Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2023 Sohbeti #57 — Nasîhat/3: Allâh’a Yönelmek — İnâbe ve Zikrullâh’ın Mertebeleri

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2023 Sohbeti #57 — Nasîhat/3: Allâh’a Yönelmek — İnâbe ve…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Açılış Duâsı ve «Allâh’a Yönelme» Konu Girişi — Zümer 39/54 ile Müzzemmil 73/8

Âmin. Bu akşam inşallah böyle bir kısacık yine bir nasihat babında iki tane âyet-i kerîme hazırladık. Rabbim bizleri de, beni de, sizi de, okuduklarımızı da, dinlediklerimiz de, yaşamayı nasip-i müesser eylesin. Âmin. Ben okuduklarıma, bildiklerime itaat etmeyi, sizler de dinlediklerinize itaat etmeyi, Cenâb-ı Hak nasip eylesin inşallah. Âmin. Bu akşamki sohbetimiz Allâh’a yönelmeyle alâkalı. Eskiler buna inabe demiş. Ama normalde bu genel olarak Allâh’a yönelmeyle alâkalı. İnşallah bu akşamki sohbetimiz haydi hafız. Destûr, bismillah. اَعَذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْضَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ وَأَنِيبُوا إِلَى رَبِّكُمْ مَاسْلِمُوا لَهُ مِنْ قَبْلِ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَكُمُ الْعَذَابِ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ وَذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَدْتَلْ إِلَيْهِ تَبَدِيلًا صدق الله العظيم Allâh razı olsun.


«İnâbe» — Günahsız Dahi Olsan Her Gün Tövbe: Peygamber’in Günlük 70 İstigfârı

Birinci okunan âyet-i kerime Zümr Sûresi, âyet 54. Size azap gelmeden önce Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun. Sonra yardım olunmazsınız. İkinci âyet-i kerime Müzemmil, âyet 8. Rabbinin adını zikret ve sadece O’na yönel. Rabbimiz’i onlardan eylesin. Buna eskiler bu Allâh’a yönelmeyi inabe demişler, sufi dilinde. Bu ne demek? Bir kimse Allâh’a isyan etmese bile, Allâh’a isyan etmese bile, günah-i kebalelerden kendisini uzak tutsa bile, o kimsenin yine tövbe edip devamlı Allâh’a yönelmesi. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri, ben günde en az 70 kez Allâh’a tövbe ederim diyordu ya, halbuki Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin Allâh’a isyan etmesi düşünülebilir mi?

Hayır. onun o hâlini yakalamak. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri günah işlememesine rağmen ve günahdan uzak olmasına rağmen ve bu konuda ismet sıfatıyla korunmuş, muhafaza edilmiş olmasına rağmen onun günlük 70 kez veya bir rivayete 100 kez Allâh’a tövbe etmesi. Şimdi tabi bu son dönemlerde bazı sapkınlar çıktı. Bu sapkınlar Hz.


İsmet Sıfatı — «Peygamber de Günah İşledi» İddiâsının Küfrü ve İlahiyat Sapması

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin de günah işlediğini ama o günahından rüce edip tövbe ettiğini söylüyorlar. Biz o sapkınlardan ve sapıklardan değiliz. Biz Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ismet sıfatıyla sıfatlandığını, kendisinin günah işlemekten uzak olduğunu, korunduğunu ve hiç günah işlemediğine inananlardanız. Biz bir kimse Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de günah işledi diyorsa, o kimse ehli sünnete göre küfür ehlidir. Asla onun arkasında namaz kılınmaz, asla onun sohbeti dinlenilmez, asla onun peşinden gidilmez. Şimdi böyle bir zamanda, ahir zamanda ne yazık ki böyle kimseler çıktı. Bunlar kendilerini profesör olarak, din-i alimi olarak, şeyh olarak, şubu olarak tanıtıyorlar, öyle biliniyorlar.

Ama bunları bir de çoğalmaya başladılar. Çünkü ilahiyet fakültelerinde ne yazık ki böyle bir eğitim veriliyor, böyle bir öğretim veriliyor ve ilahiyet fakültelerindeki o çocuklara Peygamberin de sallallâhu aleyhi ve sellem’in günah işlediğini ama Tevbe edip Cenâb-ı Hakk’ın onu affettiğine dair, Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde günah kapısını aralıyorlar. Biz onlardan değiliz, ben onlardan değilim. Ve onları ehli sünnet, küfür ehli olarak nitelendirmiş, küfrüne fetva vermiş. Bir kimse Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin günah işlediğini söylerse, o küfür ehlidir demiş. O yüzden sonradan karışan, ne yazık ki böyle ümmetim ahir zamanda 73 fırkaya bölüncek, bunun 72’si fırkayı dâlededir, birisi fırkayı nâciyedir denilen zamanı yaşıyoruz.

Ne yazık ki insanlar Kur’ân-Sünnet’in akâyit çizgisinden uzaklaşıyorlar, ibadet çizgisinden uzaklaşıyorlar. ibadetleri değiştirmeye çalışıyorlar, değiştiriyorlar. Akâyit imanla alakalı, imanın hukukuyla alakalı konuları saptırıyorlar, değiştirmeye çalışıyorlar. Ne yazık ki bu ahir zamanın son döneminde bu tip sapıklıklar ve sapkınlıklar çoğaldı. Hangi birisiyle uğraşalım? o kadar çoğaldılar ki hangi birisiyle uğraşalım? Böyle neredeyse böyle günler günleri kovalarken diyoruz ki ben kendi adıma söyleyeyim, ümmet bu kadar sapkınlığın ve dalaletin içine düşeceğini hiç kimse tahmin edemezdi diyorum.


73 Fırka Hadîsi ve Ahir Zamanın Akâid Tahrîfâtı — Haramların Sınyallanması

Ne yazık ki böyle hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir sapkınlık, hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir dalaletle doğru koşuyoruz. Rabbim cümlemizi kurtarsın. Âmin. Cümle ümmet-i Muhammed’i de kurtarsın inşallah. Âmin. normalde bu kendisini Allâh’a yöneltenler, kendilerini Allâh’a yöneltip o yolda yürüyenler, o yolda koşturanlar günah-i kebâire dalmasalar bile. Şimdi her gün bir günah-i kebâire dalanlar var, bir de her gün dalmayanlar var. Her gün dalanlar mesela her gün içki içiyor, her gün kumar oynuyor, her gün zina yapıyor, her gün faizin içerisinde, her gün gıybetin içinde, dedikodun içerisinde, iftiranın içinde, her gün Allâh’ın yasakladığı, Cenab-ı Hakk’ın asla yapmayın dedi. bazı rivayetlerde günah-i kebâire yedidir bazı rivayetlerde dokuzdur dedi.

Mekke’nin 24 olarak bu konuda şerh ettiği, hükmettiği günah-i kebâirler, kimisi bu günah-i kebâirelere devam ediyor. inkıtaya uğratmadan onu devamlı işliyor, o kimse o günah-i kebâirlerden tövbe etti kendisini kurtardı, tövbe edip kendisini kurtardı ama o kimse bir daha geri dönmemek için kendisini sabitliyor, sabitlemesi lazım.


Günah-ı Kebâir Listesi ve Tövbe Sabitliği — Kimsenin «Ben Günah İşlemedim» Diyemeyeceği Gerçek

Sabitlemiş olsa dahi, günah-i kebâirlere düşmemiş olsa dahi o kimse tövbe etmeye devam edecek. bizde normalde derslerimizde 100 tane Subhanallah ve bihamdihi, Subhanallahil Azim ve bihamdihi, estağfurullahil Azim tövbesi var ya, bir kimse ola ki Allâh muhâfaza eylesin, kendi kendisine ben günah işlemedim boyutuna, kibirine, kendi kendisine o bataklığa sürüklerse, bu onun kulağında küpü olsun. Biz kendimizi asla öyle görmeyiz. Hiçbir derviş kardeşimizi de öyle görmeyiz. Biz şeyhlerimizi de öyle görmeyiz. Benim Allâh affetsin, böyle söylemek istemem ama meşhur tabirim var ya, ben şeyhimin gözümün önünde günah işlediğini görmedim, bitti. işlemiş midir, o kapı aralıklı mıdır? Evet. Ama benim gözümün önünde, benim duyduğum, gördüğüm bir şey olmadı der, mevzuyu kapatırım ben.

Çünkü onun da günah kapısı açık mı? Açık. Benim de açık. Herkesin açık. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hariç ümmeti için, bütün herkes için günah kapısı açık. Sakın şöyle düşünülmesin. Şu derviş abimiz, şu derviş ablamız, şu derviş filanca, bunlar günah işlemezler, bunlar günah kapıları, bunların kapalıdır. Veyahut da zaman zaman bazı dervişlerden duyarım ben. ben bir hata yapsam, bana rüyamda söylerlerdi. ben bir kusur işlesem, beni ikaz ederlerdi. Ben bu konuda haksız olsam ben rüyamda bunu görürdüm. Veyahut da bana bunu söylerlerdi. Bunların bakın hepsi de büyük küstahlıktır. Büyük küstahlıktır. Kadını erkeği, zâkir-i nâkibi nügebbası şeyhi, herkesi bağlar bu. Asla böyle bir şey düşünmeyin ve asla böyle bir şey telâfuz etmeyin.

O yüzden Rabbim kime ne gösterir bilinmez. Bedir Savaşı’nda Müslümanlar ayrı rüya görüyorlardı, tersine görüyorlardı. Müşrikler de yine tersine rüya görüyordu.


Bayındır’da «Sigara İçen Şeyh» Rüyâsı — Rüyâ Tevilinde Hata, Gıybet ve İftirâ

Bakın bunları unutmayın hiç. Tersine rüya görebilirsiniz. Rüyaları da kendi kendinize yoğurmayın. Bak rüyalarınız da kendi kendinize yoğurmayın. Biz onu da yaşadık. Mesela Allâh rahmet eylesin. Biz daha henüz Bayindir’deyken bir arkadaş Şeyh Efendi Hazretleri’ni rüyasında sigara içerken görmüş. Vay ortalığı bulandırıyor. Rüyamda sigara içerken gördüm. Benim rüyam sahih diye. Böyle üç beş kişiye söylemiş, fitne çıkarmış ortalıkta. Hemen fitne çabuk yayılır. Bayindir gibi bir yerde hemen yayılmış. o böyle sabahtan sonra söylemiş. Öğlen de benim haberim oldu. Ondan sonra, öğlen’den sonra ben hemen onunla görüştüm. Dedim, anlattı rüyanı. Anlattı. Dedim, çabuk tövbe et. Sen günahı kebârişlemişsin dedim.

Bu kaldı şimdi. Dedim, neden insanlara böyle dedim, anlattın? Neden Şeyh Efendi Hazretleri’nin üzerine böyle iftira attın? Sen dedim, onun günah işlediğini gördün mü? Hayır. Gözünle gördün mü? Hayır. Kullanına duydun mu? Hayır. Sen gördüğün rüyayı kendi kendin tevil etmişsin. Gördüğün rüyanın tevili bu değil. O zaman bu fakirde rüya tevili var. Dedim, sen Şeyh Efendi Hazretleri’ni böyle görmüşsün, kendini aynada görüyorsun. Onlar birer ayna. O bir ayna dedim. O yüzden sen günahı kebârişlemişsin. Dedim, işlediğin günahı da söyleyin mi? Söyle dedi ona. Dedim, hemen bunu fitne gibi ortalığa yaydın. Gıybet etmişsin dedim. Gıybete düştün. dedim, günahı kebâri bu. Gördüğün rüyayı kendi kendine şerh ettin.

Kendi kendine tevil ettikten sonra bunu dediğin Şeyh Efendi’nin günah işlediğine hükmedip etrafa anlatmaya başladın. Dedim, günah işlemiştir, işlememiştir. Bu ayrı bir mesele. Ama sen bununla gıybet ettin. Eğer işlemediyse, eğer işlemediyse iftira ettin. Dedim, zahiren bakacağız. Şeyh Efendi sigara içiyor mu? İçmiyor. Sen onu sigara içerken gördün. Sen dersen ki şimdi millete, ben onu sigara içerken gördüm rüyamda. Dedim, ona iftira atmış oldun mu? Durdu şimdi bu. Ben ne yapacağım şimdi dedi? Vallahi geçen helallık alacaksın, tövbe edeceksin dedim. Tevbe edeceksin. Fitneyi de toparlayacaksın dedim. Başka türlü bunun altından kalkamazsın. Şimdi o da kendi kendine dervişim hükmünde bulunuyor. Böyle iyi derviş gibi.

O yüzden bu meselelerde iddia yoktur. Hepimiz için büyük günah kapısı açıktır. Günah kapısı açıktır. İşleyelim, işlemeyelim. Biz günde yüz kez Allâh’a tövbe ederiz. Günah işlemişizdir. Bu günahlarımızın affına, mağfiretine sebep olur. Ama meseleyi burada bırakmamak, bunu devam ettirmek, Allâh’a teslim olma, ona yönelmede devamiyet kespettirmek. biz kılamadığımız namazlar için tövbe ettik, geri döndük, rüce ettik. O zaman bir daha namazı gevşetmemek. Veyahut da biz günah-kebâr işliyorduk, günah-kebâreden geri döndük, rüce ettik, tövbe ettik. Allâh tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder. Kim affı mağfiret isterse onu affeder. Yeter ki o kimse yapmış olduğu hatadan, günahtan, kusurdan, yanlıştan, eksiklikten tövbe edip geri dönsün.


İbâdetler İçin Allâh’tan Yardım İstemek — Kibir Deryasına Düşmeme ve Hidâyetin Nasiplik Olduğu

Bir de şunu unutmayın, şunu hiçbir zaman unutmayın. İbadetler için, tövbe için, zikir için, hayırlı ameller için Allâh’tan yardım isteyin. Böyle kibirlenip de kendi kendinizi kibir deryasına atıp da, sanki böyle istediğin zaman tövbe edermişsin, istediğin zaman namaz kılarmışsın, istediğin zaman ibadet edermişsin. Böyle kendi kendinize küstahlaşmayın. Bu insana ibadet veyahut da bu tip hayırlı ameller insanda küstahlık oluşturmasın. Sana Allâh nasip ederse, sana Allâh nasip ederse sen tövbe edersin. Gayret etmek sana ait, çalışmak istemek sana ait, halk etmek ona ait. Eğer o halk etmezse, sen istediğin kadar yırt kendini, sen tövbe edemezsin. Sen zikrullâh edemezsin. Cenâb-ı Hak senin manevi rızkını keserse, sen parmağını dahi oynatamazsın.

Sen zikrullâh halkalarından uzak kalırsın, farkına varmazsın. Allâh’ın lütfu, ikramı, ihsanıdır. Allâh’ı zikredilen cemaatlerin içerisinde bulunmak, tövbe etmek Allâh’ın lütfu, ikramı, ihsanıdır. Hele son nefese kadar tövbeni sabit tutup o tövbede durmak ancak Allâh’ın inayetiyle, lütfuyla, ikramıyla, ihsanıyla mümkün olur. O yüzden kendimizi kibir deryasına atmayalım. İstediğimiz zaman zikrullâh gideriz. Biz o zikrullâh halkasına otururuz. Oturamazsın. Cenâb-ı Hak nasip etmezse, sana kısmet etmezse, senin önünü açmazsa, senin kapanı arlamazsa, sen Allâh bile diyemezsin dilinle. Unutur gidersin. Allâh hiç kimseyi kendisini unutturmasın. Böyle bir gaflete düşürtmesin. Kendi kendimizi, kendi elimizle kendimizi helak etmeyelim.

Kendi elimizle, kendi nefsimizi ateşe atmayalım. O yüzden zaman geçer, gün geçer, devran döner, sen evde oturur olursun. Burada zikrullâh devam ediyordur daha. Sen kendi kendine uzaklardan öyle bakar kalırsın. Gidemezsin de, yapamazsın da, nefis vurursa insanı hareket edemezsin. O yüzden dergahına, hangi dergah gidiyorsanız gidin, hangi şeyhe intisap ettiyseniz edin. Bu umumi söylüyorum bunu. Şeyhinize sımsıkı yapışın, derganıza sımsıkı yapışın, derslerinize sımsıkı yapışın, orada devam edin ve Allâh’tan bu konuda yardım isteyin. Deyin ki, Ya Rabbi bana yardım eyle, ben zikrullahıma gidebileyim. Bize yardım eylesin, biz her gün dersimizi çekebilelim. Her gün tövbümüzü, zikrullahımızı, salatu selamımızı getirebilelim.

Yoksa o yardım etmezse dilimize ağır gelir tevhid. O yardım etmezse dilimiz tevhide dönmez. O yardım etmezse kalbimiz tevhide dönmez. O yardım etmezse bizim dilimiz salatu selama dönmez. O yardım etmezse zikrullâh’a dilimiz dönmez. O yardım etmezse dilimizden zikrullâh kalbimize inmez. O yardım etmezse kalp kapısından sonra sır kapısına tevhidimiz, zikrullahımız gitmez. O yardım etmezse sır kapısından, ruh kapısına o zikrullâh ermez. Veya tersinden gider kimisi. Kalpten sonra, ruha, ruhtan sonra sırra gider. Bunun öğretisi farklıdır, onun yetiştirilmesi de farklıdır.


Zikrullâh’ın Dilden Kalbe, Kalpten Sırra, Sırdan Ruha Tecellisi

Allâh yardım etmezse, Cenâb-ı Hak lütfetmez, ikram etmezse, sana o kapıyı açmazsa senin zikrullahın dilinde kalır ve kalbe tecelli etmez. Ve derviş kardeşler, canım kardeşlerim benim, zikrullâh kalbe tecelli etmeli. Zikrullâh kalbe tecelli etmesi için de ardındaki âyet-i kerîme ne? Müzemmil, Rabbini zikret. Sadece O’na yönel. O, namadem ki sen inabe ehli oldun, artık sen günah-ı kebalilerden kendini muhafaza ediyorsun ve tövben de sabit kalıyorsun, ibadetlerinde sabit kalmaya çalışıyorsun, senin bu sabitliğini destekleyecek. Orada sana manevi kuvvet verecek, orada senin maneviyatını kuvvetlendirecek şey Allâh’ı zikir. Cemaatleri kötülemek için söylemiyorum. Allâh’ı zikirden uzak cemaatlerin, Allâh’ı tam manasıyla zikretmeyen ehli sufenin zaman içerisinde ayağının kayması, zaman içerisinde namazı, abdesti, orucu terk etmesi, zaman içerisinde dünyaya dalması, zaman içerisinde ehli dünya olması, zaman içerisinde ne yazık ki ehli dünya olurken haram-ı helal-ı terk etmesi bırakması, ehli dünya olurken ne yazık ki iyi bir derviş yiyken nefsine uyup dünyaya uyup kendisini helak etmesi veyahut da bir cemaatte, bir tarikatta, bir topluluğun içerisinde bulunurken, ne yazık ki oradaki konumunu, durumunu, ihlaslı durumunu kaybetmesi, bunların hepsinin de temel sebeplerinden birisi kaybetmelerine Allâh’ı zikirden uzak durmaları.

Bir kimse Allâh’ı zikirden uzak durursa, Allâh’ı zikretmezse o Allâh’a tam manasıyla yönelmiş olmaz. Sebep Allâh’a yönelmesi için onun kalbinin harekete geçmesi gerekir. O zikrullâh onda oturması gerekir. Cenâb-ı Hak Müzemmil âyet 8’de Rabbinin adını zikret ve sadece O’na yönel. اِيَّا كَنَبُدُ وَاِيَّا كَنَسْتَئِنْ سِرْءِنَا اَرْمَكُ Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım dileriz. Allâh’a yönelmek. Artık o sufi her şeyle Allâh’a yönelmeyecek. Sakın şunu düşünmeyin. Bizim yolumuz ruhbanlık yolu değildir. üç kişi üç tane sahabe kendi kendisine niyet ettiler. Birisi dedi ki hiç uyumayacağım. Birisi dedi ki devamlı oruç tutacağım. Birisi dedi ki evlenmeyeceğim, hiç cima etmeyeceğim. Cebrail aleyhisselâm Allâh Resûlü’nün sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine bunu bildirdi.

Onlara dedi ki size ne oluyor? Allâh’tan en fazla korkanınız benim, uyurum. Allâh’tan en fazla korkanınız benim, iftâr ederim, yerim.


Ruhbânlık Yasağı — Üç Sahabe Kıssası ve Peygamber’in Tepkisi

Allâh’tan en fazla korkanınız benim, evlenirim, nikahlanırım, cima ederim dedi. Size ne oluyor ki dedi. Bizde ruhbanlık yok, biz Allâh’a yöneldik deyip de dünyayı terk etmek yok. Biz Allâh’a yöneldik deyip de işimizi gücümüzü boşlamak, işimizi gücümüzü terk etmek yok. Sakın sakın böyle bir derviş profili istemiyorum. Sakın ha! Herkesin işi olacak, herkes işine titizlik de devam edecek. Herkes çalışacak. Herkes çalışacak. Herkesin dünyadan da ahiretten de ülkesinden de ülkesinin siyasetinden de zarardan faydadan her şeyden haberi olacak. Entelektüel bir derviş olacaksınız. Okuyun, kendinizi yetiştirin, genişletin, geliştirin. Okuyun, bol bol hadîs okuyun, tefsir okuyun. Boş geçirmeyin günlerinizi, fıkıh okuyun.

Yarın öbür gün birisi sakalınıza bakıp, sarınıza bakıp, dervişliğinize bakıp bir soru sorduğunda apuk subuk bir şey cevap vermeyin. Her bir derviş etrafındaki insanlara ilim olarak ışık tutmalı, ihlas olarak ışık tutmalı, samimiyet olarak ışık tutmalı. Dervişin cahili şeytanın maskarası. Sakalı bırakmışsın, ağzında küfür, ağzında gıybet, ağzında dedikodu, sakalı bırakmışsın, elinde sigara, ağzında sigara, sakalı bırakmışsın. Eşini hakaret ediyorsun, çocuklarını hakaret ediyorsun, dervişim diyorsun, ortalığı kırıp geçiriyorsun. Yunus demiş ya böyle dervişlik dursun diye. Evet böyle dervişlik dursun. Derviş dediğin temizdir. Kıyafeti, kılığı, kıyafeti, saçı, sakalı derli topludur. Bir yere giderken derli topludur.

Konuşması derli topludur. Ahlakı derli topludur.


Entellektüel Derviş Profili — İlim, Tefsîr, Hadîs ve «Derviş Temizdir»

Eşine, çocuklarına, arkadaşlarına, derviş kardeşlerine konuşurken edepli, adablı, düzgün konuşur. Dervişin bir vizyonu olur. Ona baktığı zaman insanın aklına Allâh gelmesi lazım. Ona baktığı zaman o kimsenin Allâh’ı sevmesi lazım. Bakın Allâh’ı sevmesi lazım. Palas, pandras derviş olmaz. Dervişin kılığı, kıyafeti düzgün olur. Bu lüks giyinmek değildir. Temizdir, derlidir, topludur. Konuşması derli toplu olur. Haramlardan kendini uzak tutar. Böyle göz göre göre insanların içerisinde günah kebaileri işlemez. Herkes şöyle der. Herkes şöyle der. Görüyor musun dervişim diyen adamı? Haram işliyor. Görüyor musun bu dervişi? Haram işliyor. Görüyor musun böyle derviş olacağına olmaz olsun. Böyle derviş olacağına, yok ya bu dergâha gidilmez demesin.

Sen sakalını bırakmışsın, bir tutan miktarında uzatmışsın. Sakalına dost doğru bak, tara, fönle. Tertemiz olsun sakalın. Sen normalde bol pantolon giyiyorsun, ütülü olsun. Karman çorman, kıpkırışık pantolonla dolaşma. Gömleğini ütüle dost doğru. Eşinden bekleme erkekler. Bunu sizlere söylüyorum. Kendiniz ütü yapmasını bilin. Kendiniz yıkamasını bilin. Sökünüzü dikmesini bilin. Sünnet bunları yapmak. Öyle hanım yapacak diye zoraki bir şey yok. Hanımınız yapmayabilir. Kendiniz yapın. Hanımlarınız rahat etsin. Biraz daha rahat olsunlar, biraz daha rahat olsunlar. İyice nefislerine uysunlar. Sakın hiçbirisini dövüşmeyin. Sakın benim pantolonum nerede, benim gömleğim nerede? Onu yıkamadın mı, onu ütülemedin mi?

Bunlar tehlikeli sorular. Tehlikeli sözler. Sakın ha. Ben filanca renk pantolonu ara dedim. Ne yapacaksın dedin de ütümü yapacağım de. Yumuşak bir şekilde. O ütülendi mi ütülenmedi mi? Hayır. Dervişlik önce hanımından iyi geçinmekte geçiyor. Hanımlarınızı üzmeyin, kırmayın, incitmeyin. Onlar Hazret-i Mevlânâ demiş ya, incin sen de incitme diye. Bunu kimin için söyledi? Eşleri için söyledi. Sakın incin seniz de eşlerinizi incitmeyin. Siz onların helallığını almaya bakın. Cennet onların helallığının kapısının arasında dermişim. Hiçbirisi de size hakkını helal etmezmiş. Cennet bizim kapımızda diye. Ne oldu? Efendi söyledi. Bak ben affetmezsem cenneti göremezsin derler mi? Her cevap derler. O yüzden aman eşlerinizi kırıp incitmeyin.

Adnan Hoca da gülüyor.


Hanımla İyi Geçinme — «İncin Sen de İncitme»: Cennetin Kapısı Eşin Rızası

Akşama başına gelecek olan hazır ol. Allâh muhâfaza eylesin. Ama derviş böyle olmalı. Bakın gittiğiniz yerde, yürüdüğünüz yolda, sokakta, girdiğiniz toplumda herkesin gözü sizde olur. O yüzden diş bakımınız, ağız bakımınız, vücut bakımınız, kılık kıyafet bakımınız döp düzgün olmalı. Döp düzgün olmalı. Derviş öyle olur. Ve o kimse Allâh’ı zikredecek. Allâh’ı zikrettiği için zikir, bu dışı temizlendi, düzeldi. Zikrullâh da onda yerleşti. Kalbine zikrullâh yerleşti. Onu görenin aklına hemen Allâh gelecek çünkü. O zikrullâh onun kalbine yerleşti. Onu görenin hemen aklına Allâh gelecek. Artık o kimse Allâh’a yönelmiş denilir. Ona baktığında Allâh hatırına geliyorsa o kimse Allâh’a yönelmiş. Her şeyle.

O her şeyle Allâh’a yöneldiği için ona bakan kimsenin aklına Allâh geliyor. Şimdi bazen esnaflık yaparken böyle bir şey yaparken böyle hep başımıza gelir. Ben mal almaya gitmişim mübarek insan. Ben sana din öğretmeye gelmedim veya senden din öğrenmeye de gelmedim. Giriyorsun içeriye. Selamünaleyküm, aleykümselâm. şu kaşper olur, bu kaşper olur. O tabi kendini kaybediyor. İllaki muhabbeti dine getiriyor. Sen dinden diyorsun ticaret yapacağız, dünyayavlilik iş. Oraya dalalım diye uğraşıyorsun. O diyor ki ya Hacı abi bu böyle miydi, bu şöyle miydi? Diyorsun tamam burada ticaret bitti. Başlıyorsun bu sefer. Nalın adamını da vurma. Adama din anlatıyorsun. Biz adamdan alışveriş yapmaya gittik. Adama dini anlattık, ders verdik, çektik gittik.

Onun aklına çünkü Allâh geldi. Seni gördü, onun aklına Allâh geldi. Seni görünce onun aklına Allâh gelmeli. Bu neyle alakalı? Bu senin Allâh’ı zikretmenle, Allâh’a yönelmenle alakalı. Ve düşünün bunu. Bunu kendinizce tefekkür edin. Tekrar söylüyorum. Zikrullâh dilden kalbe tecelli edecek. Dilden kalbe tecelli edince dil ile zikir bu çok ağır bir ibare olacak, tabir olacak ama onun için artık geri dönüş şirk gibi olur. O geri dönüşü dikkat edecek. Sebep o çünkü normalden yukarı doğru gitti. Onun geri dönüşü olmayacak. Allâh affetsin bu dinden çıkmak gibi değil. Böyle değil ama ona öyle bir o kimsede tecelli etmesi lazım. o kimse sanki dinden çıkıyormuş gibi, dinden çıkmış gibi kendi kendisini disiplin etmesi lazım. sahabeler korkarlardı ya, tekrar müşrik günlerine dönmekten korkarlardı.

Bakın tekrar müşrik günlerine dönmekten ayaklarının kaymalarından korkarlardı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri başlarındayken, gözlerinin önlerindeyken, onlar da böyle bir korku hasıl olurdu. zikrullâh kalbe tecelli edince o korku o kimsede olur. O tekrar geriye rücu etmemek için onun kalbinde bir korku olur. Bu korkuyu o kimse yaşamalı. Allâh’ı zikrederken dilden kalbe yerleşmeli. Kalpten sonra diyelim ki sırra yerleşti. Genelde bizde böyle gider. Kalpten sırra yerleşti. Sırdan tekrar kalbe rüce etmesi onun için müşriklik gibidir. O kimsede ne eder? Onun Allâh’a yönelmesinde, Allâh’a koşmasında eksiklik vardır. Allâh’a yönelmesinde, Allâh’a koşmasında eksiklik olduğu için o kimse sırdan kalbe geri dönüş yapar ki Allâh muhâfaza eylesin.

Şeytan onun üzerinde galip geldi o esnada. O şeytanı sevindirdi. Sırdan sonra rüha çıkar zikrullâh. Ruh ile zikrullâh olur. Artık o kimsenin seyresulükten sona doğru gidiyor. Onun sırra düşmesi onun için müşriklik olur. O Rabbinin adını tam zikretmedi ve Allâh’a koşmadı.


İnşirâh 94/7-8 — «İşini Bitirince Rabb’ine Yönel» ve Kapınış

O Allâh’a koşmadı. Her şeyi ile O’na yönelmedi. Her şeyi ile O’na yönelmedi. Tekrar söylüyorum. Onun her şeyi ile O’na yönelmesi, haramlara, helallere dikkat etmesi, yanlışlıklara, eksikliklere dikkat etmesi, ibadetlerine dikkat etmesi, hayatına dikkat etmesi ile mümkün olur. Bu demek değildir ki o kimse işini gücünü bırakacak. Tekrar bunun altını not olarak söylüyorum. İnşirah Sûresi, âyet 7-8. İşini bitirince O’na yönel ve Rabbine koş. İşini bitirince. Günlük mesaini yap, mesaini yaparken zikrullahını da yap. Günlük işlerini yap, zikrullahını da yap. Bitti işin. Sen o zaman Rabbine yönel, vaktine göre, saatine göre yapılması gereken ibadetlerini bir tamam yerine getir. Rabbim bizi onlardan eylesin.

Rabbim zikrullahı kalbine yerleştirdiklerinden eylesin. Rabbim zikrullahı sırrına yerleştirdiklerinden eylesin. Rabbim zikrullahı ruhuna yerleştirdiklerinden eylesin. Rabbim kalbine inşirah verdiği kullarından eylesin. Rabbim kalbini kendi muhabbetullahı ile doldurduğu kullarından eylesin. Âmîn. Allâh razı olsun. Bir iki tane soru var. Onlara da hemen bakıverelim. Ondan sonra zikrullaha başlayalım. Derviş bir erkek eşine aralarındaki bir sorun için üstade gidip anlatırsan, seni boşarım diyebilir mi? Derviş ise diyemez. O devrilmiş o yüzden böyle diyor. Derviş bunu diyemez. Ne kadın ne erkek bir problem varsa aralarında o bir problem olduğunda siz bir hakeme gidiniz diyor ya. dervişin gideceği kapı üstadıdır.

Dervişin gidecek bir kapısı olmaz. Ne derviş kadın ne derviş erkekler meseleyi annelerine babalarına aileliğe götürmemeye gayret ederler. Aileler nefisle hareket edebilirler. Cehaletle hareket edebilirler. Aileler kendi çocuklarına taraf tutup tabiri caizse gazı verebilirler. Böyle boş adamı, boş kadını, böyle kadın olmaz olsun, böyle kadın mı yok sana, böyle adam mı yok sana, şunu şöyle yap, bunu böyle yap. Aileler nefsiyle hareket edip, cehaletle hareket edip çocuklarının ne yazık ki iyiliğine koşmazlar. O yüzden bu tip meselelerde mümkünse derviş kardeşlerinin gideceği yer üstadlarıdır. Böyle öğrendik. Ama bunu söylüyorsa bir kimse, bir derviş erkek veya bir derviş kadın, Normand’e gidersen, ondan sonra sen boşarım, gider anlatırsan bu kapıdan son çıkışın olur.

Bunu üstada duyurmayacaksın, üstada duyurursan ben seni boşarım, üstada gidersen bir daha seni geri almam onun derviş olmadığını gösteriyor. Net. Nefsine uymuş. Nefsine uyduğu için bağı kopmuş. Allâh muhâfaza eylesin. Bunlar ağır sözler çünkü. Bakın bunlar ağır sözler. Hele evlenenler, evlenirlerken birbirlerinin derviş olduklarını biliyorlar mı? Biliyorlar. O kız veya erkek bütün gençlik zamanında bütün her şeyini gitmiş üstadına sormuş. Bir problem yaşadığında da gidecek üstadına soracak. Kadın veya erkek bunun sormasını engelliyorsa gerçekten o kimse nefsine uymuş. Gerçekten o dervişlerden değil devrilmişlerden olmuş. Senleri benleri bırakıp nasıl biz olunur? Kur’ân ve sünnete bir insan uyarsa, Kur’ân ve sünnete tabi olursa, her hareketinde sünnet-i sünnet’e uyarsa bu mesele çözülür.


Sorular — Dervişin Boşama Tehdidi, Sabah Namazı Kazâ Niyeti ve Han-efî Adet Özrü

Ama yok, sünnet-i sünnet’e uymaz, Kur’ân ve sünnet’e uymaz. Nefsine hevâ-hevesine uyarsa senler benler hiçbir zaman kaybolmaz. Allâh muhâfaza eylesin. Allâh muhâfaza eylesin. Sabah namazının vakti çıktıktan sonra kılınmasının niyeti ile ilgili. Tam kaza olabilmesi için bir vaktin bitip diğer vaktin girmesi gerekir. Lakin burada vakit çıkmış ama öyle vakit girmemiştir. Bu yüzden tam anlamıyla kaza denilmez. Vakti çıkmıştır, vaktinde kılınmadığı için edadı denilmez şeklinde. Niyetimizi nasıl yapmalıyız? Ben vallaha burada bunu niyet ederken diyorum ki niyet ettim ya Rabbi bugünkü sabah namazını kılmaya. Çünkü vakti çıkmadı daha. Hastalık nedeniyle ara kanamaları olan kadın iki kanama arası 15 günden az olunca doktorun öncekini adet bunu özür sayalım demesiyle hareket edip namazı devam edebilir mi?

Bu konuda hanefiler demişler ki en son normal zamanda adeti ne zamandı? Birindeydi. Kaçında bitiyordu? yedisinde bitiyordu. Ama bunun düzensizliği var. On gün bekleyecek. Biriyle onun arasında kendisini adetli görecek. On birinci gün kusrunu alacak, namaza başlayacak. En son gördüğü o. Ona hanefiler tabi olunmasını ister. Ama yok sonra düzene girdi. Düzene girdikten sonra günler değişirse o ayrı. Haklarınızı helal edin. Eftar zikir fali mennahu. Âmîn.


Kaynakça ve Referanslar

  • Zümer 39/54 ve Müzzemmil 73/8 — İnâbenin Kökü: «Ve enîbû ilâ Rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye’tîkumu’l-‘azâb» — Zümer 39/54; «Ve’zkuri’sme Rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ» — Müzzemmil 73/8; Taberî, Tefsîr 21/320-325 ve 29/124; Kurtubî 15/272 ve 19/40; İbn Kesîr 4/64 ve 4/437; Fahruddîn er-Râzî, Mefâtih 27/11-14; Ebû Hâtim er-Râzî, el-Câmi’ fi’l-İmân (inâbe tanımı); Kuşeyrî, Letâifü’l-İşârât, Zümer/Müzzemmil; Sülþmî, Hakâikut-Tefsîr (tebettel ve inâbe).
  • İnâbe İstihlâhı — Allah’a Her Dönüşte Yeni Mertebe: Kuşeyrî, er-Risâle, bâbu’t-Tevbe ve bâbu’l-İnâbe; Herevî, Menâzilu’s-Sâirîn menzil 3-4 (Tevbe-İnâbe farkı); Ibn Kayyim, Medâricu’s-Sâlikîn 1/447-470; Gazzâlî, İhyâ 4. cilt, Kitâbu’t-Tevbe; Muhâsibî, er-Ri’âye, fasıl fî’t-tevbe; Necmüddîn Kübrâ, Usûlü’l-Aşere, rüknü’t-tevbe; Ibn Atâullâh, Hikem no. 85-87; Celâlüddîn Rûmî, Mesnevî 6. Defter (sürekli dönüş — «her an taze» mazmunu).
  • Peygamber’in Günlük 70 İstigfârı: «Vallâhi innî le-estagfirullâhe ve etûbu ileyhi fi’l-yevmi ekseru min seb’îne merraten» — Buhârî, De’avât 3; Müslim, Zühd 73 («100 kez» rivayeti); Tirmizî, Tefsîr 47; Ebû Dâvûd, Vitr 26; Nesâ’î, ‘Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle 456-458; Ahmed b. Hanbel, Müsned 2/341; Muhammed 47/19 («vestagfir li-zenbike»); Nasr 110/3; Gazzâlî, İhyâ 4 (Esrâru’t-Tevbe); Ibn Ebi’d-Dünyâ, Muhâsebetü’n-Nefs s. 89-95.
  • İsmet Sıfatı — Peygamberlerin Günahtan Muhâfaza Edildiği: Tafsîtâzânî, Şerhu’l-Akâid, fasl fi’l-î-sme; Emâlî kasîdesi («velâ yeh-tâcu’l-enbiyâ’u li’t-tevbe min zenbin»); Nesefî, Metnü’l-Âkîde; Fahruddîn er-Râzî, İsmetu’l-Enbiyâ (müstakil eser); İbn Teymiyye, Mecmû’u’l-Fetâvâ 4/320 (i-sme’nin derecesi); İbn Ha-cer el-Hey-temî, el-Fetâvâ’l-Hadîsiyye s. 225; Kazî İyâz, eş-Şifâ’ (peygamberin ‘sehv’ hâlinin şeriat hükmü); Ibn Hazm, el-Fasl 4/29; tarihsel paralel — Seyyid Bey, Şerhu’l-Akâ’id.
  • 73 Fırka Hadîsi: «Sete-ftarukû ummetî ‘alâ selâsin ve seb’îne fırkaten küllühum fi’n-nâri illâ vâhideten» — Ebû Dâvûd, Sünne 1; Tirmizî, İmân 18; İbn Mâce, Fiten 17; Ahmed b. Hanbel, Müsned 3/120; Hâkim, Müstedrek 1/128; Şâtibî, el-İ’tisâm 2/265; Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihâl 1/11 (fırkaların tasnifi); İbn Teymiyye, Mecmû’u’l-Fetâvâ 3/345; Fırka-i Nâciye tanımı — Ebû’l-Muzaffer el-İsferâyînî, et-Teb-sır fî’d-Dîn; bugünün paralel oku-ması — Muhammed el-Gazzâlî, Müşkilâtun fı Tarîki’l-Hayâti’l-İslâmiyye.
  • Günah-ı Kebâir — 7, 9 ve 24 Rakamlı Tasnifler: «7 kebâir» rivayeti — Buhârî, Vesâyâ 23; Müslim, İmân 144 (şirk, sihir, kısas, faiz, yetim malı, cihâdda kaçma, muhsan kâzif); Taberânî rivayeti 9 kalem; İbn Ab-bâs rivayeti 17 kalem; Şemseddîn ez-Zehebî, el-Kebâir (72 başlık); İbn Ha-cer el-Hey-temî, ez-Zevâcir ‘an İktirâfi’l-Kebâir (467 kal-em); Gazzâlî, İhyâ 4 (Kitâbu’t-Tevbe); Ibn Teymiyye, Mecmû’ 11/650; farkı kebîre-sagîre — Nesâ 4/31 («e-in tec-ten-ibû kebâire mâ tunhe-vne ‘anhu nukeffir ‘an-kum seyyi’â-tikum»).
  • Rüyâ Tevili ve Su’-i Zan: «er-Rüyâ âlâtun ve rüyâu’s-sâlih cüz’un min sittîne cüz’en mine’n-nübuvveh» — Buhârî, Ta’bîr 2; Müslim, Rüyâ 6; Muh-yiddîn Ibn Arabî, Futûhât 2/378 (rüyânın tabir usûlü); İbn Sîrîn, Ta’bîru’r-Rüyâ; Nâbülûsî, Ta’tîru’l-Enâm fî Tefsîri’l-Menâm; «su’-i zannın yasağı» — Hûcurât 49/12; Tirmizî, Birr 15; «gıybet tanımı» — Müslim, Birr 70; Gazzâlî, İhyâ, Âfâtu’l-Lisân; iftira (bühtân) — Buhârî, Rikâk 29.
  • Hidâyet Nasiblik — «Eğer O Halk Etmezse Sen Yapamazsın»: «Vemâ teşâ’ûne illâ en yeşâ’allâh» — İnsân 76/30, Tekvîr 81/29; Fâ-tihâ 1/5 («İyyâke na’budu ve iyyâke nes-te’în»); «hüstâd ve hids-a kesb» — Eş‘ârî kelâmı bâbu’l-kesb; Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd, ihtiyâru’l-insân; Ibn ‘Atâ’illâh, Hikem 2 («hey’esi’l-irâdetini ilâ ikmâli’l-a’mâl»); İmâm Ebu’l-Hasan Şâzelî, Hizbu’l-Ber; Kuşeyrî, er-Risâle, bâbu’t-tevfîk; Mesnevî 3/1200-1230 («Allah’sız bir çöp dahi kıpırdamaz»).
  • Zikrullâh’ın Dilden Kalbe, Sırra, Ruha Tecellisi — Yedi Latîfe: Necmüddîn Kübrâ, Fâtihatu’l-Cemâl ve Usûlu’l-Aşere (yedi latîfe — kalp, ruh, sır, hafî, ahfâ, nefis, kâ-lib); İbn Ar-abî, Futûhât 3/220-230 (mertebe-i insân-ı kâmil); Şâh-ı Nakşbend Ek-olü — Muhammed Emîn el-Kürdî, Tenvîrü’l-Kulûb, fasıl fî’l-latâif; Abdurrahmân Câmî, Nef-ehâtu’l-Uns (Kal-b zikri-Sır zikri tasviri); Gümüşhânevî, Câmiu’l-Usûl, fasıl fî merâtibi’z-zikr; Ibn Ataullâh, Miftâhu’l-Felâh; Kuşeyrî, er-Risâle, bâbu’z-zikr; Mevlânâ, Mesnevî 1/1793-1820 (dil ve kalb ittihâdı).
  • Ruhbânlık Yasağı — Üç Sahabe Kıssası: «Lâ rahbâniyyete fi’l-İslâm» — Ahmed b. Hanbel, Müsned 6/226; Deylemî, Müsnedu’l-Firdevs; üç sahabe rivayeti — Buhârî, Nikâh 1 («enâ eyhâdüküm sıyâmen»); Müslim, Nikâh 5; Nesâ’î, Nikâh 4; Ahmed, Müsned 3/241; «lâ tuşed-dedû ‘ala enfusikum fe-yuşed-dede aleykum» — Ebû Dâvûd, Edeb 18; Hadid 57/27 («rahbâniyyete’nibteda’ûhâ»); Gazzâlî, İhyâ, fasl fî emel ve kesb; Şatıbî, el-İ’tisâm 2/40 (şeriat dışı ibadet-yenilem-esinin zemmi).
  • Entellektüel Derviş — Cahil-derviş vs Âlim-derviş: «el-‘ulemâ’u veresetü’l-enbiyâ’i» — Ebû Dâvûd, İlm 1; Tirmizî, İlm 19; Buhârî, İlim 10 («nefse ihdâ’ sülûken ileyh» ta’vili); Zümer 39/9; Mucâdele 58/11; «cehl-i mürekkep, şeytânın en byt oyun alanı» — Kuşeyrî, er-Risâle; Gazzâlî, İhyâ 1 (Kitâbu’l-‘İlm); İbn Cevzî, Telbîsu İblîs s. 181-200 («cahîl sûfîlere ait fitne»); Mahmud Es’ad Coşan, Tasavvuf Sohbetleri 3/64; İsmâil Hakkı Bursavî, Rûhu’l-Beyân 1/135 (dervişin ilmi konumu); Yunus Emre, Divân («Dervişlik dursun bende» nidâsı).
  • Hanımla İyi Geçinme — «İncin Sen de İncitme»: Nisâ 4/19 («ve âşirûhunne bi’l-ma’rûf»); Bakara 2/228 («ve lehunne mislü’llezî ‘aleyhinne bi’l-ma’rûf»); Rûm 30/21 («meveddeten ve rahme»); «hayrukum hayrukum li-ehlihî» — Tirmizî, Menâkıb 63; Ibn Mâce, Nikâh 50; «cennet annelerin ayakları altındadır» — Nesâ’î, Cihâd 6 (benzeri Hâkim Müstedrek 4/151); «hüsnü’l-‘âşeret» — Gazzâlî, İhyâ 2 (Adâbu’n-Nikâh); Mevlânâ, Mesnevî 1/2470-2500 (efendi ve câriye-nefse tahallül); İbnu’l-Cevzî, Ahkâmu’n-Nisâ’; Süleyman Ateş, Aile Hukuku Tefsiri.
  • İnşirâh 94/7-8 — İş/İbâdet Dengesi: «Fe-izâ feragte fe’nsab ve ilâ Rabbike fergab» — İnşirâh 94/7-8; Taberî, Tefsîr 24/500; Kurtubî 20/110; Râzî 32/3; Elmalılı, Hak Dini 9/5899 («iki nasb» yoru-mu — dünya hizmet ve ubud-iyet); Cumu’a 62/10 («name bitince dağılın, fazlı arayın»); Kasas 28/77; Mü-ddessir 74/7; Ibn Kayyim, Zâdu’l-Me’âd 1/83 (Peygamber’in günlük dengesi); Ahmed Davut-oğlu, İslâm’da Ahlâk; Osman Nuri Topbaş, İslâm, İmân, İbad-et.
  • Evlilik ve Şeyhe Gitmek — Aile Hakemliği: Nisâ 4/35 («ve in hıftum şikaka beynihimâ fe’b’asû hakemen min ehlihî ve hakemen min ehlihâ»); Tir-mizî, Nikâh 16 (evlilik meselelerinin aile içinde çözümü); İbn Teymiyye, Mecmû’u’l-Fetâvâ 32/196 (mürşidin hakemliği); Mehmed Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk 2/156-160 (şeyhe müracaat adâbı); Kadı İyâz, eş-Şifâ’ 2/28; Sabah namazının vakti çık-ınca i-kâmet — Merginânî, el-Hidâye 1/68-70 (Hânefî mezhebinde kaza farkı); İmâm Muhammed, el-Asl 1/220; kadın özrü ve adetten döndüğünde namaz — Kâsânî, Bedâ’iu’s-Sanâ’i’ 1/42; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr 1/289.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Nefs, Ruh, Kalb, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı