Mustafa Özbağ Efendi hazretleri, Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde icra buyurulan bu 48. sohbet-i şerîfinde dört ana eksen üzerinde durmuştur. İlk bölümde ruhun aslına dönüşü hakikatini — ‘denizden olan yine denize gider’ ilkesini — Hz. Mevlânâ’nın ölümü düğün günü olarak nitelendirmesiyle harmanlayarak açıklamış; vatanî aslî kavramını üç derece üzerinden — cehennemlik, cennetlik ve huzurullah’ta oturanlar — tasnif etmiştir. İkinci bölümde Zünüvas ve Ashab-ı Uhdud hikayesini Buruç Suresi âyet-i kerîmelerinin ışığında ele almış; Yahudi irkinin tarihteki zulmü ve lanetlenmişliğini Kur’ânî delillerle ortaya koymuş; ‘put dikmek ve ateş yakmak’ eyleminin tüm çağlara nasıl uygulandığını göstermiştir. Üçüncü bölümde uluslararası deccalist sistemi enine boyuna tahlíl etmiş; terör, fuhuş, uyustuıcu, faiz ve savaş döngüsünün bu sistemin ayakta kalma koşulları olduğunu göstermiş; Amerika’nın modern Roma İmparatorluğu işlevi gördüğünü ve Vatikan’a ait kara paranın boyutunu açıklamış; bakış açısını bir Diyanet anekdotuyla somutlaştırmıştır. Son bölümde Zünüvasvari put kültürünü — nefis, ekonomi, dolar, namus, hoca putu — teker teker sıralayarak hadîs-i şerîf’teki ‘ahir zamanda iman ateşten kor tutmak gibidir’ müşahadesiyle sohbeti noktalayıcı bir uyarıya taşımıştır.
Ruhun Aslına Dönüşü, Vatanî Aslî Kavramı ve Üç Derece: Cehennem, Cennet, Huzurullah
Allah gecenizi hayır etsin inşaAllah. Cenab-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşaAllah. Denizden olan yine denize gider. Nereden gelmişse yine oraya varır. Dağ başından hızlı hızlı akan serler. Bizim tenimizden de aşka karışık olarak akıp giden can aslına gidip kavuşur. Sonuçta her şey aslı neyse nereden geldiyse hızla oraya doğru koşar. Bunu ister bilinçli bir şekilde koştuğunu görür isterse bu konuda bilincini açmaz idrakini yükseltmezse bilinçsiz bir şekilde o cenaha koşar. Vücut olarak insan topraktan yaratılmıştır. Vücut toprağa doğru koşar. Toprağa doğru çeker vücut kendisini. İnsanlar içsel olarak da Cenab-ı Hak kendi ruhundan ve nurundan üflemiştir. O kendi ruhundan nurundan üflemiş olduğu şey tekrar kopup geldiği yere doğru koşar. Oraya gitmek ister. O yüzden o ruh veya nefis olarak adlandırdığımız şey bu vücudu kendince hapishane görür.
Vücut hapishane olduğu gibi vücudun hayat sürdüğü bu dünya denilen adını dünya koyduğumuz bu mekanda ona bir nevi hapishane gibidir. O yüzden sufiler ölümü bu hapishaneden kurtuluş kapısı olarak görürler. Bir kimse bu noktada ölümle yüzleştiğinde artık o hapishaneden kurtulmuş beraatini eline almıştır. Eğer bu zaruri ölümü yaşamazdan önce, hadis-i şerfte beyan buyrulan ölmeden önce ölünüz haliyle hallendiğinde o kimse artık kendince özgürlüğüne kavuşmuş olur. Ama bu tam bir özgürlük değildir. Sonuçta ruh yine o bedene bağlıdır. O bedene gelip gitmeye devam edecektir. Ne zaman ki bedenle ruh birbirinden tamamiyetle ayrıldı, ruh o zaman tam bir özgürlüğüne kavuşacak. Tam bir özgürlüğüne kavuşacağı için Hz. Mevlânâ Celalettin Rıma Hazretleri ölüm gününü düğün günü olarak nitelendirmiştir. Çünkü artık bir daha bu beden kafesine geri dönmeyecektir. Beden kafesine geri dönmemek üzere özgürlüğünü eline alıp gidecektir.
O yüzden her şey kendince hem kendi aslına hem de döndüğü yere doğru hızla koşar. Bir şeyin aslı neyse, fıtratı neyse siz onun üzerinde ne yaparsanız yapın, nasıl bir değişiklik uygularsanız uygulayın. O hiçbir zaman fıtratını unutmayacaktır. Siz aslanı ne kadar terbiye ederseniz edin. Aslan hiçbir zaman fıtratı bozulmayacak, umulmadık bir yerde aslanlık yapacaktır. Siz kediyi ne kadar terbiye ederseniz edin. Kedi umulmadık bir anda kedilik yapacaktır. Hayvan, hayvanlığını yapacaktır. Umulmadık bir anda umulmadık bir yerde kedi kediliğini gösterecek, aslan aslanlığını gösterecek, yılan yılanlığını gösterecek, tavşan tavşanlığını gösterecek. Çok affedersiniz, merkep merkepliğini gösterecektir. Çünkü o sonuçta yine aslına dönüş yapacaktır. İnsanlar bunları terbiye ederler, insanlar bunların üzerine çalışmalar yaparlar, bir sürü şeyler yaparlar. Sonuçta onun aslını kaybedemezler. Veyahut da o kadar ameliyat geçirir, bir erkek ne kadar ameliyat geçirirse geçirsin kadına benzemek için.
Sonuçta erkektir. Umulmadık bir yerde onun erkekliği coşar, erkekliği coştuğu anda da onun erkek olduğu çıkar meydana. İstediği kadar ameliyat olmuş olsun. İstediği kadar ameliyat olsun bakın. Onun fıtratı erkektir, yine aslına dönecektir ve aslına döndüğü anda da o yine erkekliğini sergilecektir. Her şey aslına gidip kavuşur. O zaman bizler de aslımıza gidip kavuşacağız. O zaman aslımıza bakalım. Aslımız ne? Bedensel olarak aslımız toprak ama bu toprağın içerisinde üflenen bir ruh var. Onun da aslı Allah’ın kernesinden gelme. Bakar ayet 106-157. Onlara bir müsibet dokunduğu zaman şüphesiz ki biz Allah içiniz ve mutlaka ona döneceğiz derler. Müminlere bir bela, bir müsibet, bir sıkıntı geldiğinde o müminler ne derler? Biz şüphesiz ki yine ona döneceğiz. Biz onun içiniz ve ona döneceğiz. Yine Mümin Suresi ayet 43 şüphesiz ki sizin beni davet ettiğiniz şeyin dünyada da ahirette de insanları çağıracak hiçbir gücü yoktur.
Bizim varacağımız yer Allah’ın huzurudur. Haddi aşanlar işte onlar cehennemliklerin ta kendileridir. Mümin sıfatsal noktada Cenab-ı Hak’ın bir sıfatıdır. Mümin sıfatı. Bir kimse iman edip salih amel işleyince mümin sıfatına bürünür. İman edip salih amel işlemezse o mümin sıfatına bürünmez. Mümin sıfatına bürünmüş bir kimse Allah’ın sıfatıyla sıfatlanmıştır. Allah’ın sıfatı. O Allah’ın sıfatıyla sıfatlandığı için Allah onu sever. Ve müminlerin varacağı yer Allah’ın huzurudur. Çünkü onların dönüp dolaşacağı yer orasıdır. Onlar daha geriye gittiğimizde ta ruhlar aleminde iman etmişlerdi. Ruhlar aleminde iman ettiklerinden dolayı mümin sıfatıyla sıfatlandılar. Ve ruhlar aleminde birinci secde, ikinci secde, üçüncü secde gidenler mümin sıfatıyla sıfatlandılar. Ve onlar müminler. Ve onlar Allah’ın huzurundan koparılıp geldiler. O yüzden mesleminin başlangıcında dinle bu neyi hikaye etmede. Hani kendi aslından koparılıp geldiği günden beri ahı efkan etmede. Buradaki neyden kasıt mürşidi kamildir ya.
Olgun insan, mümin insandır. O olgun insan, mümin insan Allah’ın huzurundan koparılıp gelmiştir. Ve o tekrar feryat figan etmektedir. Niçin? Tekrar aynı huzurullaha kavuşmak için. Ve o huzurullaha kavuşuncaya kadar onun feryatı figanı bitmeyecektir. O yüzden der ya aslından koparılıp gelen diye. Aslından koparılıp gelmiştir. müminlerin varacağı, dönüp varacağı yer yine onun huzurudur. Onun huzuruna varıncaya kadar mümin için ızdırap, keder, sancı, sıkıntı, imtahan bitmeyecektir hiç. Ve mümin onun huzuruna varıncaya kadar asla makul bir noktada durmayacaktır. Asla normale dönmeyecektir. Asla. Sebebi, varacağı yer Allah’ın huzurudur. O varacağı yere gidinceye kadar, varacağı yeri buluncaya kadar asla huzura kavuşmayacaktır. Sebep, çünkü o oradan geldi. Oradan geldi. Oraya ulaşın, ulaşmadıkça asla huzur ve felah olmayacaktır. bize tuhaf gelir ya, insanlar köylerini özlerler öyle değil mi? Veya da kendi kasabalarını özlerler. Gitmek isterler tekrar oraya.
Derler ki benim köyüm gibisi yok. Benim şehrim gibisi yok. Benim kasabam gibisi yok. Neden? Oradan çıkmışlardır. İşte çocukları orada geçmiş, gençlikleri orada geçmiş, akrabaları orada, tanıdıkları orada. Vay bu köşede şöyle yaşadık, burada bunu yaşadık. O tekrar oraya dönüş özlemi çeker. Oraya dönmeyi arzular. Sebep, çünkü orası vatani aslisi onun. Vatani aslisi orası olduğu için kendince tekrar oraya dönecek. Başka bir yeri vatanın asli etmemiş o. Allah’ın huzurundan kopup gelenler de vatani aslileri onların Allah’ın huzurullahıdır. Onlar huzurullah’tan koparılıp geldiğinden. Tabiri caizse huzurullah’dan sürgüne gönderildiklerinden. Bila mecbur. Yapmış oldukları hatalardan kusurlardan dolayı değil. Onlar o sürgünden dolayı hasretine hasret eklerler. Yüreklerine biraz daha kan damlatırlar. Biraz daha kan revan içerisinde ne yaparlar? Hayatlarına devam ederler. Ama hep oraya dönmenin, hep oraya döndürülmenin özlemini çekerler. Çünkü vatani aslisi onun orasıdır.
Eğer bir kimsenin vatani aslisi cehennemiyse, kendisine vatani asli olarak cehennemi tuttuysa o oraya dönecektir. Kendisine yaşam merkezi olarak oraya seçmiş. Vatani aslisi cennet ise kendisinin vatani aslisi olan cennete doğru gidecektir. Vatani aslisi onun huzuru ise o vatani aslisini onun huzuruna doğru yürücektir. Üç çeşit insan vardır. Bir, cehennemlikler. İki, cennetlikler. Üç, Allah’ın huzurullahında onun huzurunda oturup, onun cemaline dalıp oradan hiç çıkmayanlar. Allah bizi onlardan eylesin. Amin. Konu ba
Zünüvas ve Ashab-ı Uhdud: Yahudi Padişahının Ateşi, İmanın Bedeli ve Buruç Suresi
şlığı. Yahudi padişahının ateş yaktırması. Ateşin yanına kim puta secde ederse ateşten kurtuldu diye bir put diktirmesi. Bu Yahudi ırkı enteresan bir ırktır. Yeryüzünde bozgunculuk yapan, insanların kanını akıtan, insanların şehirlerini yağmalayan, namuslarını paçavraya çeviren, şereflerini ve haysiyetlerini paçavraya çeviren, tarih boyunca peygamberleri şehit eden, müminleri katleden, katil, vahşi, laf anlamaz, laf dinlemez bir ırktır. Yahudi ırkının haricinde hiçbir ırk yoktur ki peygamber katletsin. Peygamber katleden bir tek dünya üzerinde Yahudi ırkıdır. Bu Yahudiler kendilerinin haricindeki bütün inanç sahiplerine zulmetmişlerdir tarih boyunca. Katletmişlerdir. Onlar kanla beslenirler. Onlar bir başkasının malıyla, emeğiyle beslenirler. Onlar tarih boyunca çalışıp üreten, alınlarının teriyle kazanıp yiyen, etrafındaki kabilelere ve inanç sahiplerine hayrı hasenatı dokunan bir kavim değildir hiç. Tarih boyunca etrafına kan kusturturan, etrafına zulmeden, şehirleri yağmalayan yıkan, diğer inen sahiplerini küfürle itham edip, öldürüp zulmeden bir kavimdir.
Yahudi kavmi. Ve zaman zaman bu Yahudi kavminin başına peygamber krallar gönderilmiştir. O peygamber krallar onların dinleri tebliğ etmiştir. Eğer gönderilen peygamberler peygamber krallar değilse, Yahudiler bir şekilde onları katletmiş, bir şekilde peygamber kanına girmişlerdir. O yüzden tarih boyunca Yahudiler lanetlenmiş bir kavimdir. Lanetlenmiş bir kavim. Kim bunlarla bulaşır, kim bunlarla ilişkiye girer, kim bunlarla ilintili işler yaparsa, Cenab-ı Hak’ın laneti onları da sarar. Bakın dikkat edin, bugünkü Müslümanların içerisinde hangi cemaat, hangi tarikat, hangi siyasi parti olursa olsun, bu Yahudilerle iş birliği yapar, onlarla kol kola girer, onların suyu istikametinde yürür ise Allah’ın laneti, Allah’ın belası, Allah’ın kahhar ismi o cemaatin, o tarikatın üzerinde, o partinin, o topluluğun üzerinde dolaşır ve o lanetten onlar da nasiplerini alırlar. Sonra o Müslümanım diyenler otururlar, kendi kendilerine düşünürler ve biz nerede yanlış yaptık dediklerinde o yanlışı bulamazlar.
Bu büyük bir manevi tokattır. Hangi devlet bu pis Yahudi devleti ile iş birliğinde bulunursa, hangi topluluk, hangi kavim, hangi cemaat, tarikat, siyasi parti, hangi ticaret erbabı, hangi ekonomik olarak duran bir şey, Bunlarla ne zaman ilintiye girse, bunlarla kol kola girse, bunlarla ortak hareket etmiş olsa Allah’ın laneti onların üzerine de bulaşır. Bize de bulaşıyor. Bakın bize de bulaşıyor. Biz 1946’da tanıdık onları, 1946’dan beri bizim ülkemizin başında bela, müsibet, sıkıntı eksik olmuyor. Alevereler, Dareveler, Kompleler, ondan sonra darbeler eksik olmuyor. Türkiye Cumhuriyeti devletini inceden ince inceleseniz araştırsanız Osmanlı’dan itibaren ne kadar başına bela, müsibet, sıkıntı, dert, gam, kasevet, darbe, ekonomik, siyasi, askeri ne kadar darbeler ve karışıklıklar var ise altından mosad çıkar. Ülke içerisinde ne kadar kargaşa var ise, nerede varsa altından muhakkak mosad çıkar. Mosad uzantısı çıkar.
Direkt. Direbilirsin sen ırkçı mısın? Ben ırkçı değilim. Ben Kur’ân’a bakıyorum, Sünnet-i Resulullah’a bakıyorum. Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden önceki kavimlerin, peygamberlerin, devletlerin ve toplulukların tarih çelerine bakıyorum. Onların yıkılışlarının altında dahi Yahudiler çıkıyor. Birinci Dünya Savaşı, altından Yahudiler çıkıyor. İkinci Dünya Savaşı, altından Yahudiler çıkıyor. Tabi onlar böyle bir ahtopot gibi. Mason kuruluşları var, Lyons kuruluşları var. Dünya üzerine ahtopot gibi çökmüşler. Basın, yayın, sinema, kültür, müzik, moda. Dünya üzerine çökmüş vaziyetteler. Müslümanlar kadar Hristiyanları da sömürüyorlar. Onlar için çünkü hangi dine sahip olduğunuzun önemi yok. Birinci derecede Yahudi ırkıdır üstün ırk. Ve diğer ırkların hepsi de Yahudi ırkına köle olarak gönderilmiştir. Tanrı diğer insanların hepsini, dünyadakini ve dünyadakilerin, dünya içindekilerin hepsini de Yahudi ırkına köle olarak gönderilmiştir. O yüzden dünya insanlarının bir bombada kaç kişinin öleceğin önemli değildir.
Veya onlar Gazze’yi bombalarlar, Suriye’yi bombalarlar, Filistin’in herhangi bir bölgesini bombalarlar, canları sıkılırsa Mısır’ı da bombalarlar, canları sıkılırsa başka ülkeleri de bombalarlar. Orada kaç kişinin ölmesi, kaç kişinin öleceği hiç önemli değildir. Çünkü ölen kimseler onların köleleri hükmündedir. En fazla derler ki ya on tane kölemiz daha fazla öldü bize çalışacaktı bunlar, on köle elimizden gitti derler. İşte zaman içerisinde, tarih içerisinde bu tip Yahudi krallar veya Yahudi kimseler etrafındaki kimselere, şehirlere zulmetmişler. Bunlardan en önemli şahsiyetlerden birisi Zünivas. Tabi o köpek Yahudi bak ne tedbirde bulundu ateşin yanına bir put dikti. O Yahudi ne yaptı? O Zünivas bir tane put dikti, büyük ateş yaktı. Büyük ateşin yanına da bir put dikti. Denilir ki bu kimse daha önce putperest idi, sonradan Yahudi oldu. Yani Yahudi önceden kendisi Yahudi ırk olarak ama putperest idi.
Irk olarak Yahudi putperest. Sonra da ne yaptı? bir tane o put diktirdi, aynı zamanda da ateş yaktırdı. Bu tabi hikayenin başında yine bu Yahudi ile alakalı giriş yapıyor ya Hz. Mevlânâ. O girişte de sen bu hikayeyi öğrenmek istersen, Buruç suresini okudu. Buruç suresine de baktığımızda bir kral, o kral devasa ateşler yaktırıyor. Devasa ateşin yanına bir tane put yapıyor. O puta da insanlar secde edecek. Eğer secde etmezse ateşe atarım diyor. Tabi bu kral ile alakalı değişik de rivayetler var. Bir rivayette kendi kız kardeşiyle içkili bir şekilde ikisi de içiyorlar. İkisi de içtikten sonra bazı rivayetlerde uyuşturucu kullandıklarına dair, bazı rivayetlerde içki içtiklerine dair. İçki içtikten sonra ikisi de birbiriyle cinsel ilişkiye giriyorlar. Cinsel ilişkiye girince tabi bu yasak. Kız kardeşi diyor ki bu meseleden bizi kurtar.
Ne yapacaksan yap kurtar. Bu sefer alimleri topluyor. Alimleri toplayınca diyor ki buna bir çıkış yolu gösterin. Bana fetva verin. Alimler fetva vermeyince alimleri katlediyor. Ondan sonra da bu mesele ile alakalı insanları zorluyor. Bazı tarihi notlar var bu konuda. İşte bunun evliliğini normalde kabul edenleri bir kenara ayırıyor. Kabul etmeyenleri ateşe atıyor. İman edenler bu noktada kimisi imanlarından dönüyorlar. Bir sürü hadiseler var. Ama bununla alakalı normalde asıl yasıtlar bu süriyani kiliselerinde süriyani kayıtlarında var. Asıl kayıtlar bu noktada Necran Hristiyanlarında var. O yüzden süriyani Hristiyanlarla Necran Hristiyanları bu Zünuvast’la alakalı çok hikayeler anlatmışlar. Çok tarihi notlar var. Tabii Müslümanlar da bu Zünuvast’la alakalı bilgileri bu Hristiyan kaynaklardan alıyorlar. Yahudi kaynaklarda bunun zulmü ile alakalı bir bilgi bulmak çok güç. Ya da ben bulamadım. Allah muhafaza eylesin. Bu normalde Zünuvast’la alakalı biraz araştırdığınızda değişik isimler altında ama aynı şahsın olduğunu görebilirsiniz. mesela Mesruk ismi verilmiş.
Hain katil canın demek çünkü. Mesruk karşılığı hain katil canın demek. Veyahtta işte bu noktada Zür-A olarak da ismi verilmiş. Değişik yerlerden okursanız aynı şahıs bunlar. Ve bu normalde kaynaklara bakılınca Yahudi bir ailenin içerisinde mi doğdu? Yoksa sonradan mı kendisini Yahudi olarak gösterdi? Hani gücüne güç katmak kuvvetine kuvvet katmak için kendisinin Yahudi olarak gösterdiğini, insanları böyle aldattığını, aslında putperest olduğunu ama Yahudileri de kendi etrafını toplamak için kendisini Yahudi göstererekten diğer inan sahiplerini katlettiğine dair de rivayetler var. O yüzden Zünuvast’ın bir Yahudi mi? Yoksa bir Yahudi ailenin içerisinde evlatlı kum mu verildi? Yoksa kendisi putperest mi? Bu konuda sağlam bir delil yok. Ama Buruç suresinde olan hadiseyi Cenab-ı Hak bize aktarıyor. Diyor ki o hendekleri ateş doldurdular. Hendekleri ateş doldurduktan sonra inananları oraya atmaya başladılar diye bize bunu Hz.
Allah âyet-i kerîme ile bize bunu beyan ediyor. Hz. Pir de bununla alakalı diyor ki siz bu hikayeyi etraflı bir şekilde veya bu hikayenin delilini görmek isterseniz Buruç suresine bakınız diyor. Bu hikayenin delili de ne olmuş oluyor? Kur’ân-ı Kerim’de Buruç suresinde var olmuş oluyor. Peki ne yaptı bu adam? Ateş yaktı. Ateş yakaraktan Müslümanları ya dinlerinden imanlarından o günkü Müslümanları vazgeçirmelerini ya da kendilerine ateşe atacağını söyledi. Bu zamandaki gibi. Dünya üzerinde de bütün inananların üzerinde oynanan oyun budur. Bir ateş yakarlar derler ki ya bu ateşe atarız sizi ya da bizim istediğimiz gibi iman edersiniz derler. İkisinden birisi. Şimdi mesela tartışma var ya Türkiye’de de ne tartışması var? Cemaat tarikat tartışması var. Nasıl olacak? Nasıl bir İslam? Nasıl bir iman? Nasıl bir Müslüman modeli çizilmek isteniyor bizim önümüze?
Bizim nasıl bir Müslüman olmamız isteniyor? Kur’ân’ın ve Sünnet’in emrettiği şekilde mi? Yoksa devletin müsaade ettiği şekilde mi? Veya da devleti idare edenlerin müsaade ettiği şekilde mi? Bir çıt daha üstüne çıkacağım. Bu sadece Türkiye Cumhuriyeti devleti ile alakalı bir şey değil. Uluslararası bi
Uluslararası Deccalist Sistem: Amerika–Roma İlişkisi, Vatikan Kara Parası ve Diyanet Anekdotu
r deccal sistemi var. Bu uluslararası deccal sistemi bütün dünya üzerindeki inananların üzerinde baskı uyguluyor. Bu uluslararası deccalist ve şeytanist sistem Hristiyanlara, Yahudilere, Müslümanlara, İbrahimilere, Budistlere, Hindulara hepsine de inanç dayatıyor. Diyor ki benim istediğim gibi inanacaksınız. Benim istediğim gibi yaşayacaksınız. Dünya üzerinde, dünya üzerinde ben terörden para kazanıyorum. O yüzden terör dünya üzerinde devam etmeli. Hem ben bütün dünyayı terörle, kargaşayla idare ediyorum. O yüzden terör devam etmeli. 2. Dünya üzerinde uyuşturucu devam etmeli. 3. Dünya üzerinde zina, fuhuş devam etmeli. 4. Dünya üzerinde açlık devam etmeli. Açlık. 5. Dünya üzerindeki ekonomik sömürü devam etmeli. 6. Dünya üzerinde savaşlar hiç bitmemeli. Hiç bitmemeli. Bunları daha birkaç madde üzerinde daha yoğunlaştırabiliriz. Bu uluslararası, dünya üzerinde şeytani deccalist sistem. Senin ne kadar namaz kıldığın önemli değil. Senin kilisede ne kadar zaman geçirdiğin önemli değil.
Senin havrada ne kadar zaman geçirdiğin önemli değil. Senin buda’nın önünde ne kadar zaman geçirdiğin önemli değil. Senin Himalayalılar’da herhangi bir işte ibadethanede ne yaptığın onun için önemli değil. Dünyanın herhangi bir yerinde siz fuhuşu, zinayı erkek erkeğe, erkek erkeğe eş cinselliği ve kadın kadına lezmienliği ve bunların alınıp satılmasını, bunları yasaklarsanız sizin devletinizi yıkar. Siz asla fuhuşu yasaklayamazsınız. Hiçbir devlet fuhuşu yasaklayamaz. Fuhuşu yasaklayan devlet yıkılmaya mahkum edilir. Siz hiçbir zaman uyuşturucuyla tam bir mücadele edemezsiniz. Uyuşturucuyla tam bir mücadele eden devlet yıkılmaya mahkumdur. Hiçbir devlet aklı yok eden içkiyi, aklı yok eden uyuşturucuyu orta yerden kaldıramaz. Hiçbir devlet. Hiçbir devlet uluslararası kumarı yasaklayamaz. Hiçbir devlet. Az önceki maddeleri sıralarken kumarı es geçmişim. Hiçbir devlet uluslararası kumarı yasaklayamaz. Ve her devletin orasından burasından sömürmek istedikleri yerlere terör çıkarırlar. Ve sonra terörle sen mücadele etmek zorunda kalırsın.
Ama onlar orada o terörü bitirmezler. Adı ne terörü olursa olsun. İster ırka dayalı, ister inanca dayalı, ister mezhepsel, ister meşrefsel terörü bitirmezler. Uluslararası bu. Bakın uluslararası. Uluslararasıdır bunlar. Cehaleti bitiremezsiniz. Uluslararasıdır bu. Siz okuma yazma oranını yükseltemezsiniz. Siz okumuş kaliteli, erdemli insanlar yetiştiremezsiniz. Bunu yetiştirmek için yola çıkanlar yolda tökezlerler. Çünkü uluslararası arenada insanların cahil yönlendirilebilir ve yönetilebilir olması gerekir. Yönlendirilebilir ve yönetilebilir olması gerekir. Yönlendirebilir ve yönetilebilir olması lazım ki daişler olsun. Yönlendirebilir ve yönetilebilir olsun ki atlanlar olsun. Eğer gerçekten insanlar doğru dini öğrenmiş olsa, doğru dini yaşamaya çalışmış olsa, Türkiye’deki bazı oluşumların farkına varmaz mı insanlar? Farkına varırlar. Ama farkına varmamaları gerekir. Neden? Farkına varmayacaklar. İnsanlar sırf din öğrenmek için yanlış yunlu şerlere gidecekler. Ve canları istedikleri zaman onların foyalarını meydana çıkarıp, dindarlar böylelersiniz siz deyip ensemizde boza pişirmeleri gerekir.
Ondan sonra demeleri gerekir ki işte siz de FETÖ gibi olabilirsiniz deyip bizi taciz etmeleri lazım. Siz de atlan gibi olabilirsiniz deyip bizi taciz etmeleri lazım. Siz de 28 Şubat’ta Müslüm gibi olursunuz deyip bizi taciz etmeleri lazım. 28 Şubat’taki filmi izliyorum. 28 Şubat’ta da bir Müslüm Gündüz çıkardılar, bir Fadime çıkardılar, bir bilmem kim çıkardılar. İki Gözleş’i, iki Bağrış Çağrış. Adam zikrullah yapılıyor orada onun videosunu gösteriyor. Zikrullah da adam telefonla konuşuyor. Biz sohbette telefon ellemeyin diyoruz hiç kimseye. Adam zikrullah yaptıran adam o şey denilen adam ne yaptırıyor? Zikrullah yaptırıyor. Ardından adamın boyasını çıkardılar. Adam hazırlanmış paketlenmiş iş. İş işten geçti ki biz 10 yıl onu temizleyeceğiz diye uğraştık. Daha 10 yıl geçti, 15 yıl geçti bir daha çaktılar. Kim? Yezidiler çıktı. Darbe yapmaya kalktı. Allah hepsine de lanet etsin.
Müslümanlara en büyük zararı verdiler. En büyük zararı. En büyük zararı verdiler. Bu uluslararası bir şey bu. Bunların her biri Zü’nüvas. Zü’nüvas bir şehri yakıp yıktı. Bir şehri değil Arap yarımadasındaki şehirler yıktı. Dedi ki ya bana biat edeceksiniz kabul edeceksiniz ya da şehirleri dedi başınıza yıkarım şehirleri başlarına yıktı. Komple Arap yarımadasında hüküm sürdü. Nısır’a kadar. Anadolu’ya kadar. O Yahudi arkasından gelen Yahudi’ye o gelen Yahudi’ye o gelen Yahudi’ye hep zulmü ne yaptılar? Birbirlerine miras bıraktılar zulmü. Anadolu’ya gittiğinizde neden Hristiyan kiliselelerini dağın başında görüyorsunuz? Ulaşılması mümkün olmayan ta bizim tabirimizde dingil tepeye kilise yapmışlar. Sebep? Zü’nüvaslar onları katlediyor çünkü. Bu pis Yahudiler gerçek iman eden her ne var ise hepsini de katlediyorlar. Hristiyanları tarih boyunca hep katlettiler. Ne zamana kadar Roma İmparatorluğu Hristiyanlığı kendisine resmi din olarak açıklayıncaya kadar.
Önceden Hristiyanlarla Roma İmparatorluğu beraber hareket ediyorlar. Çünkü Roma İmparatorluğu putperest. Onlar Artemisler var. Ondan sonra gök Tanrısı, yerdanrısı, güzellik Tanrısı, bereket Tanrısı bir sürü Tanrı var ya. Helenistik çağdan kalma onlar putperest. Yahudilerin en iyi anlaştığı putperestlerdir. Sebep? Çünkü inananlar putperestler içinde düşman. Yahudiler askeri teşkilat olarak hep Romalıları önde tuttular. Romalılar savaştı. Şimdi kim savaşıyor? Romalılar kim adına savaşıyor? İsrail adına savaşıyor. Ne diyor Amerika? İsrail’in güvenliği birinci önceliğimizdir. Şu anda Roma’nın yerinde kim oturuyor? Amerika oturuyor. Siz bir Amerikan başkanının Roma İmparatorluğu olduğunu bilmezsiniz. Bir Amerikan askeri bir Roma İmparatoru gibi yetiştirilir. Bizim askeri okullarda okutulur mu, okutulmaz mı, öğretilir mi, öğretilmez mi bilmem. Ama bütün Roma komutanlarının Orta Doğu’da, Anadolu’da savaşları nasıl kazanıldı? Bu soru bütün Amerikan subaylarını anlatılır. Bir Amerikan kırmızı yakalısı, Adem’den itibaren Orta Doğu’daki bütün savaşları bilir.
Avrupa’daki bütün savaşları bilir. Askeri yapılanmaları bilir. Hangi komutan, hangi savaşta nasıl bir teşkilat kurup, nasıl bir sistem kurdu bilir. Nasıl alt etti bilir. Ve her Amerikan subayı bir Roma komutanı gibi yetiştirilir. Onlar Afrika’yı, onlar Anadolu’yu, onlar Orta Doğu’yu, onlar Orta Asya’yı, onlar Hindistan, Pakistan, onlar Çin, Japonya, Afrika tamamiyetle, Avrupa tamamiyetle, coğrafi, ekonomik, siyasi, dini bütün Farklılıkları ve özellikleri ezberlerindedir. Hepsinin de. Amerikanın 20 yıl sonra genelkurmay başkanı şu andan bellidir. Bellidir. Amerikanın 20 yıl sonra kara kuvvetleri komutanı şu andan bellidir. Kaç tane adam yetiştirilmesi lazım? 3000 tane, 3000 tane adam yetiştirirler. Geri kalan fasaryadır. İçinden bir tanesi Tevafikan çıkmıştır. Geri kalan hepsi de yetiştirilmiştir. Hangi bankanın başına hangisi müdür olacak? 20 yıl sonra bellidir. IMF’nin 20 yıl sonra başkanı şimdiden bellidir. Onun üzerine yetiştiriliyordur. Kaç tane aday var? 5 tane, 10 tane, 10 tane aday yetiştirilir.
Her yıl onlar elene elene, elene elene yükselir. En son noktada IMF başkanı 3 kişi kalır. 3 kişiden sonra 1 kişi kalır. İMF’nin başkanı değiştirileceğinde o 1 kişi geçerilir başına. Bu zin-i vasıtan beri böyledir dünya sistemi. Zalim devletler böyledir. Teşkilatlı devletler böyledir. Bir de işin bu tarafı var. Teşkilatlı devletler de böyledir. Siz devletinizi uzun soluklu yapmak istiyorsanız siz de aynı. 20 yıl sonra genel kurmay başkanınızı koyacak 10 tane adayınız olması gerekir. Ve o genel kurmay başkanı, Türkiye’de bir kimse genel kurmay başkanı olacaksa Hindistan’ı avucunun içi gibi bilmeli, Afrika’yı avucunun içi gibi bilmeli, Ortadağ’ı avucunun içi gibi bilmeli, Ortadoğu’da nerde bir tane kaya var o kaya’yı bilmeli. Bilmem hangi tepede bilmem kaç metreküp kaya var bilmem hangi tepede bilmem kaç metre derinine kaya var onu bilmeli. Türkiye’de genel kurmay başkanı yapacak olan kimse doğru olan budur.
Anadolu’yu bırakın. Anadolu’yu zaten ezberinde gözünü kapattığınızda siz bırakın onu bilinmeyen bir yerde gözünü kapatacaksınız karanlıkta. Onu bilinmeyen bir yere bırakacaksınız. Ona hedef göstereceksiniz. Diyeceksiniz ki 3 gün sonra örneğin atıyorum Bursa Uludağ’ın zirvesinde olman lazım dediğinizde o gece Bursa Uludağ’ın zirvesini bulabilmek istiyor. Genel kurmay başkanını yapacak olan kimse öyle yetiştirilmeli. Siz o zaman dünya üzerinde söz sahibi olursunuz. Siz 5 yıl sonra doların ne kadar olacağını bilmelisiniz. Sizin Merkez Bankası’nın başına koyduğunuz adam 5 yıl sonra değil 5 ayı göremiyorsa Merkez Bankası’nın başında değil onu tutacaksın ve ezneye bile koymayacaksın fıydıracaksın atacaksın. O bu ülken menfaatlerini gözeten bir adam değil. Bırak 5 ayı 3 ay sonrasını bırak 3 ayı 30 saat sonrasını adam bilmiyorsa biliyor da susuyorsa halkı kandırıyorsa aynı meşle bilmiyorsa adamın ne işi var Merkez Bankası’nın başına tutturma başkasının adamı o zaman tut kulağından at.
Evet konu konuyu açtı. İşte bu uluslararası bir sistem var cünüvasın yerine şimdi. O diyor ki kilisede benim istediğim saatlerde ve benim dediğim kadar kalacaksın. Vatikan adı diyor ki bana aykırı oradan hüküm çıkar mı? Bana rağmen de hüküm çıkarma altını üstünü getiririm senin diyor. Vatikan bir şey yapacak olursa 3-5 tane papazın eşcinsel olduğuna dair bir haber bir görüntü bir video Vatikan’ın sesi kesiliyor. O deccalist sisteme diyor ki ne istiyorsunuz? Şu diyor topladığım paraların bir kısmını şu bankaya Repo’ya yatır. Evet. Vatikan bir gecede kodları giriyor Papa bütün dünya üzerindeki en büyük para sahiplerinden birisi Vatikan’dır. Evet bunu biliyor muydunuz? Bütün Merkez Bankalarından zengindir. İsterse Vatikan bir ülkenin ekonomisini alt üst edebilir batırabilir. Topladıkları paranın hiç vergiye tabi değildir. Sorguyu sualete tabi değildir. Avrupa birliğinin içindedir. Avrupa birliğine ait değildir.
Vatikan özel bir devlettir İtalya’nın içerisinde. Hiçbir askere harcaması yoktur. Çok güzel değil mi? Hiç çalışmazlar kiliseleri çalıştırırlar sadece. Kiliseleri çalıştırırlar. Para satarlar. Bağış toplarlar. Siyaseti ellerinin altında tutarlar. İstedikleri bir kimse varsa bir ülkenin başında lider olarak onun için harcama yaparlar. Ve finansı değişik bir şekilde kara parayı. Kara paradır Vatikan’ın parası. Dünyanın en büyük kara parası Vatikan’dadır. Dünyanın en büyük kara parası Vatikan’dadır. İkincisi siyayededir. Üçüncüsü Mossad’dadır. Dördüncüsü M15’dedir. İngiltere. En büyük kara para bunlardadır. diyorlar ya böyle bir ülkeye. Sen kara paracısın. O ülkede hani böyle bir mahallede bir kabadayı sudur eder ya mahallede. Orada bir kahve çalıştırır. Kahvede bir iki kumar oynatır. Bir iki kumar oynatınca mahallede böyle hafiften palazlanır o. O hafiften palazlanırken önceden böyleydi. Şimdi nasıl bilmiyorum. Oranın ondan sonra şeyi ne o? Karakol komutanı.
Ne yapıyorsun sen orada bizden habersizler. Aman amirim ya biz senden habersiz bir şey yapar mıyız? Bu dün akşam arkadaşlar sana hediye olarak getirdiler der. Amir ona göz yumar. O biraz daha palazlanınca mahallenin kabadayılığından, şehrin kabadayılığından soyunmaya başlar. O zaman mahalle karakolu ona bir şey demez ya. Şehrin büyük karakolu der. Hop ne yapıyorsun sen orada der. Gel bakalım sen buraya bir. O gider aman amirim der ya bak. Şurada filancı yerde müteahhit bir arkadaşımız var. Çok güzel daire yapıyor. Amirimize yakışmaz mı der. Olur sen o zaman der. Yengenin, teyzesinin, damadının kız kardeşinin üzerine yap o daire der. O daire onun üzerine olur. Böyle gider bu işler. Bir devlet de küçükten biraz şu kara paradan biz de nasiplenelim deyince, öbür künden rüp kalkarlar. Ne yapıyorsun sen kara para mı aklıyorsun?
Haydi bir kıyamet kopar ortalıkta. O devleti boğarlar. Neden? Kara para onlara aittir. Uluslararası fuuştan toplanan para bu zünnü vasıza gider. deccal’a gider. Uluslararası kumar, uluslararası terör, uluslararası insan kaçakçılığı, uluslararası silah kaçakçılığı, uluslararası uyuşturucu. Bunların hepsinde paraları nerede toplanır? Vatikan’da toplanır. Bağış olarak toplanır. Eğer Vatikan kalkar da Hristiyanlık adına bak siz Hristiyansınız, ondan sonra kürtaj yaptıramazsınız deyince, o esnada onlar kürtaja karar vermişler. Bu deccal-i sükûser. Vatikan’a böyle bir gözlerini dikerler, derler Vatikan pılısını pırtını toplar, kürtaj yaptırabilirsiniz der. Vatikan kalkıp da zina haramdır diyemez. Neden? Derse, yasaktır derse, fuhuştan para kazanamaz bu uluslararası kan emiciler. Mesela Türkiye’de zina yasak mı? Değil. Eşcinsellik yasak mı? Değil. Barlar yasak mı? Değil. Gece kulüpleri yasak mı? Değil. Buradaki kadınlar nereden geliyor? Bunu soran var mı? Yok. Bu kadınlar nasıl geliyor?
Bu kadınlar nasıl geliyor? Bu kadınlar nasıl geliyor? Bu kadınlar nasıl geliyor? Bu kadınlar nasıl geliyor? Yok. Bunu soran var mı? Yok. Dileyen dilediği kimseyle yaşayabiliyor mu? Evet. Evli bir kadın dahi iki tane, üç tane adamdan sonra devam ediyorsa, Diyanet ona fetva veriyor mu? Resmi olarak kimle evliyse nikahı da onladır. Bizim kardeşler sormuşlar, ben de sesi kaydetmişler. Dinledim. Daha önce birkaç kişiyi gönderdiydim. Böyle bir banden fetva sormaya geliyorlar. diyorlar ki, böyle böyle işte kadın diyor ki, kocası yanında değil, itiraf ediyor. Diyor ki böyle böyle ben başka bir adamla ilişkiye girdim. Diyorum zina etti. Benim nikahım o ne oldu? Diyorum bir Diyanet’e sordun mu? Sordum. Ne dediler? Sen resmi olarak kimle evliysen evliliğine onunla devam et diyorlar. Allah Allah. Neyle sordun? Telefonla sordun. Git bir de yüz yüze sor.
Hele bir tanesi karı koca gittiler sordular. Adam da onun nikahını alacak yani, nikahında devam edecek. Adamın bir şeyi yok. Ne o? Derdi yok. Hatta adam diyor ki, ya hocam ne yapayım şimdi? Herkes hata yapabilir diyor. Böyle baktım adama, dedim bir sefer yaptı, hata yaptı. Dedim üç yer dolaşmış. Hatalar zinciri. Dedim şey değil, ben, benim fıkıh olarak benim ilmim buna yetmiyor dedim. Benim baya kitap karıştırmam lazım bunun için. Siz bir dedim Diyanet’e gidin sorun. Bunlar Diyanet’e gittiler. Bir saat sonra geldiler. Karı koca geldiler gene. o esnada kocası o artık. Kaçıncı kocası, ne kadar kocası bilmiyorum. Geldiler. Dediler ki sorduk, ee sizin resmi olarak nikahınız duruyor mu? şey olur, duruyor demişler. Tamam siz devam edin demiş. Tövbe edin, devam edin hayatınızı. Kadın diyor ki benim içime sinmiyor.
Ben diyor sordum, soruşturdum sizi. Siz ne derseniz ben onu yapacağım. Ben size bir şey diyemem dedim. Siz dedim kendi kararınızı kendiniz vereceksiniz. İşte birazdan dedim ben size İslam fıkhından bahsedeyim mi birazdan? Bahset dediler. Çünkü gelenin de kim olduğunu bilmiyorsun ya. Dedim ki bir İslam’ın hukuk sistemi olsa, bir kadın, evli bir kadın, başka bir erkekte cinsel ilişkiye girse, bunu da itiraf etse, evet ben bir adamla cinsel ilişkiye girdim dese, onun cezası dedim ölüm. Ölen bir insan nikaha kalır mı dedim ben? Kalmaz dedi. Sen şimdi dedim, İslam hukuku olmuş olsaydı ölmüş olacaktın. Öyle değil mi? Evet. Nikağınız kalacak mıydı? Hayır. Şu anda nikahınız var mı? Durdu şimdi kadın. Ben ölürsem nikahım yok. Ben dedi. Nikağım yok o zaman dedi. Sence var mı dedim adama? Yok dedi. Yok dedi.
Ha iyi bak siz kendi kendinize fetvanınızı verdiniz dedim. Karar sizin. Ne yaptılar bilmiyorum. Şimdi neden diyemiyor? Evet. Neden Mustafa Özba hedef tahtasında? Bunları konuştuğu için. Uyuyanları uyandırdığı için. Canlarını sıkıyoruz biz bazılarına. bu zünuva svari yapılanma. İşleri hep iman edenlerledir. İman eden, salih amel isteyen ve onun huzuruna döndürüleceğini iman etmiş kimselerledir işleri. Çünkü öyle iman edenler, zünuva svari yapılanmada, zina edenlerin günahlarının zina olduğunu söyler. İçkinin haram olduğunu söyler. Faizin haram olduğunu söyler. Terörün haram olduğunu söyler. İnsanların birbirlerini acımasız bir şekilde yok yere öldürmenin en büyük günah keber olduğunu söyler. Gerçekten iman edip salih amel isteyip Allah’ın huzuruna gözünü dikenler, Kur’ân ve Sünnet’in dışında bir şeye meyletmezler. Siz bütün şehirlerin sokaklarını aleve çevirseniz, ateş çukuru yapsanız, bütün şehrin sokaklarında yangınlar çıkarsanız, onlar yine iman ettiklerinden geri dönmezler.
Tarih boyunca imanını kemale erdirenlerin düşmanları hep olmuştur, hep olacaktır. Sebep bu imanın şahadetidir, delilidir. Gerçekten şahıs, birey, topluluk, aile iman ettiyse, gerçekten iman ettiyse, onun dostu ancak Allah ve iman edenlerdir. Gerçekten iman ettiyse, yok imanı yüzeyselse, imanı gelip geçecegise, o zaman zünuvasların emrine girip imanlarından taviz vereceklerdir. Evet, zünuvasta öyle dedi, kim bu puta taparsa kurtulur, secde etmeyen ateşin tam ortasına oturur dedi. Zünuvas bir put dikti, kim dedi bu puta taparsa kurtulur, kim bu kapitalist putuna taparsa kurtulur, kim bu NATO putuna taparsa kurtulur, kim bu heva heves putuna taparsa kurtulur, kim bu şeytan putuna taparsa kurtulur, kim şeytanaşmış beyinlerin ve akılların arkasından giderse kurtulur, kim akıl putunun peşinden giderse kurtulur, kim aklını heva ve hevesine verir de onu putlaştırırsa kurtulur, kim nefis putunun peşinden giderse, nefsinin istediği gibi bir hayat yaşar, haraba haram, helala helal demez, her şeyi yer, yutur, yalarsa, nefis putunun peşinde, önünde yalakalık yaparsa kurtulur. Zünuvasvari şey budur. Zünuvasvari. Kah sen
Zünüvasvari Put Kültürü, Nefis Putu ve Ahir Zamanda İman Ateşten Kor Hadisi
nefsini putlaştırırsın. Kah sen ekonomi’yi putlaştırırsın. Kah doları putlaştırırsın. Kah bir sistemi putlaştırırsın. Kah bir gücü putlaştırırsın. Kah bir kadını putlaştırırsın. Kah bir kadını putlaştırırsın. Erkeği putlaştırırsın. Kah sen çocuğunu putlaştırırsın. Kah sen eşini putlaştırırsın. Kah anneni, kah babanı putlaştırırsın. Kah hocanı, kah şeyhini, kah liderini putlaştırırsın. Bunların hepsi de zünuvasvaridir. Ve o zünuvasvari yapılanmalar derler ki bunun önünde eğil. Bu zamanda faizsiz ticaret yapamazsın der. Bu zamanda bankasız ticaret yapamazsın der. Bu zamanda faiz alacaksın da vereceksin de faizsiz bu işler dönmez der. Faizi putlaştırır sizin önünüze. Sen dersin ki bu zamanda bilmem ne açmayınca olmuyor. Putlaştırırsın. Bu zamanda öyle olmuyor. Bu zamanda böyle olmuyor. Bu zamanda şöyle olmuyor. Bunu söylersin bu çok basittir. Putlaştırırsın. Ve zünuvas da onu diyordu. Orta yere ateş yaktı. Şehrin içerisine hendekler kazdı. Hendeklerin içerisine ateşler doldurdu.
Hendek kazmak zünuvasların işidir. Zünuvastan kalmadır. Hendeğin içerisine ateş de doldurmak ve etrafındaki inananları o ateşin içine atmak zünuvasların işidir. Ve oraya da bir tane put dikti. Şehrin orta göbeğine. Her şehrin orta göbeğine put dikmek zünuvasların işidir. Ve herkes dedi bu puta saygı duyacak. Bunun önünde eğilecek. Buna iman edecek. İman etmeyene dedi bu ateşe atarım. Puta iman etmeyene. Buruç Suresi ayet 4,5,6,7. İçi yakıtı bol olan ateşlerle dolu o hendekleri kazanlara lanet olsun. Çünkü onlar ateşin çevresinde oturmuş müminlere yaptıkları azabı seyrediyorlardı. İçi yakıtı bol olan ateşlerle dolu o hendekleri kazanlara lanet olsun. Kur’ân lanetliyor. Yani Allah lanetliyor. Allah. Ahmet Mehmet Mustafa Özbah’a değil. Allah lanetliyor. Allah’ın lanetine müstahak oluyorlar. Onun lanetine koşuyorlar. Ne yapıyorlar? Şehirlerin içerisine ateş dolduruyorlar. Neydi bu ateş? Huş, dinsizlik. Neydi bu put, put, ortaerde ki put neydi?
Birincisi dinsizlik. Put, fuş, terör, kumar, içki, uyuşturucu, faiz. Bunların hepsi de ne? Put. Diyor ki buna iman etmezsen ateşe atarım seni. Buna iman etmezsen seni ateşe atarım. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinden bir hadîs-i şerîf sohbeti bitiriyorum. Ahir zamanda iman dikkat edin ahir zamanda iman ateşten kor gibi olacak. Elinde tutanın eli yanacak. Atan ise dinden imandan olacak. Şimdi iman ateşten kor tutmak gibi. Ateşten kor tutuyoruz. İman etmek, ateşten kor tutmak. Bir hadîs-i şerîf de diyor ki böyle elini yakmasın diye elden ele verir. Bu zayıf Müslümanların işi. Öyle tarif ediyor hadisi şerifte. Elden ele böyle öbür elinden öbür eline. Ama imanı kehamil olan o nusum sıkı tutar. Ateşten kor tutmaktır ahir zamanda iman etmek. Ateşten kor tutmaktır ahir zamanda imanını yaşamak. Ateşten kor tutmak. O yüzden âyet-i kerîme de der ki çok azınız iman etti.
Ne? Çok azınız iman etti. Neden? Her şeyi de namaz kılmak bana zor geliyor. Her şeyi örtülmek bana zor geliyor. Her şeyi, hocam akşamları bir kadar içsek olur mu? Benim çevrem hep içiyor da. Her şeyi, hocam ticaret yapıyoruz, alışveriş yapıyoruz, banka müdürleriyle, bankacılarla gidip geliyoruz. Orada içmiyoruz desek ayıp oluyor, aramız bozuluyor. Biz içsek günah mı? Her şeyi de iman edip imanını yaşamak zor. Her şeyi. Kadın geliyor, diyor ki bir fetva soracağım. Sor, ben eşimi de seviyorum, bir de sevgilini de seviyorum. Nasıl yani? Basbayağı? Yavrum bu haram. Olmaz. Bu sevgiyi bana Allah verdi ama. Allah Allah. Bu haram. Ne yapıyorsun sen? Ona da gidiyorum, ona da gidiyorum. Nasıl? Basbayağı. İşte işten çıkıyorum sevgilimle beraber onun evine gidiyoruz, orada yemek yiyoruz beraber. Saat sekiz buçuk dokuz oluyor, ben eve gidiyorum.
O zaman da kocamla da yiyoruz. O yüzden de biraz külah aldım zaten. Ben seyrediyorum, böyle şoktayım. Diyor mu boşan, onunla evlen. Ben ondan boşanamam, ben ondan memnunum. Bu ne? Onu da seviyorum iş yerinde. İman ateşten bir kor. Anlat, anlat, anlat, anlat, anlat. Haleti ruhiye bozuluyor. Bir gün geliyor, işten çıkıyor, bir saat anlat, bir daha geliyor, işten çıkıyor, bir saat daha anlat. Evet, yedi yaşında, sekiz yaşında oğlu var. O oğlanın yüzüne nasıl bakıyorsun? Diyor mu adamın yüzüne nasıl bakıyorsun? Dayanamıyorum artık. Bu nasıl bir mide? Oradan git buraya gel. Bu nasıl bir mide? İman, iman olmayınca insanların nereye savrulduğu belli değil. Ben o yüzden diyorum aman ya Rabbi. Diyor mu bizim kardeşler dervişlerden en kötüsü başımın tacı ya. Diyor mu başımın tacı. Başımın tacı. Bazen bizim erkek kardeşler böyle eşlerini şikayet ediyor, bazen bayanlar kocalarını şikayet ediyor.
İçimden o soruları okurken veya dinlerken diyorum ki ah yavrularım benim. Siz diyorum elmanın içerisinde kurt gibisiniz. Dışarıda kaya atı bir bilseniz diyorum. İnsanların yaşadığı çukurlukları, çirkeflikleri bir bilseniz yemek yiyemezsiniz. Bu dünyadan bir damla su içmek istemezsiniz. Dersiniz ki bu dünya karanlık zulüm dolu bir dünya. İnsan görmek istemezsiniz. O yüzden ben böyle sohbete gelince, zikrullah’a gelince benim tabiri caizse fabrika ayarlarına dönüyorum ben. Diyor mu elhamdülillah bu akşam için sohbet var. Şu dinlediklerimden diyorum kurtulacağım biraz. Hakkınızı helal edin. Bu çirkeflikten kurtulacağım. Duymayacağım diyorum ya. Böyle bir şey duymayacağım. 2 saat duymayacağım şimdi. Telefon yok, whatsapp yok, hiçbir şey yok. Duymayacağım 2 saat. İnsan telefonu kenara atar, saatlerce bakmaz mı? Bir şey okuyacağım diye bakmazsın. Hangimizin telefonunda 400 tane cevapsız whatsapp bildirisi vardır? 480 tane, 500 tane, 550 tane, 300 tane cevapsız whatsapp bildirisi vardır.
Bakamazsınız korkunuzdan. Bakamazsınız. Okuyamazsınız. Kendi kızlarını taciz eden babalar, kendi kızlarını satan analar, kendi annesini satan oğlanlar, kendi karısını satan adamlar, adamız diye gezer bu ülkede. Okuyamazsınız whatsapp’ları. Kendi kocasını bilmem kaç sefer aldatıp da intikam aldığını söyleyen kadınlar okuyamazsınız. Bu zünivasvari yapılanmanın sonucudur. Zünivasvari. Hiç kimseyi suçlamıyorum. Bunları yaşayanlar cahil, bunları yaşayanlar bilmiyorlar, bunları yaşayanlar heva ve heveslerini ilahlaştırmışlar. Onlara birisi nasihat etmemiş, onlara birisi Kur’ân anlatmamış, birisi din anlatmamış. Bir de televizyonu basını bütün hepsi de çıkmış. Şehler böyle, hocalar böyle, dindarlar böyle, cemaatler böyle, tarikatlar böyle. Aman bunlar ucu. Zaten oraya nasıl gidelim biz? Ben beş tane adam dolaşıyorum bir gecede. Ben de gideceğim şimdi adam diyecek ki bana haram ben gecede beş adam dolaşmaya devam edeceğim. Ben gecede beş kadın dolaşmaya devam edeceğim. Nerede çalgı orada kalkı, nerede sabah orada akşam.
Bu hayatı bırakacağım adam haram bana diyecek şimdi. Ben ne yapayım orada? Gerici yobaz bunlar zaten. Kızmıyorum kimseye. Kızamıyorum artık. Kızamıyorum. Bağırıyorum ya eğitim yerlerde. Bağırıyorum ya. Bağırıyorum derdim büyük. Zünuvasu hari yapılanmam. Evet. bize ateş gibi görünen o nefis putunun peşinden bizi gitmeye zorluyorlar. Sıkıntı bu. Ve ne yazık ki insanlar da orada yürüyorlar. Çünkü o zünuvasu hari yapılanmanızın içindeyiz inşallah. Arkadaşlar bu kadar soru yazmayın diyorum. Hakkınızı helal edin. Bugün gündüz bayanlarda da vardı. Kusura bakmayın okuyamayacağım. Ayet-i kerimede eğer Rabbin dileseydi yeryüzündeki kimselerin hepsi iman ederlerdi. Böyleyken sen hepsi mümin olsunlar diye insanları zorlayıp duracak mısın? Ayetini açıklar mısın? Evet bir kimse Müslüman olsun diye zorlamak yoktur. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri böyle kendini yırtarcasına davir-i caizse zorluyordu ya. O yüzden Cenab-ı Hak bu âyet-i kerîme indirdi.
Sen dedi nasihat edicisin. Bunlardan da sorumlu değilsin dedi. Peygamberimiz buyurdu ki nefsin yedi kudretinde olan Allah’a yemin olsun ki arzusunu İslam’a tabi kılmayan kimse iman etmiş olmaz. Evet bütün istek ve arzularınızı Kur’ân ve Sünnet tarihinde tutmadığınız müddetçe iman etmiş olmazsınız. Haklarınızı helal edin. Sürçülisan ettiysem af ola. Bilerek bilmeyerek bir kimseye haddi açtığım bir söz gittiyse, bir ima gittiyse gerçekten hiç kimseye kastım yok burada bulunan bulunmayan. Hiç kimseye kastım yok. Kastım kendime. Tabiri caizse her şeyim kendime ya. Allah bize hayırlı ömür versin. Selamun aleyküm.
Kaynaklar ve Referanslar
Hz. Mevlânâ — Mesnevî, Başlangıç Beyitleri — ‘Dinle bu neyi, hikaye etmede. Hani kendi aslından koparılıp geldiği günden beri ahı efkân etmede.’ Hz. Mevlânâ burada ruhun Allah’ın huzurundan koparılmış olduğunu, o ayrılık hasretini yakar gibi hissettiğini anlatır. Efendi hazretleri bunu ‘vatanî aslî’ kavramıyla işledi: Ruh nereye ait ise oraya dönmeden huzur bulamaz.
Buruç Suresi, 4–7. Âyetler — ‘Içi yakitı bol olan ateşlerle dolu o hendekleri kazanlara lanet olsun. Çünkü onlar ateşin çevresinde oturmuş müminlere yaptıkları azabı seyrediyorlardı.’ — Efendi hazretleri bu âyetleri Zünüvas/Ashab-ı Uhdud hikayesinin Kur’ânî belgesi olarak sundu. Hendek kazanlara Allah’ın laneti söz konusudur.
Bakar Suresi, 156. Âyet — İnnâ lillah — ‘Şüphesiz ki biz Allah içiniz ve mutlaka O’na döneceğiz.’ — Efendi hazretleri bunu vatanî aslî tezi ile harmanladı: Müsibette dile getirilen bu cevap müminin varacakşı yer konusundaki kesin inancını yansıtır.
Mümin Suresi, 43. Âyet — ‘Bizim varacakşımız yer Allah’ın huzurudur; hadíd aşanlar işte onlar cehennemliklerin ta kendisidir.’ — Efendi hazretleri bu âyetle üçüncü derecenin — huzurullah’ta oturanların — Kur’ânî temelini gösterdi.
Hadîs-i şerîf — Ölmeden Önce Ölünüz — ‘Mütevâzı kılınmadan önce ölünüz’ (tasavvuf literatüründeki manada). Efendi hazretleri bunu ruhun bedenden tam ayrılmasından önce nefsin öldürülmesi şeklinde yorumladı: Bu ölümü yaşayana beden kafesinde beraatini almış gibi özgürlük hissi doğar.
Hadîs-i şerîf — Ahir Zamanda İman Ateşten Kor — ‘Ahir zamanda iman ateşten kor gibi olacak; elinde tutanların eli yanacak, atan ise dinden imandan olacak.’ — Bu hadîs-i şerîf Efendi hazretlerinin sohbeti kapatan ana mesajı oldu: Günümüzde imanla yaşamak ateşten kor tutmak kadar ağır bir sabır gerektirir.
Yahudi/Zünüvas — Tarihi Kaynaklar — Zünüvas (Dhu Nuwas) 6. yüzyılda Yemen’ı yoneten Himyerli kral olup Necran Hristiyanlarını hendeklerde yaktırmıştır. Suriyani Kilisesi kaynakları ve Necran Hristiyanlarının tarihi bu olayları belgelemektedir. Efendi hazretleri bu tarihi gerçeği Buruç Suresi’nin tefsiri çerçevesinde aktardı.
Amerika–Roma İmparatorluğu Analojisi — Efendi hazretleri şunu beyan buyurdu: Her Amerikan subayı, Roma komutanlarının Ortadoğu/Anadolu savaşlarını ezberleyerek yetiştirilir. Amerika’ın İsrail için dünya jandarmalığı yapması, antikite’deki Roma’ın Yahudilerin askeri ayagı olmasının modern karşılığıdır.
Bu sohbet-i şerîf, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin 2018 yılında Karabaş-ı Velî Tekkesi’nde icra buyurduğu 48. sohbetin transkriptinden tez formatında düzenlenmiştir. Orijinal video: https://www.youtube.com/watch?v=d0lJPM2c9b4