Karabaş-i Velî Tekkesi 2018

28. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Üç Akıl Boyutu, Kur’ân’ın Gayb Aklı ve Sûfîliğin Keşf Mekanizması

Mustafa Özbağ Efendi hazretleri, 2018 yılında Karabaş-i Velî Tekkesi’nde akdolunan bu 28. sohbet-i şerîfinde, Hz. Ali’nin Hendek savaşında Amr’ı öldürüp zırhını çıkarmama kıssasını, Arap kültürü ile İslâm arasındaki farkı (“Hz. Peygamber genel olarak dînî meselelerde Arap kültürü hiç yok, hattâ Arap kültürüne karşı duruş var”), Mesnevî’den “ey sâlik suretten geç, şöhretten kaç” beytini, sûfîlikte şöhretin âfet olduğunu, iktidâ edilecek kimsenin hâlinden ve amelinden sorulmasını, İbn Arabî’nin hadîs ilmi yöntemiyle ilgili son pasajlarını, Kur’ân’ın insanı üç akıl boyutuna dâvet ettiğini — (1) hayvânî akıl: duyu organlarının bile altında, cezâ sistemiyle kontrol edilir; (2) avâm aklı: duyu organlarıyla tespit edenin aklı, gördüğüne-duyduğuna-dokunduğuna inanır; (3) gayb aklı: Kur’ân’ın “O inanalar ki gayba îmân ederler” âyetiyle dâvet ettiği akıl üstü mertebe, kalbin aklı —, Hızır aleyhisselâm’ın duvarın arkasını görmesinin hangi akıl boyutunda olduğunu, Dâvûd aleyhisselâm’ın katili secdeyle tespit etmesini, Süleymân aleyhisselâm’ın cinlere-kuşlara-böceklere hükmetmesinin akıl boyutunu, İsâ aleyhisselâm’ın ölüyü konuşturmasını, Hz. Peygamber’in elindeki taşları “Eşhedü en lâ ilâhe illallâh” dedirtmesini, bütün peygamberlerin mirâcının hangi akıl boyutunda olduğunu, Mossad-CIA-KGB-MI5’in bu akıl boyutunu kendileri kullanmak isteyip Müslümanlara açtırmadığını, şeyhinin telefonla “sen neredesin, odada kaç kişi var, tarif et” diye sorduğu keşf kıssasını ve “din bizi avam aklıyla kalma, akıl üstüne çık” diye dâvet ettiğini tafsîlâtıyla beyan buyurmuşlardır.


https://www.youtube.com/watch?v=Id3xfKbthx0

Hz. Ali’nin Hendek Savaşında Amr’ın Zırhını Çıkarmama Kıssası

Efendi hazretleri sohbete bir soru ile başlamıştır: Hz. Ali Hendek savaşında Amr’ı öldürdüğünde zırhını çıkarmamıştır. Hz. Ömer “Niçin zırhını çıkarıp getirmedin?” diye sorunca Hz. Ali “Ben ona vururken o benden avret yerini göstermek sûretiyle kurtulmak istedi — bu yüzden onu soyundurmaktan utandım” demiştir. Efendi hazretleri açıklamıştır: “Can korkusuyla avret yerini göstererekten onun aklını fikrini bozacak — yâni kendisini öldürmesini engelleyecek bir hamle yapmış. Hz. Ali de diyor ki ben onu açmadım, böyle bir şey seyretmek istemedim.”

Arap Kültürü ile İslâm Arasındaki Fark

Efendi hazretleri çok önemli bir ayrımı yapmıştır: “Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem genel olarak dînî meselelerde Arap kültürü hiç yok. Hattâ mevcut Arap kültürüne karşı duruş var. O karşı duruştan dolayı Kureyşlilerin büyük bir çoğunluğu îmânı kabul etmiyor.” Toplumların kendi geleneklerine sımsıkı yapışması problemi: “İslâm’ın hükümünü bırakıp kendi gelenek-görenek-örf-âdetlerine uyarlar. Bu büyük sıkıntıdır.” Hz. Peygamber’in Zeyneb’i nikâhlaması tam da bu Arap kültürünü kırmak için emredilmiştir: “Arap kültürüne göre Zeyneb’in nikâhlanması mümkün değildi — ama İslâm emredince Arap kültürü yok oldu.”

Mesnevî’den: “Ey Sâlik Suretten Geç, Şöhretten Kaç”

Efendi hazretleri Mesnevî’den bir beyti şerh etmiştir: “Ey sâlik, sen suretten geç ve şöhretten kaç. İsim ve lakâptan mânâya sığın. İktidâ edilecek, uyulacak kimseyi hâlinden ve amelinden sor. Onun mâhiyetini hâlinde ve amelinde ara.” Sûretten geçmek: “Sûretî sûfî bir kimseye kanmayacak. Sûretî haktan gibi görünüp, sîretî haktan değilse sıkıntı var.” Şöhretten kaçmak: “Sûfîler için şöhret âfettir. Kendisini şöhretin şımarıklığına, şaşkınlığına, necâset çukuruna düşürmekten muhâfaza edecek.” İktidâ: “Sen suretten geçtikten ve şöhretten kaçtıktan sonra bir kimseye uyacaksan onun hâline bak — namazına, orucuna, zikrine, ahlâkına, muâmelâtına bak.”

Kur’ân’ın Üç Akıl Sistemi: Hayvânî, Avâm, Gayb

Efendi hazretleri sohbetin en derin tesbîtini yapmıştır: “Kur’ân-ı Kerîm’de üç tane akıl sistemi görürüz. Birincisi: Gayba îmân eden akıl üstü — ‘O inananlar ki gayba îmân ederler’ âyetiyle dâvet edilen akıl. İkincisi: Avâmın aklı — gördüğüne, duyduğuna, dokunduğuna göre hükmeden akıl. Üçüncüsü: Hayvânî akıl — insanla hayvanın arasında fark kalmayan akıl, ‘hayvandan daha aşağı olurlar’ (A’râf 179) âyeti.”

Gayb Aklı: Duyu Organlarının Üstünde Bir Akıl

Efendi hazretleri gayb aklını şöyle açıklamıştır: “Kur’ân bize duyu organlarımızla sabitleştirdiğimiz, putlaştırdığımız aklın üstüne bir akla götürür. Der ki: ‘Duyu organlarınızla sabitleştirdiğiniz aklın üstüne gelin.’ Bir kimse duyu organlarında tespit ettiği bir şeyin, tespit edemediği bir şeye nasıl îmân eder? Müşrikler o yüzden îmân etmezler.” Ateist örneği: “Bir ateist ‘Allah yok’ diyor. Sebep: O sâdece duyu organlarının tespit ettiğine inanıyor. Duyu organları tespit etmezse ‘burada sıkıntı var’ diyor.” Gayba îmân kalbin işidir: “Gayba îmân etmek normal aklın işi değildir, kalbin işidir. Bu sefer kalbin aklı devreye giriyor.”

Kalbin Aklı: Hiçbir Bilgiye Sâhip Olmadan Sıcaklık Duymak

Efendi hazretleri kalbin aklını somutlaştırmıştır: “Karşınızda bir kimse durur, kendi kendinize düşünürsünüz — kalben ona karşı bir sıcaklık hissedersiniz. Normal akla göre, duyu organlarına göre hiçbir bilgiye sâhip değilsin. Normal şartlarda ona sıcaklık duymaman lâzım. Ama kalbî olarak ona sıcaklık duyarsın. Bu normal aklın dışındaki mânevî akıldır, kalbî akıldır, bâtınî akıldır.”

Hayvânî Akıl ve Kur’ân’ın Cezâ Sistemi

Efendi hazretleri Kur’ân’daki cezâ sisteminin hayvânî akla hitâp ettiğini beyan buyurmuştur: “Kur’ân’daki cezâlar hayvânî akıllaradır. ‘Canım kardeşim, olmaz böyle cezâsı’ diyorlar. Ya, hayvânî akıllara âit o cezâ. Bu hayvanlığı nasıl önleyeceksin?” Küçük çocuklara tecâvüz örneği: “Gitmiş sekiz yaşındaki erkek çocuğuna tecâvüz etmiş, öldürmüş. Dîni ne olursa olsun — hayvânî akıl.” Hz. Peygamber’in eğitiminde bile sapkınlık yapanlar olduğunu hatırlatmıştır: “Eğiticinin başı orada — sahâbesinde zinâ eden var, hırsızlık yapan var, içki içen var.”

Hızır Aleyhisselâm’ın Duvarın Arkasını Görmesi: Hangi Akıl Boyutu?

Efendi hazretleri Kur’ân’daki Hızır kıssasını akıl boyutu perspektifinden ele almıştır: “Hızır hangi boyuttaydı? Duvarı yaptı. Dedi ki: ‘Bu çocuklar küçük, babalarının malını saklıyorum — büyüdüklerinde görecekler.’ Hangi boyutta bunu gördü ve söyledi?” Bu, gayb aklının — normal duyu organlarının ötesindeki bilgi kanalının — somut bir Kur’ânî örneğidir.

Dâvûd Aleyhisselâm’ın Katili Secdede Tespit Etmesi

Efendi hazretleri Dâvûd aleyhisselâm’ın adâlet kıssasını anlatmıştır: Bir ineğin sâhibi olduğunu iddiâ eden adam mahkemeye gelmiş. Dâvûd secdeye gitmiş, Allâh’a yalvarmış. Sonra o adama demiş: “Sen bu adamın babasını öldürdün. Filanca ağacın dibine gömdün, bıçağı da filanca ağacın dibine sakladın.” Gitmişler, cesedi ve bıçağı bulmuşlar. “Bu akıl ne? Hangi akıl boyutunda Dâvûd bunu gördü?”

Süleymân’ın Cinlere-Kuşlara Hükmü ve Belkıs’ın Cam Sarayı

Efendi hazretleri peygamberlerin akıl boyutlarını sıralamıştır: “Süleymân hangi akılla cinlere de hükmetti, şeytanlara da hükmetti? Hangi akılla kuşlarla da konuştu, böceklerle de konuştu? Hangi akıl boyutunda Belkıs karşısında oldu? Belkıs batmaktan korktu, her taraf cam gibiydi — cam gibiydi diyorum, cam değildi.”

İsâ Aleyhisselâm’ın Ölüyü Konuşturması

Efendi hazretleri İsâ aleyhisselâm’dan bir kıssa anlatmıştır: Antakya’da birisi öldürülmüş, suç bir havâriye yıkılacakmış. Baş havâri gelmiş, ölünün başına gitmiş: “Seni kim öldürdü?” Ölüden ses gelmiş — herkes duymuş: “Beni filanca öldürdü, filanca yere gömdü.” Gitmişler adamı yakalamışlar. “Bu delîli hangi akıl boyutunda? Ölü’yü konuşturan hangi akıldı? Ölü’den o sesi kim verdi? Hangi sinyalizasyon sistemiyle duydu?”

Hz. Peygamber’in Elindeki Taşları Konuşturması

Efendi hazretleri Ebû Cehil kıssasını hatırlatmıştır: “Ebû Cehil ‘elimdekini söyle, îmân edeceğim’ dedi. Hz. Peygamber ‘senin elindekiler benim kim olduğumu söylese îmân eder misin?’ dedi. Taşlar ‘Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûlühû’ deyince Ebû Cehil ‘sen büyücüsün’ dedi attı.” Efendi hazretleri: “Taşı konuşturan neydi? Hangi akıldı?”

“Mossad-CIA-KGB Bu Akıl Boyutunu Kendileri Kullanmak İstiyor”

Efendi hazretleri çarpıcı bir jeopolitik tespit yapmıştır: “Dünya sistemi bizim bu akıl boyutunu kabullenmiyor. Burayı açmak istemiyorlar — kendileri kullanmak istiyorlar burayı. Mossad kullanmak istiyor, CIA kullanmak istiyor, KGB kullanmak istiyor, MI5 kullanmak istiyor. Düşünebiliyor musunuz? Adam oturduğu yerden haberleşecek — hiçbir âlet edevât takım taklavata ihtiyaç yok.”

Şeyhinin Telefonla Keşf Kıssası: “Sen Neredesin, Odada Kaç Kişi Var?”

Efendi hazretleri kendi şeyhiyle yaşadığı bir keşf tecrübesini anlatmıştır: “Şeyhim kaldırdı telefonu — ‘Mustafa Efendi, ben neredeyim şu anda?’ ‘Filanca yerdesiniz efendim.’ ‘Odada kaç kişi var?’ ‘Altı tane bayan var efendim.’ ‘Tarif et.’ ‘Örtüleri şu renk, oturduğunuz koltuk bu renk, bayanların koltuğu bu renk, halı bu renk.’ ‘Maşallah oğlum. Selâmünaleyküm.'” Efendi hazretleri: “Sûfîliğin başlangıcı diyorum. Bu hangi akıl boyutu?”

Bir Dervişin Telefon Etmeden Mesaj Alması

Efendi hazretleri güncel bir keşf örneği vermiştir: “Bir yerde bir mesele oldu. ‘Derviş size arasın şimdi’ dedim ben — içimden. Yanımda üç-dört kişi var. Biri dedi ‘arar mı?’ Aradı. Tabi onlar şaşırdılar. Ben içimden diyorum ki ‘siz de dervişliği görün, öğrenin.’ Hangi akıl boyutunda o mesajı aldı da aradı? Yaşayan kimse var, üç-dört tane de şâhit var.”

“Din Bizi Avâm Aklıyla Kalma Diye Dâvet Ediyor”

Efendi hazretleri sohbetin sonuç cümlesini koymuştur: “Din bizi aklı üstüne çıkarıyor. Diyor ki avâm aklıyla kalma. Allâh seni kendine halîfe yarattı. Onu tanıyacak, onu bilecek yegâne varlıksın. Bu mevcut aklınla biz onu ne kadar biliriz? Bize Hızır aklı lâzım, bize İsâ aklı lâzım, bize Mûsâ aklı lâzım, bize Dâvûd aklı lâzım.” Kur’ân’ın dâveti: “Biz dîni namaz-abdest-oruç-örtü bağlamında aldığımızdan dolayı bu akıl boyutunu araştırmıyoruz. Hz. Peygamber’in mirâcı hangi akıl boyutundaydı? Bütün peygamberlerin mirâcı var — hangi akıl boyutunda?”

Âmelî Dersler

  • Arap kültürü İslâm değil: Hz. Peygamber Arap kültürüne karşı durmuştur.
  • Suretten geç, şöhretten kaç: Mesnevî düstûru — sûretî sûfîye kanma.
  • Uyacağın kimsenin hâline-ameline bak.
  • Üç akıl boyutunu tanı: Hayvânî → avâm → gayb.
  • Kur’ân gayb aklına dâvet eder: “O inananlar ki gayba îmân ederler.”
  • Gayba îmân kalbin işidir: Duyu organları yetmez.
  • Hızır-Dâvûd-Süleymân-İsâ akıl boyutunu araştır.
  • Hz. Peygamber’in mirâcı hangi akıl boyutunda?
  • Şöhret sûfî için âfettir.
  • Keşf sûfîliğin başlangıcıdır: Şeyhinin telefonla tarif ettirmesi.
  • “Din bizi avâm aklıyla kalma diye dâvet ediyor.”

Referanslar ve Kaynaklar

  • A’râf sûresi, 179. âyet — “Hayvandan daha aşağı olurlar”
  • Bakara sûresi, 3. âyet — “O inananlar ki gayba îmân ederler”
  • Kehf sûresi — Hızır aleyhisselâm kıssası (duvar, gemi, çocuk)
  • Neml sûresi — Süleymân aleyhisselâm’ın cinlere-kuşlara hükmü, Belkıs’ın cam sarayı
  • Sâd sûresi — Dâvûd aleyhisselâm’ın adâleti
  • Yâsîn sûresi — Antakya’da Habîb-i Neccâr ve havârîler kıssası
  • Hz. Ali radıyallâhu anh — Hendek savaşında Amr’ın zırhını çıkarmama kıssası
  • Hz. Mevlânâ — Mesnevî: “Ey sâlik suretten geç, şöhretten kaç”
  • Hz. Peygamber — Elindeki taşları “Eşhedü en lâ ilâhe illallâh” dedirtmesi
  • Muhyiddîn İbn Arabî — Hadîs ilmi yöntemi ve keşf
  • Efendi hazretleri — Şeyhinin telefonla keşf kıssası (Nevşehirli Abdullah Gürbüz Efendi)

Sohbetin Özeti

Efendi hazretlerinin bu 28. sohbeti, Hz. Ali’nin Hendek kıssasıyla açılmış; Arap kültürü ile İslâm arasındaki fark gösterilmiş; Mesnevî’den sâlikin suretten geçmesi-şöhretten kaçması beyti şerh edilmiş; Kur’ân’ın insanı üç akıl boyutuna dâvet ettiği (hayvânî-avâm-gayb) tafsîlâtıyla açıklanmış; gayb aklının duyu organlarının üstünde kalbin aklı olduğu gösterilmiş; Hızır’ın duvarın arkasını görmesi, Dâvûd’un katili secdede tespit etmesi, Süleymân’ın cinlere hükmü, İsâ’nın ölüyü konuşturması ve Hz. Peygamber’in taşları konuşturması örnekleriyle bu akıl boyutunun Kur’ânî delîlleri sıralanmış; istihbârât örgütlerinin bu akıl boyutunu kendileri kullanmak istediği tesbît edilmiş; şeyhinin telefonla keşf kıssası ve dervişin mesajı telepati ile alması örnekleriyle bu akıl boyutunun bugün de yaşandığı ispatlanmış ve “din bizi avâm aklıyla kalma, akıl üstüne çık” dâvetiyle sohbet taçlandırılmıştır. Allâhü Teâlâ cümlemizi bu sohbetin feyzinden mahrûm bırakmasın. Âmîn.