Mustafa Özbağ Efendi hazretleri, 2017 yılında Karabaş-i Velî Tekkesi’nde akdolunan bu sema-zikir meclisinde, başta “Eyvallâh illallâh Muhammedûn Resûlullâh, destur yâ Hazreti Allâhü” tevhîdini onlarca kere tekrar ederek kalbin ilâhî nûr ile yıkanmasını sağlamış; ardından Asr sûresini okuyarak iman, sâlih amel, hakk ve sabırda vasiyetleşme üzerine tebliği hatırlatmış; meclisi Allâhü Teâlâ’ya hamd, Resûlullâh’a salât-u selâm ve cemaate dönük selâm duâsıyla taçlandırmıştır. Bu meclis, 450 yıllık Karabaş-i Velî Tekkesi an’anesinin zikir-selâm-tebliğ üçlemesinde kalbi dirilten kısa ama derin bir sohbettir.
Velî: Meclisin Açılışı: “Eyvallâh illallâh Muhammedûn Resûlullâh” Tevhîdi
Efendi hazretleri meclise, Karabaş-i Velî Tekkesi’nin 450 yıldır câri olan usûlü mucibince, “Eyvallâh illallâh Muhammedûn Resûlullâh, destur yâ Hazreti Allâhü” tevhîd-i şerîfiyle girmiştir. Bu tevhîd, tarîkat-ı aliyyenin “lâ ilâhe illallâh” kelime-i tayyibesine “destur talebi” eklenerek müridin kendini Hazreti Allâhü’nün kapısında edeble arz eylemesidir. Her “eyvallâh” bir kabulleniş, her “illallâh” bir tevhîd, her “Muhammedûn Resûlullâh” bir şehâdet, her “destur yâ Hazreti Allâhü” ise bir istiâzedir. Cemaat, mürşidin rehberliğinde bu tevhîdi onlarca kere tekrar ederek kalbini mâsivâdan temizlemiş, zikrin nûrânî atmosferine dahil olmuştur. Karabaş-i Velî Hazretleri’nin bu tekkede te’sîs eylediği sema meclislerinin esas rüknü, bu tevhîd-i şerîfin tekrarı ve mürşidin kalbindeki nûrun sâliklere akması üzerine bina edilmiştir.
Asr Sûresi: İnsanın Hüsrânı ve Kurtuluşun Dört Rüknü
Tevhîd meclisinin ardından Efendi hazretleri “Bismillâhirrahmânirrahîm” ile Asr sûresi-i celîlesini tilâvet buyurmuştur: “Vel asr, innel insâne lefî husr, illellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil-hakkı ve tevâsav bis-sabr.” Bu mübârek sûre, İmâm Şâfiî hazretlerinin “İnsanlar eğer sadece bu sûre üzerine tefekkür etselerdi, onlara kâfî gelirdi” dediği sûre-i celîledir. Sûre insanın zaman içinde muhakkak hüsranda olduğunu, ancak dört rükünle kurtulabileceğini beyan etmektedir: (1) Îmân — kalbin Allâhü Teâlâ ve Resûlullâh’a teslîmi, (2) Sâlih amel — îmânın tezâhürü olan kulluk fiilleri, (3) Hakk ile tevâsî — birbirine hakkı tavsiye etmek, (4) Sabır ile tevâsî — birbirine sabrı tavsiye etmek. Efendi hazretlerinin bu meclise Asr sûresi ile girmesi, sema-zikrin sadece “hâl” olmadığını, aynı zamanda şu dört rükne davet eden bir tebliğ olduğunu göstermektedir. Zikir meclisinde bulunmak, bu dört rüknü yaşamaya ahid vermektir.
Salât-u Selâm: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed”
Asr sûresinin akabinde Efendi hazretleri, “Sübhâne Rabbike Rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn, ve selâmun alâ’l-mürselîn, ve’l-hamdü lillâhi Rabbi’l-âlemîn” duâsıyla Sâffât sûresinin hitâm âyetlerini okumuştur. Bu duâ, Kur’ân-ı Kerîm’de Allâhü Teâlâ’nın Peygamberler’e gönderdiği selâmı nakleden âyettir ve her sohbet-zikir meclisinin sonunda okunması usûldendir. Ardından “Sübhâne Rabbiye’l-aliyyi’l-a’lâ’l-vehhâb, âmîn. Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn, âmîn” tekrarlarıyla Cenâb-ı Hakk’a hamd arz edilmiş; “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed” ile de Habîb-i Ekrem’e salât-u selâm getirilmiştir. Karabaş-i Velî Tekkesi’nin her meclisinde bu üçlü — Asr sûresi, Sâffât hatemesi ve salât-u selâm — bir mühür gibi tekrarlanır; çünkü Efendi hazretleri, “sohbetin nûru salât-u selâmla mühürlenmedikçe ümmete ulaşmaz” buyurmaktadır.
Selâmlaşma: “Esselâmu aleyküm ve rahmetullâh”
Meclis, Efendi hazretlerinin cemaate dönerek defalarca “Esselâmu aleyküm ve rahmetullâh” selâmı ile taçlanmıştır. Cemaat de aynı samimiyetle “Ve aleyküm selâm ve rahmetullâhi ve berekâtüh” diye mukabelede bulunmuştur. Bu selâmlaşma, Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in “Selâmı aranızda yayın” hadîs-i şerîfinin ihyâsıdır. Selâm, sadece bir sözlü teâmül değil; müridin mürşidinden, mü’minin kardeşinden “selâmet” temennîsidir. “Selâm” ismi, Cenâb-ı Hakk’ın Esmâ-i Hüsnâ’sından biridir; “es-Selâm” her türlü ayıptan, noksandan, belâdan münezzeh olan demektir. Selâm veren kişi, muhâtabına “Allâhü Teâlâ’nın selâmeti üzerinize olsun, siz de her türlü belâdan emin olun” diye duâ etmektedir. Karabaş-i Velî Tekkesi’nde selâm, sohbetin açılışında ve kapanışında bir halka-i vuslat gibi cemaatin kalbini birbirine bağlayan mânevî bir ipliktir. Efendi hazretlerinin bu meclisi selâm ile sonlandırması, sâliklerin birbirine hakk ve sabırla tevâsî eden bir kardeşlik halkası teşkil etmeleri gerektiğinin en güzel işaretidir.
Âmelî Dersler
Efendi hazretlerinin bu kısa ama derin meclisinden çıkarılacak âmelî dersler şunlardır:
- Tevhîd-i şerîfi kesretle tekrar et: “Eyvallâh illallâh Muhammedûn Resûlullâh, destur yâ Hazreti Allâhü” tevhîdini kalbinle her gün yüz kere, bin kere tekrar ederek kalbini mâsivâdan temizle.
- Asr sûresini her gün oku: İmâm Şâfiî’nin “Sadece bu sûre üzerine tefekkür etse insan kurtulur” dediği sûreyi ezberle, manasını öğren, dört rüknünü (îmân-sâlih amel-hakk-sabır) hayatına hâkim kıl.
- Her meclisi Sâffât hatemesiyle bitir: Okuduğun her sohbeti, “Sübhâne Rabbike Rabbi’l-izzeti…” âyetleriyle mühürlemek Resûlullâh’ın sünnetindendir.
- Salât-u selâmı dilinden düşürme: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed” zikri, her meclisin nûrunu kalbine akıtır.
- Selâmı yay: Rastladığın her mü’mine “esselâmu aleyküm ve rahmetullâh” de; bu sünnet-i seniyye, ümmetin kardeşliğini ihyâ eden âmeldir.
- Hakk ve sabır ile tevâsîde bulun: Kardeşine sadece “hoş gör” deme; “hakka sarıl, sabret” de. Çünkü Asr sûresi bunu emreder.
- Karabaş-i Velî Tekkesi meclislerinden kopma: 450 yıldır devam eden bu halka-i zikrin bir parçası olmak, cemaatten istifâde ve istifâza etmektir.
Referanslar ve Kaynaklar
Bu meclis-i şerîfte atıfta bulunulan âyet-i kerîmeler, hadîs-i şerîfler ve tasavvufî kaynaklar:
- Asr sûresi, 1-3. âyetler — İnsanın hüsrânda olduğu ve kurtuluşun dört rüknü (îmân, sâlih amel, hakkla tevâsî, sabırla tevâsî)
- Sâffât sûresi, 180-182. âyetler — “Sübhâne Rabbike Rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn, ve selâmun alâ’l-mürselîn, ve’l-hamdü lillâhi Rabbi’l-âlemîn”
- Hadîs-i Şerîf — “Selâmı aranızda yayın ki birbirinizi sevesiniz” (Müslim, Îmân, 93; Ebû Dâvûd, Edeb, 131)
- Hadîs-i Şerîf — “Yanında adım zikrolunup da bana salât-u selâm getirmeyen kişinin burnu yere sürtülsün” (Tirmizî, Daavât, 100)
- İmâm Şâfiî — Asr sûresi hakkındaki meşhur sözü: “Eğer insanlar sadece bu sûre üzerinde tefekkür etselerdi, onlara kâfî gelirdi” (Tefsîr-i Kebîr, Fahreddîn Râzî)
- Karabaş-i Velî Hazretleri — Halvetiyye-Şabâniyye yolunun büyük mürşidi (vefât: 1686), İstanbul Üsküdar’da kendisine nisbet edilen dergâh ve tevhîd meclislerinin bânîsi
- “Eyvallâh illallâh Muhammedûn Resûlullâh” tevhîdi — Halvetiyye-Şabâniyye-Karabaşiyye kolunun kalbî zikrinin açık lafzı
Meclisin Özeti
Efendi hazretlerinin 2017 yılında Karabaş-i Velî Tekkesi’nde akdolunan bu 31. meclisi, 450 yıllık tevhîd an’anesinin yaşayan bir halkasıdır. Meclis, “Eyvallâh illallâh Muhammedûn Resûlullâh, destur yâ Hazreti Allâhü” tevhîd-i şerîfinin onlarca tekrarıyla başlamış, Asr sûresi ile insanın hüsrânı ve kurtuluşun dört rüknü (îmân-sâlih amel-hakkla tevâsî-sabırla tevâsî) hatırlatılmış, Sâffât sûresi hatemesi ile Cenâb-ı Hakk’ın zâtına lâyık tesbîhât arz edilmiş, salât-u selâm ile Habîb-i Ekrem’e muhabbet izhâr olunmuş ve selâmlaşma ile cemaat kardeşliği ilân edilmiştir. Bu meclis, uzun bir sohbet olmasa da, tarîkatın bütün rükünlerini — zikir, tilâvet, salât-u selâm, selâm, tebliğ — tek bir halka içinde cemeden bir cevher misalidir. Sâlike düşen, bu meclisten çıkan tevhîdi, âyeti, salavâtı ve selâmı ömrünün her ânına taşımak; Karabaş-i Velî Hazretleri’nin “kalbi Allâh ile oldurma” nasîhatini hayâtın düsturu edinmektir. Allâhü Teâlâ cümlemizi bu meclislerin nûrundan mahrûm bırakmasın. Âmîn.
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi