Dergah Sohbetleri Serisi

421. Dergah Sohbeti — Hizmet Edebi, Mezhep-Hadis Savunması ve Sufi Geleneğin Korunması

Hizmet: Hizmet Edenin Edebi ve Nefis Terbiyesi

Tasavvuf, nefsi terbiye etme ilmidir. Bu çizgiden uzaklaşılırsa tasavvufun özünden sapılmış olur. Dergaha gelen kardeşlere ve burada hizmet edenlere düşen vazife: kardeşlerine öfkelenmemek, kızmamak, tepeden bakmamak, laf söylememek ve edep sınırını aşmamaktır. Hiç kimseden hizmet beklenmemelidir; Allah hizmeti yerine koyandır.

Hizmet edenler hem çabuk yükselirler hem de çabuk inerler. Allah yolunda hizmet eden kimsenin elinden Cenab-ı Hak tutar, Hz. Peygamber (s.a.v.) onun elinden tutar, melekler ona dua eder, veliler ve mürşidler ona dua eder. Ancak hizmet ediyorum diye birine tepeden davranmak, kabaca hareket etmek ve edep sınırını aşmak o kimseyi batırır.

Hizmet Ehlinin Dikkat Edeceği Hususlar

  • Gelen kardeşlerin kalbini kırmamak, buraya geleni üzmemek
  • Tepeden davranmamak, hak vurma yapmamak
  • Hizmetine bakmak, hareket çekmemek, kimseye sertlik göstermemek
  • Hizmetlileri tayin edenler onları takip edecek; düzeltmiyorsa geri çekmesini bilecek
  • Tuvaleti temizleyen de, kapıda duran da, çay dağıtan da edeple davranmak zorundadır
  • Süpüren kimse emanete dikkat edecek; birisi saatini, telefonunu, parasını unutabilir
  • Bir kişiye laf söylendiğinde bütün dergaha laf söylenmiş olur; sırtında elbise var çünkü
  • Vazife yapanlar kibir deryasına düşmemeye dikkat etmelidir

İslam’a Karşı Sistematik Saldırı Planı

Son 200 yıldan beri İslam dünyasının içerisinde batılıların atmış olduğu ve içimizdeki ahmakların onlarla ortak projelendirip sunmuş olduğu bir plan uygulanmaktadır. Bu plan dört aşamalıdır ve her aşama bir öncekinin devamıdır.

Birinci Aşama: Sufilere Saldırı

Önce ehl-i tarikata, sufilere yüklendiler. Batı dünyası ve İslam dünyasının içindeki işbirlikçiler, ehl-i sufiyeyi yenmek için ehl-i ulema, ehl-i şeriat ve fıkıhçıların desteğini aldılar. Mısır’da, Tunus’ta, Fas’ta, Türkiye’de, Suriye’de, Irak’ta bütün İslam coğrafyasında sufilere karşı kampanya oluşturdular. Medreselerin bir kısmı da bu kampanyaya katıldı.

İslam dünyası bu süreçte sufi geleneğe sahip çıkamadı. Sufiler yalnız kaldılar ve ‘Haklı da olsanız tartışmaktan uzak durun’ hadis-i şerifi mucibince bir adım geri attılar, kendi içlerinde sufiliği yaşamaya başladılar.

Osmanlı Sonrası ve Tekke-Zaviye Kanunu

Osmanlı’dan sonra kurulan devletler, uluslararası bir oyunun parçası olarak sahte devletçiklerdir. Bu devletçikler eliyle İslam’ın kalbi hükmündeki ehl-i sufi bir adım geri çekilmiştir. Her yerde kanunlar ve anayasalar değiştirilmiş, sufilere baskı operasyonları düzenlenmiştir. Cumhuriyet döneminde de bu devam etmiştir: şeyhler asılmış, tekkeler basılmış, yağmalanmış, yakılmıştır. Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile icazetler yasaklanmıştır.

Bugün Türkiye’de icazetli şeyhlik hukuken mümkün değildir; icazet vermek ve almak kanuna aykırıdır. Cezası 13 yıl hapistir. İcazetler sandıklardan çıkarılarak yazılmak zorunda kalınmıştır. Bütün bu süreçte sufi gelenek, kültür ve öğreti büyük darbe almıştır.

İkinci Aşama: Mezheplere Saldırı

Sufileri yendiklerini düşünenler ikinci hamleyi yaptılar: ulemaya, medreseye ve mezheplere karşı saldırı başlattılar. 150 yıldan beri mezheplere karşı acımasızca saldırı devam etmektedir. Aynı klişe cümleleri kullanıyorlar: ‘Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında mezhep yoktu, şimdi de olmaması gerekiyor.’ Bu, sufilik için söylenenlerin aynısının mezheplere uyarlanmış halidir.

Üçüncü Aşama: Hadislere Saldırı

Mezheplerden sonra sıra hadislere gelmiştir. ‘Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine sarılırsanız beni bulursunuz’ hadisinin bir çıt ilerisi ashabı yok saymaktır. Bir çıt daha ilerisi Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hadislerini yok saymaktır ki bunu da açıkça söylemeye başlamışlardır.

Sarı Öküz Hikayesi: Taviz Vermenin Sonu

Mesnevi’deki sarı öküz hikayesi bu durumu anlatmaktadır: Aslanlar öküzlere dedi ki ‘Şu sarı öküzü bize verin, sizi rahat bırakalım.’ Sarı öküz uyardı: ‘Benimle bitmeyecek, aslanlar geri dönmeyecekler.’ Ama topluluğun selameti için sarı öküzü feda ettiler. Birincisini verdikten sonra ikincisini istediler, üçüncüsünü istediler ve en sonunda can damarını istediler.

İslam dünyası sufileri verdi. Ehl-i ulema ve medrese sufileri savunmadı. Siyaset de savunmadı. Sufiler kabuklarına çekildiler. Şimdi sıra mezheplere ve hadislere gelmiştir. Nihai hedef, Kur’an-ı Kerim’i ortada savunmasız bırakmaktır.


Kur’an Tek Başına Yeter mi?

Kur’an-ı Kerim tek başına savunmasızdır; istediğiniz yere çekersiniz onu. Allah’ın kitabını koruyan hadis-i şerifler ve mezheplerdir. Cenab-ı Hak dinini peygamberlerle, velilerle ve alimlerle muhafaza eder, korur. Hadis olmazsa bir ayet-i kerimeyi istediğiniz yere çekebilirsiniz; alimler olmazsa hadis-i şerifi de istediğiniz yere çekersiniz.

Namaz Örneği: Hadissiz Nasıl Kılınacak?

‘Kur’an yeter’ diyenlere sorulmalıdır: Bana secdeyi tarif et, nasıl secde edeceksin? Bir kimse secde etmenin göğsünü toprağa koymak olduğunu söylerse buna neyle karşı çıkacaksın? Secdenin göğüsle olmayacağına dair Kur’an’da bir ölçü var mıdır? Yoktur. Ayet-i kerimede namazla alakalı rukuya gidenler, secdeye gidenler, kıyamda duranlar geçer; ama bunların nasıl yapılacağını tarif eden hadis-i şeriflerdir.

Aynı meselede beş farklı hadis bulunabilir; hangisinin hangi durumda geçerli olduğunu belirleyen mezhep imamlarının içtihadıdır. Hadisleri inkar edenler ve mezhepleri inkar edenler ‘yepildek akıllılardır’: rüzgarın estiği yöne giderler, kendi iradeleri ve fikirleri yoktur.


Çeşitli Fıkhi Meseleler

Kredi Çekmek Caiz midir?

Banka kredileri ve faizli işlemlerden mümkün olduğunca uzak durmaya gayret etmek gerekir. Hukuki açıdan darülharpte bu krediler caizdir; bunda bir sıkıntı yoktur. Ancak mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.

İş Hayatında Harama Kaçma Riski

Hangi işi yaparsanız yapın, eğer o işi yaparken harama kaçma ve harama doğru yol alma söz konusuysa bu durum değerlendirilmelidir. Kuyumculuk gibi mesleklerde müşterilere iltifat etmek gibi hususlarda dikkatli olunmalı; harama giden bir yolda ciddi sıkıntı varsa iş değişikliği düşünülebilir.


Kaynakça

Hadis-i Şerif Referansları

  • ‘Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine sarılırsanız hidayeti bulursunuz’ — İbn Abdilberr, Camiu Beyani’l-İlm, Hadis No: 1810; Beyhaki, el-Medhal
  • ‘Haklı da olsanız tartışmaktan uzak durun’ — Ebu Davud, Edeb, 7 (Hadis No: 4800); Tirmizi, Birr, 58
  • Muaz b. Cebel hadisi: ‘Neyle hükmedeceksin? Kur’an ile. Bulamazsan? Sünnet ile. Bulamazsan? Kıyas ederim.’ — Ebu Davud, Akdiye, 11 (Hadis No: 3592); Tirmizi, Ahkam, 3
  • ‘Benden sonra aramızda bu kitap vardır diyenler çıkacak’ — Ebu Davud, Sünnet, 5 (Hadis No: 4604)
  • Hizmet edenin fazileti ve meleklerin duası hakkındaki rivayetler — Müslim, Zikr, 37; Tirmizi, Birr, 36

Ayet-i Kerime Referansları

  • Nisa Suresi, 4/59: ‘Allah’a itaat edin, Resul’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin.’
  • Ahzab Suresi, 33/21: ‘Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Resulullah’ta güzel örnekler vardır.’
  • Namazla ilgili ayetler: Bakara Suresi, 2/43 (Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle beraber rüku edin); Hac Suresi, 22/77 (Rüku edin, secde edin)
  • Darülharp ve hukuki meseleler: İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin darülharp fıkhı — el-Kasani, Bedaiu’s-Sanai

Fıkhi ve Tasavvufi Kaynaklar

  • Tekke ve Zaviyeler Kanunu (1925, Kanun No: 677) — sufi kurumların kapatılması ve cezai yaptırımlar
  • Mezheplerin gerekliliği: İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar — taklidin vacip olması bahsi; Şatibi, el-Muvafakat — içtihadın şartları
  • Sarı öküz hikayesi: Mevlana Celaleddin Rumi, Mesnevi-i Manevi — aslanlar ve öküzler kıssası
  • Sufi geleneğin tarihsel seyri ve baskılar: Kara Mustafa Paşa dönemi sonrası tekke reformları; Cumhuriyet dönemi tekke kapatmaları
  • Darülharpte faiz meselesi: İmam-ı Azam Ebu Hanife ve İmam Muhammed’in görüşü — el-Mevsili, el-İhtiyar; Serahsi, el-Mebsut
  • Hizmet edebi ve nefis terbiyesi: Kuşeyri, er-Risale — hizmet ve edep bahsi; Gazali, İhyau Ulumi’d-Din — kibir ve tevazu bahsi

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi