Giriş: Etme Şiiri ve Program Açılışı
Duydum ki bizi bırakmaya azmi diyorsun. Etme. Başka bir yar, başka bir dostla meylediyorsun. Etme. Sen yadaller dünyasında ne arıyorsun yabancı? Hangi hasta gönüllüğü kastediyorsun? Etme. Ey ay felak harap olmuş, altüst olmuş senin için. Bizi öyle harap, öyle altüst ediyorsun. Etme. Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi. Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun. Etme. Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan. Ayın devrini yıkmayı kastediyorsun. Etme. Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer, öyleyse aşka ne diye hayret ediyorsun? Etme. Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize. O zehri o şekerle sen ver ediyorsun. Etme. Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı. Ey hırsızlığa da dön.
Hırsızlık ediyorsun. Etme. İsyan et el arkadaşım. Söz seyredecek an değil. Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun? Etme. Etmeyzen, engin, ağır ve kıymetli ekibine bu akşamın ruhuna uygun dinletiler için çok teşekkür ediyoruz efendim. Sayın Valimiz İlhâmi Aktaş ve Balkan coğrafyasının kıymetli protokol üyeleri Mevle-i Mian’imizi teşrif etmişlerdir. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Her şey maşuktan ibarettir, âşık perde. Diri olansa sevgilidir, âşık mürde. Mesnevî’yle aşkı insana yar eden müstesna bir şahsiyet. Tasavvuf rüzgarını ve irfân ruhunu Anadolu’ya taşıyan bir gönül sultanı. Ölümü düğün gecesi gören ve hakkı vuslat diye karşılayan bir âşık. Hazret-i Mevlânâ’yı vuslatının 748. yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.
Sayın Valim, Sayın Milletvekillerim, Sayın Rektörüm, Balkan coğrafyasının güzülde protokoriyeleri, milletvekilleri, Çok kıymetli STK temsilcilerimiz, yazılı ve görsel basın medya temsilcilerimiz, ekranları başında bizleri şu an canlı izleyen sevgili izleyicilerimiz, saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler. Şeb-i Arûs törenleri kapsamında dünyanın ortak dili Hazret-i Mevlânâ atemalı 10. uluslararası Balkan coğrafyası Çanakkale’de buluşuyor etkinlikleri kapsamında. Dünyanın en büyük mevlevihanesi olan Gelibolu Mevlevîhânesi’nde sizleri kahraman bir milletin torunları olarak saygıyla selamlıyor. Hoş geldiniz diyoruz efendim. Aziz misafirlerimiz, Şeb-i Arûs program akışını arz ediyorum. Protokol konuşmalarımız olacak.
Ardından Bosnalı ünlü ses sanatçısı Sayın Armin Muzaferija’nın konseri olacak. Boşnakça ve Türkçe ilahilerini seslendirecek Armin Muzaferija. Ardından Semâ Zikri şerifi ve duâ olacak. Ardından kapanır. Dikkat et Güzel’i doğruyu iyi aşkı hakikati arayan çok kıymetli Hazret-i Mevlânâ dostları, Kıymetli konuklar bu güzel akşamı yüksek müsaadelerinizle Mevlevîlerin selâmlamasıyla başlatmak istiyoruz. Vakti şerifler hayır ola, hayırlar fethola, şerler def ola, demler sefalar bol ola. Bereketli bir program bizimle ola diyoruz efendim. Ve Mevlânâ’nın çağları aşan sesine kulak vereceğimiz bu hakîkî akşamda bu sese siz kıymetli misafirlerimizle hak âşıklarıyla kulak vermek için, Hazret-i Mevlânâ’nın 748. Vuslat yıl dönümünde açılış konuşmalarını yapmak üzere hemen söylüyorum efendim.
Bosna-Bulgaristan Selamı ve Kâzım Ağlıç
Bosna Güzel Sanatlar Fakültesi dekanı Sayın Kazım, Sayın Kâzım Hocamız buradalar. Kâzım Hacı Ağlıç Hocamız, Evet. Sayın Kâzım Hacı Ağlıç Hocamız konuşmalarını yapmak üzere kürsiye geliyorlar. Buyurun Sayın Hocam. Çok değerli dostlarım, hayırlı akşamlar, selâmün aleyküm. Sizinle tekrar burada beraber bulunmak benim için en mutlu günlerden birisi. Bosna, Hersek’den kucak dolu selamlarınızı getirdim. Ve Bosna her şeyi bağlayan iki şey var. Buradaki Mevlevîhânesi, bir de Çanakkale şehitleri ve Bosna’daki şehitleri. Bosna’da 1462’de yapılmış Gazi Husrev Bey Mevlevi Hanısı, misafir hanısı aynı dönemde aynı senede Çanakkale’de 1462’de Fâtih Camisi yapılır. Hepinize aşkla niyazla selamlıyorum. Hoşça kalınız.
Alkış Alkış Alkış Alkış Evet, yine güzel günün anlamına ve önemli uygun konuşmalarıyla şimdi Sayın Vedat Ahmet gelecek. Bulgaristan Yüksek İslâm Şurası Başkanı Sayın Başkanım buyrunuz efendim. Evet, Sayın Vedat Ahmet, Bulgaristan Yüksek İslâm Şurası Başkanı. Hoşgeldiniz Sayın Başkanım. Sağ olun. Muhterem hazirun, öncelikle hepinizi Allah’ın selamıyla selâmlamak istiyorum. Selâmün aleyküm ve rahmetullahi ve berakatuhu. Bu mübârek ve güzel mekanda bizleri bir araya getiren Cenâb-ı Allâh’a hamd olsun. Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafâ’ya salâtü selâm olsun. Ve Peygamber Efendimizin yolundan giden bütün Erenlere selâm olsun. Böyle mübârek bir mekanda Balkanlara Rûmeli’ye açılan Osmanlı kapısında, Gelibol’da, Çanakkale’mizin topraklarında, şehit kanlarıyla sulanmış bu topraklarda Bizleri davet ederek bizlerin de bu güzel ve anlamlı günde burada bulunmasına vesile olan bütün organizatörlere, emeği geçenlere teşekkür ediyorum.
Bizler Bulgaristan Müslüman Türk Topluğu olarak bu günlerde, dün, bugün ve bugün bu birkaç gün içerisinde Bulgaristan Türklerinin 1984 yılında vermiş olduğu şehitleri anıyoruz. İsimlerimizi, dinimizi ve dilimizi korumak üzere için vermiş olduğumuz şehitlerimizi anıyoruz, yad ediyoruz. Bu dün böyle bir etkinlikten bugün Çanakkale’mizde Gelibolu’muzda bulunmak bizim için abayrı bir anlam taşıyor. Anavatanımız, Türkiye’miz bizim canımızdır. Anavatanımız var olduğu sürece Bulgaristan’daki Müslüman Türk Topuluğu da var olacaktır. Anavatanımız güçlü olduğu sürece bizler kendimizi güçlü hissediyoruz. Onun için hem Anavatanımız Türkiye’mize hem devletin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başında bulunan Reis-i Cumhur Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Çünkü bizler bu Anavatanımızın bir parçasıyız. Hazret-i Mevlânâ’nın yolundan giden Erenlerin, dervişlerin önce insanların kalplerini fethettiği daha sonra da Osmanlı askerlerinin gelerek topraklarını fethettiği o topraklarda yaşıyoruz. Ve Hazret-i Mevlânâ’nın sesini Hazret-i Mevlânâ’nın öğretilerini duymaya ve duyurmaya çalışıyoruz. Gelibolu Mevlevîhânesi’nde bu akşam bu kıymetli hazırımla düzenlenen etkinliğin bir benzerinde inşallah gelecek senelerde Filibe’deki Mevlevîhânede gerçekleşmesini diliyoruz. Allah’a emanet olun. Hoşça kalın. Evet Vedat Ahmet, Sayın Vedat Ahmet Bulgaristan Yüksek İslâm Şurası Başkanına saygılarımızı sunuyoruz efendim. Ve yine günün anlamına uygun konuşmaları için Rıfat Fezic birazdan burada olacaklar.
Karadağ Diyanet: Rıfat Fezic Konuşması
Karadağ Diyanet İşleri başkanı kendileri. Sayın Başkanım konuşmalarınız için buyurun efendim. Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Ve salatü ve selamü ala Seyyidina ve Nebina Muhammedin ve aleyhi ve sahibi ecmein. Sayın Valim, Sayın milletvekil, Sayın Rektör, çok kıymetli kardeşlerim hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Ben Karadağ’dan geliyorum. Karadağ Balkanların ortasında küçük bir devlet. Biz Müslümanlar olarak da orada azınlıkta yaşıyoruz. Birkaç mesaj size göndermek istiyorum bu akşam. Ben dini liderlerin, siyasetçilerin, iktisacıların, hukukçuların nasıl konuştuğunu bilmiyorum. Ben burada gönülden ve kalpten konuşmak istiyorum. Biz Çanakkale zaferinden sonra, Kurtuluş Savaşından sonra, Belibiyara’dan sonra Balkanlar’da yalnız kaldık.
Bir yetim olarak Müslümanlar neredeyse 100 yıldır Balkanlar’da yaşıyordu. Ama son zamanlardaki Türkiye, eskisi gibi eski bir Türkiye değildir. Değerli kardeşlerim, güçlü Türkiye, kuvvetli Türkiye sadece sizin için değil, Balkanlardaki Müslümanlar için ve bütün dünyadaki mazlûm ve iyi insanlar için çok önemlidir. Balkanlar’da olubitenleri duymuşsunuz, biliyorsunuz. Bizim orada bir atasözümüz var. Kedinin olmadığı yerde fareler halay çıkıyor. Güçlü Türkiye’nin olmadığı bir yerde Hristiyanlar, düşmanlar vesaire hayal çıkıyor. Halay çıkıyor. Daha 30 yıldır önce Azerbaycan’ın toprakları işgal eden Ermenistan’ı biliyorsunuz. Balkanlardaki savaşlar, Bosna esnek, Kosova vesaire zulümler. Biraz önce Bulgaristan’dan gelir dostum, iyi ki söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gelince artık bu fareler halay çekemiyor. Ben önünüzde bir kardeşiniz olarak, ben Bosna’ım. Karadağ’dan bir Boşnak. Ama Türkiye’yi kendimden çok daha seven bir insanım. Ve Boşnaklar ve Arnavutlar ve Balkanlardaki Müslümanlar da öyle duyguları var. Bunu bilmenizi gerekiyor. Siz Türk olarak büyük bir milletsiniz. Siz aslanlarsınız. Ama aslanların başında aslan olması lazım. Aslanların başında köpek veya küçük bir hayvan olursa bir şey yapamaz. Sultân Süleymân büyük bir aslandı. Sultan Mehmet Fâtih büyük bir aslandı. Mustafa Kemâl Atatürk büyük bir aslandı. Recep Tayyip Erdoğan büyük bir aslan. Arslanların başında mutlaka aslan olması gerekiyor.
Bu Türkiye’yi koruyun, muhafaza edin. Siz onu koruyun ki Allah da onu koruyacak inşallah. Çanakkale’deki bu destanı yazan insanlar, mehmetçikler her gün kuru baksaydı bugün dolar ne kadar, euro ne kadar o destanı yazmazdı. Ama İslâm uğrunda, ruh uğrunda, vatan uğrunda hayatını hiç saymadılar. Türkiye her zaman mücadele içerisinde fazla dostunuz yok, düşmanınız çok. Ama inşallah çok çalışıp Allah size bize de yeter. Allah’a emanet olun. Sağ olun, var olun. Katıldığı her televizyon programında ve Türkiye’ye ziyaretinde Türkiye ile Karadağ’ın Balkan ülkelerinin dostluğunu ifade eden Sayın Rıfat Fezic, Karadağ Diyanet İşleri Başkanı’na bu güzel konuşmalar için saygılarımı sunuyoruz efendim.
Jülide İskenderoğlu Konuşması
Evet yine günün anlamına uygun konuşmalar için Çanakkale Milletvekilimi Sayın Jülide İskenderoğlu aramızdalar. Hoşgeldiniz Sayın Vekilim. Konuşmalarınızı yapmak üzere saygılarımla sizi mikrofona davet ediyorum efendim. Selamların en güzeliyle, Allah’ın selamıyla sözlerime başlamak istiyorum. Selamünaleyküm. Öncelikle Sayın Valim, çok kıymetli Rektor Hocam, değerli Gelibolu Belediye Başkanım, İl Genel Meclis Başkanım, çok kıymetli hocalarımız, Balkanlı’nın dört bir köşesinden gelen milletvekilinden hocalarımıza çok kıymetli misafirlerimiz, ben bugün 10. Balkan buluşmalarımızda Mevlevîhânemize hoş geldiniz diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Ve aslında şunu söylemek istiyorum, çok kıymetli Mevlânâ dostlarımıza, evet onlara hoş geldin diyoruz ama aslında onlar bizler kadar ev sahibi.
Çanakkale demek Cumhuriyet’in ön sözünün yazıldığı topraklar demek. Çanakkale’de dünden bugüne ecdadımızın emaneti aslında bizlerle birlikte. Onların ecdadın emanetleri de bu toprakların gerçek sahipleri de bizlere emanet. Biz her sabah dualarımızla aslında şehitlerimizi ev sahipliği yapıyoruz. Evet, özellikle sözmek başlarken bunu dile getirmek istedim. Akova’dan Bulgaristan’a, Drama’dan Debre’ye, Dizor’dan Girit’e, Kosova’dan Manastır’a, Preşova’dan Prizren’e, tüm gönül coğrafyamızdaki dostlarımıza bir kez daha hoş geldiniz demek istiyoruz. Adını sayamadığım nice ecdadımız aslında Çanakkale’yi, bu toprakları bizlere emaneti. Belli dönemlerde buluşuyoruz, hep birlikte oluyoruz ancak birlik beraberliğimiz, gönül birlikteliğimiz asla bitmiyor.
Çanakkale ortak geçmişimiz, Çanakkale kültürümüz, Çanakkale’de acılarımız ortak, Allah’a şükür ki geleceğimizde birlikte. Çanakkale’yi anlamak aslında bu coğrafyayı da anlamak demek. Birlikte başarmanın en güzel örneği bizim için Çanakkale. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan her zaman şunu dile getiriyor, fiziki bir coğrafyamız var ancak bir de gönül coğrafyamız var. Tayland’dan Meksika’ya, İspanya’dan Etiyopya’ya, Balkanlar’dan Güney Afrika’ya, nerede bir mazlûm varsa, nerede bir gönül coğrafyamız varsa biz her zaman oradayız. Ve asla da sorunlara kayıtsız kalmayacağız. Bunun bir kez daha örneğini göstereceğiz. Dünyanın en güçlü ordusu yüzyıllardır bu coğrafyada bizlere ait. Dünyanın en büyük devletleri yüzyıllardır bu coğrafyada bizlere ait.
Ve elhamdülillâh Barış’ın sancaktarı bu bölgede bizler olacağız. Biz sizi asla yalnız bırakmayacağız. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk ve silah arkadaşları bizleri bu kıymetli toprakları bırakırken şiarımızı Barış gördüler. Ve ortak değerlerimizden asla feragat etmeyeceğiz. Bunun sözünü biz sizlere her zaman verebiliriz. Ortak değerlerimiz bir tanesi de çok kıymetli şehitliğimiz. Hemen ilerimizde duran aslında hepimizin ortak değeri. Ve Barış’ın hoşgörünün örneği Mevlânâ Hazretleri. Bugün hepimizi burada buluşturan aslında Vuslata erişinin 748. yılında, yıl dönümünde her şeyden önce Barış’ı ve hoşgörüyü bizlere öğreten Hazret-i Mevlânâ’yı duâlarla ve her şeyden önce gönlümüzle selâmlıyoruz, minnetlerimizi sunuyoruz.
Biz bunu anladığımızda, bir ve beraber olduğumuzda, biri beraberi gördüğümüzde ahlâkı, ilmi, varoluşu kabul eden Hazret-i Mevlânâ’yı algılayabildiğimizde inşallah gerçekten bu dünyaya bence Barış gelecek. Konya’da başlayan hikaye aslında bu bölgede dünyanın en büyük mevlevehanesiyle Rûmeli topraklarıyla buluştu. Bu hikayeyi hepimiz biliyoruz ama hiçbir zaman bizim için hikaye olarak kalmadı, kalmayacak. Eğer son yaşadığımız dönemde görüyoruz ki, aslında Barış’ı, hoşgörüyü birbirimize tahammül etmeyi Mevlânâ Hazretlerinin felsefesini yaşayabilirsek, bence bu dünyada hiç sorun da kalmayacak. Elhamdülillâh birbirimizi anlamamış insanda Barış ve hoşgörü dünyaya gelecek. Çünkü gördük ki bir mikrop hepimizi birbirimize bağladı.
Ne zengini vardı ne fakiri. Ve inşallah hep birlikte maske mesafe ve temizlik kuralına uyarak aşılarımızı yaparak bu mikroptan da kurtulacağız. Ben özellikle Mevlânâ Hazretlerinin bir sözünü çok seviyorum. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. Evet artık yeni şeyler söylemek lazım. Barış’ı hayatımıza sadece sözlerimize değil hayatımıza getirebilmek lazım. Birbirimize farklılıklarımızla tahammül etmeyi öğrenmek lazım. Ve dünya malını değil, eşyayı değil aslında insanı yüceltmek lazım. Öyle bir Mevlânâ ki bizim çok korktuğumuz ölüm, onun için aşka sevgiye, gerçek sevgiliye kavuşmak. Öyle bir Mevlânâ ki vuslat onun için dünya sürgünününden kurtulmak. İnşallah hepimize, kalplerimize ve hayat felsefemize bunu yaşamayı nasîb olmasını diliyorum.
Ve bir sözünü daha dile getirmek istiyorum. Günümüzdeki aslında yokluk ve saf aletin bence son bulmasının en güzel örneklerinden biri. Yaşadığın dünyaya bak, yüce Tanrı hangi ellerini sevginin kucağında büyütmemiş, neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek, yere tekme ve tokatla girmeyi tercih edersin. Mevlânâ Hazretleri o yüzden buradaki mevlevi hane ile beraber aslında Rûmeli’ye açılmış. O yüce kalbindeki sevgiyle ve anlayışla. Dostluk ve hoşgörünün hayatınızda var olmasını diliyorum. Her yerde olmak gibi bir duanız varsa inşallah onun gibi gönüllere gireriz. Çünkü sevenler sevdiklerini gönüllerinde taşır. Ben hepinizi sevgiyle ve sevgiyle selamlıyorum. Üzerimde iki selâm var izniniz olursa.
Yoğun programları dolayısıyla bugün bizlerle çok birlikte olmak isteyen ama katılamayan, öncelikle kıymetli grup başkan vekilim Bülent Turan’ın sizlere hepinizde sevgileri ve selamları var. Bugün bizlerle olmayı çok arzu etti ama başka bir görev dolayısıyla yanımızda değil. Bir kıymetli ve çok çok büyük aslında benim için taşımak ayrıca bir onur. Sen Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sevgi ve selâmlarını diliyorum. İnşallah onları getirdim. Gönlünüzdeki hoşgörüyü, sevgiyi, barışı ve Mevlânâ sevgisini sadece sosyal medya hesaplarımızda bir söz olarak değil, yaşam felsefesi olarak algılamak, yaşamak ve bir ve birlikte olmak dileğiyle sağ olun var olun Allah’a emanet olun. Çanakkale milletvekilimiz Sayın Jüri de İskenderoğlu’na saygılarımızı sunuyoruz.
Bu sevgiyle anlattığı Hazret-i Mevlânâ’nın konuşmaları için, Mevlânâ’yı anlatan bu konuşmaları için kendilerine teşekkür ediyoruz. Saygılarımızı sunuyoruz efendim. Dünyanın ortak dili Hazret-i Mevlânâ dedik ve 10. Uluslararası Balkan coğrafyası Çanakkale’de buluşuyor etkinliklerine.
Vali İlhâmi Aktaş ve Paylaşımlar
Her zaman desteklerini esirgemeyen Çanakkale Valisi Sayın İlhâmi Aktaş’ın teşriflerine saygılarımla arz ediyorum efendim. Sayın milletvekilim Balkan coğrafyasına gönül coğrafyamızdan programa teşrif eden çok kıymetli konuklar, muhterem hanımefendi, beyefendi, sevgili gençler ben de sizi dünyanın en büyük Mevlânâ’yla tanıştığım atalarımızın Rûmeli’ye ilk ayetini, bu gelibolu ilçemizden tarihiyle, coğrafyasıyla, tabiatıyla ender bir yer olan gönlümüzün üst nesalarının gelibolu’da bir arada bulunmaktan böyle bir etkinlikle aranızda olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyor. Kıymetli misafirlerimize hoş geldiniz diyorum. Bu programın yapılmasında emeği geçen başta dernek başkanımız Hâlid Kuşko hocamız ve kıymetli arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum.
Etkinlikte görev alacak olan semâzenlerimize Mesnevî okuması yapacak arkadaşlarımıza da şimdiden teşekkür ediyorum. Hazret-i Mevlânâ’yı da üstlata kavuşunduğun 748. yıl dönümünde rahmetle anıyor. Hepimizin onun söylemlerini, onun nasîhatlarını, onun bize öğrettiklerini, okuduklarımızı hayatımızın en kıtça noktalarına kadar uygulamamız, hayatımıza tatbik edebilmemizi Allah’ın bize nasîb etmesinin temennisiyle tekrar hepinize en derin sevgilim. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Hayırlı akşamlar diliyorum. Evet Çanakkale Valimiz Sayın İlhâmi Aktaş’a konuşmaları için saygılarımı sunuyoruz efendim. Konuşmaların akabinde bu güzel gece için, Şeb-i Arûs Töreni için bugün buraya gelmek isteyip de gelemeyen ama bizlere bilgi notu gönderen Sayın Akpartiburg Başkanvekili, Çanakkale Milletvekili’ye Avukat Bülent Turan’nın paylaşımını aktarıyorum efendim.
Hazret-i Mevlânâ, medeniyet temelimizin ve topraklarımızın kadim değeridir. Vuslat, aşktır. Sevdiğine kavuşmaktır. Özüne dönmektir. Hazret-i Mevlânâ’yı vuslatının 748. yıl dönümünde rahmetle, hürmetle ve duâ ile yad ediyoruz. Dünyanın en büyük mevlevihanesi Gelibolu Mevlevîhânesi’nde düzenlenen Şeb-i Arûs Törenimizin hayırlara vesile olmasını diliyor. Şehitler diyarı şehrimizde bulunan tüm değerli konuklarımızı saygıyla ve muhabbetle selâmlıyoruz. Akpartiburg Başkanvekili, Çanakkale Milletvekili Avukat Sayın Bülent Turan’nın paylaşımını aktarıyoruz. Bir diğer bilginotumuz, bizlerle paylaşmışlar kendileri. Kültür ve Turizm Bakanı’nı Sayın Mehmet Nuri Ersoy, derler ki 10. Uluslararası Balkan Coğrafyası Çanakkale’de buluşuyor etkinliklerine.
Nazik davetiniz için teşekkür ediyorum. Değerli katılımcılarınıza ve konuklarınıza sevgi ve selamlarımı sunuyorum. Mehmet Nuri Ersoy Kültür ve Turizm Bakanı. Bir diğer bilginotu ve paylaşım, Derya Yanık’tan gelmiş Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız şöyle diyor kendileri, daha önce belirlenmiş programın nedeniyle düzenlemiş olduğunuz 10. Uluslararası Balkan Coğrafyası Çanakkale’de buluşuyor etkinliklerine katılamadığım için üzgünüm. Nazik davetiniz için teşekkür ederim. Tüm katılımcılara selâm ve sevgilerimi sunarım. Derya Yanık Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı. Programımızın bundan sonraki kısmı performans etkinlikleriyle, tasavvuf müzikleriyle devam edecektir.
Armin Muzaferija İlahi ve Türküleri
Bir milleti millet yapan üç değer vardır. Bunlardan bir tanesi dildir. İkincisi dindir. Üçüncüsü ise tarihtir. Dildin ve tarih bir milletin saç ayaklarıdır. Dünyanın ortak dili Hazret-i Mevlânâ dedik ve 10. Uluslararası Balkan Coğrafyası Çanakkale’de buluşuyor etkinlikleri kapsamında. Kardeşlik ve ebedî dostluğunuzun köprüleri olan Türkçe boşnakça seslendireceği ilahiler ile, Bosna’nın ünlü ses sanatçısı Sayın Armin Muzaferija aramızdalar. Evet şimdi Sayın Armin Muzaferija’yi alkışlarla davet etmek istiyorum. Hoş geldiniz. Kıymetli sanatçımızı davet ediyorum efendim. Ne zaman anlarsam seni karan kalmazam Ne zaman anlarsam seni karan kalmazam Sen de ne gayri güzem yaşa kimse ne resim mezar Sen de ne gayri güzem yaşa kimse ne resim mezar Ya Allah, Ya Allah, Allah Allah Allah Bir ismi Mustafa, bir ismi Ahmet Allahumma sani Allah, Muhammed Ya Allah, Ya Allah, Allah Allah Allah Medet ya, medet ya sahibel meydan Medet ya sahibel mekan Medet ya Hazret ya Ya imam en rosni ya ya ya serdi Ente mağabu Allahi buddh el-ladi Febidudya yaman akhireti Allah ya Resulallahi buddh biyadi Ya imam en rosni ya ya ya serdi Ente mağabu Allahi buddh el-ladi Febidudya yaman akhireti Allah ya Resulallahi buddh biyadi Bak, had Morning sahipsiz Mezihurili Ben’, Mezik-i Z最后的ahofri Müslüme klo Nuri Muhammed’an Ya Allah, Ya Allah, Allah Allah Allah Allah, Ya Allah, Ya Allah, Derman Allah Allah Teşekkürler.
Ben yorurum ya ne ya ne Aşk o yadı beni kane Ne akile ne divanı Gel gör beni beni aşk neyle di Derde girin tarayla din Aşkım benim Aşkım benim Aşkım benim Aşkım benim Aşkım benim Gel gör beni beni aşk neyle di Derde girin tarayla din Gel gör beni beni aşk neyle di Derde girin tarayla din Aşkım benim Çanakkale içinde aynı ağlı çarşak Çanakkale içinde aynı ağlı çarşak Ana beni gidiyor. Doğuşmana karışa Geç mi meyvar Ana beni gidiyor. Doğuşmana karışa Geç mi meyvar Çanakkale içinde bir uzun selvi Kimi mizni şanla Kimi miz evli o geç mi meyvar Kimi mizni şanla Kimi miz evli o geç mi meyvar Çanakkale içinde buldular beni Çanakkale içinde vurdular beni Ölmeden emezara koynolar beni Oh gençli meyvar Ölmeden emezara koynolar beni Oh gençli meyvar Çok teşekkür ederim Bu müstesna gece Bosna’dan Mevlânâ çağrısı getiren Armin Muzaferija’ye çok teşekkür ediyoruz efendim.
Sağ olsun var olsun. Mevlevîlik tamamen sevgi ve hoşgörü üzerine kurulmuş bir müessesedir. Kültürümüzdeki Mevlevîlik ve semâzenlik kavramları çok önemlidir. Zira semâ işitmek, işittirmek, dinlemek demektir. Estetiği ve görselliğinin yanında apayrı bir anlamı olan semâda semâzenler bedeniyle dönerken kalbi ve diliyle de Allah’ı zikrediyor. Efendim o zaman semâ zikri şerifi diyelim, o sese kulak verelim. Ardından duâ ile bu güzel geceyi sonlandıralım.
Semâ Zikri Şerîfi ve Selamlama
Semâzikri şerifi arz ediyorum. Semâzikri şerifi arz ediyorum. Semâzikri şerifi arz ediyorum. Semâzikri şerifi arz ediyorum. Semâzikri şerifi arz ediyorum. Semâzikri şerifi arz ediyorum. Semâzikri şerifi arz ediyorum. Semâzikri şerifi arz ediyorum. Semâzikri şerifi arz ediyorum. Semâzikri şerifi arz ediyorum. Semâzikri şerifi arz ediyorum Eyvallâh, illâllâh, Muhammedur Resûlullah, destûr yâ Hazret-i Allâh, huu. Eyvallâh, illâllâh, Muhammedur Resûlullah, destûr yâ Hazret-i Allâh, huu. Eyvallâh, illâllâh, Muhammedur Resûlullah, destûr yâ Hazret-i Allâh, huu. Hu Hu Eyvallâh, illâllâh Muhammedur Resûlullah Destur ya Hazret-i Allah Hu Destur Destur Selâmün aleyküm Cenâb-ı Hak gecenizi, ömrünüzü Ayınızı, yılınızı Hayırlı ve bereketli eylesin.
Allah bizi sevdiklerinden eylesin. Sevdikleriyle bir ve beraber eylesin. Sevdiklerinin haliyle Hallenmeyi nasîb eylesin. İlk günden son güne İlk başladığımız yerden son nefesimize ve ötesine kadar Her ne yapıyorsak Her ne yaptıysak Hepsini de kendi rızası için Kendisi için Amel eden kullarından eylesin. Bizim zerre nefesimizi dahi Dışarıya bırakmasın. Biz her şeyimizle Allah’ın rızasına talibiz Allah bize sahip çıksın. Bizi sevsin ve muhafaza eylesin. Bir şebi arus törenlerinde beraberiz Malum şebi arus düğün gecesi demek Düğün gecesi ise Hazret-i Mevlânâ öğretisine göre Vefat günü demektir Yahudiler, peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine Dediler ki Muhammed Ben yine sallallâhu aleyhi ve sellem diyeyim Onlar öyle dediler.
Muhammed Biz Allah’ı senden daha çok seviyoruz Ve ona daha layığız Cenâb-ı Allâh Hz.
Vuslat, Ölüm ve Ruhlar Âlemi
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin dilinden Onları şöyle nakletti Ölümü arzu etseler ya Seni Allah’ı sevdiğini söyleyenler Ölümü arzu etseler ya. Şimdi kalbimizdeki ölüm arzusuna bir bakalım Allah’ı olan vuslatımızla sevgimizle doğru orantıladır Ölüm sevgiliye kavuşma günüdür Hazret-i Mevlânâ şöyle buyurur Kabrimde ağlayıp üzülmeyin Dehfurun, sevinin, mutlu olun. Çünkü mezar âşıkların perdesinin açıldığı yerdir Sizin perdeinizle aranız nasıl Ölümle aranız nasıl dostlar Hazret-i Mevlânâ’yı anlayabilmek için Ölüm gününüzü düğün gecesi olarak idrak edebilir misiniz? dünya mümine zındandır Biz Cenâb-ı Allâh’ın yolunda adım adım Dakika dakika vakit vakit ona kavuşacağımız günü bekleriz Ve hep içimizde bir korku vardır Allah’ım bizi daim îmânlılardan eyle Hayırlılardan eyle Ve bize aşk ver Aşk nedir?
Sonsuzluğa bilettir Ebediyete bilettir Ebedi yurttan öte alemden gelen Bu dünyada zindana düşen müminin öte aleme kavuşması demektir Hocam bunu biraz açar mısın bize derseniz bazı kimseleri görürsünüz Onların yüzüne baktığınızda dersiniz ki Ya bunlar sanki bunu yıllardır tanıyor gibiyim. Ama hiç görmemişinizdir Hadîs-i şerifte Peygamber Efendimiz buyurur Ruhlar grup grup askerlerdir Evvel ve öte alemden tanışanlar Burada da görüp kaynaşıp anlaşırlar Değil mi Mamuşa Belediye Başkanım? İlk görüşte değil mi birbirimize muhabbetimiz oldu dün akşam İlk gördüm gönlüme geldi Onlar hiç tanışmamışlardır. Ama bir görüşte derler ki Sanki yıllardır ahbabız Sanki yıllardır dostuz Sanki onlar öte alemden daha arkadaşlardır Hazret-i Peygamber Efendimiz buyurur ki Âdem peygamber olmadan önce ben peygamberdim Hazret-i Mevlânâ o alemi o evvel alemi can bahçesi der Ey canım biz seninle o alemden beraberdik Hazret-i Mevlânâ’nın matematiksel yolu Dindeki matematiksel yolu Şems-i Tebrîzî’den sonra sevginin üstüne evrilir Nedir sevmek?
Sevmek şudur Her şeyinle ona fedakarlık etmek Örnek A kişisini sevdiniz Ona daim duâ etmek Sabah namazlarında, öğle namazlarında, aklınıza her geldiğinde, secdelerde böyle bir kimseyi sevseniz. Onun sorunlarıyla ve problemleriyle ilgilenseniz Zahir hayatta onun hiç yüzüne bakmasanız İnanın yanınızdan ayrılamaz İnsanların gözlerinde, ruhlarında sevgiyi anlayan yapı vardır Onlar bir görüşte anlaşılır Hazret-i Mevlânâ’nın öğretisi sevmeye dayanır Hazret-i Mevlânâ seni bir kere görse, o gördüğünde bir kere sevse Çok özür dilerim, yandın, kaçamazsın. Eğer ruhun sağlamsa, er kişiysen kaçamazsın. Neden? Adam sana kalkıp geceleri duâ ediyor. Sana sabah namazlarında senin için secdelerde ağlıyor Allah’ım Hâlid’in yardımcısı ol diye Sen nasıl dönebilirsin?
Kurtulmak istesen de kurtulamazsın. Çünkü güreşte bir boyunduruk vardır Bir de kurt kapanı Yağlı güreşçiler bilir Sevmek bir kimseye künde atıp kurt kapanını almaktır Kımıldatmazsınız. Ama önemli olan sevmektir Önemli olan sevebilmektir Hâlid hocam bunu nasıl tanımlarsın?
Sevgi Öğretisi ve Fedâkârlık
Sevgi biraz farklı bir anlayış olacak ama bunu konuştuk Sevmek sana öğretilir Sûfî olanların, derviş olanların ve sizlerin buraya toplananların Ekonomik ortak bir yok Yaş olarak ortak bir yok Statü, sınıf, konum hiçbir ortak yanınız yok Kiminiz rektör, kiminiz vali, kiminiz garip güreba Kiminiz öğretim üyesi, kiminiz doktor, kiminiz işçi Kiminiz doktor, kiminiz işçi Hiçbir şeyimiz bağdaşmıyor Kimimiz günahkar Bağdaşan tek bir yönümüz var Hepimizin Bu âleme dünyaya geldiğimizde bizi bir kişi her şeyden fazla sevmiş Aklınıza ilk anneniz mi geldi? Bir kişi sizi her şeyden fazla seviyorsa, sevebiliyorsa Siz o sevgiyi kemal noktasında öğrenirsiniz. Ama o sevgiyi size bir kişi sunmamışsa Vah vah vah size Düşünsenize bu âlemde sizi her şeyden ve herkesten çok seven bir kişi bile yok.
O yüzden Yûnus dedi ki kardeş, hoca, varsam bin kere hacca Hepisinden iyisi bir gönüle girmektir Dostum, sırdaşım, canım bir gönülde yer tuttun mu? Senin için gecelere ağlayan bir kişi var mı? Allah Kur’ân-ı Kerim’de duâ edin, kabul edeyim diyor. Bunda şek yok, şüphe yok Suriye’de savaş oldu Yemin ediyorum Allah hakkı için söylüyorum Bir kişi bir gece gözyaşları içinde bütün secdelerde Allah’ım Suriye’deki savaşı durdur deseydi O savaş dururdu Etmedi Silahını kimse kullanmadı. Çünkü herkesin hayatta bir işi vardı. O yüzden size duâ edebilecek, size her şeyden ve herkesten çok sevebilecek bir kişi varsa siz Hazret-i Mevlânâ’yı anlayabilirsiniz Şems-i Tebrîzî’i geldi, her şeyden ve herkesten çok Hazret-i Mevlânâ’yı sevdi Ona sevgiyi öğretti En son dersi de sevginin uluhiyeti olan, sevginin sahibi olan Allah’a kavuşmaktı Ve Hazret-i Mevlânâ’ya şunu gösterdi Sevgi uğruna diğer sevdiklerinden vazgeçmeyi Dünyaya olan bağları vardı, yemek yerdi Sevgisiyle o yemek yemeden çoğundan vazgeçti, düzene getirdi Ve dünyaya olan bütün bağlarını sevgisiyle düzene getirdi En son bir ders vardı Şems-i Tebrîzî’i en son dersi şöyle verdi aşkın, sevginin, sevgilinin uğruna bak nasıl can verilir, gör Bunu gören Hazret-i Mevlânâ’nın aşkla aklı başından gitti.
Şimdi bu kırmızı post, unutmayın, bu can fedasının postudur Ben bu posta bir kere müsaadeyle emanetçi olarak oturdum. Ama en sonunda benim de canımı isteyecek aşk Sizlerden duâ istiyorum, o aşk, o Allah uğruna canımı verebilmemi Cenâb-ı Hak bana ve gönülden beni de dese diyenlere nasîb eylesin. Bugün 30.
30. Beyit: Her Şey Sevgiliden İbaret
Beyt’ten kısa bir ders yapacağım Her şey sevgiliden ibaret, Mesnevî birinci sayfa, birinci bölüm 30. Beyt Her şey sevgiliden ibaret, aşıksa bir perdedir Sevgili daima diridir, aşıksa ölüdür Bir kimse kimi ve neyi severse ona benzer, ona yönelir Onunla hemhal olur, onun gibi konuşur, onun gibi gülmeye başlar Bu hepinizde kısım kısım olmuştur Seven sevdiğinin aynasıdır Bir kimse hakkı sevmişse hakkın aynasıdır Sokakta bir köpeğin bacağına bir darbe gelse, köpek topallasa Allah gökten elini indirmeye kadirdir her şeye Fakat Allah’ın fiiliyatı sıfatlar üstünden olduğundan orada bir ayna gerekir orada âşık gelir, o köpeğin ayağını düzeltir Âşık düzelticidir, bütünleştiricidir, birleştiricidir Baş düşmanı şeytandır, şeytân ayırır, böler Çevrenizde ayırıcı ve bölücü kimse Allah’ın ve Adem’in en büyük düşmanı şeytandır Birleştirici ve bütünleştirici kim varsa o Muhammed aleyhisselamın Hazret-i Mevlânâ’nın ordusundandır Kardeşler, âşık Allah’ın elidir Âşık Allah’ın aynasıdır Bütün bu âleme âşıklar zuhreder Bir yerde kötülük hâkimse oradaki kâfirlerin, fasıkların, münafıkların Dualarının isteklerinin fazlalığından kötülük hâkim olur Âşık sen duanla mücadele edeceksin.
Gayretinle, terinle nereye kadar giderse Nereye kadar giderse mücadele edeceksin. İyiliğin hâkim olmasını istiyorsan Balkanlar’da, ülkemizde mücadele edeceksin. Gayret edeceksin, devlet büyüklerin mücadele ediyorlar Onlara duâ edeceksin. Başındaki amirin duâ edeceksin. Gidip de şunu söylemeyeceksin. Ben sana duâ ediyorum, yok o bilmeyecek ona duâ ettiğini Yatacaksın, gözyaşlarının içinde diyeceksin ki Allah’ım ona yardım et Bazıları yolumuzda kerâmet yaşarlar Bir şey gösterilir, bir farklı hal yaşar Gider der ki, kardeşim bak ben ne yaşadım Kardeşim, onu sana Allah yaşattı Onu sana Allah ikram etti Sen Allah’la olan dostluğunu Bir insanın ilgisi çekmek için pazara çıkardın Eyvah! Senin aydan karardı Dostum, senin en yakın dostun Allah’tır Kur’ân-ı Kerim’de der ki Allah’ı zikir en büyük iştir İnsanlar, Mevlevîlerin kıyafetlerine, şekillerine Musikilerine, görselliklerine ve güzelliklerine aldanıyorlar.
Ama Mevleviliğin ve Hazret-i Mevlânâ’nın özü zikirdir Kardeşim, her bir semâda ne dersiniz, söyler misin? Allah deriz dedi. Her bir çakta Allah deriz Biz oturup normal kıyafetlerle böyle oturmuş olsaydık Allah Allah deseydik sizleri buraya nasıl toplardık? Bizim bir sevdamız var Bosna’dan, Kosova’dan, Karadağ’dan, Bulgaristan’dan, Yunanistan’dan, Romanya’dan Dünyanın öte ucundan, Kızıl Elma’nın ucu Londra’ya kadar Bizim bir sevdamız var Allah demek, Allah dedirtmek Bunun için şekle büründük, mavilere büründük, beyazlara büründük, pembelere büründük Bu Allah’ın aşıklarının zikir törenidir, zikir alemidir Ve şunu isteriz, hepiniz için şunu isteriz dostlar Şu duvarın içinde veya şu geniş bahçenin içinde Hadisi kutsinde Allah zikrullâh yapıldığında Melaikeler Cenab-ı Hakka koşar Der ki Ya Rabbi Şurada seni toplanmışlar, yalnızca seni zikrediyorlar Allah bildiği halde sorar, cehennemi mi görmüşler mi?
Görmemişler Ya Rabbi Görseler daha kuvvetli zikrederler Cenneti mi görmüşler mi? Görmemişler Ya Rabbi Görseler aşkla zikrederler Beni görmeden, beni zikreden kullarımın hepsini affettim Allah’ım der meleklerden biri Orada izlemeye gelen biri vardı Orada o kadar güzel insanlar vardır ki der Cenâb-ı Hak Onların yüzü suyurmetine Allah hiçbirini ayırmaz Hepsini tertemiz eder, affettim onları der Şu kabıdan hepiniz bu hissiyatı yaşayarak çıkacaksınız Tarif edemediğiniz bir şey olacak içinizde Tarif edemeyeceksiniz, ben de hala tarif edemiyorum Allah’ın mübtelası olduk, aşkın Allah’ı zikretmenin adamın biri vardı ibadetleriyle, hayırlarıyla öne çıktı Cenâb-ı Hak da mahşerde huzura geldi Neyle yargılayayım, adaletinle deyince Adam cehennemlik oldu Cehenneme götürürken adam döndü bir baktı Cenâb-ı Hak’ka Allah bildiği halde sordu Dedi ki neden baktın, seni affedici bilmiştim Seni bağışlayıcı bilmiştim ya Rabbi dedi.
Cenâb-ı Hak dedi ki Allah kulunun zanlı gibidir Seni bağışladım, affettim. Bakın bir umutturu bu Hazret-i Mevlânâ öğretisine bakarsanız Camilerde, medreselerde göremezsiniz Viranelerde, meyhanelerde, kahvehanelerde, çilehanelerde Toplumun en diplerinde Hazret-i Mevlânâ ulaşır Her yöne ulaşır, her aşka ulaşır, her sevdaya ulaşır Yanlış anlamayın bugün Budistler bile Hz.
Budistler, Mevlevîhane ve Aşk Kubbesi
Mevlânâ’dan konuşur Amerika’da, Avrupa’da dünyanın her yerinde Rumiye enstitüleri kurulmuştur Mevlânâ öğretisi verilir Dünya Eğitim Araştırmaları Birliği Başkanı burada Sorabiliriz Prof. Dr. Yûnus Eryeman Hocamıza Dünya Hazret-i Mevlânâ’nın öğretisiyle şu anda yoğuruluyor Aşkla yoğuruluyor Bir süre sonra nasıl büyük bir plan kurduğunu Hazret-i Mevlânâ’nın 800 sen önceden bir süre sonra anlayacaksınız Allah nurunu tamamlayacak Biz ise bu dünyanın en büyük Mevlevi Hanesinde Aşk kubbesinin altında Allah demek için bir araya geldik Her kim bu işe bir gıdam faydası dokunmuşsa Veya gönlü burdaysa, duası burdaysa Allah ona rahmet etsin. Allah onun yedi ceddini affetsin. Allah onun kabrini nûr eylesin.
Buradan vefat ettiyse anasının babasının kabir azabı varsa kaldırsın. Sevdiklerinin varsa sıkıntısı kabirde kaldırsın. Kendisinin varsa da kaldırsın. Cenâb-ı Hak yardımcısı olsun. İnşallah ölümü özledik Bir gün böyle toplandığımız gibi mahşerde de toplanırız Ne güzel yapmıştık, ne güzel Allah’ı zikretmiştik Ne güzel işler yapmıştık deyip birbirimizle sarılırız O gün bir şey kazanamayacağız belki ama Bugünlerde kazandırdığımızı cömertçe ve rahatça harcarız Cenâb-ı Allâh bu dünyada iyi ve güzel iş yapanlardan eylesin. Hazret-i Mevlânâ’nın aşkını, ruhunu, kalbini daima ileriye taşıyanlardan eylesin. Şöyle söyleyeyim, aşk sevgi derken hümanistler de Mevlânâ Hazretlerine sahip çıkıyor. Fakat şunu bilin, Hazret-i Mevlânâ’nın bir sözü vardır Ben yaşadıkça Kur’ân’ın kulu ve kölesiyim Seçilmiş Muhammed’i Mustafa’nın ayağının tozuyum Bir kimse benim için bundan başka bir şey naklederse Söyleyenden de, sözden de mahşerde şikayetçiyim.
O yüzden bütün alemlerin kapısı, Hak’ka giden açık olan tek kapı Sultanlar Sultanı Muhammed’i Mustafa’nın kapısıdır. O yüzden Hazret-i Mevlânâ, onun Şems-i Tebrîzî’inin diliyle Muhammed aleyhisselâm’ın ardından en güzel söz söyleyendir Budistler, hangi istler ve izmler Hepsi Hazret-i Mevlânâ’dan konuşurlar Sevdiğinize güzel bir mesaj atmak isteseniz Hazret-i Mevlânâ’nın kelamını yazarsınız. Çünkü o öyle bir sevmiştir ki hepimizi tabiri caiz kitlemiştir Bütün alemi, bütün alemin düşünce ve fikrini Hepimiz onun aşkından, sevdasından kaçamadık Sıfır gibiydi matematikte, yutan elemandı Öyle bir aşıktı ki hepimizin aşkını yuttu Bizi buraya topladı 750 sene sonra Senin ölümünden 50 sene sonra seni hatırlayan olur mu acaba?
Hazret-i Mevlânâ’nın kurduğu hayale ve projeye bak 800 sene sonra bizi burada topluyor Allah’ı zikrettiriyor, aşıklara neşv-i nevha bulduruyor Annem beni sevdi, anneannem beni sevdi O sevgiyi öğretti, yoğurdu Üstadım beni sevdi, yoğurdu, eğitti Kardeşlerim, Semâzen kardeşlerim beni sevdi Yoğurdu, beraber yoğurduk sevgimizi Bugün burada 250 kişi gönüllü çalışıyor Bir lira alan yok Aşktır bu Başka bir yerde bulabilirsek Daha iyisini daha güzelini bulabilirsek Gidip o aşkın dibinde diz çökeriz Allah bizim de öldüğümüz günü Şeb-i Arûs, düğün gece seylesin
Kapanış Teşekkürü ve Yûnus İlahileri
Tüm emeği geçenlerden Sayın Malim Arıyorum sayın Malim’i sabah erken Çok rahatsız etmeyeyim sayın Malim diyorum Halit Hoca’m anlat derdini kapama diyor. Anlat derdini söyle diyor. Kapama diyor. Ben rahatsız ederim diye söylüyorum Sayın Mekin’im Jülide Hanım, ablamız Senelerdir ne olursa olsun. Her zaman sayın rektörümüz Hâlidçim der, Hâlidçim Denilecek hiçbir şey yok sayın kaymakamımız Ve sayın protokolüm, Balkanlardan gelen konuklar. Bakın bunların hepsi sevgiyle oldu Bize bir yerden bir aşk vurdu Biz de anlamadık. Ama bütün âşıkların kokusunu alanlar Buradalar, haseten ben buradan Başta bütün programımızı icra eden Tasavvuf Vakfımıza, ekibimize Semâzen kardeşlerimize Bizleri yetiştiren üstâdımıza Sayın vekillimize, sayın rektörümüze Valimize, kaymakamımıza İl meclis başkanımıza, genel sekreterimize Rektör yardımcılarımıza Bizleri yalnız bırakmayan bütün protokole Eğitim fakültesi dekanımız, rektör yardımcımız Eğitim araştırmaları birliği başkanımız Ve şu Balkanlardan gelen Göz yaşları içinde bugün şehitlikleri gezdiğimiz Ağlaya ağlaya şehitlikleri gezdiğimiz Bütün dostlarımıza Canımla, kanımla teşekkür ediyorum Allah hepinizden razı olsun.
Cenâb-ı Hak Alkış yok, sûfîlerde alkış yok Semaz sırasında olmaz, hakkınızı helâl edin Şebi aruzumuz mübârek olsun. Gecemiz mübârek olsun. Bütün emeği geçenlerden Allah razı olsun. En küçük kardeşlerimizden, 6-7 yaşındaki Semazenlerimizden, onları yetiştirenlerden Allah razı olsun. Bu zamanda buraya gelenlerden Allah razı olsun. Çok duygulandım, hepinize haseten ayrı ayrı teşekkür ediyorum Şebi aruzumuz mübârek olsun. Allah devletimizi, milletimizi, bizleri, sizleri Darda bırakmasın. Balkanlarla tekrar bizi bir bütün etsin inşallah Destur ya Hazret-i Allah Hu Hu Hu Ya Allah Ya Allah Uyan gözünü aç durma Yalvar Güzel Allah’ım Uyan gözünü aç durma Yalvar Güzel Allah’ım Yıldan izin ayırma Yalvar Güzel Allah’ım Yıldan izin ayırma Yalvar Güzel Allah’ım Her geceyi daim ol Her gündüzü sahip ol Her geceyi daim ol Her gündüzü sahip ol Ben zikr ile daim ol Yalvar Güzel Allah’ım Ben zikr ile daim ol Yalvar Güzel Allah’ım Bir gün bu gözün görmez En kolayın işitmez Bir gün bu gözün görmez Sen kulun işitmez, buzdursa tene girmez, yalvar güzel Allah’ım.
Allah’ına buyad et, cariyle nişan et. Bülbül gibi feryat et, yalvar güzel Allah’ım. Gel şimdi, niyaz eyle, Allah’a niyaz eyle. Acadını razeyle, yalvar güzel Allah’ım. Allah’a niyaz eyle, Allah’a niyaz eyle. Muhammed ile bile, bir acı çıkan benim. Ashabı sufa ile, yalınca dolan benim. Sabırla kanat, hoş verirken onlara. Körp içi bir gömleğe, kanat kılan benim. Musa Peygamberi ile bin bir kelime kıldım. İsa Peygamberi ile göklere çıkan benim. Adımı yunus taktı, sırrım aleme çattı. Lehi kalemden önce, dilime söylenen benim. Allah’a niyaz eyle, Allah’a niyaz eyle. Sevdim seni hep malı, yaladın alan olsun. Gördüm seni etkarım, yaladın alan olsun. Ağladım çüpeyi benden, gençim bu canı benden. Aklımda iyi her varım, yaladın alan olsun.
Ben varlığımı attım, dostlarımla yetim. Her uzluya bazanım, yaladın alan olsun. Geçtim ben o duzağından, çektim ben o dükkandan. Hep hızine ve canım, yaladın alan olsun. Cümuldu gölü yârim, her şeyle hilayârim. Hay mağrile cümleli, yaladın alan olsun. Hüsriye vücû binkâni, olduk avu ayağın. Tâdîne eskârin, yaladın alan olsun. Hüsriye vücû binkâni, olduk avu ayağın. Ey bülbül şeytâine, eskâde mi geldi? Az bir güle, timsâine, hiryâde mi geldi? Pervane gibi ateşe dair can atarsın. Evvel de bu aşk oduna, zeryâde mi geldi? Yağmur gibi asla bela, sen hep başa çarsın. Can vermeye dost yoluna, kurban ebi geldi. Her şey çalışır, bir sıfatı eyleye hamur. Sen cümlesi fakirin, bir âde mi geldi? Bir kimse senin olmadı, hiç razı olamadın.
Bilmem bu cihâdeci, yetti adem-i geldi. Bu hastalik adem, çift âdem-i ne dersin? Nerede düşseydin, nerede de, ver vâde mi geldi? Şuride bu şeylat olan, yârim cehâni dîmenî. Şuride bu şeylat olan, yârim cehâni dîmenî. Âlemlere rüsvâk olan, hakkın cehâni dîmenî. Âlemlere rüsvâk olan, dostun cehâni dîmenî. Aklımı başımda alan, beni bu sevdaya salan. Bir mürşid-i ebeddekiler, hakkın cehâni dîmenî. Varlığımı elden alan, yoklukla kağına salan. Aşk denizine dalarak, hakkın cehâni dîmenî. Gözlerimi hiryan eden, dünya gibi hüryan eden. Yunuslu tergârdan eden, hakkın cehâni dîmenî. Kulunu mahzun eyleyen, ağrımı kürhud eyleyen. Yunuslu mevzun eyleyen, hakkın cehâni dîmenî. Bir el verdim, bir el et, ayak oldum teftere.
İsmim geçti her yere, ya hadret-i meydana. Bana gülleri pembe, kokusu gölgülerde. Senin aşkın var benden, ya hadret-i meydana. Aç takan diller yansı, gökten uydiler insin. Aşka gelenler dönsün, ya hadret-i meydana. Yâ meydâna, meydana, gir devrana, devrana. Dön serbale, serbale, ya hadret-i meydana. Dön serbale, serbale, ya hadret-i meydana. Dön serbale, serbale, ya hadret-i meydana. Dön serbale, serbale, ya hadret-i meydana. Dön serbale, serbale, ya hadret-i meydana. Eyvallâh, illâllâh. Muhammedur Resûlullah. Destûr yâ Hazret-i Allâh. Eyvallah, eyvallah. Bismillâhirrahmânirrahîm.
Asr Sûresi, Son Duâ ve Vedâ
Ve’l-Asr, inna l-insana lafiyye khusruh. İlla allazine amanu ve aminu s-saliha ti ve tevaasahu mil haq. Ve tevaasahu mil haq. Ve tevaasahu mil sab’u. Sadaqallahul azim. Sübhâne Rabbike, Rabbil izzet’i amma yasifun. Ve selamun ala el murselin. Ve elhamdulillah Rabbil alamin. Subhan’e, Rabb’i ala li’la ala el-vehhab. Elhamdulillah Rabbil alamin. Esselatu ve selamu aleyke ya Rasulallah. Esselatu ve selamu aleyke ya Habiballah. Esselatu ve selamu aleyke ya Nebiallah. Esselatu ve selamu aleyke ya Seyidinevelin vel ahireyin. Ve elhamdulillah Rabbil alamin. Allah’ım sen affedicisin, affetmeyi seversin. Bizleri de affeyle. Allah’ım sen affedicisin, affetmeyi seversin. Bizleri de affeyle. Allah’ım sen affedicisin, affetmeyi seversin.
Bizleri de affeyle. Allah’ım bizlere yardım eyle. Allah’ım bizleri sevdiklerinden eyle. Allah’ım bizi sevdiklerinle bir ve beraber eyle. Allah’ım bizi sevdiklerinin aliyyile allanmamızı nasip eyle. İlahi ya Rabbi her yapmış olduğumuz ameli senin uğrunda ve senin yolunda olmasını nasip eyle. Âmîn. Bize nefsimizden amel ettirme. Âmîn. Bize şeytanın pençesinde amel ettirme. Âmîn. Bize her ne olursa olsun senden ayrı ve gayrı amel ettirme. Âmîn. Allah’ım bütün niyetimiz sensin. Semağımız sensin, duâmız sensin. Burada toplanmamızın niyeti sensin. Sırrımız sensin, canımız sensin. Senden sana sığınırız. Adabı, gadabından, azabından, ağır sıfatlarından, lütfuna, ihsanına, ikramına sığınırız. Bizleri muhafaza eyle.
Âmîn. Bizleri affeyle. Âmîn. Bizlere âfiyet nasip eyle. Âmîn. Bizlere îmân nasip eyle. Âmîn. Bizlere istikâmet nasip eyle. Âmîn. Gönlünde olanların, gönüllerindeki dualarını bu gece kabul eyle. Âmîn. Bu gece kabul eyle. Âmîn. Bu gecenin yüzü suyurumetine kabul eyle. Âmîn. Ölmüşlerimize rahmet eyle. Âmîn. Hastalarımıza şifa eyle. Âmîn. Dertlilerimize deva eyle. Âmîn. Bizden isteyenlerden lütfedip, ikramınla, ihsanınla, vesile edip isteyenlerden her isteklerin onların kabul eyle. Âmîn. Allah’ım bizlere yardım eyle. Âmîn. Allah’ım bizlerin kılıcın olarak gördüğümüz Türk milletine yardım eyle. Âmîn. Türkiye Cumhuriyeti Devletine yardım eyle. Âmîn. Onu sevenlere yardım eyle. Âmîn. Allah’ım bizler de gidersek senin ihsanını, ikramını, lütfunu yaşatacak bir millet kalmayacak.
Bu millete yardım eyle. Âmîn. Devletimize milletimize yardım eyle. Âmîn. Devletimizin ve milletimizin içinde hayırla görev yapan devlet adamlarımıza yardım eyle. Âmîn. İçerideki dışarıdaki hainlere fırsat verme. Âmîn. İçerideki dışarıdaki fethat fesatçılara, bozuculara fırsat verme. Âmîn. Maddi ve manevi bu topraklardan bizlere dirilt ya Rabbi. Âmîn. Son nefesimize kadar Allah Allah Allah deyip son ölüm günümüzü de şebi aruz ettiğin, düğün günü ettiğin, seni göre göre seni zikredege, ede seni kavuşarak son nefesini veren kullarından eyle. Âmîn. Allah’ım senden seni isteriz. Kabul ile makbul eyle. Âmîn. Senden seni isteriz. Kabul ile makbul eyle. Âmîn. Senden seni isteriz. Kabul ile makbul eyle.
Âmîn. Allah’ım yardım eyle. Âmîn. Allah’ım yardım eyle. Âmîn. Allah’ım yardım eyle. Âmîn. Allah Allah Allah Allah Allah Allah. Âmîn. Allah’ım şeriflere hayrola. Âmîn. Hayırlar fethola. Âmîn. Şeriler defola. Âmîn. Allahu azim şerrın ismine kanunimiz pahir. Âmîn. Müteahir. Âmîn. Hak ola. Âmîn. Yemler sefalar müjdat ola. Âmîn. Zülübü aşikan bakışa duhandan ola. Âmîn. Nebiyyatı Mevlânâ. Âmîn. Cenâb-ı Sırr-ı Şems-i Tebrîzî. Âmîn. Karabim-i Mabali. Âmîn. Şefaati Muhammedur Resûlullah-ı Nebi. Huuu. El Fâtihâ ma salavât. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alikuhammed. Âmîn. Destur. Huuu eyvallah illallah Muhammedur Resûlullah. Destûr yâ Hazret-i Allâh. Huuu eyvallah illallah Muhammedur Resûlullah.
Destûr yâ Hazret-i Allâh. Huuu. Eyvallâh illâllâh Muhammedur Resûlullah. Destûr yâ Hazret-i Allâh. Huuu. Şebi alus törenleri kapsamında dünyanın orta akdili Hazret-i Mevlânâ atemalı 10. Uluslararası Balkan coğrafyası Çanakkale’de buluşuyor etkinlikleri kapsamında dünyanın en büyük mevlevihanesinde siz kıymetli konuklarınızla muhteşem bir etkinliğe ev sahipliği yaptık. Huzura bakma. Huzura bakma. Huzura bakma. Huzura bakma. Huzura bakma. Huzura bakma. Huzura bakma. Huzura bakma. Huzura bakma. Huzura bakma. Huzura bakma. Huzura bakma.
Kaynakça ve Referanslar
- Giriş: Etme Şiiri ve Program Açılışı: Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî, Dîvân-ı Kebîr — “Etme” gazeli (Duydum ki bizi bırakmaya azmi diyorsun); Mesnevî-i Şerîf I. cilt beyti (“Her şey maşuktan ibarettir, âşık perde. Diri olansa sevgilidir, âşık mürde”); 748. Vuslat yıldönümü — Mevlânâ’nın 17 Aralık 1273 vefâtı; Gelibolu Mevlevîhânesi — dünyanın en büyük mevlevîhânesi (Ağrıboz Ağa Mevlevîhânesi, 1621); Bosna’daki Gâzi Hüsrev Bey Mevlevîhânesi (1462) ve Fatih Câmii (1462) paralelliği; Mevlevî âdâb-ı “Vakti şerifler hayr ola” selâmı — Ahmed Eflâkî, Menâkıbü’l-Ârifîn
- Bosna-Bulgaristan Selamı ve Kâzım Ağlıç: Bosna-Hersek Güzel Sanatlar Fakültesi ve Saraybosna’nın mânevî hayatı; Bulgaristan Yüksek İslam Şurası ve 1984 “İsim Değiştirme” şehîdleri; Filibe Mevlevîhânesi tarihî mirası; Ebû Yûsuf el-Kādî, Kitâbü’l-Harâc — “Gönül fethi askerî fetihten önce gelir” anlayışı; Osmanlı’nın Balkanlara açılımı ve Sarı Saltuk geleneği — İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh; Şehidin fazileti — Âl-i İmrân 3/169 (“Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın”)
- Karadağ Diyanet: Rıfat Fezic Konuşması: Karadağ Diyanet İşleri ve Balkan azınlık Müslümanları; Çanakkale Zaferi, Kurtuluş Savaşı ve Millî Mücâdele’nin Balkanlara etkisi — Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye; “Aslanların başında aslan olması lazım” istiâresi — Mevlânâ, Mesnevî V. cilt (aslan ve kurt temsili); Azerbaycan-Karabağ savaşı (1988-1994), Bosna savaşı (1992-1995), Kosova savaşı (1998-1999) — mazlûmiyet tarihi; “Fazla dostunuz yok, düşmanınız çok” — Muhammed aleyhisselâm’ın hicret öncesi teslimiyet şuuru; Zulüm yasağı — Şûrâ 42/40-42
- Jülide İskenderoğlu Konuşması: Çanakkale’nin Cumhûriyet öncesözü ve “Birlik, beraberlik, gönül birliği” — İstiklâl Harbi hatırâtı; Barış ve hoşgörü temsilcisi Mevlânâ — Sultân Veled, İbtidânâme; “Ne olursan ol gel” öğretisinin asl nakli ve Mevlânâ’nın Kur’ân ahlâkı içindeki konumu — Fîhi Mâ Fîh; “Yaşadığın dünyaya bak, yüce Tanrı hangi ellerini sevginin kucağında büyütmemiş” — Mevlânâ sözü (Dîvân-ı Kebîr’den muhassal); “Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” beyti — Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî; Ölümü düğün gecesi olarak görmek (Şeb-i Arûs) — Sipehsâlâr, Risâle; Vuslatın 748. yılı münâsebeti ve pandemi şartları
- Vali İlhâmi Aktaş ve Paylaşımlar: Gelibolu’nun Rûmeli’ye ilk ayak basılan coğrafya olması (1354 Süleyman Paşa seferi) — İbn Battûta, Rıhle; Mevlânâ öğretilerini hayata tatbîk etme — Sultân Veled, İntihâ-Nâme; AK Parti Grup Başkan Vekili Bülent Turan’ın Şeb-i Arûs paylaşımı; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un 10. Uluslararası Balkan Coğrafyası etkinliği tebrik mesajı; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın katılamama özrü ve selâmı; Ebedî dostluk ve vuslat şuuru — Bakara 2/165 (“İmân edenler Allah’ı çokça severler”)
- Armin Muzaferija İlahi ve Türküleri: Bir milleti millet yapan üç değer: dil, din, târih — Ziyâ Gökalp, Türkçülüğün Esasları; Boşnakça-Türkçe ilâhi geleneği; “Bir ismi Mustafâ, bir ismi Ahmed — Allâhümme sallı Allâh, Muhammed” — na’t-ı şerîf; “Medet yâ Seyyidü’l-Meydân” istimdad ilâhisi; “Gel gör beni aşk neyledi” — Yûnus Emre, Dîvân; “Ben yorurum yâ ne yâne aşk oduna kane” — Yûnus Emre tarzı ilâhi; Çanakkale Türküsü (“Çanakkale içinde aynalı çarşı”) — anonim halk türküsü, şehâdet ve vefâ edebiyatı; “Ya Resulallâhi hud biyadî” — Kasîde-i Bürde’den iltimas
- Semâ Zikri Şerîfi ve Selamlama: Semâ — “işitmek, işittirmek, dinlemek” — Kuşeyrî, Risâle, Bab-ı Semâ; Mevlevî semâ âyini ve dört selâm yapısı — Ahmed Eflâkî, Menâkıbü’l-Ârifîn; “Bedeniyle dönerken kalbi ve diliyle de Allâh’ı zikir” — Hârezmî, Cevâhiru’l-Esrâr; “Eyvallâh, illâllâh, Muhammedur Resûlullâh, Destûr yâ Hazret-i Allâh” tekbîri — Mevlevî gülbangı; Zikrullâh — Ahzâb 33/41 (“Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin”)
- Vuslat, Ölüm ve Ruhlar Âlemi: “Muhammed! Biz Allah’ı senden daha çok seviyoruz” — Yahudilerin iddiâsı ve “Ölümü arzu etseler ya” cevâbı — Cum’a 62/6-8; “Kabrimde ağlayıp üzülmeyin — mezar âşıkların perdesinin açıldığı yerdir” — Mevlânâ Dîvân-ı Kebîr; “Dünya mü’mine zindândır” — Müslim, Zühd 1; Sevgi uğruna mâsivâdan sıyrılmak — Bakara 2/165; “Ruhlar grup grup askerlerdir, ezelde tanışanlar burada da kaynaşır” — Buhârî, Enbiyâ 2; Müslim, Birr 159; “Ben Âdem peygamber olmadan önce peygamberdim” — Tirmizî, Menâkıb 1 (“Kuntu nebiyyen ve Âdemü beynelmâi ve’t-tîn”); Mevlânâ’nın “can bahçesi” (bağ-ı cân) kavramı — Fîhi Mâ Fîh
- Sevgi Öğretisi ve Fedâkârlık: “Sevmek sana öğretilir” — mânevî tâlim yoluyla muhabbetin aktarımı — İbn Atâullâh, Hikem; “Duâ edin, icâbet edeyim” — Mü’min 40/60; “Suriye’de bir kişi her gece gözyaşıyla duâ etseydi o savaş dururdu” mukâyesesi ve mü’minin sorumluluğu — İbn Kayyım, ed-Dâ’ ve’d-Devâ’; Anne sevgisi ve ilk muhabbet tâlimi — Lokmân 31/14; Mevlânâ ile Şems-i Tebrîzî’nin sevgi tâlimi — Ahmed Eflâkî, Menâkıbü’l-Ârifîn; “Kur’ân’ın kulu ve Muhammed Mustafâ’nın ayağının tozuyum” — Mevlânâ’nın meşhur beyti (Menâkıbü’l-Ârifîn’de nakledilir); Can fedâsı postu (kırmızı post) — Mevlevî makam âdâbı
- 30. Beyit: Her Şey Sevgiliden İbaret: Mesnevî-i Şerîf I. cilt, 30. beyit: “Her şey sevgiliden ibâret, âşık ise bir perdedir. Sevgili dâima diridir, âşıksa ölüdür” — Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî; “Seven sevdiğinin aynasıdır” prensibi — İbn Arabî, Fusûsu’l-Hikem; Aşk ve Hakk’ın aynası — Hâfız, Dîvân; Birleştirici-bütünleştirici olmak — Âl-i İmrân 3/103 (“Hep birlikte Allâh’ın ipine sarılın ve ayrılmayın”); Şeytânın “bölücü” tabiatı — Nisâ 4/60, İsrâ 17/53; Duâ ve mücâhedenin önceliği — Ra’d 13/11 (“Bir kavim kendini değiştirmedikçe Allâh onlarda bulunanı değiştirmez”); “Allâh bildiği halde sorar” — Bakara 2/30 (meleklerle istişâre); Riyâ ve mânevî hâli gösteriş — Mâûn 107/4-7
- Budistler, Mevlevîhane ve Aşk Kubbesi: Mevlânâ’nın Batıda ve Doğuda yaygın etkisi, Amerika ve Avrupa’daki “Rûmî Enstitüleri” — Franklin Lewis, Rumi: Past and Present, East and West; Mevlânâ’nın Kur’ân’a bağlılığı: “Men bende-i Kur’ânem eger cân dârem, men hâk-i reh-i Muhammed-i muhtârem” beyti — Mevlânâ, Rubâîyât; Hadîs-i kudsî: zikir meclisine meleklerin gelişi ve “Beni görmeden zikreden kullarımı bağışladım” — Buhârî, Da’avât 66; Müslim, Zikir 25; Mevlânâ’nın 800 yıllık tesîri ve ilâhî nûrun tamamlanması — Saff 61/8; Sıfır (yutan unsur) metaforu ve aşkın bütün gönülleri kuşatması — Dîvân-ı Kebîr’den mazmûnlar; Dünya Eğitim Araştırmaları Birliği (WERA) ve Prof. Dr. Yûnus Eryaman’ın çalışmaları
- Kapanış Teşekkürü ve Yûnus İlahileri: 250 gönüllü ve ücretsiz hizmet — “Sizden en hayırlınız, ehline en hayırlı olanınızdır” — Tirmizî, Menâkıb 63; Sûfîlerde alkış olmaması âdâbı — Kuşeyrî, Risâle, edeb bâbı; “Uyan gözünü aç durma, yalvar Güzel Allâh’ım” — Yûnus Emre ilâhisi; “Muhammed ile bile, bin bir kelîme kıldım” — Yûnus Emre, Dîvân; “Sevdim seni hep mâli, yaladın alan olsun” — Yûnus Emre terennümü; “Ya hadret-i meydâna, gir devrâna, döndürbâle” — Mevlevî devrâniyye ilâhisi; Dokunaklı ayrılık ve helâlleşme — Hz. Peygamber’in Veda Hutbesi âdâbı
- Asr Sûresi, Son Duâ ve Vedâ: Asr 103/1-3 (“Asra yemîn olsun ki insan gerçekten ziyandadır — îmân edip sâlih amel işleyenler, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler hâriç”) — İmâm-ı Şâfiî’nin “İnsanlara yalnız bu sûre inseydi yetişirdi” sözü; “Sübhâne Rabbike Rabbi’l-İzzeti ammâ yasıfûn, ve selâmün ale’l-mürselîn” — Sâffât 37/180-181; Affedicilik — A’râf 7/199, Hicr 15/85; “Allâh’ım bizleri sevdiklerinden eyle, hâlleriyle hâllenmeyi nasîb et” — Enfâl 8/29; Türk milletine, Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Balkan Müslümanlarına yardım duâsı; Mevlevî gülbangı kapanış fasılları — “Esselâtü ve selâmü aleyke yâ Resûlullâh” — Ahzâb 33/56; “Huzura bakma” duâsı ve Şeb-i Arûs’un dünyânın ortak dili Hazret-i Mevlânâ etrafında sona ermesi
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Zikir, Kalb, Muhabbet, Aşk, Sabır, Şükür. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı