Dini: Dini Eğip Bükenlerin Fitnesi
Kur’an-ı Kerim bu noktada bizi ikaz eder: Siz dinin emirlerini, ayetleri eğip bükenler. Dinin emirlerini eğip bükenler; maddi menfaatlerini, makam ve mevkilerini gözeterek dini eğip bükerler. Tarih boyunca Adem’den itibaren insanların kaybettikleri noktalar onlar olmuştur. Toplumun önüne geçen siyasiler, dini otorite gibi görünen şahıslar, ekonomik olarak zengin olan kimseler—hep dini eğip bükmüşler.
Fıtrat ve Tabiatla Savaşılmaz
Hz. Mevlana Mesnevi’de anlatır: O vezir diyor ki ‘Kendine ait olanı terk et.’ Oysa insanla alakalı şeylerde savaşacak olduğu şey bir tek nefistir. Nefsinizi terk edemezsiniz, ruhunuzu terk edemezsiniz. Ruh sizi terk eder, siz onu terk edemezsiniz. Kendi fıtratınızla, kendi yaratılışınızla savaşamazsınız. Kendi yaratılışıyla, fıtratıyla savaşanlar hep batarlar. Psikolojik sendrom yaşarlar.
Mesela bir kimse yaratılış fıtratı olarak kendi tabiatının dışına çıkamaz. Ama ahlak olarak kendisini iyileştirir, güzellestirir. Fıtrat olarak, yaratılış olarak kendisini değiştirmesi mümkün değil. Adem’den beri gelen bütün peygamberler insanlara nefisleriyle mücadele etmelerinin yollarını öğrettiler. Çünkü insanın nefsi terbiye olmadığı müddetçe hep yalana, yanlışa, harama, hep kötülüğe doğru çekecektir.
Nefes Adedince Yol ve Heva-Hevesi Tanrılaştırma
‘Çok süslü bir söz vardır: Allah’a gider nefes adedince yol vardır.’ Evet bütün yollar Allah’a gider—cehennem de Allah’a. O yolun nereye götürdüğü önemli. Bize lazm olan heva ve hevesten çıkmayan Kur’an ve Sünnet yolundan gitmek. Din o. Eğer biz heva ve hevesimizi dinleştirirsek, heva ve hevesimizi tanrılaştırırsak, evet nefesimiz adedince yol olur bize.
İnsanlar kendi enelerini, kendi benliklerini, kendi bireyliklerini öne koyup kendilerince din ihdas ediyorlar. Kendi dinlerini kurgulayıp kendi dinlerini yaşıyorlar. Harama haram diyemiyorsak, doğruya doğru diyemiyorsak, kendi yaşadığımız yanlış hayatı dinmiş gibi gösteriyorsak—işte yeni bir din oluşturduk biz. Bunu ehli tasavvuf yapsın, ehli cemaat yapsın, ehli tarikat yapsın, ehli siyaset yapsın—bunu kim yaparsa yapsın. Müslümansak, İslam’sak, din Kur’an ve Sünnet ve imamların içtihadıdır.
Hadis İnkarcıları ve Hz. Ali’nin Karşılaştığı Fitne
Hadisleri inkar ediyorlar. Namazı kafana göre kılıyor. ‘Namazı tarif et’ bakıyor. Sen eğer sünnet-i Resulullah’ı kenara atarsan, bu kimse hangi namazı kılacak? Nasıl namaz kılacak? Nasıl böyle densizlik yapabilirsiniz? Ama internetlerde, medyada: ‘Kur’an’ın dini’, ‘Ancak Kur’an’a uyarız.’ Laf çok süslü. Cezbe diyor insanı, çekiyor.
Bu neye benziyor? Muaviye’nin askerleri, mızraklarının ucunda Kur’an yapraklarını savaş meydanma çıkarıp ‘Kur’an’ın hükmünü istiyoruz’ diyorlar. Amr bin As’ın aklıyla. Hz. Ali radiyallahu anh hazretlerinin etrafında sonradan Harici denilen, bugünkü Selefi-Vahhabi uzantısı insanlar var. Hz. Ali efendimiz diyordu: ‘Kur’an’a yeniden Kur’an’ı yorumlayacak bir şey lazım. Kur’an’ı yorumlayacak hadis lazım, bir alim lazım, bir fıkır lazım.’ Ama dinlemiyorlar, ve sonra Hz. Ali efendimize savaşıyorlar, onu şehit ediyorlar.
Aynı şey değişmiyor. Bugün de aynı bir ruh bize ‘Kur’an lazım’ deyip karşımıza çıkıyor. Hadislere reddiye düzenliyorlar. Hz. Mevlana’nın sözü asırlara işaret ediyor: ‘Herkes bir din oluşturmuş.’ Veli nefesi bu.
Ruhsat ve Azimet: Dini Kolaylaştırma
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri: ‘Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız’ buyurmuş. Ama bazıları zorlaştıracağım diye uğraşıyor. Ruhsatı kullandırmıyor dini yaşamak isteyenlere. Toleransı kullandırmıyor. Dinin orada bir toleransı var—o toleransı örtüyor. Din adına küfre işliyor. Orada kolaylaştıran bir sünnet var, kolaylaştıran bir hadis var, kolaylaştıran ashabın bir uygulaması var—inkar ediyor onu.
Bunlardan dolayı İslam dünyası geri kalıyor, din yaşanamaz hale geliyor. Pantolon giyen kadınların kafir ilan edilmesi gibi, çarşaf giymeyen kadınların çıplak hükmünde olması gibi—böyle bir din ayrışı olabilir mi? 21. yüzyıldaki İslam dünyasının uğraştığı işlere bakın.
Ayakkabıyla Namaz ve Ruhsatı Çalıştırma
Askere giden gençlere diyordum ki: ‘Sabahleyin abdestli bir şekilde botunu giy. Gün içerisinde botunu hiç çıkarma. Botun üzerine mest, botunla namazını kıl.’ Ortala k ayakta kalktı. Diyanet’ten birisi telefon açtı: ‘Siz ayakkabıyla namazın kılınacağına fetva verirmişsiniz.’ ‘Siz yasaklayın’ dedim. ‘Ben namazı kılsın diye fetva veriyorum.’ Hadis-i şerif var: ‘Ashab anlatıyor: Biz Hz. Peygamber’in ayakkabısıyla namaz kılarken gördük.’ Biz bu noktada ruhsatı çalıştıramıyoruz, toleransı çalıştıramıyoruz.
Fıkıhta İçtihadın Gerekliliği
Biz ruhsatı çalıştırmayı bilmiyoruz. Dinin kolay tarafını insanların önüne koyamıyoruz. Dinin içerisinde kendince oligarşik yapılar kurmuş olan bir grup var. Bu grup o oligarşik yapıyı devam ettiriyor. O hiyerarşiyi kıramıyorsunuz. Her dinin içerisinde İsa’yı çarmıha geren gruplar var. İslam’ın içerisindeki Museviler Muhammedileri çarmıha geriyorlar. Kur’an ve Sünnet diyenleri çarmıha geriyorlar.
Bir tane ilahiyat profesörünün çıkardığı bir fıkıh kitabı var mı Türkiye’de 80 yıldan beri? Yok. Hala da biz Kuduri’nin çiftçilik ilmihalini okuyoruz. Birisi bana fıkıh kitabı soruyor—’El-Hidaye al dört cilt, karşılaştırmalı yapabilirsen. Tek mezhep istiyorum? Fikriye-i Uzun Günü al.’ Ben üniversitede ilahiyatın fıkıh bölümünün profesörü olmuş olsam utanırım kendi kendime. Evet ne yaptınız siz 50 yıldır?
İslam Hukukunun Yokluğu ve Yaşanan Meseleler
İslam hukukunun olmamasından kaynaklanan meseleler içinden çıkılmıyor. Bir kadın mail göndermiş: Kocası başka kadınla aldatmış, o da intikam almış. Nikahlarının durumu ne? Bunun İbn-i Abidin’de yok fetvası, Fetava-i Hindiyye’de yok, Dürrül-Muhtar’da yok, El-Hidaye’de yok. Hiçbir yerde yok. Böyle bir şey yaşanmamış çünkü daha önceki bin üç yüz yılda.
Diyanet’in fetvası: ‘Resmi evlenme akdinizde kocanız kimse o sizin kocanız. Yolunuza devam edin.’ Diyanet bunun dışında fetva veremez ki—medeni kanunla çatışacak. Laik hukuk devletinden çıkarıp dini mühterete uygun devlet haline getirmekten hoşlatırlar hepsini. Yeniden içtihad edilmesi lazım.
Gerçek ile Rüya ve Ölmeden Önce Ölmek
Hadis-i şerif: ‘İnsanlar uykudadır, öldüklerinde uyanırlar.’ Eğer insanlar uykudaysa, öldüklerinde uyanacaklarsa—bu bir rüya. O zaman ‘Ölmeden önce ölünüz’ hadis-i şerifiyle biz rüyanın içerisinde hakikate bir kapı açacağız. Öldüğümüzde uyanacaksak, ölmeden önce ölünüz—yani bilinçli, ihtiyari bir şekilde biz ölüme geçersek eğer, o zaman rüyadan uyanmış olacağız.
Hz. Mevlana Mesnevi’sinde: ‘Bu alemi hayali üzerine yürürtüyor.’ Bu müthiş bir şey. Arabî bütün bu alemi hayal olarak gösterir bize. Cenab-ı Hak bilinmekliği sevdi. Bilinmekliği sevince, bilinmekliğin üzerine kendisi bilinsin diye böyle bir dekor sundu. Bütün bu alemdeki varlığın cüvesi, o varlığın kaynaması, varlığın içerisindeki tecelliyatın tamamı Onun bilinmekliği ile alakalı.
Ana Kaidelere Odaklanmak: Öküzü Bırakıp Tüyüyle Uğraşmak
Ortalarda ana meseleler var. Olmazsa olmazlar. Bütün hayatınızı ona göre odaklayın. Diyelim ki 2 lira gelirin var. Sen önce evinin olmazsa olmazlarına bak. Önce ana maddeler: Şeker, un, pirinç, bulgur, nohut, kuru fasulye, salça. Sen önce en kötü zamanda tencereye girecek bir şeyler almman lazım.
Din de öyle. Önce ana kaideleri yaşa. Önce haramlardan uzak dur. Önce farzları yerine getir. Sana bunlar lazım önce. Öküzü bırakmışız, öküzün tüyünden uğraşıyoruz. Asıl ana problemle uğraşmaya gücümüz yetmiyor. Biz milletin sakalının santimini konuşacağız. Bırak sakalıı. Derdim, yanım, yangınım var benim. Göz göre göre Kur’an ve Sünnet’le sabit olan haramlar işleniyor. Biz ana meseleyi bırakıp teferruatla uğraşacağız.
Önümüzde bir Uhud var. Önümüzde bir Bedir var. Önümüzde bir Hendek var. Biz onları bırakmışız. Medine’nin içindeki kanalizasyon nereden geçsin diye onun hesabını yapıyoruz. Önümüzde namaz var önce. Namazı halledelim önce.
Seyr-i Sülûk ve Derin Yapılanma
Seyr-i Sülûk Nedir?
Seyr-i sülûk; bir şeye doğru yürümek, seyretmek, bir şeye doğru koşmak, bir şeye kendini adapte etmek. ‘Allah’a koşunuz’—emir. Allah’a koşarken o kimsenin seyretmesi Allah’a koşma. Herkes yapabilir mi? Bu kapının kapalı olduğu bir mümin kimse yok. Kim ‘Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resoluhu’ dedi ve ‘Allah’a koşunuz’ emrini kendi üzerine aldı—o seyr-i sülükün içinde.
Derin Yapılanma Her Yerde Lazım
Her devletin derin devleti vardır. Derinsiz bir devlet olmaz. Aşere-i Mübeşşere derin devletti. Mesela ayetle sabit: ‘İstişare ediniz’ diyor. O zaman istişare edecek bir heyet lazım. Devletin derinliği lazım. Her yerde bir derin vardır—bir dergahta, bir tekkede, bir ailede. Burada da bir derin var. Orada işleri götürecek abiler vardır, arkadaşlar vardır. Onlar koşuştururlar, mücadele ederler.
Hiçbir yer derinsiz çalışmaz. Önceden ailelerde derinler vardır—bir babaanne, bir dede, bir büyük amca. Ailenin merkezi hükmündedir o. O ‘hayır’ dediği zaman sular duracak, ‘evet’ dediği zaman coşacak yapılanma lazım. Olmazsa olmaz. Yüzeysel kalır her şey. O bir de oranın aklıdır. Bir şeyin geride böyle hafızası gibidir. Sen o hafızayı yok sayamazsın.
Namazı Her Halükarda Kılmak
Bayan kardeşlere diyorum: Açık dolaşıyorsan dolaşıyor. Yanına bir örtü, bir etkil al. Nerede denk geldi orada namazını kıl. Kılamadın, akşam hepsini beraber kıl. Ne yapıyorsan yap, kıl namazı. Ertesi güne namaz borcuyla çıkma. Gece namazını kıl, bitir. Gündüz kılamadın—erkek, kadın, kim nerede koşuyorsa koşsun, akşam olduğunda namazını kılsın. Hiç olmazsa ertesi güne namaz borcu çıkmasın.
Bana kızıyorlar, ‘Toptanısın sen’ diyorlar. Diyorum: Bırak adam namazı kılsın kardeşim. Örtülü kılmayacak, ertesi gün bir daha eklenecek. Namaz namaz namaz. Namazı kılacak. Namaz müminin miracı. Mümini Allah’a yaklaştıran en önemli ibadetlerdendir. Namazınızı kılın.
Kaynakça ve Referanslar
- Mevlana Celaleddin Rumi — Mesnevi: Yahudi görünümlü Hıristiyan vezirin fitnesi hikayesi; ‘Bu alemi hayali üzerine yürürtüyor’ ibaresi
- Ayet: ‘Siz Allah’a koşunuz.’ (Zariyat Suresi, 51:50)
- Ayet: ‘İşlerinde onlarla istişare et.’ (Al-i İmran Suresi, 3:159)
- Ayet: ‘Biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik.’ (Tin Suresi, 95:4-5)
- Hadis-i Şerif: ‘Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.’ (Buharî, İlim 11, No: 69; Müslim, Cihad 6, No: 1734)
- Hadis-i Şerif: ‘İnsanlar uykudadır, öldüklerinde uyanırlar.’ (Bey haki, Şuabül-İman; Gazali, İhya, 4/490)
- Hadis-i Şerif: ‘Ölmeden önce ölünüz.’ (Sufilerce meşhur, Acluni, Keşfül-Hafa, No: 2219)
- Hadis-i Şerif: Ashabın Hz. Peygamber’i ayakkabısıyla namaz kılarken görmesi (Ebu Davud, Salat 88, No: 650; Ahmed bin Hanbel, Müsned 3/20)
- Hz. Ali radiyallahu anh — Haricilerle mücadelesi ve Kur’an’ın yorumlanması gerekliliği (Tarihi rivayetler, Taberi, Tarih)
- Muaviye ve Amr bin As — Sıffin Savaşı’nda mızraklara Kur’an yaprakları astırma hadisesi (Taberi, Tarih; İbn Kesir, el-Bidaye ve’n-Nihaye)
- İmam Maturidî — Kitabüt-Tevhid: Kulun iradesi ve kesb meselesi
- Muhyiddin İbn Arabî — Füsûsül-Hikem: Varlık alemi hayal olarak
- Pavlos — Hıristiyanlıkta suç-ceza anlayışının eleştirisi
- Fatih Sultan Mehmet Han — Ayasofya’da ilk namaz ve ikindi sünneti (Akşemseddin rivayeti)
- Bediüzaman Said-i Nursi — Siyaset ve Meclis deneyimi
- İbn-i Abidin — Reddül-Muhtar; Fetava-i Hindiyye; El-Hidaye; Mebsut: Fıkıh kaynakları
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Tevhîd, Nefs, Sülûk, Sünnet, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı