Muharrem Ayı ve Aşûrenin İlk On Günü
Muharrem ayı haram aylardan biridir. İçerisinde aşûre ve Hz. Hüseyin Efendimiz ile 72 şühedânın şehâdet şerbetini içtikleri günü barındırır. Bir tarafımız hüzün, bir tarafımız aşûre — hüzün ile aşûre bir arada yaşanır.
Sûfîlerin tasavvuf âdâbı gereği ilk on gün aşûre kaynatılmaz, topluma açık şekilde dağıtılmaz. Bunun sebebi Hz. Hüseyin Efendimiz ve 72 şühedâ ile alâkalıdır. Etrafımızda bu hüznü tutanlar olabilir — onlara saygı, onların hüznüne bir hürmettir. Aşûre 10. günden sonra kaynatılır. Bu Osmanlı sûfî âdâbında oturmuş, yerleşmiş bir uygulamadır. Belediyeler, kamu kurum ve kuruluşları bu hassâsiyete riâyet etmelidirler.
“Hicrî yılbaşınız mübârek olsun” demiyorum. Sebep: Batı’nın yılbaşı çılgınlığına karşılık bizimkiler “hicrî yılbaşı” diye bir şey çıkardılar. Ashâb-ı Resûlullâh zamanında, tâbiîn ve tebe-i tâbiîn devrinde hicrî yılbaşı kutlanıyor muydu? Biz neden Avrupa’dan gelen her şeye bir karşılık vermek zorundayız? Yarın Hicrî yılbaşı yemekleri de çıkar, “yılbaşında hindi kesemediğimizi Hicrî yılbaşında keseriz” deriz. Hadîs-i şerîf: “Siz adım adım Hristiyanlara, Yahudîlere benzemedikçe kıyâmet kopmaz.”
Hadîs Okuma Tekniği: Nereden Başlanır?
Hadîs okurken hangi hadîs şahsa özel, hangisi cemâati ilgilendirir ayırt etmek için önce “Riyâzu’s-Sâlihîn” okuyun. Hanefîler için bilhassa bu önemlidir — çünkü kendi mezhebinin dayanaklarını hadîs noktasında öğrenmiş olursunuz. Diyânet’in üç ciltlik yayını vardır. Basit görmeyin bu eseri; sanki âlimsiniz gibi doğrudan Kütüb-i Sitte’ye atılmayın — Kütüb-i Sitte okumanın zamanı gelecek ama önce Riyâzu’s-Sâlihîn’den başlayın.
Fıkıh okumanın da tekniği vardır. Önce ilmihâl okuyun. Sonra dört ciltlik el-Hidâye, üzerine on altı ciltlik İbn Âbidîn veyâ on altı ciltlik Fetâvâ-yı Hindiyye. Daha geniş okuyacaksanız otuz üç ciltlik el-Mebsût’a geçin. Sırayla okuyun.
“Mezhebe Ne Gerek Var, Ben Hadîslere Uyuyorum” Aldatmacası
“Mezhebe ne gerek var, ben doğrudan hadîslere uyuyorum” diyen ahmak ve çok bilmiş vahabi tipler var. Sanki İmam-ı Âzam hadîslere uymadı! Sanki İmam-ı Âzam’ın ictihâdları kendi kafasından çıkmış, altında hadîs-âyet yokmuş gibi konuşuyorlar. Bizim insanımız da okumadığı için bu sakallı-cübbeli tipleri gördüğünde “Aaa, bu âlim” diye aldanıyor.
Ben meydan okuyorum: Hanefî mezhebinden İmam-ı Âzam’ın, İmam Muhammed’in, İmam Yûsuf’un verdiği ictihâdların bir tânesini gösterin ki altında hadîs olmasın. Bakamazlar — çünkü yoktur. Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî, Kâsânî, Kastelânî, İsfehânî — hangisine giderseniz gidin, ictihâdlar hadîs ve âyet üzerine kurulmuştur. Mezhep imamları ictihâd ederken hadîsleri baz almamışlar mı? Her birini baz aldılar.
Bu vahâbîler yeni dervişliğe alışmış kimseleri yakalar, kara örümcek gibi ağına takılıp iğnesiyle onu zehirler. Sanki ashâbın, tâbiînin, tebe-i tâbiînin aklını kenara atacağız da bu hadîs inkârcılarının aklına tâbi olacağız. Haşa!
Darbeler, 28 Şubat ve 15 Temmuz
Bu millet darbeden çektiğini çekmiş. 60 ihtilâlinde, 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta. 60 ihtilâline karşı çıkamadıkları için dedeler “âh” ediyorlar. 12 Eylül’e kısmen insanlar terör çok diye haklı gibi baktılar. Ama 28 Şubat’ta Müslümanların ensesinde boza pişirildi — hem Refah Partisi’ne hem kendi içlerine “niçin imza attı, niçin karşı çıkmadı” diye eleştiriye tutuldular. Refah Partisi kendi tabanına 28 Şubat’ta niçin imza attığını anlatamamıştır.
Bir de 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü çıktı. “Ulan, bu millet darbeden çektiğini çekmiş, bangır bangır bağırıyor, bir daha darbe olmaz bu memlekette” — “olursa tankın üstüne önce biz çıkarız” diyor millet, dinlemiyor adam. Millet çıktı tankın üstüne. Darbeye karşı çıkmamızı “Tâğut düzenini korumak için karşı çıktınız” diyenlere cevâbım: Suriye mi yapmak istiyordunuz? Irâk mı yapmak istiyordunuz? Ne yapmak istiyordunuz bu memleketi?
Osmanlı’dan Sonra Yapılan Sistemli Tahrîbat
Osmanlı’dan sonra Batı emperyalizmi İslâm topraklarını böldü-parçaladı, hainleri devletlerin başına oturttu. Tunus’ta, Cezayir’de, Mısır’da, Fas’ta tekkeleri ve zâviyeleri kapattılar. Medreseleri kapattılar. Suriye, Irâk, Ürdün, Lübnan, Katar, Bahreyn, Yemen, Suudi Arabistan — her yerde tekkeleri ve medreseleri kapattılar. Tekke şeyhlerini, âlimleri astılar. Kıytırık mahkemeler kurarak sahte yargılamalar yaptılar — Türkiye’deki İstiklâl Mahkemeleri gibi. Kur’ân ve sünnete tâbi olan bütün ehl-i sünnet âlimleri, tarikat şeyhlerini astılar veya sürgüne gönderdiler.
Dilleri de değiştirdiler. Bugün Suudî Arabistan’da bir Arap Kur’ân’ı anlamıyor — konuştuğu Arapça ile Kur’ân’ın Arapça’sı aynı değildir. Harika Kur’ân okuyor ama mânâsını bilmiyor. Bizimkiler de harika okuyor, anlamıyor. Bu tahrîbâttan sonra Türkiye’de bir kımıldama başladı; bu kımıldanışı durdurmak için FETÖ darbe teşebbüsü yapıldı.
Mezhep ve Hadîs İnkârcılığının Arkasındaki Planı
Kur’ân ve sünnete tâbi âlimleri asarsan, medreseleri-tekkeleri kapatırsan, insanları dinsiz yapman kolaydır. Türkiye’ye bu plân kafaları basmıyor bir türlü. Planlı programlı olarak mezhepleri inkâr ettirdiler. Selefî-Vehhâbîler çıktı ortaya. Şimdi hadîsleri inkâr ettiriyorlar.
Sebep: Bütün İslâm dünyasında çok büyük bir işgâl provası var. İşgâl provası. İslâm dünyasını böldüler, parçaladılar; şu anda işgâl etmeyi düşünüyorlar. Sûfîlere ve ehl-i tarîkata var güçleriyle saldırıyorlar — çünkü sûfîler devletine, milletine, toprağına sahip çıktılar. Ayakta kalan, dînini düzgün yaşayan bir tek Anadolu toprakları kaldı; burada insanların yeniden dinle barışmasından ödleri kopuyor.
Kaynakça
Hadîs Eserleri
- İmam Nevevî, Riyâzu’s-Sâlihîn — hadîs okumaya başlamak için önerilen eser
- Kütüb-i Sitte (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâce) — Riyâzu’s-Sâlihîn sonrası için
- “Hristiyanlara-Yahudîlere benzemedikçe kıyâmet kopmaz” — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-İ’tisâm, Hadis No: 7320
Fıkıh Eserleri Sıralaması
- İlmihâl kitapları (ilk aşama)
- Merğînânî, el-Hidâye (4 cilt)
- İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr (16 cilt)
- Fetâvâ-yı Hindiyye (16 cilt)
- Serahsî, el-Mebsût (33 cilt) — ileri okuma
Tasavvufî ve Târihî Kaynaklar
- Aşûre ve Kerbelâ — İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye; Hasan Onat, Emevîler Devri Şiî Hareketleri
- Hz. Hüseyin ve 72 şehîd — Ebû Mihnef, Maktelü’l-Hüseyin
- Cumhuriyet dönemi tekke ve medreselerin kapanışı — Mustafa Kara, Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri
- İstiklâl Mahkemeleri — Ahmet Turan Alkan, İstiklâl Mahkemeleri
Sohbetin Özeti
Bu Karabaş-i Velî Tekkesi sohbeti, Muharrem ayının ilk on gününde aşûre kaynatmama âdâbını, Hicrî yılbaşı kutlamalarının Batı’ya öykünme olduğunu, hadîs okumanın tekniğini (Riyâzu’s-Sâlihîn’den başlayıp Kütüb-i Sitte’ye çıkmak), fıkıh okumanın sıralamasını (ilmihâl → el-Hidâye → İbn Âbidîn → el-Mebsût), “mezhebe gerek yok, hadîse uyarım” diyen vahabi tiplerinin ahmakça düşüncelerini, darbeler ve 15 Temmuz meselesini, Osmanlı’dan sonra İslâm topraklarındaki sistemli tahrîbâtı ve mezhep-hadîs inkârcılığının arkasındaki işgâl provasını detaylı bir şekilde ele almıştır. Sohbetin temel mesajı: İmam-ı Âzam da hadîse dayanır, mezhep imamları ictihâdlarını hadîs ve âyet üzerine kurmuşlardır; mezhep ve hadîs inkârcılığı İslâm dünyasının emperyalist işgâl provasının iç dinamiğidir.