Şeytânın Giremediği Tek Yer: Zikrullâh ile Dolu Kalb
Şeytân câmiye de gider, Kâbe’ye de girer. Zîrâ şeytân insânın damarlarında dolaşır; insân nereye giderse oraya gider. Ancak şeytânın giremediği tek bir yer vardır: Bir kimsenin kalbinde Allâh’ın zikri bulunuyorsa, şeytân o kalbe aslâ giremez. Bu, sûfîliğin temel hakîkatlerinden biridir; ve zikrin niye bu kadar mühim olduğunun mukaddimesidir.
Hadîsi Şerîf: Zikir Varsa Şeytân Giremez
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bir hadîsi şerîflerinde buyurmuşlardır ki, kalpte zikrullâh olduğu müddetçe şeytân o kalbe giremez. Fakat kalp zikrullâhtan kesildiği ânda, yâ’nî o kimse zikri bıraktığı ânda, şeytân hemen içeri girer. Bu hadîs, zikrin kalp için bir kale olduğunu izâh eder: Kale duruyorsa, düşmân giremez; kale yıkılırsa, düşmân hemen yer alır.
Şeytânın Diğer Adı: «Vesvâs el-Hannâs»
Şeytânın bir diğer adı «Vesvâs el-Hannâs»tır. Nâs sûresinde geçer: «Hannâs olan vesvesecinin şerrinden Allâh’a sığınırım.» Hannâs, «geri çekilen» demektir; çünkü o kalbin kapısında bekler; zikir varsa geri çekilir; zikir kesilirse hemen girer. Bu özelliği yüzünden ona «hannâs» denmiştir. Sûfî bu özelliği bilir; zikrini hiç bırakmaz; çünkü bıraktığı an, şeytân hemen kale duvarına yapışır, içeri girer.
Şeytân Zikir Meclislerini Sevmez
Bu sebeple şeytân zikir meclislerini sevmez. Kur’ânı Kerîm’in okunduğu meclisler, Allâh’ın anıldığı meclisler şeytânın sevmediği yerlerdir. Şeytân oradaki insânları o meclisten uzaklaştırmak için uğraşır: «Bugün hava çok soğuk, gitme»; «bugün uykun var, dinle»; «bugün işin çok, ihmâl et»; «bugün başka bir şey daha önemli, onu yap» — sürekli bahâne yetiştirir. Sûfî bu bahânelere kanmaz; sohbete devâm eder; zikir meclisini ihmâl etmez.
Zikrullâha Devâm Edenler İnşâallâh Şerrinden Uzak Olurlar
Bu yüzden zikrullâha devâm edenler inşâallâh şeytânın şerrinden uzak olurlar. Zikrullâhın çeşitleri vardır: Lisân zikri (dil ile söylemek), kalb zikri (kalp ile hissetmek), rûh zikri (rûhun derinliklerinde yaşamak), sırr zikri (kendinden geçerek Hakk’ta fânî olmak). Sûfî bütün bu mertebeleri geçer; her birinde zikrini ilerletir. Üstâdın gözetiminde, sünnetin çerçevesinde, Kur’ân’ın hidâyetinde — bu yolda yürür. Şeytân bütün bu yolculuk boyunca onun yanına yaklaşamaz; çünkü kalp Allâh’ın zikriyle dolu olduğundan, şeytâna yer kalmamıştır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Şeytân, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü