Q1 Kalp Hastası Baba ve Hû Esmâsı; Q2 İmkânsız Bir İnsanın Peşinde Olmak — Allâh Katında İmkânsız Yok
Duâ istiyorum. Rabbim şifa versin inşâallâh. Hû esmâsını çeksek kalp hastalıklarıyla alakalı maddî mâ’nevî. İmkansız bir insanın peşinde olmak. İmkansız diye bir şey yoktur. Allâh katında imkansız diye bir şey yok.
Q3a Boykot Ürünleri Câiz mi? — Asıl Boykot Faiz, Fuhuş, Kumar, İçki ve Sünnet’in Dışındaki Her Şey
Boykot ürünlerini almak caiz mi? Boykot ürünleri bu İsrâillilerin, Yahûdîlerin, Türkiye’deki Yahûdîlerin ama değil mi? Şey olarak onların ürünlerini mi boykot etmek? Komple seni boykot edin. Ne ürünlerini boykot ediyorsunuz ki? İsrâil’in komplesini boykot edin. İsrâil’le savaşmayı göze alamayanlar, İsrâil’e bir laf söylemeye göze alamayanlar, milletin gazını alıyorlar böyle ürünleri boykot edin diyorlar. Fâizi neden boykot etmiyorsunuz? Fuhşu neden boykot etmiyorsunuz? genelevleri neden boykot etmiyorsunuz? kumarhâneleri neden boykot etmiyorsunuz? İçkiyi neden boykot etmiyorsunuz? Kur’ân ve Sünnet’in dışında herhangi bir şeyi neden boykot etmiyorsunuz? Biraz bunlarda aldatmaca seziniyorum. Kur’ân ve Sünnet’in dışındaki her şeyi boykot edelim.
Neden onları boykot etmiyorsunuz? Veya bir tarafta boykot edilirken öbür tarafta normalde insanlar ticâretlerine devam ediyorlarsa iddialar böyle. Bizim gözümle, benim gözümle gördüğüm bir şey yok. Basından okuduğumuz şeyler.
Q3b Filistin’in Gümrüğü Yok: Tüm Yardım İsrâil Gümrüğüne Geçer — Havlu-Bornoz Ticâreti Tanıklığı
Veyahut da şimdi ben havlu-bornoz ticâreti yaparken Filistinli bir müşterîm vardı. Gelip mal alıyordu. Filistin’in gümrüğü yok. Normalde İsrâil gümrüğüne gidiyor mal. İsrâil gümrüğünden de o kimsenin İsrâil’i bir, ta’bîr-i câizse patronu gibi, ortağı gibi bir kimse var. O çekiyor malı. Filistin’le alakalı bir gümrük yok. Gönderilen yardımların hepsi de İsrâil gümrüklerine gidiyor. Neden aldatıyorsunuz insanları? Bir tane havlu dahi alamıyor adam İsrâil’e. Saîd hatırlamıştır. Saîd hatırladın mı? Filistinli birisi geldiydi. Normalde bir İsrâil firmasına biz fatûra kestik. Ondan sonra o da oradan gümrük olarak İsrâil gümrüğünden çekti malı. sizin buradan yardım olarak ne gönderiyorsanız gönderin İsrâil gümrüğüne giriyor.
İsrâil makamları kabul ediyor. Filistin diye bir devlet yok çünkü. Yardım malzemesi gönderiyorsunuz. giden bütün hepsi de İsrâil gümrüğüne geçiyor. Ve İsrâil istediği anda o gümrükleri istediğini yapıyor. Her neyse.
Q3c Sivri Sineklerle Uğraştırılıyoruz — Bataklığın Kurutulması, Vicdânın Boykotla Rahatlamaması
Yani sonuç itibariyle biz sivri sineklerle uğraştırıyorlar bizi. Biz bataklığı kurutmak için bir hareketimiz yok bizim. Bize diyorlar ki böyle bir algı operasyonu. Şunu şöyle yapın. Yürüyün, yürüyoruz biz. Boykot edin, boykot edeceğiz diye uğraşıyoruz. Ondan sonra kendimizce evet asıl meseleyi gözden kaçırıyorlar gibi geliyor bana. Ne elde edildi mesela? Çok mu devasa bir şey mi oldu? onca boykot edeceğiniz iki tane bomba atsaydınız. Boykottan daha etkili olurdu gibi geliyor bana. Yanlışlıkla tâtbîkat yaparken düşseydi. Öyle ya. Doğu Akdeniz’de bir şey oluyor kendi karasularınızda tâtbîkat oluyor. Harbi silâhlı birisi yanlışlıkla koordinatlarını yanlış giriyor. İki tane füze gidiyor oraya. Yanlışlıkla oluyor ama.
Mesela örnek. O yüzden boykot ürünleriyle alakalı meselede kimse boykot ürünlerini almayabilir. Vicdanını rahatlatsın. Benim vicdânım rahatlamıyor onunla. Benim vicdânım bunlarla rahatlamıyor. Yürüyüşlerle, mitinglerle rahatlamıyor. Benim vicdânım biraz aykırı bir vicdan. her gün o pis, nâmûssuz, şerefsiz, haysiyetsiz, sütü bozuk, kanı bozuk pis İsrâil siyonistleri her gün Müslümanlara tecâvüz ederken çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden öldürürken ve gözüne kestirdiği, gözüne kestirdiği gencecik kız çocuklarına, erkek çocuklarına tecâvüz ederken boykot benim vicdanımı rahatlatmıyor. O çocukların çığlıkları kulağımdan gitmiyor. Beni boykot rahatlatmıyor. O kadınların çığlıkları benim kulağımdan gitmiyor.
Beni boykot, boykot, ıvır zıvır beni rahatlatmıyor. O yüzden kim İsrâil’e yardım ediyorsa, İsrâil’le yan yana ise Allâh onun milyon kez belasını versin. Trilyon kez lanet olsun ona. Bu kim olursa olsun. Bu kim olursa olsun. O yüzden bunlar böyle milletin gazını almak gibi geliyor bana. Öldürüyor mu her gün? Öldürüyor. Aç bıraktı mı bıraktı, susuz bıraktı mı bıraktı. Yardım edeceğiz deyip yardım yerleri belirleyip o yardım yerlerine millet aç çünkü. Oraya toplandığında o toplanılan yerleri bombalıyorlar mı? Bombalıyorlar. Öldürüyorlar mı her gün? Öldürüyorlar. Ya ne boykotu ya? Ne mitingi ya? Hoş o boy, biz mitingleri de bıraktık da Avrupalılar bizden daha iyi miting yapıyor Hıristiyanlar şu anda.
Allâh bizi affetsin.
Q4 Bayan Eleman Çalıştırmak ve Q5 Eski Eşin Nâfaka Ödememesi: Babanın Çocuğa Bakmakla Sorumluluğu
Bayan bir eleman çalıştırmak caiz mi? Bayanların çalışacağı bir işse çalışırsın olacak. Ayrıldığım eşim çocuğumun nafakasını hiç ödemedi. Çocuğuma tek kuruş vermedi. Dâvâ açsam hapis cezası bile uygulanıyormuş. Ama çocuğumun babası olduğu için davadan imtinâ ediyorum. Bu durum dini yönden yorumu nedir nasıl yol alabilirim? Sen davayı aç içeri giriyorsa girsin. Bir baba çocuğuna bakmakla sorumlu.
Q6 Şîş Kerâmeti Ahmed-i Rıfâî Hazretleri’ne Âiddir; Q7 Mürşidin Şefâati ve Q8 Dervîşin Gayreti-Şartları
Şîş kerâmeti kime aittir? Nasıl ortaya çıkmıştır? Rıfâî dışı tarikatlar, şîş burhânı yapabilir mi? Herkes yapabilir. Ahmet’e Rıfâî Hazretlerinden bir kerâmet. Bir üstâd, bir mürşid şefâat eder mi? Bir dervîş ne için gayret etmeli? Dervîş olmana şartları nelerdir mâ’nevî olarak? Cenâb-ı Hakk’a da bir şey söyleyelim. Bir dervîş ne için gayret etmeli? Bir dervîş mânevî olarak. Cennete girecek bir kişinin bir kişiye şefâati haktır en az. Hadîs-i şerîf. Bazıları on kişiye bazıları yüz kişi bazıları bin kişiye bazıları bir beldeye şefâat ederler. Bir dervîş ne için gayret etmeli? Kur’ân ve Sünnet’in yaşanması ve yaşatılması için nefs ile mücâdele etmek için gayret etmeli. O zaman şartları nelerdir mânevî olarak?
Hiçbir şart yoktur. Herkes dervîş olabilir.
Q9 Sevmek Kolay, Sevmemek Zor — Sen Sev O Zaman; Q10 Kalbin Katılaşması
Sevmek ne kadar kolay sevmemek ne kadar zor? Mesela siz hepimizi çok seviyorsunuz. Ancak benim kardeşlerim beni hiç sevmedi, değer vermedi. Bu durumu nasıl kabullenebiliriz? Sen sev o zaman. Sevmenin karşılığı ancak sevmektir. O yüzden sen seversen herkes seni sever. Kalbin katı olması nedir? Kalp nasıl katılaşır? Kur’ân’a, Sünnet’e karşı bir sevgin kalmadıysa, insanlara karşı bir sevgin kalmadıysa, Allâh’a karşı, Resûlullâh’a karşı bir sevgin kalmadıysa, kalbin katılaşmış demektir.
Q11 İbn-i Ömer Radıyallâhu Anh’ın Kaval Çalanın Yanından Kulağını Tıkaması Sünnet-i Nebevîdir
İbn-i Ömer radıyallâhu anh bir rivâyette kaval çalan birinin yanından kulaklarını tıkayarak uzaklaşmış. Neden böyle yaptığı sorulduğunda Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin böyle yaptığını söylemiştir. Bu hadîsi nasıl anlamalıyız? Hollanda’dan bir kardeşin sorusudur. Normalde yapmışlardır. Ben bu noktada buna itiraz etmem. İbn-i Ömer radıyallâhu anh Hazretleri öyle yapmış. Doğrudur.
Q12a Mıtrıbânda-Semâda Çocukların Tam Olamaması: Eğitim Devamı, Hatâyı Örtmek, İtmek Yerine Kollamak
Mıtrıbânda bazen çocuk kardeşlerimiz çıkıyor. Hatta gülbank okuyorlar. Mest oluyoruz. Çok güzel oluyor. Fakat bazı küçük kardeşlerimiz adapte olamıyor ve program esnasında aykırı davranıyor. Ambians bozuluyor. Buna rağmen bu kardeşlerimiz ısrarla Mıtrıbânda programa çıkarılıyor. Bu durum uygun mudur? Uygun kardeşler sonuçta eğitiyorlar. Onlar eğitim devam ediyor. Mesela bir kimse eğitime devam ederken programı çıkarmamış olsa daha da köreleyebilir. Teşvik edecekler. O yüzden onların eksiklikleri bütün gençlerin çocukların hep eksiklikleri olur. Mıtrıbânda olsun, Semâda olsun. Böyle muhakkak genül arzu eder ki o çocuklar pişsinler bir an önce programlarda düzgün olsun. Ama velakin bazısı çabuk pişmiyor, çabuk düzelmiyor.
Öyle olunca da onu böyle reddetmek, onu kenara çekmek, onu psikolojik olarak iyice geriye iter. O yüzden eğitim veren arkadaşlar onları teşvîk amacıyla programada çıkarırlar. Ne bileyim Semâda çıkarırlar. Hepsini de yaparlar. Bu böyle onların tam olduğunu göstermez. Ama böyle bir teşvîk mahiyetinde böyle şey yapabilirler. Kaybedecek mi, kazanacak mı? Kazanacak. O yüzden biz küçüklerin eksikliğinin noksânına bakmayacağız. Büyükler onun eksikliğinin oksanını tamamlayacaklar, öğretecekler. Böylece onları da bu bağlamda devam ettirecekler. Yoksa itmek, onu kenara çekmek, işin kolay, eğitmek o işin zoru. O yüzden büyükler olarak bizler hepimiz o küçük mıtırbanı olsun, semâzeni olsun, dervîş olsun, kadın erkek hiç önemli değil.
Biz onları koracağız, kollayacağız, onları saracağız, sarmalayacağız. Hatalarını, kusurlarını örtçez, yanlışlıklarını örtçez. Yola devam etmelerini sağlayacağız. Yoksa sizin onları böyle sert bir ikaz etmeniz veya programını çıkarmamanız veyahut da onu ötelemeniz o çocukları daha da geriye itebilir. O yüzden dervîşlik böyle geriye göndermek, itmek veyahut da onu yok hükmünde görmek değildir. Hepimizin eksiği kusuru yanlışı hatası var. Hepimizin de günâhları var. O yüzden hepimiz birbirimizin günâhları için duâ edeceğiz affı için. Hepimiz birbirimizin hatalarını, kusurlarını örtçez. Herkes birbirine yardımcı olmaya çalışacak. Gönül arzu eder ki herkes kalem gibi olsun. Ama bizim dergâh öyle kalem gibi bir dergâh değil.
Biz hepimiz eğri bürürüyüz. Böyle toplanıyoruz. Cenâb-ı Hakk eğriliğimizi, büğrülüğümüzü ta’mîr-i tâdilât etsin diye Allâh’ı zikrediyoruz. Cenâb-ı Hakk eğriliğimizden dolayı bizleri o eğriliğimizden yargılamazsın affeylesin diye. O yüzden ben her perşembeyi böyle ta’bîr-i câizse, her dersi Perşembe, Cumartesi, Salı ben kendimce iple çekiyorum böyle. Oh diyorum şimdi ders var. Cenâb-ı Hakk’a hamdolsun. Şimdi diyorum bir zikrullâh olacak. Buradan günahlarımız affı değil, hayra çevrilmiş olarak kalkıp gideceğiz. Diyor kuş gibi olacağız. Biz yine toza, duman’a bulanacağız. Biz yine balçığa bulanacağız. Hatta biz temelli böyle çok affedersiniz. Ben kendi nefsim için söyleyeyim.
Necâset Çukurundan Zikrullâh Halakasına Ümit — Murat Azar Şakası ve “Buraya Gelene Kimsenin Hatâsı İlgilendirmez”
necâset çukuruna gireceğiz. Öyle. Nefis taşıyoruz. Nefis taşıyoruz. Ama Cenâb-ı Hakk hamd-ü senâ olsun zikrullâh halakasını bırakmayacağız. Allâh’ı zikredenleri bırakmayacağız. Böylece ümit var olacağız. Dicez ki evet biz bir, ben kendi nefsim için söyleyeyim. necâset çukuruna girip çıkıyorum. Ayağım kayıyor, gönlüm kayıyor, içim kayıyor, elim kayıyor, bir taraflarım kayıyor benim. Ben dayanamıyorum. Bir necâset çukuruna girip çıkıyorum. Anlatsana. Hatta necâset çukurunda dolaşıyorum, orada yaşıyorum ama Perşembe günü geliyorum buraya. Cenâb-ı Hakk’a hamd olsun. Böyle bir zikrullâh da kendimden geçmek istiyorum. Muhakkak ki Rabbimin affını umuyorum, ümit ediyorum. O yüzden cumartesiydi, perşembeydi, salıydı.
Arada böyle ufak tefek gittiğim dersler var. Onları ben böyle bir ümit kapısı olarak görüyorum. O yüzden küçük çocuk, gençlere bir şey demeyiniz. Eğitmeye çalışın. Arkadaşların, kardeşlerin hatalarını, kusurlarını görmeyin. Onları örtmeye çalışın. Onları ayyûka çıkarmaya çalışmayın. Duâ edin birbirlerinize. Duâ edin. Dışarı bıraktığınız herkes bilin ki cehennemin göbeğine gidecek. İttiğiniz bir kimse, itiyorsunuz ya onu. Bundan dervîş olmaz diyorsunuz, bu yanlış insan diyorsunuz. Onu cehennemin göbeğine gönderiyorsunuz. O yüzden ben ona sebep olmak istemiyorum. Bunu açık yüreklilikle söylüyorum. Kim hangi günâhı işlediyse işlesin. Rüyamda göstermeye çalışsalar ben rüyamda Allâh’a yalvarıyorum.
Ya Rabbi bana gösterme diyorum. Benim içim onlara soğumasın diyorum. Birisi bana birisinin hatasını, kusurunu söylemeye çalışırsa, hükmedilecekse arasında, diyorum ikiniz beraber gelin. Bana anlatmayın diyor başka bir şey. Bana dervîşlerin hatalarını, kusurlarını anlatmayın. Varsa bir hakkın, hukûkun, al kardeşim onu da. İsterse eşin olsun, isterse çocuğun olsun. İkinizi de dinleyeyim ben onunla sonra hükmedeyim. Öbür türlü birisi zikrullâh halakasına oturmuş Allâh’ı zikrediyor. Benim başımın tacı gönlümün sultânı. Benim başımın tacı gönlümün sultânı o. Bu zamanda herkes zikirden kaçarken, zikrullâh halakasından kaçarken, yaz şimdi. Yaz mevsim. Denizde, orada burada havuzda. Yok benim de hakkım tatîl.
Tatil benim de hakkım. Yok orada burada kimsenin olmadığı koylarda çimeceğim diyor. Uğraşırken insanlar. bu sıcak şimdi bak rutûbet var terliyoruz değil mi? O kimse buraya zikrullâh halakasına gelmiş. Cenâb-ı Hakk’a hamd-ü senâ olsun o buradan af değil, böyle üzerine madalya takıp da gidecek. Melekler sıraya girecekler, temanna edecekler ona. Neden? O bütün her şeyi bırakmış zikrullâh halakasına gelmiş. Her şeyi bırakmış. Dünya, eş, kadın, çoluk, çocuk. Dışarıda hepsi de var mı? Var. Buradaki cemâat oradan gelme mi? Evet. Evet. Medreseden gelme değiliz biz. Hepimiz oradan gelmeyiz. Tekrar oraya gidebilir miyiz? Evet. Evet. Gitmiyor o kimse buraya geliyor. Yemin ediyorum, vallâhi de billâhi de bu zamanın en büyük cihâdını yapıyor.
Yapabilirliği varken yapmamak en büyük cihâd zaten. Yapabilirliği var mı? Var. Lan her biri yakışıklı delikanlı her biri, zıpkın gibi. Hele salihi kaldırsak, bir roman oynadıysak ortalığı yıkar. E şimdi herkesin yapabilirliği var. Murat Azar senin yok. Sen roman oynayamazsın. Herkesin yapabilirliği bir şeyler var mı? Var. Onun da yapabilirliği başka şeyler var. Şimdi buna rağmen yapmıyorsa, millet buraya geliyorsa ben hiç kimsenin hatası kusuru beni ilgilendirmiyor.
Kaynakça
- Kalp Hastalıkları ve Hû Esmâsı; “İmkânsız Diye Bir Şey Yoktur” Tedrîsi: Esmâ-yı hüsnâ tedrîsinde “Hû” — Hadîd 57/3 («Hüve’l-evvelü ve’l-âhiru ve’z-zâhiru ve’l-bâtın»); klasik tasavvuf — İbn Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, “İsm-i Hû” bâbı; Fusûsu’l-Hikem; klasik esmâ literatürü — İmâm Gazzâlî, el-Maksadü’l-Esnâ fî Şerhi Esmâillâhi’l-Hüsnâ; Halvetî zikir tedrîsinde Hû esmâsı — Yûsuf Sünbül Sinân, Risâle-i Tarîkat; Mustafa Özbağ Efendi Risâle-i Tarîkat; «hastalara şifâ duâsı» — Buhârî, “Tıbb” 38; Müslim, “Selâm” 46; «Allâh katında imkânsız yoktur» — Bakara 2/284 («Lehû mâ fi’s-semâvâti ve mâ fi’l-arz»); Âl-i İmrân 3/26 («İnneke alâ külli şey’in kadîr»); Meryem 19/9 («Hüve aleyye heyyin»); klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb.
- Boykot ve Asıl Bâtıllar — Fâiz, Fuhuş, Kumar, İçki, Genelev: Fâiz haramı — Bakara 2/275-279 («Yemhakullâhu’r-ribâ»); Âl-i İmrân 3/130; Rûm 30/39; Buhârî, “Büyû'” 24-25; Müslim, “Müsâkāt” 105 (Hadîs no: 1598, «Le’ane Resûlullâhi sallallâhu aleyhi ve sellem âkile’r-ribâ ve mu’kilehû ve şâhideyhi ve kâtibehû»); fuhuş haramı — İsrâ 17/32 («Ve lâ takrabû’z-zinâ»); Nûr 24/2-3; A’râf 7/33 («el-Fevâhış»); Buhârî, “Hudûd” 30; içki-kumar haramı — Mâide 5/90-91 («Ricsün min ameli’ş-şeytân»); Bakara 2/219; klasik fıkıh — Serahsî, el-Mebsût, “Eşribe” ve “Hudûd” bölümleri; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 2/93-180 (Helâl-harâm bahsi); Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde sivri sinek-bataklık temsîli (asıl bâtılı yerinde tedâvi).
- Filistin Realitesi ve İsrâil Gümrüğü — Algı Operasyonu Tenkîdi: Filistin meselesi tedrîsi — İsrâ 17/1-7 (Mescid-i Aksâ’nın çevresi mübârek kılınmıştır); Hac 22/39-41 (zulme uğrayanlara cihâda izin); Bakara 2/190-193; klasik fıkh-ı cihâd — Serahsî, el-Mebsût, “Siyer” bâbı; Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye; modern okuma — Adnan Demircan, Tarihi Olarak Filistin Meselesi; M. Lutfi Sümer, Siyonizm ve İsrail; «mü’minin tâcir-i emîn olması» — Tirmizî, “Büyû'” 4 (Hadîs no: 1209, «et-Tâcirü’s-sadûku’l-emîn ma’a’n-nebiyyîn ve’s-sıddîkīn ve’ş-şühedâ»); Mustafâ Özbağ Efendi’nin Bayındır havlu-bornoz ticâreti tecrübesi — Filistinli müşterî tanıklığı (havlu-bornoz mâlının dahi İsrâil gümrüğünden geçmesi); Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde algı operasyonlarına karşı uyanıklık.
- Sivri Sineklerle Uğraştırılıyoruz — Bataklığın Kurutulması ve Vicdânî Tenkit: «Mü’minin firâset hâli» — Tirmizî, “Tefsîr Sûretü’l-Hicr” 6 (Hadîs no: 3127, «İttekū firâsete’l-mü’min, fe-innehû yenẓuru bi-nûrillâh»); klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/24-30; «iyiliği emr-kötülüğü nehy» — Âl-i İmrân 3/104, 110; Tevbe 9/71; «Müslümanın çığlığını duyup bî-tepki kalmama» — Müslim, “Birr” 32 («Meselü’l-mü’minîne fî tevâdduhim ve terâhumihim ke-meseli’l-cesedi’l-vâhid»); klasik fıkh — Buhârî, “Edeb” 27; «laneten le’netün men nâsara’z-zâlim» tedrîsi — Tabarânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr; klasik fıkh-ı cihâd — Şah Veliyyullâh ed-Dehlevî, Huccetullâhi’l-Bâliğa; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde gerçek cihâd-temsîlî cihâd ayrımı.
- Bayan Eleman Çalıştırma ve Eski Eşin Nâfaka Ödememesi: Kadın çalışması bahsi — klasik fıkıh: kadının haram-mahrem olmayan ortamda çalışmasının câizliği — Serahsî, el-Mebsût; Kâsânî, Bedâi’; modern fıkıh — Hayreddin Karaman, Mukāyeseli İslâm Hukuku; «babanın çocuğa nafaka mes’ûliyeti» — Bakara 2/233 («Ve ale’l-mevlûdi lehû rızkuhünne ve kisvetühünne bi’l-ma’rûf»); Talâk 65/6-7 («Esinikūhünne min haysu sekentüm»); klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’, “Nafaka” bâbı 4/15-50; İbn Kudâme, el-Muğnî 11/348-385; modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî 10/79-130; Türk Medenî Kanûnu m.327-330 nafaka hükümleri; «hak alma yolunda dâvâ açma» — Buhârî, “Mezâlim” 4; Müslim, “Birr” 32.
- Şîş Kerâmeti, Mürşidin Şefâati ve Dervîşin Gayreti: Şîş (burhân) kerâmeti — Halvetî-Rıfâî tedrîsinde demir şişin bedene sokulup kanamaması, klasik tasavvuf menâkıbı: Sultân Ahmed-i Rıfâî (k.s., 512-578/1118-1183) — el-Burhânü’l-Müeyyed; en-Nizâmu’l-Hâs; Şa’rânî, Tabakātü’l-Kübrâ, “Ahmed Rıfâî” bâbı; klasik dervîşlik — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; «kerâmetin Allâh’ın izniyle olması» — İbn Teymiyye, el-Furkān beyne Evliyâ’i’r-Rahmân ve Evliyâ’i’ş-Şeytân; klasik tasavvuf — İbn Arabî, Fütûhât, “Kerâmet” bâbı; «mürşidin şefâati» — Tirmizî, “Sıfâtü’l-Cenne” 12 (Hadîs no: 2546, “Şefâat” hadîsleri); klasik şerh — İmâm Nevevî, Şerhu Müslim; «dervîşin nefs ile mücâhedesi» — Ankebût 29/69; klasik dervîşlik — Mustafa Özbağ Efendi Risâle-i Tarîkat.
- Sevmek-Sevmemek ve Kalbin Katılaşması: «Sevginin karşılığı sevgidir» tedrîsi — Müslim, “Birr” 89 (Hadîs no: 2563, «Lâ yedhulü’l-cennete illâ mü’min, ve lâ tü’minû hattâ tehâbbû»); Buhârî, “Edeb” 86; Ebû Dâvûd, “Edeb” 130; Tirmizî, “Sıfâtü’l-Kıyâme” 56; «Allâh için sevme — bi’l-mehabbe» — Müslim, “İmâret” 154; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 4/280-340 (“Mahabbet” bâbı); İbn Arabî, Fütûhât, “Mahabbet” bâbı; «kalbin katılaşması» bahsi — Bakara 2/74 («Sümme kasat kulûbüküm min ba’di ẑâlike fe-hiye ke’l-hicâreti ev eşeddü kasvetâ»); Hadîd 57/16 («Ve lâ yekûnû ke’lleẑîne ütü’l-kitâbe min kabl, fe-tâle aleyhimü’l-emedü fe-kaset kulûbühüm»); Zümer 39/22 («Fe-veylün li’l-kâsiyeti kulûbühüm min ẑikrillâh»); klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; klasik tasavvuf — Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye; «kalp marazı» tedrîsi — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/3-25.
- İbn-i Ömer Radıyallâhu Anh’ın Kaval Hadîsi (Hollanda Sorusu): İbn-i Ömer’in kaval çalanın yanından kulaklarını tıkayarak uzaklaşması ve Hz. Peygamber’in böyle yaptığını söylemesi — Ebû Dâvûd, “Edeb” 52 (Hadîs no: 4924, Nâfi’ rivâyeti); Ahmed b. Hanbel, Müsned 2/8, 38 (İbn-i Ömer rivâyeti); klasik şerh — İbn Hacer, Fethü’l-Bârî; klasik fıkıh — İbn Kudâme, el-Muğnî, “Kerâhetü’l-Mezâmîr” bâbı 14/154-160; Şâtibî, el-Muvâfakāt; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 2/268-345 (“Semâ’ ve Vecd” bâbı, semâın haram-helâl tartışması); İbn Cevzî, Telbîsü İblîs, “Sûfîlerin semâı” bahsi; Ahmed Avni Konuk, Mesnevî-i Şerîf Şerhi‘nde semâ’ bahsi; Karabaş-Mevlevî tarîz farkı — semâ-mıtrıb bahsi; modern okuma — Mustafa Çağrıcı, İslâm’da Mûsîkî Meselesi.
- Mıtrıbân-Semâ Çocuklarının Tam Olamaması — Eğitim, Hatâyı Örtme, Kollama: «Çocuğa-gence yumuşak davranma» — Buhârî, “Edeb” 18; Müslim, “Fedâ’il” 65; Ebû Dâvûd, “Edeb” 58; klasik fıkh-ı tarbiye — Mâverdî, Edebü’d-Dünyâ ve’d-Dîn; «Müslümanın aybını örtme» — Müslim, “Birr” 72 (Hadîs no: 2580, «Men setera müslimen seterahullâh fi’d-dünyâ ve’l-âhirah»); Buhârî, “Mezâlim” 3; Ebû Dâvûd, “Edeb” 38; «kardeşine kötü zann etmemek» — Hucurât 49/12; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/156-180 (“Hüsn-i Zann”); Eşrefoğlu Rûmî, Müzekki’n-Nüfûs; «teşvîk-tergīb metodu» Halvetî tedrîsi — Sühreverdî, Avârif, “Mürîd Eğitimi” bâbı; Mustafa Özbağ Efendi Mîzânü’t-Tarîk; «mıtrıb ve semâzen tedrîsi» — Mevlânâ Câmî, Nefehâtü’l-Üns; modern okuma — Süleyman Uludağ, İslâm’da Semâ ve Raks.
- Necâset Çukurundan Zikrullâh Halakasına — Ümit ve “Bu Zamanın En Büyük Cihâdı”: «Tevbe-rahmet kapısı» — Tahrîm 66/8 («Tûbû ile’llâhi tevbeten nasûhâ»); Zümer 39/53 («Lâ taknetū min rahmetillâh»); klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 4/3-65 (“Tevbe” bâbı); İbn Atâullâh, Hikem; «zikrullâh halakası fazîleti» — Buhârî, “Daavât” 66 (Hadîs no: 6408, «Lâ yek’udu kavmün yeẑkurûnellâhe illâ haffethümü’l-melâ’iketü ve ğaşiyethümü’r-rahmeh»); Müslim, “Ẑikr” 38-39 (Hadîs no: 2700-2702); Tirmizî, “Daavât” 7; Ahmed b. Hanbel, Müsned 2/251-252; klasik şerh — İmâm Nevevî, Şerhu Müslim; klasik tasavvuf — Yahyâ b. Mu’âz er-Râzî tedrîsi; Cüneyd-i Bağdâdî tedrîsi (Sülemî, Tabakāt); «yapabilirken yapmamak en büyük cihâd» — Buhârî, “İmân” 21; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesi — Şabân-ı Velî, Mustafa Özbağ Efendi tedrîs hattı; bu sohbet 26.06.2025 Mustafâ Özbağ Efendi Q&A — Filistin algı operasyonu, kaval hadîsi, mıtrıbân-semâ çocukları, necâset çukuru-zikrullâh halakası ümîdi — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Mürşid, Mürîd, Tarîkat, Zikir, Nefs, Sünnet, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı