Kader: Hadis İnkarcıları ve Dinde Gevşeklik Tehlikesi
Günümüzde hadisleri reddetme noktasında açıkça konuşan insanların sayısı artmaktadır. Eskiden bu konuda çekinen kimseler artık hiç çekinmeden, rahat rahat hadisleri inkar edebilmektedirler. Bu durum Türkiye’de ve İslam dünyasında büyük sıkıntılar açacak bir gidişattır. Her ne kadar bu kişiler çok büyük itibar görmeseler de, dinde gevşek olan insanlar üzerinde ciddi etkileri olmaktadır. Artık insanlar hadisleri reddetme noktasında herhangi bir çekingenlik duymamaktadırlar.
Bu tehlikeli yaklaşım, dinin temel kaynaklarından birini devre dışı bırakma girişimidir. Kur’an-ı Kerim’in yanında hadis-i şerifler, İslam’ın ikinci temel kaynağıdır ve bunları reddetmek, dinin pek çok hükmünü askıya almak anlamına gelmektedir.
Abdest, Zikir ve Namaz Meseleleri
Abdestsiz Zikir Yapılabilir mi?
Zikir abdestsiz de yapılabilir, bunda şer’i açıdan bir sıkıntı yoktur. Ancak abdestsiz yapılan zikrin fazileti aşağı düşer. Normalde zikrullaha girerken abdestli olmaya gayret etmek gerekir. Çünkü abdest, kişinin zikrullahtaki görmüş olduğu halleri doğrudan etkiler. Abdestsiz yapılan zikirde şüphe ulaşabilir. Bu sebeple zikre girerken abdeste dikkat etmekte fayda vardır.
Namaz Kılan Ama Alkol Alan Kişi
Bir kimsenin namaz kılıp alkol alması, günah-ı kebair işlemesidir ancak dinden dışarı çıkmaz. İnsanların günah işleme özgürlüğü vardır. Şer’i hukuk olsa bir cezası olacaktır; ancak şer’i hukuk uygulanmadığından bu ceza tatbik edilememektedir. İslam hukukunda bir kimse evinde alkol içse ona ceza verilmez; dışarıda sarhoş görülürse ceza verilir. Bu kişi kebair işlemiş olur ama dinden çıkmaz.
Pantolonla Namaz Kılmak
Bayanların namazda tesettürleri bellidir: ayak bileklerine kadar, el bilekleri açık, yüz açık olacak şekilde geri kalan kısım örtülü olmalıdır. Bu tesettürü neyle yerine getirdikleri sorulmaz. Dışarı çıkarken vücut hatlarını belli etmeden örtünmek gerekir; bu dışarıdaki kıyafet ölçüsüdür. Namaz kılarken ise tesettür şartları yerine geliyorsa pantolonla da kılınabilir.
Zikir Halkasında Edep
Zikir meclisinde ağlama konusunda bir dizayn koymak mümkün değildir. Ağlamanın önüne geçilmez ve ağlamak ashabın da sünnetidir. Rivayet edildiğine göre ashab, Hz. Peygamber (s.a.v.) sohbet ettiğinde ve zikrettiğinde başlarından aşağı örtülerini çekerler ve ağlarlardı. Bu haktır ve engellenemez.
Bilgi mi Sevgi mi Önce Gelir?
Bu meselede iki yol da geçerlidir. Birincisi: bir kimse bildikçe sever. İkincisi: bir kimse sever, sevdikçe bilir. Bilmediği bir şeyi sevebilir mi? Evet, sevebilir. Adını duyan, isminin var olduğu bellidir ama bilmiyordur; kalbine onunla alakalı bir yangın düşer, bir ateş düşer.
Bu, sufilerin yoludur genelde. Sufiler bilmeden severler. Birisi Allah’ın var olduğunu ve sevilmesi gerektiğini söyler, tebliğ eder. Sufi sever; sevince sevdikçe bilmeye başlar, tanıdıkça sevmeye başlar. Bu ikisi birbiriyle kol kola girer, öyle yürür. Temelinde yine bir tanımlama, bir haberdar olma vardır. Ancak bir kimse zahiren bir bilgiye sahip değilse dahi Cenâb-ı Hak onu fıtraten kalbine ilham eder, kendi varlığını ona üfler.
Fıtrat, İlham ve İnancın Evrenselliği
Allah hiçbir kavmi inançsız bırakmaz. Dinin ulaşıp ulaşmaması ayrı bir meseledir; Cenâb-ı Hak her insanın kalbine kendi varlığını ilham eder. En ilkel topluluklara gidildiğinde dahi kendilerine göre bir inançları olduğu görülmektedir. Hadîs-i kudsî ve hadis-i şerifte buyurulduğu üzere, din ulaşmamış kimseler ehl-i cennettir.
Peygamberlerin vasıtasıyla indirilen din onlara ulaşmamıştır; ama onlar dinsiz değillerdir yine de. Cenâb-ı Hak onların içlerinden bazılarına bir inanç üflemiştir. Yeryüzündeki bütün inanışlar bu manada Allah’a yöneliktir. Bir şekilde Cenâb-ı Hak onların kalplerini ilham etmektedir. İnançsız hiçbir kavim, hiçbir topluluk yoktur.
Hz. İbrahim’in (a.s.) Kıssası ve Akıl Yürütme
Hz. İbrahim’e (a.s.) hiçbir din vahyedilmeden, annesi de babası da din anlatmadan, mağaranın içerisinde 13-14 yaşına geldiğinde dışarı çıktığında yıldızı gördü ve ‘Herhalde benim Rabbim bu olmalı’ dedi. O 13-14 yaşındaki bir çocukta bir Rab inancı vardı. Bu metafizik bir olgu değil, doğrudan bir çocuğun akıl yürütmesidir. Bu bir hikmettir. Cenâb-ı Hak bütün insanların kalbine vermiş olduğu bir hikmet tohumu, yeşermekte ve filiz vermektedir.
Hz. İbrahim (a.s.) önce yıldızı, sonra ayı, sonra güneşi gördü ve her seferinde ‘Benim Rabbim bu olmalı’ dedi. Buradaki ‘Rabbim’ ifadesinde bir incelik vardır: ‘Allah’ım’ demesi şümullü bir nokta olurdu; ‘Rabbim’ demesi ise şahsın kendine ait bir tekilleme noktasıdır. Herkesin kendince bir Rab anlayışı vardır.
Kader Meselesi: An’ı Yaşamak
İnsanlar kaderin üzerine çok konuşmak istiyorlar. Kadere iman ettik, varmış böyle bir şey, tamam. Ama kader nedir diye sorulduğunda: doğmak kaderdir, ölüm kaderdir, ne zaman geleceği bellidir. Şu anda kader budur: geldim, kahve içiyorum burada. Bunun üzerine daha fazla konuşmaya, tefekkür etmeye gerek yoktur. Kader andır, geç.
İnsanlar oturup ertesi gün ne yaşayacaklarını öğrenmek istiyorlar. Ne yaşayacağımı görmektense neyi yaşamam gerektiğine bakarım. Ben yaşamak istediğimi yaşıyorum dersem, o zaman kaderim de böyleymiş derim, çıkarım işin içinden. Ama insanoğlu hayatını kendi davasına basitleştirmek ve kolaylaştırmak istiyor.
Kader Değişir mi?
Kader değişir. Nasıl olmanı istiyorsan öyle yap, değiştir kendini. Ben olmak istediğim hayatı yaşıyorum, istemedim sevmedim bir hayat yaşamıyorum. Ben mutluyum, bir sıkıntım yok. Bir mutsuzluk yaşıyorsam, istemediğim bir şeyse değiştiririm. Bu kadar basit. İradeye bağlıdır; cüz’i iradeye inanan bir insanım.
İnsanlar kaderi suçlayacak yer arıyorlar. Karşıdakini disipline etmeye çalışıyorlar ama kendilerinin ne yaptığının bilincinde değiller. Herkes gücünün yettiği yere kadar ne yapması gerekiyorsa ondan mükelleftir. Onu yapmaya çalışır. Hayat bu kadar basittir.
Evlilik, Güven ve Hayat Felsefesi
İnsanlar evliliğin nasıl geçeceğinin garantisini istiyorlar. Sen ne kadar iyiysen evliliğin o kadar iyi geçecektir. Kavgacı bir kimsenin evliliğinden iyilik beklenemez. İnsanlar karşıdakinin ne yapacağını hesaplamaya çalışıyor ama kendilerinin ne yaptığının bilincinde değiller.
Hayat felsefesi basittir: doğru olanı yapmaya çalışmak. İstiyorsan gel, istemiyorsan çek git. Hayatı korkuyla yaşamak, ertesi günü sorgulayarak geçirmek hayatı yaşanmaz hale getirmektedir. An’ı yaşamak, elindekine hamdetmek gerekir. Çay önünde hamdet Allah’a. Yarın ne olacak diye düşünmektense bugünün kıymetini bilmek lazımdır.
Mezhep Esnekliği ve Fıkhi Meseleler
Mezhep Değiştirmek ve Taklit
Zaruret halinde başka bir mezhebin hükmü uygulanabilir; bu mezhep değiştirmek değildir. Gerekirse mezhep de değiştirilebilir, bunda bir sakınca yoktur. Gerçeğe bakıldığında ne Şafiliğin tam Şafililiği ne de Hanefiliğin tam Hanefiliği kalmıştır. Hanefi mezhebinin içerisinde uygulanan hükümlerde Şafi’den, Maliki’den, Hanbeli’den pek çok içtihat görmek mümkündür. Mezhep, dini yaşamakta ortak bir standarda ulaştırmaktır; bağnazca tutunulacak bir yer değildir.
Kadınların Hacca Gitmesi
Hanefi’ye göre kadınların mahremsiz uzun yolculuğa çıkması caiz değildir. Şafi’ye göre kırk mümin kadın olması lazımdır. Hanbeli uleması ise yol güvenliği sağlandığında kadınların seyahat edebileceğine hükmetmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.) bir padişahın kızını on askerle geri göndermiştir; buradan hareketle güvenli yolda seyahat caiz görülmüştür. Günümüzde kızlar okullarda, üniversitelerde okuyorlar; bu konuda bir hüküm verilmesi gerekmektedir.
Hacca gidecek kadınlar için göstermelik nikah yapılması caiz değildir. Nikah ciddi bir akittir; adam boşamazsa kadın zor durumda kalır.
Diğer Fıkhi Meseleler
- Dini nikah tazelemek: Eşlerden birisi küfre düştüyse nikah tazelenmesi gerekir.
- Kurban kesme: Şahsa göre değildir, parası olana vaciptir. Zekat veren bir kimseye kurban vaciptir. Eşlerin her ikisi de çalışıyorsa ve keseleri ayrıysa, zekat miktarı kadar parası bir yıl durana kurban vacip olur.
- Zekat taksitle verilebilir, tek seferde verilmesi şart değildir.
- Tesettür farzdır. Kapanmaya tepki gösteren aile: farzlığına inandığı halde tepki gösteriyorsa sıkıntı yoktur; farzlığına inanmıyorsa küfre düşer.
Haramların Hikmeti ve Sufi Yaklaşımı
Domuz Etinin Haramlığı
Sufiler haramlar konusunda şöyle düşünürler: bir şey haramsa haramdır. O haramın hikmetiyle alakalı insanlar bulabildikleri kadar söyleyebilirler. Domuz kendi pisliğini yer, hiç terlemez, dolayısıyla vücudundaki yabancı bakterileri atamaz. Ama bunların hiçbirisi bulunamasa bile haramiyeti kalkmaz.
İsrailoğullarına cumartesi günü balık tutmak yasaklanmıştır. Onlar ağları cumartesinden atmışlar, pazar günü çekmişler. İman böyle bir şeydir: Allah haram etmiş, bitti. Sufiler ‘duyduk, iman ettik, itaat ettik’ derler. Çok arkasını gerisini araştırmazlar. Sufi ahlakı budur. ‘Habire hesaplayacağım, kitaplayacağım’ diye uğraşan kimse yol alamaz. İman edenler yürürler.
Hadis İnkarcılarına Cevap: İnsan Eti Meselesi
‘Kur’an bana yeter’ diyen hadis inkarcısına şu soru sorulmuştur: İnsan etini haram kılan bir ayet var mıdır? Kur’an’da haram edilen dört şey vardır: domuz, leş, kan ve Allah adına kesilmeyen hayvanlar. Beşincisi yoktur. Hadis inkarcısının mantığıyla ilerlersek geri kalan her şey helal olur ve insan eti de bunun içinde kalır. Bu örnek, hadislerin dindeki vazgeçilmez yerini açıkça ortaya koymaktadır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur: ‘Benden sonra aramızda bu kitap vardır diyenler çıkacak. Ben onlardan uzağım.’ Bu hadis-i şerif, sadece Kur’an yeter diyen yaklaşımın tehlikesini asırlar öncesinden haber vermektedir.
Hümanizm Nedir?
Hümanizm, eski Yunan helenistik çağın başlangıcındaki din anlayışıdır. Bu anlayışta yarı insan tanrılar vardır: güzellik tanrısı, savaş tanrısı gibi. İnsan sevmekten geçer ama bunlar aynı zamanda tanrıdır. Hümanizm insan sevgisi değildir; insanı tanrılaştıran bir dindir.
İslam dini hümanist değildir. İslam’da Allah hiçbir zaman insan değildir. İnsanın üzerinde Allah’ın sıfatları tecelli eder ama insan asla Rab olmaz, Allah olmaz. İslam insanı eşref-i mahlûkat olarak görür ve yaradılanı sever; ancak bu hümanizm değildir. Kötülük yapan İsrailoğulları gibi kavimler lanetlenmiştir; bu Allah’ın hükmüdür.
Kaynakça
Hadis-i Şerif Referansları
- Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hadis inkarcıları hakkındaki hadisi: ‘Benden sonra aramızda bu kitap vardır diyenler çıkacak.’ — Ebu Davud, Sünnet, 5 (Hadis No: 4604); Tirmizi, İlim, 10
- Ashab-ı kiramın zikir ve sohbet esnasında ağlaması rivayetleri — Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya
- Padişahın kızının on askerle geri gönderilmesi hadisesi — Siyer-i Nebi kaynaklarında geçmektedir
- Din ulaşmayan kavimlerin ehl-i cennet olması — İsra Suresi, 17/15: ‘Biz bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz’; Hadis-i Şerif: fetret ehli hakkındaki rivayetler
Ayet-i Kerime Referansları
- Haram kılınan dört şey: Bakara Suresi, 2/173: ‘Allah size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı.’
- Maide Suresi, 5/3: Haram kılınan yiyeceklerin tafsilatlı listesi
- İsra Suresi, 17/15: ‘Biz bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.’
- Enam Suresi, 6/76-79: Hz. İbrahim’in (a.s.) yıldızı, ayı ve güneşi görüp Rabbini araması kıssası
- İsrailoğullarına cumartesi yasağı: Bakara Suresi, 2/65; A’raf Suresi, 7/163
- İman edenlerin ‘duyduk ve itaat ettik’ demesi: Nur Suresi, 24/51
Fıkhi Kaynaklar
- Abdestsiz zikir meselesi: İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar — zikrin abdest şartı olmadığı, ancak abdestli yapılmasının faziletli olduğu hükmü
- Alkol içen kimsenin hükmü: el-Kasani, Bedaiu’s-Sanai — şarap içmenin kebair olduğu ancak küfür olmadığı
- Kadınların namazda tesettürü: İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar, Salat bahsi — avret yerleri ölçüleri
- Kadınların mahremsiz seyahati: Hanefi görüşü (Hidaye), Şafi görüşü (el-Mecmu’), Hanbeli görüşü (el-Muğni) — yol güvenliği ile cevaz
- Mezhep taklidi ve zaruret hali: İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar — zaruret halinde başka mezhep taklidi caizdir
- Nikah tazeleme: el-Fetava’l-Hindiyye — eşlerden birinin küfre düşmesi halinde nikah feshi
- Kurban vecibesi: el-Kasani, Bedaiu’s-Sanai — nisab miktarı mala sahip olana vacip olması
- Zekat taksitle ödeme: İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar — zekatın taksitle verilebileceği hükmü
- Domuz etinin haramlığı hikmeti: Gazali, İhyau Ulumi’d-Din; İbn Kayyim, Zadü’l-Mead
Tasavvufi Kaynaklar
- Bilmeden sevmek — sufi yolunun temel prensibi: Kuşeyri, er-Risale — muhabbet bahsi
- Fıtrat ve ilham yoluyla iman: Gazali, İhyau Ulumi’d-Din — marifetullah bahsi
- Kader ve an’ı yaşamak: İbnü’l-Arabi, Fusûsu’l-Hikem — vakit kavramı; ‘Sufi ibnü’l-vakt’ (sufi vaktin çocuğudur) prensibi
- Haramların hikmetini araştırmamak, iman edip yürümek: sufi ahlakının temel prensibi — Kuşeyri, er-Risale
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
Ek kaynaklar:
- Hadis inkârı ve sünnetin İslam’ın temel kaynağı oluşu için bkz. Nahl 16/44; Ahzâb 33/21; Haşr 59/7; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sünnet” ve “Hadis” maddeleri.
- Kur’ân-sünnet bütünlüğü ve dinî hükümlerin sünnetle açıklanması için bkz. Buhârî, İ‘tisâm 2; Ebû Dâvûd, Sünnet 5; Şâtıbî, el-Muvâfakāt.
- Abdestsiz zikir, zikirde abdestli olmanın fazileti ve dua adabı için bkz. Ahzâb 33/41-42; Nevevî, el-Ezkâr; Diyanet İlmihali, zikir ve abdest bölümleri.
- Namaz kılıp alkol alan kişinin hükmü, büyük günah ve iman ilişkisi için bkz. Mâide 5/90; Nisâ 4/48; Buhârî, Îmân 30; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Kebîre” maddesi.
- İçki haddi, sarhoşluk ve İslam ceza hukukunda uygulama şartları için bkz. Müslim, Hudûd 35; Ebû Dâvûd, Hudûd 36; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hamr” ve “Had” maddeleri.
- Namazda tesettür, kadınların kıyafeti ve pantolonla namaz meselesi için bkz. A‘râf 7/31; Nûr 24/31; Diyanet İlmihali, namaz ve tesettür bölümleri.
- Zikir meclisinde ağlama, Kur’ân karşısında gözyaşı ve sahabe hali için bkz. Mâide 5/83; İsrâ 17/109; Meryem 19/58; Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân 33.
- Bilgi-sevgi ilişkisi, mârifetullah ve muhabbetullah için bkz. Zâriyât 51/56; Bakara 2/165; Âl-i İmrân 3/31; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mârifetullah” ve “Muhabbet” maddeleri.
- Sûfîlerde sevgiyle bilme ve bilmeyle sevme yolu için bkz. Kuşeyrî, er-Risâle, “Muhabbet” bölümü; Gazzâlî, İhyâ, “Kitâbü’l-Mahabbe”.
- Fıtrat, ilham ve insanın yaratılıştan hakikate yönelişi için bkz. Rûm 30/30; Şems 91/7-8; A‘râf 7/172; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Fıtrat” ve “İlham” maddeleri.
- Dinin ulaşmadığı kimseler, fetret ehli ve sorumluluk tartışması için bkz. İsrâ 17/15; Mâide 5/19; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Fetret” maddesi; Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd.
- Hz. İbrahim’in yıldız, ay ve güneş üzerinden akıl yürütmesi için bkz. En‘âm 6/75-79; Taberî, Câmi‘u’l-Beyân; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb.
- Kader, fıtrat ve kulun sorumluluğu için bkz. Ra‘d 13/11; İnsan 76/3; Müslim, Kader 34; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Kader” maddesi.
- Haramların hikmeti ve şeriatın maksatları için bkz. Mâide 5/3; Bakara 2/195; Şâtıbî, el-Muvâfakāt; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Makāsıdü’ş-Şerîa” maddesi.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Muhabbet, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı