Mustafa Özbağ Efendi hazretleri, 2018 yılında Karabaş-i Velî Tekkesi’nde akdolunan bu 29. sohbet-i şerîfinde, Hz. Mevlânâ’nın “Allâh yardım etmek dilerse bize yalvarmak ve münâcâtta bulunmak meyilini verir” beytini, münâcâtın Orta Asya’dan beri Türk kültüründeki yerini, Hz. Hüseyin’in şehâdeti sonrası ailesinin Türklere sığınmasıyla İslâm’ın Türklere gelişini, duâ hakkındaki beş hadîs-i şerîfi, sûfîlerin “duâ mı edelim sükût mu edelim” tartışmasını, İbrâhîm aleyhisselâm’ın ateşe atılırken Cebrâîl’e “O beni görüyor değil mi?” diye cevap vermesini, Sâre’nin sevgilisini ateşte bırakmayıp kendini ateşe atmasını, merhametin somut tatbîkini (varoş mahallede iftar kurma), Hz. Peygamber’in Yahûdîlere su dağıtırken “ümmetine hizmet eden” demesini, Mûsâ aleyhisselâm ile Cenâb-ı Hakk’ın “açtım doyurmadın” sohbetini ve Behlül Dâne’nin “Rabbül müminîn mi Rabbül âlemîn mi?” eleştirisini tafsîlâtıyla beyan buyurmuşlardır.
Münâcât: “Allâh Yardım Etmek Dilerse Yalvarmak Meyilini Verir”
Efendi hazretleri Hz. Mevlânâ’nın beytinden başlamıştır: “Allâh yardım etmek dilerse bize yalvarmak ve münâcâtta bulunmak meyilini verir.” Münâcât: Fısıldaşmak, sırrı paylaşmak, yalvarmak, yakarmak, duâ etmek. “Orta Asya’dan beri kültürümüzde yazılmış manzum eserler vardır. Türklerin inancı tek tanrılıktır — o yaratıcıyla görüşen-konuşan şamanların yakarışları vardır.”
Hz. Hüseyin’in Şehâdeti ve Türklerin Müslüman Oluşu
Efendi hazretleri İslâm’ın Türklere gelişini anlatmıştır: “Hz. Hüseyin Efendimiz Kerbelâ’da şehîd olur. Ondan sonra gelenler, onu sevenler Emevî zulmünden Orta Asya’ya Türklere sığınırlar. Türklerin Orta Asya’dan beri bir geleneği vardır: Kendisine sığınanı canı pahasına korur.” Böylece Türkler Hz. Hüseyin’in soyundan gelenleri koruyarak İslâm’ı öğrenmişlerdir.
Duâ Hakkındaki Hadîsler: “İbâdetin Özü Duâdır”
“Kime duâ kapısı açılırsa ona rahmet kapıları açılır. Allâh’ın en çok sevdiği şey kendisinden âfiyet istenilmesidir. Duâ başa gelen ve gelmeyen belâya faydalı olur. Kazâyı ancak duâ önler. Allâh katında duâdan daha kıymetli bir şey yoktur.” İbâdetin özü duâdır: “Çünkü senin îmân ettiğini gösteriyor — Allâh’ı kabul ettiğinin ve sıkıntını giderecek olanın Allâh olduğunun kesin inancı.”
Sûfî Terbiyesi: “Kapıyı Sen Aralamasaydın Biz İçeri Giremezdik”
“Kul kendi içerisinde tevâzu eder — ben duâ ettim de kapı açıldı demez. Her şeyi ondan bilir. Kapıyı sen aralamasaydın duâ aklımıza gelmezdi.” Hz. Mevlânâ: “Duâ eden desen, duâ edilen desen — işin zirvesi.”
İbrâhîm Aleyhisselâm’ın Ateşe Atılması: “O Beni Görüyor Değil Mi?”
“İbrâhîm ateşe atılacak. Cebrâîl geldi — iste, söyle. İbrâhîm’in cevâbı muhteşem: O beni görüyor değil mi? Evet. O beni duyuyor değil mi? Evet. O benim hâlime vâkıf değil mi? Evet.” Beni ateşten kurtar demiyor, Nemrud’un elinden kurtar demiyor. Tam mancılığın tepesinde, havada, ateşin üstünde bu konuşma geçiyor. Sonra emir geliyor: “Ey ateş serin ol, selâmette ol.” Gül bahçesi, bahar dalları, çiçekler ateşin içinde açıyor.
Sâre’nin Kendini Ateşe Atması
“Ardından kim atıyor kendini? Kendiliğinden — Sâre. Hiç kimse atmadan. Ben onu seviyorum diyor, atıyor kendini. İçeriden annesine bağırıyor: Anneciğim gel! Burası gül bahçesi, bahar çiçekleri açmış. Sakın ateşin yakıcılığına aldanma — sûrete bakma!”
Sûfîlerin Duâ Mı Sükût Mu Tartışması
Efendi hazretlerinin formülü: “Kendin için bir şey isteme. Bırak, teslîm ol İbrâhîm gibi. Etrafın için iste — ümmet-i Muhammed için iste, kardeşlerin için iste. Ama kendi nefsin için sükût et, geleni hoş karşıla. De ki sevgiliden bir hediye geldi.”
“Onun İçin Ağlayan Göz Ne Mübarektir”
Hz. Mevlânâ: “Onun için ağlayan göz ne mübarektir. Onun aşkıyla yanıp kavrulan yürek ne mukaddestir.” Hadîs-i kudsî: “Cebrâîl elinde küçücük bir şişeyle gelir — bununla cehennemi söndürmeye geldim. Bu Allâh için akıtılan gözyaşlarıdır.” İki damla: “Birisi Allâh için âşığın gözünden akan gözyaşı, ikincisi Allâh yolunda şehîd olanın kan damlası.”
Mûsâ ile Cenâb-ı Hakk’ın “Açtım Doyurmadın” Sohbeti
“Cenâb-ı Hakk dedi ki: Ya Mûsâ, açtım doyurmadın. Çıplaktım, giydirmedin. Hastaydım, ziyâretime gelmedin. Mûsâ: Ya Rabbî, sen her şeyden münezzehsin. Cenâb-ı Hakk: Bir açı doyursaydın beni doyurmuş olacaktın. Bir hastayı ziyâret etmiş olsaydın başında beni görecektin.”
Hz. Peygamber’in Yahûdîlere Su Dağıtması: “Ümmetine Hizmet Eden”
“Hz. Ebû Bekir ağacın gölgesinde oturuyor. Hz. Peygamber su dağıtıyor. Üç Yahûdî geldi — Buranın seyyidi kim? Hz. Peygamber: Ümmetine hizmet eden. Yahûdîler anlamadılar — Hz. Peygamber daha hırpânî giyimli, Ebû Bekir’in kıyâfeti daha iyi. Kılık kıyâfete bakarak seyyidi belirleyemediler.”
Varoş Mahallede İftar Kur, Başında Hizmet Et
“Ramazanda beş yıldızlı otelde iftar edip iftar veriyorum deme. Git varoş bir mahallede sofra aç. Sen de başında dur, onlara hizmet et. Kendi ellerinle çorba dağıt. Sen Hz. Peygamber’den daha mı yücesin? Kendi elleriyle dağıtırdı.” Pratik: “Git bir fukara aile bul. Pirince ihtiyaçları varsa beş kilo pirinç al götür. Et yememişlerdir — iki kilo kıyma al götür.”
Behlül Dâne: “Rabbül Müminîn Mi Rabbül Âlemîn Mi?”
“Hârun Reşîd hutbeye çıkar — Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn. Behlül Dâne: Hayır — Rabbül müminîn! Kıtlıkta gayrımüslime yarım teneke, Müslümanlara bir teneke buğday dağıtıyorsun — Rabbül âlemînse neden gayrımüslime yarım?” Hadîs-i kudsî: “Yeryüzündekilere merhamet et ki Allâh da sana merhamet etsin. Sadece müminlere değil — hayvan olur, böcek olur, yeşillik olur.”
Âmelî Dersler
- Münâcât kültürünü yaşat.
- Hz. Hüseyin’in kolundan İslâm’ı öğrendik.
- İbrâhîm gibi teslîm ol: istekte bulunma.
- Kendin için sükût et, ümmet için duâ et.
- Allâh için gözyaşı + şehîdin kanı = en kıymetli damlalar.
- Açtım doyurmadın: bir açı doyur, Allâh’ı doyurmuş ol.
- Varoş mahallede iftar kur, başında hizmet et.
- Ümmetine hizmet eden seyyiddir.
- Yeryüzündekilere merhamet et: hayvana, böceğe, yeşilliğe.
Referanslar ve Kaynaklar
- Hz. Mevlânâ — Mesnevî: Münâcât beyti
- Hadîs-i Şerîf — “Duâ ibâdetin özüdür” (Tirmizî)
- Hadîs-i Kudsî — Cebrâîl’in gözyaşıyla cehennemi söndürmesi
- Hadîs-i Kudsî — “Yeryüzündekilere merhamet et”
- Hadîs-i Kudsî — Mûsâ ile “açtım doyurmadın” sohbeti
- Bakara 286 — “Rabbimiz bize gücümüzün yetmediğini taşıtma”
- İbrâhîm aleyhisselâm — Ateşe atılırken Cebrâîl ile konuşma
- Sâre — Kendini ateşe atma kıssası
- Hz. Peygamber — Yahûdîlere su dağıtma kıssası
- Behlül Dâne — Hârun Reşîd’e “Rabbül âlemîn” eleştirisi
Sohbetin Özeti
Efendi hazretlerinin bu 29. sohbeti, Mesnevî’den münâcât beytiyle açılmış; Hz. Hüseyin’in şehâdetiyle Türklerin İslâm’a girişi hatırlatılmış; duâ hakkında beş hadîs-i şerîf sıralanmış; sûfîlerin duâ tartışması “kendin için sükût et, ümmet için duâ et” formülüyle çözülmüş; İbrâhîm aleyhisselâm’ın “O beni görüyor değil mi?” cevâbı anlatılmış; Sâre’nin kendini ateşe atması nakledilmiş; Mûsâ’nın “açtım doyurmadın” sohbetiyle merhamet somutlaştırılmış; Hz. Peygamber’in “ümmetine hizmet eden seyyiddir” tatbîki gösterilmiş ve Behlül Dâne’nin eleştirisiyle “yeryüzündekilere merhamet et” hadîs-i kudsîsi okunmuştur. Allâhü Teâlâ cümlemizi bu sohbetin feyzinden mahrûm bırakmasın. Âmîn.