Dergah Sohbetleri Serisi

370. Dergâh Sohbeti — Mehdiyet Meselesi, Nefsin İtaatsizliği ve Nübüvvet Yolu

Mehdiyet: Dergah İçi İlişkiler: Gönüllülük, Şefkat ve Disiplin

Sufilik gönüllülük esasına dayanır. Sufilik Kur’an ve Sünnet dairesinde kalıp yapılması gereken şeyleri yapmaktır. Hiç kimse burada emrimiz altında değildir. Hiç kimse tahakküm altında bulundurulacak bir kimse değildir. Herkesin kendi dairesinde bir vazifesi vardır; herkes kendi dairesinde vazifesini yerine getirmeye gayret edecektir.

Bir kardeş semazendir ama ilahi de okumak istiyor, ney de üflemek istiyor, bendir de çalmak istiyor, başka hizmette de bulunmak istiyor. Bunları çok sert bir şekilde yasaklamak, birbirlerine gitmelerine müsaade etmemek kardeşlik hukukuna uygun değildir. Ama acil bir durum varsa ve o kardeşin asıl vazifesi lazımsa birinci derecede oraya gitmesi gerekir.

Vazifeli arkadaşların birbirlerinin arkasından konuşmaları, birbirlerini eleştirmeleri kardeşlik hukukuna aykırıdır. Vazifede disiplinli, birbirlerimize karşı şefkatli ve merhametli olmalıyız. Nefsimize karşı disiplin, nefsimizi tahakküm altına alma, kardeşlerimize de hizmet etme; düsturumuz bu olmalıdır.

Yirmi yıldır, yirmi beş yıldır beraber olduğunuz arkadaşlar var. Karşınızdaki kimseyle eşinizden fazla beraber olacaksınız. Çocuğunuzdan fazla beraber olacaksınız. Bunu hesap ederseniz birbirlerinize karşı olan davranışınız daha farklı olur.


Mehdiyet Meselesi: Tarihten Günümüze

Mehdi Beklentisinin Evrenselliği

Dünya üzerinde ayakta olan üç dinde Mehdi/Mesih beklentisi vardır. Museviler Mehdi bekliyorlar, İseviler Mesih bekliyor, Muhammediler ise hem Mesih hem Mehdi bekliyorlar. İslam dünyasında Şia’da kayıp on ikinci imam meselesi, Sünnilerde Mehdi meselesi ve İsa aleyhisselamın zuhuru meselesi vardır.

Tarih Boyunca Mehdiyet Hareketleri

Tarih boyunca insanlar Mehdi beklemişler ve kendilerini Mehdiyeti getirecek güç ve kuvvet olarak görmüşlerdir. Başlarındaki kimseyi Mehdi görmüşler, onu egzotik bir yapıyla süslemişler ve Kur’an-Sünnet dışındaki söylemlerini kabul etmişlerdir. Ümmet bu noktadan çok gözyaşı dökmüş, çok sıkıntı çekmiştir.

Osmanlı’dan önce Selçukluların zamanında, Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretlerinin devrine, Hacı Bektaş Veli Hazretlerinin devrine rastlayan Mehdiyet hareketleri vardır. Baba Resul ve Baba İshak isyanlarında insanlar başlarındaki kimsenin ölmeyeceğine inanıyorlardı. Adam önce Mehdi oldu, sonra kendisine Resul denildi.

Eflaki ve Aşık Paşazade’nin torununun tespitlerine göre Hacı Bektaş Veli Hazretleri dahi Baba İshak isyanı için Horasan’dan gelmiştir. Kardeşi Menteş o isyanda öldürülenler arasındaydı. Selçuklular Düzansılardan yardım alarak isyanı bastırdılar.

Mehdiyet İddialarının Tehlikesi

Tarih boyunca kendisini Mehdi, kayıp imam veya peygamber görenler etraflarında toplanan insanları hep hüsrana sürüklemişlerdir. Evlenmeyi reddettiler, eşlerini boşadılar, çocuklarını bıraktılar, dükkanlarını terk ettiler. Kimisi dağlara çekildi, kimisi sokaklara döküldü. Kan, kan, kan…

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur: “Kıyamet kopmadan evvel 33 tane yalancı peygamber çıkar.” 33 tane yalancı peygamber çıkacaksa yalancı Mehdinin haddi hesabı yoktur. Bir insanın kendini ümmeti kurtarmaya vazifeli görmesi, insanların başını yakmaktan başka bir şey değildir.

Mehdi çıkacaktır, hadisler bu noktada kesindir, buna inanıyoruz. Ama tarih verenlerin tarihlerine inanmıyoruz. Fethullah Gülen’i de Mehdi gören vardı, Erdoğan’ı da Mehdi gören vardı, daha nice kimseleri de… Bu ümmetin bilmeyerek çektiği çiledir.


Hz. Ali-Muaviye Meselesi ve Hariciler

Hz. Ali radıyallahu anh Hazretleri Muaviye’nin ordusunu yenmek üzereyken, Amr bin As, Muaviye’ye akıl verdi: “Askerlere Kur’an sayfalarını kılıçlarının ucuna taksınlar.” Kur’an sayfaları kılıçlara takılınca askerler bağırdı: “Biz kardeşiz, kan dökülmesin, Kur’an bize hükmetsin, kitaba gidelim.”

Hz. Ali Efendimiz dedi ki: “Bunlar oyun oynuyorlar, bu doğru değil.” Ama sonradan Hariciler olacak olan grup dediler ki: “Sen bunlarla savaşırsan seni müşrik ilan ederiz, seni vururuz.” Hz. Ali Efendimiz geri çekilmek zorunda kaldı.

Hakem meselesini kabul edince Hariciler bu sefer Hz. Ali Efendimize de döndüler: “Sen de şirke düştün, seninle de savaşacağız.” Kendilerini Allah’ın yeryüzünde dinini idame edecek seçilmiş kulları olarak gördüler. Tarihe bakın: Ümmetin hepsini şirk görüp kendisini yegane Müslüman gören yapılar tarih boyunca var olmuştur.


Nefsin İtaatsizliği: On Sekiz Besmele Hikayesi

Nefis Emir Almak İstemez

Nefis tabi olmak istemez, itaat etmek istemez, bağlanmak istemez. Deli danalar gibi koşturur insanı. Ne itaat etmek ister ne tabi olmak ister. Hz. Mevlana’nın dediği gibi, nefis karşısındaki kimseyi kendisi gibi görür, kıyaslar: “O da benim gibi ekmek yiyor, su içiyor, uyuyor” der.

Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin birisine on sekiz tane besmele verdi. Koca adam, daha önce günlük beş yüz beş yüz çeşitli zikirler çekiyormuş kendi başına. Şeyh Efendi dedi ki: “Sen hepsini bırak, on sekiz tane besmele-i şerife çek.” Adam akşam abdest aldı, tesbihi eline aldı, “Bismillahirrahmanirrahim” derken kafası düştü uyudu. Sabaha kadar on sekiz besmeleyi bitiremedi.

Şeyh Efendi buyurdu: “Senin beş yüz beş yüz çektiklerin nefsindendi. ‘Çok zikir yapıyor’ desinler diye yapıyordun. Nefis emir almak istemez. On sekiz tane besmele verdi, çekilmedi. Dersi ufak gördün. Bir daha Allah dostlarının dersini ufak görmeyesin.”

Nefsin Oyunları ve İbadet

Birisi uyuyamıyorum diye mesaj çekmiş, ben de “Kalk namaz kıl” dedim. Mesajımdan sonra hemen uyumuş. Namazı bile kılamamış. Nefis böyle haindir; onu namaza kaldıracağını anlayınca pat diye uyutuyor.

Normal zamanda sabaha kadar televizyon izlersin; al tesbihi eline iki tespih çek, harun harun uyursun. Normal zamanda bir hevaya esir olsan sabaha kadar uyumazsın; ama bir ibadet edeyim, bir namaz kılayım de, bak nefis seni nasıl uykunu getirecek.

Eğer ibadetinizi çok rahat, huşu içinde yapıyorsanız bilin ki nefis sizi daha kıymetli bir şeyden alıkoyuyordur, sizi perdelemiştir. İbadetler huşu için, zevk için değildir. Nefis zikretmek ister mi? Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de zikri “en büyük iştir” diye buyurmuştur. En büyük işi yapacaksın, nefis seni güle oynaya bırakır mı?


Nübüvvet Yolu: Kur’an, Sünnet, İcma-i Ümmet

Nübüvvet, Kur’an, Sünnet, İcma-i Ümmet çizgisinde durmaktır. “Benim şeyhim böyle dedi, böyle doğru olması lazım” değildir. Kim ne derse desin Kur’an, Sünnet, İcma-i Ümmet noktasında durmaktır.

Bütün sufi yapılar, bütün dini cemaat ve cemiyetler bu nübüvvet yolundan gitmek zorundadırlar. Sonradan bir sürü şeyler katılmış, bir sürü şeyler değişmiş. Bundan 150 yıl önceki hayat şimdiki hayat değildir. Kur’an ve Sünnet’in doğrudan yaşanması gerekir.

Yapılan bir ibadetin, davranışın, hareketin temel anlamda Sünnet’ten devşirilmesi gerekir. Cemaatte zikir sünnette var mı? Var. Toplanıp bir yerde ders yapmak sünnette var mı? Var. Bir kimsenin kendisine bir vird verilmesi sünnette var mı? Var. Salihlerle beraber olmak ayette sabit mi? Evet. Temelinde Sünnet-i Resulullah varsa hiç kimsenin söyleyecek bir şeyi olmaz.

Renklere takılmayın, kıyafetlere takılmayın. Helal olduğu müddetçe bunlara takılınmaz. İşin özüne bakın. Ben isterim ki burası rengarenk haydari olsun, rengarenk sarık olsun. Hayat dursun.


Dinde Siyaset Meselesi

“Dinde siyaset yoktur” diyen kimse dini bilmiyordur. Bizim dinimiz sadece ibadet dili değildir, sadece ahlak dili değildir. Dinimizde ahkam da vardır; ahkam hukuk demektir. Biz sadece ibadet etmekle mükellef değiliz, başkalarına da öğretmekle mükellefiz.

Dinin siyasetinden maksat, insanlara Kur’an ve Sünnet’i anlatıp onları Kur’an ve Sünnet dairesine hizmet edip dinin ahkamını tamamlamaktır. Din hukuk olarak yaşanmadığı müddetçe tam olarak yaşanmaz.

“Din siyasete alet edilir mi?” sorusuna gelince: Din hiçbir şeye alet olmaz; aksine her şey dinin aletidır. O kimse bir makama gelmek için dini alet ettiğini zanneder ama hakikat noktasında din onu kendisine alet etmiştir. Zaman geçince bu gerçek ortaya çıkar.


Gıybet Uyarısı

Kimsenin arkasından bilmediğiniz bir şey varsa konuşmayın. Dedikodu yapmayın, insanların arkasından konuşmayın. Kurumlarda vardır eksiklik, insanlık halidir. Ama bunları sekiz yüz dokuz yüz kişinin arasında konuşmak gıybet olur. Allah bizi affetsin.


Kaynakça

Hadis-i Şerif Kaynakları

  • “Kıyamet kopmadan evvel 33 yalancı peygamber çıkar”: Ebu Davud, Sünen, Kitabu’l-Fiten; Tirmizi, Sünen, Kitabu’l-Fiten
  • “Beni cemaatte zikredeni ben daha hayırlı bir cemaatte zikrederim” (hadis-i kutsi): Sahih-i Muslim, Kitabu’z-Zikr, Hadis No: 2689; Buhari, Kitabu’t-Tevhid
  • “Kim yüz defa Subhanallahi ve bihamdihi derse…” zikir hadisleri: Sahih-i Buhari, Kitabu’d-Deavat; Sahih-i Muslim, Kitabu’z-Zikr
  • Nefsin itaatsizliği ve mücahede: Tirmizi, Sünen, Kitabu’l-Cihad — “Mücahid nefsine karşı cihad edendir”
  • “Kim hayırda bir kapı aralarsa…”: Sahih-i Muslim, Kitabu’z-Zekat; Tirmizi, Sünen, Kitabu’l-İlm
  • Mehdi’nin sıfatları hadisleri: Ebu Davud, Sünen, Kitabu’l-Mehdi, Hadis No: 4282-4285

Ayet-i Kerime Kaynakları

  • “Salihlerle beraber olunuz”: Tevbe Suresi, 9/119
  • Zikir “en büyük iştir”: Ankebut Suresi, 29/45 — “…Allah’ın zikri elbette en büyüktür…”
  • İstişare emri: Al-i İmran Suresi, 3/159

Tarihi Kaynaklar

  • Baba Resul / Baba İshak isyanı: İbn Bibi, el-Evamiru’l-Alaiyye; Aşıkpaşazade, Tevarih-i Al-i Osman
  • Eflaki, Ariflerin Menkıbeleri (Menakıbu’l-Arifin): Hz. Mevlana dönemi kaynağı
  • Hacı Bektaş Veli ve Horasan erenleri: Vilayetname-i Hacı Bektaş Veli
  • Hz. Ali-Muaviye arası Sıffin Savaşı ve hakem olayı: Taberi, Tarih-i Taberi; İbn Kesir, el-Bidaye ve’n-Nihaye
  • Haricilerin ortaya çıkışı: İbn Kesir, el-Bidaye ve’n-Nihaye, Cilt 7; Şehristani, el-Milel ve’n-Nihal

Tasavvufi Kaynaklar

  • Nefsin mertebeleri ve mücahede: İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Kitabu Riyazeti’n-Nefs
  • Nübüvvet ve tasavvuf ilişkisi: Kuşeyri, er-Risale; İmam Rabbani, Mektubat
  • Şeyh-mürid ilişkisinde itaat: Sühreverdi, Avarifu’l-Mearif, Adabu’l-Müridin bahsi
  • Hz. Mevlana’nın nefis tasvirleri: Mesnevi-i Şerif, Celaleddin-i Rumi

Bu sohbette dergah içi ilişkilerde gönüllülük ve şefkat, Mehdiyet meselesinin tarihten günümüze tehlikeleri, Hz. Ali-Muaviye hadisesi ve Hariciler, nefsin itaatsizliği, nübüvvet yolu ve dinde siyaset konuları ele alınmıştır. Allah cümlemizi Kur’an ve Sünnet dairesinde eylesin. Amin.

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi