Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2023 Sohbeti #50 — Mesnevî 1642. Beyit: Nur ve Kemâli Arttıran Helâl Lokma

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2023 Sohbeti #50 — Mesnevî 1642. Beyit: Nur ve Kemâli Arttıran…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Mesnevî 1642. Beyit — «Nur ve Kemâli Arttıran Helâl Lokma»

Allâh muhâfaza eylesin. Oysa Cenâb-ı Hak Bakara 168’de buyurdu ki, ”Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan maddelerin helal ve temiz olanlarından yiyin. Şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o apaçık düşmanınızdır.” Demek ki kazancımız helal. bir de yiyeceğimiz helal ve temiz olacak. Bakın bizim yiyeceklerimizin, içeceklerimizin üzerinde iki önemli unsur var. Birincisi helal olması, ikincisi temiz olması. Helal olması yetmiyor. Burada temiz olması lazım. Temizlikten kasıt, normalde bildiğiniz temizlik değil, hicyenle alakalı değil. katkı maddeleri. Mesela siz şimdi çocuklar çok seviyorlar ya, ne, patates, cips değil mi? Şimdi baktığımız zaman patates helal mı? Helal. Ama temiz değil o cips. Neden? İçinde o kadar çok katkı maddesi, o kadar kimyasallar var ki, temiz hükmünde değil.

Bakıyorsunuz içeceklere, gazlı içecekler, başta kola. Yıllardır hep tartışılır ya, mesela kola içinde ne içerik olduğunu bir türlü mahkemelere dahi vermiyor. Mahkeme onu alamıyor. Türkiye Cumhuriyeti Mahkemesi kola içeriğini öğrenemiyor. Ne içtiğinizi bilmiyorsunuz. Şimdi içerik olarak temiz hükmünde mi? Değil. normalde veyahut da bu hep diyorum ya, paketlenmiş gıdalardan uzak durun diye. İçinde kimyasallar var mı? Var. İçinde kimyasal olan her ne ürün var ise, hiçbirisi de temiz hükmünde değil. Ama bize normalde şimdi komple bunları yediriyorlar mı? Yediriyorlar. Temiz hükmünde mi? Değil. ne yiyoruz mesela? Tavuk değil mi? Herkes harıl harıl tavuk yiyor. Tavuk helal mı? Helal. Temiz mi? Değil.

Örnek. herkes böyle hazırlanmış, sosisli, salamlı bir sürü et ürünleri yiyor. Öyle mi? Evet. Baktığımızda helal mı? Evet. Ama içerik olarak temiz mi? Değil. Şimdi bu tuhaf geliyor size. ben Said’e diyorum ki, Said bize sucuk yap örneğin. Dışarıdan sucuk mu yok? Var. Ama içinde ne olduğunu bilmiyorum ki ben. İçinde ne olduğunu bilmiyorum. Temiz hükmünde mi? Değil. İçinde ne olduğunu bilmiyorsun çünkü. En enteresanı biz Bosna’ya gittik. Ticaretle alakalı. Orada bizim Kazım Efendi’nin hanımının et işletmesi var. Balkanların en büyük et işletmesi. Beyaz et üzerine en büyük et işletmesi. O beyaz etten o kadar çok ürün yapmışlar ki. Şimdi size bir tuhaf gelen bir bilgi vereceğim. Bu tavukların gagası, tüyü, ayakları, bunlar atılmıyor.

Bunları işlemden geçiriyorlar. Un, tavuk unu diyorlar ona. Un haline getiriyorlarmış. Bunu normalde nereye satıyorlar? Bundan yem yapıyorlar. Balık yemi, tavuk yemi, hayvan yem yapıyorlar. Bakın bundan yem yapıyorlar. Ve tavuğun kendi tüyünü, ayağını, gagasını tekrar tavuğa yediriyorlar. Tavuğun tüyünü, gagasını, ayağını balık yemi yapmışlar. O şimdi balık filoları kuruyorlar ya denizlere, onlara yem atıyorlar ya. O yemleri bundan alıyor hepsi de. Şimdi o denizde değil mi balık ya denizde ama o yemi yiyor şimdi. Temiz hükmünde mi? Değil. O tavuk tekrar kendi gagasını yiyor. Kendi ayağını yiyor. Temiz hükmünde mi? Değil. Bizim Seyyid Taş derdi Allâh rahmet eylesin. Bu millet tavuk yiye ya tavuk gibi olmuş diyordu.

Gerçekten öyle. Bir de en ucuz ya, ucuz. Kimse neden ucuz diye düşünmüyor. Kimse neden çabuk pişiyor diye düşünmüyor. Alıyorsun yarım saat sonra sofrada. Bir de reklamları var ya cazırtı cazırtı. Bir de reklamları var ya cazırtı cazırtı, çıtırtı patırtı kütürtü reklamlar. Alıyor. Herkes yiyor mu? Yiyor. 2002’de miydi son ömrü? 2002’deydi. 2002’den beri yemiyorum hiç. Ben 2002’den beri neonantibiyotik de kullanmıyordum. Geçen gün dişimden dolayı kullanmak zorunda kaldım. 20 yıl sonra. 20 yıl sonra ağrı kesici kullandım. Normalde 20 yıl olmuş ben hazır tavuk eti yemiyorum. O zaman için bu bilgiye sahip değildim. O zaman için yememem gerektiğini idrak ettim. Kestim. Kestim. Sonradan öğrendik. Bilgisi sonradan geldi.

Demek ki bir şeyin helal olması yetmiyor. Onun temiz olması gerekiyor. Temiz olacak ki o vücudunuzda nur olsun. Temiz değilse yiyecek olduğunuz şey o vücudunuzda nur olmuyor. Kemalatı arttırmıyor sizde. Duağınız kabul olmuyor. İbadetiniz kabul olmuyor.


Bakara 2/168 — Helâl ve Temiz Gıdâ: Katkı Maddeleri ve Modern Tüketim Fitnesi

Neden? Çünkü temiz yiyecek yok üzerinizde. Çocuklarınızı da bunlardan uzak tutabildiğiniz kadar uzak tutun. Çocuklar belli bir yaşa kadar dinlemiyorlar annelerini babalarını. Çocuklar da kral ve kraliçeleri ya şimdi bugünkü zamanın. Hadis-i şerifte öyle diyor. Ahir zamanda diyor. Anne ve babalar kral ve kraliçelerin doğurmadıkça kıyamet kopmaz diyor. Şimdi kral ve kraliçelerimizi doğurduk. Kral ve kraliçelerin emrindeyiz. Çocuklarımız neyi nasıl istiyorsa öyle yapıyoruz. Çocuklarımız tepiniyor. Bu ne istiyoruz diyor. Biz yapıyoruz. Çocuklar böyle olacak diyor. Öyle yapıyoruz. Sen nasıl istersen diyor. Çünkü biraz üzerine gidersek dinlemeyecek bizi hiç. O korkuyla yaşıyoruz. Allâh bizi affetsin.

Demek ki o helal kazanç ve helal ve temiz lokma lazım. Çırağımıza katılınca söndüren yağ, yağ deme. Çırağı söndüren yağ, su de. normalde önceden kandiller var ya çırağı deniyor ona. Onun altı içine yağ döküyorsunuz. Şimdi gençlerin büyük bir çoğunu onu görmemişti. Gaz lambaları vardı. Gaz yağ dökülüyordu altına. Adı gaz lambasıydı. Gaz yağ dökülüp öğleye yakılıyordu. Normalde gaz yağında ders çalışanınız var mı? Oyun var mı? Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz. Oyun baya var. Tamam. İnsanlar bilmez şimdi gaz lambasının ne ile çalıştığını. Benim büroda bir tane var numunelik bir hediye gelmişti. Ben böyle gaz lambası muhabbeti yapınca gazıyla beraber göndermiş. Normalde gaz lambası. Bazen öyle tıklar kesilince nostalji olsun.

Ben onu çalıştırıyorum. Baba dedemin evinde elektrik su yoktu. Ben orada yaşamaya başlayınca gaz lambasında duruyorduk. Gaz lambasında ders yapıyorduk biz. Bir de onun ayarını düzgün şey yapacaksınız. Ayarını düzgün yapmazsanız iş yapıyor. demek ki nasıl onun içerisine su dökersen, onun içine su döktün. Gaz lambası ışık verir mi? Vermez. Hazreti Pürr diyor ki senin de içine haram ve temiz olmayan yiyecekler girerse diyor, sen de diyor ışık vermezsin etrafa. O zaman ışık vermezsen etrafına bil ki sende haram dokunuş var. Buhari hadîs-i şerîf öyle bir zaman gelir ki kişi malını helalden mi, haramdan mı kazandığını hiç aldır hiç etmez. Demek ki öyle bir zaman ahir zaman geldi, onun kazancı helal mı, haram mı aldırış etmiyor.

Öyle olunca onun ışığı sönüyor. Onun söyledikleri tesirli olmuyor. Üzerinde haram var. Bir baba haram helal mı kazancı umrunda değil, çocukların da ne tarafa savrulduğu belli değil. Neden? O çocukta haram var çünkü. Bir anne haram mı helal mı yaşadığı belli değil. Bu sefer o çocukta da haram var. O çocuk da ne tarafa gideceği belli değil. Bazen böyle şikayet ederler bana çocuklarından ne bileyim oradan buradan. Ben kendi içimden derim ki, senin çocuğun sana isyan ediyorsa kendine bak. Nasıl? Basbayağı. Kazancın haram mıydı, helal mıydı? Çocuğuna ne yedirdin, ne içirdin? Ona bak. Nerede hata yaptın? Ona bak. Bunu hemen şeye bağlıyorlar. Lütf’ın oğlu da şey, özür dilerim, Nuh’un oğlu da babasına iman etmedi.

Ya sen Nuh musun? Nereden kıyas yaptın? Sen kendine bak. O zaman helal mı, haram mı kazancına dikkat et. Memurlar, işçiler. Mesai ne kadar? 8 saat, 7 saat çalıştınız. Kazancınız haram oldu. Nerede çalışıyor? Adam bürokrat. Mesaiye geç geliyor. Mesaiye geç geliyorsa kazancı haram. Geçen biz mahkemede bekle, Allâh bekle, bekle, Allâh bekle. 9’da mahkeme koymuşlar, 11’de savcı hakim geliyor. Mehmet Emine nerede dedim bunlar? Bunlar yeni geliyor, kimse bunlara hesap soramıyor dedi. bir bürokrat işinin başında değil, kazancı haram. Var ya şimdi belediyelerde de dolu. Adam mesai saatinde dolaşıyor başka yerde. Kardeş mesai saatinde sen neredesin? İş yerinde olman lazım. Yok değil. İşi yavaşlatıyorlar, iş yapmıyorlar.

Kazançları haram. Siyasetçiler, milletvekilleri, milletvekili neredesin kardeşim sen? Dolaşıyor. Mecliste olman lazım. Sen milletvekili seçilmişsin. Gidiyorsun özel işlerine, özel dosyalara dolaşıyorsun. Kazancın haram. Böyle ince düşünen var mı? Yok. Hangi bürokrat, hangi memur böyle ince düşünüyor? Düşünmüyor. Hangi işçi böyle ince düşünüyor? Düşünmüyor. Hangi çalışan böyle ince düşünüyor? Düşünmüyor. Adam işten kaytarmanın yoluna bakıyor. Yarım saat çalışmamanın yoluna bakıyor. Kazancı haram. Allâh muhâfaza eylesin. Ama normalde işe yaramaz. Ama normalde artık insanlar öyle bir hale geldi ki onu haram mı, helal mi olduğuna da bakmıyor zaten. Önemli olan onun zengin olması. Önemli olan onun gününü geçirmesi.

Kazancının nereden olduğuna bakmıyor. O hale geldik. Şu köşeye dönsün de, zengin olsun da herkesin yalısı var, villası var, atı var, arabası var.


Çırağ (Gaz Lambası) Metaforu — Haram Karışım ve Nurun Sönmesi

Onun da olması lazım. Nereden olursa olsun. Rüşvettenmiş, rüşvetten olsun. Önemli değil. Onu hak görüyor kendine. Rüşveti kendine hak görüyor. Belediyeler, bürokratlar, bakanlıklar, devlet daireleri. Bu normalde artık bunun saklanacak, gizlenecek bir yeri yok. Saklanacak, gizlenecek bir yeri yok. Öyle ki senin dibin kara, benimki seninkinden kara. Kimse kimseye de bir şey diyemiyor. Herkes birbirinin açığını biliyor çünkü. Herkes birbirini açığında tehdit ediyor. Ama kazançta bu noktada haramla helalık ayırt eden yok. Yine bu haride, haramla beslenen vücudun müstehak olduğu yer cehennemdir. o kimse haramla beslenmiş. Ondan nereden seyrüsülük bekleyeceksin? Haramla beslenmiş. Ondan nereden sufilik bekleyeceksin?

Haramla beslenmiş. Ondan nasıl salih bir müminlik bekleyeceksin? Mümkün değil. Çünkü haramla beslenmiş. Haramla beslenen bir kimsenin zikrullâh alakalı bir şey. Çünkü haramla beslenmiş. Haramla beslenen bir kimsenin zikrullâh alakasında olmasını beklemeyin. Ya haramı terk edecek, tövbe edecek ya da o zikrullâh alakasında duramaz. Zikir Allâh’a en büyük iş çünkü. Oturamaz oraya. Onun kazancı helal olması lazım. Kazancını helallaştırması lazım. Allâh bizi affetsin. İlim ve hikmet helal lokmadan doğar. Aşk ve rikkat helal lokmadan meydana gelir. o bir kimsede ilim ehli olması için o kimsenin helal lokması olması lazım. Hikmet ehli olacaksa o kimse helal lokmadan beslenmesi lazım. Helal olması lazım onun her şeyinin.

Eğer onun yediği, içtiği, kazandığı helal değil ise ondan ne ilim çıkar ne hikmet çıkar. Onun yediği, içtiği, kazancı helal olacak. Ancak helal lokma yiyip içenler ilim ehli olur. Ancak helal lokma yiyip içenler hikmet ehli olur. Ancak helal lokma yiyip içenler bir mürşid olur. Helal lokma yiyip içenler ancak insanların önünde önder olur. Diğerleri şeytaniyete önder olur. Diğerleri şeytanın velisi olur. Şeytanın evliyası olur. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden helal lokma. Önceki devirlerde sufiler devlet işlerine girmezlermiş. Sebebi helal lokma yememe korkusu olurmuş. Bakın enteresan bir şey. Sonradan bozuluyor sufilikte. Ne zaman tekkeler vakıflar tekkeler vakıflara bağlanıyor. Vakıflar oraya başlıyor memur atamaya.

Sonra vakıflar oraya şeyh atamaya başlıyor. Sonra tekkeler bozuluyor. Neden? Çünkü tekkenin başındaki şeyh atamaya başlıyor. Neden? Çünkü tekkenin başındaki şey vakıflarla geçiyor. Tekkenin başındaki dervişler vakıflarla geçiyor. Alınlarının terlerini yemiyorlar. Kazançlarını yemiyorlar. Şimdi de bakıyorsunuz öyle şeyhler var şan şöhret içerisinde. Şatafat içerisinde. Ne iş yaptı diyorsunuz bu? Emekli imam. Nerede? Bilmem nerede villası var. Ya emekli imamın bilmem nerede villası olur mu? Kim? Şeyhiniz filanca. Bir saltanat, bir saltanat. Ya bu adam ne iş yapıyor? İşi ne bunun? yani bir işi yok. Bunu şeyde soruyordum böyle bazen laf sırası gelince. 28 Şubat zamanında şeyhler toplantısı oluyor.

Halifeler bir yerde toplanılıyor. Yaklaşık 40-50 tane şeyh. 40-50 tane de halifesi var. Bir yerde toplanıldığında halifeler de sohbet ediyor. Yeni tanışıyoruz tabi o zamanlar. hepsini tek tek bir günde tanışmak mümkün olmuyor. filanca efendinin halifesi maşallah. subhanallah nasılsın iyi misin? İyi misin? Ne iş yapıyor şeyh efendi soruyorum şimdi inceden. Böyle bakıyor hiç öyle bir soruyla karşılaşmamışsa. Ya canım kardeşim şeyh efendi ne iş yapıyor öyle ya? İşi ne? İşi şehlik. Bir işi yok. Sonra ona misafir oluyoruz biz. böyle birisiyle denk geldik. Lan adam daha maşallah. İşi yok adamın malı çok ama. İşi yok malı çok. İşi yok ama. Allâh affetsin. soruyorlar bana da Abdullah efendi ne iş yapıyor?

Yıllardır diyorum ayakkabıcılık yapıyor. Şimdi o iki tane oğlan var onlar ayakkabıcı dükkanını çalıştırıyor. O da oraya ortak diyor. O da oraya ortak. neyi var? Şeyh efendinin bir tek evi vardı. Bir de eski evin olduğu yerli arsası vardı. Başka şeyh efendinin malı mülkü yoktu. Ondan sonra şeyh efendinin de sözü şuydu.


Mesai Hırsızlığı, Rüşvet ve Bürokrat Eleştirisi

Oğlum Cenâb-ı Hak bize nasip etmedi. Ama oğlanlar iyi çalışıyorlar. Oğlanlar inşallah onların olacak gibi. Oğlanlar sonra başladılar bir iki daire almaya filan işte. Öyle oğlanlar tabii ayakkabıda iyi çalışıyorlardı. Cenâb-ı Hak inşallah dünyan ve ahiretlerini âle eylesin. Ama soruyorsun ne iş yapıyor diye. Adamın işi yok. O zaman bu kazanç nereden? Soru işareti bu. Bu kazanç nereden? Hatta bir tane halefiyle tanış dedim. O böyle bir şalvar diktirmiş. Cebi dizinde. Cumalık şalvarmış o halife. Şeyh olacak. Şeyhi vefat edince bekliyor. Dedim bu neden böyle? Cuma mübareği için böyle dergaha şey efendisi dikiliyormuş. Her gelen cuma mübarek olsun deyip cebine arsik bırakıyormuş. Hiç bizde öyle bir şalvar olmadı bak.

Bizim zakirler filan böyle. Kardeşler hiç bu kadar sohbet ediyorum. Hayır hayır gel cuma günü sen de burada vakıfta cuma mübarek için herkes gelsin bir tane de kocaman cebli şalvar yapalım diyen yok. Kimse böyle bir şeyden üzerinde de alınmıyor. Cafer duymamansız diye geliyor. Atla kafasını eğiyor. Hiç seslenmiyor. Sanki ona gitmiyor laf. Hüseyin Ağa zaten hiç bakmıyor. Bana bile bakmıyor. O tarafa doğru bakıyor. Bu muhabbet bizi ilgilendirmiyor diyor. Böyle duydum dinledim şok oldum kendi kendime. dizine kadar cep var. Ne cuma şalvarlığı. Sonra o halifeye dedim sana gelmez mi o şeyhlik dedim. Nasıl dedi. Oğlu var mı dedim. Ben var dedi. Ama küs oğluyla dedi. Kanlı biçakla dedi. Yakında barışır sen merak etme dedim.

Nasıl dedi. Hem barışır dedim. Bir de onun şeyhliğini ilan eder. Hatta onun da oğlu var mı dedim. Ben var dedi. Hatta onun oğlunu da ilan eder dedim. Allâh söyletecek ya bize de işte. Dangada böyle konuşuyoruz biz. Senle iki ay sonra toplandık. Müstahak efendinin bir şey konuşmamız lazım seninle. Buyur dedim ben. Sen bana bu söylediğin şeyi dedi. Rüyanda mı gördün dedi. Ne oldu dedim ben. E dedi bizim şeyh efendi oğlunla barıştı dedi. Senin dediğin gibi onun şeyhliğini ilan etti dedi. Benden sonra o şey olacak dedi. Ondan sonra da onun oğlu şey olacak dedi dedi. Allâh rızası için bunu nereden bildin dedi bana. Ya dedim bunda bir şey bilmene gerek yok. Görünen köy dedim. Kılavuz istemiyor. Meydanda ona da babasından kalmadım.

Evet tamam dedim. Dedim sen o şalvarı unut dedim. Kılavuz istemiyor. Kılavuz istemiyor. Tamam dedim. Dedim sen o şalvarı unut dedim. Ben dergahtan ayrılacağım. Ayrılma dedim halifeliğinden de olma. Şimdi o şeyhim babası zamanında da halifeymiş. Oğlan şeyh olmuş. O yine halife. Sen dedim halifeliğinden olma. Çünkü sen bu dedim bu düzene bu sisteme karışmıyorsun. Susuyorsun seslenmiyorsun. Düzen devam ediyor. Cumalık muhabbeti herkes cumayet cebine koyuyor. Hüseyin Akar sakın benden sonra böyle bir şey yapayım deme. Böyle bir şeye müsaade etmeyin. Ona göre birisi gelip bir cumalık yapıp da böyle dizine kadar bir şey yapmasın. Hikmet var deyip de var. Hikmet var şeyhin yaptığında deyip. Adamın cebini doldurmayın.

Vallahi ahım tutar sizi. Sizi ahım tutar ona göre bak. Ben oradan sizi perişan ederim. Allâh’ın isminle. Siz nasıl böyle bir şeye müsaade edersiniz diye. Millet ölelim de şeyhliğimizi ilan edelim diye bakanlar vardı. Şimdi yok. Neyse. Şimdi kazanç helal mi haram mı ona dikkat etmezsen o zaman ne oluyor? O zaman aşk ve rikkat doğmuyor onda. Allâh muhâfaza eylesin. Bunu sadece kazancı bağlamayın. Bugün ehli tasavvuf gibi, ehli tarikat gibi görünen topluluklarda da kazanç haram mı helal mı bakmıyorlar. Bugün bir dernek bir şey yazmış. kurban istiyor. Dernek ismi vermeyelim şimdi. Ne yapacaksın kardeşim sen bu kurbanatını? Ne yapacaksın? Fakirlere mi dağıtacaksın? Adını da söyleyeyim. L’Osémi Derneği.

Kurbanınıza talip sizin. Kendi içimden dedim ki böyle düşündüm. Allâh Allâh dedim. L’Osémi Derneği. Kurbanı ona verdin. Kestin verdin. Buzhanesi mi var? Yok ne yapacak o? Parasını istiyor senden. Değil mi? Kesip nereye gönderecek o kurbanı? Türkiye burası. Şimdi kurbanın eti, derisi, kılı, yünü, tüyü, boynuzu, kafası, kellesi, ayağı hiçbir şey satılmaz.


Tekkenin Bozulması, Vakıflar ve Sahte Şeyhlik Tenkîdi

Haram. Tasadduk edilir. Kurban geliyor ya. Birisi şimdi benim kurbanımın kesiver, al deriyi dese kesim ücreti karşılığında deriyi verse adam caiz değil, haram işleri. O kadar parayı tasadduk etmesi lazım. Ne kadar deri? Diyelim ki 100 lira. 100 lirayı tasadduk etmesi lazım o kimseyi. Veya bir kimse kurban kesim parası olarak budun bir tanesini aldı değil mi? Kurban kesim ücreti olarak. O kimse bir bud parası tasadduk etmesi lazım. Kimse dikkat etmiyor. Dese ki büyük baş ben kesim parası şu kadar alırım eyvallâh. Eyvallâh. Sen deriyi gideceksin tasadduk etsen kesim parası yerine veremezsin. Sayın dana derisi ne kadar? 700-800. Bir danayı kaça kesiyorlar? 2000 lira. Yetmiyor o dana derisi desene. 2000 liraya mı kesiyorlar ya?

Ay iyi ki kendim kesiyorum. Elhamdülillah. Sor. Fakirler. O kimsenin o normalde kurban etinin böyle bir satışı caiz değil. Bir kimse fakire verdiği yesin içsin. Tasadduk yesin yesin içsin diye verdi. Satsın diye değil. Satarsa caiz değil haram oluyor. dışarıda kesilen çoğu kurbanların su o şekilde oluyor. Haram oluyor. O kimse haram işliyor. Veren değil. Mesela geçenlerde geçen senedir değil mi 300 ton et yakalandığı bir vakfın eti yakalandığı satmışlar Kayseri’de bir sucuk işletmesine mesela örnek onu satamazlar. Bu Türkiye’de de oluyor baba ben yılanla bir sürü kıyafet alıyorum. Bu Türkiye’de de oluyor baba ben yıllarca bir vakıfın malını aldım mesela. caiz olmuyor o. o vakıf haram işliyor. kaç tane şeyi varsa buzhanede 50 ton 100 ton.

Haram oluyor o. insanlar gidiyor danayı bırakıyor komple. Kuzuyu bırakıyor. Onlarda satıyorlar onu. Haram oluyor o. Ben o yüzden diyorum vekaletle bu sıkıntı var diye. Âmîn inşallah. Allâh muhâfaza eylesin. Bir lokmadan hasede uğrar tuzağa düşersen. Bir lokmadan bilgisizlik ve gaflet meydana gelirse sen o lokmaya haram bil. bir lokmadan dolayı sen hasede uğrarsan bir sıkıntıya uğrarsan tuzağa düşersen o lokmadan bilgisizlik ve gaflet meydana gelirse o lokmayı haram bil. sen mesela bazen zaman zaman ibadetlerden soğukluk, zikrullahdan soğukluk yaşanır ya. Veya o da kimisi der ben eskisi gibi rüya göremiyorum. eskisi gibi şey efendiyi göremiyorum. Yediğini içtiğine dikkat et. Haramlara dikkat et.

Tevbe et. Sıkıntı var. Hz. Pir başka bir mesnevinin beytinde diyor ki bu seher benden ilham kesildi. Anladım ki vücudumda şüpheli birkaç lokma girdi. Bilgi de hikmet de helal lokmadan doğar. Aşk da merhamet de helal lokmanın mahsulüdür. Nur ve kemalle arttıran lokma helal kazançtan elde edilen lokmadır. Eğer bir lokmadan gaflet meydana gelirse bil ki o lokma şüpheli veya harandır. Demek ki sende bir gaflet oluşuyorsa zikrullâh’a karşı bir soğukluk, ibadetlere karşı bir soğukluk oluşuyorsa sen eskisi gibi zikrullâh’a koşmuyorsan, Allâh yolunda koşmuyorsan bir gaflete uğradıysan ya ders ver ben uyumuş kalmışım. Sabah namazı uyumuş kalmışım. Lokmaya dikkat et. Lokmaya dikkat et. Ve gaflet oluşturmuş sende.

Allâh muhâfaza eylesin. Hazreti Piri devam ediyor. Hiç buğday ektiğinde arpa verdiğini gördün mü? Hiç attan eşek sıpası olduğunu gördün mü? Demek ki ne ekersen onu bişeceksin. Hiç sen arpa ekipte buğday biçilir mi? Mümkün değil. Hadis-i şerif, dünya tatlı bir yeşilliktir. Burada helalinden mal kazanıp meşru yerlerde harcanı Allâh mükafatlandırır ve onu cennetine koyar. Gayrimeşru kazanç edinip gayrimeşru yerlerde harcanı da Allâh cehenneme gönderir. Allâh-u Teala’nın servetlere boğulmuş nice insanlar vardır ki kıyamet günü cehennemi boylayacaklardır. Demek ki sen helal kazanır, helala harcarsan yerin cennet. Sen çünkü helal ektin. Ne yapacaksın? Cennet bişeceksin. Sen haram ektin, cehennem bişeceksin.

İsa aleyhisselamın sözüdür ya, ateş eken kor bişecek. Sen ateş ektin, kor bişeceksin. Sen haram ektin, o zaman haram bişeceksin. Sen nefret ektin, sen sevgi biçemezsin. Gene nefret biçersin sen. Hatta düşmanlık biçersin. O zaman ektiğine bak. Ne ektin? Çocuğuna ne ektin? Çocuğun senin bir fidan, sen onun üzerine ne ektin? Eğer çocuğuna sen Kur’ân Sünnet öğrettin, Kur’ân Sünnet ektiysen, ondan Kur’ân Sünnet bişeceksin. Yok sen ona Kur’ân Sünnet ekmediysen, ondan Kur’ân Sünnet bekleme. Sen çocuğunu helal lokmayla rızıklandırdıysan, çocuğundan helal işler bekle. Ama sen çocuğuna haram lokmayla çocuğunu beslediysen, ondan helal bişe bekleme. O zaman cehennemlik amel işleyenler bu dünyada sonuç olarak cehennem bişecekler, cehenneme gidecekler.

Cennetlik amel işleyenler de cennet bişecekler.


Kurban Etinin Satışı ve Vekâlet İhtiyatı

Hani aklıma geldiği gibi söyleyivereyim şimdi. Kim Subhanallah ve bihamdihi derse, onun adına cennette bir hurma ağacı dikilir. Bak sen burada zikrullâh yaptın, Subhanallah ve bihamdihi dedin, tohum cennete dikildi. Cennette hurma ağacın. Ben bunun sohbete istasında böyle söylerken dahi bir tane hurma ağacı cennette benim dikildi. Kim Subhanallah ve bihamdihi dedi, cennette hurma ağacı dikildi. Kim Subhanallah ve bihamdihi, estağfurullah, lazim dedi, o günahlara afolundu. Subhanallah ve bihamdihi, Subhanallah ve lazim, estağfurullah ve lazim. Bu uzun olanı. Kim bunu söyledi? Sabah akşam yüzer tane, onun deniz köpükleri kadar günahı olsa Allâh onu affetti. Ne yaptın? Sen Subhanallah ve bihamdihi diyerekten tövbe ettin, afbiştin.

Tevbe ettin, afbiştin. Tevbe etmezsen afbişmeyeceksin, ateş ettin, korbişceksin. Cehennemlik amel koydun çünkü oraya. Sen cehennemlik amel koyunca, sen cehennem bişceksin. Başka bir şey bekleme. O zaman kim ne yapıyorsa yapsın, önünde o çıkacak şu raayet 20. Kim ahiret ekinini isterse, onun ekinini artırırız. Kim de dünya ekinini isterse, ona da bundan veririz. Ancak onun ahirette bir nasibi yoktur. Sen ahiret ekinini istersen, ahiretlik ameller işler, ahiretlik amellerle haşır neşir olursan, Allâh diyor ki ben onu arttırırım. Allâh en az bire 1 vermez, bire 10 verir. En az vermesi. Allâh bire 10 verir, bire 100 verir, bire 700 verir, bire sayısız verir. O verirken kimse onu hesaba kitaba tutamaz.

O verdiklerinden sorumlu da değil. Bir kul şunu da diyemez. Sen ona 5 verdin, bana 15 verdin, ona 25 verdin. Bunu da sorgulayamaz. Allâh yaptıklarından sorumlu değildir. O zaman kim iyilik yapmaya çalışırsa, Allâh onu arttırır. Onun karşılığını da arttırır. Sen 1 lokma yedirirsin, sana 10 lokma verir. Sen 10 lokma yedirirsin, sana 100 lokma verir. Sen 100 lokma yedirirsin, sana 1000 lokma verir. Onun hesabı kitabı yok. Bu manada. Hesapsız verir. Kime soracak ki? Sen yeter ki ahiret yolunda meyve dikmeye çalış. Ahiretlik çalış. Ahiretlik çalışırsan Allâh seni mükafatlandırır. Ama sen dünyalık çalışırsan o zaman diyor ki ona dünyadan da veririz biz. Burada artırırız demiyor. Ahirette arttırıyor.

Ahiret işini arttırdı. Onun keyfiyetiyle alakalı. Kemmiyeti yok, sayısallık yok orada. Dünya işinde keyfiyet yok, kemiyet var. Dünya işinde ne kadar çalıştın, çalıştığının karşılığını alırsın. Ha sen dünyanı ahirette yöneltirsen, dünyalık kazancınla ahirette tohum ekersen senin dünyanı da arttırır. Senin dünyanı da kolaylaştırır. Rabbim cümle derviş kardeşlerin dünyalığını kolaylaştırsın. Âmîn. Dünyalık da ahiretlik de afiyet nasip eylesin. Âmîn. Dünyalıklarını kolaylaştırsın ki ahiretlerine faydalı olsun. Âmîn. Çünkü dünyanın asıl önemli olan maksadı ahiretini kazanmaktır. Çoluğuna çocuğuna rahat bir hayat yaşatmak, Kur’ân Sünnet tarihini bir hayat yaşatmaktır. Rahat hayat yaşatmaktan sakın aklınıza şu gelmesin.

Adalara git, modalara git, villalara git, son lüks arabalara git. Bu değil dünyalık rahatlık. Şimdi insanlar gözlerini buna dekiyor. Kadınlar bu konuda erkeklerinizi zorlamayın. Erkeklerden lüks hayat istemeyin. Kocalarınızdan, eşlerinizden lüks bir hayat istemeyin. Makulu isteyin. Bizim neden yeni bir evimiz yok? Sen bir işe yaramaz adamsın. Bir evimizi değiştiremedin daha. Ben hala da 20 yıllık dolabımı kullanıyorum. Ben hala da çeyizli koltuğumu kullanıyorum. Bir bunları değiştirmedin daha. Adamları zorlamayın. Adamların ahlakını bozmayın. Hatta dua edin evlerinizde. Ya Rabbi eşim sabahleyin işine gitti. Hayırlı, temiz, kazanç evine dönmeyi nasip eyle deyin.


«Ne Ekersen Onu Biçersin» — Şûrâ 42/20 ve Hz. Pîr’in Mesnevî Beyitleri

Dua edin eşlerinize. Bu zamanda harama bulaşmadan evine ekmek getirmek çok zor. Ahir zaman bir kimse, bir erkek helalinden kazanıp eşine, çoluğuna, çocuğuna geçindirmeye çalışıyorsa vallahi mücâhid bugün o. Mücahit mücâhid. Ne yazık ki bugünün kadınları bu tip erkeklerin kıymetini bilmiyor. Adam helal lokma yedireceğim diye uğraşıyor. Az çok. Sen evinde dua et. Israf etme, atma, savurma, çürütme, kokutma. Bu kullanılmaz deyip de çöpte soluklanmasın bir şey. Bunun bir de ahireti var. Israf ettin çünkü. Allâh israf edenleri sevmez. Kadın, erkek, çocuk hiç önemli değil. Allâh gösteriş yapanları sevmez. Kadın, erkek, çocuk hiç önemli değil. Gosteriş için kıyafet almayın. Gosteriş için ev eşyası almayın.

Gosteriş için evinizi değiştirmeyin. Gosteriş için lüks hayata dalmayın. Gosteriş için marka budalası olmayın. Gosteriş için marka aptalığı olmayın. Evet, biz sufiz. Biz gösterişten uzak duracağız. Biz sufiz. Biz israftan uzak duracağız. Biz sufiz. Biz orta halliden yukarıda bir hayat yaşamayacağız. Biz bu dünyalık değiliz. Biz bu dünyalık değiliz. Biz ahiretlikiz. Dünyayı terk mi edeceğiz? Hayır. Bizim dünyamız, çoluğumuz, çocuğumuz ve ahiretimiz için. Bizim dünyamız, nefsimiz için değil. Bu sufi şiarıdır. Bir de küçültürler ya bizi. Siz bir lokma bir hırkacısınız. Evet, biz bir lokma bir hırkacıyız. Sen olma. Sen git villalarda yaşa. Kazancın haram mı, helal mı belli değil. Nereden rüşvet aldın belli değil.

Rüşvetçi pislikler sizi. Haramzadeler. Sonra kiminin oğlu uyuşturucu bağımlısı, kokainci, kiminin oğlu maddeci, kiminin oğlu fuğuşçu, kiminin kızı faişe. Ne? Ne? E bilmem nerede milletvekili, bilmem nerede siyasetçi, bilmem nerede bürokrat, bilmem nerede belediyede, bilmem ne. Haramzade hepsi de. Haramzade. Rüşvetçi pislik. Neden sufi olmuyorlar? Olamazlar. O haramla sufi olunmaz zaten. Gidiyorlar kendileri gibi haramzade bir dergah, haramzade bir tekki buluyorlar. Haramzade bir şeyh buluyorlar. Şeyhin arka tarafta viskisi duruyor. Belli bir miktar değişmesi caizmiş onun. Haramzade dervişlerden para topluyorlar. Haramzade dervişleri ütüyorlar. Haramzade. Ondan sonra haramzadeler toplanıyorlar bir yere.

Haramla helal yan yana yürümez. Bir kimsenin vücudunda haram varsa o helal dairede yaşayamaz. Ya o haramı terk edecek ya da o helal daireyi terk edecek. İkisinden biri. İkisinden biri. O çünkü oturduğu zaman zikrullâh lakasına kerih gelir. ben burada mı zikrullâh yapacağım ya? Her yer terk okuyor. Her yer terk okuyor. bu insanlarla mı zikrullâh yapacağım? Baksana hepsi de garip kuraba. Entel dantel o. O entel dantel bir yer lazım. haramzade bir yer lazım ona. Ne dedi müşrikler? Geldiler Mekkeli müşrikler. Allâh Resulüne dediler ki biz bu fukaralarla mı beraber olacağız? Bunlarla eşderdi mi tutacaksın bizi? Biz ayrı sohbet et. Bizi bunlarla beraber tutma. Evet. Mekkeli müşrik kafası bu. Bu Mekkeli müşrik kafası.

Şimdi de siz insanların ben Müslümanım dediklerine bakmayın. İçleri müşrik. İçleri müşrik. Haramı helallaştırdığı için müşrik. Haramı helal dediği için müşrik. Bugün gündüzki sohbet vardı. Kur’ân, Sunnet. Allâh’a itaat edin. Resulüne itaat edin. Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Allâh’a itaat et kardeşim. Haramı bir şey haram. Terk et hadi. Müslüman mısın? Müslümansın. Haramı terk et. Alman rüşvet. Terk et haramı. Müslüman mısın? Müslümansın. İçkiyi terk et. Müslüman mısın? Müslümansın. Kumarı terk et. Müslüman mısın? Müslümansın. Uyuşturucuyu terk et. Terk et. Ama yok. Biz Müslüman görünümündeyiz. Doğan görünümünde Şahin gibi. Görüntü ayrı içi ayrı. Allâh bizi affetsin. O yüzden kim ahireti isterse Allâh onu ne yapar artırır.

O zaman sen ahiretlik ekersen cennet biçersin. Helal ekersen cennet biçersin. Allâh bizi affetsin. Ama sen ahiretlik ekmezsen sen cennet biçemezsin. Sen hem haramların içerisinde yüzeceksin hem de diyeceksin ki ben cennetlik olacağım. Böyle bir şey yok. Böyle bir şey yok. Göz göre göre haram işleyip tövbe etmeden cennete gitmek yok. Ektiğini biçcen.


Subhânallâh ve Bi-hamdihî: Cennet Hurma Ağacı ve Günah Denizi

Ektiğini biçcen. Tevbe nasip olur olmaz bilemem. Ama sen son nefese bırakma tövbeyi. Şimdiden tövbe et. Sufilerin ahlakıyla ahlaklan. Hazreti Muhammed Mustafa’nın sünnet senesine ve hadîs-i şerifine tabi ol. Her gün otur yüz sefer Subhanallah ve bi hamdihi Subhanallahil azim ve bi hamdihi estağfurullahil azim de. Her gün bunu söyle. Ben günahsızım diye de bakma. Herkesin bir günah perçeminden tutar hadîs-i şerîf. Sen günlük girdiğini bırakma. Sonra gece rüyamızda senin arkandan koşma oğlum sana tespih vereceğiz diye. Aman dersini çek diye. Evet dersini çek. Dervişliğine güvenme. Öyle ben dervişim deyip de dersi kenara atma. Yapma. Bir gün gelir arkandan koşan olmaz tespih vermek için. Bu bir koştuk iki koştuk.

Aa bu dersini çekmiyor. E derlerse ki al bunun dersini o zaman da üzülüp kırılma. Dersini çek. Günlük girdiğini yap. Görmezler diye düşünme. Bu daha büyük küstahlık. Bu daha büyük ahmaklık. Bu daha büyük bir günah. Yapma. Görürler. Hele bilmem kaç bin kişinin içerisinde benim göreceklerdi diye düşünme. Sıralarlar böyle dersini çekmeyenlere. Hadi Mustafa Efendi hepsine tespih ver de birer tane derslerini çeksin. İyi hepsine birer tane tespih ver derslerini çeksin. Hepsinin de boynunu bükük. Eee sonra? Susacağız mı? Çek dersini. Dersini çek. Ahiretlik tohumunu ek. Ders çekmeden dervişlik olmaz öyle. Dersini çek. Günlük girdiğini yap. İki elin kanda da olsa yap. Yok bugün işim çoktu. Yok bugün başım ağrıdı.

Yok bugün belim ağrıdı. Yaparız ya. Ya ben bilmem kaç yıllık dervişim ya. Yok öyle bir dervişlik. Bu dergahta yok. Başka yerlerde var görüyorum ben böyle elinin çektiği yere kadar. La ilâhe illallah diyormuş. Bir tespih bir daha la ilâhe illallah dedi. Yüz oldu. Ne biçim yüz oluyor dedim böyle. Bizde böyle dedi. Bir tane tevhid ders vermiş şeyh ona. Alıyor tespih. La ilâhe illallah. La ilâhe illallah. Yüz gitti. İki sefer de yaptın dedim. Dedim o zaman elini biraz daha çevir. La ilâhe illallah. Bir sefer çevir. Yüz mü olacak dedim. Böyle saçma sapan şey yok. Bizde yok. Herkes oturacak bir tamam dersini çekecek. Derviş misin? Evet. Oturacaksın bir tamam dersini çekeceksin. Derviş misin? Evet.

Beş vakit farz namazını kılacaksın kardeşim. Beş vakit farz namazını kılacaksın. Dervişlik cakası atmayacaksın bana. Oturacaksın günlük birini yapacaksın. Dervişlik satma bana. Dervişlik satma. Gece boyunca uğraştırma bizi de. Bizi de utandırma. Ben utanıyorum. Rüyamda bile utanıyorum ben. Üzülüyorum. Bir insan kendi rüyasında görmek istemez mi bunları? Kendi rüyamda kendim görmek istemiyorum. Diyorum ki yarabbi bana yüzlerini gösterme tanımayayım. İçim soğumasın onlardan diye rüyamda dua ediyorum. Koşturuyoruz tesbih vermek için millete. Kimisi de tesbih beğenmiyor. Nazlı. Ahirettik ekin. Sizden parayı isteyen yok, pul isteyen yok, makam isteyen yok, mevki isteyen yok. Kendi nefsime bir şey istemiyorum.

İstersem dilim kopsun. Âmîn. Kendi nefsime bir şey istemiyorum. Ben bitirmişim dünyayı da ahireti de. Yıllar olmuş. Yapmayın canım kardeşlerim benim. Gelip geçiyor ömür dediğiniz şey. Dert geçiyor, sıkıntı geçiyor, problem geçiyor, hicran geçiyor, hüzün geçiyor, geçiyor. Geçiyor. Ahiretlik ekin. Ahiretlik. Şöyle yüzünüz gözünüz manada pırıl pırıl olsun. Duam bu. Her üstad sufileriyle üvünmek ister. Sufileriyle üvünmek ister. Boynunun bükülmesini istemez. İnşallah ahiretlik ekelim inşallah. Söz mü herkesten? Söz. İnşallah. Bütün kardeşler adına sizin verdiğiniz sözü öyle kabul ediyorum. Allâh bizi affeylesin inşallah. Ahiretlik ekersek ahiretlik biçeriz.


Dervişin Günlük Virdi, Tespih Nezd-i Rüyâ ve Dersin Kıymeti

Dünyalık ekersek dünyalık biçeriz. Birbirlerinize de ahiretlik bakın inşallah. Lokma tohumdur, mahsullü fikirlerdir. Lokma denizdir, incileri fikirlerdir. Hizmete meyletmek ve o cihana gitmek azmi ağız alınan lokmanın helal olmasından doğar. Lokma tohum. Dikkat et. Yediğine, içtiğine dikkat et. Yedirdiğine, içirdiğine de dikkat et. Mübarek insan senin kazancın haram. Haramı bir başkasına yedirme bari hiç olmazsa. Onun ihlasını ve samimiyetini bozma. Sen bozma. Olmaz. O zaman lokma eğer helal olursa fikrin de helal. Zikrin de güzel. Düşüncen de güzel. Helal lokma. Helal lokma. Helal lokma. Senin vücudunu da güzelleştirir. Vücudunu da böyle tatlılaştırır. Helal lokma. Pırıl pırıl parlarsın. Helal lokma.

Zikredersen nurun artar. Farzları yerine getirirsen nurun artar. Nereye gitsen herkes döner sana bakar. Sen bakma ama bakanlara. Nefsine uyma. Onu kendinden görme. O Allâh’ın sana bahşettiği bir nur. Zikrullâh nuru, helal lokma nuru, vakarını bozma. Kendini bozarsan Cenâb-ı Hak o hali senin üzerinden alır. Allâh sana bir vakar verir. Helal lokma yiyenler, Allâh’ı zikredenler. Onlarda bir vakar vardır. Onlar yürürler arkalarından alem yürür sanki. Ama helal lokma yoksa onda böyle bir etkisi olmaz. Onlar sünepe olur. Ne sözleri geçer ne yürekleri geçer. Hiçbir şeyleri geçmez. Onlar yürürken de sünepe bir şekilde yürür. Arz titrer. Toprak der ki bu benim başımda ne arıyor. Evet. Helal lokma yer Allâh’ı zikrederse yürüdüğü yerdeki dağlar, taşlar, duvarlar, ağaçlar, böcekler hepsi de Allâh’ı zikreder.

Sevinirler, dua ederler sana. Sen zannetmedik ki taşın duası yok. Sen zannetmedik ki toprağın duası yok. Sen zannetmedik ki ağacın duası yok. Sen zannetmedik ki dışarıdaki kuşun, kurtun, köpeğin, kedinin duası yok. Sen zannetmedik ki uçan kuşun duası yok. Sen zannetmedik ki solucanın duası yok. Sen zannetmedik ki herhangi bir su damlasının duası yok. Allâh’ı zikreden helal lokma yiyen her nereye elini atarsa oradaki zikrullâh coşar. Neye elini atarsa kendinden geçer o. Hayretten hayrete geçer. Sen zannetme ki etrafındaki madde, etrafındaki varlıkların, yaratılmışların ruhları yok, dilleri yok. Öyle zannetme. Hepsi de dile gelir. Desen ki taşa benden önce burada kim geçti diye taş sana cevap verir.

Evet. Oradaki kediye sorsan benden önce kim geçti diye kedi sana cevap verir. Oradaki yatan köpeğe desen ki burada ne oldu sana cevap verir. Sen Allâh’ı zikret kardeş. Sen dersini çek. Helal lokmayı. Sen zannetme ki etrafındaki eşyanın dili yok. Neden dedi. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem. Ya Rabbi bana eşyanın hakikatini göster dedi. Rabbim cümlenize eşyanın hakikatini göstersin. Öyle bazen derim ya duvarların dili var diye. Duvarların dili vardır söyler. Duvarların fotoğrafı vardır resmini çeker. Şu direklerin fotoğrafı vardır resmini çeker senin. Yıllar sonra gelir burada bir kimse bakar o direkten buradan kimler gelmiş geçmiş onun resimlerini seyreder. Hangi semazenler bu direklerin ortasında sema etmiş direklerden seyredersin.


Hz. Ali Rivayeti — «En Kolay ve En Zor Şey»: Şehâdet ve Emânet

Kubbeden seyredersin. Evet. Seyredersin. Her şeyin dili vardır. Her şeyin fotoğrafı vardır. Sen zannetme haram işlerken gören yok. Var. Tevbe et. Allâh’ı zikret. Tağ ödünü yerine getir. Tağ ödünü yerine getir. Ve lokma tohumdur bilmiş ol. Senden hikmet doğar. Helal lokmaysa. Lokma denizdir. Derya gibi olursun. Senden hikmet fışkırır. Senden ilahi ilim fışkırır. Senden ilmi ledün fışkırır. Sen halife olarak yaratıldın. Sen ekmek düşkün olarak yaratılmadın. Bu dünyada yisin içsin cinsel ilişkiye girsin hayvanlar gibi yaşasın. Bunun için yaratılmadın sen. Sen halifesin. Allâh’ı tanımak, Allâh’ı bilmek, Allâh’ı zikretmek için yaratıldın. Bu dünyaya geliş sebebin bu. Sebebine uygun yaşa. Sebebine uygun davran.

Allâh cümlemizi onlardan eylesin. Hadis-i şerif haram yemek. Kalbi karartır, hasta eder. Kalbin kararmasının dört alameti vardır. İbadetin tadını duymaz. Allâh korkusu hatırına gelmez. Gördüklerinden ibret almaz. Okuduklarını, öğrendiklerini anlamaz, kavrayamaz. Haramın insanın üzerindeki dört tecelliyatı neymiş? Kalbi kararırmış. Ve o kalbi hasta edermiş. Sonra ibadetin tadını duymaz. Allâh korkusu hatırına gelmez. Gördüğünden ibret almazmış. Tirmizi de kim helal ve temiz dokma yer, sünnet üzere amel eder ve insanlar kötülüğünden emin olursa cennete girer buyruldu. Dikkat edin. Yine, İbn-i Hanbel’den dört vasıf sende bulunursa dünyalıktan kaybettiğin diğer şeylere aldırış etme. Bunlar emaneti korumak, doğru konuşmak, güzel huy ve helal lokma yemektir.

Yine Taberani’den bir hadîs-i şerîf. Ey saat! Yemeğini helal ve temiz yap ki duan kabul olsun. Nefsimi kudret elinde bulunduran Allâh’a yemin ederim ki kişinin midesine indirdiği haram lokma sebebiyle kırk günlük ameli kabul edilmez. Haramla beslenen her kula cehennem daha yakındır. Dikkat edin. Yine tergipte geçer bu hadîs. Uzundur ama ben onu alayım burada da inşallah burada onu da okuyalım. Yine Hazret-i Ali’r radıyallâhu anh hazretleri naklediyor. Biz Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellemle beraber oturuyorduk. Birisi çıkageldi ve ”Ya Resulallah! Bu dinde en zor ve en kolay şeyi bana haber ver.” dedi. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki ”Bu dinde en kolay olan şey Allâh’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in de onun kulu ve resulü olduğuna şehadet etmektir.” buyurun.

Eşhedü enne ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu. En kolay olanı buymuş. Evet. Rabbim dilimizden eksik eylemesin. Rabbim gönlümüzden eksik eylemesin. Her daim bu imanını muhafaza eden kullarından eylesin. En zor şey de emanettir. Size emaneti olmayanın dini de, namazı da, zekatı da yoktur. Her kime haramdan mal isabet eder de ondan bir gömlek giyerse, o gömlek üzerinden çıkarılıncaya kadar onunla kıldığı namazı kabul olmaz. Sırtında haram elbiseyle kişinin yaptığı ibadeti kabul etmekten Allâh-u Teala’a münezzehtir. Tergip ve terhibdeki bir hadîs. Demek ki haramla ilişkimizi keseceğiz. Kazancımız yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz helal olacak.


Kaynakça ve Referanslar

  • Mesnevî 1642. Beyit — Helâl Lokma: Mevlânâ, Mesnevî-i Ma’nevî 1. Defter 1640-1650 beyitler (Helâl lokma-marîfet bağlantısı); Abdulbâkî Gölpınarlı, Mesnevî ve Şerhi 1/320-325; Tâhirü’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevî; Ahmed Avni Konuk, Mesnevî-i Şerif Şerhi 1/450-460; helâl lokma-ilim-hikmet üçlemesi — Semâ’î, Hadîkatu’l-Hakîka; «Am-barında delik var» sözü — Fîhi mâ fîh bölüm 28.
  • Bakara 2/168 ve Temiz Gıdâ Âyeti: «Yâ eyyuhe’n-nâs kulû mimmâ fi’l-ardı halâlen tayyibân velâ tettebi’û hutuvâti’ş-şeytân— Bakara 2/168; «Fe kulû mimmâ rezakakumullâhu halâlen tayyibâ» — Nahl 16/114; Mâide 5/87-88; Tayyibât terimi — Taberî, Câmiu’l-Beyân 2/10; Kurtubî, el-Câmi’; İbn Kesîr, Tefsîr; İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ 17/178 (temiz-pis gıdâ ayırımı); modern tüketim kültürü eleştirisi — Jean Baudrillard, La Société de Consommation; Wendell Berry, The Unsettling of America.
  • «Ahir Zamanda Kazancını Kontrol Etmeyen» Hadîsi: «Le-ye’tî ’alâ’n-nâsi zemânun lâ yubâlî’l-mer’u mâ ehaze minhu emine’l-halâli em mine’l-harâm» — Buhârî, Bey’u 7; «Haramla beslenen vüudun müstehak olduğu yer cehennemdir» — Tirmizî, Sıfatu’l-Cânne 1; Ahmed, Müsned 3/321; Beyhakî, Şu’abu’l-Îmân; fesadın sebebi — Rûm 30/41; Mâide 5/3.
  • Mücâhid Babanın Fazileti ve Helâl Rızık: «Ahir zamanda helâl kazancı için çalışan mücâhittir» — Tirmizî, Bey’u 4 (varyant); Ebû Hureyre rivayeti; dört fıtratı koruyan: «Emâneti korumak, doğru konuşmak, güzel huy, helâl lokma» — Ahmed, Müsned 2/177; İbn Hanbel’den; İsrâf yasağı — A’râf 7/31; En’âm 6/141; gösteriş yasağı — Nisâ 4/38; Nahl 16/23.
  • «Kırk Günlük Amel Kabul Olmaz»: «Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki kişinin midesine indirdiği haram lokma sebebiyle kırk günlük ameli kabul edilmez» — Taberanî, el-Mu’cemu’l-Evsat 6/310; Beyhakî, Şu’abu’l-Îmân 5/52; Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid 10/292; Ibn Hacâr el-Heytemî, ez-Zevâcir, kebire no 41 (haram lokma); haramla kaldırılan nur — İmâm Şâfiî, Menâkıb.
  • Ne Ekersen Onu Biçersin — Şûrâ 42/20: «Men kâne yürîdu harse’l-âhireti nezid lehu fî harsihi ve men kâne yürîdu harse’d-dünyâ nu’tihi minhâ ve mâ lehu fi’l-âhireti min nasîb» — Şûrâ 42/20; «Dünya tatlı bir yeşilliktir» — Müslim, Rikâk 100; Tirmizî, Fiten 26; cennetlik-cehennemlik amel — Tirmizî, Zühd 58; hadîs-i «âteşi eken kor biçer» — İsâ aleyhisselam rivayeti; Ahmed, Müsned 1/418; İbn Ebi’d-Dünyâ, Zemmü’d-Dünyâ.
  • Subhânallâh ve Bi-Hamdihî — Cennet Hurma Ağacı: «Men kâle Subhânallâhi ve bi-hamdihî güriseșat lehu nah-letun fi’l-cenne» — Tirmizî, De’avât 59 (hurma ağacı dikilmesi); «Men kâle Subhânallâhi ve bi-hamdihi mie merraten fi’l-yevmi huţtat hatâyâhu ve in kânet misle zebedi’l-bahr» — Buhârî, De’avât 65; Müslim, Zikr 28; «Subhânallâhi ve bi-hamdihî Subhânallâhi’l-Azîm» — Buhârî, De’avât 65; Tev-be — Nûr 24/31; Şûrâ 42/25.
  • Sufinin Alameti — Derse Devam ve Günlük Vird: Muhammed Emîn el-Kürdî, Tenvîrü’l-Kulûb, bâbu aşghâli’l-mürîd ve evrâdihî; Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî, Câmiu’l-Usûl fi’l-Evliyâ, bâbu evrâdi’t-tarîk; İmâm Rabbânî, Mektûbât 1. cilt 291. mektüb (günlük ders ehemmiyeti); vird ihmalinin zemmi — Kuşey-rî, er-Risâle, bâbu muhasebeti’n-nefs; İbn Atâullâh el-İs-kenderî, el-Hikem: «izâ teceddet leke fekâka’n-nefs fe-a’lem en Rabbeke yürîd bike hayrâ».
  • Tekkenin Bozulması ve Vakıf Sorunu: İstanbul tekkelerinin 1826 Yeniçeri ilgâsı sonrasında Vakıflar Idaresi’ne bağlanması — Ekrem Işın, İstanbul Tekkeleri; M. Baha Tanman, İstanbul Tekkeleri; Musta-fa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; tekke-vakıf bozulması — Abdulbâkî Gölpınarlı, Mevlânâ’dan Sonra Mevlevîlik; şöh-ret-riyâ — Nûr 24/33; Münâfikûn 63/9; «dünya-arslan ve kurt kıssası» — Mesnevî 1. Defter 3000-3100 beyitler; sahte şeyhlik tenkîdi — Mesnevî 1. Defter 1835-1840.
  • Kurban Eti Satışı ve Fıkhî Hüküm: «Kurban eti, derisi, sütü, yağı satılmaz, tasadduk edilir» — Buhârî, Edeb 95; Müslim, Cenâiz 58; Ebû Dâvûd, Dehâyâ 6; Tirmizî, Edeb 75; Hanefî fıkhı — Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi 5/81-83; İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr 6/328; Şâfiî — Nevevî, el-Mecmu’ 8/420; vekâletle kurbandaki ihtiyat — Yusuf Karaman, İlmihal (DİB); 300 ton vakıf eti haksız satışı vakası — Türkiye Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı denetim haberleri 2022-2023.
  • Hz. Ali Rivayeti — En Kolay ve En Zor Şey: «Ebi’l-Huseyn ’Alî b. Ebi Talîb kâle: «fe-innâ keynnâ Ka’idîne ’inde Rasûlillahi sallallahu aleyhi ve sellem fe-câe raculun ev ey-yün de’â’l-arabî fe kâle: «Ya Rasûla’llâhi külne yâ ehv-enu mâ fi’d-dîni ve eşeddu mâ fihî…» — Beyhakî, Şu’abu’l-Îmân 1/66; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid 1/103; tevhîd kolaydır, emânet en zordür — Ahzâb 33/72-73; emânetin kıymeti — Nisâ 4/58; münâfık alâmeti emânete hıyâ-nettir — Buhârî, Îmân 24.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Mürîd, Vird, Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı