyaşı cehennem ateşini söndürür»); Âbid Pâşâ, Mesnevî Şerhi 1/56 (vîrânelik).
- Dünyâ Terki Değil, Hizmet — Ke-sb ve Rahbâniyet Yasağı: «Lâ rahbâ-niyyete fi’l-İslâm» — Ahmed b. Hanbel, Müsned 6/226; Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs; «aleykum bi’l-kesbi’l-halâl» — Beyhakî, Şu’abu’l-İmân; Buhârî, Büyû’ 15 («kimse kendi elinin emeğinden daha hayırlı yemek yememiştir»); Cumu’a 62/10 («namaz bitince yeryüzüne dağılın ve Allah’ın fazlından isteyin»); Müzzemmil 73/20; Nebe 78/11; «dünya âhiretin tarlasıdır» — rivayet Aclûnî, Keşful-Hafâ 1/412 (mevdû sayılmış, ancak manası saglam); LGBT/fitne — A’râf 7/80-84 (Lût kavmi); Hûd 11/77-83; Hasan el-Bas-rî rivayeti.
- Medîne’ye Kara Bulut — Peygamber’in Ağlaması Rivayeti: Küsûf/Husûf namazı — Buhârî, Küsûf 1-4, 9-13; Müslim, Kusûf 1-5; Nesâ’î, Kusûf; sâ’at-i rûzgârlarında Peygamber’in telâşı — Buhârî, Bed-’u’l-Halk 5; Müslim, İsti-skâ’ 14; «âzâb indirilmek üzere müdür?» telâşı — Ahmed b. Hanbel, Müsned 6/66; hurma bahçesine kaçma — Ibn Sa’d, Tabakât 1/399; «azap gelirken sonraçlar» — Enfâl 8/33; «sizin içinizde Allâh Rasûlü varken azap etmez»; Ibn Kay-yim, Zâdu’l-Me’âd 1/420-425 (sâ’at hutbeleri).
- Âdem’in Tövbesi ve Paralel Peygamber Duâları: A’râf 7/23 («Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ…»); Kasas 28/16 (Mûsâ: «Rabbi innî zalemtu nefsî fa’gfir lî»); Enbiyâ 21/87 (Yûnus: «lâ ilâhe illâ ente sübhaneke innî kuntu mine’z-zâlimîn»); Ibn Ebi Hâ-tim, Tefsîr 1/145; Bakara 2/37 («Âdem Rabb’inden kelimeler aldı»); Taberî, Tefsîr 1/548; Ibn Kesîr, Kısas s. 40-45; Havva’nın Sri Lanka / Ced-de rivayetleri (Müstedrek Hâkim 2/544); Arafat cem’i rivayeti — Taberî, Târih 1/120; «Hz. Âdem’in bedihi tövbesi» — Mirza Hüsnü Paşa, Kısasu’l-Enbiyâ Tasavvuf Tabakatı.
- Hac İbâdeti — Arafat, Müzdelife, Kurban ve Şeytânı Taşlama: Bâkara 2/197-200, Âl-i İmrân 3/96-97 («ilk bina edilen ev Bekke-dedir»), Ha-cc 22/27-29 («ezzi-n fi’n-nâsı bi’l-hacc» — İbrâhîm’in dâveti); Buhârî, Hac 1-132; Müslim, Hacc 1-77; Arafat duâsı — Tirmizî, De’avât 82 («hayru’d-du’âi du’â’u yevmi Arafe»); Müzdelife vakvesi ve günâhların affı — Ibn Mâce, Menâsik 55; Ahmed, Müsned 4/82; şeytân taşlama (‘akabe cem-eratı) — Buhârî, Hac 142-145; Müslim, Hacc 305; Âbid Pâşâ, Mesâri’u’l-‘Uşşâk; İsmâil Hâkkı Bursavî, Rûhu’l-Beyân 1/310-320; Mahmud Sami Ramazanığlu, Müsahabe-i Hac.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, İhsân, Nefs, Ruh, Sülûk, Kalb. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı