Giriş: Mehdî Kavramı ve Dinlerde Mehdî
Selamünaleyküm. Allah gecenize hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak gündüzünüze hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüze hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak, inşallah bu sıkıntılı, bu dar günleri de hızla geçirmeyi nasîb eylesin. Hayat sonuçta normal akışında yürüyüp gidecek. Bugünler de geçecek. Geçmiş ümmetlerin başına gelenler sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi düşünüyorsunuz? Diyor âyet-i kerimede. O yüzden Cenâb-ı Hak hastalıkla, darlıkla, sıkıntıyla, anne babayla, eş ve çocuklarla, mallarımıza bizleri imtihân ediyor. İnşallah bu imtihanları da selametle, ondan razı olarak geçirenlerden ve bu imtihanlardan annemizin hakkıyla çıkmaya Cenâb-ı Hak nasîb eylesin. Bugün Mehdî ile alakalı sohbet edeceğimizi söylemiştik.
O yüzden Allah izin verirse inşallah bugünkü konumuz Mehdî. Devamlı ümmet-i Muhammed’in son dönemde dilinden düşürmedi. Hristiyanların ve Yahudilerin dillerinden düşürmedi. Ve evangalistlerin Tanrı-ı Kıyamete zorlamak gibi öyle anlatıyorlar. Böyle kıyamete zorlayıp onlardaki Mehdî mesleğinin çıkmasını öne almak gibi ve hatta onun çıkışına zemin hazırlamak gibi. Yine İslâm dünyasını Müslümanların kendilerince bir kurtarıcı bekleyen, bir kurtarıcı anlayışında ne yazık ki tembelleştiren bir Mehdî anlayışına sahip olup beklemeleri gibi. Bugün belki de hiç tahmin etmeyeceğiniz bir Mehdî sohbeti olacak. İnşallah akıllarınızda kalır, inşallah bununla alakalı daha fazla araştırmaya sizi sevk edebilir.
İnşallah sizi daha farklı bir yöne sevk eder bu Mehdî sohbeti. Mehdî farklı kültür ve dinlere göre dünya tarihinin sonunda bizdeki tarif ile ahir zamanda Allah tarafından yeryüzüne gönderilecek ve yeryüzünü hakimiyetine alacak bir hükümdar, insanlara doğru yolu gösterecek, bazılarına göre bir peygamber, bazılarına göre dini bir lider ve Mehdî inancının her dinin kendi içinde kendi tarihi psikolojik ve sosyolojik şartlarına göre doğup geliştiği bir kavram ve bu kavramı simgeleyen bir kişi veya oluşum diyebiliriz, Mehdî’ye. Şimdi tarih boyunca dedim çünkü tarih boyunca Mehdî sadece İslâm tarihinde konuşulmamış, sadece Müslümanlar tarafından beklenilmemiş, sadece Müslümanların bir olgusu, Müslümanların beklediği bir şey değil.
O yüzden ama bizde İslâm’da sözlükte doğru yolu bulmak, yol göstermek, rehberlik etmek anlamında hüdâ, hediye, hidayet kökünden türemiş bir sıfat olup hidayete erdirilmiş, kendisine doğru yol gösterilmiş kişi demektir. Bunu Mehdî’ye dediğimizde o zaman da insanlara doğru yolu, kendilerinin doğru yolu bulup ve insanlara yol göstermek, rehberlik etmek için normalde insanlara yol göstericiliğe çıkan bir topluluk diyebiliriz. Tabii Mehdî ile alakalı çok araştırmalar yapılmış, çok şeyler söylenmiş, herkes kendince bu araştırmalardan bir sonuç çıkarmış. Bu araştırmalardan bazılarına göre Mehdî anlayışı ta Sümerlilerde doğmuş, Babililerde ve Mısırlılarda gelişmiş ve bu iki kanaldan dünyaya yayıldığı düşünülüyor.
Ve ilk örnekleri Kral I. Sargon’dan M.Ö. 2350 yıllarından ve Hamur A. M.Ö. 1728-1686 yıllarında görülmekte bu ilk anlayış. Tabii Sümerlerde, Babillerde, Mısırlarda, Akatlılarda dahi bu var ise, Mehdî anlayışı sadece Hazret-i Muhammed Mustafa ile başlayan veya Musevilikle veya İsevilikle başlayıp Muhammedilikle veya Şiirlikle devam eden bir anlayış değil. O zaman Mehdî anlayışı ve Mehdî beklentisi ta Sümerlerde dahi var. Tabii Mehdî biraz daha araştırmaya girince, eski Mısırlılarda adı Ameni. Eski Mısırlılara göre Nil, Nehri ve göller kuruyacak. İçindeki balıklar ve etrafındaki kuşlarla beraber her şey, bütün canınlar kaybolacak. Güneş kendini dünyadan, insanlığından uzaklaştıracak. Günde yalnız 1 saat veya yarım saat 45 dakika öğle vaktinin olduğunu görünecek ve öğle vaktinde görülecek ve öğle vaktinde hiç kimse fark etmeyecek.
Tabii sosyal felaketler yoğunlaşacak, ülkeyi bedeviler ve yabancılar istila edecek, ülkeye karmaşa hakim olacak. Ameni Mehdî, Mısır Mehdisi böyle bir zamanda kurtarıcı olarak Mısırlıları kurtaracak ve Mısırlıları bu yabancıların ve bedevilerin istilasından kurtardığı gibi bu sefer yeniden Nil, Nehri akmaya başlayacak. Göller yeniden dolacak, yağmurlar yağacak, bitkiler türeycek, çok zenginlik olacak, hayvanlar, kurtlar, kuşlar, balıklar tekrar eski günlerine geri dönecek. Tabii Mehdî, Mısır da ameni ama Hindularda da bir Mehdî anlayışı var. Onlarda da ismi Kalki. aslında Hindularda Kalki bir Tanrı, ilah. İlah, Hinduizm’e göre yine ülke barbarlar tarafından istila edilecek. Komple Hindistan ve dünya barbarlar tarafından istila edilecek.
Ve dinin inanç öğretileri, dini öğretiler yok olacak. Barbar hükümdarlar halkı soyacaklar ve halkı soymaktan başka zulmetmekten başka bir şey düşünmeyecekler. Ve halkın kıymetli eşyalarını, karılarını, kızlarını ellerinden alacaklar. Ve asaletin, saygınlığın tek şartı zenginlik olacak. Aile bağları çözülecek, kimse evlenmek için bakire aramayacak, kadınlar kocalarına sadakat göstermeyecekler, çocuklarını henüz ana rahminde iken öldürecekler. Aileye kadın hükmedecek, sayıları kadınların erkeklerden çok olacak. Hiçbir dul kadın kendini kocası ile beraber yaktırmayacaklar. Ve insanların içerisine alabildiğine bir kaos, alabildiğine bir kargaş olacak. Tabiatın mevcut düzeni bozulacak, mevsimlerin ahengi kalmayacak, yağmurlar zamanında yağmayacak, nehirler ve dereler kurayacak.
Devrin sonuna doğru ağaçlar otlara dönüşecek, insanlar kıtlık korkusuyla yaşayacaklar. Ve Hindularca, Mehdî’nin gelişinde güneş ve ay, Tisya ve Jübiter birbirlerine kavuşacaktır. Ve Hindularda da böyle bir kargaşanın, böyle bir kaosun sonunda, Kalki Tanrı yeryüzüne inip bütün bu kargaşayı, bu sistemsizliği, bu tabiattaki kargaşayı, insanların arasındaki kargaşayı düzenleyecek. Ve yeniden her şey rayına oturacak, yeniden her şey düzene girip hayat devam edecek. Tabi Mehdî Budizm’de de var. Kıymetli dostlar, bunlar belki de sizin ilk defa duyduğunuz bir sohbet ama bu sadece bir Muhammedi öğreti değil. O yüzden Budizm’de de Mehdî anlayışı var. Orada da Mehdî’nin adı bazı kaynaklarda Maitreya, bazılarında Maitreya, bazılarında Mehtaya.
O yüzden Budizm’de de hemen hemen aynı şekilde böyle bir Mehdî anlayışı var. Budizm’de de bu kargaşalar, bu kaostan sonra yine Maitreya inerekten dünyanın sonuna doğru ortalığı düzene kaçacak. Kısa kısa geçeyim, fazlaca vakit almayayım ve sorulara da zaman kalsın. Mehdî Kuzey Amerikalılar için de var. Kuzey Amerika yerlileri için Mehdî Gostans. normalde onlarda da Mehdî anlayışı var, onlarda da Mehdî beklentisi var. Peki normalde Kuzey Amerika yerlilerinde var da Mehdî eski Amerika yerlileri, Azteklilerde yok mu? Onlarda da var. Onlarda da isim Kuwait Zalkoalt. o Azteklerde de bu noktada Mehdî anlayışı var. Aynı hemen hemen üç açarı beş yukarı bu anlatımlar farklı bir noktada değil. Yine Yeni Gine’de de Mehdilik anlayışı var ve onlarda da Mehdilik anlayışının adı normalde böyle bir farklı bir kült var orada.
Onlarda da bu Mehdî anlayışı var. Peki ben sizi tekrar şimdi yaşadığımız bölgeye getireyim. Mehdî Mecusilikte de var. Adı ne? Saoşşant. Ve Mecusilikte de bu Saoşşant Mehdî anlayışı oturmuş kadim bir anlayış ve Zerdüş bir kurtarıcının geleceğini ve onun emri altında Işık güçlerinin tam bir zafer kazanacağını söylüyor. Ve Zerdüşlüğün kurtarıcı karakteri Saoşşant’tır. Zerdüşler de bu kurtarıcı karakter olan, Mehdî karakteri olan Saoşşant’ı bekliyorlar. Bu Saoşşant enteresan bir şey. Biraz incelemeye, biraz üzerinde durursanız Şii öğretisindeki Mehdî inancının oluşumunda önemli bir rol oynadığı kanısına varabilirsiniz. Tabii bunu böyle ince detaylarla araştırır. Bu Mecûsî anlayışındaki Mehdî anlayışını ve Şia’daki Mehdî anlayışına baktığınızda sanki Şia’daki Mehdî anlayışının temelinde Zerdüş bir öğreti, Mecûsî bir öğreti olduğunu düşünebilirsiniz.
Değil değil, öyledir bu tartışmanın içerisine girmek istemiyorum. Çünkü Mehdî, Mecusilerce gelmezden önce de güneş 30 gün 30 gece semanın ortasında duracak. 30 gün 30 gece semanın ortasında durarak da anlayış bu, inanış bu. Gece ve gündüz merhumu ortadan kalkacak. Tabii normalde bu Saoshyant öğretisi, Şia’daki Mehdî öğretisiyle çok örtüşen, çok benzeyen yerleri var. Ama tabii Mecûsîler Şia anlayışından önce olduğundan dolayı Şia’nın oradan esinlendiğine dair rivayetler ve Şia’nın Mehdî anlayışında Mecusilerin iz düşümlerini bulmak mümkün. Tabii Mehdî sadece onlarda değil aynı zamanlarda da Yahûdîlerde var. Yahûdîlerdeki ismi Mesîh. Yahûdî inanışında Mesîh İsrailoğullarını esaretten kurtaracak ve Filistin’de büyük bir İsrail devletinin kuracağı düşüncesi var.
Ve bu sebeple de İsrail bu noktada kendi terör devletini kurmuş ve Orta Doğu’yu kana bulamakta. Çünkü onların kendi Mehdî inanışına göre Anadolu toprakları da buna dahil, vaat edilmiş topraklar hükmünde. Ve Mesîh bu vaat edilmiş toprakların üzerinde bir krallık kuracak ve normalde böylece bütün İsrailleri Yahûdî topluluğunu bu bölgede toparlayıp bütün insanları kendilerine köle edecekler. Bunu normalde tartışabilirler, böyle değil diyebilirler ama normalde bunları örtmelerine gerek yok. Kendi kaynaklarına baktıklarında, kendi kaynaklarında bunu görebilirler. Ha buna inananları vardır, inanmayanları vardır bu farklı bir şeydir. Ama eğer normalde buna inanmayanların da İsrail terör devleti zaten inanmalarını sağlamak için değişik siyasi, ekonomi, terör politikaları uygularaktan onların inanmalarını sağlıyor.
Tabi yavaş yavaş geliyoruz şimdi. Hristiyanlıkta Mehdî’nin adı Mesîh. Normalde tabi onlar Mehdî’nin adı Mesîh derken Hazret-i İsâ Aleyhisselâm’ın yeniden yeryüzüne dönerekten, İsâ Mesîh olarak adında yeryüzüne dönerekten ilk gelişinde kuramadığı Tanrı’nın krallığını kuracağını öngörürler. Ve Hristiyanlarca İsâ Mesîh’in gelişinde gün ortasında hava kararacak, gün ne geceye ne gündüze benzeyecek. Gecede hava tam olarak kararmayacak, yine o gün beklenmedik bir soğuk, arkasından beklenmedik bir sıcak olacak. Ve Yahudilik ve Hristiyanlıkta ahir zamanda gelmesi beklenen kurtarıcı inancı önemli bir yer tutmaktadır. Ve normalde Yahûdî ve Hristiyanlıkta onlar da İsâ Mesîh’in, Hıristiyanlar İsâ Mesîh’in geleceğine inanıyorlar.
Oysa Yahûdîler Mesîh olarak yeni bir Mesîh geleceğine inanıyorlar. Ve Yahûdîlerdeki Mesîh’in geleceği Mehdî’nin geleceği ve Hıristiyanlarda İsâ Mesîh’in geleceği Evangelist dediğimiz, Amerika’da çok kuvvet olan örgütün kurulmasına sebep. Ve aslında Yahûdîler ve Hıristiyanlar tarih boyunca birbirlerini hiç sevmemelerine rağmen ve birbirlerine düşman olmalarına rağmen ve Yahûdîler tarih boyunca Hristiyanlara, Hıristiyan inançlarına zulmettiği ve en büyük zulmü de İsâ Aleyhisselâm’a yapmalarına rağmen bu Avangalistler, İsâ Mesîh’in gelmesi ve İsâ Mesîh’in gelmesiyle alakalı ortak hareket etmekteler dünya üzerinde şu anda. Ve hızla Tanrı’yı kıyamete zorlama noktasında onların tabiriyle çalışmaktalar.
Tabii buradan bu böyle bütün kadim kültürlerde var olan Mesîh inanışlarını üç aşağı beş yukarı tabii daha başkaları da var da uzun uzun ben almak istemedim. Hemen hemen bütün dinsel inanışlarının hepsinde bir İsâ Mesîh’in geleceği hatta Orta Asya’da Türklerde dahi var bu. Orta Asya’daki Türklerde mesela Mehdî olarak Cengiz Han’ın olduğunu ve yeniden Cengiz Han’ın yeryüzüne geleceğini ve yeryüzünü bütün adaletle dolduracağına dair Türklerde de Orta Asya inanışında böyle bir Mehdî inanışı var. O zaman Mehdî ne zaman çıkacak? Mehdî’nin ne zaman çıkacağıyla her inançta, her kültürde bir takvim hesabı yapanlar var. Bakın her inançta, her kültürde bir takvim hesabı yapanlar var. Ben bunu böyle açık açık söylemek istiyorum.
Takvim Hesapları ve İslâmî Kaynaklar
Bugüne kadar bu takvim hesabı yapanların hepsi de yanıldılar. Ama İslâm dünyasının içerisinde, Muhammedilerin içerisinde tarih verenler ama İslâm dünyasının dışında, Yahûdîlerde, Hıristiyanlarda, Budistlerde, Hindularda tarih verenlerin hepsi de yanıldı. Ve bu noktada bunları ben konuşurken hiç kimsenin inancını, dinini, şeyhini, hocasını eleştirmek değil. Cemaatini, cemiyetini, tekkesini eleştirmek değil. Partisini, ne bileyim hizmini eleştirmek değil. İnsanlar kendilerince inanç özgürlükleri var. Ve kendi inandıkları dini, yaşama özgürlükleri var. Kendi inandıkları dinin ve klin, inanç akidelerine, kaidelerini insanlara anlatma, tebliğ etme özgürlükleri var. O yüzden bunu özellikle İslâm dünyası için söylüyorum.
Birisinin şeyhi bir tarih vermiş, birisinin hocası bir tarih vermiş ama o tarihler gelmiş geçmiş. O yüzden bunları konuşurken hiç kimsenin şeyhine, hacasına, hocasına, tekkesine, zaviyesine, partisine, hizmine, kliğine laf söylemek değil. Ama bugüne kadar bu verilen tarihlerin hiçbirisi de tutmamış. Mesela örnekliğim Muhyiddin İbn Arabî’ye göre 1284-1285’lerde Mehdî’nin çıkması lazım. Örnekliyorum bunu. Veyahut da Yehova şahitlerine göre Mesîh’in gelme tarihi 1975 olarak değerlendirmişler. Ve 1975’te Mesîh’in görüneceği, 1975’te Mesîh’in tanınacağı, 75’te hatta bazı Yehova şahitlerine göre Mesîh’in göreve başladığı söylenir. Şimdi Şia rivayetlerine göre de Mehdî 12. imamın gayb-i ihtiyar edişinden 60 gün, 60 ay veya 60 yıl sonra normalde zuhûr edeceği.
Bu hesaplar diğer dinlerin inananlar arasında da yaygın. Örneğin Mehdî’nin iktidar sureleri de, suresi de değişik inanışlarda farklı farklı. Hindularda, mecuselikte, hristiyanlıkta Mehdî’nin iktidarı bin yıl süreceği söyleniyor. Ve normalde Budizm’de ise 84.000 yıl Mehdî’nin iktidarda kalacağı, 84.000 yıl dünyayı hakimiyete altında alacağı söyleniyor. O yüzden normalde Yahudilikte, örneğin bu süreç 40 veya 70 yıl veya 400 yıl olarak öngörülüyor. Bazı Yahûdî araştırmacılarına göre 40 yıl, bazılarına göre 70 yıl, bazılarına göre 400 yıl Mesîh’in onların tabiriyle, bizim tabirimiz de Mehdî’nin dünyaya hüküm süreceği söyleniyor. Tabii sıra geldi İslâmî rivayetlere. Bizde de, normalde İslâmî rivayetlerde de iki yıl ile 40 yıl arasında değişik çeşitli sayılar nakledilir.
Hatta bir Hadîs-i şerîf’te Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri, dünyanın bir günü de kalsa benim soyumdan Mehdî gelecek ve o bir günde olsa bütün dünyayı adaletle dolduracak, zenginlikle dolduracak diye Hadîs-i şerîf var. Tabii gelelim şimdi İslâmî kaynaklara. İslâmî kaynaklardan ben bugün için Şia kaynaklarını hiç almayacağım. Almadım da zaten. Şia kaynakları gerekirse başka bir ders konusu yapılması lazım. Çünkü fazlaca çetrefirli bir mesele. Fazlaca çetrefirli dememin sebebi şu, çok farklı kaynaklar var, çok farklı Şia hizipleri var, çok farklı Şia kaynaklarında ve çok farklı Şia hiziplerinde, ekollerinde, farklı farklı Mehdî anlayışı ve farklı farklı Mehdî yolları var.
O yüzden Şia kaynaklarındaki Mehdî anlayışını ve Mehdî’nin durduğu noktayı ayrı bir sohbet konusu yapmamız lazım. O yüzden ben burada meseleye daha anlaşılır olması için veyahut da fazlaca kafamız karışmasın, fazlaca bu noktada biz meselenin merkezini kaybetmeyelim diye sadece Sünni kaynaklarını araştırıp da geldim. Kıymetli dostlar, Sünni kaynaklarda ise Mehdî ile alakalı her ne kadar bazı âyet-i kerimeler Mehdî’ye atfedilmiş olsa da açıkça Kur’ân-ı Kerim’de Mehdî lafısı geçmemekte. bunu neden böyle söylüyorum? Kur’ân’da geçmeyen bir şeyi, bizde kabul etmeyen bir gürültü oluştu ya. Şimdi onlar da dinlerler, Kur’ân’da böyle bir kaynak yok, nereden buldunuz bu Mehdî diyebilirler. O yüzden ben kendimce o âyet-i kerimelerinin Mehdî’ye atfettiğine kendimce inanıyorum ama velakin bunu bir ilim olarak orta yere koymayı düşünmüyorum.
Ama velakin hadisler rivayet etmişler, bu hadîs alimlerinin rivayet ettikleri hadislerin hepsini de buraya getirip de sizde teker teker okumak istemedim. Ama velakin mesela Mehdî ile alakalı, bendeki Buhari kaynaklarda bir hadîs-i şerîf yok, bendeki Müslüman kaynaklarında da bir hadîs-i şerîf yok. Özellikle Buhari’nin ve Müslüman’ın Mehdî ile alakalı hadisleri topladıklarını ama bu hadisleri kendi eserlerini almadıklarına dair rivayetler var. Ama velakin Abdur-Rezâh bin Hemam el-Müsnef’inde 11 rivayet almış, İbni Ebi Şeybe el-Müsnef’inde 16 rivayet almış, Ahmet bin Hanbel Müsned’inde 12 rivayet almış, İbni Maca Sünen’inde 7 rivayet almış, Ebû Dâvûd da Sünen’inde 13 rivayet almış, Tirmizi Sünen’inde 3 rivayet almış, İbni Hibban Sahin’de 7 rivayet almış, Hakim el-Müsnedrek’inde 12 rivayet almış ve bu değişik ravilerden hadisler nakletmişler.
Hepsi de aynı kanaldan da değil. Farklı farklı kanallardan, farklı farklı ravilerden, farklı kelime veya cümle farklarıyla hadisler nakletmişler. O yüzden bu noktada onların nakletmiş olduğu hadislerini de hepsini buraya derleyip toparlamadım. Çünkü çok uzun bir sohbet, çok böyle teknik bir sohbet olacak. Bu kadar uzun ve teknik sohbeti fazlaca gerekli görmedim. Ben bu gece özellikle Ebû Dâvûd’un Sünen’inden hadisleri nakletmek istiyorum. Neden Ebû Dâvûd’un Sünen’ini tercih ettim? Bu hadîs kitaplarının içerisinde Mehdî ile alakalı özel bir bab açan, bölüm açan bir tek Ebû Dâvûd olmuş. Tabi Ebû Dâvûd da normalde bu Sünen’indeki hadislerinin hepsinin de sahihliği ile alakalı bir tereddütünün olmadığını ve bu hadislerin komple hocası İmam-ı Hanbel’e bunun arz ettiğini ve İmam-ı Hanbel’in bu normalde Ebû Dâvûd’un Sünen’inde bu noktada herhangi bir sahih olmayan hadise rastlamadığını daribare.
Ve Ebû Dâvûd yine bu normalde Sünen’ini değişik hadîs alimlerine arz etti ve bu hadîs alimleri kendi zamanındaki hadîs alimleri Ebû Dâvûd’un Sünen’inde bu noktada herhangi bir şekil şüpheye varmadıklarına kani olmuşlar. O yüzden ben yoksa hakim kabul etmediğim, İbni Hıbban’ı kabul etmediğim, Tirmizi’yi kabul etmediğim veyahut da İbni Maci İmam-ı Hanbel’i kabul etmediğimi düşünülmesin. Ben çünkü bu iki üç yıldan beri zayıf hadisleri de sahih hadîs olarak ele alacağımı, inancımı bu noktada yeniden teclit ettiğimi, yenilediğimi söyledim. Önceden hadisleri okurken, hadisleri naklederken bu zayıf hadisti, bu normalde haberi vahiydi tek kişi nakletmişti diye ayırt ederdim. Artık ayırt etmiyorum. Ben hadîs kitaplarında bilhassa Kütüb-i Sidd’i olarak nitellendirdiğimiz Buhari, Mistim, Tirmizi, İbni Maci, Ebû Dâvûd, İmam-ı Hanbel, sonra hakim gibi hadîs alimlerinin hadislerini olduğu gibi kabul ediyorum.
Bunun üzerinde de herhangi bir tartışma yapmıyorum ve bu gece özellikle Ebû Dâvûd’un Mehdî hadislerini bir bölümde topladığı genel olarak o hadislerden size nakletmeye gayret edeceğim. Çünkü bu hadislerin de yaklaşık 13 tane hadisi var orada. Ondan sonra hepsini de almadım. Biraz sorulara da ve cevaplara da zaman alsın. Çünkü Mehdî ile alakalı o kadar çok şey konuşuluyor, o kadar çok şey söyleniyor ki İslâm dünyasını bilhassa Türkiye’de. O yüzden biraz daha sorulara cevap verme, biraz daha kendimce Mehdî anlayışını yerli yerine oturtturmaya, bu noktada daha faydalı olma yolunda gayret edeceğim inşallah. İbn-i Mesud Radıyallahu anh hazretleri naklediyor. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdular ki, dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah o günü uzatıp benden bir kimseyi o günde gönderecek.
İbn-i Mesud Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri yahut da şöyle buyurmuştur der, ehli beytimden birisi ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zat yeryüzünü eskiden cevir ve zulümle dolu olmasının aksine adalet ve hakkaniyetle doldurur der. Aynı bu şekilde de bu hemen hemen birkaç kelime farkıyla Tirmizi de bunu nakleder. Burada özellikle bunu aldım ki ehli beyt olacak bu gelecek olan Mehdî ve aynı zamanda da babasının ismi Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin babasının isminden kendisinin ismi de Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin kendi isminden olacak. babasının adı Abdullah olacak hatta başka rivayetlerde annesinin adı da annemin adındır der.
Öyle olunca annesinin adı Amine olması lazım geliyor. normalde Abdullah’dan doğma Mustafa veya Abdullah veya Amine’den doğma Abdullah ve Amine’den doğma Mustafa, Ahmet, Mahmut olabilir. İsmi böyle olması lazım. Ümmü Selem’e annemiz naklediyor. Buyuruyor ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdular ki Mehdî benim zürriyetimden kızım Fatıma’nın evlatlarındandır. Yine Ebû Dâvûd bunu naklediyor. Ya normalde neden Fatıma’nın evlatlarından olacak diyor. O zaman Mehdî’nin anne tarafı, normalde özür dilerim baba tarafı Hazret-i Hasan efendimizden, anne tarafı da Hazret-i Hüseyin efendimizden olması lazım geliyor. Çünkü Hazret-i Ali radıyallahu anh Hazretleri de bu konuda bir rivayeti var.
O da Ebû Dâvûd’ta, Sünende geçiyor. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurdu rivayet edilmiştir. Dünyanın ömründen sadece bir gün kalsa bile Allah benim ehlibeytimden bir adam gönderecektir. O dünyayı daha önce zulümle olduğu gibi adaletle dolduracaktır. O zaman normalde demek ki Hazret-i Ali radıyallahu anh Hazretlerinin zürriyetinden Hazret-i Fatıma’nın zehra annemizin zürriyetinden gelecek Mehdî. Dikkat edin ben şimdi hiç kimsenin şeyhine, Mehdisine laf söylemek istemiyorum. Ama sonradan nüfus dairesine gidip de ismini Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin ismini çevirip de ben Mehdî’yim diyen olmayacak. Veya da Yahûdî kaynaklarında ismi şu olacak deyip de ismini kalkıp da nüfus idaresinden ismini değiştirmeyecek.
Burada çok önemli bir ibare var. Annesinin adı Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin. Annesinin adından babasının da adı Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin babasının adından olacak. Adı da Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretinin isimlerinden birisi olacak. Öyle sabahleyin erken kalkıp ben Mehdî’yim demek yok. O yüzden yok bana Mehdilik verildi ben gideyim ondan sonra ismimi de nüfus cüzdanımı da nüfus müdürlüğünden değiştireyim yok. Yine Ebû Saîd el-Hudri rivayet ediyor. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurdu. Mehdî benim neslimdendir. O açık alınlı ve ince burunludur. Dünyayı zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracak ve 7 sene hüküm sürecektir.
Bu bazı rivayetlerde 2 yıl hüküm süreceği bazı rivayetlerde 40 yıl hüküm süreceğine dair rivayetler var. Ben yine buradaki Ebû Dâvûd’taki rivayeti aldım. Buradaki Ebû Dâvûd’taki rivayet 7 sene hükmedeceğine dair.
Mehdî’nin Vasıfları ve Soyu
Yine Ebu İsâ’dan rivayet edildiğine göre dikkat edin ben hep böyle rivayetlerin farklı farklı isimlerden olanlarını aldım. bu tek bir kimse bunu rivayet etmiş olsa üzerinde şüphe edebiliriz. Ama dikkat edin Ümmü Seleme’den var, İbn Mes’ûd’dan var, Hazret-i Ali’r radıyallâhu anh hazretlerinden var, Ebû Saîd-i El-Hudri’den var, Ebu İsâ’dan var. Şimdi yine Ebu İsâ’dan rivayet ediliyor. Hazret-i Ali’r radıyallâhu anh hazretleri oğlu Hasan’a bakıp şöyle demiştir. Benim şu oğlum Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin isimlendiği gibi seyyiddir. Onun sulbünden adı nebimizin adından olan ona yaratılışta değil de huyda benzeyen bir adam gelecektir. Yine Hazret-i Ali’r radıyallâhu anh hazretlerinden nakledilen bu hadîs-i şerifin sonunda o kıssayı zikrediyor yine.
Dünya zulümle dolmuş iken, adaletsizlikle dolmuş iken o dünya yeryüzüne gelir. Kıtlıklar varken, savaşlar varken yeryüzünü savaşları durdurur, adalette hükmeder ve kıtlıklar, savaşlar biter. Bütün dünya bu noktada İslâm’ı yaşar ve dünya mutluluk dünyası olur. Yine Ümmü Selam’a naklediyor. Bu da başka bir kanaldan bir rivayet. Bu da ayrı, bu da Ebû Dâvûd’dan, bu biraz daha uzun. Hadîs-i şerif şu, bir halifenin ölümünde ihtilaf olacaktır. tam o esnada Medîne’de bulunan Mehdî, Mekke’ye gelecek ve Mekkeliler o istemediği halde ondan ortaya çıkmasını talep edecekler. Ve sonunda Kâbe’nin rükniyle Hazret-i İbrahim’in makamı arasında ona bi’at edeceklerdir. Burada yine başka rivayete de geçmek istiyorum.
Bu rivayet devam ediyor. Mekke’de Mehdî’ye yedi bayrak sahibi, yedi bayrak sahibi kimseler, Mehdî’ye bi’at etmek isterler. Mehdî der ki, o aradığınız kimse ben değilim. Mekke’den Medîne’ye hicret eder. Mekke’den Medîne’ye hicret eder, tabiri caizsek onlardan ayrılır. Fakat o yedi bayrak sahibi, siz ister bunu zamanın yedi kutbu değil, ister bunu zamanın yedi devleti değil, ister bunu zamanın yedi büyük âlimi değil, ister bunu zamanın en büyük devletleri değil. Ben bunu zamanın yedi kutbu olarak nitelendiriyorum. Çünkü biriler, üçler, beşler, yediler dediğimiz bu yedilerin yedi kutbu olarak görüyorum. Bu yedi kutub, çünkü bu kutupların hepsinde ayrı ayrı bayrakları, işaretleri, sancakları vardır.
Bu noktada, bu onların kendi farklı farklı sancaklarıyla maneviyatta anılırlar. Bu yedi farklı sancak sahibi kimse, normalde Mekke’de bunu kalp ehliyle, hal ehliyle, bunu ilhâm yoluyla onun mehdî olduğunu görecekler. Ve onun mehdî olduğunu görüp gidip Mekke’de ona bi’at edip, ona diyecekler ki, görevinin başına geç. Ama o mehdî diyecek ki, o aradığınız ben değilim, orada Medîne-i Münevvere’ye bir gece yarısı hızla ayrılacak. Hatta Medîne-i Münevvere’ye ayrılırken kerameten böyle hızla bir yol yürümeden, Tayyip mekan ederek Medîne-i Münevvere’ye gelecek. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, dedesinin kabri şerifinin başında, murakabeye daldığında, orada zikrullâh’a daldığında, orada Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleriyle istişare halindeyken, o yedi büyük kutub gelecekler, onlar da arkasından, onlar da Tayyip mekan edecekler.
Ve onların da hızla Tayyip mekan ettiğini mehdî görünce, onların da normalde zamanın kutupları olduğunu zaten Mekke’de anladığından, artık Medîne’de onlar tekrar onun görevini söyleyecekler, bi’at etmek isteyecekler. Ama o tekrar biatları Medîne-i Münevvere’de almayacak. Medîne-i Münevvere’de almadan tekrar Mekke’ye gelecek. Mekke’ye gelecek, Mekke’ye gelince o yedi büyük zat yine ona orada bi’at edecekler, bi’at etmek isteyecekler, mehdî mecbur kalacak artık o yedi büyük kutbun biatını kabul etmeye. O yedi büyük kutbun, bu benim kendi analizim, bu yedi büyük kutub da benim kendi analizim, bizim bu yedi büyük kutbun, nakipleri, nüqabbaları, sufileri, dervişleri de o esnada manevi olarak o biatı yaşayacaklar ve yedi büyük zatın bütün dervişleri de mehdiye bi’at etmiş olacaklar.
Ve mehdiye bi’at ettikten sonra da mehdinin gerçek askerleri, gerçek dostları ve arkadaşları bunlar olacak. Ve bunlar ilk önce mehdî kabul edecek. Çünkü bir kısım bazı rivayetlerde mehdî bir kısım alimlerin kabul etmeyeceği, devletlerin kabul etmeyeceği, hatta mehdî zuhurunda süfyanın ve süfyan ordusu olarak nitelendiren o deccâl ordusunun mehdiyi ve askerlerini yok etmek için yola çıkacak. Ve ondan sonra onlar normalde Medîne’ye, Münevvere’ye doğru yola çıktıklarında yolda batırılacak. Ve mehdiyle mehdî’nin askerleriyle süfyanın askerleri sonra tekrar karşı karşıya gelecek. Büyük savaşın olacak. O büyük savaşta Amikova’sının kan akacak. Dicle’nin kan akacağı, Fırat’ın kan akacağı ve normalde o bölgede çok büyük savaşların çok büyük keşmekeşliklerin olacağı.
Ve mehdî’nin askerlerinin bu noktada galip geleceği. Tabii bundan önce de mehdî zuhûr eder etmez. Ona mehdî tabi olan, bi’at eden o velîler tabi olur olmaz. Olur olmaz İsâ Aleyhisselâm’ın da yeryüzüne ineceğine dair rivayetler var. Ve devam ediyoruz bakın Mekkeliler istemediği halde ondan ortaya çıkmasını talip edecekler. Ve sonunda Kâbe’nin rüknü ile Hazret-i İbrâhîm’in makamı arasında ona bi’at edecekler. Buradaki Mekkelilerden kasıt Mekke’de bulunan yedi zat. Çünkü Mekke’deki Araplar, Medîne’deki Araplar ve Arapların büyük bir çoğunluğu mehdî kabul etmeyecekler. Mehdî’nin zuhurunu da kabul etmeyecekler. Mehdî’ye de inanmayacaklar. Çünkü başka bir hadîs-i şerifte Araplara rağmen Araplar kabul etmese dahi diye ibareler var.
Şu anda zaten Mekke’ye baktığımızda, Suud-Arabistan’daki Araplara baktığımızda onlardaki vahabi anlayış, Mehdî anlayışını reddetmektedir. Vahabi anlayış çünkü bu yeni Selefi vahabi anlayış, Mehdî’nin geleceğini kabul etmezler ve bu hadislerin de sahi olmadığını, bu hadislerin de doğru olmadığını söyleyip red ederler. O yüzden Araplar, Mehdiyi kabul etmezler. Büyük bir çoğunluğu Selefi vahabi noktasında olanlar, Mehdî’yi kabul etmezler. Oradaki Mekkelilerden kasıt, o esnada haç farizasını yerine getiren, veyahut da Mekke’de bulunan bazı rivayetlerde haç için oradalardır diyor. Haç farizası için orada bulunan yedi kutuptur ve onun sufileri onların dervişleridir. Ve sonunda Kâb’ın rükniyle Hazret-i İbrâhîm makamı arasında ona bi’at edecekler.
Ona bi’at ederlerken manevi olarak bütün peygamberler hal olarak orada hazır olacaklar. Ve bütün peygamberler, Adem aleyhisselâm ve Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem arasında ne kadar peygamber geldiyse, manen onlar orada olacaklar. Ve zamanın bütün velileri ve o güne kadar gelmiş olan bütün velilerin hepsi de orada, o bi’at esnasında hazır olacaklar. Biattan sonra Şam’dan Mehdî üzerine bir ordu gönderilecek. Ancak bu ordu Mekke ile Medîne arasında Beydâ denen yerde yerin dibine batırılacaktır. İnsanlar bunu görünce Şam’ın ve Irak ahalisinin velileri ona gelip bi’at ederler. Sonra Kureyş’ten, dayıları Kelp kabilesinden olan bir adam çıkar ve Mehdî’ye karşı bir ordu gönderir. Bakın sonra Kureyş’ten Araplardan ve dayıları Kelp kabilesinden olan bir adam çıkar ve Mehdî’ye karşı bir ordu gönderir.
Dayıları Kelp kabilesi dediği normalde Mehdî’nin dayıları Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz.’nin zamanında en kalabalık kabilelerden birisi Kelp kabilesidir. Bazı hadîs-i şeriflerde Kelp kabilesinin koyunlarının kılları miktarınca Allah günah işleyenleri ve günahları affetti diye ibareler oradan gelir. Suudi Arabistan, Arap yarımadasının en kalabalık kabilesidir Kelp kabilesi. Bu ordu, Mehdî’ye karşı bir ordu gönderirler ama onlar bu orduyu yenirler. Mehdî’nin askerleri bu orduyu yenecekler. Bu ordu Kelp’inin ihtirasıyla çıkartılmış bir ordudur. Bu Kelp’inin ganimetine iştirak edemeyen, zarara uğramıştır. Mehdî’nin yanında savaşmayan, Mehdî’nin yanında asker olmayan, Mehdî ile beraber hareket etmeyen, ne yapacak?
Ganimetten faydalanmayacak. Bu ganimeti sadece zahiri olarak görmeyin. Manevi bir ganimettir bu. Yoksa para pul değildir. Ganimetten, normalde cihattan, bu cihatın bereketinden, bu cihatın maneviyatından, bu cihatın derininden, bu cihatın uğruluyında ne yapacaklar? Faydalanamayacaklar. Ama onlar, bu ordu yenildikten sonra, Mehdî malı taksim eder. Halk arasında peygamberlerinin sünneti ile amel eder. İslâm yeryüzüne yerleşir. 7 yıl veya 8 veya 9 yıl hayatta kalır. Sonra ölür ve Müslümanlar cenaze namazını kılarlar. Bazı rivayetlerde, Mehdî’nin kabri Hz. Peygamberin yanına gömülecek. Bazı rivayetlerde Cennet-ül Baki’ye gömülecek. Bazı rivayetlerde önce İsâ aleyhisselamın öleceği. Ondan sonra, çünkü bu savaştan sonra, Yecüş ile Mecûs çıkacak.
Yecüş ile Mecûs çıktıktan sonra, İsâ aleyhisselamın duası bereketiyle Yecüş ile Mecûs komple helak olacak. Ve bütün dünya arz İslâm olacak. Arz İslâm olduktan sonra, önce İsâ aleyhisselâm, sonra Mehdî aleyhisselâm ölüp, 40 yıl Mehdî’nin çıkışı ve iyiliğin sonunu, 40 yıl sonra tekrar bozulma başlayacağına dair hadisler var. Ve normalde Tirmizi’de yer alan başka bir hadiste, bu enteresan, bunu alma sebebim şu, çünkü Araplar, Mehdî’nin zuhûr etinde, Mehdî’nin Mehdî olduğunu inanmayıp kabul etmeyecekler. Hadîs-i şerif şu, Tirmizi’yi fiten 43 nolu hadîs. Hz. Mehdî’nin araba hakim oluncaya kadar kıyametin kopmayacağından. Bakın tekrar söylüyorum. Bu hadisefte diyor ki, Hz. Mehdî araba hakim oluncaya kadar kıyâmet kopmaz.
Demek ki Mehdî’nin Mehdili’ni ve Mehdiyeti Araplar kabul etmeyecek. İlk etapta. Sonradan Beydada Ordu yere gömüldükten sonra Araplar onun Mehdî olduğunu kabul edecekler. Ve buradan da şunu anlıyoruz. Mehdî Arapların içinden çıkmayacak. Mehdî Arap olmadığı gibi Arapların içinden de çıkmayacak. Bu fakirin tespiti, öyle söyleyeyim, Mehdî’nin Anadolu topraklarından zuhûr edeceğini, Anadolu’dan çıkacağını ve Anadolu’dan ona tabi olacaklarına inananlardanım. Olur, olmaz, farklıdır. Bu ayrı bir mesele. Rabbim eğer o zuhûr ederse bizi ona asker olanlardan eylesin inşallah. Kısa kısa tespitlerim var. Toparlamak maksadıyla söylüyorum bunu. Mehdî Resûlullah’ın ehli beytinden olduğu, hadislerde belirtilmekle beraber, onun Hazret-i Hasan mı Hazret-i Hüseyin Efendimiz’in soyundan olacağı tam böyle netleşmemiş.
O yüzden âlimler bu noktada da ihtilaf etmişler. Bazıları demişler ki iki nesabın da birlikte bulunması lazım. Ben de onlardanım. babasının Hazret-i Hasan Efendimiz’in soyundan, annesinin de Hazret-i Hüseyin Efendimiz’in soyundan olacağına inanıyorum. O yüzden baba tarafından Hazret-i Hasan, anne tarafından da Hazret-i Hüseyin Efendimiz’e mensup olacağına inanıyorum. Tabi yine yukarıdaki rivayetlerde, Hazret-i Peygamber’in isminin, babasının isminin de Hazret-i Peygamber’in babasının ismine denk geldiği hususunun belirtilmiş olması. Bunda böyle kaçacak, göçecek, yan çizecek bir hal yok. Tekrar tekrar bunun altını yıllardan beri söylüyorum. Birileri kalkıp ya kendisinin Mehdî olduğunu ilan ediyor.
Ki bu mümkün değil. Bakın Hadîs-i Şeriflerde, Mehdî’nin kendi kendisini Mehdî ilan etmeyeceği ve Mehdî’nin Mehdiliğinin Mekke’de ilan edileceği ve Mekke’de yedi tane büyük bayrak sahibinin ona intisâb edeceği, ona bi’at edeceği yazılı. O yüzden birisini sabahleyin erken kalkıp, kendisini Mehdî ilan etmesi veya birilerinin, açık açık söyleyeceğim, şeyhlerini, hocalarını, siyasi parti liderlerini, Mehdî ilan etmesinin bir anlamı yok.
Mehdî İlânı ve Yedi Kutub Bi’atı
Yani ben yeni sufilikle İslâm’la tanıştığımda, bir kısım Risâle-i Nûrcu kardeşlerimiz, Bedîüzzamân Said-i Nûrse Hazretlerinin, Mehdî olduğunu gelip görevini yapıp gittiğini ve senin Mehdî beklemenin bir anlamı yok diye bana söylemişlerdi. Veyahut da bir kısım Fethullah Gülen, Gülen’e tabi olanların yıllar önce onun Mehdî olduğunu söyleyip, hatta sonradan kendisinin de bu noktada ibâresi var, Mehdî olduğunu ifade etmeleri, onu Mehdî olarak görmeleri, bir kısım insanların Erbakan Hoca’yı normalde Mehdî görmeleri, onları Mehdî olarak bi’at etmeleri veya bir kısım kimselerin şimdi, yine bunu böyle kulağımıza geliyor, Necmettin Erbakan Hoca’nın oğlu Fatih Erbakan’a, Mehdî gibi gördüğü veya bir kısım AK Partililerin, ondan sonra Cumhurbaşkanlığımızı Mehdî olarak gördüğü veya bir kısım yine değişik tasavvuf gruplarının kendi şehirlerini Mehdî olduğunu, hatta ölen şehirlerini Mehdî olduğunu ve Mehdî’yi kendilerince Mehdî gözüyle baktıklarına dair, duyunlar alıyoruz, bu tip söylemler var.
Ben bunların hepsini de kendimce diyorum ki, bende bu bir oturmuş bir şekilde, hadisler var, kendisinin adı Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin adından olacak, annesinin adı Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin annesinin adından olacak, babasının adı da Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin babasının adından olacak, bu çok büyük bir işaret, bu net bir işaret, o muydu bu muydu değil, bu işaretler net, o yüzden normalde ben buraya özellikle bunun üstünü basa basa söyledim, basa basa bunu anlatmak istedim ve o yüzden normalde bunları söyledikten sonra savaşacağı, dikkat edin, bir ordunun toplanacağı, bu ordunun başına geçeceği, bu orduyla süfyana karşı delalete ve deccalete karşı bir savaş vereceği, bu savaştan galip geleceği hadîs-i şeriflerde var, o yüzden bu normalde savaşın olmadığı, bir ordunun çıkmadığı ve ordunun başında da mehdinin olmadığı bugüne kadar olan şeylerde bu mevcut, ama bunu böyle bir kısmı da bu mehdî inancının normalde sünni kesime şiadan geldiği, hatta bu mehdî inancının bütün İslâm’a yabancı kültürlerden etkilenip normalde oradan geldiğini, hatta bu konuda bu fakiri eleştirenler mehdiyle alakalı hadislerin İsrailiyet olduğu, mehdiyle alakalı hadîs-i şeriflerin içerisine Hristiyanların bilgilerinin katıldığı, mehdiyle alakalı hadîs-i şeriflerin hiçbirisinin bu noktada sahi olmadığına dair değişik söylemler var.
Kıymetli dostlar, kıymetli kardeşler, düşünebiliyor musunuz? İnsanlık tarihi, Sümerlerden beri bütün dünyayı zulümden kurtaracak, adaletle hükmedecek bir kurtarıcı, bir sistem beklemekte, hatta bu sadece İslâm ümmetinde değil, bütün zaman zaman insanların yaşamış oldukları devletlerin kendi halklarına, kendi inananlarına yapmış olduğu zulümler, yapmış olduğu zalimlikler, insanların normalde bu noktada kaosun içerisinde kaldıkları zamanlar, insanlar topluluklar halinde öldü, topluluklar halinde savaşlarda perperişan olduğu, açlık çekti, hatta zalimlerin zulmünden kaçacak gidecek bir yer bulamadığı zamanlarda, insanlar kendilerince bir kurtarıcı beklemişler, kendilerine bir kurtarıcı aramışlar ve birilerinin kendi inanışlarında, birilerinin gelip bu zalimlerden, bu zalim devletlerden birilerinin gelip hesap soracağını ve zulmün dünya üzerinden kalkacağını, yeniden adaletin hakim olacağı, yeniden adaletle hükmelunmanın, adaletin hükmelunduktan sonra bütün yeryüzünün barış içerisinde yaşayacağı, bollukla, mutlulukla hiç kimsenin kimseye tecavüz etmedi, haksızlıkların olmadı, uğursuzlukların, yolsuzlukların olmadı, tecavüzlerin olmadı, çocuk istismarlarının olmadı, uyuşturucunun içkinin fuhuşun ve fahşiyatın olmadı, kadınların bilmem ne evlerinde satılmadı, kadınların bilmem ne evlerinde peşkeş çekilmedi, kadınların namuslarının ve şereflerinin ve haysiyetlerinin korunduğu, çocukların namuslarının ve şereflerinin haysiyetlerinin korunduğu, insan aklının, insan haysiyetinin ve şerefinin korunduğu, insan namusunun korunduğu, insanın parasının, malının, mülkünün korunduğu, insanın dininin korunduğu, inancının korunduğu bir dünya özlemi çekmiş insanlık Ve bu dünya özlemin çektiğinden dolayı böyle bir dünya kurmanın yolunu aramışlar.
Peygamberler gelmişler, Allah’ın emriyle insanlara bunun yolunu öğretmişler. Ve kendi zamanlarında bir kısım peygamberler kendi bulundukları alanlarda bunu yaşatmışlar. Mesela son örnek Hazret-i Muhammed Mustafa’yı sallallâhu aleyhi ve sellem haddettir, kendi sağlığında, kendi bulunduğu ortamda, kendi bulunduğu dairede, bunu o gün için çok büyük bir oranda sağlamış ve kendisinin deyimiyle benden önce İslâm %50 yaşandı. Benim zamanımda da %25’i daha yaşandı. Ahir zamanda kalan %25’i yaşanacak diyerekten dünyanın ahir zamanda son dönemde yeniden İslâm’ı yaşayacağı, İslâm’ı tam olarak yaşayacağı söylenmiş. Bu tip rivayetler bazıların iddiayeti gibi sahih olmaktan uzak değil. Ve bu mehdî beklentisi dünyanın kaosa girdiği, Müslümanların veya diğer inanç sahiplerinin kaosa girdiği zamanlarda daha da yükselmiş.
Biz şimdi biraz da Osmanlı tarihine bakmış olsak, yakın tarih olarak Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin zamanında Anadolu’daki Müslümanların, bu bölgedeki Müslümanların bir mehdî beklentisi yok. Veya hatta Fatih’ten sonra, Yavuz’a baktığımızda veya Kanuni’nin zamanına baktığımızda, İslâm dünyasının o gün için bir mehdî beklentisi yok. Neden yok? Çünkü bütün İslâm dünyası güven içerisinde, bütün İslâm dünyası barış içerisinde. İslâm dünyası dinini hür bir şekilde yaşıyor ve bu topraklarda, bu zamanlarda Hıristiyan’ı da, Yahudisi de, Budist’i de, Mecûsî’si de dinini hür bir şekilde yaşamış. Osmanlı zamanında bütün din inanışına sahip olanlar hür bir şekilde dinlerini yaşamışlar, hür bir şekilde dinleri yaşanmışlar.
Dini emniyetleri sağlanmış, akıl emniyetleri sağlanmış, namus emniyetleri sağlanmış, mal emniyetleri sağlanmış, can emniyetleri sağlanmış ve bu emniyetler sağlanınca ne Hıristiyan’ın da, ne Yahûdî’sinin de, ne Mecûsî’sin de, ne de Müslümanın da bir mehdî beklentisi olmamış. Mehdî hadisleri Osmanlı zamanında da var. Mehdî söylemi Osmanlı zamanındaki Yahûdîlerde de var, Hıristiyanlarda da var, Osmanlı zamanındaki Şia’da da var. Ama hiçbirisinde Osmanlı zamanında aşırı derecede bir mehdî beklentisi, aşırı derecede bu hadiseleri mehdî gelip çözecek diye bu tip rivayetler, bu tip anlayışlar yok. Hatta denilebilir ki Osmanlı’nın Fatih’ten Kanuni’ye kadar böyle bir mehdî söylemi dahi yok. Osmanlı topraklarında hiç kimse mehdî beklemiyor.
O yüzden mehdî anlayışı tekrar söylüyorum. Yeryüzünde insanların emniyetlerinin hangi emniyetlerinin? Akıl emniyetlerinin, din emniyetlerinin, namus emniyetlerinin, mal emniyetlerinin, can emniyetlerinin kalmadığı zamanlarda mehdî beklentisi yükselmiş. Çünkü insanlar zalim devletlerin altında, adaletsizliğin altında inim inim inlerlerken kendilerince o zalim devletlere karşı bir kurtarıcı beklemişler. Bunu mesela Emevîler zamanında bu yükselmiş, Emevilerin Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin Efendilerimizin soyundan gelenlere ve o gün için Hazret-i Ali Efendilerimizin taraftarlarına, Hazret-i Hüseyin ve Hazret-i Hasan Efendilerimizin sevenlerine o kadar çok baskı yapmışlar, zulmetmişler, katletmişler, sürgün etmişler.
Onların çocuklarını, eşlerini cariye hükmüne koymuşlar. O zaman için insanlarda bu zulmü durduracak, bu zulmü kaldıracak bir mehdî anlayışı olmuş. Hatta Abbasilerin ilk melikinin, ilk hakanını mehdî olarak görmüşler. Ama sonradan Abbasileri de normalde Hazret-i Hasan ve Hüseyin Efendilerimizin torunlarına sırt dönüp onlara tekrar zulmetmeye başlayınca yine insanlarda bir mehdî anlayışı başlamış, bir mehdî anlayışı beklentisi olmuş. Ve değişik zamanlarda, değişik validelerde mehdiliğini ilan eden kimseler çıkmış. Bunların isimlerini İslâm tarihi boyunca sıralamak mümkün, bunların isimlerini söylemek de mümkün. Bunlar kendi sağlıklarında kendilerinin mehdî olduğunu ilan etmişler, söylemişler ama tutmamış. neden tutmamış?
Çünkü o beklenen mehdî değil. Zaman zaman bir kısım alimlere, bir kısım ulemalara, bir kısım şey efendilere mehdî denmiş kendi sağlıklarında ama onlar da tutmamış. Şimdi mehdinin çünkü bir tek görevi yok. Mehdî ya çok şımuldu bir kimse olması lazım. hem aynı zamanda bir savaş komutanı, hem aynı zamanda bir din alimi, müceddit, hem aynı zamanda bir sûfî velî olması lazım. normalde aynı zamanda da bir devlet başkanı olması lazım. mehdinin öyle ayakları var ki aynı zamanda fıkıhçı olacak ki, müceddit olacak ki dinin bütün anlayışını yenilesin. Normalde batiniliği olacak ki, kalbiliği olacak ki, sufiliği yeniden dizayn etsin. Bir devlet başkanlığı olacak, devleti yeniden dizayn etsin. Ordu komutanlığı olacak, kendisiyle savaşacak olan ordulara büyük bir askeri dehası olması lazım.
O yüzden mehdî bu manada çok şımıllıdır. Değişik hadislerde, değişik vazifeleri olur. Dini yenileyendir, o zaman müceddittir. Müceddit her 100 senede hadîs-i şerifle sabit olan dini yenileyen âlim manasındadır. O zaman aynı zamanda mücedditin bir de sûfî ayağı vardır. Her 100 yılda büyük bir sûfî çıkıp sûfî anlayışını yeniler. Bu da sûfî müceddedir. Bunu da böyle bakmak lazım. Zamanın kutbu, zamanın sûfî müceddedidir. O zaman aynı zamanda müceddit olarak âlim olması lazım. Öyle bir fıkıhçı, öyle bir kelamcı, öyle bir bu noktada hadisçi olması lazım ki o dini yeniden yenilemesi lazım. Ve hatta onun yanında, mehdinin yanında hem sufilerden büyük zamanın kutbu olması lazım, hem de büyük bir fakîh olması lazım yanında, hem aynı zamanda onun yanında bir askeri komutan olması lazım. onun bir devlet başkanı olması lazım ki yanında büyük bir komutan Halid bin Velid gibi, yanında büyük bir sûfî, büyük bir sûfî.
Aklınıza kim gelirse zamanın kutbu olarak ve yanında da büyük bir fakîh, örneğin İmam-ı Azam gibi veya yanında büyük bir hadisçi, örneğin İmam Buhari gibi özellikleri olması lazım. Ya da biz mehdî bir sistem olarak düşünürsek bu sistemin böyle olması lazım ki o hadîs-i şerifler karşılığı bulsun. Ya bir mehdîyet, bir oluşum, bir olgu, bir sistem gibi bir şey düşünmemiz lazım ki mehdîyeti ki ben öyle düşünüyorum biraz da o zaman bu iş tamam olması lazım ki eksik bir tarafı kalmaması lazım. E tabii bunu sünni kesimde özellikle söylüyorum. Mehdî akidevi bir mesele değildir. Bazen bazı sûfî grupların mehdinin gelmesi îmânî bir meseleymiş gibi anlatmaları, aktarmaları veya kendi şeyhlerini veya kendi hocalarını veya kendi başlarında bulunan siyasi hizmin başındaki bir kimsenin mehdî olduğunu akidevi bir noktada inanç meselesi gibi göstermeye çalışıyorlar.
Bu da doğru değil. Mehdî meselesi bir akidevi mesele değildir. Bir inanç meselesi değildir. İmanın rükunları bellidir. İslamın rükunları bellidir. O yüzden mehdîyete veya mehdîliğe inanmak îmânî esasların içerisinde de değiliz. Bir Müslüman, bir mü’min ben mehdinin geleceğine inanmıyorum derse neden inanmıyorsun? Sen küfre düştün, sen kafir oldun diyemeyiz.
Mehdî İnâncının İtikâdî Hükmü
Bunu söyleyen kimseler var. Ben o yüzden bunu özellikle uyarmak istiyorum. Bir kimse, bir Müslüman, la ilahe illallah Muhammedun Resûlullah diyen bir kimse ben mehdinin geleceğine inanmıyorum. Bu anlayışa da karşıyım diyorsa o kafir değildir. O yüzden biz onu genel olarak sünniler itikâdî bir mesele olarak görmemişler. Bunu sünniler olarak ayırt ediyorum. Çünkü Şia’nın bir kısım hiziplerinde mehdinin geleceğine ve mehdîyet îmân esaslarının içerisinde olarak alınır. O yüzden normalde bunu belirtmek istedim. Şimdi Hazret-i Mevlânâ da ne demiş? Bununla sohbeti bitirmeye çalışayım. İkinci cilt 815. Beyt’ten sonra. Şu halde her devirde peygamber yerine bir velî vardır. Bu sınama kıyamete kadar daimdir.
Bakın bu yine İbn-i Hanbel’in, Tirmizi’nin naklettiği hadisler var ya, var ya o velîler eksik olmazdı diye geçen haftalarda bunu normalde geçen perşembe rüyâ ile alakalı bölümde bunu anlatmıştık. Hazret-i Mevlânâ Celalettin Rumi Hazretleri o hadîs-i şeriflere atıfta bulunuyor. Diyor ki şu halde her devirde peygamber yerine bir velî vardır. Bu sınama kıyamete kadar daimdir. bu imtihân kıyamete kadar daimdir. Her zaman peygamberlerin yerine vazife yapan, dini ayakta tutmaya çalışan, Muhammed Mustafa’dan sona, sallallâhu aleyhi ve sellem’den sonra, Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışan, Kur’ân ve Sünnet’i yaşama ve yaşatma mücadelesi veren velîler ve topluluklar vardır. Bu imtihân kıyamete kadar devam edecek.
Kimde iyi huy varsa kurtulmuştur. kimde güzel ahlâk sahibi olduysa, Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapıştı, sımsık yapışmak o kimsenin ahlakını da güzelleştirir. Ve kimde iyi huy varsa kurtulmuştur. Kimin kalbi sırt cadansa o kurtulamamış, o sınmıştır. diri ve faal imam, diri ve faal imam o velidir. İster Ömer soyundan olsun, ister Ali soyundan. Ey yol arayan! Mehdî de odur, hadide. O hem gizlidir, hem senin karşında oturmakta. O nura benzer, akıl onun cebralidir. Ondan aşağı olan velî de onun kandilidir. Tekrar söylüyorum, bu diri ve faal imam o velidir dedi, Hazret-i Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’u Hazretlerinin, o Şia’nın beklediği gayb Mehdî, gayb velî öğretisidir. O yüzden diri ve faal imam o velidir.
Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin öğretisini, Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin öğretisini, Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin yolunu öğreten o yaşayan velidir. İster Ömer soyundan olsun, normalde ister Ali soyundan olsun. Hazret-i Ali Efendimiz’in soyundan olan hep zamanın kutbu hükmündedir. Hazret-i Ömer Efendimiz’in soyundan, Hazret-i Ebû Bekir Efendimiz’in soyundan olanlar da, Hazret-i Osmân Efendimiz’in soyundan olanlar da üçlerdendir. O yüzden normalde üçlerden olan, zamanın kutbu arasında olanlarda çok ince perdede farklar vardır. Ama burada önemli olan ibaret şu, ey yol arayan, kendine yol mu arıyorsun, kendine Mehdî mi arıyorsun? diyor ey yol arayan, Mehdî de odur.
Hadide, o hem gizlidir hem senin karşında oturmakta. O Nura benzer, akılının cebralidir. Ondan aşağı olan velî de onun kandilidir. Bu kandilden daha aşağı derecede olan velî de kandil konan yerimizdir. Nura mertebe bakımından dereceler vardır. üçler, beşler, yediler nedir? Hepsi de kandildir. Diğer yedilerden sonra da nelerdir? Kandil konulan velilerdir. O yüzden yine devam eder. Çünkü Allah nurunun 700 perdesi vardır. Nur perdelerini bu kadar kat bilder. Hazret-i Mevlânâ Celalettin Ruhm Hazretleri. Cenâb-ı Hak cümlemizi Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye sımsıkı yapışan, Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye sımsıkı yaşayanlardan eylesin. Kıymetli dostlar, her zaman söylediğim bir şey vardır. Ümmet-i Muhammed’de Mehdî beklentisi, Ümmet-i Muhammed’i kötülüklerle ve kötülerle mücadelede tembelliğe itmesin.
Siz bir kötülüğü gördüğünüzde elinizle, mümkün değilse dilinizle, o da mümkün değilse kalben buğuz ederekten önlemeye çalışınız ki, bu da imanın en zayıf noktasıdır. Hadîs-i şerifini kendisine ölçü alıp kötülüklerle mücadele etmesi lazım. Ümmet-i Muhammed’in. Kıymetli dostlar, farzları yerine getirmek, başka bir hadîs-i kudside farzları yerine getirmek, farzların işlenmesi Allah’ın en fazla hoşuna giden bir ameldir. Nâfilelerle Allah’a yaklaşır kul ve Allah’ı sever. Kıymetli dostlar, her Müslüman, her Müslüman farzları yerine getirme, nâfilelerle Allah’a yaklaşma ve Allah’ı sevme adımlarını atmakla mükelleftir. Kenarda oturup Mehdî beklemek, kenarda oturup ay filanca Mehdî’miş deyip nasıl olsa işleri halledecek demek, Veyahut da Mehdî geldiğinde bu işler çözülecek, Mehdî geldiğinde bu işler hallolacak demek, mücadeleden kaçmak, tembellik yapmak, korkmak, bu noktada bir kimsenin savaşı bırakmasıdır.
Kıymetli dostlar, İslâm yeryüzüne hâkim oluncaya kadar savaşmakla emrolunan bir Peygamberin ümmetiyiz. Nerede bir kötülük var ise, nerede bir zulüm var ise, nerede bir adaletsizlik var ise, nerede insanların aklı yok ediliyorsa, insanların namusları paçavra gibi atılıyorsa, insanların mal emniyetleri, can emniyetleri, namus emniyetleri kalmadıysa, bir Müslümanın orayı, mümkünse eliyle, mümkün değilse diliyle, o da mümkün değilse kalben bu hızda direkt önlemeye çalışması en büyük cihattır. Kıymetli dostlar, Kur’ân’ı yaşamak en büyük cihattır. Sünnet-i Seniye’ye tabi olmak, Sünnet-i Seniye’yi yaşamak en büyük cihattır. Siz en büyük cihatla cihatlanın, Kur’ân’ı öğrenin, Kur’ân’ı yaşayın. Hazret-i Peygamber’in Sünnet-i Seniye’sini öğrenerek Kur’ân’ı Sünnet-i Seniye’nin gölgesinde yaşayın.
Kur’ân’ı Sünnet-i Seniye’nin dairesinde yaşayın. Kur’ân’ı heva ve hevesini peygamberleştirmiş, heva ve hevesini ilahlaştırmış, heva ve hevesini şeytaniyete çevirmiş olan zavallıların yolundan değil, Kur’ân’ı Hazret-i Muhammed Mustafa’nın ve temiz ashabının yolundan yaşayın. Kur’ân’ı Hazret-i Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin ve ashabının ve onun velilerinin yolundan yaşayın. Ne idiği belirsiz, dinini, aklını, mantığını, fikrini, bilgisini batılılara peşkeş çekmiş, şeytana peşkeş çekmiş, heva ve hevesine peşkeş çekmişlerin izlediği yoldan yaşamayın. Bunlar sapıklıktır. Yol Kur’ân ve Sünnettir. Yol Kur’ân ve Sünnet dairesindeki imamların iştahadıdır. Yol Kur’ân ve Sünnet’te imamların iştahadı dairesinde velilerin yoludur.
Eğer o yolda yürümüyorsa bir kimse eninde sonunda sapkınlığa varır. Eninde sonunda bu zamanda sapkınlığa varır. Eninde sonunda bu zamanda imanını koruması zorlaşır. O yüzden yol yakınken, bu bütün ümmet-i Muhammed’e bu nasihatım, yolda yakınken, nefesiniz varken, Kur’ân’a sizi bulaşıp nefesinizi almadan herhangi bir bela, herhangi bir müsibet, herhangi bir sıkıntı sizin başınıza çöreklenip kalbinizi şeytaniyete çevirmeden, tövbe edin. Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı yapışın. İmamların iştahadında yürüyün. Kendinize bir mürşidi kamil bulun. Kendinize bir velî bulun. O velinin gidin, ondan ders alın. Onun sevgisiyle, onun muhabbetiyle Allah’ı ve Resûlullah’ı sevin. Onun öğretisiyle Allah ve Resulünü sevin.
Yoksa kurtuluşu bulmanız çok zor. Hazret-i Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Hazretlerinin dediği gibi, tekrar söylüyorum, Hazret-i Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Hazretlerinin dediği gibi, sen kalk diri bir kendine imam seç. Faal, çalışan ayakta Kur’ân ve Sünnet’i sana tavsiye edecek. Kur’ân ve Sünnet’i sana tebliğ edecek bir velî bul. O veliyi bulduysan, Mehdî’nde odur, Hidayet rehberinde odur, Sünnet-i Seniyye rehberinde odur. Ama onu bulduğunda ona sımsıkı yapış. Onun dediklerini yerine getir. O Kur’ân ve Sünnet’in dışında sana bir şey söylerse, yerine getirme. Kur’ân ve Sünnet’in dışında sana bir şey emrederse, vallahi de yapma, billahi de yapma. Çünkü bütün yollar Kur’ân ve Sünnet’ten geçmek zorundadır.
Eğer bir yol Kur’ân ve Sünnet’ten geçmiyorsa, vallahi de şeytanidir, billahi de şeytanidir, vallahi de sapıklıktır, billahi de sapıklıktır. Kur’ân ve Sünnet’e uymayan, Kur’ân-ı Kerim’deki ayetlere ve Hazret-i Peygamber’in hadislerine uymayan, mezheb, meşrep, yol, tarika, şey, atıldır, batıldır ve sapkınlıktır ve şeytani bir yoldur, delaletdedir ve onlar Kur’ân ve Sünnet’e yapışmadıkça delaletten kurtulamayacaklar. O yüzden kıymetli dostlar, evinizin köşesinde Mehdî beklemekle bu iş olmaz. Evinizin köşesinde ben dersi çekiyorum, ben dersi çektimle yetinirim demekle olmaz. Meydana çıkıp Allah için dini nasîhat etmeniz lazım. Meydana çıkıp Allah için dini yaşamanız lazım. Din Allah için yaşanılacak bir dindir.
Din evin köşesinde yaşanılacak, caminin köşesinde yaşanılacak bir din değildir. Din tekkenin köşesinde zikredilerek sadece yaşanılacak bir din değildir. Din evdedir, din sokaktadır, din mahallededir, din çarşıdadır, din dükkandadır, din alışveriştedir. Din bütün dünyaya hakim olmak zorundadır. Ekonomiye de, siyasete de, devlete de, sağlığa da, sokağa da, eve de din hakim olmak zorundadır. Ve dini hakim etmek için mücadele edenler, dini hakim etmek için yol yürüyenler ancak kurtuluşa ererler. Dini hakim etmek için yol yürümeyenler, dini sadece kendi nefislerini kurtarmak için yol görenler ne yazık ki kendi nefislerini kurtaramazlar. Kendilerini de kurtaramazlar, etrafındakilere de bir ışık veremezler.
O yüzden kıymetli dostlar, Mehdî anlayışı ne zaman çıkarsa çıksın, ne zaman çıkarsa çıksın, ister benim sağlığımda çıksın, ister ben öldükten sonra çıksın, ister sizin çocuklarınızın sağlığında çıksın, isterseniz sizin çocuklarınızdan sonra çıksın. Ne zaman çıkarsa çıksın. Bütün Mehdiyat alakalı bütün ibareler görülmüştür, bütün işaretler görülmüştür. Bakın bütün ibareler görülmüştür diyorum. Bütün işaretler görülmüştür. Bir tek Mehdî’nin çıkması kalmıştır. Ne zaman çıkar, ne zaman zuhûr eder, buna tarih vermek mümkün değildir. Buna tarih verenler hep aldanmıştır. Bunu zaman zaman söylerim. Bana normalde, özelde de sorarlar, mail de atarlar, whatsaptan da soruyorlar. Abdullah Efendi de şu zaman çıkacak dedi.
Dedi, benim üstadım da dedi. Gördüğü rüyayı gördüğü hali öyle tevil etti, zaman verdi. Tarih verdi. Bakın tarih verdi. Eyvallah. Ama onu küçültmek için söylemiyorum. Onu normalde insanların gözünde yok saymak için söylemiyorum. Bunu bütün, herkeste bu tip anlayış olabilir. Siz de tarih verenlerin vermiş olduğu tarihlere bakmayın. Siz anı yaşayın, siz günü yaşayın, siz Mehdî’nin yolundan gidin. Bir velinin yolunu tuttuysanız, Mehdî’nin yolundan gidiyorsunuz. Bir velinin yolundan tutmadıysanız, Mehdî’nin yolundan gitmiyorsunuz. Kendinizi, kendi kendinizi aldatmayın. Allah bizi aldananlardan ve aldatanlardan eylemesin. Haklarınızı helâl edin. Cenâb-ı Hak inşallah bizleri Kur’ân’ın sünnet tarihisinde yaşayan ve yaşatanlardan eylesin.
İnşallah. Kıymetli dostlar, bu akşam rüyâ okumayacağım. Daha doğrusu bundan sonra rüyâ okumayacağım. Sanki böyle rüyâ tevili sohbeti gibi oluyor. Herkes olanca gayretiyle rüyâ yazıyorlar. O yüzden inşallah sadece rüyalarınıza inşallah cevap vermeye gayret edeceğim. Selamünaleyküm 80 gram 14 ayar altın 46.80 gram 24 ayar altına tekabül eder. Eyvallah. Allah razı olsun geçen hafta böyle bir sohbet olmuştu. O yüzden. Hz. Mehdî dünyaya adaletin düzenin hiç olmadığı bir zamanda zuhûr edeceği hadislerde söyleniyor. Hz. Mehdî’nin zuhûr için hangi alametlerin daha gerçekleşmesi bekleniyor. Bunda herkes bir şey söyleyebilir.
Mehdî’nin Zuhûr Âlâmetleri ve Fuhuş
Ama benim, ben bunu kendimce söyleyeyim. Benim nazarımda Hz. Mehdî’nin zuhûrla alakalı bütün âlâmetler görüldü. Görüldüğüne inanıyorum. Bakın kıymetli dostlar, Fuhuş bütün dünyada hızla artıyor. Ve hiç kimsenin tahmin edemediği bir noktada artıyor. Ülkemizde de artıyor. ülkemizde yaklaşık 10 yıl içerisinde Fuhuş devlet kayıtlarına göre 100’de 700-800 artmış. haksız yere adam öldürülme 100’de 500-600 artmış. Uyuşturucu 100’de 1600 artmış. O yüzden normalde dünya üzerinde siz bana bir devlet gösterin orada adaletten bahsederim. Zulmün olmadığını söyleyelim. O yüzden bu noktada dünya şu anda zulüm altında bütün dünya. Bütün dünya adaletsizlik altında. Ve bütün dünyada bütün haramlar serbest. Helallar yasak.
Bütün haramlar serbest bütün dünyada. O yüzden işte binalar arttığında zinalar çoğaldığında kıyamete bekleyin. Az mı? yine İbni Abbas’ın çarkı döndüğünde kıyameti bekleyin. İbni Abbas’ın çarkı faizdi Mekke’de. Şimdi fâiz her yerde var. Fâiz girmemiş bir kursak kalmayacak kıyamete yakın. E girmemiş kursak kaldı mı ki? Tekrar söylüyorum. Bütün lanetlik, dinin lanet ettiği bütün işler serbest. İslâm dünyasında eşcinsellik serbest, huys serbest, kumar serbest, içki serbest, uyuşturucu serbest. Daha neler serbesi olsun ki? Her şey serbest. O yüzden görülecek fazla bir şey kalmadı. Sorum, selamünaleyküm evlam, sağlıklı uzun ömürler versin. Amin cümlemize. Sorum, bir televizyon programında bir ilahiyet profesörü, Mehdî aleyhisselâm ile ilgili bir konuşmasına şöyle diyordu.
Kur’ân-ı Kerim’de Mehdî aleyhisselâm ile ilgili bir âyet yok. Kim nereden çıkarıyor dünyaya gelecek diye böyle bir şey Kur’ân’da geçmiyor diye söyledi. Ben Kur’ân’ın delil kabul ederim. Böyle şeylere inanmayın diye söyledi. Ben böyle bir söylemi duyunca çok üzüldüm. Sizin defalarca sohbetlerinizi dinledim. Bu konuyla ilgili tekrar bu konuyla ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum, hürmetlerimi sunarım. Evet Kur’ân’da direkt Mehdî olarak geçmiyor. Ama Kur’ân’da Mehdî’yi atfen söylenen ve normalde bu konuda da bir kısım alimlerin burada Mehdî’ye işaret ediyor dediği normalde âyet-i kerimeler var. Böyle olunca normalde bu âyet-i kerimelerle bu meselenin içinden çıkılır mı, çıkılmaz mı, böyle mi olur, şöyle mi olur diye bunun üzerinde bir sürü normalde şeyler, rivayetler var, sözler var.
Ben bunların üzerinde gitmek istemiyorum. Ben şimdi o âyet-i kerimeleri not almıştım. Kütüb-i Siddede de Mehdî ile alakalı meselenin başındadır. Şöyle der Kütüb-i Siddede’nin bu konudaki Mehdî meselesini. Direkt oradan okuyorum. Kur’ân-ı Kerim’de Mehdî’den bahsedilmiyor iddiası hem doğrudur hem yanlış. Eğer bunu deccâl meselesinde olduğu gibi kelime olarak ararsak yoktur. Bu bakımdan doğrudur. Ancak Mehdî’yi mevhum olarak Kur’ân’da ararsak yoktur demek. Söz konusu yoktur demek söz götürecek bir husustur. Meftiyi mevhum olarak ele aldık mı dinde bozuklukları ıslah edici, cemiyyete çöken zulmü, kötülükleri giderici, adalete hakim kılıcı bir kurtarıcı şeklinde anlamak zorundayız. Normalde Mehdî ile alakalı bahsettiğimiz hadisler de zaten anlaşılan bu.
Bu manada Kur’ân-ı Kerim’de misak ayetleri var. her peygamberin kendisinden sonra gelecek bir kurtarıcıyı ümmetine haber verdiği, o kurtarıcı geldiği takdirde ona uyacakları hususunda onlardan misak kesin söz aldığı bazı ayetlerde belirtilmiştir. işte onlardan birinin meali. Allah peygamberlerine ben size kitaptan ve hikmetten nasip verdim. Sizden sonra size verdiklerimi tahsik edici bir peygamber gelecek. Siz de muhakkak ona îmân edip ona yardım edeceksiniz buyurarak onlardan ahit almış ve sormuştu. İkrar edip ahdimi kabul ettiniz mi? Onlar da ikrar ettik dediler. Allah buyurdu ki öyleyse şahitlerden olun ve ümmetlerinize bunu böylece bildirin. Ben de sizinle birlikte bu ahdin şahidiyim. Bundan sonra kim bu ahitten yüz çevirirse onlar Allah’ın emrinden çıkmış fasıkların ta kendisidir.
Ali İmran 81. ve 82. âyet. âlimler bu ayetlerden başka ayetleri de bu noktada mehdiye atıfta bulunduğu diye bu ayetleri belirtmişler. Ben böyle bunlarda âlimler bir kısmı bunları kabul etmiş bir kısmı kabul etmemiş mehdiyle alakalı diye o yüzden bu ayetleri ben ölçe olarak almadım. Ama başka mesela ayetler de var. Örneğin Hz. Mehdî ile alakalı Kur’ân’da geçmiyor diyenler. Mesela Ali İmran 164. Andolsun ki muhakkak Allah inananlara karşı elbette büyük bir iyilikte bulunmuştur. o melek ve cin türünden değil de anlaşmaları kolay olsun için kendileri gibi Adem neslinden olan değerli bir peygamberi aralarına göndermişti ki o Allah’ın ayetlerini üzerlerine ardı ardı okumaktadır. Onları maddi manevi pisliklerden tamamen arındırmaktadır.
Bir de kendilerine o yüce kitabı Kur’ân’ı ve hikmeti buradaki hikmet sünnet ve fıkıh olarak öğretmektedir. Halbuki şüphesiz onlar daha önce elbette apaçık bir sapıklık ve dalalet içinde bulunmuşlardı. Burada o kitabı ve sünneti öğretenleri de Mehdî olarak normalde geçmektedir. Çünkü burada geçen hikmet kitap ve sünnet olarak nitelendirdiğimiz şey ondan sonra kendisine atfedilmemiş. Bu umuma atfedilmiş. O yüzden kim kitap ve sünneti insanlara aktarıyorsa o da normalde Mehdî olarak bahsedilmiş. Ve normalde başka bir hadislerde de Hazret-i Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bana kitap verildi bir de iki misli hikmet verildi der. Buradaki iki misli ile kasıt da Mehdî ile alakalıdır Allah-u Alem.
Doğrusunu Allah bilir yine. Selamun aleyküm. Mürşid bulmak için istihâre yapılır mı? Mürşide ulaşmak için tavsiyeniz nedir? İsteğimizin nefisten mi yoksa gönülden mi olduğunu nasıl anlarız? Nefis hep haramları mı ister? Çanakkale’den sevgiler. Mürşid bulmak için değişik yollar vardır. bir kimse nerede bir mürşid var diye yola çıkar. Sorar soruşturur Kur’ân ve sünnet tarihinde onun bildiği kadar ilmine bakar. Sonra manası var mı diye bakar. Sonra kendisine bir zuhurat olursa gider ona intisâb eder. Vallahi aramaklı bulunmaz aramayan hiç bulunmaz demişler. Bir başka bir hadîs-i şerifte arayan bulur demişler. O yüzden aramak lazım. Bir insan bulursa bir insan bulur. Mürşide ulaşmak için ne tavsiye edersiniz?
Şimdi herkes kendi yolunu anlatırmış ya. Ben de kendi kendime tövbe edip kendi kendime Allah’ı zikretmeye başladıktan sonra kendi kendime değişik üzerinde böyle zuhuratlar, tecelliyatlar olmaya başlayınca bana bir Üstad lazım, bana bir mürşid lazım, bana bir şeyh lazım diye kendi kendime normalde öyle hükmettiydim kendime. Cenâb-ı Hak da buluşturdu beni. Allah’a hamdolsun. Bir kadının nikahlı eşi haricinde birine güzel görünmek için ve evinden dışarı çıkarken süslenmesinin kokulanmasının hükmü nedir? Bununla alakalı Hazret-i Peygamber’in ağıdır hadîs-i şerifleri var. Kadınların sokağa çıkarken süslenmelerinin normalde kokulanmalarının zina hükmünde olacağına da hadîs-i şerifler var. O yüzden kadınlar evden dışarı çıkarlarken aşırı derecede süslenmeme ve kokulanmama gayret etsinler.
Selamun aleyküm. Mehdî bir zat mıdır? İslâmî bir felsefe ya da ideoloji midir? Mehdî, hadîs-i şeriflerde geçen bir zat aynı zamanda bir, bu benim kendi yorumum. Aynı zamanda bir zata bağlı sistem olarak görüyorum. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’ine sonra gelmiş olan velîler, mürşidler o zamanın ve etrafının mehtisi diyebilir miyiz? Bunu normalde hidayete vesile oldukları için diyebiliriz. Geleceğine inandığımız Mehdî aleyhisselâm şu an itibarıyla, Mehdî aleyhisselama şu an itibarıyla nasıl hizmet edebiliriz? Biz Kur’ân ve sünneti yaşayalım ve Kur’ân ve sünneti yaşama, yaşatma mücadelesi verelim. Bizim Mehdî olan hizmetimizin bu olacağına inanıyorum. Kardeşler kusura bakmayın, rüyâ okumayacağım bu gece tekrar söyleyeyim.
Mehdî aleyhisselâm, selamünaleyküm. Mehdî aleyhisselâm kendisinin ehlibeyt olduğundan haberli mi olacak? seceresini bilecek mi yoksa ona bildirilecek mi? Fiziksel özellikler ve sırtında nübüvvet mührü nasıl olacak? Normalde Mehdî aleyhisselâm kendisinin ehlibeytten olduğunu bilecek, kendisinin Mehdî olduğunu da bilecek. Ama normalde ben Mehdî’yim diye ortaya çıkmayacak. Fiziksel özellikleri nasıl olacak derken, Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine benzeyecek ve Hazret-i Peygamber efendimiz’i görenler onu zaten gördüğünde ona benzedikleri için tanacaklar. Hazret-i Hasan efendimiz’e de Hazret-i Hüseyin efendimiz’e de benzeyecek. Selamünaleyküm, Mehdî aleyhisselâm ile ilgili ayrıntılı risale var.
Peki bunları bilen o zamanki sufyaninin zulmünü bileceği için kendini muhafaza edebilir ve Mehdî aleyhisselamın herkesten önce bulabilir. Deccalın fitnesine boyun eğmez bu konuyu açıklayabilir misiniz? Evet normalde Deccalın fitnesine boyun eğmemek için bizim Kur’ân ve Sünnet’e ve imamların iştahadına sımsıkı yapışmamız lazım. Aynı zamanda da metafizik olarak, manevi olarak bir üstadada bağlı olmamız lazım. bizde dört ayak olacak. Dört binayı biz dört büyük sütunun üzerine oturtturacağız. Bunun birincisi Kur’ân, ikincisi Sünnet-i Seniye, üçüncüsü imamların iştahadı, dördüncüsü de bir veliye intisâb etmek, bir sûfî yola girmek. Biz bu dört ana bina, bu dört ana sütunun üzerine, dini binamızı bu dört ana sütunun üzerine oturtmamız lazım ki Deccalın fitnesinden, şeytanın fitnesinden kendimizi muhafaza edelim.
Selamun aleyküm. Aşılarla ilgili olumsuz paylaşımlar var. Biz devletin bebekler için yaptırmalı dediği aşıları yaptırmalıyım mı? Bu konuda şöyle söyleyeyim. Aşıyla alakalı evet, dünya üzerine çok alevereler, dalevereler dönüyor. O kadar çok alevere, dalevere dönüyor, o kadar insanlar bu noktada aldatılıyor ki, ister istemez bütün herkes aşılara karşı şüpheyle yaklaşıyor. Şüpheyle yaklaşalım, bunda hakkımız var. Ama normalde bu noktada devletimize de güvenmemiz lazım. Mesela bu son dönem koronavirüsü ile alakalı bizim tıp dünyamızın hızla bununla uğraşması, hızla buna çaba göstermesi, bizde yeni bir uyanışla sevk etti. Biz artık bunları milli mesele olarak görmemiz lazım. bundan sonra bizim ülke olarak dışarıdan aşı ithal etmememiz lazım.
Öyle söyleyeyim. Sebeb, bakın görüldü ki dünya devletleri eşkıyalık yapıyor. Bir normalde virüsten bizi muhafaza edecek maskelere dahi el koyuyorlar. Bakın maskelere el koyuyorlar. Ve mesela İngiltere’den gelen, bazı bu koronavirüs, İngiltere’ye gönderilen koronavirüs ile alakalı bir kısım alet ve edevatın doğru olmadığı, uygun olmadığı, sağlıklı olmadığına dair okuduğumuz haberler var. Artık sağlık, bütün insanların, devletlerin milli meselesi haline geldi. O yüzden aşılar da artık millileşmesi lazım. Gıda ile alakalı tohumların ve gıda ile alakalı tarımın millileşmesi lazım. Sağlıkla alakalı aşıların, ilaçların, hapların, alet ve edevatın millileşmesi lazım. Nasıl askeri olarak millileştikçe askeri olarak başarımıza arttıysa, tarımda da, sağlıkta da, sanayide de, ilimde de, bilimde de, bilgide de millileşmenin zamanı gelmiştir.
Millileştikçe güvenimiz de artacak. Millileştikçe de biz daha büyük bir millet ve devlet olmanın yolunda olduğumuzu göreceğiz inşallah. Selamünaleyküm eşim hamile doğuma 6 gün var. Allah yardımcınız olsun. Cenâb-ı Hak hayırlı evlatlar nasîb eylesin inşallah. Ali Kırmızıgül Allah Celle Celaluhu son peygamberi gönderdim buyuruyor. Mehdî-i İsâ olayı âyet, ayeti inkar olmaz mı? İkincisi Mehdî aleyhisselâm Afganistan ile İran arasında bir bölgeden çıkacak diyorlar. Doğru mu? Normalde tabi Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Normalde bu üçlü itaat mekanizmasının içerisinde, Mehdî’yi de koyarsak üçüncü itaat mekanizması içerisinde, evet âyet-i kerimi inkar etmiş olurlar.
Ama bu noktada biz onlar âyet-i kerimi inkar et, küfre düştü demeyelim. Mehdî aleyhisselâm Afganistan ile İran arasından bir bölgeden çıkacak diyorlar. Doğru mu? Normalde siyah bayraklılardan bahsediliyor, bu siyah bayraklılardan bahsedilirken Allah-u Alem Türklerden bahsediyorlar. O yüzden normalde ben onları Türkler olarak görüyorum. Selamun aleyküm, hayırlı akşamlar. Namazdan aldığımız zevki nasıl artırabiliriz? Namazdan zevk alınmaz, dinden zevk alınmaz. Zin itaat edilir, sevilir, muhabbet edilir, ondan feyizlenilir.
Ders Alma, Hâfızlık ve Hatim
Zevk denilince biraz nefse itaat ediyor. Allah muhafaza eylesin. Selamun aleyküm, size bir sorum olacak. Acaba Hz. Mehdî aleyhisselâm’ın askerleri isim isim belli mi? Allah-u Alem bellidir. Selamun aleyküm, bir sohbetinizde rüyasında süt görmek manevi bir işarettir. Her süt göreni bağlar mı? Kardeşler buradan rüyâ okumayacağım dedim. Bunu okurum. Selamun aleyküm, sizi rüyamda gördüm, ders almak istiyorum. Rüyamda bayan dergahında kardeşimle, ablalarla birlikte zikrullâh yapıyorduk. Sonra sizi gördüm, inanamadım, uyandım. Tekrar uyudum da yine sizi gördüm. Bana gel diyordunuz, hakkınızı helâl edin. Hayırlı akşamlar. İnşallah sen dersini al. İnşallah. Bizim bayan kardeşlerin birisiyle irtibata geç, dersini al inşallah.
Geçen gün bir arkadaşım sosyal medya aracılığıyla, Cübbeli Ahmet’in huriler hakkında videosunu gönderdi. Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri kendisine hizmet edilmesine uygun bulmamıştır, istememiştir. Lakin hizmet eden kişilere de huriler sana hizmet etsin. Ama karın duymasın natifesinde bulunduğunu söylüyor ve ekliyor. Ahirette eşler birbirini kıskanmayacak diye bu söylemde doğruluk payı nedir? Din de eşler arası kıskançlık aracısı nedir? Bu video izlediğim gece Cübbeli Ahmet’i gördüm rüyamda. Bir topluluk içinde herkes sıraya girmiş şekilde elime bir kağıt veriyor. İçinde de kocaman harflerle kadiri yazıyordu. Hakkınızı helâl edin. İyi sen kadirisin demek. Maşallah.
Allah mübarek eylesin. Başla geri kalanla. Rüyâ anlatmayın dediniz ama bunu söylemeye ihtiyacı hissettim. Kısa anlatacağım. Ben sizi kardeşlerim ve arkadaşlarımla beraber metruk bir binada gördüm. Sizin önünüze sıralanmışlardı. Önlerinde rahale içinde Kur’anlar duruyordu. Ben de alt katta sizi istiyordum. Sonra uyandım şimdi ne yapmalıyım? Koşa koşa gel ders al. Hayırlı akşamlar. 2011 yılında ders almıştım. Bunun ciddiyetini, önemini anlayamadığımdan gevşek davranıp çekmeye bıraktım. Geçen sene sohbetlere geldim ve sorumlu ablaya yeniden ders almak istediğimi söyledim. Yeniden ders almak diye bir şeyin olmadığını söyledi. Ve dersleri çekmeye devam etmemi, çekmediğim günlerde kaza etmemi söyledi.
Eğer kazalarımı tamamlayamazsam bir ilerleme kaydedemem mi? Allah yolunda hakkınızı helâl edin. Sen hem kazalarına devam et, hem dersine devam et. Her şeye devam et inşallah. Selamun aleyküm. İslâm devletinde kimlere İslâm hukuku uygulanır? Gayri Müslüm ile Müslüman arasında uyuşmazlıklara hangi hukuka göre hüküm verilir? İslâm’a göre. Selamun aleyküm. Mehdî aleyhisselamın Mehdî aleyhisselâm olduğunu bir nasıl anlayacağız? İki kimler anlayacak? Üç anlayınca ne yapacağız? Evet nasıl anlayacağız? Bir Kur’ân ve Sünnet ile anlayabiliriz. Kur’ân Sünnet bilgimizde. İki, sûfî bilgimizde anlayabiliriz. Üç, ne yapacağız? Bir veylik ve mürşid olarak anlayabiliriz. Kur’ân Sünnet bilgimizde. İki, sûfî bilgimizde. rüyamızda görebiliriz, halimizde görebiliriz, öyle anlayabiliriz.
Kimler anlayacak? Kur’ân’a Sünnet’e sımsıkı yapışan ilk etapta bir veyleyi mürşid olarak görenler anlayacak. Anlayınca ne yapacağız? O zaman o yüzden diyorum zaman zaman, mehdî çıktı ne yapacaksın? Şimdi yap. O zaman yapacağını şimdi yap. Kur’ân ve Sünnet’i sımsıkı yaşa ve yaşatma mücadelesi ver. Hangi olaydan sonra ortaya çıkacak? Bu bilinmiyor ama daha da demek ki zulümler artacak, haksızlıklar artacak, kan akacak. Daha da kötülükler demek ki devam edecek. Ya da kötülükler bir an olsun, bir nebze olsun. Kur’ân ve Sünnet tarihinde yaşayanlar kötülükleri durduracaklar, biraz daha dünya nefes alacak. Bunu bilemiyoruz. Îmân, hayat ve şerî’at vazifelerini Hz. Mehdî ve şahs-ı manevisinin yapacağı açık.
Birinci vazife olan îmân hizmetini büyüklüğü ve önemli sebebiyle bütünüyle Hz. Mehdî’nin bizzat kendisini yapmıyor ömrü de hali de el verecek mi? Evlenmeyecekse birinci, ikinci ve üçüncü vazifeleri hayata tatbik ettirecek kimdir? Ha el vermeyecekse. Normalde bunun bed’i zamanı Sayyidi Nursa Hazretlerinden alıntı gibi geldi bana Allah-u Alem. O yüzden normalde Hz. Mehdî’nin bu noktada şahs-ı maneviyesi bütün her şeyi Allah’ın izniyle zuhûr ettiğinde yeter inşallah. O yüzden hem îmân hakikatlerinin hizmetini hem savaşı hem devleti yönetmeyi hepsini de becerir Allah’ın izniyle. Son olarak, bu numarayı soru sormak için kullanacağız demiştiniz. Lakin Kral TV istek hakkı gibi sürekli selam, duâ veya rüyâ yazılıyor.
Gerçekten sorusu olan arkadaşların soruları 50 dakika sonra sıra geliyor. Yayında 500 kişi izliyor, ortalama hepsi de birer adet soru sorsa 500 dakika demek. Bu hakkı girmez mi? Normalde ona bakarsan sen de bir, iki, üç, dört tane ayrı ayrı soru sormuşsun. Arkadaşlar, burada kim soru sorarsa sorularına, makul sorularına cevap vermeye çalışıyoruz. O yüzden hak ve hukuk noktasında bir sıkıntı yok. Ben son soru bitinceye kadar burada oturuyorum. Benim biliyorsunuz bu noktada ben sağlığım el verdiği müddetçe bir rahatsızlığım olmazsa son soruya kadar cevaplandırmaya gayret ediyorum. O yüzden ilk sohbetlerde bazı arkadaşlar heyecanla değişik paylaşımlar yaptı. Bunlar zaman içerisinde burada oturacak, yerleşecek konuya göre sorular sorulacak inşallah.
Selamun aleyküm. Gussettikten sonra kadından erkeğin menisi gelirse kadının tekrar gussetmesi gerekir mi? Gerekmez, normal abdest alması gerekir. Selamun aleyküm. Ben evimde yedi veya sekiz kardeşimi zikrullâh’a davet etsem size karşı edeb yoksunu olur muyum? Allah seni iyi etsin inşallah. Selamun aleyküm. Ben dersimi çekemiyorum. Dergâh derslerine ve ev derslerine katılıyorum. Sizin sohbetlerinize geliyorum. Tekrardan dersimi çekmek istiyorum. İnşallah. Derslerini çek inşallah. Allah yardımcınız olsun. Bir daha haylazlık yapma. Kandilleri reddedenler, Mesîh ve Hazret-i İsâ’yı da reddediyor. Ölen ve geri gelen bir kişi gösterin. Temel tezgahları. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Selamun aleyküm.
Öyle diyebilirler. Reddediyorlarsa reddedecekler. Allah bizi iyi etsin inşallah. Onları da iyi etsin. Selamun aleyküm. Peygamber Efendimizin ailemine ve ashabına selat ve selam göndermekteki mana ve hikmet nedir? Ve selat ve selamın manası nedir? Allah ve gökteki melekler Peygamberine selat ve selam ederler. Siz de selat ve selam edin. Selamun aleyküm. Babam kıyamete yakın A harfiyle başlayan bir şey. A harfiyle başlayan bir ülkenin İslâm olacakmış diye bir söylenti duymuş. Doğruluğu nedir? Söylenti demek ki işte. Selamun aleyküm. 13 yaşında erkek evladım var. Yanağından, alnından, ayağından öpüyorum. Ancak eşim kızıyor. Erkek çocuğu çok öpülmez diye kızıyor. Sizce de yanlış mı yapıyorum? Evet.
Ayağından öpüyorsun ya. Bu ne ya? Anne ve babalar kral ve kraliçelerine doğurmadıkça kıyâmet kopmaz. çocuğunun ayağından öpmek ne? Çocuk annesinin ve babasının ayağından öpsün. Anne baba çocuğunun neden ayağından öpüyor? Çocuk erkil bir aile oluyor. Çocuklarınızı, çocuğunuzu sevmek bu değil. Çocuğu sevmek bu değil. Çocuğu sevmek erkek çocuğu veya kız çocuk ayağının altından öpmek demek değil. Çocuğu sevmek onun Kur’ân ve sünnet terbiyesi vermek. Çocuğu sevmek o çocuğa dini, itikâdî, dünyevi ona meslek öğretmek. Dinini öğretmek. Ve dünyevi bir meslek öğretmek. Allah muhafaza eylesin. Bu ne ya? Allah korusun ya. Bu nasıl bir şey ya? Ne hale geldik ya? erkek çocuğunun ayağından öpcek. Hey gidi mübarekler hey.
Selamünaleyküm. Birkaç ay önce hafızlığa başladım. Henüz hâfızlık adayım. İlk zamanlar ezber verebiliyordum. Ama sonradan ezber yapmaya başlayamıyorum bile. İlk an nefsim beni ele geçirmiş gibi. Bunu nasıl aşamayacağım? Dualarınızı bekliyorum. Abdest al, tövbe et ve otur. Hafızlığına devam et. Allah seni hafızlardan eylesin inşallah. Selamünaleyküm. İki ayrı hatim grubunda sırasıyla cüz okuyup hatim yapabilir miyim? Yapabilirsiniz. Gayret konusunda kendimden görüyorum. Allah’tan bir şey isteyince orada kendimi görüp kibre giriyorum. İyilikler Allah’tan, kötülükler nefsimizden ama gayret konusunda ben bir şeyi yapmak için Allah’a duâ ediyorum. Allah ikram edersi yapıyorum. E o zaman gayret nerede kalıyor?
Gayret de Allah’tan, istemek de Allah’tan, duâ da Allah’tan, koşuşturmak da Allah’tan. Ama biz hareket edeceğiz inşallah. Düz irademiz var. Misvak orucu bozar mı? Bozmaz. Hatta orucun sünnetlerindendir. Bu rüyâ şimdi Bulgaristan’dan o yüzden bu rüyayı okuyayım müsaade edin. Çünkü Bulgaristan’da da orada kardeşlerimiz var. O yüzden onlar şimdi Türkiye için değiller. Yurt dışından olanlara bir ayrıcalık tanıyayım. Hakkınızı helâl edin. Hayırlı akşamlar hocam. İsmini Gülbahar, size Bulgaristan’ın Silistre kasabasından yazıyorum. Bir ay önce rüyamda gördüm. Bizim komşunun evine gittim ve orada çok kalabalık vardı. Hepsi kadındı. Sordum onlara hayırdır, ne oldu? Onlar da bana dedi bize sofra lazım, bizim soframız yok.
Ben de dedim onlara bende var. Ben vereceğim size benim soframı. Götürdüm sofrayı komşunun evine bir koydum onu yere. Sohra birden yeşile boyandı. İki hafta sonra kendimi gördüm rüyamda. Üzerinde yeşil renkli bir fistam vardı. Başımda da beyaz bir namaz bezi. Akşam da rüyamda namaz kıldım. Ben yeni başladım namaz kılmaya. Sizin dersinizi aldım bir arkadaşımdan. Ve yapıyorum her gün. Size bir de sorum olacaktı hocam. Ben bir açık bayanım. Ve bana dediler ki ben kapanmasam benim ibadetlerim ve benim namaz kılmamın hiçbir önemi yokmuş. Ve kabul görmeyecekmiş. Biraz uzunca yazdım ama beni bağışlayın hocam. Sizden önceden teşekkür ediyorum. Hayırlı akşamlar. Zikullarına devam et, namazına devam et.
Zaman içerisinde örtünürsün de, kapanırsın da. Bu yeşil renkli elbise giymen, fistan giymen senin dininin tamam olacağını işaret. Sofrayı götürüp komşuna, onun olsan o sofranın da yeşile boyanması, senin manevi olarak da etrafına faydalı olacağın, manevi olarak da etrafına manevi rızıkları bahşedeceğini işaret. Allah mübarek eylesin. Devam et. Devam et inşallah. İyi geceler astrolojiye. Aleyküm selam. İyi geceler astrolojiye inanmak günah mıdır? Astroloji bir inanç meselesi değildir, bir ilimdir. Normalde bunu ilim olarak kabul eder bir kimse. İlim olarak kabul ettikten sonra bir sıkıntı yok. Güneş tutulması ve ay tutulması, yeryüzünde olacak afetleri meydana getiriyorsa, her insanın bir şansı var.
Her insanın bir yıldızı olduğunu ve kişinin yaşayacağı öngörüleri söyleyebilir miyiz? Bunları normalde demek bazıların çok uygun görülse de bu çok uygun bir şey değil. Bir de sizden ricam olacak yasaklar kalktığı zaman, siz tek kede kaldığınız yerden devam edecekseniz, aynı böyle sohbetlerinizi canlı yayın yapar mısınız? Biz de istifa edelim. Hakkınızı helâl edin. Bunun sözünü veremiyorum. Bu normalde sadece benim kendi cüz’i irademle verebileceğim bir karar değil. Selamünaleyküm, hayırlı geceler. Dilerim yük olmayacaksam soracağım soru ile ilgili, Allah’ın bir hayali olduğunu düşünsem ve o hayalin bizi yaratma noktasındaki sevgi de var, aldığımızı fark etsem, Allah Celle Celalü neden Hazret-i Adem’den önce melekler ve cinleri yaratmış?
Biliyoruz ki Allah her şeyi sevgiden sevgi ile yaratmıştır. Allah’ın Celle Celalü aradığı hakiki sevgi miydi? Normalde Allah’ın normalde bir hayali olduğunu düşünmene gerek yok. Çünkü Allah bu noktada insanlar gibi hayal kurmaz, o ol dediğinde bir şey olur. O yüzden bizi yaratmadıkları maksadı da bizim onu tanımamız ve onu bilmemiz, onu sevmemiz için. Melekleri ve cinileri Adem’den önce yarattı, yaratılışın sırası buydu demek ki. Selamun aleyküm daha önceki bir sohbetinizde cinsel münasebet ile alakalı sohbet edeceğinizi söylemiş idiniz. Yakın sürede olacak mıdır? Evde kaldığımız şu günlerde ilminize ihtiyacımız var. Evet, korona günleri herkes evde. Böyle giderse bir nüfus patlaması olacak.
Biz de o nüfus patlamasına katkıda mı bulunalım? Allah iyiyesin inşallah. İnşallah böyle bir sohbet sözü vermiştim. İnşallah sözümü yerine getirenlerden eyleyim ama müsait olduğumda demiştim. İnşallah bunu da yaparız bu ara. İnşallah. Selamun aleyküm. Hz. Mehdî Türkiye bir bağ olacak mı? Evet. Hz. Mehdî çıktığı zaman Müslümanların hicreti farz mıdır? Evet. Ordu nasıl olacak bizler? Mehdî’yi kalben tanıyacak mıyız? İnşallah tanırsınız. Hz.
İstanbul’un Rolü ve Hilafet Meselesi
Mehdî’nin Türkiye ile alakası olacak. Çünkü kutsal emanetlerin hepsi de İstanbul’da. Öyle olunca İstanbul’a da gelecek. Kutsal emanetlerin çünkü İstanbul’da olduğu için hatta hilafetin son merkezi de İstanbul. Hala da hilâfet merkezi İstanbul’da denile bilinir. O yüzden Mehdî İstanbul’a gelecek. Selamun aleyküm. Bazı rivayetlerde Mehdî aleyhisselâm ordusuna katılacak kişilerin evlerinden tek tek kapıları çalınarak çağrılıp götürülecektir deniyor. her isteyen katılamayacak anlamına geliyor. Anladığım kadarıyla. Bununla ilgili siz ne düşünüyorsunuz? Öyle evi kapısı çalınıp götürülmeyecek. Allah’u âlem. Selamun aleyküm. Bir kardeşimiz maddi olarak zor durumda Ramazân ayı girmeden fitre vermek uygun olur mu?
Olur. Sizi çok izledik. En kısa zamanda görmek üzere Allah’a emanet olun demiş kardeşimiz. İnşallah. Cenâb-ı Hak nasip etsin. Selamun aleyküm. Mehdî’nin Arap olmayacağını söylediniz. Mehdî’nin suyunun Peygamber Efendimiz’in sallallâhu aleyhi ve sellem’den gelecek ise, Peygamber Efendimiz’in sallallâhu aleyhi ve sellem Arap değil miydi? O Arapların içerisinde bir Peygamber olarak gönderildi. İbrahim’i olunca, İbrahim’in babası kim? Pazar? Türk? Böyle giderse ben Adem aleyhisselâm o kadar götürürüm bu işi bakan. Selamun aleyküm. Daha önce sormuştum ama yayında kesilmeler olduğu için anlayamadım. Buhari Müslüm ve terimizde geçen bir hadiste Allah-u Teala Hazretleri Muhammed aleyhisselatü vesselam’ın hak din ile gönderdi ve ona kitabı indirdi.
Bu indirilenler arasında rejim hayati de vardı. Biz bu ayeti okuduk ve ezberledik. Ayrıca Resûlullah aleyhisselatü vesselam zina yapana rejim cezası tatbik etti. Ondan sonra da biz tatbik ettik. Ben şu endişeyi taşıyorum. Aradan uzun zaman geçince bazılar çıkıp biz kitabı Allah’ta rejim cezası görmüyoruz deyip inkara sapabilecek ve Allah’ın kitabında indirdiği bir farzı terk ederek delalete düşebilecektir. Bilesiniz rejim kadın ve erkekten muhsan olanların zinaları delil veya hamilelik veya itiraf yoluyla sübud bulduğu takdirde onlara tatbik edilmesi gereken kitabı Allah’ta mevcut bir haktır. Allah’ın kasemle söylüyorum. Eğer insanlar Ömer Allah’ın kitabında ilavede bulundu demeyecek olsalar rejim ayetine kitabı Allah’a yazardım.
Soru, yukarıda Kardeş Şerif’i delil göstererek Kur’ân-ı Kerim’in değiştirildiğini iddia eden bir kişiye sadece bilmiyorum hakkında herhangi bir bilgim yok dedim. Bu kişiye nasıl cevap vermemi tavsiye ederseniz. Buradan Allah’ın kitabı Allah’ın değişeceğini, hükmünü çıkarmak cehaletten başka bir şey değil. Salaamun aleyküm. Mehdî aleyhissalâm’da kutub mu olacaktır? Kutuplar kutbu olacak o. Olmayacaksa zamanın yedi kutbu makam olarak Mehdî aleyhissalâm’dan tabir cahilse yukarıda olmayacak mı? Hayır. Ya da zamanın kutupları Mehdî aleyhissalâm’ın komutanlığından bi’at edecekler, delilebilirler. denilebilirler. Selamünaleyküm. Devlete vergi vermeden iş yapan seyyar satıcılar aynı işi yapan ve vergi veren dükkan sahibi esnafın hakkına giriyor mu?
Devlet onları durdursun. Devletin görevi. Hayırlı akşamlar gün içinde yaşadığım olaylar merak ettiğim veya hatta yatmadan önce düşündüğüm olayları rüyamda görüyorum. Bunun sebebi nedir ya da yapmam gereken bir şey var mı? Yapman gereken bir şey yok. Allah hayır versin inşallah. İnsanlar dünyadaki eşleriyle âhiret hayatında da yaşama mecburiyetinde mi? Herhalde sen yaşamak istemiyorsun. Yaşamak istiyorsan mecbur değilsin. Allah iyisin inşallah. Mecburiyetinde değilsin. Kadınlar da, erkekler de ahirette cennete gittiklerinde eşleriyle yaşama mecburiyetinde değil. Adam burada 40-50 yıl çekmiş veya kadın 40-50 yıl çekmiş. Ebedi olarak cennette de mi çeksin ya? Çektiyse zaten bir de eşin bu tarafı var.
Kadın veya erkek eşinden zulüm gördüyse kadının cennette veya erkeğin zulmedenin cennette işi ne ya? Allah iyisin inşallah. Selamun aleyküm. Mutmain olmayı istiyorum. Olmayınca moralim bozuluyor. Çok büyük yanlışlar da yapıyorum. Muhakkak yanlışlarım var. Ne yapmam lazım? Bana duâ eder misiniz? Allah senin kalbini mutmain eylesin. Kalpler ancak zikrullâh ile mutmain olur. O zaman Cenâb-ı Hak kalplerin nasıl mutmain olacağını da Âyet-i Kerimette belirtmiş. Az zikrediyorsunuz o yüzden kalpleriniz mutmain olmuyor. Çok zikredin kalpler mutmain olsun. Efendim eşim bana çok eziyet ediyor. İlaçlarını içmiyor. Hep hastayım diyor ama doktorun dediğini yapmıyor. Ben de çok bu aldığım için bağırıp çağırıyorum günahına giriyor muyum şu anda sizi dinliyor.
Sen bağırıp çağırdığın için günaha giriyorsun eşin de ilaçları içmeyip de rahatsızlıktan şikayet ederekten o da günaha giriyor. Bir kimse rahatsızlıktan şikayet ediyorsa doktora gidecek. Doktor ona bir ilaç verdiyse o ilaçlarını kabul edecek. Ya da rahatsızlıktan hiç şikayet etmeyecek ilaç içmiyorsa. Bu sefer de eğer kendisinden eşi ve çocukları rahatsız olacaksa rahatsızlığından dolayı o zaman yine onlara zulmetmiş olur. O yüzden kıymetli kardeşler, kıymetli dostlar bir rahatsızlığınız varsa tedavisini arayın. Hadisle sabit. Gidin tedavisini arayın ve tedavim alın. Bir sorum daha var. Benim oğlum çok hızlı namaz kılıyor. Kendisi onun 3 yaşında. Ben kızıyorum ona yavaş kıl diyorum ama her defasında hızlı kılıyor ne yapmam gerekiyor.
Elleme namaz kılıyor ya. Hızlı yavaş namazını kılsın. Elleme, dokunma çocuğa. Kur’ân ve sünnet üzerine bir kitap tavsiye edebilir misiniz? Okuyup yaşayabilmek için inşallah. Normalde evinizde muhakkak bir Kur’ân-ı Kerim olsun. Meal olarak da olsa. Evinizde 3 cilt diyanetin riyâj salihini var. Muhakkak o 3 cilt de olsa o riyâj salihini olsun. Evinizde ama elmalının, ama Ahmet Fikri Yavuz’un, ama Kudûrinin bir fıkıh kitabı olsun onlarla açık inşallah onlarla amel etmeye gayret edin. Selamünaleyküm. Wikipedia’da Mevlevîlik tanımlanırken aşağıdaki bilgiye yer verildiğini gördüm. Bu konuda bizi aydınlatabilir misiniz? Allah’ın rahmeti üzerinize olsun inşallah. 1915 Ermeni kırımı sırasında Mevlevî tarîkat üyeleri barınak sağlayarak ve özel örgütten saklayarak Konya’nın velayetin barışçıl Ermeni sivillerini zimmi kurtardılar.
Kurtardılar. Kurtarmışlardır. Normalde can candır. Canı korumak muhafaza etmek lazım. Ama bunun arkasında farklı bir şey var. Arkasındaki farklı bir şey şu. 1915’te bu ülkede Ermeni kıyımı mı oldu? Bunu söyleyen kimse ardında aynı zamanda da bunu söylüyor. Dikkat etmekte fayda var. Selamünaleyküm. Mehdî’nin geleceğini kabul etmeyen kişinin küfre düşmeyeceğini söylediniz. Mehdî’nin geleceğine veya Mehdiyete inanmayan kişi dolaylı olarak sahi olan Mehdî hadislerini inkar etmiş olmuyor mu? Böyükle küfre düşmez olmaz mı? Normalde bazı hadisleri kabul etmemesi o kimseyi küfre düşürmez. Hadislerin hepsini inkar ederse küfre düşürür. Allah muhafaza eylesin. Dervişin üstadına hal anlatmasının ölçüsü ne olmalıdır?
Üstadı onu anlatma diye işaret ettiğinde o zaman için mi geçerli deri bu? Yoksa edeben susması mı gerekir? Söyler bir hali anlatabilir miyim der. O da anlatma derse anlatmaz veya susar anlat demezse yine anlatmaz. Ölçü bu. Selamünaleyküm. Recep Karataş. Mehdî’nin Hazret-i Fâtıma’nın torunlarından olacağına dair hadisi vardır. Ancak onun Hazret-i Hasan mı yoksa Hazret-i Hüseyin mi torunlarındandır? Hayırlı akşamlar. Hem Hazret-i Hasan’dan baba tarafı, Hazret-i Hüseyin’den de anne tarafı. Mehdî’ye sadece Müslüman ülkelerden mi yoksa yabancı ülkelerden de bi’at edenler olacak mı? Bi’at edenler olacak. Onlar hemen Müslüman olacaklar. Ve normalde çünkü Mehdî çıkar çıkmaz İsâ Aleyhisselâm’da zuhûr edecek.
O yüzden mevcut bugünkü Müslümanlarının haricinde Hristiyanlardan da Yahudilerden de Müslüman olacaklar hızla. Hz. Mehdî Müslümanların gelmesini mi beklemeli yoksa gelene kadar nasıl yaşamalıyız? Bunu sohbette anlattım. Kur’ân ve Sünnet-i Sımsık’ı sarılıp yaşama ve yaşatma mücadelesi vereceğiz inşallah. Müslümanlar için Hz. Mehdî ne kadar önem arz eder? bu Müslümanlara göre değişir ama ben anı yaşayan bir insanım. Bugün için benim için çok bir önem arz etmiyor. Ben bugün yapmam gerekeni yapmaya çalışıyorum. Eğer ben bugün yapmam gerekeni yaparsam, Mehdî zuhûr ettiğinde ben onunla beraber olurum. Ben bugün yapmam gerekeni yapmıyorsam kim zuhûr ederse etsin hiçbir şeyden haberim olmaz ki. Zamanın kutbu her yüzyılda bir geliyor dediniz.
Bu mücaddit zamanın kutbu değil. Her yüzyılda bir, bir mücaddit gelir. Dini yenileyen bir kimse gelir. Acaba dünyasının değişince yerine biri mi geliyor yoksa ölmeden başka biri mi geliyor? Mücadditler bir zamanın mücaddi de gelir. O topraklarda dini yenilme olarak vazifesini yerine getirir. Ben bunun bir kişi olduğuna da inanmıyorum. böyle inananlar var ben ona da inanmıyorum. Mesela bir kim bir zat çıkar Pakistan’da dinin yeniden yaşanması için orada bir dini anlayışı yeniler. İnsanlar kitaplar yazar, îmânî meseleleri anlatır. Birisi Afganistan’da o işi yapar, birisi Bangladeş’te yapar, birisi Doğu Türkistan’da yapar. Çin demiyorum ben oraya, Doğu Türkistan diyorum. Birisi Keşmir’de, Doğu Türkistan’da yapar.
Birisi örneğin Malezya’da yapar, birisi Türkiye’de yapar. Bu böyle illaki bir yerde tek merkezde olacak diye bir kaydı yok. Nerede bir Müslüman topluluk varsa orada birisi dini yeniden yenileme, anlama, yaşama, yaşatma gayreti verir. O da oranın mücaddi de olur. Allah’ın velileri her yerde de olur. Birisi Almanya’da evliyâ olur, birisi Bulgaristan’da olur, birisi örneğin Bosna’da olur. Her yerde Allah’ın evliyası eksik olmaz. Onlar da zamanın kutbunun manevi öğretisinin altındadır. Onlar da kutbun öğretisi altında olduğundan dolayı aynı şekilde onun tabiri caizse fenerinden, onun ışığından onlar da faydalanırlar. Selamun aleyküm. Ömer Öngüt, benden sonra kimseye bağlanmayın. Mehdî gelecek ona tab olun demiş.
Ömer Öngüt’ün müridi böyle dedi ve kendilerine siyah bayraklılar olduğunu söyledi. On bir yıl sonra Mehdî gelecekmiş sizin düşünceniz nedir? Mehdî aleyhisselâm doğunca kırk şey efendi kurban kestiği doğru mudur? Normalde sadece Ömer Öngüt söylemedi. Benim şeyhimin de söylediğini iddia ediyorlar. Ben bunu duymadım, bana böyle söylemedi. O yüzden Abdullah Efendi’den sonra da bir kısmı, onun sonu herhangi bir yere intisâb etmediler. Biz Mehdî’yi bekliyoruz dediler. Şeyh Efendi Hazretleri bana Mekke’de bir ömreye gittiğimiz zaman, Mustafa Efendi ben vefat ettikten sonra bütün herkese söyle, istihara yapsınlar, istişare yapsınlar, bir şey intisâb etsinler diye benden ahit almıştı. Rüyalarında gördüklerine gitsinler, tabi olsunlar demişlerdi.
Bunu da bütün herkese söyle dedi. Ben de bunu herkese söyledim. Bu sadece Ömer Öngüt’ün sözü değil. Bazı şey efendiler böyle söylüyorlar. Kendi hallerinde veyahut kendi rüyalarında böyle bir şey görüyorlar herhalde. Böyle bir şey söylüyorlar. Normande Hazret-i Mevlânâ’nın deyimiyle, sen diri, faal olan bir veliye tabi ol demiş ya. Bir pir efendinin sözü varsa bir yerde ölmüş bir şeyhin sözüne tabi olunmaz. Selamünaleyküm. Halîfelik verdiğiniz kimseler var mı? Zahiri olarak herhangi bir kimseye halîfelik icazeti yazmadık. Yedi sahih dersi nedir? Normande yedi sahih ders, halîfelik noktasına gelmesine yakın olan kimselere verilen bir derstir.
Yedi Sahih Ders, Büyü ve Netflix
Manevi bir derstir. Bu ama Normande emmâre levvâme mülhüme mutmainneye gelmiş bir kimseye ancak verilir. Mutmainliğe gelmeyen bir kimseye yedi sahih dersi verilmez. Hatta Şeyh Efendi mutmainneye gelene dahi vermezdi. Mülhüme gelene verirdi. Rüyasında görene verirdi. O yüzden Şeyh Efendi Hazretleri yedi sahih dersi önemserdi. Bir ara böyle bir icâzet töreni yapmıştı. Orada bazı kardeşlere vermişti. Bunu böyle söylüyorum. Hakkınızı helâl edin. Ben dahil. Sonradan bazı kardeşlerin Normande sağlığında bana söylediği şey, oğlum yedi sahih verilir ama o yedi sahih verdiklerimiz bozulursa manevi olarak Allah muhafaza eylesin çarpılırlar demişti. O yüzden Şeyh Efendi Hazretleri bundan sonra halimde rüyamda görmezsen vermeyeceğim demişti.
Yedi sahih bu fakirden manen ders alanlar var. O yüzden yedi sahih ders yolumuzda da mevcuttur. Seyri sülükü başlayan ve bu yolda yürüyen dervişler var mı? Bir Üstad Mürşid-i Kamil ise onun dervişlerinin hepsinde de seyri sülük vardır. Bir kimse bir Mürşid-i Kamil ile bağlandıysa onun seyri sülükü başlamıştır. Ben öyle inanırım ama kimisi karınca gibi küçük küçük adımlarla gider, kimisi büyük adımlarla gider ama hepsinde seyri sülükte olduğuna inanırım. Eğer bir gerçekten Mürşid-i Kamil ile bağlandılarsa. Mürşidler saliklerin istidadını nasıl anlarlar? Bunun zahiri yönleri vardır. Mürşidler dervişlerin hal ve hareketlerini izlerler. Ama zikrullâh alakasında ama derslerinde, gördüklerinde onların hal ve hareketlerine bakaraktan onların zahiri istidadlarını ölçebilirler, tartabilirler.
Veyahut onlara ufak tefek bazı işler yaptırabilirler. Bazı hizmetlerde onu görüp onların istidadlarına bakabilirler. Bu işin zahir tarafıdır. Bu lazım mıdır? Evet. Ama asıl olan manevi tarafıdır. Üstadlar bu noktada dervişlerinin manevi hallerini rüyalarında görürler. Rüyalarında görürlerse onların bu noktadaki istidadlarını daha sağlam bir şekilde tespit ederler. Hem rüyâ hem zahir hem batın birleşirse ve bu her iki tarafta her iki kanat da birleştiğinde daha sağlam bir istidad analizi çıkar. Saliklerin, müridanın bu zamanda en çok yıkıldığı ve en çok yükselmesine vesile olan şeyler nelerdir? Genel olarak her dervişin, her salihin yıkıldığı veyahut da ayağa kalktığı, koştuğu yerler, yükselmesine vesile olan yerler farklı farklıdır.
O yüzden bir derviş bir dervişe benzemez, bir dervişin yolu öbür dervişin yoluna benzemez. Herkesin bu noktada ayağa kalktığı veya geriye gittiği yerler, alanlar farklı farklıdır. Ben hep şuna dikkat ederim. Bir, o kimse üstadının hal ve hareketlerine, yoluna dikkat etmeli. Üstadına tam anlamıyla intisâb edip onun söylediklerini yerine getirmeli. Üstadının sözlerine harfine uymaya çalışmalı. Bu onun normalde halini ve ahvalini değiştirecektir. Bazı yerlerde zorlanabilir, zorlandığı yerlerde de üstadına tabi olaraktan nefisle mücadele ediyorum deyip o zorluk alanlarını atlatması gerekir. Yol bu noktada üstada tabi olmaktan geçer. Kur’ân ve sünnete sımsıkı bağlanmaktan geçer. Herkesin çünkü hizmet alanı, herkesin ailesi, aile yapısı, işi, aşı, eşi farklıdır.
Farklı olunca da onların yol yürümeleri, yükseldikleri veyahut da durduktan alanlar da farklı olur. Uğuslat’a giden en kestirme yol, amel nedir? Bu yine herkes için değişir ama ben kendimce şöyle derim bütün arkadaşlara kardeşlere. Arkadaşlar farz olan ibadetlerinizi mutlaka yerine getirmeye gayret edin. Haramlardan mutlaka uzak durun, günah-ı kebalilerden uzak durun. Mutlaka Allah’ı çok zikredin ve üstadınızı dinleyin. Üstadı Hz. Resûlullah’ı ve Allah’ı celaluhu çok sevin inşallah. Selamünaleyküm kendisine büyü yapılan bir Müslüman ne yapmalıdır? Bu ne yazık ki çok kötü bir adet bizim dünya insanlığının üzerinde. Böyle bir şeyi hissettiyse bir kimse kendisine büyü yapıldığını inanıyorsa, Müslüman ise o kimse. 7 gün 100 tane Felaknas âyet-i kırsi ve Fâtihâ okuyabilir.
İnşallah, inşallah Cenâb-ı Hak onu o büyüden kurtarır. Bir sorun daha var, müsaadenizle, sohbetlerinizle sürekli bahsettiniz. Deccaliyet sistem, kimler kimlerin elindedir bu sistem. Allah razı olsun demiş yayında emeği geçenlerden. Buradalar Allah razı olsun yayında emeği geçenler. 3 tane kahraman karşımda oturuyor. Ben de onları 3 tane olarak görmüyorum. Çok görüyorum ki kendimi böylece normalde çok göreyim ki diyorum heyecanım eksilmesin. Allah razı olsun onlardan. Tabi bu yayında sadece 3 kişi değil, burada dışarıda duranlar da var. Bir ekip olarak yayına hazırlanıyor. Böyle sosyal uzaklığa da gayret ediyorlar. Ne diyorlar sosyal mesafeye de tabi oluyorlar, gayret ediyorlar onu da şey yapmaya.
Deccaliyet sistemi nedir? Kur’ân ve sünnetin dışındaki her şey deccaliyettir. Bütün dünya deccaliyet sistemin üzerinde yürüyor. Mehdî ile alakalı hadisler var. Mehdî’nin geleceğine inanmayan, reddeden dolayısıyla hadisi reddetmez olmaz mı? Evet ama bakın bir bölümdeki hadisleri reddetmek o kimseyi küfre sokmaz dedim. Bu hadislerin hepsini reddederse küfre girer. Allah muhafaza eylesin. Mehdî’nin bir işareti olacak mı? Evet. Mısır’da bir hanımefendi şehit olduğunda bir işaret çıkmıştı. O zaman sohbetinizde daha var demiştiniz. Allah bilir ama daha var. Öyle söyleyeyim. Allah bilir zamanı ama daha var. Türkiye Mehdî’nin neresinde olacak ülke olarak tabi olacak mı? Devlet ve millet olarak. Bunu normalde bugünden ön görmek çok zor.
Ama Türkiye hızla hem dindarlaşıyor hem de dinden uzaklaşıyor. Bir bölümü dindarlaşıyor, bir bölümü de inadına dini ve maneviyattan alıyor. Ve maneviyattan uzaklaşıyor. Allah inşallah onları da dine ve maneviyata tabi kılsın. Ama Türkiye ve Türkiye Müslümanları Mehdî’den ve Mehdî’nin ordusundan uzak olacağını zannetmiyorum. Türklerin Mehdî’nin ordusuna katkısı olacak mıdır? Ben asıl katkının Türklerden olacağına inanıyorum. Anadolu Müslümanlarından olacağına inananlardanım. Bir diğer sorum, ahirete dost ve akrabalarımızı görebilecek miyiz? Ya normalde onlar da îmân ehli ise dost ve akrabalarınız. Göreceğiniz neden görmeyelim? Hep beraber sohbet edersiniz, oturursunuz, muhabbet edersiniz, yersiniz, içersiniz.
Selamun aleyküm Rabbim sizden ebeden razı olsun cümlemizden inşallah. Sizden, sizi sohbetlerinizden ayırmasın, hakkınızı helâl edin, helâl olsun. Kiracıları olan mülk sahipleri bu ay alacakları kiraları almayıp zekata sayabilirler mi? Normalde eğer ev sahipleri veya da kir, mülk sahipleri zekât verecek bir noktada kimseler ise ve kiracıları da eğer zekât alacak noktada iseler, o zaman böyle bir şey olabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Bakın ama adam diyelim ki 50 bin lira aylık kira alıyor, 50 bin lirayı da harcıyor. O adamı zekât verseniz zekât düşer ona. O yüzden bunu zekata saytsın diyemeyiz. Bir de öyle kiracılar var. Adam zengin. Adam ona neden zekatını saysın ki ona? Selamun aleyküm Mehdî aleyhisselâm biatları ilk neden kabul etmek istemez.
Normalde bunu ben şeye bağlıyorum. Bu bütün manevi erler, manevi insanların bir şey bu. Adabı, erkanı, usuli gibi. Bu da aynı adab ve erkanı takip ediyor. Mekke’de Medîne’ye, Medîne’de Mekke’ye geçiş yapar. Evet çünkü bir sorumluluk almak, bir yükümlülük almak kolay bir şey değildir. Mesela bir üstadada intisâb edecek bir kimse kendince der ki ben intisâb ettim işim bitti. Ama öyle değil o üstadın işi bitmez. O bir manevi sorumluluk alıyor, bir yükümlülük alıyor. Kolay bir şey değil o. sen yatar uyursun o ne çekiyor onu Allah bilir. Sen gider gezer tozarsın o ne çekiyor onu Allah bilir. O yüzden normalde öyle manevi sorumluluk almak, insanların bu noktada sorumluluklarını yüklenmek kolay basit bir şey değil ki.
On kişi verseniz bir insan normalde bir aile reisi, bir erkek, bir eş, iki üç çocuk var. Onu yönetemiyor düşünsenize. Bugün kaç tane adam ailesini düzgün bir şekilde yönetebiliyor ki? Kaç kişi çocuklarını düzgün bir şekilde yönetebiliyor ki? Kaç kişi, elli kişiyi, yüz kişiyi düzgün bir şekilde yönetebilir ki? Bu sorumluluklar kolay bir şeyler değildir. Öyle sabah ile kalksa bir kimse ben şeyh oldum dese ben birine öyle dediğindim. Eğer şeyhliğine inanıyorsan ben sana intisâb edeyim, benimle beraber Bursa’da sana intisâb eder dedim kaldı. Dedim herkesin sorumluluğunu üzerine alacaksın. Kolay bir şey mi o? Bir manevi yükümlülük alacaksın bu kolay bir şey değil. O yüzden bu manevi yükümlülüğü bilen bilir ancak onu.
O yüzden o da diyor ki aradığınız mehdî dediğiniz mehdî ben değilim. Mehdî de selam Mekke’de biatları kabul ettiğinde yedi kutbun dervişleri de manenin yanında olacak zahirem. Manen de olabilir, zahirem de olabilir. Bugün hangi derviş zahiren üstadının her daim yanında oluyor ki? Eğer öyle bir örneğin üstadı diyelim ki Hacca diye niyetlendi bütün dervişlere Hacca niyetlenebilir mi? İnsanların işi, aşığı, eşiği buna müsait olur mu olmaz mı o yüzden manevi bağ önemlidir. Selamünaleyküm hayırlı geceler. Netflix’te Ramazân ayında Osman adında eşcinsel içerikli bir dizi başlayacak. Koronadan dolayı herkes de evine Netflix bağlatma furyası da başladı. Bu konuda nasıl tepki vermeliyiz? eşcinsel içerikli bir dizi başlayacak diye tepki vereceksiniz.
Güzel. Eşcinseller şehirlerde yürüyüş yapıyorlar. Neden tepki vermiyorsunuz? Eşcinseller mahallelerde dolaşıyor, sokaklarda dolaşıyor. Gözünüzün önünde huuş yapıyorlar. Neden onlara bir tepki göstermiyorsunuz? normalde siz sokaklarınızda, şehirlerinizde, caddelerinizde, kafelerinizde, lokantalarınızda, her yerde eşcinsellerin eşcinselliklerini sergilemesinden rahatsız olmuyorsunuz da bir televizyon programında, bir televizyon kanalında eşcinsel bir dizi çekiminden mi rahatsız oluyorsunuz? Kıymetli kardeşlerim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde eşcinsellik suç değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde eşcinsellerin birbirleriyle huuş yapmaları, birbirleriyle cinsel ilişkiye girmeleri de suç değil.
Siz neyin hesabını yapıyorsunuz ki? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde huuş yapmak suç değil. Huuştan para kazanmak suç. Huuş yapmak suç değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde 18 yaşına gelmiş bir kadın veya bir erkek, istediği kimseyle istediği bir şekilde cinsel ilişkiye girebilir. Suç değil. 18 yaşına gelmiş bir erkek, istediği erkekle cinsel ilişkiye girebilir. Bu suç değil. Suç değil, tekrar söylüyorum. Siz Netflix’e neden kızıyorsunuz ki? Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde değil, son dönem Osmanlı’da da suç değildi bu. Osmanlı’nın en son çıkardığı kanun esasisinde de suç değildi. bu yeni değil ki. O yüzden şimdi bugün sosyal medyada Ramazân geliyor da eşcinsel Netflix’i kapatıverin o zaman.
Neye arıyor Netflix sizde? Kapat kardeşim. koronadan dolayı üye olduk. Olma. Netflix’in yeni bir icraatı değil ki bu. Veyahut da dünya sinemalarında yeni icraat değil ki bu. Veya dünya üzerinde yeni icraat değil ki bu. Eşcinsellik bütün dünya üzerinde destekleniyor. Eşcinsellik bütün dünya üzerinde hürmet görüyor, saygı duyuyor, alkışlanıyor. Bütün dünya üzerinde müsaade ediliyor, teşvik ediliyor. Türkiye’de teşvik ediyor, Türkiye’de alkışlıyor bunu. Türkiye’de buna bir laf söylemiyor. İstanbul Sözleşmesi meydanda. İstanbul Sözleşmesi orada dururken ve İstanbul Sözleşmesi’ne hiç kimse atıfta bulunmazken laf söylemezken neden ikiyüzlülük edip de Netflix’e söylüyoruz?
İstanbul Sözleşmesi, Borsa ve Cum’a
Haydin o zaman devlete, hükümete faxlar çekin. İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden elden geçirsin. Eşcinsellik eğilimleri yasaklasın. Eşcinsellik eğilimleri suç unsuru haline getirsin. Eşcinsellik eğilimleri normalde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde suç değil ki. Eşcinselliklerin birbirleriyle, sevgili olmaları, öyle söyleyeyim. Birbirleriyle cinsel ilişkiye girmeleri suç değil ki. Netflix’te laf söyleyeceğiz. Biz sivrisinekle uğraşıyoruz. Biz bataklığı kurutalım. O zaman ilk önce İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin imzasını çekmesini isteyelim. Ve bütün Türkiye olarak bu konuda ahlakımıza sahip çıkalım. Hıristiyanlıkta yasak, Musevilikte yasak, Muhammedilikte yasak. Nerede serbest kardeşim bu eşcinsellik?
Şeytaniyette serbest, deccaliyette serbest. Eşcinselliğin altına imza atan herkes şeytaniyetin ve deccaliyetin altına imza atmıştır. Hayırlı akşamlar, namaz kılmak neden zor gelir? Allah çok seviyor ya namaz kılanı. O yüzden şeytân zorluyor kılmaman için. Dinin direği namaz. Hazret-i Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem’in gözümün nurudur demiş namaz. Dinde son yıkılan kaledir demiş namaz. namaz kılmayanın dini yıkılır mı? namaz kılmayanın dini yıkılır mı? Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar. Allah cümlemizi, bakın İbrahim Aleyhisselâm’ın duasıdır, beni ve neslimi namaz kılanlardan eyle. Amin. Cenâb-ı Hak bizi ve gelecek neslimizi ve onların gelecek nesillerini ve onların gelecek nesillerini, tüm gelecek olan nesillerimizi namaz kılanlardan eylesin.
Çünkü eğer neslimiz neslimiz yoksa namaz kılmadan eylesin. Çünkü eğer neslimiz namaz kılarsa, anne babasının hayır ve hasenat defteri kapanmayacak. Bizim evlatlarımız eğer anne ve babalarını seviyorlarsa, anne ve babalar da çocuklarını Kur’ân ve Sünnet’e göre eğitip büyüttülerse, onlara helâl yedirdilerse, o çocuklar da Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı bağlanıp namaz kılarlarsa, anne ve babalarının amel defterleri kapanmaz. Torunları namaz kılanların, dede ve ninelerin amel defterleri kapanmaz. Torunlarının torunları, onların torunları, onların torunları namaz kıldıkları müddetçe, Kur’ân ve Sünnet’e sımsıkı bağlı oldukları müddetçe onların amel defterleri kapanmaz. Bugünün namaz kılanları, eğer dedeleri, ceddilleri îmân ehliyse, hepsine de sevap gidiyor.
İnsan her işi yapıyor, zor gelmiyor da neden bir tek namaz zor geliyor? Namaz insana zor gelir. Gerçekten namaz böyle insanın böyle, bu böyle ağır gidebilir, ağır kaçabilir. Müslümanla, Müslüman olmayanların ayırt ettiği böyle bir turnosol kağıdı gibidir. Çünkü gayrimüslimlerle aramızda namaz vardır der Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri. Hapşıracağım, özür dilerim. Elhamdülillah. Hakkınızı helâl edin. Selamünaleyküm, Hz. Mehdî’nin zuhurlarından biri Kâbe’deki Sa’d Kulesi midir? Beytullâh’ın etrafındaki o yüksek yüksek devasa binaların hepsi de kıyâmet alameti. İlk kıyâmet alameti saray orada. Beytullâh’ın karşısında saray ve kıyâmet alameti Mekke’yi mükerreme de Beytullâh’tan daha yüksek evlerin olması.
Bir sorun daha olacak. Hz. Mehdî Topkapı Sarayı’ndaki manevi değerleri kuşanacak diye bir şey duydum. Doğru mudur? Allahu Alem öyle olacak. Mehdî Aleyhisselâm İstanbul’a gelecek ve hilafetin merkezi olan İstanbul’da hilâfet görevini yerine getirecek. Selamünaleyküm, İmâm-ı Rabbânî Hz. Mehdî Aleyhisselâm 100 yılın başında gelecektir diyor. Mektûbât No. 68, 2’ye 118. Bu beyanı göre Hz. Mehdî bu 100 yıl içerisinde gelmeyecektir. Ben tarih verenlere katılmıyorum. O yüzden verilen tarihlerin hiçbirisinin de doğru bulmuyorum. Selamünaleyküm, memurum biraz birikimin var. Borsa düşükken hisse senedi almam uygun mu? Olabilir. Hiç kafam çalışmaz bu hisse senetlerini. 3 kağıt olarak görürüm onları. Onları bilenler böyle kağıt alışverişi yapıyorlar.
Valla benim bildiğim bir şey değil. Benim bildiğim ya üreteceksin ya ticareti yapacaksın. Benim bildiğim bu. O yüzden bu tip işlere hiç kafam çalışmaz. Yok altın mı alalım, yok dolar mı alalım, yok böyle hisse seneti mi alalım. Bildiğim bir şeyler değil, gerçekten değil. Benim bildiğim ticaret, almak, satmak çok üretmekten de anlamam. Ne zaman üretime girdiysem hep zarar ettim. O yüzden alıp satmak benim için uygun. Benim bildiğim bir tek şey o var. bir herhangi bir mal alırım. Ondan sonra da uygun bir fiyat bulursam satarım. Şu anda da bu alım satım işi yapıyorum. O yüzden bildiğim bir şey değil bu tip işler. Hakkınızı helâl edin. Selamünaleyküm efendim, Muhammed ben. Cum’a namazı komple kaç rekat?
Cum’a namazı farzlarıyla, sünnetleriyle ondan sonra Hazret-i Peygamber’in zamanında, normalde dört rekat sünneti kılınır. Hazret-i Peygamber’in zamanında, öyle söyleyeyim şimdi, normalde dört rekat sünneti kılınır. Ondan sonra iki rekat farzı kılınır. Sonra Hazret-i Peygamber’in hutbeye çıkardı, hutbeye okurdu ve cuma biterdi. Hazret-i Peygamber’in kıldığı cuma buydu. Sonra Emevîler zamanında, Emevî valileri Hazret-i Ali efendimiz ve Hazret-i Hasan ve Hüseyin efendilerimizin aleyhine hutbede bir şeyler söylerlerdi. Bu yüzden de Müslümanlar hutbeyi dinlemeyip kalkıp giderlerdi. Bunu gören Emevî valisi Mervan, Medîne-i Münevvere’de hutbeyi öne aldı. Sünneti terk etti, bidat işledi. Yapmasının sebebi de cemaatin Ehlibeyt hakkında olumsuz sözleri, olumsuz propagandaları dinlesin diye.
Ne yaptı Mervan? Dört rekat cuma sünnetini kıldı, ondan sonra hutbeye çıktı. Bazı sahabeler Mervan’ı buradan alıkoymak istediler. Dediler ki bidat işliyorsun. Mervan da onlara dedi ki bu eskidendi, şimdi böyle uygulanacak dedi ve hutbeyi namazdan öne aldı. Dikkat edin. Bugün İslâm dünyasında Emevilerin bidatı işleniyor. Emevilerin bidatı. Ne yapılıyor? Hazret-i Peygamber’in ve Hazret-i Ebû Bekir Ömer Osman Ali’nin yolundan çıkılıp Emevilerin yolu takip ediliyor. hutbeyi cumanın sünnetinden sonra okuyorlar camilerde. Ardından farz kılınıyor, ardından 4 ekat Zuhre-i Air kılınıyor, ardından 2 rekat vaktin son sünneti kılınıyor. Kıymetli dostlar, hiçbir eski fıkıh kitabında Zuhre-i Air’in namazını bulamazsınız.
Normalde ne İmam-ı Azam’da, ne İmam-ı Şafi’de, ne İmam-ı Malik’te, ne İmam-ı Hanbel’de Zuhre-i Air’in namazı yoktur. Hazret-i Peygamber’i sallallâhu aleyhi ve sellem kılmamıştır, Hazret-i Ebû Bekir Ömer Osman Ali’yi kılmamışlardır Zuhre-i Air’in namazını. Zuhre-i Air’in namazı sonra Osmanlı döneminde Anadolu’da kılınmaya başlanan veyahut da 300-400 yıllık bir namazdır. Bunun değişik sebepleri vardır, bu ayrı bir tartışma konusudur, sohbet konusudur, buna girmek istemiyorum. Ama cuma bu noktada Hazret-i Peygamber’i sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında, önce dört ekat cuma’nın sünneti, ardından cuma’nın farzı iki rekat olarak namazı, ardından cuma’nın hutbesi ve Cum’a namazı tamam olurdu.
Peygamber’i sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kıldığı cuma, hadîs-i şeriflerde böyle geçiyor. Hutbe ile farzın yer değiştirdiği emevi valisi mervan ile başlamıştır, bidattır. Ve ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde ve diğer yerlerde bu emevi bidatı devam etmektedir. Gerekçesi de şu, gerekçe de Şivan’da şöyle gerekçelendiriyor, cemaat hutbeye kalmıyor, o yüzden yer değiştirildi. Bırak kardeşim kalmıyorsa kalmasın, sen sünneti seniyye tabi ol, sen Hazret-i Peygamber’i sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin, Çünkü ibadetleri benden gördüğünüz gibi yapın buyurdu. Hazret-i Peygamber’i sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin yaptığı gibi yaptığı Hazret-i Ebû Bekir, onların yaptığı gibi yaptığı Hazret-i Ömer, Osman, Ali, siz Hazret-i Peygamber’i sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve hülefay-i râşidinin yolunu terk etmiş oluyorsunuz.
Hayırlı geceler ben rüyamda boynuma sıkı sıkı tutunmuş bir çocuk gördüm. Senin adın ne dedim? Ahmed el-Bedevi dedi. Ama çocuk halindeydi. Sonra eşim Nazif Sedir’de uzanmış yatıyor uzun sakallı, ince uzun boylu, uzun yüzlü, gözleri siyah sürmeli, parmakları büyük yüzyüklü, biri geliyor. Şeyh Nazif diyor. Eşim uzanmış olduğu yerden kalkıyor. Maşallah. Allah mübarek eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Dediniz ki rüyasında Peygamber efendimizi görenler Mehdî aleyhisselamı da ona benzetip tanıyacaklar dediniz. Demişimdir. Öyle mi dedim az önce? Demişim demek ki. Burada üç kişi de öyle dediğime şehadet ediyorlar. Demek ki demişim. Peki rüyasında her defasında Peygamber efendimizi farklı surette görenler için bu durum nasıl olacak?
Allah iyilini versin senin. Zaten hep farklı surette görünür ki o. Hiç aynı surette görünmez. O yüzden görecek. Tanıdığı anda şapmadak gördüğü anda şapmadak tanıyacak onu. Nasıl her farklı surette gördüğünde onun Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri olduğunu biliyorsa onu da bilecek. Selamünaleyküm. İkindi okundu mu sırtımdan sıtma gibi girip sabaha kadar devam ediyor. Kafıma çok çirkin düşünceler geliyor. Gece de gezdiriyorlar. Rüyâda ne buyurursunuz? İyi gezmeler. Bu işler gez. Ne kadar güzel. Bak Allah’ı zikret. Allah muvarek eylesin. Ben şırnaktan Harun Ardala size ve derviş kardeşlerime şırnaktan selam olsun. Ve aleyküm selam. Kalamadığım namazlarını tutamadığım oruçların kazasını yapıp tamamlayabiliriz diye biliyorum.
Evet doğru. Ama bu zamana kadar zikretsiz getirdiğimiz vakitleri ve bu yolda kıymetini bilemediğimiz anların telafisine nasıl yaparız? Tövbe etmek yeterli olur mu? Tövbe et. Çekemedin derslerini de çek inşallah. Evet. Selamün aleyküm. İsâ Peygamberin geleceğini ve onun evlenip kız çocuklarının olacağı divayeti var. Bunu açıklayabilir misiniz? Bu yabancı değil. Bunu da ben söylemiş olabilirim herhalde. Daha önce mi söylemiştim? İki tane kız çocuğu mu olacak demişim? Tamam. Gene şehadet edenler var burada demişim. Allah iyi etsin inşallah. Bunun açıklanacak bir şey yok. Demek ki gelecek, evlenecek çocukları da olacak inşallah. Bir de sizden bir duam olacak. İki kızım var üç yıldır bir tane daha olmasını çok istedik.
Hiçbir sorunumuz yok ama Rabbim lütfetmedi. Şimdi derviş olarak tekrar anne olup çocuğumu dergahda büyütmeyi çok istiyorum. Allah hayırlı evlat versin inşallah. Cenâb-ı Hak nasip etsin. Cenâb-ı Hak cümle kardeşlerimize evlatsız bırakmasın inşallah. Selamünaleyküm. Mehdî ve mehtiyeti inkar eden aynı zamanda onunla alakalı hadisleri inkar etmiş olmaz mı? Olur. Hayırlı akşamlar. Bayanlar kazâ namazı kılınırken kahmet getiriyoruz. Sabah namazının ezanı farklı. Onda da aynı şekilde kahmet getirmek uygun mudur? Evet. Selamünaleyküm. Sizi rüyasında gördüğünü söyleyenlere ders alman lazım dememiz mi lazım? Yoksa kendisinin istemesini mi beklemeliyiz? İkisi de olabilir. Karşıdaki şahsın konumuna, durumuna bağlı.
Geceniz mübarek olsun inşallah. Amin. Mehtinin İstanbul’u fethedeceği ne kadar doğru? Böyle bir söylenti var fethedecek diye. İstanbul fethedildi kardeşim. Kimden kimi fethedecekler? sanki burada Türkiye’de, İstanbul’da gavurlar yaşıyor da Mehdî gelecek İstanbul’u tekrar fethedecek. Bunu Adnan Oktar söyledi bir ara. Ondan sonra vazgeçti. Bunun böyle söyleyenler var, bir sürü söyleyenler var. İstanbul fethedilecektir diye. bir daha fethedilecek. Yok Mehdî gelecek fethedecek. Kim nereye fethediyor ya? Mübarek insanlar. Allah iyiyesin inşallah. Mehdî Türklerden çıkıp Türklere hizmet edeceği bazı kayıtlarda yazıyor. İlginç geldi. İlginç değil. Normalde siz bugün Arap dünyasına baksanız onlardan bir hayır mı bekleyeceksiniz?
Allah beni affetsin. Irkçılık değil bu. Suudi Arabistan’daki Müslümanlardan veya Orta Doğu’daki Müslümanlardan bir hayır mı bekliyorsunuz siz? Allah muhafaza eylesin. Onlar Hazret-i Hüseyin Efendimizi katlettiler. Onlar Hazret-i Hasan Efendimizin katledilişini seyrettiler. Onlar Hazret-i Ali Efendimizin şehit oluşunu seyrettiler. Onlar Hazret-i Osman’ın şehit oluşunu seyrettiler. Onlar Hazret-i Ebubekir’in, Hazret-i Ömer’in şehit oluşunu seyrettiler. Mehdî ile 12. imamın arasında bir bağlantı var mı? Şia bağ kuruyor böyle. Ben o bağı kuranlardan değilim. Rüyamda yanımdaki bayana, bu da yurt dışından çünkü artı 49 neresi bilmiyorum. Almanya mı artı 49? Yurt Almanya’ymış. Rüyamda yanımdaki bayana kim olduğunu bilmiyorum.
Bana Allah’a anlatmasını istiyorum. Bana Allah’a anlatırmasın diye hatırımda kalan.
Rüyâ, Zikir ve Şeyh İrtibâtı
Rabbim anlattırsın, gönlüne anlattırsın inşallah. Zikir yaparken şeytân görülürse halinde zikre devam mı etmeli, özü besmele mi çekmeli ya da benim gibi korkanlar kaçmalı mı aklını yitirir mi? Böyle şeyhsiz zikir yapan şeyhi olmayanın kendi kendine böyle zikirler tanzim etmesi hoş bir şey değil. O kimse bir şeyhi bulup ona intisâb edecek inşallah. Selamun aleyküm güzel ahlâklı olma noktasında çok eksiğim. Uygulamaya çalışıyorum ama üzerime oturmuyor. Ne önerirsiniz? Ya normalde güzel ahlâk gerçekten üzerinde çok durulması gereken en önemli ibadetlerden birisi. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri nâfile namazdan daha üstün görmüş, nâfile oruçtan daha üstün görmüş. O yüzden biz Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim diyor.
Biz ahlakımızı güzelleştirmenin yolunu bulalım, kendimizi bu noktada disiplin edelim inşallah. Kur’ân-ı Kerim’i telefondan okuyorum. Kaldığım yeri bulmak, karanlıkta okuyabilmek, her yerde okuyabilmek açısından kolayıma geliyor. Harika. Hiçbir sıkıntı yok. Elleme ceplerinizdeki o taşıdığınız milyonluk telefonlar bir işe yarasın ya. Hayırlı bir işe yarasın. Kur’ân-ı Kerim okuyun onlardan güzel. Selamun aleyküm hocam. 2 ay önce sizi rüyamda gördüm. Bana La ilahe illallah ismasını verdiniz. Şimdi ne yapacağım? Vir ters. Allah’a emanet ol hocam demiş. Maşallah. La ilahe illallah’a devam et inşallah. Allah mübarek eylesin. Cenâb-ı Hak daim eylesin inşallah. Cenâb-ı Hak rüyanı da açsın inşallah. Selamün aleyküm.
Şu anki Mehdî aleyhisselâm yayınını canlı takip ediyorum ve sorum olacaktı. Birinci soruyu silmiş herhalde kardeş. Ben bekarım ve atamam olacak bu yazı inşallah. Ama çevremdeki insanlar dinen uygun görmüyorum. Uygun evlilik nasıl olmalı? Kur’ân ve sünnete tabi olmuş bir bayan kardeşler tanışır, görüşür, konuşur. Evlilik kararı alırsın. Evlenirsin. Çok böyle uzatacak, büyütülecek bir mesele değil. insanlar evliliği çok fazla, haddinden fazla büyütüp, haddinden fazla böyle gereksiz bir panik halde evliliğe bakıyorlar. Arkadaşlar Kur’ân sünnet tarihinde evlilik güzeldir, hoştur, tatlıdır. Evleniniz, imanınızın yarısını, dininizin yarısını tamamlayınız diyor. O yüzden bekar kardeşler Kur’ân sünnet tarihinde ama ailelerinin tavsiye ettiği bir kimseyle ama eş dost etrafını tavsiye ettiği bir kimseyle evlenirler, hayatlarına devam ederler.
Hz. Mehdî Aleyhisselâm ordusunun nitelikler hakkında bilgi verir misiniz? En azından Kur’ân ve sünnete hizmet edecekler. Hafızlığımı bitirdim ama belge sınavına üç kere girmeme rağmen kaybettim. Şimdi üniversiteye hazırlanıyorum ama belgede almak istiyorum. Dualarınızı beklerim. Allah muhineen olsun, tövbe et. Bu sınavlara girecek olanlar tövbe edecekler. Ben nerede yanlış yaptım, ben nerede haksızlık yaptım, ben nerede eksiklik yaptım deyip bol bol tövbe edecekler. Bir kişi Mehdî’yi halinde gördüğü suretle dünyaya geldiği suret aynı mıdır? Aynı da olabilir, değişebilir de. Selamun aleyküm. Osmanlı zamanındaki yaşayan padişahların haccı görevi olduğunu duymadım. Bilgili değilim. Sorum tuhaf mı?
Aklıma geldi. Allah’a emanet. İkinci sorun bu oldu. Dinimizde burçlar var mı? Halk arasında yıldızın düşük diyorlar. Osmanlı padişahları normalde devlet görevini bırakmamak için yerlerine birilerini vekil olarak gönderirlerdi. Bu caizdir, bunda bir sıkıntı yok. İkinci sorun, dinde burçlar var mı? Var. sonuçta varlık aleminde ayın yıldızların hareketleri var. O yüzden bunlarda da İslâm dini olarak bir sıkıntı yok. Hayırlı akşamlar diliyorum. Allah’la her daim bir beraber olmak nasıl mümkün olabilir? Zikretmekle, devamlı zikretmekle. Kim Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder. Âyet-i Kerime, deccaz zamanında müminlerin yemeği meleklerin tahammı olan tespih ve takdisler olacaktır. Kim o günde dilinde tespih ve takdis olursa Allah ondan açlığı giderir.
Ramiz, ey hadîs. Normalde Allah’ı zikir, insanda açlılık isteğini yok eder. Allah’ı zikredin. Allah’ı çokça zikredenler böyle kendilerini devamlı tokluk hissederler. Bu noktada çok zikretmeyince böyle oluyor. Şimdi bir şey anlatacağım böyle keramet gösteriyor gibi algılanmasın. Ben ilk itikafa girdiğimde şeyhim bana dedi ki Ramazân itikafında. birinci gün şu kadar yiyeceksin, ikinci gün bu kadar yiyeceksin. yağlı yemeyeceksin, hayvansal gıda yemeyeceksin. şunu bunu yemeyeceksin. Aha dedim ki bir sürü yemeyecek var. Hiç yemeyeyim o zaman dedim ben. Ben normalde birinci gün Allah affetsin yarım dilim ekmek, ikinci gün üç lokma, üçüncü gün bir lokma ekmek, üç beş zeytin, dördüncü gün hiçbir şey, beşinci gün hiçbir şey.
Sadece çay içiyorum, itikafa devam ediyorum. Altıncı gün müydü, beşinci gün müydü? Şimdi geçmiş gün bir de güneşe çıkmayacaksın, insanların içine çıkmayacaksın. Böyle on gün güneş yasak, insanlar yasak, dünya kelamı yasak öyle itikaf ediyorum. Böyle altıncı gündü herhalde veya beşinci altıncı gün böyle aynaya bir ara gözüm ilişti. Bir baktım böyle yanaklarım çökmüş, yüzüm çökmüş, gözlerim çökmüş. İçimden öyle geçirdim. Dedim bayram sabahı beni böyle görürse arkadaşlar dedim. Vallahi dedim tarikattan da, tasavvuftan da, itikaptan da sorular dedim. ne hale gelmişim derler dedim. Allah’ım ben ne olacak benim böyle bu durumum arkadaşlar tarikattan, dergahtan, şeyhten sorularsa diye kendi kendime öyle düşündüm.
Tabi sonra yine devam ediyoruz tabi itikafa. Günlük yetmiş bin tehvit ondan sonra malum itikaf dersleri bir gün tehvit bir gün lafse-i celal öyle devam ediyor. Yüz bin lafse-i celal yetmiş bin tehvit. Yeni itikafa giriyorum o zaman arada gelen giden oluyor ondan sonra. Bir ara bizim Bayinder’da böyle baharda, yazda biber patlıcan kızartması yaparlar. O kalır böyle akşamdan onu yoğurtlu bir şekilde dolaba koyarlar. Sabah kahvaltısında yeriz biz onu böyle çok lezzetli gelir bize soğuk soğuk. İçimden öyle geçti dedim ya böyle bir dedim kızartma yeseydik filan diye. Nereden içimden geçti Çorum Naci Mustafa Efendi Hazretleri geldi. Kendi eliyle böyle biz böyle onu elimizde yeriz çatalla filan da değil.
Aynı Bayinderlılar gibi böyle eliyle yiyip bana üç lokma yedirdi o kızartmadan. Kızartmayı yedirdi böyle resmen canlı böyle şey değil bu rüyâ hal değil böyle canlı canlı yedim böyle. Rezzetinde içimde hissettim. Neyse bayram sabahı bir baktım yüzüm gözüm yerine gelmiş böyle her şeyim yerine gelmiş. Allah’ım diyorum hiçbir şey yemedim nasıl yerine geldi filan bir müddet sonra Şeyh Efendi geldi Allah rahmet eylesin. Mustafa Efendi var mı soracağın dedi var efendim dedim. Dedim efendim bu teacüme gitti. Dedim böyle böyle oldu böyle oldu böyle oldu. Bir an sonra dedim ki kilo’m yerine gelmiş yüzüm gözüm yerine gelmiş bir vaziyette şeyden çıktım. Dedi ki bana oğlum dedi bu dedi avutlarından yanak boşluklarından çok tükürük geldi mi dedi.
Geldi efendim dedim. Yuttum mu dedi onu yuttum efendim dedim. oğlum dedi onlarla beslenin dedi. Onlar kül aldırdı sana dedi. Zikir ehli için açlık yoktur. Zikir ehli sünnete uymak için yemek yer doyurmak için değil kendine. Gerçekten zikir ehli ise eş çoluk çocuk ailenin düzeni ha yuva ile ya bak görüyor musun şu filanca hiç yemek yemiyormuş demesinler diye. Sünnet miktarı sünnete uyduğu için yemek yer. O yüzden zikir ehlinin nimeti zikirdir. Onu besleyen onu doyuran zikrullahdır. Allah bizi onlardan eylesin. Allah’ı çokça zikredin. Tehvide devam edin. bu günün insanı dünün insanı da öyleydi. Önceki günün insanı da öyleydi. Allah’ı az zikrediyordu. Bakın Kur’ân-ı Kerim’de münafıkları Cenâb-ı Hak tarif ederken onlar Allah’ı az zikrederler diyor.
O yüzden biz az zikretmeyelim. Çokça zikredelim inşallah. Selamun aleyküm Mehdî aleyhisselâm Mehdî olduğunu kaç yaşında öğrenecek? Ne yapacaksın kardeşim o kaç yaşında öğrenirsin öğrensin. Sen ne zaman öğreneceksin ona baksan. Sen Mehdî aleyhisselâm zuhûr ettiğinde ona asker olabilecek misin? Onun yanında durabilecek misin? Sen ona bak inşallah. Cumartesi sohbetinde yazmıştım 16 haftalık hamileliğimde bebeğimde önemli sıkıntılar olduğu için ilaçla düşürülmesi gerektiğini. Bugün 8.20 gece bu olay gerçekleşti. Bir sıkıntı olması yarın öğlen taburcu edecek doktor. Allah sizden razı olsun nasıl duâ edilir bu olayda mü’min nasıl olmalı? Hep sizden öğrendim. Duâ da zamanın yanımda olduğunuzu bilerek geçirdim.
Bu süreci hamdolsun. Size haber vermek istedim. Allah yardımcın olsun. Allah tekrar tekrar size evlat nasip etsin inşallah. Selamun aleyküm İstanbul sizi çok özledi. Eyvallah selam olsun. İstanbul’a inşallah. Allah razı olsun. Ne yapalım bu koronavirüs meselesi inşallah bu şehirler arası karantina tahmin ediyorum. Bu hafta değil bir dahaki haftaya kalkar diye düşünüyorum. İnşallah bir dahaki haftaya da kalkarsa yine inşallah gelir gideriz devam ederiz. Ama şu anda devletin koymuş olduğu yasaklara, önergelere, yönelgelere tabi olacağız inşallah. Çıkmaması gerekenler çıkmayacaklar inşallah. Evet. Maddi konularda ve beşeri ilişkilerde korkaklık, itikat eksikliğidir. İtikat eksikliği değildir. Normalde bir kimse ticaret yaparken, çekinceli ticaret yapmasında, korkak ticaret yapmasında bir bir iş yoktur.
Fazla da cesaret çok iyi değildir. Ben biraz fazla cesaretliyimdir. Allah iyi etsin. Zarar yanında dolaşır. Korkak hareket eden bir kimse çok zarar etmez. Olsun var. Bu ticari meselelerde maddi konularda korkaklıktan zarar gelmez inşallah. Selamun aleyküm. Namaz kılarken biten hal gösteriliyor. Bazen kaç rekat kıldığımı bilmiyorum. Birden olacak herhalde. Fazla fazla kılıyorum. Namazlarım kabul oluyor mu? Kabul olur. Ne kabul olmasın? Ama sen imamlık yapma. Sakın birilerinin önüne geçip de namaz kıldıracağım diye uğraşma. İslâm’a uzak kimseleri ısındırmak adına herhangi bir kitap tavsiye eder misiniz? Bu tür durumlarda önceli mi ne olmalıdır? Ben böyle roman türlü kitapları tanımadığımdan, bilmediğimden, okumadığımdan bir şey diyemeyeceğim.
Mesela İmam Buhari’nin Edeb-ül Müfred’ini verebilirsiniz. Riyâ-i Sâlin-i İşcilt, Üçcilt onu verebilirsiniz. Bildiğim, verebileceğimiz kitaplar bunlar. Hocam hayırlı geceler itobik olabilir. Af buyurun. Mehdî Aleyhisselâm ilim, Kur’ân, sünnet olarak eğitimini dünyada mı tamam edecek yoksa farklı mı tecellil edecek? Şu an dünyada olma ihtimali var mı, varsa ne yapıyordur? Bu noktada ilmi tamam edeceğini, zahiri olarak dünyada tamam edeceğine inanıyorum. Ama kalbi ilimleri, ilmi ledin’i açık olacak. Belki de bizim 10 günde anlayacağımız şeyi o bir dakikada anlayacak. Belki de bizim 10 seferde okuyup ezberleyeceğimiz şeyi o bir cümlesini okuyacak veya kitabın yüzüne bakacak, komple ezberleyecek.
Bu tip haller olacak çünkü ilmi ledin’e sahip olacak. İlmi ledin’e sahip olunca ona nereden sorulursa sorulsun, o cevap verir dini meselelerde. Şu an dünyada olma ihtimali var mı, varsa ne yapıyordur? normalde rüyalarında, hallerinde gören arkadaşlar var ama şu anda dünyada olduğuna inanmıyorum. Öyle söyleyeyim. Selamun aleyküm, Mehtâ aleyhisselâm çıktığında İsâ aleyhisselâmın görevini olacak. İsâ aleyhisselâm, Mehdî’ye yardımcı olarak gelecek. Mehtâ aleyhisselâm’ı tabi olacak, Mehdî’ye yardımcı olacak. Aynı zamanda onun gelmesiyle müntedeyin Yahûdîler ve Hıristiyanlar Müslüman olacaklar. Yakın zamanda doktor onayıyla ve kontrolüyle ilaçlarını bıraktım. Kaykı bozuklu ve takıntı rahatsızlığım vardı.
Fakat şimdilerde yine huzursuz olmaya başladım. Tekrar ilaç kullanmak istemiyorum. Ne yapmamı tavsiye ederseniz Allah’ı zikretmeni tavsiye ederiz. Zamanı müceddi olarak sizi görüyorum. Zamanı müceddi olarak sizi görüyorum. Bu şekilde düşünmek yanlış mı? Yanlış. Ben mücdedi olmaktan uzağım. Böyle bir iddiam da yok. Benim hiçbir iddiam yok. Öyle söyleyeyim. Ama mücdedi iddiası için olması mümkün değil. Ben sûfî tabanlı bir kimseyim. sûfîliği yaşamaya çalışıyorum. Sufiliyi yaşamaya çalışan bir kimsenin mücdeddi olması mümkün değil. O yüzden bu çok abartılı bir şey olur. Allah beni muhafaza eylesin. Bu tip şeylerden de hoşlanmıyorum. Böyle anılmak da istemem. Ben Kur’ân Sünnet’i yaşama ve yaşatma mücadelesi veren sûfî standlı Allah’ın kuluyum.
Mücedded Red, Ticaret ve Köpek
Bu kadar. Kendimi tanımlayacaksam böyle tanımlayabilirim. Selamun aleyküm. Dost doğru olmak ve üzerimizdeki manevi sıkıntıların defi için duanızı istiyorum. Allah muvininiz olsun. Allah ümmet-i Muhammed’e yardım etsin. Ümmet-i Muhammed’i korusun, muhafaza etsin. Üzerinde maddi, manevi her türlü sıkıntıyı atsın. İnşallah. Bilmediklerinizi zikir ehline sorun diyor hadîs-i şerîf. Âyet-i kerime. Bilmediklerinizi zikir ehline sorun. Âyet-i kerime. Ehli zikir olarak kabul edilir miyiz bilmiyorum ama yedi yıldır halakanızdayım. Kalbime danıştığımda cevabını alamıyorum. Birisi soru soracak diye aklım çıkıyor. Ne tavsiye ederseniz. Buradaki bilmediklerinizi zikir ehline sorunuz dediği mürşidi kamiller, üstatlar, velilerle alakalı.
O yüzden bunu kendiniz üzerinizde atfetmeyin. Selamun aleyküm. Bir üstadı Peygamber aleyhisselâm suretiyle aynı surette gören bir mürid Bunu etrafındakilere delil olarak anlatmasında bir sıkıntı var mıdır? Yoktur. Ama bunu böyle etrafındaki insanlar alaya alacaksa, hafife alacaksa, inanmayacaklarsa bunu söylemek sıkıntılı. Veyahut da kendini orada bir makam, bir mevki, bir hiyerarşi oluşturma hissiyatı varsa o zaman yine sıkıntılı. Hakkınızı helâl edin. Cumarınız mübarek olsun. Sizin de mübarek olsun. Benim ailemde ablamın oğlunu ısırarak ve sıkarak seviyor çocuk iki yaşında. Bu nasıl sevmek ya? Isırarak ve sıkarak. Ben bunu doğru olmadığını, çocuk da sanki şiddet eğilimine yol açtığını düşünüyorum.
Çünkü o da ısırıyor ve sıkıyor. Sizin görüşlerinizin ailem için olumlu etkisi oluyor. Bu konu hakkında tavsiyeniz nedir? Kıymetli kardeşler, bir çocuk ısırılaraktan sevilir mi ya? Bu nasıl bir vahşet? Veya sıkılaraktan sevilir mi? Bu nasıl bir vahşet? Doğru değil. Hazret-i Peygamber’in, sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerine hiçbir hadisinde okumadık çocukları böyle sevdiğini. Başlarını okşardı, evet onları öperdi küçük çocukları. Böyle şapur şupur da öpmezdi. Normalde bir başkasının çocuğunu da şapur şupur öpmezdi. Kendi torunlarını kucağında alır, omuzunda dolaştırır. Torunlarını sever, torunlarını okşardı. Ama böyle şapur şupur yalayarak öpmezdi. Isırmazdı, sıkmazdı. Sünnet-i Seniyye’de yok.
Selamun aleyküm. Kimlere esma verilir? Bir üstâd istediğine esma verir, rüyasında görene verir, kendi rüyasında görene verir. Veya hatta herhangi bir kimseye esma verir. Bunu müridlerin bilme şartı yok. kimlere esma verilir? bunu müridin öğrenmene öğrense ne olacak ki kimlere verildiğini? O kendisine bir esma verilmiş mi verilmiş, bir vird verilmiş mi verilmiş, bir vazife verilmiş mi verilmiş. Vazifesini devam etsin, dersini çekmeye devam etsin. Kime neden esma verildi, bana neden verilmedi? O müridi ilgilendirmez ki. Bir ömür boyu belki de hiç vird almadan, hiç farklı bir esma çekmeden yoluna devam edecek. Sonunda Allah dostu velî olarak ölecek. Nereden biliyor? Öbür ke esma aldı, düştü, öbür ke esma almadı.
Hep kendi kendine ben yerlerdeyim dedi, devam etti. O daha iyi bir hale geldi. Nereden bilecek? Selamun aleyküm. Mehdî aleyhisselâm da kutub mu olacaktır? Eee malum. Olmayacaksa zamanın yedi kutbu makam olarak, Mehdî aleyhisselamdan tabir cahisi yukarıda olmayacak mı? Pes! Az önce de bunu sordular. Ya böyle bir şey var mı ya? Neden illa ki böyle bir noktaya getiriyorsunuz? Nelerden, neleri düşünüyorlar ya? Selamun aleyküm. Bir işimi yaparken fazla gayret ediyorsam, o işi kendim gayret etmiş, başarmış gibi hissediyorum. Ama fazla gayret etmeden işi başarmışsam, Allah’ın yardımıyla oldu benden değil diye düşünüyorum. Bu şekilde düşünmem yanlış mı? Evet. Gayret de etsen, etmesen de hep Allah’ın yardımı, lütfu, ikramıyla yaptın.
Hasan Mezarcı’nın yeni çıkan, çekilen videoları dönüyor sosyal medyada. Bu adam bu duruma nasıl getirildi? Ona inanan eşi ve kişiler de var. Allah sizden razı olsun. Getirilebilir. Allah iyisin. Kıymetli bir insandı, bu hale geldi. 2-3 yıl önce birkaç sohbetinde Türkiye’nin Mehdî ordusunun kurması gerektiğini söylemiştiniz. Hala daha söylüyorum, inşallah Cenâb-ı Hak tesis ettirsin. Allah razı olsun inşallah. Ramazân ertelenmeli, oruç, vücut direncini düşürür, hastalığa yakalanma riskini arttırır. Bağışıklık sistemi zarar görmemeli, salgın geçinceye kadar Ramazân ertelenmeli. Kur’ân’da hasta iseniz başka günlerde tutun deniliyor. Hastalık riski de aynı. Olabilir. normalde hastalık riski varsa insanların üzerinde kendilerince ben hasta olurum, bağışıklık sistemim zarar görür diye düşünüyorsa tutmayabilir, caizdir.
Bir kişi mezheplere inanmıyorum derse durumu ne olur? Yeni bir mezheb kurmuştur o. Ben mezheplere inanmıyorum. İyi yeni bir mezheb kurdun. Adın ne? Ahmedi mezhepi oldun sen. Mısır’da şehit olan rabia işareti yapınca işaret geldi demiştiniz. Eksik dedim işaret. Onu çok iyi biliyorum. İşaret başka türlü olsaydı o zaman işaret diyeceğim demiştim. Ama işaret tam olarak değildi. Rabia işareti eksik dedim. Eşcinseler Bursa’da yürüyüş yapmak istemişlerdi. Teksaslılar yoğun tepkiye karşılaşınca, kalkışınca dağılıp iptal etmek zorunda kalıp bir daha yeltelenmediler. Yeltelenmesinler inşallah. Teksas grubuna teşekkür ediyoruz, alkışlıyoruz. Her türlü harama karşı böyle, yekvücud bir şekilde ayağa kalkmalarını istiyoruz inşallah.
Selamünaleyküm. Köpek ticaretinden kazanılan para harâm mıdır? Normalde şimdi bununla alakalı bildiğim kadarıyla bazı rivayetler var ama net olarak bir şey söyleyemeyeceğim. Net bir şey diyemeyeceğim şu anda buna. LGBT’li oluşumlar ve İstanbul Sözleşmesi ile ilgili Cimer’e yazmıştım ama bir yaptırımı olmamıştı. Gördüğüm çarpıklıklara sessiz kalmamaya çalışıyorum. Üye olmadığım halde Netflix’e de tepki verdim. Tamamen susmuş olmamak için. Hakaret edip saldırıya geçen eşcinseler hala devam ediyor. Yaptığım hayır anlamında bir karşılık var. Hala devam ediyor. Yaptığım hayır anlamında bir karşılığı yok mudur? Geri mi almam gerekir tepkimi bu tip çarpıklıklara ve algıprosyona nasıl karşılık verilmelidir?
Topyek’in LGBT’li oluşumlara karşı ve İstanbul Sözleşmesi ile alakalı Cimer’e, Akim’e, Dilekçeler yazıp bu noktada LGBT’li oluşumlara karşı olmamız farz. Bakın eşcinsilliğe karşı olmamız farz. Bununla alakalı her türlü oluşuma, her türlü karşı duruşa destek vermemiz lazım. Mehdileşmek nedir? İnsanların bu kadar Mehdî’ye olan ilgisinin sebebi nedir? Herkes bir Mehdî tuturmuş gidiyor. Bir de hiç inanmayanlar var. olabilir, Mehdî’nin konuşulması da çok çok konuşulması bir hadîs-i şerîf var. Mehdî’nin zuhurunun yakın olduğundandır. Çok çok konuşulduğunda diyor. Mehdî çıkacaktır. Başka bir rivayette de diyor hiç konuşulmadığında, hiç kimse bahsetmediğinde aniden çıkacaktır. İkisi de var. Normalde neden ilgisi var insanların?
Çünkü Müslümanların her yerde kanan kıtılıyor. Müslümanlar kendilerince kurtuluş yolu olarak görüyor. Bakın Çin’de Doğu Türkistan’dan bir haber alamıyoruz. Müslümanlar oradan bir haber alamıyor. Ne kadar Müslüman kıyıldı, orada ne kadar Doğu Türkistan Türkleri orada zalimli uğradı, ne kadar korona hastası oldu, nerelere sürüldüler hiçbir haber alamıyoruz. Bangladeş’te Müslümanlar ona keza zulüm altında, Afganistan’da, Pakistan’da, Hindistan’da bütün her yerde Müslümanların kanan kıtılıyor. Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, Filistin’de Müslümanların kanan kıtılıyor. Müslümanlar ne yazık ki çaresiz, bu çaresizlikten kaynaklanıyor. Müslümanlar sahipsiz, Müslümanların başı yok. Bundan kaynaklanıyor.
Selamünaleyküm, zikrin bir sınırı var mı? Kerat vakillerine zikir yapılır mı? 7.24 zikir yapılabilir. Ben İsviçre’den Ayfer Sipahi, az önce yaslı namazını kıldıktan sonra dualarımı okurken gökyüzünde doğudan batıya doğru belirli aralıklarla ip gibi dümdüz kayan yıldızlar gördüm. Orta yerde kayboluyorlardı. Bir müddet balkondan izledim, gözlerime inanamadığım için eşimi de çağırdım. O da gördü. Bir müddet sonra yıldızların gelmesi bitti. Yirmiden fazla yıldız. Bu ne olabilir? Gökte böyle değişiklikler olabilir, yıldızlar kayabilir. Bunları görmüş olabilirsiniz, zahiri olarak. Selamünaleyküm, ezberim çok zayıf benim de. Hiçbir şey duaları çabuk ezberleyemiyorum, ben de öyle. Rüyamda size bundan söz ediyorum, tam tekkenin iç kafasındayız, bana hemen hatim başla dediniz.
Ben çok akıcı, okuyamıyorum, yanlışım çok oluyor. Hafızalardan, hafızalardan takip etsem olur mu? Sizi çok özledik, tez vakitte kavuşuruz. Olur inşallah. Şia’nın büyük bir kesiminin Hz. Ebu Bekür, Ömer Osman efendilerimiz hakkında kötü söz söylemelerinin sebebi nedir? Bunu kabul etmiyoruz, o yüzden Allah onlara didayet eylesin. Bu kötü söz söylemelerden onlarda kurtulsunlar inşallah. Selamünaleyküm, geceniz mübarek olsun. İşlerin durma noktasına geldiği şu günlerde müşteri adaylarımızı ziyaret edip, iş istemek tevhîd-i aykırımıdır değildir. İşinizi devam edin, işinizi takip edin. Müşterilerimizle ilgili ticaretimizde ölçümüz nasıl olmalı kandırmayın, kandırılmayın. Kur’ân ve sünnet tarihinde bir ticaret nasıl olması gerekiyorsa öyle yapmaya gayret edin.
Şimdi birkaç gündür böyle bütün bakıyorum herkes dükkanını kapatmış, ondan sonra dükkanlarını dahi açmıyor. Kıymetli kardeşler, devlet nerelerin kapatılacağını, kimlerin evde oturacağını beyan etti. Bunun haricindeki kimselerin evlerinde oturmaları, dükkanlarını kapatmaları doğru değil. Biz devletten iyi bilmiyoruz kardeşim. Devlet okulları kapattı, tamam. dedi ki 20 yaşına kadar çocuklar evlerinde oturacak, tamam. 65 yaşından yukarısı da evlerinde oturulacak, o da tamam. Ama diğerlerinin evde oturacak demedi. Diğerleri maskesini taksın, eldivenini taksın, korumasını muhafazasını yapsın, dükkanı varsa dükkanını açsın kardeşim. Ticareti durdurmayın. Ticaret durursa Türkiye’yi felaket bekler. Bunu yapmayın.
Açın dükkanlarınızı. Dükkan kapısı, rızık kapısı, hak kapısı. Ne ama dükkanlarınızı kapatıyorsunuz? Ne ama tembellik yapıyorsunuz? Size devlet dükkanınızı kapatın mı dedi. Dükkanınızı kapatın dediyse kapatın. Kapatın demediyse gidin açın dükkanlarınızı kardeşim. 65 yaştan yukarısı 65 yaş ya yukarısı çıkmasın. Burnunu dahi çıkarmasın dışarı. Ben de görüyorum arabayla oraya buraya giderken 65 yaşından yaşlıları. Çıkmayın kardeşim oturun oturduğunuz yere. Devlet ne istiyorsanız ayağınıza getiriyor. Çoluğunuz çocuğunuzu ayağınıza getirsin. Size baksın. Hastalar çıkmayın dışarı 65 yaşında olmasanız dahi. Kronik bir rahatsızlığınız varsa her an için rahatsız olmaya ihtimaliniz varsa çıkmayın dışarı.
Çıkmayın dolaşmayın ortalıkta virüs yaymayın. Dışarı çıkanlar kendilerini korusunlar kendilerini muhafaza etsinler. Sosyal mesafeye dikkat etsinler. Millete sarmaşacağız tokalaşacağız öpüşeceğiz diye bakmasınlar. Ama işlerine devam etsinler. Normalde bir kimsenin bir ihtiyacı olacak gidecek alacak bir şeyini tamir ettirecek bir şey alacak. Hayat devam edecek. Hayat devam edecekse dükkanlarınızı açın. Nama dükkanlarınızı kapatıyorsunuz. Bu doğru değil. Bakın devlet neyi yasakladıysa yapmayın. Ben ta virüsün başından beri söylüyorum. Devlete tahammül olun kardeşim. Devlet 20 yaşa kadar sokağa çıkmayın demiş. Çıkarmayın çoluğunuzu çocuğunuzu evde otutturun. 65 yaş üstü çıkmayacak demiş. Çıkmasınlar kardeşim evde oturun.
Eşiniz, çoluğunuz, çocuğunuz, hısımınız, akrabanız size baksın. Benim etrafımda hiç kimse yok. İyi ahlâklı olsaydın da etrafında herkes olsaydı. Eşini, çoluğunu, çocuğunu, akrabalığını kırmasaydın zulmetmeseydin herkes senin etrafında pervane dönseydi. Sen güzel ahlâklı olsaydın kimseye haksızlık yapmasaydın kimseye zulmetmeseydin. Sen yaşlı ne isen etrafın senin etrafında dönseydi. Yaşlı dedeysen senin etrafında dönselerdi. Onun da kendinize bakın biraz. Evet yaşlılarımıza saygımız, sevgimiz, hürmetimiz sonsuz. Ama onlar da şikayet etmesinler. Otursunlar evlerinde. Hiç kimse bulamasalar dahi. devlet hizmet ediyor kardeşim. Belediyeler hizmet ediyor. Hısım akrabaları hizmet ediyor. O yüzden onlar çıkmasınlar.
Ama öbür türlü. devlet seni yasakladı mı dükkanını açmadı ya yasaklamadı. Aç kardeşim dükkanını. Küçük esnaflar, orta ölçekte esnaflar dükkanlarınızı açın işinize devam edin. Günlük verdiğimizde üç ihlas bir Fâtihâ-i Şerife’yi, bağışlamayı günlük hayatımda kullanıyorum.
Son Sorular: Rüyâlar ve Koronavirüs Veda
Herhangi bir şey yaparken yardım için, zor bir durumdayken altından kalkabilmek için de yapıyorum. Harika. Bir süre önce sanki dünyalık şeyler için kullandığımdan ihanet ediyormuşum gibi kapıldım. Hayır. Normalde bu sıkıntı yok. Devam et inşallah. Selamun aleyküm. Ben Mert Ali Aslantaş. On yaşındayım. Sizden ders almak istiyorum. Olur inşallah. Söyle annene, babana. Onar tane çek inşallah. Selamun aleyküm. Resûlullah Efendimiz. Ben Arap’ım ama Araplar benden değil diye bir şey söylemiş midir? Hiç hadisler dokunmadım. Allah bizi affetsin. İnsanın Kamil adlı kitapta Abdülkadir-i Cehili anlatılan manalar öyleleri vardır ki ancak kapalı bir ifade ya da geniş mananı bir işaretle. Anlatılabilir denmekte böyle anlatılması gereken bir şey.
Eğer açık bir şekilde anlatılacak olursa akıl kayar. Esas mahallinden ayrılır. Başka bir yöne gider. Bu durum ince bir iştir. Çoğu kez vuku bulur. Bu manayı ruhun, nuhun gemisi anlatılırken geçen şu âyet-i kerime ile daha iyi anlatılabilir denmekte. Onu levhalar ve civillere yapılmışa yükledik. Görülüyor ki burada gemiden söz edilmiyor. Ve o nuhu yüklenen aslında levhalarla civillere yapılan değildir. O halde ne ile düşün? Böyle olsaydı levhalarla civillerle yapılan gemiye yükledik şeklinde bir ifade tarzı tercih edilirdi denmiş. Bu konuda akıl kaymadan nasıl tefekkür etmeliyiz? Boş ver kaysın ya. Selamun aleyküm. Polat da sizi dört gözle bekliyor mümkün. Sizde de uygun görürseniz koronadan sonra ilk sohbetinizi bekliyoruz.
Selamun aleyküm. Namaz borçlarımızı vakit namazlarının sünnetlerinde niyet edip kılabilir miyiz? Evet. Hanefî mezhebine göre nasıl kılmalıyız? İmam azamın buna başta içtihâd etmediği, sonradan içtihâd ettiğine dair söylentiler var. O yüzden kılabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Selamun aleyküm. Ben Polatlı’dan Ramazân Polatlı’da iki erkek dervişiz. Derslerimiz olsun istiyoruz. Zikrullâh yapalım istiyoruz. Nasıl bir yol izleyelim? Ne tavsiye ederseniz? İki kişi beraber olun. Başlayın ders yaptırma. Bir hafta biriniz yaptırsın, bir hafta biriniz yaptırsın. Selamun aleyküm. Hazret-i Mehdî insanları kendisine bi’at etmesin. Çağrıda bulunacak mıdır? İlk önce bulunmayacak. Selamun aleyküm. Hayırlı geceler.
İki kızım bir oğlum var namaz kılmayı öğreniyorlar. Ben namaz kılarken arkama geçip bana uyuyorlar. Bana uyuyorlar farzlarını kılarken imamlık yapıyorum. Arada bu şekilde namazı öğrenene kadar arkamda saf tutup namaz kılmalılar. Namazı bu şekilde öğrenmeler doğru mu? Her zaman için saf yapın. Selamun aleyküm. Gençliğimizde yapamadığımız namaz, oruç borçlarımızı kaza ettiğimiz gibi ders almadan önceki her bir günü çekilebilir mi? Yok. Gerek yok. Biraz önceki soruyu ve cevabı anlayamadım. İkileme düştük. Evde üç bayan olarak Cum’a namazı kılabilir miyiz? Sünnet olarak nasıl kılarız? Üç bayan olarak kılamazsınız. Heyli akşamlar rüyâ söylemeyin dediniz ama uygun görüp okursanız diye gönderme istedim.
Kandil gecesi. Tövbe ettim. Tevhîd çekerek geçirdim. Gecesinde rüyamda yarasalar gördüm. Yarasalardan zarar görmeden kurtuldum. Ardından domates bahçesi, başka tarlılar, yeşillikler gördüm. Nasıl yorumlanır bilemiyorum. Günümüzdeki olaylarda mı yoksa manevi bir anlamı var mıdır merak ettiğim için sormak istedim. Vaktinizi aldım. Hakkınızı helâl edin. Şerden hayra geçmişiniz. Devam edin. Namazınıza, zikrinizle, tövbenize inşallah. Gece namazı kaçta kılınır? Gece namazı yatsı namazından sonra yatmadan önce kılınan namazdır. Herhangi bir gecenin vaktinde kılınır. Yatar kalkarsanız tevcih olur. Yatsı namazından arkasında hemen kılınabilir mi? Evet. Bu sormakla alakalı rüyayı anlatmış bir kardeş burada.
Sormak, ne o? Sormak çayı içilebilir. Bunda bir sıkıntı yok. Telefon numarınızı isteyip sizinle konuşmak isteyen kendisi derviş olan kardeşler var. Telefon numarınızı vermemize bir sakınca var. Her yerde bizim vakıf temsilcilerimiz var. Onlara müracaat etsinler. Onlar bu konuda ne yapacaklarını bilirler. Selamünaleyküm. Annem şu an hastanede yatıyor. Testin sonucunu bekliyoruz. Annemde kronik hastalıkları var. Ama anneannemin bakımına ihtiyacı olduğu için mecburen yanında kalıyor. Hastanede duanıza esergemeyin. Allah şifa versin. Allah yardım etsin inşallah. Arkadaşlar koronadan korkmayın. Kurallara uyun. Korona sizi panikletmesin. Şöyle söyleyeyim Allah’a hamd ediyorum. bazı kardeşlerin üzerinde korona pozitif olarak çıktı.
Hemen hızla hastanelere gittiler, müracaat ettiler. Bugün mesela İzmit’ten kardeşlerden hayırlı haber aldık. Hepsi de tavurcu olmuşlar. Gerçekten iyi tedavi ettiklerine inanıyorum. Sağlık personelinin komple ve hepsine de pozitifti ilk şeyleri. Hepsi de tavurcu oldular bugün. 4-5 gün 5-6 günlük bir tedaviden sonra gerçekten tedavi oluyorlar, çıkıyorlar. Ama kendinizi muhafaza edin, koruyun. Tekrar söylüyorum, tekrar söyleyeceğim. Devletin koyduğu sağlıkla alakalı, bu koyduğu kurallara uyun. Gerçekten devlet bu konuyu çok iyi götürüyor şu anda. Harika götürüyor. Amerika’ya, İngiltere’ye, İspanya’ya, İtalya’ya bakınca veya Çin’e, Rusya’ya bakınca gerçekten çok iyi götürüyorlar. Bu konuda yardımcı olalım devletimize.
Devletin çizmiş olduğu önergeleri uyalım. Çıkmayın dedikleri çıkmasınlar. Yapmayın dedikleri yapmasınlar. Gerçekten kendimizi de muhafaza edelim. Biz kendimizi de koruyalım. Bu böyle basit bir hastalık değil. Basit de de almayalım ama panik yapıp hayattan da kesilmeyelim. İyi geceler. Ben tarikata bağlayayım. Yaklaşık 15 yıldan beri dersimi çekiyorum. Şeyh’im yıllar önce vefat etti. Rüyalarımda Şeyh’imi görüyorum. Ve çeşitli hallerde rüyamda görüyorum. Çok tespihat yaptığım sıralar. Cinler musallat oldu. Ben de manen Şeyh’imi çağırdım ve geldi. O cini bağırı bağırı azap etti. Rüyamda oğul biz ölmüş müyüz dedi. Şimdi ben yaşayan bir şehire bağlanam gerek mi? Saygılar. Not, Şeyh’imi çok seviyorum.
Sizin kaçıncı makamda olduğunuzu bilemem. Sizin beşinci makamda, beşinci esmadaysanız bir Şeyhi intisâb etmenize gerek yok. Ama öbür türlü beşinci esmada değilseniz bir Şeyhi intisâb edeceksiniz sizden. Hocam rüyamda sizi gördüm. Birkaç kez size intisâb etmek istiyorum. Ne yapmam gerekiyor? Ankara’dan yazıyorum Mesut Karabulut. Normalde Mesut Karabulut… Sana telefonumu vereyim diyeceğim ama şimdi telefonu çıkarayım. Aklımda değil telefonum. Benim hiç ezberim yok. Ben telefon numaramı da ezberleyemiyorum. O yüzden bana soruyorlar telefonun kaçtı diye. Allah’ım sana. Ben de diyorum bekleyin. Telefonuma bakayım diyorum. Öğlesin söylüyorum ne yapayım. Siz isterseniz buna yaşlılık deyin. Mesut Karabulut, sana telefonumu yazdım.
Ve attım sana. Yanlış yazmadı hesap. Evet. Bu telefon numarasından benimle irtibata geçebilirsin inşallah. Allah yardımcınız. Selamünaleyküm namaz kıldığım yerde hayvan ve insan suretleri görüyorum. Belki de bana öyle geliyor sonra geçiyor nasıl kurtulabilirim. Devam et namazına, zikrine. Özür dilerim ama aklımı çok meşgul ettiği için sormak zorunda kaldım. Rüyamda Arafat’tan arkasında saman yüklü atlar iniyordu. Yanıma Hazret-i Ömer ve Hazret-i Ali geldi. Elinde beyaz bir kağıt vardı. Senin beratın dediler. Resulüm nerede diye sordum. Başlarını öyle eğdiler ve ağlayarak uyandım. Ve o zaman ben de bir şey söylemeyeceğim. Resulüm nerede diye sordum. Başlarını öyle eğdiler ve ağlayarak uyandım.
Allah mübarek eylesin inşallah. Rabbim şefaatine naim eylesin. Bu evden çıkma yasaklı günleri evde eşimle cidden çok zor geçiyor. Gerçekten normalde asabi biri şimdi dışarıda çıkamadığından daha aşırı sertleşiyor. Nasıl yapmalıyım, kafeyi yiyeceğim. Ne yapsam olmuyor. Sürekli telefon evinde. Bana hiç ilgi alaka göstermiyor. Yokmuşum gibi davranıyor. Ben de evde kalmaktan çıldırmak üzereyim. Ama o en azından işe gidiyor, geziyor vesâri. Rahatlığı halde böyle ne olur bize duvarın. Allah iyiyesin, Allah yardımcınız olsun inşallah. Takmayın ya normalde adamlar bu kadar kafeyi ya. Hayatınıza devam edin. Ne bu ya, Rabbim muhafaza eylesin inşallah. Evet sorular bitti. Haklarınızı helâl edin, geceniz hayır olsun.
Cenâb-ı Hak muhineyiniz olsun. İnşallah Cumartesi gün kaldığımız yerden İslâm’da siyasetten devam edeceğiz inşallah. Geceniz mübarek olsun. Selamün aleyküm.
Kaynakça ve Referanslar
- Giriş: Mehdî Kavramı ve Dinlerde Mehdî: Mehdî — hüdâ/hidâyet kökünden türeyen, “doğru yola erdirilmiş” anlamında sozcük; imtihân âyeti — Bakara 2/214 (“Geçmiş ümmetlerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi düşünüyorsunuz?”); Mehdî kavramının tarih içi evrenselliği — Mısır’da Ameni, Hindu’larda Kalki (Vişnu’nun onuncu avatarı), Budizm’de Maitreya, Kuzey Amerika yerlilerinde Gostans, Mecûsî/Zerdüştlerde Saoshyant; Yahûdîlerde Mesîh (Mesih) — esaretten kurtulma ve Büyük İsrail beklentisi; Hıristiyanlarda İsâ Mesîh’in ikinci inişi — Hezekiel 38-39; Matta 24; Evangelist hareketin Amerika’daki etkisi ve İsrail’e destek bağlantısı
- Takvim Hesapları ve İslâmî Kaynaklar: Takvim hesabı yapanların yanılması — İbn Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye’de 1284-85 târihi; Yehova Şahitleri’nin 1975 beklentisi; Şîî rıvâyetlerde 12. İmâm anlayışının dışta bırakılma gerekçesi; Sunnî kaynaklarda Mehdî hadîsleri — Ebû Dâvûd, Melâhim 1-13; Tirmizî, Fiten 43; İbn Mâce, Fiten 34; ümmü Seleme, İbn Mes’ûd, Hazret-i Ali, Ebû Saîd el-Hudrî ve Ebû İsâ rıvâyetleriyle mütevâtir seviyesi; Mehdî’nin ismi Hazret-i Peygamber’in, annesinin adı ve babasının adı Hazret-i Peygamber’in ailesinin adlarına uyacaktır — Ebû Dâvûd, Melâhim 1; 7 yıl hüküm süreceği rıvâyeti — Ebû Dâvûd, Melâhim 1
- Mehdî’nin Vasıfları ve Soyu: Hazret-i Hasan’ın babası ve Hazret-i Hüseyin’in annesinden indiğine dair çift soy rıvâyeti; Hazret-i Ali’nin oğlu Hasan’a bakarak “benim bu oğlumdan bir sultan çıkacak” sözü; Hazret-i Hüseyin’e benzer yüz yapısı; şemsî (yüzünde yıldız) alâmeti — Ebû Dâvûd, Melâhim 1; kırk yaşlarında olacağı — Tirmizî, Fiten 43; yeryüzü adaletle dolacak ve zulüm kalkacak aynı hadîs; 2 yıl, 7 yıl, 40 yıl hüküm sürmesine dair farklı rıvâyetler; Emevîler’in Hazret-i Hasan ve Hüseyin soyuna zulüm yüzünden Mehdî beklentisinin yükselmesi ve Abbâsîler’in ilk melikine mehdî nazarıyla bakılması
- Mehdî İlânı ve Risâle-i Nûr–Gülen Örnekleri: Risâle-i Nûrcu kardeşlerin Bedîüzzamân Saîd-i Nürsî’yi Mehdî kabul etme yorumu; Fethullah Gülen’in bir zaman Mehdî olarak görülmesi ve kühnesi — sûfî tespit: bir kimsenin kendini veya birilerini Mehdî ilân etmesi; Mekke’de Kâbe rüknüyle İbrâhîm makamı arasında bi’at edilecek — Ebû Dâvûd, Melâhim 1; o an bütün peygamberlerin, Hazret-i Âdem’den Muhammed Mustafâ’ya kadar, ve tüm velîlerin mânen hazır bulunacağı rivayeti; yedi kutub ve onların dervişleri (ebdâl); kendisine ait yedi bayrak sahibi velinin Mekke’ye ona biat için gelmesi; mehdî’nin bunu reddedip Medîne-i Münevvere’ye ayrılması ve tayy-i mekân ile giderek Hazret-i Peygamber’in kabr-i şerîfinde murâkabeye dalması — İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât
- Mehdî İnâncının İtikâdî Hükmü: Mehdî’nin gelişine inanmak îmânın rükünları arasında değildir — Aş’arî-Mâtürîdî kelâm kaynakları; Şîî hiziplerinde îmân esasları arasında sayılması istisnâsı; Sunnî itikâdında Mehdî’yi inkâr edenin kafir ilan edilemeyeceği — bu kimselerin Kelime-i Şehâdet’i soyleyenler olduğu için Müslüman sayılacağı; “Mehdî’yi beklemek tembelleştirir” önerisi — Emr-i bi’l-ma’rûf âyeti Âl-i İmrân 3/110 (“Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz”); farz/nâfile dengesi — Buhârî, Rikâk 38 (“Kulum bana nafilelerle yaklaşır…” kudsi hadîsi); Mehdî bekleyiciliğinin cihâdı terk ettirmesi tehlikesi
- Mehdî’nin Zuhûr Âlâmetleri ve Fuhuş: “İslâm yeryüzüne hâkim oluncaya kadar savaşmakla emrolundum” hadîsi — Müslim, İmân 33; Buhârî, İmân 17; fuhuş patlaması ve haksız adam öldürmelerin 10 yılda yüzde 700-800 artması alâmet olarak görülmesi; Hazret-i Mehdî’nin zuhûru için tüm âlâmetlerin göründüğü tespiti; 80 gr. 14 ayar altının 46.80 gr. 24 ayara tekabülü hesabı (altın nisâbı); namazdan “zevk” yerine “itaat, muhabbet, feyiz” alınmalı — Kur’ân-ı Kerîm’de namazın itâat boyutu, Bakara 2/238; sûfî terim olarak “zevk” nefsin hilesi olabilir — Mevlânâ, Mesnevî
- Ders Alma, Hâfızlık ve Hatim: Hamile eşin doğumu için duâ — Me’ric 70/32-35; hâfızlık müşkülâtında tövbe-abdest-tespih terkibi ile devam; iki ayrı hatim grubunda sırayla cüz okuma câizi — fıkıh icâzeti; rüyâda şeyh görme ve ders isteme iki boyutu: kimseyi zorla şeyh’e bağlama yok; hâfızlıkta nefisin perdesini yarıp ileri gitmenin yolu — Tâhâ 20/114 (“Rabbim ilmimi arttır”); Meleklerin yaratlışı ve nefs-i mutmainne hiyerarşisi; Hazret-i Âdem’den önce meleklerin ve cinlerin yaratılması — Hicr 15/26-27; Bakara 2/30 (“Yeryüzünde bir halîfe yaratacak olan Rab…”)
- İstanbul’un Rolü ve Hilafet Meselesi: Kutsal emanetlerin İstanbul’da muhâfazası — Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dâiresi; Mehdî’nin İstanbul’a gelmesi ve hilâfet merkezinin İstanbul olarak değerlendirilmesi — Osmanlı hilâfeti 1924’e kadar; hicret’in farzlığı Mehdî zuhûr ettiğinde; ordunun evlerden tek tek çağrılması rıvâyeti; Mehdî’yi kalben tanıma imkânı; esnaf ve vergi meselesi — devletin görevi haksız rekabeti önlemek; Mevlevîlik ve 1915 Ermeni yerinden edilmelerinde bazı Mevlevî dergahlarının Ermenileri koruma rivayeti — tarihsel tartışmalı mesele, rıvâyetlerin dikkatle ele alınması gerektiği
- Yedi Sahih Ders, Büyü ve Netflix: Yedi sahih ders — halîfelik öncesi verilen manevi ders tanzimi; emmâre–levvâme–mülhüme–mutmainne makam sıralaması — Yûsuf 12/53 (emmâre), Kıyâmet 75/2 (levvâme), Şems 91/7-8 (mülhüme), Fecr 89/27-28 (mutmainne); büyünin gerçekliği ve Hazret-i Peygamber’e yapılan büyü olayı — Felak 113/1-5, Nas 114/1-6, Buhârî, Tıb 47; büyü’ye karşı Muavvizeteyn ve zikir muhâfazası; Netflix’te “Osman” adıyla eşcinsel dizi planlamasına karşı tavrın ikiyüz-lülüğe düşmeden kapsamlı olması; mahalle baskısıyla muhabbeti güzel tutmanın énemi
- İstanbul Sözleşmesi, Borsa ve Cum’a: İstanbul Sözleşmesi tartışması ve eşcinsellik ilişkisinin Türkiye’de yasal olarak suç olmayışı; Netflix’e tepki ile sözleşme arasında tutarlı tavır beklentisi; Kâbe’deki Sa’d Kulesi’nin Mehdî’nin zuhûr yerlerinden biri olması rıvâyeti — Beytullâh etrafındaki devasa kulelerin sınır tartışması; İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât no. 68-2/118 üzerinden Mehdî’nin “100 yılın başında gelecek” yorumu; borsa ve hisse senedi meselesi — Hanefî içtihâdında helal şirketler ve iskonto; Cum’a namazı’nın farz-sünnet rekat sayısı — Mergınânî, el-Hidâye; Muhammed özelinde cum’a mes’elesi
- Rüyâ, Zikir ve Şeyh İrtibâtı: Rüyâda Hazret-i Peygamber’i görenlerin Mehdî’yi tanıması — “Rüyâda farklı sûrette görünsün, tanınır” rıvâyeti; Buhârî, Ta’bîr 10 (“Beni rüyâsında gören beni görmüştür, şeytân benim sûretime giremez”); mehdîyet inkârı ile hadîsleri inkârı ilişkisi; vefât etmiş şeyhin dersi bitmiş ise hayâttaki bir şeyhe intisâb gereği — İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât; şeyhsiz zikrin tehlikesi — Şah-ı Nakşibend’in râbıta-yı şeyh âdâbı; köpek ticareti gibi istiknaf meselelerinde Hanefî kaidesi — av, bekçilik ve çobanlık istisnaları dışında mekrûh; zarûret hâllerinde kazâ ve nafile muracaâtı
- Mücedded Red, Ticaret ve Köpek: “Sûfî standlı Allah’ın kulu” özetlemesi ve mücedded ilânın reddi — tasavvufta alçak gönüllülük şartı; zikrin sınırsızlığı — Ahzab 33/41-42 (“Ey iman edenler Allah’ı çokça zikredin”); gayr-i Muslim komsuya zikir öğretmenin mu’tedil olmaması ama sû-ı istimâlden uzak kalınması; kerametlerin zahirî delili gerekmediği, imanın iç-Şâhidliği; Müslüman’in ticaretinde dürüstlük — Müslim, İmân 171 (“Bizi aldatan bizden değildir”); Tirmizî, Büyû 4; fiyat belirleme ve stokcuları ayırt etme; dükkan çevresindeki müşterilere güler yüz; çırakın rızası ile çırâklık âdabı
- Son Sorular: Rüyâlar ve Koronavirüs Veda: Üç İhlâs bir Fâtihâ okuyup bızlı yakın-ınıza bağışlama — Tirmizî, Sevâbu’l-Kur’ân 10; 10 yaşındaki çocuklar için ders alma – ebeveyn muvafakati gereği; vefât etmiş şeyhe rüyâda cin tasarrufu meselesi; hayâttaki bir şeyhe bağlanmanın gerektiği; teheccud namazının yatsı sonrası kılınma câizi — İbn Âbidîn, Reddu’l-Muhtâr; sigara ve dumanın namaz mahâlinde mûsib edildiği durumlar; Arafat, Hazret-i Ömer ve Ali’nin rüyâsıyla berat gostermesi; koronavirüs günlerinde aile içi gerçeklik ve sabrın ehemmiyeti; Cumartesi sohbetinde “İslâm’da Siyaset” konusuna geçiş taahhüdü; selâm ve hakkınızı helâl edin duâsı ile veda
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Tarîkat, Vird, Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı