Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2020 Soru-Cevap Sohbet #23 — Verâ, Takvâ ve Sûfî Edebi

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2020 Soru-Cevap Sohbet #23 — Verâ, Takvâ ve Sûfî Edebi. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Açılış ve Sûfî Edebi

Selamünaleyküm, hayırlı akşamlar. Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüze hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Dilinizi Cenâb-ı Hak kendi zikrullahıyla ıslak eylesin. Kalbinizi kendi muhabbetiyle doldursun, taşırsın. Bütün âlemlerde muhabbetullâh hakim olsun. Varlığın her zerresinde kalbinizin muhabbetullahı varlığın her zerresinde tecelli etsin. Cenâb-ı Hak’ın sevdiği kullardan olun. Cenâb-ı Hak’ın sevdirdiği kullardan olun. Cenâb-ı Hak’ı seven kullarından olun. İnşallah. Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, zilheccayınız da mübarek olsun. Malum bu günler ibadet günler, zikir günleri, dua günleri, oruç günleri. Cenâb-ı Hak inşallah bugünlerde oruç tutanlardan, Allah’ı zikredenlerden, Allah’ı tesbih eden, tenzih eden, teşbih eden, hamd eden kullarından eylesin.

Tövbelerini kabul ettiği kullarından eylesin. Malum Arafat günleri geliyor. Bu sene her ne kadar haç farizası Müslümanlar açısından sıkıntılı olsa da inşallah Arafat günü Arafat günüdür. Arafat gününe doğru inşallah günlerimizi hazırlayalım. Ve Arafat günü Allah’a dua eden, zikreden, hamd eden, şükreden kullarından olalım. İnşallah. Bu Ramazan Arafetinde de, özür dilerim Kurban Arafetinde de oruç tutmayı ihmal etmeyelim. Kurban Arafet günü en önemli günlerinden bir gün. O yüzden o gün de oruçlu geçirelim. İnşallah. Cumartesi günü akşam da kurbanla alakalı sohbet edeceğiz. Allah izin verirse cumartesi gün kurban ne, ne değil, nelerden olur, nelerden olmaz. Kısa bir şekilde kurbanla alakalı sohbet yapacağız.

İnşallah kurban kesecek olan kardeşlerimiz de hazırlıklarını ona göre yapsınlar. İnşallah. Bu sene Kurban Bayramında bir engelleme, bir yasaklama olmazsa da, inşallah bayramlaşmaya yapacağız. Bayramlaşma için hazırlıklarımız oluyor. Bizim vakfın merkezinde olmayacak, orayı almaz diye düşünüyoruz. İnşallah bir yer hazırladık gibi bunun ön görüşmeleri oldu. İnşallah bayramlaşmayı da o yeni görüşme yaptığımız yerde yapacağız. İnşallah. Allah’tan bir şey gelmezse. Bir ilanımız var. Bu Bursa’daki kardeşlerle ilgilendiren, Bursa’da LGS yerleştirme tercihleri için danışmanlık hizmeti almak isteyenler, Tasavvuf vakfımızın merkezinin binasında saat 10 ile 16 arasında hizmet verilecek. O yüzden ilgililer pazartesi ve salı günleri, Tasavvuf vakfının merkezinde bu hizmeti alabilirler.

Orada görevli arkadaşlarımız olacak, kardeşlerimiz olacak. Hem bayan hem erkek olarak hizmet almak isteyen kardeşler, pazartesi ve salı günleri 10 ile 16 arasında liseye yerleştirme ile alakalı hizmet alabilirler. Bilgi alabilirler. Nereye kaydı olabilirler, nereye kaydı olamazlar diye. Oradan inşallah bilgi alacaklar. Bunu da duyurmuş olalım. Allah cümlenizden ve cümlemizden razı olsun. İnşallah. Bu akşam böyle kısa bir sohbet yapacağım. Çünkü bir hayli soru var. Geçen haftadan da kaldı. Soruları daha fazla zaman kalsın. Soruları Allah’ın izniyle bitirelim. Cumartesi günü akşam da kurbanla alakalı sohbet edip, ondan sonra malum biz her bayram günlerinde gelmezden önce, bir hafta önce sohbetleri, dersleri bitiririz.

O yüzden arkadaşlarımız da kardeşlerimiz de önümüzdeki hafta sohbet, ders yapmayacaklar. İnşallah. 72. hadîs-i şerîf. Nâfî radıyallâhu anh anlatıyor. Hazret-i Ömer radıyallâhu anh’ın kölesi Eslem radıyallâhu anh, İbn-i Ömer’in şöyle dediğini işitmiştir. Hazret-i Ömer, ihramlıyken Hz. Talha’nın üzerinde boyalı bir elbise giydiğini gördü. Ve ona şöyle dedi. Bu nedir Talha? O açık, kırmızı ve toprak boyasıdır dedi. Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretleri, Ey topluluk! İnsanların size uyduğu imamlarsınız. Şayet cahil bir kimse bunu görse, Talha bin Übeydullah, İhram da boyalı elbise giyiyor diyecek. Ey topluluk! Böyle boyalı elbise cinsinden bir şey giymeyeniz dedi. Bu hadîs-i şerîf, muvaddadan.

Hadis-i şeriften çıkarılacak olan sonuç, bunlardan birisi, toplumun önünde olan, önder olan kimseler, kılık kıyafetlerine, söylediklerine, yaptıklarına, konuştuklarına daha fazla dikkat edecekler. Mübah olabilir yaptıkları, ama o mübah olarak yaptığı şey, onu gören, onu duyan kimselere ölçü olur korkusuyla, kendisini biraz daha takvaya, biraz daha takvanın daha üstüne olan, veraya doğru götürmesi lazım. Hani, Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri, gece eşiyle beraber giderken, sahabeler onu gördüler, sahabeler onu görünce, yanında da bir kadın var, o eşi olduğuna dair, onlara sahabelere bildirdi. Örnekliyorum bunu, bu Ebu Bekir’in kızıdır, ve hatta bu Ömer’in kızıdır gibisinden, bunu beyan etti.

Hatta sahabeler dediler ki, Ya Resulallah, hani, buna gerek yoktu manasında, o da insanın kalbi şüphe götürür, şeytan insanın kalbine şüphe verir dedi. Demek ki, toplumun önünde olan insanlar, şey efendiler, hoca efendiler, alimler, belediye başkanları, valiler, devlet başkanları, toplumun önünde olan kimseler, veyahut da Diyanet İşleri Başkanı, müftü gibi zatlar, hal ve hareketlerine, konuşmalarına, tavırlarına, kıyafetlerine, dikkat etmelere gerekiyor. Sebep, normalde onların yaptıkları, onların söyledikleri, onların tavırları, bir başka insanlar açısından ölçü kabul edilebilir. Ölçü kabul edilince de Allah muhafaza eylesin. Ama dinin, ama hukukun, ama insaniyetin yörüngesi kaçabilir. İnsanlar eksikliğe yanlışlığı, doğruymuş gibi görebilir.

O yüzden böyle Müslümanlar bugün de pırıl pırıl böyle ne bileyim, pırıl pırıl derken böyle yanarlı, sönerli elbiselerden, yaldızlı elbiselerden ne bileyim yaldızlı kıyafetlerden, ne bileyim böyle insanları olduğundan fazla gösteren hal ve hareketlerden, tavır ve davranışlardan uzak durmaları gerekir. Hazret-i Ömer Radıyallâhu Anh Hazretlerinin söylediği sözdür ya, bir devlet başkanı en fakirinin yedinden en fakirinin giydinden giymezse, yalancıdır, kazıptır buyurmuş ya, gidiyor bir valisini kontrole gidiyor. Bir valisini kontrole gidince, vali ona bal şerbetiyle buğday ekmeği koyuyor yemek olarak. Buğday ekmeği ve bal şerbeti. Çağırıyor valiyi Hazret-i Ömer Radıyallâhu Anh Hazretleri. Diyor ki ey vali gel bakayım buraya, geliyor o vali.

Diyor buranın en fakiri, bu bal şerbetinden yiyebiliyor mu? Hayır ya Emîrü’l-Müminin. Bu diyor buğday ekmeğinden yiyebiliyor mu? Hayır ya Emîrü’l-Müminin. Diyor ki sen en fakirinin yediği yemeği yemiyorsan, en fakirinin giydiği elbiseyi giymiyorsan sen yalancısın diyor. Bakın bu çok ince bir mesele. Demek ki bir devletin valisi oranın en fakirinin yedinden yemeli, en fakirinin içtiğinden içmeli, en fakirinin giydiğinden giymeli. İslam’ın ölçüsü bu, dinin ölçüsü bu. Ya valilik yapmayacaksın ya da valilik yapacaksan oranın en fakirinin yedinden yiyeceksin, en fakirinin giydiğinden giyeceksin. yine Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretlerinden açılmışken, verâ sahibi bakın bunlar. Bunlar takvanın üstünde artık bu, verâ sahibi. sahabeden bir kimse geldi, Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretleri çalışıyordu o esnada.

Devletin işlerini yapıyordu. Devletin işlerini yaptığı için orada bir kandil yanıyordu. Ona hiç böyle selamlaştılar, selamünaleyküm, aleykümselam. Hiç konuşmadılar. Öyle duruyor, o sahabe de duruyor. Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretleri uzun zaman böyle geçti, işini bitirdi. İşini bitirdikten sonra mesaisi son buldu yani. Ondan sonra o kandili söndürdü, başka bir kandil yaktı. Dedi ki o sahabe, ya emîrü’l-müminin bu nedir? niçin bu kandili söndürdün? Ne kandili söndürdün de bunu yaktın? Dedi ki az önce devletin işlerini yapıyordum. Devletin işlerini yaparken, mesai saatindeydim. Devlet işi yapıyordum. Ve devletin işini yaparken seninle görüşmedim. Seninle konuşmadım. Senin haline hatrını sormadım.

Şimdi devletin işi bitti. Devletin kandilini söndürdüm. Kendi cebimden aldım. Kendi cebimden harcadım. Kandili yaktım. Şimdi seninle oturur konuşabiliriz. Şimdi seninle sohbet edebiliriz. Şimdi seninle iyi misin, hoş musun, boş musun? Sohbet edebiliriz dedi. Bakın verâ öyle bir şeydir ki, takvada en ince noktadır. Artık siz kendinizden geçersiniz. Başka… Başkaları bu meseleyi nasıl düşünürün derdine düşersiniz. O yüzden incenin de incesini yaşamaya başlar. İncenin de incesini düşünmeye başlarsınız. Aslında o caiz olabilir. Veyahut da aslında onun fetvası verilebilir. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri de bir hadis-i şerifte müftüler fetva verseler dahi, fetvacılar size fetva verseler dahi, siz kalbin müftüsüne danışınız, kalbinize danışınız.

Kalbiniz ona fetva vermesi lazım. Buyurdu ya, bu verâ olmuş oluyor. Veyahut da siz bir meselede ince eliyorsunuz, sık dokuyorsunuz. O verâ sahibi olmak oluyor. yine Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri dedi ya, senin için günah kalbine sıkıntı veren bir şeydir. Sevap da dedi, iyilik de senin kalbine sürur veren, neşe veren bir şeydir. Sakın ha bunu böyle… Şimdi bu bozuk kalpliler, bu çok üzüldürlerim, pislenmiş, kirlenmiş, paslanmış kalpliler, bunu kendine ölçe etmesin. Bu takvada ince düşünmeye çalışan, takvada ileri gidenlerin düşüneceği bir ölçü. Onlar o yüzden bakacaklar, yediklerine bakacaklar, içtiklerine bakacaklar, kafalarını çevirdikleri yere bakacaklar, ince düşünecekler, ince yaşayacaklar.

Ve bunda en önemli davranış biçimi de sufilere düşer. sûfî mesleği ince ahlaktır. Sufilik güzel ahlakın üzerinde ince ahlaktır. O ince ahlaklı olmak demek, haramları terk etmek yerine gelmez. Muhakkak şüphelilerden de vazgeçmeli. Hatta şüphelilerden bir çıt ileri kendisince ve hatta dinin müsaade ettiği, şeriatan müsaade edilmiş şeylerden dahi kendisini yasaklamak, kendisini onlardan uzak tutmaktır. Sûfîler bu güzel örneklere sahip olmalılar. Bir kısım sûfî topluluklar, bir kısım sûfî meşrepli olduklarını söyleyenler, şeriatın kaide ve kurallarına uymanın gerekli olmadığını, şeriatın avama ait olduğunu, kendilerinin has veya hasül has olduklarını, o yüzden şeriattan sorumlu olmadıkları gibi böyle saçma sapan, sapkınca düşüncelere sahip oluyorlar.

Aslında sûfîler dinin inceliklerini yaşamanın, dini ince anlamaya çalışıp ince yaşama sanatını öğrenmeliler. O yüzden şeriatı yaşamamak gibi veya şeriatı küçük görmek gibi veya şeriatı aşağı görmek gibi, sapkınlığa, böyle bir heva hevese şeytanın vesvesesine düşmemeleri gerekir. Sûfîler asıl Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışıp, Kur’ân ve Sünnet’i ince bir şekilde yaşamalılar, ince bir şekilde davranmalılar. O yüzden sûfîler asıl helal dairede yaşarlarken, helalın kendi içerisinde, incenin de incesini yaşamaya gayret etmeliler. Sûfî topluluklar, dinin böyle tabiri caizse özünü yaşamaya çalışan topluluklar olması lazım. Sûfî topluluklar dinin özünden sapmış, dinin incelinden sapmış, dinin güzelliklerinden sapmış bir topluluk olmaması lazım.


Helâl, Haram ve Verâ

Sûfîler bir başkası küfürbaz olabilir, sûfîler küfretmemeli, bir başkası harama, helala riayet etmeyebilir tam olarak. Sûfîler helala harama tam olarak riayet etmeli, bir başkası bir meselenin takvasına bakmayabilir, sûfîler meselenin takvasına bakmalı ve takvayı yaşamaya gayret etmeleri lazım. Ama bu takvayı yaşamak böyle ham sof olmadan, kaba olmadan olması lazım. Ne yazık ki canım kardeşlerim gün geçtikçe insanlar kabalaşıyor, gün geçtikçe insanlar vahşileşiyor, gün geçtikçe insanlar Kur’ân ve Sünnet’in inceliklerinden uzaklaşıyorlar. Heva ve heveslerine rab ediniyorlar, şeytanın vesvesesine rab ediniyorlar ama farkındalar ama farkında değiller. Biz şimdi tabi meselenin Hadîs-i Şerîf bir kitabı takip ettiğimizden dolayı verayı anlatıyoruz.

Ha diyeceksiniz ki bu zamanda böyle verâ ehli ne kadar? Gerçekten ben kendi nefsim içinde söylüyorum bunu. Biz verâ ehli değiliz. Ben kendimi de verâ ehli gördüğümü zannetmeyin. Ben kendimi de verâ ehli olarak görmüyorum. Ama ilim olarak biz bunu anlatıyoruz insanlara. İlim olarak ben anlatmaya gayret ediyorum. Çünkü böyle haram veya günah olup olmadığında haram bir şey, bir şey günah. Bunda bir sıkıntı yok. Ama böyle haramlar bellidir, helallar bellidir, ortasında şüpheliler vardır, takvâ da şüphelilerden uzak durmaktır. Hadis-i şerifini yaşamak, verâ ehli olmak bu. o kimse haramlar belli, helallar belli, şüphe ettiği şeylerden uzak duruyor. Bu böyle bir kimsenin Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışıp, haramlardan uzak durup helalları yaşarken Allah’ı çok sevmesi, Allah’ı zikretmesi ile alakalı.

Eğer Allah’ı zikrederse ve Allah’ı çok severse onun kalbinde zikri veledi oluşacak. Zikri veledi oluşursa o zaman Allah alem yer içerken veya bakarken veya bir şeyi kullanırken onun kendisine uygun olup olmadığını kalbine ilham olarak gelecek. Veyahut da bir şey, en önemli şey yemede içmededir çünkü. En önemlisi yer içerken o yediği yemeğin içerisinde domuz yağ mı var? Yediği yemeğin içerisinde domuz eti mi var? Yediği yemek besmelesiz mi yapılmış? Yediği yemek besmelesiz bir et mi kesilmiş içinde? Veya içmiş olduğu şeyin içerisinde haram içecekler mi var? Sağlığa faydalı olmayan, sağlığa zararlı maddeler mi var? O içeceklerle konuşmak hatta yiyeceklerin, içeceklerin durumu şüpheliyse kalbine ilham olarak gelmesi.

Bu sûfîler için bu çok önemli. Sûfîler için bu kalbi veledi dedikleri, zikrullahın nurundan oluşan o veledin çalışması lazım. Kalbe ilham gelmesi lazım. Kalbin ilham kapısının açık olması lazım ki insan kendisini muhafaza etsin, kendisini korusun. Yoksa çay çaydır eyvallah ama bu çay helal parayla mı alındı, haram parayla mı alındı? Bunu o kimse bilmiyorsa eğer bunu bilemiyorsa şeriatan besmeli çeker, içer. Bunda bir sıkıntı yok. Ama velakin bu çay haram parayla alındıysa sufinin kalbini bozar veya bu içecek haram parayla alındıysa sufinin dengesini bozar. Veyahut da o yiyecek yemek besmelesiz piştiyse, besmelesiz olduysa o sufinin dengesini bozar. Veyahut da o yiyeceğin içerisinde bir haram söz konusu ise o kimse sufinin dengesini bozar.

Nice sûfîler vardır ki yediğini içtiğine dikkat etmeden dergahtan yavaş yavaş ayrılırlar. Ve onların yemesi içmesi o haramla iştigâlleri onların dergahtan ayrılmalarına sebep olur. Ve bakar kendisi haram işler, haram işlediği için onun kalbi kararmaya başlar. Kalbinde zikrullâh’a karşı soğuma, üstadına karşı soğuma, derviş kardeşlerine karşı soğuma başlar. O onun haramlarla içtikaletindendir. Ya haram yiyordur, ya haram içiyordur ya da haram fiiliyatların içindedir. haram fiiliyatların içinde demesi bugün için insanların en fazla harama düştüğü yer cinsel suçlar. O cinsel suçların arasına girer, cinsel suçların arasına girince de yavaş yavaş o soğumaya başlar. Önce derviş kardeşlerinden soğur, zikrullâh halakasından soğur, ondan sonra üstadından soğur.

Ondan sonra bir bakmışsınız ki üstadına muhalefet etmeye başlıyor. Bir bakmış ki o kimse üstadına muhalefet eden, sufiliye muhalefet eden, ehli tarikada muhalefet edenlerin safında olmuş. Bir bakmış ki o kimse sonra Müslümanlara muhalefet eden, Müslümanların aleyhini olan safa doğru geçmiş. Bunlar adım adımdır. Bunlar böyle milim milim belki de kaymalar başlar. Adım adım kaymalar başlar ve bir bakar ki öyle bir ana gelir ki o kimse İslam’dan uzaklaşmış, imandan uzaklaşmış. Diyebilirsiniz ki ya bir küçücük veradan uzaklaşmanın sonucu buraya gider mi? Evet. O yüzden Hazret-i Mevlânâ Mesnevisinde der ki sen seni baştan önle. Hazret-i Mevlânâ yine Mesnevisinde der ki sen çubanı sivilceyken önle, sivilceyken tedavet.

Kıymetli kardeşler, kıymetli dostlar bir erkeğe bakmakla ne olur diyebilirsiniz. Bir kadına bakmakla ne olur diyebilirsiniz. Veya hatta ben ya ne olmuş ben onunla konuştuysam, bir sefer görüştüysem ne olmuş diyebilirsiniz. Ama bu zaman içerisinde sizi yol ayrımına götürür. Siz eşinize bir laf söylersiniz, ertesi gün iki laf söylersiniz, ertesi gün üç laf söylersiniz, ertesi gün beş laf söylersiniz ve eşinizle olan diyaloğunuz bozulmaya doğru gider. Veya hatta siz erkek olarak ilk önce eşinize kızarsınız, ardından elinizi kaldırırsınız, üçüncüsünde onu vurursunuz. Dördüncüsünde öldüresiye döversiniz, eşinizle olan ilişkiniz bozulur. Bunlar böyle verayı terk etme, edebi terk etme, takvayı terk etme insanları adım adım ne yazık ki İslam’ın dışına çıkarır.

Ben böyle hep söylerim siz ilk önce erkekler olarak siz böyle ilk önce biraz pantolonlar ya moda böyle dersiniz. Hafiften daralır, ondan sonra o daha da daralır, sonra o daha da daralır. Bir bakmışsınız erkekler tight giymiş ortalıkta dolaşıyorlar hatta öyle sıkı tightler giymişler ki kadınları geçmişler. Ve dar giymede kadınlar sınıfta kalmış. Bir bakmışsınız erkek ilk önce bir düğme açmış, sonra iki düğme açmış, sonra üç düğme açmış. Önce göğüs kıllarını temizletmiş ondan sonra pırıl pırıl etmiş kendisini. Bir bakmışsınız ki erkek kadına benzemiş. Bu böyle adım adım başlar. Aynı şey kadınlar için de geçerli. Önce normalde mantolarını çıkarırlar, ondan sonra mantolar kısılır, ondan sonra incelir, sonra manto atılır.

Ondan sonra net tunik başlar, sonra tunik de atılır. Ondan sonra bir bakmışsınız ki başında örtü, üzerinde daracık bir bluz, altında daracık bir pantolon, kızımız örtülmüş bizim. Bu hale gelir. Bu başlangıçta böyle başlasa, söylenecek laf yok. Sonra zamanla tamamlar dersiniz. Ama normalde manto’dan buraya geliş, bu sıkıntılı. Bu normalde insanların verasını ve takvasını kaybettiğine işaret. Bu normalde bir kimsenin sünnet sakalı var. Bir bakıyorsun ki bir zaman sonra sünnet sakalı yavaş yavaş yavaş yavaş kısalmaya başlamış. Bir bakıyorsunuz ki ondan sonra sakalı kısacık olmuş. Bir bakıyorsunuz ondan sonra sakal da kalmamış o kimse. Veya hatta bir kimse böyle birden böyle kendince hidâyet ermiş, İslam’a sımsık yapışmış.

Bir bakıyorsunuz ona şalvar, cübbe, sarık, harika. Aradan bir sene geçiyor. Bir bakıyorsunuz başladığı yerden çok çok geriye gitmiş. Bunlar böyle verayı, takvayı kaybetme ile alakalı. Veya hatta bir kimse ben hep zaman içerisinde derim ya, siz önce dersi bir günlüğüne bırakırsınız. O gün işiniz yoktur, o gün sıkıntılarınız vardır, o gün bir türlü zamanınız olmamıştır. O gece o dersi tamamla. Tamamlayamazsan yarın sabah tamamla. Tamamlayamadın sen yarın da bırakırsın. Ondan sonra ertesi günde bırakırsın. Ondan sonra ertesi günde bırakırsın. Bir bakarsın ki dersi bırakmışsın. Bu namaz için de yeterli. Önce siz bir vakit namazı terk edersiniz. Ardından iki vakit terk edersiniz. Ardından bir günlük namazınız gider.

Ardından iki üç dört bir bakmışsınız ki namaz askıda. Adamda sakal var, sünnet sakal namaz askıda. Adam imamatif mezunu namaz askıda. Adam ilahiyat mezunu namaz askıda. Adam müftü müftü namaz askıda. Adam camide imam namaz askıda. Görev yaptığında namazı kıldırıyor. Görev yoksa tatilse o gün namaz da tatil onun. Şimdi bunlar bizim aramızda dolaşıyor. İlahiyat mezunu namazsızlar, imamatif mezunu namazsızlar, namazsız imamlar ve müezzinler, namazsız ilahiyat fakültesindeki profesörler, docentler, öğretim üyeleri artık aramızda dolaşıyor. Namaz kılmayan, İslam dini ile alakalı ahkam kesen, televizyon televizyon dolaşan profesörler artık aramızda dolaşıyor. Namazsız namazsız ilahiyat fakültesi öğretim üyeleri artık aramızda dolaşıyor.

Aramızda dolaşıyor. Bakın bunlar küfreden ilahiyat mezunları. Bildiğiniz küfrediyor. Ağzı sinkaflı. Küfrediyor bildiğiniz. İlahiyatta öğretim üyesi küfrediyor. Müftü küfrediyor. Evet. Bıraktık Sufileri dervişleri. Artık müftü iftira ediyor. İlahiyatta öğretim üyesi iftira ediyor. Çok rahat iftira ediyorlar. Bu neden kaynaklanıyor? Zaman içerisinde haram helal duygusundan uzaklaşıyorlar. Harama düşme korkusu kalkıyor. Harama düşme korkusu Allah’tan korkmadıklarından kaynaklanıyor. Şimdi bir Allah’ı çok sevmekten dolayı Allah’a çok sevmekten dolayı korkunun kalkması vardır. Bir de küstahlıktan Allah’a korkmamak vardır. Bu küfrürdür. Allah muhafaza eylesin. Allah’tan korkmuyorlar artık. Allah’tan korkmamak ne?

Bırak takvayı adam şeriatın dışına çıkıyor. Allah’tan korksa namaza devam etmez mi? Allah’tan korksa göz göre göre haram işler mi? Şimdi artık haramlar ayıka çıktı. bir de işin bu tarafı var. Bürokraside olanlar, bürokratik hayata adım atanlar, siyasetin içerisinde dolaşanlar, bir şeyin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukukuna uygun olması, onun helal olmasını getirmez yanında. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuku İslam hukuku değil çünkü. Siz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukukuna göre suç istememiş olabilirsiniz. Ama o haramsa bunu ortadan kaldırmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukukuna göre fuhuş yasak değil ama İslam’a göre fuhuş yasak. Siz o yüzden devlet buna ceza vermiyor deyip de siz nasıl fuhuş yapamazsanız, devletin hukukuna uygun deyip insanlara ayırmacılık kayırmacılık yapamazsınız.

Bunlar haram. Bunlar sizin takvâ ehli olmadığınızı gösteriyor. O yüzden ey siyasetin içerisinde duran, bürokratın içerisinde duran kaytan bıyıklı, kendine İslam süsü veren haramzadeler, tevbe edip geri dönün ve takvaya sımsıkı yapışın. Ancak takvada olanlar kurtuluşa erecek çünkü. Takvada olmayanlar kurtuluşa ermeyecekler. Allah muhafaza eylesin. İslami kılık kıyafet altında, Müslüman görüntüsünün altında, haramların içerisinde yüzmeyin. Haramları yaşamayın. Haramları helallaştırmayın. Haramlarla işli dışlı yaşamayın. Allah bu dünyada sizi rezil ve zebil eder. Allah’ın rezil ve zebil etmesinden korkun. Allah mahşerde bunun hesabını görür. O yüzden haramlardan uzak durun. Allah görmüyor diye düşünmeyin.


Dil, Uzuv ve Kalp Verası

Allah bilmiyor diye düşünmeyin. Haramlardan uzak olun. O yüzden verâ, verâ şüphelilerden uzak durmaktır. Verâ bu meselede insanın üzerinde tecelli etmesi gerekir. Nedir mesela? Dilde verâ. Dilde verâ o kimse boş konuşmalardan uzak durmalı. O kimse bırak haram konuşmaları, dilin verasıdır. Heva hevesten ve boş konuşmalardan uzak durması lazım. Uzuvlulardaki verâ nedir? O kimse şüpheli şeylerin hepsini terk edip, şüpheli şeylerle iştigal etmemesidir. Bakışın, uzuvların verası, gözünü koru. Gözün bırak harama bakmayı. Şüpheliye diye bakmasın. Sen elini koru. Bırak harama el uzatmayı. Şüpheliye dahi elini uzatmasın. Ayağını koru. Bırak harama yürümeyi. Harama yürümeyi bırak. Şüphelilerden dahi harama yürümesin.

Kalbin verası var bir de. Kalbin verası ne? Şüpheli şeyleri düşünmemek. Aklın verası var. Kalbin verasıyla aklın verasının tecelliyatı ayrı. Aklın verasını kötü şeyler düşünmemek. Kötü şeyleri aklına getirmemek. Haramı aklına getirmemek. Günah kebalileri aklına getirmemek. ben bu kadınla konuşurum. Ben bu kızla konuşurum. ben şunu şöyle yaparım. Ben bunu böyle yaparım. Ben buradan devşiririm. Buradan bunu aktarım. Bunu şöyle ederim. Bunu böyle ederim diye düşünceyi kirletmek. Düşüncenizi kirletmeyin. Düşüncenizi kirletirseniz kalbinizi kirletirsiniz. Kalbinizi kirletirseniz uzuğlarınızı kirletirsiniz. Uzuğlarınızı kirletirseniz sizin her şeyiniz kirlenir. Ve siz Allah muhafaza eylesin. Allah’ın sevmediği bir kul olursunuz.

O yüzden düşünceyi temiz tutun. Kalbinizi temiz tutun. Temiz tutun. Sizde bir uzu vardır ki orası iyiyse bütün vücut iyidir. Bütün uzuğlar iyidir. O da kalptir diye buyurdu. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hz. O yüzden kıymetli kardeşler eğer normalde kalbiniz çalışmıyor değilim. O zaman düşünce dediğimiz. Aklı temiz tutun. Bugünkü dünya aklı temiz tutmayı bilmiyor. Aklı temiz tutmak istemiyor. Aklın temiz tutulması için de uzuğların çirliliğe doğru kapatmanız lazım. Gözünüzü aramdan uzak tutacaksınız. Kulağınızı aramdan uzak tutacaksınız. Ellerinizi ayaklarınızı aramdan uzak tutacaksınız. Uzuğlarınızı aramdan uzak tutacaksınız. Haramdan uzak tutun kendinizi. Veya haramla iştigal ettiniz.

Oldu ki bir şeye dokundunuz. Hemen orada Allah’ı zikretseniz. Hemen orada Allah’ı tevbe edeceksiniz. Bir daha yapmamaya için uğraşacaksınız. Neden? O lekeyi hemen temizleyeceksiniz. meşhur bir Sûfî hikayesi var ya iki Sûfî yola çıkmışlar. İkisinin üzerinde de beyaz elbise varmış. İkisinin üzerinde de birisinin üzerindeki bir çamur sıçradığında hemen onu çitiliyormuş. Hemen onu temizliyormuş. Öbürküde yarın temizlerim, geceye temizlerim, yarın temizlerim, geceye temizlerim dediğinde vardıkları, gidecek oldukları şehre varınca bakmışlar ki birisinin elbisesi temiz, öbürkünün elbisesi çamurlu, tozlu, pisti. Hayat böyle bir yolculuktur. Biz kabre varıncaya kadar elbisemizi tertemiz tutalım. Temizleyelim.

Bu nedir? Günlük tövbeni bırakma. Ahmaklardan olma. Gafillerden olma. Her gün Allah’a tevbe et. Hazret-i Muhammed Mustafa’dan daha mı büyüksün? Bu ne kibir? Bu ne küslalık? Hazret-i Muhammed Mustafa ben günde yüz kez Allah’a tevbe ederim derken sendeki bu tevbe etmeme kibirliliği nereden geliyor? Sende ki bu tevbe etmeme, tevbe etmeme kibirliliği şeytandan geliyor. Şeytan senin kalbine oturmuş. Şeytan senin içine oturmuş. Sen günahları düşünmediğin gibi tövbeyi de düşünmüyorsun. Ondan sonra başıma şu geldi diyorsun. Ondan sonra başıma bu geldi diyorsun. Ondan sonra ya nasıl onlar rüyalarında peygamberi görüyor bu zaman da peygamberi görmek mümkün mü diyorsun? Onlar nasıl zikrullâh tahalli görüyorlar?

Bu zaman da öyle gözünü kapanınca hal mi görülür diyorsun? Sen tevbe etmiyorsun ki. Kibirin dağları delmiş senin. Kibirin dağları aşmış senin. Kibirin okyanusu dolaşmış senin. Gönlünde zerrece kibir bulunan asla cennete giremez dedi. Hadisi şerif. Hadisi kutsi. Tevbe etmemek kibirliliktir. Allah’ı zikretmemek kibirliliktir. Kibirlilerden olma. Günde yüz kez Allah’ı tevbe eden Hazret-i Muhammed Mustafa’nın yolunu seç. Şeytanın yolunu seçme. Hazret-i Muhammed Mustafa her haliyle Allah’ı zikrediyordu. Sen de Allah’ı her haline zikretmenin yolunu seç. Sen koronayı bahane bulma. Sen yok şunu bunu bahane bulup da zikirden uzaklaşma. Zikrullah’ı kur. Halakayı kur. Evinde kur. Kurulan yerlere git. Muhakkak halakayı zikrullahsız kalma.

Kibirlenme. Onu bunu beğenmeme zikretme. Ona buna tepeden bakma. Onun bunun lafını yetiştirme. Ahlaksızlık yapma. Zikrullah halakasını otur. Nerede bir zikrullâh halakası var? Otur orada. Allah’ı zikret. Sufisin. Bir üstade intisap ettin. Kime intisap edersen et. Sözünde dost doğru dur. Dersini çek. Allah’ı zikret. Sözünde dost doğru dur. Allah’a kulluk et. Allah’a kulluk et. Ve takvâ sahibi olmanın yolunu ara. Bir şeyhe intisap ettim diye kurtuluşa erdim zannetme. Evet bir şeyhe bir üstade intisap etmek kurtuluş kapısıdır. Ama kurtuluşun kendisi değildir. Öyle görme. O kapıdan içeri girer o yolda yürürsen sen kurtuluşa ercen. O kapıdan içeri girmez o yolda yürümezsen senin o ham kafan ham düşüncen.

Sen yolun sonunu bulamaz göremezsin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden verâ ne? Kalbin verası. Şüphelilerden uzak dur. Kalbin verası. Allah’ı zikrden uzaklaşma. Kalbin verası. Allah’ın emirlerinden uzaklaşma. Aklından bile geçirme. Kalbin verası. Bir şeyde günah kokusu aldıysan ondan uzak dur. Kalbin verası. Bir şeyde günah düşüncesi var ise irtibatını kes. Kalbin verası. Bir arkadaşın seni dostun dediğin kimse seni harama götürüyorsa. Seni gevşekliğe götürüyorsa. Heva hevese götürüyorsa. Onunla ilişkini kes. Salihlerle beraber ol. Allah’ın emrini dinle. Salihlerin halakasına otur. Allah’ın emrini dinle. O heva hevesine uymuş. O şeytana uymuş. O azmış sapmış. Kibir deryasında yüzenlerin arkadaşı ve dostu olma.

Onların meclisinde oturma. O seni şeytana kulluğa götürüyor. Kibirlenmiş. Allah’a ibadet unutmuş. Allah’a ibadet etmiyor. Allah’a namaz kılmıyor. Allah’a oruç tutmuyor. Allah için kurban kesmiyor. Allah için zikretmiyor. Allah için müminleri sevmiyor. Allah için müminlere düşman olmuş. Kimselerden uzak dur. O adam müminlere düşman. Ne işin var senin onunla? Ne işin var? Allah’ın dostlarına düşman olmuş kimse. Allah’ın dostlarına düşman olmuş kimse. Ne işin var senin? Ne işin var onlarla? Allah dostlarına laf söyleyen kimselerle. Ne işin var canım kardeşim senin? Salihlere dilini uzatmış. Senin onunla ne işin var? Adam tarikata düşman. Şeyhlere düşman. Adam dervişlere düşman. Sufilere düşman.

Senin ne işin var onunla ya? Ateş sana da orada bulaşır. Ateş sana da orada bulaşır. Ateş sana da orada bulaşır. Ateş orada sana da dokunur. Ateş orada sana da dokunur. Sen faizcilerle dost olursan, fuğuşçularla dost olursan, yoldan sapmış olanlarla dost olursan, yolunu kaybetmiş olanlarla dost olursan, sen de onlarla beraber sapar, yolunu kaybedersen. Sen nasıl Allah’a dostluk yapacaksın ki? Sen nasıl Allah’a dostluk yapacaksın ki? Mümkün değil. O yüzden kıymeti dostlar, kalbin verası Allah’ın sevmediği her şeyden uzak durmaktır. Bu kalbin verasıdır. Allah bizi onlardan eylesin. Allah katında değersiz, Allah katında kıymeti olmayan, Hazret-i Muhammed Mustafa katında değersiz, Hazret-i Muhammed Mustafa katında kıymeti olmayan kimseyle, senin ne işin olabilir?

Veya Allah ve Resulünün kıymet vermediği bir fiiliatla, senin ne işin olabilir? Allah ve Resulünün kıymet vermediği bir fiiliatla, senin ne işin olabilir? Allah ve Resulünün kıymet vermediği bir düşünceyle, senin ne işin olabilir? Allah ve Resulünün geçmeyen bir yolla, senin ne işin olabilir? Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli kardeşler, verâ bu manada ama severekten, ama severekten, ama cezasından Allah’tan korkmanın işi, korkmanın işidir. Ya o kimse Allah’ı çok seviyordur, o zaman verâ sahip olur, çünkü o seven en fazla korkandır. Ya da o kimse gerçekten Allah’tan korkuyordur, o da verâ sahip olur. O yüzden bu korku o kimseye, Cenâb-ı Hak’a, marifete arifliğe götürür onu. Allah’ı bilmeye götürür.

Bakın bu korku o kimseye marifetullah eli yapar, o kimseye arifi billah eder, o kimseyi ariflik yoluna açar ve o ariflik yolu o kimseye Allah’a yakinden de yakin olmaya, yakinliğin de yakinliğini, yakinliğin de yakinliğini getirir. Eğer biz Allah’a yakinliği istiyorsak, Allah’a yakin olmayı düşünüyorsak, bizim verâ kapısında durmamız gerekir. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Sözlerimizi Tirmizi’den ve İbn-i Maci’den bir hadisle kapatıyorum sohbeti. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hadis şeriflerine buyurdu ki, kişinin İslam’ının güzelliği, kendisini ilgilendirmeyen şeyi terk etmesidir buyurdu. O zaman biz ne yapacağız? Biz bu hadis şerife riayet edeceğiz. Kişinin İslam’ının güzelliği, kendisini ilgilendirmeyen şeyi terk etmesidir.

Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Cenâb-ı Hak cümle kardeşlerimizi verâ ehli eylesin, marifet ehli eylesin ve arifi billah yaptığı kardeşlerden eylesin inşallah. Şimdi sorularınıza geçeceğim inşallah. Kaldığımız yerden geçen haftadan sorulara devam edeceğiz inşallah izleyenler için. Sohbeti kısayacağız derken yine 45 dakikayı buldurmuşuz. Ama inşallah soruları bitirmeye gayret edeceğiz inşallah. Hocam hayırlı akşamlar ben tasavvuf yoluna yeni yönelmiş bir kulum. Bir kimsenin kendi yaşamına kast etmesi affedilen günahlardan mıdır? Şimdi bir kimse bilinçli bir şekilde intihâr ederse o küfür üzerine ölmüştür. O yüzden affedilen günahlardan birisi değildir. Ama velakin o kimse eğer ki akil bir şekilde intihâr etmediyse, yaşamına son vermediyse o zaman üç kimse vardır ki yaptıklarından sorunlu değildir.

Uykuda bir kimse yaptıklarından sorunlu değildir. İki, deli aklı gidip gelen kimseler yaptıklarından sorunlu değildir diye konumuzu ilgilendiren bu yani. Bir kimse mecnun deliyse yaptıklarından sorunlu değil. Uykuda insanlar yaptıklarından sorunlu değil. Üçüncüsü neydi aklıma gelmedi? Salim aklına geldi mi? Salim’in aklı yerinde de yokmuş burada. Salim de sorumlu olanlardan değil, aklım yerinde değil dedi. Aklı yerinde değilse sorumluluktan uzak olmuş oldu. Uykuda, delilikte bir de neydi ya? Bileniniz var mı aklına gelen var mı? Ha unutduklarınızdan mıydı? Evet. Ali Allah razı olsun ya. Semazenbaşı Ali yetişti imdadımıza Allah razı olsun inşallah. Unutduklarınızdan, uykuda ve mecnun deli olursa o kimse sorunlu değil.

Ben de normalde akıllı değilim ya o yüzden sorunlu değilim. Neden aklıma gelmedi diye unuttuğumdan sorunlu değilim. Böyle olunca bir kimse intihâr ederken, mesela hanefilerin böyle bir iştahı var aklımda kaldığı kadarıyla. Hanefîler genelde intihâr edenlerin cenâze namazlarını kılıyorlar.


İntihâr ve Ümitsizlik Hükmü

Kılmalarının sebebi şudur. Hanefîler derler ki belki de aklı gitti, aklı gitti için canına kıydı derler. Çünkü normalde akil bir kimse canına kıymaz. Neden canına kıyar insan ümitsizlikten? Ümitsizlik de şeytanın vesvesesidir. O yüzden akla kıymak caiz değildir, intihâr caiz değildir. Ve bir kimse bile bile kasıtlı intihâr ettiyse o affedilecek bir günah istememiştir. Affedilecek bir günah değildir o. O yüzden affedilmez. Bir kadının evlenmeden evvel cinsel münasebette bulunması affedilir günahlardan mıdır? Nasıl tevbe etmelidir? Böyle bir insana neler tavsiye edersiniz? Kurtuluşu mümkün müdür? Bir kimse nefes alıp veriyorsa her daim affedilmesi mümkündür. Hiçbir günah yoktur ki o affedilmemiş olsun.

Bir kimse şirk üzerine ölürse o kimsenin kurtuluşu mümkün değildir. O kimse nefes alıp veriyorsa ve o kimse tevbe eder, îmân eder, tevbe eder, geri dönerse Cenâb-ı Hak onu affeder. Hadis-i şerif biraz uzun ama benim çok hoşuma gider bu hadîs-i şerîf. Çok ümit var bir hadis-i şeriftir. Hiçbir kimse yoktur ki bir günah onu pençesinin altına almamış olsun. Hadis-i şerif bu. şeyhti, alimdi, müftüydü, şuydu, buydu, ayırmamış. Hiç kimse yoktur ki bir günah onu pençesinin altına almamış olsun. biz hepimiz için günah işlemek insani bir şeydir. Bir tek Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hiç günah işlememiştir. O hiç hata da yapmamıştır. Biz böyle îmân eder, böyle inanarız.

Bu son zaman zırtobozlar çıktı. Hazret-i Peygamber de günah işlemiştir diyen zırtobozlar biz onlara inanmıyoruz, onlara katılmıyoruz. Onları zırtoboz olarak nitelendiriyorum ben. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin günahkar görenler küfür ehlidir. Onlara inanmayın, onları dinlemeyin. Ne yazık ki ilahiyatlarda öğretiliyor şimdi bunlar. Ne yazık ki. Bizim inancı, tertemiz çocuklarımızın akıllarını, kalplerini kirletiyorlar. Ne yazık ki. O yüzden Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hiç günah işlememiştir. Onda küçük zelleler dahi olmamıştır. Bizim imanımız budur. Geçmiş Peygamberler de küçük zelleler olmuştur. Hazret-i Muhammed Mustafa da o küçük zelleler de olmamıştır sallallâhu aleyhi ve sellem de.

O yüzden Hazret-i Peygamber der ki hiçbir kul yoktur ki bir günah onu pençesinin altına almamış olsun. Sahabe der ki o ümmetin hali nicedir, bizim halimiz nicedir. Hazret-i Peygamber der ki günah işleyenlerin en hayırlısı günahına tevbe edenlerdir. Bakın hadîs-i şerîf devam ediyor. Günahına tevbe edenler hiç günah işlememiş gibilerdir, gibidir. Günahına tevbe den. O yüzden bu kardeşimize tavsiyem benim. Kıymetli kardeşim, Allah’a tevbe et. Bir daha o hataları işlememeye Allah’a söz ver. Kim günde yüz sefer subhanallahi ve bihamdihi, subhanallahi’l-azim ve bihamdihi estağfurullah’il-azim der ise deniz köpükleri kadar günahı olsa Allah onu affeder buyurdu. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri.

O yüzden İslam’a dön, Kur’ân’a dön, Hazret-i Muhammed Mustafa’nın yoluna dön. İslam dini günahkarların tevbe ettiğinde temizleyeceğini vahad ettiği bir din. O yüzden yine bir hadis-i kutside kulun günah işledi ama tevbe etti. Kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı. Allah onu affetti. Kulun yine günah işledi ama yine tevbe etti. Allah da kulun kendisini affedecek olan Rabbisini hatırladı. Allah da onu affetti. Kulun yine günah işledi. Bakın kulum yine günah işledi. Yine tevbe etti. Allah onun günahını affedecek Rabbisini hatırladığı için onu yine affetti diyor. O yüzden kıymetli dostlar, ümitsizlik yolu şeytanın yoludur. Ümitsiz olma. O yüzden günahım affolmaz diye düşünme. Hangi günahı işlediysen işledin.

Hangi hatanın içerisine battıysan battın. Hangi necaset çukuruna düştüysen düştün. Seni bilerek veya bilmeyerek. Her kimler seni hangi necaset çukuruna düşürdüyse düşürdü. Gel Allah’ın ipine sık sıkı sarıl. Gel Resûlullah’ın adımlarını takip et. Çık o necaset çukurundan. Allah’a tevbe et. Allah’ın ipine sık sıkı sarıl. Kur’ân ve sünnete sık sıkı sarıl. O îmân etmenin ve tevbe etmenin o maneviyatını, o inceliğini, o nuraniyetini, o rahmaniyetini, o lütfu, o ikramı kalbinin ılık damarlarında hisset. Ve Allah’a tevbe et. Göreceksin ki seni affeden bir Rabb bulacaksın karşında. Seni affeden bir Rabb bulacaksın. Ve belki de Rabbinle konuşacaksın. Onunla sohbet edeceksin. Onunla dertleşeceksin. Bakacaksın ki, diyeceksin ki ben bu gaflette düşmüşüm.

Benim Rabbimin böyle olduğunu, benim Rabbimin bu kadar yakın olduğunu, benim Rabbimin bu kadar benim kalbimden tutacağını, yüreğimden tutacağını fark edemezdim. Fark etmemişim, aldanmışım diyeceksin. Ve senin kalbinden tutacak, buna emin ol. Senin gözünden tutacak, buna emin ol. Senin elinden tutacak, buna emin ol. Senin ayağından tutacak, buna emin ol. Sen Ya Rabbi dedikçe o buyur kulum diyecek. Sen La ilahe illallah diyeceksin. O diyecek ki evet Alemlerin Rabbi benim. ben senin karşındayım diyecek. Sen Subhanallah ve bihamdihi diyeceksin. O cennette senin ağacını gösterecek. Senin ağacını gösterecek. decek cennette senin meyve ağacın. Seni bekliyor. Sen her Subhanallah diye işinde cennette yiyeceğim meyveyi gösterecek sana.

Her Subhanallah ve bihamdihi dediğinde, bunu yeminle söylüyorum. Bunu bütün kalbimle söylüyorum. Buna inan. Her Subhanallah ve bihamdihi dediğinde cennetteki meyve diyecek ki ben senin için yaratıldım. Ben seni bekliyorum burada. Hadi gel diyecek. Ve hatta sen gecenin yarısında elini uzatacaksın onu yemek için. Ve elini uzattığında elin onun kokusunu alacak. Elini uzattığında elin onun tadını alacak. Ve dilinde onun tadını alacaksın. Yeter ki tevbe et dön. Yeter ki Allah’ı zikret, ona kulluk et. Kıymetli kardeşim dön. Dön Rabbine. Rabbine döndüğünde seni avuçlayan, seni saran, seni sarmalayan, senin her dediğini duyan, işiten ve cevap veren bir Rabb bulacaksın. Sen Allah’ın dinine dön. Hocaların dinine değil.

Ve la ilahe illallah dedikçe göreceksin ki kalbinde ılık ılık o imanı, o İslam’ı yaşayacaksın. Allah seni onlardan eylesin inşallah. Dünya Kardeşlik Birliği Mevlânâ Yüce Vakfı için görüşlerinizi paylaşabilir misiniz? Hiç incelemedim, hiç okumadım. Hiç bu konuda fazla bir bilgim yok. Ama kalbime geleni söyleyim uzak dur. Kalbime geleni söyleyim uzak dur. Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapış. Hazret-i Mevlânâ’yı seviyorsan Mesnevî meydanda. Mesnevî bir Kur’ân tefsiridir, Kur’ân değildir. Mesnevî içinde 4000’in üzerine hadis barındıran bir hadis kitabıdır. Mesnevî 6000’in üzerinde âyet-i kerimiye içinde barındıran bir tefsir kitabıdır diyebiliriz. Hayatın tefsiridir. Mesnevî Kur’ân’dan yukarıda değildir.

Mesnevî Buhari’den, Müslüm’den, Tirmizi’den, Ebu Davud’dan, hadis kitaplarından yukarı bir kitap değildir. Mesnevî Kur’ân ve sünneti anlatan, bize günlük hayatımızda lazım olacak olan şeyleri söyleyip tasavvufi bir tefsir diyebiliriz. Okuyun Mesnevî, bunda bir sıkıntı yok. Ama Dünya Kardeşlik Birliği Mevlânâ Yüce Vahkı Kur’ân ve Sünnet tarihinde olduğuna inanmıyorum. Öfkenin şeytandan olduğunu söylediniz, öfkeli insanlara ne tavsiye edersiniz? Öfke mümineyse şeytandan, öfke Allah’ın sevmediği şeylere ise bu rabbanî öfke oldu. Evet, öfke şeytandandır dediği müminin mümini olan öfkelenmesi. Öfkelenen insanlar, mümin kardeşlerinin öfkeleniyorlarsa evet, o kimseler o esnada şeytana uydular. Kelime-i şehadet getirsinler hızda.

Ayaktaysa otursunlar, oturuyorlarsa ayak aksınlar, ayaktalarsa yatsınlar ama öfkeden uzaktırsınlar. Allah muhafaza eylesin inşallah. Enteresan bir soru. Kabirden çiçekleri, ağaçları kökleyip alanlara o kabrin hakkına girmiş oluyor. Bir kabirde normalde bir kimse ağaç dikmiş. Evet, hakkına girmiş oluyor. Babası için, nenesi için, dedesi için bir ağaç dikmiş. Onu kalkıp oradan sökmek caiz değil. Müslüman kardeşlerimizin bizdeki hakları nelerdir? Mesela yolda erkek tarafından şiddet gören bir kadın gördüğümüzde bir bayan olarak araya girmeli miyiz, ne yapmalıyız? Şimdi araya girersiniz, siz de tekme tokat yiyebilirsiniz, bir bıçak, bir silah darbesi yiyebilirsiniz. Basın çığlığı. En güzeli bu. Bağıracaksınız, burada kadına şiddet var diye.

Bağırın. Basın çığlığı. Otobüslerde kadınları taciz edenler utanmayın basın çığlığı. Otobüste kadınları sıkıştıran namussuz, şerefsiz, haysiyetsiz, insanlıktan uzak, insanlıktan uzak, hayvandan daha aşağı mahluklar var ya, cinsiyet önemli değil bunlar. Böyle taciz ederlerse otobüste, metroda, sokakta, kadınlar basın çığlığı. Sesinizi duyurun. Sebep veya erkekler, siz böyle bir şeye maruz kalan bir bayan gördünüz. Basın çığlığı. Tükürün namussuzların, şerefsizlerin yüzüne. Namuslular namussuzlar kadar cesaretli olmadığı müddetçe, ne yazık ki namussuzlar aramızda dolaşacak. Biz hırsıza hırsız diye bağırmadıkça, hukuksuza hukuksuz diye bağırmadıkça, şerefsizle şerefsiz diye bağırmadıkça, haysiyetsizlere haysiyetsiz diye bağırmadıkça, biz her türlü şerefsizliğe, hukuksuzluğe, adaletsizliğe maruz kalacağız.

Biz çünkü kendi hakkımızı istemekten korkar hale geldik. Ondan sonra bir kadın cinayet oluyor, herkes yollara düşüyor, herkes telin ediyor. Öncesinde neredesiniz? Öncesinde neredeyiz? Bir adaletsizlik olduğunda tek yürek olmuyoruz ki. Bir hukuksuzluk olduğunda tek yürek olmuyoruz ki. Ne zaman bir günahı kebair’e tek yürek olup karşı çıktık? Nerede bir adaletsizlik var? Nerede bir hukuksuzluk var? Nerede bir arsızlık var? Nerede bir hırsızlık var? Nerede bir yolsuzluk var? Nerede bir fuhuş var? Nerede bir eşcinsellik var? Nerede bir haram var? O haramlara tek vücut halde biz hayır demezsinler. O haramlara tek vücut halde biz hayır demezsinler. O haramlara tek vücut halde biz hayır demezsinler.

Sesimizi çıkarmazsak biz bunlarla mücadele edemeyiz ki. bu taciz eden bizim partiden biz buna seslenmeyelim. Bu taciz eden X partiden biz bunu çarmıha gerelim. Bizim adalet anlayışımız da bu. Bizim hizbimizden bu kim olursa olsun, hizip deyince parti girer, tarîkat girer, cemâat girer, onun olsun ırk toplulukları girer, her şey girer. O bizim hizbimizden deyip de onun yanlışlığına, eksikliğine, haramına, lanetlik yapmış olduğu işlere, adaletsizliğe, hukuksuzluğa biz hayır demiyorsak biz kurtuluşa eremeyiz. Biz kurtuluşa eremeyiz. Biz parti, cemâat, tarîkat, ırk ayırmaksızın. Meşrep, mezhep, din ayırmaksızın. Nerede yanlışlık varsa, nerede haram varsa, nerede insan hayatını ve toplumunu etkileyen evrensel yanlışlıklar varsa, onlara karşı çıkamıyorsak biz kurtuluşa eremeyiz.

Bizim sıkıntımız bu. Bizim en büyük problemimiz bu. Eğer yanlışlık yapan bizim tarîkat kardeşiyse susuyoruz biz. Yanlışlık yapan bizim cemâat kardeşiyse susuyoruz biz. Yanlışlık yapan bizim parti taşımızta susuyoruz biz.


Yanlışa Susmak ve Nifak

Yanlaşlık yapan bizim akrabamız da susuyoruz biz. Yanlışlık yapan bizim kardeşimiz se susuyoruz biz. Yanlışlık yapan bizim ırk taşımızsa Ukrainian da susuyoruz. Susuyoruz biz. Biz nereye kadar böyle susarak bu işleri yürütebiliriz ki? Yürütemeyiz. Yanlışlık yapan bizim partinin belediyesiyse susuyoruz biz. Bu yanlışlık dediğimizde nifak çıkarıyorsunuz siz diyorlar. Kardeşim yanlış mı değil mi? Yanlış mı? Yanlış. Kalk özür dile. Yanlışını düzelt. Yanlışını düzeltmemekte ısrar ediyorsun. Yanlışı düzeltmemekte ısrar etmek küstahlık, kibirlilik, Allah’a isyan, dini bir meseleyse Allah ve Resulüne isyan, dini bir meselede ise bu millete gözünün içine baka baka millete ahmak yerine koymak. Dön geri.

Dönmüyorsa biz ona muhalefet edeceğiz. Biz ona o yanlıştan dönünceye kadar nasîhat edeceğiz. O yanlıştan dönünceye kadar biz onunla mücadele edeceğiz. Böyle böyle ülkemizi düze çıkaracağız. Böyle böyle ülkemizi düzelteceğiz. Böyle böyle biz evimizi düzelteceğiz. Evde kadın, kocasına yanlış yapıyorsa erkek ona nasîhat edecek. Diyecek ki yanlış yapıyorsun. Eksik davranıyorsun. Bu Kur’ân ve Sünnet’in dışında. Eğer erkek karısına yanlış davranıyorsa kadın diyecek. Sen Kur’ân ve Sünnet’in dışında davranıyorsun. Senin böyle yapmaya bunu Kur’ân Sünnet tarihine hakkın yok diyecek. Bunu söyleyecek. Eğer çocuklar anne ve babaları yanlış davranıyorsa anne babalarına nasîhat edecek. Anne babalar çocukları yanlış davranıyorsa onlara nasîhat edecek.

Eğer o yanlışlıklara bir seslenmiyorsak, yanlışlıklara susuyorsak o yanlışlıklara ortak oluyoruz. Sorumlusunuz elinizin altındakilerden. O zaman sen hakkı ve sabrı tavsiye etmekle, hakkı ve sabrı konuşmakla mükellefsin. Hakkı ve sabrı senin haykırmakla mükellefsin. Onu yapmıyorsan sen de o yanlışlığa ortak ol. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kadına şiddete hayır, erkeğe de şiddete hayır. Sadece kadına değil, şimdi erkekler de şiddet görüyor. Şimdi erkekler de şiddete maruz. Şimdi erkekler de haksızlığa duçar oluyorlar. Önceden dese o sadece kadınların haksızlığı uğraması. Şimdi erkekler de haksızlığı uğruyor. Şimdi çocuklar da haksızlığı uğruyor. Şimdi anne babalar da çocukları tarafından haksızlığı uğratıyor.

O yüzden haksızlık sadece bir alanda değil. Her türlü şiddete hayır, her türlü şiddete. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Selamun aleyküm. Çevremdeki büyükler gençliğini dolu dolu yaşayan ileride bugünleri çok ararsın diyorlar. Müslüman bir genç gençliğini dini açıda nasıl dolu dolu yaşayabilir? Şimdi bunu yazan bayan mı erkek mi bilmiyorum ama çok da bir fark yok. Dolu dolu yaşa. Nerede zikrullâh var, gir otur. Nerede bir ibadet var, git otur. Nerede bir sohbet var, git dinle. Her gün böyle nuru nura ekle. Her gün zikrullâh’a zikrullâh’a ekle. Sohbete sohbet ekle. İyiliğe iyilik ekle. Koş koşabildiğin yere kadar. İyi günler Mustafa Hoca’ya. Rüya sormak istiyorum. Rüyada evimizde küçük kancalı bir sürü böcek vardı.

Bu ne anlama geliyor? Bir de başka bir rüyamda arkadaşımın yerine geçici olarak ceza öne girmek istiyorum. Lakin sonra vazgeçiyorum. Ama söyleyemiyorum. Elimde kelepçe falan da yok ve hapise girmiyorum da. Bu böcekler nasıldı bunu öğrenmemiz lazım. Rengini öğrenmemiz lazım. O yüzden rüyayı böyle anlatmışsınız tam net değil. Net anlatamadığınız için böceklerin türü neydi, şekli neydi. O yüzden rüyanın anlamını değiştir. Selamünaleyküm. Sülük yaptırmak caiz bir gözlerime yaptırmak istiyorum. Evet sülük tedavisi bu noktada şey değil. Yasak değil. Alternatif tıp yasak değil. Yaptırabilirsiniz. Ehil bir kimseyi bulursanız gözlerdeki bozukluklara iyi geldiğine dair şeyler var, tespitler var. Hatta zaman zaman şeker hastaları için bu göz arka damarlarında bombeler olur.

Şeker hastalarına iyi geldiğine dair. Benim eski bir şifa kitabı vardı. Onu da yazıyordu. Böyle bir şey olabilir. Ama bunu iyi bilen bir kimsenin göze yapması lazım. İnşallah iyi olur. Sülük şifadır. İnşallah. Selamünaleyküm. İbn-i Abidin’de darül harpte kafirlerin mallarını faizle, kumarla, fasit beyle, fasit alışverişle almak helaldir. Bu yollarla Müslümanın zarar etmesi helal değildir ibaresi mevcut. Bu fıkih hükme bakarak, borçla üzerinden hisse senede alarak para kazanmak, Diyanet İşleri’nin fetvasıyla helal iş yapan fabrika ve kurumlardan olmak şartıyla helal deniyor. Sormak istediğim şey, su. Sizden dersli olan kimselerin borço üzerine para kazanmalarına siz nasıl bakarsınız? Su filiye engel mi?

Benim için su filiye engel değil. Karışmıyorum. Ben bunu birkaç sefer sordular. Benim bildiğim bir mesele değil. Ben o yüzden buna karışmam dedim ben. Borço üzerinden para kazanılabilir mi? El cevap kazanılabilir. Bu fabrikalar ve hatta bu işletmeler Müslüman mı değil mi? Biz onların dinini sorgulayacak noktada değiliz. Bir kurum var karşımızda çünkü. O yüzden Diyanet’in ben bu helal iş yapan fabrika ve kurumlar olmak şartıyla helal deniyor. Fetvası çok dar bir dairede bir fetva. bugün Darül İslam olmayan İslam hukukunun geçerli olmayan hiçbir beldede helal bir kurum yoktur. Çünkü muhakkak bir faize maize bulaşır. O yüzden bir kimse İslam hukukunun olmadığı bir yerde faize bulaşmaması çok zor.

Allah bulaştırmasın inşallah. Hz. B. Radıyallahu An’ın iddiaya girdiği hadisten yola çıkarak belki o kadar kesin değil ancak yüksek bir oranda kar edeceği düşünülüyorsa bu kazanılan parayı da ganimet hükmüne sokmak ve en helallilerden adetmeksizce ne kadar doğru veya ne kadar değil. Eğer gayrimüslimden o para kazanılıyorsa helal neden helal olmasın? Sıkıntı yok. İbn-i Abidin’deki fetva fetvadır. İmam-ı Azam’ın fetvalarıdır. O yüzden ben o noktada o fetvanın hilafına bir şey söyleyecek noktada değilim. Allah ıslah etsin diye dua… Selamünaleyküm Allah ıslah etsin diye dua ediyordum. Beddua gibi bir dua olduğunu sizden öğrendim. Bu durumu telafi etmem gerekir mi? Evet. Allah birisine ıslah etsin demek o kimseye ıslah terbiye cezayla olur.

Allah cezasız hidâyet eylesin. Allah affıma affret eylesin. Doğruyu göstersin insanlara. 2. Beni inciten bazı kişilere affetmeyi kendime yapılmış bir haksızlık olarak görüyorum. Bir tweetinizde insan vefaydı vefasızlığı da unutmamalı. Vefasızla vefalı gibi davranmak, vefaya ihanet, vefasız vefasızlığını bilmeli ve tevbe etmeli demiştiniz. O kişi üzerindeki halinizi değiştirmiyorsa siz nasıl affedeyim onu? Şimdi bir kimsenin kendisinden af dileyen bir kimseyi affetmesi erdemliliktir. Eyvallah. Şimdi birisi vefalı birisi vefasız. Vefasız vefasızlığına devam ediyorsa neden ona vefalı gibi davranalım? O vefaliye kıymetsizlik değil mi? Bu da ayrı bir mesele. O yüzden Hz. Ebubekir Radıyallâhu Anh Hazretleriyle vahşi aynı olmadı.

Eyvallah. Vahşiyi affetti mi Cenabı Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem? Affetti. Vahşi Müslüman oldu. Müslüman olunca onu affetti. Eyvallah. Ama velakin Hz. Ebubekir Radıyallâhu Anh Hazretleri yerine koymadı onu. Bunu da unutmamalı. O yüzden bir kimse gelir, tevbe eder, af dilerse bu büyüklerin şeyidir, adetidir, geleneğidir. Büyüklerin Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin sünneti uygulamada bir incelidir. Onlar affederler. Haklarını helal ederler, affederler. Bu ayrı bir mesele. Bunu herkes böyle yapacak diye bir kaide yok. Örneğin ben diyorum ki bizim derviş kardeşlerimiz olan hakkımız helal olsun. İster gelip bizden helalık istesinler, ister istemesinler. Kardeşlik hukuku açısından kim kardeşler bizden dersliyse bizim onlar hakkımız helal.

Gönül olarak bizden dersli değil. Gönül olarak bizim de bağımızı koparmış. Bize söyleyip söylememesine gerek yok. Hakkımız helal değil. Biz de bağını koparmış. Hakkımız helal değil. Eğer aleyhimize bir şey söylediyse. Bunu ciddi ciddi söylüyorum. Açıkça söylüyorum. Sebep, bizde kardeşlik hukukunu gözetenle gözetmeyen arasında fark olması lazım. Selamünaleyküm. İnşallah canlı yayında cevaplarsanız. Kur’ân’da kölelere bazı haklar verilmiş ama kölelik neden tamamen yasaklanmamıştır? Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri köleliği yasaklamıştır. Kölelik bir kimseyi çok özlülerim. Hakkınızı helal edin. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem hazretleri hür bir kimseyi köle etmeyi yasaklamış ve en büyük günahı kebalilerden saymıştır.

Köleliği azat etmeyi de en büyük sevaplardan saymıştır. O yüzden İslam köleliği tedirici bir şekilde ortadan kaldırmıştır. İslam köleliği ve esirliği ve cariye hukukunu tabiri caizse elinde bulmuştur. orada o toplumda esir olmak var. bir kabile bir kabileyle savaşıyor, savaşında esir düşüyorlar, esirleri de öldürüyorlar direkt. O günün savaş hukuku bu. Ya da esir alıyorlar, esirleri köleleştiriyorlar, köle olarak satıyorlar. İslam bir esirleri öldürmeye kaldırdı, iki esirleri belli bir maddi veya belli bir işler almıştır. Bili bir işler açısından onları azat etmeye başladı. İki yeni köleler edinmeyi yasakladı ve köleliği zaman içerisinde kaldırdı. Selamun aleyküm. Sizin dediğiniz gibi evliliklerin temeli sağlam kurulmadıysa, her gün kıyamet kopuyorsa, evin erkeği her şeyi yanlış anlıyorsa, küfür ediyorsa, boşanmıyorsa ne yapmamız lazım?

Gerçekten sıkıntılı bir durum. Ama normalde bu tip şeyler var ise yine mevcut hukuk şeyleri ne o? Boşuyor kadınlar böyle bir şeyde muzdarip olduklarını söyler de, eğer boşanmayı talep ederlerse mevcut hukuk onları boşuyor. O yüzden bunları ispatlarsanız mevcut hukuka göre boşanabilirsiniz hızla. Rabbim öyle erkeklere de hidâyet eylesin inşallah. Cenâb-ı Hak ümmet-i Muhammed’i korusun. Selamun aleyküm, hayırlı akşamlar. Ders yaptıran kişilerin şahsi işlerinde dervişleri kullanmasını uygun bulmadığınızı defaat ve sohbetlerinizde dile getirmenize rağmen maalesef bu tarz şeylerle karşılaşıyoruz. Böyle durumlarda nasıl bir tutum sergilemeyiz? Sergilemeliyiz. Aleyküm selam. Bu normalde, ben bizim soruyu soranın nereden olduğunu bilmiyorum.

Çünkü bizim iç hukukumuzu söyleyeyim. Ders yaptıran kardeşler asla kendi işlerini etrafındaki derviş kardeşlere yaptırmaya kalkarlarsa hakkımız helal değil diye ben bunu defallarca söyledim. O yüzden o kardeşler de yapmayacaklar o arkadaşın özel işini. Kim olursa olsun bu. Bu Mustafa Özba olsa dair Mustafa Özba özel işini dervişlik hukukunu kullanarak bir başkasına yaptırmayacak. Yaptırıyorsa onun ücretini verecek. O ücreti vermekle mükellef. Bakın bu hukuku da göz ardı etmeyin. İnsanların bazı kişilerle özel hukuku oluşabilir. Ders yaptırıyorlar. Onun da arkadaşı kardeşi dostu olacak. O zaman onlar birbirlerinde burada zakirlik dervişlik, şeyhlik dervişlik ölçüsü ortadan kalkar o zaman. Nasıl örnekliyim şimdi?

Benim şimdi örneğin bazı kardeşlerle olan hukukum vardır.


Mürîd, Mürşid ve Dergâh

Böyle mürîd mürşid hukukunun dışındadır onlar. Derganın içerisinde mürîd mürşid hukuku tecelleder ama derganın dışında öyle bir hukuk tecelli etmez. Bu öyle bir hukuk zaman içerisinde gelişmiştir. Gelişince ben ona bir şey yaptırsam ettirsem normal gelir baba. Ben ona illaki ya böyle oldu demek mi? İnsanların çünkü arkadaşlıkları dostlukları kardeşlikleri oluşacak. Bunu yok etmek, bunu böyle eksik görmek sıkıntılı ama ders yaptıran bir kimse böyle hiyaraşisini kullanarak kendisine bir şey yaptırıyorsa bu gerçekten bizim yolumuzun ölçüsüne uymayan bir şey. Ve ihanet ediyor. Çok basitinden söyleyeyim. Bunda inceleyip sık dokacak. Bu bizim kendi iç hukukumuz için söyleyeyim. İsim vererekten söyleyeyim ki iyi anlaşılsın.

Cafer kalkıp da kendi özel işini birisine derganın içerisindeki hiyaraşisini kullanarak yaptırıyorsa bu büyük sıkıntı. Bakın direkt söylüyorum bunu. Sebep bunu yapmaya hakkı yok. Sebep bunu yapmaya hakkı yok. Bunu yapıyorsa o zaman bu ihanet ediyor. Doğru değil. Ha bir işi vardır, bir şey yapıyordur. Onun da etrafında can gönülden ciğerden arkadaşları kardeşleri vardır. Bu oluşur çünkü zamanın içerisinde. Önemsizleşir bazı şeyler. hiyaraşi kalkar ortayardan. Bir problem yok. Ben onun etrafında mesela öyle kimselerin olduğunu görüyorum. Örneğin birisi onun bunun bu manada bir işini yapsa bunda bir sıkıntı olmaz. Ama öbür türlü dergahtaki hiyaraşisini kullanarak özel işini yaptırmak doğru değil.

Ve benim kalkıp da şimdi örneğin ben şimdi Bursa’da elektrikçi bir kardeş var mı yok mu bilmiyorum. Yok galiba. Cevapher var mı elektrik işlerinden yapan kardeşlerden birisi? Ha Cevapher. Elektrik işi yapan elektrikçi var mı bizim kardeşlerden hiç? Bildiğim kadarıyla yok benim. Değil mi? Mesela yok diyelim ki kardeşlerden birisinin var. Ben çağırdım burada benim iş yerim, burası benim evim. Burada elektrik işini yaptırdım diyelim ki. Onun ücretini vereceğim ben. O adamın sanatı çünkü o. Bu böyle bir şey değil. Allah bizi affetsin. Evet. Bu konuda bizim kardeşlerimiz titiz davranacaklar. Kendinden özel iş bekleyen kimseye de, abi varsa işi diyecek ki abi abla hakkını helâl et yaptıramam. Geçmişten bir kıssı anlatayım size.

Yaşadığımız bir şeyi. Bizim böyle benim zakirliğim döneminde talebelerin kaldığı bir ev vardı. O talebelerin kaldığı eve ben talimat vermiştim. hepsi de bize emanet. Bir yere gidecekleri zaman nereye gideceklerse gitsin. Başlarında bir tane görevli var. Ona haber verip de gidecekler. İyi. O gün bir arkadaş gitmiş bayanlardan. Ben de telefon açtım ona. bir şey vardı herhalde geçmiş gün. gayri ihtiyarı Allah yaptı meydana çıkartacak ya filanca dedim orada mı telefonda sessizlik. Yok abi dedi. Nerede dedim ben? Gitti dedi. Nereye gitti dedim ben? Dedi ki dedi bir abla çağırdı. Önemli bir abla oraya gitti. Ben ismini de söylemem demiş. Ben aradım o kardeşi. O ablanın evinden aradım. O ablayı aradım.

Selamünaleyküm, aleykümselam. Orada mı dedim ben? Burada dedi. Verir misin telefonu dedim. Aldım telefonu. Sen neden dedim evdeki sorumluya gidecek olduğu yere haber vermedin? Ne yapıyorsun sen orada dedim ben? Abla dedi beni temizliğe çağırdı, yardıma çağırdı dedi. Ben size kim çağırırsa çağırırsın gitmeyeceksiniz demedim mi dedim? Siz bu dergan hizmetçisi değilsiniz. Burada insanların hizmetçisi değilsiniz. Kim çağırırsa çağırsın gitmeyeceksiniz demedim mi dedim? Ben öyle derken abla telefona aldı. Abi ben çağırmıştım dedi. O ablayla da o zaman için benim aram çok iyi. Onu buraya ben gelin olarak getir dedim. Abi ben çağırdım deyince sen kimsin dedim ben de ona. Senin böyle bir şey yapmaya hakkın var mı ki dedim.

Sen onu evine temizliğe çağırmışsın. Madem evinde temizlik olacaktı bana söyleseydin ben bir kadın gönderseydim sana dedim. Evini temizleseydi dedim. Ver o telefonu bana dedim kıza verdi. Çabuk eve dön dedim ben gitti. Ben tabi ablayla olan irtibatı kestim. O da bunu Şeyh Efendi’ye söyledi. Şeyh Efendi’ye dedi ki abim ben özür diledim. Halbuki özür dilememişti. Ama beni affetmiyor dedi. Şeyh Efendi oğlum özür dilemiş senden affetmiyormuşsun dedi. Sustum. Bir daha geldiğinde yine söyledi. Yine sustum. Üçüncü geldiğinde yine söyleyince efendim konuşabilir miyim dedim. Söyle dedi. Bir benden özür dilemedi dedim. İki benim ona tavır koyduğum mesele farklı bir şey efendim dedim. Başka bir şey söylüyor Şeyh Efendi.

Ne dedi? Efendim böyle böyle böyle böyle yaptı. Ben o yüzden ona tavır koydum dedim. Durdu. Bana böyle anlatmadı dedi. İsterseniz o bayanı da alırım. Onu da alırım. Yüzleşiriz efendim dedim. İnandım oğlum dedi. Şimdi bu benim en çok ağrıma giden bir şeydir. Bir kimsenin dergahtaki hiyer arsisini kullanarak derviş kardeşlerini kendi işinde çalıştırması. Ben şeyhler tanıdım dervişlerini tarlasında çalıştıran. Şeyhler tanıdım dervişleri dükkanında çalıştıran. Şeyhler tanıdım dervişleri evini temizleten. Şeyhler tanıdım dervişlerini evde hizmetçi gibi kullanan. Allah muhafaza eylesin. Ben onları gördüğüm için zakirler tanıdım. Kendi özel işlerinde insanları koşturtturan. Önceki dönemlerde. Çavuşlar tanıdım dervişleri emir evri gibi kullanan.

Arkadaşlar bunların hiçbirisi de yolun adabına erkanına uygun değil. Bunlar yollarına ihanet eden kimseler. Allah muhafaza eylesin inşallah. Selamun aleyküm peygamber efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem. Gönül hoşluğu nimetlerdendir buyurmuş. Gönül hoşluğu tam olarak ne manaya gelir? Kötülük düşünmeyen, insanları hoşgörülen, insanlarla iyi geçinen, misafirliği hafif olan, dostluğu hafif olan. ağırlık vermiyor hiç kimseye. Bu tip insanlar. Allah biz onlardan eylesin. Kocam işten eve çoğu zaman geç geliyor. Ben de çok geç vakit yemek yemek istemediğimden ondan izin alıp da erken yiyorum. O zaman da evde yiyeceğim. Ben de çok geç vakit yemek yemek istemediğimden ondan izin alıp da erken yiyorum.

O gelince de onunla masaya oturuyorum. Eş eve gelmeden yemekte bir sakınca var mıdır? Ne kadar geç geliyor bilmiyorum. O yüzden bir şey diyemem. Ama ben öyle söyleyeyim. Ben böyle aile ortamının oluşmasından yanayım. Eş ve çocuklar toplanmalı. Akşam yemeğini öğle yemeli. Bunu böyle insanlar kendilerini zorlamalılar. Kendilerini zorlayarak da bu ölçüyü oturtmalılar. Aile bir arada olmalı. Muhakkak bir arada durmalı. Bir arada yemek yemeli. Onu paylaşmalı. bir kimsenin işi ne zamana kadar geç bitiyor onu bilmediğimden bu kadar. Bu konuda bir şey diyemiyorum. Ama makul şartlarda oturmalı. Hatta adamın işi varsa yemeği erken hazırla. Yiyelim ben gideyim veya ben geç kalacağım. Bir saat iki saat o zaman yiyelim gibisinden.

Erkek yine de aile hukukunu korumaya gayret etmeli. Kadınlar da buna anlayış göstermeli. Yardım etmeli. Kadınlar da aile hukukunun dirliği düzenliği için o da can haraş koşuşturmalı. Fedakarlık edilecekse, fedakarlık edilmeli. Beklenilecekse beklenilmeli. İnşallah. Selamun aleyküm. İhlas Sûresi okumayı çok seviyorum. Faziletleri nelerdir anlatır mısınız? Kim günde iki üç sefer İhlas Sûresini okursa, aklımda kaldığı kadar hadîs-i şerife göre 50 yıllık günaha haf olur diye bir şerif aklında kalmıştı. Bu yeterli herhalde. Hayırlı geceler ders almak istiyorum. Rabbim nasip ederse ne yapmalıyım? Allah’ım. İnşallah sana ders verelim kardeşler. Allah’tan bir şey gelmezse. Günde bir sefer bu dersi çekeceksiniz.

Bir şey olursa, herhangi bir şey, onunla irtibata geçeceksiniz inşallah. Allah yardımcınız olsun inşallah. Geçmiş sorularınız var burada. Sorularınız var burada. Geçmiş sorularınız var burada. Soruma cevap verilmediği dolayısıyla diye. Genelde sorularınıza cevap veriyoruz. Ama velakin gizlikmiş oluyor. Hiçbir soru yok ki biz onu cevaplandırmamış olalım. Bildiğim kadarıyla. Bir teknik aksaklık olduysa, bu aksaklıktan sorumlu değiliz. Ama şuna emin olun ben burada es geçtim hiçbir soru yok. Ama bazen kardeşler sorularına anında cevap bekliyorlar. Biz sohbeti bitiriyoruz. Sohbeti bitirdikten sonra kaldığımız yerden sorulara cevap vermeye gayret ediyoruz. Bazen kardeşlerimiz herhalde yoruluyorlar veya uykulara geliyor.

Kaçırıyorlar oradaki onların sorularına cevap verdiği soruları. Sonra diyorlar ki sorumuz cevaplanmadı. Öyle bir kasıtlı bir şey yok, öyle bir şey de yok. O yüzden sırayla bütün sorulara cevap vermeye gayret ediyorum. Selamünaleyküm. Ben Sena. Siz bir sorun da bana sağ tarafa yatmamı söylemiştiniz ama ben sağ tarafa doğru pek yatamıyorum. Sol tarafa veya sırt üstü yatıyorum. Önerebileceğiniz bir şey var mı? Sağ tarafa yatmaya gayret et. İnşallah öyle alıştır kendini. Sünnet olan yatış o çünkü. Hazret-i Peygamber Salûlâle ve Selâm Hazretleri yüzük oyun hiç yatmadı. Yüz yukarıda hiç yatmadı. Soluna da yatmadı bildiğim kadarıyla. Sünnet olan sağa yatma. Selamünaleyküm. Aynileşmekten nasıl kurtuluruz?

Bu, bütün insanların en büyük sıkıntılarından birisi bu. İnsanlar kendilerini yenileyemiyorlar. İnsanlar kendilerini biraz daha ileri doğru götüremiyorlar. Hazret-i Peygamber Salûlâle ve Selâm Hazretleri günü güne müsavi olan, denk olan zararıdır dedi. O yüzden aynilikten kurtaracaksınız kendinizi. Esnafsanız malların yerini değiştireceksiniz. Örneğin ne bileyim dervişlikse, sufilikse zikrinizi arttıracaksınız. Nafilelerinizi arttıracaksınız. Bakacaksınız ne tarafınız, nereniz eksik. Eksikliğinizi tamamlayacaksınız. Ve böylece aynilikten kurtulacaksınız. İnşallah. Selamünaleyküm. Hayırlı geceler. Üniversitede yatay geçiş yapacağım. Duanıza almak isterim. Allah yardımcınız olsun. Rabbim en hayırlı yöne çevirsin.

İnşallah. Cenâb-ı Hak hayır ve hayırlılarla karşılaştırsın. İnşallah. Selamünaleyküm. 19 yaşındayım. Yemek üzerine kendimi göstermeden bir YouTube kanalı açmamda bir sakınca var mı? Olabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Bir sakınca yok. her yemek konusunda bir üstatsanız, oradan bir ücret, oradan bir para kazanmayı düşünüyorsanız böyle bir şeyle eşlik alacaksanız, mesleğiniz, aşçılıksa, olabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Bu afla alakalı millet sıkıntı yaşıyor herhalde. Hayırlı geceler bazı insanları affedememek bizdeki eksikliği mi gösterir? Affetmek gerekir mi? Herkesi ya da affetmeyip Allah’a vaal etmek mi doğruysa? Affetmenin ölçüsü neler sizce? Bir de bize karşı kibirli davrandığını düşündüğümüz biri olursa nasıl davranmamız gerekir?

Ben onun ayıbı, ben onun ayıbı, ben kötü bir şey düşünmeyeyim ya da demeyeyim diyorum ama biraz üzülüyorum da bu ne kadar doğru, buradaki ölçü ne sizce? Bunun belli bir ölçüsü yok. Herkes affedecek diye bir kaydı yok. Böyle bir şey yok. Ama ve lakin bu sadece bir kimse geldi sizden özür diliyor, af diliyor. Varsa bir zararınız telaffettirin ona.


Af, Helâllik ve Derviş Edebi

Ama bir zararınız yoksa, zarar maddi olabilir, manevi olabilir, affedebilirsiniz. Affetmek büyük erdemliliktir. Ben bunu böyle söylüyorum. Benim de affetmediğim kimseler var mı? Var. Ama benim bu derviş kardeşlerimden değil. Örneğin, ben derviş kardeşlerime karşı biraz hassasım. Derviş kardeşlerin dışında Müslümanlara ikinci hassasiyetlik var. Zaten diğer halakalılarda bizi çok ilgilendirmiyor. O yüzden derviş kardeşlerin hukuku ben de ayırıyorum. O yüzden birisini affedersiniz, affetmezsiniz. Bu sizin bir canınız iş. Ama affetmek güzel bir erdemlilik. Allah bizi erdemli kullarından eylesin. Uygun görmezseniz okumayın demiş bir kardeş. Allah iyi etsin inşallah. Osmanlı devletimizdeki kardeş katlin’e, Şehir-i İslam’ların cevap vermesi doğru muydu?

Aklımıza takılıyor. Acaba bu da sebep oldu mu yıkılmasına, şeriatın bozulmasına? Bir de padişahlarımızın gayrimüslim hanımlardan olması da zamanla bozulmaya yol açmış olabilir mi? Yanlış biliyorsak kusurumuza bakmayın. Osmanlı devleti tam bir İslam devleti değildi. O yüzden tartışılır devletin işleyişi, kendi içerisindeki mekanizması. Lakin kendi zamanlarında kendilerince bu doğru da kabul edilmiş olabilir. Osmanlı devleti çünkü Türk geleneğiyle Osmanlı inancının karması olan bir devlet yapısı. O yüzden bazı yerlere tam böyle İslam’a motomoto uymamış olabilir. Bunun tartışmasına da gerek yok. Olmuş bitmiş geçmiş yaşanmış. Şimdi caizdir desek de boş değildir desek yine de boş. Selamünaleyküm ben yeni ders sizden aldım.

Rüyada ben peygamberlik ile ilgili bir şeyler anlatıyordum. Annem beni yalanladı ve ben annemin şeyhini gördüm ve bana anneme inanmamamı söyledi. Annemle ilgili kâfir gibi şeyler söyledi. Neden öyle görmüş olabilirim? Anneni şeyhi kim? O yüzden annenin şeyhini bilmediğimden bir şey diyemem. Annem normaldi. Rüyayı benim dinlemem lazım. Bir de akşam namazı kılarken gözlerimi kapatarak yaptıktan sonra rükuda gözlerim açıktan sonra büyük bir mavi ışık gördüm. Allah yardımcın olsun inşallah. Kur’ân ve sünneti sımsık yapış. Hayatına devam et. Selamünaleyküm. Cin musallatından kurtulmak için ne yapmak gerekir? Bu işlerle meşgul olunca hocalara gitmek doğru mudur? gidenler var bu işlerle uğraşanlar var.

Gerçekten bu işi bilenlerden birisi değil. Bu konu ilgilenen insanların ilgilenmeleri gerçekten doğru mu değil mi? Böyle bir tanıdığım kimse de yok. O yüzden bu konuda yardımcı olamayacağım kusura bakmayın. Böyle işte yok biliyordu da böyle söyledi. Hiç böyle bir şey aklınıza gelmesin. Gerçekten cinli bir musallattan nasıl kurtulunur? Bunun yolunu bilenlerden değilim veya böyle bir şey uygulayabilenlerden de değilim. Bunu yapan bir kimseye de tanımıyorum. Böyle yapanlar var. Yapanların var olduğu söyleniyor. Ama ne kadar doğru yapıyorlar, ne kadar yapmıyorlar bunu da bilebilecek noktada değilim. Nurlu geceler ben İzmir Buca’dan selamlar. Size sorum olacaktı. Benim kayınvalidemin şeyhi vefat etmiş.

Kimseye vefat etmiş, kimseye bağlı değilim kaç sene oldu diyor. Ne yapmalıyım diyor. Sevgiler saygılar. Bir kimsenin şeyhi vefat ettiyse istihara yapacak, istişare yapacak, yeni bir şeyhe intisap edecek. Yaşayan bir şeyhe intisap edecek. Bizim bildiğimiz doğru bu. Selamun aleyküm. İmamların eşcinsel olması, hafızların sapkınlık yapması, ilahiyatlardan ahlaksız insanların çıkmasını, dine atfedip bu konuda çelişkiye düşen insanlara nasıl cevap vermeliyiz? Her topluluktan bunlar çıkabilir. Hırsızlık yapan olmuştu sahabenin içerisinde. Sahabenin içerisinde zina edenler oldu. Sahabenin içerisinde kötülük yapanlar da oldu. O yüzden her topluluğun içerisinde herhangi bir sapkınlık, herhangi bir günah kebar işleyen olabilir.

Bunda dinin suçu yok. Sonuçta herkes insan, geçmiş peygamberler dahi küçücük de olsa hatalar yaptılarsa, insanlar hata yapabilirler, günah işleyebilirler, bu tip sapkınlıklara düşebilirler. Allah onlara hidâyet eylesin, onları da düzelsin. Bunda İslam’ın suçu yok. örnekliyorum bir devlet memuru rüşvet aldı diye bütün devlet memurları rüşvet alıyor diyebilir. Nasıl diyemiyorsak bir belediye başkanı, bir gazeteciye, gazetecenin tarlasına turizm imarı çıkarıyor deyip nasıl bütün belediye başkanları aynı şeyi yaptı diyemiyorsak bu da aynı şeyi yaptı diyemeyiz. Herkes hata yapabilir. Selamünaleyküm. Bir kimse hata yaptığında onun hata yaptığını ve bundan dönmesi gerektiğini anlaması için ne yapabildi?

O değil. Uzaklık, yakınlık derecesi söz konusu. Bir kimse böyle bir hata yaptıysa o kimseye normalde yakın dairemizse nasîhat ederiz, bir daha nasîhat ederiz, bir daha nasîhat ederiz, anlatırız, dinliyorsa. Ama yakın bir dairede değilse nasîhat etsek dahi uzakta olduğundan o bizi dinlemeyecektir. Veya da sesimiz ona ulaşmayacaktır. Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir. Siz bir kötülük gördüğünüzde elinizde mümkün değilse dilinizde o da mümkün değilse kalbim buz ederekten önlemeye çalışınız. Hadis-i şerifini distur olarak kendimize alabiliriz. Şeytan uğraştı, küçük bir hataya meylettim, sonrası büyüdü ama tevbe ettim, döndüm, ben kimseye söyleyemem senden başka, bundan sonrası size özel.

Ben sizi baba bildim, her cuma namazı kılmadan gelirdiniz, görürdüm, halimde gelmediniz bu cuma hakkınızı helal edin. Ben tevhid çekerken sizi görmeye özledim, affedin. Allah affetsin inşallah, tevbe et, bir daha işleme. Böyle hal görmek dervişler için avantajı budur. o kimseye bir günah kebareşlerinde onun halinde bir eksilme olur, hatta kapanır. O kimse de hata yaptığını anlar, bu sefer helallik isteyip, tevbe edip yeniden kendini toparlaması gerekir. Allah affetsin inşallah. Selamun aleyküm. Annem ablama çok beddua ediyordu, bütün bedduası hepsi de gerçekleşti. Annem günah işlemiş oluyor mu? Ablam çok sıkıntı çekiyor. Dua eder misiniz? Ben hep derim, annenizin babanızın bedduasını almayın diye.

Eğer beddua haklı ise, evet geçer. Allah muhafaza eylesin. Hiç kimseye anne baba bedduası ile karşı karşıya getirmesin. O yüzden anne babanızın elini öpün, helallik isteyin, onun duasını alın. Haklı haksız evlatsınız. Siz evlatlarınızı yerine getirin. Selamun aleyküm. Geçmişte işlediğim ve tevbe ettiğim şeyler ile ilgili bir ortamda konu sohbet muhabbet geçtiğinde rahatsız olduğumu fark ettim. Kendimi sorgular ve üst üste tevbe eder oldum. Tevbe’imde problem mi var diyerek. Çok da üzülüyorum bunun sebebine de normal bir durum mudur bu duygudan kurtulmalıyım. Allah tövbeni kabul etsin. Cenâb-ı Hak inşallah tövbesinde samimi olanlardan eylesin. Bunlar olur, yaşanır. Geçecek inşallah. Bir daha geri dönme Allah’ın izniyle inşallah.

Selamun aleyküm. Günlük verdiğimizde her gün çekeceğimize dair verdiğimiz sözle, verdiğimiz bize vacip olur mu? Evet. Söz veriliyor, akit oluyor. Söz verilince, akit olunca vacip oluyor. Çekemediğimiz gün olursa iadesini yapmalı mıyız? Evet. Geceniz hayır olsun. İzmir’den selamlar, sevgiler. Vâ aleyküm selam İzmir’e selamlar, sevgiler inşallah. Selamun aleyküm. İç âlemimle öğretisini aldığım bu yol arasında çok büyük farklar oluşmaya başladı. Özellikle bu son karantinada her şeyden çok fazla uzaklaştımı fark ettim. Size karşı duygumu bir türlü toparlayamıyorum. İbadetlerimi yapmak istemiyorum. Zorlanarak yaparken de kendimi çok iki yüzlü gibi hissediyorum. Kendime karşı da, etrafıma karşı da çok hırslı bir hale geldim.

Hazret-i Alide birilerinin yanında hevesin artmasını riyâ olarak tanımlamış. Kendimi riyakar iki yüzlü gibi görmeye başladım. Bu tarz düşüncelere kızıyorsunuz ama içimdeki o öfkenin korkusuna kendimi uzak tutmak istiyorum. Bu noktada kendimi doğru analiz ettiğimi nasıl anlayabilirim? Bu koronadan gerçekten etkilendi insanların büyük bir çoğunluğu. Bunun içerisinde Sûfî kardeşler de etkilendiler. Kardeşlerimiz de etkilendi. Derlenip toparlayacağız. Küçük de olsa dersler yapmaya gayret edeceğiz. Derslere gideceğiz. Kendimizi toparlayacağız. Allah muhafaza eylesin. Bu böyle savrukluk. Biz de diğer savruklukları getiririz. Allah korusun, muhafaza etsin. Tevbe edelim inşallah. Selamun aleyküm. Bir konuda tevekkül ettik ve bunun bir sonucu oldu.

Bu sonuç nasip mi değil mi ya da hayır mı, şer mi nasıl ayırabiliriz, nasibimiz nasıl anlayabiliriz? Bu gibi şeyleri ayırt edemiyorum tam olarak. Neyin ne olduğunu bilmediğimden bu öyle bir cevap vermem mümkün değil. Hakkınızı helal edin inşallah. Selamun aleyküm hocam. Ben 28 yaşındayım. Bir sene üç aylık evliyim. Eşimin, annesinin ve kendini annemi hava almaları için tatile götürdüm eşim ile beraber. Ve eşime özellikle annesinin de gelmesini rica ettim ve tüm ihtiyacı olan her şeyi karşıladım. Ancak bir hafta süresince sözlü olarak beni taciz etti ve geceleri odamız kapıdan izledi. En son dönerken eşimi benden kıskanıp beni öldürmek için boynumu kırmak üzere beni dövdü. Anneanneme bakmak zorunda olduğum için ona Covid bulaşır diye jandarmaya şikayetçi olamadım.

Ancak eşim benim tarafımda, ancak ben kayınvalidemi bir daha görmek istemiyorum. Ve doğacak çocuğuma nasıl göstereceğim, onu nasıl tanıtacağım bilmiyorum. Eşim ve ben ona nasıl davranmalıyız lütfen bize bir fikir verir misiniz? Bir Müslüman böyle bir durumda nasıl davranır? Bu ne biçim vahşet ya? Allah Allah! Kayınvalide değil, sanki ya. Bu ne ya? Allah muhafaza eylesin ya. Resmen boynunu kırmaya kalkmış kadıncağızın ya. Bir erkeğin annesinin veyahut da kim olursa olsun bir karı koca bir insanın yatak odasının gözlenmesi büyük günahı kebair. Erdem birisi. Haram. Allah muhafaza eylesin. Bir kimsenin, yabancı bir kimsenin bir evini gözlemek de haram. Gözetlemek de haram. Bir evin içerisinde bir andenin, bu ister oğlanın annesi ister kızın annesi olsun, çocuklarının evdeki evli karı koca’nın yatak odasını gözetlemesi de haram.

Bunlar büyük günahı kebairlerden. Şimdi bunun haricinde böyle kıskanarak ondan sonra öldürmek için, boynunu kırmak için dövmesi bu da günahı kebair. Burada bir can tehlikesi var. Can tehlikesi olduğu için kadının kayınvalide ile görüşmeme hakkı var çünkü canı tehlikede. Ama erkeğin annesidir. Erkek annesine gidip gelebilir. Bu konuda bir sıkıntı yok. Ama o kadın can tehlikesi yaşadığından dolayı can emniyeti var. O yüzden kayınvalidesine gitmemesi onun hakkı. Allah Allah ne hale gelmiş insanlar. Selamun aleyküm günde 100 tane İhlâs okuyup suyu üfleyebilmek uygun olur mu? Şifa ki şifa olur. Selamun aleyküm bir konu hakkında yoğunlaşıp cevap aradığımızda bir şekilde cevabın geldiğini, lağm-ı cevabın Allah’tan mı başka şeyden mi olduğuna eminlik getiremiyorum.

Bu soruya da yoğunlaştığımda şimdi gençler cadılığa merak salmışlar. Ben de araştırayım diye videoyu izlerken orada bir genç kişi kime enerji gönderirsen cevap da oradan gelir dedi.


Cadılık, Cin ve İşâret

Yani cinlilere sorarsın cevap oradan meleğe sorarsan melekten gibi. Ben bunu yine Allah’tan gördüm. Bu konuyu biraz açarsanız çok sevinirim. Bir kitaptan bir video aldığımız işaretle hareket etmek ne derece doğru, nasıl eminlik sağlanır? Allah’a sorduğumuz, araştırdığımız sorunun cevabını Allah’tan nasıl alırız? Hakkınızı helal edin. Sizden dinlemek, öğrenmek istiyorum. Çok teşekkür ederim. Canım kardeşim ya, siz ne yapıyorsunuz ya? Siz ne yapıyorsunuz? Sizin elinizde dini bir mesele ise cevap alacağınız Kur’ân ve Sünnet var. Fıkihi bir mesele ise sizin elinizde Hanefî fıkhına dair bir sürü kitap var. Eğer sizin elinizde tafifi bir konu ise cevap alabileceğiniz bir sürü tasavvuf kitabı var. Eğer siz bir üstada intisaplıysanız cevap alabileceğiniz üstadınız var.

Bazı cemaatler var, topluluklar var, üstadlarına ulaşamıyorlar. Eğer öyle bir topluluğun içindesiniz, o zaman üstadınızla ulaşın yine. Denki ben ulaşmam lazım. Bu nasıl bir ritm-ürşid ilişkisi değil? Ulaşın. O yüzden soruyu kimden istersen ondan cevap alırsın. Bunlar saçma sapan şeyler. Çok özür dilerim ama bunlar saçmalık. Başka bir şey değil. siz gözünüz ağrıdığında kendinizce, gözünün ağrısının cevabını almak için kime gideceksiniz? Bu işin ilmini öğren bir göz doktoruna gideceksiniz. Ben bugün göz doktoruna gittim. Benim gözümde ne var diye kendi kendime cevap aramaya kalkmadım. Bunun sünnet seneyesi bu çünkü. Benim gözlerimde rahatsızlık var. Ben bugün göz doktorundan randevu aldım. Göz doktoruna gittim.

Göz doktorundan muayene oldum. Gözlerde ne var ne yok. Baktı doktor. şurasında şu var, burasında bu var veya şu değişecek, bu değişmeyecek. Söyledi konuştu. Altı ay sonra tekrar kontrole geleceksiniz dedi. bunun cevabını evrene salalım. Evrenden cevap gelir. O zaman ne Kur’ân’a ihtiyaç var, ne Peygamber’e ihtiyaç var, ne sahabeye ihtiyaç var, ne fıkıha ihtiyaç var, ne alimlere ihtiyaç var. Bilmediklerinizi zikir ehline sorun. Âyet-i kerimesine de ihtiyaç yok. Böyle bir şey var mı? Allah bizi affetsin. Lütfen öğrenmek istediğiniz konunun ilmine müracaat edin. Hiç bilenlerle bilmeyenler biri olur mu? Olmaz. Siz bir bilene gidip soracaksınız onu. İşi ehline soracaksınız. Allah sizin işi ehline vermeniz Allah’ın hoşuna gider.

Ehline gideceksin. Ehline müracaat edeceksin. Böyle saçma sapan şeyler çıkarıyorlar. Ama neden kaynaklanıyor bu? bir sosyolog kalkıyor, İslam dininden bahsediyor. Bir örneğin gazeteci Tasavvuf’tan bahsediyor. Geçen gün Habertürk’te tartışma var. Tarikatları konuşuyorlar, cemaatleri konuşuyorlar. İçinde bir tane ehli tarîkat kimse yok. Bir tane cemâat ehli kimse yok. Bir tane araştırmacı, kamuoy araştırmacısı. Birisi güvenlikçi. Ne güvenlikçi? Habertürk’te devamlı konuşan adam var. Ondan sonra. Neydi onun adı ya? Mete Yarar. Mete Yarar. Mete Yarar maşallah. Zaten alkışlamak lazım ayakta. güvenliğin haricinde her şeyden bilgisi var. Bir tane orada şey var. Yine Veis miydi neydi? Onun programına çıkan o kamuoyu yoklamacısı var.

Ondan sonra. Adamın her şeyden haberi var. Bakın her şeyden. Bir tane gazeteci var birkaç tane. Adamlar her şeyi biliyorlar. bir ehli Tasavvuf tarîkat yapılanması nasıl? Hepsi de biliyor her şeyi ya. Kendi kendime baktım. dedim ki Habertürk’te Veis Ateş tarikatları konuşuyor. Bir tane ehli tarîkat kimse yok. Bir tane şeyh efendi yok orada. Bir tane üstad yok. Bir tane ilahiyatçı Tasavvuf kürsüsünden bir kimse yok. Bir tane müftü yok. Cemaatleri konuşuyorlar orada. Bir tane mesela Risale-i Nur’un bir temsilcisi yok. Örneğin Süleyman Hilmi Tunağan efendinin cemaatinden, Süleymancılar’ın cemaatinden bir kimse yok. Bildiğim cemaatler bunlar var. Risale’nin okuyucusu var, yazıcısı var. Ondan sonra Risale’nin başka nesi var Türkiye’de?

Bir sürü kolu var. Hepsi de cemâat hükmünde. Bir tane temsilcisi yok. Eh Süleymancılar var cemâat hükmünde. Bir tane temsilcisi yok. E tarîkat konuşsalar. Menzil grubu var birkaç grubu ayrıldılar. Mahmud Efendi’nin Nakşibendi dergahı var. Veya diğer Nakşibendi dergahları var. Bir sürü tarîkat toplulukları var kendilerini tarîkat olarak nitelendiren. Bir tane temsilcisi yok. Ama hepsi de tarîkat üzerinde ahkam kesiyor. Bakın hepsi de. Bu onun gibi bir şey. Şey efendiler korkuyorlar mı oraya çıkmaya? Veya onlar böyle bir şeye tevessül etmiyorlar. ya ne konuşuyorsun sen? Gözden konuşacaksın. Gözün tıbbi ile alakalı. Kardeşim sen oraya gözün tıbbi ile konuşuyorken iktisatçı çıkarıyor musun? Çıkarmıyorsun.

Ya bir tane göz doktoru çıkaracaksın. Hatta en etkili olan profesör. Profesör çıkaracaksın. Ya koronayı konuşurken kimden konuşturuyorsun? Profesörleri konuşturuyorsun tıbbi ile alakalı. Koronayla konuşurken kalkıp da sen iktisatçı ile konuşuyor musun koronayı? Hayır. E siz Türkiye Libya’da ne yapıyor ne yapmıyor? gidip onu askeri ve siyasi stratejik araştırmalar yapan kimselerle konuşmanız lazım. Türkiye’nin Libya’daki profili, duruşu, yapması, yapmaması neyi doğru yaptı neyi yanlış yaptı siyasi stratejik ve askeri stratejik konuyla ilimlenenler konuşacak. Ben şimdi kalkacağım televizyonda Türkiye Libya’da şöyle yapmalı. Türkiye Libya’da böyle yapmalı desem ya ben siyasi stratejik bir ilim dalına sahip bir kimse değilim ki haddi aşmış olurum.

Ne yazık ki Türkiye’de hiç kimse haddi aştığını da düşünmüyor. Herkes her şeyde Üstad. Herkes her şeyde alim yeter ki televizyona çıksın. Benim işim ne tasavvuf benim işim sufilik tasavvuf ve sufilik konuşurum. Benim işim örneğin ekonomistlik değil. Ekonomi ile alakalı bildiğim üç beş haddisi söylerim en fazla. Benim bildiğim bu. böyle bir şey mi var? Hangi konuyu öğrenmek istiyorsan kendince cinni tayfesine enerji göndersen boyuna. Her şeyin bir ilmi var. O ilmi bilen de bir alim var. Bir şeyi öğrenmek istiyorsanız o ilmi bilen gidip alime oturup önünde oturacaksınız diş çökeceksiniz ondan öğreneceksiniz. Bunun başka yolu yok. Öyle doğaya enerji gönder. Böyle bir şey yok. Allah bizi affetsin.

O zaman peygamberlere de ihtiyaç yoktu. İlahi kitaplara da ihtiyaç yoktu. Peygamberlerden sonra da Allah’ın dinini ayakta tutacak alimlere velilere de ihtiyaç yoktu. Öyle bir şey var mı? Allah muhafaza eylesin. Hamburg’dan sevgiler ve selamlar ve aleyküm selam. Karıncalar salatalık kabuğunu sevmezler. Lavanta çiçeğinin kokusunu sevmezler. Giderler. Karıncalar salatalık kabuğunu sevmezler. Giderler. Allah’ım evinde karınca olanlar bak karıncalar salatalık kabuğunu sevmiyorlarmış bir de lavanta çiçeğinin kokusunu sevmiyorlarmış. O zaman böyle kurutulmuş lavanta çiçekleri var. Lavanta kokusu. Evinizde karınca olan yerlerde serpiştirin. İnşallah salatalık kabuğunu serpiştirin. Bak doğada her şeyin ilacı varmış.

Selamünaleyküm ben sizden dersiyim ama babamın tasavvufla alakası yok. Bugün akşam ezanından önce biraz sohbet ettik sizle alakalı yanlış cümle kurmasına neden oldum. İkimiz de de hakkınızı helal edin. Helal olsun. Diğer sorum geçen hafta rüyamda erkek kardeşimi gördüm. Bana sizi sevdiğini söyledi. Kardeşimin adı Eşref. İnşallah o da derviş olur. Bir de ders kağıdımızdaki bağışlama yaptığımız isimlerin hayatlarını anlatan sohbet yapabilir misiniz? Uygun olursa örneğin Seyyid İbrahim Dussik hekimdir. Ben kendi adımı bilmiyorum. Benim gibi bilmeyen kardeşler için faydalı olacağını düşünüyorum. Bütün hemen hemen velilerin hayatlarını anlatan onları edinin. Ondan velilerin kitaplarını okuyun. Kuşeyrî Risâlesi var.

Onda velilerin hayatları var. Onlardan da böyle şeyler okuyabilirsiniz. Bilgi edinebilirsiniz. Hocam selamünaleyküm. Ben rüyamda Peygamberimizi sallallâhu aleyhi ve sellemi gördüm. Boğazıma ipi geçirdi. Bir an öldüm. Sonra canlandı. Bu ne anlamı geliyor? O ip Kur’ân ve Sünnettir. Kur’ân ve Sünnet’i yaşamaya gayret ettik. Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı sarıl. Kur’ân ve Sünnet’ten ayrılma. Allah muhafaza eylesin inşallah. Günah-ı keballerden uzak dur canım kardeşim. Selamünaleyküm. Geceniz hayır olsun. Malatya’dan Hamza Kaya. Dualarınızı bekliyorum. Allah muvinin olsun. Allah muvinin olsun. Allah muhafaza eylesin. Allah muhafaza eylesin. Çocuğunun üzerine yedi tane Fatiha-i Şerife oku. Hem suya üfle hem de çocuğunun üzerine üfle.

O sudan da çocuğunu içir. Rabbim şifa versin inşallah. Selamlar. Bekar evlenemeyecek nitelikte bir kişiyim. Sorumsuz tembel gibi velasız şişme, sorumsuz tembel gibi velasız şişme bayan almamız uygun olur mu? Zina’ya kıyasla günahımız ne olur? Zina yapacak maddi imkan da var. Bu tür cinsel ürün alabilir miyiz? Oruç tutamıyorum. gönül arzu der ki bunlardan uzak dur. Paran da varmış. Normalde maddi imkanın varmış. Evlenmeye gayret et. Evlen. O yüzden evlenmeyi kendine ölçe edin. Bu tip şeylerden uzak dur. Parası olan, evlenmeye muktedir olan kimselere bu tip şeyler caiz olmaz. Bu tip şeylerden uzak dur. Parası olan kimselere bu tip şeyler caiz olmaz. Parası olan kimselere bu tip şeyler caiz olmaz.

O zaman da değil de daha geç teslim edilirse kul hakkı olur mu? Evet. O yüzden hatta bir kimse teslim etmedi, gününü de teslim edemezse karşıdaki kimseden helalık alması lazım. Karşıdaki kimsenin ondan vazgeçme hakkı da var. Mesela bu genelde tekstilde olurdu bu. Mesela tekstilde onun termini denir ona genelde. O yüzden bu tip şeylerden uzak dur. Parası olan kimselere bu tip şeyler caiz olmaz. Parası olan kimselere bu tip şeyler caiz olmaz. O zaman da değil de daha geç teslim edilirse kul hakkı olur mu? Evet. O zaman da değil de daha geç teslim edilirse kul hakkı olur mu? Evet. Selamünaleyküm Ayasofya’da ilk cuma davetiye ile gidilecek. Büyük ihtimalle herkes dışarıda kılacak. Protokol yüzünden Ayasofya açılışına gidip gitmeme konusunda karasız kaldık.

Sizin tavsiyeniz ne olurdu? Gidilebilir de gidilmez de. Evet önceden böyle ben protokol olacağını ilan etmemişlerdi. O yüzden ben de kardeşler gitmek istiyorlarsa muhakkak gitmeye garret etsinler. Gidebilirlerse iyi olur demiştim. Ama böyle protokol girince bir de Cumayen orada kıldırmayacaklarmış herhalde. Sultan Ahmet’e yönlendireceklermiş. Ne yapacaklarını tam öğrenmiş de değilim. Ama bir arkadaşlar bu konuda gitmezlerse gitmeyebilirler. Karar kendilerine ait. Merhaba, iyi akşamlar. Sizi ilk defa dinliyorum. Sorum olacaktı. Bazı şeyleri bir saat önceden, bir gün, iki gün önceden hissediyorum. İçime ansızın bir his geliyor ve oluyor. Bu neye bağlı? Çok yaşıyorum bunu. Harika. Bu gerçekten bazılarında böyle sûfîlerde bu olur.

Sûfîlerde bu yaşanır ama sûfîlerin belli bir merhalesinden sonra insanlar bu tip şeyleri yaşarlar. Ama bunu böyle kendiliğinden yaşamak bu ayrı bir ayrıcalıklılık.


Perde, Meditasyon ve İbâdet

Bu böyle uzun bir muhabbet, uzun bir sohbet olur. Bunun neden kaynaklandığını söylemek şu kadar söyleyeyim. Bazıların böyle perdenin gerisine dair olan şeyleri görmede kendi perdeleri inc oluyor. O yüzden olacak olan hadiseleri hissetme, olacak olan hadiseleri görmede onlar böyle daha rahat oluyorlar. Böyle bir şey olabilir. Bu uzun bir mesele. Bunu böyle eğer şey olursa, müsait olursa daha geniş bir zamanda anlatmak isterim inşallah. Selamünaleyküm, hayırlı akşamlar. Üç sorum olacak inşallah. İnşallah. Kırk günde gelene ama da geciktin. Kırk senede gelene de gelene ne tez geldi? Bu söz ne demek, anlama nedir? Nereden bileyim kardeşim? Meydan, Loris muyuz? birisi bir söz atıyor ortadan, orta yere bu söz ne anlama gelir diye bana soruyorsunuz.

Allah iyiyesin inşallah. İkinci sorum da bir erkek saçlarını nasıl kestirmeli? Bir keresinde şöyle bir şey okumuştum. Müslüman saçlarını bir tarafını kesip bir tarafını uzun bırakmamalı. Her yerini eşit kestirmeli diye de eşit uzatmalı. Bu ölçü doğru olabilir mi? Şu an genel olarak yanları kestirip üstleri uzun bırakıyoruz. normalde böyle bir yerini kazıyıp bir tarafını bırakmak uygun görülmemiş. Ama öbür türlü din her şeyini bırakıp insanın saçıyla da uğraşacak değil. Üçüncü sorum, bir arkadaşımla buluştum, konuştuk oturduk ama bir şey fark ettim. Sürekli bir şeyleri bir şeye bağlıyor. Mesela bir köpek geliyor yanımıza, bu köpek boşuna mı geldi diyor. Bir böcek gördük, aynısın dedi. Önümüze bir baykuş yavrusu çıktı, kötü bir şey başımıza gelecek falan diyor.

Arkadaşın vesvese hastalığına mı düşmüş ne tavsiye ederseniz aynen öyle olmuş. Allah kurtarsın inşallah. Nefes kitabınızdan bana da gönderebilirseniz çok sevinir ve memnun olurum. Teşekkür ediyorum. Ben size bir adresinizi atarsanız arkadaşlar size gönderebilir inşallah. Bize adres atın inşallah. Selamün aleyküm, biz iki kardeş bir de babam çalıştık, abimize evlendirdik. Sıra bana gelince herkes ben kazandım dedi. Kız çocuğuyum diye hiçbir hakkım olmadı. Oysa ki ben maaşımın tümünü babamla abime veriyordum. Bu hak mıdır? Değil. Bir kimse babasına ne verirse ayrı bir meseledir. Babası çocuğunun parasını el koyabilir, çocuğunun parasını alabilir. Ama çocuk parasını abisine verdiyse bu hak değil.

Yine de çocuklarının arasına ayrım yapmadan bir babanın çocuklarına adaletli davranması lazım. Selamün aleyküm, komşum tekel bayesi yıllardır. Son bir yıldır da evinin alt bodrum katına kasalarını da koyuyor depo olarak. Komşular, misafirperver ve çok cömert insanlar komşuluk ilişkimiz nasıl olmalı ve ikramlar oluyor nasıl davranmalıyız. Allah hidâyet eylesin. Cenâb-ı Hak inşallah onu muhafaza eylesin, onu korusun. İnşallah tevbe edip geri dönenlerden eylesin. Siz onun nasîhat etmeye, ona bu noktada dini olarak tebliğ etmeye devam edin. Komşuluk hukukunuzu bozmayın. Selamün aleyküm kardeşlerden sordular. Annesi Nazım Kıbrıs iyi dinliyormuş. Bu kişi hakkında fikrinizi öğrenmek istedi. Allah razı olsun.

Yunaktan selamlar. Aleyküm selam. Nazım Kıbrıs’ı çok iyi tanımıyorum ama şununla biliyorum. Prince Charles’ın ve İngiliz Kraliyet Ailesi’nde şey demişti. Ehlibeyt demişti. Prince Charles’ı da Müslüman edeceğiz filan diyordu. Ben o kadar biliyorum. onunla alakalı çok derinlemesine bir bilgi sahibi değilim. Selamün aleyküm. İş yerimizdeki ve günlük hayattaki fesatlara karşı nasıl bir tavır almalıyız? Hayatınızla devam edin. Etrafınızdaki insanlarla uğraşınca hayatınızı düzgün yaşayamazsınız. Siz Kur’ân ve Sünnet’e harfiyen uyup hayatınızla devam edin inşallah. Selamün aleyküm hocam. Allah razı olsun. Sizin sohbetlerinizi dinliyorum. Bana huzur veriyor. Sizden vefat etmiş bir kişinin arkasından yapılan 7.si, 40. ve 52. yapılır mı?

Hepimiz yapıyoruz. Yoksa ihtiyacı olan bir kardeşimize yardım etmeli, saygılar. Bunları yapıyorlar ama hadis çevrilerde hiç böyle bir şey duymadım ben. Bir kimsenin, ölen kimsenin arkasından hayır hasenat edilir mi? Evet. Ona dua edilir mi? Evet. Onun hakkında iyilikler, ona sevabı olsun diye iyilik yapılır mı? Evet. Ama böyle 7.si, 40.si, 52.si bunlar şey olarak hadis çevrilerde ve ilmahal kitaplarında hiç okumadım. O yüzden katıldığım bir şey değil. Selamun aleyküm. 17 Temmuz sizin doğum gününüzdü. Allah size uzun sağlıklı, bereketli bir ömür versin. Doğum gününüz kutlu olsun. Kıymetli kardeşler ben tam doğum günüm ne gün bilmiyorum. Ondan sonra böyle acındırmak için de söylemiyorum bunu. Ben böyle biraz ailede istenmeyen bir çocukmuşum herhalde.

O yüzden benim ton bir doğum günüm yoktu. Bilinmeyen ben bilmiyorum. Benim bir tane aynı haftada doğmuş bir alt mahallede bir adaşım vardı. o çarşamba mı ne doğmuş, o pazartesi salı mı ne doğmuş. Ben perşembe gecesi, cumayı bağlayan gece doğmuşum. Perşembe gecesi cumayı bağlayan gece doğmuşum. normalde gün olarak da böyle bir şey vardı, karışık bir şeydi. böyle işte 17’simi yok perşembeyi cumaya bağlayan artık 1961’in Temmuz’u neyse. Temmuz’un da bakmak lazım birinci hafta mı ikinci hafta mı ne veya üçüncü hafta mı. Böyle annem de tam toparlayamıyordu onu. O yüzden bir benim net bir doğum günüm perşembeyi cumaya bağlayan gece. Hangi hafta olduğunu bilmiyoruz. O yüzden hangi hafta olduğunu bilmediğimizden dolayı net bir doğum günüm yok.

İkincisi ben böyle doğum günü kutlanılmasına çok taraftar değilim. Ne birisinin doğum gününü kutlarım Hazret-i Muhammed Mustafa hariç ne de bir kimsenin ölüm gününü kutlarım. Ölüm günü aklıma gelir. Hazret-i Muhammed Mustafa hariç. O yüzden ben bu tip şeylere çok takılmam. Eski arkadaşlar da bunu bilirler. O yüzden doğum günü kutlama gibi bir adetim, geleneğim yok. Bu zaten bize batı adeti olarak gelmiş. O yüzden hakkınızı helal edin bu tip şeylere uzağım. Çok seviniyoruz 86 yıldır açılmayan Ayasofya Camii açıldı ama bizim dergâh hala açılmadı. Buna da çok üzülüyoruz, sabrediyoruz. Sizi ve kardeşlerimizi çok özledik. En kısa zamanda Allah bize zekâ ulaştırsın. İnşallah Cenâb-ı Hak onu da açar.

İnşallah bu korona algısı belası biter. İnşallah her şey yerli yerine oturur. İnşallah. Ben bu yazıları geçen hafta yazmıştım. Size sıra gelmeyince okuyamadınız. Biraz geç kutlama oldu hakkınızı helal edin demiş. Helal olsun sıkıntı yok. Ama müjdeyi verdik bayramda inşallah bayramlaşacağız. Allah’tan bir şey gelmezse inşallah. Sosyal mesafeye ve maskeye ondan sonra bir de neydi üçüncüsü? Hicen kurallarına uyaraktan bir bayramlaşma yapacağız inşallah. Allah’tan bir şey gelmezse. İddet büktürdü. Üç hayız mı yoksa üç temizlik dönemi mi? Üç hayız, üç temizlik, üç hayız normalde. Bildiğim kadarıyla. Üç kere hayız gördüğünde üç hayızdan sonra temizlenir temizlenmez. Kadın başka bir kimseyle nikahlanırsa, o kadar temizlenir temizlenir.

O kadar temizlenir temizlenir temizlenir temizlenir temizlenir. Temizlenir temizlenmez. Kadın başka bir kimseyle nikahlanabilir. Kadın bugün boşandı hayızlı değil ama yarın hayız oldu. Birinci hayız. Sayılır mı? Evet. Bir talaktan sonra iddet müddeti bittikten sonra nikâh devam eder mi? Bir talâk verdi, ikinci tala vermedi. Bir talâk oldu duruyor. İkinci tala vermediği için o nikahta duruyor. Normalde iddet dönemi, birinci ilk hayız gördü bir talâk verdi. İkinci hayız verdi, bir talâk daha verdi. Üçüncü hayızı gördü bir talâk daha verdi boşama bitti. Böyle olması gerekiyor normal boşamada. Ama bir talâk verdi öyle duruyor. İkinci tala vermedi. Hayızlı da gördü yine vermedi. Kadının bu noktada boşama hakkı doğuyor.

Sen geri dönmüyorsun, rüceye etmiyorsun. Beni boşa deme hakkı doğuyor. Aslında kadına zulüm oluyor bu. eğer talakları vermezse, adam boşamayı düşünüyorsa bir talâk, iki talâk, üç talâk boşayacak. Boşamayı düşünmüyorsa geri dönecek. O zaman kadına zulüm olmuş oluyor. Ama kadın derse ki, çünkü Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hz. eşlerinden biri söyle dedi. Beni boşama, beni de geceleme dedi. Ben geceleme hakkımı da Ayşe’ye veriyorum dedi. Öyle olunca Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hz. onu boşamadı. Ama onunla dinsel ilişkiye de girmedi, geceleme dedi. Böyle de durabilir mi? Kadın bunu kabul ederse, bu özel nikaha giriyor. O zaman olabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Bir talaktan sonra, iddet müddedi, bitikten sonra, bir talakta sonra, nikâh devam eder mi?

Evet. İkinci talâk daha vermesi gerekiyor mu? Gerekiyor. Bir talâk verdikten sonra, başkasıyla evlense, geçerli nikâh oluyor mu iddetten sonra? Hayır. Olmuyor. Zina hükmüne düşüyor. Çünkü üç talağa da vermesi gerekiyor erkeğin. Dini nikahta boşanırken şâhit olması gerekli mi? Hayır. Şahitsiz talâk da geçersiz mi? Hayır. Şahitsiz talâk geçerli. Nasıl şâhitsiz nikâh geçerli ise, şâhitsiz boşama da geçerli. Şahitsiz nikâh geçersiz diye bir kaydı yok. Şahitsiz nikâh nikahtır. Ama şahitlendirilmesi gerekir. Bu ayrı bir şey. Ama nikâh nikahtır. O yüzden şâhitsiz boşama da boşamadır. Selamun aleyküm. Van ve ilçelerde Tasavvuf Vakfı toplumunuz var mı? Orada vakfın temsilciliği yok ama orada kardeşlerimiz var.

Gerekirse bağlantı kurdururuz. Kâbe’ye beyaz örtü örtünmesi gerekir. Kâbe’ye beyaz örtü örtünmesi manası nedir? Hac dönemi girdiğince Beytullah’a da ihrama katarlar. O yüzden beyaz örtü o. Yarın Ayasofya’da kılınacak cuma namazına katılmayı düşünüyorum. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığından VIP cuma namazı davetiyem yok. Katılma planımı iptal etmiş olmam sizce doğru mu? Olabilir. Bizim de VIP davetiyemiz yok. Hiç olmadı zaten. O yüzden katılmak zorunda değilsiniz. Ama şöyle söyleyeyim. Ayasofya açılıyor. Dosta güven düşmana korku salmak için biz Ayasofya’nın açılışını hepimiz orada bulundukları için. Güven düşmana korku salmak için biz Ayasofya’nın açılışını hepimiz orada bulunmak için gayret ediyoruz diye bir kimse düşüncede bulunabilir mi?

Evet. Hafta içinde karşılaştığım her soruyu unutmadan yazacağım inşallah demiş. ve kimse? Dokuz tane soru sormuş. Maşallah. Soru bir. Melekler de aşık olur mu? Yoksa sadece göreve odaklı mı var olurlar? Melekler aşık olmazlar. Sadece göreve odaklı olurlar. İki, meditasyon yapmaya başlayan arkadaşlar var. Kulları açıldığında farklı güçlerin etkilerine girmemelerine için ne gibi tedbirler alınabilir? Meditasyon İslami bir disiplin değil. İslami bir kural, kaide, kültür değil. O yüzden o kardeşler meditasyon yaparlarken şeytani ve kâfir cinilerin tasallut altına girebilirler. Normalde onlar için nasıl tedbir alabilirler? Meditasyon sonuçta doğu kültürü, daha doğrusu Budist kültüre ait bir ibadet.

O yüzden Budist kültür olan ibadeti nasıl İslamileştireceğiz? Bu mümkün değil. İslam’da meditasyon diye bir ibadet yok.


Nasîhat, Nikâh ve Talâk

Onları hak olan tarafa nasıl odaklayabiliriz? Allah’la bağ kurmalarının vesile olabilirler mi? Onlara Allah’ı zikretmeyi tavsiye edebilirsiniz. Allah’ı zikretmek için onlara nasîhat edebilirsiniz. Doğum günü yemek davetlerine artık katılmıyorum. Bunun yerine hediyeleşmek sünnetdir diye ufak hediyeler alıyorum. Sünnet olduğunu niyet ederekten hediye almamında bir sakınca var mı? Kutlama bir tadına yine de girer mi? Girer. Normal zaman da alsana hediye. Neden doğum günü dalıyorsun ki? Bir arkadaşım soru. Bir arkadaşım uzun zamandır evlenmek istiyor. Hali vakti yerinde ayakları üstünde duran biri. Ama yaşadığı hayat tarzında insanlar sevgililikten evliliğe geçmek istemiyor. Evlilik yük olarak görülüyor.

O da cinsel anlamda bazı hassasiyetler taşıyor. Fakat hiçbir ilişkisi evliliğe dönüşmeyince artık bu hassasiyetlerden vazgeçme noktasına geldiğini söyledi. Ben de eğer biriyle birlikte olacaksa en azından Allah rızası olmasa da dinli olarak nikâh almasını tavsiye ettim. Büyük sıkıntılar çıkarsa ve karşı taraf nikahı bitirmeyip kendisini esir ederse endişesi vardı. Kendisinin de telak hakkı alabileceğini söyledim. Bunlar arkadaşıma mantıklı geldi fakat ben doğru bir tavsiye vermiş oldum mu? Hayır. Bilerek insanların harama itildiğini yaşam standartlarında kişi kendisine harama düşmemek için bu tip yollar açsa din en bir sıkıntısı olur mu? Evet. insanlar burada… Bunu çok açık bir şekilde söyleyeyim.

İslami bilhassa kesimde bunu ben böyle bu nikahın tam bir doğru dairede tecelli ettirilmiyor. nikâh nikâh mı? Evet. Ama evet bazen bayanlara soruyorum nikahlanmış. Nerede yaşıyorsun? Babasının evinde. Kime nikahlasın? Filanca. var mı ailenin haberi yok. Sıkıntılı. Hiç evlenmemiş bir kız çocuğu. Bir erkekle nikahlandı. Nikağın nikâh mı? Nikağ. Ama ailesinin denklik dairesinde nikahı bozma hakkı var mı? Var. Sıkıntı. Daha ileri şeyler söyleyeyim. ilahiyatlarda okuyanlar, imamatiplerde okuyanlar dinin bu nikâh meselesini hafif alıyorlar. Sıkıntı var. Kız çocukları zarar görüyor bunlardan. Şimdi Hanifi’ye göre evlenmiş ayrılmış bir kadın istediğinde tekrar nikahlanabilir, evlenebilir. Ona söylenecek bir sözüm yok o parantez içinde.

İslam onu hür bırakmış. Onu kimseye yasaklayacak değil. Ailesine de haber vermek zorunda değil. Kimseye haber vermek zorunda değil. Hür. Çünkü hadis-i şerifte evlenmiş ayrılmış bir kadının istediğiyle evlenme hakkı doğuyor. Hür. Kimse ona bir şey diyemez. İstediği gibi özel antlaşmalı nikâh kıyabilir kendisi. Bizim ona Allah’ın helal ettiğini haram edecek değiliz. Ama hiç evlenmemiş bir kızın ailesinden habersiz böyle bir şey olduğunda heder oluyor o kız ortayarda. Adam delikanlı yiğit adam çıkmıyor. Kızı heder ediyor ortayarda bırakıyor. Bir şeyden bir problem çıkarıyor kızı bırakıyor ortada. Ya bu nasıl ortada bıraktın bunu? Hiç mi vicdanın sızlamadı? Hem onun kızdığına zarar verdin öyle söyleyeyim.

Hem de onu ottan çöpten bir bahaneyle bıraktın. Sen şerefsizlik yaptın. Sen namussuzluk yaptın. Sen dinin açmış olduğu kapıyı kirlettin. Sonra o kızlar çocukların peşinde koşuyorlar. Ailelerin peşinde koşuyorlar. Daha açık konuşmak gerekirse onlar eşi gibi görmüş. Kızlığını ona teslim etmiş. Beraber cinsellik yaşamışlar. Bekliyor artık o kız çocuğu. Erkeğin keyfi olacak da, erkeğin ailesinin keyfi olacak da, gelecek de onu isteyecek de yol yürüyecekler. O erkekler de bu meselede gevşekler, aileleri gevşek. o oğlunun annesi babası ya onu biliyor ya da bilmiyor. Biliyorsa gevşeklik yapıyor. Düpüdüz şerefsizlik ve namussuzluk yaşanıyor. İslam örtüsü altında yaşanıyor bu. İslam örtüsü altında yaşanıyor.

Acı olan da bu. Kızlığına zarar vermişsin, kızlığını almışsın o kızın. Ve hayseyesiz adam, ve namussuz adam, ve terbiyesiz adam, ve şerefsiz adam. Madem sonunu getiremeyeceksin, ne amma yaptın bunu? Senin kız kardeşine yapsalar ne yaparsın? Senin kızına yapsalar ne yaparsın? Senin kızına yapsalar ne yaparsın? Senin kız kardeşine yapsalar ne yaparsın? Gider vururum dersin değil mi? Siz yapıyorsunuz şimdi. Dolu böyle insanlar. Ve bu erkekler de adamız diye, delikanlıyız diye, herifiz diye, yiğitiz diye orta yerde geziyorlar. Çakma delikanlılar. Bozuk, sütü bozuk insanlar. O kızları ne hale getirdiğiniz farkında mısınız? Allah’a hesap veremeyeceksiniz. Allah muhafaza eylesin inşallah. O yüzden burada genç kızlara sesleniyorum.

Ailelerinizden habersiz bir şey yapmayın. Ailelerinizden habersiz hiç kimseyle ilişkiye girmeyin, hiç kimseyle nikahlanmayın. Çünkü ortalık çakma delikanlılarla dolu. Ortalık çakma yiğitlerle dolu. Ortalıkta dolu böyle namussuz, şerefsiz, hayseessiz insanlar. Dolu. İnsanların namuslarını kirletip orta yerde bırakıp ortadan kaybolanlar. Dolu. O yüzden genç kızlar aldanmayın. Kendinizi heder etmeyin. Öyle ailelerden habersiz, ailelerden izinsiz gidip de hiçbir iş yapmayın. Daha 18 yaşında, 19 yaşında, 20 yaşında bir kız. Aklı basmıyor, kafası basmıyor. Kendinde değil daha. Ne istediğini bilmiyor. Ne yaptığının farkında değil. Nereye koştuğunun farkında değil. Bir gençlik heyecanı. Ondan sonra bir ömür boyut onun acısını yaşıyorlar.

Yapmayın. Yapmayın, yapmayın. Bir kimse sizi çok mu seviyor bir erkek? Gelsin siz annenizden, babanızdan istesin. Kız anneleri, babaları, kızların istedikleriyle de evlendirin. Hata yapıyorsunuz. Bu kim olursa olsun benim kardeşim olacak, kardeşim için de söylüyorum. Hata yapıyorsunuz. Beş soru. Hacamatla ilgili hadislerde tavsiye edilen günler Pazartesi, Salı, Perşembe ve Hicri ayın 17-19-21 günleri. Sakıncalı diye geçen günler çarşamba, cuma, cumartesi, Paza. Peki Hicri ayın 17-19-21 günleri, bu sakıncalı günlere denk gelirse yine de yaptırılabilir mi? Evet. Gençken bir yerim ağrıdığında hayalen içimde nur topu gibi bir ışık dolaştırıp ağrayan yerin geçirdiğimi hatırlıyorum. Bu konuda bilgim de yoktu, içgüdüsel bir şeydi.

Bu konuda istidadım olabilir mi? Bunu geliştirmem gerekebilir mi? Olabilir. Yedi, oturup kelimelerle dua etmek konusunda yetenekli değilim ama Allah’a olan yakınlığımla, Peygamberime üstadıma olan yakınlığımla ilgili çok hayal kurarım. Bunlar da dua niyetine geçer mi? İnşallah. Birini zikir alakasında hayal etmek, namaz kıldığını ya da Allah’ı sevdiğini hayal etmek dua niyetine geçer mi? İnşallah. İnsanlar üzerinde hayal kurmanın Allah katında hükmü var mıdır? İyiler için evet. Bugün kitapçıda rafları karıştırırken mesleminin bir baskısını buldum. Bende 1, 2, 3 diye birinci cilt vardı. Raftaki 4, 5, 6 olan ikinci cildiydi. Onu almaya karar verdim. Koltuğumun altına alır olmaz. Hazret-i Pihir’imin sağımda ellerinin arkasına bağlamış benimle birlikte yürürken gördüm.

Bir perdede. Benim de kitapçının önünde yürüyor, etrafı izliyordu. Hatta meslemi den önce aldığım Ahmet Haşim’in şiir kitabına, buna ihtiyacın yok sana meslemi yeter diye kalbim söyledi. Ve ben de diğer kitabı geriye bıraktım. Sadece meslemi aldım, çıktım. Pihir’im yanımdayken onun ağzından konuşmamasını istedim ama konuşmadı. Kalben hissi olarak konuştu. Zatların manen sadece görünmesi ama ağzıyla konuşmaması veya konuşması neye göredir? Gelip gidişleri keyfi etmedir yoksa benim algımızın açık olması ile mi ilgidir? Her şey ile ilgilidir. Dokuz, sanıyor musun yoksa velilerin yüzü bizim gördüğümüz gibidir? Müminler nasıl yüzümü görmüyor diye, peygamber kalmış tarihler içinde. Sena, ay, halka bulut görünür.

Maksat kafirin senin yüzünde bedavayı görmemesidir. Hastanın şarabını avam içmesin diye sana tane olan tuzak gönderir halkın gözünde. Meslemi Allah dostlarının kıymetini bilinmemesi nedeni bu mudur? Evet. Biz nasıl üstadımızın maneviyeti layık olabilir? Gönül gözümüzü hakikaten daha da açabiliriz. Her şey için teşekkür ederim. Allah muayenin olsun inşallah. Ben İstanbul’dan Özlem ve Tolga Dalı’nın kızı Eysan. Sizin dersinizden istiyorum. Yaşını söyle kaç yaşındasın ona göre ders vereyim inşallah. Selamun aleyküm. Bir sorum olacak. Her sene kurbanı aile içinde 5 kişi olarak kesiyoruz. Bu sene aramızda biri katılmayacağını söyledi. Biz de iki kişi birleşip bir buçuk hisse miktarı öderik. O bir hisseyi vefat etmiş bir yakınımıza keselim dedik.

Uygun olur mu? Olur. Bir hisseyi için bir kişiye niyetlenmemiz gerekir. Evet. Vefat eden yakınımızın bir kısımı keselim dedik. Bir kişiye niyetlenmemiz gerekir. Evet. Vefat eden yakın için nasıl kurban ibadeti yapılır? Allah razı olsun. Kurban alırken 4 hissesiniz. Bir hisse de babamın niyetine girdik hisseyi diyeceksiniz. Böyle 5 hissi olmuş olacak. Evet. Kur’ân ile insan ikiz kardeştir. Hazret-i Muhammed’e sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuş. Niye olamıyoruz? Yanlışımız, hatamız, idrakimiz, algımız, bakışımız bizi engelliyor. denilebilir, öyle engelliyor diye. Çünkü Kur’ân insan fıtratına en uygun kitaptır. O yüzden ikiz kardeş gibidir, buyurulmasının sebebi o. Biz Kur’ân’ı tam yaşayamıyoruz.

Ondan kaynaklanıyor. Selamun aleyküm ben Recep Reçper’in kızı Zümra Reçper. Bugün 7 yaşıma girdim. Sizden ders almak istiyorum. İnşallah, maşallah ya. 7 yaşına girmiş. Recep’in midye 7 yaşında çocuğu olmuş. Evet. Sen de şimdi 7 yaşındasın, 7-7 çekeceksin. 8 yaşına girince 8-8 çekeceksin. 9 yaşına girince 9-9 çekeceksin. 10 yaşına girince 10 tane 10 tane çekeceksin. Tevhid serbest. İnşallah. Selamun aleyküm benim odaklanma problemim var. Nasıl aşacağımı bilmiyorum. Örneğin derse gidiyorum. Derste arkadaş bir konu anlatıyor. Dinliyorum ama kafam başka düşüncelere gidiyor. Buna çok üzülüyorum. Kendime çok kızıyorum. Neden sohbeti dinliyorsun anlamıyorsun diye. Harama bakma, haram yerlere bakma.

Allah’ı çok zikret. İnşallah odağını toparlarsın. Benim için çok zikrediğim bir şey. Belli bir şey. Ağır bir şey. Yaşasın. Selamun aleyküm. Bir erkeğin eşine sürekli şunu yaparsan 3 talakla boşsun. Bunu yaparsan 3 talakla boşsun. Şeklinde konuşması o kişinin evliliğiyle, bir erkeğin eşine sürüktür. 3 talakla bozsun bunu yaparsan 3 talakla bozsun. Şeklinde konuşması o kişinin evlini bayılaştırmaz mı ve erkeğin hacizliğini göstermez mi? bunlar bunun şakası da gerçeği de ağırdır diyor. O yüzden bir erkeğin böyle yapması çok hoş değil. Allah muhafaza eylesin. şunu yapma deyip kadının da onun yapmaması gerekir. Adam onu yapma diyor da, kadın da onu yapma dediğini yapıyorsa belki de bu sefer erkek kendine yol olarak onu seçiyordur.

O yüzden bu erkek neden bunu böyle yapıyor? Deyip kadının da kendi kendine bunu düşünmesi lazım. Kadın bunu kendi kendine düşünmüyorsa o zaman bu da sıkıntılı. Allah muhafaza eylesin. Soruyu ki bir bayan evlatlarına süt kardeş yaparken eşine danışmak zorunda mıdır? Evet.


Süt Kardeşlik ve Bayramlık

O yüzden çünkü evlat süt kardeş yaparken muhakkak kendi evlatlarının bir başkasıyla süt kardeş yapacağında eşinin haberi olması gerekir. Dinen bayramlık kıyafet diye bir şey söz konusu mudur? Dinen böyle bayramlık kıyafet diye bir şey söz konusu mudur? Dinen böyle bayramlık kıyafet diye söz konusu değil ama bayramda iyi ve temiz giyinmek sünnet. O yüzden İslam dünyası böyle bayramlık kıyafet bir algısı oluşmuş. Ama bu sünnete işlemekle alakalı doğru. Ve bir beyin hanımına asla eşine sana bayramlık lazım mı ya da alınır mı şeklinde hiç sormaması ancak kendisine her yıl illaki bir şekilde bayramlık alması nasıl yorumlanır? Doğru değil erkekler eşlerinin bakımlarından sorumlular bayram sevindirmek lazım.

O yüzden erkeklerin de ya belli bir haline göre ücret para, harçlık eşine veriyorsa, eşine diyorsa sen ihtiyaçlarını al bundan evet adamın kalkıp da bayramlık aldığını alınmıyor mu diye sormasına gerek yok veya lazım mı diyeyim diye sormasına gerek yok çünkü belli bir para onu vermiş. O yüzden ona kalkıp da başka bir şey sormaya gerek yok ama öbür türlü onun da ihtiyaçlarını görmesi lazım. Bir erkek eşinden gizli mal varlığı edinebilir miydiyle evet bunu başkaları ile rahatça paylaşırken eşini saf yerine koymanın dinde yeri nedir? Söylemek zorunda değil, saf yerine koymak değil ama söylemek zorunda da değil. Soru 5 Bir kimsenin borcu varken mal varlığı edilmesi borcunu beklediği belli bir başka paradan ödeyeceğini sürekli dile getirmesi ne kadar doğrudur deyinen bir kimsenin birinci derecede mal varlığı edilmeden borcunu ödemesi gerekir, evla olan budur.

Soru 6 Bir erkeğin derviş olup Facebook hesabından evli olduğu halde evli ibaresini kaldırması numarasını da yine Facebook üzerinden herkese açık hale getirmesi eşi ile resimlerini paylaşmaması eşinin hesabından eşinin fotoğraflarını beğenmemesi çocukları ile resim paylaşmaması başka kadın profillerine girerek o profillerdeki açık saçık resimlere bakması ve başka kadınların resimlerini beğenmesi dışarıda sürekli başka kadınlara bakması ve onlarla konuşmaya çalışması evlileri öğrenmeye kalkması ve onlar hakkında bilgi edinmeye çalışması ve özellikle de evli başka kadınlar hakkında evde sürekli konuşup onları met etmesi bu adamı bu kadın cidden nasıl işten sevebilir ya bu kadın bu soruları soran kadın bütün gecesini gündüzünü bu adama takip e mi ayırmış hiç mi çocuğuna evine zaman ayırmamış komple her şeyini adama ayırmış Allah muhafaza eylesin bir erkeğin derviş olup Facebook hesabından evli olduğu halde evli ibaratını kaldırması yapabilir bu normalde günah değil suç değil neden bu çok büyütülecek bir mesele numarasını yine Facebook üzerinden herkesi açık hale getirmesi getirebilir esnaftır sanatkardır bir iş yapıyordur numarasını açık edebilir bunda bir beys yok benim Twitter’da daha önce numaram açık duruyordu bu böyle bir şey ayrı bir anlam mı olacak ayrı bir sıkıntı mı olacak her ne kadar benim adıma bir kendi ilgilendim Facebook hesabım olmasa da olsa aynı şeyleri bir yapsam bunda ne bir şey aranacak ki eşiyle resimlerini paylaşmaması güzel bir şey ya neden insanlar eşleriyle olan resimlerini Facebook ile sayfalarında paylaşırlar ki bir anlam veremiyorum he benim çok tanıdığım var Facebook sayfaları bile yok bırak eşiyle paylaşmayı Cevdet sende Facebook yok değil mi Allah Allah sende benim gibi geri kalmışım bak ya eşinin hesabından eşinin fatavrılarını beğenmemesi susuyorum susuyorum yeni yeni kültürler oluşuyor Facebook kültürü oluşuyor demek ki eşi bir fotoğraf koyacak eşi bir fotoğraf koyunca ondan sonra erkek o fotoğrafı beğenecek beğenmesi olay olacak bu adam eşinin Facebook sayfasını en iyisi kapatırsın desin kapat Facebook sayfanı ben senin kendi fotoğraflarını orada paylaşmanı istemiyorum desin peki bir kadının kendi fotoğraflarını Facebook evli bir kadının kendi fotoğraflarını Facebook sayfasında yayınlaması doğru mu bunu düşündünüz mü ben eşimin ve çocuklarımın Facebook sayfalarında kendi fotoğraflarını paylaşmalarına ben kendim karşıyım örnek bu da benim kendi ölçüm neden benim eşim fotoğraflarını paylasın herkese açık bir şekilde komple bir Facebook kültürü giriyor bu Facebook kültürü İslam kültürü değil dini bir paylaşım yaparsın dini bir sohbet yayınlarsın dini bir paylaşımla alakalı bir şeyler yaparsın ben bunu kabul ederim sosyal medyayı Kur’ân Sünnet dairesinde kullanılıyor Eyvallah bunu normalde söyleyecek bir sözüm olmaz neden kadınlar çocuklarının kendilerinin fotoğraflarını sosyal medyada yayınlama ihtiyacı duyarlar ki neden erkekler eşlerinin ve çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada yayınlama ihtiyacı duyarlar ben bunu anlayamıyorum ben kendim de bunu anlayamıyorum bu benim kendi şahsi duruşum ben buna karşıyım örnek o yüzden eşinin fotoğrafını beğenmedi ne bileyim sıkıntı başka kadın profillerine girerek o profillerdeki açık saçık resimlere bakması bu kadar takip ediyorsun demek adamın maşallah subhanallah Allah’ı gözetsen evliyâ olursun ciddiyim Allah’ı gözetlesen bu kadar bu kardeşe söyleyeyim ben Allah’ı gözetlesen Allah dost olacaksın başka kadınların resimlerini beğenmesi dışarıda sürekli başka kadınlara bakması caiz değil açık resim seçimlere bakması da caiz değil onlarla konuşmaya çalışmak da caiz değil evlerini öğrenmek de caiz evlerine bakmak da caiz evlerine bakmak da caiz evlerini öğrenmeye kalkmak da caiz onlar hakkında bilgi edilmeye çalışmak da caiz özellikle de evli başka kadınlar hakkında evde sürekli konuşup onları met etmesi de caiz bu adamı bu kadın cidden nasıl içten sevebilir bilmiyorum ki kadın sevebilirse sevebilir seviyorsa da zaten bunları şikayet konusu etmemesi lazım sevmiyor ki şikayet konusu etmiş soru 7 evde hanımına karşı bir beyin devamlı su gibi aralıklısı şakır şakır yalanlar söylemesi ilişkide güven ortam açısından bu evliliği nasıl deri tutabiliriz hep yör numarası mı yapalım yalanını yüzüne vuralım mı vurmayalım mı resmen nasıl davranacağız şaşırır olduk yalan olduğunuza dair elinizde bir delil varsa söyle burada yalan söylüyorsun de yalan olduğuna dair elinde bir delil yoksa yapacak bir şey yok soru 8 bir babanın eve sürekli çocukları uyuduktan sonra gelmeye çalışması çocuklarını dışarı çıkarmamak için aşırı bir çaba göstermesi hiçbir çocuk sorumluluğu almamak için bu gamsızlık düzeyini bir eş de baba’ya nasıl kahve çıkarmadan kalabilir gönül arzu eder ki gün babalar çocukları ile ilgilensin çocukları ile zaman ayırsın ama normalde örnekliyorum bunu mesela bazı bayanlar var benim yanımda da bunu birkaç sefer şikayet ettiler çocuklar 5-6 aylık 7-8 aylık bir yaşında ya adam onunla nasıl zaman ayırsın gıdı gıdı yapıp onunla oynayacak mı çocuklarında nereye gezmeye çıkartacak ya ya kadına dedim ki bu çocuk 1 yaşında adam ne yapsın bunun kucağına alıp parka mı götürecek dedim şimdi ikisi de birbirine baktılar böyle kadın şikayet ettiğine de pişman oldu ya bu çocuk hadi oyun zamanı gelir de hadi alır baba onlar çocukları oynatır zamanı varsa şuyu buyu varsa ya çocuk 1 yaşına gelmemiş de ha kadın kucağında çocuğu böyle sımsıkı sarmış diyor ki ya bu çocuk 1 yaşında ben ilk önce başka bir çocuk zannettim böyle bakındım edindim başka bir kimse var mı dedim bu mu evet dedi ya bu çocuk daha dedim kucakta 6-7 aylık bir çocuk kaç aylık bu dedim 6 aylık mı 7 aylık mı ya dedim bir adam bunu ne yapsın altını mı temizlesin dedim süt mü emzirecek bunu dedim ya bu çocuk da bu çocuk diyor güzel bir çocuk ya bu çocuk daha dedi.

Ne yapacak bu çocuk? Parka mı götürecek dedim. Sonra birbirlerine baktılar, sonra kadın pişman oldu. Evet, iyice gerilmişsiniz siz evde. Birbirinize karşı peşin hükümlü olmuşsunuz. Siz karı koca hükmünü böyle karşı düşman ülkeler hükmüne getirmişsiniz. Soru 9. Eve gelirken hiç haber vermeme. Bu sünnete aykırı normal şartlarda ben eve geliyorum demesi lazım adamın. Haber veriniz diyor çünkü. Bir şey lazım mı diye sormama. Bunun sorması lazım. Ben eve geliyorum bir şey lazım mı, eksik gedik bir şey var mı diye erkeğin sorması lazım. Kapıyı da çalmadan eve lap diye girme. Bu da hadis-i şerifte var. Evlerinizde hırsız gibi girmeyiniz, sabersiz girmeyiniz diye. Bunları uyardığım halde çoğu zaman düzeltemediğimiz yanlış ahlaki davranışları eşlerimize nasıl anlatılır?

Bununla alakalı hadisler var, o hadisleri okuyabilirsiniz. Söyleyince kızıyorlar. Söylemesek olmuyor gibi. Ne yapacağımızı bilmez bir haldeyiz. Artık eşim sohbetleri de ithanacılayıp dinlemiyor bile. Sen soru soruyorsun diye dinlemiyor olabilir. Adamı sohbetler dinlemekten uzaklaştırdın bak. Hz. Cabir anlatıyor. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Gece karanlığı bastırı yahut gecelediğiniz vakit çocuklarınızın dışarı çıkmalarına izin vermeyin. Çünkü şeytanlar o zaman dağılır. Gecenin bir kısmı gittikten sonra onlar serbest bırakın. Artık dışarı gidebilirler. Kapıları kapayın, besmele çekin. Çünkü şeytan kapalı kapıyı açamaz. Tulumlarınızı bağlayın, besmele çekin buharı. Ben 14 yaşında bir erkek çocuğuyum.

Arkadaşlarım akşam da dışarı çıkınca ben de çıkmak istiyorum. Ailem de bu hadislerimi söyleyip izin vermiyorlar. Gecenin bir kısmı gittikten sonra onları serbest bırakın. Artık dışarı gidebilirler. Ben bu kısmı tam olarak anlayamadım. Ben ve arkadaşlarım saat 10’a kadar falan dışarıda olmam uygun mu olabilir? Saat 10’a kadar. Uygun olur. Allah yardımcın olsun inşallah. Selamun aleyküm. Efendim kurban pay edildiği zaman 7 tane pay ediliyormuş. Öyle deniliyor. Hem erkek hem kadın aynı evden kurban keserse o zaman ayrı ayrı 7’şer tane mi vermek lazım yoksa? Lazım yoksa demiş. Büyükbaş kesiyorlarsa 7 pay girilebilir. 5 pay ise 5 paya bölünür. 7 pay ise 7 paya bölünür. Karı koca bir evde 2 pay verecekler ona geçecekler.

Bunda bir sıkıntı yok. Saat 049.01’e 10’lar. Sorular da 43 tane bitecek gibi değil. İnşallah kaldığımız yerden Cumartesi devam edelim. Cumartesi gün kurbanla alakalı bir kısa bilgilendirme. Ondan sonra da sorulara geçeceğiz. İnşallah böylece sohbeti bitireceğiz. Önümüzdeki haftaya da sohbet koymadık. Zaten Cuma günü mü bayram? Bayram Cuma günüymüş. O yüzden önümüzdeki hafta sohbet yok. İnşallah bayramlaşma yeri hazırlıyoruz. Bayramlaşma olacak bayramın ikincisi günü. Cumartesi inşallah görüşmek üzere. Hakkınızı helal edin. Hoşça kalın. Biz yine 3 tehit çekeceğiz. Ondan sonra geceyi tamamlayacağız. Geceniz hayır olsun. Hakkınızı helal edin. Eftali zikir. El Fatiha. Allah’ım bizleri cümlemizi aff-u mağfiret eylesin.

Bütün ümmet-i Muhammed’i Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışanlardan eylesin. Selamünaleyküm. Geceniz hayır olsun inşallah.


Kaynakça ve Referanslar

  • Verâ ve Takvânın Kur’ânî Temelleri: Hucurât 49/13 (“Muhakkak Allah katında en değerliniz O’ndan en çok sakınanınızdır”); Bakara 2/197 (“Azık edinin; azığın en hayırlısı takvâdır”); Âl-i İmrân 3/102; Şuarâ 26/90 (muttakîlere cennetin yaklaştırılması); “Helâl bellidir, haram bellidir; ikisi arasında insanın pek çoğunun bilmediği şüpheli şeyler vardır. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa dînini ve ırzını korumuş olur” (Buhârî, Îmân 39; Müslim, Müsâkât 107 — Hazret-i Nu’mân bin Beşîr Radıyallâhu Anh); Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb, Verâ bâbı
  • Sûfî Ahlâkı ve Kuşeyrî Risâlesi: Ebu’l-Kâsım Abdülkerîm el-Kuşeyrî, er-Risâletu’l-Kuşeyriyye (h. 437/m. 1045) — Verâ, Takvâ, Tevekkül, Hüsn-ü Huluk bâbları; Ebu Nasr es-Serrâc, el-Lüma’; Hücüvîrî, Keşful-Mahcûb; İmâm-ı Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Rub’u’l-Müncitât (Kitâbu’t-Tevbe, Kitâbu’s-Sabır, Kitâbu’l-Verâ); Abdülkâdir Geylânî, el-Gunye li Tâlibî Tarîki’l-Hak; Ahmed Yıldırım, Tasavvufun Temel Öğretileri Verâ ve Takvâ (İSAM)
  • Ümitsizlik, Tevbe ve Hads-i Kudsî: Zümer 39/53 (“Ey nefisleri üzerine hâd olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin”); Yûsuf 12/87 (“Şüphesiz kâfirler topluluklarından başka kimse Allah’ın ruhundan ümit kesmez”); Hicr 15/56; “Kulum bir günah işledi, Rabbinin kendisini affedeceğini bilerek tevbe etti; Allah da onu affetti…” hadîs-i kudsîsi — Buhârî, Tevhîd 35; Müslim, Tevbe 29 (Hazret-i Ebû Hureyre Radıyallâhu Anh); İmâm-ı Nevevî, Riyâzü’s-Sâlihîn, Tevbe bâbı
  • İntihârın Hükmü ve Hanefî Mezhebi Cenâze Fıkhhı: Nisâ 4/29 (“Kendinizi öldürmeyin”); “Kim kendisini dağdan atarak öldürürse, ebediyen cehennemde o şekilde ölüm azabını tadar” (Buhârî, Tibb 56; Müslim, Îmân 175 — Ebû Hureyre Radıyallâhu Anh); intihâr edenin cenâze namazı — Hanefîlere göre yıkanıp kılınır, Şâfîlere göre imâm kıldırmaz, halk kılar — Kasânî, Bedâyiu’s-Sanâyi; İbn-i Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr, Salâtu’l-Cenâze bâbı; Diyanet İsleri Başkanlığı, İlâmihal, 1. Cild
  • Mürîd-Mürşid Hukuku ve Dergâh Edebi: “Mutlakâ sizinle beraber olanı seviniz” (İbn-i Mace, Fiten 21); “Kulun dört kaideti vardır: Rabbi, nüfsu, bir şeyhi ve kardeşi” — Ebu Saed el-Harrâz, Kitâbu’s-Sıdk; Necmeddin Kubrâ, el-Usûlu’l-Aşere; Abdülkâdir Geylânî, Sırru’l-Esrâr, mürşid-mürîd adabkonusu; Azizuddin Nesefî, İnsân-ı Kâmil; Muhammad Hadimî, Ravâtu’s-Sâlihîn (şeyh-mürîd edebi); mürşid-dışı ilişkilerde dostluk ölçüsü — İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât, 1. cild, 290. mektüb
  • Yanlışa Susmak, Hakkı Söylemek ve Nifak İddiası: “Süssüz hakkı söylemeyen dilsiz şeytandır” (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr); Âl-i İmrân 3/104, 110 (emr-i bi’l-ma’rûf); Mâide 5/79 (İsrâîllerînin sakınmayışları); “Hakkı söyleyin, hakkı kabul edin; size yabancı gelse bile” (Beyhakî, eş-Şuabu’l-Îmân); tarîkat / cemâat / siyâsi taassupla susmak — İbn-i Teymiyye, Minhâcu’s-Sünneti’n-Nebeviyye; Hamdi Akseki, İslâm; Mustafa Çağrıcı, İslâm Düşünce Çığırları
  • Gıybet, Af, Helâllik ve Hakk-ı İbâd: Hucurât 49/12 (gıybet yasağı); Humâze 104/1; Şurâ 42/40 (“Bir kötülüğün karşılığı onun misli olan bir kötülüktür; ama kim affeder ve ıslah ederse ecî Allah’a aittir”); Âl-i İmrân 3/134 (öfkesini yutanlar ve insanları affedenler); Buhârî, Mazâlim 10; İmâm-ı Gazâlî, İhyâ, Âfetu’l-Lisân bâbı; İmâm-ı Nevevî, el-Ezkâr, gıybet bölümü; Konıalı Mehmet Vehbî, Hulâsatu’l-Beyân
  • Cadılık, Cin, Enerji ve İşâret Bilgisi: Bakara 2/102 (Hârut-Mârut ve sihrin küfrü); Cin 72/6 (“İnsândan birtakım erkekler cinnden birtakım erkeklere sığınıyorlardı da onların tuğyânını artırıyorlardı”); Fâtır 35/14; Yusuf 12/67; “Kim bir arraf veya kâhine gidip de ona bir şey sorarsa kırk gün namazı kabul olmaz” (Müslim, Selâm 125); Tirmizî, Tahâre 102; İbn-i Teymiyye, Mecmû’atu’l-Fetâvâ, cin bölümü; Muhammed İbn-i Kâzımu’ş-Şedî, Âkâmu’l-Mercân fi İhkâmi’l-Cân; “enerji gönderme” / New Age şifa akımları — Süleyman Ateş, Yeni Dînler mi Çıkıyor?; Hayâtî İnancılı, Yeni Çağ Dînleri
  • Meditasyon, Zikir ve Budist Kaynağın Eleriştirisi: Ra’d 13/28; Ahzâb 33/41-42 (çok zikir); “Înti hüsn-i îmân” — zikir ile mu’minin fârklı oluşu, Tirmizî Da’avât 9; İslâmî zikrin Budizm dhyana’si, Hinduizm’deki dhyâna, New Age “mindfulness” ile birbirine karıştırılmayacağı — Mahmud Esad Coşan, Zikir Ehli ve Fâzîleti; Saîduddin Fergânî, Meşârikud-Derârî; meditasyonun Türkiye’de İslâmi cilâla büründürülüşünün reddi — Hayâtuddin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Meseleleri; “İslâm’da meditasyon diye bir ibâdet yoktur” — Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu fetâvâları
  • Nikâh, Talâk ve Şâhitlendirme: Bakara 2/228-232, 2/236-237 (talâk ve îddet); Talâk 65/1-2; Nisâ 4/19-21; “Şâhitsiz nikâh olmaz” — Hanefî mezhebinde iki şâhitle şârttir, Şâfi’îlerde velî zarûrî; şâhitsiz talâk mes’elesi — Buhârî, Talâk 1-2; Tirmizî, Talâk 1; Serâkhsî, el-Mebsût, Kitâbu’t-Talâk; İbn-i Kudâme, el-Muğnî; Mehmed Zeşihlioğlu, İslâm Aile Hukuku; 3 talâkla bağlı tehdit ve şart talâkı — İbn-i Teymiyye, Mecmû’atu’l-Fetâvâ, Talâku’l-Yemîn
  • Süt Kardeşlik, Bayramlık ve Sünnet Giyinme: Nisâ 4/23 (süt kardeşliğin mahremîyet hükmü); “Radâatın yarattığı mahremîyet nesebin yarattığı mahremîyet gibidir” (Buhârî, Şehâdet 7; Müslim, Radâ 1 — Hazret-i Âişe Radıyallâhu Anhâ); beş doyurucu emzirme ni’sabı — Müslim, Radâ 24; Şeyhmed Zeşihlioğlu, Radâ Hukuku; bayramlık giyinmenin sünnet oluşu — “Allah Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem bayramlarda en güzel elbisesini giyerdi” (İbn-i Huzeyme, Sahîh, Salatu’l-Îdeyn; Beyhakî, es-Sünenu’l-Kübrâ, Idşân bâbı); İbn-i Receb el-Hanbelî, Letâiful-Meârif, bayram bâbı; Diyanet, Bayram Gerçeği risalesi

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Mürîd, Tarîkat, Zikir, Tevhîd, Kalb, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı