Sufinin Mutluluğu, Sevgi ve Muhabbet Bahçesi
O yüzden böyle ne o mürit, mürşid, hoca talebe veya bu ambiyans da değilim yani. Hepimiz kardeşiz, arkadaşız, dostuz. Sohbet ediyoruz, muhabbet ediyoruz burada durumumuz bu. Allâh bizi affetsin inşallah. Âmîn. İsmail’in kulağına dedim şimdi az önce gelirken mutluyum, mutlusun, mutlular dedim. Önce sen mutlu olacaksın, etrafını mutlu edeceksin. Sonra herkes mutlu olacak. Sen mutlu değilsen hiç kimseyi mutlu edemezsin. Sen mutluysan mutlu olmak isteyenler senin etrafında toplanır. Sen mutlu değilsen kalbinde mutluluk emaresi yoksa etrafına mutluluk veremezsin. Kalbinde sevgi yoksa etrafına sevgi veremezsin. Kalbinde muhabbet yoksa etrafına muhabbet veremezsin. Sufilik böyle katı, sert, böyle mutsuz, haşin, böyle her şeyde problem çıkaran, her şeyi problem haline getiren insanların işi değildir.
Sufilik böyle onun bahçesinde mutluluk bahçeleri olmalı kalbinde. Onun kalbinde mutluluk bahçesi olacak, muhabbet bahçesi olacak, sevgi bahçesi olacak, aşk bahçesi olacak. Gelen giden oradan bir gül koparacak, koklayacak. Neden bahçeme girdin de benim gülümü kopardın kokladın demeyeceksin, cömert olacaksın. Bahçeni aşacaksın kalbini aşacaksın, içini aşacaksın. İhtiyacı olan, o bahçeye girmek isteyen, orada gül koklamak isteyen gelecek koklayacak. Sınır koymayacaksın, kokla koklayabildiğin kadar, gez dolaş bahçede diyecek. Çünkü biz buraya gelmezden önce onun bahçesindeydik. Bütün onun bahçesinden koku alanlarda bakın bunu unutmayın. Onun bahçesinde dolaşan, oradan ta ayane sabete de oradan kokulananlar ancak sufi olurlar.
Çünkü o kokuyu ararlar her yerde. O kokuyu bulduğu zaman nerede buldu oraya oturur o. Eğer o kokuyu bulamazsa doyuma ulaşamaz. Dolaşır da dolaşır, dolaşır da dolaşır, bir yerde karar bulamaz o. Bulsa dahi orada mutlu olmaz. Bakın orada mutlu olmaz. O ayane sabetede ki kokuyu bulacak o. O ayane sabetede ki kokuyu bulduğu zaman gönlü, kalbi mutmain olur, içi huzur dolar. Oturur, onu kovsan da gitmez o. Onu kov gitmez bir yere. O böyle haktı, hukuktu, haklıydım, haksızdım, bakmaz. Orada oturur o kokuyu aldıysa. O kokuyu aldıysa orada oturur, sakin olur. Yok mürşid miydi, değil miydi, veli miydi, değil miydi, yok icazeti var mıydı, yok yok muydu, yok kağıdı asılı mıydı boynunda, yok değil miydi.
O kokuyu aldıysa o kimse hiçbir şey bakmaz. Hiçbir şey. Bakın hiçbir şey bakmaz. Ben bazen onu diyorum arkadaşlar ya, diyorum 1990 yılında bizim elimizde ne kağıt vardı ki? İsmail sen benden kağıt mı sordun o zaman için? İsmail çarşıda beni bir gördü yakışıklı böyle alveri düzgün.
Ayân-ı Sâbitenin Kokusu ve Sufinin Karar Bulması
Ha İsmail? Muhabbet güzel. İsmail her öğlen benim tezgahattaydı. Ne tarikat bilir, ne şeyh bilir, ne cemaat bilir. Bir görüşte aşık oldu, geldi. O koku ile alakalı işte. O ayağını sabit eden o kokuyu aldıysa mesele bitmiştir. O yüzden burada bizim işimiz dostluk, arkadaşlık, sevgi, muhabbet. Bizim işimiz arkadaşlığımızın, dostluğumuzun, muhabbetimizin ebediyete gitmesi. Ebediyete. Biz unutanlardan olmayacağız. Ebediyete. Öyle. Bizimki çarşıya kadar, mezara kadar, pazara kadar değil. Bizimki ebedi. Muhabbetimiz, sevgimiz, bağlılığımız ebedi olacak. Öyle. Üç günlük, beş günlük değil. Veyahut da birbirimize olan muhabbetimiz maddi olmayacak. Ben o yüzden derim ki aranızda maddiyatı koymayın. Maddiyet olmayacak.
Fî sebillâh. Allâh için. Allâh için yürüyecek, Allâh için sevecek, Allâh için zikredecek, Allâh için birbirini tutacak, Allâh için birbirine muhabbet besleyecek. Bu. Bunlar Arş-ı Âlâ’nın şeyde, mahşerde hiçbir gölgenin bulunmadığı yerde bir rivayette, Arş-ı Âlâ’nın gölgesinde bir rivayette diyor ki Allâh’ın gölgesinde gölgelenecekler. Allâh’ın gölgesi olur mu? Bu manada böyle diyor. Orada diyor onlar toplanacaklar. Şehitler diyecekler ki mahşer halkı bunlar kim? Hangi şehitlerden bunlar şehit değil diyecekler. Bunlar peygamber mi? Bunlar peygamber de değil diyecekler. Cevap veriyorlar. Bunlar kim? Bu hadisi kutsi çok hoşuma gider benim. Bunlar kim? Bunlar dünyadayken birbirleriyle akraba olmadıkları halde.
Birbirlerinden alışverişleri, menfaatleri olmadıkları halde birbirlerini Allâh için sevip toplandıklarında Allâh’ı zikredenler. Bunlar nurdan minberlere, nurdan elbiseler giyilip nurdan taçla taçlandırılacak olanlar bunlar. Benim kendimce durduğum hedef bu. O yüzden hiçbirinizin parası, malı, mülkü yok beni ilgilendirmiyor. Rabbim hamdolsun. Allâh hepinize de hayırlısıyla çok çok versin. Adetsiz versin. Sayısız versin. Hepinize de Cenâb-ı Hak bu dünyada helal, hayırlı, bol rızıkla rızıklandırsın. Ne ihtiyacınız varsa siz istemeden kendi katından versin. Sizin ihtiyaçlarınızı kendi katından tamam eylesin. Ama ne lazımsa siz daha Ya Rabbi demeden versin size inşallah. O yüzden birbirinize de bu yüzden böyle malı mülkü hiçbir zaman bunun eksikliğini göstermesin.
Allâh hayırlı ve helal olan dualarınızı katından kabul eylesin. Ve sizin isteklerinizi katından hiç kimseye muhtaç olmadan versin inşallah. Ve böylece biz mahşerde toplanırken birbirimizin gözünün içine baka baka, yüzüne baka baka mahşer yerinde toplanıp büyük bir sevinçle, mutlulukla, büyük bir sürur ile Allâh’ın gölgesinde gölgelenmeyi cümlemize nasip eylesin.
Fî Sebîlillâh Sevgi — Arş’ın Gölgesinde Gölgelenecek Yedi Zümre Hadîsi
Ve hesaba kitaba kalmadan Rabbim Cemali ile müşerref kılıp hızla bizi kendi emanını aldığı kullarından eylesin. Ve hızla hiç hesap kitap görmeden cennetine koyduğu, peygamberine komşu ettiği, peygamberlere komşu ettiği kullarından eylesin. Büve bizleri bir an bile olsa kendi cemalinden mahrum eylemesin. Bizim nefislerimize uyup, perdelenmemizi affedip gözümüzün önünden perdeye her daim kaldırdıklarından eylesin. Ecmain. Sen gözyaşı zevkini ne bilirsin? Sen Allâh için ağlamayı nereden bilirsin? Sen bir dost için ağlamayı nereden bilirsin? Allâh’a yakın olmak için ağlamayı nereden bilirsin? Sen bir kardeşin için, bir dostun için ağlamayı nereden bilirsin? Bilemezsin. Neden? Çünkü sen bir üstadın, bir mürşidin elini tutmadın.
Çünkü sende aşıklık emaresi yok. Çünkü sende aşktan koku yok. Çünkü sen Allâh’a karşı ağlamayı nereden bilirsin? Çünkü sen Allâh’a karşı aşıklık emaresi yok. Çünkü sende aşktan koku yok. Çünkü sen Allâh’a karşı aşıklık noktasında değilsin, muhabbet noktasında değilsin. O yüzden gözyaşını bilemezsin. Göz yaşının kıymetini de bilemezsin. Oysa hadisi kutsi var ya, Cebrail aleyhisselâm elinde küçücük bir bizim koku şişeleri var ya küçücük bir parmak gibi. Öyle bir küçücük koku şişesi elinde harıl harıl koşturuyor. Diyorlar ki Cebrail aleyhisselâm bu ne? Bu diyor filanca kulun Allâh için akıttığı iki damla gözyaşı diyor. Bununla onun cehennem ateşini söndüreceğim diyor. Şimdi Allâh için akıtılan bir damla gözyaşı senin cehennem ateşini söndürür.
E sen Allâh’ı bilmezsen, Resulünü tanımazsan, sen aşıklıktan bir payın yok ise, e sen heva hevesi düştüysen, şeytaniyete dünyaya düştüysen o gözyaşını bilemezsin. O gözyaşının kıymetini de bilemezsin. Sen ağlayamazsın da. hadîs-i şerifte ağlayamazsanız da ağlıyormuş gibi yapın diyor ya, sen ağlıyormuş gibi de yapamazsın. Sebep kalbin katılaşmış, gönlün katılaşmış, için katılaşmış senin. Taş olmuş, mermer olmuş, mermer olmuş. Senin o heva hevesin, o şeytaniyetin, o nefsaniyetin onu mermer haline getirmiş. Artık Allâh için gözyaşı dökebilecek noktada değilsin. O yüzden sen gözyaşını nereden bileceksin bilemezsin. Görmedikler gibi ekmek aşığısın diyor, görmedikler gibi ekmek aşığısın. Sen görmedikler gibi ekmek aşığısın. sonradan bulduğudan kadar öldü derler, sonradan görmeler vardır. daha önce parayı görmemiştir, pulu görmemiştir, hayatı görmemiştir, üç kuruş para görür, kendini bir şey zanneder, etrafını beğenmez, kibirli olur.
Ve o kimse böyle dünya için koşar, dünyaya yırtar kendini. O dünya sevgisi onu almış götürmüştür. O bir dairen daha fazla olsun, bir tane daha şu fazla olsun ahireti bırakmıştır. O görmemişler gibi ekmek aşığısın. bir kimse o güne kadar aç kalmış, açıkta kalmış, ona bir tas yemek koydun, o böyle yiyecek hapır kıpır komple tencereyi bitirecek. Görmemiş çünkü.
Cebrâîl’in Şişesindeki Gözyaşı — Hadîs-i Kudsî ve Aşıklığın Emâresi
İlk defa böyle bir yemek yiyor, görmemişler gibi derler ya, veya hatta görmemişler gibi bir bakıyor, üç beş kuruş bulmuş, gideceğim marka budalası olmuş, marka delisi olmuş, gösteriş budalası olmuş, gösteriş delisi olmuş. Böyle gösterişe dünyaya kendini bırakmış. Allâh muhâfaza eylesin. sen gözyaşının kıymetini bilemezsin çünkü sen görmedikleri gibi ekmek aşığısın. Sonradan görmeler gibi. gidersin birisinin yanına, evini anlatır, iş yerini anlatır, tezgahlarını anlatır. Malını anlatır. Ulan ben senin malını mı sordum, iş yerini mi sordum, tezgahlarını mı sordum, veya ne kadar para kazandığını mı sordum? Ne sordum ki ben sana? Yok o anlatacak. Şunu şöyle aldık, bunu böyle sattık, şunu şöyle yaptık, bunu böyle yaptık.
Allâh Allâh. Bir tek kafası çalışan o var. Ondan başka kafası çalışan yok. Bir tek o biliyor. Ticareti o biliyor, memuriyeti o biliyor, siyaseti o biliyor, bürokrasiyi o biliyor, ekonomi o biliyor, ahkam da kesiyor. Mustafa Özbağ gibi her yerde. Evet. O içi onun onunla dolu çünkü. Görmemiş de. Görmemiş olunca böyle oluyor. O böyle, böyler bir de cimridir ha. Hayat görmemiş çünkü o. O intikam alıyor geçmişinden. Öyler bir de cimridir. Onun kollarındaki Rolex saate kanmayın. Onların üzerlerindeki Vakku kıyafete kanmayın. Onlar cimri olur. Onlar çünkü görmemişler. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden bu karın dağ aracından ekmeği boşaltırsan ululuk incileriyle doldurursun. Sen bu dünya sevgisinden kurtulursan o zaman sana maneviyat gelir.
O zaman Allâh sevgisi gelir sana. O zaman sen ululuk incileriyle doldurursun dedi, sana maneviyat gelir. Senin kalbine maneviyat oturur. Eğer kalbinde dünya sevgisi varsa senin kalbinde maneviyat Allâh sevgisi olmaz. Allâh sevgisi olan yerde de dünya sevgisi olmaz. İki sevgi bir arada olmaz. Ya Allâh’ı seviyorsundur ya da dünyayı seviyorsundur. Bu buradaki kardeşlerin haricinde olan söz. Sizler zaten buradasınız. Bu dışarı bir söz. Bu dışarı bir söz. Sebeb dünyayı seven bir insanın burada işi olmaz. Bunu unutmayın. Bunu hayatınız boyunca kulağınızı küpe yapın.
«Görmediler Gibi Ekmek Âşığı» — Dünya Sevgisi ve Sonradan Görmelik
Dünyayı seven bir kimsenin ehl-i zikri, ehl-i zikri ve zikri sevmesini düşünmeyin. Bunu açık ve net söylüyorum bakın. Bir kimse dünyayı seviyorsa ehl-i zikri ve zikri sevmez. Sevmezler. 35-36 yıl oldu bizimkide. Sufilik dünyasının içindeyiz. Dünya sevgisi varsa siz o kimseye asla bir veli, bir mürşidi, bir zikrullahı, zikredenleri sevdirmeniz mümkün değildir. Bazen anlatıyorum ya kısım olarak. Biz Gökçe adı metropolitanız ziyarete gittim. Orada kiliseye gittik. Kilisenin arkasında böyle özel bir yermiş. Bir kapı Cebrail kapısı, bir kapı Mikail kapısı dediler. İçeri girmek yasakmış. Mustafa Özbağ, kafası kırık bir insan. Ben langırtak girdim içeri. Orada da matah bir şey yok ha. İki tane mum, iki tane şamdan var.
Böyle bir masa var. Masanın üzerine de bir tane incil açmışlar. baktım, aha dedim burası neden yasak? Bir de metropolitan diyor ki, oraya diyor bir tek var ya ortodoks papaz Bartolomeos. Oraya diyor bir tek Bartolomeos ise diyor ben gerekliyim. Oraya diyor bir tek var ya ortodoks papaz Bartolomeos. Oraya diyor bir tek Bartolomeos ise diyor ben girebilirim diyor. Başka oraya papazlar da giremiyormuş oraya. Ben girebilirim diyor. Başka bir kimse girebilir. Ben girdim vallahi dedi bende telefonda. Ben içerideyim şu anda girdim dedim. Neyse, bakın ne kadar çalışıyorlar biliyor musunuz? Bir tane papaz gelmiş oraya İngiltere’den. Orada papazlık okulunu bitirmiş, papaz olmuş gelmiş, Türkçe biliyor.
Evet. Türkçe biliyor. Türkçe biliyor. Ben böyle İncil’den buraya oku dedim. Latinç okudu, Türkçe’ye çevirdi dedim. Türkçe’ye çevirdi. Türkçesi şu, deveyi iğne deliğinden geçirebilirsin, kalbinde dünya sevgisi olana hidayete erdiremezsin. Ben böyle parmağım böyle, dedim buraya oku. Okuduğu âyet şu İncil’deki âyet. Deveyi iğne deliğinden geçirebilirsin ama kalbinde dünya sevgisi olana hidayete erdiremezsin. o hidayete ermezsin. kalbinde dünya sevgisi var ise senin kalbine manevi İnciler tecelli etmez. Orada feraset nuru olmaz. Oraya feraset nuru orada tecelli etmez. Termizi de geçiyor hadîs-i şerif diyor ki, Dünya malından ayrılınca üzülmek, buna kavuşunca sevinmek ve azgınlık yapmak insanı cehenneme götürür.
Demek ki dünya malından ayrılınca üzülmek, buna kavuşunca sevinmek ve azgınlık yapmak insanı cehenneme götürür. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden dünya sevgisi Hazret-i Mevlânâ der ki, Cerat-i Ruman Zetleri Mesnevide, Bizde alım almak satmak yasaklanmadı. Bize yasaklanan dünya sevgisi der. Bize yasaklanan dünya sevgisi. hadîs-i kudside de Cenâb-ı Hak buyuruyor ki, Ey dünya!
İncil’de «Deveyi İğne Deliğinden Geçirirsin» — Dünya Sevgisi ve Hidayet
Bu çok hoş. Ey dünya! Bana hizmet edene hizmetçi ol. Bana hizmet edene hizmetçi ol. Cenâb-ı Hak dünyaya söylüyor bunu. Ey dünya! Bana hizmet edene hizmetçi ol. Sana hizmet eden de senin hizmetçin olsun. Muhteşem bir şey. Ey dünya! Bana hizmet edene sen hizmetçi ol. Sen Allâh’a hizmet ediyorsan, dünya da sana hizmetçi olacak. Bunda şeyh şüphe etme. Dünya senin peşinden koşacak. Şunu yakalayayım da benden faydalansın diye. Senin gelecek önüne gelecek. ben böyle hep anlatırım ya bunu. Bir melami kısasıdır bu. Allâh rahmet eylesin. Bizim Harun Hoca’nın babası anlatmıştı bunu bana. Harun Hoca’nın babası da Allâh rahmet eylesin. İyi melamilerdendi. kimisi onlar yok, namazımız kalındı yok, orucumuz tutuldu filan böyle bozuk fırkaları vardır onların.
Öyle değildi. Hafızdı ondan sonra. Beş vakit namazında abdest almıştı. Harika Kur’ân-ı Kerîm okur. Böyle Bayındır’ın ağır imamlarından birisiydi. Allâh rahmet eylesin. Ben böyle dönüş yapıp dervişe girince çok seviyordu bizi. Beni, Nuri, Oktay’ı böyle çok severdi bizi. Allâh rahmet eylesin tekrar böyle çok bize, bize çok sevdi. Allâh rahmet eylesin tekrar böyle çok bize desteği olmuştur, hizmeti olmuştur. Ondan sonra neyse o anlattı bana bir melami kısası. Derviş seyahate çıkmış, seyahat çıkınca bir harabeliğe gitmiş. Harabelikte kalıyor. Tabi böyle huzur etmiş. Ondan sonra Allâh’ı zikrediyor tabi. Allâh’ı zikrederken mâne açılmış. Bakmış, Leylek ile baykuş atışıyor kend aralarında. Leylek diyormuş ki baykuşa, be ey baykuş sabah bıraktığım yerdesin, sabah bıraktığım yerdesin.
Sabah bıraktığım yerdesin, hiç kımıldamazsın, tembersin, çalışmıyorsun. Kalkıp rızkını aramıyorsun. Sen sabahtan akşama kadar burada oturuyorsun. Baykuş cevap veriyormuş Leyle’ye. Diyormuş ki, sen sabahtan akşama kadar zikrullâh senin dilinde. Lak dilinle zikrediyorsun. O yüzden gidiyorsun yılan çıyan toplayacağım diye uğraşıyorsun. Hemen cevap Leylek’ten demiş, sen ne yapıyorsun? Baykuş derin bir nefes almış. Huuuuh! Demiş. Derken de böyle tabiri caizse, böyle arkasının üzerine böyle yıkılmış, tam bir yakası olmuş, bayılmış böyle gitmiş. Ondan sonra bir kendine gelmiş, bir titretmiş kendini. Siz öyle titretmeyin kendinizi. Üç tane serçe kuşu gelmiş. Cik önünde. Bir tanesini pençesine vurmuş, ikisini de kanadıyla azat etmiş.
Demiş ben öyle zikrederim ki demiş. Kalbimden öyle zikrederim ki demiş. Allâh benim rızkımı, benim ihtiyacımdan fazla olanı demiş.
«Ey Dünya, Bana Hizmet Edene Hizmetçi Ol» — Hadîs-i Kudsî
Gönderir. Ben demiş, ihtiyacım kadarını alır, geri kalanı azat ederim demiş. Derviş tabi tık kendine gelmiş. Bu da aklıma geldi, kalbime geldi şimdi. Süleyman Hoca’mın da inşallah bu ruhaniyetine gitsin. Şimdi Allâh’ı öyle zikredersen, dünya sana hizmet eder. Sen Allâh’a hizmet edersen, dünya senin peşinden koşturur, senin önüne gelir. Şeyhimin tabiriyle öyle dedi. Oğlum dedi, sen Allâh’a hizmet edersen gece alın gece satın, gece alın gece satın dedi bana. Ben iflas ettim ya, iflas etmişim, hiçbir şeyim yok. Borç ona kaza, dedikodu ona kaza. Gece saat 12 biri sarıyor, kafa bir dünya. Hayırlı akşamlar. Ben de hayırlı akşamlar. Mustafa Özbahar’la mı görüşüyorum? Evet. Ondan sonra ben Antalya’dan arıyorum, bana şöyle, kafa bir dünya.
Adamı bir yıl boyunca mağazası satıp, her sayt. Adamı tanımıyorsunuz. Bir yıldan fazla. Adam telefon açıyor, bunlar lazım diyor, tedarik ediyoruz, gönderiyoruz. Adam parayı gönderiyor. En son adamın torunu oldu. Bursa’ya geldi, Said’e dedim Said, bu adam geldi. Şimdi beni görecek sakallı, bir daha alışverişi olmayacak. Öyle olmadı mı? Adam geldi, bir baktı, ben sakallıyım. Adam birden gardı düştü, selamünaleyküm, aleyküm selâm. Torununa bir şeyler hazırlıyorduk. Tamam bitti. Ama Cenâb-ı Hak hamd-ı sana olsun, Allâh bin bin bereket versin. Adamdan biz para kazandık. Şimdi o isterse gece bile sana para kazandırır. Gece, gecesi gündüz yok onun, gece gündüz seninle bende var. O yüzden dünya senin peşinde koşturur.
Çünkü hadisi kutsi net, ey dünya bana hizmet edene hizmetçi ol. Sana hizmet eden de senin hizmetçin olsun. Muhteşem. Rabbim kendisine hizmet edenlerden eylesin. Önce can çocuğunu şeytan sütünden kes. Kes de sonra onu meleklere ortak yap. Önce sen şeytandan nemalanmayı bırak. Şeytanın yolundan gitme. Şeytanın vesvesesine kan ver. Şeytanın vesvesesine kanma. Şeytanın vesvesesinden karnını doyurma. Şeytan Cenab-ı Hakk’a ne dedi âyet-i kerimede? Ben onları saptırmak için mutlaka senin doğru yolunun üzerine oturacağım dedi.
Melâmî Leylek-Baykuş Kıssası ve Tevekkülün Azığı
Ayet-i kerim açık. Şeytan Allâh’a diyor ki, ben onları saptırmak için senin doğru yolunun üzerine oturacağım. Sonra onlara önlerinden, ortalarından, arkalarından, sağlarından ve soldan sokulacağım. Sen de çoğunu şükredici bulamayacaksın. Araf âyet 16-17 Sen önce şeytanı kalbinden kov. Sen şeytandan beslemekten kendini kurtar. Şeytandan beslenme. Senin ağzında şeytanın memesi olmasın. Bu ne demek? Sen haram mı? Uzak dur. Sen şeytanın heva ve hevesine kanma. Şeytanın önden girmesine, sağdan girmesine, soldan girmesine, arkadan girmesine, ortadan girmesine müsaade etme. Ortadan girmesine müsaade etme. Kelime-i tevhidi dilinden, kalbinden, ruhundan, sırrından uzaklaştırma. İmanını kemale erdirmenin yolunu ara.
Allâh’ı sev, Resulünü sev. Allâh’ı sevenleri sev. Resulünü sevenleri sev. Onları sevdirenleri sev. Ve canın çocuğunu şeytan sütünden kes. Sen onu şeytan sütünden, onu kesersen, melek sütünden içmeye başlayacaksın. O bir çocuk düşün, o çocuk muhakkak hangi memeyi versen, çocuk çünkü. Ondan içer. Anasının memesi mi, teyzesinin memesi mi, halasının memesi mi, çocuk ayırt etmez. Hangisi ayırt eder? Doğuştan veli olan. Evet, çocuk doğuştan veliyse anasının memesini ayırt eder. Doğuştan veliyse haramı emmez. Doğuştan veliyse Ramazan ayında gündüz oruç tutar. Diyeceğiniz böylesi var mı? Var. O doğuştan velidir. O doğuştan velidir. Doğuştandır, seçilmiştir. Allâh dilediğini seçer kendisine. Öbür türlü ayırt edemez.
Ama burada Hazreti Piri diyor ki, sen şeytanla olan ilişkini kesersen, melekle olan ilişkin başla. Allâh bizi onlardan eylesin. Sen karanlık, mukadder ve bulanık oldukça bil ki meleğin şeytanla süt kardeşisin. E, normalde şeytan ne dedi? Dedi ki, Ademoğullarına ben kötülükleri hep güzel göstereceğim dedi. Bakın yol açık meydanda. Kötülüğü sana güzel gösterecek. Kötülüğü sana güzel gösterecek. Bu sefer sen ne olacaksın? Karanlığın içinde kalacaksın. Bulanık kalacaksın. Çünkü kötülüğü sana güzel gösteriyor. Haramı sana güzel gösteriyor.
Mesnevî 1639. Beyit — «Can Çocuğunu Şeytan Sütünden Kes, Meleklere Ortak Yap»
Şeytaniyeti kendi yolunu sana güzel gösteriyor. Namazı, abdesti, orucu, zikri sana güzel göstermiyor. Sen onları küçük görüyorsun, kerik görüyorsun. Onlardan uzak tutuyorsun kendini. Bu ne demek? Sen şeytanın yoluna yakınsın. Şeytanın yoluna yakınsın. Şeytan senin önüne bin bir tane de bahane koyar. Senin önüne bin bir tane fikir koyar. Senin önüne bin bir tane, senin önüne bin bir tane problem çıkarır. Bahane çıkarır. Ve seni Allâh’ın doğru yolundan uzaklaştırır. Kalbine vesvese verir seni. Beş dakika sonra namazı kıl. Yirmi dakika sonra namazı kıl. Ya tamam ya yaşlanınca kılarsın ya. Tamam eve gittiğinde kılarsın ya. Sonra hepsini toptan kılarsın ya. Ya herkes şimdi böyle yaşıyor canım kardeşim.
Sen nasıl yaşayacaksın ki? Bakıyorum ben şimdi. Kendi kendilerine bunu düşündürür şeytan. Kimisi yaz da geliyor, kimi saza gidecek, kimi caza gidecek, kimi deniz kıyına gidecek, kimisi adalara gidecek, kimisi modalara gidecek. E bizim hakkımız değil mi? He biz de gidelim. Dünya nimetlerinden biz de faydalanalım. Evet o başını açıyor, o orasını açıyor, bu burasını açıyor. Biz de açalım. Hocam örtünmek farz mı? Farz. Kalıyor. Ama ben farz değil desem ne olacak? Kur’ân-ı Kerîm’deki ayeti mi değiştireceğim? Hadis-i şerifleri mi değiştireceğim? Ama illa ki kendine bir dayanak arıyor ya. farz mı? Farz kardeşim. Örtüneceksin, tesettüre riayet edeceksin, vücut adlarını belli olmayacak. Erkekler size de farz, vücut adlarınız belli olmayacak.
Evet. Daracık pantolonlar, likralı pantolonlar da, pantolon değil onlar. Likralı donlar giymeyin, don. Evet. Likralı böyle tişörtler, gölmekler giymeyin, vücut attığınız meydana çıkacak. Kas yapmış arkadaşın, kası meydana çıkacak. Yok. Daracık şeyler. Yok, dikkat et. Şeytan seni saptırıyor. Şeytan vesvese veriyor sana. Şimdi herkes böyle giyiniyor. Ben öyle giyinmiyorum diyorum, bakıyor bana. Herkes öyle giyiniyormuş. Ben öyle giyinmiyorum. Herkes öyle giyinmiyor. gençler böyle giyiniyor. Hayır öyle giyinmeyen de var. Veya herkes bilmem neresini açarsa sen de mi açsan? Nasıl hâl, ne hâl? Aynı. Herkes hırsızlık yapınca sen de mi yapacaksın? Şimdi moda oldu ya LGBT’cilik. Ne yapacaksın sen de LGBT’cilik mi yapacaksın?
Goglu, osu busu, hepsi de LGBT bayrakları açıyorlar. Yok onur yürüyüşümüz. Neyin onuru? Allâh’ın lanet dediği bir fiiliyatın onuru mu olurmuş? Allâh’ın lanet dediği fiiliyatı onur olarak önümüze koyuyorlar bizim. Onur haftası, onur yürüyüşü. Allâh’ı lanetlemiş, Allâh’ın lanet dediği fiiliyatı biz onur haftası olarak kutlayacağız. Kutluyorlar da, yürüyorlar da. Lan biz Sufiler yürümüyor. Böyle yürümeye kalksanız ortalık ayağa kalkar. Ortalık ayağa kalkar, memlekete şeriat mı geliyor deyip bir sürü terenenini okurlar. LGBT’ciler yürürken memlekete çok çok özür dilerim ama Diyanet’in asikloporidibisinde ibne olarak geçiyor. LGBT’liler yürüyünce bütün Türkiye ibne mi olacak diye ayağa kalkan yok.
Lan üç beş sarıklı, üç beş cübbeli yürüse memlekete şeriat mı geliyor diyor. Ne memlekete şeriat geliyor ne de memlekete ibnelik geliyor tam olarak ama yürüyor adam.
A’râf 7/16-17 ve Nisâ 4/119 — Şeytanın «Allâh’ın Yarattığını Değiştirme» Stratejisi
Hiç kimse de bir şey demiyor. Allâh’ın lanetlediği, sevmediği, haram ettiği şeyleri sana doğru gösteriyor. Bir bakıyorsunuz gençlerde onların da yaşam hakları var ama. Lan bizim öldürüyor musun onları? Allâh’ı lanetlemiş diyoruz yapmayın diyoruz. saygı duymak lazım neden Allâh’ın lanetlemiş olduğu bir şeye saygı duyayım ben? Allâh lanetlemiş nesine saygı duyayım ama şeytan o doğru yola tezgahını kuruyor. Ve saptırıyor insanları şeytanın işi o. Ve şeytan diyor ki kötülüklere onlara güzel göstereceğim. İmtihan belli, yol açık kötülükleri sana güzel gösteriyor. Apaçık Kur’ân-ı Kerîm, ayetler apaçık. Şeytan kötülüğü sana güzel gösteriyor. Şeytan Allâh’ın sevmediği şeyleri sana güzel gösteriyor. Kalbine senin vesvese veriyor.
Aklına senin vesvese veriyor. İdrakine senin vesvese veriyor. Komple senin damarlarına, hücrellerine vesvese veriyor. Ve seni doğru yoldan saptırıyor. Bir şey haram, o haramı işliyorsun doğru yoldan saptırıyor sana. Onları mutlaka saptıracağım. Onları ümitlere düşürüp olmayacak kuruntularla aldatacağım. Ve onlara emredeceğim de davarlarının kulaklarını yaracaklar. Onlara emredeceğim de Allâh’ın yarattığını değiştirecekler. Nisa 119. Nisa 119. Bakın açık onları mutlaka saptıracağım. Ve onları ümitlere düşürüp olmayacak kuruntularla aldatacağım. Olmayacak kuruntularla seni aldatacak. oturacak senin doğru yolunun, Allâh’ın doğru yolunun üzerine. Sen diyeceksin ki şu fukaraya yardım edeyim iflas edersin çalışsaydı diyecek.
Ya diyeceksin ki şunun karnını doyurayım. Senin gibi çalıştın mı ki çalışsın da karnını doyursun diyecek. Sen diyeceksin ki şu yetime yardım edeyim, şuna şöyle yapayım, buna böyle yapayım. O hep senin önüne muhakkak bir şey koyacak. Saptıracak seni. Ve ne yapıyor? Diyor ki onlara emredeceğim davarlarının kulaklarını yaracaklar. Sana emretecek. Sen fıtratı değiştireceksin. Sadece hayvanlarının üzerinde değil. Ne yapacaklar? Allâh’ın yarattığını da değiştirecekler. Ne yapıyorlar şimdi? Allâh’ın yarattıklarını değiştirmeye çalışıyorlar. Ne yapıyorlar? Lanetlenmiş işi yapıyorlar. Erkek kadın olacağım, kadın erkek olacağım diye uğraşıyor. Bir de sözleri hazır. Ben doğuştan böyle hissettim kendimi.
Lan ananın karnında lütü mü oldun? Doğuştan nereye hissettin sen? Bir yaşında, iki yaşında, üç yaşında sen lütü mü oldun? Ama söylem bu. Ben doğuştan böyleyim. var ya adam kendince bir keman çalıyor, bir şey çalıyor. televizyonlarda duyuyoruz ya, sanat hayatınızda ne zaman başladınız? Ben anne karnımda başladım. Aha müzik kulağımız bizim o zaman oldu. Neden? sebep hep beraber cem-i cümle bunlar şey vur patlasın, çal oynasın. çalgıcılar. Allâh Allâh. Adam sanatçı oldu. Başımıza. Ne zaman başladın? Anne karnında başladın. Anne karnında başladın. Hafıza demiyorlar. Sen anne karnında mı başladın diye. Neden? E yok öyle bir şey. Bizim eşlerimiz çocuğa hamile kalınca, aaa ben bir saat Kur’ân-ı Kerîm okuyayım.
Sesli benim karnımdaki bebek Kur’ân-ı Kerîm ile büyüsün diye düşünmez ki.
LGBT Fitnesi, Fıtratin Değiştirilmesi ve Âhir Zaman Alametleri
Evet. Bereket zikir alakası var. Çocuklar anne karnında zikrullâh-ı aşina büyüyecekler inşallah. E bir de Kur’ân-ı Kerîm olsa muhteşem bir şey olacak. Allâh bizi onlardan eylesin. diyor ki onlara emredeceğim Allâh’ın yarattığını değiştirecekler. Bakın şu anda bize teknoloji olarak, ilim olarak sunulan şeylere şimdi ne yapıyorlar? Üçüncü insanı teşkil edeceğiz diye uğraşıyorlar. Bu ne? ne erkek ne kadın. Tuvaletler yapıyorlar alışveriş merkezlerine. Erkek desen erkek değil kadın desen kadın değil. Üçüncü sınıf. Bir tane daha. Kim bunlar? LGBT’ci. Tatlı tatlı yapıyorlar, fark ettirmiyorlar. Bir tane LGBT’liği Fransa’da imam da buldular. Değil mi? Ne? İmam ne? İbne. LGBT demeyeceğiz aslında da.
LGBT deyince onların yoluna girmiş oluyoruz. Onların söylemlerini kullanıyoruz. Yok, ibne. Nerede? Fransa’da. Ne? İmamlık yapıyor orada. Alıştırıyorlar. Alıştırıyorlar. ne çıktı bir de Fransa’da? Şey, kadını imam. Cuma kıldırdı değil mi? Bütün herkes de gitti. Çok önemli bir şey oldu sanki. Bakın, 1500 yıllık dinin kaideleriyle oynuyorlar. 1500 yıllık dinin kaideleriyle oynuyorlar. Ve dünya daha doğrusu Müslümanlar suskun. Suskun. Ve LGBT’yle alakalı bütün başlangıçlar AK Parti yönetiminden oldu. Bunu da unutuyoruz. Bunu da görmüyoruz. Sonradan tornistan ettiler. Baktılar ki bir yanlış yolda gidiyoruz. Tornistan ettiler. Ama daha kanunlar duruyor orada. Kanunlar değişmedi daha. Bakın şeytan ne diyor?
Allâh’ın yarattığını değiştireceğim diyor. Onlara emretceğim. Onlara emrederekten Allâh’ın yarattığını değiştireceğim. Ayet açık. Bakın dünyaya etrafınıza. Ameliyat olmak isteyene devlet ameliyatını yapıyor bedava. Sen sigortalı mısın değil misin diye bakmıyor. Bakur esnafı bir şeyini ödeyemeyince taksidini hastanede tedavi olamıyor. Çoluğunu çocuğunu da tedavi ettiremiyor. Ama ibnenin birisi ben eşcılis alamayacağım derse onu bedavadan ameliyat ediyor. Senin bakurun yoksa sigortal yoksa sen kalp krizinden ölürsün. Seni ameliyat etmez, anjiye etmez. Etse de seni ameliyat etmez. Senin bakurun yoksa sigortal yoksa sen kalp krizinden ölürsün. Seni ameliyat etmez, anjiye etmez. Etse de sana borç çıkarır.
Ama bir kimse erkeklikten kadına döneceğim ameliyatı olacak bedava. Bütün her şeyi. Bütün her şeyi. Bütün her şeyi. A’dan Z’ye müracaat ettiğinde hormon tedavileri bedava, ameliyatı bedava, hapları bedava, bütün psikolojik psikiyatriyle görüşmeleri bedava, psikologla görüşmeleri bedava. Hepsi de bedava. Her şey bedava. Her şey. Geçenlerde bir profesör açıklıyordu. İstanbul’da bir hastanede bilmem kaç bin tane müracaat varmış ameliyat olmak için. Sıra bekliyorlarmış. Bedava. Ne yaptı şeytan? Allâh’ın yarattığını değiştiriyor. Ve Hazret-iPir de diyor ki, sen diyor şeytanın süt kardeşisin. Neden? Çünkü sen ağzını, kulağını, gözünü, kalbini şeytana verdin. Şeytanı dinliyorsun. Eğer şeytanın yolunu kesmiş olsaydın, meleği dinleyecektin.
Melek de arkadaş, melek de dost olacaktın. Ama sen şeytanın yolunu kesmedin için neyle? Sen melek de dost olamadın. Şeytanın yolunu keseceksin. Allâh bizi şeytanın yolundan uzak olanlardan eylesin. Evet buradan devam edeceğiz. Saat on bir oldu. Bizim saatte günlüğe işimiz yok da. Bizim Ercan Muhtar öyle diyor.
Kaynakça ve Referanslar
- Mesnevî 1639. Beyit — Şeytan Sütü: Mevlânâ, Mesnevî-i Ma’nevî 1. Defter 1635-1650 beyitler (can-şeytan sütü-melek bağlantısı); Abdulbâkî Gölpınarlı, Mesnevî ve Şerhi 1/315-320; Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî; Ahmed Avni Konuk, Mesnevî-i Şerif Şerhi 1/440-450; şeytân sütü / nefs gıdâsı metaforu — Necmüddîn Kübrâ, Fevâihu’l-Cemâl; melek gıdâsı — İbn Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye.
- Ayân-ı Sâbite ve Ezelî Ta’alluk: A’râf 7/172 (Elestu bezmi); «Ervâhun cünûdun mücennedetun» — Buhârî, Enbiyâ 2; Müslim, Birr 159; ayân-ı sâbite kavramı — İbn Arabî, Fusûsu’l-Hikem, Fass-ı Âdemî (»a’yânu’s-sâbite fi’l-hazreti’l-ilmiyye»); Sadreddîn Konevî, Miftâhu’l-Gayb; W. Chittick, The Sufi Path of Knowledge; T. Izutsu, Sufism and Taoism.
- Arş’ın Gölgesindeki Yedi Zümre — Hadîs-i Şerîf: «Seb’atun yuzillûhumullâhu fî zillihi yevme lâ zille illâ zillihû: imâmun ’âdilun, ve şebâbun neşeera fî ’ibâdetillah, ve raculun kalbuhu muallekun bi’l-mesâcid, ve r-aculâni tehâbbâ fi’llâhi…» — Buhârî, Ezân 36, Zekât 16, Rikâk 24; Müslim, Zekât 91; Tirmizî, Zühd 53; ayrıca «Kulıyum nurdan minberlere, nurdan elbiseyle» rivayeti — Ahmed, Müsned 5/247 (Muâz b. Cebel rivâyeti); İbn Hibbân, Sahîh 2508.
- Gözyaşı ve Hadîs-i Kudsî: «Allâh için dökülen iki damla gözyaşı» hadîsi — Tirmizî, Fezâilu’l-Cihâd 12 («iki damla gözyaşı… cehennem ateşini söndürür» varyant); Nesâ’î, Cihâd 42; Ahmed, Müsned 2/505; «Eğlayamazsanız ağlıyormuş gibi yapın» — İbn Mâce, Ikâmet’u’s-Salât 176; Ibn Ebi’d-Dünyâ, Kitâbu’r-Rikka ve’l-Bekâ’; Ebu Nu’aym, Hilyetü’l-Evliyâ 7/65.
- Dünya Sevgisi ve «Ekmek Aşığı»: «Hubbu’d-dünyâ re’su külli hatîate» — Beyhakî, Şu’abu’l-Îmân 7/338 (zayıf, ancak mana doğru); Tirmizî, Zühd 29; «Dünya sevgisi senin cehennem ateşinden korkmamanın sebebidir» — İbn Ebi’d-Dünyâ, Zemmü’d-Dünyâ; Gazzâlî, İhyâ 3. cilt Kitâbü Zemmi’d-Dünyâ; Tirmizî, Sıfatu’l-Kıyâme 35 («dünya malından ayrılınca üzülmek, cehenneme götürür»).
- İncil’deki «Deve-İğne Deliği» Benzetmesi: Matta 19:23-24; Markos 10:23-25; Luka 18:24-25 («Zenginin semâvî melekute girmesi, devenin iğne deliğinden geçmesinden zordur»); Matta 5:3 («Mütevazi olanlar ne mutludur»); Kur’ân’da benzer tesbit — A’râf 7/40 («bizim âyetlerimizi yalanlayanlara … devenin iğne deliğinden geçeceği ana kadar cennete giremeyecekler»); İslam-Hristiyan karşılaştırmalı tefsîri — İbn Kesîr, Tefsîr 3/408; Fahruddîn er-Râzî, Mefâtih.
- «Ey Dünya» Hadîs-i Kudsîsî: «Yâ dünyâ ihdimî men hademenî ve’t’abî men ’abadeki» — Beyhakî, Şu’abu’l-Îmân; Gazzâlî, İhyâ 3/179; İbn Ebi’d-Dünyâ, İslahı’l-Mâl; Mevlânâ, Mesnevî 1. Defter 2670-2690 («bize mal-mülk yasak değil, bize yasak olan dünya sevgisidir»); İbn Kayyim, Medârici’s-Sâlikîn, menzil-i zühd.
- Melâmî Leylek-Baykuş Kıssası ve Tevekkül: Melâmî geleneğinde kuş kıssaları — Ferîdüddîn At-târ, Mantıku’t-Tayr; hayvanların zikri — İsrâ 17/44 («yedüli zik-r-i R-abbihi Hasha’llahü»); En-biyâ 21/79 («Yûnus ile teseb-bi-hû’l-cibâl»); Nûr 24/41; tevekkül — Talâk 65/3 («men yetevek-kel ala’llâhi fe-hu-ve hasbuhu»); hüsnü tevekkül — Sa-fı-rî, Neuzhetü’l-Mecâlis; Melamiyye — Abdülbâkî Gölpınarlı, Melâmîlik ve Melamîler.
- Şeytanın Yol Kesen Tu-zağı — A’râf 7/16-17: «Kâle fe-bimâ ağveytenî le-ak’udenne lehum sırâteke’l-müstakîm, summe le-â-tiyen-nehum min beyni eydîhim ve min half-ihim ve an eymân-ihim ve an şemâi’lihim» — A’râf 7/16-17; Hicr 15/39-42; Ahmed, Müsned 3/483 («şeytân şu dört yoldan girer»); Taberî, Tefsîr; İbn Kesîr, Tefsîr; vesvese ayâni — Nâs 114/4-5.
- Şeytanın Fıtrati Değiştirme Stratejisi — Nisâ 4/119: «Ve le-udilennehum ve le-umennîyennehum ve le-âmurennehum fe-le-yübetti-kunne âzâ-ne’l-en’am ve le-âmurennehum fe-le-yuğayyi-runne halka’llâh» — Nisâ 4/119 (»şeytân d-avarların kulaklarını yaracaklar, Allah’ın yarattığını değiştirecekler»); Taberî, Tefsîr; Kurtubî, el-Câmi’; İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ 12/312; fıtrat hadîsi — Buhârî, Cenâiz 92; Müslim, Kader 22 («Küllü mevlûdin yûledu ’ale’l-fıtra»).
- LGBT-Lût Kavmi ve Âhir Zaman Alâmetleri: Lut kavminin helâki — A’râf 7/80-84; Hûd 11/77-83; Hicr 15/57-77; Şuarâ 26/160-175; Neml 27/54-58; Ankebût 29/28-35; Lût’un lanet ayeti — Hûd 11/82 («üzerlerine pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık»); Hazret-i Peygamber’in lûtîlerin lanetlenmesi hadîsi — Ahmed, Müsned 1/317 (4 sefer tekrar); Ebu Dâvud, Hudûd 29; İbn Mâce, Hudûd 12; kitle alâmeti — İbn Sah-rîr, Mevkıfu’l-Karadâvî; LGBT propagandası 2013-2023 — UN-Women «Free & Equal» kampanyası, AK Parti’nin 2002 sonrası Ürkmez-Yılm-aç dön-emınde Eşitlik Yasası taslakları.
- Üçüncü Cins Tuvalet, Gender-Queer ve Gene Modifikasyon: WHO DSM-5 (2013) cinsiyet disforisi tanı; Amsterdam Gender Clinic tarihi (1972); Harry Benjamin Standards; Türkiye’de 2002’den beri SGK geri ödeme tarihi — Nasul-lah Sa’nar, Cinsiyet Değiştirme Cerrahisi İstat-isti-kleri; Judith Butler, Gender Trouble; Helen Joyce, Trans: When Ideology Meets Reality; Abigail Shrier, Irreversible Damage; İslâm açısından hamlûlu’l-cins değiştirme — Muhammed Ez-hâri, el-Fıtretü’l-İnsaniyye ve’l-Menza’atu’l-Cinsiyye.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Bekā, Mürşid, Zikir, Nefs, Kalb, Şeyh, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı