Mustafa Özbağ Efendi hazretleri, Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde icra buyurulan bu 52. sohbet-i şerîfinde dört ana ekseni ele almıştır. İlk bölümde Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in kısa öz sohbet geleneğini aktarmış; Mesnevî derslerinin nitelik sorununu eleştirmiş; sema’nın gerçek bir ruhî niyetle değil ‘park aktivitesi’ gibi yapıldığında amacını yitirdiğini göstermiş; ‘70.000 tevhid 8 saatte’ idıdiyasının tasavvufi ölçüyle çeliştiğini açıklamıştır. İkinci bölümde imanın iki ayağını — dil ile ikrar ve kalp ile tasdik — birbirinden ayırt etmiş; içkinin haramiyetini reddedenin küfre düşeceğini fakat ‘‘sen kafirsin’ hükmünün yalnızca Allah’a ait olduğunu; evlilik/zina sorularını fıkhî çerçevede yanıtlamıştır. Üçüncü bölümde sarık sünnetinin Bedir öncesi ve sonrasındaki farkını, salih rüyanın hadîs-i şerîfle sabit hak bir übegşirle olduğunu, Allah’a teslimiyetin Kur’ânî ödülünü ve muhabberin ancak Allah için olması gerektiğini işlemiştir. Son bölümde bataklıkta sufilik ilkesini ve Tire–Bayındır anekdotunu aktarmış; ebediyet boyutunda dünyanın hükmünün nasıl düştüğünü göstermiştir.
Hz. Peygamber’in Kısa Sohbet Geleneği, Mesnevî Dersleri ve Sema’nın Hakiki Amacı
Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Rabbim korktuklarımıza nefsi muhafaza eylesin. Umduklarımıza neayil eylesin inşallah. Geçen hafta burada değildik. Malum Bosna’ya gittik Ayvazide şerlikleri, etkinliklerine katılmak için. Ordu Bosna Tarikatlar Birliği Başkanı Sırrı Efendi’nin, Kaçınır Dergâhı’nın, Şeyhi Hacı Meylic Efendi’nin ve diğer derviş kardeşlerin herkesin selamı var bütün kardeşlere. Allah tekrar tekrar gitmeyi, kardeşliğimizi tesis etmeyi nasip eylesin inşallah. Rabbim onları da muhafaza eylesin inşallah. Değişik kanallardan işte Whatsapp’tan sonra malum mail’lerden gelen soruları da buraya değişiriyoruz buraya arttırıyoruz o yüzden inşallah onlardan başlayalım. Parti amlem konulması uyarı yapıldıktan sonra ima edercesine üst üste fotoğraflarla birlikte siyasi mesajlar verilmesi. Bu bizim bir partiye angeci olmamız hiçbir zaman olmaz. Biz hiçbir partiye angeci olmayız. Bizim Tasavvuf Vakfı’nın resmi sitelerinde, sayfalarında genelde parti amlemi konulmaz.
Arkadaşlar hangi parti diye müntesip olurlarsa olsunlar ama bizim vakfın yöneticileri bir beldede o beldenin yöneticisi o beldenin zâkiri herhangi bir partiye angeci olmaz. Bizde yasaktır. Vakfın kendi içerisindeki ana sayfalarda da böyle bir şeyin olması mümkün değildir. Zannediyorum böyle bir şey resmi sayfalarımızda yoktur. Ama biz kardeşlerin üzerinde baskı yapıp onların siyasette ilgilenmeyecek partiyle ilgilenmeyecek böyle bir durumumuz da yok. Biz antisiyaset değiliz. Arkadaşlar bu noktada ülkenin gidişatıyla, ülkenin siyasetiyle fikir, bilgi bu noktada paylaşırlar. Birbirleriyle paylaşımlar yapabilirler. Bunlar vakfın üst noktada yöneticilerini bağlamaz, vakfı da bağlamaz. Şahısların, bireylerin kendi işleri. Sohbetin uzun olması, zikirin geç olması, çalışanların ve güvenlik sorularının düşünülüp erken başlaması. Sohbet, evet. Sohbetin en fazla 15-20 dakika olması lazım genel olarak. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazreti çok uzun sohbet etmezdi. En uzun hadîs-i şerîf bir sayfadır, bir buçuk sayfadır.
Kısa öz sohbetlerin olması. Çok böyle insanları baymadan bayıltmadan böyle mahallelerde veya talih derslerde böyle olması lazım. Zikrullahını da hemen arkasından yapmak lazım. Bizim genel olarak tavrımız 11.30-12’den sonra 11.30-12’de dersi bitirmektir. Bu konulara inşallah riayet edilsin. Dergahlarda veya zikir yapılan yerlerde yemekle alakalı bizim genel bir disturumuz şudur. Gösterişten uzak duracak herkes. Ama yemeği bir kimse üstleniyor. Örneğin. Birisi ikram etmek istiyor. Biz ikram eden kimseye şu kadar ikram edeceksin diyemeyiz. Bu zaten İslam adabı erkanına da aykırı. Örneğin burası tekke. Birisi gelse dese ki ben burada şunu ikram edeceğim. Biz onu ne yapalım? Neden bunu bu kadar ikram ediyorsun? Neden daha az veya daha çok ikram edeceksin? Deme lüksümüz yok. Ama mesela tekkenin kendine ait bir programı var. Bizim yıllardan beri bir programımız var. Biz iftarlarda pilav, etli pilav veya etsiz pilav önemli değil.
Pilav ayran dağıtırız biz. Bizim tekkenin genel şeyi budur ama mahallede bir kimse veya illerde, ilçelerde orada birisinin evinde ders yapılıyor. Veyahut da birisi aldı iki tencere kendince bir yemek götürdü orada ikram ediyor. Biz ona karışmayız. Bizim ona sen burada şunu ikram edeceksin. Şu kadar ikram edeceksin. Az yapacaksın. Çok yapacaksın. Bir şey demeyiz. Az yaparsa biz ilavesini yaparız. Yetecek kadar. O dedi ki ben şunu yapabilirim. Eyvallah kardeşim ne yapıyorsan yap. Ama oradaki insanlara yetmeyeceğini tahmin ediyorsak biz dergah yönetimi olarak ona ilave ederiz. Ama öbür türlü ya birisi çok yapıyormuş. Çok yapsın bana ne? Ya öbürkü üzülecek ne üzülsün kardeşim. Allah Allah ne güzel. Bir kardeşi var. Az da ikram ediyor. Bunda bir sıkıntı yok. Biz bunu kendimize problem haline getirmeyiz. Biz tasavvuf vakfı olarak Hz. Mevlânâ’ya bağlı değil miyiz?
Bağlıysak neden mesnevi dersleri yapılmıyor? Mesnevi dersi yapabilecek olan kimselerin belli bir yeterliliğe sahip olması lazım. Belli bir yeterliliğe sahip değilse o kimsenin mesnevi dersi yaptırması caiz olmaz. Mesnevinin içerisinde 4 binin üzerinde âyet-i kerîme var. 6 binin üzerinde hadis var. Mesnevide fıkıhî konular var. Akayetle alakalı konular var. Hayatın kendi içerisindeki felsefesiyle alakalı konular var. Mesnevinin içerisinde tarihsel konular var. Mesela geçenlerde burada sohbeti oldu ya sen bu konuyu diyor bu Ruç Suresinden bak. Ruç Suresinden bak deyince o mesnevi okucak şerhetçok olan kimsenin Ruç Suresinden bilgisi olması lazım. Ruç Suresinden bilgisi olması yetmez. Bakın yetmez. Sebeb? Ruç Suresi bu kimleri kastetti. Tarihsel boyutu ne? Onu bilmesi lazım. Onu da bilmiyorsa o kimse mesnevi okumayacak. E biz mesnevi, biz mevleviyiz. E biz okuruz kardeş okuyamazsın. Böyle bir şey yok.
Niçin burada mesela mesnevi, burası ne? Mevlevane. Biz burada mesnevi okuyoruz. Gelibolu ne? Mevlevane. Mesnevi okuyoruz. E herkes mevleviyiz nasıl olsa okuyalım hep beraber. Okuyun, kendinize okuyun. Kendinize okuyun. Aslında mevlevilik de o da caiz değildir. Önceden mevlevihanelerde mesnevi kilitli bir dolapta durur. Onu ancak Şeyh Efendi veyahut da Şeyh Efendi’nin icazet verdiği mesnevi hanlar. Veyahut da oranın ahşi başısı. Yani ahşi başı aslında halife gibidir. Mevlevilik. Mesnevi mevleviyeti. Mesnevi mevleviyeti. Mevlevilik de. Ancak onlar onu açıp oradan ders yapabilir. geri kalan, geri kalan Hz. Mevlânâ’nın mesnevisinin başındaki emre itaat eder. Dinle. Dinle. Sufiler iyi bir dinleyicidir. Sufilik de. Dinler hani var ya ayet-i kerim duyduk itaat ettik diye. Dinler uygular. Sufiler uygulamacıdır. Sufi felsefesinde. Dinlerler uygularlar. Dinlerler uygularlar. Bakın dinleyip uygularlar. Bu sahabe mesleğidir. Sahabe dinler uygulardı. Sahabe dinler uygulardı.
O yüzden mesnevi dinle diye başlar. Der ki dinleyin uygulayın. Dinleyin uygulayın. E dışarıda dinlemiyorlar şimdi uygulayabilirler mi? Nasıl gürültü geliyor bak dışarıdan. Dinlemiyor. Nereye uygulayacak? Uygulamayacak. O park niyetiyle geldi. Gidelim ondan sonra havada serin orada. Ağaçlıklarının altında gölgelenelim. Ve güzel de sema ediyorlar. Güzel bir şey daha farklı bir yere gidebilirdi. Haram işlenen bir yere gidebilirdi. Gerek görmüyorum. Ama sufilik bu manada dinlemektir. Dinlediğini uygulamaktır. O yüzden normalde işte biz mevleviyiz. Neden her yerde mesnevi okunmuyor? Okunmaz. Sufilin adabı bellidir. Onu okuyacak kimse bellidir. Onu ancak mesnevi ya üstad okur. Ya da üstadın izin verdiği kimse okur. Şerh eder. Oradan bir kimse o konuyla alakalı bir soru sorduğunda ona cevap verebilmeli. Öbür türlü okuyordur o kimse. Okuyordur mesnevi herkesin elinde var. Okuyabilir. O bizi ilgilendirmez. Soru cevap konusunda lütfen tek kişi ve olayı değil de kısa cevaplar alınmalı.
Özel sorunlar ifşa edilmesin. Dinimiz ince tanesi. Ona özel yaşamaya yoluna gidelim. Biz insanların sorularını şöyle sorular sorulsun diye kategorileştirmeyiz. Benim 30 yıllık tasavvuf hayatım var. Ben 30 yıl boyunca buraya gelen soruları cevaplandırırım. Bir kimse özel sorusunu sorabilir. Çok böyle abes olmadı müddetçe. Ona buradan cevabı veririz biz. Lütfen tasavvuf yolumuz Hz. Mevlânâ yolundan mı gidiyor? Gidiyorsa Mevlânâ zikirleri ve fikirleri anlatımı anlatılmıyor. O aşk yolunda yapmamız gerekenler yapılmıyor. Bunu böyle birkaç sohbeti devam etmekle birkaç sohbete bakaraktan böyle bir kanıya varmak çok zannediyorum. Tutarlı olmaz. Özel gecelerde Bursa’ya ve diğer vakıfları ziyaret ediliyor. Gidenler ön plana alınıyor. Fikirleri önemlendirmeyi istiyorum. Yani böyle şeyler yapılıyorsa bunlar hata tabi. Giden de gitmeyen de kıymetlidir bizim için. O yüzden biz gidenlere ayrı kıymet verelim. Gitmeyenlere ayrı bir kıymet verelim. Düşüncesinde değiliz.
Kardeşler de böyle bir düşüncenin içinde olmasınlar. İnşallah. İllerden, ilçelerden sormak isteyenler arzu ederlerse benim maillerime, arzu ederlerse buradaki vazifeli arkadaşlara sorularını yönlendirebilirler. Cumartesi günleri meslevi sohbetinden önce inşallah biz de onları buradan cevaplandırmaya gayret ederiz. Eşim şeytana uydu, zina yaptı ve evinde doğru dürüst bakmıyor. Benim bu durumda ne yapmam gerekir? Çocuklarım da var. Onlar için onu affesem küçük durumuna mı düşerim siz ne dersiniz? Bu eşiniz erkek mi? Siz kadın mısınız? Yazan kadın mı, erkek mi belli değil. O yüzden, şimdi önceden çocuklara erkekler bakıyordu. Bazı aileler var şimdi, çocuklara kadınlar bakıyor. Adam hiçbir şeye karışmıyor. O yüzden buradaki eşten kasıt kadın erkek olduğu, durumun ne olduğunu bilinmesi lazım. Daralıyorum, evde durmak istemiyorum, cinleri görüyorum. Kur’ân okurken bile rahatsız oluyorum. Bunun için ne yapmam gerekiyor? Bununla alakalı, bunları bilen insanlar var.
Onlara danışılabilir. Bizimki, sufice şeyler, biz böyle bir şey olduğunda tevhid oku, tevhide devam ederiz. Bunları soran kimseler böyle tevhid oku, tevhide devam et. Veya Fatiha-i Şerif oku, veya felak nas oku deyince bunu küçümsüyor. Ona böyle alen gelili, böyle farklı, böyle bir şeyler, gizemli bir şeyler söyleyeceksin ona. O böyle o gizemli şeyleri yapacak. Musa Aleyhisselâm’a diyor ya, tevhid oku. Musa Aleyhisselâm da bir an böyle tevhid mi okuyayım? Ya Musa tevhidimi neden küçümsersin? Bütün varlık bir kefek olsa, tevhidim bir kefek olsa, tevhidim ağır gelirdi. Biz la ilahe illallah’ın manasını tam olarak bilmediğimizden bize böyle o hafif geliyor. o biliniyor ya, ona bilinmeyen bir şey söyleyeceksin. O böyle bilinmeyen girift böyle egzotik bir şey olacak böyle. Farklı bir ilahtan gelecek sanki o. Öyle bir şey bekliyor. Ya sen bir kez la ilahe illallah’ın manasıyla okusan varlığından geçersin.
Varlığından geçersin. Okuyamaz. Okuyamazsın. Mesela bir şey oluyor, diyorum sen 500 tane tevhid çek, bakıyor öyle. 500 tane tevhid çek, gerçekten 500 tane tevhid çek, çekemezsin diyor. Sonra ertesi gün telefon atıyor. Sen bana bir şey mi yaptın ben çekemedim. Ya çekemezsin ki zaten. Bir şey yapmama gerek yok, sen onu gerçekten, gerçekten. Ben Allah’ın en büyük isimlerinden birisini çekiyorum. Ben içerisinde varlığı, içerisinde maddeyi, manayı bütün alemi içine alan tevhidi çekiyorum diye. Tevhid çekse bir kimse çekemez. Hiç unutmuyorum, bir gün Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin. Böyle adam işte ne ders yapıyormuş, ne ders yapıyor. Sıralıyor 100 tane ondan, 300 tane ondan, 1000 tane ondan, 2000 tane ondan, şukudan, şukudan, şukudan, şukudan çekiverdim de, bundan bu kadar çekiverdim de. Mübarek de, sabırlı böyle. Ondan sonra böyle ellerini de dizinin üzerine koydu böyle, böyle.
O da böyle havalara girdi artık. Vay neler çekiyormuş, neler çekiyormuş. Şeyh Efendi döndü ona, dedi ki, Efendi ben sana dedi 21 tane tevhid vereyim. Sen 21 tevhid çek bu gece dedi. Vay babam, adamın sanki denize taş attık. Adam bir daha coğuştu, 21 tane tevhid ne ki ya? Ona dedi ki, sen dedi bu fakiri hatırla 21 tevhid çek dedi bu gece. Ertesi gün adam bizi gördü, eridi. 21 tevhidi çekememiş gece boyunca. 21 tevhidi çekememiş. Tabi, o bizim, ben kendimi koyayım ortaya. Biz şimdi zikrular yapıyoruz. Bir elimizde tespih, bir elimizde kumanda. La la hilala, la la hilala, la la hilala. Vay namussuz adamlar, la la hilala, la la hilala. Bu partiler böyle canım, la la hilala, la la hilala. Vay ya mankene bak ya kimden geziyormuş ya, la la hilala. Bu. Veya hatta birisi dedi ki, ben 70.
İman: Dil İkrarı ve Kalp Tasdiki, İçki Haramiyeti ve Q&A: Zina/Evlilik
000 tevhidi 8 saatte bitirdim dedi, durdum ben. Yani şimdi 70.000 tevhidi çekmeyen bir kimse der ki, 70.000 tevhid 8 saatte çekilir. Allah’ım diyorum ya, bu nasıl bitirir? Mümkün değil. Mümkün değil. ne kadar hızlı yaparsa yapsın, 13-14 dakikada bitirir bir kimse. Bitiremez. O da böyle diriyken, canlıyken, itikafa başlamışken, Aradan 2 saat geçince basar o zikrullah onu. O dayak yemiş gibi olur 10 saat geçince itikafta. O 15. saatte ilk defa itikafa giren bir kimse, sanki 10 günden beri gece gündüz çalışıyormuş da, hiç dinlenmiyormuş gibi yorulur. Birinci günü o, zor zor bitirir itikafta. 70.000 tevhid çekecek çünkü günlük. Sarkıtır birinci gün ki dersini zaten, toparlayamaz. Hele bir de hafiften böyle bir hal görecek olsun, hafiften mana kapısı aralansın, tamam bitti. Yetiştiremez. Adam 8 saatte 70.000 tevhid okuyacak, mümkün değil.
Biraz daha konuştuk, sen dedim nasıl çekiyorsun? La la ilahe illallah demiyor adam. Allah’ım dedim ya, bu değil dedim, böyle değil. Dedim tanen tanen çekeceksin. La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah, böyle çekeceksin. Bir de böyle itikafta, bir de nakşibendi usulü vardır tevhidde. Derin bir nefes alırsın, aldığın nefes 21 tane tevhid çekersin. O kimsenin kalbine inşirah verir, ferahlık verir, kalbinin çalışmasını sağlar. Bir nefes alır, 21 tevhid. Bir nefes alır, 21 tevhid. Bir nefes alır, 21 tevhid. Bunu normalde tevhid çekerken, evlerinizde dersinizi çekerken bunu uygulayıp, o içine yerleşsin, otursun. E tabi böyle onlara tevhid çek kardeşim. Hadisi kutsuzluğunda tevhid benim kalamdır. O ne metin kaladır demiş. Bunu çek, onu çekmiyor.
Ona girift bir şey vereceksin. Ona diyeceksin ki Fatihah’ı tersinden oku, tamam bildi diyecek. Fatihah’ı tersinden okuyacak. Ona o lazım. Ona normal ayet, hadis noktasında bir şey söylersen, seni cahil görüyor. Cennette erkeği huriler karşılayacaksa, bayanları ne karşılayacak? Bayanları hurileri olmayacak mı? Onları da kılmanlar karşılayacak. Tabi onları da kılmanlar karşılayacak. Deyince bizim Anadolu erkeği çıkar, ne olur lan benim hatunu kılman karşılayacak. Vururum lan onu orada der. Der. Kıskançlık damarı kabardı mı kabarır. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem namaza durduğunda teşehüd ile selam arasında yaptığı duaların sonuncusu şu dua olurdu. Allah’ım önceden işlediğim, geride bıraktığım, gizliden işlediğim, alenen işlediğim, ölçüyü açtığım ve senin benden daha iyi bildiğin kusurlarımı bağışla. Amin. İleri götüren sensin, geri bırakan da sensin. Senden başka hiçbir hak mağbud yoktur. Amin. Fıkıh kitaplarında namazı nasıl kılınacağı ile ilgili kısımlarda teşehüd ile selam arasında Allahümme barik, Allahümme sallalâsı, salavatlarıyla Rabbena fiili dualara okunacağı bilgisi var.
Yukarıdaki hadise göre fıkhıh kitaplarındaki bilgiye alternatif olarak Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem bahsi geçen duası veya kendi duamızı teşehüd ile selam arasında okuyabilir miyiz? Bu normalde salli barik ile Rabbena duası da sonuçta hadislerde geçen duadır. Bunlar hadislerde var. O yüzden hanefiler bu noktada daha mütevatir olan, daha böyle fazla uygulanılan hadisleri kendilerine ölçü almışlar. O yüzden biz de hanefi fıkhının namaz kılma adabı, erkânı, şekli, şemâli nasılsa biz öyle kılmaya gayret ederiz. Ya bu konuda hadis var, öbür künde de hadis var. Onlarda da hadise uymuşlar. Bu konuda onların da hadise uyduklarını el-hidayeden bakabilirsiniz. El-hidayede çünkü bu tip kaidelerin hangi ayete, hangi hadise dayandığına dair açıklamalıdır, açıklamalı olduğundan oradan bakılıp o uygulanabilirsiniz, okunabilirsiniz. Kaç? Cüzlerin yüzü küle doğrudur. Bülbüllerin aşkı güledir. Cüzlerin yüzü küle doğru. Bir şeyin küçük parçası büyük parçaya doğru gider.
Bir damla su nereye? Okyanusa gideceğim diye uğraşır. Cüzlerin yüzü küle doğru. Bir parça da bir parça da bir parça da. Cüzlerin yüzü küle doğru koşar. Hani derler ya Azaz olmuşlar, nereye gidiyorsun? Çoğun yanına demiş. Bu da onun gibi bütün cüzlerin ne yapar? Yüzü küle doğru, büyüğe doğrudur. Öküzünün rengini dışından, insanın rengini sarı, kırmızı her neyse içinden ara. Her şeyin rengini dışardan anlarız. İslam insanların rengi ile hiç kıyaslamamış. İnsanın rengine bakmamış. Allah sizin suretlerinize değil, siyretinize, içinize bakar. âyet-i kerîme mücibince, İslam insanların içine bakmış. Renklerine göre ayrıştırmamış. O sarıydı, o beyazdı, o esmerdi, o siyahtı, o kızıldı, o kumraldı bakmamış. Renk renk sınıflandırmamış insanları. Ya içine göre sınıflandırmış. Sizin en üstünüz takvaca üstün olanınızdır. Takvaca üstün olanını da Cenab-ı Hak kendine saklamış. Kimin takvaca üstün olduğunu Allah biliyor.
Bunu faşetmemiş. Faşettiği şeyler var, biz Allahu Alem diyoruz ki o ölçüler neticesinde bu kimse mümindir. Bunun gibi. Ama eğer diyor sen insanların haricinde bir şeyin rengine bakacaksan dışından tanırsın. Ama insanları da içinden tanırsın. İçinden bakacaksın. İçine bakman için de senin kendine göre ilminle dünlün olması lazım. Feraset ilminle olması lazım. Yani yoksa ilminle dün yoksa, ilminle dünle alakan yoksa o zaman senin onu bilmen onunla alakalı bir fikir sahip olman mümkün değil. E ben birisinin üzerinde sen fikir sahibi olacağım diyorsan o zaman onun kendisinden sudur eden fiiliyata bakman lazım. Kelama bakman lazım. Yine sen onun iç alemini bilemezsin. savaşta bir kimse Müslüman olduğu halde öldürdü ya sahabeler. Bunu Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine naklettiler. Dediler ki, la ilahe illallah dediği halde filanca filancayı öldürdü. Hz.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri o sahabeyi çağırdı. Kalbini mi yardın baktın? Kalbini mi yardın baktın? Kalbini mi yardın baktın dedi. Müslüman niyet okumaz. Bizi ilgilendirmez o. Biz o kimsenin dışına sudur eden sözüne bakarız. Biz onun fiiliyatına bakarız. İllaki her şey sözle alakalı değildir. Kaşını çattı. Söz söylemedi. Kaş çatmak da bir sözdür. Tebessüm etti. Tebessüm etmek de bir sözdür. onu kabul etti çünkü. Tebessüm ettiyse onu kabul etti. Hani vardı ya, valilik olarak Yemen’e gönderiyordu. Neyle amel edeceksin? Bulamazsan senin sünnetinle ya Resulallah. Bulamazsan sen kıyas ederim ya Resulallah. Deyince Hz. Peygamber Efendimiz’in hoşuna gitti. Okşadı onu. Bak biz oradan onun, onu kıyas etmesini, desteklediğini okuyoruz. Bu ne oldu? Fiiliyat da kelam oldu. Söz oldu. Senin tebessüm etmen sözdür. Senin yüzünü asman sözdür. Senin yüzünü asman sözdür.
Senin yüzünü asman sözdür. Senin dudak bükmen sözdür. Vela tepeden bakman sözdür. Yüzünü buruşturman sözdür. Bakın bunların hepsi de sözdür. Sen bakışında bir kimseyi aşağılayabilirsin. Bu sözdür. Bakın sözdür. Bakışında bir kimseyi yüceltebilirsin. Bu sözdür. İnsan hani Hümeze, Lümeze meselesi var ya, mimiklerinle yapmış olduğun günahı kebailer de var. Hümeze, Lümeze meselesi var ya, mimiklerinle yapmış olduğun günahı kebailer de var. O yüzden mimikler de sözdür. O yüzden mimikler de sözdür. E şimdi biz o zaman bir kimsenin rengini nereden bileceğiz? E şimdi biz o zaman bir kimsenin rengini nereden bileceğiz? İçinin rengini, dilinden gelenlerden bileceğiz. İçinin rengini, dilinden gelenlerden bileceğiz. Bizim kalp ilmimiz yok. Bizim kalp ilmimiz yok. Öyle herkesin gönlünden, kalbinden geçeni bilelim yok. Öyle herkesin gönlünden, kalbinden geçeni bilelim yok. Tahmin olabilir insanın. Tahmin eder ya, bu bunu düşünebiliyor.
Bunu düşünüyordur belki de diyebilir. Ama bu zandan ibaret olur. Bu da yani kesin bir bilgi olmaz. Bu da kesin bir bilgi olmaz. Ama öbür türlü fiiliyatına bakarız. Biz onun sözlerine bakarız. Onun fiiliyatı ve sözleri bize ne olmuş olur? Biz onun fiiliyatı ve sözleri bize ne olmuş olur? Delil olmuş olur. Neden? İman, dil ile ikrar, kalp ile tasdik. İman, dil ile ikrar, kalp ile tasdik. Dil ile ikrar bize ait, halka ait, hukuka ait. Dil ile ikrar, kalp ile tasdik. Dil ile ikrar, kalp ile tasdik. O kimse dil ile ikrar etmezse, biz onu Müslümandan saymayız. Hukuk önünde de Müslümandan sayılmaz. Hukuk önünde de Müslümandan sayılmaz. O yüzden dil ile ikrar lazımdır. O yüzden dil ile ikrar lazımdır. Kalp ile tasdik, Allah ile kulunun arasındadır. Bizi ilgilendirmez. Bir kimse La ilahe illallah Muhammeden Resulullah dediyse, biz onu Müslüman olarak görürüz.
Bizi hiç ilgilendirmez. Ama bizim yanımızda Kur’ân ve Sünnet ile sabit olan, ayetle sabit olan bir şeyi reddetti. İnkar etti. Biz o esnada deriz ki bu halin ne? Sen kafirsin demeyiz. Bir kimse, ya içki haram değil kardeşim. Nereden çıkarınız böyle şeyleri dedi. İçkinin haramiyetini reddetti. İçkinin haramiyetini o esnada reddeden kimseye deriz ki kardeş, bir kimse içkinin haramiyetini reddederse küfre düşer. Bakın sen kafirsin demeyiz yine. İncitmeyiz onu. Onu sen kafirsin demek ayrı. Kardeş bunu yapan kimse küfre düşer demek. Bak, küfre düşer. Bu nasihat. Sen kafirsin, hüküm. Sufi hükmetmez böyle. Birisinin küfrüne hükmetmez. Din nasihattir. Biz deriz ki Kur’ân ile Sünnet ile sabit olan bir haram kabul etmeyen kimse küfre düşer. Bunu söyleriz. Bu nasihattir. Bu bilgidir. Bu bilgidir. İlimdir bu. Bunda söylenecek bir şey yok. Ama birisinin yüzüne sen kafirsin demeyiz.
Mesela bir kimse meşhur herhangi bir sünneti reddetsen. Böyle sünnet olmaz. Bunun sünnet olduğunu kabul etmiyorum dese. Mesela sakal. Adem’den itibaren Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine gelinceye kadar bütün Peygamberler sakaldıydı. Sakal bırakmak sadece Hz. Muhammed Mustafa’nın sünneti değildir. İsa aleyhisselamında, Musa aleyhisselamında, Yakub’unda, Yusuf’unda, Yunus’unda, İsmail’inde, İshak’ında bütün Peygamberlerin sünnetidir. Sakal bırakmak. Bir kabze bırakmak Hz. Muhammed Mustafa’nın sünnetidir. Bir kabze bırakmak. Yani bir o kimse bir kabze nedir? Dört parmaktır. Böyle dört parmak sakalını bırakacak, buradan ucunu kesecek. Bak tam dört parmak. Bu bir kabze sakal bırakmak Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin genelde bıraktığı sakal şeklidir. Bazen bu bir kabzeden kısa olmuştur, bazen bir kabzeden uzun olmuştur. Bakın bir kabzeden uzun olmuştur. Bu ulema hadislere bakaraktan kendilerince ölçü çıkarmışlar bunu. Bir kimse bakın ya bir kabze bırakma bir kabze değil daha kısadır.
Eyvallah kardeşim sen daha kısasını bırak. Öbürküde biraz daha uzun bırakıyorsan biraz daha uzun bırak ben seninle tartışacak değilim. Ama bir kimse sakal sünneti yoktur derse o zaman o kimse sakal sünnetini tamamiyetle reddettiği için küfre düşer. Evlenmek ayetle sabittir. Bir kimse evlenmeyi redd ederse, yok kardeşim ne alakası var ayetmiş hadismiş evlenmek şartmış o kimse küfre düşer. Mesela bir bayanın ben evlenmeyeceğim bir erkeğin ben evlenmeyeceğim deme hakkı yoktur. Neden? Hakkında ayet var, hakkında hadis var. Hakkında imamların iştahadı var. O kimsenin bir özrü varsa bir sıkıntısı varsa evliliğe bu noktada mahal olmayan bir problemi varsa ailesi onu çözecek. Yoksa kendisi çözecek. Evliliğe ne yapacak? Hazır hale getirecek kendisini. İbadettir evlilik. Evlenmek Müslüman için ibadettir. Anne babanın çocuğunun üzerinde vazifesidir. Anne baba evlenmek isteyen çocuğunu hızla evlendirmek zorundadır. Hızla.
Geçen her zamandan anne baba sorumludur. Anne baba sorumludur geçen zamandan. Çocuk evlenme çağına geldi mi? Geldi. Anne baba çocuğuna söyleyecek. Kız erkek hiç önemli değil. Seni evlendirebilirim. Seni istediğin zaman evlendiririm. Seni istediğin kimseyle evlendirmeye çalışırım. Oğlan kız hiç önemli değil. Bizde bunlar kalktı. Bir erkek, bir baba, kız çocuğuna böyle bir şeyi söyleyemiyor. Sünnet. Veya bir anne kız çocuğuna bunu söyleyemiyor. Yavrum bak evliliğe hazırsın. İstediğin zaman kim ne istersen seni babana evlendirecek. Bitti. Ben bu akşam evleneceğim. Bu akşam evlendireceğim ben seni. Bu kadar. Ya isteme yapalım, nişan yapalım. Eyvallah nasıl canın isterse öyle yapalım. Hiç sıkıntı yok. Mesela bir kimse otomatikman evliliğe kendini kapatsa herhangi bir mazeret olmamış olsa sünneti seni bütün peygamberlerin sünneti. İsa aleyhisselamla alakalı tartışma var evlenip evlenmediği ile alakalı. Hristiyan, tarihçiler de bunu tartışıyorlar şu anda.
Bir türlü tartışma son bulmadı. Bizim için belli tartışma yok. İsa aleyhisselam evlenmedi. Tekrar yeryüzüne indirilecek. Tekrar evlenecek. Çoluğu çocuğu olacak, ölecek. Peygamber olarak gelmeyecek ama. Allah’ın veli bir kulu olarak gelecek. O da evlenecek. O da evlenme sünnetini yerine getirecek. Bunun gibi bir kimse sünneti inkar ederse sünneti inkar etmek ne? Meşhur bir sünnet. Sarık, sünnet. Sünnet, sünnet, sünnet, sünnet, sarık, sünnet, mütevatir, neden? Bedir’de bütün ashab takmış. Bedir’de bütün sahabe sarıklı. Bedir’den sonra bü
Sarık Sünnetinin Tarihi, Salih Rüya’nın Hükmü ve Allah’a Teslimiyetin Ödülü
tün sahabeler sarıklı. Bedir’den sonra Hz. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. leri de sarıklı. Bedir’e kadar sarık yok. Bedir’e kadar sarık yok. Şu anda Arapların taktığı böyle örtü var ya, evet. Bedir’e kadar öyle. Bedir’den sonra sarıklı. Mütevatir mi? Evet. Bir kimse sarıkla alay etse, sarığı inkar etse, sarığı küçük düşürse, sarık sarmayı küçümsese, sarık saranı küçümsese, küfre düşer. Sarık saranı küçümsese, küfre düşer. Bir kimse sakalını küçümsese, sünnet seni olarak bir kimse sakal bıraksa, o sakal bırakanı küçümsese, sakalından dolayı, onun sakalına laf söylese, onun sakalını aşağılasa, o kimse küfre düşer. Tecid-i iman tecidini ikah var. Bakın bunu böyle söyleyebilirsiniz. Ama birisine sen kafir oldun, diyemezsin. Allah bizi muhafaza eylesin. Babam rahatsızlanmıştı. Başında sürekli zikir yapıp dua ediyordum. Gelen hocalardan mezarını kazdırın diyen oldu. Zikir yaparken kıble yönünde yeşillik içinde oturmuş beyaz giyimli yedi kişi kadar insan gördüm ve dua ediyorlardı.
Anlamı var mıdır? Bir de dergahınıza bağlanmak isterim. Müsaadeniz var mıdır? Allah mubarek eylesin inşallah. Hakkınızı helal edin. Buradan rüya yorumlamamaya gayret ediyorum. Sonra burası böyle rüyayla şişiyor. Rabbim’i muhafaza eylesin. Evet. Şeyden, aradan oradan da çıkarıverdik. Şimdi insanları içinden arayacağız. Takva sahibini bulacağız. İçinden bakacağız. O kimsenin fiiliyatına bakacağız. İçi dışına çıkacak çünkü. Bir kimsenin dil onun tüccarıdır. Fiiliyatı o kimsenin kalbinin tüccarıdır. Onun ne yapacağız? O zaman fiiliyat olarak içinin rengini fiiliyatından göreceğiz. İyi renkler temizlik küpünden hasıl olur. Çirkinlerin rengi ise kirli kara sudan meydana gelir. iyi renkler temizlik küpünden. İyilikler sizin Rabbinizdendir. Bir kimse yani iyi renkler ne? Ondan sudur eden, ondan aks eden iyilikler. Senden iyilik sudur ediyorsa iyi insansın. Senden kötülük sudur ediyorsa kötü insansın. Ağzında küfürle ben iyiyim deme. Ağzında kaba sözlerle, kaba davranışlarla ben iyiyim deme.
Eşine zulmederekten iyi olunmaz. Ay ben dergâha girdim bak. İşte ikimiz de dergahtayız. Gördün mü efendine dedi. Eee? Kadın eşine zulmediyor. Hadi bana bir şey diyeceksen. Zulmediyor. Biz insanlara iyiliği anlatıyoruz burada. Biz bütün kardeşlere iyi davranmayı anlatıyoruz. Bay bayan. Eşler birbirilerine iyi davranacaklar. Anne baba çocuklarına iyi davranacak. İyiliği öğretecek. Herkes iyilik yolunda koşacak. Sufilik sufilik iyilik yolunda koşmaktır. İyilik yolunda bir kimse koşarsa sufilikemala erer. E birinci derecede iyilik senin birinci derecedeki halakanadır. Kadınsan önce iyilik kocana yap. Ellere iyi olup da kocana kötü olma. Ellere yumuşak müşfik adama sert. Adamın kafasında sencere kıracak neredeyse. Erkekler ellere iyi evde hatuna sert. Acımasız. Öyle değil. Birinci iyilik dairesi insanın eşi, çocukları, annesi, babası. Sen onlara karşı iyi ol. Senden iyilik sudur etsin. Senin ağzından iyilik sudur etsin. Birisinin zulmünü, kötülüğünü önlemek de iyiliktir.
Eşin kötülük yapıyor. Sen evin reisisin. Onu önlemekle mükellefsin. Önne. De ki hanım yapma. Sakin ol. Frene bas. Sıkıntılı davranışlarda bulunma. Çocukları ezip geçme böyle. İki tarafından böyle ateşe verme. Hanım da kocasına nasihat edecek tavsiyede bulunacak. Dice ki dur sakin ol. Birbirlerine iyilikte yardımlaşacak insanlar. Birbirleriyle iyilikte buluşacaklar. Birbirleriyle iyilikte destek çıkacaklar. Kötülükte değil. E çirkinin rengi ise kirli karasudan meydana gelir. E çirkinin rengi dediği kötü. Onun da rengi nereden? Karasudan geliyor. Lığım suyu gibi. Onun da rengi ondan almış. Kötülükten renklenmiş. Tövbe edecek. Geri dönecek. Allah muhafaza eylesin. Bakara ayet 112. Öyle değil. Kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse onun mükafatı Rabbinin katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. O zaman kimler üzülmeyecekmiş? İyilik yapanlar. Ve Allah’a kendisini teslim edenler. Allah’a teslim eder iyilik yaparsa onlara bu dünyada korku ve hüzün yok.
Onlara ötede de korku ve hüzün yok. O zaman sen iyi ol. İyilik yapmaya gayret et. Ve kendini Allah’a teslim et. Allah’tan başka ilahlar edinme. Allah’tan kork. Allah’tan utan. Allah’ı sev. Allah’a yaslan. Allah’a dayan. Ona dua et. Ondan iste. Onu zikret. Onu zikret. Onu zikret. Şeyhim, şeyhim, şeyhim, şeyhim. Böyle zikir mi var? Allah’ı zikretcen. Otur. En güzel isimler Allah’ın ayetle sabit. Bize mübarek böyle dedi. Böyle söylemeniz de Allah’ı zikir gibidir. Ne alakası var? Biz Muhammed Muhammed Muhammed diye mi sallallâhu aleyhi ve sellem’in adını söylerek de mi zikrediyoruz? Böyle sufilik yok. Sapık bunlar. Bunlar Hussi’si dışarıda yetiştirilip İslam dünyasının içerisine gönderilmiş olan sapkınlar. Neymiş de cezbe geçiriyormuş. Kavus, kavus, kavus, kavus, kavus, kavus, kavus. Ne oldu? E bu cezbeleniyor. Oğlum böyle yok. Allah diyeceğini kavus diyor. Yok bunlar.
Kur’ân, sünnette dayalı bir tasavvufi hayatta, Kur’ân, sünnette dayalı bir tasavvufi felsefede bu tip şeylere yer yok. Bir kimse Allah’ı zikreder. İster Allah de ister Rahman. Bütün güzel isimler Allah’ındır. hadîs-i şerîf 99 isim tespit etmişler. Allah’ın ismi 99 tane de değil. O bunlar ana isimler. Öyle söyleyelim. Otur Allah’ı zikret. Otur la laheylallah de. Otur Allah de. Eee nereden çıktı şeyhim, şeyhim, şeyhim, şeyhim? Sapık. Bunlar sufi’lin yüz karası. Bunlar sufi filan değil. Neymiş? Kavus, kavus, kavus, kavus, kavus. Nereden çıktı kardeşim böyle zikir? Böyle zikir yok. E cezbeymiş. Böyle cezbe de yok. Şeytani bu. Şeytani. Yapıyor. Bu ne? Cezbeymiş. Lan şeytani bu. Nereden çıkardın bunu? Nereden çıkardın bunu? Birisi de televizyonda ders istiyor efendim. Dersim kabul oldu mu? Gönderdiler bana. Videodan izledim. Duruyor böyle. Kabul edilmişsin. Aaa. Bu nasıl bir sufile ki?
Rüya haktır. Salih rüya haktır. Mübeşirattandır. Hal görmek. Zikrullah da hal görmek. Ayrı bir perdede ayrı bir alem görmek. Haktır. Haktır. Zikrullah esnasında ayrı bir perdede ayrı alemler görmek. Haktır. Bu da rüyanın içindedir. Rüyanın içindedir bunlar. Bunlar haktır. Rüya ayetle sabittir. Haktır. Salih rüya ayetle sabittir. Haktır. Hadis-i şeriflerle sabittir. Haktır. Peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür diye hadîs-i şerîf var. Haktır. Kim salih rüyayı inkar ederse küfre düşer. Haktır. Söyleyecek laf yok. Bir kimse zikrullah yaparken de rüya görür mü? El cevap görür. Biz ona yakaza hali deriz. Tasavvufi literatürde. Ama o rüyadır o. Haktır. Sen otur gecenin karanlığında bir köşede. Başla tevhide. Başla Allah’ı zikrullah’a. Sıyrıl bu dünyadan. Geç. Neyin varsa at. Allah’la baş başa kal. O esnada kalbine gelen. Haktır. O esnada dizinin dibine oturan. Haktır. O esnada karşına gelip seninle beraber zikrullah yapan.
Mani veyat Abdülkadir Geylani Ahmet el-Ruvayi Üstadın her kim geldiyse Vallahi haktır. Billahi haktır. Bunda söyleyecek laf yok. Asıl cezbe odur zaten. Asıl cezbe odur. Sen zikrullah alakasında yanındaki sarını yandan mı sarmış örtüsünü ortadan mı bağlamış bakma. Sen Allah’ı zikret orada. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Haktır. Sen her la ilahe illallah deyişinde seni zikreden bir Rab var seni zikreden bir Allah var bunu düşündüğünde sen la ilahe ilallahı bitiremezsin zaten. Haktır. Bakın haktır. Sen Allah esmasını söyle söyleyebildin kadar Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah sabaha kadar Allah’ı zikret. Haktır. Ne şeytan bulaşır ne cinliler bulaşır hiç kimse sana bulaşamaz. Haktır. Ama sen gider kargacık burgacık işlerle uğraşırsan kafir cinlilerin elinde oyuncak olursun şeytanın elinde oyuncak olursun.
Olursun. Sen erkeksen zikrullah yapan gelir bir tane siyah saçlı mavi gözlü farklı bir tenli bakarsın sen vay ben manaviyatım açıldı zannedersin geç cinni taifesi bulaştı sana neden şeyhin yok senin varsa da kamil değil kamil değil ya sen kargacı burgacık şeyhinin söylediği zikrullahı yapmadın farklı yerlere kaydın ya da senin şeyhin kamil değil ne sana söyledi şeyhin tevhid çek dedi sayısız sana başka bir şey mi çek dedi ha şeyhim benim şeyhim benim halimi anlamadı ben bin tane hay bir başkasına esmai verirken duydu ya sen 100 tane 7 gün hay hay hay Allah çek anlamadı ya 7 gün verdi ben yüzden fazlasını yaparım hay hay hay hay Allah hay hay hay Allah efendim bir şeyler oluyor bana oğlum ne oluyor sana senin halin belli durumun belli hiçbir şey olmaz sana sen ne çektin onu söyle bana oğlum ne çektin ben böyle yaptım ben sana 7 günlük vermedim bu dersi 7 günlük verdin efendim ne ama çektin yürü git istemiyorum seni dergatta efendim yapma oğlum neden yapmayayım istemiyorum seni dergatta git sen kendi nefsinin şeyhi olmuşsun sen kendi kendine ders tarif etmişsin kendi kendine ders çek sen ne işin var bir şeyhin sofrasında yürü git nereye gidiyorsan git bir kimse bir kapıya bağlandı mı orada kalır ben çekemeyeceğim herhalde dersimi yad evde de öyle edebilir miyim et yürü git Allah yolunu açık etsin e ben de geri dönmek istiyorum nereye dönüyorsun ya yazboz tahtasın burası nereye geri dönüyorsun e ben gelmek istiyorum bir daha nereye geliyorsun sen ya boyacı küpün burası gitcen gelcen gitcen gelcen Süleyman Demirel misin sen 7 sefer gitcen 8 sefer gelcen böyle bir şey yok o zaman sen iyi ol dost doğru ol dimdik dur sımsıkı dur çirkinlik sufilerin dışında haramlara bulaşmaktır sufiler için çirkinlik istikametini yaptırmaktır sufiler için çirkinlik nefsin heva ve hevesine uymaktır sufiler için çirkinlik kendi nefsini kendi başına şeyh ilan etmektir kendi heva ve hevesini kendine şeyh ilan etmektir bu çirkinliktir çirkinlik senin şeyhin belli mi belli şeyhinin haricindeki kimseleri şeyh görmendir çirkinlik budur çirkinliktir o adam şeyhinin sözünü dinlemiyor filanca abi böyle dedi oğlum şeyhinin sözü mü filanca abinin sözü mü o zaman filanca abiyi şeyh yapalım biz ya sen otursun başımızda şeyhlik yapsın filanca abla böyle dedi kızım abla mı buranın şeyhi çirkinliktir bunlar sufilerin çirkinlikleri Allah muhafaza eylesin o yüzden biz iyilik yapıp Allah’a teslim olacağız teslimiyet niye Allah’a bir şeyhi olan teslimiyet Allah içindir bir şeyhi olan muhabbet sevgi Allah içindir Allah için
Bataklıkta Sufilik, Tire–Bayındır Anekdotu ve Ebediyet Düşüncesi
Allah için Allah için heva heves için değildir bir kimse şeyhine Allah için teslim olur Allah için Kur’ân sünnet tarihinde bize bir şey söylediği müddetçe başımıza tac ederiz bizim ona olan muhabbetimiz Allah içindir biz şeyhimizi Allah için severiz heva hevesimiz için değil heva heves için değil sen şeyhi seversin şeyh sevilen noktadadır seven noktada değildir o ona aittir sen bir dergah derviş oldun mu oldun sen onu sevmekte mükellefsin o seni seviyormuş sevmiyormuş senin yüzüne bakıyormuş bakmıyormuş seni dinliyormuş dinlemiyormuş sevmiyormuş sen bunun için sevmiyorsun onu ya bir kez yüzüme bakmadı iyi bin yıl senin yüzüne bakmaz sen hep yüzüne bakcan onu seni bir kez dinlemedi sen bin yıl dinleyecen onu sufilik bu e dinlersen ben dinlerim ben sevse ben seni severim ya ben sevdikten sonra herkes sever beni ben birini seversem deli divane olur zaten senin sevgine ihtiyacım kalmaz ki seveceksem seni ne seveyim ne özelliğin var ne özelliğin var seni neden seveyim benim seveceksem sevdiğime değmeli ciğerimi yaktığıma değmeli yüreğimi kan akıttığıma değmeli gözümden kanlı yaş da değil kurumalı gözüm kanlı yaşı ne? kurumalı değmeli sevmek öyle birşeydir ciğerini yarmalı himalaya asmalı o kimse kim himalayalara çıkarsa orada bir aşığın ciğerinin kokusunu aldım demeli insanı öyle sevmeli ve kim himalayalara çıktığında buradan bir aşık geçmiş onun kokusunu aldım demeli sevmek öyle birşeydir sevmek öyle birşeydir insan değmeli ben öyle seveceksem şeyhimi severim ben öyle seveceksem hazreti Muhammedi Mustafa’yı severim ben öyle seveceksem onun üstünde Allah’ı severim bana lazım olan sevgi o bana lazım olan o o zaman o kimse öylesine Allah’a teslim olmalı Allah’a teslim olan bir kimse aramışlar mı?
Allah’a teslim olan bir kimseden çirkinlik sudur eder mi? Allah’a teslim olan bir kimseden gaflet sudur eder mi? Allah’a teslim olan bir kimsenin ağzında küfür, hakaret olur mu? Allah’a teslim olan bir kimse isyankâr olur mu? insanlara kötülük yapar mı? insanları rahatsız eder mi? Allah’a teslim olan bir kimsenin etrafında kime zarar verebilir? Allah’a teslim olmuş onun yemesi Allah’tandır içmesi Allah’tandır yürümesi Allah’tandır bakması Allah’tandır dokunması Allah’tandır onun yöneldiği yer Allah’tandır otursa Allah’tandır, kalksa Allah’tandır uyusa Allah’tandır namaz Allah’tandır, orucu Allah’tandır zikrullah Allah’tandır onun hayatı Allah’tandır onun her şeyi Allah’ladır her şeyi onun varlıkla işi kalmaz sen onu insan gibi görürsün sureten insandır Allah’ın öyle kulları vardır ki görüldüklerinde Allah hatıra gelir o öyle olmuştur ona baktığında Allah hatıra gelecek onun her şeyi Allah’tan olmuş o Allah’la hemhal oluyor onun zikriyle hemhal oluyor Allah’ın öyle kulları vardır ki yağmur yağsın dese Allah kabul eder, yağmur yağdır oraya onların sözü, onun katında öyle geçerli hale gelmiştir o zaman Allah’a teslim ol teslim olursan bu hal ile hallenirsin e bu haram, teslim olanı haram işler mi? teslim olanı eksik işler mi? işlemez, bu nasıl teslimiyet?
Allah muhafaza eylesin ondan çirkinlik çıkar Allah’a teslim olandan çirkinlik çıkar mı? yok hayır çıkıyorsa derhal tövbe edecek, Allah muhafaza eylesin ey peygamber Allah’ın güzel bir sözü kökü sabit dalları göğe doğru yükselen güzel bir ağaca benzetini görmez misin İbrahim 24? güzel bir sözü Allah dalları göğe yükselen bir ağaca benzetiyor neden? güzel sözler onadır güzel sözler ondadır iyilikler ondandır hiçbir zaman o ağaç kurmaz hiçbir zaman o meyvasız kalmaz iyilikler ve güzellikler göğe yükselen bir ağaca benzetiyor Cenab-ı Hak iyilikleri ve güzellikleri sen iyiliklerin ve güzelliklerin peşinde ol sufilik budur o iyiliklerin ve güzelliklerin peşindedir o çirkinliklerin peşinde değildir etraf çirkin kaynıyormuş bize ne kardeş? biz gönlümüzden bir cennet bahçesi açarız kendimize biz orada yaşarız etrafımızı da o cennet bahçesine döndürmeye çalışırız kendimize değildir sadece kendimize değildir biz bataklığın içine düşsek biz bataklıkta iyilik yapmaya çalışırız deriz ki burası muhakkak kurumalı burası muhakkak gül bahçesi olmalı sufilik budur gücümüz yetmeyecek biz burayla mücadele etme noktasında değiliz kaçarız bu benim işim değildir kaçmak benim işim değildir ben bataklığın içine de düşsem orada gül bahçesi oluşturmaya çalışırım derim ki benim vazifem bu ben insanları ve cinileri bana ibadet etsin bana itaat etsin diye yarattım âyet-i kerîme bu o zaman ben ona ibadet ve itaati bataklığın içerisinde de uygulamaya çalışırım bataklıkla konuşurum bataklık olsun ben orada namazımı kılarım ben orada haramlardan uzak dururum ben orada kendimi korumaya çalışırım ben orada insanları sufi edeceğim diye uğraşırım benim işim o derim kaçmak yok neden o iyilikleri ve güzellikleri etrafımıza anlatacağız etrafımıza yaşatacağız o gönül dünyamızda açılmış olan cennet bahçesini etrafımıza kokusunu vereceğiz sen o cennet bahçesini gördün mü gönül dünyanda gördün oranın kokusunu aldın mı?
Aldın bütün kardeşlerin etrafın herkes o cennet kokusunu alması için mücadele edeceksin kendine değil bu hayat aa otur evde zikrullahını yap cennet bahçesini de gör huriler de gelsin kılmanlar da gelsin oy sofralar da gelsin vur patlasın çal oynasın harika açtın gözünü eee dünyadasın gene sen orayı buraya taşıyan sufilik bu bir kişinin daha elinden tut bir kişiye daha Allah dediktir bir kişiyi daha Allah ile tanıştır bir kişi bir kişi daha Allah ile buluştur bir kişi daha Allah’ın kokusunu koklat cari hesabın devam etsin yolun devam etsin bir insanın sulbü oğlunla kızıyla devam etmez bir insanın sulbü sufilikte açmış olduğu kapıyla devam eder sen on kişinin ders almasına yirmi kişinin ders almasına elli kişinin ders almasına yüz kişinin ders almasına vesile olmaya çalış onlar dersi çektikçe onlar hangi dergah giderse gitsinler hangi şeyhe giderse gitsin sana cari hesap yazılıyor hep otuz senedir ders veriyoruz biz hamdolsun şimdi şeyhefendi zamanında o kadar koşuşturduk koşturduk ders verdik millete hamdolsun şeyhefendiyle beraber onlar şimdi mustafa özbağa beğensen olacak beğenmezse olacak sevsen olacak sevmezse ne olacak isterse benden nefret etsin her gün bana bela okusun o dersi çekiyor mu çekiyor mustafa özbağa yazılıyor isterse gitsin bilmem hangi şeyhe bağlansın mübarek olsun ben o şeyhten ders aldım mübarek olsun sen o şeyhin dersini çekerken dayı mustafa özbağa yazılıyor hiç sevmedin adamı yazılıyor sen sevmedin adama bile hizmet ediyon nefret ettin adamı bile hizmet ediyon niye ne yapacaksın ya bana olan kininden dolayı her şeyi dersi mersi bırakacaksın gitcen gavurlaşcan onu da yapamazsın büyüklenmek gibi olacak ama mustafa özbağa bir çizik atmış sana senin eşkıyan olmuş sevenin de dilinde sövenin de dilinde söven de sevdiğinden konuşuyor seviyor ama ulaşamıyor ya ondan nefret ediyor böyle bir dokunsa gidecek ben ona dokunsam ihya alacak ama yok nefret ederken dayı ne yapıyor yazılıyor bakın yazılıyor şimdi ismail demir taşıyor bütün hepsine ders verse hepsinden nasibimi alacağım ben ismail de alacak allah eksiltmez allah eksiltmez erdoğan bütün tekirdağa ders verse hepsinden de alacağım nasibimi allah eksiltmez eksilmez iyilikten kim bir kapı aralarsa kaç kişi geçerse ondan hepsinden sevabını alır hadi işte sabit ya ben ne oturayım evde ben bir kişiye de allah dedirtirmenin yolunu ararım dünya geçecek gidecek gözü de gözü de gözü de gözü de gözü de gözü de dünya geçecek gidecek gözümü yumacağım gideceğim yaş olmuş 58 ben bir sefer daha allah demenin yolundayım bir sefer daha allah dedirtmenin yolundayım bir sefer daha allah dedirtmenin yolundayım eee çoluk çocuk görmüyor ben cennete iman ettim ben cennete iman ettim ben cennete iman ettim ben iyi ameller işleyenlerin cennete gireceğine de iman ettim de iman ettim.
Ben Allah’a iman edip Allah’ı zikredenlerin cennetlik olacağına iman ettim. Ben çocuklarımı sevmiyor değilim. Her biri burnumda tutuyor, gözümde tutuyor benim. Ben kardeşlerimi, arkadaşlarımı sevmiyor değilim. Her biri gözümde tutuyor, içimde tutuyor benim. Öteye saklıyorum bütün sevdalarımı. Ebedi, düşünebiliyor musunuz? Ebedi. Ebedi, ebedi. Ebediyeti düşündüğünüzde dünyanın hükmü kalmıyor o zaman. Ebediyeti düşündüğünüzde o zaman dünya zamanı küçücük bir zaman olarak kalıyor. Küçücük zaman olarak da kalmıyor. Ebedi, düşünebiliyor musunuz? Ebedi. Ebedi. Bunu düşündüğünüzde dünya ve içindekilerin hepsi de bir noktadan ibaret oluyor. O zaman Allah’a teslim olup iyilik yapmaya devam. Allah’ı zikretmek en büyük iş ise ayetle sabit. O zaman Allah’ı zikretmek en büyük iş ise o en büyük işe davet etmek en büyük iştir. O kimseyi nereye davet ettin? Allah’ı zikre. Nereye? En büyük işe davet ettin. Dikkat edin.
En büyük işe. Oturduk şimdi, la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah Muhammedun Resulullah En büyük işi yaptık şimdi. En büyük işi yaptık. En büyük işi. Kim üç sefer la ilahe illallah dese bir rivayette 70.000 günahı affolur diyor. Şimdi üç sefer la ilahe illallah dedik. Farkında değilsiniz. Hussisi üç sefer söylettim. Söyleyenlerin 70.000 günahı affoldu. Hadiste sabit. Alayım büyük iş size. Kim söylediyse 70’er bin buradaki cemaatın günahının affına sebep oldum ben. Alın sebepsize. Bu kapıdan geçti hepsi de. Ben şimdi biraz böyle şatahat yapacağım. Kalır mı bende bir şey şimdi? Düşünebiliyor musunuz? En büyük iş. Neden diyorum ey arkadaşlar bizim dergamızda olanlar, bizim cemaatimizde olanlar hepinizde evlerinizde zikir bahçeleri kurun. Açın! Zikrullah yaptırın orada. Yaptırın! Sebep? Kardeş. Ya zikrullaha vesile olacaksın ya. Allah’ın öyle kulları vardır ki onlar zikrullahın anahtarıdır.
Anahtar ol. Ben neden engelleyim seni? Daha ben atıyorum kapını. Yaptır zikrullah. Gidin ebuzeri gifari gibi yapın. Girin bir köye komple derviş yapın getirin. Girin bir ile, ilçeye gidin. Allah’ı zikrettirin. Derviş yapın. Koşun. Kapınız aralansın. Kapınız aralansın. Ben Şeyh Efendi’nin zamanında tek başıma zikrullah’a gittiğimi hatırlamıyorum. Şeyhim gelirdi benim Tire’ye. Bayındır’da hiç derviş yoktu. Ben herkesi toplar götürürdüm. Bir gün çektim bıçağı, biçak zorundan götürdüm. Yürüyün lan dedim hepinizde. Herkes güldür güldür güldür kahve boşaldı. Dedim meyhaneye götürürken geliyordunuz ya dedim. Bir de yolda onlara zikrullah ilahi araba sallanıyormuş yolda giderken. Diyorlarmış amma kafaları yüksek ha adamların. Öyle olun iyiliğe doğru kaparılın. Allah muhafaza eylesin. hadîs-i şerîf 40 iyilik vardır. Bazı rivayetlerde farklı rivayetler var. 70 bin perde vardır ya onun en aşağısı bir yoldan taşı atmak gibisinden. Bir hadis-i şerifte de 40 iyilik vardır.
En üstünü sağmal keçi bağışlamaktır. Bakın en üstününe bir kimsenin rızkını sağlayacak. Böyle sağmal süde olan bir keçi var ona bağışlıyorsun. Allah bizi öyle iyi olanlardan eylesin inşallah. Biz inşallah o latif rengin adı Sibgatullah Allah’ın boyasıdırdan Allah izin verirse devam edelim. Çünkü saat 11’e 10 olmuş hakkınızı helal edin. Tekke’de yapılan intikafta burada olan bir kimsenin rızkını sağlayacak. Allah’ın izniyle o kimsenin rızkını sağlayacak. Tekke’de yapılan intikafta burada olanlar hu hu hu Allah’ı derslerine eklesinler demiştiniz 100 tane devam edecekler mi? Evet. Lanetlik bir fiil işleyen bir kimseye o hal üzerinde olduğu müddetçe o kimseye dinden çıktı denilebilir mi? Biz demeyiz Allah bizi affetsin. Selamun aleyküm. Geceniz hayır olsun. Allah hepinizden de razı olsun. El Fatiha. Amin. Destur.
Kaynaklar ve Referanslar
Hz. Peygamber’in Kısa Sohbet Geleneği — Efendi hazretleri aktardı: Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem çok uzun sohbet etmezdi; en uzun hadîs-i şerîf bir sayfa, bir buçuk sayfa kadardı. Kısa öz — insanları baymadan, bayıltmadan — sohbet etmek sünnet-i seniyye’dir. Bu ilke bugünkü sohbet ve ders formatlarına da ölçü olmalıdır.
Sema’nın Hakiki Amacı ve Görünteli Sözler — Efendi hazretleri şöyle açıkladı: Sema, ruhun coşkusuyla ilahi aşkı ifade etmek için yapılır; ‘gidelim sema izleyelim, havada serin’ niyetiyle gidilirce asıl anlamını yitirir. Müzik ve semadan etkilenmek iyidir ama gidilen amaç Allah’a yakınlık olmalıdır; yoksa ruhî faydası kalmıyor.
70.000 Tevhid Meselesi — Nitelik mi Nicelik mi? — Efendi hazretleri bir vakıaya dikkat çekti: Biri ‘8 saatte 70.000 tevhid çektim’ dedi. Bu duyunca durdu. Tasavvufta zikrin kalp hazır olarak, bilinçli yapılması esastır; nicelik rekoru değil. Kalp yoksa dil çekse de zikrin derinliğine erişilemez.
İman: Dil İkrarı ve Kalp Tasdiki — Efendi hazretleri imanı ikiye ayırdı: Dil ile ikrar — bu halka aittir, hukuki boyuttur. Kalp ile tasdik — bu Allah ile müminin arasındadır. Diğer kimsenin kalbinden haberdar olması imkânsızdır; o yüzden sufi hiçbir kimse için kesin küfrüne hükmetmez, ancak küfrü doğurabilecek eylemi ve inkarı tespit eder.
Sarık Sünneti — Bedir Öncesi ve Sonrası — Efendi hazretleri açıkladı: Bedir Savaşı’na kadar Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem sarık takmıyordu; Araplar o dönemde başa böyle örtü koyuyorlardı. Bedir’den sonra sarık sünneti başladı ve Sahabe bütün sarıklı oldu. Bu ayrım, sünnetin hangi dönemde ne anlamta önem taşıdığını anlamak için tarihî bağlam bilgisi şartı koşturmaktadır.
Salih Rüya — Peygamberliğin 46 Cþzü — Hadîs-i şerîf: ‘Salih rüya peygamberliğin 46 cþzünden bir cþzüdür.’ Efendi hazretleri bunu açıkladı: Salih rüya ayetle ve hadîs-i şerîfle sabit haktr; mübeşşirattandır. Tasavvufî haller içinde de ayrı bir perde olarak yer alır.
Bataklıkta Sufilik — Temel İlke — Efendi hazretleri su ilkeyi ortaya koydu: Sufi bataklıkta da iyilik yapmayı bırakmaz; ‘Burası muhakkak gül bahçesi olmalı’ der. Fakat sufî’nin kaçması gereken zamanda kaçççılığı şuflere düşürmez; bataklıkla mücadele etmek zorunlu olmadığında uzak durmak olgun süfiliğin gereğidir.
Bu sohbet-i şerîf, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin 2018 yılında Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde icra buyurduğu 52. sohbetin transkriptinden tez formatında düzenlenmiştir. Orijinal video: https://www.youtube.com/watch?v=Rdlcm6Z9YxI