Bir Mürşidin Gönlüne Kulağını Daya — Şeytân Kulağına Vesvese Veremez
Hz. Pîr buyurur ki: «Bir mürşidin gönlüne kulağını daya; şeytân kulağına vesvese veremez.» Mürşidin gönlü, zikrullâh ile, peygamber sevgisiyle, sahâbe edebiyle, Kur’ân’ın nûru ile doldurulmuş bir kalbtir. Sûfî bu kalbe kulağını dayadığında, oradan kendisine intikâl eden o zikir, o muhabbet, o nûr — kendi kalbini de doldurur; ve şeytânın vesvesesine yer kalmaz.
Rabıtanın Bâtınî Hikmeti
Bu söz, aslında rabıtanın bâtınî hikmetini izâh eder. Sûfî, mürşidini düşündüğünde, onunla kalbî bir bağ kurar. Mürşidin kalbinden gelen mânevî feyz, sûfînin kalbine akar. Bahâeddîn Nakşbend hazretlerinin yolunda râbıta esâs hizmetlerden biridir. Çünkü mürşid, peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile silsile yoluyla kalbî bir bağ kurmuştur; sûfî de mürşid ile bu bağı kurarak, o zincirin halkasına dâhil olur.
Şeytân Mürşidden Korkar Çünkü Onun Yakîni Var
Şeytân mürşidden niye korkar? Çünkü mürşid, yakîn ehlidir; tevhîd ehlidir; zikir ehlidir; ihlâs ehlidir. Şeytân bu vasıfların yakınına yaklaşamaz; çünkü Allâh’ın «Ey iblîs, sen benim hâlis kullarıma musallat olamazsın» âyeti vardır. Mürşid, Allâh’ın muhlas kullarındandır; şeytân onun yakınına gelemez. Sûfî de mürşide kalbî olarak bağlandığında, mürşidin himâyesi altında olduğundan, şeytân ona da kolayca yaklaşamaz.
Sûfîler Sohbetin Hârika Bereketinden Mahrum Kalmasın
Bu yüzden sûfîler, mürşidin sohbetinden mahrum kalmasınlar. Hâcegân ehli, sohbeti zikrin önüne koymuşlardır: «Sohbet, zikrin sırrını açar» demişlerdir. Sohbete devâm eden, kalbini mürşidin kalbine bağlayan sûfî, şeytânın vesvesesinden kurtulur. Çünkü sohbette mürşidin nefesi vardır, peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin nefesinin uzantısıdır; bu nefes nereye değse, oraya bereket iner, şeytân kaçar.
Mürşid Olmadan Tek Başına Şeytân ile Mücâdele Zordur
Mürşid olmadan tek başına şeytân ile mücâdele etmek son derece zordur. Çünkü şeytân yedi yaştan yetmiş yaşa kadar insânın yanından ayrılmayan, onu her ân tâkip eden, ona vesvese veren bir düşmandır. İnsân kendi başına ona yenik düşer; ama bir mürşidin gönlüne kulağını dayayan kimse, kendisini o mürşidin himâyesi altına almış olur. Şeytân, mürşidin himâyesindeki sûfîye yaklaşamaz; çünkü mürşidin kalbi, peygamber kalbinin nûrunu taşımaktadır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Râbıta, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü