Karabaş-i Velî Tekkesi 2018

23. Karabaş-i Velî Tekkesi 2018 Sohbeti — Cemaatlerin Para Toplama Kısır Döngüsü, “İslâm Gökten İnmeyecek — Yaşayacak Müslüman Lâzım”, Dedemin Evinde Şemsiye İle Yatma Hatırası, “Benim Adımı Kullanarak Para Toplayana Bir Kuruş Vermeyin”, İbn Arabî’den Velîlerin Nebîliği Makâmı ve “Benî İsrâîl Peygamberlerine Verilmeyeni Ümmet Velîlerine Verilmiştir”

Mustafa Özbağ Efendi hazretleri, 2018 yılında Karabaş-i Velî Tekkesi’nde akdolunan bu 23. sohbet-i şerîfinde, İslâm’ın 1400 yıllık târihinde Mekke dönemi hâricinde hiç devletsiz kalmadığını ve Cumhûriyet dönemiyle lâik sisteme geçilince vatandaşların dînî hizmeti kendi başlarına üstlenmeye kalkıştığını, cemaatlerin-tarîkatların “câmi-yurt-hafızlık kursu-Kur’ân kursu yapacağız” diyerek kapı kapı para toplamasının 32 yıllık kısır döngüsünü, “para toplandıkça taraftar ordusu toplanır, sonra devlete göz dikerler, devlet tokat vurur, darmadağın olurlar, yenileri başlar — aynı döngü” analizini, 28 Şubat’ta her şeyin Diyânet’e devredilmesini, 15 Temmuz sonrası FETÖ operasyonunu, “32 yıldır para topluyorlar İslâm getirecekler — İslâm gelmiş kardeşim, yaşayacak Müslüman lâzım” haykırışını, dedesinin evinde elektrik-su olmadan yaşarken cemaatlerin mermer kaplı lüks yurtlarını dolaşmasını (“Bu kumara mı geldik, tüfeğe mi?” esprisini), yağmur yağdığında şemsiye açarak yattığı çocukluk hatırasını, “Benim adımı kullanarak para toplayana bir kuruş vermeyin — vallâhi yalandır, billâhi yalandır, tillâhi yalandır” vasiyyetini, 300 milyarın üzerinde kronikleşmiş ticârî alacağının itirafını, “sarhoşun hesabı para toplayanlardan kolaydır — adam içti yıkıldı, sen Allâh’ı Kur’ân’ı kullanıp yuttun” tesbîtini, “biz kapının önünde CD-dergi-kokulu Yâsîn-okunmuş terlik satanlardan değiliz” beyânını, hadîs-i kudsîdeki “hiçbir gölgenin bulunmadığı yerde Allâh’ın gölgesinde gölgelenecek olanlar — akraba olmadıkları hâlde Allâh için birbirlerini sevenler ve toplandıklarında Allâh’ı zikredenler” müjdesini ve İbn Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem’inden “bunlar velîlerin nebîleridir — sıradan insanların rüyâda gördüklerini uyanıkken görürler, Benî İsrâîl Peygamberlerine verilmeyeni ümmet velîlerine verilmiştir, velîleri inkâr eden küfre düşer” tesbîtini tafsîlâtıyla beyan buyurmuşlardır.


https://www.youtube.com/watch?v=585e_DkDqAo

İslâm 1400 Yıl Boyunca Hiç Devletsiz Kalmamıştır

Efendi hazretleri sohbete târihî bir tespit ile başlamıştır: “İslâm hiçbir zaman bu dönemdeki gibi devletsiz kalmamıştır. 1400 yıllık İslâm târihi boyunca İslâm’ın bir Mekke dönemi vardır. Mekke döneminde İslâm’ın devleti olmamıştır. Mekke döneminden sonra İslâm hiçbir zaman devletsiz kalmamıştır — bu son Osmanlı’ya kadar.” Bu devletsizlik döneminde dînî hizmetleri hep devletler karşılamıştır: câmiler, medreseler, külliyeler, tekke ve zâviyeler devlet bütçesinden veya vakıflardan finanse edilmiştir. Cumhûriyet döneminde lâik sisteme geçilince “lâik devlet dine hizmet etme gibi bir derdi olmaz — zâten olmamalı” ve bu boşluğu vatandaşlar kendilerince doldurmaya kalkışmıştır.

32 Yıllık Para Toplama Kısır Döngüsü

Efendi hazretleri 32 yıllık Müslüman hayâtında gözlemlediği kısır döngüyü şöyle analiz etmiştir: “Câmiler yaptılar, medreseler yaptılar, okullar yaptılar. ‘İmanlı bir nesil gelecek’ dediler, partiler kurdular. Para çünkü onları ayrı bir kuvvetlendiriyor, ayrı bir güçlendiriyor, ayrı bir taraftar ordusu topluyor. Sonra onlar gözlerini devlete çeviriyorlar — ‘Devleti biz idâre edelim, paranın başına biz konalım.’ Bu sefer devlet bir tokat vuruyor onlara. Darmadağın oluyorlar. Ondan sonra başkaları başlıyor toplanmaya.” 28 Şubat’ta bütün İslâmî kurum ve kuruluşların üzerine gidilmiş, câmiler-Kur’ân kursları-hafızlık kursları Diyânet’e devredilmiştir. 15 Temmuz’dan sonra da dokunulmayan kesime dokunulmuştur: “Böylece devlet operasyon yapmadı, Türkiye’de hiçbir cemaat ve tarîkat kalmadı. Devletin eli değdi.”

“İslâm Gökten İnmeyecek — Yaşayacak Müslüman Lâzım”

Efendi hazretleri 32 yıllık hayal kırıklığını şu haykırışla ifâde etmiştir: “32 yıldır para topluyorlar İslâm getirecekler. 32 yıldır bütün cemaatler, tarîkatlar, partiler para topluyorlar. İslâm getirecekler. 32 yıldır.” Sonra çarpıcı cevâbı koymuştur: “İslâm gelmiş kardeşim. Kur’ân belli, Sünnet belli, İmâmların ictihâdı belli, farzlar belli, vâcibler belli, nâfileler belli, haramlar belli. Ne gelecek ya? Sen yaşa! Yaşanması için mücâdele et.” Bu, İslâm’ın bir “gelecek ütopyası” değil, “şimdi yaşanacak bir gerçeklik” olduğunun en net ifâdesidir.

“Kimisi Müteahhit Oldu, Kimisi Bürokrat — Ama İslâm Gelmedi”

Efendi hazretleri 32 yıl sonra geriye dönüp baktığında gördüğü tabloyu çizmiştir: “‘Bu işler siyâsetsiz olmaz’ diyorlardı. Neredesiniz şimdi? Kimisi müteahhit oldu, kimi bürokrat oldu, kimi milletvekili oldu. Kimisi cemaatin başına geçti kendisi, kimisi cemaatin lideri oldu, kimisi bir iş adamı oldu. Herkes bir şey oldu. Ama İslâm’ın bir şeyi olmadı.” Bu, siyâsî İslâm projelerinin çoğunun bireysel kariyer projelerine dönüştüğünün acı bir itirafıdır.

Dedemin Evinde Şemsiye İle Yatma Hatırası

Efendi hazretleri kendi çocukluk-gençlik şartlarını anlatarak lüks cemaat binâlarıyla karşılaştırmıştır: “Ben dedemin evinde yaşıyordum. Elektrik yok, su yok. Mahalle çeşmesinden gece saat 1’den sonra kovalarla su taşıyordum. Yattığım yerin tavanı yoktu — direkt kiremidi görüyordum. Kiremitler rüzgârla açılıyordu, ben yıldızları seyrediyordum yattığım yerde.” Yağmur yağdığında: “Şemsiyeyi açıyordum yattığım yerde. Abim üniversiteden geldiğinde ‘Ne yapıyorsun?’ dedi. ‘Şemsiyeyi açıyorum — yağmur yağıyor, ıslanacağız’ dedim.” Sonra cemaatleri dolaştığında: “Her yer mermer, böyle ışıklı mışıklı. Dedim ‘ya siz beni sohbete mi getirdiniz, kumara mı geldik?'”

“Sarhoşun Hesabı Para Toplayanlardan Kolaydır”

Efendi hazretleri en keskin karşılaştırmayı yapmıştır: “Bana kızarlar ben sarhoşları-berduşları tutuyorum diye. Adam içki içmiş ya, içmiş, sarhoş olmuş. Yemin ediyorum bu para toplayanlardan onun hesabı daha kolay. Adam çıkacak meydana — ‘Ne yaptın?’ ‘İçtim.’ ‘İçtim, dibine kadar içtim.’ Yıkılıncaya kadar içti — bir düble daha içemez o. Sen Allâh’ı-Kur’ân’ı-Peygamber’i kullanıp da parayı yuttun. Senin hesabın nasıl olacak?” Bu, dînî duyguları istismar ederek para toplamanın açık içki içmekten daha ağır bir vebâl olduğunun beyânıdır.

“Benim Adımı Kullanarak Para Toplayana Bir Kuruş Vermeyin”

Efendi hazretleri açık bir vasiyyet bırakmıştır: “Vasiyyetim: Ben ölünceye kadar hiç kimseden para-pul toplamayın. Dergâh adına, cemaat adına, kendi nefisleriniz adına. Hele benim adım geçiyorsa — vallâhi yalandır, billâhi yalandır, tillâhi yalandır. Bir kuruş vermeyin kimseye.” Son 2-3 yılda birilerinin onun adını kullanarak para toplamaya çalıştığını da anlatmıştır: “‘Selamün aleyküm, Mustafa Efendi’nin haberi gönderdi, bin lira verecekmişsin.’ O esnaf demiş ki ‘Dur — o benden para istemedi önce. Nasıl yani?’ Pırr beni aramış. ‘Birini gönderdin mi para için?’ ‘Ne alâkası var? Ben kimseden para istemem.'”

300 Milyar Liralık Kronikleşmiş Ticârî Alacak İtirafı

Efendi hazretleri kendi mâlî durumunu samimiyetle itiraf etmiştir: “Benim 300 milyarın üzerinde yıllardan beri kronikleşmiş ticâreten alacağım var benim. Yemin ediyorum, vallâhi de billâhi de tillâhi de bu senetlerini yırttıklarım hâriç.” Küçücük bir defterinde borçluların listesini tuttuğunu, ama hiç birinden tahsil etmediğini anlatmıştır: “Dedim ki siz der benim paramı yediniz. Ben fâizci olsaydım, edepsiz bir insan olsaydım siz bu parayı bana öderdiniz.” Bu itiraf, Efendi hazretlerinin kendisini topluluktan “üstün” görmediğini, maddî olarak zarar gören ama şikâyetçi olmayan bir sûfî olduğunu gösterir.

“Biz Kapının Önünde Kokulu Yâsîn-Okunmuş Terlik Satanlardan Değiliz”

Efendi hazretleri kendi topluluğunun prensiplerini bir kez daha net koymuştur: “Kapının önünde CD satılmayacak, dergi satılmayacak, kitap satılmayacak, para toplanmayacak, hiçbir şey olmayacak. Tesbih satmayacağız, kokulu Yâsîn satmayacağız, okunmuş terlik satmayacağız, sohbet satmayacağız, dervişlik satmayacağız, sûfîlik satmayacağız. Makam satmayacağız. ‘Şu kadar altın getirirsen sana zâkirlik veririz’ demeyeceğiz. Satmak yok. Allâh için birbirimizi seveceğiz. Toplandığımızda Allâh’ı zikredeceğiz.”

Hadîs-i Kudsî: Arşa’nın Gölgesinde Gölgelenecek Olanlar

Efendi hazretleri bu sohbetin temel hadîsini bir kez daha okumuştur: “Hiçbir gölgenin bulunmadığı yerde Allâh’ın gölgesinde gölgelenecek olan bir zümre var. Bu zümre: Birbirleriyle akraba olmadıkları hâlde, birbirleriyle alışverişleri olmadıkları hâlde, birbirlerini Allâh için seven ve toplandıklarında Allâh’ı zikredenler.” Efendi hazretleri bu hadîsi ilk okuduğundaki tepkisini anlatmıştır: “Ben yeni Müslüman olduğumda bu hadîs-i kudsîyi okumuştum. ‘Aha’ dedim, ‘benim aradığım bunlar.’ Birbirlerinden menfaati olmayanlar, kavimcilik yapmayanlar. Bu topluluğun içerisinde ‘ben Kürdüm’ diyen var, ‘ben Lazım’ diyen var, ‘ben Çerkez’im’ diyen var, ‘ben Arnavut’um’ diyen var. Bu topluluğun içerisinde biz Anadolu’yuz. Bizde hepsi var. Allâh için buradayız. Bitti.”

“Kur’ân Bize Sizden Ücret Talep Etmeyenlerin Peşinden Gidiniz Diyor”

Efendi hazretleri Kur’ân-ı Kerîm’in bu konudaki emrini hatırlatmıştır: “Kur’ân bize ‘Sizden ücret talep etmeyenlerin peşinden gidiniz’ (Yâsîn 21) diyor. Kur’ân’ı dinleyen kim? Kur’ân’ı dinleyen olsa, kendilerinden ücret istemeyenlerin peşinden gidecekler. Kur’ân’ı dinleyen olmayınca, ücret toplayanlar daha çok hoşlarına gidiyor. Hele bir yer ücret talep etmeyince de dikiyorlar kulaklarını — ‘Vardır siz de bir şey’ diyorlar. Alışmışlar ya.” Efendi hazretleri’nin cevâbı: “Evet var — keramet. Adamlar hiç kimseden hiçbir şey istemeden işlerini görüyorlar, hizmet ediyorlar — bu keramet.”

İbn Arabî’den: “Bunlar Velîlerin Nebîleridir”

Efendi hazretleri Ali Şerîatî’den İbn Arabî’ye geçerek velîlik makâmının en yüksek mertebelerini anlatmıştır: “İbn Arabî diyor ki: ‘Bunlar velîlerin nebîleridir.’ Bu velîler — Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyâsında ve hâlinde görüp, hadîs-i şerîfi onun ağzından alan, Cebrâîl aleyhisselâmı görüp bizâtihî hadîs-i şerîfi ondan alan kimselerdir. İsâ aleyhisselâm ile alâkalı bir bahis var ise İsâ’nın ağzından alan, Mûsâ ile alâkalı bir mesele varsa Mûsâ’nın ağzından alan, Hızır ile alâkalı bir mesele varsa Hızır’ın ağzından alan kimselerdir.” Bu, velîlerin peygamberlerle doğrudan irtibât kurabildiğini gösteren en yüksek tasavvufî makâmdır.

“Sıradan İnsanların Rüyâda Gördüklerini Onlar Uyanıkken Görürler”

Efendi hazretleri İbn Arabî’den şu tesbîti okumuştur: “Velî, sıradan insanların uykuda idrâk ettiklerini uyanıkken kavrama konusunda peygamberlere ortaktır.” Yâni normal insanlar ancak rüyâda görebildikleri şeyleri, bu velîler uyanıkken — gözleri açıkken, insanların arasındayken — görürler. Efendi hazretleri bunu kendi tecrübesinden somutlaştırmıştır: “Öyle bir an gelir, sen kendi konuştuğuna da hayret eder, kendi gördüğüne de hayret edersin. İnsanlara bakarken insanlar kendilerine baktıklarını zannederler — sen o estanteneyi seyredersin orada.”

“Benî İsrâîl Peygamberlerine Verilmeyeni Ümmet Velîlerine Verilmiştir”

Efendi hazretleri sohbetin en derin noktasına hadîs-i şerîfle ulaşmıştır: “‘Benim ümmetimin bazı velîleri vardır, Benî İsrâîl peygamberlerinin hesâbesindedir.’ Öyle velîler vardır — Benî İsrâîl peygamberlerine gelenden fazla gelir onlara. Ve Benî İsrâîl peygamberleri onları gördüklerinde ayağa kalkarlar. Çünkü onlara verilen ilim, o velîlere verilen ilim Benî İsrâîl peygamberlerinde yoktur.” Bu, Hz. Muhammed Mustafâ’nın ümmetinin velîlerinin, diğer peygamberlerin ümmetlerinden ve hattâ bazı peygamberlerden üstün makâmlara çıkabileceğini gösteren çarpıcı bir hadîstir.

“Bu Velîleri İnkâr Eden Küfre Düşer”

Efendi hazretleri bu konuda en sert hükmü koymuştur: “Bu velîleri kim inkâr ediyorsa, küfre düşer. Tecdîd-i îmân, tecdîd-i nikâh gerektedir. Kim inkâr ederse, beş vakit namaz dahi kılsa, eğer Allâh’ın velîlerini inkâr ettiyse, vallâhi de billâhi de tillâhi de kıldığı namaz boşunadır. Küfrehlidir o.” Bu hükmün dayanağı hadîs-i kudsîdir: “Kim benim velîme düşmanlık ederse, ben ona harp ilân ederim” (Buhârî, Rikâk 38).

“Allâh’ın Gören Gözü, Duyan Kulağı, Tutan Eli, Yürüyen Ayağı”

Efendi hazretleri hadîs-i kudsîdeki velâyet makâmını okumuştur: “Ve o velîler ki — hadîs-i kudsîyle sâbit — Allâh’ın gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı, söyleyen dilidir. ‘Benimle görür, benimle duyar, benimle tutar, benimle yürür, benimle konuşur’ — bu velîler için haktır. Haktır.” Bu, tasavvufun “fenâ fillâh” ve “bekâ billâh” makâmlarının hadîs-i kudsî delîlidir: Velî, kendi sıfatlarını Allâh’ın sıfatlarıyla değiştirmiştir.

“Sahîh Rüyâ Mü’minin Delîlidir” — Âhir Zamanda Hak-Bâtıl Nasıl Ayrılacak?

Efendi hazretleri âhir zamanda doğruyu yanlıştan ayırmanın yolunu göstermiştir: “Sahîh rüyâ peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür. Âhir zamanda mü’minlerin delîlidir. Kim haklı, kim haksız, kim doğru, kim yanlış, kimin söylediği doğru, kimin söylediği yanlış — mü’minin delîli sahîh rüyâdır.” Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ümmetini zorda bırakmaz: “Hafiften bir için kayar, gözün kayar, arabada gidiyorsundur — tâ gelir sana doğruyu söyler.”

“Velîlerin Kendilerine Âit Şerîatları Yoktur — Şerîatları Kur’ân-Sünnet’tir”

Efendi hazretleri İbn Arabî’nin bu konudaki tesbîtini açıklamıştır: “Bu velîlerin kendilerine âit şerîatları kesinlikle yoktur. Onların şerîatı Kur’ân, Sünnet’tir. Onlar zâhiren bir imâma tâbidirler — Hanefîdir, Şâfiîdir, Mâlikîdir, Hanbelîdir. Ama onların şerîatları özel demesinin sebebi: Herkesin helâl gördüğünü yemezler, herkesin câiz gördüğü yoldan gitmezler. İmâmlar ‘bu câizdir’ demiştir — o ona dokunmaz.” Bu, velîlerin azîmet (en sıkı hüküm) ile amel ettiğini gösterir: Fetva avâm içindir; velîler kalplerinin hükmüyle hareket ederler.

Âmelî Dersler

Efendi hazretlerinin bu 23. sohbet-i şerîfinden çıkarılacak âmelî dersler:

  • Para toplama kısır döngüsüne girme: 32 yıldır aynı döngü — topla, büyü, devlete göz dik, tokat ye, dağıl.
  • “İslâm gelmiş kardeşim — yaşa!”: İslâm gökten inmeyecek, sen yaşa.
  • “Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz”: Kur’ân emri (Yâsîn 21).
  • Lüks cemaat binâlarına kanma: Mermer kaplı yurt, fakirin zeytin yağıyla yapılmış.
  • Benim adımı kullanarak para toplayana verme: Efendi hazretlerinin vasiyyeti.
  • Sarhoşun hesabı daha kolaydır: İçen yıkıldı bitti; din istismarcısı doymaz.
  • Aranıza para girmesin: Para, makam, maddî şeyler kardeşliği bozar.
  • Kendi elinle kazan: “En hayırlı rızık alnının teriyle kazandığındır.”
  • Arşa’nın gölgesine gözünü dik: Akraba olmadan, menfaatsiz, Allâh için sevmek.
  • Velîleri inkâr etme — küfre düşersin.
  • Velîler uyanıkken rüyâ görür: Sıradan insanların uykuda gördüğünü.
  • Sahîh rüyâ mü’minin delîlidir: Âhir zamanda hak-bâtıl ayırıcı.
  • Velîlerin şerîatı Kur’ân-Sünnet’tir: Ama azîmetle amel ederler, ruhsatla değil.
  • “Benî İsrâîl peygamberlerine verilmeyeni ümmet velîlerine verilmiştir.”
  • Temizliği-safiliği koruyun: Bu zamanda en zor olan şey menfaatsiz sevmektir.

Referanslar ve Kaynaklar

Bu sohbette atıfta bulunulan âyet-i kerîmeler, hadîs-i şerîfler ve tasavvufî kaynaklar:

  • Yâsîn sûresi, 21. âyet — “Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz”
  • Hadîs-i Kudsî — “Kim benim velîme düşmanlık ederse ben ona harp ilân ederim” (Buhârî, Rikâk 38)
  • Hadîs-i Kudsî — “Farzlarla yaklaşır, nâfilelerle sevdiğim olur — benimle görür, benimle duyar” (Buhârî, Rikâk 38)
  • Hadîs-i Kudsî — “Akraba olmadan Allâh için birbirini sevenler, Arşa’nın gölgesinde” (Taberânî, Mu’cem)
  • Hadîs-i Şerîf — “Sahîh rüyâ peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür” (Buhârî, Ta’bîr 26)
  • Hadîs-i Şerîf — “Benim ümmetimin bazı velîleri Benî İsrâîl peygamberlerinin hesâbesindedir”
  • Hadîs-i Şerîf — “Müftüler size fetvâ da verseler siz kalbinize bakın” (Ahmed, Müsned)
  • Hadîs-i Şerîf — “Allâh ve Resûlü bir şeye hükmedince ona itâat edin” (Ahzâb 36)
  • Muhyiddîn İbn Arabî — Fusûsu’l-Hikem: “Bunlar velîlerin nebîleridir”
  • Muhyiddîn İbn Arabî — “Sıradan insanların uykuda idrâk ettiklerini uyanıkken kavrarlar”
  • Muhyiddîn İbn Arabî — “Velîlerin kendilerine âit şerîatları yoktur, şerîatları Kur’ân-Sünnet’tir”
  • Muhyiddîn İbn Arabî — “Allâh velîye aracıları kaldırarak doğrudan ilim verir — ilm-i ledün”
  • 28 Şubat süreci — Câmi-Kur’ân kursu-hafızlık kurslarının Diyânet’e devredilmesi
  • 15 Temmuz sonrası — FETÖ operasyonu ve cemaat-tarîkat yapılarına etkisi
  • Efendi hazretleri — Dedemin evinde şemsiye ile yatma çocukluk hatırası

Sohbetin Özeti

Efendi hazretlerinin Karabaş-i Velî Tekkesi’ndeki bu 23. sohbeti, İslâm’ın 1400 yıl boyunca devletsiz kalmadığı tespîtiyle açılmış; Cumhûriyet dönemindeki dînî hizmet boşluğunun cemaatler-tarîkatlar tarafından para toplayarak doldurulmaya çalışıldığı ve bunun 32 yıllık kısır bir döngüye dönüştüğü analiz edilmiş; “İslâm gelmiş kardeşim, yaşayacak Müslüman lâzım” haykırışıyla siyâsî İslâm projelerinin bireysel kariyer projelerine dönüştüğü teşhîr edilmiş; dedemin evinde şemsiye ile yatma hatırasıyla lüks cemaat binâlarının eleştirisi yapılmış; “sarhoşun hesabı para toplayanlardan kolaydır” tesbîtiyle din istismarcılarının vebâli gösterilmiş; “benim adımı kullanarak para toplayana bir kuruş vermeyin” vasiyyeti bırakılmış; hadîs-i kudsîdeki “Allâh için birbirini sevenler Arşa’nın gölgesinde” müjdesi hatırlatılmış ve İbn Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem’inden velîlerin nebîliği makâmı, uyanıkken rüyâ görme hâli, “Benî İsrâîl peygamberlerine verilmeyeni ümmet velîlerine verilmiştir” hadîsi ve “velîleri inkâr eden küfre düşer” hükmü tafsîlâtıyla beyan edilmiştir. Allâhü Teâlâ cümlemizi bu sohbetin feyzinden mahrûm bırakmasın. Âmîn.