Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Şeytan ·

Sûfîlerin dâim Allah zikrini yakalaması gerekir; yakalayamazsa şeytan onun kalbine vesvese verir

Bir kimse. Kur'an ve sünnetin dışına çıkar. Kur'an ve sünnetin dışına çıkanlar bir bilmediklerinden çıkarlar iki nefislerine uydukları dolayı çıkarlar nefse uyduran nedir orada şeytanın vesvesesi şeyt...


Sûfîlerin Dâim Allâh Zikrini Yakalaması Gerekir; Yakalayamazsa Şeytân Kalbine Vesvese Verir

Bir kimse Kur’ân ve Sünnet’in dışına çıkarsa, bunun iki sebebi vardır: Ya bilmemesidir, ya da nefsine uymasıdır. Nefse uyduran ise şeytânın vesvesesidir. Şeytân, kişinin kalbine harâm veyâ bâtıl bir şeyi güzel göstererek onu oraya doğru yürütür; kişi de Kur’ân ve Sünnet’e aykırı olduğunu bile bile o yöne yönelir. Daha tehlikelisi şudur: Kişi büyük günâhtan uzak durmakla yetinir, ama şeytân kalbine vesvese vererek onu akâid bakımından sapıklığa düşürebilir. Büyük günâhı işlemek fiilî sapma ise, kalbe giren bâtıl itikat akâidî sapmadır ve çok daha büyük bir tehlikedir.

Zikrullâhın Kalbi Koruma Gücü — Allâh Resûlü’nün Ev Teşbîhi

Hadîsi şerîfte Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kalbi bir eve benzetmiştir: «Evde zikrullâh varsa, şeytân içeri giremez; ama zikrullâh kesilince, şeytân kapıda bekler ve hemen içeri girer.» Kalpte ya Allâh’ın zikri ve muhabbeti vardır, ya da şeytânın vesvesesi — üçüncü bir seçenek yoktur. Bu sebeple sûfîler için zikir hayâtî önemdedir. Dâim zikri yakalayan bir kimsenin kalbine şeytân vesvese veremez; zikir kesilince kapı açılır.

Hanzala Rivâyeti: Sahâbenin Tetikte Kalışı

Sahâbî Hanzala radıyallâhu anh, Hz. Ebûbekir’e dedi ki: «Resûlullâh’ın huzûrundayken öyleyim; ama dışarı çıkınca, dünyâ beni içine alıyor. Hanzala münâfık oldu!» Hz. Ebûbekir de: «Ben de aynısını yaşıyorum» dedi ve birlikte Hz. Peygamber’e gittiler. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «Her zaman benim yanımdaki hâlinizde olsaydınız, melekler yolda size selâm verirdi. Ama ey Hanzala, zaman zaman (dünyâya âit) böyle, zaman zaman da şöyle…» Bu rivâyet, sahâbei kirâmın kalp hassâsiyetinin ve tetikte kalışlarının büyüklüğünü göstermektedir.

Sahâbe Düştüğünü Hisseder, Bizler Düştüğümüzü Bile Bilmez Hâle Geldik

Sahâbei kirâm o kadar hassâs idi ki, az bir dünyâ meşgalesini bile kalbinde hissedip Resûlullâh’a koşarak «Bizde münâfıklık alâmeti çıktı» derlerdi. Bizler ise dünyâya bataçıka, harâmlara bulabula gezerken bile kendimizi «hak yolda» zannederiz. Sahâbenin tetikteliği ile bizim gevşekliğimiz arasındaki fark, kalbin uyanıklığı ile kalbin gaflet bürümesi arasındaki farktır. Bu yüzden sûfîlik, kalbi uyanık tutma sanatıdır; ve bunun yegâne yolu, dâim zikir tutmak, sohbete devâm etmek, mürşidin nefesinden ayrılmamaktır.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Şeytân, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü